<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hemra Nida, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/hemra-nida/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/hemra-nida/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 10:52:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hemra Nida, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/hemra-nida/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Roman STK&#8217;lar, Avrupa Konseyi&#8217;nin Roman Soykırımıyla İlgili Tavsiye Kararını Değerlendirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/roman-stklar-avrupa-konseyinin-roman-soykirimiyla-ilgili-tavsiye-kararini-degerlendirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2020 08:13:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman STK'lar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56633</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, geçtiğimiz günlerde 47 üye ülkeye Romanların tarihini okul müfredatına ve eğitim materyallerine eklemelerini önerdi. Tavsiye kararında, Romanlarla ilgili önyargılarla mücadele etmeye, soykırıma yer vermeye; bunu olumlu atıflarla ülkenin tarihsel bağlamına göre entegre etmeye yönelik bir dizi tavsiye yer alıyor. Sıfır Ayrımcılık Derneği'nden Elmas Arus, bu tavsiye kararının, “Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Eylem Planı”nın bir parçası olarak karşılık bulması gerektiğini vurgularken, eylem planında eğitimle ilgili maddelerde ayrımcılıkla mücadeleye özellikle yer verildiğini hatırlatıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/roman-stklar-avrupa-konseyinin-roman-soykirimiyla-ilgili-tavsiye-kararini-degerlendirdi/">Roman STK&#8217;lar, Avrupa Konseyi&#8217;nin Roman Soykırımıyla İlgili Tavsiye Kararını Değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-56635 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gabriela-Hrabanova-1-640x920.jpg" alt="Gabriela Hrabanova " width="234" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gabriela-Hrabanova-1-640x920.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Gabriela-Hrabanova-1.jpg 712w" sizes="(max-width: 234px) 100vw, 234px" />Avrupa Roman Taban Örgütleri Ağı (ERGO Network) direktörü </span><b>Gabriela Hrabanova, </b><span style="font-weight: 400;">Romanların uğradığı soykırım ve genel olarak tarihsel süreçlerinin, müfredatta yer almasına yönelik bu tavsiye kararını teşvik edici ve değerli bulduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanların tarihini bilmek, toplumdaki ön yargıyı yıkmak ve ayrımcı bakış açısını değiştirmek için destekleyici olabilir” diyen Hrabanova, tavsiyeyi,</span> <span style="font-weight: 400;">çingene karşıtlığıyla mücadele etme yolunda önemli bir araç olarak değerlendiriyor. Eğitim müfredatının ayrımcı ifadelerden arındırılması gerektiğini belirterek, bu konuda öğretmen ve ailelerle birlikte hareket edilmesini öneriyor.</span></p>
<p><b>“Bu Kararı Strateji Eylem Planı’na Öneri Olarak Sunacağız”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı </span><b>Elmas Arus</b><span style="font-weight: 400;">, Romanların bin yıldır Anadolu topraklarında yaşadığını, kültürüyle tarihiyle bu toprakların parçası olduğunu hatırlatarak söze başlıyor. Bunca birikimin kitaplara yansımayışını, “Roman diasporası yok, lobi yapılmamış, arşiv çalışılmamış. Örneğin Yahudilerin katledilmesiyle ilgili binlerce kaynak bulabilirsiniz ancak 500 bini aşkın Roman’ın katledildiği soykırıma ilişkin verilere, kaynaklara rastlamak güç. Romanlar tarihte var olmuşlar, sahip çıkan olmadığı için tarihsel sürecin içinde kendilerine yer verilmemiş” şeklinde açıklıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56637 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Elmas-Arus-640x427.jpg" alt="Elmas Arus" width="320" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Elmas-Arus-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Elmas-Arus-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Elmas-Arus.jpg 1280w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" />Tarihin yanı sıra toplumun kültürel mirasına da değinen Arus, Rom, Dom, Lom ve Abdalları toplumun zanaatçısı olarak niteliyor. Bu zanaatın kitaplarda öznesiz yer aldığına dikkat çeken Arus, “Kitaplarda seleyi, sepeti, kalayı, aynalı süpürgeyi yapanlara, bu kültürü üretenlere yer verilebilir. Tüm bunlar, kültürel miras kapsamında artı değere dönüştürülebilir. Roman çocuklar da kültür ve tarihlerinin ‘kitaplarda anlatılacak kadar değerli’ olduğunu idrak edebilir.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus’a göre toplumun kültür ve tarihinin müfredata entegre edilmesi yönündeki karar, ayrımcılıkla mücadelenin kesinlikle bir parçası. Ancak bu tavsiye kararının kısa vadede toplumun gündemine girmesi zor. Zira toplumun ilk gündemi, KOVID-19 ve bu süreçte daha da derinleşen yoksullukla mücadele etmek. Eğitimle ilgili endişeler ise, çocukların okuldan kopmasıyla ilgili. Roman STK’lar da öncelikle çocukların internete ve tablete erişimini sağlamaya, sonrasında evde veya toplum merkezinde ders çalışma imkânı oluşturabilme üzerine kafa yoruyor. Uzaktan eğitime erişemeyen çocukların bu ve benzeri sorunlarını çözmeye çalışan Roman STK’lar için, bu tavsiye kararı çok önemli olsa da uzun vadeli planlarda göz önüne alınabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tavsiye kararının, “Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Eylem Planı”nın bir parçası olarak karşılık bulması gerektiğini vurgulayan Arus, eylem planında eğitimle ilgili maddelerde ayrımcılıkla mücadeleye özellikle yer verildiğini hatırlatıyor. 22 STK’nın dahil olduğu Roman Diyalog Ağı (RODA) olarak bu tavsiye kararını tartışmaya açacaklarını, çıkan sonucu Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Eylem Planı’na öneri olarak sunacaklarını kaydediyor.</span></p>
<p><b>Sistem, Roman Çocukları Görmüyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56638 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Nilay-Karadeniz-2.jpg" alt="Nilay Karadeniz" width="266" height="266" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Nilay-Karadeniz-2.jpg 617w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Nilay-Karadeniz-2-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" />Edirne Roman Gençlik Derneği’nden </span><b>Nilay Karadeniz</b><span style="font-weight: 400;">, 8 Roman mahallesinde hak temelli ve çocuk odaklı çalışmalar yürüten aktivistlerden birisi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların kültürel ve tarihsel süreçlerinin müfredatta yer almasını hayati derecede önemli bulan kadın aktivist, bu konuda STK ve kamu bazında lobi yapılması gerektiğini vurguluyor. “Gerek bakanlığın gerek Roman vekillerin bu tavsiyeye olumlu görüş bildirmesi gerek. Onların söylemleri, Roman STK’ların duruşunu belirler. Çünkü Roman STK’ların hak arama mücadelesi, birtakım yönlendirmelere göre şekil alıyor!” diyen Karadeniz, Roman STK’ları siyasallaşmaları üzerinden eleştirerek; bu tavsiye kararını izleyebilecek bakış açısına sahip STK sayısının az olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milli eğitim müfredatının, sosyal dışlanmaya maruz kalan dezavantajlı grupları kapsayan bir sisteme sahip olmadığını ifade eden Karadeniz, sistemin Romanları hiçbir anlamda görmediğini pandemi süreciyle bir kez daha hissettiklerini şu sözlerle ifade ediyor: “Pandemi döneminde uzaktan eğitime geçildi. Ancak bu uygulama, Romanları yok saydı. Çocukların tablet ve internete erişimi yok, çoğunun evinde televizyon bile yok. Kamu kurumlarına bu ve benzeri sorunları anlatmaya gittiğimizde ‘herkese aynı eğitim veriliyor’ deyip geçiyorlar. Mağduriyeti çocuklarımız yaşıyor ama neredeyse bundan dolayı da çocuklarımız suçlanacak… Bu koşullarda Romanlarla ilgili olumlu içerik de beklemiyorum.”</span></p>
<p><b>Roman STK’ların Karardan Haberi Yok</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56640 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Cem-Pekbalikci-640x644.jpg" alt="Cem Pekbalıkçı" width="323" height="325" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Cem-Pekbalikci-640x644.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Cem-Pekbalikci-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Cem-Pekbalikci-1024x1031.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Cem-Pekbalikci.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 323px) 100vw, 323px" />İzmir Romanlar Eğitim Gençlik Kültür Derneği Başkanı </span><b>Cem Pekbalıkçı</b><span style="font-weight: 400;">, Roman STK’ların bu tavsiye kararından haberdar olmadığını dile getirerek bu durumu, Türkiye’deki Roman STK’ların uluslararası arenada araştırma yapmaması, yapsa bile bunu izleme kapasitesinin düşük olması ihtimaline bağlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu kararın tabanda yayılması, izleme ve değerlendirme yapılması ancak güçlü bir derneğin öncülüğünde mümkün olur” diyen genç aktivist, Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Eylem Planı’nın bile uygulanmadığı bir konjonktürde konseyin bu tavsiye kararının uygulanmasına ihtimal vermiyor. Pandemi sürecinin bu kararı görmezden gelmeye zemin oluşturacağını kaydeden Pekbalıkçı, “KOVID-19’la mücadele ediliyor; MEB bu dönemde uzaktan eğitim gibi yeni bir sistemi, eğitime entegre etmeye çalışıyor, bu hengamede konseyin bu kararı havada kalır. Tartışmaya açılsa bile ‘nasıl uygulayalım’ denir ve rafa kaldırılır” şeklinde konuşuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017’de uygulanan “Romanların Yoğun Olarak Yaşadığı Yerlerde Sosyal İçermenin Desteklenmesi Operasyonu Teknik Destek Projesi”nden bahseden Pekbalıkçı, proje kapsamında onlarca öğretmenin Romanlarla ilgili farkındalık eğitimi aldığını, Roman mahallelerinde istihdam edilmeleri yönünde beklentileri olduğunu ancak beklentilerinin karşılanmadığını ifade ediyor. Bu ve benzeri projelerin uygulanmasının, Roman politikalarının uygulanabilirliğinin de göstergesi olduğunu belirten Pekbalıkçı, tavsiye kararıyla ilgili kamuoyu oluşturmak adına bir kampanya geliştireceklerini de sözlerine ekliyor.</span></p>
<p>Avrupa Konseyi&#8217;nin tavsiyeleri için <a href="https://search.coe.int/directorate_of_communications/Pages/result_details.aspx?ObjectId=09000016809ee553">tıklayınız.</a></p>
<p>Kapak fotoğrafı: Elmas Arus</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/10/roman-stklar-avrupa-konseyinin-roman-soykirimiyla-ilgili-tavsiye-kararini-degerlendirdi/">Roman STK&#8217;lar, Avrupa Konseyi&#8217;nin Roman Soykırımıyla İlgili Tavsiye Kararını Değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Belediyeler Romanlar İçin Ayrımcılık Değil Ayrıcalık Yapmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/01/belediyeler-romanlar-icin-ayrimcilik-degil-ayricalik-yapmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 07:44:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akhisar]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[roman mahallesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55354</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Manisa Akhisar’daki Hacı İshak Mahallesi’nde bir sokak karantinaya alındı. Bu haberin “Roman mahallesi” şeklinde vurgulanmasından rahatsız olan mahalle sakinleri, medyada damgalandıklarını ve ayrımcılığa bir kez daha maruz kaldıklarını söyledi. “Çingeneler zaten virüslüdür yazma sakın” diye baştan altını çizen mahalle sakinleri ve hastanede tedavi gören Romanlar, karantina sürecini anlattı. Akhisar Belediye Başkanı Besim Dutlulu, böyle durumlarda kamu kurumlarına düşen görevlere dikkat çekti; toplumun ön yargısıyla mücadele eden Romanlara ayrımcılık değil, ayrıcalık tanınması gerektiğini belirtti. Akhisar Çağdaş Romanlar Dernek Başkanı olan ve siyasette aktif rol alan Erdoğan Şener ise yoksulluk politikaları geliştirerek kalıcı çözümler bulmanın şart olduğunu dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/01/belediyeler-romanlar-icin-ayrimcilik-degil-ayricalik-yapmali/">&#8221;Belediyeler Romanlar İçin Ayrımcılık Değil Ayrıcalık Yapmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_55359" aria-describedby="caption-attachment-55359" style="width: 254px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55359" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/suat-ilciktay-640x853.jpg" alt="Suat İlçiktay" width="254" height="339" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/suat-ilciktay-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/suat-ilciktay-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/suat-ilciktay.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 254px) 100vw, 254px" /><figcaption id="caption-attachment-55359" class="wp-caption-text">Suat İlçiktay</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Karantinaya alınan Hacı İshak Mahallesi&#8217;nde doğup büyüyen</span> Suat İlçiktay<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> Romanların boyacılık, hamallık, hurda toplayıcılığı gibi günlük işlerde çalışarak ev geçindirdiğini aktardı. Pandemi süresince işsiz kaldıklarını, bazılarının eve ekmek götürmek için canını hiçe sayarak çöpe çıktığını, bulduğu bir bidonu, iki terliği hurdacıya satarak geçimini sağladığını söyledi. “Çöpe çıkana ‘neden çıkıyorsun’ diyemiyorsun, başka çaresi yok.” diyen İlçiktay, toplumun güvenceli ve sağlıklı işlerde çalışmak istediğini vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karantina süreciyle ilgili mahallede olan bitenle ilgili; “Karantina oldu, anası babası hastanede yatan var. Annesi ve eşi hastanede olan yeğenim, 2,5 aylık bebeğe bakıyor. 3 ekmek 5 yumurta derken kendim yemiyorum, ona götürüyorum. Normalde de mahalleli birbirinden destek alarak ayakta kalıyor. Kimin evinde yemek varsa paylaşıyor. Romanlar komşusu açken tok yatmaz!” diyerek toplumun hayatta kalma dinamiklerine dikkat çekti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahalle temsilcisi</span> Muzaffer Kaygısız<b>, </b><span style="font-weight: 400;">mart ayından beri mahallede herhangi bir vakaya rastlanmadığını, 1 Haziran’da şehirlerarası seyahat sınırlamasının kaldırılmasından sonra köylere çalışmaya gidip gelenlerle birlikte vakaya rastlandığını söyledi. Mahallelerde iç içe yaşanmasına rağmen üç ayı iyi atlattıklarını düşünen Kaygısız, imkanlar ölçüsünde tedbir aldıklarını vurguladı. Gerek temizlik gerek beslenme konularında çeşitli ithamlarla karşılaştıklarını belirterek “Çürük zihniyetli insanlar, ‘Romanlar açlığa susuzluğa alışkın’ diye düşünse de biz, aynı kazanda kaynayan aşurenin malzemeleri gibi olduğumuza inanıyoruz. En azından böyle kriz dönemlerinde ayrımcı söylemleri bırakmalarını istiyoruz.” dedi.</span></p>
<p><b>Tedavi Gören Romanlar Hastaneden Bildirdi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hastanede tedavi gören </span>Ünal Sarıdemir’in<span style="font-weight: 400;"> karantinadaki üçüncü günü. Eşi ve çocuğu ise bir haftadır tedavi görüyor. Toplumun sağlıklı beslenemediğini kaydeden Sarıdemir, “Et yiyin, meyve yiyin diyorlar. Bunlara kim nasıl ulaşsın? Mahalle açlıktan patlamış olabilir. Mahallenin içinden dere akıyor, altyapı sorunu da virüsün yayılmasını hızlandırmış olabilir.” diyerek sözlerini sürdürdü.</span></p>
<figure id="attachment_55363" aria-describedby="caption-attachment-55363" style="width: 266px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-55363" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/yalcin-davulcu.jpg" alt="Yalçın Davulcu" width="266" height="368" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/yalcin-davulcu.jpg 266w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/yalcin-davulcu-188x260.jpg 188w" sizes="auto, (max-width: 266px) 100vw, 266px" /><figcaption id="caption-attachment-55363" class="wp-caption-text">Yalçın Davulcu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Tedavi gören bir diğer Roman vatandaş,</span> <span style="font-weight: 400;">4 gündür hastanede karantina altında olan </span>Yalçın Davulcu<span style="font-weight: 400;">. O, baştan beri virüs endişesi taşıdıklarını, kendilerince önlem aldıklarını söyledi. Belirtileri fark eder etmez hastaneye koştuklarını anlatan Davulcu, “Annem, kızım herkes hastanede. İki odalı evde 6 – 7 kişi yaşıyoruz. Birine bulaşınca herkese bulaştı. Mahalleli olarak iç içeyiz, virüs nereden kimden geldi bilmiyoruz.</span> <span style="font-weight: 400;">Geçim derdi derken şimdi virüsü atlatma derdine düştük. Bir an önce</span> <span style="font-weight: 400;">bu hastalığı atlatıp evimize dönmek istiyoruz.” dedi.</span></p>
<p><b>Belediye Başkanı Dutlulu: Ayrımcılıktan Değil, Ayrıcalıktan Yanayız</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akhisar Belediye Başkanı </span>Besim Dutlulu<span style="font-weight: 400;">, karantinaya alınan mahallede vaka sayısının çok olduğunu, il sağlık müdürleriyle ve hastane başhekimleriyle görüşerek vatandaşların durumunu takip ettiklerini söyledi; ölüm haberi gelmediğini sözlerine ekledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dutlulu’ya göre, kamu kurumları böylesi kriz dönemlerinde vatandaşlara ‘yanınızdayız’ duygusunu hissettirmeli. Özellikle ayrımcılığa maruz kalan, yoksullukla mücadele eden Romanlara hassasiyetle yaklaşmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların yıllarca dışlandığını hatırlatan Dutlulu, bu tavrı içselleştiren toplumun, en küçük bir hizmetin aksaması halinde ‘Romanız diye mi?’ şeklinde tepki gösterdiğini söyledi. Onları bu alınganlıktan uzaklaştırmaya çalıştıklarını kaydeden Belediye Başkanı, “Bunca zaman ayrımcılığa maruz kaldıkları için tepkilerinde haklılar. Belediye olarak Romanlara ayrımcılıktan değil, ayrıcalıktan yanayız. Bu zamana kadar belediyede, Roman vatandaş işe alınmamışken 10’dan fazla vatandaşımız işe başladı. Roman Masası kurmak istedik, mahalleli ‘Sen bizi ayrıştırıyor musun?’ dedi. Masa kurmadık ancak bir Roman genci, çözüm masasında mahallenin sorunlarıyla birebir ilgilenmekle yükümlü. Karantina döneminde hem mahalleliyle hem diğer kamu kurumlarıyla koordineli çalışmaya gayret ediyoruz. Memnun olmayan elbette vardır ama bilsinler ki iyi niyetle tüm hizmetleri seferber ediyoruz.” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><b>“Medya, Mahalleleri Damgalıyor”</b></p>
<figure id="attachment_55361" aria-describedby="caption-attachment-55361" style="width: 265px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55361" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ibrahim-ekinci-640x1138.jpg" alt="İbrahim Ekinci" width="265" height="471" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ibrahim-ekinci-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ibrahim-ekinci.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 265px) 100vw, 265px" /><figcaption id="caption-attachment-55361" class="wp-caption-text">İbrahim Ekinci</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Hacı İshak Mahallesi Muhtarı</span> İbrahim Ekinci<b>, </b><span style="font-weight: 400;">mahalleye bariyerler konulduğunu, polislerin mahallenin giriş çıkışlarını kapattıklarını söyledi. Alınan tedbirlere uymak zorunda olduklarını kaydederken mahalleye hizmet götürmek için şartları zorladıklarını aktardı: “Aşevinde sıcak yemek dağıtmayı düşünüyorduk, karantina başlayınca yapamadık ama Sarı Ahmet Paşa Aşevi, mahallelinin 10 günlük ihtiyacını karşılayacak şekilde 480 koli gıda desteği verdi. Kaymakamlık, Sosyal Yardımlaşma Vakfı üzerinden 300 lira nakit desteği verdi. Belediye de her haneye beş kilo un dağıttı. Karantina öncesinde mahalle düzenli dezenfekte ediliyordu, karantina sonrasında günaşırı dezenfekte yapılıyor.” (Mahalle sakinleri de bu durumu doğruluyor.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecileri eleştirmeden geçemeyen Ekinci, “Haberciler, ‘mahalle karantinada’ diye yazdı ama nasıl yazdı? ‘148, 201, 251’in çevrelediği 252. Sokak karantinaya alındı.’ Doğrudan 252. Sokak yazmak yerine abarta abarta yazdılar! Millet ilk satırı okuyup devamını okumuyor. Medya, mahalleleri damgalayan bu dili bıraksın.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(Nitekim diğer mahalle sakinlerinden bazıları da “Çingeneler zaten virüslüdür yazma sakın” diyerek uyardı.)</span></p>
<p><b>Geçici Yardımlar Değil, Kalıcı Çözümler</b></p>
<p>Akhisar Roman Federasyonu&#8217;ndan Erdoğan Şener<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> bir partinin ilçe yönetiminde görev almış birisinin “Mahalle karantina altına alındı. 14 gün devlet buraya yardım edecek. Buradakiler bedava erzak almak için virüs kapma yarışına girer.” şeklinde bir yazı yazdığını söyledi. Bu ve benzer zihniyetle yıllardır mücadele ettiklerini anlatan Şener, pandemi dışında mücadele etmeleri gereken böylesi başka unsurlar olduğunu kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasette aktif rol alan Şener, şu eleştirilerde bulundu: &#8220;Pandemi döneminde bir kez daha gördük ki hükümetin yoksulluk üzerine politikalar geliştirmesi, sorunu kökten çözmesi gerek. Geçici yardımlarla kalıcı çözüm üretmek imkansız. Genel olarak bir bakarsanız, kurumların önünde saatlerce bekleyen, boyun bükmeye mahkum edilen yoksullar görürsünüz. Üç kuruşluk yardımla, bu yardımları şova çevirerek yoksulluk bitmez. Bir seferlik yardım yapılıyor, sonra toplum kaderine terk ediliyor. Toplumu üretken bir hale getirip meslek sahibi edeceksiniz. Romanlar çalışkan; önyargı ve güvensizlikten kaynaklı haksızlığa uğruyorlar. Ekonomiye katkı sağlayacakları zemini oluşturmak zorundayız. Roman gençler, sosyal güvencesi olan iş isterken haklılar. Bazı alanlarda pozitif ayrımcılık yapmak gerektiği de insanların temel haklara erişmesi yolundaki engellerin aşılması gerektiği de ortada.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/01/belediyeler-romanlar-icin-ayrimcilik-degil-ayricalik-yapmali/">&#8221;Belediyeler Romanlar İçin Ayrımcılık Değil Ayrıcalık Yapmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2020 08:33:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48574</guid>

					<description><![CDATA[<p>Görünür olmayı, kendilerini anlatmayı talep ederek evlerini açan Abdal aileler, dünden bugüne yaşadıklarını anlatıyor. Kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyleyen Kilisli Fettah Esoğlu, “Halka hizmet ederken iyiyiz ama hizmet etmiyorsak yüzümüze bakmazlar.'' diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/">Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h4>84 Yaşındaki Abdal Dede: Bizi Hizmetkar Görüyorlar</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Amasya’dan İstanbul’a göçen 84 yaşındaki Abdal Hasan İnce’nin verdiği bilgiye göre, Orta Asya kökenli göçebe bir halk olan Abdallara, Türkiye’nin çeşitli yerlerinde farklı isimler veriliyor. Örneğin Diyarbakır’da aşık, mıtrıp; Urfa ve Adıyaman’da gevende veya govende, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ta abdal, kirve deniyor. Teber, tencili, carcar, begdili gibi isimler de bu listeye eklenebilir. 1600’lere kadar mal mülk edinmeyen, bir hırka bir lokma yaşamayı düstur edinen halk, 1950’lerden itibaren yerleşik hayata geçmeye başlamış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48576 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/84-yaC59FC4B1ndaki-Hasan-C4B0nce-2..jpg" alt="" width="330" height="220" />İnce, yıllarca yörükler gibi İç Anadolu’da gezdiklerini, konar göçer hayatlarının 1955’te Amasya’dan arsa alınca sona erdiğini ve yerleşik düzene geçtiklerini aktarıyor. Yerleşik hayatla birlikte okula başladığını, ilkokul 4’e kadar okuyabildiğini, öğretmen olmak istese de yoksulluktan dolayı okula devam edemediğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnce, “Şu başımızdan boranımız hiç gitmedi.” diyerek geçmişten bugüne maruz kaldıkları ayrımcılıktan bahsediyor. “Yıllarca dışlandık, dövüldük, sövüldük, köylerde barınabilmek için kimliğimizi sakladık. Çorum, Maraş olayları vardı, Alevi de olduğumuz için can korkusu taşıyorduk. Onun için dağlara düşmüşüz, yaylalara göçmüşüz. Bize elekçi derlerdi, çingan derlerdi. Dışlayanlara kızsak bile gücümüz yetmezdi.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllarca toplumun ihtiyaç duyduğu ama yapmadığı işleri yaparak (sepetçi, elekçi, ağaların düğününde onları eğlendirmek üzere müzisyenlik gibi) geçim sağladılar. Bundan kaynaklı toplumun yanında statü edinemeyip hizmetkar görüldüler. Hala böyle görülmekten şikayetçiler. İnce, yeni neslin bunları yaşamasından endişe ediyor ve ekliyor: “Gençlerimiz okusun, meslek sahibi olsun. Abdal geleneğine, kültürüne sahip çıksın, kimliğinden hiç utanmasın.”</span></p>
<p><b>“Biz Olmasak Açsınız Diyorlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48577 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Kilis-Abdallar-DerneC49Fi-Fettah-DC3B6ndC3BC-EsoC49Flu.jpg" alt="" width="330" height="220" />Kilis’te yaşayan Esoğlu ailesi de alt tabaka görülmekten mustarip. Zurnacı olan Fettah Esoğlu hala düğünlere gittiğini anlatıyor: “Yazın iki ay düğün olur, haftada 150 lira kazanırım. Bunun haricinde bostana gider soğan sarımsak soyarım. Başka türlü geçinmenin imkânı yok. Yaştan ötürü oralarda çalışma şansı da azaldı.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostanlarda sigortasız çalıştıklarını, ‘nasılsa sigorta yapmazlar’ deyip haklarını aramadıklarını belirten Esoğlu’na göre, Abdalların elinde bal olsa yemezler, sebze satsalar almazlar ama bostanda işe alırlar. Çünkü ucuz iş gücü olarak görürler, günde 30 &#8211; 40 lira verir geçerler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimliklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyleyen Esoğlu, “Halka hizmet ederken iyiyiz ama hizmet etmiyorsak yüzümüze bakmazlar. ‘Siz abdallar biz olmasak açsınız’ derler. Hakaret etmezler ama bizi alt tabaka görürler. Abdallar da ister istemez kendisini toplumdan aşağıda görür.” şeklinde ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kilis’teki bir düğünde dayak yediklerini aktaran Esoğlu, düğün sahibinin rüzgâra para saçıp davul zurna ekibine para vermek istemediğini, orada kavgaya tutuştuklarını, zurnanın bir yana kendisinin bir yana savrulduğunu anlatıyor ve ekliyor: “Abdalların hakkını aramaya hakkı yokmuş gibi haklı da olsam dayağı yedim.”</span></p>
<p><b>Partiler Onları Çantada Keklik Görüyor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu, haklarını aramak için Abdal toplumunun teşvikiyle 1 yıl önce Kilis Abdallar Dayanışma Kültür ve Spor Derneği’ni kurmuş ancak hem maddi imkansızlıktan hem de yer gösterilmediğinden faaliyete başlayamamışlar. Esoğlu, “Dernek olup güç edinirsek herkesin karşısına çıkar, hakkımızı ararız. Şu an bizi güç olarak görmediklerinden ciddiye de almazlar. Biz çok ezildik, bari çocuklarımız ezilmesin.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu, toplumun yaklaşık yüzde 20’sinin okula gittiğini, okula devamsızlığın yoksulluktan kaynaklandığını, çocukların bostana veya hurda toplamaya gittiğini söylüyor. Elekçilik, sepetçilik gibi geleneksel mesleklerin öldüğünü, gençlerin müzisyen olmak istemediğini, büyükler olarak onları bu mesleklere yönlendirmediklerini anlatan Esoğlu, gençleri muhasebe, elektrik, oto tamirciliği, marangozluk gibi mesleklere yönlendirdiklerini aktarıyor. Okuyan Abdal gençlerin, kendi toplumuna hizmet edecek bilinçte olmadığını ifade eden Esoğlu, büyüklerin öncülüğünde bilinçlendirme faaliyeti yürüteceklerinin altını çiziyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu’nun ifadesiyle, Abdallar aktif siyasete katılmak istese de katılamıyor. Siyasi partiler, bu toplumu görmezden geldikleri gibi hizmet vermek için de çabalamıyorlar. Kaldı ki Abdallara siyasette yer versinler! Esoğlu, partilerin Abdal toplumunun oylarını çantada keklik gördüğünü belirtiyor. </span></p>
<p><b>Abdal Kadınlar Günde 30 Liraya Tarlada Çalışıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Döndü Esoğlu, bostana giden Abdal kadınlardan sadece biri. Günde 2 bin maydanoz biçip günde 40 lira aldığını söyleyen Esoğlu bir gününü anlatıyor: “Sabah 7’de evden çıkıyoruz. Tarlaya gidip 2 bin tane maydanoz biçiyoruz. Kışın 2 bin, yazın 7 bin maydanoz, tere biçerim. Sonra eve gelir, temizlikti yemekti ev işlerine koşarım. Ertesi gün sabah 7’de yeniden tarlaya giderim. Eskiden eşimin zanaatı vardı, zurna çalar para kazanırdı. Zanaatı ölünce çalışmaya başladım. Evin tek geliri benim kazancım.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Döndü Esoğlu, idareli yaşadıklarını, her şeyi toptan aldıklarını, elektriğe ayda 200, suya 150 lira ödediklerini, yazın dağdan topladıkları odunu kışın yaktıklarını anlatıyor. Yevmiyelerini haftalık olarak aldıklarını söyleyen Esoğlu, “Hem bize acıdıklarından iş veriyorlar hem de işçi bulamıyorlar.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu’nun ifadesiyle, Abdal kadınların çoğu okuma yazma bilmiyor. Kendisi için de “Bu yaştan sonra aklımda kalır mı bilmiyorum ama okuma yazma öğrenmek isterim. Doktora gidiyorum, tabelayı reçeteyi okuyamıyorum. Okusam güzel olur. Ailem okutmadı, çocukken de pamuğa giderdik çünkü. Okusaydım ebe olmak isterdim.” şeklinde konuşuyor. Çocuklarının biri asma tava yapıyor, biri de oto lastikçi. Esoğlu çifti, çocuklarının meslek sahibi olmasından dolayı mutlu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esoğlu henüz aktifleştiremedikleri dernek için hedeflerini “Topluluğun buluşma noktası olsun, düğün dernek burada kurulsun, küsler barıştırılsın, toplumsal barışa katkı sağlansın, çocukların geleceği adına kurslar açılsın, kadınlar okuma yazma öğrensin, erkekler meslek edinsin.” şeklinde sıralıyor. </span></p>
<h4>İstanbul&#8217;daki Abdallar Ne Yaşıyor?</h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48578 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Kara-Ailesi.jpg" alt="" width="338" height="205" />Anadolu Abdalları Platform Başkanı Hasan Kara, Abdalların büyük şehirlerde bilinmediğini, ‘göçmen’ şeklinde algılandığını söylüyor. İstanbul’daki Abdalların ağırlıklı olarak servis şoförlüğü yaptığını, kadınların ise tezgahtarlık, temizlik işçiliği, kâğıt toplayıcılığı gibi işlerde çalıştığını ifade ediyor. Kara’ya göre, bu işlerin kazancı çok düşük ve Abdallar günü kurtarmayı kar sayıyor. Kendilerinden örnek veren Kara, aylık 500 liralık maaşla geçindiklerini, bunun 180-200 lirasının elektrik su faturasına gittiğini aktarıyor. Kira vermedikleri için kendilerini talihli bulan Kara, yaştan ve sağlıktan ötürü artık kâğıda çıkamadıklarını ekliyor. “Abdalların hepsi göçebe. 1950’lerden sonra yerleşik düzene geçmeye başladık. Köylerde kışlar, kışı atlatınca at arabalarıyla Amasya’dan Sivas’a dağ köylerine göçerdik. Kışın inek besler, baharda satardık. Sele sepet örer, saraçlık, besicilik yapar, çarık diker geçinirdik ama bu mesleklerin hepsi öldü. Kâğıda da artık çıkamıyoruz.” diyor. Kara, yeni neslin bilinçli yetiştiğini, meslek edinmeye dönük olduklarını ancak çoğunun yoksulluk zincirini kıramadığını sözlerine ekliyor. </span></p>
<p><b>“Bize Çingan Demelerinden Bıktık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hanife Kara ise kadın olmanın zahmetli yanlarına değiniyor: “Çamaşır yıka, yemek yap, torunlara bak derken ömrümüz geçti, geçiyor. Bende yıllarca at arabasıyla kâğıt topladım. At arabaları yasaklanınca çekçek dediğimiz el arabasıyla toplamaya devam ettim. Şeker hastasıyım, artık kâğıda gidemiyorum. Beş çocuğum ilkokul mezunu, maddi imkân olsa okuturduk. Okula kaydettirmeye gittiğimizde 50 lira istediler, yoktu. Olsa belki okuturduk. Ama torunlardan ümitliyim. Bir torunum üniversite okuyor, biri doğalgaz mühendisi oldu. Herkes ekmeğinin peşinde…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Abdalların din, dil, ırk ayırmadığını buna rağmen duyanın görenin “çingan” dediğini anlatan Kara, eve bakmaya gelen belediye görevlilerinin ağzına maske takıp ayağına poşet geçirdiğini aktarıyor. Bu muamelelerden bıktığını vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kara çiftine göre, Abdallar olarak toplanıp topluma hizmet etmenin de ayrımcılıkla mücadele etmenin de yolu dernekleşmekten geçiyor. Ancak 600 lira kira, elektrik su faturası derken dernekleşme onları aşıyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/11/abdallar-halka-hizmet-ederken-iyiyiz-esit-olmak-isteyince-kotuyuz/">Abdallar: &#8221;Halka Hizmet Ederken İyiyiz, Eşit Olmak İsteyince Kötüyüz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2020 08:46:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48389</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği, ‘Roman Entegrasyonu İçin İzleme ve Savunuculuk’ projesi kapsamında Taksim’de düzenlediği bölgesel toplantıda, çatışmaları çözmenin yollarını aradı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/">Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Toplantıya Edirne, Balıkesir, İzmir, Manisa başta olmak üzere çeşitli illerden katılan Roman sivil toplum örgütü temsilcileri, Roman STK’lar arasındaki çatışmanın sebeplerini ele aldı. Romanların sivil toplumda yer alma mücadelesinin konuşulduğu toplantıda, birlikte çalışma kültürü, dayanışma ve iş birliği üzerine tartışmalar yapıldı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48391 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/selcuk.jpg" alt="" width="322" height="226" />Roman Gençlik Derneği Başkanı Selçuk Karadeniz, <span style="font-weight: 400;">Roman STK’ların jenerasyonlara ayrıldığını söyleyerek söze başlıyor: “2004 – 2009 birinci jenerasyon, 2009 – 2015 ikinci jenerasyon, 2015 sonrası yeni jenerasyon… Kavga genelde, ilk iki jenerasyon arasında. Üçüncü jenerasyon, daha eğitimli kişilerden oluşuyor. Jenerasyon değişimiyle birlikte diyaloğun ve iş birliğinin artacağına, çatışmanın son bulacağına inanıyorum.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışma sebeplerini, bilgisizliğe bağlayan Karadeniz’e göre, dernek kuran kişiler, sivil toplumun ne olduğu, nasıl işlediği, neye hizmet ettiği konusunda donanımlı değil. Derneklerin yol haritası yok, rüzgârın yönüne göre hareket edip siyasallaşanlar var. Dernekleşmek, çoğu STK temsilcisi için belediye başkanı, kaymakam gibi kişilerle görüşmek için bir araç. Bu görüşmelerden somut çıktı ve fayda elde edilemeyince iş yapan derneklere saldırıyorlar, kavga başlıyor. Ağ kurarak birlikte çalışmayı denediklerini ancak çıkar çatışmalarından dolayı bunu başaramadıklarını kaydeden Karadeniz, birlikte çalışabilmenin yolunu, çoğu dernek başkanının değişmesinde görüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi derneğin yoksulluk, kimi derneğin kimlik üzerine çalıştığını belirten Karadeniz, bu kaostan kurtulmak gerektiğini, Roman Gençlik Derneği olarak kimlik üzerine çalıştıklarını aktarıyor; “Herkesin kendisine göre yol haritası var ama kimse nereye gideceğini bilmiyor. Yol haritası belirlenmeli ve ortak bir paydada buluşulmalı.” diyor.</span></p>
<p><b>Roman Toplumunda Dernek Enflasyonu Var</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48392 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/huseyin.jpg" alt="" width="370" height="230" />Tire Romanlar Derneği Başkanı Hasan Hüseyin Karabacak, <span style="font-weight: 400;">çatışmaların Roman sivil toplumuna özgü olmadığına dikkat çekiyor. Başka STK’lar arasında da çatışma olduğunu belirten Karabacak, eğitimli ve diyaloga açık STK’ların bir şekilde orta yolu bulduğunu söylüyor. Roman STK’ların eğitimsizlik yüzünden dezavantajlı olduğunu aktaran Karabacak, “Cehaletin verdiği özgüvenle, hiç olmayacak kişiler dernek başkanı oluyor. Bir mahallede üç dernek, bir ilçede iki federasyon var örneğin. İlçede federasyon mu olur? Dernekler rüştünü ispatlamadan federasyonlaşıyor. Federasyonlar rüştünü ispatlamadan konfederasyonlaşıyor. Bunun sonucunda ortaya dernek enflasyonu çıkıyor.” diyerek ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışmaların siyasi kavgadan kaynaklandığını düşünen Karabacak’ın ifadesiyle, dernekler siyasetçilerle geliştirdiği ilişkilerle mesafe kat ediyor ve diğerlerinin bu ilişkilerden faydalanmasını istemiyor. Güç odağı kalma derdi de sorunların çözümünde ortaklaşmayı zorlaştırıyor. Karabacak, “Dernekler kurumsallaştıkça, ağlar ve platformlarda buluşarak diyalog kurdukça çatışmalar zamanla çözülecek.” şeklinde konuşuyor.</span></p>
<p><b>Güvensizlik Çatışmaların Temel Sebebi</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48393 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/erdogan.jpg" alt="" width="358" height="210" />Avrupa Birliği Konseyi Roman Forumu Türkiye Temsilcisi Erdoğan Şener de <span style="font-weight: 400;">çatışmayı Romanlara indirgemenin haksızlık olduğu kanaatinde. Nitekim insanın olduğu her yerde çatışma olur. Şener, çatışmaların öncelikli sebebinin güvensizlik olduğunu, bir bölgenin diğer bölgedeki Romanlara mesafeli yaklaştığını aktarıyor. Yoksulluğun sivil toplumu nasıl etkilediğini anlatan Şener sözlerine şöyle devam ediyor: “STK’ların başındaki liderlerin yüzde 90’ı yoksul insanlar. Birçok dernek gerek yerel yönetimlerden gerek başka yerlerden yardım gelecek ümidiyle kuruldu. Bu ümitle açılan dernekler siyasi partilerin elinde oyuncak oldu. Toplumun ekonomik durumu malum. Temsilciler, başka illerdeki toplantılara gidebilmek için resmî kurumlardan yol parası istediler. Alamayınca oklar, siyasilere döndü. Vekillerden talimat aldılar, belediyelere talimat verdirdiler. Ordan 3 kuruş alınca da onlara bağımlı oldular. ‘Sizin grup bizim grup’ diyerek ayrışma, birbirini karalama, bir yere yaranmak için iyileri dahi kötüleyerek çatışmalar beslendi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısa vadede çatışmaların çözümlenmeyeceğini düşünen Şener, önyargıların kırılmasıyla, birbirine inanarak güvenerek hareket edilmesiyle, diyalog kapılarının açık tutulmasıyla birlikte ortaya çıkacak gücün faydasını fark edeceklerini vurguluyor.</span></p>
<p><b>Dayanışma Eksikliği Tanışmamakla Alakalı</b></p>
<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nde çalışan üniversite öğrencisi Kader Can, <span style="font-weight: 400;">herkesin aynı amaç için çalıştığını ancak liderlik yarışından dolayı bu amaca farklı araçlarla varmaya çalıştığını ifade ediyor. Bu liderlik kavgasının esas çatışmayı oluşturduğunu düşünen Can’a göre, herkes pastadan fazla pay almak istiyor. Paylaşımcı olmayan bu gibi tavırlar yüzünden ortak payda da buluşmak zorlaşıyor. Toplumun önyargıyla yaklaştığı Romanlar da kendi içlerinde birbirini ötekileştiriyor, bu da birlik beraberlik yoluna taş koymak demek. “Dayanışma eksikliği tanışmamakla alakalı. Toplum gerçekten birbiriyle tanışsa ve barışsa iş birliği de kolay olacak.” diyen Can, çatışma çözümlemeye dair bilinç düzeyi arttıkça eğitim, barınma, istihdam gibi ana sorunların çözümünde ortaklaşmak mümkün olacağını belirtiyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48394 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/cem-640x459.jpg" alt="" width="326" height="234" />Romanlar Eğitim Gençlik Kültür Derneği Başkanı Cem Pekbalıkçı, <span style="font-weight: 400;">Roman STK’ların bireysel hareket ettiğini, bunun ortak fayda bulma yolunda engel oluşturduğunu söylüyor. Pekbalıkçı’nın ifadesiyle, İzmir’de iki milletvekilinden tutun bakan danışmanına kadar güçlü Roman aktörler var. Ancak bunun sahaya yansıması zayıf. Yerel aktörleri de işin içine katarak, bir müzakere ortamı yaratarak ‘Herkes İzmir üzerinden yükseliyor, burayı kullanıyor ancak kapasite geliştirme vb. ihtiyaçlarımız karşılanmıyor’ hatırlatmasında bulunmak gerek. Ayrıca toplum birilerinin öne çıkmasından hoşlanmıyor. İnsan doğası böyle fakat Roman toplumunda bu, çarpı yüz! Liderler, liderlik üzerinden belli bir doyuma ulaşırsa çatışma çözümlemeye yatkın olur ve ortak faydada buluşulur. </span></p>
<p><b>Nitelikli Dernekler Bir Araya Gelirse Sorunlar Çözülür</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48395 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/kenan.jpg" alt="" width="299" height="220" />Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Kenan Say<span style="font-weight: 400;">, çatışmaların başlıca sebebini eğitimsizliğe bağlıyor. Eğitimsizliğe bir de ekonomik yetersizlik eklenince çatışma kaçınılmaz oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Say’ın kanaatine göre, siyasi beklenti de bir başka çatışma sebebi. Toplumdan iki Roman vekilin çıkması, eğitimli veya ekonomisi iyi olan Romanları vekil olma düşüncesine yöneltti. Bu dönemde dernekler arasındaki kavga, bundan da kaynaklanıyor. Ayrıca Romanların bir kısmı ‘çok biliyoruz, bu işi biz yapmalıyız’ mantığıyla hareket ederek gençlerle iş birliği yapmaya yanaşmayabiliyor. Bu da birlikte çalışma kültürünü etkiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Say, “Önerim, ülkenin dört bir yanındaki nitelikli dernekleri yılda 3 4 sefer, Türkiye’nin merkezindeki bir şehirde bir araya getirmek. Böylece sorunları tartışabilir, birlikte hareket ederek çatışmaları çözümleyebiliriz.” şeklinde konuşuyor.</span></p>
<p>Yenişehir Romanları Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Ali Yangır<span style="font-weight: 400;">, toplumun güven ve özgüven sorunu olduğuna dikkat çekiyor. 600 Roman STK’sı olmasına rağmen birlikte yol alınamadığını ifade eden Yangır, “Dargın da olsa kırgın da olsa tüm Roman STK’lar bir araya gelmeli ve istişare kültürünü geliştirmeli. Çatışmalar ancak birlikte çözülür.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48396 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/elmas.jpg" alt="" width="339" height="235" />Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus’un toplantı değerlendirmesi şu şekilde:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Çatışmanın tarafları olan STK’lar, sorunların çözümünde ortaklaşabileceklerine inandı ve birlikte çalışmak için motive oldu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">34 Roman Derneği’nin bulunduğu RODA ağına katılma talebi oluştu. Bu durum çatışmayı bırakabileceklerine işaret.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Toplantı, sürekli sorunların konuşulduğu ‘ağlama duvarı’na dönmek yerine sorunların çözümüne katkı sağlamak odağında ilerledi.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Siyasetten bağımsız, sivil toplum ve savunuculuk merkezli bir toplantı oldu.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir ortam oluştu. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Olumsuz eleştirinin ve saldırının, savunuculuk olduğuna dair ezber bozuldu. Birlikte çalışma kültürü üzerine kafalar karıştı fakat değişim uzun vadede görülebilir.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus’un verdiği bilgiye göre, ‘Çatışma Çözümleme Eğitimi ve Toplantıları’nın bir sonraki durağı Doğu ve Güneydoğu olacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/03/roman-stklar-catismalari-cozmek-icin-bir-araya-geldi/">Roman STK’lar Çatışmaları Çözmek İçin Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;STK&#8217;lar Arası İşbirliğine İnanıyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/02/stklar-arasi-isbirligine-inaniyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 08:09:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Her Yerde Sanat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Her yerde Sanat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Demiral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her Yerde Sanat Derneği'nden Pınar Demiral, hayata geçirdikleri projeler üzerinden sanatın dönüştürücü gücünü, sanatın sivil toplumu güçlendiren bir mekanizma olduğunu, kurumlar arası dayanışmanın önemini anlatıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/02/stklar-arasi-isbirligine-inaniyoruz/">&#8221;STK&#8217;lar Arası İşbirliğine İnanıyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Her Yerde Sanat Derneği: &#039;&#039;STK&#039;lar Arası İşbirliğine İnanıyoruz, Hepimize Yetecek Sorun Var&#039;&#039;" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/M8uaFym0O8E?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Video: Sevde Tunç</p>
<p><strong>Her Yerde Sanat Derneği’nin yola çıkış hikayesini paylaşır mısınız?</strong></p>
<p>Sanat okuduktan sonra başka ülkelerde sanat projelerinde yer aldım. Bu bana ilham verdi, ‘kendi ülkemde ne yapabilirim’ diye düşündüm ve bir fona başvurdum. Çocukların sanata ulaşamadığı bir yer ararken Mardin’den iletişim buldum. Farklı ülkelerden gençlerin gelip etkinlik yapacağı iki aylık bir proje fikriyle yola çıktık. O proje bitince arkadaşım Serdal ile durum değerlendirmesi yaptık ve bu işi bir adım öteye götürmeye karar verdik. 1 yıl sonra 120 yabancı gönüllünün katılımıyla festival düzenledik. Çok etkili oldu. Bir grup gönüllü arkadaşla Her Yerde Sanat Derneği’nin kurmaya karar verdik.</p>
<p><strong>Sahiden sanat ‘her yerde’ mi?</strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma, sans-serif;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48311 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/thumb-320x240-9a301efa3e581cfbe77a0bed397bc8e3.jpg" alt="" width="288" height="216" /></span></p>
<p>İsmindeki anlam, o bölgede çocukların kültür ve sanata ulaşabilmesi limitli olmasından geliyor. “Her yerde” olsun istedik. Onların hayatlarının devam eden bir parçası olsun düşüncesiyle bu ismi verdik.</p>
<p><strong>İlk günden bugüne neler yaptınız? </strong></p>
<p>Etkinlik ve festivalle başladık. İkinci yıldan sonra fark ettik ki festivaller çok güzel fakat çocukların hayatında kalıcı bir değişim yaratmıyor. O zaman yıla yaymalı, çocuklarla çalışmalıyız dedik ve sirk atölyelerine başladık.</p>
<p><strong>Neden sirk?</strong></p>
<p>2013’te atölyelere başladık ve çocuksu bir isim arayışından dolayı Sirkhane dedik. Sosyal sirk yaptığımızı başta bilmiyorduk ancak bu kavram dünyanın farklı ülkelerinde kullanılan bir kavram. Çok kuvvetli bir pedagojik araç. Özellikle dezavantajlı gruplardaki çocukların çok fazla gelişim gösterdiği gözlemleniyor.</p>
<p><strong>Sirk pedagojik açıdan nasıl katkı sağlıyor? </strong></p>
<p>Çocuk birçok açıdan kendini ifade edebiliyor. İşin içine sosyalleşme giriyor. Örneğin gösteri hazırlamaları gerekiyor, arkadaş ortamı yaratıyorlar. 2014’ten sonra Irak ve Suriye’de yaşanan olumsuz gelişmeler, bölgede çok fazla hissedildi. Bir gecede onlarca Ezidi geldi. O dönemde festivalimiz vardı. Birçok ülkeden sanatçılar gelmişti, köy köy gezip etkinlikler yapıyorduk. Belediye, gelen göçmenleri otogarda bir kampa yerleştirdi, geçici bir çözüm bulmaya çalıştı. Ertesi gün izin aldık ve o çocuklarla aktivite yapmak istedik. Uluslararası gönüllü sanatçılarımızla birlikte her gün bu kampa gittik. Uluslararası eğitmenlerle birlikte çocuklarla çalışıyorduk, tahta bacak öğretiyorduk. Bu, sürdürülebilir olmanın, pedagojinin çok önemli bir adımı olmalıydı bizim için.</p>
<p><strong>Sosyal sirk, sirkten farklı mı? </strong></p>
<p>Sosyal sirkle sirk farklı. Sirk gösteri sanatı iken sosyal sirk bir araç. Çocuklar üç top çevirmeyi öğrenirken konsantrasyonu öğreniyorlar, özgüvenleri gelişiyor, birbirlerine temas ediyorlar, kendi sosyal çevrelerini oluşturuyorlar. Grup dinamiğine uyum, özgüven, toplum karşısında daha dik durabilme gibi faydaları oluyor. Jonglorlük, palyaço, tahta bacak üzerinde yürüme&#8230; Bunlar çocuğun ihtiyacı üzerine tasarlanmış. Çocuk ateş topu gibi enerji dolu. Enerjisini atar, kasları ve zihinsel duruşu gelişir. Üç top çevirmek, beynin birçok alanını kullanmak demek mesela. İnsan piramidi yapıyorlar, o da grup iletişimi ve güven istiyor. Çocuk, tahta bacağa çıktığında aynı hizaya geliyorsunuz, aynı perspektiften kendisini ifade edebiliyor. Üzerine çok şey konuşulabilir. Pedagojik olarak çok uygun bir araç olduğu için sirki seçtik. Dil bilmeyen çocuklar da yaptığı gösteriyle kendisini ifade edebiliyor.</p>
<p><strong>Dil bir bariyer değil mi? </strong></p>
<p>Yaşadığımız bölgede 4, 5 dil konuşuluyor ve gördük ki dil, bir bariyer değil. Sanat evrensel bir dil çünkü. Çocuklar çizerek, dans ederek, şarkı söyleyerek kendilerini ifade ediyorlar. Mardinli çocuklarla Suriyeli çocuklar ele ele tutuşuyor, herkes her şeyi unutuyor. Bu da sanatın birleştirici gücünden kaynaklanıyor. Amacımız bunu sürdürülebilir kılmak, platformu açık tutarak herkese olanak sağlamak.</p>
<p><strong>Sirk riskli görünüyor. Çocuk güvenliğini nasıl sağlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Şu an çocuk güvenliğiyle ilgili bir proje yürütmeye başladık, bütçesi çok ufak ama etkisi çok büyük. Çalışılan ortamın her açıdan güvenli olmasını sağlamak üzere eğitimler alıyoruz. Sonra bunu rehberleştiriyoruz ve pedagojimize yayıyoruz. Çocuk güvenliği, çocuk odaklı çalışan derneklerin olmazsa olmazı. Derneğimizin 25 sabit çalışanıyla birlikte çocuk güvenliği politikamızı oluşturup riskleri ortada kaldırmaya yönelik çalışıyoruz. 8 yılda çok deneyim kazandık, bunu paylaşacak hale getirmek istiyoruz. Mardin Müzesi ve belediye de çocuklarla çalışma yapıyor, onlara da kaynak sağlayabilecek çalışma yapıyoruz.</p>
<h5><strong>&#8221;Bir Öğrenci Irak&#8217;ta Sirk Açtı&#8221;</strong></h5>
<p><strong>Irak Sirkhane nasıl doğdu? </strong></p>
<p>Mardin’deki etkinin devamı&#8230; 2014’ten beri Irak’ta da Sirkhane var. İlk dönem öğrencilerimizden Mecid, yaşadığı kampın içinde kurdu. 5 bin çadırlık yerde 5 metrekarelik renkli bir çadır var. Ekip, köy köy, kamp kamp etkinliklere gidiyor.</p>
<p><strong>Müzikhane de var. Başka neler yapıyorsunuz? </strong></p>
<p>Bugün 3 merkezimiz var, sirkhane, müzikhane ve uçan kütüphane&#8230; Modifiye bir eğitim konteynırı, bölgelere giderek uzun süre orada kalıyor. Merkezlerimizin yıl içerisinde farklı programları oluyor. Fotoğraf atölyesi oluyor, çocuklara basit makineler veriyoruz, kendi hikayelerini topluyorlar ve karanlık odada basıyorlar. Mardin Müzesi’nde onların çektiği fotoğraflardan bir sergi açıldı. Biz onların seviyesine inemiyoruz, mahremiyetine giremiyoruz, evde, ailesinde, oyun alanında bütün dünyasını basit bir makineyle nasıl anlattığını görebilirsiniz. Her bir kare çok etkileyici. Ağustos ayında ikinci kez ‘Uçan Halı Çocuk Festivali’ni hayata geçirdik; 7 gece, 7 mekan, 45 sanatçıyla birlikte. Uluslararası sanatçılar, çocuklarla bir araya geliyor, büyük bir gösteri hazırlıyor. Çocuklar yıl boyu o günü bekliyor.</p>
<p><strong>Sosyal çalışmacılarınız da var&#8230; </strong></p>
<p>Çocuklarla yakın temasta olunca farklı sorunları görmeye başladık. Örneğin çocuk neden okula gitmiyor? Evde şiddet mi gördü? Erken evliliğe mi maruz kalacak? İstismara mı uğruyor? Atölyeye gelen çocuklarla çalışan eğitmen, fark ettiği bir durum olursa bunu sosyal çalışmacıyla paylaşıyor. Ailesi, şartları her şey araştırılıyor. Yer yer sivil toplum kuruluşlarını, yer yer kamu kurumlarını işin içine katarak bir çocuk koruma metodu da uyguluyoruz. Bunu bir çerçeveye oturtma gayretimiz var. O kadar hassas bir iş ki önce kendimizi eğitiyoruz.</p>
<p><strong>Kaç gönüllü var? Gönüllü sürekliliğini sağlayabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Sirkhaneye uzun süredir gelen bu işi öğrenmiş 13 -18 yaş arası gençlerimiz var, onlara sirk kahramanları diyoruz. Merkeze göre değişse de 15 – 20 kişi genelde sabit. Yerel gönüllülerimiz var, bu epey değişken.</p>
<p><strong>Gönüllü evi açmak neden? </strong></p>
<p>İlk yaptığımız şey gönüllü evi açmaktı. Otele yapacağımız masrafları, bu eve aktardık. Bazı projeler iki yıl araç kiralayın diyor, onun yerine pembe minibüsü aldık, hem kalıcı hem sürdürülebilir oldu. Asıl ihtiyacı biz biliyoruz, o sebeple çalıştığımız kurumları yönlendirme misyonumuz da olmalı.</p>
<p><strong>Toplumsal açıdan hangi ihtiyaca cevap veriyorsunuz?</strong></p>
<p>Çocuk olmanın zor olduğu bir coğrafyadayız. Onlarca hikayeye maruz kalıyorlar. Dünyayı değiştiremeyiz, riskleri azaltamıyoruz ama çocuğun güçlenmesini sağlayarak zorlukları aşabilecek seviyeye gelmesini istiyoruz.</p>
<p><strong>STK’lar arası dayanışmayla ilgili neler düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Mardin sirk cazibe merkezi oldu. Başka kurumlar da yapıyor. Bizden tamamen bağımsız, çok iyi projelere imza atıyorlar. Mardin’de kurulduğumuz günden beri hem sivil toplum hem kamu kurumlarıyla işbirliği içindeyiz. Egomuz yok. Hepimize yetecek kadar sorun var! Yarışmıyoruz, hedefimiz çocukların mutlu olması. Kim yaparsa yapsın her türlü işbirliğine de açığız.</p>
<p><strong>Çocukları mutlu etmenin sizdeki karşılığı ne?</strong></p>
<p>Mardinli değilim ve 8 yıldır Mardin’deyim. Burada kalmak için kuvvetli sebebe ihtiyacınız olabilir. Kimisi maddiyatla kimisi kariyerle tatmin olur. Bizim motivasyonumuz çocukların günlük hallerindeki değişimi görmek, yaptığımız şeyin karşılığını anında almak. Mutluluktan çok denge arıyoruz. Çocuğun gülmesinden eğlenmesinden öte daha dengeli ve farkında olmasını önemsiyoruz. Bu da yaşam boyu mutluluğa katkı sağlayacak bir şey. Bu işe çok inanıyorum. Verimli olduğumu hissediyorum. Çocukları gerçekten çok seviyorum ve gücü onlardan alıyorum. Koşullar her zaman iyi olmuyor ama yine de bu yaşamı tercih ederim.</p>
<p><strong>Size katkı sağlamak isteyenler neler yapabilir? </strong></p>
<p>Gönüllü olabilirler, bizi paylaşabilirler, fon sağlayan bireysel şirketlerle kurumlarla bizi irtibata geçirebilirler. Web sitemizdeki bağış sisteminden bağış yapabilirler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/02/stklar-arasi-isbirligine-inaniyoruz/">&#8221;STK&#8217;lar Arası İşbirliğine İnanıyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman STK&#8217;ların Gündeminde Yeni Strateji Belgesi Var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/16/roman-stklarin-gundeminde-yeni-strateji-belgesi-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Dec 2019 10:26:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Cıstır]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir Gömeç Romanlar Kültür Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas Arus]]></category>
		<category><![CDATA[Emre Yunus Hiçyorulmazlar]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nilay Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Okuyan Roman Gençlik Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Gençlik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi I. Aşama Eylem Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45726</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Aralık’ta Resmî Gazete’de ‘Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi II. Aşama Eylem Planı (2019 -2021)’ yayınlandı. Roman sivil toplumu, yeni genelgeyi tartışıyor. Balıkesir, Edirne, İstanbul ve İzmir’den roman derneği temsilcileri resmi gazetede yer alan genelgeyi değerlendiriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/16/roman-stklarin-gundeminde-yeni-strateji-belgesi-var/">Roman STK&#8217;ların Gündeminde Yeni Strateji Belgesi Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2016 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından ‘Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi I. Aşama Eylem Planı’ yayınlanmıştı. Romanların eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmet ve sosyal yardımlara ulaşmalarına yönelik amaçlar belirlenmişti. O günden bugüne neler değişti? Teorideki eylemler pratiğe dönüştü mü? Roman sivil toplumu bu stratejide nasıl konuşlandı? Yeni genelge toplum tabanında nasıl karşılık buldu? Sosyal patlamanın eşiğine gelen mahallelerde son durum ne? Çözülmesi gereken en acil sorunlar neler?</span></p>
<p><strong>&#8216;Bir, Sıfırdan Her Zaman İyidir&#8217;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45727 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Abdullah-C%C4%B1st%C4%B1r-1-640x640.jpg" alt="" width="322" height="322" />İzmir Romanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (İZROMDER) Başkanı Abdullah Cıstır<span style="font-weight: 400;">’a</span><span style="font-weight: 400;"> göre,</span> <span style="font-weight: 400;">belgenin Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle resmî gazetede tekrar yayınlanması, devletin en üst makamında sorunun güncellenmesi anlamına geliyor. Bu çağrıyı kıymetli bulan Cıstır, </span><span style="font-weight: 400;">strateji belgesine bakışını “Bir, sıfırdan her zaman iyidir” şeklinde özetliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cıstır, stratejik eylem planının askıda kaldığını, ihtiyaca cevap vermeyen bir takvimle bugüne gelindiğini söylüyor: “2016-2021 Eylem planı ilk açıklandığında ‘en azından elimizde yol haritası var’ gözüyle bakıyorduk. Gelinen noktada vaatlerin yerine gelmediğini görüyoruz. Hiçbir şey yapılmadı dersek konuyu değersizleştiririz. Geldiğimiz noktada yeterince karşılık bulmadı demek daha doğru. Çünkü Romanlarda beklenti yükseldi. 80’lerden evvel Roman mahallelerinde ‘devlet bize karışmasın’ yaklaşımı vardı ama artık talep eden bir toplumuz. Sorgulama arttı, artarken de serzeniş yükseldi. Vaatler yerine gelmediği için güven azaldı, umutsuzluk arttı.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Strateji belgesinin uygulanmasındaki sıkıntıların yerel yöneticilerden kaynaklandığını belirten Cıstır’ın ifadesiyle, eylem planı açıklandıktan sonra, İzmir özelinde, hiçbir koordinasyon toplantısı yapılmadı. Sorun başlıklarıyla ilgili valiliğe bağlı tüm birimler bir araya gelip izleme ve değerlendirme toplantıları yapmalıydı, yapılmadı. Stratejik plan Ankara’da kaldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016’dan beri İzleme Değerlendirme Kurulu’na katılan Cıstır, “AB Delegasyonu, 12 STK, 12 akademisyen ve 8 bakanlığa bağlı çalışan yetkililerin olduğu iki toplantıya katıldık. Baktık ki, stratejik eylem planındaki eylemler yerine AB’den fon almış SİROMA projesinin çıktılarını paylaşıyorlar! -Mış gibi yapılan toplantılara beni çağırmayın dedim ve 2019’daki toplantıya çağrılmadım. Romanlara ayrılması gereken bütçeyi sorguladım, sorgulayan tarafımızdan rahatsız oldular.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cıstır’a göre, bütçesi olmayan bir stratejik eylem planının politikaya dönüşmesini beklemek hayalcilik olur. ‘Suriyelilere 40 milyar dolar harcadık’ gibi net söylemler var, Romanlar için de ‘eğitime şu kadar barınmaya bu kadar harcama yaptık’ şeklinde bir açıklama olmalıydı. Bu yok. Dolayısıyla bütçesiz bir eylem planının alanda ne kadar karşılık bulacağı da göreceli. </span></p>
<p><strong>Strateji Planına &#8216;Acil&#8217; Başlığı Da Eklenmeli</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45736 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Romanlar%C4%B1n-evleri-2-640x427.jpg" alt="" width="366" height="244" />Barınma, eğitim, istihdam konusunda yaraların derinleştiğine dikkat çeken Cıstır,</span> <span style="font-weight: 400;">stratejik eylem planının “acil eylem planı” şeklinde bir başlığa ihtiyacı olduğu kanaatinde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vaat veren yerel yönetimlerin bu sözleri yerine getirmemesinden dolayı Roman sivil toplumuna duyulan güvenin zedelendiğini de belirten Cıstır, sözlerini sürdürüyor: “Yetkililer mahalleye gelip söz verip dönüyorlar, bunun ceremesini de Roman dernekleri çekiyor. İlk katıldığımız toplantılardan paylaştığımız fotoğrafları gösterip ‘buraya katılıyorsunuz, hayatımızda bir şey değişmiyor’ diye sorguluyorlar.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cıstır, “Cumhurbaşkanının süreci takip etmesini, makyajlanmış politika belgeleriyle değil, uygulamadaki aksaklıklarla sahadaki STK’lardan geribildirim alarak süreci takip etmesi noktasında beklentilerimiz var.” diye konuşuyor.</span></p>
<p><strong>Belge, Kamu Kurumları İçin Yol Haritası</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45728 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Elmas-Arus-1-640x427.jpg" alt="" width="346" height="231" />Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus<b>,</b><span style="font-weight: 400;"> strateji belgesini kamu kurumlarına yol haritası oluşturabilecek bağlayıcı bir belge olmasından dolayı değerli buluyor. Değişimin neredeyse tüm sorumluluğunun Romanlara yıkılmasından dolayı da eleştiriyor. Örneğin Romanların eğitime erişimi temel sorunlardan biri. Belgede ailelerin bilinçlendirilmesine yönelik çalışma yapılması, çocukların okula devamsızlıklarıyla ilgili önlemlerin alınmasına yönelik ifadeler var. Ancak öğretmenlerin, okul müdürlerinin, il ve ilçe eğitim müdürlerinin de farkındalık geliştirmesine, önlem almasına yönelik ifadeler yok. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus, “Aileye ve çocuğa sorumluluğu yükleyip onlara sosyal destek vermeyeceksen bu belge zaten işlemeyecektir. Toplum derin yoksulluk yaşıyor. Çocuk yoklukla, açlıkla mücadele ederken derse konsantre olamayacak, okulda başarı elde edemeyecektir. Aileler bu anlamda desteklenmezse vazgeçeceği ilk şey de çocukların eğitimi olacaktır.” şeklinde konuşuyor. Bu belge nezdinde kamu görevlilerinin de sorumlulukları olduğunun altını çiziyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumun yükünü kadınların çektiğini belirten Arus, belgede kadınlarla ilgili çalışmalara çok az değinildiğini söylüyor, strateji belgesinin de kadın ve çocuk odaklı olması gerektiğini aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arus, barınmayla ilgili bölümde ise dile dikkat çekiyor: “Özellikle tapusuz alanda ev kurulmasıyla ilgili ‘işgalci’ konumda olduğuna dair cümleler var. Tapusuzluğu, mülkiyetsizliği bir kenara bırakırsak Romanlar evsiz! Bundan bahsedilmiyor, çözüleceğine dair bilgi veriyor. Acilen sosyal konut yapılmalı fakat buna da yer verilmemiş.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belgede bölgesel yaklaşım olmadığını aktaran Arus’a göre, Güneydoğu’daki Romanlarla yönelik politikayla Batıda uygulanacak politika aynı değil, çünkü dinamikler farklı. Strateji planının eylemde yerelleştirilmesi de çok önemli. </span></p>
<p><b>İzlemeler, STK&#8217;lara Açık Değildi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Strateji belgesinin bir önceki dönemini izleyemediklerini kaydeden Arus, sürecin STK’lara açık ve şeffaf olmadığı kanaatinde. Onun ifadesiyle, yapılan çalışmalar için bir danışma kurulu yok, neye göre kiminle karar verildiği net değil. Üstelik sonuçlar ortaya konmadı. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte izleme çalışmaları çok önemli ve bu çalışmalara farklı görüşteki STK’lar dahil edilmeli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak belgede bütçeye rastlamadığına değinen Arus, “Bütçesi olmayan bir planının eyleme geçeceğini düşünmüyorum.” diyor.</span></p>
<p><b>Çalışmalar, Önyargılı Yetkililere Takılıp Kaldı </b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45729 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Nilay-Karadeniz-1-640x853.jpg" alt="" width="279" height="372" />Roman Gençlik Derneği’nden Nilay Karadeniz<b>’</b><span style="font-weight: 400;">in ifadesine göre, strateji eylem planı kapsamında SİROMA projesi yapıldı. 12 ilde devlet kurumları ve kolaylaştırıcılar sahada veri topladı, bir rapor yayınlandı. Ancak tüm bunlar popülist çalışmalar olarak kaldı. Vaatler verildi. Bu vaatler de Romanların taleplerini karşılayacak nitelikte değildi. Mahalledeki insanların talepleri gündeme bile gelmedi. Özellikle Roman kadınların talepleri gözardı edildi ve nihayetinde erkek zihniyetinin hâkim olduğu stratejiler ortaya kondu. İyi niyet taşıyan işler de Romanlara karşı önyargısı olan yöneticilere takıldı. Kısacası direkt mahallelere etki eden bir çıktı oluşmadı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Artık kâğıt üzerinde maddeler değil, icraat görmek istiyoruz.” diyen Karadeniz, herkesi empati kurmaya davet ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karadeniz, Roman toplumu adına talepleri sıralıyor: “Buradayız dememiz yetmiyor, varlığımızı ispat etmek için çabalamamız gerekiyor. Bu toplumda kadın olmak zor iken bir de Roman kadın olmak, hayata eksilerden başlamak demek. Her vatandaşın sahip olduğu haklara sahibiz ama erişemiyoruz. Roman toplumu sosyal yardımlara bağımlı olmak istemiyor, sosyal güvencesi olan, kalıcı işlerde çalışmak istiyor. Hiçbirimiz tembel değiliz, sabahın ilk ışıklarıyla para kazanmak için yollara düşüyoruz. Erken yaşta evlilik yaygın, bunun önüne eğitimle geçebiliriz. Eğitime teşvik eden çalışmalar yapılsın. Kadınlarımıza okuma yazma kursları açılsın; hasta bakımı, bilgisayar kursu gibi meslek edindirme programları şart. Güvenli yaşam alanlarımıza ihtiyacımız var, ihtiyaçlarımıza göre sosyal konutlar inşa edilsin. Hayatın her alanında dışlanıyoruz; farklı mahallelerde oturmak istesek bile ev vermiyorlar, bindiğimiz otobüsten indiriliyoruz ve daha ne olaylar… Ayrımcılığa maruz kalmak istemiyoruz, ayrımcılığı uygulayanlara da eğitim verilsin. Birlikte sohbet edebileceğimiz etkinlikler düzenlenebilir, kaynaştırma programları yapılabilir. Herkes bizi göbek atmakla tanıyor, hayatın ilkbaharı olduğumuz doğrudur. Fakat hayatımız göbek atmakla geçmiyor! Yetkilileri toplumu tanımaya davet ediyoruz.”</span></p>
<p><b>Strateji Belgesinin Uygulayıcısı Yerel Yönetimler </b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45730 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Kenan-Say-1.jpg" alt="" width="273" height="304" />Balıkesir Gömeç Romanlar Kültür Dayanışma Derneği Başkanı Kenan Say<span style="font-weight: 400;">, son gelişmelerle ilgili çok umutlu olmadıklarının altını çiziyor. Cumhurbaşkanı talimat verse de yerel yönetimlerin bunu uygulamadığını aktaran Say, “‘Sayın Cumhurbaşkanı özür dilenmesi gereken birileri varsa Romanlardır’ diyor, yapılması gerekenleri söylüyor ama yerel yönetimler bunu uygulamıyor. Çünkü onlar da önyargılı ve Roman toplumunu tanımıyor. Seçimden seçime mahallelere gelip oy toplayıp sonra arkalarına bakmıyorlar.” şeklinde konuşuyor. Sorunların çözümünün yerel yönetimlerden başlayacağını kaydeden Say’a göre, 2002’den bu yana Romanlar biraz da olsa ön plana çıktı. Mecliste iki Roman vekilin olması bile büyük gelişme ancak 6 milyon Roman’ın yaşadığı bir ülkede Roman vekil sayısı az. Yerel ve bölgesel yönetimlerde de temsiliyet artmalı ki sorunlar çözüme ulaşsın. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Say, bu ülkede birçok imkândan mahrum bırakıldıklarını; özellikle barınma, istihdam ve eğitim konularında en temel haklara erişemediklerini belirtiyor. Ülkenin asli unsurları olduklarını vurgulayan Say, “Romanlar olarak doktor, hâkim, mühendis, asker olmak istiyoruz. Ancak eğitime erişimde sorunlarımız var. Üniversite okuyan Roman çocuklarımız topluma önderlik edebilir ama bu sefer istihdam sorunuyla karşılaşıyorlar.” diyor ve acilen bütçeden Roman çocuklarının eğitimi için pay ayrılmasını istiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Strateji eylem planının çok yavaş hayata geçirildiğini, altının boş kaldığını aktaran Say, bu planların devlet politikası haline getirilip öncelikle yerel yöneticilerin dikkate alması gerektiğini vurguluyor. </span></p>
<p><b>Belgeye Duyulan Güven Zedelendi </b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45732 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Emre-Yunus-Hi%C3%A7yorulmazlar-1.jpg" alt="" width="262" height="307" />Okuyan Roman Gençlik Hareketi’nden Emre Yunus Hiçyorulmazlar, <span style="font-weight: 400;">haklara erişim konusunda Romanlara farkındalık eğitiminin nazara verildiğini söylüyor. “Romanlar okulun yolunu da biliyor, hastanenin yolunu da buluyor. Sorun orda karşılaştıkları muamele.” diyen genç aktivist, kamu kurumlarının ve vatandaşların da bilinçlendirilmesi gerektiğini aktarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1. </span>Aşama Eylem Planı’nın sonuç raporunu görmediklerini, bu durumun 2. aşamadaki plana duyulan güveni zedeleyeceğini de belirtiyor. Bu belgenin yasal dayanak oluşturmasından dolayı güzel gelişmelerin önünü açacağına inanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/16/roman-stklarin-gundeminde-yeni-strateji-belgesi-var/">Roman STK&#8217;ların Gündeminde Yeni Strateji Belgesi Var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteci Dayanışma Ağı: Bugün Yan Yana Durabilmek Bile Kıymetli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gazeteci-dayanisma-agi-bugun-yan-yana-durabilmek-bile-kiymetli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2019 08:18:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Atakan Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteci Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[GDA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45418</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde 36 gazetecinin çağrı metniyle kurulan Gazeteci Dayanışma Ağı (GDA), faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. GDA’dan gazeteci Atakan Sönmez ile mesleki dayanışma, örgütlenmenin giderek zorlaşması, hak ve özgürlükler açısından medyanın durumu ve gazetecilerin sorunlarını konuştuk. Sönmez, bugünlerde yan yana durmanın bile kıymetli olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gazeteci-dayanisma-agi-bugun-yan-yana-durabilmek-bile-kiymetli/">Gazeteci Dayanışma Ağı: Bugün Yan Yana Durabilmek Bile Kıymetli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bu 36 gazeteciyi bir araya getiren neydi?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45420 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Atakan-S%C3%B6nmez-640x430.jpg" alt="" width="344" height="231" />Türkiye’de hem medya teknolojisindeki hem çalışma koşullarındaki değişim, meslektaşlarımızı güvencesiz hale getirdi. Birincisi yasal mevzuat olarak internet medyasında çalışanların basın iş kanununa tabi olmaması, ikincisi basın iş kanunu dışındaki bir iş kolu olarak düşünsek dahi güvencesiz çalışma şartları bize dayanışma ihtiyacı olduğunu gösterdi ve bir araya geldik.</p>
<p><strong>Ağ genişledi, genişliyor. Aralık itibariyle ağda kaç gazeteci var?</strong></p>
<p>Çok hızlı bir büyümeden bahsedemeyiz. 36 kişiyle yola çıktık, bugün 70 kişiyiz.</p>
<p><strong>Cemiyetler, sendikalar varken ağ kurmak neden?</strong></p>
<p>Sendikalar belli bir yasal mevzuat içerisinde faaliyet yürütebiliyorlar, üye olmak için bazı şartları var. Sendikaların 212’ye tabi çalışanları asli üye yapıp bunun dışındaki basın çalışanlarını, farklı statüde üye yapabildikleri bir durum söz konusu. Dedik ki, meslektaşlarımızla yan yana duralım, önce sorun tespiti yapalım, sonra gerek yasal çerçevede gerek dayanışma yoluyla bu sorunların çözümüne çalışalım.</p>
<blockquote><p>Son yıllarda gazetecilerin üzerindeki en büyük baskı işsizlik, mesleğini yapamamak&#8230; Mesleğini yapanlar bir kenara bunun eğitimini alan ama mesleğe başlama imkanı dahi bulamayan gençler var.</p></blockquote>
<p>Bu ağda sorunlarımızı tartışabiliriz. Ayrıca internet medyasında üç beş kişinin çalıştığı mecralar oluştu, birbirinden habersiz, dayanışmanın olmadığı bir gidişat var. Herkes çalıştığı kurumda sorunlar yaşıyor. Sorunları ortaklaştırmak, çözüme dair yöntem geliştirmek çabasındayız. Bir taraftan iç eğitimlerin olacağı bir taraftan birbirimizden haberdar olacağımız bir yapı olsun istedik.</p>
<p><strong>Dernek, vakıf, sendika, cemiyet&#8230; Tüzel kimliğe bürünecek misiniz?</strong></p>
<p>Tüzel kişiliğin sendika olmayacağını başından beri söylüyoruz. Çünkü hali hazırda sendikalar var. Tüzel kişilik haline gelmeyi ise hala tartışıyoruz.</p>
<p><strong>Statüsü ne olur?</strong></p>
<p>Bunun yöntemi ne olur, onun üzerine konuşuyoruz. Faaliyetlerimiz ve mevcut konjonktör açısından cazip olan dernek görünüyor. Fakat bugünden yarına olacak bir şey değil, son toplantıda öneri olarak en somut halini aldı.</p>
<p><strong>Karar merci kim?</strong></p>
<p>Mümkün mertebe ortak karar almaya çalışılan bir ağdan bahsediyoruz. ‘Halihazırda meslek örgütleri varken neden siz yeni bir alternatif haline geldiniz?’ diye eleştiri alıyoruz. Biz tüzel kişiliğimiz olmadığı için bir araya gelip sorunlarını konuşan meslektaşlar olarak yolumuza devam ediyoruz.</p>
<p><strong>8 ayda neler yaptınız?</strong></p>
<p>Daha çok sondaj şeklinde geçti, periyodik toplantılar yaptık. Milletvekilleriyle bir araya geldik, geliyoruz. Özellikle internet medyasında çalışanların özlük haklarını düzenlemeye yönelik görüşmeler yaptık. Bununla ilgili meclis komisyonundan geçmiş ama genel kurula inmemiş bir yasa tasarısı var, bunun üzerine çalıştık. Bu taslağı tasarı haline getirip milletvekilleriyle paylaşacağız. Neredeyse her hafta iki üç gazetecinin yargılandığı bir süreçten geçiyoruz. Bununla ilgili meslektaş dayanışmasını öne çıkarmak ve kamuoyu oluşturmak adına paylaşımlar yapıyoruz. Gözaltına alınan bir meslektaşımız olduğunda hukukçu yönlendiriyoruz, adliyelerde dava takibi yapıyoruz.</p>
<p><strong>Eylemlere bakışınız nasıl?</strong></p>
<p>Doğrudan GDA olarak eylem yapmayabiliyoruz ancak meslek gruplarının yaptığı basın açıklamalarına katılım gösterebiliyoruz. Şu dönemde yan yana durmak bile kıymetli. Adı üstünde dayanışma. İhtiyaç neyse orada dayanışmayı ortaya çıkartmak lazım. İşsiz kalan bir arkadaşımıza hızlıca iş bulabilmek, ona yanında olduğumuzu hissettirmek, gözaltına alınan bir gazeteci için hukuki destek sağlayıp orada kamuoyu oluşturmak gibi&#8230;</p>
<p><strong>Basın iş kolundaki STK’larla işbirliği halinde misiniz?</strong></p>
<p>GDA’da yer alan birçok arkadaşımız farklı meslek örgütlerinde görevliler. Kurumsal bir yapımız olmadığı için onlarla doğrudan kurumsal bir ilişki geliştiremiyoruz. Yarın öbür gün tüzel kişilik kazandığımızda GDA olarak mesleki sorunları çözmek adına alanda çalışan her yapıyla ortak çalışma yapmaya hazırız.</p>
<p><strong>Kapınız herkese açık mı?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45421 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/GDA.jpg" alt="" width="332" height="187" />Tabi ki. Gazetecilik kaygısı taşıyan, mesleğini daha iyi koşullarda yapmak isteyen herkese kapımız açık. Kim gazeteci kim değil, bunu da tartışıyoruz. İktidar sahipleri de bunu tartışma konusu haline getiriyor. Şu anda tutuklu birçok meslektaşımızla ilgili temel iddia şu: Bunlar gazeteci değil. Bunu neye dayanarak söylüyor? Ortadaki yasal mevzuatın ‘sen gazetecisin, sen değilsin’ diye işaretleyen bir yapı olması ve bunun da iktidarın kurumları tarafından belirlenen bir organ tarafından tayin ediliyor olması. Bizim nazarımızda faaliyeti gazetecilik olan herkes yasal mevzuatın ne olduğundan bağımsız olarak gazetecidir. Mesleğini nerede icra ediyorsa etsin bizim için gazetecidir. Bizi bir araya getiren herhangi bir ideolojik duruş değil, ideolojik aidiyetlerimizde birilerinin gazeteciliğini tartışabiliriz ama burası bir meslek dayanışması olduğu için gazetecilik faaliyeti içerisinde olan tüm faaliyetler dayanışmaya değer.</p>
<p><strong>Basın özgürlüğü açısından Türkiye’deki manzara nasıl?</strong></p>
<p>Yakın Türkiye tarihi yazılacak olsa neyi baz alarak yazabilirsiniz? Kimileri diyor ki darbeleri periyot alarak yapabiliriz, kimileri diyor ki Türkiye’de yapılan anayasaları baz alarak yapabiliriz, bunlar darbelere paralel olsa da. Kesintisiz şekilde bitmeyen bir şey varsa hak ve özgürlük mücadelesi. Her döneme tanıklık eden gazeteciler, “Böylesini görmedik. Bu tablo 80’leri 90’ları aratıyor. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra daha da ağırlaşan bir tablo var.” diyor. Çok bedel ödendi, ödenen bedelleri kimse inkar edemez ancak demek ki verilen mücadele yetersizdi. Karşımızdaki örgütlü güç, (isterseniz muktedir deyin, isterseniz sermaye deyin, nihayetinde iç içe geçmiş bir yapıdan bahsediyoruz) hak ve özgürlükler açısından mücadele edenlerin çabasını boşa çıkartacak önlemleri her dönem almışlar. Bugün durum iç açıcı değil. Son toplantıda “Aranızda soruşturma olmayan gazeteci var mı?” diye sorulduğunda masanın etrafında 1-2 el kalkar. Muhtemelen onlar da mesleğe yeni başlamıştır veya çalıştıkları kurumda idari veya hukuki sorumluluk taşımıyordur.</p>
<blockquote><p>Yapılan faaliyet tamamen gazetecilik faaliyeti olduğu halde mesleğinden dolayı bunca insanın tutuklandığı, soruşturmaya maruz kaldığı, gözaltına alındığı bir dönemde hak mücadelesi vermek kolay değil. Bunu teslim etmek gerekiyor.</p></blockquote>
<p><strong>GDA’nın tutuklu gazetecilere yaklaşımı nasıl?</strong></p>
<p>GDA’nın tek başına inisiyatif alarak çözebileceği bir mesele değil. Ülkedeki hukuki durum ve siyasi iklim ortada ama burada GDA’nın yapabileceği şeyler tabi ki var. Farkındalık oluşturma ve kamuoyu yaratma açısından GDA elinden gelen gayreti göstermekle mükellef. Burada sadece ağa mensup kişilerle ilgili davalarda veya soruşturmalarda değil, bütün gazetecilerle ilgili mesuliyeti hissediyoruz. Ne kadar başarılı oluruz? Bu etkinliği nasıl artırabiliriz? Mecraları nasıl zorlayabiliriz? Bunlara kafa yoruyoruz.</p>
<p><strong>2020 hedefleriniz neler?</strong></p>
<p>10 Ocak’ta siyasetçiler, akademisyenler ve meslektaşların içinde olduğu bir çalıştay düzenleyeceğiz. Klasik tabirle terzi söküğünü dikemiyor, gazeteciler örgütlenme sorunuyla ilgili sürekli haber yaparlar ama Türkiye’de en az örgütlülüğün olduğu iş kollarından bir tanesi basın iş kolu.</p>
<p><strong>Neden?</strong></p>
<p>Örgütlenmeyle ilgili girişimde bulunduğu zaman doğrudan tasfiyeyle sonuçlandı. En son örneğini Hürriyet’te gördük. Gazetecilik son yıllarda çeşitlendi; esnek çalışma modelleri, serbest gazetecilik gibi&#8230; Buradaki örgütlenme daha da zorlaşıyor. Öznel bir durum var. Medyanın yüzde 90’ı sermayesiyle patronuyla belli bir siyasi görüşe göre dizayn edilmiş. Yüzde 10’u farklı alanlarda farklı meslek kuruluşlarında örgütlü. Türkiye’de özellikle 12 Eylül öncesindeki sendikalı oranına baktığımızda yüzde 50’lere yaklaşan örgütlülük var. Bugün ise çalışanların 10’da 1’inin örgütlü olduğu bir durumdan bahsediyoruz. Özneyi mahkum eden bir yaklaşımdan ziyade örgütlenme modelleri ve hali hazırdaki örgütlü yapıların verdikleri sınavlardan da bahsetmek gerek. Emekçiler için ne kadar değer yarattığı ve mücadele verdiği önemli. Önümüzde bir toplu sözleşme, asgari ücret görüşmesi var mesela. Yetkili sendikalar masaya oturacak. Burda örgütlü yapıların emekçiler nezdinde büyük bir kredi kaybı olduğunu görüyoruz. Kitleyi suçlayarak içinden çıkamayız. Örgütlü yapıların mücadelede nasıl sınav verdiklerine de bakmak gerekir.</p>
<p><strong>GDA çözüm olabilir mi?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45422 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/GDA-3-640x625.jpg" alt="" width="293" height="286" />GDA sendikalaşmak için yola çıkmış bir yapı değil. Biz sözleşme imzalamak için masanın bir ucunda değiliz. Basın iş kolunda çalışan örgütsüz arkadaşlar adına baskı oluşturabilir, örgütlü yapılara yol gösterebiliriz (Yol göstermek haddi aşan bir ifade olabilir belki.)</p>
<p>Bir gazetecinin yargılandığı davada duruşma salonunun kapısında örgütlenmiş birkaç yapının temsilcileri oluyor. Eğer ki yapılan faaliyetin kamusal yarar ürettiğini varsayıyorsak kamunun da bu anlamda bir duyarlılığının olması gerekir. GDA en azından duyarlılığın oluşması için faaliyet alanı oluşturabilir. Bu başlı başına değerli.</p>
<p><strong>Toplumsal duyarlılığın basın özgürlüğündeki rolü ne olabilir?</strong></p>
<p>İktidarda kimin olduğundan bağımsız olarak bir gazetecinin yargılanması ve tutuklanmasının bu kadar kolay olmayacağına dair bir toplumsal duyarlılık olmalı. Toplumsal refleks çok önemli. Adli davalarda bile toplumsal duyarlılık ne kadar yüksekse ona paralel kararlar çıkıyor. Gazeteciler donkişot değildir. Ellerinde yalın kılıç, yeldeğirmenlerine karşı savaşamaz. Nihayetinde kamunun haber alma hakkı çerçevesinde faaliyet yapıyoruz. Eğer kamu, haber alma hakkı konusunda farkındalığa sahipse ona haberi veren kişiyle ilgili hak mahrumiyetinde de aynı hassasiyeti gösterir. Temel sorun kamunun haber alma hakkıyla ilgili bilinç düzeyi&#8230; Bu ülkede susturulan gazeteciler değil, toplumun kendisi. Toplumun bunu anlaması için yapacağımız faaliyetler kıymetli.</p>
<p><strong>Amacınızı özetleyecek olursanız?</strong></p>
<p>Evet bu bir iş kolu ama kamusal yarar gibi önümüzde bir ilke var. Yaptığımız faaliyetin sadece kendi hayatımızı idame ettirmekle ilgili bir iş olmadığının bilincinde olan insanlarız. Hiçbir hak bugünden yarına kolaylıkla alınmış değildir. Anayasal haklar da uzun mücadele sonucu elde edilmiştir, basın iş koluyla ilgili her türlü hak mücadelesi de bu uğurdu yakılmış bir ateştir; bir kıvılcımın yarın bir ateşe dönüşmesidir. GDA olarak buna vesile olabiliriz. Ortada bunun taşıyıcısı olabilecek geniş bir kitle var. Ülke basının örgütlemek gibi bir güce sahip değiliz ancak bu kıvılcım da değersiz değil. Türkiye’de gazetecilikle ilgili yapılan her çalışma kıymetli. Bugün yan yana durmak bile kıymetli.</p>
<p><strong>Gazetecilere bir çağrınız var mı?</strong></p>
<p>Basın iş kolunda çalışan bütün meslektaşlarımızdan, başka bir örgütte örgütlü dahi olsa, GDA’ya kulak vermelerini, ‘bu dayanışmada bende varım’ demelerini bekliyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/09/gazeteci-dayanisma-agi-bugun-yan-yana-durabilmek-bile-kiymetli/">Gazeteci Dayanışma Ağı: Bugün Yan Yana Durabilmek Bile Kıymetli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2019 13:21:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sıfır Ayrımcılık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Abdallar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Akhisar Çağdaş Roman Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Abdalları Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Bahattin Turnalı]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas Arus]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Şener]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Hacıbektaş Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Niyazi Buluter]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Kavdağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41503</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göçebe Roman toplumlarının kanaat önderleri, Sıfır Ayrımcılık Derneği öncülüğünde Nevşehir Hacıbektaş Belediye Başkanı ve belediye meclisi ile bir araya geldi. Yerel yetkililerle, Romanların yaşadığı ayrımcılığın nedenleri ve sonuçları tartışıldı. Hacı Bektaş Veli’nin, Alevi - Bektaşi Romanlar için önemine vurgu yapılırken 16 -18 Ağustos tarihlerindeki anma törenlerinin huzur ve barış içinde geçmesi için çözüm önerilerinde bulunuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/">Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus, iki yıl önce basına yansıyan ‘Çingeneler Hacıbektaş’ı bastı, Romanları Hacıbektaş’ta istemiyoruz’ şeklindeki haberlere atıf yaparak söze başladı. Arus’un ifadesiyle, önceki belediye başkanı döneminde Romanların ilçeyi kirletmesi, hırsızlık ve dilencilik yapması gerekçe gösterilmiş, yaklaşık 60 yıldır ağustosta yapılan Hacıbektaş’ı anma törenleri ekim ayına alınmıştı. Ancak ilçede ekim ayı çok soğuk geçiyor. Çadır kuran, karavanda yaşayan Romanlar için bu durum eziyete dönüşüyor. Ayrıca Türkiye’nin dört bir yanından gelen Roman grupları, aylar öncesinden bu yolculuğa hazırlanıyor ve kona göçe Hacıbektaş’a geliyor. Amaçları, Hak yolunda yürüyüp kutsal topraklara yüz sürmek, cemini edip lokmasını dağıtıp kurbanını kesmek…</p>
<p>Arus, “Bizim gibi toplumlar, bir taraftan kendilerini inançla var ediyor. Yol bizim bütün kurallarımızı belirliyor, bu yolda yürümek bizim için çok önemli. Bu yolda yürürken önümüzdeki engelleri aşmamız gerekiyor. Yola sınırların konulması bir engeldi, bu tarihin değiştirilmesi de bir sınırdı.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Alevi Romanlar Ö</strong><strong>zeleştiriden Yana</strong></p>
<p>Akhisar Çağdaş Roman Derneği Başkanı Erdoğan Şener, toplumu adına özeleştiri yapmak gerektiğine inananlardan. Hacıbektaş’a gelen iki grup olduğuna dikkat çeken Şener, bir grubun ibadet için geldiğini, diğer grubun (sayıları az da olsa) farklı amaçla geldiğini, asıl sorunun onlardan kaynaklandığını aktardı. “İbadet için gelip vecibelerimizi yerine getiriyoruz fakat meydanları piknik alanı olarak kullanan kardeşlerimiz de var. Bu durumda özeleştiri olmadan yerel yetkililerle ortak paydada buluşmamız mümkün değil. Törenlerden birkaç önce gelip entegrasyon eğitimi verilebilir, dedelerimiz üzerinden ziyaret adabı öğretilebilir.” şeklinde tavsiyelerde bulundu.</p>
<p><strong>&#8220;Berlin Duvarı Örmeye Gerek Yok&#8221; </strong></p>
<p>Manisa Bölge Romanlar Kalkınma Derneği Başkanı Serdar Kavdağ, anma törenlerine gelen Alevi Romanlara engel çıkarılmasını eleştirerek, “Hak ve özgürlüklerin ön plana çıktığı şu yüzyılda Berlin Duvarı gibi duvar örmenin, sınır getirmenin anlamı yok. Belediye ve halk el ele verirse sorunlar çözülür. Tuvaleti banyosu, çöp konteynerleri olan bir alan gösterilse yeterli. Örneğin Veysel Karani Türbesi’ne gidiyorsunuz, yanında ücretsiz misafirhanesi var. Bu, burada da yapılabilir.” dedi. Abdallar Derneği Başkanı Niyazi Buluter, ‘tören için gelenlerin üç dört günden fazla kalmadığına dikkat çekerek, bu süre zarfında kullanılacak şekilde içinde çadır, tuvalet, temiz su bulunan bir yerin gösterilmesiyle birlikte düzenin sağlanacağını savundu. Cüzi bir ücretle bu alanda konaklanılması halinde ilçenin de kazançlı çıkacağını söyledi.</p>
<p><strong>&#8220;Sivil Toplum Tampon Bölgeyi Oluşturuyor&#8221;</strong></p>
<p>Anadolu Abdalları Platform Başkanı Hasan Kara, Hacıbektaş ilçesini kalkındırmak gerektiğini, özellikle tuvalet ve su ihtiyacının karşılanması için ‘hakullah’ adı altında maddi katkıda bulunabileceklerini aktardı.Sivil toplum olarak tampon bölge oluşturduklarını anlatan Roman aktivist Bahattin Turnalı, çözüm için masanın bir tarafında toplumun kendisi, diğer tarafında yerel yönetimlerin olması gerektiğini kaydetti. Turnalı, çevre belediyelerle dayanışma içerisinde bulunulabileceğini, seyyar tuvaletlerden çay ocağına kadar destek istenebileceğini söyledi.</p>
<p><strong>Çözüm Önerileri&#8230;</strong></p>
<p>Yapılan tartışmalar ışığında, yerel yetkililere sunmak üzere çözüm önerileri sıralandı:</p>
<ul>
<li>İlçe sınırının girişinde kontrol alanı oluşturulsun fakat bu kontroller, sadece Romanları kapsamasın; önlem aşamasında bile ayrımcılık yapılmasın.</li>
<li>Yer tahsis edilsin ancak toplumun ihtiyacına göre dizayn edilsin. Tuvaletinden su tanklarına kadar temin edilsin.</li>
<li>Belediyede işler üç aşamada yapılsın: Asayiş, güvenlik, hizmet.</li>
<li>Belediye hizmet verirken toplumu da karar mekanizmalarına dahil etsin. Kanaat önderlerinin dahil olduğu bir kurul oluşturulsun ve bu kurul, törenlerden önce belediyeyle ortak çalışma yürütsün.</li>
<li>Alınan kararlar, dedeler ve kanaat önderleri aracılığıyla topluma iletilsin. İyi bir bilgilendirme sistemi kurulsun.</li>
<li>Dedelerle bir ön toplantı yapılsın.</li>
<li>Ankara’da bir çalıştay düzenlensin. Dedeler, kanaat önderleri, Alevi dernekleri davet edilsin.</li>
<li>İbadet alanları ihaleye verilmesin. Veriliyorsa da bu kaynağın, topluma döneceği şekilde sistem önerilsin.</li>
</ul>
<p><strong>Belediye Başkanı Altıok, Ortak Akıldan Yana </strong></p>
<p>Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok da, sivil toplumun öncülük ettiği bu toplantıya katılmaktan onur duyduğunu belirterek, sorunları ve eksiklikleri görmezden gelmek yerine iş birliği ve ortak akılla çözebileceklerini kaydetti.  Çözüm önerilerini dikkate alan ve çözümün parçası olmak istediklerini vurgulayan Altıok, “Hünkârımızın dediği gibi 72 milleti bir tutuyoruz, yüreğinde Hacı Bektaş sevgisi olan canları davet ediyoruz ve bu felsefenin karakterine uygun davranılmasını gerektiğini söylüyoruz. Beş bin 200 nüfuslu bir ilçeyiz ama yılda 1 milyon ziyaretçimiz var. Gelenlerin temizlik, konaklama, çevre düzeni açısından bize yardımcı olmasını bekliyoruz.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/12/gocebe-roman-gruplari-inanc-ozgurlugu-icin-yerel-yetkililerle-bir-araya-geldi/">Göçebe Roman Grupları, İnanç Özgürlüğü İçin Yerel Yetkililerle Bir Araya Geldi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yerelde Kültür Yönetimi, Sivil İnisiyatiflerle Yapılmalı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/10/yerelde-kultur-yonetimi-sivil-inisiyatiflerle-yapilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hemra Nida]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 2019 07:16:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mithat Nehir]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40496</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı, Hollanda Ankara Büyükelçiliği ve Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu ortaklığıyla düzenlenen ‘Sanat ve Kültür Yoluyla Bağlantılar Kurmak’ adlı konferans geçtiğimiz günlerde Feriye’de gerçekleşti. Bu konferansta bir araya geldiğimiz 2009-2019 Dönemi Hatay Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir, yerelde kültür yönetimi ve kültür sanat odaklı çalışan belediyecilik anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/10/yerelde-kultur-yonetimi-sivil-inisiyatiflerle-yapilmali/">&#8220;Yerelde Kültür Yönetimi, Sivil İnisiyatiflerle Yapılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="İKSV Mithat Nehir Röportajı" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/v_ioOVzKUck?start=2&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nehir, kültür ve sanatı odağına alan belediyelerin bulunduğu şehirlerde yaşamaya doyum olmayacağına inanıyor. Onun ifadesiyle, &#8216;kültür ve sanatın merkezde olduğu bir şehirde insanlar hamasetle uğraşmaz, kavga etmez, birbirleriyle daha kolay iletişim kurar. İnsanları kucaklayacak yaklaşım ortaya koymanın yolu, şehrin ruhunu taşıyan kültür sanat çalışmalarından geçer.&#8217;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nehir’e göre, kent sakinleriyle doğrudan temas kurabilen ve idare ettikleri bölgenin sosyo-kültürel yapısını yakından tanıyan belediyeler, kültür sanat aracılığıyla vatandaşların karar alma mekanizmalarını da etkiler. Nitekim ister yerel idarenin ister merkezi </span><span style="font-weight: 400;">hükümetlerin yanlış bir uygulaması söz konusu olduğunda sanatın o direngen, o itiraz eden ruhu vatandaşa cesaret verir. Bu cesaretten kaynaklı da o kararlar yeniden gözden geçirilir. </span><span style="font-weight: 400;">Ancak dikkat çekilmesi gereken bir nokta var: O kültür sanat, belediyenin tekeliyle yapılmamalı, sahibinin sesine dönüşmemeli. Sivil inisiyatiflerin elinde kalmalı. Türkiye’de bunlar seçilmiş kişinin iradesine bırakılıyor. Bu iş, seçilen kişinin inisiyatifine ve belediyenin tekeline bırakılacak iş değil. Partilerin bunu programına koyması, adayların da bunun sözünü önceden vermesi gerekiyor. Ancak kültür sanatı, lehine kullanacakları fırsatı da sunmamak gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partilerin kültür sanatla ilgili ilkeli bir duruşa sahip olması gerektiğini savunan Nehir, siyasi partilerin kültür sanat politikalarını belirleme aşamasında vatandaşın talepkar olması gerektiğini söylüyor. Nehir, “Siyasiler, seçmene gittiği zaman vatandaşa ‘ne istiyorsunuz’ diye soruyor. Alınan cevaplar yol, su, iş üzerine… Kültür sanata sıra gelmiyor. Ancak ülkedeki yerel yönetimlerin bu programlara gelip kültür sanat yoluyla hayata ne kadar dokunabileceklerini bir de buradan görmesi gerekiyor.” diyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/10/yerelde-kultur-yonetimi-sivil-inisiyatiflerle-yapilmali/">&#8220;Yerelde Kültür Yönetimi, Sivil İnisiyatiflerle Yapılmalı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
