<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Wikipedia arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/wikipedia/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/wikipedia/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Nov 2019 11:09:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Wikipedia arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/wikipedia/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2019 11:09:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz Darbe Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[AİHM]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<category><![CDATA[Yargı Reformu Strateji Belgesi]]></category>
		<category><![CDATA[youTube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Mayıs 2019’ta açıklanan ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin bir kısmı geçtiğimiz ay içinde yasalaştı. Ancak hayata geçen bu düzenlemelerin sivil topluma neler getirdiği-götürdüğü yeterince tartışılmadı. Bu durum, yargı reformuyla ilgili beklentilerin düşük olmasıyla ya da sivil toplumun sesinin kısılmasıyla ilintili olabilir. Yine de, sivil toplumun mevcut durumunun analizini yaparak hukuki zeminde eksiğin ne olduğunu düşünmekte yarar var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Neler Getirdi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk paketi 24 Ekim 2019’da yürürlüğe giren ilk pakette, ifade özgürlüğü ile ilgili yargılamalara temyiz yolu açıldı. Bu anlamda olumlu bir adım atıldığını söylemekte yarar var. Yine ifade özgürlüğü bağlamında, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2. Maddesine </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”</span><span style="font-weight: 400;"> Hükmü eklendi. Yapılan düzenlemenin AİHS’in 10., Anayasa’nın 26. Maddesi’nden farklı bir yönü bulunmadığı düşünüldüğünde, yapılan düzenlemenin tekrar mahiyetinde olduğu görülecektir. Diğer yandan bu düzenleme, karar alıcılar tarafından ifade özgürlüğünü kullanan basın mensupları ya da sivil toplum mensuplarının ‘terör propagandası’ iddiasıyla yargılandığının üstü kapalı bir kabulünü de gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakette, sivil topluma bakan ikinci düzenleme ise tutukluluk sürelerine ilişkin. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 102. Maddesine şu fıkra eklendi:</span></p>
<p>“Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.”</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum perspektifinden değinebileceğimiz üçüncü düzenleme ise erişimin engellenmesi kararlarına ilişkindir. Uygulamada, erişimin engellenmesi kararı URL bazında değil, sitenin tamamına verilmekteydi. (Wikipedia, YouTube örneği.) Yapılan yeni düzenleme ile, erişimin engellenmesi kararları, ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilecek. Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebildiği de unutulmamalıdır. Yapılan düzenlemenin ifade ve basın özgürlüğü açısından olumlu bir düzenleme olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Ancak eklemek gerekir ki, sivil toplumun ve aktörlerinin bu düzenlemelerden daha hayati ihtiyaçları bulunmaktadır.</span></p>
<p><b>Sorun Nerede, Ne Yapılmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu düzenlemelerin iyi niyetli bir çaba olması dışında, sivil toplumun yaşadığı sorunlara çözüm ürettiğini söylemek mümkün değildir. Zira sorun yasada değil uygulamadadır. İfade özgürlüğüne ilişkin yargılamalarda da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin emsal kararında ‘şiddete çağrı yapılmayan açıklamaların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirileceği’ belirtilmiştir. Ancak, yargı sistemimizin ifade özgürlüğü ile ilgili aldığı kararlar doğrultusunda AİHM’de en çok davası olan ülkeler arasındayız. Aynı şekilde AİHM tarafından Türkiye hakkında ihlal kararı verilen hususlardan diğerleri de adil yargılanma hakkı ve özgürlük ve güvenlik hakkıdır. Bunun temel sebebi yasalar değil, yargı bağımsızlığının tesis edilememesindendir. Bu doğrultuda hakim ve savcıların mesleğe kabul süreci, HSK üyelerinin seçim süreci ve mülakatları şeffaf bir şekilde yürütülmelidir. Strateji belgesinde yer alan coğrafi teminat gerçek anlamıyla uygulamaya koyulmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Darbe Girişimi ve akabinde yaşanan OHAL sürecinin yarattığı yıkım sivil toplumda halen yankılarını sürdürmektedir. Büyükada ve Gezi davası başta olmak üzere, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü kullandığı için görevlerinden, özgürlüklerinden edilen, kurumları kapatılan sivil toplum aktörleri ciddi hak ihlallerine uğradıkları gibi, içinde bulunduğumuz süreç diğer sivil toplum aktörlerinin içine kapanmasına neden olmuş, kamu-sivil toplum ilişkisini zayıflatmıştır. Bu bağlamda KHK’lar ile oluşturulan mağduriyetler giderilmeli, beraat eden kişilere ve haksızca kapatılan kurumlara iade-i itibar sağlanmalı, bu sayede sivil toplumun hukuki güvenliği ve hukuki öngörülebilirliği yeniden tesis edilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirtilmesi gereken bir diğer husus da toplantı ve gösteri yürüyüşü alanındadır. Uygulamada valilik ve kaymakamlık makamlarının ‘kamu güvenliği’ ve ‘kamu sağlığı’ gibi soyut, ucu açık gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin önlendiği görülmektedir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğüne ilişkin yasal düzenlemelerin yeterli olduğunu belirtmekle beraber, bu ucu açık kavramların sivil toplum üzerinde tehdit unsuru olarak tutulması doğru değildir. Yapılacak düzenlemelerle bu kavramların yasal zeminde açıklanması hukuki öngörülebilirlik açısından önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum aktörlerinin örgütlenme özgürlüğü kapsamında gerçekleştirdiği faaliyetler zaman zaman ‘silahlı terör örgütüne üye olma/propaganda yapma’ gibi suç isnatlarıyla karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi’nin dernek üyeliğinin silahlı terör örgütüne üyelik kapsamında delil olarak değerlendirilemeyeceğine yönelik aldığı <a href="https://www.anayasa.gov.tr/tr/haberler/bireysel-basvuru-basin-duyurulari/yasal-bir-dernegin-faaliyetlerine-katilmanin-teror-orgutu-uyeligi-sucundan-mahkumiyette-delil-olarak-kullanilmasi-nedeniyle-orgutlenme-ozgurlugunun-ihlal-edilmesi/">son karar</a></span><span style="font-weight: 400;"> yerinde ve önemli olsa da, sorunun temeli Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan terör tanımındadır. Bu tanım çerçevesinde, BM İnsan Hakları Konseyi’nin özel raportörü Ben Emmerson tarafından hazırlanan 22 Şubat 2016 tarihli raporundaki hususlara dikkat edilmesi yararlı olacaktır</span><span style="font-weight: 400;">: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(a) ifadede teşvik edilen fiil gerçek anlamda terör niteliği taşımalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(b) ifade özgürlüğünü mümkün olan en az şekilde sınırlamalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(c) kanunda net bir şekilde ifade edilmeli, “öven” veya “yücelten” gibi kelimelerden kaçınmalı,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(d) teşvik edilen fiilin işlenmesinin gerçek (objektif) bir risk olduğu şartını içermeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(e) ifade eden kişinin o fiilin gerçekleşmesi amacını taşıdığını açıkça gösterebilmeli,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(f) suça teşvik oluşturmayan ifadelerin cezai sorumluluk taşımayacağını belirtmeli.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/15/sivil-toplum-perspektifinden-yargi-reformu/">Sivil Toplum Perspektifinden Yargı Reformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2019 08:47:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bianet]]></category>
		<category><![CDATA[RTÜK]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[Wikipedia]]></category>
		<category><![CDATA[Yaman Akdeniz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41528</guid>

					<description><![CDATA[<p>135 internet sitesine yasak getirilmesini değerlendiren Prof. Dr. Yaman Akdeniz, basın ve televizyonun ardından internetin de kontrol altına alınmak istendiğini belirterek, "İnternet İçin sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda,” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/">“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz hafta alınan bir kararla 135 haber sitesi ve sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi, yine aynı dönemde RTÜK’ün internet üzerinden yapılan yayınları da denetleyeceğini açıklaması sansürü bir kez daha gündeme taşıdı. Yasaklanan siteler arasında Bianet’in de yer alması, sonra ‘sehven yapıldı’ açıklamasıyla çıkarılması ise akılları hukukun işleyişine dair iyice bulandırdı. İfade Özgürlüğü Derneği kurucusu Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in akademik çalışmaları ve açıklamaları ise sansürün boyutunun çok daha vahim olduğunu gösteriyor. 2018 Engelli Web raporunda erişime kapatılan site sayısı 245 bin. Akdeniz’e göre gelecek de parlak görünmüyor, aksine durum giderek kötüleşiyor. </span></p>
<p><b>İnternette ifade özgürlüğü üzerine birçok önemli araştırmaya imza atmış bir hukukçu ve akademisyen olarak bu son yasak kararı hakkında neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-41530 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/yaman-akdeniz.jpg" alt="" width="436" height="218" />Bahsi geçen karar sadece Bianet’in de bu kararda yer alan ve erişimine engellenmesine karar verilen 136 adresin içinde yer alması ile gündeme geldi. Aksi takdirde sulh ceza hakimlikleri her sene ortalama 12.000 tane erişimin engellenmesi kararı veriyor. Bu karar ise o 12 bin karardan sadece bir tanesi. Biz bu kararlarla ilgili detaylı analiz ve değerlendirmeyi İfade Özgürlüğü Derneği için hazırladığımız <a href="https://privacy.cyber-rights.org.tr/?p=1715" target="_blank" rel="noopener">EngelliWeb 2018</a> raporunda da belirttik. 2019 sonunda yaklaşık 300 bin web sitesi topyekün engellenmiş olacak Türkiye’den. Kararları incelediğimizde de Bianet kararında olduğu gibi özensiz, kes yapıştır, imla hatalarına kadar birbirinin aynı karbon kopya kararlar görüyoruz. Hakimler özellikle milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gibi 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında önlerine gelen erişim engelleme listelerini hiç değerlendirmeden ve hatta hiç bakmadan onaylıyorlar. Bu talep listelerine Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıklar TBMM web sitesini koysalar bile hakimler farkında olmadan talebi onaylar. Geldiğimiz seviye bu. Dolayısıyla, hukuk sadece “erişimin engellenmesi” yönünde işliyor ve engellenen içeriklerle ilgili yapılan tüm itirazlar reddediliyor. Anayasa Mahkemesi ise ortalama 5 yılda bireysel başvurularla ilgili karar veriyor. Dolayısıyla internet söz konusu olduğu zaman sansür norm, ifade özgürlüğü istisna olmuş durumda. TBMM’de bu konuda derhal bir araştırma komisyonu kurulması gerekir ve bu yönde bir talep Meclis’te bekliyor.</span></p>
<p><b>Bianet, yasaklanan siteler arasındayken &#8220;sehven yapıldı&#8221; açıklamasıyla listeden çıkarıldı. Bir haber sitesinin &#8220;sehven&#8221; kapatılması nasıl olabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böyle bir şeyin sehven veya yanlışlıkla talep edilmesi mümkün değil. Talep Jandarma’dan geliyor ve bu kurum içinde bu listeleri kim oluşturuyorsa, öncelikle ne yaptıklarının farkında değiller ve Bianet onların gözünde sadece bir “terör sitesi”. Bunun başka hiç bir açıklaması yok. Sehven değil, maksatlı olarak o listeye eklenmiş Bianet web sitesi. Hakim de bunun farkında bile olmadan talebi onaylıyor. Karar uygulanmak için BTK’a gittikten sonra, uygulama aşamasında BTK içinde Bianet’in de listede olduğu anlaşılınca karar uygulanmıyor. Jandarma’ya haber ediliyor ve düzeltme talebi hakimliğe iletiliyor. Bu süreçte Hakimlik re’sen kararını düzeltebilecekken tekrardan Jandarma’nın talebi bekleniyor. Tüm bu süreç ve işleyiş demokratik toplumlarda ve hukuk devletlerinde kabul edilebilir değil.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.</span></p></blockquote>
<p><b>Son zamanlarda konuşulan konulardan biri de Yeni RTÜK Sansür Yönetmeliği. Böylelikle ücretli abonelikle işleyen ve internet üzerinden yayın yapan Netflix, BluTV gibi yerlere dahi sansür uygulanabilecek, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine de sansür getirilebilecek. Özellikle internetten yayın yapan yurt dışı kaynaklı sitelere sansür uygulamak ne kadar mümkün? Yani bir Netflix dizisinde eşcinsel karakter varsa RTÜK diziyi mi yasaklayacak, nasıl işleyecek?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne kadar yaklaşık 300 bin web sitesine erişim engelleyen yapının, yurt dışı kaynaklı haber sitelerine erişim engellemesi fazlasıyla mümkün. Fakat, bu sefer, bu engellemeler bu haber sitelerinin “lisansı yok” bahanesi ile yapılacak. Dolayısıyla, farklı bir yapı altında ve RTÜK kullanılarak radyo ve televizyon yayınları hedef alınacak. SETA raporunda bahsi geçen yurt dışı kaynaklı basın kuruluşları da ilk hedef olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İsteğe bağlı Netflix, BluTV gibi içerik platformlarına RTÜK’ün nasıl bir yaptırım yapacağı veya ne talep edeceği henüz net değil. Designated Survivor veya Casa de Papel dizisini Netflix’e platformundan çıkart da diyebilir veya çıkartmazsan lisans vermem veya lisansını iptal eder ve platforma erişimin engellenmesini talep ederim diyebilir veya Behzat Ç’yi çiçeklerle, böceklerle ve biplemelerle tamamen anlaşılmaz ve izlenilmez hale getirebilirler. Sonuçta Türkiye’nin “hassasiyetleri” belli ve bu yeni yapılanma da bu hassasiyetler çerçevesinde kullanılacaktır.</span></p>
<p><b>Haber siteleri, dizi ve film platformları dışında insanların bireysel sosyal medya sayfalarına da kapatma kararı çıkıyor. Akademisyenlerin herhangi bir konuda fikirlerini özgürce ifade etmeleri en hafifinden işsizlikle sonuçlanıyor. Bu noktadan sonra gazeteci, senarist, akademisyen ya da toplumun herhangi bir bireyi için özgür ifade alanlarından bahsetmek ne denli mümkün olacak? Bu konuda nasıl bir araya gelinebilir, karşı duruş sergilenebilir? Konu üzerine çalışan hukukçulara ve STK&#8217;lara ne gibi görevler düşüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgür alan pek kalmadı, basın ve TV’ler tamamen kontrol altında. Son hedef de internet. Hükümetin en tedirgin olduğu alan olan internet ve sosyal medya. Dolayısıyla, bu vakalar azalmayacak ve git gide artacak. Bu konu hafife alınacak bir konu değil, fakat ancak geneli ilgilendiren Wikipedia veya Bianet gibi sitelerle internet sansürleri gündeme geliyor. Halbuki vahim tablo EngelliWeb 2018 raporunda da göstermeye çalıştığımız üzere açık ve net bir şekilde görülüyor ve hatta her geçen sene daha da kötüye gittiği görülüyor. Dolayısıyla, hem gündemde kalması gereken hem de yapısal değişiklikler gerektiren bir konu. Yargı Reformu konuşulurken tablonun bu olması ve üstüne de RTÜK Yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi de bu konuda reform falan olmayacağının göstergesi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/17/internet-icin-sansur-norm-ifade-ozgurlugu-istisna-olmus/">“İnternet İçin Sansür Norm, İfade Özgürlüğü İstisna Olmuş”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
