<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yolsuzluk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yolsuzluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yolsuzluk/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yolsuzluk arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yolsuzluk/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nezih Onur Kuru]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 11:50:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hesap verebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yolsuzluk Algıları Endeksi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79401</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berlin merkezli Uluslararası Şeffaflık Örgütü, 2021 Yolsuzluk Algıları Endeksi'ni yayınlandı. Endeksin 2021 sonuçlarına göre, Türkiye 38 puanla 180 ülke arasında 96. sırada yer alırken, 2013'ten bu yana 12 puan kaybetti ve sıralamada 43 basamak geriledi. Sonuçlar, Türkiye'nin son 10 yılda en çok puan kaybeden ülkeler arasında zirvede yer aldığını gösterdi. 1 milyon üzeri nüfuslu ülkeler arasında en büyük düşüş Türkiye’de yaşandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin puanı Avrupa Birliği&#8217;nin tüm üye ülkelerinden daha düşük. Bulgaristan gibi pek de temiz bir sicile sahip olmayan ülkeler dahil olmak üzere üyelerin tamamı Türkiye’nin önünde bulunuyor. Türkiye ayrıca 38 OECD ülkesi arasında 37. sırada yer alıyor. Türkiye, yer aldığı Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri bölgesinde, 22 ülke arasında Gürcistan, Ermenistan, Karadağ, Belarus, Kosova, Kuzey Makedonya ve Sırbistan’ın ardından 8. sırada bulunuyor. 2013 yılında bu bölgede zirvede yer alan Türkiye yolsuzluk konusunda en temiz algıya sahipti. 2013-2022 arasında Türkiye bu bölgede <a href="https://seffaflik.org/2021-yolsuzluk-algi-endeksi-aciklandi/" target="_blank" rel="noopener">endekste</a> en çok gerileyen ülke oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde sırasıyla 17-25 Aralık dosyalarının kapatılması, soruşturma açılan siyasilerin kamu görevlerine devam edebilmesi, seçim kampanya ve güvenliği konusunda yolsuzluk ve ihlallerin normlaşması, OHAL ve sonrası dönemde yargı ve bürokraside rüşvetin yaygınlaşması, mafyanın güvenlik güçleri ve siyasilerle temas ve ilişkilerinin giderek derinleşmesi, bakanların mafyayla aynı kareye girmesi ve mafya tarafından açıkça tehdit edilmesi, Türkiye’nin uluslararası savaşçı ve uyuşturucu trafiği konusunda bir “hub point” olarak suç ve yolsuzluk konusunda güven kaybetmesi, nepotizmin giderek aşikar hale gelmesi, aynı zamanda otoriterleşme ile birlikte hesap verilebilirlik, şeffaflık ve denetleme ilkelerinin neredeyse tamamen aşınması Türkiye’nin kısa sürede Doğu Avrupa ülkelerinin gerisine düşmesine ve otoriterlik, yolsuzluk ve iç karışıklıklarla anılan Orta Asya ve Orta Doğu ülkelerinin seviyesine inmesine yol açtı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye aynı zamanda 17-25 Aralık’tan bu yana otoriterleşme ve yolsuzluğu eş zamanlı olarak hızlandıran birçok gelişmeye sahne oldu. 2007’den itibaren yargı, bürokrasi ve orduda birlikte alan genişleten AK Parti ve Gülencilerin kendi aralarında yaşadığı çatışma Türkiye’ye 15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi ile son bulan derin bir yıkım yaşattı. Erdoğan bu süreçte yeni ortak olarak milliyetçilere yakınlaşırken, Çözüm sürecini sona erdirdi ve Kürt siyasetini gayrimeşru ilan ederek 1990’lı yılların güvenlikçi anlayışına geri döndü. Darbe sonrasında OHAL döneminde 2 milyona yakın kişiye terör soruşturması açılırken, toplam 100 milyar dolara yaklaşan değerde mülke el konuldu. 100 binden fazla memur devletten atıldı. HDP’li belediyelere kayyum atandı, HDP’li vekiller ve parti üyeleri tutuklandı. Bu süreçte KHK ve başkanlık sistemiyle inşa edilen ara rejimde hukuksuzluk normlaşırken, yolsuzluk sıradanlaştı.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-79406 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg" alt="civil liberties" width="640" height="399" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties-640x399.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/civil-liberties.jpg 710w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada sivil özgürlükler ve yolsuzlukla mücadelede başarı arasında pozitif bir ilişki gözlemleniyor. Grafikte gözlemlendiği üzere, sivil özgürlükler puanı ve yolsuzluk sicil puanı birlikte artış eğilimi gösteriyor. Türkiye, sivil özgürlüklerin neredeyse minimum düzeye indiği bir ülke olarak yolsuzlukta da dünya ortalamasının gerisinde kalıyor. Sonuç olarak, 2021 yılında yaşananlar ve bu yılın küresel yolsuzluk algısı raporu, Türkiye’nin demokratikleşen ülkeler arasından, yolsuz ve otoriter ülkeler arasında geçiş yaptığını belgelemiş oldu.</span></p>
<h5><b>Gri Liste</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 Ekim’de Türkiye’nin yaşadığı bu hızlı ve karanlık yolculuğu belgeleyen önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye Ürdün ve Mali’yle birlikte kara para aklama ve terörizmin finansmanının engellenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle, 1989 yılında G-7 Paris Zirvesi sonrası kurulan Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından gri listeye alındı. Merkezi Paris’te bulunan ve 39 ülkenin üye olduğu kurumun, biri kara diğeri gri olmak üzere iki listesi var.  Kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin yer aldığı “kara liste”de İran ve Kuzey Kore yer alırken Türkiye’nin bu yıl eklendiği yükümlülükleri eksik yerine getirilenlerin yer aldığı “Gri listede” Pakistan, Suriye, Arnavutluk, Myanmar, Yemen, Güney Sudan, Uganda, Senegal, Burkina Faso, Zimbabve, Nikaragua, Filipinler, Kamboçya, Haiti, Cayman Adaları ve Barbados bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı <a href="https://open.spotify.com/episode/7h59CWuDEvZHvmKq5Atsun?si=2cad0bd5e75a49ec&amp;nd=1" target="_blank" rel="noopener">Oya Özarslan, gerçekleştirdiğimiz mülakatta,</a> Türkiye’nin artık itibar kaybı ve AB rotasından uzaklaşmanın ötesinde lig düştüğünü, Güney Sudan ve Myanmar gibi yolsuzluğun norma dönüştüğü, etnik çatışmaların hakim olduğu ülkelerle aynı grupta yer aldığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak, Türkiye yolsuzluk konusunda uçuruma yuvarlanmış ve gri listeye düşmüş durumda. Nitekim bu ülkeleri yöneten idareler “korsan devlet” olarak görülüyor. Bu ülkeler diktatörlerin kara para cennetleri olarak tanımlanıyor. Gelinen noktada Türkiye’yi yöneten elitler halkına ve dünyaya yaşattığı güven kaybıyla, Türkiye’nin ekonomik yaptırımlar ile uluslararası yatırım ve kredi konularında artık çok daha zorlanmasına neden oluyor ve olmaya deva edecekler. Bu durum sadece hükümet için değil, belediyeler ve özel sektör için de geçerli ve bir zamanlar AB ve demokrasi yolunda olan 85 milyonluk büyük bir ülke bu karanlık tablodan olumsuz etkilenmeye devam ediyor.</span></p>
<p><em>Görsel: Ellice Weaver </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/09/dunyada-son-10-yilda-en-yolsuzlasan-ulke-turkiye/">Dünyada Son 10 Yılda En Yolsuzlaşan Ülke: Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2013&#8217;ten Bu Yana 43 Sıra Düştü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 09:20:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[2021 Yolsuzluk Algı Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yolsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77941</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye, 2021 Yolsuzluk Algı Endeksi'ni açıkladı. Türkiye, geçen yıla göre 2 puan kaybederek 38 puanla 180 ülke arasında 96. sırada yer aldı. Türkiye, ayrıca 2013-2021 yıllarında en çok düşüş yaşayan 10 ülkeden biri. 2021 Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarında öne çıkan vurgu, yolsuzluğun yaygınlaşmasını ve sıradanlaşmasını sağlayan cezasızlık uygulamalarının sürdüğü yönünde. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu/">&#8216;Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2013&#8217;ten Bu Yana 43 Sıra Düştü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından olan ve 100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren Uluslararası Şeffaflık Örgütü (Transparency International), 1995’ten bu yana her yıl yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarını açıkladı.</p>
<h5>Türkiye 10 Yılda En Çok Puan Kaybeden Ülkeler Arasında</h5>
<p><img decoding="async" class="wp-image-77946 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu-1-1-640x867.jpg" alt="" width="448" height="607" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu-1-1-640x867.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu-1-1-1280x1735.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu-1-1-1024x1388.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu-1-1.jpg 1771w" sizes="(max-width: 448px) 100vw, 448px" />2021 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, 38 puanla 96. sırada yer alıyor. Bir sene öncesi ile kıyaslandığında Türkiye 2 puan kaybederek 10 sıra düşüş yaşadı. Küresel anlamda Pandora Belgelerinin etkisiyle genel anlamda bir puan kaybı olsa da Türkiye 2013 yılından itibaren 12 puan kaybederek 43 sıra düşüş yaşayarak bu trendi devam ettiriyor. Yolsuzluk Algı Endeksi 2021 sonuçlarına göre Türkiye, son 10 yıl içerisinde en çok puan kaybeden ülkeler arasında yer alıyor.</p>
<p>Yolsuzluk Algı Endeksi&#8217;nde en çok puan kaybeden ülkeler: Avustralya, Bosna Hersek, Botsvana, Kanada, Şili, Kıbrıs, Guatemala, Honduras, Macaristan, Lübnan, Liberya, Lüksemburg, Mali, Moğolistan, Nikaragua, Filipinler, Polonya, Saint Lucia, Güney Sudan, Suriye, Türkiye, ABD ve Venezuela oldu.</p>
<p>Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler ile karşılaştırıldığında, 27 üye ülkeden de düşük puan alarak Bulgaristan’ın ardından sonuncu sıraya yerleşti. 38 OECD ülkesi arasında 37. sırada yer alan Türkiye, G20 ülkeleri arasında ise sondan üçüncü sırada yer almaktadır. 2013 yılında Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeler grubunda lider konumda bulunan Türkiye, 2021 yılında yedinciliğe düşmüştür. Türkiye, küresel sıralamada ekonomik, sosyal ve politik istikrarsızlıkların yoğun olduğu, demokrasi ile tanışmamış birçok ülkenin gerisinde kalarak 180 ülke arasında 96. Sıraya yerleşti.</p>
<p>Yolsuzluk Algı Endeksi’nde, en iyi durumdaki ülkeler Danimarka (88), Yeni Zelanda’nın (88), Finlandiya&#8217;nın (88) ardından ikinci sırayı 85 puanla Norveç, İsveç, ve Singapur olarak sıralanıyor. Endeksin son sıralarında ise Suriye (13), Somali (13) ve Güney Sudan (11) yer alıyor.</p>
<blockquote><p>2021 Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarına göre, yolsuzluğun yaygınlaşmasını ve sıradanlaşmasını sağlayan cezasızlık uygulamaları sürüyor.</p></blockquote>
<p>2021 Yolsuzluk Algı Endeksi sonuçlarında, temel demokratik ilkelerin, hukuk devletinin ve medya özgürlüğünün yolsuzlukla mücadelenin vazgeçilmez unsurları olduğu vurgusu öne çıkıyor. Sonuçlarda ayrıca öne çıkan diğer vurgu, yolsuzluğun yaygınlaşmasını ve sıradanlaşmasını sağlayan cezasızlık uygulamalarının sürdüğü yönünde.</p>
<p>&#8220;Büyük ölçekli yolsuzluk iddiaları yargıya taşınsa da pek çoğunun soruşturma aşamasında kalmasıyla yolsuzluk suçları için cezasızlık yaygınlaşıyor. Bütçe şeffaflığı ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin hesap verebilirlik konusunda temel ihlaller bulunuyor. Medya kuruluşlarına, gazetecilere, sivil topluma yönelik baskı ve yıldırma politikaları sürüyor.  Bunlara karşın yargı erki, bağımsızlığını korumalı ve yolsuzlukla mücadele gücünü yitirmemelidir. Geleceğimizi ipotek altına alan Kamu Özel İş birliği proje, ihale ve sözleşme süreçleri şeffaf ve açık bir biçimde yürütülmeli, bu projelerin kamu maliyesine oluşturduğu yük toplumla paylaşılmalıdır.&#8221;</p>
<p>2021 Yolsuzluk Algı Endeksi&#8217;nin detaylarına <a href="https://www.seffaflik.org/wp-content/uploads/2022/01/Yolsuzluk-Algi-Endeksi-2021-Basin-Duyurusu.pdf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu/">&#8216;Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2013&#8217;ten Bu Yana 43 Sıra Düştü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/25/turkiye-yolsuzluk-algi-endeksinde-2013ten-bu-yana-43-sira-dustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Feb 2020 08:01:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Economist Demokrasi Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Foggo]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Hakları Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[ROMFO]]></category>
		<category><![CDATA[Şeffaflık Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Salih Caydı]]></category>
		<category><![CDATA[Sınıfsızlar sınıfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yoksulluk]]></category>
		<category><![CDATA[yolsuzluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şişli Belediyesi Meclis Üyesi Hacer Foggo, Türkiye'nin insan hakları alanında geriye gittiği  ve yolsuzluk algısının artmasıyla ilgili farklı uluslararası raporları değerlendirirken,  "Yolsuzluk yoksullaştırıyorsa, yoksulluk da insan hakları ihlalidir bana göre. Bu durumda, demokrasi geriler, Demokrasinin gerilemesi demek aynı zamanda ifade özgürlüğünün ve eğitimin de gerilemesi anlamına gelir ki, bu da çocuklarımızın geleceğinin yok edilmesi demektir." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/">&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>The Economist 2019 Demokrasi Endeksi’ne göre, </b><a href="https://www.independentturkish.com/tags/t%C3%BCrkiye"><b>Türkiye</b></a><b> demokraside geriledi. Şeffaflık Örgütü 2019 Yolsuzluk Algı Endeksi&#8217;ne göre, Türkiye 91&#8217;inci sıraya düştü. Yine, çeşitli raporlarda Türkiye’de insan haklarında da geriledi. Bu tabloyu, eski bir gazeteci ve aktivist olarak, siz nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sorunuzu yoksulluk üzerinden cevaplayabilirim. Çünkü yolsuzluk olmasa, yoksulluk yok denecek kadar az olur. “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk” raporuna göre, 16 milyon kişi yoksul, 18 milyon kişi ise yoksulluk riski ile karşı karşıya. Rapora göre Türkiye’de en zengin ile en yoksul arasındaki gelir eşitsizliği 8.7 katını buldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rakamların altında yatan ana neden yolsuzluktur, bana göre. Bu yolsuzluk dediğimiz şey sadece “rüşvet” alıp vermek anlamında değil, eşit haklardan yararlanamama nedenidir ayrıca. Eskiden “rüşvet” alanlar basına düşerdi. Şimdi geçmişten bugüne, yolsuzlukla ilgili algımız değişti. Yani herkesin “yolsuzluk” tanımı farklı bana göre… </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ormanın, denizin yanında bir kamu arazisine “acele kamulaştırma” kararı verip el koymak yasaldır ama bu kamu arazisi gerçekten kamu hizmeti için mi yapılıyor yoksa birilerini zengin etmek için mi yapılıyor?  Tartışılması gereken asıl konu bu. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yolsuzluğu sadece belli bir kesime yönelik söylemek doğru değil; siz bunun yasal zeminini açtığınızda, bunu iş edinenlerle başlayan ama sonrasında solda siyaset yapan bir takım insanların da bu yasal zeminleri kullandığını, bunlarla ilgili baskı oluşturmaya çalıştıklarını izliyoruz. Yani bu alanda mücadele etmek hiç de kolay değil, “her şey yasal” çünkü… Sizi, bu mücadelede yalnızlaştıracak kadar yasal…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47540 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/0b1df270-bd32-4ade-a409-2b1fec5f7636-640x853.jpg" alt="" width="264" height="352" />Dolayısıyla, bu tür durumların meşru olduğu bir yerde “insan hakları”ndan da söz etmek mümkün değil, çünkü insan haklarına yönelik her şey meşru zemin üzerinde yapılıyor. Sarı basın kartlarının bir gece de iptal edilmesinden, hiçbir suç kanıtı bulunmayan insanların cezaevlerinde olmasına kadar, her şey meşru, her şey yasal. Bu “meşru”durumda, sizin işkence ya da yolsuzluk diye baktığınız hiçbir şey yolsuzluk değil, işkence değil… Biz serap görüyoruz, çünkü çıplak kralın etrafı “sağ”dan,“sol”dan bu meşru zeminin nimetleri ile refaha erişmiş insanlarla dolu. Yani, zor bir alan.</span></p>
<p><b>Bu tespitlerin, toplumdaki yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de geniş kesimlerin “demokrasinin gerilemesi, yolsuzluğun artması, insan hak ihlallerinde yükselme” sizce toplumun büyük kesiminin öncelikli sorunlar arasında yer alıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hepimizin öncelikli sorunu yolsuzluk olmalı… Yolsuzluk yoksullaştırıyorsa, yoksulluk da insan hakları ihlalidir bana göre. Bu durumda, demokrasi geriler, demokrasinin gerilemesi demek aynı zamanda ifade özgürlüğünün ve eğitimin de gerilemesi anlamına gelir ki, bu da çocuklarımızın geleceğinin yok edilmesi demektir.</span></p>
<p><b>“Sınıfsızlar Sınıfı: Geleceği Olmayan Kesim”</b></p>
<p><b>“Sınıfsızlar sınıfı” kavramını kullanarak tanımladığınız kesim için, demokrasi kavramı ne ifade ediyor sizce? Demokrasi ile yoksulluk arasındaki bağı nasıl ifade edersiniz?   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sınıfsızlar sınıfı” kavramı bana ait bir kavram değil, Selçuk Salih Caydı hocanın kullandığı bir kavramdı. Benim de çalıştığım alana oturduğu için, bu ifadeyi kullanmıştım. Yani bir sınıfa ait olmayanlar, geçici işlerde çalışanlar, güvencesizler, gelecekleri olmayan bir kesim. Sınıf atlaması zor bir kesim ; açlık sınırının da altında, derin yoksulluk yaşayanlar.  Demokrasinin olduğu yerde sosyal adalet varsa, sosyal adaletin olduğu bir ülkede birinci konu yoksulluk olmalı ve eşitsizliğin olduğu her alanda mücadele edilmesi gerekir. Yani yoksulluk nedeni ile erişilemeyen her alanda eğitimde, istihdamda barınma ve sağlıkta. </span></p>
<p><b>Şişli Belediye Meclis üyesiniz, siyasete yerel ve ulusal düzeyde yaklaşımınız nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci olarak “haber” yaptığım insanların gerçek hayatlarında bir değişim yaratamadığımı görmek beni rahatsız etti ve bu nedenle sivil topluma geçtim. Ben sivil toplum alanında 15 yılı aşkın sahada kent yoksulluğu ve özelde Türkiye’nin birçok bölgesinde Roman mahallelerinde çalıştım; yani sınıf olarak ve özellikle sosyal dışlanmayla birlikte derin yoksulluk yaşayan gruplarla. Şimdi kent yoksulluğu ile ilgili bu çabalarımı, gönüllü olarak hem Şişli Belediyesi’nde hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sürdürmeye devam ediyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnanıyorum ki, Türkiye’nin en büyük sorunu hatta şimdi dünyaya baktığınızda da en önemli sorun yoksulluk. 15 yıl sahada aktivist olarak çalışan biri olarak, abartmıyorum, bununla övünmüyorum ama binlerce insanın hayatında, özellikle çocukların hayatında bir değişim, bir farkındalık yarattığıma inanıyorum. Ama onlarla çalışırken onların kültürlerini, yaşam biçimlerini değiştirmek için değil, eşitsizliği gidermek için çabaladım. Çalıştığım mahallelerde bir çocuğun ihtiyacının karşılanmasından ziyade, eşit haklara ulaşabilmesi, hak temelli bir anlayışla yoksulluğun azaltılması yönünde çabasını gösterdim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bir nimet, karşılıklı biat ve itaat anlayışıyla değil, hakkını arayan ve hesap sorabilen bir topluluğu yaratma anlayışı ile mahallelerde çalışmalarımı sürdürdüm. Birçok yoksul mahallede çocuklar ve kadınların kolay erişebilecekleri merkezlerin açılmasına öncülük ettim, annelerin sokağa çıkıp sosyal hayata katılmaları için çaba gösterdim. Bu çabayı gösterirken, ilgili kamu kurumlarını (bakanlıkları, belediyeleri, kaymakamlıkları, muhtarları) yoksullukla ilgili “ihtiyaç sahibi” kişiler yaklaşımıyla değil,  hak temelli anlayışla hareket etmeleri için zorladım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu ile ilişkimde, eşitsizliği yaratan aktörün kamu kurumları olması durumunda, kamu gücü karşısında hakları ihlal edilenlerin yanında durdum. Hiçbir zaman bu ilişki biçiminden taviz vermedim, şu anda da vermiyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak şunu vurgulamak çok önemli:  kamu, yoksulluk ile mücadele politikası üretmez ise sivil toplum örgütleri ne yaparsa yapsın, bu alanda gerçek bir dönüşüm sağlanamaz. Dahası, sivil toplum alanı da maalesef devlet politikaları ile yaptırımlarla daraltılmaya başlandı. Kamu, sivil toplumu ötelemeye başladı. </span></p>
<p><b>Türkiye’de sivil toplum ve STK’ların çalışmaları hakkında değerlendirmeniz nedir? Sizce Türkiye’de sivil toplum ne ölçüde başarılı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47541 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/02/0ded7b07-a848-4ecd-b45e-93d013a8b049-640x853.jpg" alt="" width="347" height="462" />Sivil toplum şu anda, az önce bahsettiğim gibi, her alanda tıkanmış durumda. Siyasi olarak tıkamanın yanı sıra, sadece raporlar üreten bir hale geldi. Yayınlanan bu raporların sonuçlarının sahada uygulanabilir hale gelmesi neredeyse imkânsız. Birçok sivil toplum örgütü kapandı. Bunun yanı sıra,  sivil toplum çalıştay ve toplantılar dışına çıkamamış durumda. Bu, bütün sivil toplum için geçerli olmasa da, uluslararası alanda da böyle. Türkiye’de bakanlıklarla protokolü olan uluslararası kuruluşlar da aynı durumda; çocuk ve yoksulluk alanında çalışanlar, devletin ilgili bakanlıklarına sosyal politikalar anlamında elle tutulur bir şey önermiyor. Yoksulluk, korkunç bir biçimde büyüyor ama bizler salon toplantıları dışına çıkamadık henüz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz sokaktaki insanın dilini bilmeyen ama yoksulluk araştırmaları yapan ve raporlar yazanlar, bu yoksulluğu hak temelli bir anlayıştan çıkartıp, kişisel duruma indirgiyor. Örneğin, Roman çocuklarla ilgili okul devamsızlığı üzerine yazılmış bir raporda, çocukların okula gitmeme nedeni “ yanlış arkadaş seçimine” indirgiyor. Neye göre, kime göre yanlış arkadaş? Başta da söylediğim gibi, biz eğer soruna hak temelli bakmaz isek, her sorunu bireyin davranışlarına bağlarız. Yani çocuğun “yanlış” arkadaş seçimi değil, okulda yaşadığı ayrımcılık, ya da tek odalı evlerde yaşaması, gıdaya erişememesidir önemli olan.</span></p>
<p><b>Artan işsizlik rakamlarına ve yoksulluğa sivil toplum nasıl katkı sunabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal bir devletin en önemli ortağı sivil toplumdur. Ama maalesef sivil toplum her alanda kodlanan ve ayrımcılığa uğrayan bir topluluk haline geldi. Sivil toplumun yapması gereken tek şey hangi alanda çalışıyorsa çalışsın, devlet kurumlarına bir partinin kurumu olmadıklarını, her nerede iseler bu kamu kurumlarının orada yaşayanlara eşit hizmet için var olduklarını</span><span style="font-weight: 400;"> anımsatmaları gerekir. </span></p>
<p><b>Türkiye, Roman Hakları Forumu (ROMFO) ile ilgili faaliyetlerinizden de bahseder misiniz? Roman ve diğer dezavantajlı grupların haklarında bir iyileşme olduğu söylenebilir mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012 yılında Roman Hakları Forumu’nun (ROMFO) oluşumu için tüm Roman temsilcilerine çağrıda bulundum ve bir araya gelmelerini sağladım. 2014 yılına dek,  80’i aşkın dernekle bir arada durmayı başardık. ROMFO, ilk Roman Strateji Eylem Planı’nın ortaya çıkmasına ve Stratejinin Resmi Gazetede yayınlamasına vesile olanlardan biri oldu. Aynı zamanda 90 yıllık bir tabuyu yıkarak, CHP’den bir Roman milletvekili çıkarmayı başardık. Sonrasında her alanda olduğu gibi kutuplaşmalar oldu. ROMFO da doğal olarak ayrılmalara ve yeni grupların oluşmasına neden oldu. Bu da doğal bir süreç çünkü Romanların örgütlenme tarihi son on yılda başladı. Buna rağmen, bu alanda çalışma yapan yüzlerce dernek var şimdi. Her ne kadar ayrı görüş ve siyasallaşma içinde olsalar da, her Roman temsilcisinin hedefinin, Roman toplumunun eşit haklara ulaşabilmesi olduğuna inanıyorum.</span></p>
<p><b>“Domlar, Mülteciler İçinde En Yoksul ve En Fazla Ayrımcılığa Uğrayanlar” </b></p>
<p><b>Türkiye’de yaşayan mültecilere ilişkin bir çalışmanız var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilere ilişkin yaptığım çalışma Suriye’den gelen Roman, Dom ve Abdal gruplara yönelik oldu. 2016 yılında Kalkınma Atölyesi’nin organize etmesi ile Kemal Vural Tarlan’la birlikte yaptığımız araştırmada</span><span style="font-weight: 400;">,  Suriyeli Abdal ve Domlar’ın göçmenler içerisinde en yoksul ve en fazla ayrımcılığa uğrayan kesim olduğunu gördüm. Öyle ki mülteci kampları da dahil, kendi mezhep ve inançları nedeniyle kalamadıklarına ve ayrımcılığa uğradıklarına tanık oldum. Bu nedenle İstanbul’da yoğun olarak yaşadıkları Cibali’de sokakta mendil satan, su satan çocukların yoğun olduğu bir mahallede hiçbir yerden bütçe desteği almadan, bankadan kredi</span><span style="font-weight: 400;"> çekerek çocuklara yönelik “Bulut Ev” adlı bir merkez kiraladım. Gönüllü arkadaşlarımızla, yedi ay yaklaşık 50 çocuğa eğitim verdik.  Maalesef sonrasında, devletin mültecilerle çalışan sivil toplum örgütlerine getirdiği kısıtlamalar, genelgeler nedeni ile bu merkezi kapattık. Bu arada, Harbiye’de kurucusu olduğum ve sosyo-ekonomik olarak risk altındaki çocuklar için okul sonrası sosyal etkinlikler düzenlediğimiz Çimenev dört yıldır sürüyor. Şimdi Çimenev Şişli Belediyesi ile yapılan protokolle örnek bir mahalle evi modeli oldu.</span></p>
<p><b>Diğer sivil aktörlere ne önerirsiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önereceğim tek şey sahaya inmeleri; sahadaki değişim için yerel kamu kurumlarını zorlamaları&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/05/yoksulluk-insan-haklari-ihlalidir/">&#8221;Yoksulluk İnsan Hakları İhlalidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
