<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Virginia Woolf arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/virginia-woolf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/virginia-woolf/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 14 May 2020 09:16:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Virginia Woolf arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/virginia-woolf/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Korona Krizinde Ev Halleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/14/korona-krizinde-ev-halleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2020 07:52:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kendine Ait Bir Oda]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Silvia Federici]]></category>
		<category><![CDATA[Virginia Woolf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=53812</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korona günlerinde herkesin kendine ait bir yalnızlığı var. Ancak bu durum, Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı gibi değil.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/14/korona-krizinde-ev-halleri/">Korona Krizinde Ev Halleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Korona krizi döneminde “Evdekal” durumu bizi ya ev ya hastane arasında seçim yapmaya zorunlu kılıyor. Şanslı orta sınıf  bazılarımız panik halinin nesneleşmesi nedeniyle fiziki ve ruhi sağlığına odaklanırken (hayat yeni normale dönse de) bazılarımızın korku hallerinin nesneleşmesi  süreceğe benziyor. Evin kadın için anlamı toplumsal iş bölümü gereği her gün yaşamın yeniden üretildiği yerdir.  </span></p>
<p><b>“Hayat Eve Sığar Mı?” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ev; ekolojik bir ev dahi olsa dört duvar arasıdır. Gökyüzünü ancak pencereden ya da balkondan ve hatta en iyi ihtimalle bahçemizden görebiliriz. Çevresi yine sınırlıdır veya sınırlarla çevrilidir. Ev içinde kararların nasıl alındığı önemli bir gösterge de olsa; tahakküm altına alınanların yaşamı orada dört duvar arasında daha da çaresizliklerle doludur. Elbette sokağa çıkınca da bu dört duvar arası toplumsal değer yargılarıyla devam edebilir. Ancak buyruklarla dört duvar arasında kalmanın çaresizliğine bakacağız burada.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojide karasal ve sulak ekosistemler arasında ekoton dediğimiz geçiş zonları vardır. Buralarda farklı enerjiler birikir ve oluşmaya devam eder. Dokunulmadığı (sürülme ve çapalama gibi) en muhteşem bitkiler orada yetişir.  Kelebek arı gibi çeşitli tozlayıcılar orayı daha sık ziyaret eder. Toplumsal açıdan bakarsak da insan ekosistemlerinde de ekotonlar vardır. Hatta en yaratıcı kişilerin oradan çıkma olasılığı yüksektir. Çünkü sınırlarda tutunmak zordur. Her yönüyle dirençli olmayı da gerektirir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyetin kadın aleyhine örüldüğü bir toplumda kadın açısından dört duvar arasındaki yalnızlık ise bunların hiçbirine uymaz. Çünkü orası özel alandır. Kamusal alandan yalnızca duvarlarıyla değil, bir de toplumsal değerlerle kadına zırh örülmektedir. ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ vb söylemlerin kültürümüze dahi işlediğini anımsayalım. Özel alanda olanlar gizlidir kimsenin bilmemesi gerekir. Dolayısıyla ne kadar cesaretli olursa olsun yaşadıklarını dile getirebilenler çok sınırlıdır.</span></p>
<p><b>Her Krizin Toplumsal Cinsiyet Yönü Vardır</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1997 yılında patlak veren Asya Krizi&#8217;nde Asya Kaplanları çökerken krizin faturasının kadınlara çıkartılmaya çalışıldığını dönemin feminist araştırmacıları ortaya koymaya çalışmıştır. Kadınlara ekonomik kriz döneminde: ‘erkeklerinizin cinsel arzularını yükseltin ki; krizden çıkabilelim‘ çağrısı yapılmıştır. Sanki kadınlar fiziki ve duygusal yönden hiç etkilenmeyen yaratıklardır. İstatistikler, dünyanın farklı ülkelerinde ev içi şiddet vakalarının korona döneminde yüzde 20 ile 40 arasında artış gösterdiğini kaydediyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü&#8217;nün verilerine göre Mart 2020’de ev içi şiddet vakalarında Mart 2019’a kıyasla yüzde 38,2’lik artış olduğu belirtiliyor. Bu durum kriz dönemlerinde patriyarkanın köklerini daha da derine indirme fırsatıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık sisteminin üzerine binen yük ve okulların kapanması sebebiyle hane içerisinde hastalar, yaşlılar ve engelliler dikkate alındığında bu olasılık fazlasıyla doğrulanmış olur. Kısacası çekirdek ailenin yükselişiyle ev, artık otantik ve romantik bir yer olmaktan çıkmıştır.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hal böyleyken mahremiyet kalesi ev, toplumsal iş bölümü gereği erkekler için bir dinlenme ortamıdır. Ev kadınlar için yaşamın yeniden üretildiği yer olma itibariyle  neredeyse 24 saat işin tükenmediği bir yerdir aynı zamanda. Ev-içi yaşam pratikleri, bulaşık/çamaşır/bakım/temizlik/yemek döngüsündeki yaşamın yeniden üretim etkinlikleri “çifte yük”tür. Türkiye’de ise kırsal kesimdeki kadının toprağa bağlı yaşam sorıumluluğunu da dikkate alırsak sınıfsal duruma göre bu sayı neredeyse beş kata ulaşabilmektedir.  </span></p>
<p><strong>EvdeKal Olgusuna Kadın Düşünürlerın Gözüyle Bakış</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İtalyan özgürlükçü Marksist ve feminist bilim insanı Silvia Federici Kapitalizm Yeniden-Üretim ve Karantina adlı konuşmasında küreselleşmenin ve neoliberal politikaların esnek iş politikası üzerinde duruyor. Dolayısıyla ‘kadın en önce gözden çıkarılabilen gruptadır’ diyor.  Kriz sonrası işe yeniden dönüşün daha da zor olması nedeniyle krizin ekonomik yükünü en fazla kadınların çektiğine işaret ediyor. Küresel kapitalizmde birçok işin kadın (sendikasız vb) kadınsılaştırıldığına da değiniyor. Kriz sonrası gıda ve üretim-tüketim zincirine de değinerek artık kentli kadının kırdaki kadınla gerçek bir bağ kurması gerektiğine işaret ediyor. Trump rejiminde ekonomik ve sosyal yetersizlikler nedeniyle ABD’li feminist Rebecca Solnit, 7 Eylül 2019&#8217;da Guardian’da yayınlanan yazısında girişte, “Değişim mümkün olmakla kalmaz, artık bizi önüne katar götürür” diyor. Solnit ayrıca korona krizi nedeniyle “biz” tanımımızın değişebildiğini, benlik algımızın bizi saran dünyadan geldiği için yeni bir “biz” uyarlaması içerisinde olduğumuzun da altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hintli tohum özgürlüğü aktivisti ve ekofeminist Vandana Shiva ise bu dönemde hayatın yeniden üretimi kapsamında kadının üretimdeki bilgi ve becerinin küresel kapitalizm tarafından yok edildiğine bir kez daha parmak basıyor. Biyoçeşitlilik için yerele ve yerel bilgiye dönülmesi gerektiğine ve gıdanın laboratuvarlarda değil doğada duyu organlarımızla üretim yaparak üretim yapılması gerektiğine işaret ediyor. ‘Annelerimizin, büyük annelerimizin bize öğrettiği yöntemleri geri getirmeliyiz’ deyip kadının bilgi birikimine ve becerine itibar katmanın önemini vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evdekal durumu her ne kadar ekonomik krizi tetiklediği görünse de toplumun evdekal pratiğiyle kadınsılaştırılmaya çalışıldığı ve edilgen kılınmaya çalışılacağı  ortadadır. Feminizmin en önemli şiarının ise “özel olan politiktir!”  olduğunu anımsayalım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dört duvar arasında yaşanan her şey aynı zamanda toplumsal alanın uzantısıdır ve politiktir. Günlük politikada ciddi bir yeri olmalıdır. Eril politikaların uzantısı nedeniyle evinde korku içinde yaşayıp üreten ekonomide kayda geçmeyen kadın emeği ve saygınlığı çeşitli açıdan vahim durumdadır. Korona krizinde bu durum tüm yönleriyle incelenmelidir.  </span></p>
<p><b>Küresel Ölçekte Tanıklık</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu krizin sevindirici olan bir yanı var. Küresel ölçekte ilk kez bir kriz durumunda kadınlar kendi toplumsal cinsiyet analizlerini adım adım yapıyor ve kayda geçiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O halde ev ‘Oikos’ aynı zamanda yeryüzü demek. Yaşadığımız yerin/evimizin iyileşmesi  için erkeklere (eril yapılara) daha  fazla sorumluluk düşmektedir. Çünkü feminizm herkesi özgürleştirir. Ev içinde olup bitenler, kamusal alana taşınıp kolaylıkla tartışılıp herkesi her cinsi özgürleştirecek şekilde yasalara bağlanmalı. Korona krizi ve diğer krizlerde ev durumu romantik kılınamaz. Aborjin bir kadın arkadaşımın söylediği sözleri hatırlatarak sonlandırayım; “Evi biz sadece uyumak için kullanırız. Hatta hava iyiyse onu da yapmayız. Yıldızlara bakarak uyumayı tercih ederiz” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla benim için ev; kendimi güvende hissettiğim yer olarak bir kent bostanı, kolektif bir çiftlik, bir oikostur.  Yüz yüze ilişkilerle doğrudan demokrasinin yürütüldüğü bir yerdir!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/14/korona-krizinde-ev-halleri/">Korona Krizinde Ev Halleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Mar 2017 10:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[#sırferkekpanel]]></category>
		<category><![CDATA[Acun Medya]]></category>
		<category><![CDATA[ALO deterjan]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></category>
		<category><![CDATA[BenDenyoMuyum]]></category>
		<category><![CDATA[Böyle Çok Daha Güzelsin]]></category>
		<category><![CDATA[CinsiyetçiOnedio]]></category>
		<category><![CDATA[EGO]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Petekkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Erktolia]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[İthaki Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın odaklı kuruluşlar]]></category>
		<category><![CDATA[Karabük Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Melih Gökçek]]></category>
		<category><![CDATA[P&G]]></category>
		<category><![CDATA[pembe taksi]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Pink]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Pink meyve suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Virginia Woolf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12346</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz feministler için 2016, ASLA kolay olmadı. Dört yanımızı saran cinsiyetçilikle baş etmek, ‘ama feministler de rererörörö’lerine birbirimizin kulaklarını kapatmaya çalışıp ‘enerjimizi doğru yere yönlendirelim’ sakinleştirmeleri yapmak, şimdilerde yasaklı; yasaklı değilken de olaylı sokak eylemlerinde ‘biz de varız’ demek, pembe sevmeye mahkum edilmek, reglimizin yine dillere destan olduğuna şahit olmak, asabiliğimizin muhtemel ‘kocasızlıktan’ kaynaklandığı imalarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/">2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Biz feministler için 2016, ASLA kolay olmadı. Dört yanımızı saran cinsiyetçilikle baş etmek, ‘ama feministler de rererörörö’lerine birbirimizin kulaklarını kapatmaya çalışıp ‘enerjimizi doğru yere yönlendirelim’ sakinleştirmeleri yapmak, şimdilerde yasaklı; yasaklı değilken de olaylı sokak eylemlerinde ‘biz de varız’ demek, pembe sevmeye mahkum edilmek, reglimizin yine dillere destan olduğuna şahit olmak, asabiliğimizin muhtemel ‘kocasızlıktan’ kaynaklandığı imalarına maruz kalmak ve daha neler neler…</strong><span id="more-17772"></span></p>
<p>Keşke 2016’da feministleri çıldırtanlar sadece sizlere derlediklerimizle sınırlı kalsaydı. Fakat öyle olmadı. 2016’da birçok kadın ve LGBTİ+, şiddetin her türlüsüne maruz kaldı. Yaşadığımız topraklarda devir değişirken tırnaklarımızla kazıyarak verdiğimiz mücadelelerle elde ettiklerimiz elimizden alınmaya çalışıldı. Sesimizi bastırmak, direncimiz kırmak, umutlarımızı da yok etmek için bir hayli uğraşıldı. Mücadeleden vazgeçmedik, haykırmaya hep devam edeceğiz: Varız, buradayız!</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-12420" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/pinar-pink-relax_717349.png" alt="" width="900" height="339" /></p>
<p style="padding-left: 30px;">2016’yı Pınar’ın ‘Pınar Pink meyve suyu, kadınlara özel’ sloganlı cinsiyetçi ürün reklamı ile açtık. Reklamda ürün, ‘Kadının rengi’ (elbette) pembe tonları ve bir de çanta sapı ilavesi yapılarak servis edilmişti. İçindeki melisa özleri ile rahatlamaya ihtiyacı olduğunu iddia ettikleri kadınların, rahatlamaya değil, rahat bırakılmaya ihtiyacı var dedik. Haklıydık. Ama ilgili markadan dönüş alamadık.</p>
<p>Yine bir sabah uyandık ve öğrendik ki çamaşırları kar beyazı olmadığı için asla dışarı çıkamayan kadın arkadaşımız işte tam da bu nedenle ALO’nun deterjan reklamında partnersiz kalmış. Neyse ki reklamın devamında kurtarıcı erkek birey muhteşem deterjan ile gelip, çamaşırları beyaz, esas kadını da partner sahibi yapmıştı. Hayli şaşkındık, çünkü cinsiyetçi birçok yargıyı tek bir reklamda kullanabilmek aslında bir başarıydı(!) Ama şu an reklamı izleyip bu cinsiyetçiliği gözlerinizle göremeyeceksiniz, çünkü P&amp;G Türkiye reklamı yayından kaldırdı!</p>
<p style="padding-left: 30px;">2016 yılında da kadına ve LGBTİ+’ya şiddet her yerdeydi maalesef. Karabük Üniversitesi&#8217;nde ders sırasında montaj işlemini başardığı için sevinen İ.K. adlı kadın öğrencisine, &#8220;Yatakta çıkardığın sesleri burada çıkaramazsın, burası sınıf ortamı&#8221; diyen öğretim üyesi E.L. derslere girmeye devam ederken; kadın öğrenciye &#8220;personelin şeref ve haysiyetini zedeleyen sözlü veya yazılı eylemde bulunduğu&#8221; gerekçesiyle iki hafta okuldan uzaklaştırma cezası verildi. Taciz edene ceza verilmemişken, tacize uğrayana yaptırım uygulanmasına delirdik, evet.</p>
<p>Fışkıyelerin kırık, bürokrasinin bol olduğu Ankara’dan gelen ‘öğrenci-bayan’ ‘öğrenci-bay’ anonsu ile kendimizden geçtik. Bu ne cesaretti yiğidim!  Ankara Büyükşehir Belediyesi, EGO kart bünyesinde cinsiyetçi bu uygulamayı başlatarak bizlerin haklı hedefi haline geldi. ‘Sahtekarlığı önlemek için bu uygulamayı yapıyoruz’ açıklamasına tabii ki inanmadık, fotoğraflı kartlarla sahtekarlığın önüne geçin, bayan/bay anonsunu kaldırın kart okuma cihazlarından dedik, ama dinletemedik.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-12422" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/boyle-cok-daha-guzelsin.png" alt="" width="1832" height="1114" /></p>
<p style="padding-left: 30px;">Programa katılan kadınların kıyafetlerine, saçlarının modeline ve hatta fiziksel olarak nasıl görünmeleri gerektiğine eşlerinin kendi beğenilerine göre karar verdiği ve erkeklerin istekleri doğrultusunda estetik operasyonlar da dahil olmak üzere kadınların bir dizi çok ciddi değişikliğe maruz kaldığı ‘Böyle Çok Daha Güzelsin’ adlı televizyon programını tırnaklarımızı yiyerek karşıladık! Kadın reyting malzemesi miydi? Hayır. Eril zihniyetin dayattığı imaja ve güzellik algısına uymak zorunda mıydı? Asla. E o zaman, kaldırılsın program? Tabii ki! Acunn Medya programı yayından kaldırdı!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-12352" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Sivas-PT2.jpg" alt="" width="900" height="594" /></p>
<p>Sivas&#8217;ta sadece kadınlar ve ailelerin bindiği, kadın şoförlerin kullandığı &#8216;pembe taksi&#8217; uygulaması başladı. Kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz gibi olaylarda kadının giyimi, oturuşu, yaşantısı etkenmiş gibi kabul edildiği sürece değil pembe taksi, pembe bir dünya yaratsanız da sorunlar çözülmeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12419" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/s-feca79c0d8533dcfe58f6b28a719994901bed1f1.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p>İthaki Yayınları, Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda adlı kült feminist eserini, Woolf’un akıl hastalığı ve feminizmi ile dalga geçen bir biyografi ile yayınladı. İthaki, “59 yaşında mezarlığa adım attı”, “bir kaşık suda boğuldu”, “Geri gelir mi? Gelirse gelsin. Kim korkar bakire kurttan” gibi cümlelerle Woolf’u bir yazar olarak küçük düşürmeye çalışmakla kalmamış, feminist yazını da “Paranoyaklığı zaten Shakespeare’in olmayan kız kardeşi üzerine saatlerce konuşmasından belliydi” diyerek küçümsemiş; eril dilin tipik bir örneği haline gelen son derece hadsiz bir biyografi denemesi basmıştı, peki ne oldu? Güzeelce özür dileyip, bu ifadelere yeni baskılarda yer vermeyeceklerini açıkladılar. Aferin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12349" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Erkan-Petekkaya-1.jpg" alt="" width="900" height="872" /></p>
<p>Erkan Petekkaya verdiği bir röportajda #BenDenyoMuyum diye sordu; açıkçası bu sorunun cevabını biz de çok merak ettik. &#8220;Gazetelerin üçüncü sayfaları yıllardır kocası evden çıktıktan sonra içeriye erkek alan kadınların cinayetleriyle dolu&#8221; diyen Erkan Petakkaya&#8217;ya karşı suç duyurusunda bile bulunduk.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Cüneyt Genç isimli bir tıp doktoru, sosyal medya hesabından LGBTİ+ bir hastasının fotoğrafını ifşa ederken ‘Günaydın! Millet kapısının önünde kedi yavrusu bulur, bizim kapının önünde bunu buldum. İçimdeki insan sevgisi nedeniyle baktım tabii’ yorumunu iliştirdi.</p>
<p style="padding-left: 30px;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12347" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/Anadolu-Sigorta.jpg" alt="" width="900" height="506" /></p>
<p>Anadolu Sigorta trafikte yapılan hataları emoji kullanarak anlattığı görselleri Twitter ve Facebook sayfalarında paylaştı. Görsellerde erkek sürücülerin kaza yapma sebepleri olarak uykusuzluk ve cep telefonuna bakmak gösterilirken, kadın örneğinde “ruj sürmek” kaza nedeni olarak verildi. Başlattığımız sosyal medya eylemi sonuç verdi ve firma görselleri kaldırdı ve özür diledi.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Onedio alışkanlık halinde hepimizi çok kızdıracak içerikler yayınladı. . #CinsiyetçiOnedio etiketi ile Twitter’da yakalarını bırakmadık. Kâh haberi kaldırdılar, kâh kulak tıkadılar ama radarımızdan hiç kaçamadılar.</p>
<p>Görsel medyada kadını yok sayan programlara denk geldik. Siyasetten, sağlığa, ekonomiden spora geniş yelpazede yapılan tartışma programlarının konuklarının arasında kadın olmamasına biraz şaşırdık, çokça sinirlendik. #SırfErkekPanel izlemiyoruz, izlemeyin dedik.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Keşke 2016’da feministleri çıldırtanlar sadece sizlere derlediklerimizle sınırlı kalsaydı. Fakat öyle olmadı. 2016’da bir çok kadın ve LGBTİ+ şiddetin her türlüsüne maruz kaldı. Yaşadığımız topraklarda devir değişirken tırnaklarımızla kazıyarak verdiğimiz mücadelelerle elde ettiklerimiz elimizden alınmaya çalışıldı. Sesimizi bastırmak, direncimiz kırmak, umutlarımızı da  yok etmek için bir hayli uğraşıldı. Mücadeleden vazgeçmedik, haykırmaya hep devam edeceğiz: ‘Varız, buradayız!’</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür. </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/14/2016da-feministleri-neler-cildirtti/">2016&#8217;da feministleri neler çıldırttı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
