<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnanç Mısırlıoğlu, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/inanc-misirlioglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/inanc-misirlioglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 May 2021 12:24:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>İnanç Mısırlıoğlu, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/inanc-misirlioglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siyasi Krizde Umut Işığı: Sivil Toplum</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/siyasi-krizde-umut-isigi-sivil-toplum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 May 2021 08:37:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69452</guid>

					<description><![CDATA[<p>Demokrasinin adeta akciğerleri olan sivil toplum gibi medya ve akademi de şüphesiz özgürce ve korkusuzca varlığını sürdürebilmek için demokratik bir ortama ihtiyaç duyuyor. Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış araştırması, siyasi aktörlerin sivil toplumdan kutuplaşmanın aşılmasında aktif rol üstlenmesini beklediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların çoğu sivil toplumun, toplumla siyaset arasında köprü işlevi görebileceğini düşünüyor. Beraber çalışma ve yeni dayanışma yöntemleri geliştirmek için kolları sıvama zamanı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/siyasi-krizde-umut-isigi-sivil-toplum/">Siyasi Krizde Umut Işığı: Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir süredir sivil toplum ve siyaset aktörlerinden bu dönemin hiçbir döneme benzemediği, yaşananların korkunçluğu ve ağırlığını sık sık duyduğumuz için krizin çözümüne yönelik neler yapılabileceğine dair keşfedici bir araştırma yapma ihtiyacı duyduk. Sivil Sayfalar olarak Friedrich Ebert Vakfı’nın desteği ile gerçekleştirdiğimiz <a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/sivil-toplum-ve-medya-calismalari-dernegi-sivil-toplum-ve-siyaset-iliskilerine-bakis/" target="_blank" rel="noopener">Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış</a> araştırmasına, 20’nin üzerinde sivil toplum uzmanı, siyasetçi ve kanaat önderi katıldı. Araştırmada öne çıkan birçok bulgu, bize 2023 seçim dönemi ve sonrasında sivil toplumun üstlenmesi gereken sorumluluğu göstermesi ve yapılabilecek çalışmaların kapsamına ışık tutması açısından faydalı olabilir.</p>
<p>Araştırmaya katılanların ortaklaştığı eleştiriler bizi şaşırtmadı. Sonuçlarla deneyimlerimiz aynı yöndeydi. Malumun ilanı gibiydi. Ancak beni şaşırtan araştırmada çoğu katılımcının son beş yılda yaşananların 80 darbesinden bile ağır olduğunu dile getirmesi oldu. Belli ki son yıllarda yaşadıklarımız sivil alandaki ve siyasetteki daralma, baskı ortamı, açılan davalar, soruşturmalar, kapatılan dernekler, vakıflar bize Türkiye’de daha önce bunlar hiç yaşanmamış gibi hissettiriyor.</p>
<h5><strong>Zor Zamanlar Ancak Geçmişten Daha Zor Değil</strong></h5>
<p>Halbuki Türkiye yakın siyasi tarihi ağır hak ihlalleri, siyasi krizler ve darbelerle dolu. 28 Şubat sürecine yakından bakıldığında bugün derinleşen kutuplaşma duvarlarının nasıl örüldüğünü görmek mümkün. Genel olarak 90’ları şöyle bir gözümüzün önünden geçirirsek faili meçhul cinayetler, göz altında işkence ve kayıplar parti kapatmalarıyla ortalık yangın yeriydi. Ama kim için? Yok sayabilmek, hatırlamamak da imtiyazlı olmayı gerektirmiyor mu? Ama bu derin tartışmayı ayrı bir yazının konusu olarak kenarda tutalım. Bu yılları hatırlayamayacak kadar genç olanlar, bu dönemlere ilişkin belgeselleri, sözlü tarih çalışmalarını inceleyebilir.</p>
<p>90’ları iki cümle ile tarif etmek gerekirse: faili meçhuller ve gözaltında kayıplar, 80’leri tarif etmek gerekirse yine benzer sözcükler öne çıkacak: askeri darbe, işkence, cadı avı. 70’ler keza benzer krizlerle ve travmalarla dolu. Kırılgan bir demokrasisi olan Türkiye’nin hangi on yıllık dilimini ele alsak tablo benzer. Hatta geçmişten gelen hafıza günümüzden muhtemelen daha ağır. Aslında bu durumun içinden bir türlü çıkamadığımız bir sarmal olduğunu vurgulamak istiyorum. Her iktidar kendi yandaşlarını hak mahrumiyeti sarmalından kurtarmak istiyor, oysa aslolan sivil toplumun tüm farklılıklarıyla demokratik bir ortamda var olabilmesini sağlamak. Bu nedenle farklılıkların ortak bir sivil toplum alanı müzakeresine ve talebine ihtiyacımız var.</p>
<h5><strong>Sivil Toplum Ne Kadar Kapsayıcıysa O Kadar Başarılı </strong></h5>
<p>Peki araştırma bize ne diyor? Neyi işaret ediyor? Araştırma diyor ki siyasi olarak bir çıkmazdayız. İktidar partisi bile işlevini yerine getiremez hale geldi, meclis âtıl bir organa dönüştü. Akademi, medya ve sivil toplum uygulanan baskıdan dolayı çalışamaz halde.</p>
<p>Sivil toplum, son on yılda sosyal meseleleri tespit, analiz etme, anlama ve anlamlandırma konusunda önemli mesafe aldı. Yine aynı şekilde sosyal meselelerin çözümüne yönelik saha çalışmaları yürütme, model geliştirme konusunda çok yetkin. Birçok alanda uzmanlaşmış sivil toplum kuruluşları mevcut. Araştırmaya katılanlar, sivil toplumun bu yetkinliklerini takdir ederken kapsayıcılık, kamuoyu oluşturma becerilerinin geliştirilmesi ve siyasetin gündemine girmede eksik olduklarını vurguluyor. Sivil toplumun başarı kriterlerini sorduğumuzda ise en başta kapsayıcı olmayı ve kutuplaşmayı aşmak geldi. İkincisi ise siyasetin gündeminde yer edinebilmek.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-68671" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz-640x480.jpg" alt="Siyasi Krizde Umut Işığı: Sivil Toplum " width="360" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz.jpg 1000w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Araştırmanın sağladığı veriler önümüze bir yol haritası da koyuyor. Sivil toplumun bu darboğazı aşmada üstlenebileceği sorumluluk öncelikle kendi alanını korumak ve elverişli bir çalışma ortamına kavuşmak için mücadele etmek olmalı. Sivil toplumun önümüzdeki seçim sürecinde kendini var etmesi için ihtiyacı olan ortamı, sivil toplum-siyaset ilişkilerinden beklentilerini tasvir etmesi ve seçime girecek tüm partilerin kapısını çalarak kendini anlatması, ihtiyaçlarını ortaya koyması gerekiyor. Dahası seçim vaatlerinde bu taleplerin yerini almasını sağlaması elzem. İkinci adım ise bu vaatlerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin takipçisi olmak. Uygulama aşamasında ise diyaloğun ve beraber çalışmanın yollarına odaklanmak. Demokrasinin adeta akciğerleri olan sivil toplum gibi medya ve akademi de şüphesiz benzer bir ortama ihtiyaç duyuyor. Beraber çalışmanın farklı biçimleri ve yeni dayanışma yöntemleri için kolları sıvama zamanı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/03/siyasi-krizde-umut-isigi-sivil-toplum/">Siyasi Krizde Umut Işığı: Sivil Toplum</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kovid 19 Salgını ve Küresel Yatırım Araçlarının Önemi…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/kovid-19-salgini-ve-kuresel-yatirim-araclarinin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Mar 2020 07:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik sorun]]></category>
		<category><![CDATA[fon]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51731</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kredi ve fon sağlayan kuruluşlar, Koranavirüs salgınının küresel çapta oluşturacağı toplumsal ve ekonomik sorunların giderilmesinde önemli bir yer tutacak…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/kovid-19-salgini-ve-kuresel-yatirim-araclarinin-onemi/">Kovid 19 Salgını ve Küresel Yatırım Araçlarının Önemi…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Küresel olarak süren Koronavirüs salgınının</b> <span style="font-weight: 400;">toplumsal ve ekonomik birçok sonucu olacağı öngören uzmanlar; çeşitli düzeylerde senaryolar üzerinde çalışıyorlar. Birçok uzman gelişmekte olan ülkelerin böylesi bir küresel krizde güçlendirilmesi ve desteklenmesinin kritik önemine dikkat çekiyor. Dünya Bankası’ndan, Moody’s kredi kuruluşuna ve küresel kredi ajanslarına kadar bu alanda bilgiye yüksek erişimi olan kurumlar; krizden en fazla etkilenenin gelişmekte olan ülkeler olduğunu belirtiyor. Krizde en büyük etkinin turizm sektörünün başına geleceği kaydediliyor. Bu analizler Türkiye için  sosyal yatırım ve destek kararlarının önemine işaret ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomik boyutlara baktığımızda çoğu uzmanın bu krizin farklı ölçekteki ekonomiler üzerinde ciddi hasarlar yaratabileceği ve uzun vadede sistemik müdahalelere ihtiyaç olacağına dair hemfikir olduklarını görmekteyiz. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, korona virüsü (Kovid-19) salgını nedeniyle bu yıl için küresel büyüme tahminini yüzde 2,6’dan yüzde eksi (-) 0,5’e çekti. Ayrıca ülkeler genelinde işletmelerin ve bireylerin gelir kayıplarının, küresel ekonomide çarpan etkisine neden olacağını ifade etti. </span><span style="font-weight: 400;">Yapılan açıklamada, salgınının küresel ekonomide benzeri görülmemiş bir şoka neden olacağı belirtildi. </span><span style="font-weight: 400;">Uzmanlar, tüm müdahalelere rağmen 2008’deki küresel finansal kriz döneminde görülen seviyelere ulaştığını <a href="https://artigercek.com/haberler/moody-s-salgin-ekonomide-benzeri-gorulmemis-bir-soka-neden-olacak">söylüyor</a>.</span><span style="font-weight: 400;"> Bu açıklamalardan kredi ve fon sağlayan kuruluşların da ekonomik kayıpların giderilmesinin önemli bir yer tutacağını öngörebiliriz. </span></p>
<p><b>Fon Sağlayan Kuruluşların Yaklaşımı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok yeni ve alışılmadık boyutta bir kriz yaşıyoruz. Uzmanların ilk etapta ortaya koydukları analizler de çelişkiler içerebiliyor. Örneğin kimi sosyal bilimciler bu krizin kutuplaşmayı derinleştireceğini söylerken kimi sosyal bilimciler ise bu krizin dayanışmanın artması ve farklı sosyal grupların yakınlaşmasına olanaklar yaratabileceğini ön görüyor. Farklı disiplinlerin yaptığı analizler, ön görüler bize krizin sağlık ve önleme boyutuyla mücadele bittiğinde kriz sonrası dönemde çok daha fazla gerekecek. Şimdiden küresel düzeyde yatırım kararlarını şekillendirebilecek kanaat önderleri kriz için sosyal yatırım ve desteklere yönelik analizlerini paylaşmaya başladılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Covid 19 için yapılacak destekleri iki ana grupta toplamak mümkün. İlk grup kısa vadede çözümler için destekler ikinci grup ise uzun vadede çözülecek konular/sorunlar için destekler. Bill Gates’in The New England Journal Of Medicine’da</span> <span style="font-weight: 400;">yayınlanan makalesine göre uzun vadede müdahale gerektiren konular aynı zamanda özel sektör ve kamu kurumlarının çok sıkı iş birliğini gerektiriyor. Kısa vadede hemen kaynak ayrılması gereken konuları ise hastalıkla mücadele ve ortaya çıkan insani ihtiyaçlara acil yardım olarak iki grupta görüyorlar. Hastalıkla mücadele konusunda özellikle küresel düzeyde yayılımın önüne geçilebilmesi için virüsün yayılmasında ekonomik ve politik gücü yetmeyen gelişmekte olan ülkelerin acil desteklenmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.</span><span style="font-weight: 400;"> Bir diğer acil görülen grup ise bilim merkezleri ve aşının gelişimi için çalışan, kâr amacı gütmeyen enstitüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzmanlar uzun vadede desteklenmesi gereken alanları aynı zamanda geniş kapsamlı, sistemik değişiklik gerektiren alanlar olarak tanımlıyorlar. Bu alanları ise virüsün sebep olduğu ekonomik hasarın giderilmesi, kentlerin ve bireylerin gelecekte olabilecek benzer küresel krizler için dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmaların desteklenmesi ve virüsün toplumlar üzerinde yarattığı sosyal tahribatın giderilmesine yönelik destekler sağlanması olarak özetliyor. İçinde bulunduğumuz dönemde; fon sağlayan kuruluşların kısa vadede çözülmesi gereken konulara ağırlık vereceği söylenebilir. Uzun vadeli konular için sağlanacak desteklerin ise ilk etapta ekonomik hasarlara yönelik destek paketleriyle başlayacağını söylemek mümkün. Uluslararası kuruluşların yaptığı açıklamalardan bu paketlerin yolda olduğu anlaşılıyor. </span></p>
<p><b>Fon kaynaklarının dağılımı öngörü şeması</b></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/fon_kaynagi_dagilim.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" class="alignleft wp-image-51732" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/fon_kaynagi_dagilim.jpg" alt="Fon kaynaklarının dağılım öngörüsü" width="365" height="259" /></a></p>
<p><b>Fon Kuruluşlarının Salgınla Mücadelede Destek Paketi Açıklamaları</b></p>
<ul>
<li><b>Dünya Bankası </b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikli olarak salgının acil sağlık ve sosyal yardım boyutları için 14 Milyar USD’lik bir paketi 17 Mart’tan itibaren hayata geçirdiler. Kurum sözcüsü G20 Olağanüstü Zirvesi’nde ekonomik etkilerinin giderilmesine yönelik paketler hazırladıklarını açıkladı. Önümüzdeki 15 ay içinde 160 Milyar USD’lik mali destek programını hayata geçireceklerini duyurdu. Ekonomik paket, Dünya Bankası yönetim kurulu tarafından onaylandıktan sonra detayların hızlıca yayınlanacağını söylemek mümkün. Kurumsal<a href="https://www.worldbank.org/"> web sitelerinde</a> yayınladıkları içeriklerden özellikle turizm gibi salgının doğrudan etkilediği sektörler için araştırma yaptıkları, destek paketleri için de öncelikli ülkeler ve sektörler üzerinde çalışmaya devam edecekleri anlaşılıyor. </span></p>
<ul>
<li><b>International Monetary Fund (IMF)</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekonomideki küresel küçülmenin 2021 itibarı ile tekrar büyüme trendi yakalanabileceğini belirten IMF Direktörü Kristina Georgieva, bu noktaya gelebilmek için öncelikle tüm sağlık sistemlerini dirençli hale getirmemiz ve çevre konularını önceliklendirmemiz gerektiğini belirtiyor. 80 ülkeden acil yardım talebi aldıklarını belirten Georgieva kredi kapasitelerini 1 Trilyon USD’ye yükselttiklerini duyurdu. Türkiye’ye yönelik detaylar için <a href="https://www.imf.org/en/Countries/TUR">ülke sayfasından</a> bilgi edinmek mümkün. </span></p>
<ul>
<li><b>European Bank for Reconstruction and Development (EBRD)</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Halihazırda faaliyet yürüttükleri ülkeler için 1 Milyar Euro’luk Koronavirüs dayanışma paketinin ilk adımını hazırladıklarını duyurdular. Operasyon yürütecekleri ülkeler listesinde Türkiye yer alıyor. Turizm gibi kırılgan sektörlerin de destekleneceğini duyuran kuruluş, işletmelerin 2 yıla kadar destek programından faydalanabileceğini belirtmekte. KOBİ’lerin desteklenmesinin öncelikleri içinde yer aldığını belirten kuruluş, bu destek paketiyle beraber uzmanları tarafından nakit, likidite ve kriz yönetimi konusunda ücretsiz danışmanlık desteği de sunacaklarını ifade etmekte. Kuruluş <a href="https://www.ebrd.com/what-we-do/coronavirus">resmi web sitesinden</a> kadınların kurduğu KOBİ’lerin de öncelikleri arasında olduğu bilgisine yer veriyor. Tüm faydalanmak isteyenleri yereldeki ofislerle irtibata geçmeye çağırıyorlar.</span></p>
<ul>
<li><b>FB Small Business Grant Program</b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Facebook operasyon yürüttüğü 30 ülkedeki 30 bin küçük işletme için salgının ekonomik etkilerini azaltmaya yönelik 100 Milyon USD büyüklüğünde bir hibe programı açacağını <a href="https://www.facebook.com/business/boost/grants">duyurdu.</a> Detaylar üzerinde hala çalıştıklarını, çok yakında web sitelerinden takip edilebileceğini ekledi.</span></p>
<ul>
<li><b>WHO, UN Foundation and partners – Covid 19 Dayanışma Programı </b></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Program hala yapılandırılma aşamasında…  UN Foundation ve Swiss Philantrophy Foundation tarafından yürütülecek program için hala çalışmalar devam ediyor. Fona yönelik bilgilerin <a href="https://covid19responsefund.org/">bu </a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://covid19responsefund.org/">adresten</a> erişilebilir olması bekleniyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısa süre önce gerçekleştirilen G20 Olağanüstü Zirvesi’nde de Liderler Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün krize daha iyi cevap verebilme ve kapasitesini artırmak için gerekli olan finansal açığını kapatma taahhüdünde bulundu. Bunun dışında medikal ekipmanların üretimi ve salgın hastalıklarla mücadele kapasitesini güçlendirmek ve klinik verilerin ülkeler arasında paylaşılması konusunda görüş <a href="https://tr.euronews.com/2020/03/27/g20-ulkelerinden-koronavirusle-mucadeleye-5-trilyon-dolar">birliğine vardılar.</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/30/kovid-19-salgini-ve-kuresel-yatirim-araclarinin-onemi/">Kovid 19 Salgını ve Küresel Yatırım Araçlarının Önemi…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Odadaki Fil: İklim Krizi Dünyanın Gündeminde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/odadaki-fil-iklim-krizi-dunyanin-gundeminde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 11:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Guterres]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil İklim Fonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42371</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çağrısı ile toplanacak olan Birleşmiş Milletler İklim Eylem Zirvesi’ne 1 haftadan az zaman kaldı. Devlet liderleri ile özel sektör başta olmak üzere hükümet dışı aktörlerin katılması beklenen zirvede liderler, iklim eylemini arttıracak somut adımlarını duyuracaklar. Sivil toplumdan, kamuya, özel sektöre ve yurttaşlara hepimizin gözünün kulağının bu hafta zirvede olması başta gezegenin iyiliği için kritik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/odadaki-fil-iklim-krizi-dunyanin-gundeminde/">Odadaki Fil: İklim Krizi Dünyanın Gündeminde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Haberler tatsız. İçimiz umutsuz haberlerle doldu. Hepimiz artık güzel haberlere uyanmak, umut veren gelişmeleri takip etmeye meyilliyiz.  Gerçeklerle yüzleşmek, sonrasında umudu kaybetmeden yapabileceklerimize, dönüştürebileceklerimize odaklanmak zor. Ama güzel haber, yeni nesil çok güçlü ve donanımlı geliyor. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz olacak. Yeter ki alan açmayı becerebilelim. Egolarımızı, makamlarımızı kenara koyabilelim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim Zirvesi’nin hemen öncesinde 20 Eylül’de </span>117 ülkede 2500 iklim grevi<span style="font-weight: 400;"> </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjytvcdxh62v33dhmpurbmcntq8wk9ddjjwvk5egqqeu3t5nu6gt9dcxp6yrk1dgpp6v39dngq8t9dedu74ubbcntjurbjcmppevv9dtkjux3f5nh6abb1exjq6vvdcmqg&amp;n=13"><span style="font-weight: 400;">düzenlenecek.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Bu iklim grevlerine milyonlarca kişinin katılması bekleniyor. Ayrıca 20-27 Eylül tarihleri arasında, </span>1637 şehirde toplam 3615<span style="font-weight: 400;"> etkinlik </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewq6cwk9chgqjwv6dxt6cxbment6abkfe9kjytbpcnq78wtfdhmq6x0&amp;n=14"><span style="font-weight: 400;">düzenlenecek.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Bu muazzam katılımı görmek bile başlı başına umut verici değil mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haftadan başlayarak, önümüzdeki iki hafta boyunca dünya gündeminde tartışılan en önemli konulardan biri iklim değişikliği ve iklim eylemleri olacak. Özellikle Avrupa basınında şimdiden konuya ilişkin birçok makale, haber ve içerik bulmak mümkün. Türkiye’deki ana akım ve alternatif medyada ise şaşırtıcı biçimde derin sessizlik hakim. Az sayıda bir insan topluluğunun sosyal medya paylaşımları ve çabaları dışında kayda değer bir analiz, değerlendirme ve yorum göremedim. Belki de gözümden kaçtı. </span></p>
<p><b>Peki Önümüzdeki Hafta Neler Olacak? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan BM İklim Eylem Zirvesi 23 Eylül’de düzenlenirken diğer bir yandan ise milyonlar 20 Eylül&#8217;de küresel iklim grevine çıkacak. Aynı zamanda, New York iklim haftası da başlıyor ve birçok kuruluş tarafından önemli duyurular yapılması bekleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devamlı iklim konusu gündeme geldiğinde en fazla duyduğumuz kelam “kritik”. Peki Zirve niçin kritik öneme sahip? Paris Anlaşması’nın hedefleri açısından. 2020 yılında, anlaşmanın hükümlerine göre ülkelerin verdikleri taahhütleri güncellemeleri gerekiyor. Son yayımlanan bilimsel raporlar zamanın giderek daraldığını ve 1,5 derece hedefinin kritik öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor.  Özellikle “Bir Buçuk Derece” ismiyle 8 Ağustos’ta kamuoyu ile paylaşılan </span><a href="https://www.birbucukderece.com/araziraporu/"><span style="font-weight: 400;">IPCC Arazi raporu</span></a><span style="font-weight: 400;"> iklim değişikliğinin, toprak, tarım ve gıda güvenliği gibi konulardaki etkilerini gözler önüne seriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda Türkiye’ye yönelik veriler çok çarpıcı. </span><span style="font-weight: 400;">“Küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi döneme göre 1°C eşiğini aştı. </span>Türkiye’de ise ortalama sıcaklık artışı 1,5°C’yi şimdiden geçti.<span style="font-weight: 400;"> Bu sıcaklık artışı ve küresel iklim değişikliği, Türkiye’de kuraklık ve çölleşme riskini her geçen gün daha da artırıyor. Türkiye her geçen yıl su fakiri bir ülke olmaya daha da yaklaşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an yaklaşık 1.500 metreküp olan kişi başına düşen su miktarının 2030’da 1.100 metreküplere düşeceği, </span>2040’larda ise 700 metreküplere kadar gerileyebileceği <a href="https://www.dw.com/tr/t%C3%BCrkiyede-kurakl%C4%B1k-tehlikesi-art%C4%B1yor/a-42371737-0">öngörülüyor.</a><span style="font-weight: 400;">” </span><span style="font-weight: 400;">Raporun tamamına yukarıdaki linkten ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle devlet liderlerinin, bu küresel krizi önlemek ve küresel sıcaklık artışını 2030 yılı itibari ile 1,5 derece sınırında tutmak için gerekli adımları içeren planları en kısa zamanda ortaya koyması bekleniyor. Uzmanlar, Paris Anlaşması öncesinde sunulan iklim planlarının (Ulusal Niyet Katkı Beyanları) bu hedefin hayli </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjyxbecdp6jvb1ehjq6xbddnmq8bkfe9kjy8ume9gp6uv5e8&amp;n=3"><span style="font-weight: 400;">uzağında olduğunu söylüyor.</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Zirve’de Neler Olacak? Neleri Merakla Bekleyelim?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Zirveye en az 60 ülke katılım göstermesi ve yeni planlarını açıklaması bekleniyor.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Somut plan sunmayan ülke liderlerine söz verilmeyeceğine dair dünya basınında haberler yer almıştı. Bu kapsamda şu ana kadar Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Rusya, Şili, Finlandiya’nın da aralarında bulunduğu birçok ülkenin duyuru yapacağı ifade ediliyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">11 Eylül’de Climate Home News’ta yer alan habere göre özellikle Çin’den BM’nin beklentisi</span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewq66v39dngq8tb3d1gpwtv5dtjqewtecdqpubtj60rkjbtg74qk2c9fenq2urvfdtk6jt35dtu2urv8d5q62bbgdhgpwwtde9gpjwv55nhprubdc5u6abb1dnh6jx39dxq2y&amp;n=6"><span style="font-weight: 400;"> yüksek.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></a><span style="font-weight: 400;">BM, Çin’den 2050 dekarbonizasyon hedefine dair bir açıklama bekliyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Almanya da zirve öncesinde önemli bir açıklama yapacağını </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjyxvqewq66v35c5q6avk5e9kqjxv9e9jjwvvjcwqpwtbqecqpetbjdngpwbb3dhmpurbmcmpq0vvcd5hqjbb6c5hpawtde1mqcvvmc5p2uvbfdnjpwx1d68r2uwv5e1u6avb2cnt0&amp;n=7"><span style="font-weight: 400;">duyurdu</span></a><span style="font-weight: 400;">. Frankfurt’ta düzenlenen IAA otomobil fuarı açılışında Angela Merkel, iklim eylemi söz konusu olduğunda taşımacılığın Almanya’nın problem çocuğu olduğunu dile getirdi. Merkel, hükümet koalisyonunun 20 Eylül’de büyük iklim eylem paketi açıklayacağını duyurdu. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">AB ülkeleri de 2020 yılı itibari ile 2030/2050 yılına dair planlarını ortaya koyacaklarını </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w3k78qjytbne9qq0r9ecnujywk1e1mp8bvge9jq6wtde9jprtb1edjnyjag5mrkjb9n6mtk8qv5drq6gx3d&amp;n=8"><span style="font-weight: 400;">açıklayacaklar.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Avrupa Komisyonu yayınladığı basın bülteniyle iklim değişikliğine karşı küresel mücadeleye öncülük etmeye devam edeceklerini açıkladı. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Finansman konusunda da olumlu gelişmeler in beklendiği zirvede, birçok liderin 2015’ten bu yana 102 program ve projeye 5 trilyon USD doları aktaran </span>Yeşil İklim Fonu<span style="font-weight: 400;">’na katkılarını arttırdıklarını açıklayacağı ifade ediliyor. </span>Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya<span style="font-weight: 400;"> şimdiden fona katkılarını ikiye katladıklarını açıkladılar.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu ısınmanın en önemli failleri olan şirketlerin de zirvede sorumluluk alması bekleniyor. 70’ten fazla çokuluslu şirket 1,5 dereceye uyumlu planlarını açıklayacak. Şirketler, planlarını UN’e 21-22 Eylül tarihleri arasında sunacak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">20 Eylül’de IPCC Denizler raporunun tartışmaları da Cenevre’de başlayacak. 25 Eylül’de kamuoyuna açıklanacak rapordan sızan metinler, küresel ısınma yüzünden deniz ekosisteminin de önemli hasara uğradığı ve ciddi sosyal ve ekonomik etkilerin ortaya çıkmaya başladığını gözler önüne seriyor.</span></li>
</ul>
<p><b>Zirve’ye Kimler Katılacak?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Zirveye Hindistan, Çin, AB, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya üst düzey temsilcilerini yollayacak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çin’den Dışişleri Bakanı ile İklim Değişikliği Özel Temsilcisi zirveye katılacak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson da ülkedeki Brexit tartışmalarına rağmen zirveye katılıyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bunun dışında özel sektör liderleri ile sivil toplum liderlerinin de katılması bekleniyor. Finans, enerji, ulaşım, ağır sanayi gibi önemli sektörlerin temsilcilerinin sıfır-emisyon hedeflerini açıklayacak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Özellikle petrol ve gaz şirketlerinin açıklayacağı dekarbonizasyon planları merakla </span><a href="https://gscc2.apms5.com/anywhere/m?s=gscc2&amp;m=s_45826467-b9a9-4ea2-9251-65ecaba4f367&amp;u=e1jq4wvfdtfkedu18grk6c9p5mvkcg9g5mu38d1g5mw3gc1k5mvk8cj18h2mce9m8h336&amp;r2=d1u78w1u5wqpyubcc5q68tv1edhprubdc5u6aubed5u6jrbmd5v6abk3dxpjy&amp;n=11"><span style="font-weight: 400;">bekleniyor.</span></a><span style="font-weight: 400;"> Bu alanda gelişmeleri takip etmek isterseniz <a href="http://oilandgasclimateinitiative.com/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz. </span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Umutsuzluğu bir kenara bırakıp özel sektörün ve hükümetlerin gündeme getireceği hedeflerin takipçisi olabiliriz. Tüketici olarak bizler çok güçlüyüz. Bu gücü hatırlamaya zaman zaman ihtiyaç duyuyoruz. Taşımacılığıyla, üretim biçimleriyle temiz ürünleri biz ne kadar talep edersek sektör de bu yönde o kadar büyüyecek, gelişecek. Bu konuda yapılan bireysel olsun kurumsal olsun hiçbir çalışma boşa gitmiyor. Artık ne kamu kurumları ne de sivil toplum tüketicilerin yani bizlerin ihtiyaçlarına, yönelimlerine kayıtsız kalmadığını görebiliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alanda emek veren, kafa yoran bireyler, gazeteciler, sivil toplum uzmanları zirvedeki duyurulara, 23 Eylül tarihinde, </span><i><span style="font-weight: 400;">‘World Resource Institute’</span></i><span style="font-weight: 400;"> sitesinde canlı olarak ulaşabilirler. Linki de <a href="https://www.wri.org/events/2019/09/liveblog-un-climate-action-summit" target="_blank" rel="noopener">burada</a>. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yorumlarınız için: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter: @inancmisir</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">e-mail: ucuncugoz.yazi@gmail.com</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/odadaki-fil-iklim-krizi-dunyanin-gundeminde/">Odadaki Fil: İklim Krizi Dünyanın Gündeminde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korku İletişimi Kazandı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/korku-iletisimi-kazandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2019 08:58:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[AFD]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya Federal Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Merkel]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Irkçılığa varan göçmen karşıtı söylemleriyle dikkat çeken AFD Almanya’da iki eyalette yapılan seçimlerden büyük oy artışı ile ikinci parti olarak çıktı. ‘Korku’ siyaseti yapan AFD’nin iletişim stratejisini ve buradan sivil toplum olarak nasıl öğretiler çıkarabileceğimizi değerlendirmekte fayda var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/korku-iletisimi-kazandi/">Korku İletişimi Kazandı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Göçmenleri ülkede istemeyen, İslam karşıtı olmasının yanında toplumsal cinsiyet eşitliği, mülteci hakları, iklim krizi, ekoloji gibi meselelerle ilgili çalışan aktivistlerle adeta alay eden, tüm iletişim kampanyasını korku iklimi yaratmak üzerine kuran bir parti neden yükselişte? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce tarihsel sürecine kısaca bakmamız iyi olacak. Parti 2013 senesinde kuruluyor. Aynı yıl yapılan seçimlerde %4,7 alıyor ve kıl payı meclise girmeyi kaçırıyor. Aynı yıl kurulmuş bir parti için hiç de başarısızlık sayılmaz. İlk kayda değer başarısını ise </span><span style="font-weight: 400;">2014 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Almanya&#8217;ya ayrılan 96 sandalye 7&#8217;sini alarak elde etti. 2015’te Merkel’in Ortadoğu’da yaşanan savaş iklimi sonrası göçmenlere Almanya kapılarını açmasıyla, göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemlerini güçlendirerek 2017 Almanya Federal Seçimlerinde %12,6 oy aldı ve ilk defa 94 sandalye ile federal meclise girmeye hak kazandı. 30 Ağustos’ta ise Almanya’nın iki eyaletinde seçimler vardı; Sachsen ve Brandenburg. AFD iki eyalette de oy oranlarını büyük bir ivmeyle yükseltti. Sachsen’da 2014 seçimlerinde aldığı %9,7 oy oranından %27,5’e, Brandenburg’da ise %12,2’den %23,5’e tırmandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şüphesiz bu yükselişte hem ülke genelinde hem de küresel seviyede etkin olan birçok sosyal, politik, kültürel ve ekonomik faktör rol oynadı. Almanya siyasi tarihini ve mevcut durumunu çalışan siyaset bilimciler konuyu farklı boyutlarıyla ve detaylı olarak analiz etmekte, tartışmakta. Ben de, iletişimci ve sivil toplum uzmanı perspektifimden bu durumu anlamaya ve yorumlaya çalışacağım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partinin Facebook sayfasında, sistematik ve belli bir görsel disiplini sağlayarak paylaştığı postlar oldukça güçlü veriler sağlıyor. Çok detaylı bir söylem analizi yapmaya bile gerek kalmıyor. Başarısının altında yattığını düşündüğüm dört kritik faktörü şöyle özetleyebilirim…</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-42008 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/Ekran-Alıntısı-7.jpg" alt="" width="411" height="185" /><b>“Gündemi takip et, korkuyu keşfet, açığa çıkar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle ekip özellikle Almanya için kritik olduğunu düşündüğü ve kendisinin de gündeminde olan mülteciler, ekonomik durgunluk, eğitim gibi ana gündem maddeleriyle ilintili gelişmeleri çok iyi takip ediyor. Kim ne diyor? Argümanları ne? Bunlara karşı kendi argümanları neler? En sade olabilecek haliyle anlatıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42009 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1-1-e1568017551230.jpg" alt="" width="458" height="221" /><b>Konularını çok iyi bil, istatistikleri takip et, korkunun hizmetine sun</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korku iletişimi 19 yüzyılda ABD’deki büyüyen kapitalist ekonominin lokomotifi olarak filizleniyor, politika iletişiminde de faydaları görülünce önemli bir araç haline geliyor. Hâlâ bazı çamaşır suyu reklamlarında klozetin üzerindeki canavara benzeyen mikrop illüstrasyonlarıyla içimize salınan bakteri korkusu ile temizlik maddesi alma alışkanlıklarımız şekillenebiliyor. Aynı yöntemle temizlik sektörünün kullandığı “bakteri korkusu” taktiğini AFD, mülteciler üzerinden yeniden yorumlayarak kullanıyor. Ve bingo! Çok başarılı oluyor. Başarı kriterim sadece seçim sonuçları değil. Facebook sayfasında başlattığı tartışmaların gördüğü ilgi ve yorumlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Korku iletişimi, özellikle iklim krizi döneminde STK’lar tarafından da çok kullanıldı ama her bağlamda farklı sonuçlar alındığından iklim krizi meselesinde korku dağları yaratmak iyi sonuç vermedi. Tam tersine yıllarca insanların görmek ve duymak istemediği kaçtığı konuların başında geldi. Çünkü bu iletişim stratejileri korku yaratırken umut vermedi, çözüm sunmadı. Hem de anlaması oldukça karmaşık verilerle bize bir kâbusun içine düşmek üzere olduğumuzu söylemenin ötesine geçemedi. Bu yöntemi terk eden ve kampanyalarını yapabileceklerimiz, başarabileceklerimiz, değiştirebileceklerimiz üzerine inşa eden STK’lar, hızla etki kapasitelerini artırdı. Greenpeace’in son yıllarda yürüttüğü birçok kampanyayı örnek göstermek mümkün. Veya daha yerelde ekolojik yaşamı destekleyen derneklerin bireylerin “ben ne yapabilirim?” sorularına somut cevaplar verebilen iletişim çalışmalarına bakabiliriz. Bu projeler, ilham veren hikayeler anlattılar, daha çok yaygınlaştılar. Greta gibi kendi kahramanlarını ortaya çıkardılar.</span></p>
<p><b><i>Alternatif Söylemler – Somut Adımlar Geliştir</i></b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Peki neden AFD için bu korku iletişimi stratejisi çalıştı? </span></i><span style="font-weight: 400;">Çalıştı çünkü sadece korku salmakla kalmadılar, eğer yetki alırlarsa çözüm için atabilecekleri adımları da sıraladılar. Web sitelerinde çok detaylı olarak manifestoları, programları yer alıyor. Çalışmasındaki önemli etkenlerden biri de Almanya’nın 2015’te sınır kapılarını aralamasıyla aldığı göç için gerekli altyapılarının kamu ve sivil toplum düzeyinde yeterli olmamasından kaynaklı yönetilemeyen bir krize dönüşmesi oldu. Bu eksiklik, AFD’nin eline büyük koz geçmesine sebep oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum açısından düşünecek olursak; korku ikliminden, kutuplaşmadan beslenen siyasi partilerin argümanlarının karşısında durabilmek için “umuttan, yaratıcılıktan, hikâye anlatıcılığı gibi yeni nesil araçlardan” beslenen iletişimlere, yeni liderlere ihtiyacımız var. </span></p>
<p><b><i>Basitlik</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AFD’nin poster, sosyal medya görselleri ve sloganlarına baktığımda hepsinin ortak bir özelliği gözüme çarpıyor; sade ve basit. Kullandığı konuyu şıp diye anlatan tek görsel üzerine aynı punto ve yazı karakteriyle yazdığı sloganlar her eğitim seviyesinden insanın anlayabileceği basitlikte. “Merkel Yalan Söylüyor!”, “370 öğrencide sadece bir. Anadili Almanca olan bir çocuk.”, “Uluslararası Af Örgütü&#8217;nde toksik çalışma ortamı”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42015 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-horz-640x208.jpg" alt="" width="443" height="144" />Halbuki sivil toplum alanında en çok gündemde olan konuları nasıl anlatmaya çalıştığımızı düşünelim? Ya da içinde olduğumuz tartışmaların ne kadar akademik ve karmaşık bir yapıda olduğunu? Bu tartışmaları kendi içimizde tartıştığımız halleriyle toplumun farklı eğitim almış tüm katmanlarına anlatabilir miyiz? Yapamayız. Ama birileri yapabiliyor ve oylarını yükseltiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42016 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/cats.jpg" alt="" width="464" height="164" />Elbette bu basitliğin parçası olan her unsuru kullanmamız anlamına gelmiyor. Örneğin; hiç çekinmeden bir sivil toplum figürünü veya kendi görüşlerini yansıtmayan bir politikacıyı hedef gösterebiliyorlar. Bizim her sözcüğün üzerinde düşündüğümüz, “acaba bir grubu/topluluğu incitir miyiz”, “konuyu doğru dille ifade ediyor muyuz?” gibi hassasiyetlerimizden eser yok.  Kastettiğim bu yüzeyselliği örnek almak değil elbette. Üstelik bizler de bu yöntemlere maruz kalırken. Tam da bu hassasiyetlerimizi korumamız, daha da geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önümüzdeki günlerde odaklanacağımız ve üzerine çokça düşünmemiz gereken konulardan biri: kendimizi daha anlaşılır nasıl anlatabiliriz? Bizden farklı olanlara kendimizi nasıl anlatabileceğimizi ve bizden farklı olanları nasıl daha fazla duyabileceğimizi düşünelim. İnanın çok işimize yarayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazı için yorumlarınızı esirgemeyin: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Twitter: @inancmisir</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">e-mail: ucuncugoz.yazi@gmail.com</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/korku-iletisimi-kazandi/">Korku İletişimi Kazandı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaptan Klemp&#8217;in Mesajından İlhamla&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/kaptan-klempin-mesajindan-ilhamla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 11:44:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Carola Rackete]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Pia Klemp]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41676</guid>

					<description><![CDATA[<p>Okyanus’tan 14 binin üzerinde mülteciyi kurtaran Pia Klemp ve Carola Rackete’den ilhamla: memleketler ve sınırlar ötesi dayanışmacı bir sivil toplum için harekete geçelim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/kaptan-klempin-mesajindan-ilhamla/">Kaptan Klemp&#8217;in Mesajından İlhamla&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay, Türkiye medyasında da okuduğumuz iki ekolojist aktivistin mültecilerle dayanışması, kalplerimizi eritmişti. Klemp ve Rackete, bu iki kaptan, yüzlerce mültecinin hayatını kurtarırken, İtalyan hükümeti tarafından insan ticaretine yardım etmekten 20 yıl hapis cezası ile yargılanıyorlar. Klemp’in, Tedx Berlin konuşmasından anlıyorum ki; hükümetler, okyanustaki insanı yardım veya ekoloji alanında çalışan, sivil topluma hizmet eden gemilerin etkinliklerini de engellemeye çalışıyorlar. Çünkü bu insanlık dramına sağduyulu bireylerin/örgütlerin şahit olmasını istemiyorlar. Çünkü bu sağduyulu insanların olana bitene sadece ‘şahitlik’ etmeyeceğini de iyi biliyorlar.</p>
<p>Bu hafta yine Türkiye medyasında da yer bulan, birçoğumuzun da sosyal medya hesaplarımızdan yaydığımız bir gelişme de Pia Klemp’in Paris’in önemli onur nişanını geri çevirmesi oldu. Çoğumuz ödülü geri çevirmesini onurlu bir davranış olarak değerlendirdik. Avrupa’nın “iki yüzlü” tutumu karşısındaki dik duruşunu takdir ettik.</p>
<p>Geçtiğimiz gün kendi sosyal medyasında ödülü neden almadığına ilişkin bir yazı paylaşan Klemp’in, satır aralarına dikkatinizi çekmek istiyorum. Klemp diyor ki; İinsani yardım çalışanı değilim. Ama dayanışma ile yanınızda durdum.” Klemp, uzun yıllarını okyanuslarda geçirmiş, deniz hayvanlarını kurtarmak için birçok uluslararası operasyonda görev almış. Hayvan hakları ve çevre aktivisti. Klemp aynı zamanda bu insanlık dramına da sadece şahitlik etmekle yetinmemiş. Özetle Klemp’in madalya karşısındaki tutumunun ötesinde mülteci krizi karşısındaki duruşu ve nedenlerini açıkladığı satırlardan almamız gereken çok önemli bir mesaj var: &#8216;İşbirliği ve dayanışma kaçınılmaz!&#8217;</p>
<p>Bu ilham verici örnek, özellikle içinde bulunduğumuz iklim ve mülteci krizlerini ülkelerin yalnız başına çözemeyeceği ortadayken aynı şekilde ulusal düzeyde çalışan sivil toplum kuruluşlarının da kendi konularına kapanarak küresel sorunlara çözüm yaratamayacağını da ortaya koyuyor. Biz de çoğu zaman aynı kapanmanın içinde sıkışıyoruz. Türkiye’deki kutuplaşmış mevcut iklim içinde sivil toplum çalışanları olarak çalıştığımız konuları farklı konularda çalışan diğer sivil toplum aktörlerinin gündemine taşımakta ve sorunlarımıza beraber çözüm aramakta zorlanıyoruz.</p>
<p>Bu durum biz sivil toplum çalışanlarını potansiyel etkimizi doğru biçimde ortaya çıkarmaktan ve kullanabilmekten de çoğu zaman alıkoyuyor. İçinde debelendiğimiz birçok toplumsal sorun, kaçınılmaz olarak birbirini kesen, iç içe geçmiş konuları/sorunları barındırıyor. Birinin çözümü için katkı sunarken diğerlerini göz ardı ettiğimizde bazen kendimizi çözüme değil sorunu derinleştirmeye katkı yaparken bulabiliyoruz.</p>
<p>Hepimizin gündelik hayatını da yakından ilgilendiren bu kadar kritik, krize dönüşmüş sosyal meselelerle küresel ve ulusal düzeyde iş birlikleri yapmadan mücadele etmemiz her geçen gün imkansızlaşıyor. Sadece uluslararası dayanışmalar değil aynı zamanda konular arası da dayanışmacı ve iş birliklerine açık yapılara ihtiyacımız kaçınılmaz.</p>
<p>Klemp, bu anlamda bir ekolojist olarak insani yardım alanında çalışan örgütlere verdiği destekle ve dayanışmayla hepimiz için iyi bir örnek ortaya koydu. Klemp’in satırlarını, bizi kapandığımız konu evreninden kafamızı kaldırıp birbirimizi daha fazla duyduğumuz, daha fazla göz teması kurduğumuz ve dayanıştığımız bir sivil toplumu inşaya davet olarak da okuyabiliriz.</p>
<p>Klemp’in sosyal medyasında paylaştığı <a href="https://www.facebook.com/pia.klemp" target="_blank" rel="noopener">mesajın</a> çevirisi şöyle:</p>
<p>“Paris seni seviyorum. Seni içinde yaşayan tüm dayanışmacı ve özgür insanların için seviyorum. Her gün özgürlüğü için savaşan, omuz omuza duran, dayanışma ve dostlukla battaniye dağıtan. Milliyetine, pasaportuna, evraklarına bakmadan evini paylaşan, sevgi ve mücadele veren.</p>
<p>Madame Hidalgo, bana Akdeniz’deki dayanışmacı çalışmalarımdan dolayı madalya vermek istiyorsun çünkü gemideki ekip gündelik çalışmalar esnasında göçmenleri zor koşullardan kurtardı. Eş zamanlı olarak sen protestoculara saldırdığın ve mülteci ve göçmenlerin haklarını savunanları suçlu ilan ettiğin sırada senin polisin sokakta yaşamaya zorladığın insanların battaniyelerini çalıyor. Karşı cephesinde dövüştüğün eylemlerim için bana madalya vermek istiyorsun. Eminim Grand Vermeil madalyasını reddetmem sizin için sürpriz olmamıştır.</p>
<p>Paris, ben insani yardımcı değilim. Orada ‘yardım’ için bulunmuyordum. Dayanışma için sizlerleydim. Madalyalara ihtiyacımız yok. Kimin ‘kahraman’ kimin ‘yasa dışı’ olduğunu belirlemesi için otoritelere ihtiyacımız yok. Doğrusu bu çağrıyı yapacak konumda da değiller, çünkü hepimiz eşitiz. Haklara ve özgürlüğe ihtiyacımız var. İki yüzlü madalyaları ifşa etme ve açılan boşlukları sosyal adaletle doldurma zamanı. Devrimin öncülüğünde madalyaları bir kenara atmanın zamanı!”</p>
<p>Herkes için belge ve konut! Hareket ve ikamet özgürlüğü.</p>
<p>Klemp’i daha fazla duymak isteyenler için Tedx Berlin’de yaptığı yeni ve yayınlanan <a href="https://www.youtube.com/watch?v=-7V1zNNfc_Q">konuşmasını</a> da tavsiye ederim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/26/kaptan-klempin-mesajindan-ilhamla/">Kaptan Klemp&#8217;in Mesajından İlhamla&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyada Saniyede 160 Bin Plastik Poşet Tüketiliyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/10/dunyada-saniyede-160-bin-plastik-poset-tuketiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2019 11:19:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Temiz Gelecek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[plastik poşet]]></category>
		<category><![CDATA[TEGEL]]></category>
		<category><![CDATA[The World Counts]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34146</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyada doğayı tehdit eden plastik atıkların başında çöp poşetleri geliyor. The World Counts’un verilerine göre Dünyada bir yılda ortalama 5 trilyon plastik poşet kullanılıyor ve tüketilenin %1’den daha azı geri dönüştürülebiliyor. Dünyada saniyede 160 bin plastik poşet kullanılıyor. Her birinin doğada çözünmesi için yüzlerce yıla ihtiyaç var. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/10/dunyada-saniyede-160-bin-plastik-poset-tuketiliyor/">Dünyada Saniyede 160 Bin Plastik Poşet Tüketiliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gezegenin bu ve bunun gibi atıkların yükünü kaldıramayacağı bir ekolojik krizin ortasındayız. Geri dönüşüm maliyetlerinin yüksekliği ve geri dönüştürülürken harcanan kaynaklar göz önüne alındığında tüketimi azaltmaktan, tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmekten başka seçeneğimiz yok.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Plastik poşetlerin ücretli hale getirilmesi birçok ülkede poşet kullanımını azaltmak için uygulanan bir yöntem. Tek yöntem değil ama yöntemlerden biri. Esas çözüm toplumun kendi rızasıyla tüketim alışkanlıklarını çevre dostu haline getirmesi. Bu uzun bir yol ve bu aşamaya kadar geçilecek duraklar var. Bunlardan biri de kamu yönetimi eliyle uygulanacak regülasyonlar. Bu gibi önlemlerle birlikte konuya dair farkındalık çalışmaları yapılması da önemli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla işbirlikleri yapmalı. Özel sektör, kamu ve sivil toplumun işbirliği yaptığı projelerle meseleye bütüncül şekilde yaklaşılmalı. </span></p>
<p><b>Sadece bez torba değil tüm tüketim alışkanlıklarımızı gözden geçirmeliyiz</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortalama alışveriş kültürüne sahip bir kişi yılda yaklaşık beş yüz adet tek kullanımlık poşet kullanabiliyor. Hatta bu rakam AVM’leri ve zincir mağazaları sıklıkla kullanan kişilerde bin adete bile çıkabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüketiciler olarak elimizde önemli bir güç var, üretim sektörünü kararlarımızla şekillendirmek. Biz talep edersek oluyor. Türkiye’de neredeyse günlük süt tüketimi bitmişken ve uzun ömürlü tetrapak kutu sütler hakim olmuşken artan talep sayesinde market raflarında tekrar günlük sütleri görmeye başladık. Aynı şekilde aldığımız ürünlerin aşırı ambalajlı olmamasına, ağır kimyasallar içermemesine,  ambalajlarının doğayı kirletmeyen malzemelerden üretilmesine dikkat edebilir, tüketici olarak taleplerimizi dile getirebiliriz. </span></p>
<p><b>Doğaya attığımız poşetler, besin zinciriyle tekrar soframıza geliyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Plastik poşetler, ç</span><span style="font-weight: 400;">oğu bozulması yüzyıllar süren polietilenden üretilmektedir. Poşetler  kimyasal çözünmeyle toprak ve suya zehir olarak karışmaktadır. </span><span style="font-weight: 400;">Tek sefere mahsus kullandığımız bir naylon poşetin doğada kendiliğinden tümüyle yok olması için yüzlerce yıla ihtiyaç var. Denizler poşetlerin atıldığı ve depolandığı alanlar olarak görülüyor. Atılan poşetler yok olmadığı için yediğimiz sofra tuzu veya balıklarla soframıza geri geliyor. Son yapılan araştırmalarda insan vücudunda da mikroplastikler olduğunu ortaya koyuyor. </span></p>
<p><b>Tüketim alışkanlıklarımız elimizdeki en güçlü yatırım aracı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temiz Gelecek Derneği olarak, sadece plastik torbalar değil, tek kullanımlık pet şişelerin de kullanımının azaltılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın sivil toplum kuruluşlarıyla daha fazla işbirliği yapmasını ve önlemler alınmasını talep ediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok ülke naylon poşet kullanımını azaltmak için çeşitli önlemler alıyor. Çin, bizdeki uygulamaya benzer şekilde plastik poşet kullanımını paralı hale getirmiştir. İrlanda’da, Avrupa’da bir ilk olarak, 2002’de plastik torbaları vergilendirilmiş ve bugüne kadar ülkede plastik torba kullanımında yüzde 90 azalma kaydedilmiştir. ABD’nin bazı eyaletleri, Hindistan, Avustralya, Ruanda, Bangladeş, Mynamar, İngiltere gibi ülkelerde poşet kullanımını sınırlandırmaya yönelik uygulamalar yürütülüyor. İsrail, Kanada, Batı Hindistan, Botswana, Kenya, Tanzanya, Güney Afrika, Tayvan ve Singapur’da ise yasaklanma yolunda ciddi adımlar atılmış. </span></p>
<p><b>TEGEL (Temiz Gelecek Derneği) Hakkında</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temiz Gelecek Derneği (TEGEL) ekolojik ayak izini azaltmak amacıyla kullanıcı davranışları değişterecek çözümlerin yaygınlaşması için kurulmuştur. TEGEL olarak, her sosyal kesimden bireyin ekolojik ayak izini düşürmek için çaba sarf ettiği bir dünya hayal ediyoruz. TEGEL, ulusal ve uluslararası ölçekte, kullanıcı davranışlarının ekolojik ayak izini azaltacak yönde değiştirilmesi için projeler yürütmek; doğa dostu, ekolojik, adil olma odağı ile üretilmiş ürünler konusunda farkındalık yaratmak ve bu ürünlerin kullanıcılar tarafından erişilebilirliğini artırmak amacıyla kurulmuştur.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/10/dunyada-saniyede-160-bin-plastik-poset-tuketiliyor/">Dünyada Saniyede 160 Bin Plastik Poşet Tüketiliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılıkla mücadelede ilham veren bir proje: Cins Adımlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/17/toplumsal-cinsiyet-esitligi-ayrimcilikla-mucadelede-ilham-veren-bir-proje-cins-adimlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İnanç Mısırlıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2017 07:45:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Cins Adımlar]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza yürüyüşleri]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye anlatıcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[stratejik hikaye anlatıcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[SUgender]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10983</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hikaye anlatıcılığı insanların konuşmayı keşfettiğinden beri kullandığı rehber ve öğrenme biçimi olarak vazgeçilmezi. İnsanlık tarihi kadar eski olsa da iletişim alanında yeni bir yaklaşım olan “stratejik hikaye anlatıcılığı”, son on yılda sivil toplumda ve iş dünyasında etki yaratmada güçlü ve yenilikçi bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal Etki Aracı Olarak Stratejik Hikaye Anlatıcılığı yazı dizisi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/17/toplumsal-cinsiyet-esitligi-ayrimcilikla-mucadelede-ilham-veren-bir-proje-cins-adimlar/">Toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılıkla mücadelede ilham veren bir proje: Cins Adımlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hikaye anlatıcılığı insanların konuşmayı keşfettiğinden beri kullandığı rehber ve öğrenme biçimi olarak vazgeçilmezi. İnsanlık tarihi kadar eski olsa da iletişim alanında yeni bir yaklaşım olan “stratejik hikaye anlatıcılığı”, son on yılda sivil toplumda ve iş dünyasında etki yaratmada güçlü ve yenilikçi bir araç olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal Etki Aracı Olarak Stratejik Hikaye Anlatıcılığı yazı dizisi ile sosyal faydaya hizmet eden, ilham veren hikaye anlatıcılığı çalışmaları, bu konuda yazılan makaleleri tercümeleri, alandaki eğitim fırsatlarını paylaşacağız.</strong><span id="more-17600"></span></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde bana çok heyecan veren bir e-mail aldım. Mail, Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları &#8211; Cins Adımlar: Toplumsal Cinsiyet ve Hafıza Yürüyüşleri ekibi adına Sema Semih’ten geliyordu. Beni ilginç bir deneyime davet eden bu mesaja hiç düşünmeden dakikalar içinde geliyorum cevabı yazdım. Yıllardır iletişim alanında etki yaratacak yenilikçi teknikler peşinde koşan ben; hikaye anlatıcılığı atölyelerimde anlattığım teknikleri uygulayan bir ekibin varlığından mutluluk, ne anlatacaklar?, yaşadığım Kadıköy hakkında neler duyacağımı merakla bekledim.</p>
<p>Yaşadığımız şehirde her gün geçtiğimiz sokaklar, binalar, mekanların meğerse hafızasında ne hikayeler, ne yaşamlar varmış. Önünden öylesine geçip gittiğim yerler Bahariye’nin girişindeki değil artık. Bestekar Dilhayat Sokak, Baylan Pastanesi, Rexx Sineması ve tüm yürüyüş boyunca uğradığımız diğer duraklar; artık hepsiyle farklı bir bağım var.</p>
<p><strong>Projenin Koordinatörü Sema Semih ile projeye ilişkin söyleştik. </strong></p>
<p><strong>&#8211; Proje fikri ilk nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p>Projenin temelleri; <em>Columbia University Center for the Study of Social Difference ve Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları</em>&#8216;nın beraber düzenlediği <em>atölyeler kapsamında </em>küratörlüğünü Ayşe Gül Altınay ve Işın Önol’un yaptığı <em>Hafızayı Harekete Geçirmek: Kadınların Tanıklığı </em>(DEPO, 2014)<em> </em>sergisiyle eş zamanlı olarak Karakutu Derneği ile beraber yapılan “<em>Toplumsal Cinsiyet ve Hafıza Yürüyüşü” </em>ile atıldı. Yürüyüşlerin ilki Beyoğlu’nda gerçekleşti. Daha sonra, Sabancı Üniversitesi’nin oluşumu olan  SUGender&#8217;da biraraya gelen gönüllüler bu yürüyüşü geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya devam ettiler. Ekibimiz toplumsal cinsiyet, hafıza, şehir ve hikaye anlatıcılığıyla ilgilenen gönüllülerden oluşuyor.</p>
<p><strong>&#8211; Yapılan yürüyüşler İstanbul&#8217;un kaç noktasından oluyor? </strong></p>
<p>Beyoğlu&#8217;ndan sonra 2015&#8217;te Kadıköy, 2016 yılında ise Balat&#8217;ta da yapılmaya başlanan yürüyüşler halen bu üç semtte devam ediyor. Bu yıl bu semtlerdeki hikayelerimizi derinleştirmeyi, daha fazla hikayeye ve anlatıcıya ulaşmayı hedefledik.</p>
<p><strong>&#8211; Hikayeleri ve anlatanları nasıl seçiyorsunuz? </strong></p>
<p>Tarih boyunca çok çeşitli nedenlerden dolayı hikayeleri göz ardı edilmiş, tarihe not düşülmemiş, sesleri duyulmayan, sessizleştirilen ya da susturulan insanların hikayelerinin peşinden gitmeye çalışıyoruz. Yürüyüşlerimizi kurgularken aklımızda belirli sorular var. Örneğin; arkadaşlarımızla önünde buluştuğumuz sinema, arada bir oturup nefes aldığımız park, her gün önünden geçtiğimiz ama ne olduğunu çok bilmediğimiz tahrip edilmiş bir bina ya da bir inşaat şantiyesi bize yaşadığımız şehrin tarihiyle, o şehirde yaşamış insanlarla ilgili nasıl ipuçları verir? Bu mekanlar yıllar boyunca hangi olaylara tanıklık etmiş, kimlerin hikayeleri bu mekanlardan geçmiş olabilir? Toplumsal hafızadaki suskunluklar, şehrin mekanlarına sokaklarına nasıl yansır? Toplumsal cinsiyet ve mekanlar arasında nasıl ilişkiler kurulabilir? Şehrin tarihinde, hayatında önemli yer tutmuş olmalarına rağmen hikayeleri kaybolmuş kadınların, LGBTİ&#8217;lerin hikayeleri bize ne anlatır? Onları görünür kılmak şehirle ilişkimizi nasıl dönüştürür? Bu sorularla birlikte ekibimiz çeşitli mekanların ve kişilerin hikayelerinin peşine düşüyor, hikayelerimizi oluşturduktan sonra bir yürüyüş rotası oluşturuyoruz ve en az ayda bir kez bu rotalardan birinde Toplumsal Cinsiyet ve Hafıza Yürüyüşü gerçekleştiriyoruz.</p>
<p>Hikaye anlatıcılarını biz seçmiyoruz aslında, isteyen herkes hikaye anlatmaya gönüllü olabilir! Hikaye anlatıcısı olmak isteyen gönüllüler; toplumsal cinsiyet, şehir, hafıza, performans ve hikaye anlatıcılığı üzerine eğitimler alıyorlar. Dinleyici olarak katılmak isteyenler yürüyüşlerimizden haberdar olmak için Cins Adımlar websitesini ve facebook sayfamızı takip edebilirler.</p>
<p><strong>&#8211; Şimdiye kadar yürüyüşlere kaç kişi katıldı? Yürüyüşlerin katılımcılarda yarattığı etkiyi ölçmeye yönelik bir çalışmanız olmuş muydu? </strong></p>
<p>Her yürüyüşe ortalama 15-20 kişi katılıyor ve şimdiye kadar toplam 25 yürüyüş gerçekleştirdik. Her yürüyüşümüzün ardından katılanlardan geri dönüş almaya dikkat ediyoruz. Dinleyicilere en çok hangi hikayenin akıllarında kaldığını ya da hangi hikayeyle bir bağ kurduklarını soruyoruz. Böylelikle hikayeler de zenginleşiyor, çoğalıyor. Geçmişte tüm zor şartlara rağmen ayakta durabilmiş, kendilerine nefes alacak alanlar yaratabilmiş ve hayatları boyunca çeşitli baskılara, ayrımcılığa maruz kalsalar da kendi olmaktan, kendi yolunda gitmekten vazgeçmemiş insanların hikayesini duymak; önce bugün yaşadığımız koşullar içinde kendi hayatımıza farklı bir gözle bakmaya, sonra da geleceğe dair daha umutlu adımlar atmamıza vesile oluyor. Şu an ekibimizdeki hikaye anlatıcılarımızın bir kısmı bizi duyup dinlemeye gelen misafirlerimizden oluşuyor. Yani Cins Adımlar&#8217;la yürüyüp hikayeler dinlemek, yeni hikayelere, yeni anlatıcılara gebe oluyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10987 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/IMG_1785-1024x685.jpg" width="1000" height="669" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8211; Yürüyüşteki hikayeler, kadınların tarihte kültür, sanat ve edebiyat alanlarında nasıl rol aldıkları hakkında önemli veri sağlıyor. Günümüz ile bir kıyaslama yapar mısınız?</strong></p>
<p>Günümüzde de birçok farklı alanda çok güzel işler yapan, yaşam hikayesiyle insanlara ilham veren güçlü ve başarılı kadınlar/lgbti&#8217;ler var; görüyoruz, biliyoruz. Önümüzdeki dönemde biz de Cins Adımlar&#8217;daki hikayelere günümüzde yaşayan insanların hikayelerini de dahil etmek istiyoruz. Bu hedefimizi gerçekleştirdiğimizde daha net bir kıyaslama yapmak mümkün olabilir belki.</p>
<p>Yürüyüşlerde birbirinden çok farklı hayatlar yaşayan farklı tarihlerde, farklı kimliklerle çok güçlü şekillerde ayakta duran kadınların, LGBTİ bireylerin hikayelerini dinliyoruz. Zamanında bu şehrin tarihine ve kültürüne önemli katkılar yapmış ancak ismi ya hiç duyulmayan ya da belirli bir çevre tarafından duyulmuş tiyatrocular, yazarlar ve müzisyenlerden bahsediyoruz. Kınar Sıvacıyan Muhsin Ertuğrul kadar başarılı bir tiyatro oyuncusuyken bugün onun hakkında çok az bilgiye ulaşmamızın sebebi ne olabilir? Kuşkusuz bu görünmezlikle kendisinin bir kadın olmasının ve etnik kimliğinin payı büyük. Keşke zamanında daha çok şey yazılsaymış, daha çok şey öğrenebilseymişiz Kınar Hanım hakkında diyorum hep. O yüzden bugün tarihle eşzamanlı akıp giden hikayeleri yakalamak, geleceğe aktarmak daha büyük önem kazanıyor.</p>
<p>En son Kadıköy yürüyüşümüzde geçmiş ve günümüzü buluşturan çok güzel bir deneyim yaşadık. Bu yürüyüşte Murat Germen bize hikaye anlatıcısı olarak destek verdi. 1883 yılında İstanbul&#8217;da doğan, nü kadın temasına yoğun olarak yer veren ilk kadın ressamlardan olan Celile Hanım&#8217;ın (Celile Uğuraldım) hikayesini hem Murat Germen&#8217;den, hem de annesi &#8211; Celile Hanım&#8217;ın yine ressam olan torunu &#8211; sevgili Ayşe Yaltırım&#8217;dan dinleme fırsatı yakaladık. Hem Celile Hanım&#8217;ın hikayesini öğrenebildiğimiz, hem de ailesinden gelen sanat pratiğini sürdüren Ayşe Yaltırım ile tanışabildiğimiz; hafızalarımızda yer eden unutulmaz bir yürüyüş oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10985 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/IMG_1727-1-1024x683.jpg" width="1000" height="667" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8211; Cins adımlar yürüyüşünü günümüz kadınlarının hikayelerinden anlatsaydınız kimleri seçerdiniz? </strong></p>
<p>Aslında bir seçime gitmiyoruz, tesadüf biz de bu dönemde günümüzde yaşayan insanların hikayeleri üzerine düşünmeye başladık. O kadar çok isim sıralanabilir ki aslında&#8230; En başında Kadıköy yürüyüşümüze başladığımız iskelenin orada çiçek satan insanların hikayeleri geliyor aklıma. Bir durağımız o çiçekçiler olabilir. Bu dönemde ayrıca çeşitli sebeplerle İstanbul&#8217;a gelmiş, göçmen/sığınmacı/mülteci kadın ve LGBTİ&#8217;lerin ve kurdukları dayanışma mekanlarının hikayelerini yürüyüşlerimize eklemek üzerine de çalışıyoruz.</p>
<p>Toplumsal cinsiyetin yanı sıra diğer bir odağımız mekanlar tabii. Bugün hala bir şekilde var olmaya devam eden kentsel dönüşümden kurtulup bir şekilde ayakta kalabilmiş binaların tarihine, o binalardan gelip geçen insanların hikayelerine dair düşünmeye başladığımızda da derya deniz bir alana giriyoruz. Baylan Pastanesi yine Kadıköy&#8217;deki duraklarımızdan biri mesela. Burada Sevim Burak&#8217;ın hikayesini dinliyoruz; acaba bugün hangi şairler yazarlar hangi eserlerini bu pastanede yazmaya devam ediyor gibi bir soru üzerinden de bu mekandaki hikayemizi yeniden düşünebiliriz belki.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Fotoğraflar: Selen Çatalyürekli</h6>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/17/toplumsal-cinsiyet-esitligi-ayrimcilikla-mucadelede-ilham-veren-bir-proje-cins-adimlar/">Toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılıkla mücadelede ilham veren bir proje: Cins Adımlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
