<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>uğur yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ugur-yildirim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ugur-yildirim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Dec 2019 08:12:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>uğur yıldırım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ugur-yildirim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Apr 2019 12:08:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MAD]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu]]></category>
		<category><![CDATA[hemşehri hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Tanju Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[uğur yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşar Adanalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37476</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın göreve geldikten sonra Suriyelilerle ilgili yapmış olduğu açıklamalar, sivil toplumda da tepkiyle karşılandı. Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, “Herhangi bir Suriyeli mağduriyeti söz konusu olduğunda kendimizi Bolu’da buluruz. " derken,  Mekanda Adalet Derneği'nden Yaşar Adanalı da, Bolu Belediye Başkanının kendi partisinin beyannamesiyle çeliştiğini vurgularak, mültecilerin şehirlerde 'hemşehri hukuku' çerçevesinde hizmet hakkı olduğunun altını çizdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/">Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">31 Mart Yerel Seçimleri öncesinde bazı illerde ve bölgelerdeki adayların Suriyelilere karşı dışlayıcı, rencide edici ve geri gönderme tehdidi içeren üslupları seçimlerden sonra da devam ediyor.  CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın göreve geldikten sonra “İlimizde yaşamakta olan yabancı uyruklu kişilere ayni ve nakdi yardım yapılmaması” ifadeleriyle verdiği talimat büyük tepki çekti. Twitterdeki tepki çeken açıklamalarını Sözcü Gazetesi’ne vermiş olduğu röportajda da sürdüren Başkan&#8217;a sivil toplumdan da itirazlar geldi.</span></p>
<figure id="attachment_37478" aria-describedby="caption-attachment-37478" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-37478" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-640x360.jpg" alt="" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/meldaonur.jpg 1200w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-37478" class="wp-caption-text">Melda Onur</figcaption></figure>
<p class="p1"><span class="s1">Konuyla ilgili Sivil Sayfalar’a değerlendirmelerde bulunan  Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur,  Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın üslubunun çok yanlış olduğunu belirterek, “Herhangi bir Suriyeli mağduriyeti söz konusu olduğunda kendimizi Bolu’da buluruz. Suriyeliler savaştan kaçmış, ülkemize sığınmış mağdur insanlar. Ama ülke olarak bir göçmen politikamız yok. Bundan doğan dezavantajlardan dolayı Suriyeli mülteciler meselesinin, belediye başkanlarının ya da siyasetçilerin seçim propagandası argümanı haline gelmesi çok yanlış. ‘Suriyelilere bundan sonra 1 kuruş yok’ denemez. Geri adım atacaktır, buna mecbur kalacaktır.<span class="Apple-converted-space">  </span>Zaten CHP’nin sosyal demokrat politikası da bunu belirler. Kullanılan dil ve çekilen film çok yanlış” dedi. Bolu’da bu olayı takip edecek demokratik sivil toplum kuruluşları olduğunu belirten gazeteci Melda Onur, Suriyelilere karşı hukuk dışı, yasadışı uygulamalar olursa STK’ların buna karşı durması ve mücadele etmesi gerektiğini söyledi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>“Genel Bir Suriyeli Düşmanlığı Edinemeyiz”</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Suriyelilerin gerçek bir mağduriyet yaşayarak Türkiye’ye sığındıklarını unutmamak gerektiğine vurgu yapan Onur sözlerine şöyle devam etti: “Suriyeliler arasında suça karışmış ve suça karışmak isteyenler olabilir. Ama bunlar üzerinden genel bir Suriyeli düşmanlığı edinemeyiz. Türkiye bir geçiş ülkesi olmakla övünülen, çok kültürlü olmakla övünülen bir ülke. Fakat Türkiye’nin doğru düzgün bir göçmen politikası yok. Burada göçmenlerin uyumunu sağlayacak göçmenlerin bir Türk vatandaşı gibi eşit hak ve koşullarda yaşamlarını idame ettirebilecekleri bir sistem kurulmadı. Bir çok yerde avantajlılar, bu avantaj Türkiye cumhuriyeti vatandaşları için ise dezavantaja dönüşüyor. Bu da iki toplum arasında husumete sebebiyet veriyor.<span class="Apple-converted-space">  </span>Bugün baktığımızda eğer Suriyeli gelip vergi ödemeden ya da belli başlı konulara dahil olmadan rahatlıkla ticaret yapabiliyorsa bu defa vatandaş pastasını paylaşmak istemiyor. Durum böyle olunca maalesef siyasetçilerin seçim propagandası argümanı haline geldi.”</span></p>
<p><span class="s1"><b>“Özcan’ın Açıklamaları Partisinin Beyannamesiyle de Çelişiyor”</b></span></p>
<figure id="attachment_37479" aria-describedby="caption-attachment-37479" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-37479" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/yasaradanali.png" alt="" width="360" height="204" /><figcaption id="caption-attachment-37479" class="wp-caption-text">Yaşar Adanalı / Mekanda Adalet Derneği Kurucularından</figcaption></figure>
<p class="p3"><span class="s1">Mekanda Adalet Derneği kurucularından Yaşar Adanalı, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan&#8217;ın yapmış olduğu açıklamaların sorumsuzca yapıldığını belirterek, “Siyasi yelpazenin neresinde olursa olsun Suriyeli mülteci düşmanlığının seçmenlerin bir kısmını ortaklaştırdığını söyleyebiliriz. Bir belediye başkanı sosyal politikalarını kentte yaşayanların uyruğuna, statüsüne göre değil ikamet ve ihtiyaç durumuna göre hemşehri hukuku çerçevesinde uygulamalıdır. Aksi ayrımcılıktır” dedi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">CHP’nin 2019 Yerel Seçim Bildirgesi’ndeki Suriyelilerin ve diğer sığınmacıların konu edildiği “Göç Sorununa Duyarlı Yerel Yönetimler” bölümüne dikkat çeken Adanalı, “Sosyal uyum politikaları çıkarılırken; ‘Demokratik ve katılımcı yerel yönetimler ile, kentlerimizde güven ve huzur içerisinde bir arada yaşam ortamını sağlayacağız’ diye bir seçim vaadinde bulunuyorlar. Dolayısıyla Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın açıklamaları temel insan haklarına aykırı olmasının ötesinde kendi partisinin beyannamesiyle de çelişiyor” dedi.</span></p>
<p class="p3"><span class="s1">‘Hemşehrilik Hukuku’nun mülteciler ve mültecilerle dayanışma içinde çalışan kamu ve sivil kuruluşlar için önemli imkanlar sunduğunu belirten Yaşar Adanalı, 3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen ‘5393 sayılı Belediye Kanunu’ ve 1930 tarihli ‘1580 sayılı Belediye Kanunu&#8217;ndaki belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenleyen 13. maddesine dikkat çekti. Adanalı, belediyelerin hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.  </span></p>
<p><strong>“Hemşehri Hukuku Toplumsal Barış Hususunda Belediyeleri Sorumlu Tutar&#8221;</strong></p>
<p>Cumhuriyet tarihi boyunca, hemşeri tanımı kapsamına giren topluluklar, etnik aidiyetten mekansal/kentsel aidiyete; mekanın tanımı da kütükten ikamet edilen yere doğru, kapsayıcılığı genişleyecek şekilde evrildiğine vurgu yapan Adanalı, “Bugün hemşehri hukuku çerçevesi, kentin eski ve yeni göçmenlerini kentsel hak ve hizmetlere erişim ve kentsel kararlara katılım anlamında eşitleme imkanını sunma kapasitesine sahiptir. Hemşehri hukuku, belediyeleri sosyal yardımlar konusunda kapsayıcı olmalarını söylerken aynı zamanda toplumsal barışın sağlanması konusunda belediyeleri sorumlu tutar. Ayrımcı söylemlere hızla savrulan belediye başkanlarına hemşehri hukuku kapsamında sorumluluklarını hatırlatmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p class="p3"><span class="s1">Suriyeli mülteciler ve diğer göçmenler için hemşehrilik hukukunun uygulanmasının önündeki engellere de değinen Adanalı, “En önemli engel toplumdaki yaygın düşmanlık. Ekonomik kriz zamanlarında mültecilere karşı düşmanlık artıyor, çünkü krizden etkilenen kesimler, yanlış bir şekilde krizin sorumlusu olarak mültecileri görebiliyor. Aslında birçok mülteci büyük bir sömürü düzeni içinde kentlerde hayatta kalmaya çalışıyor. Ayrıca toplumda kanaat önderi diyebileceğimiz, yerel yöneticiler, çok takipçili sosyal medya kişilikleri, popüler gazeteciler, mülteci karşıtı söylemlerle bu düşmanlığı besliyorlar” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><strong>UMHD&#8217;den Bolu Belediye Başkanına Kınama</strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uluslararası Mülteci Hakları Derneği (UMHD) Başkanı Uğur Yıldırım da Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın başkanlığa seçilir seçilmez, Suriyeli mültecilerle ilgili uygulamaya koyduğu kararları kınayan bir basın açıklaması yaptı. Yıldırım, Bolu Belediye başkanının yabancı ve göçmen düşmanlığı yaparak popülist bir söylem ile toplumun bir kısmını açık hedef haline getirmeye çalıştığını hatırlatarak, “Aşevi yüzyıllardır bu topraklarda olan ve kapıya gelen hiç kimseye dini, dili, ırkı sorulmadığı bir sosyal müessesedir. Aşevi kurumunu ırkçı bir söylem ile siyasi emellere alet etmek hiç doğru bir tutum değildir. Halkı kin ve düşmanlığa sevkedecek, farklı olan herkesi düşmanlaştıran bu tür açıklamalar sosyal çatışma riskini artırdığı gibi toplumsal barışı da zedelemekte, birlikte yaşama ruhuna zarar vermektedir. Türkiye yaptığı insani yardımlar ile dünyanın en cömert ülkesi iken, çoğu kendi emeği ile çalışarak yaşayan Bolu’daki sadece 2 bin 300 Suriyeli insanı sorunlaştıran ve düşmanlaştıran dili kınıyoruz” dedi,  </span><span class="s1">Yıldırım ayrıca Tanju Özcan’ın uygulamadan vazgeçmesi halinde ayrımcılık suçu başta olmak üzere belediye başkanı şahsında ve idari işlemlerine karşı her türlü yasal mücadeleyi başlatacaklarını söyledi. Bolu halkını da Tanju Özcan’ın ırkçı ve kışkırtıcı söylemlerine karşı çıkmaya davet eden Yıldırım, “Savaştan kaçarak barış yurdu olarak bildikleri Bolu’ya, kendilerine sığınmış ve helalinden yaşamak ve kazanmak dışında bir amaçları olmayan Suriyeliler ile bundan sonra da barış içinde yaşamaya devam etmeye çağırıyoruz” dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/15/sivil-toplumdan-bolu-belediye-baskaninin-multeci-karsiti-aciklamalarina-tepki/">Sivil Toplumdan Bolu Belediye Başkanı&#8217;nın Mülteci Karşıtı Açıklamalarına Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mavi Marmara Avukatı Uğur Yıldırım: Kimse bunu alelade bir tazminat davası olarak değerlendirmesin</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/mavi-marmara-avukati-ugur-yildirim-kimse-bunu-alelade-bir-tazminat-davasi-olarak-degerlendirmesin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 08:48:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Marmara]]></category>
		<category><![CDATA[uğur yıldırım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15746</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta mecliste basın toplantısı düzenleyen CHP Milletvekili İbrahim Özdiş Maliye Bakanlığı&#8217;nın, İsrail&#8217;in verdiği 20 milyon doları Mavi Marmara ailelerine vermeyi reddettiğini iddia etmişti. Maliye Bakanlığı avukatının sunduğu dilekçenin kamuoyunda paylaşılması üzerine Mavi Marmara mağdurlarına saygısızlık edildiği gerekçesiyle tepkiler yükseldi. Mavi Marmara avukatı ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım&#8217;la söz konusu dava ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/mavi-marmara-avukati-ugur-yildirim-kimse-bunu-alelade-bir-tazminat-davasi-olarak-degerlendirmesin/">Mavi Marmara Avukatı Uğur Yıldırım: Kimse bunu alelade bir tazminat davası olarak değerlendirmesin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen hafta mecliste basın toplantısı düzenleyen CHP Milletvekili İbrahim Özdiş Maliye Bakanlığı&#8217;nın, İsrail&#8217;in verdiği 20 milyon doları Mavi Marmara ailelerine vermeyi reddettiğini iddia etmişti. Maliye Bakanlığı avukatının sunduğu dilekçenin kamuoyunda paylaşılması üzerine Mavi Marmara mağdurlarına saygısızlık edildiği gerekçesiyle tepkiler yükseldi. Mavi Marmara avukatı ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Uğur Yıldırım&#8217;la söz konusu dava ve dilekçe hakkında konuştuk. Yıldırım sürecin daha hassas bir şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p><span id="more-15746"></span></p>
<p><strong>-Öncelikle Maliye Bakanlığı avukatları tarafından yazılan ve sosyal medyada paylaşılan dilekçe ne anlama geliyor?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye ile İsrail arasında imzalanan anlaşmada şehit yakınlarına para ödeneceği de yazılıydı. Fakat bunun nasıl ödeneceği belirtilmemişti. Anlaşma öncesinde yapılan bazı haberlerin içeriğinde Türkiye&#8217;de kurulacak bir vakfa bu paranın teslim edileceği ve bu vakıf aracılığıyla mağdur ailelere ulaştırılacağı gibi seçenekler konuşuluyordu ama mevcut sözleşmeyle bu seçeneklerin bir anlamı kalmadı çünkü İsrail ve Türkiye arasındaki sözleşme uyarınca şehit yakınlarına verilecek paranın Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne ödeneceği söylendi. Bu para ödendi ve ödendiği İsrailli makamlar tarafından belirlendi. Bunun üzerine de açılmış bazı pilot davalar vardı ve dava muhatabı Maliye Bakanlığı oldu çünkü para devlet hazinesindeydi.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15755" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/ugur-yildirim.jpg" alt="" width="524" height="325" /></p>
<p><strong>-Peki bu normal bir prosedür mü?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Devlet bu şekilde anlaştığı için evet normal. Eğer devletler bir vakfın kurulmasını talep etseydi öyle yapılırdı. Anlaşmaya bu şekildeydi.</span></p>
<p><strong>-Maliye Bakanlığı&#8217;nın parayı ailelere ödeme sürecinde ortaya çıkan bu sıkıntının sebebi nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şöyle diyelim, aileler zaten hiçbir zaman paranın peşinde olmadılar. Bu yüzden de &#8220;Aman da paramız nerede?&#8221; denmedi. Fakat netice itibariyle bunun kamuoyunda konuşuluyor olması, bu tahsilatın Türkiye&#8217;ye geldiğinin belirtilmesi nedeniyle şehit aileleri bize, avukatlarına ilettiği bazı şikayetleri vardı. Piyango kazandığınız zaman türeyen kayıp akrabalar veya borç isteyenler olduğu gibi bu noktada ailelerden para talep edenler olmaya başladı. Çocuklarının kaçırılıp fidye talep edilmesinden endişelenen aileler oldu. İsrail basınında olsun, Türkiye basınında olsun paranın ailelere ödendiğine dair rahatsız edici biçimde yapılan haberler vardı. Tüm bunlar şehit ailelerini oldukça rahatsız etti. Bunlar haricinde açılmış bazı davalarda, ki ben bu davaların bazılarında avukatım, Maliye Hazinesi hususi itirazını yönlendirdi anlaşma çerçevesinde. Mahkemeler bunu göz önünde aldı çünkü bu kamuya mal olmuş bir davaydı artık ve hakimler bunu göz önüne alarak Maliye avukatını davaya dahil etti. Avukat cevap dilekçesinde yine kamuya yansıyan dilekçeyi verdi.</span></p>
<p><strong>-Siz bu dilekçeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada yanlış olan şey şu; bu bedel zaten devletler tarafından değerlendirildi. İsrail devleti ve Türkiye Cumnuriyeti devleti kendi aralarında yaptıkları anlaşmada, bizler buna muhalif olsak da, şehit yakınları adına 2 milyon dolar ödenmesiydi. 10 şehit yakını ailesi var. 20 milyon dolar şehit aileleri için Türkiye&#8217;ye verildiği bir gerçek. O yüzden burada standart bir tazminat davasının yürütülmesi veya tazminat belirleme prosedürlerinin işlemesinin bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Fakat sonuç olarak meslektaşım bu dilekçeyi vermiş oldu. Bu durum CHP&#8217;li bir milletvekili tarafından kamuya taşındı ve bu şekilde şu an kamuoyunun gündemine taşınmış oldu.</span></p>
<p><strong>-Meslektaşınız yani Maliye Hazinesi avukatının vermiş olduğu dilekçe standart bir prosedürün parçası diyebilir miyiz?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet standart bir tazminat davasında prosedür bu. Fakat bahsetmiş olduğum gibi devletlerin anlaşmanın bir parçası olarak belirledikleri para miktarının şehit yakınlarına hasledilmesini anlayamamış, standart kamu avukatlarının veya kamu çalışanlarının hemen her şeye itiraz eden &#8220;Başımız ağrımasın sonrasında&#8221; yaklaşımının bir tezahürü olarak görüyorum dilekçede yazanları. </span></p>
<p><strong>-Anlıyorum, para İsrail tarafından teslim edildikten sonra muhatabınız Türkiye Cumhuriyeti Devleti oldu yani?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın şehit yakınlarının en büyük sıkıntısı buydu anlaşma yapılırken. &#8220;Biz İsrail&#8217;le bu noktada bir dava süreci yürütüyoruz ve tazminat alacaksak da ceza davası yürüteceksek de İsrail&#8217;e karşı yürütmek istiyoruz&#8221; diyorlardı. Maaelesef devlet bu anlaşmayı yaparak hem mağdurların karşısına kendisi geçmiş oldu hem de diğer davaları engelleyici konumda kalmış oldu. Bugün de yaşadığımız sıkıntının kaynağı bu.</span></p>
<p><strong>-Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimse bunu alelade bir tazminat davası olarak değerlendirmesin. Hem şehit yakınlarının hem bu davaya emek veren biz avukatlarının davaya bakış açısı anlamında bu önemli. Biz İsrail’in her koşulda, her şartta yapmış olduğu insanlığa aykırı davranışın cezalandırılması talebindeyiz ve bunun peşindeyiz. Burada ödenecek bir tazminat da bu suçun cezası olduğu sürece anlamlıdır. Bunun haricinde bizim için bir anlamı yoktur. İçinde olduğumuz süreçte de Türkiye Devleti’nin ve yetkililerin çok daha hassas olması gerektiğini söylemek istiyorum.</span></p>
<p>Ana görsel: Hürriyet</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/mavi-marmara-avukati-ugur-yildirim-kimse-bunu-alelade-bir-tazminat-davasi-olarak-degerlendirmesin/">Mavi Marmara Avukatı Uğur Yıldırım: Kimse bunu alelade bir tazminat davası olarak değerlendirmesin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
