<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Veysel Bozkurt arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/veysel-bozkurt/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/veysel-bozkurt/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2020 10:51:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Veysel Bozkurt arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/veysel-bozkurt/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;&#8216;Mutsuzum&#8217; Diyen İnsanların Büyük Çoğunluğu Gençler&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/21/mutsuzum-diyen-insanlarin-buyuk-cogunlugu-gencler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2020 10:51:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Bozkurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59835</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum Bilim Kurulu Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt ile, 29 Ağustos-5 Eylül 2020 tarihleri arasında pandemi süreciyle ilgili çevrimiçi olarak gerçekleştirdiği anket sonuçlarını konuştuk. Bozkurt, 2 bin 515 kişinin katıldığı anket sonuçlarına göre, gençlerin önlemler konusunda daha esnek davrandığını ve mutsuzluk konusunda da ilk sırada geldiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/21/mutsuzum-diyen-insanlarin-buyuk-cogunlugu-gencler/">&#8220;&#8216;Mutsuzum&#8217; Diyen İnsanların Büyük Çoğunluğu Gençler&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nisan ve Eylül aylarında koronavirüs salgını döneminde toplumsal yaşam ile ilgili iki farklı anket çalışması gerçekleştirdiniz. Nisan ayından Eylül ayına toplumda neler değişti acaba? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-59837 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/veysel-bozkurt.jpg" alt="Veysel bozkurt" width="165" height="165" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/veysel-bozkurt.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/veysel-bozkurt-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 165px) 100vw, 165px" />Nisan 2020 Türkiye’de koronavirüsün hızla yayılmamaya başladığı bir dönemdi.  Karantina yeni başlamıştı. Herkes şaşkındı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Televizyonlarda sürekli salgın konuşuluyordu. Evlerimize kapandık. İşleri uygun olanlar online çalışmaya başladı. Bazıları yeni beceriler geliştirdi. Karantina döneminde en çok dijital okuryazarlık gelişti. Bazıları ailelerine daha fazla zaman ayırırken, özellikle evde kalmanın huzursuzluğunu yaşıyordu. Bazıları aç kalma kaygısı ile stok yapmak ihtiyacı duydu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisan ayı içinde 5300 kişiyi kapsayan bir çevrimiçi anket gerçekleştirdik. Ankete katılanların yüzde 65’i huzursuzluğum arttı, yüzde 42’si günlük işlerimi yapmakta zorlanır hale geldim, yüzde 51’si uyku kalitem bozuldu diyordu.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-medium wp-image-59842 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/virus-nasil-etkiledi-640x320.jpg" alt="virüsün etkileri" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/virus-nasil-etkiledi-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/virus-nasil-etkiledi.jpg 800w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu arada paranoidler komplo teorilerine sarılmışlardı. Üst akıl yeni bir oyun kurguluyordu onlara göre. Bir delile dayanmadan yazdıkları için, herkesin senaryosu kendi işine gelecek şekildeydi. Üstelik tutmazsa çok kısa sürede değiştirebiliyorlardı. Birazda bunların etkisiyle anketi cevaplayanların yüzde 34’ü koronavirüsü büyük güçlerin komplosuna bağlıyorlardı. İşin ilginci bu oran Eylül 2020’de azalmak yerine artmış ve yüzde 43’e yükselmişti. Nisanda virüsün laboratuvarda üretildiğine inananlar ise yüzde 52’ye yükselmişti. </span></p>
<p><img decoding="async" class="size-medium wp-image-59843 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/komplo-640x320.jpg" alt="komplo" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/komplo-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/komplo.jpg 800w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşı konusundaki gelişmelere rağmen Eylül 2020’de anketi cevaplayan her 4 kişiden birisi aşının bulunduğunu ancak gizleniyor olabileceğini düşünüyordu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59844 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/asi-bulundu-640x320.jpg" alt="aşı bulundu" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/asi-bulundu-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/asi-bulundu.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilindiği gibi biz öteden beri güven düzeyi düşük </span><span style="font-weight: 400;">bir toplumuz. Nisan ayında insanların sadece yüzde 18’i genelde diğer insanları güvenilir bulduğunu söylerken, bu oran Eylül ayında yüzde 12’ye gerilemiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bu dönem içinde varoluş kaygılarının da arttığını görüyoruz. Örneğin nisan ayında anketi cevaplayanların yüzde 41’i virüs kapma kaygısı yaşıyorum derken, bu oran eylül ayında tekrarlanan ankette yüzde 46’ya yükselmiştir. Ölüm korkusu kısmen artmıştır. Ayrıca sevdiklerini kaybetme korkusu yüzde 68’e yükselmiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle ifade etmek gerekirse aradan geçen süre içinde insanlar yorulmuşlardır. Bazılarına bıkkınlık artmış; artık umursamaz hale gelmiştir. Hatta bazıları ne olacaksa olsun havasına girmişlerdir. Yaşam memnuniyeti gerilemiş; geçimini temin kaygısı büyük ölçüde dünyada olduğu gibi bizde de artmıştır.</span></p>
<p><strong>Eylül araştırmanızda gençlerin önlemlere karşı daha az hassasiyet gösterdiği kayda geçmekte. “Ben mutsuzum” diyen insanların büyük çoğunluğu da gençler. Salgın süreci kapsamında ele alındığında gençlerde mutsuzluğun kaynağında hangi faktörlerin yer aldığını düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgın hepimizin hayatını kısıtladı. Sevdiklerimize sarılamaz hale geldik. Gençler okullarından ya da arkadaşlarından uzak kaldılar. Üniversite öğrencileri yeniden ailelerinin yanına döndüler. Özgürlerini kaybettiler. Pandemi bütün dünyada istihdam alanları daraldı. Birçok kişinin geleceğe yönelik iyimserliğinde gerileme oldu. Bu gençlerde çok daha yüksek. Bilindiği gibi her dönem genç işsizliği genel ortalama işsizlikten yüksek olmuştur. Günümüzde bu durum daha ciddi bir sorun haline gelmiştir. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59846 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasamimdan-memnunum-640x320.jpg" alt="yaşam memnuniyeti" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasamimdan-memnunum-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasamimdan-memnunum.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanların mutluluklarına ilişkin geçmişte yapılan çalışmalar U şeklinde bir ilişkiyi ortaya koyar. Yani gençken insanlar daha mutludurlar; orta yaşta mutluluk geriler ve ileri yaşlarda tekrar yükselir. Yakın zamanda 20’den fazla bir ülkede yapılan çalışma U şeklinde ilişkinin değiştiğini ortaya koyuyor. Benzer durum bizim için de geçerli. Yaş azaldıkça mutsuzluğun ve yaşam memnuniyetinin gerilediğini görüyoruz.  Burada etkili olan faktör, istihdamda gerileme, geçim derdi ve virüs yüzünden daralan hareket alanı diye düşünüyorum.</span></p>
<p><strong>%10’luk bir kesim maske temin etmekte zorlanmakta. Yaklaşık %30’a kadar çıkan en düşük gelir grubundaki maske temin edemeyen kesimin “salgına karşı tutumu” ve “yaşam memnuniyeti konusunda” hangi bulgular öne çıkıyor?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet yüzde 10’luk bir kesim maske temininde zorluk çekiyorum diyor. Bunlar çoğunluk belirtiğiniz gibi en düşük gelir grubunda olanlar, işsizler ve öğrenciler.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59847 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/issiz-ve-ogrenciler-640x320.jpg" alt="işsiz ve öğrenciler" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/issiz-ve-ogrenciler-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/issiz-ve-ogrenciler.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal olarak dezavantajlı grupların genelde </span><span style="font-weight: 400;">yaşam memnuniyetleri ve mutluluk skorları daha düşük. Kurallara uyum konusunda da daha fazla sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü yaptıkları işler, orta sınıflarda olduğu gibi,  evden/uzak çalışmaya uygun değil. Toplu taşıma kullanmak zorundalar. İsteseler de evden çalışanlar gibi fiziki mesafeyi korumaları mümkün değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer taraftan yoksulluk kesim her dönem yüksek risk altında yaşamaktır. Dolayısıyla bu kesim için, orta sınıfın risk saydıkları risk olmaktan ziyade yaşam tarzıdır. Bu sebeple yoksullar bazı kuralları diğerlerine göre daha az umursamaktadırlar.</span></p>
<p><strong>Araştırmanızda dini bağlılık ile mutluluk ve yaşam memnuniyeti arasında pozitif yönlü; varoluş kaygıları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunduğu görülüyor. Nitekim araştırmada katılımcılara mutlu olup olmadıkları sorulduğunda 10 üzerinden genelde 7’ye yakın bir değer verilmiş. Koronavirüs salgını 2021 kışında etkisini daha çok artırırsa, söz konusu parametrelerde [Dini bağlılık, mutluluk, yaşam memnuniyeti, varoluş kaygıları] nasıl bir eğilim ile yüz yüze gelebiliriz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişte de başka araştırmalar dini bağlılık ile mutluluk arasında pozitif yönlü ilişki bulmuşlardır. Dini bağlılık arttıkça insanlar, daha güçlü topluluk bağları kura</span>r<span style="font-weight: 400;">lar. Bilindiği gibi toplumsal bağlar ne kadar güçlüyse insanların mutlu olma ihtimalleri de o ölçüde artar. Ayrıca dindarlığın insana kazandırdığı tevekkül duygusu da bazı güçlükleri kabullenmeyi kolaylaştırıyor olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet insanların çoğunluğu hala kendilerinin mutlu olduğunu söylüyorlar ama diğer taraftan da yaşamımdan memnunum diyenlerin oranı yüzde 60’dan eylül ayında yüzde 53’e gerilemiştir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının kış ayında yaygınlaşması yaşam memnuniyetini azaltırken, varoluş kaygılarını daha da artırabilir.  İnsanlar başları sıkıştığında daha güçlü liderlere, yönetimlere ve dine sığınma ihtiyacı duyarlar. Böyle bir durumda dini bağlılığın azalmak yerine güçleneceğini düşünü</span>lü<span style="font-weight: 400;">yor. Elbette büyük felaketlere dönüşmesi halinde insanlar</span>ın<span style="font-weight: 400;"> her şeye olduğu gibi Tanrıya da isyan etmeleri mümkün. Ancak o ölçüde bir hoşnutsuzluk hiçbir yerde beklenmiyor. Umudumuz aşını</span>n<span style="font-weight: 400;"> hızlı sonuçlanması.</span></p>
<p><strong>Koronavirüsün bir komplo teorisi senaryosu olduğuna inananların sayısı Nisan ayından Eylül ayına %11 artış göstermiş. Virüsün komplo olduğunu düşünenler salgına karşı daha az önlem alıyor. Söz konusu kesim ile ilgili hangi temel parametreler bulunmakta?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Komplo teorileri, bir tür büyülü düşüncedir. Ortada güvenilirliği ve geçerliliği test edilmiş deliller yoktur. Yaratıcılığınız ve hayal gücünüz ne kadar geniş ise, etkili teoriler yazma imkânınız o derece artar. Yapılan araştırmalar analitik düşünce becerileri geriledikçe komplo teorilerine inanma eğiliminin arttığını gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca araştırmalar komplo teorilerine inanmada politik tercihlerin etkili olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle toplumda güven düzeyi düştükçe, toplumsal par</span>a<span style="font-weight: 400;">n</span>o<span style="font-weight: 400;">ya eğiliminin de güç kazandığını görüyoruz. Bu da komplo teorileri için uygun bir zemin hazırlamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilindiği gibi insanlar en çok belirsizlikten korkar. Karmaşık bilimsel teorilerin aksine komplo teorileri son derece basit ve herkesin anlayabileceği açıklamalar getirir. Gizemlidir. Başkalarının göremediği büyük resmi görme imkânı verdiği için, gizli bir üstünlük duygusu kazandırdığı da söylenir. </span></p>
<p><strong>Türkiye’de koronavirüs önlemlerinin 2021 kışında artmasını bekliyor musunuz? Örneğin yeniden sokağa çıkma yasaklarıyla karşılaşabilir miyiz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nisan/mayıs aylarındaki gibi bir sokağa çıkma yasağı beklemiyorum. Çünkü bunun ekonomik bir maliyeti var. İnsanların yaşamalarını, geçimlerini de temin etmeleri gerekiyor. Ancak gelişmeler virüsün artacağına dair işaretler de veriyor. Gelişmelere göre elbette bazı tedbirler alınacaktır.  Bunlar yapılırken sağlık yanında ekonominin çarklarının işlemesine de özen göstereceklerini tahmin ediyorum. Aslında bu kısıtlamaları önlemenin yolu son derece basit. Toplum eğer maske, mesafe ve temizlik kuralları uyarsa, kısıtlamalar ihtiyaç kalmayabilir.</span></p>
<p><b>Araştırmaya Dair Bazı Temel Veriler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Üniversitesi’nde İktisat Sosyolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Veysel Bozkurt’un 29 Ağustos-5 Eylül 2020 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirdiği ankette 2515 kişi katılım gösterdi. Anketi cevaplayanların yüzde 57,6’sı kadın, yüzde 42,4 erkekti. Anketi cevaplayanların yüzde 94’ünün üniversite ve üzeri eğitime sahip olması nedeniyle anketin bilişsel kapasitesi yüksekti. Bu noktada Bozkurt, araştırmanın toplumun genelini temsil etme iddiasında olmadığını ve yükseköğrenimli orta sınıfların eğilimlerini ortaya koyduğunu vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada koronovirüs salgını döneminde ekonomik daralmanın da getirdiği sonuçlar nedeniyle dikkate değer bir nokta da gelir ve yaşam memnuniyeti arasındaki bağlantı. Araştırmaya göre gelir arttıkça belirgin bir biçimde yaşam memnuniyeti de artıyor. Buna paralel olarak mutlu olduğunu söyleyenlerin oranı da istikrarlı bir biçimde artış göstermekte!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59848 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasam-memnuniyeti-640x320.jpg" alt="yaşam memnuniyeti" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasam-memnuniyeti-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/yasam-memnuniyeti.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada katılımcıların yüzde 93,5&#8217;u maske yüzde 84,2&#8217;si mesafe kuralına uyduğunu söylemektedir. Fakat maske kurallarına uyanların büyük bir çoğunluğunu yaşlı nüfus oluşturuyor. Genç nüfus ise maske kullanımı konusunda en fazla zafiyet gösteren grubu teşkil etmekte.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59849 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/maske-kullanimi-640x320.jpg" alt="maske kullanımı" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/maske-kullanimi-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/maske-kullanimi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmada bilime güven arttıkça maske kullanımın artışı da bir diğer bulgu. Katılımcılar arasında bilime güvenmeyen kesim maske kullanımı konusunda da esnek davranmakta. Bununla birlikte bilimsel verilere sıcak yaklaşan kanat karantina önlemleri konusunda daha hassas.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-59850 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bilime-guven-640x320.jpg" alt="bilim" width="640" height="320" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bilime-guven-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/bilime-guven.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2019 yılının son aylarında başlayan koronavirüs salgını 21 Ekim 2020 itibariyle 40 milyon kişiye bulaştı. Virüs nedeniyle dünya çapında 1.12 milyon kişi hayatını kaybetti. Türkiye’de ise virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 9.445 olarak kayda geçti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/21/mutsuzum-diyen-insanlarin-buyuk-cogunlugu-gencler/">&#8220;&#8216;Mutsuzum&#8217; Diyen İnsanların Büyük Çoğunluğu Gençler&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Gençleri Yargılamadan Anlamak Zorundayız&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/gencleri-yargilamadan-anlamak-zorundayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülsüm Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Dec 2019 11:35:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Başakşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Veysel Bozkurt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumumuzun son yirmi yılda daha fazla modernleştiğini ve sekülerleştiğini ortaya koyan veriler farklı araştırmalarda karşımıza çıkıyor. Ancak hem Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler Çalıştayı'ndaki tartışmalarda hem de 2019 araştırmasında gençlerin, kategorik olarak din ve değerler konusunda toplumun genelinden radikal düzeylerde farklılaşmadığını gösteriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/gencleri-yargilamadan-anlamak-zorundayiz/">&#8221;Gençleri Yargılamadan Anlamak Zorundayız&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz kasım ayı içerisinde Başakşehir Belediyesi tarafından “Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler Çalıştayı” düzenlendi. Akademisyenler, fikir insanları, yazarlar, öğrenciler ve gazeteciler; Değer ve İnanç Farklılaşması, Bireyselleşme ve Sivil Topluma Katılım, Yerel Yönetim, Siyaset ve Devlet Kurumlarına Karşı Tutum, Gençliğin Eğitim ve Kültür Talepleri ile Yeni Ekonomi ve Gelecek Kaygısı komisyonlarında bir araya gelerek düşünce ve önerilerini paylaşıp tartıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmalar öncesinde ARGETUS Araştırma tarafından İstanbul’un 39 ilçesindeki gençlerle “Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler” araştırması yapıldı. Sivil Sayfalar olarak araştırmanın Bilimsel Danışma Kurulu üyesi ve aynı zamanda “İstanbul Gençlik Çalıştayı” komisyon başkanlarından Prof. Dr. Veysel Bozkurt ile hem çalıştay öncesinde yapılan araştırmayı hem de sonuçlarını konuştuk.</span></p>
<p><b>Gençlerle yürütülen çalışmada hem durum tespiti hem de gençlerin farklı konulara yaklaşımlarını anlamaya çalışan bir araştırma çıkmış. Çalıştay sonuçlarına ilişkin görüşlerinizi de konuşacağız ama öncesinde Gençlerde Değişim ve Farklılaşma Çalıştayı’nı ve araştırmasını değerlendirelim. </b><b><br />
</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46254 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/E3A4076-640x427.jpg" alt="" width="346" height="231" />“Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler Çalıştayı” Başakşehir Belediyesi tarafından, gençlerdeki farklılaşmalara kaynaklık eden değişimin, toplum ve yöneticiler tarafından anlaşılması; muhtemel sorunların üstesinden gelmek, kuşaklar arasında oluşabilecek tepkiler ve garipsenmeler ile geleneksel bazı konulardaki sürdürülebilirlik taleplerine yönelik uzlaşmacı çözümlerin hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla düzenlendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştay öncesinde komisyon temalarının tartışmalarına hazırlık amacıyla daha önce de gençlikle ilgili araştırma ve bilimsel organizasyonlara imza atan ARGETUS Araştırma tarafından, İstanbul genelinde 1.948 gençle yüz yüze görüşme gerçekleştirildi. Dolayısıyla araştırma, farklı problem alanları üzerinden geliştirilen parametreler ve tartışma konuları göz önünde bulundurularak yapıldı. Komisyonlar ve sadece gençlerin katıldığı özel oturum değerlendirmeleri bu veriler ışığında çalıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma sonuçları ve çalıştay tartışmaları özetle iki şeye işaret ediyor: Birincisi, gençlerde karşılaştığımız farklılaşmalara kaynaklık eden değişimi toplum, akademisyenler, STK’lar veya yöneticiler olarak anlamak zorunda olduğumuzu. İkinci olarak da gençlerimizin, geçmiş ve gelecek arasında bağ kurarak, karşılaştıkları engelleri aşması için gençlere kulak verip yargılamadan, sorun ve talepleri konusunda sağduyulu ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmemiz gerektiğini.  </span></p>
<p><b>Gençlerde Değişim ve Farklılaşan Talepler</b> <b>araştırmasında ve raportörü olduğunuz çalıştayda dikkatinizi çeken, “Bunu beklemiyordum,” dediğiniz sonuçlar var mı; varsa neler?</b><b><i> </i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençleri konu edinen araştırmaların çoğunda dijital iletişim araçlarının ve internet kullanımının farklılaştıran sonuçlarına işaret ediliyor. Ancak etkileri ve hangi alanlarda değiştirici sonuçlar ortaya çıkardığı konusunda operasyonel bulgulara rastlamıyorduk. Araştırmanın çoklu verilerle bu sonuçları ortaya koyduğunu görüyoruz. Yine son yıllarda din ve değerler konusunda gençlerin toplumun genelinden radikal bir şekilde ayrışmaya başladığına ilişkin iddialar gündeme geliyor. Bu araştırma bize farklı şeyler söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk olarak şunu belirtmek gerekiyor: Toplumumuzun son yirmi yılda daha fazla modernleştiğini ve sekülerleştiğini ortaya koyan veriler farklı araştırmalarda karşımıza çıkıyor. Ancak hem çalıştaydaki tartışmalarda hem de 2019 araştırmasında gençlerin, kategorik olarak din ve değerler konusunda toplumun genelinden radikal düzeylerde farklılaşmadığını gösteriyor. Dindarlığın özellikle metropollerde, genç ve yetişkin yaş gruplarında gerilediğini görüyoruz ve bu gerileme dini pratikler ve ibadetler alanında yaşanıyor. İnanma konusunda dini inanç heterojenleşmeleri (çoklu farklılaşmalar) geçmişe kıyasla artış gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak özellikle gençlerde karşılaştığımız ve söylenenin aksine, Allah’a-Tanrı’ya inanmayı sürdüren, peygamber inancı gibi dinin temel imani esaslarını ve vahiy kaynaklı mesajlarını kabul eden, ancak değerler konusunda evrensel ilkeleri benimseyen, farklı bir ahlaki yaklaşımın öne çıktığıdır. </span></p>
<p><b>Araştırmaya göre gençlerin en önemli talepleri güvenli bir gelecek, peşinden eğitim geliyor. Güvenli gelecek beklentisi neleri karşılıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46255 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/E3A3852-640x427.jpg" alt="" width="363" height="242" />Eğitim meselesinde, geleneksel eğitim modelimizin teknik ve ahlaki boyutta birçok imkânı barındırdığı muhakkaktır. Modern eğitim metotlarıyla geleneksel eğitim anlayışımızın uzlaştırılması, eğitimle öğretimin eşgüdümlü olması, gençlerin hem eğitimli hem ahlaklı ve erdemli bireyler olarak hayata katılımı toplumun beklentilerinin yoğunlaştığı alanlar olarak öne çıkmaktadır. Günümüz gerçekleriyle uyumlu, aynı zamanda geleneksel değer ve inançlarıyla barışık bir gençlik, herkesin ortak özlemi olarak görünmektedir. Sosyal medya üzerinden gençlerin, sanal bir dünyada ikameye zorlandığı kanaati yaygındır. Tabii komisyonlarda da en çok dile getirilen mevzuların başında dijital gelişmeler, internet ve sosyal medya kullanımının gençler arasında yaygınlaşması geliyordu. Dijital imkânları dışlamadan, bunları ihtiyatla kullanan gençlik modeline ulaşmanın yollarını arama konusunda neler yapılabileceği, kuşkusuz acil çözüm bekleyen konu olarak göze çarpmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dediğiniz gibi araştırmada öne çıkan güvenli gelecek konusuna gelelim: Gençlerin güvenli gelecek beklentisinin merkezinde, sürdürülebilir bir işte çalışmak ve sahip olduğu mesleği icra etmek var. Üniversite mezunu işsizlik oranının düşürülmesi de gençlerin üzerinde çok durduğu konulardan. Gençlerin talepleri var. Bir okuldan mezun olup hayata atılmış ama mezun olduğu ya da sevdiği mesleği icra edemeyen gençlere, maddi kaygıları olmasa halen yapmakta olduğu işe devam edip etmeyeceği sorulduğunda, çoğu devam etmeyeceğini söylüyor.</span></p>
<blockquote><p>Araştırmanın sonuçlarında ve çalıştayda öne çıkan eğitim beklentisi üzerinde durulması gereken konu “hüner” eğitimi altında ifade edebileceğimiz “mesleki eğitim”dir.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Şüphesiz işsizlik sorunu yaşamayan ve sevdiği işte çalışan gençlerin, kariyer talepleri, aile kurmaları, yaşamdan memnuniyetlerini sağlayacak faaliyetlere katılmaları kolaylaşır. Araştırmanın sonuçlarında ve çalıştayda öne çıkan eğitim beklentisi üzerinde durulması gereken konu “hüner” eğitimi altında ifade edebileceğimiz “mesleki eğitim”dir. Bunun için de mesleki eğitimin yaygınlaştırılması gerekiyor. Gençlere özel birimler kurulup bu birimler vasıtasıyla onları meslekler ve meslek erbapları ile tanıştırabiliriz. O mesleğin sahibinden mesleğin kolaylıkları ve zorluklarını da öğrenerek bir mesleği yakından tanıyıp seçme yollarını gösterebiliriz. </span></p>
<p><b>Aileden farklı düşünen, tercihleri değişen gençlere ailelerin saygı duyma oranı da (yüzde 46.7) yüksek görünüyor. Toplumsal beklentimize ters, daha doğrusu ezberimizi kırabilecek bir sonuç çıkmış. Ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyoloji ve Psikoloji disiplinlerinin yoğunlaştığı en büyük olgularından biri değişimin toplumsal alandaki yansımalarının gençler bağlamında tartışılması, esasen toplumun yaşadığı ve uzun vadede karşılaşacağı hususların müzakere edildiği anlamına da geliyor. Bu bağlamda, gençlerin aile ve çevrelerinden ne kadar farklı oldukları ile ailelerin bu farklılaşmaya tepkileri sorusu önemlidir. Gençler, iş ve meslek seçiminde, giyim seçiminde, teknolojiye bakış ve teknoloji kullanımında, müzik ve eğlence tercihlerinde aile ve çevrelerinden; yetişkinlerden ve toplumun genelinden farklı olduklarını özellikle belirtiyorlar. Ebeveynlerin ya da toplumun yarısının, bu farklılıklara her geçen gün daha fazla saygı duyarak, anlayışla karşıladıklarına şahit oluyoruz. Ancak gençlerin diğer yarısı da bu farklılığın ve kendi taleplerinin, bir biçimde aile ve çevrelerinde rahatsızlıkla karşılandığını belirtiyor. Bu durum kuşaklararası farklılaşmanın ve muhtemeldir ki çatışmanın yükselmesinin sosyolojik arka planını inşa ediyor. </span></p>
<p><b>Araştırmadaki ilginç sonuçlardan biri de gençlerin sivil toplum faaliyetlerine katılımın %30’lar düzeyinde çıkmasıydı. Bugüne kadar sıkça duyduğumuz, gençlerin bireyselleşerek sivil toplum faaliyetlerine ilgi göstermediğiydi. Diğer araştırmalardan farklı olan bu sonucu neye bağlıyorsunuz?</b><span style="font-weight: 400;">  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46256 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/E3A4075-640x427.jpg" alt="" width="355" height="237" />Evet bu araştırmada, gençlerin sivil toplum faaliyetlerine katılımları ve aktif üyelikleri konusunda anlamlı farklılıklar ortaya koyan sonuçlar var. Örneğin araştırmayı yapan firmanın önceki çalışmalarında da gençlerin sivil topluma katılım oranı %7-10 arasında tespit edilmiş. Doğrusu, gençlerin sivil toplum faaliyetlerine katılımlarının düşük olduğuna, akademik çalışmalarda da rastlamak mümkün. Ancak üzerinde konuştuğumuz gençlik araştırmasında, konu salt üyelikle sınırlanmadan ve farklı sivil toplum örgütlenme modellerini de kapsayacak şekilde ölçüldü. Sonuç olarak sivil toplum çalışmalarına katılım düzeyinin %30’larda olduğu görülüyor. Bu sonuç, gençlerin sivil toplum kavramını sadece STK üyeliği ve gönüllülüğü olarak anlamamalarına dayanıyor. Gençler, örneğin öğrenci topluluklarındaki çalışmaları, dijital platformlardaki faaliyetleri ve mahalli kulüplerdeki etkinlikleri de STK faaliyeti olarak görüyor. Gençlerin STK’lara aktif katılımı yetişkinlere göre zayıf kalsa bile ve fiziki olarak gruplarda fazla rol almasalar da birlikte hareket etme anlamında, yeni sosyal ve dijital formları tercih ettikleri görülmektedir. WhatsApp grupları, sosyal medya üzerinden oluşturulan sohbet grupları, yardım ve dayanışma kampanyaları, oyun grupları bu değişimin en önemli gösterisidir. </span></p>
<blockquote><p>Gençlerin STK’lara aktif katılımı yetişkinlere göre zayıf kalsa bile ve fiziki olarak gruplarda fazla rol almasalar da birlikte hareket etme anlamında, yeni sosyal ve dijital formları tercih ettikleri görülmektedir.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla gençlerin, geleneksel sivil toplum organizasyonlarına katılımın yanı sıra, olaylar ve aktüel konular doğrultusunda sosyal medyanın da gücüyle kitlesel eylemliliklerde bulunmayı tercih ettikleri söylenebilir. Ayrıca çalıştayda gençlerin, STK’lardan, siyasi kurumlardan ve partilerden, demokratikleşme, çevreye karşı duyarlılık, adil gelir paylaşımı ve özgürlükler konusunda beklentilerini dillendirdiklerini söylemek gerekir. </span></p>
<p><b>Çalıştay Sonuç Raporu’nda öne çıkan öneriler neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda karşı geliştirilmesi gereken çözüm önerilerinden bazıları birçok kurumsal alanın acilen dönüştürülmesine vurguyla sıralanmış. Meselâ ilk öneri ilköğretime yönelik; ülke genelinde çocukların kendi kendini geliştirebilmesini ve kendine yetebilmesini amaç edinen özgür eğitim modellerinin yaygınlaştırılması gerekiyor. Ortaöğretim-liselerle ilgili öneride ortaöğretim kurumlarını yeniden düzenlemeli, ihtiyaca göre analiz yapılarak tematik liseler ve liselerde bölümler açılmalı, deniyor. Yükseköğretim önerisi de dikkate değer; üniversiteyi bölgesel ihtiyaca göre dizayn etmek gerekiyor. Endüstri ve tarıma dayalı bölümler oluşturulabilir. Üniversitelerin uzmanlaşmış mesleki temaları olmalıdır. Bazı üniversiteler bölgenin iş gücüne yönelik mesleki üniversitelere dönüşebilir. Mevcut krizi fırsata dönüştürmek için üniversiteler, bölgelerin ihtiyaçları ve özelliklerine göre düzenlenmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii çalıştay raporunda yüzlerce konu tespiti ve sayısız öneri yer alıyor. Gençlerin yerel yönetimlerden bekledikleri eğitim konuları gündeme alınmış. Gençler, dijital oyun, müzik, video ve kısa film yapımcılığı, robotik teknolojilerin üretimi, dijital uygulama yazılımcılığı, sosyal medya uzmanlığı, ekonomi okuryazarlığı, reklam ve grafik tasarımcılığı, yaratıcı fikirleri projelendirme ile senaryo ve metin yazarlığı konularında yoğun biçimde talepte bulunmuş. Bu gelişim taleplerinden gençlerin günceli takip ettiğini; teknik-mesleki eğitim faaliyetlerine ilgi gösterdiklerini ve bu doğrultuda bir alanda uzmanlaşmak istediklerini anlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında “yeni ekonomi” olgusunun sonuç raporunda ortaya çıkmasında bilgi teknolojisindeki devrimin yanı sıra küreselleşmenin yansımalarını da somut biçimde okuyabiliriz. Çalıştaydaki tespitlerle ifade edecek olursak, yeni ekonominin dijital olması, sanallaşmanın gerçekleşmesi, bir ağ ekonomisine dönüşmesi, bilgi mallarının ortaya çıkması, aracıların ortadan kalkmaya başlaması, yenilik temelli olması, hızın önem kazanması ve küreselleşmesi, sosyal problemleri de beraberinde getiriyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/26/gencleri-yargilamadan-anlamak-zorundayiz/">&#8221;Gençleri Yargılamadan Anlamak Zorundayız&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
