<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yıldız Ramazanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yildiz-ramazanoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yildiz-ramazanoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 May 2021 11:19:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yıldız Ramazanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yildiz-ramazanoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DPI’den İnanç Gruplarının ve Dini Liderlerin Çatışma Çözümündeki Rolü Toplantısı…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/dpiden-inanc-gruplarinin-ve-dini-liderlerin-catisma-cozumundeki-rolu-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2019 08:03:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Demokratik Gelişim Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Çözümü]]></category>
		<category><![CDATA[DPI]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çatışma çözümü alanında karşılaştırmalı perspektifle, birbirinden farklı çalışma ziyaretleri gerçekleştiren Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) 3-8 Eylül tarihleri arasında Dublin ve Belfast’ta İnanç Gruplarının ve Dini Liderlerin Çatışma Çözümündeki Rolü isimli bir toplantı düzenledi. Alanında ilk olan çalışma toplantısına, Türkiye’den farklı inanç gruplarına mensup dini liderler, ilahiyatçılar, akademisyenler ve kanaat önderleri katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/dpiden-inanc-gruplarinin-ve-dini-liderlerin-catisma-cozumundeki-rolu-toplantisi/">DPI’den İnanç Gruplarının ve Dini Liderlerin Çatışma Çözümündeki Rolü Toplantısı…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>DPI Türkiye Program Yöneticisi Esra Elmas, ilki yapılan İnanç Gruplarının ve Dini Liderlerin Çatışma Çözümündeki Rolü toplantısının, DPI’ın son sekiz senedir çatışma çözümü alanında karşılaştırmalı bir perspektife dayalı olarak yaptığı çalışmalar serisinin bir parçası olduğunu belirterek, çalışmanın gelecekte din ve çatışma çözümü alanında yapılacak faaliyetlere temel oluşturma amacı taşıdığını da vurguladı. Dünyadaki pek çok çatışmanın dini bir yönü barındırsa da uzlaşma süreçlerinde dini liderlerin oynadığı yapıcı rolün ve öneminin son zamanlarda sıkça incelenmeye başladığını belirten Elmas, “Zor zamanlarda dinler arasındaki etkileşim belirgin bir biçimde çatışmaların yönünü değiştirebilir ve dini okumalar üzerine odaklanan eğitimler, çatışma çözümü süreçlerine destek sunabilir” diye konuştu.</p>
<p>2010 yılında yapılan araştırmaya göre dünya nüfusunun sadece % 16,3’ü kendini dini olarak inançsız olarak tanımladığını hatırlatan Elmas, “Dolayısıyla çoğunluğun inananlar grubundan oluştuğu dünyamızda, dinin ve dini liderlerin sahip oldukları meşruiyet ve otoriteyi barış inşası alanında kullanabilmeleri bütün insanlık için büyük bir fark yaratma potansiyeline sahiptir. Dünyadaki pek çok başarılı çatışma çözümü örneği de, Kuzey İrlanda ve Güney Afrika’da olduğu gibi, bu potansiyelin hayata geçmesinin yapıcı etkilerini teslim ve temsil ediyor” dedi.</p>
<p>DPI’ın Dublin’de ve Belfast’ta gerçekleşen  karşılaştırmalı çalışma ziyaretinde Türkiye’den gelen farklı inanç gruplarına mensup katılımcıların, Kuzey İrlanda’da çatışma dinamiklerinin üstesinden gelmiş din insanlarının çabalarını ve barış inşasında oynadıkları rolü birinci elden dinleme ve tartışma imkânı bulduğunu vurgulayan Elmas, “Çalışma toplantısı boyunca yapılan ziyaretlerde ve yuvarlak masa toplantılarında dinin barış inşasında oynayabileceği müspet rol ve bunun yapıcı etkileri etraflıca ele alındı. Farklı din ve inançlardan konuşmacıların perspektifini dinleme imkanı buldular.” dedi.</p>
<p>DPI’nin beş gün süren toplantısına katılan katılımcılar, İrlanda Barış sürecinin önemli mekanlarından biri olan Clonard Manastırı’nı da ziyaret ederek,  Rahip Alec Reid’in Gerry Adams’ı ve John Hume’u bir araya getirdiği odayı gezdiler.</p>
<p>Çalışma ziyaretine katılan Yazar Yıldız Ramazanoğu, Clonard Manastırı’na olan ziyaretlerinin önemli bir tecrübe olduğunu belirterek, “Buluşabilmek için en güvenli yer olarak, manastırın mütevazi bir odası seçilmişti. Demek ki  dini mekanların sığınma, eşitlenme, özgürleşme, birbiriyle buluşma, dinleme, anlama yeri olarak, silah bırakma yeri olarak kıymetli bir anlamı var” dedi. Toplantıya katılmadan önce yaptığı araştırmada  inanç gruplarının çatışma çözümü alanındaki çalışmalarıyla ilgili çok kaynak bulamadığını vurgulayan Ramazanoğlu, “Bu değerli ve ihmal edilmemesi gereken bir konu… Din adamlarından beklenen tabi barışın ve çözümün tarafı olmak. Aşırı angajmanlar yüzünden herkesin kendi gettosunda kalması yüzünden bu konuda İrlanda’da da çok fazla kurumsal bir katkı verilemediğini gördük. Fakat tarafları dinlediğimiz zaman, bireysel olarak gösterilen çabaların çok büyük etkileri olduğunu öğrendik. Gerek Katolik, gerekse Protestan tarafında kendilerinden inisiyatif alan din adamları barışa çok büyük emek sunmuşlar. “ diye konuştu.</p>
<p>Ramazanoğlu, rahiplerden birinin söylediği ‘herkes bir şekilde bir statükonun içindeyken bazı insanlar öne çıkıp daha ileri hamleler yaparlar, kendilerinden beklenenin daha ötesine geçerler. Biz o zaman ilerde ne olduğunu anlayabiliriz. Onlar böyle davranmasalar ileriyi göremeyiz’ sözlerinden çok etkilendiğini belirterek, “ Bu önemli bir yaklaşım gerçekten… Bunun dışında da din adamlarının aslında toplumun uzlaşmasında, barışmasında daha fazla katkı verebileceklerini, ve şimdi ‘keşke daha çok destek verseydik’ hayıflanmalarını da gördük. “ dedi. Ramazanoğlu benzer pişmanlıkların Türkiye’de de yaşanmaması için aynı çabaların olması gerektiğini belirterek, “Herkesin elini taşın altına koyup, gençlerimizin hayatına kaybetmesine yol açan bütün bu çatışmaların sonlanması için emek vermesi, çaba sarfetmesi lazım.” çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/dpiden-inanc-gruplarinin-ve-dini-liderlerin-catisma-cozumundeki-rolu-toplantisi/">DPI’den İnanç Gruplarının ve Dini Liderlerin Çatışma Çözümündeki Rolü Toplantısı…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 14:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[ihh]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Atalay]]></category>
		<category><![CDATA[Utoya Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36390</guid>

					<description><![CDATA[<p>İHH Mütevelli Üyesi Osman Atalay, Yeni Zelanda'daki terör sardırısına karşı Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlemantosu'na çağrıda bulunurken; Yazar Yıldız Ramazanoğlu da, saldırının Norveç’in Utoya Adası’nda 69 kişinin öldürüldüğü katliama benzediğini belirterek, “Avrupa değerlerindeki çürümeyi radikal biçimde gözden geçirmeli” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/">Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Zelanda&#8217;nın Christchurch kasabasında cuma namazı sırasında 49 kişinin ölümüyle sonuçlanan terör saldırısı düzenlendi. Katliamda hayatını kaybedenler için Fatih Camii’nde gıyabi cenaze namazı kılınırken, Özgür-Der konuyla ilgili yaptığı ilk açıklamada, “Cuma namazı sırasında iki camiye yönelik terör saldırısında katliam yaşandı! Bu saldırı batı emperyalizminin İslam düşmanı politikalarının eseridir” ifadelerine yer verdi. Hak İnisiyatifi de açıklamasında, saldırıyı kınarken,  uluslararası toplumu ırkçı-islam karşıtı saldırganlığa karşı tavır almaya çağırdı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignright wp-image-36393" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/3216-e1552649680680.jpg" alt="" width="360" height="352" /></p>
<p>Hak İnisiyatifi Derneği Başkanı Mehmet Arif Koçer, ölenlere rahmet, ailelerine sabır dilerken; &#8220;Yeni Zelanda’da yaşanan vahim saldırı dünya yüzünde dinsel (veya etnik) farklılıklara dönük tahammülsüzlüğün , kimilerince körüklenen nefret söyleminin insanlığı uçuruma sürüklediğini gösteren vahim bir olaydır. &#8221; dedi.</p>
<p><strong>BM ve AB Parlementosuna Çağrı</strong></p>
<p>İHH (İnsani Yardım Vakfı) Mütevelli Üyesi Osman Atalay da, Yeni Zelanda’daki terör saldırının dünyada İslamofobya’nın geldiği noktayı özetlediğini belirterek; “Birleşmiş Milletler ve AB Parlamentosu da bu meseleye çok ciddi bir şekilde yaklaşmalıdır. Çünkü insanların inançlarını gerçekleştirdikleri kutsal mekanların savaş olurken bile korunması ve dokunulmaması yönünde aldığı kararlar vardır. Camiler savaş zamanında dahi korunurken, bir terörist camiye girerek insanları tarıyor” dedi. Tüm terör saldırılarının kinden ve nefretten beslendiğine dikkat çeken Atalay, İslamofobya ile beslenen psikolojisi bozuk insanların bu tarz katliamlara daha yatkın olduğunu kaydetti. Dünyada bu tarz terör eylemlerinin sıkça yaşanmaması için önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Atalay;  &#8220;Diğer insan hakları örgütlerinin de bu teröriste ve terör saldırısına gereken cevabı vermelidir ki, dünya herkes için herkes için huzurla yaşanılan bir yer haline gelsin” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;İslam Dünyası Ve Avrupa Şiddet Döngüsüne Karşı Ortak Çalışmalı&#8221;</strong></p>
<p>Christchurc saldırısının 2011’de Norveç’te yapılan katliama benzediğini belirten Yazar Yıldız Ramazanoğlu, “Norveç&#8217;in Utoya Adası&#8217;nda 69 genç insanı sadece Müslümanlara taviz verdikleri gerekçesiyle öldüren ırkçı cani Anders Brevnik&#8217;i binlerce insan desteklemiş, yüzlerce kadın evlenme teklif eden mektuplar yazmıştı. “ hatırlatmasında bulundu. Katliamın ‘böyle bir kahramanlığı yaratan Avrupa İslamofobisinin sonuçlarından biri’ olduğunu belirten Ramazanoğlu, “Sonra karanlık biçimde Daeş üretiliyor mütekabiliyet için. Şiddet ve kötülük yanlılarına temel insani ilkelerimizle cevap vermeliyiz. Aliya’nın dediği gibi ‘onlar bizim öğretmenimiz değil’ Avrupa değerlerindeki çürümeyi radikal biçimde gözden geçirmeli. İslâm dünyası ve Avrupa, şiddet döngüsüne karşı ortak çalışmalı ve birlikte yeni bir dünya kurmalıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-36392" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484-640x944.png" alt="" width="360" height="531" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484-640x944.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-7472-e1552649616484.png 700w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />&#8220;Kaos ve Aşırı Şiddet ile Tarafları Kutuplaştırarak Neticeye Varmak&#8221;</strong></p>
<p>Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. Mehmet Ali Büyükkara da twitterde katliamı yapan Brenton Tarrant’ın  sosyal medyadan yayınladığı manifestoyu yorumlarken, “Terörist Tarrant, manifestosunda çok yüksekten gidiyor.  Mealen: Bu tür aydınlatıcı, ön açıcı eylemler ile Batı&#8217;yı kuşatmış nihilizm (hiçcilik), hedonizm (zevkçilik), bireyselcilik hastalıklarını yok etmek amacıyla toplumu kutuplaştırmak ve mücadeleye ivme kazandırmak… Bu ifadeler yabancı değil. İslam alemindeki terör örgütleri de yine &#8220;toplumsal aydınlanma&#8221; ve kutuplaştırma suretiyle Batı&#8217;yla ve tağutlarla mücadelede bir ivme yaratma amaçlarını her zaman beyan etmişlerdir. Malumdur ki terörizm zaten bunu başarmaya çalışıyor.” Değerlendirmesinde bulundu. Sosyal medyadan yayınlanan manifestoya bakıldığında saldırının basitçe ‘aşırı sağ’ olarak yorumlanamayacağını belirten Büyükkara, “Bu epeydir gelişen bir trend ve modern dünyanın temel sorunlarını sağ, sol demeden temsil ediyor. Sağ motiflerle birlikte sol motifleri de ağırlıklı olarak ihtiva eden, içinde çevreciliğin, adaletsiz gelir dağılımının, etnik otonominin, işçi haklarının da yer aldığı bir karma söylem bu. İslamofobik tavır da buna eklemlenmiş demek ki. Daha etraflıca olayı değerlendirmek gerek.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/15/yeni-zelandadaki-katliama-tepkiler-suruyor/">Yeni Zelanda’daki Katliama Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Zemini’nde Buluşma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2018 10:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Aytemur]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[Ferda Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Melek Ulagay]]></category>
		<category><![CDATA[nilüfer uğur dalay]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan Gözen]]></category>
		<category><![CDATA[Roni Margulies]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalet Zemini tarafından Cezayir toplantı salonunda düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de demokrasi ve barışın imkânları” paneline ilgi büyüktü. Konuşmacıların sunumları ve salondan yapılan katkılarla üç ayrı oturumda verimli tartışmalar yürütüldü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/">Adalet Zemini’nde Buluşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Panelin “Dünyada otoriterlik ve demokrasi mücadelesi” konulu ilk oturumunda Berrin Sönmez, Nilüfer Uğur Dalay, Roni Margulies ve Ramazan Gözen konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Nilüfer Uğur Dalay:</strong></p>
<p>&#8211; Kapitalizmin krizleri bitmez, 20.yy’daki ilk büyük krizi 1929’da olmuştu, sonra 1970’lerde petrol krizini yaşadı, şimdi ise 2008 krizinin etkilerini yaşıyoruz. 10 yıldır kapitalizm yeterli büyüme sağlayamıyor, zenginlik giderek daha fazla küçük bir azınlığın elinde toplanıyor.</p>
<p>&#8211; Küresel kapitalist sistemde devletler sermaye sınıfının çıkarlarını koruyorlar, kriz ortamında kapitalizm daha da otoriter oluyor, bu nedenle bugün dünyada otoriterlik giderek artıyor. Ama bizler, işçiler ve yoksullar kapitalizme karşı demokrasi, barış ve ekonomik haklarımız için mücadele etmeye devam ediyoruz.</p>
<p>&#8211; Dünya Sosyal Forumu önemli bir mücadele deneyimiydi. Küresel barış ve adalet hareketi aynı zamanda antikapitalist bir hareketti. Kapitalizme karşı demokrasi ve barış mücadelemizi her zaman sürdüreceğiz.</p>
<p><strong>Ramazan Gözen:</strong></p>
<p>&#8211; Ulus devlet 500 yıldır insanlığın başında bir bela. Ulus devlete egemen olan kişileri, kesimleri denetleyebilmek gerek. Beş yılda bir gidip oy kullanmakla devleti denetleyemeyiz. Daha doğrudan denetim mekanizmaları, sivil toplumun yönetime katılımının sağlanması gerekir. Avrupa Birliği örneği bu konuda olumludur, üye devletleri daha demokratik olması noktasında zorlayabilmektedir. En azından 70 yıldır Avrupa’da barışın sürmesini sağlamıştır.</p>
<p>&#8211; İslam dünyası Arap ayaklanmaları ile daha demokratik yönetim sistemleri kurabilirdi, ama bunu başaramadı. Çünkü dışarıdan yapılan müdahaleler demokrasiyi geliştirmek bir yana, diktatörlüklerin yeniden tesisine hizmet etti. Marksist devlet önerileri de başarılı olamadı, Marksist ve İslam devleti örnekleri hep milliyetçiliğe mağlup oldu.</p>
<p>&#8211; Ak Parti’nin 2002-2009 yılları arasındaki yönetim tarzı ülkemiz için iyi bir çoğulculuk örneğidir. Ama sonrasında AKP de demokrasi açısından sınıfta kaldı.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/uUPUdUBXY5.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Berrin Sönmez:</strong></p>
<p>&#8211; Dünyada pek çok sorun ve eşitsizlik var, bunu en iyi biz kadınlar çözeriz. Kadınlar binlerce yıldır ataerkil baskıyla yaşadılar, son 150 yılda kadın mücadelesi öne çıktı, bazı alanlarda kadınlar seslerini duyurmayı başardılar. 8 Mart’ın kaynağındaki kadın hareketinin tarihi 1857’dir ve eşit işe eşit ücret talebidir. Bu talep hâlâ tam elde edilememiştir.</p>
<p>&#8211; Demokrasi mücadelesinde feminist kuramın yol göstericiliği önemli. Modern bilim zihinsel aktiviteyi esas alır, feminist kuram zihinsel aktivitenin yanına duygusal aktivitenin de katılmasını önerir. Bugün pek çok alanda kavramları yapıbozum sürecinden geçirmeli ve yeniden yapılandırmalıyız. Feminizm antimilitarist, otorite ve hiyerarşi karşıtı önerileri ile demokrasi mücadelesinde önemli bir yol göstericidir.</p>
<p><strong>Roni Margulies:</strong></p>
<p>&#8211; Tarihsel süreçler hep ileriye doğru girmez, inişli çıkışlıdır. İşçiler ve yoksullar olarak içinde bulunduğumuz dönem başka bazı dönemlere göre daha kötü durumdayız, ama mücadeleye devam ediyoruz. 1980’e kadar dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfı hareketliydi, pek çok grev ve direniş yaşıyorduk. 1980 sonrası neoliberalizm egemen oldu, işçi hareketi 20 yıl süreyle geriye çekildi.</p>
<p>&#8211; 2000’lere gelirken işçiler ve yoksullar hareketi, küreselleşme karşıtı hareket adı altında tekrar canlandı. Bu hareket daha sonra savaş karşıtı harekete dönüştü. Ama 2008 krizi sonrası işçi hareketi tekrar geri çekilir gibi oldu, ama tam da geri çekilmedi. İstikrarsızlık artıyor, bundan sonra ne olacağını mücadelenin kendisi belirleyecek.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/katilim2.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Ortadoğu’da bitmeyen savaş</strong></p>
<p>Panelin “Ortadoğu’da bitmeyen savaş” konulu ikinci oturumunda İslam Özkan, Melek Ulagay, Ozan Tekin ve Yıldız Ramazanoğlu konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Ozan Tekin:</strong></p>
<p>&#8211; Ortadoğu’da savaşlar devam ediyor, bunun nedeni emperyalizm ve kapitalizmdir. 2001’den beri yapılan tüm işgaller halkların direnişi ile karşılaştı. Mezhepçiliği ABD kışkırttı. Ortadoğu’da ABD güç kaybediyor, Rusya ve Çin mevzi kazanıyor. Geçmişte Ortadoğu’da, 1920’li, 30’lu hatta 50’li yıllarda farklı din, mezhep ve etnik kökenden halklar emperyalizme karşı birlikte mücadele etmişlerdi. 2003 Irak işgaline bütün Ortadoğu halkları karşı çıktı.</p>
<p>&#8211; 2011’de Arap ayaklanmaları her yerde diktatörlere karşı başladı. Ama emperyalizm bazen darbe, bazen iç savaş çıkararak halkın egemenliğini engelledi. Özellikle Suriye iç savaşı ile ayaklanan halklara şu mesaj verildi: isyan ederseniz, çok büyük bir yıkımla karşılaşırsınız. Emperyalizmin bu tehditlerine boyun eğmemeliyiz. Bizler özgürlük isteyen bütün halkların yanında olmalıyız.</p>
<p><strong>Melek Ulagay:</strong></p>
<p>&#8211; Ortadoğu’daki problemlerin asıl kaynağı bundan 100 yıl önce, 1918 yılında sömürgeci İngiltere ve Fransa devletlerinin tamamen kâğıt üstünde ve sömürgeciliklerini korumak için yaptıkları düzenlemelerdir. Sykes-Picot antlaşması olarak da bilinen bu gizli anlaşma ile 500 yıldır Osmanlı’nın yönettiği Ortadoğu’da daha önce olmayan Irak, Suriye, Ürdün gibi devletler kuruldu, Kudüs ise ileride İsrail’in kurulması için ayrı bir statüye alındı. Ortadoğu halkları 100 yıldır bu yapay sömürgeci düzenlemeler nedeniyle sürekli bir huzursuzluk ve savaş ortamında yaşıyorlar.</p>
<p>&#8211; Bugün Ortadoğu’da emperyalistler tarafından barış adı altında yapılacak yeni yapay düzenlemeler, yine halklar için acı ve ızdırap kaynağı olacaktır. Astana birliği ABD’yi bölgeden çıkarmak istiyor, ABD ise üsler kurmakla meşgul. Yakında doğrudan devletler arasında bir savaş çıkabilir, bu ise durumun çok daha kötü olmasına yol açar.</p>
<p><strong>İslam Özkan:</strong></p>
<p>&#8211; Suriye savaşı dünyayı çok olumsuz etkiliyor. Arap ayaklanmaları ordunun güçlü olmadığı Tunus’ta başarılı oldu ama güçlü olduğu Mısır’da darbe ile karşılaştı ki bu darbenin arkasında Suudiler, BAE ve ABD vardı. Suriye’de ise barışçıl başlayan ayaklanma çok kısa sürede militerleşti, ayaklanmanın daha 3. ayında Cisr el Şugur’da ayaklanmacılar 80 sivili öldürdüler. Elbette Esad rejimi baştan itibaren ayaklananlara karşı silahlı müdahalelerde bulunuyordu, ama ayaklananların büyük çoğunluğu, silaha başvurmak istemiyorlardı.</p>
<p>&#8211; Hâlen Suriye’de muhalefetlerini barışçı yollarla sürdürmek isteyenler var, örneğin Heysem Menna önderliğinde Buğday Hareketi isimli bir grup Dariye’de faaliyetini sürdürüyor. Ama hem rejim, hem de Suudi ve Katar devletleri ayaklanmanın kısa sürede askerileşmesini teşvik ettiler ve sonuçta milyonlarca insan mağdur oldu.</p>
<p>&#8211; AKP’nin Suriye siyaseti baştan itibaren hatalıdır, bugün de hatalıdır. Suriye’deki halk ayaklanmasına en başta barışçıl destek verilseydi, askerileşmesi engellenseydi, durum bu kadar içinden çıkılmaz hâl almazdı. Bugün de Suriye veya başka herhangi bir ülkeye asker yollamak yanlıştır. Bizler her durumda barışı savunmalıyız.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/cWsKbMOniJ.jpg" alt="" /></p>
<p><strong>Yıldız Ramazanoğlu:</strong></p>
<p>&#8211; Günümüzde devletler demokratik bir başlangıç yapsalar da, sonra giderek ceberutlaşıyorlar. Anarşizme uygun devletsiz sistemler ise sadece teorik olarak var, pratikte görülmedi. İslam tarihinde devletle ilgili pek çok teorik önerme var, ama pratikte fazla olumlu örnek yok. Ezme-ezilme ilişkisi, faşist yaklaşımlar iki insan arasında bile yaşanabiliyor.</p>
<p>&#8211; Bizler ‘80 sonrası Türkiye’de önemli olumlu örnekler yaşadık. Mazlum-Der, Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, 1000 kadın buluşması, Emek Adalet Platformu, Doğu Konferansı hep örnek faaliyetlerdir. Dünyada kötülerin sesi çok çıkıyor, ama bizler iyi insanların da olduğunu bilmeliyiz. Dünya Sosyal Forumu böyleydi. Bugün de dünyanın dört bir yanında mültecilere yardım için çalışanlar, ırkçılığa karşı mücadele edenler var. Bölgemizde ABD’nin işgallerine, üsler kurmasına, silahlandırmasına karşı çıkmalıyız.</p>
<p>Bu oturumda salondan gelen katkılarla birlikte konuşmacılar da Afrin’e yönelik harekâta karşı olduklarını, savaş yerine diyalog ve çözümden yana olduklarını dile getirdiler.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Türkiye’de muhalif olmanın güçlükleri ve imkânları”</strong></p>
<p>Panelin “Türkiye’de muhalif olmanın güçlükleri ve imkânları” konulu üçüncü oturumunda ise Atilla Aytemur, Fatma Çiftçi, Ferda Keskin ve Rumeysa Çamdereli konuştu. Konuşmalar ve salondan katkılar özetle şöyleydi:</p>
<p><strong>Ferda Keskin:</strong></p>
<p>&#8211; Sadece devlete ve kurumlarına karşı muhalefet etmek yetmez, devlette kristalleşmiş belli iktidar biçimlerine karşı da muhalefet etmeliyiz. Muhalefetimiz, içinde yaşadığımız çağda antikapitalist olmalıdır. Ayrıca her türlü etnik, dini, cinsel vb. ayrımcılığa karşı olmalıyız. Ulus devletlerin siyasi ayrımcılığına karşı muhalefet etmeliyiz.</p>
<p>&#8211; Ulus devlet bugün krizde, çünkü dayandığı neoliberal sistem krizde. Muhalefetimiz aynı zamanda neoliberal değerlere karşı olmalı. Neoliberal değerler yaşamımızı kuşatmış durumda, mücadele tüm bu kuşatmayı kırmalı. Yaşamımızdaki kapitalizmi tümüyle reddetmeliyiz. Bu anlamda kilit sözcük, özgürlüktür. Sadece devletten değil, tüm neoliberal değerlerden özgürleşmemiz gerekir.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/VIYqYKOz40.jpg" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fatma Çiftçi:</strong></p>
<p>&#8211; Hz. Ömer yanındakilere sorar: “Yanlış iş yaparsam, bana ne yaparsınız?”, “Seni kılıcımızla düzeltiriz” diye cevabını alır. 1980 sonrası İslamcı muhalefet daha kolaydı, iktidarın yıpratıcılığı ile tanışmamıştı. 2003’te iktidar olan AKP, İslamcı kimliğini sürdüremedi, kapitalizme eklemlendi. Bugün muhalefet yapmak, İslamcı olduğunu söyleyen iktidar tarafından beka kaygısı gerekçesi ile engelleniyor. Ben batı düşmanı değilim, batı değerleri de, doğu değerleri de insanlığın ortak mirasıdır. Bursa Mazlum-Der şubesinde çalışırken, kadın sorunu ile ilgili bir toplantı yapmak istedim, başarılı olamadım. Buna karşın pek çok seküler kurumla ve kişiyle ortak eylemler yapabildik, bunları daha da geliştirmek gerekir.</p>
<p><strong>Atilla Aytemur:</strong></p>
<p>&#8211; Türkiye elbette 20. yy başından bugüne epeyce ilerleme sağladı, ama hâlâ yurttaşlarına demokratik bir ülke sağlayamadı. 2002’de AKP iktidara geldi, kendi dışından da epeyce destek aldı, ama sonuçta bugün acaba diktatörlük mü yoksa faşizm mi var diye tartışıyoruz. Türkiye’de muhafazakâr ve modernist iki blok var. Bu iki blokta önemli, değerli isimler var. Bu dönem her iki kesimdeki isimler demokratik bir seçenek oluşturamıyorlar, aksine sürekli devlet tarafından kovuşturmalara uğruyorlar. Bizler Adalet Zemini, Barış Bloku, Hak ve Adalet Platformu vb. yapılar olarak bir araya gelmeliyiz. Yeni bir toplumsal iklimin yaratılması için çalışmalıyız.</p>
<p>&#8211; Yakında seçimler var, farklı sosyolojilerin bir arada yaşayabileceği bir toplumsal sistemi savunmalıyız. 1946’daki seçimlerden beri Türkiye’de bir toplumsal kesim seçimleri kazanınca, diğer kesim mağdur ediliyor. Buna son verecek, kutuplaşmaya hayır diyecek bir çizgi izlemeliyiz. Kimliklerde değil, değerlerde buluşmalıyız. Adalet Zemininde çok daha farklı kesimlerle bir araya gelebilmeliyiz.</p>
<p>&#8211; 2019 seçimlerine giderken muhalefetin önemli bir dinamizmi var. 2017 Nisan referandumunda bunu herkes gördü. Özellikle dindar Müslüman kesim AKP-MHP koalisyonuna önemli bir tepki gösterdi. Bu tepki, eğer önemli bir hata yapılmaz ise yine başarılı olabilir.</p>
<p><img decoding="async" src="http://marksist.org/images/ortalar.jpg" alt="" /></p>
<p>&#8211; AKP hem Kürt meselesini çözemedi, hem de 15 Temmuz darbe girişimi sonrası otoriterliğe yöneldi, böylece demokrasiye yönelerek çoğunluğun desteğini sağlama konusundaki fırsatlarını kaçırdı, şimdi biz kendi fırsatlarımızı kullanabilmeliyiz. Ortak değerler için dilimizi dönüştürmeliyiz, dönüştürebildiğimiz oranda yeni ortak değerler üretebiliriz.</p>
<p>Salondan yapılan katkılarda ise “Barış ve demokrasi arasında çok yakın bir ilişki var. Çözüm sürecinde barış ortamı sağlandığında demokraside de genişleme yaşadık. Bugün savaşların içindeyiz, demokrasi daralıyor. Yeniden bir barış sürecine, en azından çatışmasızlık sürecine ihtiyacımız var, bunun için çaba göstermeliyiz” denildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://marksist.org/icerik/Haber/8995/Adalet-Zemininde-bulusma-Kapitalizme-karsi-demokrasi-ve-baris-mucadelesi-surecek">marksist.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/11/adalet-zemininde-bulusma/">Adalet Zemini’nde Buluşma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çatışmadan barışa Kuzey İrlanda deneyimi izlenimleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 07:30:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma ve Barış Süreçleri]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Çuhadar]]></category>
		<category><![CDATA[Itır Erhat ve Özlem Zengin]]></category>
		<category><![CDATA[kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey irlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Ramazanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10838</guid>

					<description><![CDATA[<p>İrlanda'da silahlar bırakılmış ancak toplumsal barış da hala tam anlamıyla sağlanabilmiş değil. Siyasetten sivil topluma ve akademiye pek çok kesim ikiye bölünmüş toplumun ayrışmışlığını ortadan kaldıracak yaklaşımlar ve araçlar geliştirmek için çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/">Çatışmadan barışa Kuzey İrlanda deneyimi izlenimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Kuzey İrlanda’dan Türkiye’ye bakmak" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/IEXVOOzVhes?start=160&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Kökeni 1600’lü yıllara dayanan 1970’li yıllarda 500 bin kişinin etkilendiği bir çatışmaya dönen ve 1998’de imzalanan ateşkes anlaşmasıyla silahlı yönü nihayete eren Kuzey İrlanda, şimdilerde iki ayrışmış toplumun gündelik hayatını birlikte örebilmesinin arayışında. Geçmişle yüzleşme, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararıyla yaşanacak sınır tartışmaları, ekonomik ve siyasi gelecek ile ilgili kaygıların eşliğinde yürüyen bu çabalarla ilgili hissettiğim ilk izlenim; tıpkı çatışmanın durdurulması için verilen uğraşlar gibi kapsayıcı olduğu ve herkesimin bu konudaki uğraşı kendi politik veya ekonomik çıkarlarının üstünde görebildiği… Devlet kademeleri, siyasiler, sivil toplum ve akademi hepsi elini taşın altına koymuş; barış duvarları denilen ama aslında iki toplumu birbirinden şekilsel olduğu kadar manen de ayrıştıran durumu sona erdirmek için.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10841 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/IMG_0727.jpg" width="1300" height="975" /></p>
<p>Türkiye’den bir grup akademisyen, siyasetçi ve sivil toplum kuruluşlarından kadınlarla Raoul Wallenberg Enstitüsü ve Demokratik Gelişim Enstitüsü’nün ev sahipliğinde geçtiğimiz hafta Dublin ve Belfast’a bir çalışma ziyareti gerçekleştirdik. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kadın, barış ve güvenlik kararın uygulanmasına yönelik çalışmalar yürüten Operation1325’in de desteklediği çalışma ziyaretinin bana göre en önemli yönü, hem çatışma hem de barış deneyimini farklı görüşlerden dinleyebilmenin yanı sıra gündelik hayatı deneyimleyebilme imkanı da sunması idi. 5 gün süren ziyarette; çatışma ve barış sürecindeki siyasileri, vaktiyle silahlı çatışmalara katılmış şimdi parlamentoda vekil olanları, anlaşmanın birinci el mimarlarını,  çatışma çözümü için bizzat tabanda örgütlenip barışı ilmek ilmek ören kadınları ve konuyla ilgili hem tarihsel süreçleri hem de geçiş dönemi adaleti konularında çalışmalar yürüten akademisyenleri dinleme fırsatı bulduk. Barışın toplumsallaşması ve çatışmalı yıllarla ilgili rehabilitasyon alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerini ziyaret ettik ve onların mihmandarlığında çatışmanın en yoğun yaşandığı ve şu an barış duvarlarıyla birbirinden ayrılmış mahalleleri gezdik.</p>
<p>Siyasi ve akademisyenler tarihsel süreci ve özellikle de Hayırlı Cuma anlaşmasına giden günleri olabildiğince idealize ederek anlatsa da; dinlediğimiz tanıklıklar bunun tam tersi olduğunu yani barış sürecinin de olabildiğince zorlu geçtiğini ortaya koyuyordu. Bu anlatıların farklılığı bir yandan da çok anlaşılır aslında. Çünkü her tarafın kendince bir bakış açısı var; çatışma ve haliyle barışa yönelik. İRA’ya göre özgürlük mücadelesi, İngiltere’ye baksanız terörist saldırılara karşı halkını koruyan bir devlet bakışı, İngiltere’yle birleşmeyi savunanlar içinse, kendi toplumunu koruyan bir girişim.  Yani herkesin  savaşmak için haklı bir sebebi vardı. Ama taraflar savaşarak bir yere varamayacaklarını gördüklerinde masaya oturmayı da başardılar. Tarihi Hayırlı Cuma anlaşması taraflar dahil kimse için bugün dört dörtlük bir anlaşma olarak değerlendirilmiyor. Ancak herkes çatışmalı yılları geride bırakması yönüyle öneminde de birleşiyor.</p>
<p>1970’lı yıllarda 3 bin 700 kişinin hayatını kaybettiği 40 bin kişinin yaralandığı bir çatışmadan söz ediyoruz. Rakamlar ilk etapta az gelebilir. Ancak bunların coğrafik olarak İstanbul’dan iki kat küçük, nüfus olarak 1, 5 milyon kişinin yaşadığı bir yerde geçtiğini hatırlarsak; bu toplumun çok büyük bir kesimine değen bir çatışma olduğunu görmemiz mümkün. Böyle olması barış masasının kurulmasını kolaylaştırmış; yani aslında taraflar savaşarak; yani kendi mahallesine atılan bombaya karşılık öbür mahalleye bir bomba atarak hiçbir yere varamayacaklarını çok yakıcı bir şekilde görmüşler. Ama bu durum bir yandan da normalleşmenin, geçmişi geride bırakabilmenin önünde büyük bir engel. Kayıplarının sebebinin kim olduğunu, hangi aileden olduğunu bilebilecek bir çatışma ortamının üzerinde yaşıyorlar. Belfast sokakları ölenler için yapılan hafıza mekanları, duvarlarda ölenlerle ilgili grafitiler ve çatışma dönemlerinden kalan militarist yazılamalarla dolu. Barış sürecinin aktörlerinden olan George Mitchell yıllar önce süreçle ilgili şunları söylemişti;&#8221;</p>
<p>“Çatışmalar sırasında ziyaret ettiğim Bosna’da, bir adam, savaşı tarif ederken bana tahrip olan binaları, köprüleri, yolları hızla inşa edebileceklerini ancak bazı şeylerin insanların kafalarında ve kalplerinde tamirinin çok daha fazla zaman alacağını söylemişti. Bu çok uzun zaman alır. Kuzey İrlanda’da bu kuşaklar boyu sürecek. Orada barış genel olarak sağlanmış olsa da, ayrışmış toplum yapısı devam ediyor. İki toplum hala birbirine geçmiş değil. Bence bunun için kuşakların değişmesi, çatışma sürecini hiç yaşamamış kuşakların gelmesi gerekiyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10843 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/IMG_0858.jpg" width="1300" height="975" /></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-10842 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/IMG_0732.jpg" width="1300" height="975" /></p>
<p>Duvarlardaki savaş grafitileriyle noel ışıklandırmalarının birbirine karıştığı sokaklarla ilgili hissettiğim;  Belfast’ın hem mekan olarak hem de içindeki insanlarla arafta bir yerde asılı kalmış olduğuydu. Bugün çatışmaları bilmeyen kuşaklar var ancak eğitimden gündelik hayata kadar ayrışmış bir toplumda yaşamaları Kuzey İrlanda için önemli bir sorun olarak duruyor. Ancak yukarıda belirttiğim gibi bu sorun hem siyasilerin hem de toplumun gündeminde ve çözüm arayışları sürüyor.  Kısaca özetlemek gerekirse; Kuzey İrlanda gözlemleri, bize görünenin aksine savaşmanın kolay barışmanın ise daha zor olduğunu ancak tarafların egolardan ve çıkarlardan, ne olursa olsun kazanma isteğinden bir adım geriye gittiğinde en ağır çatışmalarda bile çözümün mümkün olduğunu gösteriyor…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/">Çatışmadan barışa Kuzey İrlanda deneyimi izlenimleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
