<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Vahap Coşkun arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/vahap-coskun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/vahap-coskun/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:07:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Vahap Coşkun arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/vahap-coskun/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 May 2019 08:26:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mahsus Mahal Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Öcalan]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Aytekin Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Erkan Şenses]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38520</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılması talebiyle başlayan açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesi kararı alınırken, talepler de bütün tutuklu ve hükümlülerin tecridinin kalkması olarak değiştirildi. Dicle Üniversitesi’nden Prof. Dr. Vahap Coşkun, Mahsus Mahal Derneği kurucusu yazar Aytekin Yılmaz ve insan hakları savunucusu avukat Erkan Şenses, Öcalan’ın avukatlarıyla gönderdiği ‘açlık grevleri durdurulsun’ mesajından sonra da devam eden eylemleri ve sivil toplumun bu konudaki tutumunun nasıl olması gerektiğini Sivil Sayfalar için değerlendirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açlık grevleri dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle cezaevlerinde uzun süredir hak arama yöntemi olarak görülüyor. Leyla Güven’le başlayan son açlık grevine farklı cezaevlerinden 3 bin kişinin katıldığı bunlardan yüz kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydediliyor. İnsan Hakları savunucusu Erkan Şenses kişisel olarak desteklemese de açlık grevlerinin ‘barışçıl bir hak arama yöntemi’ olduğunu belirterek, “Eylemcilerin greve girme hakkı en az benim bu grevi desteklememe hakkım kadar ifade özgürlüğünün koruması altındadır” saptamasında bulunuyor.</p>
<p><strong>“İnsan Bir Makinadan Fazladır”</strong></p>
<figure id="attachment_35021" aria-describedby="caption-attachment-35021" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-35021 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/02/Vahap-cos%CC%A7kun-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-35021" class="wp-caption-text">Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p>Vahap Coşkun da açlık grevlerini ilkesel olarak desteklememe sebebini şöyle dile getiriyor: “Ben meseleye insanın ve hayatının kutsallığı açısından bakıyorum. Bana göre, birey olarak insan her şeyden daha kıymetlidir. “insan” ve “insan hayatı” bütün toplumsal ve siyasal davaların üstündedir. Değerli olan insandır. İnsandan öte veya insanın üzerinde bir amaç veya hedef yoktur. Bir politik hareketin veya tasavvurun, insana atıf yapma ve onu merkeze alma düzeyine bağlıdır. Odağında ne kadar insana yer verirse o kadar meşruiyeti o kadar güçlenir, ne kadar insandan uzaklaşırsa o kadar meşruiyeti zayıflar. Ezcümle, insan bir araç değil, başlı başına bir amaçtır. Kendisinin dahi feragat edemeyeceği hak ve özgürlüklere sahiptir. Kant’ın veciz ifadesiyle insan “bir makinadan fazlasıdır.” Bu itibarla hiçbir gayeye ya da kolektif kimliğe araç kılınamaz, kılınmamalıdır. “ Hapiste olduğu yıllarda açlık grevi yaptığını ama ölüm oruçlarına katılmadığını belirten Mahsus Mahal Derneği Kurucusu yazar Aytekin Yılmaz, “O gün de doğru bulmadım bugün de doğru bulmuyorum. Hiçbir dava insan yaşamından daha değerli değildir. Bir mağduriyeti giderirken başka mağduriyetler yaratılmamalıdır. Ölümü değil, yaşamı savunmalıyız. “ diyor.</p>
<p><strong>Açlık Grevlerinin Talebi Toplumsallaşmadı</strong></p>
<figure id="attachment_24631" aria-describedby="caption-attachment-24631" style="width: 160px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-24631 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Aytekin-dernek-resim-e1519199515594-640x640.jpg 640w" sizes="(max-width: 160px) 100vw, 160px" /><figcaption id="caption-attachment-24631" class="wp-caption-text">Aytekin Yılmaz</figcaption></figure>
<p>Hali hazırda yürütülen ve ölüm orucuna dönüşen açlık grevlerinin kamuoyunda ilgi bulmayışını ve iktidarın tutumunu değiştirip değiştirmeyeceği konusunu da değerlendiren Aytekin Yılmaz, eylemlerin yankı bulmamasının hapishanedekilerin kendi koşulları için değil sadece Öcalan için eylem yapması olduğunu savunarak, bu konuda hükümetin tutumunun değişmeyeceğini vurguluyor.</p>
<p>Vahap Coşkun da kamuoyunda ilgisizliğin birinci sebebinin eylemin yöntemi ve gündeme getirilen taleplerle ilgili olduğunu belirterek, “İkincisi, Türkiye ve Ortadoğu çok önemli bir dönemeçten geçiyor. Böyle hayati bir evrede tek bir konuya ve kişiye yoğunlaşmanın bir siyasi hareket için yanlış olmasıdır. Üçüncüsü, bu tarz eylemler, dış dünyada da ses bulmuyor, destek görmüyor, buna tepki verilmiyor. İktidarın tavrını da bunlara eklemek gerek. Böyle bir tabloda açlık grevlerini desteklemek, “feda eylemleri” diye genç insanların hayatlarına son vermelerini kutsamak, açlık grevlerinin ölüm oruçlarına çevirmek, kabul edilemez. Bütün bu hadiseye insan hayatı üzerinden bakmak gerekir. Bu tür eylemlere, doğrudan insan hayatını tehdit ettikleri, uzadıkları ölçüde insan sağlığı üzerinde telafisi imkansız hasarlara sebebiyet verdikleri için karşıyım. “ diyor. Erkan Şenses de grevlerin ölüm orucuna dönüşmesinin geçmişteki yakıcı örnekler gibi toplumsal bir travmaya sebep olacağını belirterek, “Bu açıdan ölüm oruçlarının kutsanmasının doğru olmadığı görülmelidir. Yaşam hakkı hiçbir hak talebi yerine ikame edilmemelidir.” uyarısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Sivil Toplumun Pozisyonu</strong></p>
<p>Vahap Coşkun, sivil toplumun bu konuda yapması gerekenleri değerlendirirken, insanı ve sağlığını bütün politik mülahazaların üstüne koyan bir perspektifle yaklaşılmasının gerekliliğinin altını çiziyor. Durumun gittikçe kötüleştiğini bir çıkış yolu bulunması gerektiğini belirten Coşkun, “Sivil toplum ve siyasi aktörler, Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk gibi isimler, taleplerinin kamusal alana taşınması için gerekli her türlü çabanın gösterileceğini belirerek grevde olanlara samimiyetle bu eylemi bırakmaları yönünde çağrıda bulunmalı.” Diyor. Aytekin Yılmaz açlık grevinin olmasa da ölüm orucunun şiddet eylemi olduğunu savunarak, sivil toplumun bu konuda eylemleri destekler bir tutum sergilememesi gerektiğini belirtiyor. Sivil toplum örgütlerinin, insan hakları örgütlerinin insan yaşamına son veren eylemlere karşı olması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, “Mesela devletin ortaya çıkardığı bir mağdurluk durumu yaşansa hemen STK’lar, insan hakları örgütlerinden basın açıklamaları, yazar ve sanatçıların imza kampanyalarına rastlıyorduk ama aynı şeyi bu sivil çevreler ölüm oruçları için yapmıyor. Yapan da destek bulmuyor. Örneğin Demir Küçükaydın&#8217;ın başlattığı <a href="https://demirden-kapilar.blogspot.com/2019/05/ahlak-etik-politika-bilim-ve-aclk.html" target="_blank" rel="noopener">kampanya</a> destek bulmadı. Bana sorarsanız en az devlet kadar bu soğuk savaş dönemi ürünü olan sivil toplum örgütü çalışmaları da Türkiye’nin değişim dönüşümü önünde engeldirler.” Diyor.</p>
<figure id="attachment_37219" aria-describedby="caption-attachment-37219" style="width: 160px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-37219 size-thumbnail" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/ERKAN-%C5%9EENSES2-160x160.jpg" alt="" width="160" height="160" /><figcaption id="caption-attachment-37219" class="wp-caption-text">Erkan Şenses</figcaption></figure>
<p>Sivil toplumun süreçteki rolünün eylemciler ile devlet arasında arabuluculuk olması gerektiğini savunan Erkan Şenses de, “En kısa sürede karşılıklı diyalog ve uzlaşı yoluyla eylemleri sonlandırmak hedeflenmelidir. Özellikle baroların bu süreçte gerek cezaevlerinde yaşanabilecek hak ihlallerinin önlenmesi konusunda ve gerekse de eylemcilerin taleplerinin diyalog ve uzlaşıyla yerine getirilmesi konusunda Adalet Bakanlığı nezdinde önemli bir rolü var” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/10/olumu-degil-yasami-savunalim/">&#8220;Ölümü Değil Yaşamı Savunalım&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 10:11:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Vahap Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Nejdet İpekyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Atlı]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35019</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün yeni yönetim kurulu başkanı Vahap Coşkun, DİSA’yı araştırmaların yapıldığı, düşüncelerin üretildiği bir enstitü haline getirmeye çalıştıklarını belirterek, "Anadil bizim için çok önemli bir konu. Bu konuda hem hukuki olarak hem de pedagojik literatürümüzü oluşturduk. Dilin yaşayabilir olmasının birtakım şartları var; eğitimde, yayıncılıkta, resmi ilişkilerde, pazarda, sokakta kullanılıyor mu? Bu alanlara yönelik çalışmaları önümüzdeki dönemlerde derinleştireceğiz" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/">Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtğimiz ay yapılan seçimlerde 2010 yılından beri başkanlık görevini ifa eden HDP Batman Milletvekili Dr. Nejdet İpekyüz’ün yerine Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nün yeni yönetim kurulu başkanı Dicle Üniversitesi Hukuk fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun oldu.</p>
<p>DİSA’yı bu dönemde araştırmaların yapıldığı, düşüncelerin üretildiği bir enstitü haline getirmeye çalıştıklarını belirten Vahap Coşkun, &#8220;DİSA’nın ortaya çıkma sebebi de buydu; bilgi temelli ürünler üretmek, sosyal ve siyasal alanda karar vericilere bu konuda bilgi temelli raporlar hazırlamak ve aynı zamanda bir literatür oluşturmaktır. Buna ilişkin çalıştığımız üç temel alan var, bunlardan birincisi; anadil eğitimi&#8230; Anadil bizim için çok önemli bir konu. Bu konuda hem hukuki olarak hem de pedagojik literatürümüzü oluşturduk. Dilin yaşayabilir olmasının birtakım şartları var; eğitimde, yayıncılıkta, resmi ilişkilerde, pazarda, sokakta kullanılıyor mu? Bu alanlara yönelik çalışmaları önümüzdeki dönemlerde derinleştireceğiz. İkinci olarak, barış inşasına ilişkin bir programımız var, bu çerçevede çalışmalar yapacağız. çatışma çözümlerinde sivil toplumun rolünü irdeleyeceğiz. Cuma Çiçek’in yapmış olduğu 7 temel alanı kapsayan bir çalışması var Bu alanların sivil topluma katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. Bunlara ilişkin bir eğitim çalışması yapmayı düşünüyoruz.  Üçüncü olarak da mekân araştırmalarımız var. Diyarbakır’da sürdürülebilir yaşama dair neler yapılabileceğine dair geçmiş dönemde çalışmalarımız oldu. Özellikle Sur’daki duruma odaklanan çalışmalar yapıldı, bu çalışmalar önümüzdeki dönemde de devam edecek&#8221; dedi.</p>
<p>Coşkun, DİSA&#8217;yı özellikle genç araştırmacıların ya da siyasal, sosyal ya da ekonomik araştırmalarla ilgilenen araştırmacıların, öğrencilerin uğrayacağı bir araştırma mekanına dönüştürmeyi düşündüklerini de belirterek, &#8220;Seminerler, atölye çalışmaları, okumalar düzenleyeceğimiz bir seri çalışma programımız var. Böylelikle lisans öğrencilerinin ve doktora öğrencilerin çalışma yaptıkları ve bu çalışmaları yayınlayabildikleri bir mekân olması gayretindeyiz. Umarım iyi olur.”</p>
<p><strong> Mehmet Atlı&#8217;nın &#8220;Mekan, kimlik ve siyaset  bağlamında Diyarbakır&#8221; Söyleşisi 9 Şubatta</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35020" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı-640x905.png" alt="" width="640" height="905" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı-640x905.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Mehmet-atlı.png 794w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bu kapsamda ilk söyleşi  ‘Mekan , kimlik ve siyaset  bağlamında Diyarbakır ‘ teması ile Mehmet Atlı ile 9 şubat Cumartesi günü Diyarbakır Mimarlar Odası’nda gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/vahap-coskun-disa-arastirma-yapilan-dusunce-uretilen-bir-enstitu-olacak/">Vahap Coşkun: &#8220;DİSA, Araştırma Yapılan, Düşünce Üretilen Bir Enstitü Olacak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsızlık Referandumuna Bildirili Destek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/20/bagimsizlik-referandumuna-bildirili-destek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Sep 2017 09:11:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsızlık Referandumu]]></category>
		<category><![CDATA[Barzani]]></category>
		<category><![CDATA[KBY]]></category>
		<category><![CDATA[Kürdistan Bölgesel Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Emin Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Rawest İnsani ve Siyasi Araştırmalar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye Kürtlerinin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de yapmayı kararlaştırdığı Bağımsızlık Referandumu&#8217;na &#8216;nasıl baktığının&#8217; tartışıldığı bugünlerde, cevap bölgeden sivil toplum, iş dünyası, akademi ve edebiyat insanlarının yer aldığı farklı inanç, görüş ve mesleklerden  100 imzacının çağrıcı olduğu bildiri ile geldi. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), geçen haziran ayında aldığı kararla 25 Eylül’de Bağımsızlık Referandumu yapacağını duyurmuştu. Bugüne [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/20/bagimsizlik-referandumuna-bildirili-destek/">Bağımsızlık Referandumuna Bildirili Destek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Kürtlerinin, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül’de yapmayı kararlaştırdığı Bağımsızlık Referandumu&#8217;na &#8216;nasıl baktığının&#8217; tartışıldığı bugünlerde, cevap bölgeden sivil toplum, iş dünyası, akademi ve edebiyat insanlarının yer aldığı farklı inanç, görüş ve mesleklerden  100 imzacının çağrıcı olduğu bildiri ile geldi.</strong><span id="more-19055"></span></p>
<p>Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY), geçen haziran ayında aldığı kararla 25 Eylül’de Bağımsızlık Referandumu yapacağını duyurmuştu. Bugüne kadar birçok ülkeden gelen referandumu erteleme taleplerini geri çeviren Mesud Barzani, ‘ikna edici bir alternatif’ olmadığı sürece sandığa gidileceğini açıkladı. KBY partilerinin tamamı bağımsızlığa onay verirken Goran ve Komel partileri de zamanlamayı önemli bir gerekçe göstererek referandumun ertelenmesini istiyor. Bu yıl Diyarbakır’da kurulan Rawest İnsani ve Siyasi Araştırmalar Merkezi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül 2017’de yapacağı “Bağımsızlık Referandumu” için Erbil, Duhok, Süleymaniye ve Kerkük’te toplam 1.285 kişiyle yüz yüze görüşerek yaptığı kamuoyu yoklamasının sonuçlarını geçen hafta bir raporla açıkladı. Katılımcıların yüzde 45.8’i zamanlamanın doğru olmadığını düşünse de, referanduma katılacağını söyleyenlerin oranı yüzde 83.9. Türkmen ve Arapların tamamına yakını boykot edeceği için Kerkük’te &#8216;evet&#8217; oylarının yüksek çıkacağının vurgulandığı raporda, 5 Ağustos itibariyle bölgede yüzde 65.5 oranında olan bağımsızlığa desteğin, Gorran ve Komel gibi partilerin ‘hayır’ oyuna yakın olan tutumlarını esnetmeleri durumunda %77’ye çıkabileceği öngörülüyor.</p>
<p>Referandum kararının alındığı haziran ayından bu yana Türkiye ve İran gibi bölge ülkeleri de ABD ve İngiltere gibi batı ülkeleri de yüksek sesli reaksiyon göstermediler. Ancak referandumun yapılacağı tarih yaklaştıkça konu uluslararası gündemi daha çok meşgul etmeye başladı. Bugün artık sertleşen tepkilerle birlikte Türkiye siyasetinin de önemli bir gündemi haline gelen bağımsızlık referandumu, son günlerde siyaset ve medya camiasında “Türkiye Kürtleri bağımsızlık referandumuna nasıl bakıyor?” sorusu etrafında düşünülüp konuşuluyor. Bu soruya cevap olacak bir açıklama, bölgeden 100 imzacılı bir bildiri ile geldi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18963 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/el-zewat-saya-bexda-kurd-w-serxwebn-by-referandm-ragihnin.jpg" alt="" width="280" height="158" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/el-zewat-saya-bexda-kurd-w-serxwebn-by-referandm-ragihnin.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/el-zewat-saya-bexda-kurd-w-serxwebn-by-referandm-ragihnin-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/el-zewat-saya-bexda-kurd-w-serxwebn-by-referandm-ragihnin-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px" />Aralarında sivil toplum, iş dünyası, akademi ve edebiyat insanlarının yer aldığı farklı inanç, görüş ve mesleklerden 100 kişinin yayınladığı bağımsızlık referandumuna destek bildirisi şu şekilde:</p>
<p><em>“Birleşmiş Milletlerin 1966 tarihli İkiz Sözleşmelerinin müşterek 1. maddesine göre; “Bütün halklar, kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak uyarınca kendi siyasal statülerini serbestçe oluştururlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimlerini serbestçe sağlarlar.” </em></p>
<p><em>Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bu hak doğrultusunda 25 Eylül 2017 tarihinde bir bağımsızlık referandumu yapma kararı almıştır. </em></p>
<p><em>Bizler aşağıda imzası bulunanlar<strong>*</strong>; </em></p>
<p><em>Kürdistan’ın bağımsızlık referandumunu, bir halkın demokratik ve meşru bir hakkını kullanması olarak görüyor ve destekliyoruz.</em></p>
<p><em>Uluslararası kuruluşları ve bağımsız heyetleri, referandum sürecini izlemeye davet ediyoruz.</em></p>
<p><em>Referandum  neticesinde ortaya çıkacak demokratik iradeye herkesin saygı duymasını istiyoruz.</em></p>
<p><em>Bağımsız bir Kürdistan’ın Ortadoğu’da barışa, güvenliğe ve istikrara katkı sağlayacağına inanıyoruz.</em></p>
<p><em>Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”</em></p>
<p>Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumuna destek bildirisi imzacılarına Sivil Sayfalar olarak bölgeden referanduma yaklaşımları sorduk.</p>
<figure id="attachment_18543" aria-describedby="caption-attachment-18543" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18543 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/fft64_mf1191661-300x202.jpeg" alt="" width="300" height="202" /><figcaption id="caption-attachment-18543" class="wp-caption-text">Mehmet Emin Aktar</figcaption></figure>
<p><strong>Mehmet Emin Aktar (Avukat): </strong>Yaşadığımız coğrafya özellikle son iki yılda geleceğe ilişkin umudunu, heyecanını ve beklentisini yitirmiş durumdaydı. Toplumsal olay ve siyasal gelişmelere karşı sessizleşen toplum, haziran ayında alınan Bağımsızlık Referandumu kararına ilgi duymuştu. Ancak bu ilgi gerek siyaset kurumu ve gerekse sivil toplum tarafından yeterince gündemleştirilememişti. Bunun birçok nedeni olabilir. Ancak referandum tarihi yaklaştıkça birçok ülkeden referandumun ertelenmesi yönünde çağrılar yapılmaya başlanmış, ana akım Kürt siyasetini temsil iddiasında bulunan bir siyasal partinin “anlaşılmaz bir dilde” referandum karşıtlığını dile getirmesi üzerine toplumun gerçek bakışını ortaya çıkarma ihtiyacı kendini daha fazla göstermişti. Bu inançla farklı görüşte ve ayrı mesleklerde insanların ortak bir metin ile yapacakları bir açıklama ile toplumun bağımsızlık referandumuna genel bakışını ortaya çıkarma düşüncesi ortaya çıktı. Amaç Peşewa Qazi Mihemed’in vasiyetinde söylediği gibi &#8220;Biz gerçekleştiremiyorsak gerçekleştirene destek olmak, o da olmuyorsa engel olmamak.&#8221;</p>
<p><strong>Vahap Coşkun (Akademisyen): </strong>Referandumu tarihi bir dönüm noktası; Kürtlerin asgari yüzyıllık &#8220;bağımsız devlet&#8221; rüyasının gerçekleşmesi yolunda atılmış en ciddi adım. Kürdistan Bölgesel Yönetimi, bu hamlesini geri çevirmek veya bilinmeyen bir tarihe ertelemek için yapılan bütün telkinlere ve baskılara göğüs gerdi, referandumu yapma iradesinden taviz vermedi. Eğer beklenmedik bir facia ya da siyasi gelişme olmazsa, 25 Eylül’de Kürdistan’da sandık kurulacak.</p>
<figure id="attachment_16965" aria-describedby="caption-attachment-16965" style="width: 317px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-16965" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg" alt="" width="317" height="197" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg 460w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1-320x199.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 317px) 100vw, 317px" /><figcaption id="caption-attachment-16965" class="wp-caption-text">Dcle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Vahap.Coşkun</figcaption></figure>
<p>Buradan bakınca, Türkiye’deki Kürtlerin kahir ekseriyetinin referandum kararının arkasında durduğunu görüyorum. Bilindiği üzere Türkiye’deki altı Kürt siyasi partisi bir araya gelerek “Bağımsızlık Referandumunu Destekleme İnisiyatifi” kurdular. Bu inisiyatif, kamuoyunda referanduma yönelik müspet bir algının oluşması için yaptığı çalışmalarının yanında, siyasi parti ve diplomatik temsilciliklerle de görüşmeler yapıyor. İnisiyatif oluşturan partilerin PKK’nin tavrına burada ayrıca değinmek gerekiyor. Bilindiği gibi PKK, referanduma karşı olduğunu açıkladı. Ancak bana göre, PKK tabanı PKK yönetiminden farklı bir noktada duruyor ve tabanın çok ağırlıklı bir kısmı 25 Eylül’ü destekliyor. Nitekim HDP’nin referandumun yanında aldığı pozisyon da, tabandaki bu desteğin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.</p>
<p>Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Goran ve Komel referandum aleyhtarı bir çizgideler. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu partiler de bağımsızlık fikrine ve bağımsız Kürdistan devletine karşı değiller. Onlar zamanlamanın ve şartların uygun olmadığını belirtiyorlar, bunun için referanduma &#8216;hayır&#8217; diyorlar. Tabi &#8216;hayır&#8217; tercihinin arkasında siyasi çekişmelerin de yattığı unutulmamalı.</p>
<p>Zannımca Kürdistan’daki seçmenler de referanduma kısır politik çatışmaların ötesinde bir anlam atfediyorlar. Mesela KDP’yi ya da Barzani’yi tasvip etmemeleri, bağımsızlık referanduma karşı oldukları anlamına gelmiyor. Bağımsızlığın oylandığı bir vasatta bir Kürdün elinin &#8216;hayır’a gitmesi çok zor. Bu sebeple, Goran ve Komel’de de tavan ile taban arasında, bağımsızlık oylaması noktasında bir ayrışmanın yaşanması beklenebilir. Parti yönetimleri &#8216;hayır&#8217; için çabalasa da, bu iki partinin seçmenlerinin önemli bir bölümünün &#8216;evet&#8217; yönünde bir irade ortaya koyacaklarını tahmin ediyorum.</p>
<figure id="attachment_18542" aria-describedby="caption-attachment-18542" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18542 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/29306-e1505884119325-300x253.jpg" alt="" width="300" height="253" /><figcaption id="caption-attachment-18542" class="wp-caption-text">Rauf Çiçek</figcaption></figure>
<p><strong>Rauf Çiçek (Avukat): </strong>Kürdistan bölgesi için, Rawest’in açıkladığı bağımsızlık referandumu anketinde çıkan oranlar yapılmış olduğu tarih olan 5 Ağustos itibariyle ele alındığında &#8216;evet&#8217; oranlarının yüksek olduğunu düşünüyorum. Zira referandum tarihinin yaklaşmasıyla şu andaki atmosferle birlikte değerlendirdiğimizde bu oranın  yüzde 80&#8217;lerin üstüne çıkacağına inanıyorum. Diyarbakır&#8217;da referandumun nasıl göründüğüne gelince Kürdistan bölgesinde yapılan bağımsızlık referandumun aslında Kürtlerin zihninde ve de aklının bir köşesinde her zaman olan bir düşünceye eylemsel olarak tekabül ettiğinden hissen ve aklen taraftardırlar.</p>
<p>Diyarbakır ve Türkiye içindeki Kürtler açısından her ne kadar bağımsızlık referandumu şartlar ve zemin açısından müsait değilse de Kürtlerin zihin dünyasında böyle bir referandumu gönülden  desteklediklerine inanıyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<h4>* Bağımsızlık Referandumuna Destek Bildirisi İmzacıları:</h4>
<p>Abdulbaki Erdoğmuş, Abdullah Keskin, Abdurrahman Aslan, Adnan Güllüoğlu, Ahmet Faruk Ünsal, Ahmet Özmen, Ahmet Sayar, Ahmet Sevim, Alaattin Epözdemir, Ali Fuat Bucak, Arzu Yılmaz, Ayetullah Aşitî, Barış Yavuz, Bedrettin Karaboğa, Berivan Bingöl, Beşir Yılmaz, Bilal Medeni, Brusk Solduk, Burç Baysal, Emine Uçak, Erkan Azizoğlu, Eta Pektaş, Fahriye Adsay, Faruk Balıkçı, Fehim Işık, Ferda Cemiloğlu, Feridun Taş, Fikrî Amedî, Fuat Elçi, Fuat Önen, Gafur Türkay, Gülçin Avşar, Günay Aslan, Hamit Çakan, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Sarıgül, Hüseyin Siyabend Aytemur, İbrahim Halil Küçük, İlyas Buzğan, İrfan Aktan, İrfan Burulday, Kadri Salaz, M. Xalid Sadînî, Mehmet Alkış, Mehmet Baykara, Mehmet Emin Aktar, Mehmet Kaya, Mehmet Rauf Çiçek, Mehmet Sanrı, Mehmet Vural, Mesut Yeğen, Muharrem Erbey, Murat Timur, Mustafa Özer, Mücahit Bilici, Müzeyyen Nergiz, Naif Bezwan, Nakşi Sayar, Necat Özdemir, Necdet İpekyüz, Nevin İl, Nurcan Baysal, Nurettin Elhüseyni, Nuşirevan Elçi, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Raci Bilici, Reha Ruhavioğlu, Reyhan Aktar, Reyhan Yalçındağ, Rojbin Tugan, Roşan Lezgin, Sabahattin Korkmaz, Sabih Ataç, Sabri Vesek, Sait Sever, Sedat Yurtdaş, Seher Akçınar Bayar, Seid Veroj, Selahattin Çoban, Selçuk Mızraklı, Selim Ölçer, Selim Temo, Sıtkı Zilan, Suat Bükün, Şahismail Bedirhanoğlu, Şehmus Ülek, Şemsettin Koç, Şerafettin Kaya, Şerif Derince, Talat İnanç, Tarık Ziya Ekinci,  Umamettin Yetiz, Ümit Fırat, Vahap Coşkun, Veli Encu, Yakup Aslan, Yaşar Abdulselamoğlu, Yüksel Avşar, Zahit Çiftkuran, Zozan Özgökçe.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/20/bagimsizlik-referandumuna-bildirili-destek/">Bağımsızlık Referandumuna Bildirili Destek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2017 10:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Yargılanma Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Görmüş]]></category>
		<category><![CDATA[Dezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Ölçer]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16962</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hakları savunucularının daha güvenli ve etkin çalışması için Büyükada’da toplanan farklı insan hakları kuruluşları temsilcilerinin tutuklanmasıyla ilgili devam eden süreç, geçmişte örneklerini sık sık yaşadığımız medyanın ‘operasyonel’ tutumunu sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Vahap Coşkun’un ‘hem savcı hem yargıç gibi davrandı” olarak özetlediği durumu, Alper Görmüş de, “İktidarlar değişiyor, medya yöneticileri değişiyor ama zihniyetler değişmiyor” olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/">Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan hakları savunucularının daha güvenli ve etkin çalışması için Büyükada’da toplanan farklı insan hakları kuruluşları temsilcilerinin tutuklanmasıyla ilgili devam eden süreç, geçmişte örneklerini sık sık yaşadığımız medyanın ‘operasyonel’ tutumunu sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Vahap Coşkun’un ‘hem savcı hem yargıç gibi davrandı” olarak özetlediği durumu, Alper Görmüş de, “İktidarlar değişiyor, medya yöneticileri değişiyor ama zihniyetler değişmiyor” olarak değerlendiriyor.</strong></p>
<p><span id="more-16962"></span></p>
<p>Büyükada’da insan hakları savunucularının altısının tutuklanmasıyla devam eden süreç; operasyonel medyanın yargı üzerindeki etkisinin geçmişten günümüze değişmediğinin bir örneği olarak kendini gösteriyor. Medyanın gizlilik kararı verilmiş bir davada bilgileri manipüle ederek yayınlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Gazeteci-Yazar Alper Görmüş,  &#8220;her şeyin zıvanadan çıktığı koşullarda&#8221; standartlar, kurallar, genel kabul görmüş uygulamaları ölçü olarak alıp, bunun  üzerinden eleştiride bulmanın aslında boş bir çaba olduğunu hatırlatarak,  “Şimdi ben kalkıp ciddi ciddi, üzerinde gizlilik kararı bulunan bir dosyanın unsurlarının medyada çarşaf çarşaf yayımlanmasının hiçbir standarta uymadığını söylesem ne olacak? Birileri de kalkıp, ‘Biliyoruz kardeşim fakat biz onları takmıyoruz, anlasanıza artık’ dediğinde, benim eleştirimin bir anlamı kalacak mı? Yine de söyleyeyim: Böyle bir pratik ortadayken, bu işlerin daha medeni bir biçimde yürüdüğü ülkelerde kimse böyle bir yargıya da, böyle bir medyaya da zerre kadar saygı duymaz. Söyledim ama bu da anlamsız: Şimdi de aynı kişiler kalkıp, &#8216;Biliyoruz kardeşim, biliyoruz ama onu da takmıyoruz&#8217; dediğinde benim eleştirim yine boşa düşmüş olacak” diye konuşuyor.</p>
<p>Gazeteciliğin en güzel tariflerinden birinin de, bu mesleğin temas ve mesafe mesleği olduğunun vurgulandığını belirten Görmüş, “Mesafe deyince de öncelikle sesi gür çıkanlara, başta da devlete karşı mesafe anlaşılır. Türkiye’de çok uzun bir süredir iktidarı destekleyen medya ile iktidar arasında herhangi bir mesafe kalmadı. Bugün, Cumhurbaşkanı herhangi bir alanda düşüncelerini radikal bir biçimde değiştirdiğini ilan etse, ertesi gün iktidarı destekleyen medya bir gün önce söylediklerinin tamamını unutup bu yeni politikanın savunucusu haline gelir. Bunun sayısız örneklerini yaşadık zaten. Kendi bakış açısı olmayan, her konuda iktidarın ne dediğine bakıp pozisyon alan bir medyadan söz ediyoruz. Dolayısıyla, somut örnek üzerinden gidersek: İktidarın daha baştan “Türkiye’ye tuzak kuran hainler” diye sunduğu bir olayda, bu damgayı seyreltebilecek herhangi bir bilginin medyaya “sızmasını” beklemek hayalcilik olur. Türkiye’de savaş koşullarının yaşandığı düşünülüyor. Medya, savaş koşullarında “düşmanın” savunmalarının kamuoyuna mal olmasına aracılık etmez!” diyor.</p>
<h4><strong> &#8220;</strong><strong>Türkiye’de medyanın antenleri de iktidardan gelecek sinyallere sonuna kadar açık ve sonuçta oradan da bir itiraz ya da eleştiri hâsıl olamıyor. Bütün bunlar sonuçta kilitlenmiş bir otoriter yapı doğuruyor”</strong></h4>
<figure id="attachment_16963" aria-describedby="caption-attachment-16963" style="width: 236px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16963" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus.jpg" alt="" width="236" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus.jpg 1042w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-180x180.jpg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-300x300.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-600x600.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-320x320.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 236px) 100vw, 236px" /><figcaption id="caption-attachment-16963" class="wp-caption-text">Gazeteci-Yazar Alper Görmüş</figcaption></figure>
<p>Cumhurbaşkanı’nın Almanya dönüşü konuyla ilgili açıklamalarının adalet mekanizması üzerindeki etkisini, “ Ülkenin cumhurbaşkanı böyle konuşunca, ülkenin savcılarının ve hâkimlerinin bağımsız karar verebileceklerini düşünmek zorlaşıyor” şeklinde yorumlayan Görmüş, “Yargı, bilhassa iddia makamına bakan yanıyla devletin bir parçası, Türkiye’de ise malum nedenlerle yargıçlar da kâh zorla kâh rızayla benzer bir pozisyonu paylaşıyorlar. Dolayısıyla onların, devletin başının gösterdiği istikametin dışına çıkmaları zor. Medya ise tanımı gereği devletin değerlendirmelerinden yargı gibi etkilenmemesi gereken bir kurum. Yargı devlete, medya topluma ait bir kurum ne de olsa&#8230; Fakat yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerle Türkiye’de medyanın antenleri de iktidardan gelecek sinyallere sonuna kadar açık ve sonuçta oradan da bir itiraz ya da eleştiri hâsıl olamıyor. Bütün bunlar sonuçta kilitlenmiş bir otoriter yapı doğuruyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p>Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Vahap Coşkun da, dava avukatlarının <em>“Tutuklama kararından sonra anladık ki, zaten en başından verilmiş bir kararı biz gözaltısıyla, savcılığıyla, mahkemesiyle yaşamış olduk. Dolayısıyla hukuki bir süreçle de karşı karşıya değiliz”</em> şeklindeki açıklamalarını değerlendirirken, “Büyükada hadisesinin medyadan takip ettim. Bu olayda, ilk andan itibaren, hukuki olarak ikna edici hiçbir iddia göremedim. Komplolara dayanan, kendi içinde birçok çelişki barındıran ve neresinden tutsanız dökülen iddialarla hak savunucuları hedef alındı. Mesela, toplantının gizli olduğu, ajanlık/casusluk faaliyetleri içerdiği, yeni toplumsal kalkışmaları planlamak için düzenlendiği gibi absürt birtakım ithamlar dile getirildi. Ancak avukatların beyanatlarından anlıyoruz ki, emniyet ve yargı güçleri bu toplantıya ilişkin tek bir soru bile sormamışlar. Başka bazı konuları (İstanbul &#8216;Hayır&#8217; Meclislerindeki çalışmalar gibi) gündeme getirmişler, onlar üzerinden suçlamalarda bulunmuşlar. Hukuken temelsiz bir süreç yürütülüyor. Gaye, hak savunucularını sindirmek ve muhalif seslerin çıkmasını engellemektir” şeklinde konuştu.</p>
<h4><strong>&#8220;Evrensel hukuki teminatların silikleşmesi ya da devre dışı bırakılması, hak alanlarını daraltır ve herkesin özgürlüğünü küçümsenmeyecek bir tehlikenin içine atar”</strong></h4>
<figure id="attachment_16965" aria-describedby="caption-attachment-16965" style="width: 460px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16965 size-full" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg" alt="" width="460" height="286" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg 460w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1-320x199.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 460px) 100vw, 460px" /><figcaption id="caption-attachment-16965" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p>Davanın masumiyet karinesinin yerini “suçluluk karinesi” almaya başlamasının bir örneği olduğunu belirten Coşkun, “Suçu kesin bir mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğunu kabul eden ilke burada tersinden işletiliyor. Herhangi bir sebeple gözaltına alınan kişi önceden mahkum ilan ediliyor ve böylece tutuklanması meşrulaştırılıyor. ‘Ne olacak canım? İçeride kalsın biraz, suçu yoksa zaten bir süre sonra bırakılır’ denilerek, bireyin hiç yoktan özgürlüğünün elinden alınması meşrulaştırılıyor. Böylece hem masumiyet karinesi ve hem de tutuklamanın istisna olduğu ilkelerinin çanına ot tıkanıyor. Evrensel hukuki teminatların silikleşmesi ya da devre dışı bırakılması, hak alanlarını daraltır ve herkesin özgürlüğünü küçümsenmeyecek bir tehlikenin içine atar” uyarısında bulunuyor. Medyanın ve siyasetin davayla ilgili tutumlarından dolayı ‘adil bir yargılamadan’ söz edilemeyeceğini de vurgulayan Vahap Coşkun, davanın sivil toplum ve insan hakları savunuculuğu açısından da olumsuz sonuçları olacağını şöyle dile getiriyor: “Medya ve iktidar temsilcileri, Büyükada’da gözaltına alınan hak savunucularını peşinen suçladılar, akıl almaz suçlamalarda bulundular. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıyı yeni bir darbe girişimi ile ilişkilendirdi. İktidar medyasını ise, bu toz duman ortadan kalktıktan sonra sahiplerini utandırması kesin, bir sürü asılsız ve provokatif bilgi, iddia ve itham kapladı. Medya hem savcı, hem de yargıç gibi davrandı. Hem suçladı, hem cezasını kesti. İbretlik bir durum bu! İktidarı ve medyasıyla henüz bir yargılama yapılmadan insanların sırtlarını “suçlu” damgasını yapıştırmanın ve bunu bir kampanya olarak yürütmenin başlıca üç sonucu olur:</p>
<p>Bir, burada artık adil bir yargılanmadan söz edilemez.</p>
<p>İki, çarşaf çarşaf yapılan “ajan”, “casus”, “hain”, vb. haberler insan hakları savunucularının kişilik haklarına ve toplumsal saygınlıklarına yönelik büyük bir saldırıdır. Bir müddet sonra haklarındaki suçlamalar düşse bile, bu tahribatı gidermek çok güç olacaktır.</p>
<p>Üç, son dönemlerde hak savunucularına dönük bu tür operasyonların çoğalmasındaki murat, insan haklarına dair çabaları kriminalize etmektir. Hak ve özgürlükler üzerindeki baskılar artırılarak, bu alandaki çalışmaların azaltılması ve sivil toplum örgütlerinin kendi kabuğuna çekilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Mezopotamya Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selim Ölçer de, gidişatın insanları ürküten bir duruma geldiğini belirterek, “İnsan haklarını savunanların töhmet altında kaldığı, tutuklandığı günleri gördük, yaşadık geçmişte. Bunları geride bıraktığımızı düşünürken bugün, yine aynı şeyler yaşanıyor.  Yıllar önce birbirinden farklı bir çok insan,  demokrasi, çatışmasızlık, vicdan ve adalet eksenli bir toplum için bir araya geldi. Bugün insan hakları savunucularına saldırılar oluyorken, bazılarının hiç ses çıkarmayışı insanı hayrete düşürüyor. Ne oldu o vicdan meselesine? Adalet duygusuna ne oldu? Yıllardır bu mücadeleyi yapanlar olarak bu günlerin de eskidekiler gibi geride kalacağına inanıyorum. Ama bunun toplum üzerindeki tahribatı nasıl engellenecek? Asıl bunun üzerinde düşünmek gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/">Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Apr 2017 10:43:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Çoban]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[süleyman nazlıcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor. 16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır&#8217;ın referandumda verdiği mesajı nasıl okumak gerekiyor?  Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına nasıl bir kapı açabilir ? Yeni süreçte bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını ne gibi imtihan bekliyor? Diyarbakır&#8217;da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve akademisyen Vahap Çoşkun anlatıyor.</strong></p>
<p>16 Nisan referandumu kesin olmayan sonuçlara göre %51,3 oranıyla ‘evet’ lehine neticelendi. Muhalefet ve sivil toplumun şaibe iddiaları ve iptal talepleri sıcaklığını korurken, mevcut sonucun nasıl okunabileceği ve sivil toplumun yeni dönemde nasıl bir imtihan vereceği de önemli tartışma alanlarını oluşturuyor. Diyarbakır sivil toplum camiası bu sonuçları nasıl okuyor, nasıl bir gelecek öngörüyor, bunları ilk ağızdan öğrenebilmek için onlara kulak verdik.</p>
<p><strong>Çatışmanın yaşandığı merkezlerde Halkların Demokratik Partisi (HDP) yüzde 20 kadar oy kaybetti. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ise 11 çatışma merkezinde oyunu iki katın üstüne çıkardı. Toplamda Kürt şehirlerinde HDP’nin oyu azalmış, buna karşılık AK </strong><strong>Parti’nin desteklediği ‘evet’ </strong><strong>oylarının yarım milyon civarında yükselmiş görünüyor. Bu sonucun hem Kürt siyasi aktörlerine hem de hükümete nasıl mesajlar verdiğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_13792" aria-describedby="caption-attachment-13792" style="width: 217px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13792" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg" alt="" width="217" height="123" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin.jpg 768w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-640x361.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-610x344.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/selahattin-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 217px) 100vw, 217px" /><figcaption id="caption-attachment-13792" class="wp-caption-text">MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban.</figcaption></figure>
<p><strong>Selahattin Ç</strong><strong>oban (MAZLUMDER eski Genel Başkan Yardımcısı): </strong>Kürt şehirlerinde HDP oylarının azaldığı ama buna rağmen HDP’nin hala ciddi bir oyu koruduğu görülüyor. Buna karşılık AK Parti de bir oy artışı yaşamış. Bunun, HDP’den kitlesel bir vazgeçiş olmadığı, bununla birlikte çözüm için hükümetin hala önemli bir aktör görüldüğü söylenebilir. Halk son iki yılda yaşanan çatışma ve güvenlik politikalarına onay vermediğini, HDP’nin biraz daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyor. Buna mukabil hükümete bir şekilde yeniden bir çözüm yoluna dönülmesi için bir mesaj vermiş görünüyor. Bu sonucu bütün tarafların sağduyu ile değerlendirmesi ve halkın rağbet ettiği iki siyasi aktörün gerekli sorumluluğu üstlenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun (Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi): </strong>AK Parti, oylarındaki nispi artışı, son dönmelerde bölgede yürüttükleri asayişçi siyasete bir destek şeklinde yanlış okuyup buna göre politika belirlerse beklediğinin aksi neticeler doğurabilir. Doğru olan, bu sonuçları, çözüm için halkın siyaseten elini güçlendirmesi olarak değerlendirmesidir. Seçim Yasası ve Siyasi Partiler Yasası’nda temsili ve demokrasiyi güçlendiren bir reform programının izlenmesi, çözüm için siyasi bir program geliştirilmesi AK Parti’nin gücünün tahkimini sağlayabilir.</p>
<p>HDP de oylarındaki gerilemeyi sadece içinde bulunduğu olumsuz şartlara (milletvekillerinin tutuklanması, kayyumlar, OHAL, vb.) bağlarsa bu yaklaşım yürek soğutabilir, lakin gerçek tabloyu görmeyi engeller. Yapılması gereken, seçmeni ile arasında bir soğumanın olduğunu, mesajlarının doğrudan seçmenine geçmediğini ve eskisi gibi seçmenini ikna edemediğini düşünmek ve bilhassa 7 Haziran sonrasındaki tercihlerini irdelemek ve özeleştiri yapmaktır. Aksi takdirde, tabandaki zayıflamanın önünü kesmek güç olur.</p>
<figure id="attachment_13795" aria-describedby="caption-attachment-13795" style="width: 268px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13795" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/reyhan2.jpg" alt="" width="268" height="154" /><figcaption id="caption-attachment-13795" class="wp-caption-text">Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Reyhan Aktar</figcaption></figure>
<p><strong>Reyhan Aktar (Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı):</strong> Eyalet tartışmalarında öne çıkan yerel yönetim anlayışının değişeceği beklentisi, Cumhurbaşkanı’nın Diyarbakır mitinginde dile getirdiği ‘silahsız olmak koşuluyla herkesle her projeyi konuşuruz’ ifadesinin çözüme dair yeni beklentiler yaratması, hendek siyasetine duyulan tepki, cazibe merkezi programları ve bölgede sermayedarı sübvanse eden politikaların, 1982 darbe anayasasından kurtulmak isteyen Kürtlerin ‘evet’ oylarında etkili olduğunu düşünüyorum. Tüm bunlardan yola çıkarak, seçim öncesi AK Parti’nin bölgeden beklentisinin de karşılanmadığını görmek mümkün. HDP tabanının kaybolduğu veya bittiği iddialarının da HDP’nin oy oranındaki azalmaya rağmen, düşünüldüğü gibi olmadığını gördük. Burada da 15 Temmuz sonrası HDP vekillerinin ve teşkilatlarında yaşanan tutuklamaların, kayyumların, Kerkük çıkışının, açığa alınan ve ihraç edilen kitlelerin yaşadıkları mağduriyetin önemli olduğunu düşünüyorum.  Tüm bunlardan yola çıkarak alınması gereken mesajın, siyasal mutabakat için hem AK Parti&#8217;ye hem de HDP’ye son bir şans verdiğini düşünüyorum.</p>
<figure id="attachment_13787" aria-describedby="caption-attachment-13787" style="width: 1754px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13787" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg" alt="" width="1754" height="1239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302.jpg 1754w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-640x452.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1024x723.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-1280x904.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-610x431.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_20170419_142302-320x226.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 1754px) 100vw, 1754px" /><figcaption id="caption-attachment-13787" class="wp-caption-text">Yukarıdaki görsel Cuma Çiçek tarafından hazırlanmıştır.</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan (ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı): </strong>Türkiye iki yıldır yoğun bir çatışma ve gerilim sürecinden geçiyor. Bu durum toplum nezdinde bir teyakkuz halini ortaya çıkarmış bulunmakta. Kriz anlarında toplumsal algıda beliren bu teyakkuz hali ilk değil ve son da olmayacaktır. Bölgede ifade edilen yarım milyonluk oyun partiler arasında gidip gelen geçişken oylar olduğu kanaatini taşımaktayız. Fakat bu seçmen tercihinde diğer bazı faktörlerin de etkili olduğunu unutmamalıyız. PKK’nin çukur siyasetinin ortaya çıkardığı korku ve şaşkınlık halinin HDP‘ye karşı bir tepkiye dönüşmesi, HDP kadrolarına yapılan operasyonlar ve Selahattin Demirtaş’ın meydanlarda propaganda yapma imkanının olmayışı, PKK’ye yapılan operasyonlarla beraber özellikle kırsal alanlarda PKK’nin toplum üzerindeki baskısının hafiflemesi, olağanüstü hal durumu ve benzeri nedenlerin şu anki tabloyu ortaya çıkardığını düşünüyoruz.</p>
<p>Yoksa &#8216;toplum yüzünü PKK’dan çevirdi&#8217; gibi bir kanaate sahip olmak bu sonuçlar üzerinden yanıltıcı olacaktır. Çünkü bölgede siyasal açıdan şimdilik kısmi bir boşluk var ve bu boşluk şu aşamada Ak Parti tarafından doldurulamayacak gibi gözükmektedir. Ak Parti’nin de bu süreçte bölgede çalıştığını söylemek mümkün değildir. AK Parti teşkilatlarının toplumla teması çok zayıf olmuştur. Sadece belli sivil toplum kurumu temsilcileriyle irtibat kurup buradan verilen fotoğraflarla siyaset yaptığını zanneden bölge teşkilatları gerçek sosyolojik okumayı maalesef yapamamışlardır.</p>
<p>Diğer taraftan Kürtler için dünden bugüne yaşanan süreç belli bir siyasal tecrübe ve okuma biçimini ortaya koymuştur. Bu okuma biçimi aynı zamanda toplumsal anlamda seküler Kürt milliyetçiliğinin inşa sürecidir de. Dolayısıyla bu süreçte PKK’nin üstlendiği kurucu rol toplum nezdinde var olan konumunu hala korumaktadır. Çünkü PKK’nin toplumu kurmada dayandığı parametreler ve gerekçeler zaten hep olağanüstü koşullar etrafında ortaya çıkmış ve şekillenmiştir. Gelinen aşamada ise PKK’nin şu tezi ön plana çıkacaktır: Kürtlerin siyasal zeminde mücadele imkânı ellerinden alınmıştır. Belediyelerine el konmuştur, parti liderleri hapsedilmiştir. Dolayısıyla bu sonuç gayrı meşrudur. Bu kabul edilmeyecektir. Şiddetten başka yol yoktur.</p>
<p>Sonuç olarak 15 Temmuz sonrası uygulanan olağanüstü hal koşullarının ve bu referandum sonucunun PKK’ya inanan Kürtler için yeni bir kanaat ya da yeni bir siyasal tercihe evrileceğini söylemek için erken olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13789" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg" alt="" width="835" height="482" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013.jpg 835w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-610x352.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0013-320x185.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 835px) 100vw, 835px" /></p>
<p><strong>HDP&#8217;den de kopmamış, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile referandum ittifakı yapmış olmasına rağmen hükümetten de ümidini kesmemiş görülen bu seçmen davranışı, bölgede nasıl aktif kullanılabilir? Kürt meselesinde demokratikleşme ve çözüm imkânına</strong><strong> nasıl bir kapı açabilir? Hükümet ve Kürt siyasi taraflarına düşen rol nedir?</strong></p>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Çatışma halinin bu aşamada yerini sükunete bırakacağını söylemek için biraz erken. Ancak AK Parti kendince PKK’nin rolünü zayıflatacak yeni bir müzakere formülü üzerinde çalışacaktır. Fakat görünen şu ki; bölgedeki son referandum rakamlarıyla dört başı mamur bir politika ortaya koymak zor görünüyor. Nitekim HDP ve PKK’ye inanan çoğunluğu ikna edecek bir formülünüz yoksa izlemeniz gereken en mantıklı strateji zamana oynamak olacaktır ki, bu da çok riskli olacaktır. Çünkü zamana oynamak her zaman sizin lehinize sonuçlar doğurmayabilir. Sizin zamana yaydığınız planlarınız rakipleriniz tarafından da farklı bir okumaya tabi tutularak alternatif bir siyasal mücadeleye dönüşebilir. Bütün bunlarla beraber bizce her iki tarafın da son iki yılda yaşananlara dair ciddi bir özeleştiri vermesi gerekmektedir. Toplumsal beklentileri heba eden çatışma ve şiddet ortamından çıkılmalı ve belli bir süre bu işin muhasebesine geçilerek nerede hatalar yapıldı bunun üzerinde düşünülmelidir.</p>
<p><strong>Reyhan Aktar:</strong> MHP ittifakının söz edildiği kadar Kürt seçmeni üzerinde olumsuz etki yarattığını düşünmüyorum. Nitekim 7 Haziran sonrası MHP ile ittifaka hazır olan HDP idi. Kürtler için esas olan siyasal partiler arasında belirlenen kırmızı çizgilerin kendi anayasal taleplerine engel olmamasıdır. Bunun için MHP’yi hangi partinin ikna edeceği çok da önemli değil. Referandum öncesi çokça bahsedilen reformlarda Kürtler için, Türkiye’de ileri demokrasi için neler yapılacağı esastır. Hükümet 15 Temmuz sonrası girdiği puslu havayı artık dağıtmalı, yerelde ‘çözüm süreci’ bitti refleksiyle hareket eden bürokrasiye ve uygulamalara müsaade etmemeli. Hendek ve barikatların tahribatları bir an önce giderilmeli. Güvenlik önlemleri şehrin gündelik hayatını etkileyen olumsuz görüntülerden çıkmalı.</p>
<figure id="attachment_13793" aria-describedby="caption-attachment-13793" style="width: 251px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13793" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/vahap-coskun_58307.jpg" alt="" width="251" height="176" /><figcaption id="caption-attachment-13793" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> Seçmen, HDP’nin siyasi alandaki varlığını önemli görüyor. Kızsa da, eleştirse de bir siyasi aktörün olmasına hayati bir değer atfediyor. Ama şiddettin de hayatından çıkmasını istiyor. Güvenliğinin, refahının, kazanımların yitip gitmesinden de kaygı duyuyor. Bu tablo HDP’ye birbiriyle bağlantılı ikili bir görev yüklüyor: HDP bir yandan hak mücadelesinde şiddeti tamamen dışlayan bir dil geliştirmeli, diğer yandan da buna uygun bir kararlı bir siyasi tutum belirlemeli. PKK’nin Türkiye’de silahlı mücadeleyi terk etmesi için aktif bir pozisyon almalı, alternatif modeller geliştirmeli. Bu, hem siyasi alandaki ağırlığını artırır, hem de çözüm için daha uygun bir zemin yaratır.</p>
<p>Hükümete gelince, o da bölünme ve Kürt korkularından arınmalı. Halkın verdiği mesajı iyi okuyarak, Kürtlerin hak ve hukukunu PKK’ye endekslemekten vazgeçmeli. Bir siyasal tasavvur geliştirmeli. Özgürlük ve demokrasi alanını genişleten adımların beraberliğe katkı sağladığını unutmamalı.  Toplumun her kesimini muhatap almalı. PKK’nin silah bırakması için gerekli mekanizmaları oluşturmalı, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürtlerle yeni bir dil üzerinden ilişki kurmalı.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Halk çözümün devlet tarafında Ak Parti’den başka bir aktör olduğunu düşünmüyor. Bu sebeple MHP ile ittifak yapılmış ve çözüm sürecinde Kürt seçmeni rahtsız eden çıkışlar olsa da AK Parti’ye verdiği mesajla kendini hatırlatmış görünüyor. Kürt sorunu bir şekilde çözülmeli ve mevcut hükümet bu konuda çeşitli tecrübelere de sahip. Öte yandan çatışma hali HDP’yi zayıflatsa da HDP’nin bir siyasal aktör olarak çözüm noktasında daha fazla öne çıkmasını arzu ediyor, siyaset sahnesinden çekilmesini istemiyor. Bu iki mesaj AK Parti ve HDP’yi geçmişten dersler alarak Kürt meselesini çözmek noktasında daha fazla sorumluluk almaya davet ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg" alt="" width="800" height="453" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-640x362.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-610x345.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG-20170418-WA0015-320x181.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özellikle son bir yıldır &#8220;siyasal karar alma süreçlerinin giderek merkezileştiğine ve referandum sonucunun karar alma mekanizmalarındaki merkezileşmeyi sürekli kılabilecek bir mahiyet de içerdiğine” dair şeklinde bir görüş var. Sizin düşünceniz nedir? Bu süreçte sivil toplum hem fazla homojenize oldu hem de daha az görünür oldu. Bundan sonra sivil toplum, karar alma süreçlerine aktif katılım için neler yapılabilir, sivil toplumun önündeki imtihan nedir?</strong></p>
<p><strong>Reyhan Aktar: </strong> Ben yeni anayasa ile meclisin yasa yaparken sivil toplumla daha fazla diyalog halinde olacağını düşünüyorum. Bu da sivil toplumun elini güçlendirecektir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_13796" aria-describedby="caption-attachment-13796" style="width: 149px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/süleyman_nazlıcan.jpg" alt="" width="149" height="197" /><figcaption id="caption-attachment-13796" class="wp-caption-text">ÖZGÜR-DER Diyarbakır Şube Başkanı Süleyman Nazlıcan</figcaption></figure>
<p><strong>Süleyman Nazlıcan:</strong> Eğer toplumsal ve siyasal alışkanlıklarımız değişmezse ifade edilen merkezileşme daha da ileriye taşınarak otoriterleşmeye yerini bırakacaktır. Şayet referandum sonrası yürürlüğe girecek olan yeni sistemin yüzde 49 gibi toplumsal bir kesimi ikna etme zorunluluğu var ise, işte o zaman siyasilerin merkezi politika yerine, geniş kesimleri ikna edebilecek kapsayıcı vaatler ortaya koyması gerekecektir. Bu da ifade edilen riskleri bir nebze de olsa geriye itiyor. Ancak sivil toplumun ideolojik bir karaktere bürünüp kendi ideolojisine uygun tepkiler vermeyi politika haline getirmesi de ayrıca sorgulanması gereken bir konudur. İtiraz kültürümüzün kırılganlığı işte burada yatıyor. Çünkü makuliyeti hep kendi rengimize uygunluğa göre değerlendirir olduk. Bu da her şeyi izafi bir konuma itti. Kendimiz mağdur oluyorsak ses çıkarmak, değilse suskun kalmak politikamız haline gelmişse bu adil ve ilkesel bir tutum değildir. Dolayısıyla sivil olmanın, adil olmanın, taraf olmanın ilkeleri ve sınırları netliğe kavuşamamışsa bizler sadece konjonktürel bir konumlanma ve tepki verme mekanizması olmaktan öte bir rol oynayamayacağız. Asıl imtihan işte budur ve bu imtihanın sonucu pek hayırlı olmayacaktır.</p>
<p><strong>Vahap Coşkun:</strong> İki yıllık bir geçiş süreci var. Referandum sonuçlarının kesin olarak ilanından sonra, üç madde hemen yürürlüğe girecek, diğer maddeler ise 3 Kasım 2019’daki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ve genel seçimlerin ardından hayat bulacak. Bu süre zarfında sivil toplum kurumları iki yönlü davranabilir: Bir, geçiş süresi zarfında yeni sistemin daha iyi işlemesi çeşitli öneriler geliştirebilir. Bu önerileri hem sivil toplum hem de siyasi karar alıcılarla paylaşabilir. İki, Kürt meselesine tekrar siyasi bir bakışın egemen olması için siyasi aktörler üzerinde demokratik bir baskı unsuru olarak iş görebilir. Sürecin tüm aktörleri ile görüşmeler, müzakereler için farkındalık yaratan eylemler, tarafları aynı masa etrafında bir araya getiren çalışmalar bu bağlamda düşünülebilir. İçinde bulunulan OHAL şartları, sivil toplumun bu işleri hakkıyla yerine getirmesi için birçok müşkülat çıkarıyor, doğru. Ama bunu da sivil toplumun imtihanı olarak görmek lazım.</p>
<p><strong>Selahattin Çoban: </strong>Bütün siyasal kriz ve çözüm süreçlerinde en çok ihtiyaç duyulan şey arada, gri bölgede duran hakemlik ve gözlemcilik yapabilecek bir sivil toplumdur. Ancak doğrusunu kabul etmek gerekirse aktörler, siyasi taraflar arasındaki gri bölgede duran yoğun bir sivil toplum var diyemeyiz. Sivil toplum özgün ve bağımsız olmadığından hareket ettiği alanı kendisi inşa etmiş değildir. Siyasal aktörün ona tahsis ettiği kamusal alanı kullanıyor demektir. Sivil toplum, sivilliği yeniden tartışarak özgün bir yerde durabilirse kendi eliyle bir sivil toplum alanı var edebilir. Öyle bir alanı oluşturabilen sivil toplum aktörler üzerinde nüfuz sahibi olabilir. Bu noktadan hareketle, sivil toplumun kendi imtihanını siyasal aktörlerden bağımsız olarak başlatması ve buradan toplum adına bir fayda ile çıkması gerekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/24/cozum-surecinden-referanduma-diyarbakirin-yeni-anayasadan-beklentileri/">Çözüm sürecinden referanduma : Diyarbakır&#8217;ın yeni anayasadan beklentileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
