<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ulaş tol arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ulas-tol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ulas-tol/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 24 Jun 2021 17:13:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ulaş tol arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ulas-tol/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Belediyeler ve Kent Konseylerine Sivil Katılım Nasıl Artar?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/belediyeler-ve-kent-konseylerine-sivil-katilim-nasil-artar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 14:06:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[European Endowment For Democracy]]></category>
		<category><![CDATA[Fikret Toksöz]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Recai Çakır]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetim ve Sivil Toplum İşbirlikleri: Kısıtlar ve Olanaklar”]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum, akademi ve belediyeler bir araya geldi. Tartışmalarda, kent konseylerinin demokratik katılım açısından daha işlevli hale gelmesi ihtiyacı öne çıktı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/belediyeler-ve-kent-konseylerine-sivil-katilim-nasil-artar/">Belediyeler ve Kent Konseylerine Sivil Katılım Nasıl Artar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın  European Endowment  For Democracy desteği ile düzenlediği “<strong>Yerel Yönetim ve Sivil Toplum İşbirlikleri: Kısıtlar ve Olanaklar</strong>” Çalıştayı’nda sivil ve yerel aktörler arasında katılım ve işbirliği olanakları ile mevcut kısıtlar ele alındı. Sivil toplum temsilcileri, uzmanları, akademisyenler ve belediyelerden katılımcılar, yerel yönetimlerde genel olarak katılımın ve sivil katılımın artması için ilgili yasalarda değişiklik yapılması, yerelde temsil düzeyinin artırılması, kent konseyleri ve üniversitelerin bu alanda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>22 Haziran 2021’de çevrimiçi ortamda gerçekleştirilen çalıştayın ilk bölümde Ulaş Tol ve İnanç Mısırlıoğlu’nun sunumlarının artıdan, katılımcılar Türkiye’de yerel yönetim ve sivil toplum ilişkileri ile işbirliklerine dair mevcut durumu,  sorunları ve bu sorunları gidermeye yönelik çözüm önerilerini paylaştı. YADA Vakfı ve Team Araştırma’dan Ulaş Tol, hazırladıkları “Yerel Yönetim Reformu” başlıklı araştırmadan bulgular paylaştı. Yerel yönetim konusunda revizyon çalışmaları yürüten kişilere bir çerçeve oluşturmayı hedefleyen çalışmada, “yerel yönetimlerin uzaktan değil yakından yönetilmesi” gereği tespitinin öne çıktığını söyleyen Tol, yerel yönetim politikalarının nasıl olması gerektiği konusunda ulaşılan diğer hususları da  güçlendirilmiş yerel yönetim anlayışı, yerel yönetim yapısının demokratikleştirilmesinin gereği ve yerel yönetimlerin katılımda sürdürülebilirliği hedeflenmesi olarak sıraladı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71952 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/zoom-meeting-21-haziran--640x390.jpg" alt="Belediyeler ve Kent Konseylerine Sivil Katılım Nasıl Artar?" width="387" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/zoom-meeting-21-haziran--640x390.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/zoom-meeting-21-haziran-.jpg 1022w" sizes="(max-width: 387px) 100vw, 387px" />Sivil Sayfalar’dan İnanç Mısırlıoğlu “Yerel Yönetim- Sivil Toplum İş Birliklerine Farklı Ülkelerden İyi Örnekler” başlıklı sunumunda Almanya’da halihazırda yaşamakta olduğu ve nüfusu 3 bin civarında olan küçük bir kentin yerel yönetim uygulamaları üzerinden, Türkiye ve dünyada yerel katılıma ilişkin gözlemlerini aktardı.</p>
<p>Türkiye’de yerel yönetim uygulamalarında daha çok merkezileşme eğilimi görüldüğünü kaydeden Mısırlıoğlu, Almanya’da yerel katılıma olanak veren bazı uygulamaları paylaştı. Belediye seçimlerinde seçim yaşının 16 olması, 2002’den bu yana Almanya Yurttaşlık Eğitimi Ajansı’nın hayata geçirdiği “Wahl-omat” adlı uygulama, göçmenlere verilen entegrasyon eğitiminde seçim sistemi ve siyasi partilere geniş yer verilmesi, kamu hizmetlerinden yararlanmayı kolaylaştıran çok dilli hizmet anlayışı ve ehliyet sınavının 12 dilde yapılabilmesi örnekleri üzerinden gündelik, sosyal ve siyasal hayata katılıma olanak veren pek çok uygulama Mısırlıoğlu’nun sunumunda yer aldı.</p>
<p><strong>Toksöz: “Yerel Yönetimlere Katılımın Zemini Yok!”</strong></p>
<p>Çalıştayın devamında katılımcılar, yerinden yönetim ilkesi ekseninde yerel yönetimlere katılımın nasıl sağlanacağı ve sivil toplumun katılım süreçlerine nasıl dahil olabileceği konularında söz alarak deneyim ve çözüm önerilerini paylaştır.</p>
<p>Yerel yönetimlere sivil toplumun ve yurttaşların katılımının artırılması konusundaki sorunları ve bu sorunları gidermek için çözüm önerilerini paylaşan yerel yönetişim uzmanı Fikret Toksöz, mevcut Yerel Yönetim Kanunu’nun temsil oranını 1/10 oranında azaltarak sistemi merkeziyetçi yerel yönetim yapısına dönüştürdüğünü kaydetti. Sivil toplumun daha yerel meseleler yerine daha makro konular üzerinde çalışma eğilimi göstermesi, Kent Konseyleri’nin etkili çalışmaması ve belediye meclis üye seçimlerinde partilerin etkili olması örnekleriyle, Türkiye’de katılım için yeterli hukuki zemin bulunmadığını vurgulayan Toksöz, söz konusu sorunların giderilmesiyle yerel yönetimlere katılımın artırılmasının mümkün olduğunu kaydetti.</p>
<p>Yerel yönetimlere katılım ve sivil toplum-yerel yönetim iş birlikleri konusunda Türkiye’de mevcut durumu mensubu olduğu parti açısından değerlendiren HDP’nin Yerel Yönetimler Grup Danışmanı Dilek Akkuş,  2019 yerel seçimlerinde 65 belediye kazanmalarına karşın kayyum atanması nedeniyle yerel düzeyde faaliyet yürütemediklerini söyledi.  Akkuş konuşmasında ayrıca, 2019 yılında hazırladıkları Yerel Yönetimler Bildirgesi’nde Kent Konseyleri dahil pek çok başlıkta yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve sivil toplumun katılımını artırmayı hedefleyen öneriler olduğunu da hatırlattı.</p>
<p><strong>Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır: “Yerelde Demokrasinin İşleyişinde Kent Konseyleri Önemli Roller Üstlenebilir”</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71953 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sivil-sayfalar-calistay-640x357.jpeg" alt="Belediyeler ve Kent Konseylerine Sivil Katılım Nasıl Artar?" width="358" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sivil-sayfalar-calistay-640x357.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sivil-sayfalar-calistay.jpeg 1024w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" />Çalıştayda söz alan katılımcıların öne çıkardığı başlıklardan bir diğer Kent Konseyleri idi. Termik santral yapımına karşı çıktığı için ilgi firmanın hakkında dava açtığı Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, kent konseyini aktif hale getirmek için 6 bin nüfuslu kentte geniş bir katılım hedefiyle düzenledikleri forumlara katılımın düşük olduğunu paylaştı. Türkiye’de yerel yönetimlerin yetki konusunda merkezileşme eğiliminde olduğunu, mevcut olan sınırlı yetkinin kullanılması için ise özellikle küçük kentlerde sivil toplumun desteğine ihtiyaç bulunduğunu vurgulayan Çakır, yerel katılıma ve ihtiyaçlara dayanan kamusal yatırım yerine, merkezi yönetimin müteahhit firmalara öncelik verdiğini kaydetti.</p>
<p>Katılımcılar arasında yer alan yerel yönetim temsilcilerinden İzmir Karşıyaka Belediyesi’nden Özlem Şenyol, sivil toplum ve yerel yönetimler arasındaki işbirliklerinde meslek odalarının kritik öneme sahip olduğunu kaydetti. Şenyol, konuşmasında ayrıca yerel yönetim seçimleri ile stratajik planların belirlenmesi sürecinin yerel yönetimlere yurttaşların ve sivil toplumun katılımında önemli süreçler olduğunu kaydetti.</p>
<p>Nilüfer Belediyesi’nden Pınar Tuna, Türkiye’de az sayıda belediyede bulunan Sivil Toplumla İlişkiler Birimi temsilcisi olarak, kentte sivil toplum işbirliği ile pek çok hizmeti hayata geçirdiklerini anlattı. Tuna, sivil katılımı artırmak için STK’ların projelerini desteklediklerini ve Nilüfer Kent Konseyi’nin yanı sıra mahalle düzeyinde de sivil aktörler ile ortak çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Doç. Dr. Murat Şentürk: “Üniversite, Sivil Toplum ve Yerel Yönetim İşbirliği Şart”</strong></p>
<p>Üniversitelerin yerel yönetimlerde sivil katılımında ve aktif yurttaşlığın sağlanmasında önemli bir işlev üstlenmesi gerektiğine dikkat çeken İstanbul Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Şentürk, hem akademik personel hem de öğrenciler aracılığıyla Türkiye’nin her kentinde bulunan akademik kurumların katılımcı perspektife katkı sunması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Sultanbeyli Belediyesi ile işbirlikleri güçlü olan Mülteciler Derneği’inden Fatih Gökyıldız ise belediyelerin pek çoğunda sivil toplum ile ilişkiler konusunda doğrudan bir muhatap bulunmadığı eksikliğine işaret etti. Gökyıldız, yerel yönetimlerde Sivil Toplum ile İlişkiler birimlerinin oluşturulması durumunda, farklı alanlarda sivil toplum ve yerel yönetimler arasında ağ oluşturulmasının da mümkün olabileceğini kaydetti.</p>
<p>Konuşmacıların çalıştay sırasında dikkat çektiği bir diğer başlık, katılımcılığın artmasında dijital olanakların daha çok kullanılması ve yurttaşlar ile STK’ların yerel yönetim süreçlerine bu şekilde daha fazla dahil olmasının sağlanması idi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/belediyeler-ve-kent-konseylerine-sivil-katilim-nasil-artar/">Belediyeler ve Kent Konseylerine Sivil Katılım Nasıl Artar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Oct 2019 09:08:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[sivil diyalog atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43225</guid>

					<description><![CDATA[<p>YADA Vakfı, sivil toplumun kamu ve özel sektörle olan diyaloğunu güçlendirme amacıyla yürüttüğü Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında, STK’ların kendi aralarında ve diğer paydaşlarla arasındaki diyaloğa, ilişki biçimlerine dair yapacağı haritalama çalışması için Sivil Diyalog Atölyesi düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43228 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-40-640x480.jpg" alt="" width="261" height="196" />YADA Vakfı’nın Sivil Diyaloğun Güçlenmesi Projesi kapsamında düzenlediği Sivil Diyalog Atölyesi’nde; farklı sivil toplum kuruluşlarından temsilciler; sivil toplum çalışmaları, diyalog ve  birlikte üretme konularında görüş alışverişinde bulundular. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra, akademi ve kamudan katılımcıların da yer aldığı toplantının açılışında, YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer projeyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Toplantının tanışma bölümünde katılımcılar kendilerini ve kurumlarını, ‘etkili, etkisiz’ hissettikleri anlarla birlikte tanıttılar. Tanışmanın ardından YADA Vakfı kurucularından araştırmacı Ulaş Tol’un moderatörlüğünde; sivil toplumun çalışmaları, bu çalışmalardaki güçlü ve eksik yönler katılımcılar tarafından değerlendirildi. Atölyenin öğleden sonraki bölümünde ise üç gruba ayrılan katılımcılar, sivil toplumdaki diyalog ve birlikte üretme biçimleriyle ilgili geniş değerlendirmelerde bulundular. Bu bölümün sonunda grupların diyalogla ilgili ortaklaştığı değerlendirmelerden bazıları şunlar oldu:</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43227 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/PHOTO-2019-10-10-12-38-39-640x480.jpg" alt="" width="327" height="245" />Dili kullanma biçimi kurgusu, siyasi kültür, dönemin iklimi diyaloğu olumlu ya da olumsuz etkiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İletişimsizlik farklı seslerin bir araya gelememesi,  pozisyonların ve farklılıkların tektipleşmesi diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyalog modellerinin araçlarının, bilgisinin, zeminlerinin, rol modellerinin eksikliği diyaloğu azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kamu STK’lara sorun yaratan yapılar olarak bakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Fonlar kurumların hem bir araya gelmesini birbirini tanımasını sağlıyor hem de rekabet yaratarak diyalog imkanını azaltıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumsal kutuplaşma STK’ların gruplaşmasına ön yargılara sebep oluyor. Önyargılar ilişki kurmamaya, sadece benzerlerle tanışıklığa ve diyalogsuzluğa sebep oluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/14/yada-vakfindan-sivil-diyalog-atolyesi/">YADA Vakfı’ndan Sivil Diyalog Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2019 12:14:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[YADA]]></category>
		<category><![CDATA[AvivaSA]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Kuruca]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşama Dair Vakıf (YADA Foundation)]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlanma]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Taşlıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42338</guid>

					<description><![CDATA[<p>AvivaSA’nın, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) projesinin ilk adımı olan “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Pratikleri” araştırmasının sonuçları paylaşıldı. Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye temsili araştırmada, “Türkiye’nin yaşlanmaya hazır olmadığı” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahip olunduğu” sonuçları dikkat çekti. “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” KSS projesinin; yine aynı isimde bir portalının hayata geçirildiği vurgulandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Araştırmada Elde Edilen Bazı Sonuçlar Şöyle:</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye hızla yaşlanıyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Türkiye yaşlanmaya hazır değil, yaşlılık algımız negatif ve yaşlanma fikrinden kaçıyoruz</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlanmaktan korkuyoruz ve gelecek kaygımız yüksek</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılar, kendilerine yönelik negatif algıyı içselleştirmiş durumda</li>
<li style="font-weight: 400;">Emekliliğe de hazır değiliz</li>
<li style="font-weight: 400;">Erkekler yalnız kalmaktan, kadınlara nazaran daha çok korkuyor</li>
<li style="font-weight: 400;">Kadınlar burada da dezavantajlı… Yaşlılık kadınlar için iki kat ayrımcılık demek…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilikte geçim derdi endişe yaratıyor…</li>
<li style="font-weight: 400;">Emeklilerin %71’i çalışmayı tamamen bırakmış… Emekliliğe de hazır değiliz, tahayyüllerimiz sınırlı…</li>
<li style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen roller oldukça sınırlı</li>
</ul>
<p>Sabancı Holding ve 300 yıllık dünya sigorta devi Aviva iştiraki olan sektör lideri AvivaSA, “Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa” adını verdiği KSS projesini ülkemizde bir ilk olan, “Türkiye’de Yaşlılık Tahayyülleri ve Praktikleri” araştırmasıyla başlattı.</p>
<p>Yaşama Dair Vakıf (YADA) işbirliğinde ve Akdeniz Üniversitesi Gerontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Arun danışmanlığında gerçekleştirilen ve bir basın toplantısıyla sonuçları kamuoyuna duyurulan araştırmada, son derece önemli sonuçlar ortaya çıktı. Türkiye temsili, 12 ilde, yarısı 65 yaş altı, yarısı 65 yaş üstü toplam 2400 kişiyle yüz yüze anket ve 60 kişiyle derinlemesine görüşme yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmada ortaya çıkan çarpıcı gerçekler ise şöyle özetlenebilir: “Türkiye yaşlanmaya hazır değil” ve “Oldukça negatif bir yaşlılık ve yaşlı algısına sahibiz”.</p>
<p><b>İnsanımızın Yaşlılık Ve Yaşlı Algısı Negatif</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaşlanma ve yaşlı kavramlarıyla ilgili algı oldukça negatif. Katılımcıların yaşlılık ve yaşlı dendiğinde aklına gelen kavramları sıraladığında  ortaya çıkan kavramların yarısından fazlası negatif. Yaşlanma için ortaya çıkan kavramların %25’i pozitif, %23’ü nötrken, yaşlı için %27’si pozitif, %21’i nötr. Katılımcıların yaşlanma ve yaşlı kelimelerinin çağrışımlarına açık uçlu olarak verdiği yanıtlara göre ise, bu kavramların negatif çağrışımları genelde, hastalık, sağlık sorunları, ölüm, biyolojik kayıplar, ekonomik zorluklar ve başkalarına bağımlı olmak gibi kavramlar olduğu ifade edildi. Pozitif çağrışımların ise, sakinlik, aile, hayaller, mutlu olmak, saygınlık, deneyim, torun, uğraşlarına zaman ayırmak gibi kavramlar olduğu belirtildi. Ayrıca, araştırmadan çıkan sonuçlara göre katılımcıların, “ortalama 52 yaş üzeri biri için artık genç demeyeceğini” ve “64 yaş üzeri biri için artık yaşlanmış diyeceğini” belirtmesi dikkat çekti. </span></p>
<p><b>Yaşlılara Toplum Tarafından Çizilen Roller Oldukça Sınırlı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşlılara toplum tarafından çizilen rollere bakıldığında ise sonuçlar şu şekilde: “Yaşlı bir erkek veya kadın için hangileri uygun değildir” diye sorulduğunda, özellikle tam zamanlı bir işte çalışmak, üniversite eğitimine başlamak ve siyasete atılmak, hem yaşlı kadınlar için hem de erkekler için </span>uygun görülmüyor. 35-49 yaş grubunun, yaşlıları en çok tam zamanlı bir işte çalışmak için uygun görmediği ortaya çıkıyor. Bu yaş grubu diğer konularda, 50-65+<span style="font-weight: 400;"> gruplarına göre, yaşlıların bu tür işleri yapabileceği konusunda daha iyimser bir tablo ortaya koyuyor. 50 ve üzeri yaş grupları, yaşlıların bu tür işlerde yer alması konusunda daha katı. Yaşlı kadınların özellikle kurslara, sertifika programlarına katılması ve bir iş kurmaları erkeklere göre daha uygun bulunurken; tam zamanlı bir işte çalışmaları, üniversite eğitimine başlamaları ve siyasete atılmaları uygun bulunmuyor. Araştırma sonuçlarında, yaşlılara toplum tarafından çizilen rollerin oldukça sınırlı olduğu görülüyor. </span></p>
<p><b>Yaşlılar Kendilerine Yönelik Negatif Algıyı İçselleştirmiş Durumda</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcıların yaşlarından dolayı bir ayrımcılığa uğrayıp uğramadığını anlamak için sorulan soru da ise, “ayrımcılığa ya da kötü muameleye maruz kaldım” ve “maruz kaldığım ayrımcılıktan dolayı işi bırakmak zorunda kaldım” ifadelerine, </span>65 yaş ve üstü, 50-64 yaşa göre daha fazla “Evet” yanıtını veriyor. 65<span style="font-weight: 400;"> yaş ve üzeri grup, fırsat verilse de eskisi kadar üretken olabileceğine katılmıyor ve imkan sağlansa da çalışmak istemiyor. Bu bulgu uzmanlar tarafından, yaşlıların aslında uğradıkları ayrımcılığın farkında olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Yaşlıların, yapamadıkları şeylerin toplum tarafından dışlanmışlıktan kaynaklandığını fark etmeksizin; yaşlı bireyler olarak hayata katılmalarının düşük olmasını normalleştirdikleri vurgulanıyor.</span></p>
<p><b>Bireysel Faydadan Toplumsal Faydaya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında, öncelikle neden böyle bir KSS projesine ve araştırmaya ihtiyaç duyduklarına değinen </span>AvivaSA CEO’su Fırat Kuruca,<span style="font-weight: 400;"> “Hem bireysel emeklilik hem de hayat sigortası alanlarında geliştirdiğimiz ürünlerle müşterilerimizin yarınlarını şimdiden güzelleştirerek, anı yaşamalarını sağlamak en önemli amaçlarımızdan birisidir. Ama AvivaSA olarak, sadece işimizi yapmakla hiçbir zaman yetinmedik. Ürün ve hizmetlerimizle sağlamaya çalıştığımız bireysel ve toplumsal fayda anlayışını, </span>«Her Yaşta Dolu Dolu Yaşa»<span style="font-weight: 400;"> projemiz ile birlikte, daha büyük ve geniş bir toplumsal faydaya taşımayı amaçlıyoruz.” dedi. </span></p>
<p><b>Türkiye Hızla Yaşlanıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA olarak, Türkiye nüfusundaki değişimleri de yakından takip ettiklerini vurgulayan </span>Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de genç nüfus azalıyor, yani Türkiye yaşlanıyor. Araştırmalar 2057’de Türkiye yetişkin nüfusunun yüzde 40’ının yaşlı nüfus olacağını gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda emeklilik sayısı da artıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye’deki düşük istihdam devletten gelir elde edilememesine, nüfusun bir kısmının gelir eksikliği ise, yeterli oranlarda</span> <span style="font-weight: 400;">tasarruf edilememesine neden oluyor. 2016’da, global hissedarımız Aviva ile, Türkiye dahil Avrupa ülkeleri kapsamında gerçekleştirdiğimiz </span>Emeklilik Dönemi Tasarruf Açığı<span style="font-weight: 400;"> araştırmasında, Türkiye’nin yıllık emeklilik tasarrufu açığının </span>125,2 milyar Euro<span style="font-weight: 400;"> olduğunu görmüştük. Bu rakamın GSYİH oranlamasında </span>yüzde 19 <span style="font-weight: 400;">ile açığı en yüksek ülke çıkmıştık. Bu açık ürünlerimizin önemini, bireylere ve topluma sağladığı faydayı bir kez daha ortaya koyuyor.” </span></p>
<p><b>“Türkiye Yaşlanmaya Hazır Hissetmiyor!”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırmanın sonuçlarını da kısaca değerlendiren</span> Kuruca; <span style="font-weight: 400;">“Araştırmamızın en yüksek sesle söylediği gerçek, </span>“Türkiye yaşlanmaya hazır hissetmiyor!”<span style="font-weight: 400;"> olarak özetlenebilir. Tüm yaş gruplarında genel olarak yaşlanma ile ilgili kaygıların yüksek olduğu ve yaşlanmaya hazır olunmadığı görüldü. Yaşlanma konusunda bilgili olduğuna ve ‘yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna’ en çok katılan grup,</span> 65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üstü.</span> <span style="font-weight: 400;">Yaşlılığa en uzak grubun ise, yaşlanma konusunda bilgisi en az grup olan </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığı olduğunu; yani yaşlılığa dair bir hazırlığı olmadığını bulguladık. Ve eş zamanlı olarak tüm yaş gruplarının yaşlanmanın güzel bir şey olduğuna çok katılmadığını gözlemledik. Diğer yandan, ‘kendimi bu toplumda yaşımdan dolayı değersiz hissediyorum’ ifadesine en çok katılan grup da </span>65 <span style="font-weight: 400;">yaş ve üzeri çıktı. Ayrıca tüm yaş gruplarının ‘olduğumdan daha genç olmayı isterdim’ ifadesine katıldığı görüldü.” dedi.</span></p>
<p><b>Araştırma, Projenin İlk Adımı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de, yaşlılarla ilgili lokal düzeyde gerçekleştirilmiş araştırmalar olsa da, ulusal düzeyde planlanmış ve hayata geçirilmiş bir yaşlanma araştırması olmadığını da vurgulayan </span>Fırat Kuruca<span style="font-weight: 400;">, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye için yaşlanma gündemi belirleyebilecek, bilgi üretilmesine ışık tutacak ulusal düzeyde bir araştırmaya duyulan ihtiyaç bu günlerde kendini gösteriyordu. Biz de bu bilgi açığını kapatmak, akademik bilgi üreterek araştırmadan elde ettiğimiz bulguları paylaşmak ve mevcut durumu ortaya koymak istedik. Ayrıca, orta yaşın beklentileri ve kaygıları, yaşlanma sürecine dair bilgi ve hazırlığının olup olmadığı ve yaşlıların potansiyellerini ne kadar hayata geçirdikleri bilinmiyordu. Ve yaşlı ayrımcılığı üzerine algı ile olgusal durum arasındaki ilişkiye dair veri de yoktu. Kısacası, yaşlanma doğumdan ölüme kadar giden bir süreç fakat bu süreç hakkında hiç birimiz yeterince bilgi sahibi değiliz. Geleceğin yaşlılarının bugünden yaşlılıkla ilgili yaptıklarını, yaşlılık algılarını ve planlarını karşılaştırmalı olarak resmetme hedefiyle, özgün ve yenilikçi Türkiye temsili bir araştırma yaparak projemizin ilk adımını attık. </span></p>
<p><b>Yaşlılık, Pasif Bir Zaman Dilimi Değildir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Asla unutulmamalı: Yaşlılık ve emeklilik dönemi, pasif bir zaman dilimi değildir, sadece yaşam akışının yeni bir dönemine geçiştir. İyi yaşlanma ve emeklilik sonrası iyi yaşam için, en küçüğünden en büyüğüne, “yaş alma” kavramına dair olumsuz algıları değiştirmek için sorumluluk alınmalı. “Yaş alma”, bilinçli ve bilinçdışı yaptığımız ayrımcı algılamaların tam aksine; yaşamımıza birçok alanda değer katan bir tecrübedir.”</span></p>
<p><b>Yaşlanmaktan Korkuyoruz Ve Gelecek Kaygımız Yüksek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AvivaSA’nın projede işbirliği yaptığı </span>Yaşama Dair Vakıf<span style="font-weight: 400;"> (YADA)’ın kurucu üyesi </span>Ulaş Tol<span style="font-weight: 400;"> ise, araştırma sonuçları hakkında ayrıntılı bilgiler vererek şöyle konuştu: “Araştırmada yaşlılık ve </span>korku-kaygı<span style="font-weight: 400;"> ilişkisini de ele aldık. </span>‘Yaşlanmaktan korkuyorum’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine en çok katılan grubun, yaşlılığa en uzak grup olan </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş aralığı olduğunu gözlemledik. Bu da yine bize orta yaşın yaşlılıktan korktuğunu, kendisini yaşlanmaya hazır hissetmediğini anlatıyor. Yaş aldıkça bu korkunun azaldığını görüyoruz. En çok öne çıkan kaygılara baktığımızda, özellikle orta yaş grubunun </span>çocuklarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için endişe duyduğunu, yaşlı nüfusun da buna paralel olarak </span>torunlarının geleceği<span style="font-weight: 400;"> için kaygı duyduğunu gözlemledik. Yine benzer şekilde </span>‘çocuklarıma iyi eğitim sağlayamamaktan endişe duyuyorum’ <span style="font-weight: 400;">ifadesine katılımın, </span>35-49<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunda oldukça yüksek olduğunu görüyoruz. Özellikle Türkiye’deki aile yapılarına baktığımızda, şu anda </span>35-49 <span style="font-weight: 400;">yaş aralığındaki çocuklu nüfusun çocukları üzerine daha fazla eğilme hali var. Bu da tabi gelecekle ilgili kaygıları da beraberinde getiriyor. Ayrıca, sağlık, bakım ve gelecek konularından sonra, tüm yaş gruplarının eşit derecede, </span>ekonomik özgürlüğe sahip olamamaktan endişe duyduğu<span style="font-weight: 400;"> tespit edildi. </span>Yalnız kalma ve şiddetle karşılaşma<span style="font-weight: 400;"> endişelerinde ise, yaşlılığı tecrübe etmeye başlayan grubun yalnız kalmaktan en çok endişe eden grup olduğu ortaya çıktı. Bakıma muhtaç kalmak tüm yaş gruplarının ortak endişesi. Herkesin kendi ailesinde ya da çevresinde mutlaka  bir yaşlı var. Yine burada da kaygıların oldukça yüksek olduğunu görüyoruz.”</span></p>
<p><b>Emeklilerin %71’i Çalışmayı Tamamen Bırakmış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma kapsamında “emeklilik” ile ilgili bulgular da elde ettiklerini ifade eden </span>Tol, <span style="font-weight: 400;">sözlerini şöyle tamamladı:</span> “<span style="font-weight: 400;">Öncelikle katılımcıların yaş grupları dağılımına göre emeklilik oranlarına dair verileri, Türkiye istatistiklerine göre ağırlıklandırdığımızda, Türkiye’nin emeklilik tablosunun da ortaya çıktığını vurgulamak istiyorum. </span>65 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> katılımcıların dörtte üçünden fazlasının emekli olduğunu görüyoruz. </span>50-64<span style="font-weight: 400;"> yaş grubunun ise neredeyse yarısı emeklilerden oluşuyor. Diğer taraftan emeklilerin yarısından çoğu 65 yaş altında. Bir başka deyişle, güncel tanımlamayla ‘</span>erken emekli olanlar’<span style="font-weight: 400;"> hala emeklilerin çoğunluğunu oluşturuyor. Bu arada, emeklilerin yüzde </span>71<span style="font-weight: 400;">’inin çalışmayı tamamen bırakmış olması araştırmamızın önemli bulgularından birisi. Emeklilik sonrasında aktif iş yaşamına katılım oranı çok düşük. Bu da hala potansiyeli olan bir kesimin iş yaşamına katılmadığı için, bu potansiyelin atıl kaldığını gösteriyor. Türkiye nüfusuna bakıldığında </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun yüzde </span>33<span style="font-weight: 400;">’ünün emeklilerden oluştuğunu görüyoruz. </span>35 yaş üstü<span style="font-weight: 400;"> nüfusun </span>üçte birinden<span style="font-weight: 400;"> fazlasısının  emeklilerden oluşması; bu kesimin ne kadar önem verilmesi gereken bir kesim olduğunu işaret ediyor. Emeklilikle ilgili önemli bir diğer bulgumuz ise; herkesin bir an önce emekli olmak istediği ancak emeklilikle ilgili tahayyüllerinin sınırlı olduğu gerçeği. Emekli olabilecek yaştakilerin emekli olmaktan mutluluk duyacakları, emekli olma düşüncesinden heyecanlandıkları ve emeklilik yaşamında yeni şeyler öğrenmeyi planladıkları ancak hayallerinin sınırlı olduğu tespit edildi.. Örneğin derinlemesine görüşmelerde verilen yanıtlarda, bu planların çok fazla düşünülmemiş olduğu, </span>‘yeni şeyler arzusunun’<span style="font-weight: 400;"> olduğu, ancak bu ‘yeni şeylerin’, “</span>vakit sahibi olmak”<span style="font-weight: 400;"> dışında tanımsız olduğu gözlemlendi. Bu ifadeye kadın-erkek kırılımında baktığımızda kadın ve erkeklerin emeklilikte yeni şeyler öğrenme arzusunun yakın olduğunu bulgulandı. Emekli olabilecek yaştakiler emekli olduğunda </span>yeni şeyler öğrenmeyi planlıyorum<span style="font-weight: 400;"> dese de; </span>‘emeklilik yaşamımda zaman geçirmekte zorlanırım’<span style="font-weight: 400;"> ifadesine katılma oranlarına bakıldığında, kararsız kaldıkları ve zorlanacakları gözlemlendi.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araştırma raporunda ayrıca, cinsiyet farklılıkları, çocuklu olma-olmama, teknoloji kullanımı, sağlık, sosyal hayat ve ayrımcılık gibi konulara ilişkin de önemli sonuçlar var. Örneğin erkeklerin kadınlara göre emeklilik yaşamında zaman geçirmekte daha çok zorlandığı belirtiliyor. 65 yaş ve üstü kadınların yüze 81’i nadiren evden çıkıyor. Toplumun hassas gruplarından olan kadınların, yaşlılıklarında daha çok eve kapandığı, dezavantajlılık durumunun yaşlandıkça arttığı ortaya çıkmış. 50 yaş ve üzerinin bilgisayara çok adapte olamadığı ancak akıllı telefon kullanımının fazla olduğu görülüyor. Araştırma kapsamında sağlıkla ilgili de önemli bulgular var. Katılımcıların vücut kitle endeksine bakıldığında yaş ilerledikçe kilolu olma oranının arttığı tespit edilmiş</span></p>
<p><b>“HER YAŞTA Dolu Dolu Yaşa” Portalı Ve Gelecek Projeksiyonu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın toplantısında, projeyle ilgili hayata geçirilen portal ve ileriki süreçle ilgili bilgiler veren </span>AvivaSA Pazarlama ve Transformasyon Genel Müdür Yardımcısı Yeşim Taşlıoğlu<span style="font-weight: 400;"> ise, </span>“HER YAŞTA dolu dolu yaşa”<span style="font-weight: 400;"> projesinin içeriğinden, bu yıl ve önümüzdeki yıllarda hangi hedeflerle ne gibi çalışmalar yapmayı planladıklarından bahsederek şunları söyledi: “Bu yıl ilk adımlarını attığımız KSS projemizin ismini, hem orta yaşa hem de yaşlı nüfusa hitap edeceğimiz için «Her Yaşta» olarak belirledik. Proje ile, yaşlılık ve yaşlanmaya dair konuların daha çok gündeme gelmesini ve farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Bu sene, konuyu sahiplenme yönünde çalışacağız ve yaptığımız araştırmadan ürettiğimiz bilgileri paylaşarak yaygınlaştıracağız. Toplumun yaşlanmaya hazırlığına rehber olmak ve toplumdaki negatif algıyı pozitife çevirmek amacıyla </span>«<a href="http://www.heryasta.org" target="_blank" rel="noopener">HER YAŞTA dolu dolu yaşa</a>»<span style="font-weight: 400;"> portalını hayata geçirdik</span><span style="font-weight: 400;">. Portalda araştırmadan edindiğimiz bilgiyi yaygınlaştırmaya, konuyu sahiplenmeye devam edeceğiz. Yaşlılarla değil yaşlılıkla ve hayatla ilgili konuşacağız. Bu portalı proje kapsamında üretilecek bütün iletişimin sunulacağı ve yayılacağı mecra olarak konumlandırdık. Kişilik testlerinin, anketlerin, listelerin, haberlerin bulunduğu bir bilgi ve tecrübe paylaşım ortamı olmasını amaçladığımız portal ile yaşlanmaya hazırlık, hayata katılım, yaşlı ayrımcılığı gibi meselelerde farkındalık yaratmayı, toplumun ve kamunun yaşlanmayı bir mesele olarak ele almasını sağlamayı hedefliyoruz.. Yaşlanmaya hazırlık, yaşlıların sosyal hayata katılımı gibi meselelerle ilgili algının pozitif yönde şekillenmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Portalımızın ana kategorilerini, </span>«Güncel»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Yaşa»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Araştır»<span style="font-weight: 400;">, </span>«Keşfet»<span style="font-weight: 400;">, </span>«İzle»<span style="font-weight: 400;"> ve </span>«Hakkımızda»<span style="font-weight: 400;"> olarak belirledik. </span>&#8216;Güncel&#8217;<span style="font-weight: 400;">, adından da anlaşılacağı gibi, haberler, röportajlar ve diğer kategorilerde bulunmayan güncel her konu ve proje haberlerini içeriyor. </span>&#8216;Yaşa&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi,  sağlık, spor, beslenme konularıyla ilgili bilgiler veriyor. </span>&#8216;Araştır&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde ise, yaşlanma, emeklilik, yasal haklar ve hayat döngüsüyle ilgili her türlü bilimsel araştırma, makale ve uzman yazıları yer alıyor. </span>&#8216;Keşfet‘<span style="font-weight: 400;">, sanat, kitap, gezi ve etkinlikleri ve </span>&#8216;İzle&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisi ise  video içeriklerini kapsıyor. Manifesto, künye ve diğer kimlik bilgilerimiz ise </span>&#8216;Hakkımızda&#8217;<span style="font-weight: 400;"> kategorisinde yer alıyor. Portalın yanısıra, yaşlanma ve yaşlılık konusunda bilgi açığını kapatmak ve bu alanda yapılacak araştırmalara ışık tutmak amacıyla, araştırmamızı kitap haline getiriyoruz. Araştırma sonuçlarının yanı sıra uzman görüşlerinin de yer alacağı bu kitabın akademik ve toplumsal alanda yapılacak çalışmalarda bir rehber olmasını amaçlıyoruz. Uzun vadede tüm bu süreçte edindiğimiz bilgi ve tecrübeleri, düzenleyeceğimiz saha aktiviteleri ve etkinliklerle de desteklemeyi planlıyoruz.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/19/yaslanmaya-hazir-degiliz-ve-ondan-kaciyoruz/">&#8220;Yaşlanmaya Hazır Değiliz Ve Ondan Kaçıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>15 Temmuz darbe girişimi ve Aleviler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/16/15-temmuz-darbe-girisimi-aleviler/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/16/15-temmuz-darbe-girisimi-aleviler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2017 22:08:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemevi]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[hükümet]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[podem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13417</guid>

					<description><![CDATA[<p>15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşananlar, şimdiye dek hep siyasetin aynasında tartışıldı. Oysa ki, darbe girişimi ve ilan edilen KHK’lar toplumdaki birçok kesimi mağdur etti. Referanduma günler kala Sivil Sayfalar olarak her dönemin ‘kaybedeni’ olan Alevilerin, 15 Temmuz darbe girişimine ve sonrasında yaşananlara nasıl baktığını sayfamıza taşıdık. 15 Temmuz darbe girişimine Aleviler nasıl tepki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/16/15-temmuz-darbe-girisimi-aleviler/">15 Temmuz darbe girişimi ve Aleviler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşananlar, şimdiye dek hep siyasetin aynasında tartışıldı. Oysa ki, darbe girişimi ve ilan edilen KHK’lar toplumdaki birçok kesimi mağdur etti. Referanduma günler kala Sivil Sayfalar olarak her dönemin ‘kaybedeni’ olan Alevilerin, 15 Temmuz darbe girişimine ve sonrasında yaşananlara nasıl baktığını sayfamıza taşıdık.</em></strong></p>
<p>15 Temmuz darbe girişimine Aleviler nasıl tepki verdi? OHAL Alevileri nasıl etkiledi? Devletten tasfiyeler sadece FETÖ’cüleri mi hedef alıyor? Alevilik kamusal alandan siliniyor mu? Peki, Alevilerin referandumdan beklentileri ne? 15 Temmuz darbe girişiminin Alevilere yansıması ve Alevilerdeki algısını, <a href="http://podem.org.tr/wp-content/uploads/15-Temmuzdan-Bug%C3%BCne-Alevilerin-G%C3%BCndemi.pdf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">PODEM</a> için hazırladığı rapor vesilesiyle Ulaş Tol’la konuştuk.</p>
<p><strong>-Araştırmadan bahseder misiniz?</strong></p>
<p>Öncelikle bu bir araştırmadan ziyade Alevilerin bu dönemdeki ruh halini görmek için yapılmış bir çalışma. Kapsayıcı ve tüketici bir çalışma değil.</p>
<p><strong>-Yüz yüze görüşmeler yaptınız. Çalışmadan konuşalım o halde. Nasıl bir çalışma oldu?</strong></p>
<p>Bir anlamda mevcut durum hakkında kaba bir fotoğraf görmek için yapılmış bir çalışma ama temsili ya da keşfedici araştırma teknikleriyle yapılmış bir çalışma değil. Gözlemlere ve görüşmelere dayanan bir çalışma. Aralık ve ocak ayında Aleviler arasında sahayı iyi gözlemleme fırsatı olmuş, sahada vakit geçiren kanaat önderleriyle görüştüm. Daha sonra da şubat başında yine benzer bir profilin katıldığı bir toplantı yapıldı.</p>
<p><strong>-Yine Alevi önderlerin de yer aldığı bir çalışmadan bahsediyoruz &#8230;</strong></p>
<p>Evet. Farklı tipte Aleviler oldu orada. Bir televizyonda Alevilik üzerine program yapan bir Alevi de oldu, önemli Alevi kuruluşlarının yöneticileri de yer aldı ya da genç Alevi arkadaşlar da yer aldı. Görüştüğüm ve toplantıya katılan kişilerin ortak özellikleri Aleviliği önemseyen ve Alevilerle teması kuvvetli olan, Alevi mahallelerinde, cemevlerinde vakit geçiren, Alevi dünyasını gözlemleme şansı olan kişiler olması oldu. Ben de, bu kişilerin kendi ruh hallerini ve gözlemlerini derleyip toparlamış oldum bu çalışma ile.</p>
<figure id="attachment_13419" aria-describedby="caption-attachment-13419" style="width: 4032px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-13419" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607.jpg" alt="Ulaş Tol" width="4032" height="3024" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607.jpg 4032w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607-1280x960.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2607-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 4032px) 100vw, 4032px" /><figcaption id="caption-attachment-13419" class="wp-caption-text">Ulaş Tol</figcaption></figure>
<p><strong>-O zaman 15 Temmuz’dan başlayalım. 15 Temmuz darbe girişimine Aleviler nasıl tepki verdi, ne düşündüler?</strong></p>
<p>Bir kere gece önce ne oluyor ne bitiyor onu anlamaya çalışmışlar. Refleks içe kapanma olmuş. “Ya bir şeyler oluyor ve iyi bir şey olmuyor”.  Bu darbeyse kötü bir şey ve kim yapıyorsa ve ne için yapıyorsa yapsın biz buradan zararlı çıkarız hissine kapılmışlar. Evlere kapanmışlar.</p>
<h4>“Darbe girişiminde sonuç ne olursa olsun o ortamdan ve karışıklıktan Aleviler zararlı çıkar düşüncesi hakim olmuş.”</h4>
<p><strong>-Faturanın kendilerine kesilmesi gibi bir cümle vardı raporda. Bunun somut bir dayanağı var mı yoksa Alevilerin rejime karşı geleneksel tepkisi mi?</strong></p>
<p>Geçmiş toplam hafıza birikiminin getirdiği bir şey. Ülkede bir karışıklık olduğunda, bir çatışma hali olduğunda Aleviler kendi niyetlerinden bağımsız olarak işin ortasında bulurlar kendilerini ve genellikle de zararlı çıkarlar. Yani böyle bir geçmiş tecrübeleri var. Bu darbe girişiminde de sonuç ne olursa olsun o ortamdan, karışıklıktan Aleviler zararlı çıkar düşüncesi hakim olmuş. Nasıl zararlı çıkacak? Mesela Alevi mahallelerine saldırılar olacak, Aleviler sorumlu tutulacak vb.</p>
<p><strong>-15 Temmuz’un hemen ertesi günü Alevi mahallelerine saldırdılar…</strong></p>
<p>Ona dair çok fazla veri yok. Şöyle şeyler olmuş; zaten Alevilerin kapanma refleksinin arkasından da öyle bir şey var: Yani sokağa çıkan öfkeli kalabalıklardan korkar Aleviler. Tekbir getirerek sokağa çıkan bir öfkeli kalabalık var, herhangi bir gerilim anında öfkesini şiddete dönüştürme potansiyeline sahip Alevilere göre bu kalabalık. O yüzden de hani sokağa çıkıp, yani diyelim ki slogan atan birine bir söz söylediğinde, o hızla bir şiddete dönebilir. Ya da öfkeli kalabalık oradan geçerken laf atabilir, bir cemevine saldırıda bulunabilir. Bu yüzden kapanmaya ve onlara bulaşmamayı tercih etmişler. O yüzden de sokağa çıkmamışlar. Bir dizi gerilim olduğunu söylüyorlar ama öyle çok kuvvetli, sonu şiddetle biten saldırı olduğuna dair bir anlatıya veya bulguya rastlamadım.</p>
<p><strong>-15 Temmuz’dan sonra üç partinin katıldığı Yenikapı Mitingi’ne kadar Alevilerin ruh halini nasıl?</strong></p>
<p>Yenikapı Mitingi ve işte ‘Yenikapı ruhu’yla yaratılmaya çalışılan şey Alevi dernek yöneticileri için demiyorum ama tabandaki Aleviler için rahatlatıcı bir unsur olmuş. Çünkü orada farklı kesimlerin bir araya gelip bu darbe girişimine karşı bir “Hepimiz karşıyız” mesajı vermesi tabanda rahatlama yaratmış.</p>
<p><strong>-Özellikle herhalde Kılıçdaroğlu’nun mitinge katılmasından bahsediyoruz<em>.</em></strong></p>
<p>Evet. CHP’nin de katılmasından. Ama daha çok da karşı tarafın yani AK Parti’nin de buna sıcak bakmasından. “Bu işin sorumlusu Gülen Cemaati’dir ve biz diğer kesimleri suçlu görmeyeceğiz” mesajını vermiş oldular Aleviler için. “Tamam, artık bu işin sorumlusu biz olmayacağız, görülmeyeceğiz. Bize beklediğimiz gibi bir fatura kesilmeyecek. Gündelik hayatımıza dönebiliriz” hissi hakim olmuş Alevilerde. Bu arada kimi Alevi kuruluşlarının liderlerinin hükümeti ve meclisi ziyareti söz konusu. Buna tepki veren Alevi kuruluşları, yöneticileri de var ama toplamda darbe girişimi sonrası Aleviler için rahatlama dönemi oluyor.</p>
<p><strong>-Bundan sonra KHK’ların çıkmasıyla beraber işten atılmalar söz konusu oldu. Sosyal medyada şöyle yankılanmıştı; ‘hayatımda hiç bu kadar rahat olmamıştım hem ateistim hem Aleviyim hem solcuyum, dolayısıyla bu ihraçlar bana dokunmaz’ denmişti. </strong></p>
<p>Evet, Alevilerin hissiyatı da öyleydi. Fakat daha sonra ihraçlar Gülen Cemaati’yle, FETÖ adı verilen organizasyon ile sınırlı kalmadı. Özellikle öğretmenler arasında. Bunun tabi gerisinde şöyle bir şey var, belki ondan bahsetmek lazım. 2000’li yıllarda aslında Aleviler daha kendi inançları ve kimlikleriyle ilgili taleplerin peşinde oldu ve onunla ilgili mücadeleler öne çıktı. Bu sırada da görece iyileşmelere rağmen AK Parti karşıtı oldular. AK Parti’ye oy veren Aleviler de var elbette ama yoğunlukla CHP’ye oy verir Aleviler. CHP’ye oy verirken de gönül rahatlığıyla vermez bu kısım. Hep eleştirel kalırlar. Bir anlamda alternatifsiz gördükleri için CHP’ye oy verirler. Bu son 7 Haziran  2015 seçimlerinde HDP kampanyasının da etkisiyle Kürt Aleviler başta olmak üzere Aleviler arasında HDP’ye de bir eğilim oldu. Yani HDP liderlerinin seküler görünümü, işte Demirtaş’ın sempati toplaması, çıkıp televizyonda bağlama çalması, Alevilerin haklarına yönelik HDP’nin vurgularının önde olması, bir de geçmişe göre farklı olarak Alevi hareketi önderlerinin milletvekili adayı olması ve seçilmesi HDP’ye yönelik bir ilgi yaratmıştı. Dolayısıyla Alevilerin HDP ile organik ilişkisinin olduğu bir dönemdi bu. Bu KHK’lar da FETÖ’den sonra Kürtlere, HDP’ye, Kürt siyasetinin farklı kuruluşlarına ve STK’larına yöneldiği için oradan başta HDP’ye yakın olan Aleviler de pay almaya başladı.</p>
<p><strong>-OHAL’de Alevilerin başına ne geldi genel olarak<em>?</em></strong></p>
<p>En büyük pay  KHK ile bir çok Alevi öğretmenin görevden alınmasında oldu. İkincisi de  Alevi televizyonların kapatılması oldu. Bir yandan KHK’larla görevden almalar, diğer yandan da görev alımlarındaki seçicilik ve keyfilik Alevilerde “tam bir tasfiye” yaşıyoruz hissiyatını getirdi.</p>
<p><strong>-Kimi Alevi dernekleri de kapatıldı Gülen’le ilişkili olduğu iddia ediler<em>ek.</em></strong></p>
<p>Onlar Alevilerle ilgili kuruluşlar değil. Zaten çok fazla üyesi olmayan, daha Alevilere yönelik Gülen Cemaati’nin operasyonunu yürütmek amacıyla kurulmuş dernekler olarak görülüyor. Yani onların kapatılmasına Alevilerin arasında üzülen olmamıştır diye düşünüyorum. Ya da onlardan yola çıkarak FETÖ Alevilerin içine de sızmış diye yorumlayanlar da olmadı. Üçüncü bir şey daha var KHK’larla ilgili, onu da söyleyeyim. Esas belki de hani duygusal olarak etkileyen şeylerden biri de o. Meslekten atılmalar oldu ama bir yandan da KHK’larla ve devletin yeni örgütlenmesinde devlet kurumlarına yeni kadrolaşmaların yolu çizildi. Burada en önemli şeylerden biri de işe alımlarda mülakat şartı gelmesi. Bir yandan tasfiyeler, yani KHK’larla görevden almalar, diğer yandan da görev alımdaki seçicilik ve keyfilik Alevileri şu duyguya getirdi: “Biz bu devletten tasfiye ediliyoruz. Zaten çok büyük bir temsiliyetimiz yoktu ama hasbelkader gelebildiğimiz yerler vardı. Bundan sonra hiçbir şekilde devlet kadrolarında Alevi yer almasında imkân kalmadı. Tam bir tasfiye yaşıyoruz” duygusuna getirdi. KHK’ların belki bu üç başlıkta etkisi oldu diyebiliriz.</p>
<p><strong>-Bir de STK’ların stratejisinin değiştiğinden bahsediyorsunuz?</strong></p>
<p>90’lı yıllar Alevilik üzerine çalışan birçok düşünür tarafından Alevi uyanışı yılları olarak tanımlandı. Aleviler kitlesel olarak artık daha görünür olmaya ve gizlenmeye alışık ruh halinden daha görünür bir davranışa geçtiği yıllar olmuştu. O yıllarda Alevi kuruluşları daha çok örgütlenmeye ve biz varız demeye yönelmişlerdi. Örgütlenme ve düşünce özgürlüğü ön plandaydı orada. Ve bu kuruluşlar diğer sol kuruluşlar gibi 80 darbesinden çıkan ve belki hak itibariyle bugünden daha geri bir noktada olan ama daha umutlu olan bir haldeydiler. Bir mücadele içerisindeydiler. 2000’li yıllar ise Aleviler için artık kuruluşlarını kurdukları, kurumsallaştıkları ve daha inançsal faaliyetlere yöneldikleri, cemevlerini inşa etmeye başladıkları ve Alevilikle ilgili taleplerini öne çıkardıkları yıllar oldu. Darbe girişimi sonrasındaki koşullar Alevilere biraz 90’lı yılları hatırlattı<strong><em>.</em></strong> Oraya geri çekiliyoruz düşüncesinde oldular. Geri çekilmeye başladılar ve en temel haklarımız elimizden gidiyor, belki hani cemevlerimiz kapatılacak, belki kuruluşlarımız kapatılacak diye düşündüler. Kimi Alevi kuruluşlarının yöneticileri gözaltına alındı. Alevi eksenli mücadeleden demokratik eksenli mücadeleye doğru bir geri çekilme olduğu hissi hakim. Fakat bir yandan da cemevleri duruyor, dernekler duruyor, cemler devam ediyor.</p>
<p><strong>-Ama çalışmada cemlere katılımın düştüğüne değiniliyor…</strong></p>
<p>Cemlere katılımda düşüş olduğu söyleniyor. Öte yandan bir dizi Alevi talepleri de gündeme gelmeye devam ediyor. Yani bir yandan vites düşürüyor ama bir yandan işte din dersi tartışırken vitesi orada artırmaya da devam ediyor. Ruh hali olarak 90’lara döndük hissiyatı var ama pratikte 2000’li yıllar devam ediyor bence Aleviler için.</p>
<p><strong>-Bir de şöyle bir şey var. Gülenci konumuna düşmeme adına sokağa çıkmama ve tepki göstermeme gibi bir durum var. Dolayısıyla hani Alevilerin OHAL stratejisi nedir?</strong></p>
<p>Yani, şimdi o tabi bu referandum süreci biraz değiştirdi. Ben bu raporu yazdığımda daha kampanyalar başlamamıştı, görüşmeleri yaptığımda. Daha şöyle bir ruh hali vardı özellikle KHK’lar da dozunu çok artırdığı için, Alevilerde kamusal alandaki refleks kimliklerini saklama yönündedir. Yani bugüne kadar böyle gelmiştir. Kendi mahallelerinde ve daha güçlü olduğunu hissettikleri yerde kimliğini dile getirirler ama ‘ötekiyle’ karşılaştığı yerde önce Alevi olduğunu saklar. Zorunda olmazsa söylemez. Bunun hani kırılmaya başladığı yerler vardı. Son dönemde ise bu tekrar geriye döndü. Darbe girişimden sonraki sürece eleştirel yaklaşmak darbeci olarak yaftalanmak olarak çevrelerinde görüldüğünü anlatıyorlar. O yüzden de hani o eleştirileri de ne bileyim kamusal bir tartışmada söz ağzına gelse bile yapmamayı yeğlediklerini söylüyorlar.</p>
<h4>“Kim olursa olsun bir kişinin böyle bir güç elde etmesinden Aleviler zararlı çıkar düşüncesi var.”</h4>
<p><strong>-Peki, Alevilerin referandumdan beklentileri ne<em>?</em></strong></p>
<p>Referandum sürecinde ‘hayır’ kampanyaları bir olanak oldu. Her ne kadar kimi yerlerde, özellikle de HDP’nin çalışmalarının üzerinde baskı olsa da görünür bir ‘hayır’ kampanyası da var ve burada zaman zaman eleştirel doz da yüksek olabiliyor. Bu, Alevilere kuvvet veriyor tabi. Bir de anketlerde zaman zaman ‘hayır’ önde görünüyor. O da umutlandırıyor, oysa öncesinde son derece bir umutsuzluk hâkimdi. Referandum ve anayasa değişikliğiyle aslında bu kampanyalar başlamadan önce ben görüştüğümde çok ilgili değildiler. Mesela Kılıçdaroğlu’nun gafı. Anayasa değişikliğinde ne olup bittiğini anlamadığını gösteren bir gafı oldu biliyorsunuz. AK Parti mitinglerinde çok kullandı bunu. O tür bir durum Aleviler arasında da çok vardı. Bunun esas nedeni ilgisizlik değil. Daha çok inançsızlıkla ilgili bir şey. Yani ne olup bittiği önemli değil. Bugün neyse bundan sonra da o olacak. ‘Evet’ çıksa da o olacak ‘hayır’ çıksa da. Anayasa değişse de öyle olacak değişmese de öyle olacak. Zaten müthiş bir ümitsizlik hâkim. Bir tür tepki olarak ilgilenmediler. Referanduma da öyle baktılar fakat buna karşın da referandum hem bir yandan ilgilenmedikleri ve bir şeyi değiştirmeyeceğine inandıkları bir şeyken öte yandan da çok hayati bir şey olarak gördüler. Bir rejim değişikliği olarak düşündüler. Rejim değişikliği deyince de mevcut sistemin aksaklıkları vs. düşünmeden, biz cumhuriyeti savunuyoruz konumuna çekildiler. Orada cumhuriyetin bence onlar için anlamı sistemsel değil; güçler ayrılığı, meclis, cumhurbaşkanlığı, başkanlık, başbakanlık tartışmalarından bağımsız olarak Alevilere bir eşit yurttaşlık hakkı tanıyor olması. Yani diğer yurttaşlarla eşitliğini sağlaması. İşte, demin söylediğimiz devlet kurumlarında, siyasette yer alma, eğitimde ve başka alanlarda eşit muamele göreceklerine dair bir inancı taşıyor olmalarıydı. Bu süreçteyse bunun kaybolduğunu düşünüyorlar. Bunun da en önemli sonucu adalete olan güvencini yitiriyorlar. Hatta bunu diyenler oldu, ne kadar doğru olduğundan bağımsız olarak, hissiyat açısından böyle demeleri önemli. “12 Eylül Darbesi’nden de biz çok çektik ama hasbelkader orada hani asker vardı, polis vardı vb. ama mahkemelere güvenebiliyorduk” diyorlar. Bugün ise o da kalmadı diyor. Yani yargı da tamamen tarafsızlığını yitirdi. Bugün bir husumet yaşasak ve yargıya düşsek Alevi olarak buradan zararlı çıkacağız. Dolayısıyla hissettikleri şey eşit, adil muamele görme konumunu yitirecek olmaları bu değişiklikle.</p>
<p><strong>-‘Evet’ çıkması halinde beklentileri ne Alevilerin? Referandumda ‘evet’ çıkarsa, başkanlık çıkarsa Aleviler başlarına neyin geleceklerini düşünüyorlar?</strong></p>
<p>Bugün fiilen olan eşit ve adil yurttaşlık hakkını kaybetmiş olma durumlarının hukuki bir statü kazanacağını düşünüyorlar. Burada mesela, Erdoğan karşıtlığı önemli ama Erdoğan değil esas sorun. Devlette bir gücün bu kadar yetkiyi toplayacak olması korkutuyor. Çünkü Aleviler şunu düşünüyor, kim olursa olsun bir kişinin böyle bir güç elde etmesinden Aleviler zararlı çıkar düşüncesi var.</p>
<h4>AK Parti karşıtlığı müzakere etmeyi destekleyen Alevilerde de güçlendi</h4>
<p><strong>-Alevilerin AK Parti’ye bakışı nasıl bu süreçte<em>?</em></strong></p>
<p>Yani kitlesel anlamda zaten hiçbir zaman Aleviler AK Parti’ye sıcak bakmadılar. Yani 90’lı yıllarda Refah Partisi’nin, sonra işte Fazilet Partisi’nin, Milli görüş geleneğinin yükselişini büyük bir tedirginlikle karşılamışlardı. Çünkü Sivas olayları da tazeydi ve şeriat geliyor tartışması vardı. O nedenle zaten AK Parti’ye hiçbir zaman sıcak olmadılar. Çünkü her zaman dindar bir yönetimin olması anlamına geldi. Fakat 2000’li yıllarda bu biraz yumuşadı aslında. AK Parti karşıtlığı devam etti belki ama benim görüştüğüm gençler arasında bugün şeriat diye bir tehlike olduğunu düşünmüyorum diyebiliyorlar. Türkiye’ye şeriat gelir gibi bir kaygı ön planda değil. Fakat AK Parti’ye hiçbir zaman yakın olmadılar. Alevi açılımlarında ise iki tür pozisyon oldu. Bir, o açılımla müzakerede bulunmayı reddedenler oldu. Bir de ‘hayır, müzakerede olmalıyız ve taleplerimizi AK Parti ile müzakere halinde dile getirmeliyiz’ diyenler oldu. Bu süreçte durum oradan da geriye gitti aslında. Şunu diyebiliriz, her zaman bir karşıtlık vardı ama hiç değilse müzakereyi kabul eden bir tarafı vardı. O tarafta da artık AK Parti karşıtlığı daha kuvvetlendi.</p>
<p><strong>-Yani devletle işbirliği yapan tarafta mı?</strong></p>
<p>Yani işbirliği demeyelim de müzakereye daha açık olan taraftı. Fakat açılımlara ilişkin şunu söyleyebilirim, şöyle bir faydası oldu: Niyetinden bağımsız olarak, Alevi açılımları, Aleviler arasında da biz ne istiyoruz, temel taleplerimiz neler, buralarda hangi konularda uzlaşıyoruz konusunda bir tartışmanın olgunlaşmasını sağladı. Pozisyonları netleştirdi. Yer yer de belki 2000’li yılların başlarında ayrıksı, daha uzlaşmaz olan pozisyonlar birbirlerine yaklaşmaya başladı ve çok temel bazı hak taleplerinde ortaklaştılar. Dolayısıyla açılım süreçleri bir sonuç getirdi mi derseniz, en önemli sonucu belki Alevilerin kendi aralarında ne istediğini daha iyi tarif edebilmesini sağladı diyebiliriz.</p>
<h4>Referandumda sonuç ne olursa olsun Alevilerin kaygı ve ümitsizlikleri devam edecek</h4>
<p><strong>-Aleviler peki ne bekliyor geleceğe dair olarak<em>?</em></strong></p>
<p>Referandum kampanyalarından önce dediğim gibi çok ümitsiz bir hal var, beklentiler çok azalmıştı. Çok fazla somut gözlemlerim yok ama bu kampanya dönemi biraz ümidi artırmış gibi. Ümidi artıran referandumdan hayır çıkacağını bekliyor olmaları değil. Az çok muhalefete imkân tanıyan bir zemin olduğunu hissetmeleri. Önemli bir şey daha var. Son iki yıldır yaşadığımız bir şey aslında. Çok fazla patlama, bombalı saldırı vs. oldu biliyorsunuz. IŞİD tehdidi var ve IŞİD sıraya cemevlerini koyacak, Alevi mahallelerini koyacak düşüncesi var. Son birkaç aydır patlama ve bombalı saldırı olmaması da kötü havayı bir nebze yumuşatmış gibi hissediyorum.</p>
<p><strong>-Alevilerin referandumdan ‘evet’ çıkmasına dair kaygıları var mı?</strong></p>
<p>Alevi yurttaşların çoğunda böyle bir ‘evet’ çıkarsa ya da ‘hayır’ çıkarsa bugünden çok farklı bir şey olacak diye bir kaygı olduğunu düşünmüyorum. Bugüne dair kaygıları ve ümitsizlikleri ne düzeydeyse referandumdan sonra da o devam edecek. Bir dönüm noktası gözüyle bakıldığını hissetmedim ben. Evet çıkarsa bugünkü OHAL ile KHK ile, zaten seçimle de iktidara gelen AK Parti istediği yasayı çıkarabiliyor ve uygulamaları yapabiliyordu. Alışmış olduğu son on yılın daha da dozu artmış bir şekilde devam edeceğini düşünüyorlar. Öte yandan evet çıkması fark yaratmayacak şeklinde bir algı hakimken, hayır çıkması ümitsizliği azaltacak, duygu durumunu olumlu anlamda aşırı etkileyecek bir sonuç olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/16/15-temmuz-darbe-girisimi-aleviler/">15 Temmuz darbe girişimi ve Aleviler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/16/15-temmuz-darbe-girisimi-aleviler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Social Value Matters 2017 programı açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Mar 2017 08:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Atölye Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Belirsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[iş piyasası]]></category>
		<category><![CDATA[kamu politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci entegrasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Rauf Kösemen]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[Social Value Matters 2017]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal etki]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal fayda]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<category><![CDATA[yerel otorite]]></category>
		<category><![CDATA[yuvarlak masa toplantıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12715</guid>

					<description><![CDATA[<p>Social Value Matters 2017, artan eşitsizlik ve küresel belirsizlik ortamında değişime ilham vermek ve sosyal faydayı maksimize etmek adına paydaşların seslerini daha fazla duyurmanın yollarına odaklanacak. Sosyal etki alanında çalışan topluluğumuzdan gelen görüşler ışığında konferansın oturumları da şekillendi. Oturumlar, çeşitli yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmalarından oluşacak. Yuvarlak masa toplantıları uzmanlar tarafından yönetilen, görüş ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/">Social Value Matters 2017 programı açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Social Value Matters 2017, artan eşitsizlik ve küresel belirsizlik ortamında değişime ilham vermek ve sosyal faydayı maksimize etmek adına paydaşların seslerini daha fazla duyurmanın yollarına odaklanacak</strong>.</p>
<p>Sosyal etki alanında çalışan topluluğumuzdan gelen görüşler ışığında konferansın oturumları da şekillendi. Oturumlar, çeşitli yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmalarından oluşacak. Yuvarlak masa toplantıları uzmanlar tarafından yönetilen, görüş ve deneyimlerin paylaşılmasına odaklanan küçük tartışma gruplarını içerecek. Atölye çalışmaları ise katılımcıları tartışmaya ve öğrenmeye teşvik etmek üzere çeşitli alıştırmalar ve faaliyetlerde bir araya getirecek.</p>
<p><strong>Açılış ve kapanış konuşmaları için İngilizce-Türkçe simultane çeviri olacaktır . Konferansta İngilizce ve Türkçe yuvarlak masa toplantıları ve atölye çalışmaları olacak. <a href="https://kusif.ku.edu.tr/sites/kusif.ku.edu.tr/files/SVM%202017%20Conference%20Agenda.pdf" target="_blank">Detaylı bilgi için konferans programına göz atın!</a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/24/social-value-matters-2017-programi-aciklandi/">Social Value Matters 2017 programı açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevi Gençlerin Kaygılı Kimlik Arayışları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/07/alevi-genclerin-kaygili-kimlik-arayislari/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/07/alevi-genclerin-kaygili-kimlik-arayislari/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2017 08:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Asimilasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel alevilik ve alevi gençlerin kimlik arayışı]]></category>
		<category><![CDATA[podem]]></category>
		<category><![CDATA[ulaş tol]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alevi gençler kimliğini arıyor. Kendini tanımlamak, içerden, dışardan kimliği ile ilgili sorulara yanıtlar verebilmek istiyor. Yaşam tehdidi, asimilasyon ve ayrımcılığa uğrama kaygıları bu kimlik arayışına şekil veriyor. Hal böyle iken gençler arasında inançsal ve kültürel öğeler daha güçleniyor olmasına karşın, politik söylem daha baskın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/07/alevi-genclerin-kaygili-kimlik-arayislari/">Alevi Gençlerin Kaygılı Kimlik Arayışları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alevi Gençler, Aleviler denildiğinde ilk akla gelenler arasında değil. Aynı Alevi kadınlar gibi (ki o konuya da daha sonra Sivil Sayfalar&#8217;da yer vereceğiz). Öte yandan özellikle politik yapılarda, eylemlerde, Alevi kayıplarında, önce gençler akla geliyor. Sadece Aleviler için değil, her kesim için gençlik bir yandan geleceğe havale edilen, diğer yandan da “yozlaşma” “şiddet” “aşırı politikleşme” ve “kayıplar” gibi güncel konularda da merkezi bir rol verilen bir başlık.  Alevilerle ilgili çağrışımlarda da gençlik deyince politikleşmiş hatta siyasi gruplarda aktif olan kesimler ön planda. Oysa <a href="http://podem.org.tr/yayinlar/raporlar/kentselalevilikvealevgencler/" target="_blank" rel="noopener">“Kentsel Alevilik ve Alevi Gençlerin Kimlik Arayışı”</a> raporunu meydana getiren saha çalışmasına<a href="#_edn1" name="_ednref1">[i]</a> dayanarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki çok daha geniş bir genç Alevi kesim var ve gençler arasında ağırlık merkezini de siyasi hareketlerin içinde yer alanlar oluşturmuyor. Rapor, PODEM’in Türkiye’nin farklı toplumsal kesimlerinden gençlerin siyasallaşmasını konu ettiği proje<a href="#_edn2" name="_ednref2">[ii]</a>nin bir parçası. Çalışmanın Alevi gençleri ele alan kısmında temel araştırma sorusunu Alevi gençlerin siyasallaşma dinamiklerinin neler olduğu oluşturdu. Raporda yer verilen sonuçları Sivil Sayfalar için de özetlemeye, aktarmaya çalışacağım.</p>
<p>Bir kere Alevi gençlerin toplumun diğer kesimlerine göre daha politik olduğu (farklı düzeylerde de olsa) Aleviler üzerine çalışmalar yapanların hızla varabileceği bir sonuç. Peki Alevi gençler arasında politikleşme (ki araştırmanın Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerdeki gençleri hedeflediğini hatırda tutmakta fayda var) toplumun diğer kesimlerine göre neden daha yüksek: Alevi gençleri politikleştiren en temel şey ise kimlik arayışlarının kendisi. Alevi gençler kimliğini arıyor. Kendini tanımlamak, içerden, dışardan kimliği ile ilgili sorulara yanıtlar verebilmek istiyor. Bu arayışta, gençler arasında inançsal ve kültürel öğeler kuvvetli olmasına karşın politik söylem ağır basıyor.</p>
<p>Alevi gençlerin büyüklerinden şöyle bir farkı var: kentte ve öteki ile daha yoğun bir etkileşim içinde büyüdüler.  Bu kim olduklarını, Aleviliğin ne olduğu, ne olmadığı, Alevi olmanın koşullarını, sınırlarını sorgulamalarına, kendilerini ve Aleviliği tanımlama ihtiyacını yoğun bir biçimde yaşamalarına neden oldu. Üstelik bu arayış yoğun kaygılı bir ruh hali ile şekilleniyor.</p>
<figure id="attachment_10804" aria-describedby="caption-attachment-10804" style="width: 870px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-10804 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Alevi-gencler.jpg" width="870" height="580" /><figcaption id="caption-attachment-10804" class="wp-caption-text">Kaynak: REUTERS-Ümit Aktaş</figcaption></figure>
<p><strong>Bu kaygılı ruh hali ikliminin üç boyutu var: yaşam tehdidini diri tutan bir mağduriyet anlatısı, ayrımcılıklar ve asimilasyon algısı. </strong></p>
<p>Öteki ile temasın somutlaştığı kentsel yaşama karşın gençler, hala güçlü bir tehdit algısı ile var oluyorlar: “zarar göreceğiz”, “bizi kesecekler” “bizi yok edecekler” diye düşünüyorlar. Üstelik bu tehdidin güncel olduğuna dair işaretler olduğunu aktarıyorlar. Hal böyle iken Aleviliği tanımlamaya çalışan gençlerin ortak tarifinde öne çıkan kavramlar “mağduriyet” ve “ezilmişlik” oluyor. Üstelik başlarına gelen tüm zalimliklerin, Alevilerin “masumiyet”ine rağmen, barışçıl olmalarına, şiddete başvurmamalarına rağmen olduğunu düşünüyorlar. Alevi gençler arasında, uzak ve yakın tarihlerdeki Alevilere yönelik saldırıların yanısıra, yakın zamanlarda da birçok Alevi gencin ölümünde masumiyetin öne çıkması, mağduriyet duygusunu güçlendiriyor. Bu kaygı ve haksızlığa uğrama halleri, Alevi gençliğinin politik hareketliliğini belirleyen önemli bir unsur.</p>
<p>İkincisi Alevi gençler öteki ile temaslarında birey olarak da ayrımcı pratiklerle karşılaşıyor. En çok din derslerinde, Ramazan ayında, erkekler için askerlikte ve Cuma namazı çağrılarında, ağırlıkla sembolik, kimi zaman fiziksel şiddete maruz kaldıklarını dile getiriyorlar. Edindikleri Sünni arkadaşlarına Alevi olduklarını açıklamak zorunda kaldıklarında aldıkları tepkilerden rencide oluyor, onlardan ve benzerlerinden uzaklaşıyorlar. Poliste, askeriyede, yargıda, diğer bürokratik kademelerde, siyasi partilerde üst mevkilerde fazla yer bulamadıkları gibi, bunun imkanlı olduğuna dair inançlarını da yitiriyorlar. Ayrımcılıklar, yaşam tehdidi kaygısı, “masum” ölümler, Alevi gençlerin adalete ve sisteme inançlarını aşındırıyor.</p>
<p>Üçüncüsü Alevilerin ortaklaştığı en temel taleplerde bir ilerlemeye tanık olmazken, makbul Aleviliği tanımlama girişimleri ile karşı karşıya kalıyorlar. Tüm bunları bir asimilasyon girişimi olarak kodluyorlar. Bu şartlarda Cemevleri onlar için bir ibadethane olduğu gibi, bir hak mücadelesinin de sembolü oluyor.</p>
<p>Gençlerin bu kaygı ruh halinin ötesinde pozitif olarak kendilerini gerçekleştirebildikleri kanallar da sınırlı. Gençler, kültürel, sanatsal, sportif vb. doğrudan politik olmayan alanlarda (ya da bizzat siyasi katılım için) kendilerini gerçekleştirebilecekleri imkanlara sahip değiller. Örneğin gençlerin inanç ritüellerindeki müziklere, semaha ilgileri daha yüksek. Cemevlerinin de gençleri en fazla çekebildikleri konular bağlama ve semah kursları. Ulaş Özdemir’in bir araştırmasından, bu ilgiyi destekleyen bir veri, zakirlik (cem ibadeti içerisinde saz çalıp, deyiş söyleme hizmetini yerine getiren kişi) gençler arasında oldukça ilgi görüyor<a href="#_edn3" name="_ednref3">[iii]</a>. O Ses Türkiye yarışmasına Alevi gençlerin katılımının ve ilgisinin yoğunluğu da malum. Dolayısıyla kültürel alana katılım arzularına dair kuvvetli işaretler veren gençlerin önündeki imkanlar sınırlı.</p>
<p><strong>Sonuç olarak kaygının (yaşam tehdidi, ayrımcılık, asimilasyon boyutları ile) yoğun, kültürel imkanların sınırlı olduğu bir iklimde gençler her konuyu, gündelik hayatın her veçhesini politik bir filtreden görüyor. </strong></p>
<p>Alevi gençlerin en büyük sorunu/ihtiyacı Alevi kimliğini tanımlamak, kendilerini tarif edebilmek oluyor. Alevilik sahiplenilen, sevilen bir kimlik gençler için. Fakat ne olduğu, nasıl yaşanması gerektiği net değil. “Bir inanç sistemi ve/veya din olarak mı görmek lazım, yoksa bir kültür bir felsefe olarak mı?” “İslam’ın içinde İslami bir unsur olarak mı yoksa İslam dışı bir inanç sistemi olarak mı?”  “Sol ile Kemalizm ile ilişkisini nasıl tanımlamak gerekir?”  gibi sorular kimlik tarifinde gençlerin önünde duran zor sorular. Alevilik nedir sorusuna gençlerin yanıtları da bu yüzden pozitif değil, negatif tanımlamalarla gerçekleşiyor: “Biz gerici yobaz değiliz, namaz kılmayız”.  Özetle, kimlik arayışında Alevi gençler için üç yol öne çıkıyor:</p>
<ol>
<li><strong>İnançlı bir Alevi olmak ve inanç yönüne ağırlık vermek</strong></li>
<li><strong>Aleviliği kültürel olarak yaşamak, Aleviliğe sahip çıkmak, inançsal öğelerle ilgilenmemek ya da sembolik olarak ilgilenmek</strong></li>
<li><strong>Aktif siyaset yapmak, bunun içinde Aleviliğinin altını çizmek. </strong></li>
</ol>
<p>Alevi gençler arasında yoğunluğu bu üç yol arasında ikincisinin oluşturduğu söylenebilir. Ancak inançsal öğelere ilgi de giderek artıyor. Özellikle daha küçük yaştaki gençlerde bu eğilim kuvvetleniyor. Ayrıca aktif siyaset de geçmişte Alevilikle araya mesafe koymayı gerektiren bir yolken, günümüzde Alevilikle beslenen bir hal almış.</p>
<p><strong>Özetleyecek olursak, güçlü bir mağduriyet hissi (masumiyete rağmen), temsil edilememe, kültürel ve siyasi yaşama katılım kanallarının sınırlılığı, adalete duyulan güvensizlik ve gelecek konusunda ümitsizlik, devlete ve/veya ülkeye aidiyette aşınma Alevi gençlerinin kaygı yüklü siyasallaşma dinamiklerini oluşturuyor. </strong></p>
<p>Alevi gençlerin, Aleviliği dilediğince inançsal ve/veya kültürel yönleri ile gerçekleştirebilmeleri için, bu kaygı psikolojisinin yerini, umut ve barış iklimin alması birincil koşul gibi görünüyor. Genelde Alevilerin özelde de Alevi gençlerin, Alevilerin yaşam tehdidi altında olmadığına dair bir güven ortamına ihtiyaç var.</p>
<p>Sözkonusu kaygı psikolojinin değişmesi için, ikinci olarak Alevilerin Sünni bir asimilasyon tehdidi varlığına dair aldıkları işaretlerin zayıflatılması gerekiyor. Alevileri rencide eden mahalle, park, köprü vb. adlandırmalardan vazgeçilmesi, Alevilikle ilgili temel taleplerin karşılanması, Alevilere yönelik hakaretlerle mücadele edilmesi, Alevilerin kamuda ve siyasi partilerde görünür şekilde yer edinebilmeleri, bu asimilasyon kaygısını zayıflatacak temel öncüller gibi duruyor.</p>
<p>Kaygı psikolojisinin değişmesi için bir diğer koşul da toplumda Aleviliğin ve Alevilerin normalleşmesinden geçiyor. Çoğunluğun, tanıdığı sevdiği bir kişinin Alevi olduğunu öğrenince büyük şaşkınlık geçirecek kadar Alevilere uzak olması Alevilerin ezilmişlik ve mağduriyet duygularını perçinliyor. Toplumun Alevileri oldukları gibi tanıması ve değiştirilmesi gereken özneler olarak değil de kültürel çeşitliliğin unsurları olarak görmesine ihtiyaç var. Bu da Aleviliğin daha görünür olması, Alevilerle temasın, diyaloğun, karşılaşmaların artmasına bağlı. Buna simetrik olarak Alevi gençlerin de toplumun diğer kesimleri ile özellikle de mütedeyyin Sünni yurttaşlar ile daha fazla karşılaşması, temas etmesi ve bir tepki olarak gelişen ve güçlenen İslamifobi ile mücadele edilmesi için, bunun karşısında olan Alevi ve Sünni kanaat önderleri ve STK’ları ile birlikte ortak çalışmalar yapılması gerekiyor.</p>
<p>Normalleşmenin önemli bir boyutu Alevilerin inançlarını, ibadetlerini istedikleri gibi yaşayabilmeleri. Fakat Aleviler çoğu zaman inançlarının bir parçası olduğunu düşündükleri kültürlerine de büyük değer veriyorlar. Hatta bu iki boyutu bir organik ilişki içerisinde değerlendiriyorlar. Bu yüzden kültürel olarak kendilerini gerçekleştirdikçe, Aleviliklerini daha fazla yaşıyorlar. Bu nedenle Cemevleri ibadethane olduğu kadar kültürevleri olarak da görülüyor. Dolayısıyla bir inanç sistemi olarak olduğu kadar kültürel öğeleri ile de Cemevlerin güçlenmesi Alevi gençlerin önemli bir ihtiyacına yanıt verir görünüyor. Halihazırda saz, semah, türkü etkinlikleri, kursları bu ihtiyaca cevap vermek üzere gerçekleştiriliyor. Ancak kültür alanında da daha kurumsal ve kapasiteli girişimlere ve geliştirmelere ihtiyaç var. Bunun yanısıra sinemada, dizilerde, TV programlarında Alevilik ve Aleviler oldukları gibi görünür olmalı. Oysa günümüzde popüler kültür alanında Aleviler kimlikleri ile varolamıyor, kültür üreticileri de Aleviliği ve Alevileri gizliyor ya da örtüyorlar. Saz çalan, türkü seven, söyleyen kimseler olarak görüyoruz Alevileri. O Ses Türkiye programına çıkan gençler Aleviliklerini (ki aynı şey Kürt gençler için de geçerli) gizliyor. Sadece Aleviler, onların Alevi olduklarını anlıyor. Dindar Sünni Müslüman kesimler Alevilerle, Alevilik ile neredeyse hiç karşılaşmıyor.</p>
<p>Son olarak Alevilerin farklıklarını da koruyarak inançlarını yeniden keşfetmeye ve kurmaya ihtiyaçları var. Mevcut yapıları ve kurumları Alevileri tatmin etmiyor. Ancak bu onları inanç boyutuna uzak durmalarından kaynaklanmıyor. Dolayısıyla inanç sistemleri geliştirecek kanallara, araçlara kurumlara ihtiyaç duyuyorlar.</p>
<p>Rapordaki öne çıkan sonuçlar böyle. Not edilmesi gerek bir başka sonuç da şu ki, Alevi gençlerle ilgili araştırma verisi oldukça sınırlı. Bunun bir nedeni kuşkusuz gençliğin bir kategori olarak değeri ile ilgili. Ama bu tür araştırmalara destek bulma zorlukları, araştırmalara karşı önyargılar, araştırma sonuçlarından faydalanma kanallarının zengin olmaması gibi birçok başka nedeni de var. Velhasıl daha fazla saha araştırmasına ihtiyaç olduğu baki. Alevilerin de araştırmalarda Aleviliğin konu edilmesine daha açık olması Aleviler üzerine yapılan araştırmalara daha fazla ilgi göstermeleri önemli.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> Araştırma İstanbul’un Alevilerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerindeki Alevi gençlerin siyasi algı, davranış ve hareketliliklerine odaklanıyor. Söz konusu mahalleler, Sancaktepe ilçesinde, Sarıgazi olarak bilinen bölgede bulunan İnönü Mahallesi, Sultanbeyli ilçesindeki Yavuz Sultan Selim ve Ahmet Yesevi mahalleleri ve Maltepe ilçesindeki Gülsuyu ve Gülensu mahalleleri. Toplam 15 kanaat önderi ve mahallelerde ikamet eden, 16-35 yaş aralığında, aileleri çoğunlukla Sivas, Erzincan, Tokat, Kahramanmaraş, Tunceli’den göç etmiş 38 kişiyle birebir, derinlemesine mülakatlar yapıldı. Mahallelerdeki cemevleri, çay bahçeleri ve kafelerde yarı-etnografik gözlemler yoluyla veri de toplandı. Mülakatlar Kasım-Aralık 2015 arasında gerçekleştirildi.</h6>
<h6><a href="#_ednref2" name="_edn2">[ii]</a> PODEM’in Berghof Vakfı’yla birlikte gerçekleştirdiği İstanbul Gençlik Haritası Serisi, İstanbul’da Alevi, Kürt, İslami kimlikler etrafında siyasallaşmış gençlerin yaşamlarını, beklentilerini, yaşadıkları mahalle, şehir ve ülkeyle ilişkilerini konu ediyor. Bu çalışmanın ürünü olan “Türkiye’de Gençliğin Siyasallaşma Biçimleri” raporunu şuradan indirebilirsiniz.</h6>
<h6><a href="http://podem.org.tr/yayinlar/raporlar/turkiyedegencliginsiyasallasmabicimleri/">http://podem.org.tr/yayinlar/raporlar/turkiyedegencliginsiyasallasmabicimleri/</a></h6>
<h6><a href="#_ednref3" name="_edn3">[iii]</a> Ulaş Özdemir (2016). “Kimlik, Ritüel, Müzik İcrası”. Kolektif Kitap.</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/07/alevi-genclerin-kaygili-kimlik-arayislari/">Alevi Gençlerin Kaygılı Kimlik Arayışları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/07/alevi-genclerin-kaygili-kimlik-arayislari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
