<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ceylan Özünel, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ceylan-ozunel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ceylan-ozunel/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2024 13:17:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ceylan Özünel, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/ceylan-ozunel/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler- 5 (son)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-5-son/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 14:47:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[iş birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Proje]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86671</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağlar ve platformlar, sivil alanda organizasyonların etkileşim kurabileceği ortak yapılar sağlıyor. Ancak, mevcut durumda STK'ların ortak bir çatı altında bir araya gelemediği görülüyor. STK'ların %16'sı çeşitli ölçeklerdeki (yerel, ulusal, uluslararası) ağ ve platformlara üye olurken, bu yapıların etkinliğini beğenenlerin oranı %30 civarında kalıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-5-son/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler- 5 (son)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yürütülen &#8220;<a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a>&#8221; çalışmasının sonuçları, Türkiye&#8217;deki sivil toplumun mevcut durumu ve karşılaştığı zorlukları net bir şekilde ortaya koyuyor. STK’ların; kapasite, finansal kaynaklar, iletişim stratejileri, politika etkisi ve şeffaflık gibi temel alanlardaki performanslarına odaklanan bu çalışmayla, sivil toplumun karşılaştığı sınırlılıklar ve gelişim potansiyelleri analiz ediliyor. Bu bağlamda, ortaya çıkan bulgular ışığında bu yazı dizisinde yer alan öneriler, Türkiye&#8217;deki sivil toplumun daha etkili, çeşitli, şeffaf ve demokratik bir yapıya kavuşması için stratejik bir rehberlik sunmayı amaçlıyor.</strong></p>
<p>&#8220;Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi&#8221; yazı dizisinin beşinci ve son yazısında ortaya çıkan endekslerden; <strong>&#8220;Proje&#8221;</strong> ile <strong>&#8220;İş Birliği&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p><em><strong>&#8220;Gelişim endeksleri arasında proje endeksi 10,8 puan ile en düşük puanı alıyor.&#8221;</strong></em></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-86672 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-8-640x640.jpg" alt="" width="447" height="447" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-8-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-8-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-8-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-8-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" /></p>
<p><strong>Proje Sonuçlar: </strong>STK&#8217;ların projelerini ve faaliyetlerini yönetirken uzman ve nitelikli kişilerin katkısı, başarılı ve etkili sonuçlar elde etmek açısından kritik bir faktör. STK&#8217;ların %53,2&#8217;si faaliyet planlaması ve uygulanmasında nitelikli veya uzman kişilerle çalıştığını ifade ediyor, bu da yaklaşık yarısının projelerinde uzmanlarla çalışmadığını gösteriyor. Ayrıca, STK&#8217;ların yalnızca %16,9&#8217;u son bir yıl içinde en az bir çalışanının proje eğitimi aldığını belirtiyor; %78’inde ise hiçbir çalışan bu süre içinde proje eğitimi almamış. Proje eğitimi alan çalışanı bulunan STK&#8217;ların yaklaşık %60&#8217;ı proje geliştirdiğini ve başvuruda bulunduğunu söylüyor. Ancak, bu projelerin kabul edilme oranı düşük. Kabul edilen projelerin oranı %25,3 iken, reddedilen projelerin oranı %45,2 ve henüz sonuçlanmayan başvuruların oranı %29,4. Araştırma sonucunda elde edilen alt endeks puanlarına göre, proje endeksi 10,8 puan ile en düşük puanı alıyor.</p>
<p><strong>Proje Öneriler: </strong>Mevcut çalışanların proje hazırlama kapasitelerinin artırılması etkili proje hazırlama ve yönetme konusunda STK’ların izleyebileceği kuruluş stratejilerinden biri olmalı. Her ne kadar proje eğitimleri bazı STK’ların çokça karşısına çıksa da araştırma Türkiye geneli sivil toplumu ele aldığı için sonuçlar bu eğitimlerin yeterince erişilebilir olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla, proje eğitimi veren kurumların, proje eğitimlerine katılacak STK’lara yönelik yaptıkları çağrıları daha geniş kitlelere ulaştırması ve kapsayıcı olmaları gerekiyor.</p>
<p>Nitelikli uzmanlarla çalışma konusunda da benzer bir tablo var. Tüm Türkiye’yi ele aldığımızda, özellikle yerel sivil toplumun nitelikli uzmanlara erişimindeki sorunun da çözülmesine ihtiyaç var. Bu noktada STK’ların iş birliği yapabileceği uzmanların tematik uzmanlıklarının da yer aldığı erişilebilir bir platform kurulabilir. Bu platform bir STK tarafından kurulabileceği gibi sivil toplumla ilgilenen kamu kurumları tarafından da yürütülebilir.</p>
<p>STK’ların başvurdukları projelerin kabul edilme oranlarının bu kadar düşük olmasının bir sebebi STK’ların proje tasarlama becerilerinin düşük olmasıyken diğer bir sebebi de hibe/fon kaynaklarının çeşitliliğinin ve kaynakların az olması. Türkiye sivil toplumunun yaşadığı finansal zorluklarının aşılabilmesi için bu kaynakların artmasına, daha şeffaf bir şekilde dağıtılmasına ve daha kapsayıcı olmasına ihtiyaç var. Bununla birlikte, kabul edilmeyen projelere hibe/fon veren kurumların daha net bir şekilde geri bildirim vermesi de STK’ların proje tasarlama ve hazırlama kapasitesinin artmasına destek olabilir.</p>
<p><strong><em>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;lar ortak bir çatı altında buluşamıyor.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>İş Birliği Sonuçlar: </strong>Ağlar ve platformlar, sivil alanda organizasyonların etkileşim kurabileceği ortak yapılar sağlıyor. Ancak, mevcut durumda STK&#8217;ların ortak bir çatı altında bir araya gelemediği görülüyor. STK&#8217;ların %16&#8217;sı çeşitli ölçeklerdeki (yerel, ulusal, uluslararası) ağ ve platformlara üye olurken, bu yapıların etkinliğini beğenenlerin oranı %30 civarında kalıyor.</p>
<p>STK&#8217;ların uluslararası fon kuruluşları, uluslararası ve yabancı STK&#8217;lar, Cumhurbaşkanlığı birimleri ve diğer ağ/platformlarla kurdukları temas oranları da düşük. Araştırma sonuçlarına göre, STK&#8217;ların %61,3&#8217;ü yerel ve ulusal STK&#8217;larla, %88&#8217;i uluslararası ve yabancı STK&#8217;larla, %84,3&#8217;ü ağlar ve platformlarla, %77,6&#8217;sı bakanlıklarla, %91,2’si Cumhurbaşkanlığı birimleriyle, %68,1’i yerel merkezi kamu kurumlarıyla, %56,4’ü belediyelerle, %77,5’i üniversitelerle, %90,6’sı uluslararası fon kuruluşlarıyla ve %78,9’u özel sektörle hiçbir temas kurmadığını belirtiyor. Ayrıca, yapılan sınırlı iş birliğinin projelere veya çalışmalara dönüşme oranı da düşük. STK&#8217;ların yalnızca %27’si iş birlikleri sonucunda herhangi bir proje veya çalışma ortaya çıktığını ifade ediyor. Araştırma sonuçlarına göre, en düşük ikinci puanı 11,9 puanla iş birliği endeksi alıyor.</p>
<p><strong>İş Birliği Öneriler: </strong>STK’ların öncülüğünde kurulan hali hazırda çeşitli ağlar ve platformlar var. Ancak Türkiye’de bu yapılar genelde yeterince çeşitliliği barındırmıyor ve kapsayıcı değil. Bir başka deyişle, bu tür ortak amaçlar için kurulan yapılar çoğunlukla benzer STK’lar arasında kuruluyor. Halbuki mesele ne olursa olsun, ağ/platformların, içerisinde yer alan sivil toplumun çalışma ölçeği ile tematik çeşitliği gözetilerek, farklı görüşlerin bir arada olduğu yapılar olması gerekiyor. Sivil toplum ancak bu şekilde farklılıkların bir aradalığıyla hareket ederse kararlara ve kanaatlere etki edebilir, kapsayıcı olabilir. Böylece yerel ve ulusal sivil toplum kurulan ağ ve platformlara daha etkin şekilde katılabilir. Bununla birlikte, ağlar ve platformların sürdürülebilmesi için de hem finansal hem yönetimsel anlamda zorluklar yaşanıyor. Bazı ağlar ve platformlar kısa bir süreliğine net bir meselenin çözümü için kurulup, mesele bir sonuca ulaştığında dağılabilir. Dolayısıyla her ağ veya platformun çok uzun süre devam etmesine de ihtiyaç olmayabilir. Bu tür yapılar kurulurken, mutlaka hedefler ve etki göstergeleri net bir şekilde tanımlanmalı.</p>
<p>Karar mekanizmalarıyla iş birliğinde ise; kamu idaresi ve sivil toplumun birbirlerine olan ve karar mekanizmalarını ve/veya uzmanlıklarına yönelik bilgilerindeki sınırların aşılması için kamunun var olan stratejisine sivil toplumla diyaloğu entegre etmesi, sivil toplumun da kamudaki muhatabını net bir şekilde tanıması gerekiyor. Ancak bu şekilde eşit, şeffaf ve erişilebilir ilişki ve iş birlikleri kurmak mümkün olabilir. Ayrıca katılım ve iş birliği süreçlerinde tüm yerelliklerin katılımı için bir mekanizmanın da gözetilmesi gerekiyor. Bununla birlikte, üniversitelerin de çoğulcu bir sivil toplum yapısıyla diyalog ve iş birliği geliştirmesi, kapılarını kapsayıcı bir şekilde sivil topluma açmasına ihtiyaç var. Aynı şekilde STK’lar da üniversiteleri önemli bir paydaş olarak görmeli ve ilgili konularda mutlaka iş birliklerini güçlendirmeye gayret etmeli.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-5-son/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler- 5 (son)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-4</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-4/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 14:29:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Etki]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86666</guid>

					<description><![CDATA[<p>STK'ların yerel yönetimler, kamu kurumları ve diğer yerel ve ulusal otoriteler tarafından hazırlanan politikalara etki düzeyini %32 oranında "etkisiz" olarak değerlendiriyor. Etkili olduğunu söyleyenlerin oranı ise %29 olarak kaydediliyor. Tüm bunlarla birlikte, STK’ların politikalarda değişiklik yaratma gücü de sınırlı kalıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-4/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-4</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yürütülen &#8220;<a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a>&#8221; araştırma çalışması temelde hem Türkiye’de sivil toplumun farklı eksenlerdeki kapasitelerini değerlendirmek hem de ileriki çalışmalara zemin oluşturacak bir modeli, sivil toplum alanının, karar alıcıların ve bu alanda akademik veya akademik olmayan çalışmalar yürüten araştırmacıların kullanımına sunmayı amaçlıyor. </strong></p>
<p>“Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi” yazı dizisinin bu dördüncü yazısında ortaya çıkan endekslerden; <strong>&#8220;Etki&#8221;</strong> ile <strong>&#8220;Sürdürülebilirlik&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların politikalara etki etme düzeyi %32.&#8221;</strong></em></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-86667 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-7-640x640.jpg" alt="" width="423" height="423" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-7-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-7-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-7-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-7-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" /></p>
<p><strong>Etki Sonuçlar:</strong> STK’ların toplumsal etkilerini değerlendirmek için kamu kararlarına etki, diğer STK’lar üzerindeki etki ve hedef grupları üzerindeki etkileri önemli ipuçları sunuyor. Geçtiğimiz 3 yıl boyunca yapılan değerlendirmeler sonucunda STK’lar etkilerinin büyük oranda sabit kaldığını belirtiyorlar ve istenen düzeyde etki sağlayamadıklarını ifade ediyorlar. Kamu kararları üzerinde artan etkisini görenlerin oranı %13,1, diğer STK’lar üzerinde artan etkisini görenlerin oranı %21, hedef grupları üzerinde artan etkisini görenlerin oranı %24,7 olarak oluyor. Ancak, STK&#8217;ların yerel yönetimler, kamu kurumları ve diğer yerel ve ulusal otoriteler tarafından hazırlanan politikalara etki düzeyini %32 oranında &#8220;etkisiz&#8221; olarak değerlendiriyor. Etkili olduğunu söyleyenlerin oranı ise %29 olarak kaydediliyor. Tüm bunlarla birlikte, STK’ların politikalarda değişiklik yaratma gücü de sınırlı kalıyor. Katılımcıların sadece %26’sı yerel politikalarda değişiklik olduğunu, %12,1’i ulusal politikalarda değişiklik olduğunu belirtiyor. STK’ların kendi değerlendirmelerine göre, etki endeksi 56,1 ile dördüncü sırada yer alıyor.</p>
<p><strong>Etki Öneriler:</strong> Sivil toplumun kararlar ve kanaatler üzerindeki etkisinin sınırlı olması tek başına STK’ların başarısı veya başarısızlığı olarak değerlendirilemez. Sivil Toplum Gelişim Endeksi çalışmasında ele alınan endekslerin sonuçlarında görüldüğü üzere, STK’ların sınırlı kaynaklarla çalışması, iletişim araçlarının çeşitliliğinin az olması, beceri ve yeterliliklerinin yetersiz olması gibi birçok çıktı aslında etki gücünün sınırlı olmasının sebepleri arasında. Sivil toplum tüm bu konularda kendini geliştirme çabasına girdiğinde, etki gücünün artması için karar vericilerin de önemli adımlar atması gerekiyor. Örneğin; karar vericilerin, politika hazırlarken sivil toplumu ve önerilerini kapsayıcı bir şekilde dikkate alması gerekiyor. Bununla ilgili prosedürlerin şeffaf olmasına, farklı politik yaklaşımlara sahip olma ve farklı yerellerde faaliyet gösterme gibi özelliklerin de gözetilmesine ihtiyaç var. Bu önerilere paralel; meclis komisyonu çalışmalarının ve meclis çalışmalarının sivil topluma açık hale getirilmesi, tüm bakanlıkların ve yerel yönetimlerin sivil toplumla ilişkiler departmanlarının açılması da elzem konular arasında sıralanabilir. Tüm bunları yaparken de sivil toplum katılımı konusunda yerellik faktörünün göz önüne alınması ve STK’ların kamu idaresi tarafından çağırıldığı toplantılarda sadece görüş alınmaması, geri bildirim de yapılması da bir o kadar önemli. Bunlara ek olarak, STK’ların kanaatler üzerinde etkisinin artması için medyanın bağımsızlığının ve kitlesel medya araçlarının sivil topluma eşit bir şekilde yer vermesinin de önünün açılması gerekiyor.</p>
<p><strong><em>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların %32&#8217;si hiçbir çalışmasının ya da projesinin etkisini ölçmüyor.&#8221;</em></strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Sonuçlar:</strong> Sürdürülebilirlik, bir organizasyonun uzun vadede faaliyetlerini devam ettirebilme, değişen koşullara uyum sağlama ve risklerle başa çıkabilme yeteneği olarak tanımlanıyor. Ayrıca, yapılan çalışmaların etkilerinin izlenmesi ve elde edilen sonuçlara göre geliştirilmesi, sürdürülebilirlik açısından kritik bir öneme sahip. Ancak, STK&#8217;ların %32&#8217;si hiçbir çalışmasının ya da projesinin etkisini ölçmüyor.</p>
<p>Finansal güç de bir organizasyonun sürdürülebilirliğini sağlamada kritik faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Fonlar ve destekler STK&#8217;lar için önemli finansman kaynakları olsa da, bu kaynakların sürekliliği olmaması finansal kırılganlığa yol açıyor. STK&#8217;ların %31&#8217;i kendi iç kaynaklarıyla 3 yıldan fazla süre finansal olarak kendilerini sürdürebilir görürken, %46&#8217;sının finansal sürdürülebilirlik öngörüleri 1 yılı geçmiyor. Mali kaynak çeşitliliği ve strateji ile risk raporlama verilerine bakıldığında, STK&#8217;ların sürdürülebilirliklerinin risk altında olduğu görülüyor. STK&#8217;ların yalnızca %13&#8217;ünün mali kaynakları çeşitli ve mevcut kaynaklardan birinin kaybı, zaten kırılgan olan finansal gücü daha da zayıflatabilir. Buna karşılık, STK&#8217;ların %42&#8217;si sürekli mali kaynaklara sahip. Bu verilere dayanarak, STK&#8217;ların mali kaynak çeşitliliği sınırlı olsa da sürekli bir mali yapıya sahip oldukları anlaşılıyor. Çalışmanın sonuçları, sürdürülebilirlik endeksinin 38,5 puanda kaldığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Öneriler: </strong>Öncelikle, STK&#8217;lar, faaliyetlerinin etkisini izlemeli ve ölçmeli. Bunun için mutlaka STK’lar izleme mekanizmaları geliştirerek, bunu sürekli olarak yapmalı. Hatta kamu idaresi tarafından yapılan uzmanlıktan oldukça uzak denetimler, yalnızca finansal olmaktan çıkıp, sivil toplumun etkisini de izleyip ölçebilecek bir hale getirilmeli.  Bununla birlikte, toplumsal destek ve katılım da STK&#8217;ların sürdürülebilirliği için oldukça önemli. Şeffaflık, iletişim stratejileri ve paydaşlarla etkileşim bu anlamda gelişime açık alanlar arasında görülmeli.</p>
<p>STK&#8217;ların, sürdürülebilirliklerini artırmak için stratejik planlamaya odaklanmalarına da ihtiyaç var. Uzun vadeli hedefler belirleme, risk analizi yapma ve değişen koşullara uyum sağlama konularında güçlü stratejiler geliştirmek sivil toplum için oldukça kritik. Ayrıca, STK&#8217;lar, iç kapasitelerini güçlendirerek yönetim becerilerini, finansal yönetimi ve organizasyonel etkinliğini de artırabilirler. Ücretsiz eğitim programları ve danışmanlık hizmetleri bu konuda destek sağlayabilir.</p>
<p>STK&#8217;ların sürdürülebilir iş modelleri oluşturmasına olan ihtiyaç çokça konuşuluyor ancak bu öneriyi burada da yinelemekte fayda var. Her ne kadar kısıtlı insan kaynağıyla çalışıyor da olsalar, STK’lar mutlaka iktisadi işletmeleri üzerinden gelir getiren projeler üretmeli. Böylece hem bağışlara hem de fon kaynaklarına olan bağımlılıkları azaltılmalı. Bu noktada, kamu idaresi de STK’ların iktisadi işletmelerinin daha esnek bir şekilde sürdürülebilmesi için mevzuatı yeniden gözden geçirmeli.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-4/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-4</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 14:04:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Araçları Kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86662</guid>

					<description><![CDATA[<p>STK’ların %64’ü faaliyet raporlarını kamuoyuyla paylaşırken, finansal rapor paylaşma oranı %47’ye düşüyor. Bağış almayan STK'ları (%22) dışarıda bırakırsak, bağış alan STK'ların %55'i bağışçıları SMS, e-posta gibi araçlarla bilgilendiriyor. STK’ların şeffaflık endeks skoru ortama olarak 56.6 olarak puanlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yürütülen <a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a> araştırması sonucu ortaya çıkan gelişim endeksi, halihazırda Türkiye ve sivil topluma yönelik üretilen verilerden birkaç yöntemsel ve yaklaşımsal farkla ayrışıyor.  Bu doğrultuda araştırma, Türkiye’de sivil toplumun gelişimini, sivil toplum kuruluşlarının tecrübelerinden hareketle anlayacak şekilde, Türkiye temsili bir örneklemle yapılan saha çalışmalarıyla açıklıyor. Rapor hem sivil toplum kuruluşlarıyla hem de yurttaşlarla yapılan kapsamlı bir anket çalışmasıyla elde edilen doğrudan Türkiye temsili verileri içeriyor.  </strong></p>
<p>“Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi” yazı dizisinin bu üçüncü yazısında ortaya çıkan endekslerden; <strong>&#8220;Şeffaflık&#8221;</strong> ile <strong>&#8220;İletişim Araçları Kullanımı&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların %33&#8217;ü öz denetim mekanizmasına sahip.&#8221;</strong></em></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-86663 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-640x640.jpg" alt="" width="467" height="467" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-6-1024x1024.jpg 1024w" sizes="(max-width: 467px) 100vw, 467px" /></p>
<p><strong>Şeffaflık Sonuçlar:</strong> Şeffaflık ve hesap verilebilirlik, organizasyonların yapısına göre çeşitli göstergelere sahip olabilir. İç ve dış denetim mekanizmalarına sahip olmak, faaliyet ve finansal raporları kamuoyuyla paylaşmak bu göstergeler arasında en yaygın olanları. Türkiye&#8217;deki STK&#8217;ları öz denetim mekanizması açısından incelediğimizde, yalnızca %33&#8217;ünün öz denetim mekanizmasına sahip olduğunu görüyoruz. Kamuoyuyla bilgi paylaşımına baktığımızda, STK’ların %64’ü faaliyet raporlarını kamuoyuyla paylaşırken, finansal rapor paylaşma oranı %47’ye düşüyor. Bağış almayan STK&#8217;ları (%22) dışarıda bırakırsak, bağış alan STK&#8217;ların %55&#8217;i bağışçıları SMS, e-posta gibi araçlarla bilgilendiriyor. STK’ların şeffaflık endeks skoru ortama olarak 56.6 olarak puanlanıyor.</p>
<p><strong>Şeffaflık Öneriler: </strong>Şeffaflık endeksi sonuçlarına göre, STK&#8217;ların iç denetim mekanizmalarını daha etkin hale getirmesine ve şeffaflık standartlarına daha sıkı bir şekilde uymalarına ihtiyaç olduğu söylenebilir. Buna göre, iç denetim süreçleri daha şeffaf ve anlaşılır bir hale getirilmeli. Bununla birlikte, STK&#8217;lar, faaliyet ve finansal raporlarını da düzenli olarak yayınlayarak kamuoyuyla şeffaf bir iletişim kurmalı. Raporlar, kurumsal web siteleri, sosyal medya ve diğer erişilebilir platformlar aracılığıyla hedef gruplarına rahatlıkla ulaştırılabilir.</p>
<p>Bağışçıları bilgilendirme konusunun da daha sistematik ve standart olunması gerekiyor. Bunun için STK’lar, teknolojik araçlar kullanılarak, bağışçılara ve kamuoyuna daha hızlı ve etkili bir şekilde bilgi paylaşımını sağlayacak inovatif yöntemler geliştirilebilir. SMS, e-posta gibi araçlar daha etkin bir şekilde kullanılabilir.</p>
<p>Kamu idaresi de STK&#8217;ların şeffaflık endeksini değerlendirebilir ve bu değerlendirmeleri açık bir şekilde paylaşarak daha yüksek şeffaflığı teşvik edebilir. Ayrıca, STK’lara kaynak sağlayan kuruluşlar, eğitim programları ve kaynaklar aracılığıyla STK&#8217;ları iç denetim konusunda güçlendirecek projelere finansal destek sunabilir.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de STK&#8217;ların %55,2&#8217;si yalnızca 1 iletişim kanalı kullanıyor.&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>İletişim Araçları Kullanımı Sonuçlar:</strong> STK&#8217;ların iletişim stratejilerinde dijital medyanın önemli bir yeri var. STK&#8217;lar en çok sosyal medya aracılığıyla hedef kitlelerine ulaşıyor. Bunu %23,3 ile görsel medya ve TV programları, %21,8 ile yazılı basın (gazeteler, dergiler) takip ediyor. Bu durum, STK&#8217;ların iletişim kanallarının çeşitliliğinin oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor. STK&#8217;ların %5,8&#8217;i hiçbir iletişim kanalına sahip değilken, %55,2&#8217;si yalnızca 1 iletişim kanalı kullanıyor. İki ila beş kanal kullananların oranı %32 iken, altı ve daha fazla iletişim kanalı kullananların oranı %7. Sosyal medya platformlarının kullanımına bakıldığında, en aktif kullanılan platformlar Facebook (%41,8) ve Instagram (%34,7). En az kullanılan platform ise LinkedIn: STK&#8217;ların %82,2&#8217;sinin LinkedIn hesabı yok. STK&#8217;ların medya araçları kullanımı ortalama 40,6 puan alıyor. Medyan skoru 36,0 olarak belirlenirken, bu değer Türkiye&#8217;deki STK&#8217;ların iletişim ve medya araçları kullanımındaki kapasite sınırlılığını gösteriyor.</p>
<p><strong>İletişim Araçları Kullanımı Öneriler: </strong>STK’ların iletişim araçları kullanımı ve araç çeşitliliğinin bu kadar kısıtlı olması yalnızca STK’ların çabalarının yetersizliğiyle açıklanamaz. İletişim ve görünürlük, STK’lar için hem mesele savunuculuğunda hem de bağışlar yoluyla kaynak edinmede çok önemli. Çoğu STK bunun farkında ancak kısıtlı insan kaynağı ve finansal kaynaklarla çalışan STK’lar iletişim konusuna yeterince kaynak ayıramıyor. Sivil toplum kısıtlı kaynaklarıyla ürettiği değerli bilgiyi ya da savunuculukla ilgili adımlarını yaygınlaştırmaya çalışıyor. Bu konuda kamu idaresinin desteği kritik önem arz ediyor. TRT ve Basın İlan Kurumu bu anlamda sivil toplumun etkisini artıracak iki önemli kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Burada yine şeffaf, erişilebilir bir şekilde bu kurumlara yönelik sivil toplum erişiminin teşvikini içeren bir mevzuat geliştirilmesi önemli ve aciliyetli. Bununla birlikte, kamu spotları gibi kaynaklar başta olmak üzere devlet elindeki tüm yaygınlaştırma kaynaklarının da sivil toplum tarafından kullanılmasının teşvik edilmesine ihtiyaç var. Bu süreçlerin de yine şeffaf ve erişilebilir olması elzem.</p>
<p>STK’ların çoğunluğunun dijital medya kullanmasının da tek başına bir sivil toplum sorunu olduğunu söyleyemeyiz. Yine bu noktada, medyanın bağımsızlığı ve tarafsızlığının da sağlanarak, STK’ların adil ve eşit bir şekilde kitlesel medya araçlarında görünürlüğünün artması mümkün olabilir. Öte yandan, STK’lar da LinkedIn gibi profesyonel ağlarda hesap açarak, iş dünyası ve profesyonellerle etkileşim kurabilirler. İş dünyası odaklı içeriklerle bu platformlarda varlık göstererek, potansiyel destekçiler ve iş birlikleri için olanaklar yaratabilirler. STK&#8217;lar ayrıca medya ile daha sıkı ilişkiler kurarak haber değeri taşıyan içeriklerle basında daha fazla yer almaya çalışabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-3/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-3</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-2</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 13:42:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Beceri ve Yeterlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[Finansal Kaynak Çeşitliliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Gelişim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'deki STK'ların başlıca gelir kaynaklarının bireysel bağışlar ve üye aidatları olduğu görülüyor. STK’ların %54,1’i bireysel bağış alırken, %53,1’i üye aidatları yoluyla gelir elde ettiğini belirtiyor. Bu, STK'ların düzensiz ve öngörülemeyen gelirlerle karşı karşıya kalma riskini artırıyor. Dış destek ve hibelerin azalması veya üye aidatlarının düşmesi durumunda, bu kuruluşlar faaliyetlerini sürdürebilmek için ek finansman kaynakları aramak zorunda kalabiliyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki STK'lar ortalama olarak 1.3 farklı finansal kaynağa sahip. Başka bir deyişle, sivil toplumun finansal kaynak çeşitliliği oldukça sınırlı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-2/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yayımlanan <a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a> raporunda; Türkiye’de STK’ların mevcut durumuna dair veriler ve değerlendirmeler, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik uzman görüşleri, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik toplum algısı, Türkiye’de izlenebilir bir sivil toplum ölçeği geliştirebilmek için modeller, STK temsilcilerinin sivil toplum dünyasına dair algı ve beklentilerine ilişkin kapsamlı, karşılaştırmalı ve hem niceliksel hem de niteliksel bulgularla desteklenen sivil toplum panoramasını ortaya koyacak veriler ve tespitler yer alıyor.</strong></p>
<p>“Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi” yazı dizisinin bu ikinci yazısında ortaya çıkan endekslerden; &#8220;<strong>Beceri ve Yeterlilikler&#8221;</strong> ile &#8220;<strong>Finansal Kaynak Çeşitliliği&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p><em><strong>&#8220;STK’ların %70’i teknik bilgi ve beceri anlamında gelişime ihtiyaç duyuyor.&#8221;<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-86656 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-9-640x640.jpg" alt="" width="411" height="411" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-9-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-9-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-9-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-9-1024x1024.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 411px) 100vw, 411px" /></strong></em></p>
<p><strong>Beceri ve Yeterlilikler Sonuçlar:</strong> Sivil toplum kuruluşlarının büyük bir kısmı kendi teknik bilgi ve becerilerini orta düzeyde değerlendiriyor. Bu durum, sivil toplumun bilgi ve beceri açısından gelişime açık bir alan olduğunu gösteriyor. STK’ların sadece %31’i bu konuda kendilerini yeterli buluyor. Özetle, STK’ların %70’i teknik bilgi ve beceri anlamında gelişime ihtiyaç duyuyor. STK’ların kendi değerlendirmelerine göre, beceri ve yeterlilikler endeksi 100 üzerinden 65,5 olarak puanlanıyor.</p>
<p><strong>Beceri ve Yeterlilikler Öneriler: </strong>Sivil toplumun beceri ve yeterlilikler anlamında kapasitesini güçlendirmek adına yapılan çok çeşitli eğitimler düzenleniyor. Bu eğitimlerin etkili bir şekilde devam etmesi önemli. Öte yandan, eğitimlerin daha geniş bir sivil toplumu kapsaması da bir ihtiyaç. STK’lara yönelik yapılan beceri ve yeterlilik eğitimlerinin daha erişilebilir olması gerekiyor. Ayrıca, bu eğitimler verilirken, STK’ların beceri ve yeterlilik kapasitesinin ne kadar geliştiğinin düzenli olarak izlenmesi, etkisinin analiz edilmesi ve sonuçlar baz alınarak gerektiğinde özel ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmesine de ihtiyaç var. Bununla birlikte, kamu idaresi ve fon veren kuruluşlar da STK’ların kapasite geliştirmelerini desteklemek adına düzenlediği eğitim programlarını daha erişilebilir hale getirmeli.</p>
<p>Ayrıca, sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği ve bilgi paylaşımını teşvik etmek adına ortak projeler ve çalışma grupları oluşturulabilir. Uzmanlık alanları farklı olan STK&#8217;lar arasında mentorluk ilişkileri kurularak deneyim ve bilgi paylaşımı desteklenebilir.</p>
<p><em><strong>&#8220;Türkiye’deki STK&#8217;lar ortalama olarak 1.3 farklı finansal kaynağa sahip.&#8221;</strong></em></p>
<p><strong>Finansal Kaynak Çeşitliliği Sonuçlar:</strong> Türkiye&#8217;deki STK&#8217;ların başlıca gelir kaynaklarının bireysel bağışlar ve üye aidatları olduğu görülüyor. STK’ların %54,1’i bireysel bağış alırken, %53,1’i üye aidatları yoluyla gelir elde ettiğini belirtiyor. Bu, STK&#8217;ların düzensiz ve öngörülemeyen gelirlerle karşı karşıya kalma riskini artırıyor. Dış destek ve hibelerin azalması veya üye aidatlarının düşmesi durumunda, bu kuruluşlar faaliyetlerini sürdürebilmek için ek finansman kaynakları aramak zorunda kalabiliyor. Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’deki STK&#8217;lar ortalama olarak 1.3 farklı finansal kaynağa sahip. Başka bir deyişle, sivil toplumun finansal kaynak çeşitliliği oldukça sınırlı. Bu durum, finansal açıdan kırılgan bir sivil toplum yapısına işaret ediyor. STK’ların çeşitlendirilmiş ve sürekli gelir kaynaklarına sahip olmaları, bağımsızlıklarını ve sürdürülebilirliklerini sağlamak için kritik öneme sahip. Çalışmanın sonucunda ortaya çıkan finansal kaynak çeşitliliği endeksi 26,4 puan ile en az puanlananlar arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Finansal Kaynak Çeşitliliği Öneriler: </strong>Öncelikle STK’ların üzerindeki finansal yükün azaltılması gerekiyor. STK’lar tüm harcamaları esnasında özellikle bağışlar yoluyla elde ettikleri gelirlerin büyük bir kısmını satın almalar esnasında, insan kaynakları ödemeleri esnasında ve hatta artık tek başlarına yüklenmek zorunda kaldıkları kira yüklerine ek olarak stopaj ödedikleri esnada verdikleri vergilerle devlete ödüyor. Sivil toplumun üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi ve kademeli olarak tamamen ortadan kaldırılması çok önemli bir ihtiyaç. Bununla birlikte, dernek ve vakıfların kurulması için fiziksel mekân zorunluluğunun ortadan kalkması da gerekiyor. Ayrıca, STK’lar arasında hiyerarşi yaratan ve şeffaf kriterlere dayanmayan kamu yararı ve vergi muafiyeti statülerinin de ya daha etki odaklı bir yaklaşımla STK’lara tanınması ya da tamamen ortadan kalması gerekiyor.</p>
<p>STK’ların üzerindeki finansal yükler kalktığında, finansal çeşitliliği artmasının da daha kolay olacağı söylenebilir. Öte yandan, finansal çeşitliliği artırmak için STK’lara sağlanan hibe kaynakları da daha adil ve eşit bir şekilde dağıtılmalı, hibeler kapsamındaki harcamalar vergiden muaf tutulmalı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler-2/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-1</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 13:29:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışan Refahı ve Politikalar]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynağı Kapasitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86648</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi raporunda; Türkiye’de STK’ların mevcut durumuna dair veriler ve değerlendirmeler, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik uzman görüşleri, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik toplum algısı, Türkiye’de izlenebilir bir sivil toplum ölçeği geliştirebilmek için modeller, STK temsilcilerinin sivil toplum dünyasına dair algı ve beklentilerine ilişkin kapsamlı, karşılaştırmalı ve hem niceliksel hem de niteliksel bulgularla desteklenen sivil toplum panoramasını ortaya koyacak veriler ve tespitler yer alıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="https://www.yada.org.tr/">YADA Vakfı</a> tarafından yürütülen &#8220;<a href="https://www.yada.org.tr/s/2626/i/Turkiye_Sivil_Toplum_Gelisim_Endeksi_2023-2.pdf">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi</a>&#8221; çalışması kapsamında oluşturulan 10 alt gelişim endeksi: İnsan Kaynağı, Çalışan Refahı ve Politikalar, Beceri ve Yeterlilikler, Finansal Kaynak Çeşitliliği, Şeffaflık, İletişim Araçları Kullanımı, Etki, Sürdürülebilirlik, Proje ve İş birliği. Tüm endekslerin ortalamalarına bakıldığında genel tabloda, STK’ların kendi değerlendirmeleriyle Türkiye sivil toplumunun gelişmişlik düzeyi 100 üzerinden 39,4 olarak puanlanıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de sivil toplumun gelişkinliğini ve farklı alanlardaki kapasitesini düzenli olarak takip eden bir ölçeğin olmaması, değişen ve hem demografik olarak hem de toplumsal olarak dönüşen Türkiye’de sivil toplum alanını tanımlamamızı zorlaştırıyor. 20 yıldır Türkiye’de sivil toplumun niceliksel ve niteliksel bilgisini üretmeyi amaç edinen YADA Vakfı, bu eksikliği bir nebze olsun giderebilmek adına “Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi” çalışmasını hayata geçirdi. Bu çalışma temelde hem Türkiye’de sivil toplumun farklı eksenlerdeki kapasitelerini değerlendirmek hem de ileriki çalışmalara zemin oluşturacak bir modeli, sivil toplum alanının, karar alıcıların ve bu alanda akademik veya akademik olmayan çalışmalar yürüten araştırmacıların kullanımına sunmayı amaçlıyor. Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi raporunda; Türkiye’de STK’ların mevcut durumuna dair veriler ve değerlendirmeler, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik uzman görüşleri, Türkiye’de STK’ların mevcut durumunu anlamaya yönelik toplum algısı, Türkiye’de izlenebilir bir sivil toplum ölçeği geliştirebilmek için modeller, STK temsilcilerinin sivil toplum dünyasına dair algı ve beklentilerine ilişkin kapsamlı, karşılaştırmalı ve hem niceliksel hem de niteliksel bulgularla desteklenen sivil toplum panoramasını ortaya koyacak veriler ve tespitler yer alıyor.</p>
<p>Araştırma sonucu ortaya çıkan gelişim endeksi, halihazırda Türkiye ve sivil topluma yönelik üretilen verilerden birkaç yöntemsel ve yaklaşımsal farkla ayrışıyor.  Bu doğrultuda araştırma, Türkiye’de sivil toplumun gelişimini, sivil toplum kuruluşlarının tecrübelerinden hareketle anlayacak şekilde, Türkiye temsili bir örneklemle yapılan saha çalışmalarıyla açıklıyor. Rapor hem sivil toplum kuruluşlarıyla hem de yurttaşlarla yapılan kapsamlı bir anket çalışmasıyla elde edilen doğrudan Türkiye temsili verileri içeriyor.</p>
<p>Bu yazı dizisinde, YADA Vakfı’nın Adhoc Araştırma ile birlikte yürüttüğü Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi araştırmasının sonuçlarını ve ortaya çıkan tabloda karar vericilerin ve sivil toplumun, Türkiye sivil toplumunun etki odaklı gelişimi için neler yapabileceğine dair önerileri ele alacağım.</p>
<p>Araştırmanın sonuçları, Türkiye&#8217;deki sivil toplumun mevcut durumu ve karşılaştığı zorlukları net bir şekilde ortaya koyuyor. STK’ların; kapasite, finansal kaynaklar, iletişim stratejileri, politika etkisi ve şeffaflık gibi temel alanlardaki performanslarına odaklanan bu çalışmayla, sivil toplumun karşılaştığı sınırlılıklar ve gelişim potansiyelleri analiz ediliyor. Bu bağlamda, ortaya çıkan bulgular ışığında bu yazı dizisinde yer alan öneriler, Türkiye&#8217;deki sivil toplumun daha etkili, çeşitli, şeffaf ve demokratik bir yapıya kavuşması için stratejik bir rehberlik sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Tüm bu çalışmaların sonucunda öne çıkan bulgulara ve ortaya konan tespitlere dayanarak, rapor boyunca detaylı bir şekilde verilerle desteklenen Sivil Toplum Gelişim Endeksini oluşturan 10 alt endeks: İnsan Kaynağı, Çalışan Refahı ve Politikalar, Beceri ve Yeterlilikler, Finansal Kaynak Çeşitliliği, Şeffaflık, İletişim Araçları Kullanımı, Etki, Sürdürülebilirlik, Proje ve İş birliği. Tüm endekslerin ortalamalarına bakıldığında genel tabloda, STK’ların kendi değerlendirmeleriyle Türkiye sivil toplumunun gelişmişlik düzeyi 100 üzerinden 39,4 olarak puanlanıyor.</p>
<p>Yazı dizisinin bu ilk yazısında ortaya çıkan endekslerden; &#8220;<strong>İnsan Kaynağı Kapasitesi&#8221;</strong> ile &#8220;<strong>Çalışan Refahı ve Politikalar&#8221;</strong> alt endekslerinin sonuçları ve bu sonuçlara yönelik önerileri ele alacağım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>&#8220;Türkiye’de STK’lar sınırlı insan kaynağı ve gönüllü sayısıyla çalışıyor.&#8221;</em></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-86650 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/07/CHREST_INFOGRAFIK-4-640x640.jpg" alt="" width="358" height="358" /></p>
<p><strong>İnsan Kaynağı Kapasitesi Sonuçlar:</strong> Raporda, insan kaynağı kapasitesi ölçeğini oluşturan değişkenler: “Üye Sayısı, Aktif Üye Sayısı, Gönüllü Sayısı, Tam Zamanlı Çalışan Sayısı, Yarı Zamanlı Çalışan Sayısı, Kısa Dönemli Çalışan Sayısı ve Kurumlarda İşlerin Esas Olarak Kaç Kişi Üzerinde Olduğu”. Dört kategorik değişkenin yeniden kodlanmasıyla ve &#8220;Kurumunuzda işler esas olarak kaç kişi üzerindedir?&#8221; sorusunun sayısal değişkeni kullanılarak yapılan iki aşamalı kümeleme analizi sonucunda oluşturulan üç insan kaynağı kümesi, STK’ların neredeyse %60’ının düşük insan kaynağına sahip olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, STK’ların yarısından fazlası 30 ve daha az gönüllüyle çalışıyor. Bir başka deyişle, Türkiye’de STK’lar sınırlı insan kaynağı ve gönüllü sayısıyla çalışıyor. STK’ların kendi değerlendirmelerine göre, insan kaynağı kapasite endeksi 100 üzerinden 28,7’de puanda kalıyor.</p>
<p><strong>İnsan Kaynağı Kapasitesi Öneriler: </strong>İnsan kaynağı kapasitesinin sınırlılığı altında yatan ekonomik ve politik birçok neden var elbette. Türkiye’de son yıllarda yalnızca sivil toplumda değil birçok farklı sektörde nitelikli insan kaynağı konusunda sorunlar yaşanıyor. Sivil toplum özelinde baktığımızda, farklı çalışmalarımız kapsamında çeşitli paydaşlarla yaptığımız görüşmelere de dayanarak, Türkiye’de STK’ların finansal yükleri arasında en çok zorlandığı yükümlülüğün ücretli çalışanların sigortalarında (SGK vb.) yaşandığı görülüyor. Bu yük azaltılabilirse, STK’ların daha fazla nitelikli insan kaynağını daha sürdürülebilir bir şekilde bünyesinde barındırabileceği söylenebilir. Bu anlamda, kamu idaresi, sivil toplumun insan kaynağının gelişmesi adına teşvikler yaratabilirse, bu kapasitenin artması mümkün. Bununla birlikte, hibe veren kuruluşların da Türkiye’nin ekonomik şartları göz önünde bulundurularak, STK’lara sağladıkları hibelerde insan kaynağına daha fazla kaynak ayırması da sivil toplumun insan kaynağı kapasitesinin gelişimine katkıda bulunabilir.</p>
<p>STK’larda ücretli ve resmi olarak kurumda çalışan kişilerin varlığına ek olarak gerçekleştirilen gönüllü faaliyetlerin hem gönüllülerin hem de yapıların hak ve misyonları koruma altına alacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Bu doğrultuda, STK’larda gönüllülerin sayısını etkin bir şekilde artırmak için gönüllülük yasasının düzenlenmesi ve uygulamaya konmasına ihtiyaç var. Aktif yurttaşlık ve gönüllülük kültürü hali hazırda bazı yüksek öğrenim kurumlarında müfredata girmiş durumda. Bu iki konunun etkin bir şekilde erken yaştan başlayarak eğitim sisteminde yer alması da uzun vadede etkili olabilir.</p>
<p>Öte yandan, STK&#8217;lar da insan kaynağı konusundaki zorlukları kamuoyuna duyurabilir ve bu konuda çözüm arayışlarını destekleyebilir. İlgili politika düzenlemeleri için lobi faaliyetlerinde bulunabilirler. Ayrıca, sivil toplum, özel sektörle iş birlikleri kurarak kurumsal uzmanlık ve finansal destekleri artırmaya çalışabilir. İş dünyasıyla ortak projeler hem insan kaynağı hem de finansal kaynaklar konusunda katkı sağlayabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><strong>&#8220;STK’ların büyük bir kısmının, ideal çalışan refahına ulaşmak için daha çok yol kat etmesi gerekiyor.&#8221; </strong></em></p>
<p><strong>Çalışan Refahı ve Politikalar Sonuçlar: </strong>Araştırma sonuçları, fazla mesainin ücretlendirdiği STK sayısının yalnızca %11,2 olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, STK’ların %65,8’inde çalışanlar iş tanımı dışında başka işler yapıyor. Çalışan refahı değerlendirmelerinde iki farklı küme ortaya çıkıyor. Çalışma ortamı ve iş ile ilgili değerlendirmeler birbirine benzediği gibi, fazla mesai ve yorgunluk hissetme arasında da belirgin bir ilişki bulunuyor. Buna karşın, STK çalışanları hala sivil alanda çalışmaktan memnuniyet duyuyorlar. STK’ların mevcut kurumsal politikaları ele alındığında, sınırlı bir çeşitlilik olduğu görülüyor. Çevre koruma politikalarına sahip olan STK&#8217;ların oranı %22 iken, disiplin politikaları ve çocukların ve korunmasız yetişkinlerin korunması politikaları %19 oranında kalıyor. Performans değerlendirme ve ücretlendirme politikaları ise listenin sonunda yer alıyor. Bu dar marj, STK’ların profesyonel çalışma standartlarına uzak kaldığını gösteriyor. Sonuçlar, STK’ların büyük bir kısmının ideal çalışan refahına ulaşmak için daha çok yol kat etmesi gerektiğini ortaya koyuyor. STK’ların kendi değerlendirmelerine göre, çalışan refahı ve politikalar endeksi 100 üzerinden 59 olarak puanlanıyor.</p>
<p><strong>Çalışan Refahı ve Politikalar Öneriler: </strong>STK’ların fazla mesainin ücretlendirilmesi konusunda daha adil ve şeffaf politikalar oluşturması gerektiği aşikâr. Bunu yaparken, yöneticilerin çalışanlarla düzenli olarak geri bildirim aldıkları karşılıklı performans değerlendirmeleri yapmalarına ihtiyaç var. Bu tür düzenli geri bildirim mekanizmaları oluşturulduğunda, yapılan düzenli geri bildirimlerle fazla mesai talepleri ve ücretlendirme konularında şeffaflık sağlanabilir. Bununla birlikte, geri bildirim mekanizmaları ve fazla mesai ücretlerinin izlenmesine de ihtiyaç var. Bunu, STK’lar kendi iç denetim kurullarında konu ederek takibinin denetim kurulu tarafından yapılmasını sağlayabilir. Ayrıca, STK’lar insan kaynakları profesyonelleriyle iş birliği yaparak çalışan refahı ve kurumsal politikaların daha etkili bir şekilde yönetilmesini sağlamak adına danışmanlık alabilir. Ancak bunun günümüz Türkiye koşullarında kısıtlı kaynaklarla çalışan STK’larda mümkün olamayacağını hepimiz biliyoruz. Sivil toplumun bunu kendi kaynaklarıyla yapmasından ziyade, sivil toplumu izleyen kamu idaresi kurumları, STK’lara bu tür profesyonel destekler sağlayarak rehberlik edebilir.</p>
<p>Öte yandan, STK’larda kurumsal politikaların çoğu zaman kâğıt üstünde kaldığını biliyoruz. Burada yine STK’ların hem yönetim hem de çalışan kadrosunun üzerindeki iş yoğunluğunun, bu tür politikaların uygulanması ve izlenmesi konusunda aksamalara yol açtığını gözlemliyoruz. Kurumsal politikaların kâğıt üstünde kalmaması için konulara ilişkin hedefler ve göstergeler belirlenerek etkin bir şekilde izlenmesi sağlanabilir. Her bir politika için izleme ve değerlendirme mekanizmaları kurularak politikaların etkinliği sürekli olarak değerlendirilebilir. İzleme süreçleri, dış denetçiler ve paydaşlarla şeffaf bir şekilde paylaşılabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/turkiye-sivil-toplum-gelisim-endeksi-sonuclar-ve-oneriler/">Türkiye Sivil Toplum Gelişim Endeksi: Sonuçlar ve Öneriler-1</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gaps in Sustainable Urban Transportation in Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/gaps-in-sustainable-urban-transportation-in-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 09:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[carbon footprint]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84754</guid>

					<description><![CDATA[<p>On the issues of sustainable urban transportation, as in many other issues, there are different approaches and improvements in developed and developing countries. For example, sustainable urban transportation vehicles have the features to reduce carbon footprint but must also meet the urban transportation needs of all social groups.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/gaps-in-sustainable-urban-transportation-in-turkiye/">Gaps in Sustainable Urban Transportation in Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">For this reason, when the issue of sustainable urban transportation is discussed, more than one discipline and area of expertise should be included in the discussions. In this sense, it is critical to understand that sustainable urban transport and mobility are not isolated issues and are related to many other aspects of urban life in general. However, this approach is rarely seen in cities of developing countries, including Türkiye. The </span><a href="https://kavsak.net/"><span style="font-weight: 400;">KAVŞAK</span></a><span style="font-weight: 400;"> (Intersection) Network, which responds to the accessibility and mobility needs of all segments of the society in Türkiye, provides this need safely and works for the development of transportation policies and practices that take care of human and ecosystem health, is a civil society network established for this purpose.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84751 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg" alt="" width="298" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo.jpg 759w" sizes="auto, (max-width: 298px) 100vw, 298px" />The KAVŞAK Network was established within the scope of the Turkey Urban Sustainable Transportation Network Project supported by the European Union within the scope of the Civil Society Networks and Platforms Support Program. It provides the opportunity to work collaboratively to all groups operating in different fields and sectors such as public administration, private sector, academia, media, and especially the civil society working to adopt the sustainable transportation approach and make its applications possible on a national scale. In this article, I would like to mention about the picture that emerged in the “gap analysis” study carried out by </span><a href="https://www.yada.org.tr/en"><span style="font-weight: 400;">YADA Foundation</span></a><span style="font-weight: 400;"> in cooperation with </span><a href="https://wrisehirler.org/"><span style="font-weight: 400;">WRI Türkiye</span></a><span style="font-weight: 400;">, in order to be able to effectively design the project activities during the establishment of the KAVŞAK Network.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">In the first phase of the gap analysis, a desk study was conducted. Within the scope of the desk study, both a literature review and a review on the prominent topics of urban transportation, the components of sustainable urban transportation, and prominent studies carried out on a global and national scale, was made. In the light of the results of this preliminary research, the online survey and in-depth interviews, which are the second and third steps of the study, were structured. Within the scope of the research, the </span><a href="https://kavsak.net/kavsak-hakkinda/yurutme-kurulu/"><span style="font-weight: 400;">project partners</span></a><span style="font-weight: 400;"> also contributed; a stakeholder analysis was conducted on individuals, institutions, and organizations that may have the opportunity to work together, create cooperation and/or establish dialogue on the subject. In line with this analysis, in-depth interviews were held with stakeholders who are experts in various fields such as transportation, climate, city planning, and gender equality etc. In addition, an online survey was conducted with participants from civil society focusing on the issues identified through the data of the desk study and in-depth interviews. In this direction, the research framework consists of what comes to mind when it comes to sustainable transportation, gaps in the field, the main problems of urban transportation and the current situation, access, positions, actors, and obstacles in urban transportation.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84752 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg" alt="" width="357" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" />When we look at the literature on sustainable transportation within the scope of the desk study, the topics discussed in relation to sustainable transportation are; limited carbon emissions, accessibility, pedestrian safety, public transportation, mobility, active transportation (especially bicycle transportation). Academics, private sector, local governments, informal groups, civil society organizations, activists and many different stakeholders produce information on this issue, discuss it and try to bring the issue to the agenda. Based on the studies, it is possible to collect the components of sustainable transportation under the headings of environment, health, access, and security. Under these main headings, it can be said that subjects such as air, water, soil, sound pollution, carbon emissions, climate crisis, physical movement, vulnerable groups, wages, pedestrian, bicycle and active transportation, mobility, pavement are discussed the most.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Most developing country cities struggle with accessible and affordable public transport, and there is no safe infrastructure for non-motorized transport. In these countries, traditional transportation planning mobility is increasing, and these plans are largely in the direction of expanding the infrastructure for private motor vehicles. However, there are also factors that can make sustainable transport attractive. For example, improving the condition of roads, making land planning, reducing public transportation fees, increasing the safety of pedestrian and bicycle paths, spreading of applications such as car sharing applications, digital applications that encourage walking can be seen as attractive for developing countries.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">When we look at the situation in Türkiye, it is seen that the issue is owned only by people and institutions directly related to the field. The main subject is on the central agenda of academics, CSOs, activists, and groups that can be considered as the main stakeholders of the issue, and local governments working in the fields of transportation, energy, and environment. However, the agenda is generally talked about by compressing bicycle transportation. In the broadest sense, the subject comes to the public&#8217;s agenda with the promises of macro elections, where public transportation and sustainable transportation are evaluated in terms of accessibility, and a political discourse comes to the fore through the ability of “everyone” to move. Based on this picture, it is possible to say that sustainable transportation is not discussed comprehensively in all its dimensions in Türkiye. The inclusion of civil society structures working in thematic areas such as health, women, children, disability, and migration is also important. Experts underline components such as integration, accessibility, and low carbon emissions when it comes to sustainable urban transportation. However, there are some obstacles to approaching this sustainable transport model. When research participants talk about the most important problems in the field of urban transportation, they say that active transportation methods are not supported, existing infrastructure is motor vehicle-oriented, and transportation plans are inadequate in Türkiye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The lack of support for active transportation methods such as pedestrian transportation and bicycle transportation is one of the main problem areas in Türkiye. In the in-depth interviews, when the participants were asked for their opinions on the main problems in urban transportation in Türkiye, it was underlined that the safety and continuity of bicycle and pedestrian roads were not ensured. Considering the fact that other transportation methods are not supported, it can be said that one of the top priority problems is that the existing infrastructure is motor vehicle oriented. However, we are faced with a situation where the ignoring of ecological and social dimensions in order to ensure mobility causes an increase in personal vehicle ownership, and the congestion increases with new roads opened instead of relieving traffic. At this point, the importance of turning to public transport is pointed out, but there is a need for an effective struggle in which decision makers, policy makers, civil society, and academia act together in Türkiye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Public transport needs to be discussed around components such as inclusion, safety, hygiene, passenger capacity, integration, access, smart transport systems, and comfort. On the other hand, the most prominent obstacles to urban mobility in Türkiye are the lack of a suitable transport infrastructure and public transport service, especially for vulnerable groups. Moreover, for the development of sustainable urban transportation systems, there is a need to plan public transportation systems and vehicles such as e-scooters, which provide micro-mobility, in a way that can be integrated with each other, thus making sustainable mobility accessible. At this point, it can easily be said that the inaccessibility of such vehicles that provide micro-mobility in Türkiye is an important barrier in not bringing sustainable urban transportation to a sufficient level. So much so that, although it is predicted that the demand for public transportation will increase as alternative transportation systems increase, it is still an important gap that the systems that put public transportation at the center during urban planning are not sustainable. Likewise, it is very important that many stakeholders from different disciplines come together and monitor the developments in the field in order to fill all these gaps in the field of sustainable urban transportation. In this sense, the existence of multi-stakeholder structures such as the KAVŞAK Network is very valuable.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/gaps-in-sustainable-urban-transportation-in-turkiye/">Gaps in Sustainable Urban Transportation in Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 08:32:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[KAVŞAK]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kent içi ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi temel sorun alanlarının başında geliyor. Ceylan Özünel, bu yazısında KAVŞAK Ağı'nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, WRI Türkiye iş birliğiyle YADA Vakfı tarafından gerçekleştirilen 'boşluk analizi' çalışmasında ortaya çıkan tabloya değiniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir kent içi ulaşım konusunda, birçok diğer konuda olduğu gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde farklı yaklaşımlar ve ilerlemeler söz konusu. Örneğin, sürdürülebilir kent içi ulaşım araçları karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik özelliklere sahip olur ama aynı zamanda tüm sosyal grupların kentsel ulaşım ihtiyaçlarını da karşılamalıdır. Bu nedenle, sürdürülebilir kent içi ulaşım konusu ele alındığında birden fazla disiplinin ve uzmanlık alanının tartışmalara dahil olması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84751 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg" alt="Kavşak Ağı logo" width="305" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo.jpg 759w" sizes="auto, (max-width: 305px) 100vw, 305px" />Bu anlamda, sürdürülebilir kent içi ulaşımın ve hareketliliğin yalıtılmış bir konu olmadığını ve genel olarak kentsel yaşamın diğer birçok yönüyle ilişkili olduğunu anlamak oldukça kritiktir. Ancak bu yaklaşım, Türkiye de dahil gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinde nadiren görülür. Türkiye’de toplumun tüm kesimlerinin erişebilirlik ve hareketlilik ihtiyacına cevap veren, bu ihtiyacı güvenli şekilde sağlayan, insan ve ekosistem sağlığını gözeten ulaşım politikalarının ve uygulamalarının geliştirilmesi için çalışan </span><a href="https://kavsak.net/"><span style="font-weight: 400;">KAVŞAK</span></a><span style="font-weight: 400;"> Ağı da bunun için kurulan bir sivil toplum ağıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen Türkiye Kent İçi Sürdürülebilir Ulaşım Ağı Projesi kapsamında kurulan KAVŞAK Ağı, sürdürülebilir ulaşım yaklaşımını benimsemek ve uygulamalarını ulusal ölçekte mümkün kılmak adına çalışan STK’lar başta olmak üzere kamu, özel sektör, akademi ve medya gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren tüm gruplara ortak çalışma imkânı sağlıyor. Bu yazıda, KAVŞAK Ağı&#8217;nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, </span><a href="https://wrisehirler.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">WRI Türkiye</span></a><span style="font-weight: 400;"> iş birliğiyle </span><a href="https://www.yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">YADA Vakfı</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından gerçekleştirilen “boşluk analizi” çalışmasında ortaya çıkan tabloya değinmek istiyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşluk analizinin ilk aşamasında bir masabaşı araştırması yapıldı. Bu araştırma kapsamında hem literatür taraması yapıldı hem de kent içi ulaşıma dair öne çıkan başlıklar, sürdürülebilir kent içi ulaşımın bileşenleri, küresel ve ulusal ölçekte yürütülen öne çıkan çalışmalar hakkında bir tarama yapıldı. Bu ön araştırmadan çıkan sonuçlar ışığında çalışmanın ikinci ve üçüncü basamakları olan çevrim içi anket ve derinlemesine görüşmeler yapılandırıldı. Araştırmanın kapsamında </span><a href="https://kavsak.net/kavsak-hakkinda/yurutme-kurulu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">proje ortaklarının</span></a><span style="font-weight: 400;"> da katkı sağladığı; konuyla ilgili birlikte çalışma yürütme, iş birliği yaratma ve/veya diyalog kurma imkânı olabilecek kişi, kurum ve örgütler ile ilgili bir paydaş analizi yapıldı. Bu analiz doğrultusunda ulaşım, iklim, şehir planlama, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çeşitli alanlarda uzman paydaşlarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Ek olarak, masabaşı anket ve derinlemesine görüşmelerin verileri aracılığıyla belirlenen konulara odaklanan sivil toplumdan katılımcılarla bir çevrim içi anket uygulaması yapıldı. Bu doğrultuda, araştırma çerçevesini, sürdürülebilir ulaşım denince akla gelenler, alandaki boşluklar, kent içi ulaşıma dair temel sorunlar ve mevcut durum, erişim, kent içi ulaşımda pozisyonlar, aktörler ve engeller oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-84752 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg" alt="Kavşak Ağı" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Yapılan masabaşı araştırma kapsamında sürdürülebilir ulaşımla ilgili üretilen literatüre bakıldığında sürdürülebilir ulaşımla ilişkili olarak konuşulan konuların; kısıtlı karbon emisyonu, erişilebilirlik, yaya güvenliği, toplu taşıma, hareketlilik, aktif ulaşım (özelde bisikletli ulaşım) olduğu görülüyor. Akademisyenler, özel sektör, yerel yönetimler, enformel gruplar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler ve birçok farklı paydaş bu konuda bilgi üretiyor, tartışıyor ve konuyu gündeme getirmeye çalışıyor. Çalışmalardan yola çıkarak sürdürülebilir ulaşımın bileşenlerini; çevre, sağlık, erişim ve güvenlik başlıkları altında toplamak mümkün. Bu ana başlıklar altında ise en çok, hava, su, toprak, ses kirliliği, karbon emisyonları, iklim krizi, fiziksel hareket, kırılgan gruplar, ücretler, yaya, bisiklet ve aktif ulaşım, hareketlilik, kaldırım gibi konuların konuşulduğu söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmekte olan ülke şehirlerinin çoğunda erişilebilir ve uygun fiyatlı toplu taşıma hizmeti konusunda sıkıntılar yaşanıyor ve motorsuz ulaşım için güvenli altyapı bulunmuyor. Bu ülkelerde geleneksel ulaşım planlamaları hareketliliği artıyor ve bu planlamalar büyük ölçüde özel motorlu taşıtlar için altyapının genişletilmesi yönünde oluyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir ulaşımı cazip hale getirebilen faktörler de var. Örneğin, yolların durumunun iyileşmesi, arazi planlamasının yapılması, toplu taşıma ücretlerinin azaltılması, yaya ve bisiklet yollarının güvenliğinin artırılması, araç paylaşım uygulamaları, yürümeye teşvik eden dijital uygulamalar gibi pratiklerin yaygınlaşması gelişmekte olan ülkeler için cazip görülebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de duruma baktığımızda ise meselenin yalnızca alanla doğrudan ilişkilenen kişi ve kurumlar tarafından sahiplenildiği görülüyor. Konu; ulaşım, enerji, çevre alanlarında çalışmalar yapan akademisyenler, STK’lar, konunun öznesi olarak kabul edilebilecek aktivist ve gruplar ve yerel yönetimlerin merkezi gündeminde. Ancak gündem genel anlamda bisikletli ulaşıma sıkıştırılarak konuşuluyor. Konu en geniş anlamda kamunun gündemine makro seçim vaatlerinde geliyor, burada da toplu taşıma ve sürdürülebilir ulaşım, erişilebilirlik açısından değerlendiriliyor ve “herkesin” hareket edebilmesi üzerinden politik bir söylem öne çıkıyor. Bu fotoğraftan hareketle, sürdürülebilir ulaşımın kapsamlı bir şekilde tüm boyutlarıyla Türkiye’de tartışıldığını söylemek tam olarak mümkün değil. Sağlık, kadın, çocuk, engelli, göç gibi tematik alanlarda çalışan sivil toplum yapılarının da konuya dahiliyeti önem taşıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir kent içi ulaşım söz konusu olduğunda entegrasyon, erişilebilirlik, düşük karbon</span> <span style="font-weight: 400;">emisyonu gibi bileşenlerin altını çiziyor. Ancak bu sürdürülebilir ulaşım modeline yaklaşmak için bazı engeller söz konusu. Araştırma katılımcıları, kent içi ulaşım alanındaki en önemli sorunların; aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi, mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olması ve ulaşım planlarının yetersizliği olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de temel sorun alanlarının başında geliyor. Yapılan derinlemesine görüşmelerde de Türkiye’de kent içi ulaşım alanındaki temel sorunlara yönelik katılımcılara görüşleri sorulduğunda, özellikle bisiklet ve yaya yollarının güvenliğinin ve devamlılığının sağlanmadığının altı çiziliyor. Diğer ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de düşünülecek olursa mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olmasının en öncelikli sorunlardan biri olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, hareketliliği sağlayabilmek adına ekolojik ve sosyal boyutların göz ardı edilmesinin şahsi araç sahipliğinde artışa neden olduğu, trafiği rahatlatmak yerine açılan yeni yollarla daha da sıkışıklığın arttığı bir tabloyla karşı karşıyayız.</span> <span style="font-weight: 400;">Tam bu noktada, toplu taşımaya yönelmenin önemine işaret ediliyor ancak bu konuda Türkiye’de karar vericilerin, politika yapıcılarının, sivil toplumun ve akademinin birlikte hareket ettiği etkin bir mücadeleye ihtiyaç var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplu taşımanın, kapsayıcılık, güvenlik, hijyen, yolcu kapasitesi, entegrasyon, erişim, akıllı ulaşım sistemleri ve konfor gibi bileşenler etrafında tartışılması gerekiyor. Öte yandan, Türkiye’de kent içi hareketliliğin önündeki en büyük engellerden öne çıkanlar; özellikle kırılgan gruplar için uygun bir ulaşım alt yapısı ve toplu taşıma hizmeti olmaması. Kaldı ki sürdürülebilir kent içi ulaşım sistemlerinin gelişebilmesi için toplu taşıma sistemleriyle mikro hareketliliği sağlayan e-skuter gibi taşıtların birbirine entegre olabilecek şekilde planlanmasına ve böylece sürdürülebilir hareketliliğinin erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç var. Bu noktada da Türkiye’de mikro hareketliliği sağlayan bu tür araçların erişilebilir olmamasının, sürdürülebilir kent içi ulaşımın yeterli seviyeye taşınamamasında önemli bir bariyer olduğu rahatlıkla söylenebilir. Öyle ki, alternatif ulaşım sistemleri arttıkça toplu taşımaya yönelik talebin de artacağı öngörülse de kentsel planlama esnasında toplu ulaşımı merkeze koyan sistemlerin sürdürülebilir yapılarda olmaması da hala önemli bir boşluk alanı. Bunun gibi, sürdürülebilir kent içi ulaşım alanındaki tüm bu boşlukların doldurulabilmesi için farklı disiplinlerden birçok paydaşın bir araya gelerek çalışması ve alandaki gelişmeleri takip etmesi çok önemli. Bu anlamda, KAVŞAK Ağı gibi çok paydaşlı yapıların varlığı oldukça değerli.     </span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: <a href="https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/araclar-sokak-bisiklet-sokak-gorunumu-13633166/">Valeriia Miller</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afette Kesişen Yollar ve Roller</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/16/afette-kesisen-yollar-ve-roller/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2023 12:07:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83417</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığımız deprem felaketlerinde, farklı alanlarda çalışan sivil toplum yapılarının bu tür krizlerde birlikte hareket etmesinin önemini gördüğümüz kadar farklı metot ve yaklaşımlarla çalışanların da rollerinin nasıl kesiştiğini görmüş olduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/16/afette-kesisen-yollar-ve-roller/">Afette Kesişen Yollar ve Roller</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Afetlerde ne kadar yolun ve rolün kesiştiğini yakın zamanda yaşadığımız depremlerde bir kez daha gördük. Aralık 2020’de “Afette Kesişen Yollar ve Roller” başlığı altında birçok farklı alanda çalışan sivil toplum temsilcisiyle </span><a href="https://meydanda.org/s/2623/i/6_AfetteKesisenYollarRoller_Meydan_Raporu.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Meydan</span></a><span style="font-weight: 400;">’da buluşmuştuk. 2020’de gerçekleşen Van ve İzmir depremlerinden ve Karadeniz’de yaşanan sel felaketlerinden yola çıkarak, afet hallerinin farklı evrelerinde sivil toplumun rolünü; kendi içinde ve diğer paydaşlarla olan diyaloğunu ve afetlere ne kadar hazırlıklı olduğumuz gibi konuları gündeme getirmiştik. Tartışmalarda en çok odaklanılan afet de deprem olmuştu. O zaman, afette kesişen roller derken, sivil toplumun gündemine almasının öncelikli olduğunu düşündüğümüz temel tartışma alanı; afet gibi toplumsal ve çevresel etkisi büyük olan meselelerde bu alanı çalışan, bu alanda uzman olan sivil toplum yapılarının yanı sıra, kırılgan, savunmasız grupların güçlenmesi veya iklim, çevre, hayvan hakları gibi konular üzerine çalışanların da “afet” gibi kesişen meseleler üzerine düşünmesine olan ihtiyaçtı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun gibi tartışma ortamlarında, farklı alanların birbiriyle kesişebildiğini dolayısıyla “temalar arası diyaloğun” ne kadar önemli olduğunu vurgulamak çok önemli, ancak “benim alanımın bu konuyla ne ilgisi var?” sorusunun da çokça sorgulandığını biliyoruz. Şimdi son yaşadığımız deprem felaketlerinde bu sorgulamanın yapılmadan, birçok farklı alan/temada çalışan sivil toplum yapılarının, nasıl da alanlarının birbiriyle kesiştiğini, öncesinde birbirleriyle koordine olmanın ne kadar önemli olduğunu ve her alanın/temanın uzmanlığına ihtiyaç duyulduğunu anladığımızı umuyorum. Yaşadığımız bu deprem felaketlerinde, farklı alanlarda çalışan sivil toplum yapılarının bu tür krizlerde birlikte hareket etmesinin önemini gördüğümüz kadar farklı metot ve yaklaşımlarla çalışanların da rollerinin nasıl kesiştiğini görmüş olduk. Burada ifade etmek istediğim aslında sivil toplumun kendi arasındaki diyaloğunu etkisizleştiren bir dikotomi olan “hak temelli-yardım temelli” ayrışması. Türkiye sivil toplumunda, özellikle hak temelli çalışan savunucu yapılar ve kuruluşlar, çoğu zaman yardım temelli çalışan yapıları sivil toplumun bir parçası olarak görmüyor ve onlarla herhangi bir konuda diyaloğa geçmeyi öncelemiyor.  Bir başka deyişle, hak temelli ve yardım temelli dikotomisi, STK’ların birbirine mesafeli durmasına sebep oluyor, hak temelli çalışan kuruluşlarda, haklar odağında çalışmayan kuruluşları yok saymak ve muhatap almamak oldukça sık karşılaşılan bir durum. Yine yaşadığımız depremler sonrası sahada yürütülen çalışmalara baktığımızda kurtarılma, beslenme, barınma, ısınma gibi çok temel acil ihtiyaçları karşılamak üzere çalışmalar yürütüldü. Bu tür desteklere ihtiyacı olan insanları homojen olarak ele almak bir noktada bazı özgün ihtiyaçların da karşılanamamasına sebep oldu. Yardım faaliyetleri yürütülürken, mülteci, çocuk, kadın, yaşlı gibi çeşitli kırılgan grupların temel yardımlara ihtiyacı olduğu kadar, kendi savunmasızlıklarına özgü birçok desteğe de ihtiyacı vardı. Örneğin; ana dili Arapça veya Kürtçe olanların ihtiyaçlarını anlayabilmek yardım temelli çalışan kurumların hak temelli çalışanlarla koordine olması gerekirdi. Buna benzer şekilde çocukların temel ihtiyaçları karşılanırken, çocuk hakları alanında uzmanların da sahada yardım ekipleriyle birlikte çalışabilmesi gerekirdi. Sivil inisiyatiflerin bir arada olduğu bu tür çalışmalar maalesef etkin şekilde yapılamadı. Öte yandan, bu çalışmalar yalnızca afet anlarında değil zaten öncesindeki hazırlık aşamasında yapılmalıydı ki afet esnasında ve sonrasında yardımlar ve haklar bir arada gözetilebilsin. Tüm bunların yapılamamasının tek sebebi elbette sivil toplumun kendi içindeki diyalog eksiği değil ancak afet öncesi birlikte önlem çalışmaları tasarlanabilseydi belki sahada çalışma yapabilen kurumlar hakların korunması anlamında daha etkili olabilirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin mevcut afet önleme ve afet sonrası politikaları, kırılgan ve savunmasız gruplar üzerindeki olumsuz insan hakları etkilerini önlemek için yeterli değil. Bunu zaten biliyorduk ama yangınlar, seller, depremler gibi yaşadığımız son afetlerde maalesef yeniden görmüş olduk. Bu noktada, Türkiye sivil toplumunun çeşitliliğinin bir avantaj olduğunu hatırlatarak, “temel meselelerde ve krizlerde” öncesi, esnası ve sonrasında birlikte hareket etmemizin, sürekli diyalog halinde olmamızın, birbirimizi ayrıştırmadan ortak çözümler için bir araya gelmemizin artık her zamankinden daha da önemli olduğunu gördüğümüzü umuyorum.  </span></p>
<p><em>Görsel: Harish Sharma</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/16/afette-kesisen-yollar-ve-roller/">Afette Kesişen Yollar ve Roller</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2022 13:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt Çalışmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82397</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda, Türkiye&#8217;deki merkezi karar vericiler, yerel yönetimler ve siyasetçiler yoksullukla ilgili daha çok demeç veriyor ancak uzun süredir devam eden yoksulluğu sadece söylem düzeyinde ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz. Kalıcı ve derin yoksulluk sorunu, ancak bunun bir insan hakları ihlali olduğu kabul edilerek ve buna yönelik politikalar geliştirilirken hak temelli bir yaklaşım benimsenerek ele alındığında çözülebilir. Bunun için yoksulluğun, ekonomik koşulların ötesinde, sistematik olarak ayrımcılığa ve sosyal dışlanmaya maruz bırakılan toplumun farklı kesimlerinin yaşam boyu yaşadıkları bir deneyim olduğunun anlaşılması gerekiyor. Bu nedenle uzun süredir devam eden yoksulluğun ortadan kaldırılması veya azaltılması ancak herkesin insan haklarına erişimini ve kaynakların toplumun tüm paydaşları arasında adil bir şekilde dağıtılmasını sağlayacak politikalarla mümkün. </span></p>
<h5><b>&#8216;Birçok Araştırma, Derin ve Kalıcı Yoksulluğun Arkasındaki Sistematik Ayrımcılığa İşaret Ediyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin bugünkü tablosuna baktığımızda, haklarına erişemeyen kişilerin yaşamsal işlevlerini sürdürmelerinin artık daha da zor olduğunu görüyoruz. Derin ve kalıcı yoksulluk, sadece bir gelir düşüklüğü değil, aynı zamanda ciddi bir sosyolojik durum anlamına da geliyor. Örneğin, ailedeki anne babanın yoksulluğunun, onların temel haklarının kaybına neden olduğu gibi, o ailedeki çocukları da haklarının kaybına maruz bırakıyor. Bu da yoksul çocukların, eğitim, barınma, beslenme, enerji gibi temel haklardan doğrudan etkilenmesi anlamına geliyor. Derin ve kalıcı yoksulluk, sistemin en acımasız koşullarında yaşayan bu çocukların yetişkinlik dönemlerinde ailelerinden miras aldıkları yoksulluğu gelecek nesillere aktarmaları anlamına geliyor ve bu zincirin parçaları birbirine eklenerek devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar, LGBTQI+ bireyler, çocuklar, yaşlılar, mülteciler, engelliler, Kürtler, mevsimlik işçiler, gençler ve Roman toplulukları gibi kırılgan grupların, ayrımcılık ve insan hakları şiddetinin neden olduğu yoksullukla karşı karşıya kaldığını gösteren birçok araştırma var. Örneğin; Yaşama Dair Vakıf (YADA Vakfı)&#8217;ın 2019’da yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-yaslilik-tahayyulleri-ve-pratikleri-arastirmasi/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUtt9VM0s11qduQgH2m02-KheDUc19-aJGHXXtMZ0yso-DwyEUL3acgaAkPbEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">”, Türkiye&#8217;deki “Eşitsiz Yaşlanma” kavramına değiniyor. Araştırmada, Doç. Dr. Özgür Arun’un kaleme aldığı bölümde, eşitsiz yaşlanmanın, kişinin tüm yaşam döngüsüne ilişkin bir sürecin yansıması olduğu belirtiliyor. Türkiye’de en yoksul kuşaklardan birisinin çocuklar olduğu, yoksulluk riskinde ikinci sırada yaşlıların olduğu belirtiliyor. O dönemki verilere göre, Türkiye’de çocuk yoksulluğu %25 seviyesindeyken, yaşlıların da %17’sinin yoksul olduğu görülüyor. Bu bakımdan değerlendirildiğinde, genç kuşaklar arasındaki yüksek eşitsizlik riskinin gelecek elli yıl içinde de eşitsiz yaşlanmaya neden olacağı anlaşılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kürt Çalışmaları Merkezi, Rawest Araştırma ve YADA Vakfı&#8217;nın birlikte yürüttüğü “<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/kurt-gencler-20-benzerlikler-farklar-degisimler/" target="_blank" rel="noopener">Kürt Gençler’20 Benzerlikler, Farklar, Değişimler A</a>raştırması&#8217;na</span><span style="font-weight: 400;"> göre Kürt gençlerinin en büyük sorunu işsizlik ve ayrımcılık. Bulgular ayrıca Kürt gençlerine yönelik ayrımcılığın eğitime erişim ve diğer temel hakların ihlaline neden olduğunu da gösteriyor. Yine YADA&#8217;nın &#8220;<a href="https://yada.org.tr/yayinlar/turkiyede-ne-egitimde-ne-istihdamda-neet-genclerin-ihtiyaclari-problemleri-gelecekten-beklentileri/?gclid=Cj0KCQiA1sucBhDgARIsAFoytUuVnkXn46U8GFcGPchU-sq80EStovqBzoN6GhMc2myImWmWyoP-CV8aAsVWEALw_wcB" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;deki Ne Eğitimde Ne İstihdamda (NEET) Gençlerin İhtiyaçları, Problemleri, Gelecekten Beklentileri</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; adlı yakın zamanlı bir araştırmasının bulguları da kadınların, 25-29 yaş grubunun, düşük veya orta gelirlilerin, sağlık sorunları olanların ve Türk olmayan (Kürt ve mülteciler) gençlerin daha çok istihdam ve eğitim dışında kaldığını yani NEET grubunda olduğunu gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Bankası&#8217;nın Şubat 2022&#8217;de yayınladığı “Türkiye Ekonomi Monitörü: Akıntıya Karşı Kürek Çekmek</span><span style="font-weight: 400;">” raporunda, Covid-19 salgınının Türkiye’de mevcut gelir ve işgücü eşitsizliklerini artırdığı belirtiliyor. Rapordaki verilere göre; genel olarak, Türkiye&#8217;deki tüm yoksul insanların yarısı Doğu bölgelerinde bulunuyor. Veriler, Covid-19 pandemisinin bölgeler arası eşitsizlik bağlamındaki etkilerinin özellikle Türkiye’nin Doğu bölgelerinde yaşayan kadınlar üzerinde yoğun olduğunu söylüyor ve bu durumun halihazırda yaşanan cinsiyet eşitsizliğini de artırdığı görülüyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İstanbul Planlama Ajansı (İPA) ve Sıfır Ayrımcılık Derneği&#8217;nin ortaklaşa yürüttüğü &#8220;<a href="https://sodev.org.tr/sodev-turkiyede-roman-topluluklari-ve-yoksulluk-arastirmasi/" target="_blank" rel="noopener">Türkiye&#8217;de Roman Toplulukları ve Yoksulluk Araştırması</a></span><span style="font-weight: 400;">&#8221; sonuçlarına göre, Roman yurttaşların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri ayrımcılık. Türkiye genelinde katılımcıların %40&#8217;ı ayrımcılığa maruz kaldığını söylüyor. En çok gündelik hayatta her gün ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Romanlar, ikinci sırada en fazla ayrımcılığa devlet daireleri ve hastanelerde maruz kaldığını belirtiyor. Araştırmada belediyelerden beklentileri de sorulan katılımcıların çok büyük bir bölümü sosyal yardımların artırılmasını istiyor. Devletten beklenti konusunda da sosyal yardımlar ilk sırada yer alırken, ayrımcılık yapılmaması ve iş imkânı istekleri de öne çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derin Yoksulluk Ağı Türkiye tarafından hazırlanan “<a href="https://derinyoksullukagi.org/hikayenin-yok-hali/" target="_blank" rel="noopener">Hikâyenin Yok Hali</a></span><span style="font-weight: 400;">” adlı bir diğer yakın tarihli çalışmada, Türkiye&#8217;de yoksulluk ve ayrımcılıktan mustarip birçok insanın hikayesi var. Bu hikayelerde, ayrımcılık ve yoksulluk hikayelerinin çoğunun çocuklar, gençler, kadınlar ve LGBTQI+ bireyler tarafından deneyimlendiği görülüyor. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Büyüyen İklim Krizinin Yaratacağı Derin Yoksulluk Üzerine de Bir An Önce Çalışılmasına İhtiyaç Var&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, iklim krizinin yoksul nüfus üzerindeki olumsuz etkisinin toplumun diğer kesimlerine göre daha fazla olduğunu gösteren birçok çalışma var. Öte yandan, iklim krizi nedeniyle toplumun önemli bir kısmının yoksullaşacağından da bahsetmek mümkün. Bu nedenle, büyüyen iklim krizinin yaratacağı derin yoksulluk üzerine de bir an önce çalışılmasına ihtiyaç var. Bu noktada yaşanacak olan gıda krizi ve eşitsizlik, Türkiye&#8217;deki karar vericilerin çözüm üretmek için çalışacakları en önemli konulardan biri olacak.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada sivil toplum yapıları, karar vericilerle müzakerelerde aktif rol almak ve pandemi sonrası dönemde derinleşen meseleler üzerine yeni politika oluşturma süreçlerine katılmak için önemli aktörler. Türkiye&#8217;de pandeminin, siyasi ve ekonomik krizlerin yarattığı tahribat, daha dirençli bir toplumun nasıl inşa edileceğine dair politikalar geliştirilmesini zorlaştırıyor ancak daha önemli bir adım var ki o da karar alıcıların ve sivil toplumun, derin ve kalıcı yoksulluk gibi öncelikli konuları bir insan hakları ihlali olarak konuşabileceği bir zemin, dil, söylem ve üslup geliştirmek. Bu noktada, farklı arka planlara sahip ve kırılgan gruplar, iklim krizi, ayrımcılık gibi kesişen meseleler üzerine çalışan sivil toplum yapıları, bir insan hakları ihlali olarak yoksulluk konusunda birlikte politikalar geliştirebilir ve bu paydaşların birlikte üreteceği politika önerileri karar vericilere ulaştırılabilir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/12/09/sistematik-insan-haklari-ihlallerinin-bir-sonucu-derin-ve-kalici-yoksulluk/">Sistematik İnsan Hakları İhlallerinin Bir Sonucu: Derin ve Kalıcı Yoksulluk </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
