<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uluslararası Kızılhaç Komitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/uluslararasi-kizilhac-komitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/uluslararasi-kizilhac-komitesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2020 07:42:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Uluslararası Kızılhaç Komitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/uluslararasi-kizilhac-komitesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Geçmişten Günümüze Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/30/gecmisten-gunumuze-uluslararasi-kizilhac-komitesi-icrc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talha Keskin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 2020 07:42:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılhaç]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kızılhaç Komitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58806</guid>

					<description><![CDATA[<p>Henry Dunant, “Solferino Hatıraları” kitabında sadece korkunç bir savaşı ve sonraki günlerde gerçekleştirilen gönüllü faaliyetleri betimlemekle kalmamıştı elbette. Şahit olduğu bu gereksiz acıların tekrarlanmaması için geleceğe ışık tutacak fikirler ve öneriler de ortaya koymuştu. İlk bakışta oldukça zahmetli görünen bu öneriler doğru anlaşıldığı takdirde hızlı bir şekilde hayata geçecekti. Bu bağlamda Dunant’ın kitabı hala güncelliğini korumaktadır ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin bugünkü misyonunu doğru anlayabilmek için dikkatle okunmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/30/gecmisten-gunumuze-uluslararasi-kizilhac-komitesi-icrc/">Geçmişten Günümüze Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dunant’ın gelecek için önerileri iki yönlüydü: Bir taraftan bütün ülkelerde savaş zamanlarında yaralananlara yardımcı olmak amacıyla gönüllü komitelerinin kurulması; diğer yandan da bu yardım komitelerini güvence altına alacak uluslararası prensiplerin belirlenmesi ve sözleşmelerin yapılması.</span></p>
<p><b>İlk Konferans</b></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-58812 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/ilk-konferans.jpg" alt="kızılhaç ilk konferans" width="618" height="352" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Solferino Savaşı’nın ve kitabın yayınlanmasından 4 yıl sonra, General Dufour, Gustave Moynier, Theodore Maunoir, Louis Appia ve Henry Dunant Cenevre’de 16 ülkenin temsilci gönderdiği bir konferans düzenledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konferansta şu öneriler öne çıktı:</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Her ülkede ulusal gönüllü komitelerin kurulması</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu komitelere hükümetler tarafından koruma ve destek sağlanması</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Savaş zamanlarında sahra hastanelerinin ve sağlık merkezlerinin tarafsız ilan edilmesi</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yaralanan askerlerin, gönüllü ekiplerin ve ordu mensubu sağlık çalışanlarının benzer bir koruma altına alınması</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Koruma altında olacak kişi ve mekanların fark edilmesi için ortak bir amblem belirlenmesi</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">1864 yılında Federal Konsey, 16 ülkeden tam yetkili temsilcilerin katılımıyla Cenevre’de diplomatik bir konferans organize etti. Bu konferansta ‘Savaş Meydanlarında Yaralananların Durumlarının İyileştirilmesi için Cenevre Sözleşmesi’ ortaya çıktı. Bu sözleşme 22 Ağustos’ta imzalandı ve aynı yıl içerisinde konferansa taraf olan bütün devletler tarafından hızla kabul edildi. Sözleşme, 1863 konferansındaki önerileri ve daha önce ortaya atılan ‘yaralı ve hasta askerlerin uyruğuna bakılmaksızın tedavi edilmesi ve bakıma alınması’ prensibini resmileştirdi. Konferansa ev sahipliği yapan İsviçre’ye bir saygı göstergesi olarak İsviçre bayrağının renklerinin yerlerinin değiştirilmiş hali sağlık tesislerinin ve personellerinin korunması ve ayırt edilmesinde kullanılacak sembol olarak belirlendi. (İsviçre Bayrağı “A”, ICRC Bayrağı “B” ) </span></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-58813 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/bayrak.jpg" alt="isviçre bayrağı" width="333" height="179" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1863 konferansı ve Cenevre Sözleşmesi kararlarından hareketle ‘Uluslararası Kızılhaç Örgütü’ isminde, insani bir organizasyon aşamalı olarak hayat buldu. Bu organizasyon Cenevre Sözleşmeleri&#8217;nin esasını oluşturan ve evrensel olarak kabul edilmiş ‘savaş mağdurlarının korunmasına ilişkin’ kuralların ete kemiğe bürünmüş haliydi. Bir başka deyişle artık Cenevre Sözleşmeleriyle kurulmuş, en önemli iki misyonu ‘insani yardım’ ve ‘yasal koruma’ olan uluslararası bir organizasyon vardı. Bu iki misyon birbirini tamamlıyor ve savaşlar nedeniyle en kötü şartlara maruz kalmış insanlara koruma, konfor ve teselli vaat ediyordu.</span></p>
<p><b>Uluslararası Kızılhaç Komitesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-58814 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/komite.jpg" alt="kızılhaç komitesi" width="378" height="269" />Cenevre Sözleşmesi henüz imzalanmadan önce, &#8216;Beşli Komite’ İsviçreli karakterlerinin de etkisiyle “Yaralı Askerlere Yardım İçin Uluslararası Devamlı Komite’ ismiyle çalışmalara başlamışlardı bile. Beşli Komite, her ülkede Kızıl Haç Topluluklarının kurulmasını teşvik ediyor, ulusal toplulukların çalışmalarını destekliyor ve savaş zamanlarında mağdurlara ve yaralılara gereken insani yardımın ulaştığından emin olmak için tarafsız bir arabulucu ve gözlemci rolünü üstleniyordu. Nihai olarak bu komite ‘Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ (ICRC) halini aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki dünya savaşı boyunca ICRC’nin temel endişesi savaş esirlerinin kötü durumuydu: ICRC delegeleri savaş esirlerinin tutulduğu kampları ziyaret etti ve Cenevre’de kurulan merkezi haber alma teşkilatı milyonlarca mektubu savaş esirleri ve ailelerine ulaştırdı. İkinci Dünya Savaşı sırasında ICRC misyonunu savaş mağduru sivilleri de kapsayacak şekilde genişletti, özellikle işgal altındaki bölgelerde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birinci dünya savaşından bu yana ICRC, Cenevre Sözleşmeleri’nin olabildiğince eksiksiz ve kapsayıcı olması için çok çaba harcadı. 1929 ve 1949 yıllarında kabul edilmiş olan sözleşmelerin güncellenmiş halleri çoğunlukla komitenin eseriydi.</span></p>
<p><b>Ulusal Toplulukların Gelişimi</b><b><br />
</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-58815 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/topluluk.jpg" alt="kızılhaç toplulukları" width="329" height="231" />1863 ve 1864 yılları boyunca çok sayıda ülkede Ulusal Kızılhaç Toplulukları kuruldu. Devam eden çatışmalarla birlikte sonraki dönemlerde de ulusal toplulukların sayısı artmaya devam etti. Hareketin Avrupa sınırlarının dışına taşması çok sürmedi. Kızılhaç’ın yanı sıra pek çok ülkede Kızılay, Kızıl Aslan ve Kızıl Güneş toplulukları kuruldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzde Ulusal Toplulukların çalışmaları Henry Dunant’ın ve 1863 Konferansı’nın belirlemiş olduğu alanların çok daha ötesindedir. Yaralı ve hasta askerlere sağlık yardımı olarak başlayan bu süreç bugün bütün savaş mağdurlarını, savaş esirlerini, yaralıları, hastaları, göz altındakileri, sürgün edilenleri, tahliye edilenleri, mültecileri, evsizleri ve işgal altında yaşayan kişileri kapsayacak şekilde kendini güncellemiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılhaç Toplulukları’nın savaş zamanlarındaki faaliyet alanlarının genişlemesi zamanla barış zamanlarındaki çalışmaları da etkiledi. Çatışma zamanlarında aktif olan gönüllüler barış zamanlarında pasif kalmak istemediler. Doğru olan ve yapılması gereken şey bu gönüllülerin barış zamanlarında günlük insani yardım çalışmalarına destek olmasıydı. Bu yaklaşım doğrultusunda Ulusal Toplulukların barış zamanlarında hastalar, yaşlılar, engelliler, yaralılar, gençler ve afetzedeler için kendi ülkelerinde ve yurt dışında insani yardım çalışmaları şekillendi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1919 sonrasında Ulusal Kızılhaç Toplulukları, küresel bir federasyon çatısı altında, ‘Kızılhaç Toplulukları Ligi’ ismiyle bir araya gelmeye başladı. Kızılhaç Toplulukları Ligi, ulusal toplulukların birbiriyle olan etkileşimini arttırmak, topluluklar arası tecrübe paylaşımını sağlamak, yeni ulusal toplulukların kurulmasını teşvik etmek ve yeni kurulmuş topluluklara destek olmak, doğal afetlere müdahalelerde koordinasyon ve işbirliğini arttırmak amaçlarını taşımaktaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılhaç Toplulukları Ligi kurulmuş olmakla birlikte Uluslararası Kızılhaç Komitesi bağımsızlığı ve tarafsızlığı garanti edebilmek için yalnızca İsviçre vatandaşlarının üye olabileceği bir yapı olarak çalışmalarına devam etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1928 yılında ‘Uluslararası Kızılhaç Komitesi’, ‘Kızılhaç Toplulukları Ligi’ ve Ulusal Kızılhaç Toplulukları’nın bir araya gelmesiyle ‘Uluslararası Kızılhaç’ ismiyle şemsiye bir organizasyon kuruldu. Bu yeni organizasyonun amacı üyeleri arasındaki iletişimi ve etkileşimi arttırmaktı. Ayrıca Ulusal Topluluklar’ın, Komite’nin, Lig’in ve Cenevre Sözleşmeleri&#8217;ne taraf olan devletlerin temsilcilerinin bir araya geleceği ‘Uluslararası Konferanslar’ organize etmekti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1949 yılında İsviçre hükumeti tarafından Cenevre Sözleşmeleri’nin kapsamlı revizyonlara uğradığı bir ‘Diplomatik Konferans’ organize edildi. Bu revizyonlar çatışma zamanlarında sivillerin, sivil hastanelerin, hasta ve yaralı nakil araçlarının korunmasına; gerekli zamanlarda güvenli bölgeler oluşturulmasına; çatışma bölgesindeki yabancı kişilerin yasal statüsünün belirlenmesine, göz altındaki sivillerin koşullarına ve işgal altındaki bölgelerdeki sivillerin durumuna ilişkindi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1949’daki en önemli revizyonlardan birisi Cenevre Sözleşmeleri&#8217;ne taraf olan devletlerin bu kurallara resmî olarak savaş ilan edilmemiş olsa bile uyması gerektiğiyle ilgiliydi. Ek olarak kuralların  uluslararası olmayan iç veya sivil savaşlarda da geçerli olması için düzenlemeler yapıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1949 Cenevre Sözleşmeleri’ne 1977 yılındaki ‘Silahlı Çatışmalarda Uygulanabilir Uluslararası İnsancıl Hukuk’un Geliştirilmesi ve Yeniden Teyit Edilmesi’ konulu Diplomatik Konferans‘ta 2 ‘Ek Protokol’ ile katkı sağlandı. Protokol I uluslararası silahlı çatışmalarla ilgiliyken, Protokol II uluslararası olmayan silahlı çatışmalar üzerineydi. Ek protokoller 1977 yılından bu yana Cenevre Sözleşmeleri’ne taraf olan devletlerin ulaşımına, imzasına ve kabulüne açıktır.</span></p>
<p><b>Günümüzde Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC)</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-58816 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/kizilhac.jpg" alt="günümüzde kızılhaç" width="627" height="354" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ICRC günümüzde Cenevre merkezli olarak çalışmalarını sürdüren bir uluslararası insani yardım kuruluşudur. 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 &amp; 2005 Ek Protokolleri ICRC’ye uluslararası ve iç çatışmalarda savaş esirlerini, yaralıları, mültecileri, sivilleri ve diğer savaşçı olmayanları koruma görevi vermektedir. ICRC, insancıl hukukun ve evrensel insani prensiplerin korunup güçlendirilmesi için büyük bir çaba harcar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Uluslararası Kızılhaçlar ve Kızılaylar Federasyonu (IFRC) ve 192 Ulusal Topluluk ile birlikte Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi’nin (RCRC) bir parçasıdır. Birbirine isim olarak çok benzeyen bu üç farklı yapı birbiriyle karıştırılmamalıdır. ICRC, hareketin silahlı çatışmalarda yürüttüğü insani yardım ve koruma çalışmalarını yönlendirir ve koordine eder.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyadaki en eski ve en saygın insani yardım organizasyonlarından birisi olan ICRC 1917, 1944 ve 1963 yıllarında 3 kez Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştür.</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">&lt;&lt; Bu yazıdaki bilgiler ICRC’nin basmış olduğu ‘A Memory of Solferino’ ve ‘International Review of the Red Cross, Humanitarian Debate: Law, Policy &amp; Action’ kitaplarından derlenmiştir. &gt;&gt;</span></i></p>
<p>Serinin diğer yazılarına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/talha-keskin/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/30/gecmisten-gunumuze-uluslararasi-kizilhac-komitesi-icrc/">Geçmişten Günümüze Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komitesi’nin Doğuşu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/17/solferino-savasi-hatiralari-kizilhac-komitesinin-dogusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Talha Keskin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2020 08:58:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Battle of Solferino]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Dunant]]></category>
		<category><![CDATA[Solferino Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kızılhaç Komitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jean Henry Dunant’ı Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ni kurmaya iten fikrin arka planında Solferino Savaşı'ndaki tanıklıklar yer alıyor...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/17/solferino-savasi-hatiralari-kizilhac-komitesinin-dogusu/">Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komitesi’nin Doğuşu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Jean Henry Dunant’ı Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ni kurmaya itecek fikrin zihninde nasıl oluştuğunu anlayabilmek için 24 Haziran 1859 Cuma gününe gitmemiz gerekiyor. O gün Dunant kendisinin ve insanlığın gidişatını etkileyecek tarihi bir savaşa tanıklık etti. Fransızlar ve Sardinyalıların Avusturyalılara karşı verdiği bu mücadele tarihe Solferino Savaşı olarak geçti. Savaşın en kanlı muharebelerinin gerçekleştiği gün Dunant bir iş gezisi için savaş meydanına çok yakın bir mesafede olan Castigliano kasabasındaydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56909" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/a_memory_of_solferino.jpg" alt="Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komistesi’nin Doğuşu" width="233" height="360" />Dunant’ın da kitabında özellikle belirttiği gibi Solferino Hatıraları (Un Souvenir de Solferino) savaşın stratejik gidişatından çok askerlerin maruz kaldığı şiddete ve çatışma sonrasında yaralı askerlerin çektiği acılara odaklanmaktadır. Bu yazıda Dunant’ın Solferino Hatıraları kitabından yaralı askerlerin acılarına, onlara yardım etmeye çalışan gönüllülerin durumuna ve her ülkede savaş meydanlarında yaralı askerlere yardım edecek gönüllü toplulukların kurulması fikrine giden düşüncelere tanıklık edeceğiz.</p>
<h4>Solferino Savaşı</h4>
<p>Dunant Solferino savaşına anlatmaya kısaca şöyle başlar:</p>
<p>“24 Haziran 1859’da Solferino savaşında 2 ordunun 300 binden fazla askeri karşı karşıya geldi. Herkes Solferino savaşı hakkında bir şeyler duymuş veya okumuştur. Avrupa ülkelerinde sonuçları hala hissedilen bu savaş hakkında herkesin hatırası çok canlı.”</p>
<p>Dunant savaştaki kendi rolünü ise şöyle açıklar:</p>
<p>“Ben bu çatışmada hiçbir payı olmayan bir turisttim ancak sıra dışı koşullar altında olan biten her şeye tanıklık etme ayrıcalığına sahip oldum. Gözlemlerimi aktarmaya kararlıyım.”</p>
<p>Kitabın giriş kısımlarında Dunant, savaşın askerler üzerindeki yıkıcı etkisine, ölenlere, yaralananlara, esir düşenlere, vurulanlara, attan düşenlere, kılıçla kesilenlere, süngü saplananlara, tüfekle, tabancayla vurulanlara, top atışlarıyla parçalananlara değiniyor:</p>
<figure id="attachment_56913" aria-describedby="caption-attachment-56913" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-56913" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/battle_of_solferino-640x480.jpg" alt="Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komistesi’nin Doğuşu" width="360" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/battle_of_solferino-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/battle_of_solferino-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/battle_of_solferino.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-56913" class="wp-caption-text">© Carlo Bossoli &#8211; Battle of Solferino (1859)</figcaption></figure>
<p>“Savaşın gidişatı öylesine kızgındı ki mermiler tükendiğinde, tüfekler bozulduğunda insanlar taşlarla ve yumruklarla savaşmaya devam ettiler. Askerler önlerine çıkan herkesi öldürdüler. Yaralı düşman askerlerinin başlarına dipçiklerle vurarak işlerini bitirdiler. Keskin nişancılar üstlerinin her türlü uyarısına rağmen yaralı düşman askerlerinin üzerine kurşun yağdırdılar.”</p>
<p>20 yaşındaki gençlerin savaş meydanında acımasız katillere dönüşmesi de savaşın kaçınılmaz sonuçlarından birisiydi.</p>
<p>“Savaş meydanında devam eden kavganın ortasında 20 yaşlarında biraz evvel katile dönüşmüş farklı milletlerden gençlerin küfürleri ve yeminleri duyuluyordu.”</p>
<p>Dunant savaşı bütün gerçekliği ve çıplaklığıyla aktarırken sadece kötü örneklerle karşılaşmamıştı elbette. Bütün bu vahşetin ortasında dahi insanlık namına şahit olduğu şeyler vardı.</p>
<p>“Top atışıyla bir çavuşun sol kolu kırılmış yarasından kanlar fışkırıyordu. Askerlerinden birisinin bu çavuşa nişan aldığını gören üstü bir emriyle atışı durdurdu ve bu yaralı çavuşun yanına giderek kolunu sardı. Daha sonra çavuşun güvenli bir yere taşınmasını emretti.”</p>
<p>Kumanyaları ve mataraları dağıtmakla görevli kadınlar da savaştan paylarına düşeni en az askerler kadar alıyordu. Yaralı askerlere sürünerek su ve yiyecek taşımaya çalışırken pek çoğu yaralanıyor veya ölüyordu.</p>
<p>&#8220;Kan kaybından dolayı yere yığılmış bir subayın yanından dört nala koşan bir at geçti. Atlar, üzerlerine binen insanlardan daha merhametliydi. Bu öfkeli ve tutkulu savaş meydanında koşarken dahi yerlere serilmiş yaralıların üzerine basmamak için adımlarını çok dikkatli atıyorlardı.”</p>
<h4><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-56914" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/wounded_solferino_soldiers-1-640x852.jpg" alt="Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komistesi’nin Doğuşu" width="270" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/wounded_solferino_soldiers-1-640x852.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/wounded_solferino_soldiers-1-1024x1363.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/wounded_solferino_soldiers-1.jpg 1127w" sizes="auto, (max-width: 270px) 100vw, 270px" />Yaralı Askerlerin Durumu</h4>
<p>Yaralanan askerlerin çoğu kendilerine bir yardım gelmeyeceğinden emin oldukları için kanlarının son damlasına kadar savaşmaya devam ediyordu.<br />
On binlerce insanın hayatına mal olan savaşın ilk aşaması sona erdiğinde ağır bilanço ortaya çıkmaya başladı. Yaralı askerler savaş meydanından toplanmaya ve çevre köylere dağıtılmaya başlandı.</p>
<p>“Villafranca köyüne ulaşan ilk partide hafif yaralılar vardı. Onlardan sonra durumu biraz daha kötü olanlar geldi. Gece boyunca vagonlar yaralıları köye taşımaya devam etti. Doktorlar askerlerin yaralarını üstün körü sarıp bir miktar yiyecek verdikten sonra onları trafiğin baş edilemez bir hal aldığı Verona’ya gönderdi. Ordu geri çekilirken yaralılarını toplamak için elinden geleni yapmış olsa da kendi kanları içinde yatmaya devam eden ve ölümü beklemekten başka çaresi olmayan nice talihsiz asker kalmıştı savaş meydanında.”</p>
<p>Yüksek bir yere çekilmiş siyah bayrak ilk yardım çadırlarının, sahra hastanelerinin veya ambulansların yerini işaret ederdi. Kimsenin bu yöne ateş etmemesi savaşın yazılı olmayan kurallarındandı. Her türlü önleme rağmen zaman zaman hastanelere düşen top mermileri hem doktorları ve hemşireleri hem de yaralı askerleri etkilerdi. Ayakta durabilecek kadar gücü olanlar bu hastanelere kendisi gelir ancak çoğu zaman kan kaybından ötürü bayılan askerlerin buraya sedyelerle taşınması gerekirdi.</p>
<p>Yaralı askerleri bekleyen en kötü akıbetlerden birisi de gecenin çökmesiydi. Yerlere serilmiş binlerce aç, susuz, yaralı ve ölmek üzere olan askerlerin iniltisi birbirine karışıyordu. Tek umutları sabahın bir an önce gelmesi ve gün ışığında bulunma ihtimallerinin artmasıydı.</p>
<p>Yaralandıktan uzun bir zaman sonra bulunan askerlerin çoğu kendinde olmuyordu. Kendilerine söyleneni anlamaları veya cevap vermeleri mümkün değildi ancak bu durum acı çekmelerini önlemiyordu. Bir de o kadar talihsiz olanları vardı ki sadece yaralanmamakla kalmamış; savaşın hararetli anlarında farketmeksizin üzerlerinden geçen top arabalarının tekerlekleri altında kol ve bacak kemikleri paramparça olmuştu.</p>
<p>Çatışmaların ardından savaş meydanında başıboş gezen asil bir at bulundu. Eğerinde önemli bir prense ait olduğunu belli eden mektuplar ve semboller vardı. Sahibini bulmak için arayış başladı ve Prens Isenburg ölü bedenlerin arasında kendinden geçmiş bir şekilde bulundu. Daha bir kaç saat evvel savaştığı düşman ordusunun cerrahları tarafından tedavi edildi ve kendisinden bir kaç haftadır ümidi kesmiş ailesine dönebildi.</p>
<p>Savaş sonrasında yaralılar kadar ölenler de ilgi istiyordu. Ölenlerin kimliklerinin tespit edilmesi, şahsi eşyalarının ve mektuplarının ailesine gönderilmesi ve bedenlerinin gömülmesi gerekiyordu. Bu işler bile Solferino savaşının ardından haftalarca sürecekti.</p>
<p>“Savaşın galibi Fransız askerleri öfkeyle bilendikleri Hırvatlardan intikam almak istediler. Çünkü Hırvatlar savaş meydanında karşılarına çıkan yaralılara dahi acımamışlardı. Ne varki Fransızların esir aldığı kişilerin çoğu Macarlardı ve üniformaları Hırvat askerlerine çok benziyordu. Bu durumu Fransız askerlerine anlatabilmek için çok uğraştım ve nihayet başarıldı olabildim. Fransızların esir aldığı Macaristan askerleri en azından Hırvatlara göre savaş meydanında daha insaflıydılar.”</p>
<p>Savaşın ardından günler hızla geçiyor ancak yaralıları çevre köy ve kasabalara taşıyan vagonların sayısı azalmak yerine artıyordu. Castiglione’daki askerler, köylüler ve yerel yetkililer yaralılarla ilgilenme noktasında kesinlikle sayıca yetersizdi. Hazırda yiyecek ve su vardı ama askerler açlık ve susuzluktan ölüyordu; çokça sargı bezi vardı ama yaraları saracak yeteri sayıda el yoktu.</p>
<p>İyileştirilemeyen yaraların akıbeti belliydi. Kanayan yaraların etrafında çoktan sinekler uçmaya başlamıştı. Yüzleri kapkara acı içerisinde kıvranan askerlerin etlerinde artık ayırılması mümkün olmayan kurtlar peyda olmuştu. Kurtların kendi etleriyle beslendiği askerler acıdan titriyorlar ve kendilerini kaybediyorlardı. Pek çoğu hemşirelere veya sağlıklı olan asker arkadaşlarına kendilerini bu acıdan kurtarmaları ve hayatlarına son vermeleri için yalvarıyordu.</p>
<figure id="attachment_56911" aria-describedby="caption-attachment-56911" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-56911" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/solferino_wounded.jpg" alt="Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komistesi’nin Doğuşu" width="360" height="231" /><figcaption id="caption-attachment-56911" class="wp-caption-text">İmparator III. Napoleon Solferino Savaşı’ndan sonra yaralıları ziyaret ediyor. 24 Haziran 1859 / Bibliotheque Nationale, Paris, France / Archives Charmet / The Bridgeman Art Library.</figcaption></figure>
<h4>İlk Gönüllü Topluluğun Kurulması</h4>
<p>Hemen hemen her evin bir kliniğe dönmüş ve her hanenin belli sayıda yaralı askerle ilgileniyor olmasına rağmen Dunant çabaları sonucu elleri boşta olan kadınlardan gönüllü bir topluluğu bir araya getirmeyi başardı. Yaralılarla ilgilenecek olan bu kadınlar elbette bir tedavi uygulamayacak veya bir ameliyat yapmayacaklardı ama yapabilecekleri çok basit ve elzem şeyler vardı. Açlık ve susuzluktan kıvrananlara yiyecek, içecek vermeleri ve sargı bezlerini değiştirerek pansuman yapmaları bile yaralı askerler için dünyalar demekti. Mahallenin çocukları en yakın su kuyularıyla hastaneler arasında mekik dokuyordu. <em>(İnsani yardımda organizasyon ve planlamanın önemi)</em></p>
<p>Dunant, mahalle mahalle gezerek bölgede yaşayan kadınlardan gönüllü sayısını arttırmaya çalışıyordu. Bu sırada yurt dışından gelen meraklı kimseler de bu gönüllü topluluğun bir parçası oldu: İngiliz bir turist, emekli bir deniz subayı, İtalyan bir papaz, Fransız bir gazeteci. <em>(Farklı milletlerden herkesin uzmanlık alanına göre gönüllülük esasıyla katkı sunması)</em></p>
<p>Gönüllüler askerlere su ve yiyecek veriyor, pansuman yapıyor ve ölmek üzere olanların ailelerine veda mektupları yazıyordu. Her ne kadar bu işleri canı gönülden yapsalar da hayatlarında hiç karşılaşmadıkları ve eğitimini almadıkları bu korkunç manzara karşısında hiçbiri fazla dayanamadı. Kimisi baygınlık geçirirken kimisi gözyaşlarına boğuluyordu sık sık. <em>(Sahada karşılaşılabilecek durumlara önceden hazır olunması ve her koşulda müdahale edebilecek profesyonel ekiplerin önemi)</em></p>
<p>Nihayet esir doktor ve sağlık çalışanlarının da hem dost hem düşman askerlerini tedavi etmesine izin verildi. Avusturyalı ve Alman doktorlar hem Fransız hem de Avusturyalı askerleri tedavi etmeye başladı. <em>(Bağımsız ve tarafsız müdahalenin önemi)</em></p>
<p>“Ölmeme izin vermeyin” diye feryat eden askerlere çok rastlanıyordu ama savaş meydanında yaralanmış emekli bir cerrahın sözleri Dunant’ı en çok sarsan şeylerden birisi oldu: “Eğer benimle daha önce ilgilenilmiş olsaydı yaşayabilirdim, şimdiyse akşama ölmüş olacağım”. Emekli cerrah akşama vefat etmişti. <em>(Erken müdahalenin önemi)</em></p>
<p>40 bin nüfuslu Brescia şehri 30 bin yaralı ve hasta askere ev sahipliği yapıyordu. Çevreden her türlü çabaya rağmen ancak bulunabilen 140 doktor gece, gündüz, canla başla çalışıyordu. Yine de bir yardım göremeden bekleyen yaralıların sayısı binlerceydi. Doktorlara yardımcı olması için tıp öğrencileri ve stajyerler görevlendirildi. Yiyecek, içecek, ilaç, sargı bezi ve battaniye bağışlarıyla ilgilenecek özel bir komite kuruldu. Bu malzemelerin depolanması ve sevkiyatı için de farklı bir komite oluşturuldu. <em>(Lojistik planlamanın ve operasyonların önemi)</em></p>
<p>Yaraları kangren olmaya yüz tutmuş askerlerin uzuvlarının kesilmesinden başka bir çare yoktu. Ya el veya kollarını kaybedecekler ya da kangren yüzünden acılı bir ölümü bekleyeceklerdi. Fransız ordusunun doktorları kendi askerlerinin ampütasyon ameliyatlarında bile çok zorlanırken, düşman doktorları tarafından uzuvları kesilecek olan Avusturyalı askerlerin neler hissettiğini tahmin etmek imkansızdı. Kurbanlık bir koyun gibi düşman saflarındaki doktorların bıçakları altına gönüllü olarak yatmaları gerekiyordu, aralarında tek bir kelime dahi konuşma geçmeden.<em> (İnsani yardım organizasyonlarında yerel dili bilmenin, yerelleşmenin ve tercümenin önemi)</em></p>
<p>Dunant, arkadaşları ve gönüllüler yaralı askerlere yardım etmeye çalışırken başlarda bir engelle karşılaşmamışlardı ancak çevredeki bütün köy ve kasabalar yaptıkları önemli faaliyetlerden haberdar değildi. Bazı hastanelere girmelerine izin verilmediyse de bu durum çok uzun sürmedi. Çeşitli generallerden ve yerel yöneticilerden alınan referans mektupları civardaki bütün hastanelerin kapılarını onlara açtı. <em>(İnsani yardımı ihtiyaç olan yere ulaştırabilmek için verilmesi gereken çabanın önemi)</em></p>
<p><em>(Parantez içerisinde yazılı olan çıkarımlar Dunant’ın hatıralarından hareketle bir insani yardım çalışanı olarak benim tarafımdan yapılmıştır. Yorum ve tartışmaya açıktır.)</em></p>
<h4>Savaşın Sonucu</h4>
<p>24 Haziran 1859’da Solferino savaşında Fransız, İtalyan ve Avusturya ordularından toplam kırk binden fazla asker hayatını kaybetti. Sonraki iki ayda ise bu sayıya 40 bin kişi daha eklendi. Sadece 2 ay içerisinde savaş meydanlarında, hastanelerde veya taşındıkları ambulanslarda ateşten, açlıktan, susuzluktan, kan kaybından veya yaralarının mikrop kapmasından dolayı 40 binden fazla asker daha hayata gözlerini yumdu. Tarafsız ve bağımsız bir gözle bakıldığında bu savaşın bir galibi yoktu ve sonuç Avrupa için felaketten farksızdı.</p>
<p>Savaştan sonra yaralılarla ilgilenmeye çalışırken Dunant’ın aklında bir fikir çalkalanmaya başladı: Her ülkede savaş sırasında ve sonrasında yaralılarla ilgilenecek tarafsız, bağımsız, eğitimli ve gönüllü ekiplerin kurulması. Bu sayede çok sayıdaki yaralılarla ilgilenebilecek ekipler hazır olacak ve yaralı askerlerin boş yere çektiği acıların önüne geçilmiş olacaktı.</p>
<p>Solferino savaşında yaralanan askerlere yardım sadece Fransızlardan veya İtalyanlardan gelenlerle sınırlı kalmadı. Cenevre ve Paris başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok şehrinden gıda, ilaç, sargı bezi, çadır, gönüllüler ulaşmaya başladı. Yardımların bölgesel ve uluslararası bir şekil alması da böyle oldu.</p>
<p>Tedavinin ardından iyileşebilecek kadar şanslı olan askerleri ise bir başka zorluk bekliyordu. Şehirlerine, ailelerinin yanına ik üç hafta önce savaşa geldikleri gibi dönmüyorlardı. Bir bacağı, bir kolu, bir gözü, bir eli eksik olmayan yok gibiydi. Hayatta kalmayı başaran her asker adete bir organını geride bırakarak dönüyordu. Bu askerler artık çalışamayacak, silah tutamayacak veya ailelerinin geçimini sağlayamayacaktı. Savaş sonrasında sayıları on binleri bulan bu askerlerin geçinebilmesi için yardımlara muhtaç kalacakları muhakkaktı.</p>
<figure id="attachment_56915" aria-describedby="caption-attachment-56915" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-56915" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/icrc_1878.jpg" alt="Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komistesi’nin Doğuşu" width="360" height="240" /><figcaption id="caption-attachment-56915" class="wp-caption-text">© ICRC, Türk &#8211; Sırp Savaşı (1878)</figcaption></figure>
<h4>Uluslararası Kızılhaç Komitesi Fikrinin Doğuşu</h4>
<p>Henry Dunant savaşta karşılaştığı sahneleri tafsilatlı bir şekilde anlattıktan sonra kendi ağzından okuyucuya böyle seslenmiş ve fikrini ortaya koymuştur:</p>
<p>“Bazı okuyucular savaş sırasında yaşanan bu dehşetli olayları neden bütün detaylarıyla ve çıplaklığıyla aktardığımı sorgulayabilir. İnsanı yıkıntıya uğratabilecek bu kasvetli detayların üzerinde bu kadar durmamın abartı olduğunu düşünebilir. Bu doğal bir sorgulamadır. Belki bir başka soruyla bunu cevaplayabilirim:</p>
<p>Barış zamanlarında eğitilecek ve örgütlenecek şefkatli gönüllüler vasıtasıyla, savaş zamanlarında yaralanan askerlerin çektiği gereksiz acıların önüne geçmek mümkün olmaz mıydı?</p>
<p>Barışı sağlamaya yönelik geçmiş girişimlerin başarısız olduğunu gördük. Büyük bir filozofun dediği gibi: “İnsanlar birbirlerinden nefret etmeksizin birbirlerini öldürebilecek duruma gelerek karşılıklı yok oluşun zirvesine ulaştı. Bazı insanların açıkça savunduğu gibi ‘savaş kutsaldı’.</p>
<p>Her gün yeni ve korkunç yok etme metotları geliştiriliyor, bu silahları geliştirilen insanlar Avrupa ülkelerinde takdirle alkışlanıyor, devletler arasındaki çıkar çatışmaları yeni savaşların gelişini işaret ediyor.</p>
<p>Bu şartlar altında, göreceli olarak sakin olan barış zamanlarını neden fırsat bilip çalışmayalım? Bütün dünyayı ilgilendiren bu önemli sorun üzerinde çözüm yolları düşünmeyelim? Bu çalışma hem insani hem dini açıdan üzerimize düşen bir görevdir.</p>
<p>Eminim ki insanlar bu fikri büyük bir ilgiyle benimseyecekler, benden daha yetenekli insanlar bunun üzerinde konuşacaklar ve yazacaklar. Ancak ilk yapılması gereken şey bu önemli fikrin bütün Avrupa topraklarına yayıldığından emin olmaktır, toplumun bütün tabakaları tarafından sahiplenilmesidir.</p>
<p>Bu tarz topluluklar oluşturulduğunda ve devamlı var olacakları garanti altına alındığında barış zamanlarında doğal olarak pasif kalacaklardır. Ancak her zaman için savaşa hazır ve organize olmalılardır. Sadece kuruldukları ülkelerde hizmet vermekle kalmayıp savaş zamanlarında ulaşabilecekleri her yere hizmet verebileceklerdir.</p>
<p>Bu toplulukların kurulacağı her ülkede hayırseverler hem maddi hem de manevi olarak desteklerini esirgememelilerdir. Kurulacak komiteler gönüllülerin eğitiminden, gerekli yardım malzemelerinin toplanmasından ve depolanmasından, bağış yapacak insanlarla görüşülmesine kadar çeşitli vazifeleri üstlenmelidir.”</p>
<p>İlk yazımda Kızılhaç Komitesi’nin fikir babası <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/27/kizilhac-komitesinin-fikir-babasi-henry-dunant-kimdir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Henry Dunant’ın hayatını</a> anlatmıştım. Bu yazıda da Dunant’ın Solferino Savaşı’nda nelere tanıklık ettiğini ve savaş zamanlarında yaralılarla ilgilenecek uluslararası tarafsız ve bağımsız bir organizasyonun kurulması sürecindeki olaylar silsilesini anlamaya çalıştık. Bir sonraki yazıda Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) kuruluş sürecini ve 150 yıllık tarihinde yaşanan önemli gelişmeleri anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/17/solferino-savasi-hatiralari-kizilhac-komitesinin-dogusu/">Solferino Savaşı Hatıraları: Kızılhaç Komitesi’nin Doğuşu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya İnsani Eylem Forum’u Krizler Sebebiyle Tehdit Altındaki İnsanlık Onurunu Hatırlattı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/dunya-insani-eylem-forumu-krizler-sebebiyle-tehdit-altindaki-insanlik-onurunu-hatirlatti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Oct 2019 08:51:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsani Eylem Forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Elhadj As Sy]]></category>
		<category><![CDATA[Hany El Banna]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insani yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Kınık]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel İnsani Yardım Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Shahin Ashraf]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kızılay]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kızılhaç Komitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya İnsani Eylem Forumu’nun (World Humanitarian Action Forum) 2.si "İnsanlıkta Onur" temasıyla 15-16 Ekim 2019 tarihlerinde İstanbul’da yapıldı. İnsani yardımın insan onuruna yaraşır şekilde yapılması ve bu anlayışın yaygınlaştırılması gereğine dair güçlü bir çağrı niteliği taşıyan Dünya İnsani Eylem Forumu, insani yardım konusunda faaliyet gösteren pek çok kuruluş ve kişiyi bir araya getirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/dunya-insani-eylem-forumu-krizler-sebebiyle-tehdit-altindaki-insanlik-onurunu-hatirlatti/">Dünya İnsani Eylem Forum’u Krizler Sebebiyle Tehdit Altındaki İnsanlık Onurunu Hatırlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Forum, “Hiçbir çıkar ya da hiçbir kanunun insanlık onurundan daha değerli olmadığı” ana fikri çerçevesinde, küresel düzeyde artan krizlerin ve felaketlerin büyüklüğüne karşı yenilikçi çözüm arayışlarına, kurulacak yeni ortaklıklar ile bireysel ve toplumsal düzeyde dayanıklılık inşa etme faaliyetlerine ağırlık verilmesi gerekliliği öne çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Sayfalar olarak takip ettiğimiz Dünya İnsani Eylem Forumu’nu, katılımcıların öne çıkan tespit ve yorumlarını bir araya getirdik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43433 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/20191016_125623-640x480.jpg" alt="" width="225" height="169" />Türk Kızılay&#8217;ın ev sahipliğinde, 65 ülkeden 200’e yakın STK’nın katıldığı Forum, insani yardım alanında faaliyet gösteren aktörler arasında ilişkileri geliştirmek ve iş birliği olanaklarını artırmak amacıyla yapıldı. Dünya İnsani Eylem Forum çatışmalar, yerelleşme, finans yönetimi, afetler karşısında toplumun dirençliliği başlıkları altında katılımcıların bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağladı. Forum’da sivil toplumun etkili rol üstlenmesinin gereği, iklim değişikliği gibi küresel sorunların insani yardıma duyulan ihtiyacı artıracağı, yeni finansal çözümlerin gereği konuları vurgulandı.    </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Kızılayı’nın ev sahipliği aynı zamanda Türkiye’nin dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ve dünyanın en büyük bağışçı ülke olması sebebiyle de anlamlı idi.  Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’ın açılış konuşmasında belirttiği gibi, 13 milyondan fazla insanın insani yardıma muhtaç olduğu Suriye savaşında Türkiye, 4 milyona yakın Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Yine, Küresel İnsani Yardım Raporu&#8217;na göre Türkiye, 2018&#8217;de resmi rakamlarla 8,4 milyar dolarlık insani yardımla dünyanın en büyük bağışçı ülkesi konumunda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43434 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/kerem-kınık-640x427.jpg" alt="" width="343" height="229" />Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık’ın açılış konuşmasında, krizlere karşı başa çıkma mekanizmalarını güçlendirmek için bireylere bilgi ve beceri kazandırma gereği ile  çözüm arayışında daha yenilikçi olma ve insani yardım sektörünün çıkarlarının özel sektörün çıkarlarıyla uzlaşabileceği finansal araçların geliştirilmesi konuları öne çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Elhadj As Sy, yer değiştirmelerin- göçlerin hâkim olduğu bir dünyada meydana gelen tehlike ve şokların felakete dönüşmeden çözüme ulaştırılması gerektiğine, zamanında atılmayan adımların bedeline dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Islamic Relief Worldwide Uluslararası Direktörü Shahin Ashraf, insani yardım çalışanlarının da uluslararası hukuku uygun olarak korunmadan faydalanması gereğini hatırlatırken, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Katja Gentinetta, on yıllardın devam eden çatışmalar ve yeni krizler sebebiyle insanî yardım aktörleri olarak bedel ödemek ve onurdan taviz vermek istemediklerini </span><span style="font-weight: 400;">dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Islamic Relief kurucusu ve Dünya İnsani Eylem Forumu Başkanı Dr. Hany El Banna ise  hayat kurtarma iddiasıyla çıkan savaşları önlemede başarısız olan insanlığın, bugün dünyada milyonlarca mültecinin varlığından sorumluğu olduğunu hatırlattı. </span><span style="font-weight: 400;">Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri Federasyonu Genel Sekreter Yardımcısı </span><span style="font-weight: 400;">Jemilah Mahmood tarafından dikkat çekilen konu ise insani yardıma muhtaç kişilere yapılan yardımların çoğunun onların gerçekte ihtiyaç duyduklarından farklı olabildiği idi. Mahmood, Bangladeş’te insani yardım alanların %60’nın aldıkları yardımları satmaları, insan onuru korumak adına daha fazla nakit ihtiyacını gösterdiğini ifade etti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43435 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/20191016_125614-640x480.jpg" alt="" width="307" height="230" />Yine, dikkat çeken tespitlerden biri BM’nin insani yardım konularında uzman kişilerinden Martin Barber tarafından yapılan, insani yardım kuruluşlarının hızlı adım atmaya öncelik verirken tarafsızlıktan ödün verdikleri tespiti idi. Barber ayrıca, devletlerin uluslararası insancıl hukuku ihlal ettikleri, BM Güvenlik Konseyi’nin ise sorunları çözmekle ilgilenmediği görüşünü dile getirdi. </span><span style="font-weight: 400;">Charity and Securiyt Network adlı kuruluş temsilcisi Kay Guinane, küresel düzeyde insani yardımların, yaptırımların olmadığı bölgelere yönelme eğiliminde olduğuna vurgu yaptı.   </span></p>
<p><b>Yeni Küresel Krizler Alanları İle Artan İnsani Yardım İhtiyacı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel düzeyde artan insani sorunları, insani yardım göndererek çözmeye çalışmak yerine, sivil toplumun daha aktif rol üstlenmesi gereği Forum’da öne çıkan konulardan bir diğeri idi. İklim değişikliği gibi küresel tehditler İnsani Eylem Forumu’nda bahsi geçen başlıklardan bir diğeriydi. BM Türkiye Ofisi sorumlusu Alvaro Rodriguez, iklim değişikliği gibi küresel tehditlerin gelecekte insani yardım ihtiyacının temel sebeplerinden olacağından, insani yardıma duyulan gereksinimin büyüme devam etme olasılığına işaret etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Forum’ın konuşmacılardan Erlend Linklater, yerinden edilen insanların ortalama 20-30 yıl mülteci kamplarında kalabildiklerini, bu sebeple iklim değişikliğinin sebep olacağı göçlere karşı uzun vadeli programlar geliştirilmesi gereğine işaret etti. İngiltere Kızılhaç temsilcisi Suzanne Foster da, nesiller boyunca sürecek etkisi nedeniyle, iklim değişikliğinin insani yardım sisteminde hesaba katılması gerektiğini söyledi.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Finans başlığında öne çıkan konuşmalardan biri Dünya Bankası danışmanlarından Sue Eckert’in, toplumlar arasındaki güvensizliği aşabilmek ve sorunun ne olduğunun tespit etmek amacıyla kara alıcılar, finans kurumları ve toplumları bir araya getirmenin gereğinden söz etti. Yine finans başlığında Kızılay CFO’su Tuncay Özkan, Türk Kızılay’ın İslami sosyal finansmanı ve etkileri hakkında çalışmalarından bahsetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">International Council of Voluntary Agency (ICVA) Network adlı kuruluştan Jeremy Wellard,  ulusal ve uluslararası aktörler arasında eşit, uzun vadeli ve stratejik güvene dayanan ortaklıkların kurulmasının etkili bir yerelleştirme için anahtar olduğunu söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’den Foruma katılan Hayata Destek Derneği Genel Koordinatörü Sema Genel’in konuşmasında, insani yardım sisteminin şekillenmesi ve değişmesinde yerel aktörlerin aktif rol almasının gereği ön plana çıktı.  Goufran- ActionAid Arab Region adlı Suriyeli mülteci ve yerel kadın liderlerden oluşan topluluk, yerelde kadınların öncülük ettikleri ekonomik olarak güçlenmeyi içeren insani yardım çalışmalarından söz etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya İnsani Eylem Forumu kapsamında yapılan yuvarlak masa toplantılarında çeşitli yardım kuruluşları çalışmalarını tanıttı. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/18/dunya-insani-eylem-forumu-krizler-sebebiyle-tehdit-altindaki-insanlik-onurunu-hatirlatti/">Dünya İnsani Eylem Forum’u Krizler Sebebiyle Tehdit Altındaki İnsanlık Onurunu Hatırlattı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
