<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>urfa barosu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/urfa-barosu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/urfa-barosu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jul 2021 19:10:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>urfa barosu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/urfa-barosu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Barolar Etkin Sivil Örgütlenmeyi Güçlendirmek İçin Çaba Göstermeli”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/barolar-etkin-sivil-orgutlenmeyi-guclendirmek-icin-caba-gostermeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 18:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[çoklu baro sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Velat İzol]]></category>
		<category><![CDATA[urfa barosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Urfa Barosu başkan adaylarından Avukat Mehmet Velat İzol, çoklu baro sisteminin sivil toplum üzerinde kurulan baskıdan uzak okunamayacağını savunarak, “Etkin sivil örgütlenmeyi güçlendirmek için en büyük çabayı avukatlar ve barolar göstermelidir” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/barolar-etkin-sivil-orgutlenmeyi-guclendirmek-icin-caba-gostermeli/">“Barolar Etkin Sivil Örgütlenmeyi Güçlendirmek İçin Çaba Göstermeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bölge barolarının, sivil toplumunun yaşadığı sıkıntıları ve baroların bu sorunların çözümünde oynayabileceği rolü değerlendiren Mehmet Velat İzol, “Baroların mesleki problemlerin çözümü noktasındaki çalışmalar ile yetinmeyip; toplumsal sorunlar karşısında kamusal alandaki yüksek sesli ve ön açıcı rolünü üstlenmeli ve bu anlamda demokrasi kültürünün yerleşmesine ve gelişmesine de katkı sunmalıdırlar.” Dedi.</p>
<p>OHAL süreci ile birlikte birçok sivil toplum kuruluşu KHK&#8217;lar ile kapatıldığını ve üyeleri hakkında soruşturmalar başlatıldığını hatırlatan İzol, “Henüz kapatılmamış olan STK&#8217;lar ise faaliyetlerini yargı tehdidinden uzak sürdürememekteler. Meslek örgütü olmakla birlikte sivil alandaki rolü sebebiyle barolara da çoklu baro sistemi ile el uzatılmış oldu. Yine bazı barolarımızın faaliyetleri sonrası yönetim kurulu üyelerine yönelik soruşturmalar, tehditler de sivil toplum üzerinde kurulmaya çalışan baskıdan uzak okunamaz.” Dedi. İzol, etkin sivil örgütlenmeyi güçlendirmek için en büyük çabayı avukat ve baroların göstermesi gerektiğini de kaydetti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/barolar-etkin-sivil-orgutlenmeyi-guclendirmek-icin-caba-gostermeli/">“Barolar Etkin Sivil Örgütlenmeyi Güçlendirmek İçin Çaba Göstermeli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Said Nursi’nin Naaşının Kaybedilmesine 57 Yıl Sonra Suç Duyurusu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/urfa-barosundan-said-nursinin-naasinin-kaybedilmesine-57-yil-sonra-suc-duyurusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2017 10:47:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[urfa barosu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17245</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vefatından 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından mezarı parçalanarak çıkarılan Said Nursî’nin naaşının bulunup yerine konulması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 57 yıl sonra suç duyurusunda bulunan Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz, “Bir yandan geçmişle yüzleşme ve bir nebze de olsa toplumsal barışa katkı sunma diğer yandan da bir daha benzer olaylarla karşılaşılmaması konusunda bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/urfa-barosundan-said-nursinin-naasinin-kaybedilmesine-57-yil-sonra-suc-duyurusu/">Said Nursi’nin Naaşının Kaybedilmesine 57 Yıl Sonra Suç Duyurusu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Vefatından 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından mezarı parçalanarak çıkarılan Said Nursî’nin naaşının bulunup yerine konulması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 57 yıl sonra suç duyurusunda bulunan Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz, “Bir yandan geçmişle yüzleşme ve bir nebze de olsa toplumsal barışa katkı sunma diğer yandan da bir daha benzer olaylarla karşılaşılmaması konusunda bir direnç oluşturma gayesi taşımaktayız” dedi.</strong></h3>
<p>İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımının olmadığına dikkate çeken Urfa Barosu, vefatından 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından mezarı parçalanarak çıkarılan Said Nursî’nin naaşının bulunup yerine konulması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 57 yıl sonra suç duyurusunda bulundu.</p>
<p><span id="more-17245"></span></p>
<figure id="attachment_17250" aria-describedby="caption-attachment-17250" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-17250 size-medium" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/nurullah-küçükoğlu-e1501411500891-300x259.jpg" alt="" width="300" height="259" /><figcaption id="caption-attachment-17250" class="wp-caption-text">Av. Nurullah Küçükoğlu</figcaption></figure>
<p>Bütün hayatı boyunca sürgün yaşayan Bediüzzaman Said-i Nursî, ömrünün son günlerini Urfa’daki İpek Palas Oteli’nde geçirmiş ve 23 Mart 1960 tarihinde burada vefat ettikten bir gün sonra Urfa’daki Dergah Camii’nin bahçesine defnedilmişti. 27 Mayıs darbesinden kısa bir süre sonra, 12 Temmuz 1960 tarihinde de darbeci komitenin isteği ve Bakanlar Kurulu kararıyla mezarı parçalanarak cesedi buradan götürülmüştü. Bediüzzaman’ın mezar yeri ile ilgili bugüne kadar çeşitli söylentiler olsa da devlet erkânı mezar yeri ile ilgili resmî bir adım atmış değil. Said Nursî’nin mezar yerinin bulunmasıyla ilgili süreci takip etmek üzere üç avukat görevlendiren Urfa Barosu, Balıklıgöl’de bu durumu protesto eden bir basın açıklamasında bulundu.  <em>“Savaşta bile düşman cesetlerini kaybetmek insanlık suçu sayılırken savaş hali olmayan bir zamanda ulusal ve uluslararası kamuoyunca tanınan birinin mezarını parçalayarak naaşını kaçırmak elbette ve kesin bir surette büyük bir insanlık suçudur. Zira bu menhus olayda merhum Said-î Nursî’nin mezar yeri bellidir; fakat naaşı eski dilde nebbaşlık diye tabir edilen mezar soygunculuğu yapılarak çalınmıştır”</em> açıklamasında bulunan baro, ‘Said Nursî’yi &#8216;hafızalardan silme çabasını&#8217; kınayarak &#8216;çalınan ve gasp edilen naaşın yerinin tespiti ile 24  Mart 1960 tarihinde defnedildiği mezarına iadesi&#8217; talebini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p>Baro adına görevlendirilen üç avukattan Nurullah Küçükoğlu, “1960 tarihli bir dosya numarası olması gereken bu işlemin 57 yıl gecikme ile gerçekleşmesinden üzüntü duyduklarını, bu süreci bütün yönleri ile takip edeceklerini” paylaşarak bu girişimden sonra birçok yerden hem destek hem de eleştiri aldıklarını aktardı. Şeyh Said ve Seyit Rıza gibi sembol isimler hakkında da benzer girişimlerin başlatılması gerektiği şeklinde beklentilerle karşılaştıklarını anlatan Küçükoğlu, bu üç sembol şahsiyetin mezar yerlerinin açığa çıkarılması sürecini takip etmek üzere üç baronun bir ortak komisyon kurması gerektiğini vurguladı.</p>
<figure id="attachment_17249" aria-describedby="caption-attachment-17249" style="width: 407px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-17249 size-full" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/ahmet-tüysüz-e1501411343331.jpg" alt="" width="407" height="315" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/ahmet-tüysüz-e1501411343331.jpg 407w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/ahmet-tüysüz-e1501411343331-320x248.jpg 320w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" /><figcaption id="caption-attachment-17249" class="wp-caption-text">Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz</figcaption></figure>
<p>Suç duyurusunu Sivil Sayfalar&#8217;a değerlendiren Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz de, baronun bu davanın takipçisi olmayı kamuoyu adına bir borç olarak gördüğünü belirterek, “Konunun kamuoyuna yansıması ile birlikte yoğun bir ilgiyle takip edilmesinin, kendi değerlerimize sahip çıkma ve toplumsal öz saygımızı koruma adına esasında bizler için ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlamış bulunmaktayız. Tıpkı Said Nursi gibi Seyit Rıza ve Şeyh Said’in naaşlarının gizlenmesi ile bu şahsiyetlerin toplum hafızasından silinmesi gibi beyhude bir çabaya işaret etmektedir. Geride kalanların inanç ve insanlığın gereği olarak mezarlarını ziyaret edememeleri elbette ki manevi bir eleme sebebiyet vermektedir” dedi.  Düşünce ve duruşları ile toplumda karşılık bulan şahsiyetlerin mezarlarının gizlenmesinin tam aksine toplumsal bir hassasiyete ve düşünce sahiplerine ilgiye dönüştüğünü belirten Tüysüz, “Somut taleplerimizle bir yandan geçmişle yüzleşme ve bir nebze de olsa toplumsal barışa katkı sunma diğer yandan da bir daha benzer olaylarla karşılaşılmaması konusunda bir direnç oluşturma gayesi taşımaktayız. Toplumsal hafızamızda yer eden benzer birçok olay yaşanmasına rağmen, Said Nursi’nin aziz hatırasına yönelik saldırı Urfa’da meydana geldiği için somut olarak bu olayla ilgilendik. Umuyor ve diliyoruz ki, bu iyi niyetli, barışçıl ve insani vazifemizde bir sonuç elde ederiz. Böylelikle gerek şehrimize gerek Türkiye’ye ve hatta tüm insanlığa fikirleriyle nüfuz etmiş bu mümtaz şahsiyete mezarı başında bir dua etme imkanı elde ederiz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Mezar yeri ile ilgili tartışmalar…</strong></p>
<p>Said Nursi’nin naaşının nerede olduğu tam bilinmezken, resmî belge ve tanıklıklar cesedin Isparta’ya defnedildiğini işaret ediyor. Belgelerle Bediüzzaman’ın &#8216;Kabir Olayı&#8217; kitabının yazarı Necmeddin Şahiner, naaşın Isparta’daki <a href="http://Vefatından 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından mezarı parçalanarak çıkarılan Said Nursî’nin naaşının bulunup yerine konulması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 57 yıl sonra suç duyurusunda bulunan Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz, “Bir yandan geçmişle yüzleşme ve bir nebze de olsa toplumsal barışa katkı sunma diğer yandan da bir daha benzer olaylarla karşılaşılmaması konusunda bir direnç oluşturma gayesi taşımaktayız” dedi. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımının olmadığına dikkate çeken Urfa Barosu, vefatından 111 gün sonra, 27 Mayıs darbecileri tarafından mezarı parçalanarak çıkarılan Said Nursî’nin naaşının bulunup yerine konulması ve sorumluların cezalandırılması talebiyle 57 yıl sonra suç duyurusunda bulundu. Bütün hayatı boyunca sürgün yaşayan Bediüzzaman Said-i Nursî, ömrünün son günlerini Urfa’daki İpek Palas Oteli’nde geçirmiş ve 23 Mart 1960 tarihinde burada vefat ettikten bir gün sonra Urfa’daki Dergah Camii’nin bahçesine defnedilmişti. 27 Mayıs darbesinden kısa bir süre sonra, 12 Temmuz 1960 tarihinde de darbeci komitenin isteği ve Bakanlar Kurulu kararıyla mezarı parçalanarak cesedi buradan götürülmüştü. Bediüzzaman’ın mezar yeri ile ilgili bugüne kadar çeşitli söylentiler olsa da devlet erkânı mezar yeri ile ilgili resmî bir adım atmış değil. Said Nursî’nin mezar yerinin bulunmasıyla ilgili süreci takip etmek üzere 3 avukat görevlendiren Urfa Barosu, Balıklıgöl’de bu durumu protesto eden bir basın açıklamasında bulundu. “Savaşta bile düşman cesetlerini kaybetmek insanlık suçu sayılırken savaş hali olmayan bir zamanda Ulusal ve Uluslararası Kamuoyunca tanınan birinin mezarını parçalayarak naaş’ını kaçırmak elbette ve kesin bir surette büyük bir insanlık suçudur. Zira bu menhus olayda merhum Said-î Nursî’nin mezar yeri bellidir; fakat naaş’ı eski dilde nebbaşlık diye tabir edilen mezar soygunculuğu yapılarak çalınmıştır.” açıklamasında bulunan Baro, ‘Said Nursî’yi hafızalardan silme’ çabasını kınayarak “çalınan ve gasp edilen naaşın yerinin tespiti ile 24 Mart 1960 tarihinde defnedildiği mezarına iadesi” talebini kamuoyuyla paylaştı. Baro adına görevlendirilen 3 avukattan Nurullah Küçükoğlu, “1960 tarihli bir dosya numarası olması gereken bu işlemin 57 yıl gecikme ile gerçekleşmesinden üzüntü duyduklarını, bu süreci bütün yönleri ile takip edeceklerini” paylaşarak bu girişimden sonra birçok yerden hem destek hem de eleştiri aldıklarını aktardı. Şeyh Said ve Seyit Rıza gibi sembol isimler hakkında da benzer girişimlerin başlatılması gerektiği şeklinde beklentilerle karşılaştıklarını anlatan Küçükoğlu, bu üç sembol şahsiyetin mezar yerlerinin açığa çıkarılması sürecini takip etmek üzere üç baronun bir ortak komisyon kurması gerektiğini vurguladı. Bu girişimle ilgili Sivil Sayfalar adına görüşlerine başvurduğumuz Urfa Barosu Başkanı Ahmet Tüysüz de, Baronun takipçisi olmayı kamuoyu adına bir borç olarak gördüğünü belirterek, “Konunun kamuoyuna yansıması ile birlikte yoğun bir ilgiyle takip edilmesinin, kendi değerlerimize sahip çıkma ve toplumsal öz saygımızı koruma adına esasında bizler için ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlamış bulunmaktayız. Tıpkı Said Nursi gibi Seyit Rıza ve Şeyh Said’in naaşlarının gizlenmesi ile bu şahsiyetlerin toplum hafızasından silinmesi gibi beyhude bir çabaya işaret etmektedir. Geride kalanların inanç ve insanlığın gereği olarak mezarlarını ziyaret edememeleri elbette ki manevi bir eleme sebebiyet vermektedir” dedi. Düşünce ve duruşları ile toplumda karşılık bulan şahsiyetlerin mezarlarının gizlenmesinin tam aksine toplumsal bir hassasiyete ve düşünce sahiplerine ilgiye dönüştüğünü belirten Tüysüz, “Somut taleplerimizle bir yandan geçmişle yüzleşme ve bir nebze de olsa toplumsal barışa katkı sunma diğer yandan da bir daha benzer olaylarla karşılaşılmaması konusunda bir direnç oluşturma gayesi taşımaktayız. Toplumsal hafızamızda yer eden benzer birçok olay yaşanmasına rağmen, Said Nursi’nin aziz hatırasına yönelik saldırı Urfa’da meydana geldiği için somut olarak bu olayla ilgilendik. Umuyor ve diliyoruz ki, bu iyi niyetli, barışçıl ve insani vazifemizde bir sonuç elde ederiz. Böylelikle gerek şehrimize gerek Türkiye’ye ve hatta tüm insanlığa fikirleriyle nüfuz etmiş bu mümtaz şahsiyete mezarı başında bir dua etme imkanı elde ederiz.” diye konuştu. Mezar yeri ile ilgili tartışmalar… Said Nursi’nin naşının nerede olduğu tam bilinmezken, resmî belge ve tanıklıklar cesedin Isparta’ya defnedildiğini işaret ediyor. Belgelerle Bediüzzaman’ın Kabir Olayı kitabının yazarı Necmeddin Şahiner, naaşın Isparta’daki Sav Mezarlığı’na defnedildiğini söylüyor (link). Öte yandan, Said Nursî’nin mezar yerinin kaybedilmesi ile ilgili onun takipçileri olan Nurcuların büyük kısmı, “mezar yerinin bilinmemesi gerektiği” şeklindeki vasiyetini kaynak göstererek mezar yerinin açığa çıkarılmasına karşı çıkarken yazar Abdullah Can, sözü ‘vasiyetin Bediüzzaman’ın el yazması olan herhangi bir eserinde yer almadığını ve sonradan, darbecilerin işini kolaylaştıracak şekilde uydurulduğunu’ iddia ediyor (link)." target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sav Mezarlığı</a>na defnedildiğini söylüyor.</p>
<p>Öte yandan, Said Nursî’nin mezar yerinin kaybedilmesi ile ilgili onun takipçileri olan Nurcuların büyük kısmı, “mezar yerinin bilinmemesi gerektiği” şeklindeki vasiyetini kaynak göstererek mezar yerinin açığa çıkarılmasına karşı çıkarken yazar Abdullah Can, sözü ‘vasiyetin Bediüzzaman’ın el yazması olan herhangi bir eserinde yer almadığını ve sonradan, darbecilerin işini kolaylaştıracak şekilde uydurulduğunu’<a href="http://www.ilkehaber.com/yazi/kayip-bir-ceset-ve-bir-vehhabilik-ornegi-16681.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> iddia</a> ediyor.</p>
<p>Kapak fotoğrafı risalehaber.com&#8217;dan alınmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/urfa-barosundan-said-nursinin-naasinin-kaybedilmesine-57-yil-sonra-suc-duyurusu/">Said Nursi’nin Naaşının Kaybedilmesine 57 Yıl Sonra Suç Duyurusu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
