<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yangın ekolojisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yangin-ekolojisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yangin-ekolojisi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 19 Aug 2021 08:25:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>yangın ekolojisi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/yangin-ekolojisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yangın Ekonomisi Değil Yangın Ekolojisi </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/19/yangin-ekonomisi-degil-yangin-ekolojisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Aug 2021 08:25:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkelerarası İklim Değişimi Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[yangın ekolojisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73620</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akdeniz’deki yangınlarda, yalnızca arılar değil tozlaşmayı sağlayacak meyve sinekleri dahi yandı. Yerel biyoçeşitliliği geri getirmek için merkezi olana değil, yerel seslere kulak vermeliyiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/19/yangin-ekonomisi-degil-yangin-ekolojisi/">Yangın Ekonomisi Değil Yangın Ekolojisi </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ağustos ayında birbirinin peşi sıra gelen yangınlar bölge insanını perişan etti. Gelecek yıllara hazırlanmak için tüm bunlardan hem doğa hem de canlılar adına ne dersler çıkarmalıyız, şimdi ona bakalım.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılında bir türlü söndürülemeyen  ve tüm Avustralya kıtasını etkileyen yangınlarda</span><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">oradaydım. Bazı günler adeta </span><span style="font-weight: 400;">adanın tümü</span> <span style="font-weight: 400;">yanıyoruz</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> son dileklerimi yakınlarıma iletebilir miyim korkusu yaşadığım günler olmuştu&#8230; Bu yaz Türkiye&#8217;de yaşadığımız yangınlar onunla kıyaslanır ölçüde değildi. Fakat her yangın başlı başına korkunçtur.   Marmaris tarafında, yaşadığım yere yakın olan yangınlarda benzeri bir korku ve çaresizliği hissettim. Özellikle geceleri  yanan canlıların et kokusunu duymak en kötüsüydü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl yalnızca Türkiye değil, Yunanistan, İspanya, Kuzey Amerika ve hatta tüm bunların yüzölçümünden daha büyük alanı etkilediği öne sürülen Sibirya yangınını dikkate alalım. Artık dünyamız her yıl bir öncekinden daha da kurak geçiyor. Sıcaklıklar beklenenin üstünde seyrediyor. Konuya duyarlı gibi görünen </span><b>“</b><span style="font-weight: 400;">gelişmiş</span><b>”</b><span style="font-weight: 400;"> ülkeler dahi karbon emisyonlarını nötralize etmekte, 2030 hedeflerini 2050</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">ye çekme düşüncesinde. Ancak ısınma devam ettikçe </span><span style="font-weight: 400;">yeryüzünde</span><span style="font-weight: 400;">ki  canlı hayatı fazlasıyla</span> <span style="font-weight: 400;">etkilenecek. Durum  acil olarak alınacak önlemlere bağlı! Yurttaş olarak hepimize iş düşüyor.   </span></p>
<h5><b>Afetin İhalesi Olur mu?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangına karşı önlemler bu işten nasıl kâr ederiz mantığıyla hareket edenleri umarım utandırmıştır. Bunu duymak dahi utandırıcı değil mi? Oysa ekosistemin geleceği düşünülerek atılacak adımlar için bugünlere yatırım yapılması gerekirdi. Ortak geleceğimiz buna bağlı. Ülkemizde her şeyin özelleştirilmesi nedeniyle, var olan kaynakların atıllaşması, yangınların yurt dışından kiralanacak uçak ve helikopterlere ihale edilmiş olması ne kadar utanç verici bir durum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afetin ihalesi olur mu? Kapitalizmin gölgesini satamayacağı ağacı dahi yaşatmayacağını biliyorduk. Demek ki bu durumda tüm canlıların yaşam alanı yok olurken bu işten para kazanılmaya odaklananlar bizden değildir. Bu durum ayrı bir kültür de yarattı. Yangın manzaras</span>ı<span style="font-weight: 400;">na karşı</span> <span style="font-weight: 400;">restoranlarda</span> <span style="font-weight: 400;">ve eğlence yerlerinde keyfine bakan insanlar olduğu gibi. Başka bir resim karesi de geçmiş yıllardan; sığınmacılar şişme botları patlamış yarı ölü yarı diri karaya çıkarken orada yo</span>g<span style="font-weight: 400;">a yapmaya devam eden bir grup&#8230; Bu tür merhametsiz insanlar nasıl çoğalıyor? Filistin</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">de İsrail tankları önünde yatan ABD’li barış aktivitsti Rachel Cory, “Zulüm bizdense ben onlardan değ</span><span style="font-weight: 400;">ilim</span><span style="font-weight: 400;">” demişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her şey, etik değerleri koruyan, kendi yaşamı hakkında özne olabilen dayanışmacı yurttaş bilincine bağlı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler örgütü olan Ülkelerarası İklim Değişimi Platformu (The Intergovernmental Panel on Climate Change </span><span style="font-weight: 400;">IP</span><span style="font-weight: 400;">P</span><span style="font-weight: 400;">CC) 2021 raporuna göre artık çağımız ateş çağı. Yangınlardan kaç</span><span style="font-weight: 400;">ın</span><span style="font-weight: 400;">amayacağız. Öyleyse bununla başa çıkmanın yollarını yangın ekoloji</span>si<span style="font-weight: 400;"> adı altında öğrenelim.</span></p>
<h5><b>Nasıl Bu Duruma Geldik?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de son 40-50 yı</span><span style="font-weight: 400;">l</span><span style="font-weight: 400;">da madencilik, konut (özellikle TOKİ), yol, baraj, savaş, turizm ve bunların sektörel bağlantıları </span><span style="font-weight: 400;">ormanlık alanlarda yapılan kıyım</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> tarım ve hayvancılığın etkilerinden kat kat fazla</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Sadece Muğla bölgesinin % 60-70&#8217;i</span><span style="font-weight: 400;"> maden ruhsatına tabi olduğu göre, durum gelecek yıllarda daha da vahim olabilir. Var olan termik santra</span><span style="font-weight: 400;">lleri</span><span style="font-weight: 400;">n (Yatağan</span><b>,</b> <span style="font-weight: 400;">Yeniköy ve Kemer) çoğunun ömrünü tamamladığı da </span><span style="font-weight: 400;">dillendirili</span><span style="font-weight: 400;">yor. Onları kaldırmak yerine ömürlerini uzatmak için yenileme yatırımları yapıldığını duymak ise insanı öfkelendiriyor. Dünyada karbon emisyonları nedeniyle kömür santralleri hızla kapatılırken böylesi bir mantığı anlamak mümkün mü? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milas’ın İkizköy yöresinde bulunan Akbelen ormanında kalan bir avuç olgun kızılçam ormanı da</span> <span style="font-weight: 400;">böylesi bir projeye ku</span><span style="font-weight: 400;">rba</span><span style="font-weight: 400;">n edi</span><span style="font-weight: 400;">l</span><span style="font-weight: 400;">mek isteniyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akbelen</span>’<span style="font-weight: 400;">de 740 dönüm</span>l<span style="font-weight: 400;">ük ormanı kesimden korumak için tutulan nöbete ben de birkaç kez katıldım</span><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> Gece boyunca ve sabahın erken saatlerinde</span> <span style="font-weight: 400;">o</span> <span style="font-weight: 400;">yüzyıllık ağaçların sesini dinlemeyi bilirseniz, dönüp dönüp oraya gitmek istersiniz.  Benim kalbim orada kaldı. Bazı günler seyirci kalan çevre köylere gittik köylülerle konuştuk. Apaçık söyleyebileni de vardı,</span> <span style="font-weight: 400;">söylemekten çekineni de…  Ancak şu bir gerçek ki hepsi, termik santrallerin bulunduğu taraftaki zeytin ağaçlarından</span> <span style="font-weight: 400;">ve tarla</span>l<span style="font-weight: 400;">arında yetiştirmeye çalıştıkları sebze ve meyvelerden verim alamadıkları söyleminde birleşiyorlardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Milas yöresi sulak gibi görünse de termik santrallerin soğutma ihtiyacı nedeniyle köylerin yeraltı suları çekilmiş. Bazı köyler susuzlukla yüz</span> <span style="font-weight: 400;">yüze. Çevredeki köylerden, madende çalışan bir erkek kendi elleriyle satmış tarlalarını. Sonra da köyü susuz kalmış. Şimdi</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> onun gibi olmamak için</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> İkizköy halkı kadınlarının liderliğinde ayağa kalkmış durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hele  Kemerköy</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">ün kömür için yıllardır yok ettiği 15 kilometre uzunluğundaki, hiçbir canlılık taşımayan, ay yüzeyi gibi alanı görünce</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> termik santrallerin sonunun gelmesi gerektiğinin ve Akbelen ormanını korumanın hepimizin boynunun borcu olduğunu anladık.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akbelen ormanındaki ağaçların yangınlar bahane edilerek,</span> <span style="font-weight: 400;">ağustos ayı içinde kesilmeye çalışılması ise diğer bir utanç kaynağı. Orada gece gündüz nöbette olan dostlara selam olsun!</span></p>
<h5><b>Acil Olarak Yapılması Gerekenler</b><span style="font-weight: 400;">  </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yere düşen her damla yağmur suyu korunmalı</span><b>,</b> <span style="font-weight: 400;">yeral</span><span style="font-weight: 400;">tına enjekte olması sağlanmalı. Çünkü vahşi yangınların</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> mercek vazifesi gören (parlak yüzeyler, pet şişede bırakılmış su vb) olduğu kadar</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> yeryüzünün kuruması sonucu oluştuğunu Avustralya yangınlarında da gördük. Bu konuda yazdığım bir yazıda</span><span style="font-weight: 400;"> yerel halkla</span> <span style="font-weight: 400;">yerli</span>l<span style="font-weight: 400;">erin, yangını kontrol altında tutma ve</span> <span style="font-weight: 400;">söndürme tekniklerinin terk</span><span style="font-weight: 400;"> </span><span style="font-weight: 400;">edilmiş olması da</span><span style="font-weight: 400;"> rol oynuyordu. Avustralya</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">da bu tekniklere dönülmesi</span> <span style="font-weight: 400;">için önlemler alındı</span><b>,</b> <span style="font-weight: 400;">iş sahaları yeniden yaratıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası bölgesel stratejilerin yanında yöreye özgü yangın stratejilerini de geliştirmek gerekli. Anadolu coğrafyası gibi dağlık, tepelik, ovalık bölünmelerle, değişik mikro iklim cepleri bulunan bir alanda alınacak önlemler hakkında yerel</span><span style="font-weight: 400;"> halkla</span> <span style="font-weight: 400;">birlikte çalışılmalı. Çünkü onlar geçmişten bugüne oranın tarihini bilir. Ağaçlarını</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> i</span><span style="font-weight: 400;">klimi, </span><span style="font-weight: 400;">hakim rüzgârını tanır. </span></p>
<h5><b>Yağmur Suyu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağmur mevsimlerinde yere düşen her damla  su korunmalı. Kent gibi yapılı çevrelerde betonlar sökülüp geçirgen yüzeyler yaratılmalı. Kırsalda organik madde miktarını artırarak suyu emdirme metotları uygulanmalı. ABD’de okul hastane vb</span><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> kamusal yerlerdeki betonların</span> <span style="font-weight: 400;">sökülerek geçirgen yüzeyler yapılmaya</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">başlanması</span> <span style="font-weight: 400;">neredeyse 20 yıla dayanıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anadolu</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">da yeraltındaki akifer</span><span style="font-weight: 400;"> suyunun her yıl onlarca metre düştüğünü biliyoruz. Bu seviye bazı yerlerde 300 metre derinliği geçmiş durumda. Hazır olan akifer suyunun çekilmesi durdurulmalı. Yağmur suyu hasadı yöntemleri hızla uygulanmalı. Her bölgenin ayrı ayrı su hasadı ve farklı yerlerde suyu biriktirme yöntemi var. Örneğin, Akdeniz bölgesindeki yöntem, buharlaşmadan ayı</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> yeraltı sarnıçlarıdır. Nasıl eski İstanbul’da var idiyse, bugün</span> <span style="font-weight: 400;">de kamu binaları dahil</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> yeraltı sarnıçları zorunlu olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette gelişen teknoloji sayesinde, küresel ısınma nedeniyle seviyesi yükselen deniz suyunu da kullanmak mümkün olabilir. Ancak  bunun halen pahalı bir yöntem olduğu belirtiliyor. Üstelik  uzun mesafeden borularla su taşınmasının ne kadar maliyetli olduğunu b</span><span style="font-weight: 400;">i</span><span style="font-weight: 400;">liyoruz. Yerelde alınacak her türlü önlem yerel yangını daha iyi </span><span style="font-weight: 400;">söndürü</span><span style="font-weight: 400;">r. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Acilen her mahallede, yangın dahil, acil afet birimleri oluşturulmalı. Böylece zaten belediyelerde sözde var olan kent meclisleri aktif kılınabilir. Son yangınlar nedeniyle, Datça</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">da biz böyle bir yurttaş in</span>i<span style="font-weight: 400;">siyatifi  başlattık. Umarım her mevsim canlılığını koruyarak örnek oluşturur, böylece bölgenin başka sorunlarına da yardımcı olur. Çünkü bu süreçte ancak dayanışma yaşatır.  </span></p>
<h5><b>Yangına Dayanıklı Vejetasyon</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ormanda yangının</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">sıçramadan</span> <span style="font-weight: 400;">söndürülmesi için tampon bölgeler yaratıldığı gibi</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> aynı z</span><span style="font-weight: 400;">aman</span><span style="font-weight: 400;">da yangın kırma</span> <span style="font-weight: 400;">özelliği taşıyan vejetasyona bağlı olarak belli bir sönümlenme etkisine sahiptir. Hakim rüzgârın</span> <span style="font-weight: 400;">yönüne göre</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> çevrede yangına dayanıklı ağaç ve çalılıklardan yangın bariyerleri oluşturulabilir. Hatta evlerimizin</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> okul ve hastane gibi yapıların çevresinde yangına dayanıklı türlerden </span><span style="font-weight: 400;">zonlar</span><span style="font-weight: 400;"> oluşturmak hızla teşvik edilmeli. Zaten kadim bilgilere ve yerel iklime dikkatlice bakarsak birçok şey görebiliriz. Örneğin, begonvil</span> <span style="font-weight: 400;">ve zakkum gibi su istemeyen bitkilerin Akdeniz ve Ege coğrafyasında daha iyi yetiştiğini görüyoruz. Bunların yangına karşı</span> <span style="font-weight: 400;">dirençli olduğunu da anımsatalım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yer örtücü olarak, etli kaktüsümsü sedum türü bitkiler yangının yatay yayılmasını önleyebilir. Zeytin çok yararlı endüstriyel bir bitkidir. Ancak her yere zeyt</span><span style="font-weight: 400;">in</span><span style="font-weight: 400;"> ağacı yapmak monokültür yaratır. Zeytinin de yağlı olması itibariyle kolay yanabildiğini unutmayalım. Doğal tarımcı Yunanlı dostumuz Panos Manikis</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> zeytinliklerin polikültüre geçmesi gerektiğini yıllar önce anımsatmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kıızlçamın Akdeniz’e özgü </span><span style="font-weight: 400;">b</span><span style="font-weight: 400;">ir ağaç olarak korunması gerekiyor. Akbelen</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">de en az 150 yaşındaki k</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">zılçamlara sarıldım. Onların enerjileri bambaşka&#8230; K</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">zılçamdan beslenen arıların yaptığı</span> <span style="font-weight: 400;">çam balının kıymetli olduğunu ben de yurt dışında yaşarken öğrendim. Yurdumuz gerçekten bu konuda dünyada az sayıdaki</span> <span style="font-weight: 400;">yerlerden biri hatta başı çekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılçam vejetasyonlarının restorasyonu hızla yapılmalı. K</span><span style="font-weight: 400;">ı</span><span style="font-weight: 400;">zılçamın da monokültür olması önlenebilir. Yıllardır Toroslar</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">da yaşayan mühendis kökenli arkadaşım ki kendisi aynı zamanda iyi bir yaban hayatı gözlemcisidir. </span><a href="https://yaziyaban.com/" target="_blank" rel="noopener"><i><span style="font-weight: 400;">Yazıyaban</span></i></a><span style="font-weight: 400;"><a href="https://yaziyaban.com/"> bloğunda</a> kızılçama kardeş bitki olabilecekleri, </span><span style="font-weight: 400;">yangınlar sırasında yayınladığı bir yazısında şöyle sıralıyor;</span> <span style="font-weight: 400;">‘sumak, akçakesme, meşe türleri, sandal, alıç, çıtlık, menengiç, defne, katran ardıcı, boz ardıç, tek tük de olsa erguvan, keçiboğan, karaçalı, mersin, katır tırnağı, tüylü laden, yabani yasemin, patlangaç çalısı, boyacı sumağı, gevrecik&#8217; bu bölgede kızılçam</span><span style="font-weight: 400;">l</span><span style="font-weight: 400;">a birlikte büyüyen ağaçlardan/çalılardan bazıları. Kısacası doğayı iyi gözleyip kayıtlar tutmalıyız ki yanıp yok olanı, aldığımız örneklerden yola çıkarak geri getirelim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akdeniz</span><b>’</b><span style="font-weight: 400;">deki yangınlarda,</span> <span style="font-weight: 400;">yalnızca arılar değil tozlaşmayı sağlayacak meyve sinekleri</span> <span style="font-weight: 400;">dahi yandı. Yerel biyoçeşitliliği geri getirmek için merkezi olana değil, yerel seslere kulak vermeliyiz. Örneğin ar</span><span style="font-weight: 400;">ıcıl</span><span style="font-weight: 400;">arın seslerine&#8230; Restorasyonda yerelin sesi ve ihtiyaçları dikkatlice dinlenmeli ve kayda geçirilmeli. Elbette merkezi ve yerel yönetimlerin yanan yerleri turizme açmam</span><span style="font-weight: 400;">aları</span><span style="font-weight: 400;"> için de uyanık olmalıyız. On</span><span style="font-weight: 400;">ların</span><span style="font-weight: 400;"> görevleri ısrarla anımsatılmalı!  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası</span><b>, </b><span style="font-weight: 400;">gelecekteki olası</span> <span style="font-weight: 400;">felaketler için mahalle bazında yurttaş inisiyatifleri oluşturmayı önemsemeliyiz.  Dayanışma yaşatır! </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/19/yangin-ekonomisi-degil-yangin-ekolojisi/">Yangın Ekonomisi Değil Yangın Ekolojisi </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
