<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yerel yönetim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-yonetim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-yonetim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jan 2023 10:28:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yerel yönetim arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-yonetim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yerelde İnanç Özgürlüğü: Fırsatlar ve Engeller&#8217; Webinarına Davetlisiniz! </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/09/yerelde-inanc-ozgurlugu-firsatlar-ve-engeller-webinarina-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2023 10:28:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç Özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82599</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnanç Özgürlüğü Girişimi, 17 Ocak 2023, Salı saat 19.00’da yapılacak, 'Yerelde inanç özgürlüğü: Fırsatlar ve engeller' webinarına davet ediyor! </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/09/yerelde-inanc-ozgurlugu-firsatlar-ve-engeller-webinarina-davetlisiniz/">&#8216;Yerelde İnanç Özgürlüğü: Fırsatlar ve Engeller&#8217; Webinarına Davetlisiniz! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Gün: </b><span style="font-weight: 400;">17 Ocak 2023, Salı </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Saat: </b><span style="font-weight: 400;">19.00-20.30</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Etkinliğin dili Türkçe olacaktır.</span></i></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Zoom üzerinden yapılacak etkinliğe 16 Ocak Pazartesi, 10.00’a kadar kayıt yaptırabilirsiniz. </span></i><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfjznawg59vU7Dhus8xMHqDA25OLC_vr-fRUwIqfLA0rvOdkg/viewform?usp=sf_link" target="_blank" rel="noopener"><b><i>Kayıt için lütfen tıklayın</i></b></a><b><i>.</i></b></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><i><span style="font-weight: 400;">Webinar erişim linki etkinlikten önce gönderilecektir.</span></i></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yerelde inanç özgürlüğü: Fırsatlar ve engeller” webinarında, yerel yönetimlerde inanç özgürlüğünün korunması için atılması gereken adımlar, din veya inanç topluluklarının beklentileri ve ihtiyaçları, yerel yönetimlerin mevcut deneyimleri ve alanda karşılaştıkları engeller tartışılacak. Ayrıca, yerel yönetimler bağlamında din veya inanç özgürlüğünün korunmasının insan hakları açısından izlenmesi için belirlenen bazı göstergeler paylaşılacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Webinarda öncelikli olarak İnanç Özgürlüğü Girişimi Proje Koordinatörü </span><b>Dr. Mine Yıldırım</b><span style="font-weight: 400;">, yerel yönetimlerin din veya inanç özgürlüğü alanındaki yükümlülüklerini insan hakları hukuku perspektifinden ele alacak. Ardından </span><b>Dr. Erhan Kurtarır</b><span style="font-weight: 400;">, Girişim’in yürüttüğü “Yerelde din veya inanç özgürlüğünün güçlendirilmesi” çalışmasının arka planına, önemine ve araştırma yöntemi ile yerel yönetimlerde inanç özgürlüğünün güçlendirilmesinin önemine değinecek. Son olarak, çalışmanın raportörlüğünü üstlenen </span><b>Rümeysa Çamdereli</b><span style="font-weight: 400;"> ise inanç toplulukları ve yerel yönetimlerle yapılan toplantıların bulgularını aktaracak.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Etkinlikle ilgili sorularınız için<strong> ft@nhc.no</strong> e-posta adresinden ulaşabilirsiniz.</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/01/09/yerelde-inanc-ozgurlugu-firsatlar-ve-engeller-webinarina-davetlisiniz/">&#8216;Yerelde İnanç Özgürlüğü: Fırsatlar ve Engeller&#8217; Webinarına Davetlisiniz! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler İçin Yerel Diyalog Projesi Atölyeleri Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/20/gencler-icin-yerel-diyalog-projesi-atolyeleri-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Oct 2021 12:32:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AFS Gönüllüleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Afs Gönüllüleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gençler İçin Yerel Diyalog Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Go For Youth Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=75254</guid>

					<description><![CDATA[<p>AFS Gönüllüleri Derneği'nin 'Gençler İçin Yerel Diyalog Projesi' kapsamındaki Yüz Yüze Atölyeleri başlıyor. İstanbul ve Eskişehir'de düzenlenecek olan atölyelere son başvuru tarihi 25 Ekim 2021. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/20/gencler-icin-yerel-diyalog-projesi-atolyeleri-basliyor/">Gençler İçin Yerel Diyalog Projesi Atölyeleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Go For Youth Projesi Hibe Desteği kapsamında, AFS Gönüllüleri Derneği tarafından düzenlenen Gençler İçin Yerel Diyalog projesi; yerel yönetimler ve gençlik STÖ’leri arasında iş birliği oluşturmayı ve gençlerin karar alma organlarına katılımı konularındaki farkındalığını artırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Gençler İçin Yerel Diyalog projesinin yüz yüze atölyeleri İstanbul Şişli, İstanbul Kadıköy ve Eskişehir Tepebaşı’nda gerçekleşecek. Sorun analizi üzerine mevcut engelleri ve zorlukları aşmak adına çözüm önerileri üretmek için gençlik örgütü ve yerel yönetimlerden temsilcileri bir araya gelecek.</p>
<h5><strong>Atölye Tarihleri</strong></h5>
<ul>
<li><strong>İstanbul Kadıköy:</strong> 27 Ekim</li>
<li><strong>Eskişehir Tepebaşı:</strong> 3 Kasım</li>
<li><strong>İstanbul Şişli:</strong> 9 Kasım</li>
</ul>
<p><strong>Son başvuru tarihi:</strong> 25 Ekim saat 23:59.</p>
<p>NOT: Etkinlikler gün boyu sürecek.</p>
<h5><strong>Başvuru</strong></h5>
<ul>
<li>Başvuru formuna <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdEqxAJt_XQ_kzgG-S-84RiIeg9yQwGbT9m0Tiixfvr7nYJhA/viewform" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</li>
<li><strong>Tüm sorularınız ve görüşleriniz için: </strong>yusuf@afsgonulluleri.org</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/10/20/gencler-icin-yerel-diyalog-projesi-atolyeleri-basliyor/">Gençler İçin Yerel Diyalog Projesi Atölyeleri Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Yerel Yönetim-STK İşbirliğinde Temel Sorun: Güvensizlik’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/yerel-yonetim-stk-isbirliginde-temel-sorun-guvensizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jul 2021 09:13:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Tugay]]></category>
		<category><![CDATA[Dernekler Yerleşkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Karşıyaka Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72847</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlçede inşaat çalışmaları süren Sivil Toplum Yerleşkesi’ni konuştuğumuz Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, sivil toplum yerel yönetim iş birliğindeki temel sorunun ‘güvensizlik’ olduğunu belirterek, işbirliğinin artması ve karşılıklı güvensizliğin aşılması için sorumluluğun yerel yönetimlerde olduğunu kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/yerel-yonetim-stk-isbirliginde-temel-sorun-guvensizlik/">‘Yerel Yönetim-STK İşbirliğinde Temel Sorun: Güvensizlik’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="‘Yerel Yönetim-STK İşbirliğinde Temel Sorun: Güvensizlik’" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/83Y8SG5LDmI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Karşıyaka Belediyesi’nin sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürebilmesi için oluşturduğu Sivil Toplum Yerleşkesi önümüzdeki günlerde hizmete girecek. Yerleşkenin 250 sivil toplum kuruluşunun yer alabilecek şekilde oluşturulduğunu belirten Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, “Burada çalışacak kurumlara sivil toplum yerleşkesi içerisinde bulunan bir başka STK’yla en az iki ortak faaliyet yapmalarını, belediyeyle en az iki ortak faaliyet yapmalarını ve bir sosyal sorumluluk projesi yapmaları şartını getirdik. Bu şekilde hem STK’ların birbiriyle daha fazla ortak çalışma yapmasını hem yerel yönetimle daha fazla ortak çalışma yapmalarını hedefledik. Bu tür yerleşkeler sivil toplum dinamiklerini biraz daha organik olarak aktifleştirebilir.” Dedi.</p>
<h5><strong>‘Katılımcılığın En Sağlıklı Yöntemi: STK Katılımı’</strong></h5>
<p>Gerçek anlamda bir demokratik modelde sadece seçim dönemlerinde değil tüm yönetim aşamalarında katılımcı bir sistem olması gerektiğini belirten Tugay, “En sağlıklı katılımcılık, tabii ki sivil toplum üzerinden olabilir. Bu nedenle sivil toplum organizasyonları ve sivil toplumun kamu yönetimiyle, özellikle yerel yönetimlerle birlikte çalışması önemli. Ama bizde hem geleneksel olarak hem de şu anda sivil toplumla ilgili kanuni düzenlemeler açısından, maalesef sivil toplumu etkisiz kılan, kamuyla, yerel yönetimlerle ilişkisinde elini zayıf tutan bir düzen var, böyle bir ortam var. Bunun, mevcut yerel yöneticilerin sivil toplumla daha fazla iş bilirliği yapmasına çaba göstermesiyle bir miktar da olsa aşılabileceğini düşünüyorum.” Dedi. Tugay, sivil toplumla sadece iletişim kurmanın yeterli olmadığını, sorunların saptanması ve çözüm aşamalarında da sivil toplum katılımının sağlanması gerektiğini kaydetti.</p>
<h5><strong>‘İşbirliği İçin Temel Sorumluluk Yerel Yönetimlerde’</strong></h5>
<p>Sivil toplum yerel yönetim işbirliğiyle ilgili mevcut durumu da değerlendiren Cemil Tugay, temel sorunun ‘güvensizlik’ olduğunu söyledi. Bu güvensizliğin karşılıklı olduğunu belirten Tugay, “Sivil toplum, biz ilişkiyi kursak da, bir şeyler anlatsak da söylediklerimiz dikkate alınmayacak, uygulamaya dönmeyecek diye düşünüyor. Yerel yönetim de, aldığım kararlara sivil toplum fazla müdahil olacak, sonuçta benim irademin dışına çıkacak bir yola girecek diye bir endişe taşıyor. Bu güvensizliğin aşılması, tabii ki diyalogla mümkün, tabii ki yapıcı bir iletişimle mümkün. Ama her zaman için bilgi ve veri esas olmalıdır ve burada açıkçası, sivil toplumun yerel yönetimlere göre biraz daha metod olarak bilgi ve veri üzerinden gittiğini düşünüyorum. O yüzden yerel yöneticilere, sivil topluma biraz daha yaklaşmak, biraz daha bu ilişkiyi zorlamak yönünde fazladan bir görev düştüğünü düşünüyorum.” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/22/yerel-yonetim-stk-isbirliginde-temel-sorun-guvensizlik/">‘Yerel Yönetim-STK İşbirliğinde Temel Sorun: Güvensizlik’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivilistan</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/27/sivilistan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jun 2019 10:36:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Veli]]></category>
		<category><![CDATA[Milliyet]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öneri yok, aksiyon var! Çünkü güçlü bir öneri, sahibini aksiyona sürükler. Yenilenen İstanbul seçimleri, bu açıdan yeni bir aksiyon dönemini başlatmıştır. Bu dönemin belirleyicisi, faydadan çok etki olacaktır. Bu etkinin kaynağı “sivilleşme”, yaşandığı yer de “sivilistan”dır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/27/sivilistan/">Sivilistan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivilistan’da ilk aksiyon; “Kent Konseyi”ni devreye almaktır. 1996’da İstanbul’da yapılan Habitat Konferansları’nda bu konuda yapılacaklar belirlenmiştir. Kent Konseyi’ne başkan yapılacak kişinin, kucaklaşmayı başaran rakip bir adayın olması aksiyonu derinleştirebilir. Sadece oy verenler değil, tüm seçmen ancak bu şekilde kucaklanabilir.</p>
<p>20 binden fazla STK’sı olan bir şehirde 5 yıl sonra 40 bin STK olmalıdır. Çünkü “her şey çok güzel olacak” diyen genç henüz lise çağındadır. Bugün ortaokulda okuyan çocuklarımızın 5 yıl sonra etkili olması adına her yaş grubu için yeni STK’lar kurulmalıdır. Üniversitelerdeki “Öğrenci Toplulukları” başkanları tematik olarak buluşturulmalı ve gelecek STK’larının kurulum stajları tamamlanmalıdır.</p>
<p>Şehirlerde gerçekleşen “iyi örnekler” sergilenmeli ve modellenmelidir. Bunu yapmak aslında iktidarın görevidir. Bu noktada “Marmara Belediyeler Birliği”nin sorumluluk alanı geniştir. Birliğin başkanlığına seçilen “Tahir Hoca”, kent konseylerini kadın ve genç unsurları da ilave ederek topladığında “Mahir Başkan” olacaktır!</p>
<p>Bu maharet sergilenemezse, halkın %60’ının yaşadığı yerleri yöneten muhalefet partisinin yerel yönetimlerden sorumlu yöneticileri, Kent Konseyi başkanlarını dönemsel olarak toplayarak model kurmalıdır. Çünkü neyin yolunda gitmediğini bulmak ve çözümü yaygınlaştırmak, toplumu yeni sıçramalara ikna etmekle başarılacaktır.</p>
<p>Sivil inisiyatifleri etkileyecek yeni süreçlere imza atma zamanıdır. Üstelik gönüllü ve onları yönlendirecek insanımızda yeterli sayıda vardır. Yapılması gereken tek aksiyon; gönüllü kazanma sürecini sürdürülebilir kılmaktır. Çünkü yeni işbirliklerine kapı açmak ancak bu şekilde gerçekleşebilir.</p>
<p>İnsanların gönüllü olması potansiyeldir, bu potansiyeli çalışma süreçleriyle buluşturarak iyi yönetmek ise aksiyondur. İnsanımız, yeni işbirliklerine açık olduğu bu süreçte, klasik üst-ast ilişkisinden ve hiyerarşi çerçevesinden kurtarılmalıdır. Yöneticilerimiz, hizmetin sonucu ile çalışmanın değeri arasındaki ilişkinin takipçisi olursa bunu başarabilir. İşte bu başarı, “zafer değil ama zaferden daha değerli yeni başlangıçlar”a kapı aralayacaktır. Sivilistan’a bu kapıdan girebilirsiniz…</p>
<p>*Bu yazı İbrahim Veli tarafından 26 Haziran&#8217;da <a href="https://www.milligazete.com.tr/makale/2670021/ibrahim-veli/sivilistan?fbclid=IwAR23NoACGnJgKps52bQY56K_xA3gLefMoH8-a9G41h_fUIoZI04Yl3PTpqg" target="_blank" rel="noopener">Milli Gazete&#8217;de </a>yayınlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/27/sivilistan/">Sivilistan</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK-Belediye İşbirliği Değerlendirme Raporu &#8211; Yuvarlak Masa Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/23/stk-belediye-isbirligi-degerlendirme-raporu-yuvarlak-masa-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 10:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[MoDeL]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39034</guid>

					<description><![CDATA[<p>MoDeL yuvarlak masa toplantıları için bu kez Ankara'da! 28 Mayıs Salı günü gerçekleştirilecek toplantıya STK ve yerel yönetim temsilcilerinin katılımı bekleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/23/stk-belediye-isbirligi-degerlendirme-raporu-yuvarlak-masa-toplantisi/">STK-Belediye İşbirliği Değerlendirme Raporu &#8211; Yuvarlak Masa Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>MoDeL projesinin ilk aşamasında her proje ili için, Kamu &#8211; STK işbirliği önündeki engeller ve fırsatların inceleneceği ve STK’ların yönetişim kapasitelerinin ele alınacağı Yerel Fark Analizi Raporlarının taslak olarak hazırlanması, hazırlanan rapor taslağının ilgili paydaşlarla birlikte istişare edileceği yerel yuvarlak masa toplantılarının düzenlenmesi planlandı.</p>
<p>Ankara ili için hazırlanan STK-Belediye İşbirliği Değerlendirme Raporu taslağını Ankara ilinde faaliyet gösteren STK’larla ve yerel yönetim temsilcileriyle birlikte değerlendirmek, katılımcıların görüş ve önerilerini almak için 28 Mayıs Salı günü saat 14.00’da gerçekleştirilecek yuvarlak masa toplantısına davetlisiniz.</p>
<p>Etkinliğe katılım kontenjanı sınırlı olduğundan <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSelsC_CgNmv56n0yjpmzAUnHeYv8RnRtu0Elz8pmPkf5lsY0g/viewform" target="_blank" rel="noopener">başvuru formu</a> doldurularak ön kayıt olunması gerekmektedir. Toplantıya katılım formunu 27 Mayıs 2019 Pazartesi gününe kadar doldurabilir, MoDeL projesi hakkında ayrıntılı bilgiye ise <a href="http://tesev.org.tr/tr/model/" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantı</a> üzerinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/23/stk-belediye-isbirligi-degerlendirme-raporu-yuvarlak-masa-toplantisi/">STK-Belediye İşbirliği Değerlendirme Raporu &#8211; Yuvarlak Masa Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2019 09:51:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİlerEşitlikİstiyor]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[YereldeLGBTİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36585</guid>

					<description><![CDATA[<p>LGBTİ+ sivil toplum örgütleri, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde sosyal medya kampanyası düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/">LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+&#8217;ların yerel yönetim hizmetlerine eşit erişimini odağına alan “LGBTİler Yerelde Eşitlik İstiyor.” kampanyası 20 Mart Çarşamba (bugün) saat 17:00<strong>&#8216;</strong>de başlıyor.</p>
<p>Belediye başkan adaylarına LGBTİ+ hakları için yapacakları çalışmalar ile ilgili sorular sormayı ve eşitlik taleplerinin dile getirilmesini hedefleyen kampanya ile adaylara “LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokol Metni”ne imzacı olması çağrısı da yapılacak.</p>
<p><strong>#LGBTİlerEşitlikİstiyor</strong>  ve <strong>#YereldeLGBTİ </strong>hashtag&#8217;lerinin kullanılacağı kampanya yerel seçimlerin gerçekleşeceği gün olan 31 Mart Pazar gününe kadar sürecek.</p>
<p>Belediye başkan adaylarının, kentlerinde LGBTİ+ kapsayıcı eşit hizmet sözü vermeleri için yürütülecek kampanyada LGBTİ+&#8217;ların hak ve taleplerinin görünür kılınması amaçlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/">LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 07:32:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36314</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel yönetimlerin çalışmalarını konuştuğumuz STK Temsilcileri, belediyelerin mülteci alanında kısa süreli, yardım veya farkındalık projeleri yerine kalıcı ve uzun vadeli projeler yapmasının gerekliliğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/">Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Hemşehri Hukuku başlıklı 13. Maddesi; yerel yönetimlerin mülteci alanında yapacağı çalışmaları için yasal mevzuat işlevi görüyor. “Nasıl Bir Yerel Yönetim” dosyamızda görüştüğümüz Suriye Nur Derneği Başkanı Dr. Mehdi Davut, yerel yönetimlerin mülteci alanında daha kalıcı çözümler üretmesinin önemine işaret ediyor. Mültecilerle ilgili toplumdaki olumsuz algı ve bilgi kirliliği sebebiyle yerel yönetimlerin mültecilere destek verme konusunda çekingen davranmasına ya da gizli yardımlar yapmasına sebep olduğunu belirten Davut, kültürel kaynaşma ve birlikte yaşama konusunda yerel yönetimlerin daha etkili olması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><strong>Kapsayıcı Eğitim Vurgusu</strong></p>
<p>Gıda yardımlarının sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Davut, “Daha çok kalkınma projeleri yapılmasını isterim. Kalkınma projeleri yapmak daha çok para ister, daha çok uzun zaman ister, daha çok uğraş ister. Gıda paketi yardımını yaparsın ve biter. Sürdürülebilir bir yardım olmuyor. Gıda paketini alabilmesi ve kazanabilmesi için bir eğitim verilse, dil öğretilse, meslek öğretilse bu yönde projeler geliştirilse çok daha iyi olur. Özellikle eğitim noktasında projeler geliştirip bunları hayata geçirecek kaynaklar bulmak istiyorum. 500 bin çocuk eğitim alamıyor. Bu konuda biz dernek olarak çok endişeliyiz ve şimdilik elimizden de uzun vadeli bir şey yapacak kaynağımız maalesef yok. Bu Türkiye geleceği için de çok kötü bir durum. “ diyor.  Davut’un Suriyelilerin eğitim alanında yaşadığı sıkıntılarla ilgili diğer değerlendirmeleri ise şöyle: “Okula giden de uyum problemi yaşıyor. Okulda eğitimini alan çocuklar da eve geldiğinde evde destek alabileceği bir ortamda olmuyor. Ödevlerini yapamıyor, çünkü annesi babası Türkçe bilmiyor. STK’lar bu noktada dershane görevi görebilir. Anne babanın boşluğunu dolduracak faydalı projeler olması lazım. Bunun dışında üniversite okumak isteyen gençler Türkçe sıkıntısından dolayı, Yabancı Öğrenci Sınavı’nı (YÖS) geçemiyor ve üniversiteye giremiyor. Mesleki kurslar daha güzel bir şekilde verilmeli. Mesela İSMEK kursları var çok güzel ama bu kurslara Suriyelilerin katılması mümkün değil ki, dil sorunu yaşıyorlar.&#8221; Suriyelilerin kalma süresi arttıkça toplumda tepkiselliğin arttığını belirten Davut, sivil toplumun bu konuda inisiyatif alması gerektiğini belirterek,  “STK’lar Suriyelilerin neden Türkiye’ye gelmek zorunda kaldığını iyi anlayıp kendi çevrelerine de bunu iyi anlatsalar aslında sorun tabanda biraz çözüm bulmaya başlar” diyor.</p>
<p><strong>“Sığınma Hak Olarak Algılanmıyor”</strong></p>
<p>Mülteci alanında çalışan ilk sivil toplum kuruluşlarından olan ve yedi ayrı ilde mültecilerle ilgili çalışmalar yürüten İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı Genel Müdürü Muhtar Çokar, ‘iyi belediye’ tanımı için sivil alanın genişlemesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’de sivil alanın tarif edilmesinde, algılanmasında ve onunla bağlantıya geçilmesinde tarihsel bazı özellikler ve kısıtlıklar var. Bu kısıtlıklar hemen tüm zamanlarda toplumsal gelişmeyi engelleyen unsurlar. Devlet kamusal alanın tek belirleyicisi olarak görülüyor. Belediyeler de kamusal alandaki resmi görevli kuruluşlardan biri olarak algılanmakta. Sivil alan özerk bir alan olarak tanımlanmadık ve algılanmadıkça ve belediyeler bu olanak dahilinde tarif edilmedikçe sanırım iyi belediye diye bir şey olmayacak. “ diyor. Mültecilerle ilgili yaşanan sorunların ‘geçici’lik perspektifinden kaynaklandığını dile getiren Çokar, “Sığınma bir hak olarak algılanmıyor, mültecilere misafir gözüyle bakılıyor ve hak sahibi olan bu insanlar ülkemizde bir fazlalıkmış gibi algılanıyor. Halk arasındaki bu yaygın anlayışın olumlu yönde değişmesi için çalışmalar gerekiyor.&#8221; tespitinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Geri Gönderme Yerine Sağlıklı Planlar…</strong></p>
<p>İzmir Barosu İnsan Haklarından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Deman Güler, sürdürdükleri İzmir İnsan Haklarının Başkenti Olsun kampanyasında yerel yönetimlerin entegrasyon alanında projeler yürütmelerini sağlamaya çalıştıklarını vurguluyor. Parti ayırmaksızın adaylara entegrasyon projelerini de içeren vizyon belgesini imzalatacaklarını belirten Güler,  seçim sürecinin ve popülist politikaların mültecilere olan bakışı olumsuz etkilediğinin altını çiziyor. Türkiye’de mülteci meselesinin sürdürülebilir bir şekilde kurgulanmadığını belirten Güler, “Bütün mesele buradan kaynaklanıyor. Yani sığınma hakkını uygularken Türkiye, bunun yasal altyapısını hazırlayamamıştı. Beklenmedik, müthiş bir mülteci akımına sahne oldu. Entegrasyon başka bir mesele, birlikte yaşamanın koşullarını oluşturmak başka bir mesele ama bir şehrin kimliğini, bir şehrin sosyal yapısını bir anda değiştirmek başka bir mesele. İşte problem en baştan bu düzenin kurulmamasından kaynaklandı. Geri gönderme söylemleri yerine sağlıklı bir orta vadeli plan üretmek gerekli.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/14/multeciler-icin-kalici-ve-uzun-vadeli-cozumler-gerekiyor/">Mülteciler İçin Kalıcı ve Uzun Vadeli Çözümler Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yapılı ve Yapısız Çevrenin Güvenliğini Sağlamak Belediyenin Birinci Görevi&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/13/yapili-ve-yapisiz-cevrenin-guvenligini-saglamak-belediyenin-birinci-gorevi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Mar 2019 07:20:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Gizem Kıygı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şehir Plancısı Gizem Kıygı, 'çocuk dostu belediye' kavramının sadece çocukların ön planda tutulduğu prestij projeleriyle değil şehirlerin çocuklar için güvenli hale getirilmesiyle mümkün olacağını belirterek, "Eğer bir yerel yönetim çocukları sürekli araçlarıyla kentin müzelerine götürüyor, çocuk parkları kuruyor, bunun da reklamını yapıyor ama öte yandan sınırları dahilindeki inşaat faaliyetlerinin güvenliğini, sesini, tozunu denetlemiyor ise sorumluluklarını yerine getirmiyordur. " diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/13/yapili-ve-yapisiz-cevrenin-guvenligini-saglamak-belediyenin-birinci-gorevi/">&#8220;Yapılı ve Yapısız Çevrenin Güvenliğini Sağlamak Belediyenin Birinci Görevi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gizem Kıygı, farklı inisiyatif ve STK&#8217;larla çalışmış bir şehir plancısı&#8230; &#8216;Nasıl Bir Yerel Yönetim&#8221; dosyamızda &#8216;çocuk ve şehir&#8217; başlığıyla görüşlerine başvurduğumuz Kıygı, bu konuda olduğu kadar sivil toplum ve yerel yönetim ilişkisinin tamamına dair önemli değerlendirmelerde bulunuyor.</p>
<p><strong>Farklı kolektif gruplarda, stk&#8217;larda çalışmış biri olarak sivil toplum yerel yönetimler ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz bu konudaki gözlemler her iki tarafa yönelik olarak nelerdir?</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerle sivil toplum arasındaki ilişki birçok farklı açıdan değerlendirilebilir, hatta bu ilişkiye odaklanan farklı sesleri duymaya ihtiyacımız var. Ben kendi deneyimimden, umut ve karamsarlığın kol kola yürüdüğünü söyleyebilirim. Yerel yönetimler açısından bakarsak, ilginç bir süreçten geçiyoruz. Siyasi partiler özellikle büyükşehirlerde meclis siyaseti düzeyinde güçlü aktörlerini aday olarak göstermeye başladılar. Daha önce Başbakanlık görevi yürütmüş bir aktörün İstanbul Büyükşehir Belediyesi için aday olduğunu görüyoruz örneğin. Bu bile başlı başına kent siyasetinin belirleyiciliğinin geldiği nokta hakkında bize çok şey söylüyor. Bu belirleyiciliğin dinamiklerini anlamak için daha çok çaba göstermemiz gerekiyor. Siyaseti iten nedenler ne? Kentliler bu durumu nasıl karşılıyor? Bu aktörlerin yerel yönetim düzlemine çekilmesi onlarda güven duygusu mu oluşturuyor? Yerel siyaset aracılığıyla, yine bu aktörler üzerinden, merkezi siyaseti daha erişilebilir mi buluyorlar? Ya da tam tersi, yerel yönetim merkezi siyaset düzlemine çekilerek daha erişilmez mi oluyor? Bu sorular üzerine kestirimci cevaplar veremeyeceğimiz ve yalnızca oy oranlarıyla da ölçümlemenin mümkün olmadığı sorular.</p>
<p><strong>&#8220;Kentsel Dönüşümün En Büyük Meşrulaştırma Aracı: Deprem&#8221;</strong></p>
<p>Sivil toplum açısından bakarsak, ben tüm baskı mekanizmalarına ve yarattığı karamsarlığa rağmen, sivil toplumun geldiği noktayı umut verici bulanlardanım. Bir baskı mekanizmasının toplumsal bir karşılığı, dolayısıyla tarihsel bir derinliği olmadan kurulamayacağını ve kurumsallaşamayacağını düşünüyorum. Bunun kent siyaseti üzerinden çok somut bir örneğini verebilirim. Son yıllarda, bir baskı mekanizması olarak kentsel dönüşümü çok yoğun yaşıyoruz, tartışıyoruz. Bunu da mevcut iktidarın yaptıkları üzerinden değerlendiriyoruz. Son yıllarda başka bir hal aldığı bir gerçek. Ancak öte yandan şunlar da gerçekler, kentsel dönüşüme konu olan özellikle yoksul mahalleler için bu son yıllarda beliren bir tehdit değil. Bu mahallelerin sakinleri yerleşimleri kurulduğu tarihten beri, 60-70 yıldan beri bu baskıyla yüz yüzeler. Üstelik bu baskının kurumsallaşması yalnızca iktidar partisi eliyle olmuyor, diğer partiler de bu baskıya uyumlanan ve yeniden kuran politikalar izliyorlar. Şu an kentsel dönüşümün en büyük meşrulaştırma aracı da deprem. Oysa bu da yeni bir şey değil. Özellikle 1999’dan beri depremin yalnızca İstanbul için değil Türkiye’deki birçok kent için ciddi bir tehdit olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bunu ciddi ciddi konuşmaya Afet Yasası diye bilinen kanunun kentsel dönüşümün önünü açmasıyla başladık. Sivil toplum şu an bu baskı mekanizması haline gelen toplumsal hassasiyetleri görüyor, deneyimliyor ve yeni yaratıcı araçlar üretebiliyor. Dahası bu anlamda yerel yönetimlerle işbirlikleri, müzakere süreçleri  çoğalıyor. Umut verici bulduğum nokta ise, benim de içinde yer aldığım haliyle, bu hassasiyetlerin kökenini kutuplaşmaya gitmeden anlamaya çalışma çabası. Bu hassasiyetler baskı karşılığı bulmadan diyalog düzlemi kurulacak çalışmalar yürütülüyor. Yani deprem olmadan afeti, kentsel dönüşüm olmadan mahallemizde daha sağlıklı ve güvenli yaşamanın yollarını kutuplaşmaya düşmeden tartışmaya ve buna yönelik üretimler, pratikler geliştirdiğimiz noktada (ki bunu farklı konularda yapan birçok sivil toplum örgütü var) taşlar yerine oturacak.</p>
<blockquote><p>Bir başka sorun da, yerel yönetimlerin işbirliğine girecekleri sivil toplum örgütleri hususunda garip bir seçiciliğe sahip olması. Sivil toplumun siyasi söylemi bu seçicilikte bir etken. Ancak garip bulduğum bu değil. Bunun daha ötesinde, daha kurumsal, büyük sivil toplum örgütleriyle işbirliğine gitmek için çaba gösterirken, kendi sınırları dahilinde, yurttaş oluşumlarına ve örgütlerine, daha küçük ve yerel, dolayısıyla dile getirilen sorunun öznesi olan gruplara özenli davranmaması ve iletişim kanallarını kapatması.</p></blockquote>
<p><strong>İki tarafın da bu ilişkide oturtamadığı veya iyi olduğu yönler nelerdir sizce?</strong></p>
<p>Bu işbirliklerinin bağlamına göre değişebilir. Bu bağlam iki tarafın görev ve sorumlulukları, dolayısıyla konumlarını belirler. Geldiğimiz noktada iki taraf da birbirinin işbirliğine ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç duyma halinin iyi bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Ancak birbirimizi anlama noktasında biraz zamana ihtiyacımız var. Yerel yönetim açısından bakarsak, bu yönetim biçiminin bir geleneği var. Bu geleneğin çalışan ve çalışmayan tarafları var. Proje odaklı düşünmek bunlardan biri örneğin. Proje odaklı düşünmek bazen geliştirici bazen gerileticidir. Katılımcılık konusunu ele alalım. Katılımcılık, öyle de ya da böyle herkesin önemsediği bir kavram haline geldi. Dolayısıyla bunu sınırlı bir kesimin tartışma başlığı olmaktan çıkarıp projelendirmeye gitmek doğru yönetildiğinde verimli sonuçlar ortaya çıkabilir. Öte yandan katılım temastan başlar. Önce temas ederiz, yan yana geliriz. Sonra birbirimizin kelimelerini anlamaya çalışırız. Sağlıklı çevre deriz, ama herkesin sağlıklı çevre tanımı başka ve gündelik hayatlarımızla, bizle bağı var bu tanımların. Dolayısıyla ihtiyaçlarımız da oradan kuruyoruz. İhtiyaçlarımızı tanımlarız, üzerinde uzlaşırız ve bu uzlaşı sonrasında mekansallaşır talep. Yerel yönetimin refleksi, bir konuyu hemen “katılım”la bir proje haline getirmek, hemen bir park yapmak, kültür merkezi yapmak vb. Bu acelecilik daha en temelden katılımı boşa çıkaran bir tavır. Sivil toplum da bu proje refleksine uyumlandığında ya da yerel yönetimin bu refleksini çözümleyecek gücü kendinde bulamadığında sorunlar ortaya çıkıyor.</p>
<p>Bir başka sorun da, yerel yönetimlerin işbirliğine girecekleri sivil toplum örgütleri hususunda garip bir seçiciliğe sahip olması. Sivil toplumun siyasi söylemi bu seçicilikte bir etken. Ancak garip bulduğum bu değil. Bunun daha ötesinde, daha kurumsal, büyük sivil toplum örgütleriyle işbirliğine gitmek için çaba gösterirken, kendi sınırları dahilinde, yurttaş oluşumlarına ve örgütlerine, daha küçük ve yerel, dolayısıyla dile getirilen sorunun öznesi olan gruplara özenli davranmaması ve iletişim kanallarını kapatması. Yerel yönetimler büyük, ana akım medyada kamu spotu yayınlayabilen sivil toplum örgütlerine gösterdikleri ilgi ve hassasiyeti mahalle örgütlenmelerine göstermiyorlar. Bu çok ciddi bir sorun.</p>
<p>Son olarak da, sivil toplum ve yerel yönetimlerin yetki ve sorumluluk sınırlarını çok kolay aşabildiklerini görüyorum. Bunun zamanla oturacağını düşünüyorum. Ancak bu sivil toplum içerisinde yer alan bizlerin üzerine iyi düşünmesi gereken bir konu. Yerel yönetimlerin yasalarca belirlenmiş sorumlulukları var, yerine getirmeleri gereken hizmetler var. Sivil toplum yerel yönetimlerin bu sorumlulukları yerine getirmesi için talep eden ve yönlendiren pozisyonu kaybettiğinde, yani yerel yönetimin vermesi gereken hizmetleri onun yerine vermeye başladığında bu kenti ve kentlileri güçlendiren bir süreç olmuyor. Bu anlamda “adalet talebi” hepimiz için bir kırmızı çizgi olmalı. Özellikle gönüllülük üzerinden “şefkat”, “yardımseverlik” gibi söylemlere düştüğümüz zaman,”hak sahibi” kentliyi “ihtiyaç sahibi” kentliye dönüştürüyoruz. Bu toplumu, dolayısıyla sivil “toplumu”  güçlendiren bir tutum değil, aksine yaralayan bir tutum.</p>
<p><strong>Çocuk alanında yerel yönetimlerin faaliyetlerini nasıl buluyorsunuz mevcut durum ve olması gerekenle ilgili görüşleriniz?</strong></p>
<p>Bu noktada öncelikle şunu söylemeliyim: Yerel yönetim bir kurumsal bir yapı. Yalnızca bir partinin temsilcisi başkandan yani kişiden ibaret bir şey değil. Bu yapının içerisinde çalışan meslektaşlarım, bu kurumun kalıplaşmış ve çalışmayan gelenekleriyle sürekli mücadele ediyorlar. Bu anlamda en umut verici çalışmaların arkasında, onların fikirleri ve sabırları var. Yerel yönetimlerin başkanlıklar düzeyindeki yönetim kademeleri sivil toplum anlayışından uzak olsalar dahi, yine bu kademelerde daha alt düzeylerde çalışan ve kendileri de halihazırda sivil toplumun içinde olan meslektaşlarım sivil toplum anlayışını ve işbirliklerini yerel yönetimlere entegre etmek için çok çalışıyorlar. Sanırım zorlukları hepimiz az çok tahmin edebiliriz. Bu anlamda bana umut veren örneklerin daha görünmez olduğunu söyleyebilirim. Bir yerel yönetimin mahalle örgütlenmeleriyle, çocuklarla düzenli toplantı yapma alışkanlığı kazanması, belediyenin çatısı altında çocuklara verilen sosyal hizmetlerin yine meslektaşlarım aracılığıyla yoksul mahallelere ulaşabiliyor olması görünmeyen ama önemi çok büyük faaliyetler. Çocukların eğitim sistemi dahilinde ulaşamadıkları resim, müzik, bilgisayar kursları, spor aktivitelerine ilişkin faaliyetleri, müzelere daha çok çocuğun ulaşması için yapılan çalışmaları, genel olarak çocukların kendi mahallelerinden çıkarak kentte başka mekanları deneyimledikleri faaliyetleri çok önemli buluyorum. Ancak ısrarla görmemiz gereken şey belediyenin çocuklara ve hepimize karşı sorumluluklarının bunlardan ibaret olmadığı. Aslına bakarsanız, bu sorumluluk alanı oldukça geniş.</p>
<blockquote><p>Bir çocuk atölyesiyle “katılımcı tasarım” yapılamayacağını görmeli ve yerel yönetimleri doğru bir şekilde yönlendirmeliyiz. Çocukların kendi anlam ve varlık düzeylerini kuramadıkları makam isimlerini onlara yüklemekle, “belediye başkanı olsaydın ne yapardın?” diye sormakla örneğin, çocukların kent yönetimine entegre edilemeyeceğini anlamalıyız ve anlatmalıyız.</p></blockquote>
<p><strong>&#8220;Çocuk Resmi İçeren Çalışmaya İkna Olup Temel Meseleyi Atlıyoruz&#8221;</strong></p>
<p>Eğer bir yerel yönetim çocukları sürekli araçlarıyla kentin müzelerine götürüyor, çocuk parkları kuruyor, bunun da reklamını yapıyor ama öte yandan sınırları dahilindeki inşaat faaliyetlerinin güvenliğini, sesini, tozunu denetlemiyor ise sorumluluklarını yerine getirmiyordur. Çocuk resmi içeren her çalışmaya bir şekilde ikna olup en temel meseleyi atlıyoruz: Yönetimi dahilindeki yapılı ve yapısız çevrenin güvenliğini sağlamak belediyenin birinci görevi. Dolayısıyla denetimsiz inşaatın, açık kanalizasyon çukurunun, yol tedbirlerinin alınmadığı yerde, belediye sorumluluklarını yerine getirmiyordur. Ölçüyü şuradan kurabiliriz; bir evin kapısının önünü orta nokta alıp çevresine 100 metre, 200 metre, 500 metre genişliğinde çemberler çizdiğimizi düşünün, bu evde yaşayan ve kendi gelişim süreci içerisinde ebeveyn refakatine ihtiyacı azalmış bir çocuk, bu çemberler içerisinde ne kadar güvenli dolaşabilir? Belirtme ihtiyacı duyuyorum: Bu çocuk engelli bir çocuk da olabilir. Ancak durum değişmez: Daha çocuk evinin sokağında refakatsiz bir topa vuramıyor ise, fiziksel çevre koşulları buna izin vermiyor ise yönetim süresi dahilinde 500 çocuk parkı yapmış olsa da belediye temel sorumluluklarını yerine getirmemiştir.</p>
<p>Son zamanlarda belediyelerce çok kullanılan “çocuk dostu kent” tanımının ve buna yönelik geliştirilen projelerin de, adım atmak anlamında önemli olduğunu ancak temkinli yaklaşılması gereken durumlar olduğunu söylemeliyim. Bir önceki soruda değindiğim hususlar, aceleci proje yaklaşımları iyi değerlendirilmeli. Amacımız verilen emeği ve niyeti görmemek olmamalı, ancak geliştirmek için çaba harcamalıyız. Bir çocuk atölyesiyle “katılımcı tasarım” yapılamayacağını görmeli ve yerel yönetimleri doğru bir şekilde yönlendirmeliyiz. Çocukların kendi anlam ve varlık düzeylerini kuramadıkları makam isimlerini onlara yüklemekle, “belediye başkanı olsaydın ne yapardın?” diye sormakla örneğin, çocukların kent yönetimine entegre edilemeyeceğini anlamalıyız ve anlatmalıyız. Bu birçok disiplinin yan yana yine hak temelinde çalışması ve uzun soluklu deneyimlerle ortaya konacak bir süreç.</p>
<p><strong>Çocuk alanında çalışan sivil toplumun yerel yönetimlerle çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz.</strong></p>
<p>Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla iki ana akstan yürüyor süreç. Bir tarafta çocuk alanında hak temelli çalışan sivil toplum örgütleri var. Çoğu yerel yönetimlerden bağımsız yürüyorlar. Hak temelli çalışmalarda, bağımsız olmak belirleyici bir durum. Daha önce bahsettiğim yetki ve sorumlulukların sınırları meselesi bu noktada hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin aleyhine işliyor maalesef. Yani belediye, sivil toplumun söylemini kurmasında müdahaleci davranarak sınırlarını aşıyor. Bu durumun istisnaları var elbette. Bu istisnaların çoğalması da umut verici. Bir grup daha sosyal faaliyet ve yardım çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. Bu grup belediyelerle daha çok işbirliği içerisinde. Bu birikimin ve deneyimin önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<blockquote><p>Talep ettiğimiz haklar, siyasi bir özne olmanın ötesinde, kendileri de birer kentli olan yerel yönetimcilerin, onların ailelerinin ve çocuklarının da hakları. Bu kimliğin ötesine geçebilecek bir dil kurabilmenin umudunu taşıyorum, taşımak zorunda da hissediyorum biraz kendimi. Bu anlamda, “adalet talebi” çizgisinden geri düşmeden, yerel yönetimlerle işbirliği geliştirebilen oluşumların çoğalması bana umut veriyor.</p></blockquote>
<p>Benim bu zamana kadar birliktelik kurduğum gruplar, kurucusu olduğum ve yer aldığım faaliyetler hak temelliydi. Ancak bütün bu süreçte bir müzakere toplantısı düzeyinde olsa dahi yerel yönetimlerle işbirliğinin önemli olduğunu deneyimledim kendi yolculuğumda. Bunun zorluklarının farkındayım. Hem dil uyuşmazlığından, hem meslek alanımdan, hem meslektaşlarımın yerel yönetimlerde çalışırken yaşadıkları zorluklardan, hem de genç bir kadın olarak karşılaştığım iletişim biçimlerinden türlü zorlukları biliyorum ve deneyimliyorum. Ancak bu zorlukların üstesinden kente dair bana, çocuklara, hepimize karşı sorumlulukları olan bir kurumun katılımı olmadan çözemeyeceğimize inanıyorum. Talep ettiğimiz haklar, siyasi bir özne olmanın ötesinde, kendileri de birer kentli olan yerel yönetimcilerin, onların ailelerinin ve çocuklarının da hakları. Bu kimliğin ötesine geçebilecek bir dil kurabilmenin umudunu taşıyorum, taşımak zorunda da hissediyorum biraz kendimi. Bu anlamda, “adalet talebi” çizgisinden geri düşmeden, yerel yönetimlerle işbirliği geliştirebilen oluşumların çoğalması bana umut veriyor. Genel olarak sivil toplumda farklı hassasiyetlerle yola çıkan kuruluşların deneyimleri ortaklaştırarak yol alma çabası da bana umut veriyor.</p>
<p><strong>&#8220;Çocuklar Politikanın Ağır Gündemini Yetişkinler Kadar Yaşıyor&#8221;</strong></p>
<p>Çocuk çalışmaları kent üzerine çalışan sivil oluşumlar nezdinde kıyıdaydı bu zamana kadar. Son yıllarda bunun değiştiğini görüyorum. Bu yerel siyaset söylemini de etkiliyor. Genel olarak çocuklarla çalışmak ülkemizde pek “ciddiye” alınmıyor. Bu ciddiye alınmamak çok yönlü bir mesele. Çocuklarla çalışmanın eğlenceli olduğu düşünülüyor. Bir yanıyla gerçekten öyle, çocuklarla çalışmak çok eğlenceli. Ancak öte yandan, aslında görünür ama görünmez zorlukları var. Birincisi politikanın ağır tüm gündemlerini çocuklar da yetişkinler kadar hatta onlardan daha fazla yaşıyorlar. Dolayısıyla onlarda oluşan tahribat çok ciddi. İkincisi, bu çalışmaları yürüten yetişkinlerin duygu durumları çok önemli. Çocuk kendi deneyimini oluşturmak için güvenli bir ortama ihtiyaç duyar. Güvenlik kameralarıyla, duvarlarla güvenli ortam kurmaya çalışıyoruz. Oysa unutmamak gereken çok önemli bir şey var. Güven bir duygudur. İnsandan insana aktarılır. Çocuğun bir ortamda güven duyabilmesi için ortamda bulunan yetişkinden bu duyguyu alması gerekiyor. Böylelikle kendi deneyimini ortaya koyabilir. Dolayısıyla çocuk çalışmaları yürüten yetişkinlerin kendi duygularıyla tanışması, bastırması değil, farkında olması ve yönetebilmesi gerekiyor, çalışmanın kapsamı ne olursa olsun. Hepimiz insanız, özel hayatımızda zorluklar yaşıyoruz, işbirliği yaptığımız kurumlarla zorluklar yaşıyoruz. Bu zorlukların çocuk çalışmalarında belirleyiciliğini keşfetmek için başta kendimize, çevremize ve çocuklara şefkat duymamız gerekiyor. Şefkat bir söylem değil, o da bir duygu aslında. Dolayısıyla çocuk çalışmaları bununla yüzleştiğimiz çalışmalar, yetişkinlerle çalışmaktan daha zorlayıcı olabiliyor. Yerel yönetimlerin işbirliklerinde iletişim biçimlerini geliştirirken bu hususu göz ardı ettiğini görüyorum. Üstelik bunun sürekliliği de çok önemli. Çünkü güvenli ortamı sağladığınızda, çocuk bu defa yaşadığı bir travmayı paylaşabiliyor. Direk bu travmalar üzerine çalışan sivil toplum örgütleri de var ve yaptıkları çalışmalar çok önemli. Bu konuda önyargılı olmamak lazım. Biz yetişkinler belirli dezavantaj tanımları üzerinden yaklaşabiliyoruz bazen, oysa bize çok avantajlı görünen bir çocuk aslında türlü travmalarla sınanıyor olabilir. Buna çözüm getirmekten daha önce açık olabilmek için kendimize iyi bakmamız ve deneyimlerimiz üzerinden “ciddiyetle” daha çok temas kurmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda psikoloji alanında çalışan sivil toplum örgütleriyle hem diğer çocuk çalışmaları yürüten grupların hem de yerel yönetimlerin işbirliklerinin çoğalmasını diliyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/13/yapili-ve-yapisiz-cevrenin-guvenligini-saglamak-belediyenin-birinci-gorevi/">&#8220;Yapılı ve Yapısız Çevrenin Güvenliğini Sağlamak Belediyenin Birinci Görevi&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkan Adaylarına ‘Şeffaflık Taahütnamesi” Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/baskan-adaylarina-seffaflik-taahutnamesi-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 09:58:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Şeffaflık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[şeffaflık taahütnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Şeffaflık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Şeffaflık Derneği, belediye yönetimine talip olanları 31 Mart seçimleri için hazırladıkları ‘Şeffaflık Taahütnamesi”ni imzalamaya çağırıyor. CHP’nin İstanbul ve Ankara belediye başkan adaylarının da içinde bulunduğu bir çok başkan adayı, çağrıya olumlu yanıt vererek, taahhütnameyi imzaladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/baskan-adaylarina-seffaflik-taahutnamesi-cagrisi/">Başkan Adaylarına ‘Şeffaflık Taahütnamesi” Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/01/ekolojik-sehirler-icin-yerel-yonetimlerin-katilima-acik-olmasi-sart/" target="_blank" rel="noopener">“Nasıl Bir Yerel Yönetim”</a> dosyamız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz Uluslararası Şeffaflık Derneği, 31 Mart seçimlerine yönelik “Şeffaflık Taahütnamesi” kampanyasını yürütüyor. Belediye yönetimine talip olanlara yönelik kampanyada; adayların, şeffaf, dürüst, hesap verebilir, katılımcı ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı doğrultusunda faaliyet göstereceklerine dair ‘taahütname’ imzalamaları isteniyor. Dernek tarafından hazırlanan <a href="http://www.seffaflik.org/wp-content/uploads/2019/02/Yerel-Y%C3%B6netim-%C5%9Eeffafl%C4%B1k-%C4%B0lkeleri3.pdf" target="_blank" rel="noopener">Yerel Yönetim Şeffaflık İlkeleri</a> rehberinde de şeffaf, hesap verilebilir, katılımcı ve kapsayıcı bir yerel yönetim anlayışı için temel öneriler dile getiriliyor.</p>
<p>Şeffaflık Derneği adına sorularımızı cevaplandıran Genel Koordinatör Yalın Hatipoğlu, ‘iyi belediye’  tanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik mekanizmalarının önemine vurgu yapıyor. Bu mekanizmalarla halkın yönetime dahil olacağını ve böylece sağlam bir denetim mekanizması oluşturulacağını belirten Hatipoğlu, “Dolayısıyla sorunların tespitinde ve çözümünde mümkün olduğunca tüm paydaşları işin içine katacak bir yönetim anlayışı oluşturmak önemli. Mali ve yönetsel anlamda şeffaf ve hesap verebilir bir yapı oluşturmak için denetim çok önemli. Belediyelerin kendilerini popülist yaklaşımdan mümkün olduğunca arındırıp ruhsat, işyeri güvenliği gibi konuları parti kimliğini bir kenara bırakıp etkin biçimde yürütmesi gerekiyor. Bu konuda çok büyük eksiklikler var, yanı sıra imar ve planlama meseleleri gerçekten çok sorunlu meseleler.” Dedi.</p>
<p>Sivil toplumun yönetim ve denetim mekanizmalarının kurulması için süreçlere dahil olmasının önemini vurgulayan Hatipoğlu, “Çalışma sahasına göre, örneğin bir çevre derneğinin kendisini ilgilendiren ihalelere daha yapılma aşamasında katılması; ihale yapıldıktan sonra yapılacak eylemlerden daha değerli olabiliyor. Belediyenin birtakım mekanizmaları kanunen zaten halka açık.” dedi. Sivil toplumun yönetim süreçlerine katılımının ve kendi içinde işbirliği kurabilmesinin gerekliliğini de vurgulayan Hatipoğlu, “Çünkü çoğu konu, sorunlu alan aslında birden fazla sivil toplum örgütünün ilgi alanına ve varoluş nedenine giriyor, hitap ediyor. Dolayısıyla bu dayanışmayı ve birlikte çalışma anlayışını diri tutarsa, sivil toplum örgütleri daha güçlü olacaklardır. Böylece sivil toplum örgütleri, halkla belediye arasındaki diyaloğu güçlendirme ve taleplerin tabanda örgütlenip yönetime aktarılması meselesinde daha aktif rol oynayabilecek, somut anlamda karar alma süreçlerini etki edebilecek.” Diye konuştu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-35972" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D0etOPfXQAAh_uh-640x640.png" alt="" width="360" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D0etOPfXQAAh_uh-640x640.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D0etOPfXQAAh_uh-160x160.png 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/D0etOPfXQAAh_uh.png 800w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Farkındalığın arttırılmasının iyi bir başlangıç olacağını belirten Hatipoğlu, “Onun dışında etki gücünün arttırılması meselesinde tabana yayılabilmek da önemli bir mesele. Bu dilden başlıyor aslında. Ülkede sivil toplum henüz kendi dilini oluşturamadı. Her toplantıda aynı sözler, söylemler. Bunu kırmak daha genç bir tabana hitap edecek bir söylem ve faaliyet oluşturabilmek de önemli. Bunlar tabii söylemesi kolay, yapması güç şeyler. Ama çalışmaları, enerjiyi buraya kanalize etmek iyi sonuçlar doğuracaktır. Türkiye’nin sivil toplum alanında çalışan insanlar, kurumlar, çabaları her şeye karşın çok değerli. Ne kadar zor koşullarda, belirsizlikler içinde ne kadar önemli bir çıktı yaratıldığını da fark etmek gerekiyor. “ dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin Yerel Yönetim Şeffaflık Taahütnamesi:</strong></p>
<p>Seçilmem durumunda; şeffaf, dürüst, hesap verebilir, katılımcı ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı doğrultusunda faaliyet göstereceğimi taahhüt ederim.</p>
<ul>
<li>Belediye Başkanı olarak birinci derece akrabalarımı da içeren malvarlığı bildirimlerimin yıllık olarak ilan edilmesini sağlayacağım.</li>
<li>Belediye yönetimi ve çalışanlarının işe alım ve terfi süreçlerinin liyakat ilkesi doğrultusunda, kayırmacılıktan uzak bir anlayışla yürütülmesinisağlayacağım.</li>
<li>Belediye Meclisi kararlarını, toplantı tutanaklarını, komisyon raporlarını, yıllık bütçe ve performans programını, denetim ve faaliyet raporlarını Belediye internet sitesinden yayınlayacağım. Belediye Meclisi toplantılarının gündemini önceden duyuracağım, internetten canlı yayınlayarak kamunun bilgisine açacağım.</li>
<li>Belediye ihalelerinin önemli bir bölümünün şeffaflık ve hesap verebilirliği sağlayan açık ihale usulüyle yapılmasını sağlayacağım. Pazarlık/doğrudan temin yöntemlerini istisnai durumlar haline getireceğim. Teknik şartnameleri ve ihalesonuçlarını(kazanan şirket,teklifmiktarıve şirket performansı) kamuoyuyla paylaşacağım.</li>
<li>Belediye çalışanlarına yönelik etik kod ve davranış kuralları ile çıkar çatışması tanımlarının geliştirilmesini sağlayacağım. Etik Komisyon’un kurulmasını ve etkin bir biçimde bu ilke ve kurallara uyumun takip edilmesini sağlayacağım.</li>
<li>Hesap verebilirliği sağlamak üzere, görevi ihmal, kötüye kullanma gibi vakalarla karşılaşan vatandaşların şikayetlerini iletebilecekleri bir mekanizma kuracağım.</li>
<li>Kent Konseylerinin, ayrımcılık yapmadan, toplumun tüm kesimlerini içerecek şekilde oluşturulmasını ve aktif biçimde çalışmasını sağlayacağım. Belediyenin, hizmet ve faaliyetlerinde STK’larla iş birliği kurmasını sağlayacağım.</li>
<li>Belediye Meclisi ve komisyon toplantılarında gündemin ilgili olduğu mahalleleri, STK’ları bilgilendirerek muhtarların, ilgili STK temsilcilerinin ve yurttaşların bu toplantılara katılmalarını sağlayacağım. İmar planlaması, imar değişiklikleri, kritik ihaleler gibi mahalleleri doğrudan etkileyecek konularda katılımcı yönetim anlayışını esas alacağım.</li>
<li>Her yıl bütçe hazırlanırken vatandaşlara, mahalle meclisleri, kent konseyleri ve benzeri mekanizmaları kullanarak danışacağım, internet imkanlarını kullanarak katılımcı bütçe ilkelerini hayata geçirmeye gayret göstereceğim.</li>
<li>Kentin tarihi, doğal ve kültürel mirasını, ekolojisini, varlıklarını, değerlerini değiştirme kapasitesi taşıyan projelerin kentin imar planlarında yer almadan önce gerekli etki analizlerin yapılması ve sürecin şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmesi için çalışacağım.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/baskan-adaylarina-seffaflik-taahutnamesi-cagrisi/">Başkan Adaylarına ‘Şeffaflık Taahütnamesi” Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
