<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emet Değirmenci, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/emet-degirmenci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/emet-degirmenci/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:35:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Emet Değirmenci, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/emet-degirmenci/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan Nasıl Bir Varlık Olarak Şekilleniyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/31/insan-nasil-bir-varlik-olarak-sekilleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jan 2022 08:14:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[biyopolitika]]></category>
		<category><![CDATA[Facebook]]></category>
		<category><![CDATA[seçme özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veri bankaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78114</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sizce seçme özgürlüğümüz var mı? Bütçemize ve gönlümüze göre bir seçimden söz ediyorum. Artık seçimlerimizin her biri bir veri bankasını destekler durumda. Bu veriler alınıp satılır halde iken bir seçme özgürlüğünden söz edilebilir mi? Hatta bizi teknoloji de değil, veri bankaları yönetir hale getirilme yolundayız. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/31/insan-nasil-bir-varlik-olarak-sekilleniyor/">İnsan Nasıl Bir Varlık Olarak Şekilleniyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yeni yılın ilk yazısını uzun süredir üzerinde düşündüğüm teknolojinin getirildiği nokta hakkında yazmak istedim. Elbette bu yazı konuya giriş niteliğinde olacak. Daha doğrusu kapitalizmin teknolojiyi insan duygularını dahi yapay hale getirdiğine gün be gün daha fazla tanık oluyoruz ve konu çok boyutlu ele alınmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumu ‘teknolojinin geldiği nokta’ olarak ele almamız yanlış olur. Çünkü teknoloji aktif bir özne değil. İnsan aklı ve eliyle yönlendiriliyor. Ayakları ve başı yok. Hele aklı hiç yok. Fakat ne yazık ki bugün artık ‘akıllı teknolojilerin’ bizi yönetmesine (hatta neredeyse teslim almasına) izin verir noktaya getirildik. Dünyada teknolojik gelişmeleri insan aklını teknolojiyi kendi amaçları doğrultusunda kendi hizmetine almış olan bir avuç insan var. Algoritma çağında onlara duygularımızı ve aklımızı satmamız isteniyor. 21. YY&#8217;da özellikle duygu yönetimine odaklanmış durumdalar. İnsan duygusal bir yaratık olduğundan duyguları ne kadar yönlendirilirse o denli kendi istekleri doğrultusunda tüketim yapabilirler. </span></p>
<h5><b>Covid-19 Merkeziyetçiliği Nasıl Hızlandırdı?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Halen 2019 yılından bu yana yaşadığımız korona sağlık krizi içindeyiz. Ülkeler düzeyinde belli politikalar üretilir gibi görünse de uygulama ulusal sınırlar çerçevesinde farklı değil. Bedenlerimizin ve duygularımızın verileri toplanıyor, yönetiliyor. Buna biyopolitika deniyor. Bedenin ve ruhun tüketim ekonomisine yönelik kısmı kilit noktayı oluşturuyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüketim ekonomisinde aslında çoğu şey uzaktan yönetilir duruma getirilse de nedense hala duygular çok önemseniyor. Dünya finans kapitalinde en baş rol oynamak isteyenler bu konuya odaklanmış durumda. Bu gidişle uyanık olmazsak duygularımız ön plana çıkartılarak daha çok manipüle edilecek gibi görünüyor. Elbette bu insan ilişkilerine hatta evdeki evcil hayvanımıza bahçedeki bitkilerimize de yansıyacak. Hatta bu durum biyo politikada  vücudun tüketimde elimizi gelecek 10 dakikada ne tarafa oynatabileceğimize kadar veri biriktirilmeye çalışılıyor. Burada verilerin ne kadar fazla olması yanında ne kadar merkezi bir depoda toplanmış olduğu da önem taşıyor.   Google ve Facebook bunlardın başında geliyor olabilir. Böylece pazar hakim olma gücü artıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Algı yönetiminde artık emojilerle sevgilimiz kırmızı gül mü göndermiş meramından öte bir duygu girdabı içindeyiz demektir. Bu da güvensizliği artırabilir. Sevgilimizin siber bir robotla sevişmesi, onun bizde bulamadığını kendi eliyle kodlayıp kendini tatmin etmesi duyguların bir noktaya kadar doyurulması bize karşı ilişkiyi geliştirir mi?  Yoksa kullan at mantığıyla yenisi pazarda zaten var diye mi düşündürür. Bence ikincisi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında ben duygularımı yaşıyorsam nesne gerçek mi yapay mı fark etmez diyen insanların yorumlarına da sıkça rastlıyoruz. Patriyarkal toplumda bunların çoğunun erkek olması da şaşırtıcı değil. Bu arada tarihin akışından bu yana teknolojik gelişmelerin eril zihniyetle ilerletildiğini belirtmek gerekir. Bu konuda sayısız doktora tezi dahi bulabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Artık her yaştan insanın (hatta insanların evcilleştirdiği hayvanların belki bitkilerin de) duyguları yönlendirilir duruma geliyor olması bir gerçek. Çünkü bunlar ciddi boyutta  alınıp satılabilme potansiyeline sahip. Pandemi  nedeniyle alışverişimizi büyük bir zincirin sanal marketinden yapıp kapımıza getirilme konforundan öte bir durum içindeyiz.  </span></p>
<h5><b>Seçimlerimiz de Merkezileşiyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sizce seçme özgürlüğümüz var mı? Bütçemize ve gönlümüze göre bir seçimden söz ediyorum. Artık seçimlerimizin her biri bir veri bankasını destekler durumda. Bu veriler alınıp satılır halde iken bir seçme özgürlüğünden söz edilebilir mi? Hatta bizi teknoloji de değil, veri bankaları yönetir hale getirilme yolundayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka deyişle konu yalnızca Facebook’un adının</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">Meta(verse) olarak değiştirilmesi değil. Konu </span><span style="font-weight: 400;">gerçekle yapay olan bir dünyanın iç içe geçmiş duruma getiriliyor olması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yoksa gerçek bir dünyada yaşamayan insanlar haline mi getiriyoruz? Çünkü İnsanın kendini tek bir düğmeye basarak gençliğine, hatta çocukluğuna götürülebileceği algı yönetimi de söz konusu. Sosyal medyada 80 yaşında neye benzeyeceksin bir bakmak ister misin simülasyonları da bu veri toplama kanallarından biri olabilir.</span></p>
<h5><b>Gerçeği Sorgulamak ve Aramak</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçeği sorgulamak ve aramanın her zaman var olacağına inanıyorum. Yeldeğirmenlerine karşı savaş açan Don Kişotlar  gibi… Azınlık da olsa onlar hep var olacaktır. Bebekler bilinç geliştirmek için aynalama usulünü kullanırmış. İnsanlığın da aynada bakıp kendisine gelmesine davet etmeliyiz. Elbette insanlık derken teknolojiyi yönlendiren finans kapitale sahip olanların elinden teknolojiyi alıp doğanın bir parçası olduğumuz sorumluluğunu hissettirecek insanı ölçekteki teknolojiden söz ediyorum. Kısacası teknolojinin ne duruma getirildiği ve kimlere teslim edildiği oldukça önem taşıyor. Doğayı ve canlıları ve hatta onların duygularına nesneleştiren bir teknolojiye hayır demeliyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durumdan çıkmanın ciddi bir çaba gerektirdiği açık. Bebenin dahi oyalanması için eline cep telefonu gibi cihazların verilmesi düşünüp sorgulamayan kuşaklar yetiştirilmesi demektir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çözüm teknolojik gelişmelerde toplumun sorgulayıp değiştirebileceği açık kaynak teknolojileri düşünülebilir. Örneğin ş</span><span style="font-weight: 400;">u anda dinlemekte olduğum toplum desteğiyle ayakta duran bir radyo ‘sen bir müzik radyosu dinliyorsun. algoritma değil’ diyor. Ancak bu konuda samimi olanlar gerçek koku, tat ve duyum içinde olabilirler.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">1999 yılında ortaya çıkan Matrix filim dizisini anımsayalım. Matrix&#8217;de insan güya kendi  gerçekliğini yaratır ve onun peşinde gider. O günden bu yana üzerimizden bir Covid-19 da geçtiğine göre uyanıp harekete geçmek için epey ciddi çaba sarf etmemiz gerek.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün görselliğin plastisitesinden söz edenler iyileşme endüstrisi (welness industry)  her şeyin akışkanlığından söz edip duruyor. Bir şeyleri akışa bırakmadan sıkça söz ediliyor. Akışta geminin batmasına da seyirci kalmayı öğütlüyor sanki&#8230; Sizce bir türlü iyileşemeyip bir iyileşme programından ötekine koşan bu insanlar çoktan bu akışkanlığın plastikliğine kapılmış durumda değil mi? Bir başka deyişle her şeyin akışkan sayıldığı günümüzde gerçekle sahtekarlığın iç içe geçtiği zamanlardayız. Matrix  filim dizisinde başrol oynayan </span><span style="font-weight: 400;">Keanu Reeves’un tüm bunlara insanlığın yaratıcılığı olarak bakmasına karşı</span><span style="font-weight: 400;"> kadın sanatçı Carrie-Anne Moss&#8217;un söylediği gibi ‘Teşekkürler. Ben almayayım.</span><span style="font-weight: 400;">’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gidişatta uyanık olmak temelinde </span><span style="font-weight: 400;">Rainer Maria Rilke’</span><span style="font-weight: 400;">nin bir şiiriyle bitirelim: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">ilkçağ esintisi denizden, </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">deniz yeli geceleyin: </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">kimseye değil bu gelişin; </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">uyanık bekleyen </span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">anlamak zorundadır.</span></i></p>
<p>İllustrasyon:  <a class="ql-link" href="https://zoevandijk.com/" target="_blank" rel="noopener">Zoë van Dijk</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/31/insan-nasil-bir-varlik-olarak-sekilleniyor/">İnsan Nasıl Bir Varlık Olarak Şekilleniyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>From Climate Justice to Just Transition</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/from-climate-justice-to-just-transition/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 16:09:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[climate change]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Agreement]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78673</guid>

					<description><![CDATA[<p>There is talk of a just transition in Europe under the name of the Green New Deal. In this context, cities and living spaces have started to be replanned, from the allegedly zero waste to the circular economy. In fact, the European Union (EU) focused on a new growth strategy that would transform its economy with the 'European Green Deal' on 11 December 2019. The actual name for this is green capitalism.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/from-climate-justice-to-just-transition/">From Climate Justice to Just Transition</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">As we leave the year 2021 behind, we are living in days where we have economic difficulties. This is related to the country&#8217;s economic policy as well as to global climate change. Of course, the destruction of the habitats we are a part of is not only about carbon emissions and the economy. With the corona, green transformation has become more openly spoken all over the world. This health crisis is directly related to carbon emissions and the plundering of natural habitats. Even if the subject is handled sincerely, the issue of global climate change will remain on the main axis ecologically and economically for several generations.</span></p>
<p><b>Capitalism Doesn&#8217;t Keep the Tree If Its Shadow Can’t Be Sold</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As we know, the capitalist system, which is based on consumption and plunder, works with the motto of ‘Grow or die’. Small and self-sufficient production that does not harm the environment has no place in a capitalist growth economy. Especially in the last 2 years, investments for the Green New Deal have started to be made in the United States under the management of Joe Biden, but these investments are made by fossil fuel barons such as Chevron and British Petroleum, which make large-scale renewable energy investments in the USA. How can it be in the interest of the planet that these companies, which have always been in favor of centralism and militarism, are regulated according to these so-called environmentalist rules in the national and international economy? And some environmentalists are in search of a more just capitalism. However, we know that capitalism doesn&#8217;t keep the tree if its shadow can’t be sold.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In this context, there is talk of a just transition in Europe under the name of the Green New Deal. In this context, cities and living spaces have started to be replanned, from the allegedly zero waste to the circular economy. In fact, the European Union (EU) focused on a new growth strategy that would transform its economy with the &#8216;European Green Deal&#8217; on 11 December 2019. The actual name for this is green capitalism.</span></p>
<p><b>What Does Just Transition Mean?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Just transition can be summarized as how to achieve the issue of ensuring production and consumption without waste, because this is how to repair the future and reduce carbon emissions. But especially do groups such as people with disabilities, women, immigrants, refugees, different ethnic groups, those with different sexual orientations, children, young people, etc. have the right to have a first-hand say in their own future?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Will countries like ours accept less justice in a just transition? What about the African or Asian people who are most affected by the climate crisis of the global south but whose carbon emissions are negligible? With Turkey&#8217;s approval of the Paris Agreement in October, the name of the Ministry of Environment and Urbanization was changed to ‘Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change’ with the Presidential decree published in the Official Gazette. New carbon calculations came to the fore in order to trade internationally. In this direction, the Green Deal Action Plan is being prepared, but I think we have seen in the past 20 years, especially in our country, that the Global North has switched to the service and tourism industry, which is called the smokeless industry, and has led to the exploitation of nature with activities such as mining imposed under the name of encouraging foreign investments in the global south. Of course, it is not right to relate everything to globality. Central and local governments also have a large share in this. Now, how will these looted natural habitats get a share of the Green Deal? Will the activities be stopped, and restoration will be made? The armed attack on the Coşkun family, who resisted the mining quarry in Topçam village of Aydın&#8217;s Çine district, is still on our agenda. Nature defenders are making efforts so that a second Büyüknohutçu disaster does not happen. It is claimed that a couple who resisted the quarry in Antalya were killed by the miners&#8217; hitman. Will breathing be created in the lives of people who try to defend their living spaces at the expense of their lives in Anatolia?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Or will the areas where concrete buildings &#8216;grow&#8217; increase instead of growing food with suitable nutritional value in fertile soils with the concretization and construction sector, parceled out with the assembly industry in the mines?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">While global Europe has given up on coal, thermal power plants are still being built in our country. Investments are being made to extend the life of existing ones like those in Muğla for another 25 years. This means more air pollution, more carbon emissions, and more attacks on habitats.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In short, don&#8217;t accept the Green Deal. We must be vigilant so that there will be no new double standard.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/from-climate-justice-to-just-transition/">From Climate Justice to Just Transition</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Dec 2021 08:16:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Yeşil Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[İklim Adaleti]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Yeşil Düzen]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Mutabakat Eylem Planı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77174</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa'da Yeşil Yeni Mutabakat adı altında adil bir geçişten (Just Transition) söz ediliyor. Bu kapsamda sözde sıfır atıktan döngüsel ekonomiye kadar kentler ve yaşam alanları yeniden planlanmaya başlandı.  Aslında Avrupa Birliği (AB) 11 Aralık 2019 tarihinde 'Avrupa Yeşil Mutabakatı' ile ekonomisinin dönüşümünü sağlayacak yeni bir büyüme stratejisi üzerinde duruyor. Bunun açık adı yeşil kapitalizm.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/">İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2021 yılını geride bırakırken ekonomik olarak oldukça zorlandığımız günler yaşıyoruz. Bu durum ülkenin ekonomik politikasının yanında küresel iklim değişimiyle de ilgili. </span><span style="font-weight: 400;">Parçası olduğumuz yaşam alanlarının yok edilmesi yalnızca karbon emisyonları ve ekonomiyle ilgili değil elbette… Koronayla birlikte tüm dünyada yeşil dönüşüm daha belirgin konuşulur hale geldi. Bu sağlık krizi karbon emisyonları ve doğal yaşam alanlarının yağmasıyla direk olarak ilişkili durumda. Konu samimiyetle ele alınsa dahi küresel iklim değişimi konusu önümüzde bir dizi kuşak boyunca ekolojik ve ekonomik olarak ana eksen olarak duracak. </span></p>
<h5><b>Kapitalizm Gölgesini Satamadığı Ağacı Yaşatmaz </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiğimiz gibi tüketim ve yağma üzerine kurulu kapitalist sistem ‘Ya büyü ya öl’ düsturuyla çalışır. Küçük ve kendine yeter, çevresine zarar vermeyen üretimin kapitalist büyüme ekonomisinde yeri yoktur. Özellikle son 2 yıldır Amerika&#8217;da Joe Biden yönetimiyle </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeni Yeşil Düzen</span></i><span style="font-weight: 400;"> (Green New Deal)’e yönelik yatırımlar yapılmaya başlandı.  Ancak bu yatırımları yapanlar örneğin, büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımları ABD&#8217;de Chevron, British Petrol vb fosil yakıt baronları tarafından yapılıyor. Daima merkeziyetçilikten ve militarizmden yana olan bu şirketlerin ulusal ve uluslararası ekonomide bu sözde çevreci kurallara göre düzenlenmesi ne kadar gezegenin yararına olabilir?  Bir de bazı çevreciler daha adaletli bir kapitalizm arayışında. Oysa biz biliyoruz ki kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı yaşatmaz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda Avrupa&#8217;da ise </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeşil Yeni Mutabakat</span></i><span style="font-weight: 400;"> adı altında adil bir geçişten (Just Transition) söz ediliyor. Bu kapsamda sözde sıfır atıktan döngüsel ekonomiye kadar kentler ve yaşam alanları yeniden planlanmaya başlandı.  Aslında Avrupa Birliği’nin (AB) 11 Aralık 2019 tarihinde “Avrupa Yeşil Mutabakatı” ile ekonomisinin dönüşümünü sağlayacak yeni bir büyüme stratejisi üzerinde duruyor. Bunun açık adı yeşil kapitalizm.  </span></p>
<h5><b>Adaletli Geçiş Ne Demek?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Adaletli geçiş, üretim ve tüketimin atık olmaksızın sağlanması konusuna nasıl ulaşılacağı şeklinde özetlenebilir. Çünkü geleceği onarmak karbon emisyonlarını azaltmak buradan geçiyor. Ancak özellikle toplumda görünmez kılınan engelliler, kadınlar, göçmenler, sığınmacılar, farklı etnik gruplar, farklı cinsel yönelimi olanlar, çocuklar, gençler yaşlılar vb grupların kendi geleceklerine ilişkin doğrudan söz söyleme hakları var mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki adaletli geçişte bizim gibi ülkeler daha az adalete mi razı olsak? </span><span style="font-weight: 400;">Küresel güneyin iklim krizinden en çok etkilenen ama karbon emisyonu yok denecek kadar az olan Afrikalı ya da Asyalı insanlar ne olacak? </span><span style="font-weight: 400;">Ekim ayında Türkiye Paris Anlaşması’na onay vermesiyle birlikte Resmi Gazete&#8217;de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın ismi &#8216;Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı&#8217; olarak değiştirildi. Uluslararası anlamda ticaret yapmak için de yeni karbon hesaplamaları gündeme geldi. Bu doğrultuda Yeşil Mutabakat Eylem Planı hazırlanıyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Ancak geçmişte Küresel Kuzeyin bacasız sanayi denilen servis ve turizm endüstrisine geçip küresel güneye de yabancı yatırımları teşvik adı altında dayatılan madencilik gibi faaliyetlerle doğa talanına yol açtığını sanırım özellikle son 20 yıldır ülkemizde de görüyoruz. Elbette her şeyi küreselliğe bağlamak doğru değil. </span><span style="font-weight: 400;">Merkezi ve y</span><span style="font-weight: 400;">erel hükümetlerin de bunda payı fazla. Şimdi bu yağmalanan doğal yaşam alanları Yeşil Mutabakattan nasıl pay alacak? Faaliyetler durdurulup restorasyona gidilecek mi? Daha geçen hafta Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Topçam köyünde </span><span style="font-weight: 400;">Maden ocağına direnen Coşkun ailesine yapılan silahlı saldırı hala gündemimizde. Doğa savunucuları ikinci bir Büyüknohutçu felaketi olmasın diye çaba sarf ediyor. Antalya&#8217;da taş ocağına direnen bir çift madencilerin kiralık katili tarafından öldürüldüğü öne sürülüyor. Anadolu&#8217;da böylesine canı pahasına yaşam alanlarını savunmaya çalışan insanların yaşamında nefes alma yaratılacak mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yoksa madenlerde montaj sanayiyle  parsellenmiş, betonlaşma ve inşaat sektörüyle verimli topraklarda besin değeri uygun gıda yetiştirmek yerine beton binaların ‘yetiştiği’ alanlar çoğalacak mı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel Avrupa kömürden vazgeçmişken bizde hala termik santraller inşa ediliyor. Muğla&#8217;da olanlar gibi var olanların ömrü 25 yıl daha uzatılsın diye yatırımlar yapılıyor. Bu demektir ki daha fazla hava kirliliği, daha fazla karbon emisyonu ve daha fazla yaşam alanlarına saldırı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası Yeşil Mutabakata uyma yeni bir çifte standart olmaması için uyanık olmalıyız.</span></p>
<p><em>Görsel: dane_mark/Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/">İklim Adaletlinden Adaletli Geçişe</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/27/iklim-adaletlinden-adaletli-gecise/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>The Integrity of Violence Against Women and Violence Spiral?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/the-integrity-of-violence-against-women-and-violence-spiral/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 16:05:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78668</guid>

					<description><![CDATA[<p>Our left-wing men are also clinging to their privileges that look like patches on their faces and bodies. Let the theoretical and philosophical remarks be left to them unless they face themselves frankly.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/the-integrity-of-violence-against-women-and-violence-spiral/">The Integrity of Violence Against Women and Violence Spiral?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">This year,</span><i><span style="font-weight: 400;"> November 25, International Day for the Elimination of Violence Against Women, </span></i><span style="font-weight: 400;">has a different meaning for me, perhaps because of the blow dealt to the Istanbul Convention. There were also those whose protests were artistic but thought-provoking. This is a country where our rights are being gradually reduced, meanwhile, the insidious and open forms of violence go out with a sword and say, ‘I wanted to kill someone. I chose a woman because she is vulnerable.’ Isn&#8217;t even that kind of thought terrifying? Where do they get this courage? Violence is based on norms, moral values, and a number of other values. But it&#8217;s mostly gender-based in this country.</span></p>
<p><b>Why November 25?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">November 25 marks the anniversary of the brutal murder of the Mirabal Sisters in the Dominican Republic. Their murder caused a great reaction in the Dominican Republic. The resistance movement gained strength, and after a year the dictatorship was overthrown.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In this sense, the Mirabal Sisters also deserve respect for another matter. Not only with this subject’s sad side, but also because they contributed significantly to the overthrow of the dictatorship. They should also be referred to as democracy and freedom fighters.</span></p>
<p><b>Thoughts On</b> <b>Violence Against Women Day</b></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Datça Women&#8217;s Platform, </span></i><span style="font-weight: 400;">which I participated in commemorating this day, brought to the fore the stories of violence against women (even the atrocities suffered by a few men while protecting them) in a local Demokrasi Evi (Democracy House). Salute to the efforts of the women who made efforts! During the activities during the day, a tree in Cumhuriyet Square was declared a monument tree by the Municipality on behalf of this day. It is a pity that that violence has spread here as well. This monumental tree was dedicated to Tuğba, a woman from Cumalı village who was killed at the age of 24 after being subjected to male violence many times. Her mother carried her picture around her neck throughout the day, saying, ‘I&#8217;m not dead. &#8216;I&#8217;ve been killed’. I can&#8217;t tell you how painfully she carried the message. While many of us had a hard time even looking at it, I shuddered as I listened to Banu&#8217;s story of violence.</span></p>
<p><b>What is happening on the men&#8217;s front?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I tried to watch the events in Turkey, even from a distance, across the country. As a result of the stories I heard, I could not write for a week…</span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Middle East geography is known as one of the places where patriarchy is strongest in gender studies. So much that in what the anthropologist feminist Deniz Kandiyoti defines as the ‘Bargaining with Patriarchy’, women are sometimes also can be a building block of patriarchy. Therefore, ‘male domination’ should not be used instead of ‘patriarchy’, as I have emphasized and claimed.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">However, doesn&#8217;t patriarchy directly affect men&#8217;s lives negatively? It directly concerns men, from militarism to equal sharing in business and economy. But why don&#8217;t they make an effort to collapse patriarchy? Why isn&#8217;t there a critical masculinity group in every neighborhood, in every school, in every hospital, in every prison, in every market or in the agora on this land?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">My eyes have searched a lot to see if there will be men with different discourses this year.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">I’ve heard the ‘Patriarchal Declaration of Shame’ rhetoric. A few men said, ‘It is my call to men: We should get beaten up this time. I&#8217;m ashamed of this situation.’ I hope there are some who are not a flash in the pan. In the dialogue I had with some of them, I asked if they had any permanent work. They said, ‘We tried in the past. Group work is not permanent. I am in favor of focusing on myself.’ However, we stand with men who have been subjected to violence as a result of male violence. We also make them visible. We are aware that violence against women is part of a big spiral. Language, brain, body, street, home, workplace, school, hospital, prison, kitchen, bed, plate, field, etc.</span></p>
<p><b>From Social Violence to Violence Against Women</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Let&#8217;s remember that: Humans are social beings, and everything is socially shaped. Therefore, it is possible to be objective about a subject. However, impartiality is not possible. Because the deconstruction of masculinity fed by social norms can be achieved by seeing the parts of the whole.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Some of the men who dedicate themselves to the change of society also say, ‘This issue of violence is very complex. There is also a narcotic situation in it,’ and they try not to solve the problem, but to show the complexity even more complicated. Some intense revolutionaries are in a ‘Die, if necessary, we will give your rights when there is a revolution. We are thinking about deeper issues’ position. Masculinity has been preserved in leftism in the West and East of the world, from India to America. It is also called the male Left. It still perpetuates the left&#8217;s hypocrisy about sexual politics. You can find a number of studies on this subject. For example, Robin Morgan published the pamphlet </span><i><span style="font-weight: 400;">Goodbye to all That</span></i><span style="font-weight: 400;"> in 1970. Our left-wing men are also clinging to their privileges that look like patches on their faces and bodies. Let the theoretical and philosophical remarks be left to them unless they face themselves frankly. I don&#8217;t think they contributed to the freedom of the world.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Not a single man seems to be in favor of putting critical masculinity on a political basis and moving forward. It will happen again, but we feminists appreciate those who make permanent progress and effort, and we place them in our environments. In short, the more we can embarrass insincere men, the better. Those who already blush are ashamed.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/the-integrity-of-violence-against-women-and-violence-spiral/">The Integrity of Violence Against Women and Violence Spiral?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 08:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Pazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Utanç Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kendilerine kalsın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne vurulan balta nedeniyle olsa gerek bu sene </span><i><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü </span></i><span style="font-weight: 400;">bana bir başka anlam ifade etti. Protestoları sanatsal yapıda ama düşündürücü içerikte olanlar da vardı. Haklarımız budandıkça şiddetin sinsi halleri ve açık halleri kılıçla sokağa çıkıp ‘canım birini öldürmek istedi. Savunmasız olduğu için  kadını seçtim’ denilen bir ülke burası. Bu tür bir düşünce dahi korkunç değil mi? Nereden alıyorlar bu cesareti? Şiddet normlara, ahlaki değerlere vb bir dizi başka değerlere dayanıyor ancak en çok da toplumsal cinsiyete dayalı bu ülkede. </span></p>
<h5><b>Neden 25 Kasım?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde Mirabal Kardeşler&#8217;in vahşice katledilişlerinin yıl dönümü olarak sembolleşmiş durumda. Onların öldürülmesi Dominik Cumhuriyet’inde büyük bir tepki uyandırdı. Direniş hareketi güçlendi ve bir yılın sonunda diktatörlük düşürüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda aslında Mirabal Kardeşler bir başka saygıyı da hak ediyor. Yalnızca hüzünlü tarafıyla değil, aynı zamanda diktatörlüğün devrilmesinde önemli katkıları olduğu için. Onlar demokrasi ve özgürlük savaşçısı olarak da anılmalı. </span></p>
<h5><b>Kadına Karşı Şiddet Gününün Düşündürdükleri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu günü anma etkinliklerinde içinde bulunduğum </span><i><span style="font-weight: 400;">Datça Kadın Platformu,</span></i><span style="font-weight: 400;"> yerel bir Demokrasi Evi’nde kadınlara uygulanan şiddetin hikayelerini (hatta birkaç erkeğin onları korurken uğradıkları vahşetin de) ön plana çıkardı.  Emek veren kadınların çabasına sağlık! Gün içindeki etkinlikler sırasında Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir ağaç da bu günün adına Belediye tarafından anıt ağacı ilan edildi. Ne acıdır ki o şiddet buralara da bulaşmış durumda. Cumalı köyünden bir kadına defalarca erkek şiddetine uğrayarak 24 yaşında öldürülen Tuğba&#8217;ya adandı bu anıt ağaç. Annesi gün boyunca onun fotoğrafını boynunda taşıyarak ‘Ölmedim. Öldürüldüm’ mesajını ne kadar acı içinde yükleniyordu anlatamam. Birçoğumuz bakmaya dahi dayanmakta zorlanırken Banu’nun uğradığı şiddet hikayesini dinlerken ürperdim.   </span></p>
<h5><b>Peki Erkekler Cephesinde Ne/ler Oluyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde olan etkinlikleri uzaktan da olsa izlemeye çalıştım. Duyduğum hikayeler sonucu bir hafta elim kaleme varamadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet araştırmalarında Orta Doğu coğrafyası patriyarkanın en güçlü olduğu yerlerden biri olarak biliniyor. Öyle ki antropolojist feminist Deniz Kandiyoti &#8216;Ataerkil Pazarlık&#8217; olarak tanımladığı durumda kadınlar da  bazen patriyarkanın bir yapı taşı olabiliyor. Dolayısıyla benim çok takıldığım ve iddia ettiğim Ataerki patriyarka yerine kullanılmamalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa patriyarka erkeklerin yaşamına da doğrudan olumsuz etki etmiyor mu? Militarizmden iş ve ekonomi konusunda, eşit paylaşıma kadar erkekleri de doğrudan ilgilendiriyor. Ancak patriyarkanın çökmesi için neden onlar da çaba sarf etmezler? Neden bu topraklarda her mahallede, her okulda, her hastanede, her hapishanede her pazarda ya da agorada bir eleştirel erkeklik grubu olmaz? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözüm çok aradı bu sene acaba farklı söylemi olan erkekler çıkacak mı diye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Ataerkil Utanç Bildirgesi&#8217; söylemi duydum. ‘Erkeklere çağrımdır: Bir kez biz dayak yiyelim. Utanıyorum bu durumdan diyen tek tük erkekler oldu. Umarım saman alevi gibi yanıp sönmeyenleri olur diyeyim. Bazılarıyla girdiğim diyalogda kalıcı çalışmanız var mı sorusuna ‘Geçmişte denedik. Grup çalışması süreklilik kazanmıyor. Kendime odaklanmaktan yanayım’ diyenler vardı. Oysa biz erkek şiddeti sonucu şiddet gören erkeklerin de yanında oluyoruz. Onları da görünür kılıyoruz. Kadına karşı şiddetin büyük bir sarmalın parçası olduğunun farkındayız.  Dilde, beyinde, bedende, sokakta, evde, iş yerinde, okulda, hastanede, hapishanede, mutfakta, yatakta, tabakta, tarlada vb. </span></p>
<h5><b>Toplumsal Şiddetten Kadına Karşı Şiddete </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu anımsayalım ki insan sosyal bir varlık ve her şey toplumsal olarak şekillenir. Dolayısıyla bir konu hakkında objektif olma söz konusu olabilir. Ancak duruş olarak tarafsızlık mümkün değil. Çünkü toplumsal normlarla beslenen erk-ekliğin yapısöküme uğratılması bütünün parçalarını görmekle olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini toplumun değişmesine adayan erkeklerin bazıları da ‘bu şiddet konusu çok karmaşık. İçinde narkotik durum da var’  deyip sorun çözmeye değil karmaşıklığı daha da karmaşık göstermekten yana. Bir kısım keskin devrimciler adeta.. &#8216;Gerekirse ölün, devrim olunca haklarınızı vereceğiz. Biz daha derin konulara kafa yoruyoruz’ konumundalar. Dünyanın batı ve Doğusunda Hindistan&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar solculukta erkeklik korunmuştur. Buna erkek Sol da deniyor. Solun cinsel politikaya dair ikiyüzlülüğünü hala sürdürmekte. Bu konuda yapılmış bir dizi çalışma bulabilirsiniz.  Örneğin, Robin Morgan 1970&#8217;de Elveda Her şeye (Goodbye to All That) broşürü yayınladı. Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kedilerine kalsın. Dünyanın özgürlüğüne katkıları olduğunu sanmıyorum.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tek tük erkek de eleştirel erkekliği bir politik temele oturtup ilerlemekten yana görünmüyor. Tekrar olacak ama oysa biz feministler kalıcı aşama ve çaba gösterenleri takdir ediyoruz ortamlarımızda yer veriyoruz.  Kısacası samimi olmayan erkeleri ne kadar utandırabilirsek o kadar iyi. Zaten yüzü kızaranlar utanır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Could Greta Who Says, ‘There Is a Climate Emergency’ Be Part of the Greenwashing?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/could-greta-who-says-there-is-a-climate-emergency-be-part-of-the-greenwashing/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 16:14:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Climate]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78676</guid>

					<description><![CDATA[<p>It is such a crisis that some people consider themselves superior to others and think they have the right to exploit them, to steal their country's resources.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/could-greta-who-says-there-is-a-climate-emergency-be-part-of-the-greenwashing/">Could Greta Who Says, ‘There Is a Climate Emergency’ Be Part of the Greenwashing?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">We are in the days when another one of the alternative climate summits called COP26 is held in Glasgow. On November 6, the call of the peoples to take to the streets for climate justice also had a broad repercussion in Turkey. I don&#8217;t know if it is the effort to keep hope alive in my subconscious mind, I want to start with how I interpreted a news I caught on the same day when I turned on the radio in the morning. The news I heard was that the traffic was blocked in Istanbul and Silivri, the people were late for their work, the roads were closed… At first, I wanted to interpret this with the joy of ‘how good it is that climate strikers can paralyze traffic’. But on the other hand, with the suspicion that the people can wake up and stand up in such a short time…. After 30 seconds, I learned that the situation was caused by the fog caused by the weather conditions.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">On November 6, I joined with the organization in Muğla districts, where a number of environmental and ecology organizations took to the streets in Turkey for climate justice. I was one of the hundreds of people who said ‘No to Thermal Power Plants’ in front of </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeniköy Thermal Power Plant. </span></i><span style="font-weight: 400;">In particular, a number of meaningful statements were read, emphasizing the need to develop anti-capitalist climate justice. Slogans were shouted. Then we joined the forum of our friends who were in the area to protect the Akbelen Forest. It was pleasing to hear that those who make a living there, too, began to question the consumer society. The child of a female friend of ours from the villagers who have been resisting for months in Akbelen, little Damla, who went to primary school 1st grade with her newly learned writing ability, said ‘Climate Justice Right Now!’ She was trying to show his message to everyone, she had put scribble message in crooked letters.</span></p>
<p><b>Greta in the Scope of Ecology and Women</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As someone who has been thinking about ecology and women for nearly 20 years, we started with Damla, let&#8217;s continue with Greta. Because Greta, years ago, did not go to school and sat for weeks in front of the Swedish Parliament, drawing attention to climate change and the future of the world, and set an example for many young people. Families have learned from their children that something should be done against climate change. I do not want to call this Generation Z, Generation etc. We can see that women and girls are more numerous in this population. The reason for this determined leadership and the majority of women against climate change can be found in the sexist division of labor that has been going on for thousands of years. It cannot be attributed to biological determinism.</span></p>
<p><b>What Do Greta and Her Team Want?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">It is a fact that the countries of the world have not been able to reduce their carbon emissions by </span><i><span style="font-weight: 400;">1.5°C </span></i><span style="font-weight: 400;">until now, and there is even an increase (towards 410 ppm) as the world continues to warm up. Greta and her team draw attention to the following points in a call published on Avaaz:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Support for fossil fuels should be cut,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Carbon reduction by supporting carbon chains, such as consumption and transportation, is not possible,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Inequality should be eliminated by providing financial aid to countries experiencing climate disaster,</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Employees’ health should be taken into account in climate policies and regulations.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">According to Greta, the cause of the climate crisis is the consumer society. She expresses in various ways that existing inequalities also lead to this situation. She also summarizes that injustice dates back to the colonial period and even before: ‘A crisis based on the idea that </span><i><span style="font-weight: 400;">some people are worth more than others and therefore have a right to exploit and steal other people’s land and resources…</span></i><span style="font-weight: 400;">’</span></p>
<p><b>Could Greta Be Part of the Greenwashing?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">With an anti-capitalist point of view, there is the fact that both the fossil fuel lobbies from the right and those from the left who call themselves anti-capitalists are burdening the </span><i><span style="font-weight: 400;">Climate Emergency </span></i><span style="font-weight: 400;">of</span> <span style="font-weight: 400;">Greta. I am trying to follow the latest discourses voiced in Turkey due to </span><i><span style="font-weight: 400;">Glasgow COP26. </span></i><span style="font-weight: 400;">Özgür Üniversite&#8217;s Fikret Başkaya expressed the most just, anti-capitalist assessment of Greta in his article on 2 November 2021: ‘“It is very naive to believe that we can solve this crisis without confronting the roots of it,” says Greta Thunberg.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Al Gore boosted his popularity through the documentary </span><i><span style="font-weight: 400;">Inconvenient Truth,</span></i><span style="font-weight: 400;"> but the left wasn&#8217;t so hard on him, but why is Greta being blamed? Inspired by Al Gore&#8217;s </span><i><span style="font-weight: 400;">Inconvenient Truth</span></i><span style="font-weight: 400;"> documentary, let&#8217;s remember the mosque massacre in New Zealand in 2019 and the El Paso massacre in America under the name of sustainable population&#8230; The manifestos of both massacres smelled of ecofascism. Or could it be because Greta has shaken not only your sexist politics, but also your gerontocratic foundations? Or did she pocket the funds she received? Could it be that the carbon traders were enraged by her non-consumption and not-brand-oriented lifestyle and the fact that she sailed on a small sailboat to send a message to the world?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Of course, we also need to see the mistakes that Greta and her team made. Like removing his African friend from the photo in the past… They fixed that mistake; they are still in the same frame. We need to protect a young girl whose messages like ‘Fridays for Future’, ‘Our home is on fire’ are mobilizing a number of young people on every continent. The fires that took place from the north to the south of our country and even in Siberia last summer showed that we are under the same sky in today&#8217;s climate change. Since salvation is not possible within national borders, shouldn&#8217;t our criticism also be fair?</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/could-greta-who-says-there-is-a-climate-emergency-be-part-of-the-greenwashing/">Could Greta Who Says, ‘There Is a Climate Emergency’ Be Part of the Greenwashing?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 13:17:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fridays For Future]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğimiz için Cumalar]]></category>
		<category><![CDATA[Glasgow Cop26]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim eylemi]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim toplumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75756</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öyle bir kriz ki bazı insanlar kendilerini başkalarından üstün görüyor ve onları sömürmeye, ülkelerinin kaynaklarını çalmaya hakkı olduğunu düşünüyorlar…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/">İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Glasgow&#8217;da Cop26 adıyla yapılan alternatif iklim zirvelerinden bir diğerinin daha yapıldığı günlerdeyiz. 6 Kasım Halkların İklim Adaleti için sokağa çıkma çağrısına Türkiye&#8217;den de ses verildi. Bilinç altımda umudu hep canlı tutma çabasından mı nedendir bilmem aynı gün sabahı radyoyu açtığımda ucundan yakaladığım bir haberi nasıl yorumladığımla başlamak istiyorum. Duyduğum haber İstanbul ve Silivri&#8217;de trafik tıkanmış halk işine geç kalmış, yollar kapalıymış şeklinde idi&#8230; Ben de bunu ‘ne güzel, demek iklim grevcileri trafiği felce uğratabiliyorlarmış’ sevinciyle yorumlamak istedim ilk anda. Ama bir taraftan da halk bu kadar kısa sürede uyanıp ayağa kalkabilir mi kuşkusunu da duydum. 30 saniye geçmeden durumun hava koşulları nedeniyle oluşan sisten kaynaklandığını  öğrendim.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Kasım&#8217;da iklim adaleti için Türkiye&#8217;de bir dizi çevre ve ekoloji örgütünün sokağa çıkmasına ben de Muğla ilçelerindeki  örgütlenmeyle katıldım. </span><i><span style="font-weight: 400;">Yeniköy Termik Santrali</span></i><span style="font-weight: 400;"> önünde Termik Santrallere Hayır diyen yüzlerce kişiden biriydim. Özellikle antikapitalist iklim adaleti geliştirmemiz gerektiğini vurgulayan bir dizi anlamlı bildiriler okundu. Sloganlar atıldı. Daha sonra Akbelen Ormanı&#8217;nı korumak için alanda olan dostlarımızın forumuna katıldık. Orada da emeğiyle geçinenlerin tüketim toplumunu sorgular hale geldiğini duymak sevindiriciydi. Akbelen&#8217;de aylardır direnen köylülerden bir kadın arkadaşımızın çocuğu minik Damla ilkokul 1. sınıfa giden yeni yazma yetisiyle ‘İklim Adaleti Hemen Şimdi Ha!’ mesajını eciş bücüş harfleriyle dizmiş mesajını herkese göstermeye çalışıyordu. </span></p>
<h5><b>Ekoloji ve Kadın Kapsamında Greta</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekoloji ve kadın konusuna 20 yıla yakın kafa yoran biri olarak Damla’dan başlamışken Greta’dan devam edelim.  Çünkü Greta’nın yılar önce okula gitmeyerek İsveç Parlamentosu önünde haftalarca oturarak iklim değişimine ve dünyanın geleceğine dikkat çekmesi birçok gence örnek oldu. İklim değişimine karşı bir şeyler yapmak gerektiğini aileler de çocuklarından öğrenir duruma geldi. Bu kuşağın adına Z kuşağı vb demek istemiyorum. Kadınların ve kız çocuklarının bu kitle içinde sayıca daha fazla olduğunu görebiliyoruz. Bu kararlı önderliğin ve iklim değişimine karşı kadınlarım çoğunlukta olmasının nedeni binlerce yıldır süren cinsiyetçi iş bölümünde aranabilir. Biyolojik determinizme bağlanamaz.</span></p>
<h5><b>Greta ve Ekibi Ne İstiyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ana kadar dünya ülkelerinin karbon emisyonlarını indirgeyerek ısıda </span><i><span style="font-weight: 400;">1.5°C </span></i><span style="font-weight: 400;"> düşüş gerçekleştirilememesi ve hatta dünyanın daha da ısınmaya devam ettiği (410 ppm’e doğru) bir yükseliş olduğu gerçek. Greta ve ekibi Avaaz’da yayınladıkları bir çağrıyla şu noktalara dikkat çekiyor:</span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;"> Fosil yakıtlara destekler kesilmeli;</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> Tüketimi ve</span><span style="font-weight: 400;"> taşımacılık vb  karbon zincirleri desteklenerek karbon indirimi yapılamaz,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İklim felaketi yaşayan ülkelere maddi yardım yapılarak eşitsizliğin giderilmesi gerek,</span></li>
<li><span style="font-weight: 400;"> İklim politikaları ve yönetmeliklerinde çalışanların sağlığının gözetilmesi gerek.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Greta’ya göre, iklim krizinin nedeni tüketim toplumu. Var olan eşitsizliklerin de bu duruma yol açtığını çeşitli şekillerde dile getiriyor. Adaletsizliğin sömürgecilik dönemi ve hatta öncesine kadar uzanmakta olduğunu da şöyle özetliyor: “Öyle bir kriz ki </span><i><span style="font-weight: 400;">bazı insanlar kendilerini başkalarından üstün görüyor ve onları sömürmeye, ülkelerinin kaynaklarını çalmaya hakkı olduğunu düşünüyorlar…</span></i><span style="font-weight: 400;">” </span></p>
<h5><b>Greta Yeşil Yıkamanın Parçası Olabilir mi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Anti kapitalist bakış açısıyla  </span><i><span style="font-weight: 400;">İklim Acil</span></i><span style="font-weight: 400;"> durumunu Greta hem sağdan fosil yakıt lobilerinin hem de soldan kendilerine antikapitalist diyenlerin yüklenmekte olduğu gerçeği mevcut. </span><i><span style="font-weight: 400;">Glasgow Cop26</span></i><span style="font-weight: 400;"> nedeniyle Türkiye&#8217;de dillendirilen son söylemleri takip etmeye çalışıyorum. Greta hakkında en adaletli davranan anti kapitalist değerlendirmeyi Özgür Üniversite’den Fikret Başkaya 2 Kasım 2021 yazısıyla dile getirdi: <em>Velhasıl,”</em> diyor, Greta Thunberg, “<em>Sorunun kaynağına inmeden, radikal bir yaklaşım olmadıkça, krizle gerçek bir yüzleşme de mümkün olmayacak.”</em></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Neden Al Gore’un </span><i><span style="font-weight: 400;">Uygunsuz Gerçek</span></i><span style="font-weight: 400;"> (I</span><i><span style="font-weight: 400;">nconvenient Truth)  </span></i><span style="font-weight: 400;">belgeseli vasıtasıyla  popülaritesini artırmasına karşı sol bu kadar yüklenmedi de Greta’ya yükleniliyor? Al Gore’un </span><i><span style="font-weight: 400;">Uygunsuz Gerçek</span></i><span style="font-weight: 400;"> belgeselinden ilham alıp </span><i><span style="font-weight: 400;">sürdürülebilir nüfus </span></i><span style="font-weight: 400;">(sustainable population) adı altında Yeni Zelanda&#8217;da 2019 yılında cami katliamı ve Amerika&#8217;da </span><i><span style="font-weight: 400;">El Paso</span></i><span style="font-weight: 400;"> katliamlarını anımsayalım.  Her iki katliamın da manifestosu ekofaşizm kokuyordu. Yoksa Greta sadece cinsiyetçi politikalarınızı sarstığı için değil, aynı zamanda gerontokrasik taşlarınızı da yeninden sarstığı için olabilir mi? Yoksa aldığı fonları cebine mi indirmiş? Tüketime ve markaya yönelik olmayan yaşam biçimiyle ve dünyaya mesaj vermek için küçük bir yelkenliyle yol alması karbon ticareti yapanları öfkelendirmiş olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette Greta ve ekibinin yaptığı hataları da  görmemiz gerekiyor. Geçmişte Afrikalı arkadaşının fotoğraftan çıkarılması gibi&#8230; O hatayı düzelttiler ki; hala aynı karedeler. Geleceğimiz için Cumalar (Fridays for Future), Evimiz yanıyor (Our home is on fire) mesajları her kıtada bir dizi genci harekete geçiren bir genç kıza sahip çıkmamız gerekir. Günümüz iklim değişiminde aynı gökyüzü altında olduğumuzu geçtiğimiz yaz yaşadığımız yurdumuzun kuzeyinden güneyine pek çok yerde ve hatta Sibirya&#8217;da olan yangınlar gösterdi. Ulusal sınırlar içinde bir kurtuluş mümkün olmadığına göre eleştirimiz de hakkaniyetli olmak durumunda değil mi? </span></p>
<p><em>*Yeşil Yıkama: İlk kez 1986’da Jay Westerfield tarafından kullanılmış bu kavram, yeşil aklama, yeşille göz boyama olarak geçer.</em></p>
<p><em>Görsel: Antonella Martino</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/08/iklim-acil-diyen-greta-yesil-yikamanin-bir-parcasi-olabilir-mi/">İklim Acil Diyen Greta, Yeşil Yıkamanın Bir Parçası Olabilir mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘We Want Fair Paris Agreement Practices’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/we-want-fair-paris-agreement-practices/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2021 12:36:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[Energy Problem]]></category>
		<category><![CDATA[Fire Ecology]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Agreement]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76327</guid>

					<description><![CDATA[<p>The Paris Agreement, which Turkey had not signed before, now seemed essential to ratify for the three billion dollars it would take for adaptation measures, as well as in order not to fall outside the determined international trade criteria. Now, let's look at some questions about what needs to be done throughout Turkey in the restoration of the ecosystem and the biosphere. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/we-want-fair-paris-agreement-practices/">‘We Want Fair Paris Agreement Practices’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">As a result of the rapid warming of the world as a result of consumption-centered policies, it is predicted that in 2100 there will be a warming of 800ppm, which no living thing can survive. Fires in the south and east and floods in the north have started to show signs of the global climate change we have experienced in Turkey this summer. In October, Turkey ratified the Paris Agreement with a 6-year delay. Now, the questions come to the fore whether steps will be taken to cure the problem. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Especially in the last 20 years, Turkey was counted among the countries that increased carbon emissions the most in Europe. It was also noteworthy for being the only country among OECD countries that did not ratify the Paris Agreement. It seemed essential for Turkey to ratify this contract, which it had not signed before, to ensure that it would now receive three billion dollars for adaptation measures and not to fall outside the determined international trade criteria. Now, let&#8217;s look at some questions about what needs to be done throughout Turkey in the restoration of the ecosystem and the biosphere. </span></p>
<h5><b>Energy Problem</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">In Europe, it is aimed to reduce greenhouse gases by 21% by 2030. Since every raw material is turned into a finished product with the consumption of water and energy, we see that more than half of the carbon emissions are used for energy. In this context, it seems scary to embrace nuclear energy as clean energy. Why try to extend the life of thermal power plants when the damage is so obvious? A capitalist country can never stop a pollutant without getting back its investment, even if it is an environmental policy. There was no shutdown of thermal power plants in Germany. But over time, it was promised that those that expired would not be renewed and that they would all be removed by 2050. Those who entreat for the Akbelen forests in Milas İkizköy, on the other hand, are looking for an extension for the next 25 years, despite the end of the plant’s investment life. How to approach this kind of irrationality? However, within the scope of energy democracy, can everyone locally be encouraged to manage their own energy by establishing energy cooperatives with environmentally friendly methods as much as possible? A smart government creates such an energy policy to both reduce centralization and increase energy efficiency.  </span></p>
<h5><b>Water, Agriculture and Livestock</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">The need for food in settled life concerns many areas. Since the contribution of agriculture and animal husbandry to climate change is 18%, what kind of improvement work will be brought to the grasslands that have been opened by cutting forests and destroying local vegetation, both because of the meat industry? While it is clear that pastures in Anatolia are carbon sinks, will the pastures that have been privatized and opened for construction be brought back? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">How will these areas be rehabilitated when the underground water layer falls by tens of meters every year and a series of drying up lakes, rivers and streams are sacrificed to HEPP projects? How will irrigated agriculture be stopped on private farms by stealing public property water (which also destroys wildlife) on the shores of the Menderes River and tens of dry lakes? What kind of program will be followed for the transition to waterless agriculture?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As small farmers still feed 70% of the world, what kind of support program is envisaged for their continuity according to climate change? Will agroecology teaching, which is a nature-friendly and public-based ecological farming method that combines the traditional local and scientific methods of the region and internalizes the slogan &#8216;from farmer to farmer&#8217;, be offered free of charge to those who need it? Can agroecology institutes be expanded at the local level? </span></p>
<h5><b>Fire Ecology</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">The latest IPCC report states that we are now entering the age of fire. What is your fire ecology policy in this context? We already see how important local knowledge and skills are due to our fragmented and fractured geographical structure that varies from region to region. Will these be recorded, and employment will be provided to the public? Will those who look at the burning forest areas as a source of income say &#8216;stop&#8217; and be left to repair themselves?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">It is a chance that we have not lost the roots of local practices in Anatolia, even if only a little. However, if these are not taken care of, future generations will have to start everything from scratch in terms of ecological restoration. For example, will the practices of nomadic animal husbandry and similar traditional methods that lead to carbon absorption by communities such as the Sarıkeçilis in the Taurus of the Mediterranean be supported? Likewise in Kars, in Dersim, in Taşlıtarla in the South, and in the East, there are a number of undisturbed local ecological examples, will they be expanded? These examples are a laboratory for Europe in restoring biodiversity and learning from local traditional methods. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">It is said that our biodiversity is greater than in Europe. However, at this rate, we will fall far below Europe. By creating wildlife corridors and cleaning rivers and lakes, even in European cities, biodiversity has increased tons of times over the last five years. Years later, we can see this in a European country as both increased bird and insect diversity and harmony in plants and ecosystems. </span></p>
<h5><b>Green Capitalism Doesn&#8217;t Solve the Problem, It Hides It</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">We talked about human needs above. This situation is also the result of capitalist consumption-oriented policies that have put people at the center for the last 200 years, especially with industrialization. How will climate justice be achieved in this context? The effects of accelerating destruction in the Anthropocene are clear. Therefore, will we pursue a climate justice that is not human-centered but in which the rights of all living things are respected equally, and ecocides are put to an end? The destruction that emerged as a result of the capitalist consumer society was embodied in the slogan &#8216;Change the System, Not the Climate&#8217;. However, the issue of how to change what is important in the system. As it is known, in the last 20 years (under the name of Sustainability, which was put forward at the Rio environmental summit), capitalism seeks to produce &#8216;green&#8217; solutions in its own way. For example, instead of reducing consumption and waste, promoting recycling is one of them. Will policies be developed that it is no longer an era of economic growth but of restoration? It is impossible to believe in the solutions of capitalism, which still sees nature as a source of resources with its green package. I believe that only real solutions can be discussed at the summits where climate justice is the subject of the people, as in Cochabam. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/we-want-fair-paris-agreement-practices/">‘We Want Fair Paris Agreement Practices’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Adaletli Paris İklim Sözleşmesi Uygulamaları İstiyoruz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/adaletli-paris-iklim-sozlesmesi-uygulamalari-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2021 10:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[biyoçeşitlilik]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Paris İklim Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil çözümler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin daha önce imza atmadığı Paris İklim Anlaşması şimdi gerek adaptasyon önlemleri için alacağı üç milyar dolar, gerekse belirlenen uluslararası ticaret kriterlerin dışında kalmaması için onaylaması elzem görünüyordu. Şimdi ekosistemin ve biyosferin restorasyonunda Türkiye çapında neler yapılması gerektiğinin bazılarına sorularla bakalım. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/adaletli-paris-iklim-sozlesmesi-uygulamalari-istiyoruz/">&#8216;Adaletli Paris İklim Sözleşmesi Uygulamaları İstiyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tüketim merkezli politikalar sonucu dünyanın hızla ısınmaya devam etmesi sonucu 2100 yılında hiçbir canlının yaşayamayacağı (800ppm’lik) ısınma ile karşılaşılacağı öngörülüyor. Türkiye&#8217;de bu yaz yaşadığımız küresel iklim değişiminin belirtileri olarak güneyde ve doğuda yangınlar, kuzeyde seller olarak bunun belirtileri görülmeye başlandı. Ekim ayı içinde ise Türkiye 6 yıllık gecikme ile Paris İklim Anlaşması’nı onayladı. Şimdi acaba derde derman adımlar atılır mı soruları gündeme geliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son 20 yılda Türkiye, Avrupa&#8217;da karbon emisyonlarını en fazla artıran ülkeler arsında sayılıyordu. OECD ülkeleri arasında Paris İklim Anlaşması&#8217;nı onaylamayan tek ülke olmasıyla da dikkat çekiyordu. Türkiye’nin daha önce imza atmadığı bu sözleşmeye şimdi gerek adaptasyon önlemleri için alacağı üç milyar dolar, gerekse belirlenen uluslararası ticaret kriterlerin dışında kalmaması için onaylaması elzem görünüyordu. Şimdi ekosistemin ve biyosferin restorasyonunda Türkiye çapında neler yapılması gerektiğinin bazılarına sorularla bakalım. </span></p>
<h5><b>Enerji Sorunu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa&#8217;da 2030 yılına kadar sera gazlarının % 21 oranında azatılması hedefleniyor. Her hammadde bir su ve enerji tüketimiyle mamul madde haline getirildiğine göre karbon emisyonlarının yarıdan çoğunun enerji odaklı kullanıldığını görürüz. Bu bağlamda nükleer enerjiye temiz enerji diye sarılınması korkunç görülüyor. Termik santrallerin zararları bu kadar açıkken neden ömürleri uzatılmaya çalışılıyor? Kapitalist bir ülke hiçbir zaman çevre politikası da olsa yatırımını geri almadan bir kirleticiyi durdurmayabilir. Almanya&#8217;da termik santralleri kapatma yoktu. Fakat zaman içinde ömrünü tamamlayanların yenilenmemesi ve 2050’ye kadar tümünün kaldırılacağı sözü verildi. Milas İkizköy’deki Akbelen ormanlarına niyaz edenler ise yatırım ömrü dolmasına rağmen önümüzdeki 25 yıl daha uzatma peşinde. Bu tür mantıksızlığa nasıl yaklaşılacak? Oysa enerji demokrasisi kapsamında yerelde herkesin olabildiğince doğa dostu yöntemlerle kendi enerjisini, enerji kooperatifleri kurarak yönetmesi teşvik edilebilir mi?  Akıllı bir hükümet hem merkeziyetçiliği azaltmak hem de enerji verimliliğini artırmak için böylesi bir enerji politikası oluşturur. </span></p>
<h5><b>Su, Tarım ve hayvancılık</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerleşik yaşamda gıda gereksinmesi birçok alanı ilgilendiriyor. Tarım ve hayvancılığın iklim değişimine katkısı % 18 olduğuna göre, gerek et endüstrisi nedeniyle, gerekse ormanlar kesilip yerel bitki örtüsü yok edilerek açılan otlaklara acaba nasıl bir ıslah çalışması getirilecek? Anadolu&#8217;da meraların karbon yutakları olduğu belliyken özelleştirilip yapılaşmaya açılan meralar geri getirilecek mi? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl onlarca metre düşen yeraltı su tabakası ve kuruyan bir dizi göl, nehir ve dereler HES projelerine kurban edilmişken bu alanlar nasıl ıslah edilecek? Menderes nehri ve kuruyan onlarca göl alanların kıyılarında kamu malı olan suyun çalınarak (yaban hayatı da yok eden) özel çiftliklerde sulu tarım yapılması nasıl durdurulacak? Susuz tarıma geçilmesi için nasıl bir program izlenmeye başlanılacak?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyayı hala % 70 oranında küçük çiftçiler beslediği üzere iklim değişimine göre onların sürekliliği için nasıl bir destek programı öngörülüyor? Yöreye özgü geleneksel yerel ve bilimsel yöntemleri birleştirip ‘çiftçiden çiftçiye’ sloganını içselleştiren doğa dostu  ve halka dayanan ekolojik bir tarım yöntemi olan Agroekoloji öğretimleri ihtiyacı olana ücretsiz sunulabilecek mi? Agroekoloji enstitüleri yerel düzeyde yaygınlaştırılabilir mi?</span></p>
<h5><b>Yangın Ekolojisi</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Son IPCC raporu artık ateş çağına girdiğimizi belirtiyor. Bu bağlamda yangın ekolojisi politikanız nedir? Bölgeden bölgeye değişiklik gösteren parçalı ve kırıklı coğrafi yapımız nedeniyle şimdiden yerel bilgi ve becerilerin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bunlar kayda geçirilip halka istihdam sağlanabilecek mi? Yanan orman alanlarına rant kapısı olarak bakanlara &#8216;dur&#8217; deyip oraların kendini onarmasına bırakılacak mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadolu&#8217;da halen yerel uygulamaların çok az da kalsa kökünü kaybetmemiş olmamamız bir şanstır. Ancak bunlara sahip çıkılmazsa gelecek kuşaklar ekolojik restorasyon anlamında her şeye sıfırın altından başlamak durumunda kalacak. Örneğin, Akdeniz&#8217;in Toroslarında Sarıkeçililer gibi toplulukların sürdürdüğü göçebe hayvancılık ve benzeri geleneksel yöntemlerin sağladığı karbon yutulmasına neden olan pratikleri desteklenecek mi? Aynı şekilde Kars&#8217;ta, Dersim&#8217;de Güney&#8217;de Taşlıtarla ve Doğu&#8217;da bir dizi kaybedilmemiş yerel ekolojik örnek varken bunlar yaygınlaştırılacak mı? Bu örnekler Avrupa için biyolojik çeşitliliği geri getirme ve yerel geleneksel yöntemlerden öğrenme anlamında bir laboratuvar niteliğindedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biyoçeşitliliğimizin Avrupa&#8217;dan daha fazla olduğu söylenir. Ancak bu gidişle Avrupa&#8217;nın çok altına düşeceğiz. Avrupa kentlerinde dahi yaban hayat koridorları yaratarak nehir ve göllerini temizleyerek son beş yılda biyoçeşitlilik tonlarca kat artırıldı. Bunu yıllar sonra bir Avrupa ülkesine gerek artan kuş ve böcek çeşitliliği, gerekse bitki ve ekosistemdeki ahenk olarak görebiliyoruz. </span></p>
<h5><b>Yeşil Kapitalizm Sorunu Çözmez Gizler</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda insan ihtiyaçlarından bahsettik. Bu durum aynı zamanda özellikle endüstrileşmeyle birlikte son 200 yıldır insanı merkeze koyan kapitalist tüketime odaklı politikaların sonucudur. Bu bağlamda İklim adaleti nasıl sağlanacak? Antroposen çağında yıkımın hızlanmasının etkileri açık. Dolayısıyla insan merkezli değil, tüm canlıların haklarının eşit gözetildiği ekokırımlara son verildiği bir iklim adaleti peşinde olacak mıyız? Kapitalist tüketim toplumu sonucu ortaya çıkan yıkım ‘İklimi Değil, Sistemi Değiştir’ şiarında vücut buldu. Ancak sistemde nelerin nasıl değiştirileceği meselesi önem taşıyor. Bilindiği üzere son 20 yılda (Rio çevre zirvesinde ortaya atılan Sürdürülebilirlik adı altında) kapitalizm kendine göre ‘yeşil’ çözümler üretme peşinde. Örneğin, tüketimi ve atığını azalt yerine geri dönüşümün teşvik edilmesi bunlardan biri. Artık ekonomik büyüme değil restorasyon çağı olduğu yönünde politikalar geliştirilecek mi? Yeşil paketiyle halen doğayı kaynak deposu olarak gören kapitalizmin çözümlerine inanmamız mümkün değil. Cochabamba&#8217;da olduğu gibi halkın iklim adaletinin konu edildiği zirvelerde ancak gerçek çözümlerin masaya yatırılabileceği inancındayım.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/11/adaletli-paris-iklim-sozlesmesi-uygulamalari-istiyoruz/">&#8216;Adaletli Paris İklim Sözleşmesi Uygulamaları İstiyoruz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
