<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mahmut Çınar, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/mahmut-cinar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/mahmut-cinar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:15:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mahmut Çınar, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/mahmut-cinar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadıköy&#8217;de Sanata Adanmış Bir Vakıf: TAKSAV Kadıköy</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/kadikoyde-sanata-adanmis-bir-vakif-taksav-kadikoy/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Çınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 08:43:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TAKSAV]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Demirer]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38067</guid>

					<description><![CDATA[<p>TAKSAV Kadıköy, alternatif ve özgür bir kültür-sanat ortamının yaratılmasına katkı sunmak amacıyla yıllardır önemli çalışmalara imza atıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/kadikoyde-sanata-adanmis-bir-vakif-taksav-kadikoy/">Kadıköy&#8217;de Sanata Adanmış Bir Vakıf: TAKSAV Kadıköy</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnternet sitelerinde kendilerini tanıttıkları bölüm şu cümleyle başlıyor: &#8220;Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat için Vakıf (TAKSAV), özgür ve eşit insanların yaşayacağı başka bir dünya için on yıllardır mücadele eden insanlarca kuruldu.&#8221; Türkiye&#8217;nin en karanlık, aydınlığa en çok ihtiyaç duyulan dönemlerinin birinde, 1993 yılında kurulan vakfın kurucu üyeleri arasında Can Yücel, Rıfat Ilgaz, Korkut Boratav, Fikret Başkaya, Emil Galip Sandalcı, Halit Çelenk, Oğuzhan Müftüoğlu, Ali Asker, Halil Ergün gibi isimler bulunuyordu. Toplumun her kesimine kültür ve sanat yoluyla ulaşmayı hedefleyen, bu alanlara özgürlükçü ve demokratik bir bakış açısıyla katkıda bulunmayı amaçlayan vakıf, o günden bugüne sayısız insanın çatısı altından geçtiği, bir şeyler öğrendiği, bir şeyler kattığı, fikirler ile sanatın bir arada yoğrulduğu bir paylaşma ve buluşma merkezi olmayı başardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel merkezi Ankara&#8217;da bulunan TAKSAV&#8217;ın İstanbul&#8217;daki şubesi olan TAKSAV Kadıköy&#8217;de, yürüttüğü kültürel, sanatsal faaliyetlerle, İstanbul&#8217;un, özellikle de Kadıköy&#8217;ün en önemli sanatsal merkezlerinden biri. TAKSAV Kadıköy&#8217;ü tanımak, bir vakfın sanatsal faaliyetler yoluyla topluma ne gibi katkılar sunabileceğine dair cevaplar aramak ve sivil toplumun dönüştürücü bir etkisi olup olmayacağına dair öngörülerini öğrenmek için vakfın Kadıköy&#8217;deki tarihi binasını ziyaret ettik, Şube Başkanı Esra Kahraman ve Başkan Yardımcısı Hülya Demirer ile görüştük.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Her şeyden önce sormayı istediğim bir şey var: Böyle bir vakfa ya da vakıf yapısı altında böyle bir oluşuma neden ihtiyaç duyuldu?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-38069 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG-20190423-WA0000.jpg" alt="" width="397" height="256" />Esra Kahraman: Türkiye&#8217;de çok üstünde durulmayan, çok önemsenmeyen bir konu kültür-sanat, biliyorsunuz. Hele son 20 yılda toplum artık giderek uzaklaştırılıyor. Buna bir alternatif model olarak değil belki ama bir ihtiyaca cevap vermek adına kuruldu. Çocuklar, gençler, yetişkinler, herkesi kapsayan kültür-sanat faaliyetleri yürütmeyi amaçlayan bir grup insan tarafından, 1993 yılında hayata geçirildi. Örneğin Ankara&#8217;da, ki orası bizim genel merkezimiz, her yıl Tiyatro Festivali yapılıyor, çok başarılı müzik festivalleri yapılıyor. İstanbul&#8217;da geçmişte birtakım şubeler vardı ama şu anda TAKSAV Kadıköy olarak sürdürüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İçinde bulunduğumuz mekân, şu an için kendi mütevazı imkânlarıyla faaliyetlerini yürüten bir mekân. Henüz yeterli olduğumuzu düşünmüyoruz. Ankara&#8217;da yaptığımız gibi etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz örneğin. Tiyatro festivali, sinema festivali gibi, ama alternatifi öne çıkaran, alternatifin bilinirliğini artırmaya yönelik etkinlikler hayal ediyoruz. Asıl amacımız ise, Beyoğlu, Kadıköy gibi kültür-sanat merkezlerinin ötesine geçip, bu tür etkinliklere; tiyatroya, sinemaya ulaşamayan kitlelerle buluşmak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii bunların hepsini yapabilir miyiz? Tartışılır. Yine de vakıf olarak böyle bir girişim için gayret göstereceğiz. Kitap günleri benzeri etkinliklerle örneğin, İstanbul&#8217;un kitaba erişim konusunda sıkıntı yaşayan bölgelerine gidilebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hülya Demirer: Tabii biz Kadıköy&#8217;le sınırlı kalırsak aslında &#8220;nezih bir kitle&#8221; olarak sınıflandırılan bir kitleye kültürel ve sanatsal anlamda bir destek veriyor olacağız. İstanbul&#8217;da yoksul, kültürel anlamda beslenmeye ihtiyaç duyan çok fazla çocuk var, genç var. Önümüzdeki dönemde bizim bir dal uzatmamız gerekiyor. Vizyonumuzu biraz daha ileriye tutarak, toplumun yoksul kesimlerinin ihtiyaç duyduğu kültürel, sanatsal etkinlikleri onlara ulaştırmamız gerekiyor. Toplum yıllardır gerici bir baskı altında. Bu baskıya karşı siyasi söylem, siyasi eylem tabii ki çok önemli ancak somut kültürel projelerle bu baskıya karşı bir panzehir üretmemiz gerekiyor. Çocukların bu bölgelerde, tek seçenek olarak Kur&#8217;an kurslarına gönderilmelerine alternatif üretmemiz lazım. Yaz boyunca, çocukların tatilde olduğu süreçte onları sanatla tanıştıracak etkinlikler gerçekleştirmek istiyoruz. Gezici çocuk şenlikleri gibi projeler üzerinde konuşuyoruz. </span></p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de kültürel ve sanatsal sermayeye sahip olan bir anlayışa karşı, yeni bir kültürel sermaye oluşturulmaya çalışılıyor. Kültür Bakanlığı, belediyeler, bu alanlara ciddi kaynaklar aktarıyor. Siz, TAKSAV&#8217;ı ve benzeri yapıları, bu ideolojik çabaya karşı bir alternatif gibi görüyor musunuz? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Alternatif değilsek bile olabilmeliyiz. Bizimle benzer çizgide olan, toplumsal aydınlanmayı önemseyen, bu konuda adımlar atan sivil kurumlarla, ayrıca belediyelerle işbirliği içerisinde bunu örgütlememiz gerekiyor. Mevcut iktidarın toplumsal olarak görece başarılı olmasının en önemli nedenlerinden biri, özellikle yoksul kesimler için yoğun bir faaliyet içerisinde olması. Gerici olarak tanımlayabileceğimiz bu durumu kırmamız gerekiyor. Burada asıl mesele, bu tür bir çabanın, güçlü kaynaklar, yeterli insan gücü ve emek gerektiriyor olması. Bu kapsamda projelere başladığınızda sonuna kadar gidebilmeniz, iyi örgütlenmeniz, iyi yürütmeniz şart. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Bildiğim kadarıyla kimi belediyelerle işbirliği içerisindesiniz. </strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EK: Evet. Özellikle büyük ölçekli şenliklerde, etkinliklerde lojistik olarak destek almaya çalışıyoruz. Salon ihtiyaçlarımız için belediyelerle görüşüyoruz. Kadıköy Belediyesi örneğin, bu konuda her zaman yanımızda oldu. 23 Haziran&#8217;da 26. yılsonu etkinliğimizi Caddebostan Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştireceğiz. Ancak biraz önce Hülya&#8217;nın belirttiği gibi, sivil toplum kuruluşlarıyla da işbirliklerimizi geliştirmemiz gerekiyor. Şu anda bu işbirliği genelde salon, lojistik gibi lokal ihtiyaçların karşılanması boyutunu aşamamış durumda. Biz TAKSAV olarak, kendi boyutlarımızın ötesinde projeleri gerçekleştirmek için bu işbirliklerine gitmemiz gerektiğinin bilincindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın yerel seçimler için Beyoğlu&#8217;nda saha çalışması yürütürken, görünenden çok farklı tablolarla karşılaştık. İnanılmaz ve vahşi bir yoksulluk söz konusu. Göçmenlerin acilen çözülmesi gereken hayatta kalma sorunları var. Buna karşın mevcut iktidar yalnızca din tandanslı bir siyasetle bu alanlara giriyor. Bizim, demokratik kitle örgütleri olarak acilen birlikte buna karşı kültür-sanat politikaları, bu kesimleri kucaklayan etkinlikler üretmemiz elzem. Bunun için de, bu insanlara ulaşabileceğimiz kanalları oturup konuşmamız, stratejiler belirlememiz gibi bir önceliğimiz var. Bunu yapmak için de siyasetçilerin, siyaset bilimcilerin, sosyal bilimcilerin desteği almayı planlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Biraz önce TAKSAV Ankara&#8217;nın gerçekleştirdiği büyük projelerden söz ettik. Diğer yandan sizden edindiğim izlenim, TAKSAV Kadıköy&#8217;ün şimdilik kendi ürettiği daha küçük projelerle ilerlediği yönünde. İstanbul&#8217;da da, Ankara&#8217;da olduğu gibi büyük projeler gerçekleştirilmesinin önünde ne gibi engeller var? </strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Bir kere ciddi bir emek gerektiriyor. Kapsamlı bir projenin fikir olarak ortaya çıkması, hayata geçirilmesi için yoğun bir düşünsel ve işletimsel iş gücüne ihtiyacımız var. Bakın ben yıllarca bilişim sektöründe çalıştım, teknik konularda yaklaşık 28 yıl proje ürettim ve yürüttüm. Kültür-sanat alanında ve toplumsal konularda proje yapmak ise çok farklı. Bir kere işin içerisinde insan olduğu için, daha çetrefilli bir süreç işliyor. Biz bunu, kendi bünyemizde çok doğru biçimde yönetebiliriz, bu konuda bir sıkıntımız yok. Ancak dışarıya doğru açıldığınızda, işin içerisine destek alacağınız, işbirliği içinde olacağınız üçüncü partiler girdiğinde haliyle bir yavaşlama oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, projelerin bir ortaya çıkış motivasyonu, bir amacı olur. Diğer yandan, diğer kuruluşlarla ortak bir çalışma yürütmeye başladığınızda doğal olarak süreç uzuyor. İşte bu zamansal mesele, en zorlu kısım çünkü süreç uzadıkça o ilk motivasyon da giderek zayıflıyor, enerji düşüyor. Benim, farklı sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği noktasında gördüğüm en önemli sorun bu. Ayrıca bu işi yürütme aşaması da kolay değil. Kişilerin olaya bakış şekli, olayı ne kadar kurumsal, ne kadar gönüllü ele aldıkları çok önemli. Herkesin işi sahiplenme düzeyi farklı olabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esra da ben de kurumsal hayattan geliyoruz. Biz projelere iş odaklı bakmaya, o projenin zamanında ve doğru biçimde gerçekleşmesi bağlamında yaklaşmaya çalışıyoruz. Diğer yandan bizimki gibi kültür-sanat faaliyetlerinde gönüllülük çok önemli bir boyut. Gönüllü bir iş gücünü ise zamansal olarak doğru şekilde yönlendirememe riski var. &#8220;Aman, bu iş de iki gün sonra olsun, acil değil&#8221; dendiği anda projede bir aksama meydana gelir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EK: Benim şöyle bir izlenimim var: Karma bir ekiple bir projeye başlayıp onu yürütmeye çalışmak gerçekten zor. Bunun yerine, bir projeyi yapılandırıp, onu başlatıp daha sonra insanların o projeye katılmasını sağlamak daha etkili oluyor. Ancak işte biz vakıfta çok kalabalık bir topluluk değiliz, malum. Dolayısıyla kendi ölçeğimizde projeler yürütüyoruz. Ayrıca bürokratik engelleri de unutmamak gerekiyor. Hele de kültür-sanat faaliyeti yapmak niyetindeyseniz önünüz her zaman o kadar açık olamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Her yaştan bireyler için etkinlikler düzenliyorsunuz. Çocuklar, gençler, yetişkinler&#8230; Ayrıca TAKSAV bünyesinde de çok genç bir kadro görev yapıyor, inisiyatif alıyor.</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Gençlerin politik olsun olmasın, çoğu zaman kendi hayatlarında devrim yaptıklarına şahit oluyoruz. Bir kere, geri planda kalmayı asla kabul etmiyorlar. Kültür-sanat alanında çok aktifler, takip ediyorlar&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EK: Bizim TAKSAV&#8217;da gözlemlediğimiz kadarıyla çocuklar ve gençler, yaşadığımız zamanların karamsarlığının tam aksine, çok büyük bir potansiyel taşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Çok genel bir soru olacak ama, içinde bulunduğumuz koşulları, Türkiye&#8217;de sivil toplum yapılanmalarının önündeki engelleri, demokratik kitle örgütlerine karşı geliştirilen algıyı topyekun hesaba katarak; alternatif, aydın, demokrat, özgürlükçü, kültüre ve sanata gerçek anlamda değer veren sivil toplum örgütlerinin bir toplumsal dönüşüm sağlayabileceğini inanıyor musunuz? </strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Kesinlikle inanıyorum. Bakın biz burada sürekli olarak bir iletişim halindeyiz. Katılımcılarla, çocuklarla, çocukların aileleriyle&#8230; Bu iletişimden, bu tanışıklıktan çok değişik sohbetler çıkıyor. O sohbetlerde aslında farklı bir dünyaya duyulan özlemin olduğunu, ayrıldığımız birçok konu olsa da temelde çok temel konularda uzlaşabildiğimizi görüyoruz. Birçok farklı sosyal gruptan, etnisiteden, dünya görüşünden insandan bahsediyorum.  Bir kere, burada kendi imkanlarımızla böyle bir imkan sağlıyor olmamız, birçok zorluğa göğüs gererek bu mücadeleyi veriyor olmamız bile insanlarda bir umut yaratıyor, bir motivasyon sağlıyor. Bu çok kıymetli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EK: Yürüttüğümüz atölyelerin sonuçlarını günbegün görüyoruz. Fark ediyoruz ki seviye her geçen yıl biraz daha yükseliyor. Bu bile, &#8220;daha çok şey yapmam lazım&#8221; motivasyonu yaratmaya yeter. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Düzenli olarak gerçekleştirdiğiniz faaliyetlerden söz edelim mi biraz? </strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Öncelikle düzenli atölye çalışmalarımızdan söz etmeliyiz. Müzik ve güzel sanatlar üzerine atölyelerimiz var. Ayrıca çocuklar için özel atölye çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Piyano, keman, gitar, çello, şan, flüt derslerimize yoğun katılım var hem çocuklar hem de yetişkinler düzeyinde. Ben de geçen yıl şan eğitimi alan öğrencilerden biriyim mesela. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güzel sanatlar alanında da yetişkinler ve çocuklar için ayrı atölyeler düzenliyoruz. 18 yıldır bizimle olan Fatma Savaş hocamızın güzel sanatlarla ilgili fakültelere yönelik atölye çalışmaları çok başarılı ilerliyor. Çok sayıda öğrenci bu atölyelerden çıkıp güzel sanatlar okudu ve şimdi sektörde de, sanat alanında da çok büyük başarılar elde etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar için resim, yaratıcı drama çalışmaları var. Bu yaz döneminde hayata geçireceğimiz, çocukların tatil zamanlarını da verimli geçirmelerini sağlayacak yeni atölyelerimiz olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca tiyatro ve fotoğraf atölyelerimiz de var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunların yanı sıra, çok önemsediğimiz başka bir çalışmamız var: Fikir Atölyeleri. Vakfımızın &#8220;toplumsal araştırmalar&#8221; başlığı altında çalışmalarını 2 yıldır yürüttüğü bir proje bu. Bu atölyeler kapsamında, siyaset bilimi, toplumsal cinsiyet atölyesi, gazetecilik alt başlıklarında somut çalışmalar yapıldı. Çok iyi geri dönüşler aldık. Önümüzdeki dönemde vakfımızın en önemli projelerinden biri, bu fikir atölyelerini geliştirmek, daha da zenginleştirmek ve yaygınlaştırmak olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EK: Ayrıca aylık söyleşiler, toplantılar gerçekleştiriyoruz. Şiir, edebiyat, felsefe, müzik&#8230; Geçen dönemde &#8220;TAKSAV Müzik Söyleşileri&#8221; başlığı altında alternatif müzikten caza, reggae&#8217;den rap müziğe, farklı müzik dalları, konunun uzmanlarının ve müzisyenlerin katılımıyla bu söyleşilerde masaya yatırıldı. Bu tür etkinlikler yoluyla, ulaşmak istediğimiz en önemli gruplardan olan üniversite öğrencilerine ulaşabildiğimizi de görüyoruz. Üniversite öğrencileri, atölye çalışmalarına çok ilgi göstermeyebilir ancak bu tür söyleşilere yoğun bir ilgileri var. Fikir Atölyeleri kapsamında da daha çok üniversite öğrencisiyle buluşacağımıza inanıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Bu etkinliklerin, atölye çalışmalarının duyurulması için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HD: Aslında bir iletişim ağımız var, katılımcılarımızdan, çocuk öğrencilerimizin velilerinden oluşuyor. İletişimde olduğumuz bu ağa SMS yoluyla bildirimlerde bulunuyoruz. Sosyal medya hesaplarımızdan duyurular, tanıtımlar yapıyoruz. Ayrıca, özellikle Kadıköy civarında, bildik, tanıdık yerlere, sanatla, kültürle ilgili dükkânlara, kafelere afişler asıyoruz. Halkla ilişkiler konusunda da önümüzdeki dönemde ciddi adımlar atacağız. Ayrıca işbirliği yapabileceğimiz kurumlarla kuracağımız iletişimi de daha organize bir şekilde yürütmek için çalışmalar yapacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medya görünürlüğümüz için ise çoğu zaman BirGün, Gazete Kadıköy, Cumhuriyet gibi yayın organlarından destek alabiliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz etkinliklere kimi gazeteler ve internet siteleri geniş yer ayırıyor. Tabii günümüzün merkez medyasına girmek, tahmin edersiniz ki kolay değil. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/kadikoyde-sanata-adanmis-bir-vakif-taksav-kadikoy/">Kadıköy&#8217;de Sanata Adanmış Bir Vakıf: TAKSAV Kadıköy</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Çınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2019 07:43:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Mahdy Alkelany]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeli müzisyenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37805</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mahdy Alkelany 28 yaşında bir perküsyon ve rap sanatçısı. Suriye'de yaşama olanakları ortadan kalkınca Türkiye'ye gelmiş. 2015'ten beri sokak müziği yaparak hayatını kazanıyor. En büyük hayali ise Suriye'ye dönüp, memleketi Humus'ta sahneye çıkmak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-2/">İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Göç İdaresi Genel Müdürlüğü&#8217;nün Nisan 2019 verilerine göre Türkiye&#8217;deki Suriyeli göçmen sayısı 3 milyon 600 binin üzerinde. Bu sayının gayrı resmi olarak 4 milyonu aştığını iddia eden uzmanlar da var. Resmi rakamlara göre İstanbul&#8217;da yaşayan Suriyeli göçmenlerin sayısı ise 553 bin 387. Belli bir oranda devletin ve hem Türkiye&#8217;den hem de diğer ülkelerden sivil toplum kuruluşlarının yardımıyla hayata tutunan göçmenlerin çok büyük bir kısmı, çeşitli alanlarda, çoğu zaman güvencesiz ve ucuz iş gücü olarak çalışıp hayatını sürdürüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir önceki haberde Doç. Dr. Evrim Hikmet Öğüt&#8217;ün altını çizdiği gibi, müzisyenler bir nebze de olsa bu insani olmayan koşulların dışında kalabiliyor. Çoğu sokakta müzik yapan ya da Arap ülkelerinden gelen turistlerin etkinliklerinde sahne alan Suriyeli müzisyenler, sokakta müzik yoluyla bir tanışmaya vesile olarak Suriyeli göçmenlerle ilgili önyargıların kırılması açısından da önemli bir toplumsal rol üstleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37807 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-22-at-17.15.36.jpeg" alt="" width="407" height="265" />&#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; projesi için, proje ekibinin ulaşıp video röportaj gerçekleştirdiği müzisyenlerden Mahdy Alkelany de, sanatını sokakta icra edenlerden. Nisan 2015&#8217;te İstanbul&#8217;a gelme ve sokakta müzik yapma hikâyesini şöyle anlatıyor: &#8220;Humusluyum. Türkiye&#8217;ye gelmeden önce Dubai&#8217;ye gittim. Ardından tekrar Suriye&#8217;ye dönmek zorunda kaldım ve iki ay cezaevinde yattım. Bu sırada Dubai vizem de bitince Türkiye tek seçenek olarak kaldı. Suriye&#8217;de hayallerimi gerçekleştirmem, yapmak istediğim şeyi yapmam artık imkânsız bir hale gelmişti. Oradaki koşullar malum&#8230; İstanbul&#8217;a ilk geldiğimde bir hostelde kalıyordum. Orada birlikte kaldığım insanlarla tanışıp neler yaptığımızı konuştuk. O insanlardan biri bana Suriyeli kimi göçmenlerin İstiklal Caddesi&#8217;nde müzik yaptığını ve benim de aynı şeyi yapabileceğimi söyledi. Sosyal medya yoluyla bu müzisyenlere ulaştım ve birlikte çalmaya başladık.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müzikle ilgili hayallerinin peşinden gittiğini ifade eden Alkelany, özellikle Türkiye&#8217;yi seçmediğini, nerede olursa olsun en büyük rüyasının müzik yapmak olduğunu söylüyor ve ekliyor: &#8220;Doğrusu 2015&#8217;te Suriye&#8217;yi terk etmek istiyorsan Türkiye&#8217;den başka seçenek yoktu.&#8221; </span></p>
<p><b>&#8220;Müzik, Elimdeki Tek Araçtı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahdy Alkelany, Suriye&#8217;de müzik okumak istemiş ancak sınavlarda başarılı olamamış. Bilgi teknolojileri bölümünden mezun olduktan sonra da müziği bırakmamış. Ritim sanatçısı olan babasının ve müzik stüdyosu olan dayısının desteğiyle, müzikle ilgili teknik bilgisini geliştirmiş. Humus&#8217;ta bir arkadaşıyla sokakta müzik yapmaya çalışsa da polisin baskısı nedeniyle yapamamış. Şam&#8217;da sokak müzisyenliği daha alışık olunan bir şey olsa da Humus&#8217;ta halkın da, kolluk kuvvetlerinin de bu kavrama çok uzak olduğunu belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Müzik, Türkiyelilerle iletişim kurmamı sağlayacak tek araçtı. İngilizcem çok iyi değil, tabii Türkçe de konuşamıyorum. Elimdeki tek dil müzikti&#8221; diyen müzisyen, bu yaklaşıma yakın olan Türkiyeli müzisyenlerle birlikte müzik yapabileceğine inanmış. &#8216;Debdebe&#8217; grubuyla da bu tür bir yaklaşımın sonucunda tanıştıklarını ifade eden Alkelany, bu tanışmanın birlikte müzik yapmaya evrildiğini belirtiyor. 28 yaşındaki rap sanatçısı, anlayış olarak &#8220;Doğu müziği&#8221;, &#8220;Batı müziği&#8221; gibi ayrımlara karşı. Her ülkenin bir müzik tarihine sahip olduğunu bildiğini söylüyor ve ekliyor: &#8220;Ancak sonuçta müzik, müziktir. Debdebe grubu üyeleri de bu anlayışta olduğu için birlikte çalışmak daha kolay ve daha zevkli hale geldi.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokakta müzik yapmanın, birçok insanla tanışmasını, Türkiye&#8217;yi daha iyi tanımasını sağladığını belirten genç müzisyen; &#8220;Müziğimizi dinleyip bizlerle tanışmak isteyenler, önyargılarının kırıldığını söyleyenler oldu. Evrim Hikmet&#8217;le tanışmam da yaşadığım güzel şeyler arasında. Onun sayesinde &#8216;Sınırın Ötesinden Sesler&#8217; projesine dâhil oldum ve birlikte çalıştığım Debdebe grubuyla tanıştım. Çok önemli ve anlamlı bir deneyim edindim&#8221; diyor.</span></p>
<p><b>En Büyük Sorun Yine Önyargılar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37808 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/WhatsApp-Image-2019-04-22-at-17.16.18.jpeg" alt="" width="432" height="216" />Suriyeli göçmenlere yönelik yaygın önyargıyla da mücadele etmek zorunda kalmış. Irkçı yaklaşımlarla sürekli karşılaştıklarını söyleyen Alkelany, bu konudaki duygularını &#8220;Örneğin savaşın ne demek olduğunu anlayamayanlar, burada enstrüman tutacağıma, Suriye&#8217;ye dönüp silah tutmamı söylüyorlar. Bu çok acı. Bunun sadece Türkiye&#8217;yle ilgili bir sorun olmadığını biliyorum tabii, göçmenlerin her yerde karşılaştığı sorun bu. Öte yandan sokakta çalacak yer bulmak, ya da o sokaktaki herkesi müziğe çekebilecek bir repertuar hazırlamak gibi sorunlar da var&#8221; şeklinde ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi sivil toplum kuruluşlarının, göçmenlerle ilgili çalışmalar yürüten araştırmacıların kendisiyle ve çevresindeki diğer göçmenlerle iletişime geçtiğini söyleyen müzisyen, &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; ve bu kapsamdaki &#8220;Sesime Ses Ver&#8221; gibi projelerin kendilerine en çok faydası dokunan, en anlamlı karşılaşmalar olduğunun altını çiziyor. &#8220;Bunlar dışında genelde bizimle iletişime geçmesine rağmen bizim sözümüzü pek dikkate almayan, daha çok bizim adımıza konuşmayı tercih eden oluşumlarla karşılaştık&#8221; diyen Alkelany, bazen Suriyelilerin, kimi oluşumların kendi gündemlerinin parçası olarak kullanıldığını düşündüğünü de söylüyor: &#8220;Kişisel olarak ben, benim düşüncelerimin ve duygularımın başkalarının pazarlama aracı olmasını istemiyorum. Bizi desteklemek istiyorsanız destekleyin, bize ne yapmamız gerektiğini söylemeyin. Bizim kendi fikirlerimiz, hikâyelerimiz ve müziğimiz var. Bu fikirleri kendimiz de geliştirebilir, hayata geçirebiliriz. Burada önemli olan bunları gerçekleştirmemiz için destek. Oysa maalesef bizim fikirlerimiz olamazmış gibi bir yaklaşımla da karşılaşıyoruz. Evet, Suriyeliyiz ve Suriye, sanılanın aksine bir köy değil. Yaratıcı fikirlerin ve çok büyük bir potansiyelin olduğu bir ülke.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahdy Alkelany&#8217;nin planları arasında bir albüm de var. Albümün adının ise &#8220;Tef Evi&#8221; olmasını hayal ediyor. &#8220;Tef bana göre Suriyelileri, ev ise Suriye&#8217;yi temsil ediyor. Tef bir ritim enstrümanı ve farklı ritimler var. Tef çalarken duyduğunuz farklı ritimler, Suriyelilerin birbirlerinden farklı karakterlerini, özelliklerini temsil ediyor. Dahası, her insan kendi eşsiz ritmine ve iç dünyasına sahiptir. Bu fikir beni albüm konsepti olarak heyecanlandırıyor diyor. Birçok şarkının kaydını bitirmişi bazılarını insternet ortamında yayınlamış. Şimdi ise albümü bitirmek için finansal destek arıyor: &#8220;Klip çekmemiz de gerekiyor çünkü bu dönemde artık görsel malzeme de en az müzik kadar önemli. Bu yüzden görsel malzemeler konusunda yardımını ve desteğini alabileceğim insanlarla tanışmak istiyorum.&#8221;</span></p>
<p><b>&#8220;En Büyük Hayalim, Ülkeme Dönebilmek&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokakta müzik yaparak şimdilik hayatını idame ettirebildiğini söylüyor Alkelany. &#8220;Benim açımdan şimdilik en azından para kazanabildiğim bir ortam oluştu&#8221; diyen müzisyen, her müzisyenin, sokakta kazandığından fazlasını hak ettiğinin de altını çiziyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdilik Türkiye&#8217;de kalmak ve çalışmalarını burada sürdürmek gibi bir planı olduğunu belirten Alkelany, Türkiye ve Suriye müziğini bir araya getirebilmek istediğini, bu sayede Türkiye&#8217;den bir ruhu Suriye&#8217;ye, ve Suriye&#8217;den bir ruhu Türkiye&#8217;ye taşıyabileceğine inandığını ifade ediyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;En büyük hayalim ise, Suriye&#8217;de, özellikle de Humus&#8217;ta sahneye çıkmak. Bu süreçte kazandığım her şeyi, tüm deneyimi yanıma alıp Suriye&#8217;ye dönmek ve orada yaşamak istiyorum. Kendim için küçük ve huzurlu bir hayat inşa edebilmeyi umuyorum. Sonuçta orası benim ülkem ve akrabalarım hâlâ orada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye&#8217;den boş bir çantayla çıktım ama umuyorum ki dolu bir çantayla geri döneceğim.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahdy Alkelany&#8217;ye internet üzerinden ulaşmak için <a href="http://mahdyalkelany.simplesite.com/" target="_blank" rel="noopener">buraya</a> Youtube kanalı için<a href="https://www.youtube.com/channel/UCln9EvQ4yrYFKlnlLbLYgOw" target="_blank" rel="noopener"> buraya,</a> Sınırın Ötesinden Sesler internet sayfası için <a href="https://soundsbeyondtheborder.org" target="_blank" rel="noopener">buraya </a>tıklayabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#soundsbeyondtheborder</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/25/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-2/">İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 1</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Çınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Apr 2019 08:59:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim Hikmet Öğüt]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[suriyeli müzisyenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37802</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzun bir süredir İstanbul'un sokaklarında artık bu toprağın sesine katılan Suriyeli müzisyenlerin sesleri çınlıyor. Bu müzik, önyargıları ortadan kaldırmıyor, toplumları birbirleriyle tanıştırmıyor belki ama bize her gün başka bir gerçeği, savaşın ve göçün bir insanlık sorunu olduğu gerçeğini hatırlatıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-1/">İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Suriyeli dehşeti&#8221;, &#8220;Suriyeliler yine olay çıkardı&#8221;, &#8220;Suriyelilere tepki&#8221;, &#8220;Huzuru kaçırdılar&#8221;, &#8220;Suriyeli hırsız&#8221;, &#8220;Suriyeli sapık&#8221;&#8230; Bunlar, Türk basınında yıllardır hemen her gün karşılaştığımız haber başlıklarından birkaçı. Suriye&#8217;de iç savaşın başladığı 2011&#8217;den bu yana ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler, en yakın ve güvenli sığınak olarak görüp sığındıkları Türkiye&#8217;de ne yazık ki sokakta, sosyal hayatta, siyaset malzemesi olarak ve tabii medyada çoğunlukla nefret içeren bir söylemin ve çeşitli eylemlerin kurbanı oldular, oluyorlar. Hükümetin Suriyelilere dair tutarlı bir politika izleyememesine rağmen göçmenleri bir siyasi araca çevirme çabası bir yana, özellikle muhalefetin belli kesimlerinden yönelen Suriyeli nefreti, bu dezavantajlı halkı gündelik siyasi söylemin en çok konuşulan ve eleştirilen konularından biri haline getiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimin hemen ertesinde, Bolu Belediye Başkanı seçilen CHP&#8217;li Tanju Özcan&#8217;ın, kentte yaşayan birkaç bin Suriyeli göçmene verilen küçük yardımı kesme sözü vermesi, popülist siyasi söylemde Suriyelilerin nasıl bir kin ve öfke aracına dönüştüğünün son örneklerinden biri oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmada Suriyelilerin ne düşündüğü ise yaygın medyanın ve geniş halk kitlelerinin merak konusu olmaktan uzak. 8 yıldır Türkiye&#8217;de yaşayan Suriyelilerin homojen bir kitle olmadığına, farklı sosyal katmanlardan, farklı eğitim seviyelerinden geldiklerine dair toplumsal bilgi ne yazık ki unutuldu. İçişleri Bakanlığı&#8217;nın yaptığı araştırmayla, Suriyelilerin suça karışma oranının medyada ve siyasi söylemde yaratılan tablonun çok altında olduğunun ortaya çıkması da sayfalarda ve ekranlarda pek yer bulamadı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük resmin gösterdiği karanlığa rağmen, medyada görünür olmasa da Türkiye&#8217;de en başından beri savaştan kaçan Suriyeli göçmenlerin yaşadıklarına ve sorunlarına dair araştırmalar, sivil toplum çalışmaları, eğitim programları gerçekleştiriliyor. Bu çalışmaların büyük bir kısmı, savaşın bir insanlık sorunu olduğunun bilinciyle, göçmenlerin karşılaştıkları gündelik toplumsal sorunları çözmeye, Suriyelilere yönelen ırkçı nefretle mücadele etmeye yönelik adımlar olarak öne çıkıyor. </span></p>
<p><b>Sınırın Ötesinden Sesler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-37803" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/IMG_0738-copy-160x160.jpg" alt="" width="360" height="279" />Çoğu İstanbul&#8217;da yaşayan Suriyeli müzisyenlere dair yürütülen <a href="https://sinirinotesindensesler.org/" target="_blank" rel="noopener">&#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221;</a> de bu projelerden biri. Projeyi yürüten, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Müzikoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Evrim Hikmet Öğüt, Iraklı müzisyenlerle ilgili doktora tezinin ardından, 2015&#8217;ten itibaren Suriyeli müzisyenlerle görüşmeler yapmaya başlamış. Konunun akademik çalışmanın sınırları içinde kalmasını istemediği için böyle bir proje fikri bulduğunu ifade eden Öğüt, o süreci şöyle anlatıyor: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Göç politik bir konu ve ben bu meseleyle öncelikle akademik kimliğim dışında ilişkileniyorum. Dolayısıyla, göçmen müzisyenlerle kurduğum ilişkiyi tek taraflı olmaktan çıkarmak, araştırma sürecinde ortaya çıkan hiyerarşiyi aşmak her zaman aklımdaki temel meseleler arasında. Hem akademi dışına konuşabilen, hem göçmen müzisyenlerin kendilerini doğrudan ifade edebildikleri, kendi deneyimlerini aktarabildikleri, hem de onların da işine yarayabilecek bir araç üretebilir miyiz diye düşündük ve bir video görüşme serisi fikri doğdu.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Videograf arkadaşı Umut Sülün&#8217;ün de katılımıyla 2016&#8217;da, önce dört müzisyenle görüşme yaparak görüşme serisine başlayan Öğüt, Friedrich Naumann Vakfı&#8217;ndan çeviri ve diğer maliyetler için bir destek alma imkânı da bulmuş:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Önce elimizde dört müzisyenle görüşmek için kaynak vardı. Tabii bu dört müzisyeni nasıl belirleyeceğimiz gibi bir sorunumuz da vardı. Çünkü bu dört kişinin temsil edici olduğunu varsaymak durumundasın; sadece &#8216;iyi örnekler&#8217;i göstermek gibi bir amacımız da yok. &#8216;Suriyeliler&#8217; diyoruz ama aslında homojen bir bütünden bahsetmiyoruz. Kendi içinde etnik, kültürel ve sınıfsal farklılıkları olan topluluklardan söz ediyoruz. Örneğin, Suriyeli Kürt müzisyenle Suriyeli Arap müzisyenin deneyimleri tamamen farklı. Tıpkı Türkiye&#8217;deki gibi, Suriye&#8217;de de çok farklı halklar var, dolayısıyla o çeşitliliği gözden kaçırmadan bu dört müzisyene nasıl ulaşabiliriz diye düşündük. Bu çeşitliliği temel aldık. Projenin ikinci aşamasında &#8216;Sınır Ötesinden Sanat&#8217; diye bir seri yaptık ve biri ressam, biri sinemacı, biri de illüstratör olan üç sanatçıyla benzer bir seri hazırladık. Geçtiğimiz yıl ise yeniden müzisyenlerle, yine Suriyeli iki müzisyenle iki video projesi hazırladık. Toplamda altı müzisyen ve üç sanatçıyla yapılan görüşmeleri içeren bir seri ortaya çıktı.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje kapsamında farklı tür müzik yapan, farklı altyapıları olan, farklı yaşlarda ve Suriye&#8217;nin farklı yerlerinden gelen Kürt ve Arap müzisyenlerle görüşmeler yapılmış. İçlerinde yalnız birinin kadın olduğunu ifade eden Öğüt, Türkiye&#8217;de müzik yapan çok sayıda Suriyeli kadın müzisyen olmadığını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje ekibinin Suriyeli müzisyenlere ulaşması zor olmamış. Bu durumu Öğüt, &#8220;Alana bir kere girdiğinde, kartopu şeklinde genişleyen bir ağa ulaşmış oluyorsun. Müzisyenlerin tümü olmasa da birçoğu birbirini tanıyor. Suriye&#8217;den birbirini tanıyanlar var, Türkiye&#8217;de çoğunlukla sokakta müzik yaptıkları için birbirini sokaktan tanıyanlar var, İstanbul&#8217;da aynı semtlerde yaşadıkları için tanışanlar var. Sen bir şekilde, bir akademisyen olarak alana girdiğin zaman da avantajların oluyor, insanlar senden haberdar oluyorlar. Dolayısıyla iletişim kurmak çok zor olmadı. Hatta oradan kalıcı dostluklar, arkadaşlıklar, ortaklıklar kuruldu&#8221; diye ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmen müzisyenlerin Türkiye&#8217;deki müzik piyasasıyla hemen hemen hiç ilişkilenemediğini söyleyen Öğüt, özellikle araştırmasının ilk döneminde, Suriyeli müzisyenler için stüdyoya, birlikte çalacak bir müzisyene ya da kendi imkanlarıyla bir klip yapacaklarsa bununla ilgili bir mekana ihtiyaç duyduklarında başvurabildikleri bir kontak kişiye dönüşmüş.  </span></p>
<p><b>&#8220;Tanışmak Yetmiyor&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırın Ötesinden  Sesler’in ve Suriyeli müzisyenlerle birlikte gerçekleştirdikleri diğer projelerin önemli sonuçlarından birinin, bu müzisyenlerin kendilerini ve işlerini tanıtmak için bir sunmak olduğunu belirtiyor Öğüt. İyimser konuşmak için henüz erken olduğunu belirtse de, proje kapsamında görüştüğü kimi müzisyenlerin bu vesileyle Türkiyeli diğer müzisyenlerle bağlantı kurduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017&#8217;de İstanbul Bienali içinde gerçekleşen &#8220;Sesime Ses Ver&#8221; atölyesinde farklı ülkelerden göçmenleri ve yerel müzisyenleri bir araya getiren Öğüt, Türkiye&#8217;den <a href="https://www.instagram.com/p/BsffpMNhmft/" target="_blank" rel="noopener">Debdebe grubuyla</a> Suriyeli Mahdy Alkelany&#8217;nin o atölyede tanıştıklarını ve birlikte müzik yapmaya devam ettiklerini anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evrim Hikmet Öğüt&#8217;ün izlenimlerine göre Suriyeli Kürt müzisyenler için ise durum daha farklı. Suriyeli Kürt müzisyenler ile Türkiyeli Kürt müzisyenler birlikte daha kolay iş yapıyorlar. Arap Suriyelilerle Türkiyeli müzisyenlerin bir araya gelmesi ise daha zor.</span></p>
<p><b>&#8220;Müzisyenler Nispeten Daha Şanslı&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak Suriyeli göçmenlerin Türkiye&#8217;deki yaşam koşullarını belirleyen sınıfsal farklılıklar olduğunun altını çiziyor Öğüt ve göçmenlerin emek piyasasında güvencesiz, uzun saatlerle ve zorlu koşullarda çalıştıkları göz önüne alındığında müzisyenlerin en azından kendi mesleklerini icra etme şansları bulabildikleri için nispeten daha şanslı görülebileceklerini söylüyor. Diğer yandan, aslında profesyonel olmayan bir müzisyenin, koşullar gereği Türkiye&#8217;de sokak müziği yapmaya başlayarak profesyonelleştiği örneklere de rastlamış. Müzikle ilgilenen ancak bu işi daha önce profesyonel olarak yapmayan bazı göçmenler, zor koşullarda başka bir iş yapmaktansa müzisyenliği tercih etmişler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki müzik, toplumsal çatışmayı ve önyargıları ortadan kaldıran bir araç olabilir mi? </span><span style="font-weight: 400;">Bir etnomüzikolog olarak müziğin evrensel bir dil olduğu görüşüne katılmıyor Öğüt, yine de müziğin, daha kolay iletişim kurulmasını sağlayan bir araç olabileceğinin altını çiziyor: </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Böyle bir projenin içindeyken, insanların kendi deneyimlerini anlatmasının başkaları için bir farkındalık yaratabileceğini düşünüyorum. Ama ‘farkındalık’ kavramı da genel olarak asimetrik bir ilişki kurmaya işaret ediyor maalesef; oradan her zaman gerçek bir dayanışma ilişkisi çıkmıyor. Bizim bazı videolarımızın böyle bir etki yarattığını da görüyorum. İzleyen kimi insanların fikirlerini etkiledi; hiç tahmin etmedikleri portrelerle karşılaştıklarını söyleyen insanlar oldu. Yine de bunu çok romantize etmek istemiyorum. Müziğin her zaman büyük bir bütünleştirici etkisi olduğunu söylemek güç. Ben bu konudaki akademik çalışmama ilk başladığımda genelde sokak müzisyenlerini gözlemliyordum. Onları dinleyenler, videoya çekenler, eşlik edenler, dans edenler vesaire çarpıyordu gözüme. Öyle bakınca &#8216;Ne kadar da etkili bir şey yapıyorlar, kendilerini kamusal alanda var ediyorlar ve bir karşılaşma oluşuyor&#8217; diye düşünüyordum. Sonra, &#8216;Peki acaba asıl çoğunluk, yani onları dinlemeden geçenler ne yapıyor, ne düşünüyor?&#8217; diye düşünmeye başladım. Bir başka etnomüzikolog arkadaşımın, Nil Başdurak&#8217;ın bambaşka bir araştırma için yaptığı görüşmelerin ilk verileri ise başka bir gerçeği ortaya koyuyor: Taksim ve civarında yapılan görüşmelerden, Suriyeli müzisyenlerin yaptığı müziği birçok insanın rahatsız edici, gürültü çıkarıcı olarak gördüğü anlaşılıyor. Yani bir taraftan baktığında romantize etmek çok kolay ancak müziğin olumlu etkisinden bahsetmek konusunda çok temkinli olmak gerekiyor.&#8221; </span></p>
<p><b>Suriyeli müzisyenler Nasıl Geçiniyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evrim Hikmet Öğüt, sokakta müzik yaparak hayatını kazanan müzisyenlere ek olarak çoğu Suriyeli müzisyenin, özellikle Ramazan ayında  teknelerde, Arapça konuşulan ülkelerden gelen turistlere yönelik organizasyonlarda müzik yaptığını söylüyor. Bu müzisyenler genelde tüm Arap coğrafyasında bilinen, tanınan popüler eserlerden oluşan bir repertuarı çalıyor. Sokakta ise Türkiyeli dinleyicinin de bilebileceği ezgileri ya da Arap toplumlarında popüler olan hareketli şarkıları çalmayı tercih ediyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan Suriyeli müzisyenler, kendi toplumlarına yönelik konserler de düzenliyorlar. Suriye bazlı çalışan sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinde çalıyorlar. Ortadoğu ve Arap yarımadası temalı kimi mekânlarda düzenli müzik yapan gruplar da var. Kimi sanat merkezlerinde düzenli ya da düzenli olmayan müzik etkinlikleri gerçekleştiriliyor ve buralarda çoğunlukla Suriyeli müzisyenler sahne alabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öğüt son olarak, dünyanın farklı yerlerinden etnomüzikologların, İngilizce alt yazılı versiyonu da olan &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; videolarını, çalışmalarında ve derslerinde kullandıklarını ve videoların hem akademi içinde hem de dışarıda kabul görmesinin beklentilerinin ötesine geçtiğini belirtiyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/23/istanbulun-suriyeli-muzisyenleri-ve-sinirin-otesinden-sesler-1/">İstanbul&#8217;un Suriyeli Müzisyenleri Ve &#8220;Sınırın Ötesinden Sesler&#8221; &#8211; 1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
