<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yerel seçimler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secimler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secimler/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Feb 2024 10:04:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yerel seçimler arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-secimler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Afete Dirençli Kentler ve Sivil Toplum&#8217; Çalıştayı Deklarasyonu:  Sivil Toplum Örgütlerinin Yerel Yönetimlerden Talepleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/08/afete-direncli-kentler-ve-sivil-toplum-calistayi-deklarasyonu-sivil-toplum-orgutlerinin-yerel-yonetimlerden-talepleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:03:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge Denetleme Ağı, yerel seçimlerin arifesinde ve 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde, 'Afete Dirençli Kentler ve Sivil Toplum' çalıştayının çıktılarından oluşan sivil toplum örgütlerinin yerel yönetimlerden taleplerini sıraladı. Ağ, doğa olaylarının yıkıcı afetlere dönüşmemesi adına yerel yönetimlerde demokratik katılımcılık, liyakat, hesap verebilirlik ve şeffaflığın sağlanmasının kritik önemini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/08/afete-direncli-kentler-ve-sivil-toplum-calistayi-deklarasyonu-sivil-toplum-orgutlerinin-yerel-yonetimlerden-talepleri/">&#8216;Afete Dirençli Kentler ve Sivil Toplum&#8217; Çalıştayı Deklarasyonu: &lt;br&gt; Sivil Toplum Örgütlerinin Yerel Yönetimlerden Talepleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Denge Denetleme Ağı, 20 Ekim 2023 tarihinde Ankara’da <strong>“Afete Dirençli Kentler ve Sivil Toplum”</strong> Çalıştayı düzenlemiş, çalıştayda afete dirençli kentler, afet/deprem öncesinde ve sonrasında atılması gereken adımları ve sivil toplumun rolünü tartışmıştı. Toplantılar sonrasında ise <strong>“Afetlerde Sivil Toplum / Birarada Dayanışma Toplantıları: Sorunlar, Deneyimler ve Çözümler” </strong>başlıklı rapor kamuoyu ile paylaşıldı.</p>
<p>Ağ, yerel seçimlerin arifesinde ve 6 Şubat depremlerinin birinci yıl dönümünde, çalıştayın çıktılarından oluşan sivil toplum örgütlerinin yerel yönetimlerden taleplerini sıraladı.</p>
<h5><strong>Sivil Toplum Örgütlerinin Yerel Yönetimlerden Talepleri     </strong></h5>
<ul>
<li>Siyasi Şeffaflık Yasası’nın çıkarılmasına yönelik sivil toplum örgütü katılımıyla çalıştaylar düzenlenmeli</li>
<li>Afet stratejik plan hazırlama ve uygulama süreçleri doğru işletilmeli;</li>
<li>Afetlerle ilgili çalışmalarda kamu-sivil toplum örgütü iş birliği mevzuatı ve kısa/orta/uzun vadeli kent afet eylem planları hazırlanmalı. Uygulamada izleme raporlarıyla hesap verebilirlik arttırılmalı</li>
<li>Afetlerde Yerel Eşitlik Eylem Planları sivil toplum örgütü katılımlı yapılmalı, uygulamada izleme raporlarıyla hesap verebilirlik sağlanmalı</li>
<li>Yerel yönetimler tarafından afet alanında ilgili müdürlüklerde, sivil toplum örgütü katılım mekanizmaları etkinleştirilmeli ve düzenli hale getirilmeli</li>
<li>Belediyelerde sivil toplum örgütü masaları kurulmalı</li>
<li>Belediye meclislerinde sivil toplum örgütlerinin etkin temsili ve katılımı sağlanmalı</li>
<li>Ulusal afet deprem konseyi sivil toplum örgütü katılımıyla etkin şekilde çalışmalı</li>
<li>İlçe-mahalle arama kurtarma ekipleri kurulmalı</li>
<li>Personel ve gönüllülerin kapasitesi yerel düzeyde geliştirilmeli</li>
<li>Afetlerde toplanma alanları için yerel yönetim-sivil toplum örgütü koordinasyonu sağlanmalı</li>
<li>Engelli öznelerin liderliğinde yerel yönetim-sivil toplum örgütü iş birliğiyle “afet dayanışma rehberi” ve “strateji belgesi” hazırlanmalı. Özneyi ilgilendiren her konuya özne dahil edilmeli</li>
<li>Olası İstanbul depremi için fay hattı üzerinde olmayan illerde sistematik arama- kurtarma çalışması yapılması için yerel yönetim-sivil toplum örgütü iş birliği temelinde örgütlenme ve koordinasyon sağlanmalı</li>
<li>Afete dirençli kent gıda stratejisi oluşturulmalı, gıda bankacılığı hayata geçirilmeli</li>
<li>Kamu- sivil toplum örgütü arasında “yerel yönetim akreditasyon algoritması” deklare edilmeli ve yasalaşmalı</li>
<li>Deprem bölgesinde, depremzede kadınlar için kadın sığınma evleri açılmalı</li>
<li>Afet sonrasında barolar ile koordineli çalışma sağlayacak mekanizmalar, yerelde kurulmalı</li>
<li>Afet sonrasında kadın ve çocukların uğradığı hak kayıpları için yargıyı işler kılmak adına baskı oluşturulmalı</li>
<li>Yerel seviyede toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme gibi afetlere dirençlilik kriterleri geliştirilip uygulanmalı</li>
<li>Katılımı teşvik eden gençlik merkezleri kurulmalı ve bu merkezlerde düzenli afet eğitimleri verilmeli. Afet alanında çalışanlara finansal destek sağlanmalı</li>
<li>Afet sonrası için yalnızca temel ihtiyaçları kapsayan değil eğitim, oyun vb. sosyalleşme alanlarının devamını sağlayacak sürdürülebilir sistemler, yerel yönetim- sivil toplum örgütü iş birliği ile oluşturulmalı</li>
<li>Çocuk odaklı bir afet planı, sivil toplum örgütlerinin etkin katılımıyla oluşturulmalı</li>
<li>Afet riski bulunan kentlerde toplanma alanları çocuklar açısından güvenli hale getirilmeli</li>
<li>Farklı sesler, farklı renkler ve farklı kimliklerin önemsenmesiyle; cinsiyet, dil, ırk ayrımı yapılmadan etkili kent temsiliyeti sağlanmalı</li>
<li>Yerel yönetimler, afetlere ilişkin kendi şehirlerindeki LGBTİQ+ örgütleriyle bir araya gelip ihtiyaç tespiti yapmalı</li>
<li>Yerel Eşitlik Eylem Planları ile yardım ve hizmetler, LGBTİQ+ kapsayıcı hale getirilmeli</li>
<li>Afet öncesi ve sonrası, ilgili tüm sivil toplum örgütleri için dijital ağ oluşturulmalı ve bu çalışmada ihtiyaç haritası ve deprem haritası uygulamaları tecrübelerinden yararlanılmalı</li>
<li>Veri paylaşımı sağlıklı sağlanmalı; hem yerel yönetimler  hem de sivil toplum örgütleri düzenli ve sistematik veri paylaşımı yapmalı</li>
<li>Sivil toplum örgütleriyle çalışmak ve etkin koordinasyon için özel çalışma alanları sağlanmalı ve buna ilişkin protokoller yapılmalı</li>
<li>İstanbul ve diğer fay hattı bölgelerinde şehre yakın kırsal kamp alanları kurulmalı; özellikle Orman Bakanlığı’nın elinde bulunan bu tip alanların tespiti ve duyuruları yapılmalı</li>
<li>Deprem bölgeleri için insana ve doğaya saygılı, hızlı monte edilebilen yapılar stoklanmalı</li>
<li>İhtiyaç özelinde kırılgan gruplar için haritalama yapılmalı; kronik hastalığı olanlar, diyaliz, kanser vb. hastaları haritalanmalı</li>
<li>Özel ihtiyaçları olan bireyler için sağlık kurumları belirlenmeli</li>
<li>Afet ve acil durumlardan sonra iç göçe yönelik eylem planı oluşturmalı</li>
<li>Afete dirençli kentleri planlarken sosyal dayanıklılık en kapsayıcı haliyle dikkate alınmalı</li>
<li>Afetlere dirençli kentleri ana akımlaştırmak için daha çok dayanışma ile güçlü bir savunuculuk yapılmalı. Bu konuda yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri arasında koordinasyon sağlanmalı</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/08/afete-direncli-kentler-ve-sivil-toplum-calistayi-deklarasyonu-sivil-toplum-orgutlerinin-yerel-yonetimlerden-talepleri/">&#8216;Afete Dirençli Kentler ve Sivil Toplum&#8217; Çalıştayı Deklarasyonu: &lt;br&gt; Sivil Toplum Örgütlerinin Yerel Yönetimlerden Talepleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Seçimlere Giderken: Sivil Toplum Ne Yapıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/yerel-secimlere-giderken-sivil-toplum-ne-yapiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 12:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazının belki de sonunda söylemem gerekeni en baştan söyleyeyim istedim: Pek de bir şey yapmıyor. Seçimlere dört aydan kısa bir süre kalmışken seçimler birçok toplumsal grup ya da yapıda olduğu üzere daha sivil toplumun tam olarak gündemine girmiş değil. Sivil Sayfalar ekibi olarak Haziran ayında İstanbul, geçtiğimiz Ekim ayının sonunda da Diyarbakır’da gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden edindiğim izlenimle bu cümleleri kurma 'haddini' kendimde buluyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/yerel-secimlere-giderken-sivil-toplum-ne-yapiyor/">Yerel Seçimlere Giderken: Sivil Toplum Ne Yapıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul etkinliğini gerçekleştirdiğimizde genel seçimleri geride bırakalı çok olmamış, hala seçime dair tecrübeyi konuşma heyecanının yine de yüksek olduğu bir dönemden geçiyorduk. Bu toplantıda konu yerel seçimlere tam gelememiş olsa da genel seçimden öğrenilenlerle sivil topluma düşen ödev az buçuk ortadaydı: <strong>Geç kalmamak, var olan gündeme eklenmeyip kendi gündemini siyasetin gündemine dahil etmeyi becermek.</strong></p>
<p>Ekim ayının sonunda Diyarbakır’da gerçekleştirdiğimiz etkinlikteyse yerel seçim gündeminin baskın olarak konuşulabiliyor olmasına karşın toplumun birçok farklı kesiminde yaygınlaşan seçime mesafelenme kendini hissettiriyordu. Diyarbakır’da bu gündeme düşen “kayyum” gölgesi de kendisini belirgin bir şekilde gösteriyordu. Diyarbakır’da yerel seçimler aslında “göstermelik” ve sonrasında halkın iradesinin kolaylıkla görmezden gelinebileceği bir seçim olması açısından daha da anlamını yitiriyordu. Buna rağmen tartışmanın yine Diyarbakır’da şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz tüm etkinliklere benzer şekilde oldukça yapıcı olduğunu söylemek mümkün. Finalde geldiğimiz nokta: <strong>Seçimin bağlayıcı bir rolü olmasın, bir şeye karşı çıkmaya değil alternatifleri inşaya odaklanalım.</strong></p>
<p>Her ne kadar ikinci ortak nokta ilkine mesafeli gibi görünse de aslında ikisinde de benzer bir hassasiyet olduğunu söylemek mümkün: Sivil toplumun var olan gündeme eklemlenmesi, bu gündemin içerisinde savrulması sivil topluma da dolayısıyla Türkiye’nin demokrasisine de iyi gelmiyor. Sivil toplum yerel seçim süreçlerinin içerisinde ya da değil, inşaya odaklanan, kendi tespit ettiği özgün sorun alanlarına yönelik çözüm önerileri ve modeller geliştirdiği tanımına bağlı kalarak hareket ettiğinde herkes için çok daha faydalı bir süreç işliyor. Yerel seçim süreçlerinde aktif olmak ve kendi gündemini buraya taşımak da yollardan biri olabilir, ancak bu yolla mesafe gün geçtikçe açılıyor. Bu konuda halihazırda çalışma yapan kurumların diğer kurumlara onları harekete geçiren ihtiyaçları anlatmalarına daha çok ihtiyaç var. Bu ihtiyacı karşılamak üzere bu süreçte faaliyetlerini aktif bir şekilde devam ettiren sivil toplumun haber ve içeriklerine Sivil Sayfalar’da yer vererek destek olmayı hedefliyoruz.</p>
<p><em><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="171" height="98" />Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.’</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/yerel-secimlere-giderken-sivil-toplum-ne-yapiyor/">Yerel Seçimlere Giderken: Sivil Toplum Ne Yapıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Sivil Toplum Çözüm Önerilerini Gündeme Sokup Kendini Siyasetin Dışında Konumlandırmalı’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/sivil-toplum-cozum-onerilerini-gundeme-sokup-kendini-siyasetin-disinda-konumlandirmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2023 09:25:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Saman]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85515</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesinden Ömer Saman ile sivil toplum ve yaklaşan seçim süreci üzerine konuştuk. Sivil toplumun genel seçimlerdeki rolünü değerlendiren Saman, yerel seçimler için de önerilerde bulundu. Saman’a göre; sivil toplum yerel seçimlerde kentin yönetimine dair aksayan yönlerini ve çözüm önerilerini içeren raporlamaları siyasal partilerin gündemine sokup kendini siyasetin dışında konumlandırmalı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/sivil-toplum-cozum-onerilerini-gundeme-sokup-kendini-siyasetin-disinda-konumlandirmali/">‘Sivil Toplum Çözüm Önerilerini Gündeme Sokup Kendini Siyasetin Dışında Konumlandırmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sivil toplumun genel seçimler sürecindeki eksiklikleri nelerdi ve bu eksiklikleri gidermek için neler yapılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim güvenliği noktasında etkin iş birliğinin olmaması en temel eksiklik olarak göze çarptı. Özellikle kırsal bölgelerde sandık kurullarında siyasi parti temsilcileri dışında STK temsilcilerinin varlığı söz konusu değildi. Yerel seçimlerde kent dinamiklerinin seçmen bilgilendirmesi ve sandıklarda etkin denetimin yapılması gerekir. “Oy ve Ötesi” gibi oluşumlarla gençlerin sandıklarda gözlemci olması ve etkin raporlama sistemlerinin oluşması gerekir.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">‘Değişim’ inancı soyut söylemlerden çok değişenin ne olacağına dair değişimin sonuçlarını gözler önüne serecek şeylerle desteklenmeli.</span></p></blockquote>
<p><b>Gençlerin ve kadınların seçimlere katılımını artırmak için sivil toplumun neler yapması gerekiyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Demokratik toplumda kadın ve genç temsiliyetine yönelik kampanyalar, podcastler, bilboard ilanları ile dinamik seçim süreçleri sağlanmalı. “Değişim” inancı soyut söylemlerden çok değişenin ne olacağına dair değişimin sonuçlarını gözler önüne serecek şeylerle desteklenmeli. Mevcut durum-nedenleri ve nasıl değişeceği- ne olacağı üzerinden kampanya içerikleri hazırlanıp görünürlük faaliyetlerine ağırlık verilmeli. Hanelere bunu kadın örgütleri üzerinden ulaştırmaya çalışılmalı.</span></p>
<h5><b>‘Ortak Bir Kent İradesinde Israrcı Olmak Gerek’</b></h5>
<p><b>Siyasetteki kutuplaşmanın sivil toplumun kendi içindeki kutuplaşmaya yansımasına nasıl çözüm önerileri sunulabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kent platformu gibi oluşumların öncülüğünde ortak bir kent iradesinde ısrarcı olmak gerekir. Demokratik katılımın “Nasıl bir kent nasıl bir yönetim” ve eşit temsiliyet olanaklarının ortak değerler-ortak mücadeleye evrildiğine dair serbest kürsü etkinlikleri ile “Kent Müşterekleri” oluşturulmalı.</span></p>
<p><b>Yerel seçim sürecinde sivil toplumun gündemine ne alınmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim odaklı olmayan kısa-orta ve uzun vadeli kent sorunları- çözümleri belirlenip buna odaklanmalı. Kentin yönetimine dair aksayan yönlerini ve çözüm önerilerini içeren raporlamaları tüm siyasal partilerin gündemine sokup kendini siyasetin dışında konumlandırmalı. Kentin yönetimine talip olanlara yerinden ve birlikte yönetme misyonu ile veri sunmalı. İlgi alanlarına dair yol haritaları belirleyip kentin demokrasi kültürünü besleyecek kitle çalışmalarına ağırlık vermeli. Demokratik kültürün oluşmasına odaklanıp demokratik tepkiye yön vermelidir. İnsan Hakları Derneği özelinde gündem hak ihlallerine dair hak arayışı, tespit, raporlama ve hak temelli eğitimler gündemimiz süreç odaklı değil kazanım odaklı olarak sürecek ve kendi gündemimizi kentin gündemi haline getirmeye odaklanacağız.</span></p>
<p><strong><a href="https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/yaya-yolunda-yuruyen-insanlarin-hizlandirilmis-cekimli-fotografi-842339/" target="_blank" rel="noopener">Fotoğraf: Mike Chai</a></strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="155" height="89" /> <em>Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.’</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/11/22/sivil-toplum-cozum-onerilerini-gundeme-sokup-kendini-siyasetin-disinda-konumlandirmali/">‘Sivil Toplum Çözüm Önerilerini Gündeme Sokup Kendini Siyasetin Dışında Konumlandırmalı’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Sep 2023 10:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[31 Mart Yerel Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Kaşıkırık]]></category>
		<category><![CDATA[KAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85219</guid>

					<description><![CDATA[<p>2024 yerel seçimleri yaklaşırken, yerel yönetimlerde kadın aday sayısını artırmaya yönelik proje ve faaliyetler çoğalıyor. Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı (KAPI) da bunlardan biri. Kadın muhtarlar odağında faaliyet yürüten KAPI, “1 Kapı Da Sen Aç!” kampanyasıyla seçmenleri kadın adaylara desteklemeye çağırıyor. Eşit ve Kapsayıcı Kadın Muhtar Ağı'nın kurulmasına da öncülük edecek olan KAPI’nın Dernek Başkanı Ayşe Kaşıkırık, “Eşitlik mahallede başlar!” diyor ve muhtar olmak isteyen tüm kadınlara yakında başlayacak eğitimleri kaçırmamasını öneriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/">Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KAPI, eşitlik, kapsayıcılık ve TCE odağında çalışan bir dernek olarak yerel seçimler için nasıl bir strateji belirlediniz? </strong></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi/"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-55989 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-640x485.jpeg" alt="Ayşe Kaşıkırık" width="284" height="215" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-640x485.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik-1024x776.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/ayse-kasikirik.jpeg 1125w" sizes="(max-width: 284px) 100vw, 284px" />Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı</a> olarak, nüfusun yarısını oluşturan kadınların yerel yönetimlere giriş KAPI’sı olan muhtarlık kurumlarında eşit temsil edilmesini temel bir hak olarak değerlendiriyor, daha eşitlikçi ve kapsayıcı mahallelerin ve köylerin inşası için çalışmalarımızı kararlılıkla yürütüyoruz. Buna bağlı olarak, 2024 yerel seçimleri öncesi hem mevcut kadın muhtarları güçlendirmek hem de kadın muhtar sayısını arttırmak amacıyla çalışmalara başladık. Bu çalışmalar ile kadın muhtar adaylarını etkilemeyi, kamuoyunda kadın muhtar konusunda farkındalık oluşturmayı, her mahalleye ve her köye bir kadın muhtar seçilebilmesi için savunuculuk çalışması yapmayı planlıyoruz. 2024 yerel seçimlerinde muhtar olmak isteyen kadın sayısının artmasını ve böylece kadın muhtar oranının yükselmesini bekliyoruz. Aday olan tüm kadınların verdikleri mücadele çok kıymetli. Bu uzun soluklu yolda her geçen gün dayanışmayı güçlü kılarak her zaman kadın muhtar adaylarının ve kadın muhtarların yanlarında olacağız.</p>
<h5><strong>&#8216;Türkiye’de Kadın Muhtar Oranı Sadece %2,24!&#8217;</strong></h5>
<blockquote><p>Kadın muhtar adaylarının nasıl aday olabilecekleri, seçime nasıl hazırlanabilecekleri, seçim stratejileri, iletişim teknikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çok sayıda konuya odaklanan bir kılavuz rehber hazırlayacağız. Sosyal medyada savunuculuk kampanyaları yürüteceğiz.</p></blockquote>
<p><strong>Yerel seçimler odağında hangi faaliyetleri hayata geçirmeyi planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Muhtarlık kurumu 19. yüzyılın başından itibaren hayatımızın içinde olmasına karşın kadın temsili neredeyse yok denecek kadar az. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kadınlar muhtarlık kurumuna 1933 yılında seçilmeye hak kazandı. 2023 itibarıyla, Türkiye’de 50 bini aşkın muhtar var, 1010 mahalle ve 124 köy olmak üzere toplam 1134 kadın muhtar görev yapıyor. Kadın muhtar oranı sadece %2,24. Bu sayıları kabul etmek mümkün değil!</p>
<p>Türkiye genelinde 7 bölgede, 7 şehirde yoğun çalışmalarımız olacak. Marmara için İstanbul, Ege için İzmir, Akdeniz için Antalya, Doğu Anadolu için Van, Güneydoğu Anadolu için Mardin, Karadeniz için Amasya, İç Anadolu için de Kayseri illerinde kadın muhtarlara ve muhtar adaylarına yönelik eğitimler planlıyoruz. Kadın muhtar adaylarının nasıl aday olabilecekleri, seçime nasıl hazırlanabilecekleri, seçim stratejileri, iletişim teknikleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çok sayıda konuya odaklanan bir kılavuz rehber hazırlayacağız. Sosyal medyada savunuculuk kampanyaları yürüteceğiz.</p>
<p>“Eşit ve Kapsayıcı Kadın Muhtar Ağı”nın kurulmasına öncülük edeceğiz. Eğitimlere katılan kadın muhtarlar başta olmak üzere Türkiye genelindeki tüm kadın muhtarlara bu ağa katılmaları için açık çağrı yapacağız ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için çalışacağız. Proje çıktılarının paylaşılacağı 1 günlük sempozyum düzenleyeceğiz. Bu sempozyuma muhtarları, belediyeleri, akademiyi, medyayı ve sivil toplum kuruluşlarını davet edeceğiz.</p>
<h5><strong>‘Kadın Muhtarlar Yerelde Değişimin ve Gelişimin Müjdecisi’</strong></h5>
<blockquote><p>Kadın muhtarlar aracılığı ile kadınların ve kız çocuklarının sorunları daha görünür olmakta ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirilmekte.</p></blockquote>
<p><strong>Neden kadın muhtarları odağınıza aldınız? Kadın muhtarlar görev aldıkları mahalle ya da köyde nasıl bir rol üstlenebilirler? Yerel düzeyde bir muhtar, görev aldığı kentte ne düzeyde bir etki yaratabilir? Buna dair iyi örnekler var mı? (kadın muhtar örneğinde) </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-85222 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi.jpeg" alt="" width="288" height="288" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi.jpeg 554w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kapi-160x160.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 288px) 100vw, 288px" />Yerel yönetimler siyasete girişin ilk basamağı, muhtarlık kurumu ise yerel yönetimlere giriş kapısı. Her bir muhtarlık eşitliğe, adalete, kapsayıcılığa ve özgürlüğe açılan bir kapı olma potansiyeline sahip. Her bir kadın muhtar kız çocukları için rol model. Gelecekte siyasete girmeyi düşünen kadınlar için “yapabilirlik duygusu” yaratmakta. Kadın muhtarlar yerelde değişimin ve gelişimin müjdecisi.</p>
<p>Kadın muhtarlar aracılığı ile kadınların ve kız çocuklarının sorunları daha görünür olmakta ve bu sorunlara yönelik somut çözüm önerileri geliştirilmekte. Mahallede veya köyde ikamet eden kadınlar kendilerini kadın muhtarlara daha yakın hissetmekte ve sorunlarını daha kolay aktarmakta. Aslında kadın muhtarlar sadece kendi mahallerine veya köylerine değil, yapabildikleri ölçüde yakın mahallelerde veya köylerde ikamet eden kadın ve kız çocuklarına da destek olmakta. Böylece, mahallerinde ve köylerinde rol model olarak kadın ve kız çocuklarını cesaretlendirmekte.</p>
<p>Kadınların muhtar olması, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik kalıp yargıların yıkılması, yerel düzeyde kadın sorunlarının görünürlüğünün arttırılması ve çözüm önerileri geliştirilmesi açısından çok önemli. Kadın muhtarların deneyimlediği “yapabilirlik hissi” diğer kadınlara da örnek olmakta, ilham vermekte ve “biz de yapabiliriz” duygusu yaratmakta. Nihai olarak, mahallelerde kadınların konularına ve sorunlarına yönelik duyarlılığı olumlu yönden etkilemekte.</p>
<p>Örneğin, Diyarbakır’ın 6 kadın muhtarından biri olan Dilek Demir, seçildiği ilk gün kadınların yaşadığı mağduriyetleri önlenmesi ve mağdur olanlara yardım edilebilmesi için muhtarlığın duvarına dilek- şikâyet kutusu asmıştır. Böylece, muhtarlığa gelen ihbar mektupları sayesinde 40 kız çocuğunu erken yaşta evlenmekten kurtarmıştır.</p>
<p>Siirt’in Atalay Köyü’nün muhtarı olan Defne Berivan Demir, Siirt’in ilk kadın muhtarı olarak kayıtlara geçmiştir. Köydeki tüm kadınlar ile dayanışma göstermektedir. Köye bir çocuk parkı yapmış ve köyün kanalizasyon sorununu çözmek için sistemi köylüler ile kurmuştur.</p>
<p>Batman’ın Sağlık Mahallesi muhtarı Fatma Türkan, Batman’ın ilk kadın muhtarı olmayı başarmıştır. Muhtar Türkan, kız çocuklarının eğitim hakkına erişebilmesi, kadına yönelik şiddetin sona ermesi, kadın hakları ve özgürlüklerinin tanınması konusunda çaba göstermektedir.</p>
<p><strong>İstanbul merkezli bir dernek olarak kadın muhtarlar odağındaki proje ve faaliyetlerinizi ulusal düzeye ve özellikle Anadolu kentlerine nasıl taşıyacaksınız?</strong></p>
<p>Türkiye genelinde faaliyetlerimizi planladığımız illerdeki sivil toplum kuruluşları, büyükşehir, il ve ilçe belediyeleri ile yakın temas halindeyiz. Gerek yüz yüze gerekse de online görüşmeler ile çalışmalarımızı planlıyoruz. Kadın muhtarlara ve kadın muhtar adaylarına yönelik eğitimlerimizi yüz yüze yapacağız. Kampanyalarımız ise sosyal medya üzerinden ilerleyecek.</p>
<p><strong>Bilgi teknolojileri ve çevrim içi olanaklardan yararlanarak muhtarların eğitimine yönelik eğitimlerin daha ulaşılabilir olması için bir planınız var mı? </strong></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/kureselesitlikkapsayicilikagi/"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-85221 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari.jpeg" alt="" width="324" height="324" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari.jpeg 554w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/09/kadin-muhtar-adaylari-160x160.jpeg 160w" sizes="auto, (max-width: 324px) 100vw, 324px" /></a>Hak temelli savunuculuk kampanyalarımız (#1KapıdaSenAç #kadınmuhtar) sosyal medya üzerinden ilerleyecek. Kadın muhtar sayısının artması için daha çok dayanışma, adaylaşma ve güç birliği sağlamak, kamuoyunda kadın muhtarlar hakkında toplumsal farkındalık oluşturmak üzere bir kampanya filmi hazırlayacağız. Eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler için daha çok kadın muhtarın seçilmesi amacıyla “1KapıdaSenAç’’ sloganıyla seçmenler kadın adaylara oy vermeye davet edilecek.  <a href="http://www.kadinmuhtarlar.com">www.kadinmuhtarlar.com</a> isimli bir web sitesi kuracağız. Projelerimizin tüm çıktılarına (eğitim materyalleri, kılavuzlar ve raporlar) bu web sitesinde yer vereceğiz.</p>
<p><strong>Hangi kurumlar ile iş birliği ve dayanışma içindesiniz? </strong></p>
<p>Ege Kadın Buluşması Platformu, EŞİK (Eşitlik için Kadın Platformu), Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu, Tüm İstanbul Muhtar Dernekleri Federasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Antalya Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve yerel yönetimlerle iş birliği ve dayanışma halindeyiz.</p>
<p><strong>Kadın muhtar olmak isteyenler ne yapmalı? Nasıl size ulaşabilirler? </strong></p>
<p>2024 yerel seçimlerinde muhtar adayı olmak isteyen tüm kadınlar eğitimlerimize katılabilirler. Özellikle İstanbul, İzmir, Antalya, Van, Mardin, Amasya ve Kayseri’deki kadınlar bize muhakkak web sitemiz veya sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşsınlar. Ayrıca, deprem bölgesindeki iller ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca bir tane bile kadın muhtar çıkarmayan “Şanlıurfa” için özel çalışmalar planlıyoruz. Birbirimize destek olalım, birlikte yol alalım. Kadınların adaylaşmalarına ve görünürlük çalışmalarına destek olalım.</p>
<h5><strong>&#8216;Eşitlikçi, Kapsayıcı ve Adil Mahalleler-Köyler İçin Daha Çok Kadın Muhtar!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Farklı STK’lara ve gönüllülere bir çağrınız var mı? </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasının her sorunun üstesinden gelebilecek güçte olduğuna inanıyorum. Ümitsizliğe kapılmak, yılmak ve yorulmak yok. Başta deprem olmak üzere tüm yaralarımızı dayanışmayla ile hep birlikte saracağız.</p>
<p>Önümüzde altın değerinde bir fırsat var: “2024 yerel seçimleri”. Şimdi var gücümüzle eşit temsil ve eşit katılım için çalışmanın, dayanışmanın; iş birliği ve güç birliği yapmanın tam zamanı! Birlikte hareket edelim, birbirimize yoldaş olalım.</p>
<p>Çünkü, eşitlik mahallede başlar! Eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler ve köyler için daha çok kadın muhtar!</p>
<p><strong>Size destek olmak isteyenler nasıl ulaşabilir?    </strong></p>
<p>Kapımız herkese açık. Bize <a href="https://www.esitlikvekapsayicilikagi.org/" target="_blank" rel="noopener">web sitemiz</a> ve sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşabilirler.</p>
<p>Eşitliğe giden yol muhtarlıklardan geçiyor. Eşitlikçi ve kapsayıcı mahalleler ve köyler için daha çok muhtar olmalı. Kadınlar demokrasinin beşiği olan muhtarlık kurumlarında ve tüm karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmeli.</p>
<p>Kadın muhtar sayısının artması için daha çok dayanışma, adaylaşma ve güç birliği gerekiyor. Bu motivasyonla eşitlik ve kapsayıcılık anlamında önemli bir ihtiyaca cevap verecek olan “1 KAPI DA SEN AÇ!” isimli savunuculuk kampanyamızı hayata geçirdik. Bu kampanya ile Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı olarak, 2024 yerel seçimlerinde eşitlikçi, kapsayıcı ve adil mahalleler ve köyler için daha çok kadının muhtarın seçilmesini istiyor ve seçmenleri kadın adaylara oy vermeye davet ediyoruz!</p>
<p>Yolumuz her daim “bilim”, yoldaşımız “dayanışma” olsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/09/22/kadin-muhtar-adaylarina-destek-1-kapi-da-sen-ac/">Kadın Muhtar Adaylarına Destek: &#8216;1 Kapı da Sen Aç!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seçimler ve Sivil Toplum: Ne Yaptık, Bizi Ne Bekliyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/03/secimler-ve-sivil-toplum-ne-yaptik-bizi-ne-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2023 08:54:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[FES]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich Ebert Stiftung]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği (Sivil Sayfalar) olarak Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği iş birliğiyle 21 Haziran 2023 tarihinde seçim sürecinde aktif çalışma yürütmüş ve yürütmemiş farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve alanla ilgili uzmanlarla bir araya geldik. FES Derneği ofisinde gerçekleşen toplantıda, hem genel seçimler sürecinde sivil toplumun rolünü, eksikliklerini tartıştık hem de kısa süre sonra gerçekleşecek yerel seçimler öncesinde sivil toplumun neler yapması gerektiğine dair önerileri konuştuk. Bu metinde yapılan tartışmalar, süreçte çalışma yapmayı düşünen sivil toplum yapılarına ilham olması niyetiyle bir araya getirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/03/secimler-ve-sivil-toplum-ne-yaptik-bizi-ne-bekliyor/">Seçimler ve Sivil Toplum: &lt;br&gt;Ne Yaptık, Bizi Ne Bekliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5><b>Genel Seçimler Sürecinde Sivil Toplum</b></h5>
<p><b>&#8216;Seçim Bir Şekilde Tüm Sivil Toplumun Gündeminde&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar sivil toplum kuruluşları kendilerini seçim süreciyle mesafelendirmeye çalışsa da süreçte gündeme gelen konular (kadın meselesi, göçmenlerle ilgili söylemler vb.) ya da siyasetin seçmene yaklaşım şeklinden ötürü seçim bir şekilde sivil toplumun gündemine giriyor. Bunun “dışında” bir konumu zorlamak yapılan işleri etkisizleştiriyor.</span></p>
<p><b>&#8216;İktidara Kategorik Olarak Karşı Olmak İşe Yaramadı&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumda seçim sürecine dahil olmak isteyen kurumlar muhalefeti destekler bir tutum edindi. Ancak buradaki “kaybetme” hikayesine de entegre olundu. Halbuki yine sivil toplumun birincil gündemindeki birçok konu (yoksulluk, ayrımcılık vb.) Türkiye’nin sorunu olmaya devam ediyor. Bu durumu göz önüne alan ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini derleyen bir sivil topluma ihtiyaç var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle eğer sivil toplum açısından bir şey değişecekse stratejik olarak her siyasi oluşuma mesafesizliğin sağlanması gerekiyor. Ancak bu şekilde siyasetin rolüne soyunmadan sivil toplum yüklenebileceği bir yükle, doğru olanı işaret etme misyonuyla hareket edebilir.</span></p>
<p><b>&#8216;Siyasetteki Kutuplaşmanın Sivil Toplumun Kendi İçindeki Kutuplaşmaya Yansımasını Bir Kez Daha Tecrübe Ettik&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Onların” “bizim” sivil toplumu ayrımı gittikçe derinleşti, özellikle deprem sürecinde bu ayrım daha da belirgin hale geldi. Ancak bu “konfor alanları”ndan çıkmak gerekiyor. Sivil toplumdaki kutuplaşma; kapsayıcılığı ve alanda iş birliği yapma imkanlarını sınırlıyor. Kimlik ve kutuplaşmanın ortaya çıkardığı diyalog eksikliklerine yönelik çalışma yürütmek gerekiyor. Sivil toplumun siyasetten etkilenmesinin önüne geçmek elzem.</span></p>
<p><b>&#8216;Hangi Yol ve Yöntemler, Diyalog ve Köprülerle Sivil Toplum Arası Kutuplaşmayı Aşmak Nasıl Mümkün olabilir? Kamu Politikalarına Etki Alanımız Neler Olabilir?&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumla diyaloglar da seçim sürecine sıkıştırılıyor. Siyaset ve sivil toplum arasında diyalog eksikliğinden kaynaklanan birbirini anlamama süreci olumsuz etki yapıyor hem de enerji aktarılamıyor. Siyaset de her geçen gün daha erişilemez hale geliyor. Partilerin iç yapılarını daha iyi bilmek ve buradaki iş bölümlerinin bilincinde olarak “Kimler kimden sorumlu?” listeleriyle ortak hareket etmek gerekiyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Fon Kuruluşlarının Neden Olduğu Rekabet Ortamını Kıracak Hamlelere İhtiyaç Var&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum proje bazlı müdahalelere sıkışmış durumda ve buradaki rekabeti kışkırtan en birincil faktör fon kuruluşları. Dış finansman ve fon kuruluşu odaklı yaptığımızda dostu ve dayanışma yaşayan kurumlar olmaktan çıkıyor. Alternatif finansman kanallarını konuşmak ve üretmek gerekiyor.</span></p>
<p><b>&#8216;İktidarı da Gündemine Alan Bir Savunuculuğa İhtiyaç Var&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman içerisinde “muhalif sivil toplum” da kendi içine kapandı ve iktidara temas ya da temas denemesi dahi yok. Geçmiş dönemde çok “hassas” konularda dahi iktidarla konuşulabiliyordu. Bu kapı kapanmış olabilir, ancak hiç zorlanmaması da başka bir meşruiyet problemi yaratıyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Muhalefeti Örgütlemeye Enerji Harcamak Gerekiyor&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun muhalefeti örgütlemeyi odağına aldığı bir süreçten geçmiş olunsa da muhalefetin bütün olmadığını hatırlamak kritik. Sürekli aynı insanlarla bağlantı kurmamak gerekiyor.</span></p>
<p><b>&#8216;Genel Hedeflerin Belirli Olması Gerekiyor, Demokratikleşme Vurgusu Hatırlanmalı&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum genel amacından uzaklaşmış görünüyor. “Mottoları hatırlamak” gerekiyor. Bunun için de saha bazlı çalışmalar ve taban örgütleri ve ilgili uzmanlıklarla görüşmeyi tekrar gündeme almak gerekiyor.</span></p>
<h5><b>Yerel Seçim Sürecine Giderken</b></h5>
<p><b>&#8216;Sivil Toplum Adaylık Süreçlerine Etki Etmeli&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman kısa ve en yaşamsal konulara odaklanmak gerekiyor. Bu konularda etkin olabilecek isimleri de adaylık süreçlerinde desteklemek, siyasi partilerin tamamında “bunu yapacak kişiyi seç” diye strateji yürütmek önemli. Şehirlerin dertlerini belirginleştirip, kentin yaşamsal sorunlarını bilerek siyasileri bunları çözebilecek adaylara yönlendirmek gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda iktidar zemini çok kırılgan olduğu için hizmet üretimi ve kentin politika üretimi gibi konularına iddialı ve kararlı siyasi profiller var, bu da bir fırsat olarak değerlendirilebilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda yerel seçimler aday sayılarının da oldukça fazla ve çeşitli olduğu süreçler. Belediye meclis üyesi adaylarının seçilme süreçleri de benzer şekilde yine dikkate alınmalı.</span></p>
<p><b>&#8216;Sokaktaki Varlığımızı Bizi Güçlendiren Bir Unsura Dönüştürmek Gerekiyor&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum denince siyasetin aklına hemşehri dernekleri geliyor. Buradan öğrenmemiz gereken bir şey var: 5 kişilik örgütün de kendisini kitlesel gösterebilme gücü var. Halka temas edilen alanlarda hak temelli örgütlerin çabaları eksik. Bu çabayı artırarak ve siyasetle ilişkilenme alanlarını zorlayarak sokaktaki varlığı siyasetin gözünde dikkate alınabilir bir unsur haline getirmek mümkün. Sivil toplumun kentlere ve belirli alanlara sıkışması söz konusu. Sahanın renkliliğini, dinamikliğini yansıtamıyoruz. Bu dinamikliği yansıtmak da buradaki etki gücünü artıracaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hemşeri derneklerini demokratikleşme alanına taşımak da ayrıca bir gündem. Hedef gruplara erişim, özelde de kadınlar gibi özgün gruplara erişim konusunda hemşehri dernekleri önemli bir ara yapı haline gelebilir.</span></p>
<p><b>&#8216;Yerel Seçimler Özelinde Muhtarlıklar Daha &#8216;Nötr&#8217; Bir Alan Olarak Odağa Alınabilir&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel meselelerin tespiti ve “siyasetten azade” bir çalışmanın da alanını açması nedeniyle muhtarlıklar önemli bir savunuculuk alanı olarak öne çıkıyor. Muhtarlıkların sosyal yardımları yönlendirme dahil olmak üzere birçok misyonu var ve buradaki misyonunu etkin kullanması yönünde ortak çalışma yürütülmesi yerelden gerçekleşecek bir dönüşümün kaynağı olabilir.</span></p>
<p><b>&#8216;Göçmen Meselesi Başta Olmak Üzere Kritik Konulara Dair Siyasete &#8216;Nasıl Konuşmalı&#8217; Dokümanları Oluşturulmalı&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partilerin göçmen politikaları ve parti grup konuşmalarının genel seçimlerde izlediği seyir herkesin malumu. Burada süreçten soyutlanmaktansa konunun nasıl konuşacağı konusunda siyasetçilere araçlar hazırlamak gerekiyor. </span></p>
<p><b>&#8216;Siyaset Toplum Köprüsünü Kurmaya Yönelik Araçlar Geliştirmek Gerekiyor&#8217;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumun siyasal muhalefetin gerisinde kalma lüksü yok, bir arada hareket etmeye ihtiyaç var. Lobicilik ve politika değiştirmek için çalışma yürütmekle seçime angaje olmak farklı şeyler. Buradaki farkı dikkate alarak, siyasi eylemi oy vermeye sıkıştıran dile sıkışmamak için lobicilik ve siyasete konuşma faaliyetlerinin terk edilmemesi gerekiyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/03/secimler-ve-sivil-toplum-ne-yaptik-bizi-ne-bekliyor/">Seçimler ve Sivil Toplum: &lt;br&gt;Ne Yaptık, Bizi Ne Bekliyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Normalleşememe Yerel Seçimi Yerel Olmaktan Çıkarıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/30/normallesememe-yerel-secimi-yerel-olmaktan-cikariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Mar 2019 11:57:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nevzat çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37042</guid>

					<description><![CDATA[<p>Araştırmacı yazar Nevzat Çiçek ile şehirleşme ve yarın yapılacak yerel seçimler üzerine konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/30/normallesememe-yerel-secimi-yerel-olmaktan-cikariyor/">Normalleşememe Yerel Seçimi Yerel Olmaktan Çıkarıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ne düşünüyorsunuz günümüz şehirleri ve şehirleşme üzerine?</strong></p>
<p>Yıllar önce bir toplantıda bir sosyolog, bir TOKİ görevlisine şöyle söylemişti: “Ya siz insanların ar duygusuyla oynuyorsunuz, farkında mısınız?” toplantı buz gibi olmuştu. Sonra toplantı geçtiğinde kimse konuşmak istemedi meseleyi, anladılar ki mayınlı alan. Sonra ben dedim ki, abi ne demek istiyorsun? Nasıl bir ar duygusuyla oynanıyor? Mimarinin aile ve insan psikolojisi üzerindeki etkilerinden bahsetmişti. Eski medeniyet üzerindeki kavramlarla bugünü karşılaştırıp, şu an niye şehir mimarisini katlı hapishaneler olarak gördüğünü anlatmıştı.</p>
<p>Sene 2005 veya 2006, Diyarbakır sokaklarını dolaşıyoruz, bir evin balkonunda bir baktım ki patlıcan sapı kurutulmuş. Ben de Adıyamanlıyım, bizde patlıcanı tamamıyla kurutursun ama patlıcan sapının kurutulduğunu ilk defa gördüm. Kadına gidip sorduğumda, dedi ki “bu bize Ermeni komşularımızdan kalmadır. Yokluk zamanı bunu çorbanın içine koyduğunda et lezzeti veriyor. O geleneğe devam ediyoruz biz de”. Şimdi o geleneği onun İstanbul’da devam ettirme şansı yok.  İstanbul’da komşuluk ilişkilerinin bu şekilde devam etme şansı da yok.</p>
<blockquote><p>Durum şu: biz aslında şehirlerimizi, katlı hapishanelere çevirdik. Yani insanların yaşayabilecekleri alanlardan ziyade mahkum olacağı alanları sunmaya, nüfusu 80 metrekareye sığdırmaya çalıştık. Şimdi bu 16 yılda da en büyük hatalardan bir tanesi betonlaşma meselesi oldu. Bazı meydanlara gidiyorsunuz, meydan düzenlemesi yapılıyor, evet şehirde bunun yapılması lazım, ama bu meydan düzenlemesinde niye bütün ağaçları kesersin onu anlamış değilim. Bir başka mesele, siteler üzerinden, semtler üzerinden ayrışmaya gidiyorsun. Örneğin Başakşehir-Ataşehir ayrımı yapıyorsun, ama aslında ikisini de aynı şey mahkum ediyorsun. Yani iki tarafa da gidin, yeşil alanı yok, tamamıyla beton. Bu şekilde herkesin kendini rahat hissedebileceği hapishaneler oluşturuyorsunuz. Herkesin kendi yanındakiyle, dünya görüşüyle eşit olduğu koğuşları oluşturuyorsunuz. Ama aynı şeye sizi mahkum ediyorlar. Şimdi çok ilginçtir, Başakşehir’deki adam da, Ataşehir’deki adam da pazar günü nefes almak için bir piknik yeri arıyor, bir yeşillik arıyor.</p></blockquote>
<p><strong>Vatandaş da betonlaşma diye başlıyor rahatsızlıklarını anlatmaya, kanaat önderleri de öyle. Her kesim bundan rahatsız. Nasıl bu hale geliyor ve niye çözülmüyor o zaman?</strong></p>
<p>Çözülmüyor, çünkü rant meselesi var. Belediyelerin oluşturduğu bir rant var, hükümetin oluşturduğu bir rant var. Bu sadece Ak Parti’nin meselesi de değil. Bu Türkiye’de 1960 sonrası şehirleşmenin çok hızlanmasıyla birlikte adı konmamış bir projenin ürünü. Herkesin bunda bir suçu var.</p>
<p>İkincisi, kültürel kod sıkıntısı. Örneğin TOKİ’nin yaptığı yerler? Evet içiyle ilgili maliyeti anladım ama bunun dışıyla ilgili yapılabilecek şeyler var. Bir eskiye benzetme, farklı bir yapı kurma, farklı bir taş unsuru kullanma, çok zor değil bunlar. Dış cepheyle ilgili belediyeler ana kurallar getiriyor. Bu ana kuralı modern olan yerde modern biçimde kullan eyvallah, ama modern olmayan yerde geleneksel mimariye atıf yap. Yani Fatih’te Suriçi’nde oraların mimari yapısını koru. En azından dış cephede koru bunu.</p>
<blockquote><p>Daha da ilginç bir şey söyleyeyim, mesela İstanbul’a taşınan tarikat cemaatleri var Anadolu’dan. Bunların büyük odaları olur, zikir meclisleri olur. Bunların hepsi bodrumlara girmeye başladı. Çünkü ona uygun bir zemini ta İstanbul’un dışında bulacak, ona gitme gelme olmayacağı için bir bakıyorsunuz ibadet bile bu kötü şehirleşmeden dolayı bodrumlara tıkanan bir şey oldu. Mesela, mescitler var, mescitlerin çoğu yer altı. Bu bir vizyon meselesi. Yani bina sıkıntılıysa mescit altına koymuş, dokunulmazlığı elde etmiş, nasılsa yıkılamaz falan demiş, ama o insanı ibadet için oraya layık görüyorsun dediğinde bunu konuşamıyorsun.</p></blockquote>
<p><strong>Başka ne gibi sorunlar görüyorsunuz şehirlerde?</strong></p>
<p>En büyük sorun plan, proje çok uzun vadeli yapılmıyor. Şimdi bina yapılıyor, insan sirkülasyonu var ama cadde aynı cadde. İki aracın geçebileceği cadde en başından beri aynı cadde. Sonra, mesela şimdi kentsel dönüşüm diyoruz ya, ne oluyor da 20 sene önce yaptığın binayı tekrar yıkmak durumunda kalıyorsun. Çünkü binayı yapmamışsın sen.Aslında milli servetin kendisini buradan götürüyorsun. Binayı yapmamışsın.</p>
<p>Mesela başka bir şey, İstanbul’da bir seyyar satıcı kültürü gerçeği var. Halbuki bunu sisteme bağlayabilirsin, çok basit. Her meydanda, her yerde bunu sisteme bağlayabilirsin, kayıt altına alabilirsin, daha modern ufak tezgahlarla bunu yapabilirsin. Yani şöyle bir sorun var bizde, ihtiyacı görüyor, işine geldiği zaman evet diyor, işine gelmediği zaman kovalıyor.</p>
<p>Toplu taşımayı çok söylemeye zaten gerek yok. Son yıllarda hafiften biraz arttı ama orada yoğunluk sorunları var, mesela metrobüse binme teknikleri diye ders almanız lazım. Hangi kapıda durmanız lazım, hangi tarafta durmanız lazım. Böyle baktığınızda, insan taşıyorsunuz ya, o kadarını söylemek lazım.</p>
<p>Bir diğer sorun bence tabela kirliliği. Yani mesela ben hala şunu anlamış değilim. Mardin’de bunun çok örneği var. Mardin’e gidiyorsunuz, o tarihi çarşı içerisinde tek tip tabela yapmışlar ve çok da güzel olmuş görsel açıdan, çok güzel bir estetik oluşturmuş. İstanbul’da bu Arapça ya da yabancı tabela eleştirileri abes. Örneğin Almanya’daki adam sana nasıl davranıyor. Orada adam Türkçe tabelayla ilgili olarak kaldırıyor mu onu, kaldırmıyor. Ama bir standardı oluşturuyor. Sen burada o standardı yakalatamıyorsun. Çünkü gidiyorsunuz inanılmaz bir tabela kirliliği, inanılmazın üzerinde bir tabela kirliliği. Sonuçta adam kendisini göstermek istiyor.</p>
<p>Bir diğer sorun, Sulukule Projesinde de gördük, şehrin renklerini şehirde tutmak lazım. Romanlar bir renkse ona uygun yaşamı orada tutman lazım. Mesela bu insanları burada tutmuş olsalardı, tamam eski evler, o ayrı bir şey, burası müthiş bir turizm potansiyeliydi. Bu renkleri tutmak lazım, bu renkler yavaş yavaş kayboluyor. Çok tartışılmıyor, mesela Kocamustafapaşa’da ciddi anlamda bir Ermeni nüfus vardı, Kumkapı’da bir Ermeni nüfus vardı. İstanbul’da Ermeni mutfağını en iyi nerede bulabilirim diye birisi sorsa onun yavaş yavaş kaybolduğunu görecek. Ama eskiden böyle değildi işte. Kurtuluş’ta, Kocamustafapaşa’da, Kumkapı’da bu mutfağı görebiliyordunuz. Bu aslında belki de en büyük sorun, turizm anlamında biz zannediyoruz ki sadece Sultanahmet’i dolaştığında, Ayasofya’yı dolaştığında turizmdir ya da denize girdin turizmdir. Halbuki dünyada gastronomi turizmi, inanç turizmi, bu bahsettiğim farklı renklerin turizmi var.</p>
<p>Diğer bir sorun da bu şehirleşmede, eski yapıların restorasyonu meselesi. Bunu bazı projelerde yapmaya çalıştılar, olmadı. Şu an mesela aslına uygun cami, medreseleri yapıyorlar, güzel bir çaba. Ama aslına uygun daha büyük yerlerin yapılması lazım. Bizim şehrin kimliği yok. Daha doğrusu sadece İstanbul için söylemiyorum. Şehrin kimliklerini çıkarmak lazım. Yani kimlikten kastım, kardeşim nerede ne var? Ama bu sadece, turizm anlamında değil. Mesela yeni bir çalışma var İstanbul çeşmeleriyle ilgili, çok muazzam bir çalışma. İstanbul’da kaybolan çeşmeleri çıkarıyorlar, o çeşmeler onarılıyor.</p>
<p>Başka bir örnek söyleyeyim, ben uzun yıllar İstanbul’daki hamalları çalıştım. Hem eski, hem yeni. İstanbul hamallarının kendisi bile aslında bir İstanbul tarihi. Bunların hepsi kayboluyor. Bir şehirde bütün bunları kaybettiğinizde şehri kaybetmiyorsunuz, insanı kaybediyorsunuz ve şu anda İstanbul’daki en büyük sorun şehre aidiyet sorunu.</p>
<p><strong>Siz belediye başkanı olsanız bu konuştuğum şeylerden ya da başka şeylerden ilk ne gibi şeyler yapardınız? İcraatlarınız ne olurdu?</strong></p>
<p>İlk ne yapmalı? Bence ilk bulunduğunuz yerin bir künyesini çıkarmalı. Ben kiminle yaşıyorum burada, ben kimi yönetiyorum, ne yapıyorum burada, kimler var, ne yapmak istiyorlar. İkincisi, ben kültürel alana çok yoğunluk verirdim. Ama sadece kağıt üzerinde değil. İstanbul’da kalıp da 30 yıldır hala deniz görmeyen insan var. Şimdi şahidiz buna. Bu çok büyük bir mesuliyet. Yani o 30 yıldır 3-5 km ötesindeki denizi görmemiş insanlar var. Bunu sağlayacak bir mekanizma lazım. Sonuç itibariyle sadece yollar, çöp toplama, altyapı değil belediyecilik. Artık şehre olan aidiyeti sağlama noktasındaki işleri yapabilmek gerekiyor. Benim ilk yapacağım şey ben kiminle burada yaşıyorum, iki sosyal alanda komşuluğu nasıl güçlendiririm, üçüncüsü ben burada insanların nasıl huzurlu, mutlu olabileceği bir sistemi kurabilirim, dördüncüsü kendi ilçemde yöresel olabilir, geleneksel olabilir, ürünleri nasıl pazar haline getirebilirim?</p>
<p>Başka bir mesele, Ramazan meselesi, işte bu iftar çadırları kuruluyor. Valla çok açık söyleyeyim, ben belediye başkanı olsam insanların onurunu kıracak hiçbir iş yapmam, o kadarını söyleyeyim. Yardıma da ihtiyacı varsa, şeye de ihtiyacı varsa onur kırıcı hiçbir şey yapmam.</p>
<p><strong>Yeri gelmişken tanzim satış yerlerini nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de kooperatifçiliği bitirdik, şimdi tekrar dönüyoruz. Bir devletin görevi sebze meyve satmak değil, onu söyleyeyim. Daha önemli şey şu, kendine yeten 7 tarım ülkesinden biriyken şu an yetiyor musun? Yetemiyorsun. Dolayısıyla da şimdi tanzimler belli bir süreliğine bu işi kurtarır, peki sonrasında ne olacak? İki sene sonrasında biz yine mi tanzim kuracağız? Veya hayvancılıkta bunu yaşadık. Ne oldu, gittik hayvan getirdik, et kestik, marketlere falan verdik. Ben, keşke şimdi de et işini yaptığı gibi yapabilseydi. Yani direkt sahaya inmeseydi. Çünkü bir devletin vatandaşıyla rekabet etmemesi lazım. Mesela  altın fiyatlarını biri artıracak, devlet altın mı satacak? Ekmek karaborsaya düşse, ekmek mi satacak? Bu belki vatandaş açısından çok olumlu, ucuz alıyor, ihtiyacı olduğu için alıyor, yani kimse de gidip o sırayı beklemez ihtiyacı yoksa, onu da görmek gerek ama devletin yapış biçimine karşıyım ben. Çözüm üretmiyorsun yine, çatışma alanı oluşturuyorsun. Şimdi tanzimle pazarcıyı niye karşı karşıya getireceksin ki? Kimse kusura bakmasın ama ben şunu anlıyorum, demek ki devletin gücü belli insanlara yetmiyor. Ben böyle anlıyorum. Eğer devletin gücü, kanunun gücü bu insanlara yetmiyorsa o zaman onu sorgulayacaksın, hukuk gücünü sorgulayacaksın.</p>
<p><strong>İstanbul konuştuk, biraz da, önümüz seçimleri konuşalım. Adayları, vaatlerini, İstanbul’a bakışlarını nasıl buluyorsunuz?</strong></p>
<p>Bana deseniz, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 10 tane vaadini say, sayamam, açık söyleyeyim. Çünkü sebebi şu, genel siyasetin söyleminin içinde kayboldu hepsi. Kaybolduğu için aslında vatandaş da çok ciddi anlamda o söylemle hareket etmiyor. Bilmiyor zaten.</p>
<p><strong>Bilmiyor mu, dinlemiyor mu?</strong></p>
<p>Dinleyemiyor bence. Çünkü tepki var, kalabalık bir bilgi kirliliği var. Bütün söylenenler genel. Genel söylem olduğu için de bir bıkkınlık söz konusu. Zaten üstte bir siyasi çatışma var, altta da aynı şey. Neye bakıyorsunuz? Adayın biraz daha insancıl mı değil mi, sinirleniyor mu sinirlenmiyor mu, halkla ilişkileri nasıl, arkasında bir başarı hikayesi var mı yok mu ve yapabilir mi yapamaz mı, çalar mı çalmaz mı, bu sorular eşliğinde bir kanaat oluşturuyorsunuz.</p>
<p><strong>Seçmende karşılık buluyor mu peki, bu yerelin makro düzeyde konuşulması?</strong></p>
<p>Ülke normalleşmediği için karşılık bulmuyor, genele bakıyor. Örneğin Bayrampaşa’da oturuyorsunuz, bir sorundan bahsettiğinde, ülkenin beka sorunu hakkında konuşuluyor. <strong>Dolayısıyla da İstanbul’da adaylar vaatlerinden ziyade dikkat edin, biraz daha insancıl, biraz daha farklı, biraz daha insanlara ulaşabilen biri olup olmadığına göre değerlendiriliyor. </strong></p>
<p><strong>Mesela seçmen ne düşünür, eğer belediyeyi öteki parti alırsa başına ne geleceğini düşünür?</strong></p>
<p>CHP’lilerin mesela, genel kanaati şu, İstanbul’u bunlar kaybederse bir erken genel seçime gidilir. İktidarın da kaygısı o, yani İstanbul’u biz kaybedersek ya da ciddi anlamda bir oy kaybı olursa, bu meşruiyet sorunu olur. Devlet Bey de biliyorsunuz böyle bir şey söylemişti, büyükşehirlerin kaybedilmesi bir meşruiyet sorununu da beraberinde getirir.</p>
<p><strong>O zaman siz şöyle diyorsunuz, ne kadar iyi projeler, ne kadar vaatlerde fark yaratırsa yaratsın, genel siyaseti aşamaz adaylar. </strong></p>
<p>Tamamen de öyle değil aslında, o konuda dikkat edin iki adayın da en büyük özelliği genel siyasete hiç bulaşmıyorlar şu an. Biz bunun dışındayız demeye çalışıyorlar. Ama, parti teşkilatları farklı çalışıyor. Yani bir taraf İstanbul’u bunlardan alırsak bunlar gider, diğeri de İstanbul’u biz kaybedersek devamı gelir diyor. Yaklaşım bu. Sahaya çıkın, mesela Ak Parti teşkilatlarını, CHP teşkilatlarını dolaşın, durum böyle.</p>
<p>Şu an seçmen kitlesi içinde kararsız kitle Ak Parti’de mevcut. Sandığa gitmeme eğilimi, kızgın kitle Ak Parti’de mevcut. Türkiye’de, bu ekonomik krizle birlikte bir kızgınlık olduğunu biliyoruz. Fakat, onun yanında da acaba bunlar giderse daha mı kötüleşir tarzı bir yaklaşım var, onun frenlediğini biliyoruz. Dolayısıyla bu seçim hakikaten çok ilginç bir seçim. İlk defa belki sahada bu kadar rengin kendisini tam belli etmediği bir seçim yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Ekonomik sorunların bir karşılığı var mı bu seçimlerde?</strong></p>
<p>Valla şöyle söyleyeyim, en büyük mesele şu an o. İlginç bir şey söyleyeyim, <strong>ilk defa, Ak Parti belediye başkan adayları merkezi hükümetin desteği olmadan seçime giriyorlar</strong>. Çok önemli. İkincisi, ister Ak Partili olsun, ister olmasın, bu ülkenin bir gerçeği var, ideolojisi ne olursa olsun adamın cebine dokunduğunuz andan itibaren ideolojinin hiçbir kıymeti kalmıyor. Şu anda o cebe dokunuldu. Bir kısmı operasyon olarak algılıyor, biraz daha kenetlenme unsuru olarak görüyor, ama bir kısmı da Ak Parti’nin yanlışları olarak okuyor.</p>
<p>Ekonomi de beka meselesi üzerinden lanse edilmeye çalışılıyor. Yani Ak Parti’nin stratejisi şu, bizi yıkmaya çalışıyorlar. CHP diyor siz kötü yönetiyorsunuz, kimsenin sizi yıkmaya çalıştığı yok, evet olsa da olan olurdu ama esas sebebi sizsiniz, kötü yönetim falan. Şimdi bunun yerelde çok etki etmemesi lazımdı. Ama ilk defa bu kadar etki eden bir yerel seçim gördük. Dolayısıyla da Ak Parti açısından en zor kısımlardan biri bu ekonomik kısım. Ama muhalefet bunu ne kadar oya tahvil ettirebilir, ne kadar bunu anlatabilir bilmiyorum. Çok açık söyleyeyim, mesela bir HDP’linin bir CHP’liyi desteklemesinin temel koşulu ekonomik gösterge midir, yoksa Ak Parti “düşmanlığı” mıdır, Ak Parti düşmanlığıdır. Onun kafasındaki şey Ak Parti gitsin, kim gelirse gelsin.</p>
<p><strong>Peki Ak Parti’ye oy veren Kürtler? </strong></p>
<p>Ciddi bir sandığa gitmeme ihtimali var. Şimdi HDP politikalarını eleştirebilirsiniz, HDP’nin yaptığı her şeyi farklı bir yere koyabilirsiniz ama HDP’ye oy veren kitleyi terörist olarak ifade ettiğinizde bu herkesi incitir. Benim sahada en çok gördüğüm o. Yani mesela HDP ile mesafesi olan Kürtler bile yavaş yavaş oraya doğru kaymaya başlamış. Çünkü genel söylem rahatsız etmiş onları. O ayrım olmamış.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/30/normallesememe-yerel-secimi-yerel-olmaktan-cikariyor/">Normalleşememe Yerel Seçimi Yerel Olmaktan Çıkarıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum Yerel Yönetimler İlişkisinde Kırılma Noktaları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/26/sivil-toplum-yerel-yonetimler-iliskisinde-kirilma-noktalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Feb 2019 13:24:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Toksöz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel yönetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35694</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun nasıl bir belediyecilik anlayışı var, neler bekliyor, neleri değiştirmek istiyor? Neleri değiştirebileceğinin farkında mı? Soruları başta olmak üzere sivil toplum penceresinden ‘Nasıl Bir Yerel Yönetim’ göründüğünü ortaya koyacak olan dosyamıza; Yönetişim Uzmanı Fikret Toksöz’ün bu sürecin tarihsel sürecine yönelik analizleriyle başlıyoruz. Yerel yönetim alanındaki tecrübesinin yanı sıra, TESEV ve Yurttaşlık Derneği’nde bu alanda önemli projeler yürüten Toksöz; terazinin iki kanadını da bilen bir uzman olarak; tarihi sürecin satır başlarına ışık tutuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/26/sivil-toplum-yerel-yonetimler-iliskisinde-kirilma-noktalari/">Sivil Toplum Yerel Yönetimler İlişkisinde Kırılma Noktaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar olarak 2019 yerel seçimlerine yaklaştığımız bu günlerde kent hakkını ve kent hakkı savunuculuğunu odak noktamıza alarak bir dosya hazırladık: “Yerel Seçime Doğru Sivil Topluma Sorduk: Nasıl Bir Yerel Yönetim”</p>
<p>Sivil toplum; yönetişim anlayışının en önemli ilkeleri olan;  şeffaflık, hesap verebilirlik, çok aktörlülük ve katılımcılık konularını gerçekleştirmede önemli bir konumda… Yurtaşların taleplerinin yönetime ulaştırılması, şeffaf ve denetlenebilir bir yönetim mekanizmasının sağlanması; yaşanan sorunlara ortak çözümlerin bulunması için sivil toplum, kamu ile vatandaş arasında önemli bir köprü işlevi üstleniyor. Söz konusu yerel yönetim olunca bu mekanizmanın doğru kurulması; gündelik hayata etkileri açısından daha da hayati bir öneme işaret ediyor.</p>
<p>Dosyamızda; sivil toplumun yerel yönetimlerle ilişki kurma biçimlerini, birlikte çalışma yürütüp yürütülemediğini mevcut durum analizinin yanı sıra; ideal modelin ne olduğu üzerinden de değerlendirdik. Yerel yönetimlerin hizmet alanlarına göre; geniş bir örneklik teşkil edebilecek kadar farklı sivil toplum kuruluşlarıyla; yerel yönetimlere mercek tutmaya çalıştık. Parçası olduğumuz ve savunuculuğunu üstlendiğimiz kentten neler beklediğimizi hem görmek hem de göstermek için girdiğimiz bu yolda savunuculuk yürüttüğümüz alanlarda neler yapılabilir, nasıl işbirlikleri geliştirilebilir sorularına cevap bulmak istiyoruz. Sivil toplumun kente dair biriktirdiği tecrübenin görünür olması; yayın politikamızın da bir parçası.</p>
<p>Sivil toplumun nasıl bir belediyecilik anlayışı var, neler bekliyor, neleri değiştirmek istiyor? Neleri değiştirebileceğinin farkında mı? Soruları başta olmak üzere sivil toplum penceresinden ‘Nasıl Bir Yerel Yönetim’ göründüğünü ortaya koyacak olan dosyamıza; Yerel Yönetim Uzmanı Fikret Toksöz’ün bu sürecin tarihsel sürecine yönelik analizleriyle başlıyoruz. Hem sivil toplum hem de yerel yönetimler alanında uzun yıllar çalışan Yönetişim Uzmanı Fikret Toksöz, dosyamızın ilk haberinde ilişkinin tarihsel süreci hakkında bilgi veriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-35695" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG-6234-e1551173540830-640x627.jpg" alt="" width="360" height="353" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG-6234-e1551173540830-640x627.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/IMG-6234-e1551173540830.jpg 947w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Toksöz’e göre bu ilişkinin kırılma noktalarının ilk adımı 1977 seçimleri… Muhalefetin o dönemde ilk kez büyük illerde belediye seçimlerinde başarılı olduğunu hatırlatan Toksöz, iktidardan kaynak almakta zorlanan yerel yönetimlerin; iktidarı etkilemek için sivil toplumla, vatandaşla ilişki kurmak gibi demokratik tavırlarla girdiğini belirtiyor. O dönemlerde sivil toplum kuruluşlarının sayısının çok az olduğunu belirten Toksöz, “Olanlar da maalesef o günkü kutuplaşma sonucunda sağ ve sol olarak çok ideolojik bir şekilde ayrılmışlardı. Çok fazla ilişki kurulabilecek durumda değillerdi. Dolayısıyla biraz daha az politik olan kuruluşlarla ilişki kurmaya çalışıldı. Bunun için Mimarlar Odası, Esnaf dernekleri vs.  Bunlarla ilişki kurarak hükümet üstünde baskı yapmaya çalıştılar. Bu bazen hükümetin yumuşayıp ek kaynak vermesine yardım etti.” Dedi.</p>
<p>O günlerdeki ilişkinin bilinçli bir birlikte çalışma düşüncesi olmadığını belirten Toksöz, diğer önemli bir tarihin 1983’de çıkartılan Büyükşehir Yasası olduğunun altını çiziyor. Toksöz’e göre Rio Zirvesi’yle alınan yerel gündem kararları ve 1996’da yapılan Habitat 2 Zirvesi sivil toplum ile yerel yönetimlerin ilişkisinde diğer önemli eşikler.</p>
<p>Habitat Zirvesinden sonra sivil toplumun kendisini ‘reşit görmeye’, ‘ben de varım’ demeye başladığını vurgulayan Toksöz, iki önemli olayın daha bu ilişkiyi büyüttüğünün altını çiziyor:  “Birincisi 99 depremi. Depremde devletin çok aciz kaldığını gördük, dört beş gün düzenleme yapamadı. O zaman sivil toplum ve vatandaş müdahalesi başladı. Türkiye içinden ciddi bir yardım seli  ve girişimler başladı. Bir yandan yardım çalışmaları örgütlendi bir yandan psikolojik destek verildi. Bunu dernekler  sağladı. Diğer önemli olay ve bu işi rayına oturtan Avrupa Birliği sürecidir. Birliğin demokrasinin tam işlemesini sağlayan Kopenhag kriterlerinde dernek kurma özgürlüğünden söz ediliyor ve derneklerle iş yapılmasını öngörüyor. Türkiye de bunun için bir takım adımlar attı, dernekler kanunu değiştirdi, bir takım düzenlemeler yaptı. 2005&#8217;de yerel yönetim reformu yaptı. Bence Türkiye&#8217;deki bu son yıllarda yapılan en önemli demokratik reform budur. Çünkü burada sistem başından 1930&#8217;da çıkarılan kanun belediyeleri henüz reşit kabul etmediği için devletin vesayetini ağır bir şekilde hissettiriyordu. 2005&#8217;de idari vesayet kaldırıldı bunun yerine demokratik vesayet yani  sivil toplum ve vatandaşın denetlemesi esasına getirildi. Hala tam kurulabilmiş olmasa da ciddi bir paradigma değişikliği oldu.” diye anlatıyor.</p>
<p>Bunun yansımalarının sivil toplum alanında hissedildiğini belirten Toksöz, “Yaşadığımız günlerde karşılaştığımız demokrasi sorunlarına rağmen mesela 2007&#8217;deki dernek sayısı yetmiş bin civarında. Bugün 140 bin civarında bir yandan baskı var bir yandan da vatandaşlar dernekleşmeye sürdürüyor. Kadına karşı şiddet, çocuğa karşı şiddet, hayvan hakları, çevre ile ilgili derneklerin arttığını görüyoruz. Bu ister istemez yerel yönetimler üzerinde bir baskı yaratıyor. “ diyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;Türkiye&#8217;deki bu son yıllarda yapılan en önemli demokratik reform budur. Çünkü burada sistem başından 1930&#8217;da çıkarılan kanun belediyeleri henüz reşit kabul etmediği için devletin vesayetini ağır bir şekilde hissettiriyordu. 2005&#8217;de idari vesayet kaldırıldı bunun yerine demokratik vesayet yani  sivil toplum ve vatandaşın denetlemesi esasına getirildi. Hala tam kurulabilmiş olmasa da ciddi bir paradigma değişikliği oldu.”</p></blockquote>
<p>Toksöz’ün yerel yönetimler sivil toplum alanında altını çizdiği iyi bir örnek kendisinin de danışman olduğu  Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin kurduğu Sivil Toplum Merkezi. Bu merkezde 130 dernekle hizmet sözleşmesi imzalandığını ve şehirdeki hizmet alanlarıyla ilgili 15 platformun kurulduğunu belirten Toksöz; sivil toplumun böylece karar alma sürecinin parçası haline gelebilmesinin kolaylaşacağını ifade ediyor. Antalya örneğinde ve genel olarak sivil toplumun yerel yönetimlerle ilişki kurma, karar alma süreçlerine katılma konusunda yeterli istek duymadığı ve bilgide olmadığını belirten Toksöz, “Sivil toplum bugüne kadar Türkiye&#8217;de neredeyse &#8216;istemezük&#8217; sloganı arkasında duruyor. Yani bunu odalarda falan da görüyoruz. Hükümet ya da belediye bir tasarı ya da icraat yapıyor, buna karşı bir alternatif çıkarabiliyor musunuz? Alternatif çıkarabiliyorsanız oturup konuşalım. Bununla ilgili de mekanizma yoktu, sivil toplum da alternatif çıkarmaya pek yatkın değil. Çünkü böyle örgütlenmediler. Bunu hatalı bulmuyorum çünkü demokrasi eksikliğini böyle kapatmış oluyoruz. Başka yerde çıkarmıyor insanlar; sesini çıkarabilecekleri mecra yaratılmış oldu. Ama bu demokrasi fikri toplumda daha yaygın kabul gördükçe bunun düzeleceğini sanıyorum. Önümüzdeki günlerde hele bu belediye seçimlerinden sonra bunun daha ön plana çıkacağını düşünüyorum. Kentleşmeyle beraber bazı sorunlar da sertleşme, çıkmazlar başladı. Bunları belediye tek başına kolay kolay çıkamaz, başka bir üçüncü gözün katkısına ihtiyaç var. Burada sivil topluma ihtiyaç var. Sivil toplum buna göre örgütlenmeli, bunun için de katkı yapılması lazım.” Diye konuşuyor.</p>
<p>Hükümetin reel sektörü kalkındırmak için yaptığı katkıları sivil toplum alanına da uygulaması gerektiğinin altını çizen Toksuz, “Devlet  en az 40 yıldan bu yana reel sektörü geliştirmek için pay veriyor, teşvik ediyor ama sivil toplumu desteklemek için bir katkıda bulunmuyor. Hatta yardım edeceğine derneklerin başında böyle demoklesin kılıcı gibi duruyor, dernek yöneticisi olup da ceza almayan neredeyse yok. O eksik bu eksik diye sürekli ceza yazıyorlar. Eğer toplum üç ayaklıysa kamu, özel sektör ve sivil toplum ise; üçüncü ayak kısa. Bunu desteklememiz gerekiyor. Aynı reel sektör gibi teşvik alması lazım. Bu teşvik Antalya&#8217;daki belediyenin yaptığı gibi ona imkanlar sunmak ya da ortak hizmet sözleşmeleriyle katkıda bulunmak şeklinde olabilir. Bu olmazsa sivil toplum kalkınamaz.”  Dedi.</p>
<p>Batılı devletlerde sivil toplumun teşvikler sayesinde iş piyasasında önemli bir yer tuttuğunu belirten Toksöz, “Bugün Hollanda&#8217;da sivil toplum istihdamın yüzde 14&#8217;ünü sağlıyor. Sivil toplumun bir başka faydası kadın istihdamını arttırması. Esnek çalışma saatleri koyduğu için kadınların çalışmasını mümkün kılıyor, hem aile içindeki rollerini güçlendiriyor hem de onları vakitlerini değerlendirmiş oluyor. Muhalefet veya iktidarın bunu böyle görmesi gerekiyor. Türkiye’yi yöneten politik güçlerin bunu sadece  demokrasinin geliştirilmesi değil kadın istihdamını arttırmak, eşitsizlikle mücadele gibi alanlar için de yapması gerekiyor.  Almanya ve Fransa&#8217;da askerlik hizmetini sivil toplumda çalışarak yapmak mümkün. Kobilere uyguladığı teşvikleri sivil toplum için de yapabilir. Toplumda yeni bir dönem açacaktır ve sivil toplum önemli hale gelecektir. Sivil toplum sadece üç beş gönüllünün yaptığı faaliyet olmaktan çıkacaktır. Daha geniş bir kitleye hitap etmek zorunda kalacaktır. Çek Cumhuriyeti&#8217;nde başlayan bir uygulama var, vatandaş ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi kurmak için herkes gelir vergisinden sonra bir dilekçe veriyor, verginin bir kısmının derneklere aktarılmasını istiyor, maliye de bunu yatırıyor. Bunu özellikle kamunun ulaşamadığı alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarını desteklemek için bu sosyal hizmetler, sanat ve kültür eğitim gibi konularda çalışan derneklere katkı yapılıyor.” şeklinde anlatıyor.</p>
<p>Sivil toplumun kendi arasında da mekanizmalar ve platformlar kurmaya yatkın olmasının ve birlikte çalışmak konusunda istekli olmasının önemine de vurgu yapan Toksöz, “İHOP bunun iyi bir örneğidir. Aslında yapılması gereken bu platformları kurmak ve daha güçlü hale gelmektir. Birbirine yakın işler yapan var ama alandaki diğer çalışan kurumdan habersiz. TESEV, TÜPAV, TÜSEV, SETA gibi dernekler var, birbirleriyle hiç konuşmuyor beraber ne yapabiliriz buna hiç bakmıyor. Demokratik işbirliği yapma alışkanlığımız yok. Sivil toplum yöneticilerinin bunu görmesi ve işbirliği yapmaları lazım. Fon varsa işbirliği yapılıyor yoksa yapılmıyor. “ değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/26/sivil-toplum-yerel-yonetimler-iliskisinde-kirilma-noktalari/">Sivil Toplum Yerel Yönetimler İlişkisinde Kırılma Noktaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meclislerde Engelli Temsilcileri Olmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/meclislerde-engelli-temsilcileri-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2018 10:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Engelli]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[31 mart seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Engel-Siz Yaşam Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Engelli Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Gülgün Yorgancılar]]></category>
		<category><![CDATA[yerel seçimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33267</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, 31 Mart sabahı yerel seçimler için sandık başına gidecek. Yerel seçimler için işaret aday isimleriyle verildi ancak Türkiye hala toplumun bütün katmanlarını kapsayacak gelişkin yerel politikalara sahip değil. Yerelde kadın temsilci sayısı çok yetersizken engelli bireylerin temsili ise ne yazık ki söz konusu değil...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/meclislerde-engelli-temsilcileri-olmali/">Meclislerde Engelli Temsilcileri Olmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir&#8217;de engelli hakaları alanında çalışma yürüten Engel-Siz Yaşam Derneği engelli haklarının gözetilmesinde gerçek bir politika yürütülebilmesi için hem Meclis&#8217;te hem de yerel yönetimlerde engelli temsilcisi olması gerektiğinin altını çiziyor. Dernek yerel seçimler için harekete geçerken, Engelli Meclis Adayları olarak tek tek ilçe başkanlarını ziyaret etmeye başladı.</p>
<p>Avrupa Birliği tarafından desteklenen Birlikte: Yerel STÖ&#8217;ler için Kurumsal Destek Programı faydalanıcılarından Engel-Siz Yaşam Derneği Başkanı Gülgün Yorgancılar 3 Aralık Engelliler günü vesilesiyle online yayın platformu Haber Ekpsres&#8217;e verdiği röportajda  &#8220;Kadını ve genci olduğu gibi engelliyi de temsil edecek birileri lazım Meclisimizde. İlçelerimizde engellilerin de sesi olabilecek sivil toplum temsilcileri olsun istedik. Engellilerin sorunlarını bilip, bu konuya vakıf olabilecek, aday adayları konusunda Meclis üyeliklerine adaylıklarımızı verdik. Yaklaşık 30 ilçeden 60 tane kadar adayımız var. Engelli Meclis Adayları diye bir güçbirliği gerçekleştirdik ve tek tek ilçe başkanlarını ziyaret ediyoruz&#8221; dedi.</p>
<p>Röportajda yerel seçimlerin yaklaştığı günlerde engelli haklarının gözetilmesinde gerçek bir politika yürütülebilmesi için TBMM&#8217;de mutlaka bir engelli temsilcisi olması gerektiğini vurgulayan Yorgancılar, &#8220;Yerel ya da idari yönetimlerden &#8216;Engelsiz hayat&#8217; sloganına yaraşır çalışmalar bekliyoruz.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>&#8220;Engelsiz yaşam, engelsiz toplum, engelsiz hayat&#8217; gibi söylemlerle dolduk taştık madem, bu söylemlerin sıcak ve samimi olması için bazı sorular oluşuyor zihnimde. Mesela, hiç düşündünüz mü, 550 tane milletvekilimiz var, kaç tanesi engelli? Kaç tanesi engelli sorunlarına değiniyor? Kaç tane sorunumuz giderilmiş? 13 yıl önceki yasalar çerçevesinde hâlâ aynı söylemlerle ne uzayıp ne kısalıyoruz. Söylemin eyleme geçmesi bu kadar yıl sürmemeliydi. Siyaset ve politikada niçin bir engelli olmasın? Her parti, her ilçeden ya da her ilden 1 tane engelli milletvekili gönderse, hem eşit temsiliyet hem de sorunun gerçek muhataplarından oluşan destekle problemlere yakından çözüm sağlanacak. Bu bir dayanışma örneğidir. Şimdi yerel seçimler yaklaşıyor. Biz bir birliktelik oluşturduk. Yaklaşık 40 ayrı dernekle birleşerek, kendi sorunlarımızı kendimiz çözelim anlayışıyla yola çıktık ve seçim zamanı engelliler için de Mecliste eşit temsiliyet hakkı doğsun istedik. Kadını ve genci olduğu gibi engelliyi de temsil edecek birileri lazım Meclisimizde. İlçelerimizde engellilerin de sesi olabilecek sivil toplum temsilcileri olsun istedik.</p>
<p>Engellilerin sorunlarını bilip, bu konuya vakıf olabilecek, aday adayları konusunda meclis üyeliklerine adaylıklarımızı verdik. Yaklaşık 30 ilçeden 60 tane kadar adayımız var. Engelli meclis adayları diye bir güç birliği gerçekleştirdik ve tek tek ilçe başkanlarını ziyaret ediyoruz.</p>
<p>Engellilerin haklarının aranması, engelsiz kentler yapılması için, her ilçeden 1 tane adayın meclise girmesi taraftarıyız. Bu düşünceden hareketle parti gözetmeksizin yaptığımız görüşmelerde bize başvuranlardan Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;nden (CHP) meclis adaylığı başvurusu yapanları tespit edebildik.&#8221;</p>
<p><strong>Röportajın tamamını okumak için lütfen <a href="http://www.haberekspres.com.tr/gundem/meclislerde-engelli-temsilcileri-olmali-h122043.html" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız. </a></strong></p>
<p>Kaynak:<a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/meclislerde-engelli-temsilcileri-olmali" target="_blank" rel="noopener"> STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/14/meclislerde-engelli-temsilcileri-olmali/">Meclislerde Engelli Temsilcileri Olmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
