<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hilal Tok, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/hilal-tok/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/hilal-tok/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 16 Jan 2020 13:09:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hilal Tok, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/hilal-tok/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gülistan&#8217;dan Haber Yok: &#8216;Soruşturma Hızlı İlerlemiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/gulistandan-haber-yok-sorusturma-hizli-ilerlemiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jan 2020 13:09:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yenigün Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Kurban]]></category>
		<category><![CDATA[Gülistan Doku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46975</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yenigün Kadın Dayanışma Derneği'nden Duygu Kurban, Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku'dan günlerdir haber alınamamasını değerlendirirken, soruşturmanın hızlı ilerlemediğini ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/gulistandan-haber-yok-sorusturma-hizli-ilerlemiyor/">Gülistan&#8217;dan Haber Yok: &#8216;Soruşturma Hızlı İlerlemiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kendisinden 12 gündür haber alınamayan Munzur Üniversitesi Öğrencisi Gülistan Doku için arama çalışmaları sürüyor. Munzur Üniversitesi&#8217;nde Çocuk Gelişimi bölümü ikinci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Gülistan Doku’dan günlerdir haber alınamamasını Dersim’de faaliyet gösteren Yenigün Kadın Dayanışma Derneği&#8217;nden Duygu Kurban ile konuştuk. Kurban, son olarak Gülistan Doku’nun bulunması ve illerinde art arda gelen çocuk istismarlarına karşı sokağa çıktıklarını, Cuma günü de yapmak istedikleri mitingin valilik tarafından yasaklandığını ifade etti.</span></p>
<p><strong>Somut Bulgular Zayıf</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47008 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/43a1e162-8198-4cdc-b6d0-9bc417437242-640x360.jpg" alt="" width="324" height="182" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soruşturmanın yavaş ilerlediğini aktaran Kurban, “Dersimde hava aslında biraz şöyle; Gülistan’a ne olmuş olursa olsun soruşturmanın yavaş ilerlediği ve vatandaşlara yeterince bilgi verilmediği ortada, eski erkek arkadaşı en son görüştüğü kişi olmasına rağmen şüpheleri giderecek ciddi bir sorgu yapılmadığı yönünde bilgimiz var. Bir de Gülistan’ın akıbetini soran arkadaşlarına polisin müdahale etmesi meseleyi biraz kuşkulu hale getirdi açıkçası&#8230; İnsanlar burada birilerinin korunduğunu düşünüyor dolayısıyla.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gülistan’ın ailesiyle de görüştüklerini anlatan Kurban, “Kaygılı bir bekleyiş hali var doğal olarak. Hepimiz gibi onlar da Gülistan’ın sağ salim bulunmasını istiyorlar, soruşturmada akıllarına gelen her şeyi hem baroyla hem de kollukla paylaşıyorlar&#8230;” diye konuştu.</span></p>
<p><strong>Mağduriyetlerin Giderilmesi İçin Yetkili Kurumlar Üzerine Düşeni Yapmalı</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temennilerinin olayın sağlıklı bir biçimde ortaya çıkarılması olduğunu aktaran Kurban, 12 gündür bekleyişte olduklarının altını çiziyor: “Bu konuda yetkili mercilerin daha şeffaf bir soruşturma yürütmesi ve gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-46978 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/g5-640x427.jpeg" alt="" width="310" height="207" />Kadınlar cezasızlık politikaları, tehdit ve çoğu zaman zanlının değil kadının teşhir edilmesinden dolayı hukuksal süreçte de ciddi bir mağduriyet yaşıyorlar. Tüm bu mağduriyetlerin giderilmesi için yetkili tüm kurumlar üzerine düşeni yapmalıdır. Gerekli eğitimler verilmeli, özellikle kamu görevlilerinin taciz, istismar iddiaları şikayete bakılmaksızın her yönüyle araştırılmalıdır; ve en önemlisi caydırıcı cezai işlemler uygulamalı, haksız cezai indirimlerden vazgeçilmelidir. Ayrıca kadınları güçlendirici politikalar esas alınmalıdır. Aksi halde bu olaylar sistematik hale gelmektedir. İlimizde üst üste adli mercilere yansıyan vakalar bile önümüzdeki kara tabloyu özetliyor aslında. Bildiğiniz gibi Pertek ilçemizde de çocuklara yönelik nitelikli cinsel istismar olayı açığa çıktı ve hemen davaya gizlilik kararı getirildi. Bu davada da çeşitli kamu çalışanın (kolluk güçlerinin) adı geçiyor. Bizler öncelikle bu davalara gizlilik kararı getirilmesini doğru bulmuyoruz. Kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçların yargılamalarının mağduru koruyacak şekilde ve suçluları halktan ve kadınlardan kaçırmayacak, gizlemeyecek özellikte yapılmasını ve yargılamanın kadın ve çocuk hakları örgütlerine açılmasını talep ediyoruz.”</span></p>
<p><strong>&#8220;Yasaklar Kaldırılmalı&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Başka Gülistan’lar ve çocuklarımız zarar görmesin diye tüm bu davaların sonuna kadar takipçisi olacağız” olacağız diyen Duygu Kurban, “Valilik tarafından istismara karşı yapacakları mitingin de engellendiğini söylüyor: “Ne gerekçe ile olursa olsun, ilimizde çokça taciz istismar kayıp haberlerinin art arda geldiğini düşünürsek, bu yasağı halkın tepkisini demokratik bir şekilde sokakta kitlesel olarak gösterdiği bu günlerde doğru bulmuyoruz” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/16/gulistandan-haber-yok-sorusturma-hizli-ilerlemiyor/">Gülistan&#8217;dan Haber Yok: &#8216;Soruşturma Hızlı İlerlemiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jan 2020 10:14:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Saldırılar ve Çocuk İstismarı Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kadın cinayetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Tığlı]]></category>
		<category><![CDATA[Tbmm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46728</guid>

					<description><![CDATA[<p>TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Necati Tığlı, 2016 ile 2019 yılları arasını kapsayan “Kadın Cinayetleri, Cinsel Saldırılar ve Çocuk İstismarı Raporu” hazırladı. Tığlı, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun sınırlı kaldığını, kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, Meclis'te bulunmayan diğer partiler ve meslek odalarıyla ortak akıl yürütülmesi gerektiğini savunuyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/">‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Giresun Milletvekili ve TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Necati Tığlı&#8217;nın</span><span style="font-weight: 400;"> kadın örgütlerinin raporları ve haberlerini derleyerek hazırladığı rapora göre; 4 yılda bin 652 kadın öldürüldü, en az 166 kadın cinsel saldırıya uğradı ve en az 96 çocuk istismar edildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 yılda kadın cinayetlerinde yüzde 471 artış olduğuna dikkat çeken Tığlı, 2003 yılında 83 kadının öldürüldüğünü hatırlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2016’da 329 kadın öldürüldü, 110 kadın cinsel saldırıya uğradı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2017’de 409 kadın öldürüldü, 320 kadın cinsel şiddete, 154 kadın tecavüze maruz kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2018’de 440 kadın öldürüldü, 296 kadın cinsel şiddete, 140 kadın cinsel saldırıya uğradı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-2019’da 474 kadın öldürüldü, 166 kadın cinsel saldırıya uğradı, 96 çocuk istismar edildi.</span></p>
<p><strong>‘Devletin Görevi 6284 Ve İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni Uygulamaktır&#8217; </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-46730 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/necati-t%C4%B1%C4%9Fl%C4%B1.jpg" alt="" width="302" height="302" />Rapora ilişkin Sivil Sayfalar&#8217;a konuşan Tığlı, “Her geçen gün kadın cinayetleri ciddi bir şekilde artmakta. Burada tabii ki kadınlara yönelik baskının sebepleri var. Yargı ve adliyenin hukuksuzluğu, mahkemenin iyi hal indirimi, toplumsal cinsiyetin dayattığı roller şiddeti arttırıyor. Bu şiddeti önlemek de devletin, iktidarın en asli görevidir.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Necati Tığlı, kadına karşı şiddetle ilgili dünyanın en önemli sözleşmesi olan İstanbul Sözleşmesini ilk imzalayan ülke Türkiye olmasına rağmen sözleşmenin uygulanmadığına dikkat çekerek, “Kadın cinayetlerini, istismar ve tacizleri önlemeye yönelik ciddi çalışmalar yapılmıyor” dedi. Tığlı, “En önemlisi 6284 sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair kanun çok ciddi anlamda uygulanmadı. İlk Avrupa sözleşmesi niteliği taşıyan İstanbul Sözleşmesinin tam olarak uygulanması lazım. Çünkü 6284 sayılı kanuna göre en kapsamlı korumanın sağlanması için tanık korunma programın devreye konulacağı ve yüz değişikliği yapılacağına kadar birçok nokta çok açık bir şekilde düzenlenmişti. Yani burada devletin en asli görevi imzaladığımız İstanbul Sözleşmesini ciddi anlamda uygulamalı” diye konuştu.</span></p>
<p><strong>&#8216;STK&#8217;larla Ortak Akıl Yürütülmeli&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“TBMM’de ben de Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi olarak kadına ve çocuğa yönelik şiddet, istismar, tecavüz ve cinayetlerin önlenmesine ilişkin başka komisyonların kurulması gerektiği düşüncesinde olduğunu belirten Tığlı, “Bir de bu siyaset üstünde bir konu olduğu için bu TBMM’de temsili olan tüm siyasi partilerin, bu ülkedeki tüm sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, meslek odaları ile birlikte ortak akıl ile birlikte bir çözüm bulması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Bu çağrının Meclis tarafından yapılması gerektiğini savunan Tığlı, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kadın cinayetlerini takip eden dernekler gibi binlerce sivil toplum örgütleri, tüm siyasi partiler, hatta mecliste grubu bulunmayan tüm siyasi partilerin de ortak akılla çözüm üreteceği bir dayanışma içerisine girmek lazım. Bu olay malumunuz siyaset üstü bir şey. Yani buradaki şiddette uğrayan kadının hangi siyasi partinin görüşe sahip olup olmadığının bir önemi yok. Bunun için buradaki sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, meslek odalarının düşüncelerini, değerlendirmelerini bu komisyona hızlı bir şekilde aktarmaları gerektiği kanaatindeyim.” diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komisyonun iyi niyetli olduğunu ancak sınırlı kaldığını da belirten Tığlı, komisyonun sivil toplum kuruluşları, kadın dernekleri ile işbirliği yaparak daha etkin ve çözüm odaklı çalışabileceğini dile getirdi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/10/meclis-komisyonu-kadin-orgutleriyle-ortak-akil-yurutmeli/">‘Meclis Komisyonu Kadın Örgütleriyle Ortak Akıl Yürütmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ücretli Öğretmenler Kölelik Değil Kadro İstiyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/30/ucretli-ogretmenler-kolelik-degil-kadro-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2019 08:58:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Çakır]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ücretli Öğretmenler Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[ücretli öğretmenlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46353</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ücretli öğretmenlerin haklarını savunmak için kurulan “Ücretli Öğretmenler Platformu” başkanlığını yürüten Hasan Çakır, ücretli öğretmenlikte herhangi bir maaş ödemesi olmadığına, sadece girilen ders saati kadar ücret alındığına dikkat çekerek, ''Sigortanız  aldığınız maaşa göre yatırılıyor. Toplam 10 sene çalışmıştım ve bin 44 gün sigortam yatmış yani emekli olma ihtimalim yok.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/30/ucretli-ogretmenler-kolelik-degil-kadro-istiyor/">Ücretli Öğretmenler Kölelik Değil Kadro İstiyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Milli Eğitim Bakanlığı, 1500 TL’ye artık tam zamanlıdan daha ağır şartlarda “ücretli” öğretmen çalıştırıyor, asgari ücret bile alamayan ücretli öğretmenler yeni yıla da 2019’daki aynı talep ve beklentilerle girecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MEB’te kadrolu, sözleşmeli ve ücretli olarak çalışan öğretmenlerin yaşamları ve güvenceleri arasında adeta bir uçurum var. Ücretli ve sözleşmeli olan, özel okullarda ve dershanelerde çalışan ya da hiç iş bulamayan yani ataması yapılmayan yüz binlerce öğretmen var. Neredeyse her gün sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalışan ve atama talep eden öğretmenler bir yandan bu mücadeleyi sürdürürken bir yandan evine ekmek götürebilmek için ücretli öğretmenlik yapıyorlar. Ancak aldıkları ücret asgari ücretin altında, sigorta prim sayıları kadrolu öğretmenlere göre oldukça düşük, ömürleri boyunca çalışsalar dahi prim gününden emekli olmaları neredeyse imkansız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46355 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/74366_480x270.jpg" alt="" width="316" height="178" />12 yıldır ücretli öğretmenlik yapan ve bir yandan da ücretli öğretmenlerin haklarını savunmak için “Ücretli Öğretmenler Platformu” başkanlığını yürüten Hasan Çakır,  2003 yılında İnönü Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği’nden mezun oldu. 10 sene İstanbul’da ücretli öğretmenlik yapan Çakır, “Ücretli öğretmenlikte herhangi bir maaş ödemesi yok. Sadece girdiğiniz ders saati kadar ücret alıyorsunuz. Sigortanız da aldığınız maaşa göre yatırılıyor. Toplam 10 sene çalışmıştım ve 1044 gün öğretmenlikten sigortam yatmış yani 12 yılda bu kadar yatmış. Böyle çalışarak herhalde 70 yılda falan doldururuz sigorta primini. Kısacası emekli olma ihtimalimiz yok.” diyor.</span></p>
<p><strong>80 Bin Öğretmen Güvencesiz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da 21 bin, Türkiye genelinde ise 80 binin üzerinde ücretli öğretmenin olduğunu vurgulayan Çakır, “Bu insanlar asgari ücret bile alamıyorlar. Şu an bizim platformda 15 bin kişi var. Maaşlar açıklanmış ‘2 bin 28 lira yatmış’ diyor bir arkadaş. Bu ay tam yattığı için seviniyor. Güya Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a bir önerge sundular, ‘ücretli öğretmenlerin derslerine yüzde 100 zam yapılacak’ diye. Ara tatillerdeki kesintiler ne olacak? Geçenlerde ara tatil oldu mesela. Bize 1557 lira yattı. Şubat tatili geliyor. 15 gün yine kesilecek maaştan. Bu para ile insanlar nasıl ev geçindirecek? Nasıl kira ödeyecekler?” diye konuştu.</span></p>
<p><strong>Ücretli Öğretmenlikten Çobanlığa&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46356 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/WhatsApp-Image-2019-12-26-at-09.20.03-1.jpeg" alt="" width="440" height="278" />2010 yılında iki arkadaş olarak Ankara’ya yürüdüklerini, defalarca televizyonlara çıktığını, fırsat buldukları her anda ücretli öğretmenlerin seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Çakır, “Samsun’dan Ankara’ya yürüdük. 21 gün sürdü. O zaman büyük bir eylem yaptık Ankara’da, kadro açılsın, alım yapılsın diye. Bu olaydan sonra 40 bine yakın alım yaptılar. Bayağı ses getirdi. Kızılay’da 5 saat yolu kapatmıştık. Tabi arkadaşların hepsi atandı ama ben atanamadım. Bütün basın açıklamalarını ben yaptım ama ben atanamadım. Ben de 2014 yılında ücretli öğretmenliği bıraktım. 10 sen çalıştım ve bırakmak zorunda kaldım. Çünkü son maaşım Haziran 2014’te 564 lira olarak yatmıştı. Artık yapamıyordum. Evlenmiştim, 3 çocuğum vardı. Böyle olmayacağını anladım. 2014’te Bayburt’ta çobanlığa başladım.” diyerek durumun vehametine dikkat çekiyor.</span></p>
<p><strong>&#8216;Hak Arama Meselesi Büyük Sıkıntı&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha sonrasında tekrar ücretli öğremenlik yapmaya başlayan Çakır, “Sonra Bakan ‘5 yıl ve üzeri ücretli öğretmenlik yapanları mülakatta kadroya alacağız’ açıklamasını yaptı. Ama şöyle bir şey oldu, istersen 10 sene ücretli öğretmenlik yap, eğer 2017-2018 döneminde öğretmenlik yapmamışsan bu haktan yararlanamazsın diye bir madde koydular. Bu maddeden dolayı ben otomatik olarak elenmiş oluyordum. Çünkü 2017-2018 sezonunda bana ücretli öğretmenlik çıkmadı. Bakan Bey açıklamasında ‘KPSS puanına bakılmaksızın’ demesine rağmen, KPSS’ye geçen yıl girip, 50 puan alma şartı koydular. Bunların adaletli olmadığını biz Ankara’ya giderek Ak Parti’nin grup toplantısına katılarak söyledik. Orada İstanbul Milletvekili Metin Külük’ü yakaladım. Dedim ki “Sayın vekil ben İstanbul’da 10 sene bedava öğretmenlik yaparken bana görev çıktı ama bu sene kadro meselesi var diye bana çıkmadı.” Bana “Milli Eğitim sana her sene görev vermek zorunda mı?” dedi. Tamam da öğretmen olan benim! O ara ben bir televizyon programına çıkabildim. Televizyon programında tüm sorunlarımızı dile getirdim. Ücretli öğretmenliğe kadro verilecek ama aktif çalışma ve KPSS şartının etik olmadığını söyledim. Sonra zor bela bir okul ayarladım kendime. Bu seferde bir hafta sonra o yayınlanan röportajımdan dolayı Düzce’de Valilik kararı ile görevden aldılar beni. Hak aramak meselesi de büyük bir sıkıntı. Şimdi iki aydır öğretmenlik yapıyorum. Geçen ayki maaşım 1271 lira, bu ayki 1557 lira. Ve yatan sigorta ayda 13 gün.” diyor.</span></p>
<p><strong>Kışın Öğretmen Yazın Mevsimlik İşçi</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46357 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/73464.jpg" alt="" width="332" height="193" />Diğer ücretli öğretmenlerin de hayatta kalmak için ek işlere yöneldiğini başka türlüsünün mümkün olmadığını aktarıyor Çakır: “Ek işler yapmaya çalışıyorum. Yoksa o parayla geçinemezsin. Allah’tan eşim kadrolu öğretmen. Bir ücretli öğretmen arkadaşım yaz aylarında maaş olmadığı için eşiyle birlikte pamuk toplamaya gidiyor. 30 lira yevmiye ile öğretmen yaz aylarında pamuk toplayarak geçimini sağlıyor, sigortası olmadığı için.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>&#8216;Kadro İstiyoruz&#8217;</strong></span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bir dernek kurduk. Ataması Yapılmayan Öğretmenler Derneği. Hakkımızı arayalım diye. İnsanlar derneğe üye olamıyor korkudan. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Hakkını aramak için hükümeti eleştirince bir bakıyorsun adamlar sana saldırıyor. Ücretli öğretmenlik yapan bile saldırıyor sana. Niye? Arkadaş, ben sizin hakkınızı savunmak için uğraşıyorum burada” diyen Çakır şöyle sürüyor sözlerini: “Ataması yapılmayan öğretmenler 400 binin üzerinde. 400 bin kişiyi öyle bir çıkmaza soktu ki devlet, 400 bin kişiyi atama ihtimali yok. Ve benim 400 bin kişinin hakkını savunabilecek bir gücüm de yok. Bıraktım ben de. Ataması Yapılmayan Öğretmenler Derneği&#8217;ni kapattık. Ücretli Öğretmenler Platformu&#8217;nu kurduk. Biz sadece ücretli öğretmenlerin hakkını aramak için uğraşıyoruz artık. Bizim derdimiz bakanın söylediklerine istinaden, beş yıl ve üzeri ücretli öğretmenlik yapanların artık şartsız kadroya alınması.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözüm olarak ise şunları söylüyor Çakır, “Öncelikle devlet ihtiyaç dahilinde üniversite açmalı. İstihdam edeceği kadar fakülte açması lazım. Emekliliği dolmuş olmasına rağmen emekli olmuyor insanlar. Niye? Emeklilik şartları iyi değil. 3600 ek gösterge de çıkmadı.  Ücretli öğretmenliğin de bir an evvel kaldırılması lazım. İade-i itibar istiyoruz. Kadro istiyoruz. Talebimiz ve mücadelemiz bu.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/30/ucretli-ogretmenler-kolelik-degil-kadro-istiyor/">Ücretli Öğretmenler Kölelik Değil Kadro İstiyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Asgari Ücret Görüşmeleri: İşçiler Ne İstiyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/asgari-ucret-gorusmeleri-isciler-ne-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 09:58:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adile Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[asgari ücret]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[işveren]]></category>
		<category><![CDATA[sendika]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Ceviz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Asgari ücretin önümüzdeki hafta belirlenmesi bekleniyor, sendikalar ve işverenler görüşmelerini yaparken bir yandan da işçilerin talepleri yükseliyor: “İnsanca yaşanacak bir ücret istiyoruz!”. İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu'ndan Sinan Ceviz ve Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nden Adile Doğan ile görüştük.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/asgari-ucret-gorusmeleri-isciler-ne-istiyor/">Asgari Ücret Görüşmeleri: İşçiler Ne İstiyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Asgari ücretin tespit edilmesi için görüşmeler 2 Aralık’ta başladı. Çok yakın bir zamanda belirlenecek olan asgari ücrete dair işçilerden, sendikalara, sendikalardan işverenlere kadar herkes bir şey söyledi. Şimdi milyonlarca işçinin ve işçi ailesinin gözü komisyon kararında. Yılın en büyük toplu sözleşmesi olacak olan asgari ücret aynı zamanda işsizlik ödeneklerinden, emekli aylıklarına kadar pek çok ödemenin düzeyini de etkileyecek. </span></p>
<p><strong>İşçiler Sendikalardan Güçlü Eylemler Bekliyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">DİSK, Hak-İş ve Türk-İş&#8217;e bağlı 20 sendikanın oluşturduğu İstanbul İşçi Sendikaları Şubeler Platformu, “asgari değil insanca yaşam” şiarıyla asgari ücret görüşmelerini yakından takip ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46030 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/sinan-ceviz-640x427.jpg" alt="" width="348" height="232" />Platform Sözcüsü Sinan Ceviz, asgari ücret görüşmelerine dair Sivil Sayfalar’a konuştu. Söze platformun kuruluş ihtiyacını anlatmakla başlayan Ceviz, “İşçi sınıfının karşı karşıya olduğu sorunlar birleşik ve güçlü bir mücadele olmadan aşılamaz. Biz bu gerçeği özelleştirme karşıtı mücadeleler de gördük, bu gerçeği sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımının engellenmesinde ve buna karşı mücadelelerde gördük. İşyerlerimizde işçi arkadaşlarımız da sık sık sendikaların birleşik ve güçlü eylemler yapması ve sonuç almasına vurgu yapıyor, talep ediyor. İşte temel olarak bu ihtiyaç ve bir bakıma zorunluluğun sonucu olarak ortaya çıktı platformumuz” dedi.</span></p>
<p><strong>İşçiler İnsanca Yaşanacak Bir Ücret İstiyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ceviz, asgari ücret tartışmalarında sendikaların tutumuna dair de şunları söyledi: “Asgari ücrete ilişkin son yıllarda sendikalar olarak iyi bir sınav verdiğimiz söylenemez, ancak bugün artık geçim sorunu çığ gibi büyümüş durumda ve insanca yaşam talebi de bir o oranda büyüyor. İşçi sınıfımızın ‘artık yeter’ çığlığı konfederasyonlarımızda doğal olarak yankı bulmuş durumda ve asgari ücretle ilgili ortak hareket etmekteler ve bizler de bu birlikteliği destekliyoruz. Aynı zamanda insanca yaşanacak ücretin yanı sıra vergide adalet istiyor işçilerimiz ve bu talepte ortak mücadelenin en önemli konularının başında. Platformumuzda bu yönlü ciddi çalışmalar sürdürmektedir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçilerin yaşam koşullarına ilişkin ve taleplerine dair de bilgiler veren Ceviz, “Geçinemiyoruz sesleri işyerlerinden yükseliyor. Bir yandan da asgari ücrete yeteri kadar zam yapılmayacağı algısı da ne yazık ki hakim, ‘vermezler, olmaz’ diyen özellikle örgütsüz işyerlerinde arkadaşlarımızın böyle tutumları ile karşılaşıyoruz. Asgari ücret Türkiye işçi sınıfının asgari ücret alan ya da almayan tüm sınıfımızın en önemli sözleşmesidir ve birlikte hareket edilmesi gerekir. Bu kültür iş yerlerimizde bu gün için hakim değil. Asıl olan bu kültürü oluşturmak biz de bu yönlü çalışmalar sürdürüyoruz.&#8221;  diye konuştu. </span></p>
<p><strong>&#8216;Olmalı, Etmeli&#8217;nin Ötesinde Bir Mücadele Şart</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46028 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/IMG_87821-640x427.jpg" alt="" width="384" height="256" />Ceviz, Platformun temel yöneliminin “olmalı, etmelinin” ötesinde olması gerektiğini, yani sınıfın taleplerini soyut olarak ifade etmenin yeterli olmadığını savunuyor: “Platformumuz için bugün en yakıcı taleplerin başında öne çıkan asgari ücret ve vergide adalettir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İşten atmaların yasaklanması, insanca yaşam, sendikal hakların korunması gibi talepler ile ilgili platformumuz temel olarak iş yerlerindeki gücünü harekete geçirmeyi hedefleyen bir çalışma sürdürmeyi hedefliyor” diyen Ceviz, “Yani şubelerimiz üyeleri ile paylaşarak planlamalar yapmayı ve sorunlara karşı birlikte hareket etmeyi hedefliyoruz. Çalışmalarımız da bu yönlü sürdürülüyor. Asgari ücret meselesinde de izlediğimiz yol bu” diyor. </span></p>
<p><strong>İki Talep İç İçedir Birbirinden Ayrı Ele Alınamaz</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vergilere ilişkin de değerlendirmeler de bulunan Ceviz son olarak şöyle söyledi: “Vergide adalet asgari ücret den yani insanca yaşam talebinden ayrı ele alınamaz iş yerlerimizde de aslında böyle tartışılmıyor. Yani deniyor ki insanca yaşama yetecek kadar ücret ve vergide adalet istiyoruz. Bu iki talep iç içedir birbirinden ayrı ele alınamaz. Biz de çalışmalarımızda iki talebi tekleştirerek sürdürüyoruz. Bu konuda da 20 Aralık Cuma günü saat 17.30’da Kartal Meydanın da buluşacağız. İnsanca yaşanacak ücret ve vergide adalet için iş yerlerimizden çıkıp Kartal Meydanı’nda taleplerimizi ileteceğiz.” </span></p>
<p><strong>Asgari Ücret Kadınların Da Gündeminde</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46031 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/adile-do%C4%9Fan-640x427.jpg" alt="" width="330" height="220" />Öte yandan asgari ücret kadınlar bakımından da çok önemli. Ülkede asgari ücretin altında ücretle çalışan kadınların oranı erkeklerden yüksek. Aynı sektörde aynı değerde işi yapsalar dahi kadınlar erkeklere göre daha az ücret alıyor. Mahallelerindeki işçi ve emekçi kadınların yaşam koşullarını yakından takip eden Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’nden Adile Doğan asgari ücretin kadınları da çok yakından ilgilendirdiğinin altını çiziyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Asgari ücret tabii ki biz kadınları da çok yakından etkiliyor. Bu görüşmeler bizim için de önemli. Çünkü bizler asgari ücretle yaşamını sürdürmek zorunda olan kadınlarız. Ekonomik bütçe daraldıkça yoksulluk kadınlara şiddet olarak dönüyor. Evde bir çorba pişiremeyince bile bu sana şiddet olarak dönüyor. Yoksulluk yüzünden bunalıma giren eşinden şiddet görüyor kadınlar. En önemlisi bizler çalışma yaşamı içinde olan yüz binlerce kadınız ve geçinmek zorundayız. O yüzden asgari ücret hem bizim için çok önemli hem de etkilerini en derinden yaşayanlar da bizleriz. Kadın işçiler asgari ücrete karşı öncelikle insanca yaşanacak bir ücret ve asgari ücretin vergiden muaf olmasını talep ediyor. Örneğin geçen sene biraz hali vakti yerinde olan bir ailede kadın ve erkek çalışıyordu. Kadın çocuk doğurunca işten uzak kaldı çocuğunu bir yere bırakamadığı için. Geçen sene de görüyorduk bu kadını yanına gidiyorduk, “akmasa da geçiniyoruz” diyen bir kadındı. Bundan birkaç gün önce sokakta ağlayarak gördüm. Ayağında ayakkabısı yok, kırık dökük bir bebek arabasıyla ağlayarak dönüyordu pazardan ve bir meyve bile alamadığı için ağlıyordu. Sordum ‘bu ne hal’ diye. “Eşimin bir 4 ay işsiz kalması yetti” dedi. Şimdi eşi bir haftadır çalışıyormuş ama 4 ay demek onlar için 4 ay birikmiş faturalar, kira ve evde hiçbir şeyin kalmaması demek. Eğer insanca yaşayacakları bir ücret almış olsalardı işsizlik durumuna karşı kıyıda köşede kalmış bir miktar para biriktirmiş olurlardı. Ama maalesef bu yok. O yüzden asgari ücret en azından yaşamımızı kolaylaştıracak bir düzeye çekilmeli. Biz dernek olarak aslında hem seslenişimizi bu yönde yapıyoruz. Asgari ücretin insanca yaşanacak bir boyuta gelmesi ve asgari ücretin vergiden muaf olmasını istiyoruz.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/asgari-ucret-gorusmeleri-isciler-ne-istiyor/">Asgari Ücret Görüşmeleri: İşçiler Ne İstiyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Nov 2019 08:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Psikiyatri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[intihar]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Hacımusalar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Psikiyatri Derneği’nden Yunus Hacımusalar, intihara eğilimi arttıran risk faktörlerinin yok edilmesi ve koruyucu faktörlerin artırılmasının gerekliliğini vurgulayarak, eğitim çalışmaları, farkındalık oluşturma, beceri eğitimleri, intihar araçlarına ulaşımın kısıtlanması ve medya haberleri ile ilgili düzenlemeler yapılmasının önemine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/">İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2014-2016 yıllarında Türkiye’de 9 bin 479 kişi intihar etmiş. Son süreçte de intiharlar gündemde. Bu kadar çok intihara sebep ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44415 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/yunus-hac%C4%B1musalar-640x336.jpg" alt="" width="375" height="197" />Dünya Sağlık Örgütü; 2015 yılında Dünyada 800.000 kişinin intihar sonucu öldüğünü bildirdi. Bu sayı dünyada her 40 saniyede bir kişinin intihar sonucu yaşamını kaybettiğini gösteriyor ve 2030 yılında bu sayının dünyada bir milyonun üzerine çıkacağı öngörülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılında Türkiye’de intihar hızının yüz binde 3.8, intihar sonucu yaşamını kaybeden kişi sayısının ise 3.161 olduğunu bildirmiştir. İntihar için çok sayıda risk faktörü var. Ruhsal hastalığa sahip olmak intihar için önemli bir risk yaratır. Duygudurum bozuklukları (depresyon ve bipolar bozukluk) intiharla en çok ilişkili olanlardır. Ailevi, sosyal, ekonomik, ilişki sorunları gibi stres oluşturan çok sayıda faktör de intihar için tetikleyici faktörlerdir. </span></p>
<p><b>Peki bu intiharlar bireysel mi, toplumsal mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İntihar daha çok bireysel faktörlerle ilişkilidir. Ancak toplumsal olaylar sonuçta bireyleri </span><span style="font-weight: 400;">etkileyerek intihar davranışı üzerinde etki oluşturabiliyor. Yazılı, görsel ve sosyal medyada </span><span style="font-weight: 400;">intihar haberlerinin sıklıkla yer alması, medyanın bu haberleri detaylı olarak iletmesi, görsel </span><span style="font-weight: 400;">materyalleri sıklıkla kullanması, intihar vakalarının tüm detaylarıyla, dramatize edilerek, </span><span style="font-weight: 400;">sunulması, intihara eğilimli insan üzerinde olumsuz etkiler yarattığı biliniyor. Bu durum </span><span style="font-weight: 400;">toplumu etkileyerek benzer yöntemlerle intihar davranışını artırabilir.</span></p>
<p><b>Yaşam koşulları, şiddet, tecavüz, mobbing, yoksulluk, işsizlik, (atılma, atanamama) bu gibi durumların intihara etkisi ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önemli stres olayları kişileri çaresizlik ve umutsuzluğa düşürerek intihar davranışını </span><span style="font-weight: 400;">artmasına neden olabilir. Yaşam koşulları, şiddet, tecavüz, mobbing, yoksulluk, işsizlik gibi </span><span style="font-weight: 400;">durumlar da önemli stres olaylarıdır ve kişilerde ruhsal hastalık oluşmasına ya da var olan </span><span style="font-weight: 400;">ruhsal sorunların artmasına da neden olarak intihar davranışını arttırabilir.</span></p>
<p><b>Yapılan Haberlere Dikkat Edilmeli </b></p>
<p><b>İntihara ilişkin yapılan haberlere dikkat çektiniz. İntihar haberleri, intihara meyilli olanları etkiliyor ve intihara sürüklüyor mu? Ayrıca intihardan caydırıcı haberi nasıl yapmak gerekir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44416 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-4-640x426.png" alt="" width="400" height="266" />Hem ülkemizde hem de dünyada medyada intihar haberlerinin veriliş biçimine dikkat edilmediği zaman intihar girişimlerinin arttığını gösteren çok sayıda örnek bulunuyor. Yıllar önce Boğaziçi Köprüsü’nde intihar girişimi haberlerinin verilmesinin kesilmesinden sonra intihar girişimlerinin azalması, Avusturya’da intihar haberlerinin kısıtlanmasından sonra intihar olgularının azalması gibi örnekler intiharın medyada yer alması ile gerçekleşmesi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Medyada ayrıntılı resim ve görüntülerle verilen haberlerden sonra benzer yöntemi kullanarak intiharların arttığı bildirilmiştir. Aynı zamanda tehlikeli davranışlarda bulunma ve depresyon oranlarında da artış gözlenmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Hak ve Sorumluluklar Bildirgesi’nde “İntihar olayları hakkında </span><span style="font-weight: 400;">haber çerçevesini aşan ve okuyucu veya izleyiciyi etki altında bırakacak nitelikte ve genişlikte </span><span style="font-weight: 400;">yayın yapılmamalıdır. Olayı gösteren fotoğraf, resim veya film yayınlanmamalıdır” </span><span style="font-weight: 400;">denilmektedir. Ancak çoğu zaman bildirgeye uyulmadığı görülüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Medya intihar haberi yapmadan önce azami çekinceyi göstermeli ve haber yapılacaksa; yalnız </span><span style="font-weight: 400;">gerekli bilgilerle yetinilmeli, yönteme değinilmemeli, en basit ve yoksun bilgilerle, ayrıntılara </span><span style="font-weight: 400;">değinilmeden haber yapılmalı, intihar davranışına yönelik alternatifler vurgulanmalı ve </span><span style="font-weight: 400;">intihar hiçbir zaman yüceltilmemelidir. Bunun yanında kişileri bilgilendirici, eğitici, yardım alma davranışını artıracak, alanında uzman kişilerle yapılacak programlar faydalı olacaktır.</span></p>
<p><b>İntihar bulaşıcılığı ve kopya intiharlar da var&#8230; Örneklerine ilişkin çalışmalar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1970’lerde, Britanya’da, bir kendini yakarak intihar etme eylemi uluslararası medyada </span><span style="font-weight: 400;">oldukça fazla yer bulmuştur. Bunu takip eden 12 ay içerisinde Britanya’da kendini yakarak </span><span style="font-weight: 400;">intihar etme eylemi (taklit intihar) normalde beklenenden 60 adet daha fazla arttığı </span><span style="font-weight: 400;">saptanmıştır. Avustralya’da yapılan bir araştırma, ülkenin iki ulusal gazetesinde intihar </span><span style="font-weight: 400;">haberlerinin yer almasından sonra Avustralyalı erkeklerde intihar oranının yükseldiği </span><span style="font-weight: 400;">görülmüştür. 1985 yılında ABD’de genç yaş intiharlarını önlemeye yönelik 4 film hazırlanmış, değişik haftalarda yayınlanarak, ailelerin ve gençlerin intihar davranışına dikkat çekmesi hedeflenmiştir. Ancak bu filmlerin gösteriminden sonra intihar girişiminde bulunan gençlerin sayısında artış görülmüştür. </span></p>
<p><b>İntihar Örnekleri Azalabilir, Ama Nasıl?</b></p>
<p><b>Ne yapmak gerekir, intiharı en aza indirmek, artmasının önüne geçmek için? Sivil topluma, sosyal mecralara, sağlık kurumlarına, kuruluşlara, devlete, medyaya ne gibi sorumluluklar düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44418 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-2-640x368.png" alt="" width="339" height="195" />Ruhsal hastalıkların erken dönemde saptanması, intihar riski olan bireylerin uygun tedavisi önemli. Daha da önemlisi birincil düzey koruma olarak insanların intihara eğilimini arttıran risk faktörlerinin ortadan kaldırılması ve koruyucu faktörlerin artırılmasıdır. Bu aşamada eğitim çalışmaları, farkındalık oluşturma, beceri eğitimleri, intihar araçlarına ulaşımın kısıtlanması ve medya haberleri ile ilgili düzenlemeler bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruhsal hastalıklar ve intihar ile ilgili önyargılar intihar düşünceleri olan kişilerin uygun ruh </span><span style="font-weight: 400;">sağlığı hizmetlerine ulaşımını engeller. Toplumun her bireyinin bu konuda bir </span><span style="font-weight: 400;">sorumluluğu bulunuyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Tarama çalışmaları ve intihar riski yüksek olan kişilerle karşılaşabilecek personelin eğitimi de önemlidir. İntihar davranışlarının tekrar ortaya </span><span style="font-weight: 400;">çıkmasının önlenmesi ve bunun sonucunda intiharın kişilere ve çevresine verebileceği </span><span style="font-weight: 400;">zararların en aza indirgenmesi gerekir. Hastaların ruhsal hizmetlere ulaşımının kolaylaştırılması, sağlanan hizmetin sürekliliği, hasta ve hasta yakınlarının da rehabilitasyon sürecine katılımı, intihar araçlarına ulaşımın engellenmesi, intiharla ilgili medya haberlerinin yapılmamasının intihar oranları azalttığı gösterilmiştir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Birden fazla kurumun içinde yer aldığı programların sinerjik etki ile çok daha etkin sonuçlar sağladığı çalışmalarla gösterilmiştir</span></p></blockquote>
<p><b>Ulusal İntihar Önleme programlarına İhtiyaç Var </b></p>
<p><b>İntihara meyilli bireyleri kurtarmak için herhangi bir çalışma var mı peki? Örneğin herhangi bir kuruluşun bu konuda dikkat çektiği bir çalışma var mı? Devletin buna ilişkin bir adımı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44419 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/intiharsoyut-1-640x384.png" alt="" width="347" height="208" />Ülkemizin ölçülebilir hedefleri olan, etkinliğinin değerlendirilebildiği, tüm toplumu kapsayan </span><span style="font-weight: 400;">ve süreklilik gösteren ulusal  intihar önleme programlarına ihtiyacı bulunmaktadır. Bu </span><span style="font-weight: 400;">programlar halk sağlığı uygulamalarının bir parçası olarak yürütülmelidir. İntihar </span><span style="font-weight: 400;">davranışında genetik, psikolojik, sosyal  ve kültürel bir çok değişken etkilidir. Bu nedenle bu </span><span style="font-weight: 400;">alanda yapılacak önleme programlarının birden çok alanı kapsayan, çalışanların ve </span><span style="font-weight: 400;">uzmanların dahil olduğu şekilde planlanması gereklidir. İntihar önlemede yöneticiler, ruh </span><span style="font-weight: 400;">sağlığı çalışanları, eğitimciler, medya, aile ve arkadaşlar hep birlikte çalışmalıdır. Tek bir </span><span style="font-weight: 400;">disiplin tarafından uygulanan önleme programlarının belirgin bir etkisi olmazken, birden fazla </span><span style="font-weight: 400;">kurumun içinde yer aldığı programların sinerjik etki ile çok daha etkin sonuçlar sağladığı </span><span style="font-weight: 400;">çalışmalarla gösterilmiştir.</span><span style="font-weight: 400;">İntiharla ilgili ulusal ve uluslararası dernekler ve sivil toplum örgütleri bulunmaktadır ancak </span><span style="font-weight: 400;">bu çalışmalar devlet politikaları ile de desteklenmelidir.</span></p>
<p><b>İntiharı Düşünenler Ne Yapmalı </b></p>
<p><b>İntihar etmeyi düşünen kişi ne yapmalı? Nasıl bir yol izlemeli, arayacağı, cevap ve yardım alacağı herhangi bir kuruluş, yol, yöntem var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda hepimizin sorumluluğu var. İntihar ve ruhsal hastalıklar konusunda kendi ön yargılarımızın farkında olmak, etrafımızdakileri ve kendimizi bu konuda eğitmek ve geliştirmek, intihar riskinin arttığı durumları öğrenmek ve yakınlarımızda bu riski gördüğümüzde uygun hizmetlere yönlendirmek hepimizin sorumluluğu olmalıdır. İntihar düşüncesinden bahseden kişilerle karşılaşıldığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları konusunda desteklenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık kuruluşları intihar düşüncesi olan kişilerin ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi konusunda gereken yardımı yapacaktır. Bu nedenle genel sağlık hizmeti sunan pratisyenlerin eğitimi intiharın önlenmesinde önemli bir yer almaktadır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/14/intiharlara-karsi-herkesin-bir-sorumlulugu-var/">İntiharlara Karşı Herkesin Bir Sorumluluğu Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 07:00:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[KHK TV]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal hafıza]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44201</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK’lı olan ve şu anda muhabirlik yapan Büşra Taşkıran KHK TV’ti anlattı: “Yaşananları bir nevi raporlamak istedik. Bu insan hakları ihlali bakımından çok büyük önem taşıyor. Çünkü eğer bu düzeni değiştirebilecek bir şey yapamıyorsak, bu düzeni kayıt altına almalıyız.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/">Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44203 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1500x500-1-640x213.jpg" alt="" width="318" height="106" />15 Temmuz darbe girişimi sonrasında olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilenler, toplumsal bir hafıza oluşturmak ve mağduriyetlerini gözler önüne sermek amacıyla YouTube üzerinden yayın yapan bir televizyon kanalı kurdu. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü&#8217;nde öğretim üyesi iken KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Haluk Savaş’ın kurucusu olduğu YouTube kanalında birçok meslek grubundan KHK ile ihraç edilen yurttaşlar çalışıyor. Yayınlarında KHK mağdurlarının şimdi ne durumda olduğuna da dikkat çeken KHK TV’yi kanalın Ankara muhabirliğini yapan ve İdari Yargı Hakim Adayı iken 689 sayılı KHK ile ihraç edilip işinden olan Büşra Taşkıran ile konuştuk&#8230;</span></p>
<p><strong>&#8216;Yaşanan Mağduriyetleri Kayda Almak İstedik&#8217;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44204 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/bergamada-keskten-uyelerinin-ihracina-protesto-_7250_dhaphoto5-640x427.jpg" alt="" width="336" height="224" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal bir hafıza oluşturmak için ihraç olan ve olmayan bir grup insan olarak KHK TV için bir araya geldiklerini belirten  Büşra Taşkıran, “İnsanlar bu dönemde sorgusuz sualsiz işlerinden ihraç edildiler. Mahkemeye erişim hakları engellendi. OHAL komisyonları kuruldu ve bu dönemde sağlık güvencelerinden yararlanamadılar. KHK’lı olan koruyucu ailelerin elinden çocukları alındı. İnsanlar toplumdan soyutlandı ve ötekileştirildi. Bu yüzden biz de bu dönemde 3 yıllık OHAL döneminde yaşanan ve hala yaşanmakta olan bu süreci kayda almak istedik ve toplumsal hafızayı amaç güderek KHK TV’yi oluşturduk.&#8221; diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Toplum KHK’lıları tanımıyordu” diyen Taşkıran şöyle sürdürüyor sözlerini: &#8220;İnsanlara bir cesaret vermek, ‘biz buradayız’ demek, ‘biz yaşıyoruz’ demek ve sivil ölüme itilen insanların aslında kimler olduğunu topluma, insanlığa ve tarihe de anlatmak için KHK Tv’yi oluşturduk ve bu şekilde yola çıktık.”</span></p>
<p><strong>&#8216;KHK&#8217;lı Veya KHK&#8217;lı Olmayan Herkese Kapımız Açık&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44220 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/65186-640x427.jpg" alt="" width="400" height="267" />KHK TV’nin amacını anlatmaya devam eden Taşkıran, “KHK TV’ye röportaj vermek isteyen KHK’lı veya KHK’lı olmayan herkese kapılarımızı açıyoruz. Amacımız bu zaman dilimindeki hukuksuzlukları ortaya çıkarmak. Yani toplum bu insanların ne yaşadıklarını, iş bulamadıklarını, ötekileştirildiklerini, sivil ölüm yaşadıklarını, sosyal güvencelerinin olmadığını, iş bulma kurumundaki eğitimlerden yararlanamadıklarını, üniversitedeki doktora veya yüksek lisans tezlerindeki burslardan yararlanamadıklarını, üniversitelere öğrenci olarak dahi giremediklerini bilmiyorlar. Bunlar sadece birkaçı. Bunları dahi bilmiyor insanlar. Biz bunları anlatabilmek, topluma duyurabilmek, tarihe not düşebilmek, engelleyebilmek, susan insanların bu zulme katılmayan insanların seslerinin çıkacağı bir mecra olarak yola çıktık. Biz bu duruma “hayır” diyen insanların konuşabileceği, KHK’lı olsun veya olmasın bir mecra oluşturma amacıyla bu işe giriştik” dedi.</span></p>
<p><strong>Mağdurlara Cesaret Veriyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yayına yaz ayında  başlayan KHK TV henüz birkaç aylık geçmişe sahip ancak yine de yaptıkları çalışmaların sonucu olarak olumlu tepkiler aldıklarını söylüyor Taşkıran, “Çok güzel tepkiler alıyoruz. Yani sosyal medyadan çok güzel dönüşler alıyoruz. Dışarıda her gün bir kişi önümü kesiyor ve ‘ben sizi izledim’, ‘röportajlarınızı izledim’, ‘bize umut, cesaret verdiniz’, ‘kendimi daha iyi hissediyorum’ diyen çok fazla insan oldu. Devam etmemizi ve daha fazla insanı çekmemizi istiyorlar. Özellikle siyasilerden bu işe destek vermeyen insanlara ‘şuna teklif ettiniz mi?’, ‘kabul etti mi röportajı’ diyen çok fazla insan var. Özellikle Ak Parti’den, İyi Parti’den, CHP’den röportaj yapmamızı ve bu insanların tepkilerini merak ettiklerini söylüyor izleyiciler. Tepkiler çok güzel. Cesaret verdiğimiz genelde duyduğumuz kelime.”</span></p>
<p><strong>&#8216;Susmak Bir Eylem Değil&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44221 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/NTV-640x431.jpg" alt="" width="358" height="241" />“Değerli insanların KHK ile işten atıldığını topluma göstermeye çalışıyoruz” diyen Taşkıran “Hala toplum ve insan kaygısı taşıyan insanlar ve topluma yararlı olmak isteyen insanların çırpınışlarını kayıt altına alıyoruz. Bir KHK’lı yalnız olmadığını hissedebilmek için, yanında dayanışabileceği insanların varlığını anlayabilmek ve ulaşabilmek için bizi izlemeli. Diğer insanlar da bu yapılanlara karşı susarak KHK’lıların yanında durulmayacağını fark edebilmeleri için izlemeliler. Yani susmak bir eylem değildir. Susmak sadece bu hukuksuzluğu yapan kesimin güç kazanmasına yardımcı oluyor. Bizi izleyerek bile bize destek olabilirler. Bu hukuksuzluğa destek vermediklerini fark edebilir, anlatabilirler” diye konuştu. </span></p>
<p><strong>Ölüme Terk Edildiler&#8230;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44222 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/bo%C4%9Fazici-eylem-640x360.jpg" alt="" width="409" height="230" />KHK’lıların yaşadıkları mağduriyetleri de şöyle sıralıyor Büşra Taşkıran, “Hiçbir yerde iş bulamıyor KHK’lılar. Özel sektörde işverenler SGK kaydında KHK’lı olduğu gözüken işten çıkarıldığı görülen bu kişileri işe almak istemiyor. Çünkü vergi denetmenlerinden, devletin ona baskı yapacağından korkuyor ve işe almıyor. Yüksek lisans ve doktoraya kabulümüz çoğu üniversitede olmuyor. Yüksek lisans ve doktora bursu alabilmek için çoğu üniversitede KHK’lı olmaması şartı konulmuş mesela. KHK’lı koruyucu ailelerin yani evlatlık edinen ailelerin ellerinden evlatları alındı. Bu çok büyük bir ihlal. Düşünsenize, 15 yaşına kadar size ‘anne’ demiş, ‘baba’ demiş bir çocuk, bir anda elinizden alınıp yetiştirme yurduna geri gönderiliyor. Belki de başka bir aileye evlatlık olarak veriliyor. Bunun haricinde KHK’lı engelli arkadaşlarımız var. Bunların sayısı 2 bin ila 3 bin arasında. Bu insanlar öncelikle engelliler. Normal bir KHK’lı iş bulamazken engelli bir KHK’lının, engellinin halini siz düşünün. Bu insanlar engelli maaşı alamıyorlar. İş bulamıyorlar. Zaten dezavantajlı bir grup. Ölüme terk edildiler. Toplum size öteki olarak bakıyor. Gittiğiniz bir yerde KHK’lı dediğiniz zaman bakışlar devrilebiliyor. İnsanlar sizinle konuşmak istemeyebiliyorlar. Bu aslında tamamen devletin onlara karşı, bize yakın davranırlarsa zarar görürüz düşüncesinden kaynaklı.”</span></p>
<p><strong>&#8216;Düzeni Değiştiremiyorsak En Azından Kayıt Altına Alalım&#8217;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YouTube üzerinden yayınlarına ulaşabileceğiniz KHK TV, röportaj yapmak isteyenlere de çağrı yapıyor. Büşra Taşkıran son olarak “Yaşananları bir nevi raporlamak” olarak değerlendiriyor KHK TV’yi ve ekliyor, “Bu insan hakları ihlali bakımından çok büyük önem taşıyor. Çünkü eğer bu düzeni değiştirebilecek bir şey yapamıyorsak, bu düzeni kayıt altına almalıyız. Kayıt altına alarak da bu ihlallerin gelecekte daha sorgulanabilir olması ve bir daha gerçekleşmemesi için bir adım atmış oluruz”. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/toplumsal-hafiza-canli-dursun-diye-khk-tv/">Toplumsal Hafıza Canlı Dursun Diye: KHK TV</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Arayan Ailelerin Sesi: Adalet Platformu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/adalet-arayan-ailelerin-sesi-adalet-platformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2019 07:07:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Ecem Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Ferhat Polat]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Balcı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44151</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir sosyal medya mecrasında yolları kesişen aileler birlikte ‘Adalet Platformu’nu kuruyor. Hem adalet çağrılarını yükseltiyor hem de birbirlerine nefes olmaya çalışıyor...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/adalet-arayan-ailelerin-sesi-adalet-platformu/">Adalet Arayan Ailelerin Sesi: Adalet Platformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“Bakın biz yaşayabileceğimiz en büyük acıyı evlatlarımızı, kardeşimizi, annemizi ve eşimizi kaybederek yaşadık” </span><span style="font-weight: 400;">diyerek yaşadıkları acıya dikkat çekiyor, Twitter’da “<a href="https://twitter.com/heryerdebiziz">Adalet Platformu</a>” olarak varlığını duyuran gruptan bir kadın&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu Whatsapp grubunda onlarca aile var adalet arayan. Twitter’da ‘Adalet Platformu’ diyorlar kendilerine. Takip ettikleri tüm davalara dikkat çekmeye çalışıyorlar. Kadın cinayetinden, trafik kazalarına; tacizde, tecavüze kadar adalet isteyenlerin sesini duyurmak için bir araya geldiği bir platform. Platformun kurucularından Ferhat Polat bu grubun  nasıl bir araya geldiği ve eylemliliklerini nasıl gerçekleştirdiğini aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44153 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/ferhat-POlat-640x474.jpeg" alt="" width="327" height="242" />Ferhat Polat, şu anda Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde temizlik işçisi. Babasını uzun yıllar önce iş cinayeti sonucu kaybetmiş. Teyzesi yaşadığı şiddet sonucu intihar etmiş. Yaşadıkları onun toplumsal olaylara sessiz kalmamasına sebep olurken diğer taraftan Facebook’ta bulunan bir kadın grubu sayesinde toplumsal olaylara dair daha da bilinçlendiğini ve hassaslaştığını aktarıyor. Twitter’da Aleyna Hatun Budanır, Ecem Balcı, Feray Şahin, Aysun Yıldırım ve Şule Çet’in yaşadıklarını duyunca cinayetlere dikkat çekmek istediğini aktarıyor.</span></p>
<p><b>Tweetle Başlayan Dayanışma</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ferhat Polat platformdaki adalet arayan ailelerin nasıl bir araya geldiğini şöyle anlatıyor: </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Bireysel olarak Tweet atıyordum ilk başta aileler için, hatta iletişimde olduğum aileler de vardı. Bir gün Twitter fenomenlerinden birine Tweet attım direkt mesajla dönüş yaptı. Uzun bir süre konuştuk ve sonra “hadi yapalım o zaman” dedik. Bütün ailelere tek tek mesaj atıp daha sonra WP grubu kurduk. İlk düşünce olarak planlamamız şuydu; bütün ailelerle iletişim kurup organize hareket edersek, dikkat çeker ve kısa zamanda seslerini duyurabiliriz. Çünkü; bu yaşananların ortak adı cinayet! Buna istinaden; ortak nokta, cinayetlere karşı ses olmak istiyoruz! Eğer insanları da bu yaşanan cinayetlere karşı tek vücut olarak birleştirebilirsek daha net sonuç alabiliriz, bir kamuoyu tepkisi yaratabiliriz. Bu bakımdan ilk amaç; bu adalet arayışına ses olmak. İçimizde trafik kazasından, kadın cinayetinden mağdur olan aileler var&#8230; Ailelerin ortak isteği adalet tabii ki ama asıl istedikleri ‘bizim yaşadıklarımızı kimse yaşamasın.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44154 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/adalet_yuruyusu_onyedinci_gun_1temmuz2017-8-1.jpg" alt="" width="376" height="234" /></span></p>
<p><b>Bu Davalarda Kamuoyu Yaratmak Şart</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptıkları diğer çalışmalara ise şöyle dikkat çekiyor Polat, “Yakın zamanda duruşması olan aileler için çağrılar yapıyoruz, WP grubu aracıyla planlayıp duruşmalara birlikte izleyen birbirleriyle dayanışma gösteren aileler de oluyor. Ama bunu büyütmek şart. Görülmeyen, görünürleştirilmeyen davalar öylece yapılıyor ve kimisi cezasızlıkla sonuçlanıyor. Ancak kamuoyu baskısının davaların gidişatını değiştirdiğini biliyoruz. Amacımız bu kamuoyu baskısı yükseltmek. Aramızda mağduriyeti neredeyse hiç duyulmayan aileler var. Onların yaşadıklarını da duyurmak istiyoruz” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44155 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/borsa-2-640x354.jpg" alt="" width="353" height="195" /></span></p>
<p><strong>&#8216;Yarın Bizim De Başımıza Gelebilir</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dernekleşmeyi de düşündükleri belirten Polat, “bütün ailelerle ortak hareket edersek, daha dikkat çekebileceğini umuyorum ki, çekmeli! O bakımdan kapsayıcı bir dernek çalışması mecburen olmalı ama ilk etapta sesimizi sosyal medyadan duyurmamız gerekiyor” diyerek anlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun amacını ‘adalet’ diyerek özetliyor Polat ve ekliyor: “Yasaların gözden geçirilmesi gerekiyor. Örneğin trafik kazalarında işlenen cinayette maksimum 10 yıl ceza alıyorlar ama orada bir insan katlediliyor. Mağdur ailelerin e büyük talebi de cezalarda hafifletici sebeplerin son bulması&#8230; Kadın cinayetlerine karşı 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesinin uygulanması, trafik cinayetlerine karşı yasaların gözden geçirilmesi ve bireysel silahlanmanın da son bulmasını istiyoruz. Bizim mücadelemiz ailelerin sesini duyurmak ve yasaları değiştirmek için elimizden ne geliyorsa yapmak; para pul, makam, mevki vb. derdinde değiliz. Bugün o ailelerin başına gelen yarın bizim de başımıza gelebilir!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44156 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/rabia_naza_adalet_icin_toplandilar-640x390.jpg" alt="" width="376" height="229" /></span></p>
<p><strong>Adalet Kamuoyu Baskısıyla Daha Hızlı Etki Ediyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşan duruşmalara katılımı ve takibi artırmak için hazırlandıklarını ifade ediyor Polat, “Her yoldan kime ulaşabilirsek bize destek veren dostlar sayesinde ulaşmaya çalışıyoruz. Mesela ilk başta yaptığım tanınmış gazeteci ve fenomenlerin kullanıcı isimlerini ailelere gönderdim ve mesaj atıp olaylarını anlatmalarını istedim, bir kısmından dönüş alabildik. Şimdi daha bilinçli Tweet atarak ulaşım alanlarını genişletmeye çalışıyoruz!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bilmiyorum etki edebilir mi ama bir aile/kişi adalet arıyorsa, gündem olmasını beklemeden vakit kaybetmeden kamuoyu baskısı oluşturmalıyız. Çünkü adalet kamuoyu baskısıyla daha hızlı etki ediyor!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Platformu’nun dikkat çekmeye çalıştığı adalet arayışlarının hashtagleri ise şöyle: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#EcemBalcıİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#AysunYıldırımaAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#FerayİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#FatmaŞengülİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#ZehraDemirİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#FatmaAktaİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#HabibeÇevikİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#MüzeyyenBoyluİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#MerveKotanİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#KübraAşkınİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#AlaraKarademirİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#AleynaHatunBudanırİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#İremSuİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#GizemÇakalİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#FatihKaragülİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#ErolCanlıİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#Boraiçinadalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#EvrimEkinİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#SFıratİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#RabiaNazaAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#EnginUstaliİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#BürgeİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#SerdarÇekiçİçinAdalet </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#GökhanArıcanİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">#ErolDalgıçİçinAdalet</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat,  “Görüyorsunuz adalet isteyen ne çok aile var. Bu tweetlerle tam istediğimizi alamadıysak da yine de yeni yollar arıyoruz ve inat ediyoruz” diyerek bu dayanışmayı büyütmeye çağrı yapıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/08/adalet-arayan-ailelerin-sesi-adalet-platformu/">Adalet Arayan Ailelerin Sesi: Adalet Platformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Şenyurt:  &#8220;Ispanak Krizinde İlgililer Daha Geniş Bilgi Vermeli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/gida-muhendisleri-odasi-baskani-senyurt-ispanak-krizinde-ilgililer-daha-genis-bilgi-vermeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Nov 2019 11:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Et Balık Kurumu ve Süt Endüstrisi Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası]]></category>
		<category><![CDATA[hiyosiyamin]]></category>
		<category><![CDATA[ıspanak]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Sadık Turan]]></category>
		<category><![CDATA[scopolamin]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm Köy Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Zafer Şenyurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44134</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm Köy Sen Genel Başkanı Sadık Turan, İstanbul ve Tekirdağ’da ıspanağa bağlı zehirlenmelerin yaşanmasıyla başlayan krizi 40 yıllık tarım politikalarının iflas etmesi olarak değerlendirirken, Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Zafer Şenyurt,  "İlgili birimlerin kamuoyunu daha aydınlatıcı bilgiler paylaşması gerekiyor. Buna bizim de ihtiyacımız var.” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/gida-muhendisleri-odasi-baskani-senyurt-ispanak-krizinde-ilgililer-daha-genis-bilgi-vermeli/">Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Şenyurt: &lt;br&gt; &#8220;Ispanak Krizinde İlgililer Daha Geniş Bilgi Vermeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca ıspanak zehirlenmeleriyle ilgili yaptığı açıklamada,  “Sağlık Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilerde, hastalardaki semptomların atropin zehirlenmesine benzediğinin öğrenilmesi üzerine, numunelerde atropin ve scopolamin aranmış ve alınan numunelerin bazılarının laboratuvar muayenelerinde atropin ve scopolamin tespit edilmiştir. Gelen numunelerde, yabancı ot olduğu görülmüş ve bu yabancı ot ayrıca analize alınmış, içerisinde çok yoğun miktarda atropin ve scopolamin tespit edilmiştir. Sağlık kuruluşlarına ıspanak zehirlenmesi şikayetiyle başvuran hastalarda tespit edilen belirtiler ve İl Müdürlüğümüzce yapılan analizlerde, ürünlerde atropin ve scopolamin tespit edilmiş olması, zehirlenmeye ıspanaklara karışan patlıcangiller familyasından atropin, hiyosiyamin ve scopolamin içeren yabancı otların neden olduğunu doğrulamaktadır.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-44136" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/T%C3%BCm-K%C3%B6y-Sen-Genel-Ba%C5%9Fkan%C4%B1-Sad%C4%B1k-Turan-640x427.jpg" alt="" width="342" height="228" />Tüm Köy Sen Genel Başkanı Sadık Turan, gıdaya güvensizliği de tetikleyen zehirlenmelerle ilgili yaptığı açıklamada, kurumların kamuoyunu tatmin eden bir açıklama yapmadığını ifade ediyor ve ekliyor “Halkımızın sağlıklı ve temiz gıda tüketmesi için gerekli önlemlerin alınmasının yanı sıra ülkenin pek çok yerinde ıspanak üreten köylülerin mağdur olmaması için gerekli işlemlerin açık, şeffaf bir şekilde yapılarak nerede, hangi ıspanağa ne karışmıştır doyurucu bilgilerin verilmesi gereklidir”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Turan, ıspanak içinde yabancı otlar kaynaklı yoğun miktarda “atropin” ve “scopalamin” maddesi tespit edildiğinin açıklandığını ancak bunun nereden, hangi bölgeden gelen ıspanak olduğunun açıklanmadığını ifade etti. </span></p>
<p><strong>&#8220;Tarımı Çökerten Politikaların Geldiği Yer&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zehirlenlenmeleri 40 yıldır süren hatalı tarım politikalarına bağlayan Turan, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Ziraat işleri genel müdürlüğü vardı. Üretime dair bilgiler vererek köylüyü bilinçlendirir, neyi ne zaman yapacak, nasıl yapacak konularında da bilgilendirme yaparak üretimin her aşamasını takip ederdi, fakat kapatıldı.. </span><span style="font-weight: 400;">Zirai mücadele, karantina genel müdürlüğü vardı. Tarımsal üretimde haşere ve zararlılarla zirai mücadele yol ve yöntemleri gösterir, ilaç kalıntı ve kontrol işlerini yapardı. O da kapatıldı. </span><span style="font-weight: 400;">Gıda işleri genel müdürlüğü vardı. Tüketilen gıdanın içeriği, sağlıklı ve temiz olması için kontrol ve denetimini yapardı. Bunlar ve benzer çokça kurum kapatıldı ve bu işlevleri tam anlamıyla görecek kurumlar artık yok.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Et Balık Kurumu ve Süt Endüstrisi Kurumu&#8217;nun özelleştirilmesinin de çok ağır sonuçları olduğunu söyleyen Turan durumu şöyle özetledi: “Yeniden Et ve Süt Kurumu olarak açtılar ama bu seferde üretime değil, ithalatçı politikalara öncelik verdiler. Artan et fiyatlarını dengeleyeceğiz diyerek yapılan et ithalatı, besicilik yapan köylülerin hayvanlarını yok pahasına satmasına sebep olurken, et fiyatlarını da düşürmedi. Köylü ucuza sattı, halk pahalıya tüketti kazanan aracılar ve ithalatçılar oldu. Şimdi de Et Süt Kurumu elindeki ithalat fazlası 50 bin ton eti satacak yer ararken stok fazlası nedeniyle, ne alım ne de kesim yapmadığından, olan yine hayvanını kestiremeyen köylüye oluyor. Tarımda yaşadığımız sorunların başlıca nedenleri üretim ve dağıtımda rol oynayan kurumların kapatılması, özelleştirmeler ve ithalatçı politikalardır.” </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44138 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/ZAFER-%C5%9EENYURT.jpg" alt="" width="335" height="335" />Sivil Sayfalar&#8217;a krizi değerlendiren Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Zafer Şenyurt da, “Burada üzerinde durulması gereken sorular var. Bu ıspanağa karışan otlar, tarlada mı karıştı, öyle olsa bile hiç mi fark edilmedi? Bu ıspanaklar hangi aşamalardan geçti? Tarladan sofraya kadar nasıl ulaştı? Hiç mi fark edilmedi? Hangi analizler yapıldı? Yani kimyasal kalıntı analizi yapıldı mı etken maddeler tespit edilirken? Orada nasıl bulgulara ulaşıldı? Kaldı ki bu bir ürünü başka bir ürün ile karıştırıp, o ürünmüş gibi satmaktır. Bu gıda hilesine de girer” dedi. Şenyurt, bu tablonun denetim konusunda eksiklileri ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p>Açıklanan ve vatandaşı aydınlatan gıda hileleri listesinde tarım ürünlerinin sürekli es geçildiğine dikkat çeken Şenyurt, “Biliyorsunuz yakın zamanda gıda hileleri de açıklanmıştı. Biz o zamanda meyve sebze ürünü olmadığı için itiraz etmiştik. Hiç toksik etkisi olan, nikotoksikler hiç test edilmedi ki. Biliyoruz ki birçok üründe afratoksin sorunu var ve bu nedenle yurtdışına satış yaparken en çok sorun yaşadığımız bir alan sebze ve meyve ürünleri. Görülüyor ki meyve ve sebzelerde sıkıntı yaşanabiliyor. Bu konuda ne yapılması lazım, nerede eksik var? Hangi analizler yapıldı, hangi önleyici tedbirler alınıyor?” diyerek bu soruların yanıtsız kaldığını belirtti.</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44139 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/shutterstock_531065587_16_9_1572957397-880x495-640x360.jpg" alt="" width="329" height="185" />Açıklanan ve vatandaşı aydınlatan gıda hileleri listesinde tarım ürünlerinin sürekli es geçildiğine dikkat çeken Şenyurt, “Biliyorsunuz yakın zamanda gıda hileleri de açıklanmıştı. Biz o zamanda meyve sebze ürünü olmadığı için itiraz etmiştik. Hiç toksik etkisi olan, nikotoksikler hiç test edilmedi ki. Biliyoruz ki birçok üründe afratoksin sorunu var ve bu nedenle yurtdışına satış yaparken en çok sorun yaşadığımız bir alan sebze ve meyve ürünleri. Görülüyor ki meyve ve sebzelerde sıkıntı yaşanabiliyor. Bu konuda ne yapılması lazım, nerede eksik var? Hangi analizler yapıldı, hangi önleyici tedbirler alınıyor?” diyerek bu soruların yanıtsız kaldığını belirtti.</span></p>
<p><strong>Tüketici Aldığı Ürüne Güvenmek İstiyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dolayısıyla bu hangi analizlerden geçti? Hangi üreticiden alındı? Hangi satış noktasından satıldı? Önlem olarak ne yapıldı? Ürünleri geri çağırma yapıldı mı?” diye soran Şenyurt, “Tüketici pazardan aldığı, alacağı ürüne güvenmek istiyor” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplanma aşamasında yabancı otların araya karışmasının olası olduğunu ancak soframıza bu şekilde gelmemesi gerektiğini aktaran Zafer Şenyurt son olarak şöyle söyledi: “Ürün ticari anlamda üretilip, ticari anlamda satışa sunuluyorsa bunların gerek üretim koşullarına, gerek üretime hazırlanma koşullarına güvenmeliyiz. Ki üretim konusunda orada hangi teknikle toplandığı, kimlerin çalıştığı, bu konuda eğitimi, bilgisi var mı soruları da önemli. Burada acaba farklı bir tohum mu kullanıldı? Bunları bilmek lazım. Aslında ilgili birimlerin kamuoyunu daha aydınlatıcı bilgiler paylaşması gerekiyor. Buna bizim de ihtiyacımız var.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/06/gida-muhendisleri-odasi-baskani-senyurt-ispanak-krizinde-ilgililer-daha-genis-bilgi-vermeli/">Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Şenyurt: &lt;br&gt; &#8220;Ispanak Krizinde İlgililer Daha Geniş Bilgi Vermeli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’da Yasaklara Rağmen Halk Mücadeleden Vazgeçmiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/04/iranda-yasaklara-ragmen-halk-mucadeleden-vazgecmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hilal Tok]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2019 08:59:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[Esrin Derkale]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Kız]]></category>
		<category><![CDATA[TAHRAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42931</guid>

					<description><![CDATA[<p>İran’dan Türkiye’ye göç eden bir kadın anlatıyor... İran’da kitle örgütleri var mı, ne yapıyorlar, örgütlenmeler, işçi ve kadın eylemleri nasıl gerçekleşiyor? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/04/iranda-yasaklara-ragmen-halk-mucadeleden-vazgecmiyor/">İran’da Yasaklara Rağmen Halk Mücadeleden Vazgeçmiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İran’daki rejim her ne kadar baskılarıyla mücadelenin önünü tıkamaya çalışsa da İran’dan neredeyse her gün bir tepki sesi yükseliyor. Bir taraftan işçi eylemleri, bir taraftan kadınların tepkileri tüm baskıya ve şeriata rağmen varlığını sürdürüyor. Ancak oradaki baskının galip geldiği, protestoların durakladığı, mücadelenin önünün kesildiği, dönemler de olmuyor değil. Kimi zaman bu ülke içinden yurt dışına göçe, kimi zaman sessizliğe dönüşüyor, kimi zaman da yasaklara rağmen illegal bir mücadele boyutuna. İran’daki duruma, bu mücadelelerin nasıl gerçekleştiğini, yakın bir zaman önce İran’dan Türkiye’ye gelen bir kadından dinliyoruz. E. Ava tam adını vermek istemiyor can güvenliği için. Çünkü İran’a gitmesi durumunda rejimin hedefine konabilir. Sorularımızı yanıtlayan Ava, İran hakkında daha  yakından bilgi edinmemizi sağlıyor&#8230; </span></p>
<p><b>İran nasıl bir ülke?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42933 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/iranda-kadinlarin-ofkesi-orgutlu-guce-donusuyor_2_V0rn.jpeg" alt="" width="347" height="231" />İran aslında sistem olarak şeriat ile yönetilen bir yer. “İran İslam Cumhuriyeti” yani oy kullanılarak seçimler yapılsa da dini hükümlerin uygulandığı bir ülke. Anayasası din üzerine kurulmuş. Cumhuriyet kısmı sadece isminde olan kısım. Çünkü zaten seçim diye bir şey yok. Başta kim varsa o seçiyor dört, beş kişiyi ve insanlar ona oy veriyor.</span></p>
<p><b>Peki kadınların genel olarak durumu nasıl?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İran’da tabii herkesin durumu kötü, yalnızca kadınların değil. Kötü koşullarda yaşanıyor orada. Düşünce özgürlüğü yok. Ama kadınların durumu çok daha farklı. Aynı ezilmişliği kadınlar iki kat yaşıyor. Mesela kadınların kıyafet seçme özgürlüğü yok. İstediği şeyi giyme hakkına sahip değiller. Kadınlar stadyuma giremiyor mesela. Evlendirme kuralları var. Yani anayasada geçen kadınların haklarını çiğneyen bir sürü yasa var. Boşanamıyor mesela. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların çalıştığı işyerlerinde erkeğin yarısı kadar maaş alması da sorun. Mesela miras paylaşımında kadın, erkeğin yarısı kadar miras alabiliyor. Kadınların evlendirilme yaşı resmi olarak 13. Eğer aile izin verirse 11 yaşında bile evlendirilebilir çocuk. </span></p>
<p><b>Boşanma nasıl oluyor peki</b><span style="font-weight: 400;">?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şöyle oluyor, erkek boşanmak isterse boşanıyor. Yoksa boşanma gerçekleşmez. </span><span style="font-weight: 400;">Çocuğun da velayeti babadadır. Boşanmış bir kadın çocuğunun velayetini alamıyor erkek vermediği sürece. Büyükbabada oluyor. Büyükbaba olmazsa da amcada oluyor. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42934 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/RbUapBoyDDn1vw1Y4gIFf2Hqqfn2S505sxPvaj6T-640x427.jpeg" alt="" width="327" height="218" />Toplumsal tepkiler de oluyor ama?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi komünist hareket ya da sol hareket yasak. Onlar “yeraltında” (illegal) faaliyet yürütüyor. Örgüt kurmak İran’da başlı başına bir yasak zaten. Yasal olarak binası bulunan bir örgüt yok. </span></p>
<p><b>Sendikalar da mı yasak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımsız sendika bile yasak. İşçi hakları sendikası var. İslamik İşçi Hakları Sendikası diye geçiyor. Ama bu sendika tamamen devletin kurumu. Devletin seçtiği insanlar orada çalışıyor. Ve tabi ki hiç bir şekilde işçinin haklarını savunmuyor.</span></p>
<p><b>Peki sivil toplum örgütleri yok mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayır, hiçbir şey yok. Dernek gibi hiçbir şey yok. Sadece buradaki Ensar gibi İslami dernekler var. Buralarda Lübnan, Suriye gibi ülkelere yardım ulaştırmak için kullanıyorlar. Ama tabi İran dışında çalışma yürüten örgütler var. İçeride de kurulan topluluklar var. Bunlar yasal değil ama. İsimleri bazen duyulabiliyor, bazen duyulamıyor. </span></p>
<p><b>Nasıl kuruluşlar peki bunlar? Onların eksikliği nasıl yaşanıyor? Nasıl yansıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42935 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/stadyum-kısmı-640x427.jpeg" alt="" width="336" height="224" />Bunları birkaç gruba bölebiliriz. Kadın haklarını savunanlar, reformistler ve komünistler gibi&#8230; Kimisi yurtdışına bağlı çalışma yürütüyor, kimisi içeriden gizli&#8230; Ama en büyük eksikliklerden biri alternatif bir partinin olmaması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teokrasinin olduğu bir hükümet var ve bunun karşısında hiçbir şey yok. Doğal olarak eksikliği olumsuz olarak yansıyor. </span></p>
<blockquote><p><strong>Kadınlar Her Eylemde Vardı</strong></p></blockquote>
<p><b>Beyaz Çarşamba eylemleri var bir de. Kadınların yaptığı eylemler. Onlardan biraz bahsedebilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında devrimden yani şeriat devriminden beri kadınların başörtüsü kullanması yasal zorunluluk haline geldiğinden beri kadınlar sürekli sokağa çıkıyor zaten. Tutuklanıyor, iki sene durgunluk, suskunluk oluyor, sonra yine alevleniyor, sonra yine susturuluyor&#8230; Zaten bu 40 yıllık süreç içerisinde en fazla tutuklanan kadınlar olmuştur. En fazla işkenceyi gören, en fazla tutuklanan, en fazla idam edilen&#8230; Beyaz Çarşamba eylemleri aslında bir dönem reformist olan, İran rejiminin içinde olan, mecliste yer alan Nejat&#8217;ın bir kampanyası olarak başladı. Kadınlar beyaz başörtüsünü takıp video çekiyor, yayınlıyor. Sonrasında da tutuklanıyorlar. Daha sonra devrim sokağının kızları meselesi oldu. Ama burada fark şu. Kadın diyor ki, “Ben burada başörtüsünü çıkarıyorum ve onu sopaya bağlıyorum. Ben başörtüsünü kullanmıyorum.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani beyaz çarşambaların izinden gidiyor değil. Çünkü Beyaz Çarşamba da sadece video çekimi yapılıyordu. Ve ondan sonra da bir sürü işçi eylemleri başladı. Tabi bu işçi eylemlerini başlatandır demiyorum ama bu eylemlerle birlikte devam etti. Kadın mücadelesi, işçi mücadelesi, kadınların işçilerin eylemlerindeki rolü, sürekli onlarla beraber oradalar ve bunu herkes biliyor zaten. Videolarda, metinlerde, haberlerde bu görüldü. Yani son iki yıldır sayıca en kitlesel eylemler kadınların olduğu eylemler oldu. Öğretmenlerin grevlerinde, emeklilerin eylemlerinde, fabrikalarda bir sürü kadın tutuklandı bu süreç içerisinde. Kadın gazeteciler tutuklandı. Ve haber alınamadı bir süre. Beyaz Çarşambalar aslında bunun başlangıcı değildi. Bu kadın mücadelesi her zaman vardı. Ama Devrim Sokağı’nın Kadınları’yla başka bir şeye dönüştü. Kadınlar artık şunu savunuyorlar. “Biz dışarıda video çekerek bir şeye varamayacağız. Biz birlikte yürürsek, biz birlikte bir şeyler yaparsak değişir. Bu bireyselciliği bir kenara bırakmamız gerekiyor. Birlikte harekete geçmemiz gerekiyor. Eğer şimdi radikal isek daha da radikal olmamız gerekiyor. Ama bu sadece birlikteyken olunur. Sadece video çekerek bir şeyler yapmak istersek eğer, bu sadece kadınların yüksek seneler hüküm giymesine neden olur” diyerek çizgisini ortaya koydu. </span></p>
<p><strong>Telegram Üzerinden Örgütlenmeler Sağlanıyor</strong></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42936 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/gunun-hareketi-iranli-kadinlarin-guclenen-beyaz-carsambasi_2_hm8G-640x427.jpeg" alt="" width="355" height="237" />İşçi eylemleri de oluyor bir yandan. Bu kadar baskı ve yasak varken işçiler nasıl bir araya gelebiliyor? Birbirlerinden nasıl haberdar olabiliyorlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mesela yasal olmayan birkaç kadın örgütü var İran’da. Bunlar üniversitelerden, fabrikalardan direkt örgütlenerek birbirilerine anlatarak örgütleniyorlar. Telegram bizim hayatımızda çok önemli bir noktada. Çünkü Telegram üzerinden kanallar açıyoruz. Oradan haberleşiyoruz. Telegram üzerinden her şeyden haberdar olabiliyoruz. Örneğin Yeditepe şeker fabrikası işçileri, Şah döneminden beri özelleştirilmek isteniyor. Ama işçiler sürekli bunun önünü kesmişti. Ama tamamen özelleştirilmesinin sonrasında işçilerin eylemleri başladı. Sonrasında işçiler Yeditepe Sendikası diye bir sendika kurmaya karar verdi. Bu tamamen yasadışıydı. Orada işçiler sürekli irtibat halindeydiler ve bu şekilde eylemlere dönüştü. Yani kendiliğinden oturup konuşarak olmadı. Eylemler sırasında iki kişi öldü. Birçok kişi tutuklandı. Eylemlerin önderliğini yapan İsmail Bahşi tutuklandı. İşkence yapıldı. Yeditepe işçilerini savunan Goliyan, sadece işçilerin yanında olmak ve fotoğraf çekmek için gittiğini söylemişti. 19 sene hapis cezası verildi. </span></p>
<p><strong>&#8216;Mavi Kız&#8217;dan Sonra Grev Yapalım Diyenler Oldu</strong></p>
<p><b>Peki stadyumun kadınlara yasak olması meselesini de konuşalım.  Geçtiğimiz günlerde “Mavi Kız” diye adlandırılan kadın kendini yaktı hatırlarsan. Stadyuma girmek neden yasak? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-42937 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Alıntısı-7-640x434.jpg" alt="" width="336" height="228" />İran’da mezhep Şii. Ve buna göre de kadınların stadyuma girmesi yasak. Hatta bir zamanlar futbol izlemesine bile &#8216;doğru değil&#8217; denirdi. Sebebi ise kadın ve erkeğin yan yana oluyor olması ya da stadyumda küfrediliyor olması. Bunlar tabi yasağın üstünü örtmek için kullanılan şeyler. Mesela kadınlar sevdiği bir spor dalını stadyuma girip izlemek istiyor. Ama bu mümkün değil. Sırf stadyumun önüne gidip içeri girmek istediği için altı ay cezaya çarptırıldı ‘Mavi kız&#8217; dediğimiz Seher. Bu altı ay cezayı kabul etmediği için, içeri girmek istemediği için de kendisini yaktı ve öldü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlar birikiyor ve bir yerlerden tekrar alevlenerek kendini gösterecek. Halk arasında “Grev yapalım. Artık stadyuma girmeyelim” gibi şeyler de söylendi sonrasında. İranlı futbolcular bu konuda tepkiler gösterdiler.</span></p>
<p><b>Spora ilgi duyan kadınların oluşturduğu birlikler var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yok, hayır. Spor odaklı olmayan birlikler oluyor. Bütün kadın meseleleri ile ilgilenen örgütler var ve kadınlar olabildiğince ona dahil olmaya çalışıyorlar. “Kadının sesi topluluğu” mesela. Hem kadın haklarını hem de kadın işçi haklarını savunan bir topluluk. Mesela onlardan da Esrin Derkale bayağıdır tutuklu. Haber alınamıyor kendisinden. </span></p>
<p><b>Sen hiç stadyuma gittin mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yok, hayır. </span></p>
<p><b>Bulunmak ister miydin peki? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi isterdim. </span></p>
<blockquote><p>Türkiye&#8217;de İranlıları Buluşturan Bir Ağ İsterdim</p></blockquote>
<p><b>Peki, sen İran’dan Türkiye’ye geldin ve burada İranlılar için bir hak örgütü bildiğim kadarıyla yok. Olmasını ister miydin? İranlıları buluşturan, sorunlarını konuşturan ya da mültecilik haklarını savunan&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabi ki. Olsaydı çok iyi olurdu. Çünkü Türkiye’de yaşayan binlerce İranlı var. Ve bunlar daha çok İran’ın sorunlarından kaçıp buraya gelenler, mülteci olanlar ya da okul için gelenler. Ama tabi bu İran’daki okulların kötü olduğu anlamına gelmiyor. Mesela Tahran’daki okullar gerçekten iyi okullar ama orada bulunmak istemiyorlar gençler. Orada o baskının altında yaşamak istemiyorlar ve her biriyle konuştuğun zaman, hemen hemen aynı şeylerden dert yanıyorlar. Bunlarla ortaklaşılabilir bence&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/04/iranda-yasaklara-ragmen-halk-mucadeleden-vazgecmiyor/">İran’da Yasaklara Rağmen Halk Mücadeleden Vazgeçmiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
