<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uyum politikası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/uyum-politikasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/uyum-politikasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Mar 2023 12:04:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>uyum politikası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/uyum-politikasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özge Zihnioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 08:34:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal uyum]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[uyum politikası]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönerimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81581</guid>

					<description><![CDATA[<p>STK’larla görüşmeler sosyal uyum konusunun sadece mültecilerin Türk toplumuyla yan yana geldiği faaliyetlerle değil daha geniş bir perspektiften düşünülmesi gerektiğini bize gösteriyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/">Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz on yılda, Türkiye’deki sivil toplumun gündemini en çok meşgul eden konulardan biri mültecilere yönelik çalışmalar oldu. 2011 yılında, Suriye’de iç savaşın başlamasıyla birlikte Türkiye’deki mülteci nüfusu hızlı ve düzenli bir şekilde artmış, 2022 itibariyle, 3.5 milyonu Suriyeli olmak üzere toplam 4 milyona yaklaşmıştır. Bu dönemde, mülteci odaklı çalışan STK’ların yanı sıra eğitim, insani yardım gibi farklı alanlardan birçok STK, mülteci çalışmalarına odaklandı. Aynı zamanda, yerel gruplar, mültecilerin kurduğu STK’lar ve uluslararası STK’lar da bu alanda aktif bir şekilde yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük çoğunluğu kamp dışında yaşayan mültecilerin başta insani yardım, daha sonra eğitim, sağlık ve iş hayatına katılım gibi olanaklara erişimlerinde tüm bu STK’lar, ilk günlerden bu yana yardımcı rol üstlendi. Son 4-5 yılda ise Türk toplumundaki mültecilere yönelik artan hoşnutsuzluk dalgasının da etkisiyle, STK’lar mültecilerin sosyal uyumuna yönelik projelere yönelmeye başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020-21 yıllarında Mercator Vakfı’nın desteğiyle yürüttüğüm bir araştırmada, ulusal/yerel, uluslararası ve mültecilerin kurduğu STK’ların mültecilere yönelik çalışmalarının genel olarak üç ana grupta toplandığını gözlemledim[1]:</span><span style="font-weight: 400;"> (1) sadece mültecilerin katılımına yönelik faaliyetler, (2) mültecileri Türk toplumuyla bir araya getiren faaliyetler, (3) mültecileri yetki sahibi kişi ve/veya kurumlarla bir araya getiren faaliyetler. İlk grupta Türkçe dil dersleri, eğitim, kültürel ve spor faaliyetleri gibi aktiviteler yer alıyor. Bunun yanı sıra ruhsal danışmanlık ve terapi sunmak, mülteci öğrenci, yetim ve dullara burs vermek, yurt ve sığınma evleri açmak da bu gruptaki faaliyetler arasında yer alıyor. Bu faaliyetlerin temel amacı mültecilere güvenli bir ortam yaratmak, onları desteklemek ve diğer mültecilerle bağlarını güçlendirmek. Bunlar, sadece mültecilere yönelik olduğu için sosyal uyuma katkılarının genel olarak olmadığı veya çok dolaylı olduğu var sayılabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci grupta, STK’ların Türk toplumu ve mülteciler arasında karşılıklı hoşgörü ve uyumu artırmaya ve iki toplum arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik faaliyetleri yer alıyor. Bunlar, Türk toplumu ile mültecileri bir araya getiren öğrenci kulüpleri, çocuklar ve gençlere yönelik kamplar, kadınlara yönelik yemek pişirme ve el becerileri kursları ve daha genel olarak sosyal faaliyetler, konferanslar, toplantılar, yarışmalar, mesleki eğitim ve beceri kurslarını kapsıyor. Örneğin bir STK, Türk, Suriyeli, Afgan ve İranlı katılımcıların beraber yer aldığı müzik grupları organize etmiş. Hatta bazı STK’lar sadece kişileri değil şirketleri de bir araya getirmiş, Suriyeli KOBİ’lerin Türkiye’deki iş piyasasına daha kolay uyum sağlayabilmeleri ve yeni ortaklıklar kurabilmeleri için Türk KOBİ’leriyle birlikte mentorluk programı kurmuş. Son gruptaki faaliyetler ise mültecilerin alanlarına göre yetki sahibi kişi ve kurumlarla ilişkilerine yardımcı olan faaliyetleri içeriyor. Örneğin mülteci girişimcilere resmi işlemler, vergi ödeme, ilgili kamu kurumları ile ilişkiler üzerine eğitimler; okullara kayıt, evlilik, kimlik sorunları, adli süreçler konusunda bilgi ve yönlendirme sağlayan ve daha genel olarak hak ve sorumlulukların anlatıldığı sosyal koruma masaları bu grupta yer alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların bu faaliyetlerine bakıldığında genel beklenti, ikinci gruptaki, mültecileri Türk toplumuyla bir araya getiren faaliyetlerin sosyal uyumu desteklemesidir ancak araştırma, bu tür faaliyetlerin sosyal uyuma etkisinin sınırlı olduğu gösteriyor. Bunun temel olarak üç sebebi vardır. Birincisi, Türk toplumuyla mültecileri bir araya getiren faaliyetlerin katılımcılarının genellikle karşılıklı diyaloga açık kişiler olmasıdır. Ayrıca, diyaloga daha ziyade kapalı olan Türklerin mültecilere kıyasla oranı bu tür faaliyetlerde çok daha azdır. İkinci temel sıkıntı dil bariyeridir. Türkçe dil dersleri birçok sivil toplum projesine entegre edilmiş olsa da çocuklar ve gençler dışında grupların yer aldığı bu tür karma projeler çoğunlukla tercüman aracılığıyla yürütülüyor. Bu da hem aktivitelerde iki toplum arasındaki etkileşimi sınırlıyor hem de kurulan diyalogun proje sonrasında devamına engel oluyor. Son olarak, projelerin ve STK’ların daha genel sürdürülebilirlik sorunu geliyor. Mültecilere yönelik projeler yapan STK’ların birçoğu bunları kurum dışından aldıkları fonlarla yapabiliyor. Birçok STK çalışanı, son yıllarda bu konuda azalan yurt dışı fonların bu tür projelerin devamlılığını olumsuz olarak etkilediğinin altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buna karşın mültecileri yetki sahibi kişi ve/veya kurumlarla bir araya getiren, özellikle girişimcilerle iş insanlarını Türk iş piyasasına girmesine yardımcı olan faaliyetlerin sosyal uyuma önemli bir etkisi olduğu söylenebilir. Bunun bir sebebi, bu faaliyetlerin mültecilerin sisteme adapte olmalarını ve resmi bir statü kazanmalarını kolaylaştırmasıdır. Bunun sonucu olarak mültecilerin Türklerle daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir ilişki kurabilmeleridir. Örneğin, Türkiye’deki herhangi bir sektörde çalışan Suriyeli bir şirket, Türk muhataplarıyla iş ilişkisine girebilir, tedarik zincirinde yer alabilir veya ortaklık kurabilir. Bu türden ilişkiler, zamanla karşılıklı önyargıların kırılmasına ve sosyal uyuma olanak sağlar. Tabii burada, birçok STK’nın dile getirdiği temel sıkıntı, yerel yönetimlerde ve kamu kurumlarında mültecilere yönelik tavrın büyük değişkenlik göstermesidir. Sivil toplum çalışanları, örneğin bazı kurumların resmi prosedürleri yavaşlatarak mültecilerin şirket açmasını zorlaştırırken, kimi belediyelerin mültecilerin işlerini kolaylaştırmak için Arapça bilen personel istihdam ettiğini vurguluyor. Bu tür tavırlar kişiden kişiye veya kurumdan kuruma değişmekle birlikte, olumsuz tavırların tekil vakalar olmaması, mültecilerin sisteme adapte olmasını ve daha genel olarak sosyal uyumunu olumsuz olarak etkiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de STK’lar, son on yılda mültecilere yönelik farklı konularda çok sayıda faaliyet yürüttü ve yürütmeye de devam ediyor. Son yıllarda, bu faaliyetler daha ziyade sosyal uyum konusuna odaklandı. Ancak STK’larla görüşmeler sosyal uyum konusunun sadece mültecilerin Türk toplumuyla yan yana geldiği faaliyetlerle değil daha geniş bir perspektiften düşünülmesi gerektiğini bize gösteriyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1]: Bu araştırmanın sonuçlarıyla ilgili daha detaylı analize buradan ulaşabilirsiniz: Özge Zihnioğlu &amp; Müge Dalkıran (2022) From social capital to social cohesion: Syrian refugees in Turkey and the role of NGOs as intermediaries, <i>Journal of Ethnic and Migration Studies</i>, 48:11, 2455-2472 (https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/1369183X.2022.2047908).</span></p>
<p><em>Görsel: Grace Heejung Kim</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/15/multecilerin-sosyal-uyumu-konusunda-stklarin-faaliyetleri/">Mültecilerin Sosyal Uyumu Konusunda STK’ların Faaliyetleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2021 09:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Barın]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyum politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olan Hilal Barın, Türkiye’deki Suriyelilerin uyum sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü inceledi. Sivil toplumun Suriyelilerin uyumuna ilişkin sistemli bir akademik çalışmada bulunmadığı kaygısı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre; Türkiye’de STK’lar Suriyelilerin uyumunu kolaylaştıracak birincil aktörler arasında yer alıyor. Suriyelilerin uyumu için insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans gibi çalışma alanlarına yoğunlaşan STK’lar fiili olarak başlayan uyum sürecinin giderek hızlanmasını sağlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye uluslararası göç akışında kritik bir konumda. Güneyden kuzeye, doğudan batıya ve az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç hareketinde hedef ülkesi Avrupa olan birçok göçmenin yolu Türkiye’den geçiyor. Bu noktada Türkiye’nin hem kaynak, hem geçiş ülkesi hem de bazı göçmenler için hedef ülke olduğunu söylemek mümkün. Nitekim Türkiye’deki akademik göç yazını da göçün getirdiği cereyanların kısa ve orta vadede tartışmaya devam edileceğini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün sunduğu resmi rakamlara göre halihazırda 3.6 Milyon Suriye uyruklu kişi bulunuyor. Diğer uyruklardan ise 320 bin kişinin Türkiye’de yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor. Gayrı resmi rakamlar ise Türkiye topraklarında 5 milyonun üstüne yabancının olduğunu ifade ediyor. Her ne kadar koronavirüs döneminde uluslararası göç akışı radikal bir şekilde düşüş gösterse de “göç” dünyanın her zaman olduğu gibi kimilerince kabullenilmesi zor bir gerçeği olmaya devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle ki Birleşmiş Milletler dünyada uluslararası göçmen sayısının 2000 yılından beri %50 arttığını ifade ediyor. Dünya üzerinde en az 244 milyon göçmen yer değiştiriyor. Göçmenlerin aslında büyük bir kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Durum böyleyken göç akışından neredeyse etkilenmeyen ülke kalmadığını söylemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle yoğun göç akışına sahip ülkeler göçmenleri “misafir” olarak kabul etmenin ötesinde artık “uyum” çalışmalarını da tartışmaya başlıyor. Örneğin, göçmenler için hedef ülke konumunda olan Almanya uyum çalışmalarında önde gelen ülkelerden biri konumunda.</span></p>
<h5><b>Suriyelilerin Kısa Vadede Dönebilmesi Mümkün Değil</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye ilk Suriyeli girişinin üzerinden tam 10 yıl geçti. Süreç içinde 680 binden fazla Suriyeli çocuk Türk eğitim sistemine dahil edildi. 1 milyondan fazla Suriyeli aktif olarak çalışmaya devam ediyor. Örneğin TEPAV raporunda Suriyelilerin Türkiye’de 20 Binden fazla şirket kurarak Türk ekonomisine katkı sağladığı ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan Türkiye’nin gönüllü geri dönüşü ve üçüncü ülkelere yerleştirmeyi teşvik etmesi gerektiği vurgulanırken bir yandan asıl ihtiyacın kapsamlı uyum çalışmaları olacağının altı da çiziliyor. Çünkü biliniyor ki Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri neredeyse yok. Örneğin </span><i><span style="font-weight: 400;">Save The Children</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;ın araştırmasına göre, Suriyeli çocukların çoğu geleceklerini kendi ülkelerinde göremiyor ve Suriye&#8217;ye dönmek istese de bu talep halihazırdaki savaş koşulları nedeniyle imkansız görünüyor.</span></p>
<h5><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-72291 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumun-rolu.jpg" alt="" width="251" height="387" />“Artık Resmi Olarak Uyum Çalışmalarının Konuşulması Gerekiyor.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Öğretim Üyesi Hilal Barın yaklaşık dört yıl süren doktora çalışmasında kamu kurumları ve saha görüşmeleri neticesinde Suriyelilerin büyük bir kısmının Türkiye’de kalıcı olduğu sonucuna ulaştığını ifade ediyor. Doktora çalışmasını “Türkiye’deki Suriyelilerin Enterasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” başlığı ile kitaplaştıran Hilal Barın ile Türkiye’de göç çalışan STK’ları konuştuk.</span></p>
<p><b>Yaptığınız saha çalışmasına göre STK’larla ilgili öne çıkan en önemli bulgu neydi acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son yıllarda göçün yoğunlaşması ile STK’lar sundukları hizmetler bağlamında göçmenler için devlet dışı aktörler olarak vazgeçilmez unsurlar haline geldi. Bu kuruluşlar göçmenleri koruma ile ilgili raporların hazırlanması, kamuoyunun ve medyanın haberdar edilmesi; göçmenlere barınma sağlanması, hukuki ve toplumsal danışma ve eğitim programları sunulması; sağlık, kalkınma, danışma, yerleştirilme ve uluslararası yardımlara ulaşma gibi konularda yardım etmeye devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de bu gibi süreçleri kolaylaştırmak için özellikle Suriye krizi sonrasında STK’lar tarafından Suriyelilere yönelik sahada gerçekleştirilen yardımlar, programlar, faaliyetler, kampanyalar ve projeler Suriyelilerin toplumsal entegrasyonuna çok büyük rol oynadı. Bu faaliyetlerin yanı sıra devlet ve devletin yardım kurumlarının çalışmalarını ve Türkiye halkını mobilize ederek tüm dünyada krize neden olan Suriyelilerin “de facto entegrasyon” sürecine aracılık ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede, Türkiye&#8217;de STK’lar birincil tamamlayıcı aktörler olarak faaliyetleri ile Suriyelilerin entegrasyonunu kolaylaştırmaktadırlar. Nitekim, sahada yaygın olarak STK’lar tarafından gerçekleştirilen bütünleştirici eylemlerin, Suriyeliler ile Türkiye toplumunu bir araya getirme girişimi etrafında odaklandığını müşahede ettim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar, şehirlere yerleşen Suriyeliler için insani yardım, nakit yardımı, psiko-toplumsal destek, istihdam, hukuki danışmanlık, toplumsal hizmetler, sağlık hizmetleri, eğitim ve mesleki eğitim, kültür ve sanat etkinlikleri, farkındalık yaratma kampanyaları, konferanslar, çalıştaylar, hizmetlere erişim hakkında bilgi paylaşımı  noktasında birçok faaliyetler gösterdi. Saha düzeyinde aktif faaliyet gösteren bazı STK’ların, faaliyetlerindeki gönüllülük motivasyonu ile birlikte acil durum anında gece gündüz bu ortamı yaratmak için çalıştıkları söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin varlığına dair farklı motivasyon, yöntem ve perspektiflere sahip olmalarına rağmen, farklı ideolojilerden tüm STK’lar (dini [İslamcı ya da Hıristiyan], işçi sendikaları, dayanışma grupları, ‘hak temelli’ STK’lar, ‘ihtiyaç temelli’ hizmet sağlayan STK’lar) olağanüstü koşullar altında aynı sorunun üzerine eğildi. STK’lar tarafından oluşturulan platformlar, ortaklıklar ve koordine edilmiş ekipler -sahada zaman zaman aksaklıklar olmasına rağmen- görece başarılı bir şekilde Suriyelilerin uyumu için çalıştılar. </span></p>
<p><b>STK’ların uyum sürecine etkisi ne derecede?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte STK’ların Suriyelilere destek olmak için iyi ilişkiler kurma çabaları ve entegrasyon faaliyetlerinin devam ettirilmesi için koordineye dayalı bir yardım ve destek sistemi belirli ölçülerde gerçekleşti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmada, Suriyeliler özelinde çalışan STK&#8217;ların politikalarını insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans/atölye gibi çalışma alanlarına yoğunlaştıkları tespit edildi. Bunun yanı sıra göç konusuyla ilgilenen STK’ların toplumsal entegrasyon konusunda birçok çalışması bulunuyor. </span></p>
<p><b>Toplum, uyum sürecinde nerede acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de göç yönetiminde STK’ların da mobilize ettiği toplumun bizatihi kendisidir. Farklı kültürlerin karşılaşmasıyla insanların bir arada hayatlarını sürdürme isteği ile aslında entegrasyon gerçekleşiyor. Toplumsal krizler, patlamalar yaşanmadan hayırseverlik duygularıyla gerçekleşen ve hayırseverliği aşan, toplumsal entegrasyonu sağlayan STK yapılanmaları tabandan bir örgütlenmeyi mümkün kılmış yeni bir toplumsal olgudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal entegrasyonun gerçekleşmesi için STK’lar süreçte aktif olarak yer almış devlet ve yerel halkla uyumlu çalışmalar yürütmüştür. Bununla birlikte toplumsal kabulün yüksek olması ve devam etmesi söz konusu olsa da durumun hep bu seviyede ilerleyeceğini düşünmek yanıltıcı olur. Doğru politika ve stratejilerin belirlenmesi ve bu yönde hareket edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, entegrasyonun gerçekleşebilmesi için çift taraflı bir uyum söz konusu olmalı ve yerel halka güvenlik kaygıları yaşamamaları için yaşam standartlarında herhangi bir düşüş yaşanmayacağı noktasında da garantiler verilmelidir.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-72293 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/uyum-politikasi.jpg" alt="uyum politikası" width="598" height="339" /></p>
<p><b>Uyum politikası artık zaruri mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de Mart 2011’den bu yana yaşanan iç savaşın bir ürünü olan Türkiye’deki Suriyelilerin kalıcılık ihtimalinin her geçen gün daha da artması geleceğe yönelik uyum politikalarının da ele alınmasını zorunlu kıldı. Uyum sorununa kısa vadeli politikalarla çözüm bulunamayacağını savunan bu çalışmalarda Suriyelilerin entegrasyonuna yönelik kurumsal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Çünkü, sorun artık Suriyelilerin salt temel ihtiyaçlarını karşılanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki Suriyeliler siyasal, sosyal ve ekonomik yönleriyle bir uyum ve güvenlik sorunu haline geldi. Yaşanan sorunlar sadece Suriyelilerle mâl edilmez ve çözüm için Türkiye halkının da katıldığı iki taraflı uyum sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu konuda yapılacak idari-yasal düzenlemelerin yanı sıra Suriyelilerin Türkiye’nin sosyal, ekonomik, kültürel, demografik ve güvenlik yapılarına nasıl entegre edileceği hususunda uyum çalışmaları yapılması elzem. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Entegrasyon konusu, Türkiye genelinde sürekli olarak yükselen bir halk ve politika tartışması haline geldi. Suriyeliler özelinde başarılı bir uyum sürecinin nasıl olacağı ve uyumun neleri içereceği ve toplumsal hayata nasıl uyum sağlanacağına ilişkin bir uyum politikası herkesin eşit bir şekilde katılacakları bir süreç olarak algılanmalıdır. </span></p>
<p><b>Türkiye için uyum sürecinde model bir ülke var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumu oluşturan gruplar arasında ahengin sağlanması ancak kamu uyum politikaları ve grupların uyum stratejilerinin sosyal politika bağlamında ele alınması çerçevesinde birbirleriyle dengede tutularak sağlanabilecektir. Uyum stratejisinin; Avustralya, Kanada ve ABD gibi göçmen toplumlarda en fazla tercih edilen ve başarılı uyumu, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi bazı ülkelerde, devletin ekonomik ihtiyaçları entegrasyon çabalarının üstüne çıkmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendine yeterlilik ve ekonomik bağımsızlık, dil bilgisi ile (bazen daha göç etmeden kaynak ülkede test edilmektedir) birlikte en üst seviye entegrasyon önceliklerindendir. Letonya, Romanya ve Hollanda gibi bazı ülkelerde entegrasyon stratejilerinde toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına aktif katılıma özel önem verilmektedir. Finlandiya, Estonya, İrlanda, Lüksemburg, Polonya, Portekiz, İspanya gibi ülkelerde ise ev sahibi toplum ile göçmenler arasında pozitif ilişkilere odaklanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin Belçika’da devletin entegrasyon ile ilgili en önem verdiği konu, 2012 yılı Temmuz ayındaki kanun değişikliğinden itibaren entegrasyonun son basamağı olarak görülen Belçika vatandaşlığının elde edilmesidir. Finlandiya’da mevcut entegrasyon politikası ise farklı halk grupları arasında olumlu davranışlar ve işleyen ilişkileri esas almaktadır. Bu konu vatandaşların, siyasi karar alıcıların ve diğer kamusal aktörlerin bir sorumluluğu olarak görülmektedir. Polonya’da ise ülkeye girişlerin geçici olduğu vurgulanmakta ve dil bilgisi ile iş yaşamına giriş entegrasyonun temel önkoşulları arasında tanımlanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu örneklerin biri yahut hepsi bize uyar denemez, her ülkenin kendi gerçeklikleri doğrultusunda tarihsel ve toplumsal dinamikler göz önüne alınarak kendine özgü bir model oluşturması gerekmektedir.</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Gelecekte Neler yapılabilir?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Uyum için STK çalışanlarının eylem planı hazırlaması gerekiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, AFAD ve diğer ilgili kuruluşları da uyum çalışmaları yapan STK’ları  eylem planına  dahil edebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere karşı yerel halkın tepkisini ölçecek araştırmalar yapılarak, olası risklere karşı halkı bilgilendirmeye yönelik projeler başlatılabilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">STK’larla belediyeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve paydaşlıklar kurulması Suriyelilerin entegrasyonunun yönetiminde kolaylaştırıcı rol oynayacaktır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerle ilgili çalışma yapan STK sayısı oldukça yüksek olmasına rağmen, bu kuruluşlar arasında genel bir koordinasyon bulunmuyor. STK’lar daha sık bir araya gelmeli.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin hukuki mevzuat dâhilinde sahip olduğu haklar konusunda STK’lar aracılığı ile bilinçlendirilmesi gerekiyor.</span></li>
</ul>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>Kaynaklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.tepav.org.tr/tr/calismalarimiz/s/399" target="_blank" rel="noopener">“TEPAV Suriye Sermayeli Şirketler Bülteni” Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri yok’, Hürriyet, 02.05.2021. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.dw.com/tr/ara%C5%9Ft%C4%B1rma-suriyeli-%C3%A7ocuklar-geri-d%C3%B6nmek-istemiyor/a-56812073" target="_blank" rel="noopener">“Araştırma: Suriyeli çocuklar geri dönmek istemiyor”, Deutsche Welle, 09.03.2021.</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barın, Hilal (2021). Türkiye&#8217;deki Suriyelilerin Entegrasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü, Kadim Yayınları: 1-368.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan, M.ve Ünver, C. (2015) Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Düşünce ve Önerileri, TİSK, Ankara, s. 8.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
