<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yurttaşlık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 Oct 2019 09:53:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yurttaşlık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yurttaslik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Yurttaşlık Bilincinde Israr Etmeliyiz’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/yurttaslik-bilincinde-israr-etmeliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Oct 2019 09:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ege İnsan Hakları Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Hukukçular Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Dayanışma Akademisi (İDA)]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük İçin Hukukçular Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Demokrat Hukukçular Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43472</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege İnsan Hakları Okulu’nun üçüncü çalıştayında bir araya gelen hukukçular, insan hakları savunucuları ve akademisyenler baskıcı rejimlerde hukuk ve insan hakları mücadelesinin yöntemleri konuştu. Yurttaşlık bilincinden ısrarı öneminin vurgulandığı çalıştayda insan hakları mücadelesinde yeni belirlenim alanları yaratılması gerektiği belirtildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/yurttaslik-bilincinde-israr-etmeliyiz/">‘Yurttaşlık Bilincinde Israr Etmeliyiz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2017 yılında İzmir’de insan hakları savunucularını bir araya getirerek evrensel hak ve özgürlükleri tartışmak, üretmek, paylaşmak ve öğrenmek amacıyla kurulan Uluslararası Ege İnsan Hakları Okulu’nun üçüncü çalıştayı gerçekleşti. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Uluslararası Demokrat Hukukçular Örgütü, İnsan Hakları ve Demokrasi İçin Avrupalı Hukukçular Örgütü ile İzmir Dayanışma Akademisi tarafından da desteklenen çalıştayın bu yılkı konusu ‘Baskıcı Rejimlerde Hukuk ve İnsan Hakları’ idi. Şirince Matematik Köyü’nde gerçekleşen çalıştayda otoriter rejimleri ve hukuku, baskıcı rejimlerde yargı pratiğini ve avukatlığı, insan hakları mücadelesinin siyasi boyutu gibi pek çok konu ele alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-43475 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/ege_insan_haklari_kulu-8-640x360.jpg" alt="" width="393" height="221" />Sivil Sayfalar’a açıklamada bulunan çalıştay hazırlık komitesinden Özgürlük İçin Hukukçular Derneği üyesi Av. Hatice Sönmez, ülkede ve dünyada yükselen insan haklarının sorunları ve krizleri karşısında hukukçuları sessiz kalmamayı ve insan hakları okulu çatısı altında birleşmeye ittiğini belirtti. Sönmez, “Bu okulu kurarken gerek uluslararası gerekse yurt içinde ortaklaşabileceğimiz, birlikte bir şeyler üretebileceğimiz, insan hakları sorunları karşısında yan yana durabileceğimiz bir alan yaratmayı amaçladık. Önemle belirtmek isteriz ki; bu okulu bir araya gelmenin ve insan haklarını savunmanın imkanlarını birlikte tartışacak bir ortam olarak hayal ediyoruz. Yani bu okul hepimiz için birlikte düşünmenin ve dayanışmanın bir imkanı. Her birimizin bu bir aradalıktan kazanımlar elde edeceğini umut ediyoruz” dedi.</span></p>
<p><b>‘Tüm Avrupa Ülkelerinde İnsan Hakları Tehdit Altında’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine çalıştayın açılışında konuşan Demokrasi ve İnsan Hakları İçin Hukukçular Örgütü Başkanı Prof. Dr. Bill Bowring, tüm Avrupa ülkelerinden insan haklarının tehdit altında olduğunu belirtti. İngiltere’de yakın zamanda çok sayıda eylemin polis tarafından yasaklandığını ve çok sayıda kişinin tutuklandığını dile getiren Bowring, “Hükümet eline örs ve çekiç aldı ve hukuku dövüyor. Durum oldukça fena. İngiltere, Avrupa Birliği&#8217;nden ayrılan ilk ülke olacak ve insan haklarından uzaklaşacak ilk ülke olacak. Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ‘teröristleri koruyan bir yasa’ olarak görüyor. Avrupa’da 21 ülkede örgütlüyüz çoğu için iyi gitmiyor. Rusya’da üye hukukçu derneklerimiz var. Rusya hükümeti sürekli zorluklar çıkarılıyor, son olarak İnsan Hakları Birliği Derneği’nin kapatmak için soruşturma açtılar. Tüm Avrupa’da insan hakları tehdit altında diyebiliriz” dedi.</span></p>
<p><b>Yeni Otoriterliğin Kabileyeti: Belirsizlik</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43476 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/ege_insan_haklari_kulu-7-640x360.jpg" alt="" width="402" height="226" />Çalıştayın konuşmacılarından İzmir Dayanışma Akademisyen’den Prof. Dr. Nilgün Toker yeni otoriter rejim üzerine konuşma yaptı. Yeni otoriter rejimin, otoriterliğe özgü olmayan faşizm ve totaliterliğe özgü, yeni bir kabileyeti olduğunun altını çizen Toker, “Büyük bir bulanıklık, belirsizlik yaratma gücüne sahip çünkü kurallı bir rejim değil. Modern devlet adalet üreten bir toplumsal sözleşmeye dayalı bir toplum modelidir, modern devlette otoriter veya liberal herkesin dayandığı kurucu ilke eşitliktir. Yeni rejim modern rejimin kurucu ilkesi eşitlik ilkesini reddediyor. Bu rejimi geriye ittirmenin yolu belirsizliğe karşı direnecek belirlenim alanları yaratmak. Yurttaş bilincinde ısrar etmek bir belirlenim alanıdır. Yeni rejimin bizi tanımsız bırakan felç halinden çıkmak lazım. Belirsizlikle mücadele etmenin tek yolu var; hareket etmek, eylem” diye konuştu.</span></p>
<p><b>İkili Devlet: Norm ve Tedbir Devleti</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TİHV Akademi’den Dr. Serdar Tekin ‘İkili Devlet’ başlıklı sunum yaptı. Siyaset Bilimci Ernst Fraenkel’ın ikili devlet kavramını anlatan Dr. Serdar Tekin, “Bu ikili devlet olağan kurallara göre sürdürülen norm devleti ve kendisini yazılı kurallarla bağlamayan tedbir devletidir. Tedbir devleti ile norm devleti bir arada çalışır, ikisi birlikte bir rejimi oluşturur. Kesinlikle hukuk devleti ile aynı şey değildir. Tedbir devleti hukuk dışında çalışır ve asla gizli saklı kalmaya çalışan bir yapı değildir. AYM’nin OHAL KHK’larını hiçbir şekilde denetleyemeyeceğini söylemesi gibidir. Hukuksuz ve aleni bir şeyin meşrulaştırılmasıdır. Bu iki devlet kendilerine özgü kurumları olan yapılar değiller, aynı kurumlar içerisinde işliyorlar. Üniversite rektörleri için bile bu böyle. Sabah erasmus anlaşması yapıp ders programı onaylıyorlar. Öğleden sonra hukuksuz ihraçlara imza atıyorlar” dedi.</span></p>
<p><b>Almanya’da Nazi Rejimine Nasıl Geçildi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43478 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/ege_insan_haklari_okulu-2-640x360.jpg" alt="" width="402" height="226" />Almanya’da hukuki düzlemde Nazi Rejiminin nasıl yaratıldığına değinen Dr. Berke Özenç, “Nazi Almanya&#8217;sında yaşanan olağanüstü dönemde Başkanın geniş yetkileri vardı. Kararnamelerle anayasasızlaştırma işlemi yapıldı. Nazi Almanya’sının iki önemli yönü temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması ve parlamenter rejimden uzaklaşmadır. Esas değişim yeni bir hukuk düşüncesinin yaratılmasında. Yeni düşünce hukuk devletine, parlamenter demokrasiye ve eşitlik ilkesine saldırıyor. &#8216;</span><span style="font-weight: 400;">Hukuk ve yasa aynı şey değildir&#8217; ilkesini kötüye kullandılar</span><span style="font-weight: 400;">. Hukuk ve ahlak arasında bir bağ inşa ettiler, hukuku kendi ahlak ve değerleri ile yorumladılar. Milli ahlak, sağlıklı milli şuur gibi muğlak kavramlarla ve Nazi adaletine atıfla sistemi dönüştürdüler. Tek adam rejimini devlet aygıtında yer açmak için sonuna kadar kullandılar. Türkiye’de de beka ve millilik anlayışı her türlü sorunun aşımında kullanıldı” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Hukuk Siyasi Arenanın Parçası Haline Getirildi’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barselona Otonom Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Prof. Lois Lemkow  konuşmasının başında Katalonya&#8217;da faaliyet yürüten biri olarak Türkiye&#8217;deki hak mücadelesi yürütenleri dikkatle takip ettiğini ve uluslararası dayanışmanın öğreticiliğine dikkat çekti. İspanya’da siyasi arenalarda yapılması gerekenlerin hukuki alanda yapıldığını dile getiren Lemkow, “Katalan liderlere verilen ceza örneği bunun göstergesi. Bu kişiler İspanyol hükümetine karşı isyana teşvikle suçlandılar. Buna gerekçe olarak da Katalanların bağımsızlık için yaptığı referandumdu. Bu simgesel bağımsızlık talebine İspanyol hükümeti yargılama ve tutuklama ile karşılık verdi. Katalonya&#8217;da insan hakları mücadelesi son dönemde 9 kişi hakkında büyük cezalar verildi. Bu kişilerin bir kısmı parlamenterlerdi. Bu yargılamalar siyasi idi” dedi. </span></p>
<p><b>‘Kendi Kaderini Tayin Hakkı Tartışılması Gerekiyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katalonya’daki referandum sonrasında İspanya hükumetinin bu karşı belediye özerkliğini kısıtlayan bir kısım değişiklikler yaptığını belirten Lemkow şunları söyledi: “Gerekçesi ise anayasaya aykırılıktı. Tam da burada yeni bir kavram önermek istiyorum &#8220;Baskıcı anayasacılık&#8221;. Belediye özerkliği yasası değiştirilerek kadükleştirildi. Bağımsızlık yanlıları yüzde 15 ile başladı ve yüzde 50&#8217;e çıktı. Daha önceden bağımsızlığı desteklemeyen birçok politikacı özerkliği kısıtlayan belediye yasası sonrası bağımsızlığı desteklemeye başladı. 1975’te Franco’nun ölümünden sonra ülke demokratikleşmeden geçti. 30-35 yıl açık bir demokrasi vardı diyebiliriz ama son süreçte bunun böyle olmadığını söyleyebiliriz. Politikada bağımsızlık yanlısı partiler hepimiz tek çözümün referandum olduğunu düşünüyoruz. Kendi kaderinin tayin hakkı gibi konseptlerin tartışılması gerekiyor.&#8221; </span></p>
<p><b>‘Ölümden Sonra İşkence Olabilir Mi?’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43479 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/ege_insan_haklari_okulu-4-640x360.jpg" alt="" width="393" height="221" />İsrail Devleti’nin öldükten sonra da Filistinlilere işkence yapmaya devam ettiğini ifade eden Av. Rania Ghosheh; “Ölümden sonra işkence olabilir mi? Ölüler cezalandırabilir mi? Şu anda İsrail’de olan bu. Devletin güvenlik tehdidi gerekçesi ile cenazeyi istediğinde ya da vermediğinde ne yapabilirsiniz? Morgda cenazeler öldürüldüğü andaki kıyafetleri ile aylarca yıllarca bekletebiliyor. Ailelerin düşünce çocuklarının cenazesini gömüp gömemeyeceği. Aileler, en temel hakları olarak çocuklarının cenazesini gömmek istiyor ama bunun için devletle müzakere yapıyor. Devlet ise şart koşuyor. Para istiyor, cenazeye saat ve sayı sınırlaması koyuyorlar. Bunlar kolektif bir cezalandırmanın ürünü” dedi.</span></p>
<p><b>‘Uluslararası Kamuoyunun Desteğine İhtiyacımız Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda 50 cenazenin alıkonulmuş durumda olduğunun bilgisini veren Ghosheh ise şunları söyledi: “5 tanesi cezaevlerinde öldü. Yargısız infazla katledildiler ve nasıl öldürüldüğünün soruşturulmasına imkan vermek istemiyorlar. Evet burada bunları konuşurken uluslararası hukuk ne diyor, insan hakları kuralları ne diyor elbette biliyoruz ama ülkemizde bunların hiçbiri uygulanmıyor. Bir cenazeyi istemek nasıl terörle mücadele kapsamında ele alınabilir ki? İsrail, cenazelerin verilmemesini uluslararası hukuka aykırı bulmuyor, çünkü uluslararası hukukta bunla ilgili düzenlemeler olmadığını savunuyor. Cenazeleri pazarlık aracı olarak görüyorlar. Bu konuda uluslararası kamuoyunun desteğine ihtiyacımız var. Filistinliler haklarını kullanmak için yeni yollar arayışındalar. Şiddetin çözüm olmadığını, ne şiddetler doğurduğunu gördük. Müzakere ve barışçıl çözümlere ihtiyacımız var”.</span></p>
<p><b>‘Siyasal Mücadeleler Sonunda Bütün İlkeler Kazanılmıştır’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın konuşmacılarından biri de Doç. Dr. Murat Sevinç idi. OHAL KHK’sı ile yapılamayacak ne varsa 2 yılda yapıldığını dile getiren Sevinç, “Ama hiçbir şey olmadı, pek az insan tepki gösterdi. Kararnameye gelen süreçte bir kadının cenazesi asfalt üzerinde bekledi, başka bir kadın çocuğunun cenazesini buzdolabında bekletti, yine bir şey olmadı. İçten içe bilinçlenme, birikim, birtakım insanların mücadelesi oluyor elbette ama büyük şeyler olmuyor. Birey, insan hakları gibi kavramlar batılı kavramlar. Hukuk dediğimiz şeyin bir arka planı vardır, o da hak mücadelesi ve tarihidir. Büyük siyasal mücadeleler ve kayıplar sonunda bütün ilkeler kazanılmıştır. Bunları düşünmeden neden ilkelerin uygulanmadığını düşünmemeliyiz. Hürriyet ve insan hakları Avrupa’da burjuvazi sınıfının mücadelesi sonrasında çıktı” dedi. </span></p>
<p><b>‘Hak Mücadelesinde Kimlik Kriteri Dışlandı’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osmanlı’nın burjuvazinin çıkmasına, aydınların yetişmesine ve böylesi bir düşüncesine doğmasına izin vermediğini ifade eden Sevinç, “Sonradan kaçmaktan olan treni yakalamaya çalıştı ve biz de hala o treni yakalamaya çalışıyoruz. Bütün cumhuriyet tarihi &#8216;milli bir burjuvazi&#8217; yaratma ve Sünni-Türk temelinde &#8216;yurttaş modeli&#8217; oluşturma çabasıyla geçmiştir. Hak mücadelesini hep solcular, muhalifler yaptı  ve sınıfsal bir bakıştan yaptı. Ama kimlik kriterini dışladı. Kimlikleri görmeden ve üzerine kafa yormadan salt bir sınıfsal perspektiften hak mücadelesi yürütmeye imkan yok. Birey ve yurttaş olamamış insanlarla nasıl iletişim kurabileceğiz? Ben, yumuşak ve karşımdakinin anlayacağı bir dille, insanları kategorize etmeden ve suçlamadan anlatmaya sorunları ve kazanımlarımızı çalışıyorum” diye konuştu. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/21/yurttaslik-bilincinde-israr-etmeliyiz/">‘Yurttaşlık Bilincinde Israr Etmeliyiz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Mar 2017 12:21:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[BAK]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Berivan Gökçenay]]></category>
		<category><![CDATA[Ece Öztan]]></category>
		<category><![CDATA[Ev Hanımlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü Akademi Konferansları]]></category>
		<category><![CDATA[tarih vakfi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Özel Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[yurttaşlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12441</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Tarih Vakfı tarafından düzenlenen “Olağanüstü Akademi Konferansları”  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenler Dr. Berivan Gökçenay ve Dr. Ece Öztan’ın sunumlarıyla başlıyor. Tarih Vakfı’nın düzenlediği “Olağanüstü Akademi Konferansları” 16 Mart’ta Berivan Gökçenay’ın “Üniversite, İfade Özgürlüğü ve Akademik Özgürlükler: Bir Yok Oluşun Ardından” başlıklı sunumu ve 17 Mart’ta akademisyen Ece Öztan’ın “Akademinin Ev [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/">Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tarih Vakfı tarafından düzenlenen “Olağanüstü Akademi Konferansları”  Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenler Dr. Berivan Gökçenay ve Dr. Ece Öztan’ın sunumlarıyla başlıyor.</strong></p>
<p>Tarih Vakfı’nın düzenlediği “<strong>Olağanüstü Akademi Konferansları</strong>” 16 Mart’ta Berivan Gökçenay’ın “<strong>Üniversite, İfade Özgürlüğü ve Akademik Özgürlükler: Bir Yok Oluşun Ardından</strong>” başlıklı sunumu ve 17 Mart’ta akademisyen Ece Öztan’ın “<strong>Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim, Üniversite ve Toplumsal Cinsiyet</strong>” konuşmasıyla başlıyor.</p>
<p>Dr. Berivan Gökçanay, devlet güvenliği/milli güvenlik argümanlarıyla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını konu ediyor. Söyleşide  yakın dönem örneği olarak “Barış İçin Akademisyenler” (BAK) imzacılarına yönelik soruşturmalar ve ardından Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile çok sayıda akademisyenin kamu görevinden ihraç edilme süreci ele alınacak.</p>
<p>Bir bildiri imzalamaları nedeniyle ihraç edilen akademisyenlerin aslında akademik özgürlükleri çerçevesinde hareket ettikleri ve bunun da temel bir insan hakkı olan düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hukuki normlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla açıklanmaya çalışılacak.</p>
<p>Konferans dizisi 17 Mart’ta Dr. Ece Öztan’ın “Akademinin Ev Hali: Türkiye’de Bilim, Üniversite ve Toplumsal Cinsiyet” konuşmasıyla devam edecek. Öztan’ın söyleşisinde, akademinin normatif beklentisi ve bilimin bir uğraş olarak tanımından başlayarak, akademik hayatın örgütlenişi ve işleyişi tartışılacak.</p>
<p>Akademik hayat ile iş piyasasındaki cinsiyet örüntülerindeki farklılıkları Türkiye’deki toplumsal cinsiyet rejimi içerisinde nasıl konumlandırabiliriz? Bu rejime damgasını vuran “ev hanımlığı” sözleşmesinin akademinin içi ve dışına yansımaları nelerdir? Akademi içerisindeki dikey, yatay ve içsel ayrışma örüntüleri nelerdir? Akademik hayat gerçekten “kadın dostu” mu? gibi sorulara yanıt aranacak.</p>
<p>Biri üniversite diğeri de araştırma-geliştirme merkezleri üzerine iki farklı saha çalışması verilerine de değinilerek, Türkiye’deki cinsiyet rejimine akademi ve bilimsel faaliyetin “içerisinden” bakılmaya çalışılacak.</p>
<p><strong>Dr. Berivan Gökçenay hakkında</strong></p>
<p>Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi lisans eğitiminin ardından yüksek lisansını yine aynı üniversitede tamamladı. 2000’den itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde çalıştı. 2009’da özel hukuk alanında doktora derecesini aldı. Sussex Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulunmuş; ayrıca kısa bir dönem de çalışmalarını Arab American Üniversitesi’nde (Jenin/Filistin) ve İsrail’de yürüttü. Uluslararası Özel Hukuk, Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Hukuku alanlarında araştırmaları ve yayınları bulunmakta.</p>
<p><strong>Dr. Ece Öztan hakkında</strong></p>
<p>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki lisans ve aynı Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında üniversitede yüksek lisansını tamamladı. 2009’da Siyaset Bilimi doktorasını Marmara Üniversitesi&#8217;nden aldı. 2002’den itibaren Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü&#8217;nde çalıştı. 2005-2008 döneminde Amsterdam Üniversitesi, Göç ve Etnik Araştırmalar Enstitüsü’nde konuk araştırmacı olarak bulundu. Siyaset sosyolojisi, göç çalışmaları, sosyal bilimlerde araştırma yöntemleri, toplumsal cinsiyet çalışmaları, kadın istihdamı, yurttaşlık ve siyasal katılım konularında araştırma ve yayınları bulunmakta</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/15/tarih-vakfi-olaganustu-akademi-konferanslari-basliyor/">Tarih Vakfı “Olağanüstü Akademi Konferansları” başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
