<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tunceli arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/tunceli/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tunceli/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2021 11:09:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>tunceli arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tunceli/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2021 11:09:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Habitat]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Çetinkaya]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[Şafak Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74079</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tunceli, Bingöl ve Bitlis’te çıkan orman yangınları uzun uğraşlar sonunda kontrol altına alındı. Havadan müdahalenin geciktiği iddia edilen orman yangınlarını habitat, yaban hayatı ve yürütülmesi gereken rehabilitasyon çalışmaları açısından ele aldık. Yaban Hayatı Ekoloğu ve Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan, yangın sonrası yaban hayatı yönetim planlarının hazırlanması ve uzmanlar tarafından yanan alanların araştırılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/">&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli, Bingöl ve Bitlis’te yaşanan orman yangınlarında büyük bir alan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Son bir ayda yedi ayrı noktada (Hozat, Ovacık, Munzur Vadisi, Tunceli merkez, Nazimiye, Roj Vadisi ve Pülümür Balkaya) çıkan yangınlar uzun uğraşlar sonunda kontrol altına alındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli’deki en büyük yangın ise Hozat-Ovacık arasında bulunan ormanlık alanda meydana geldi. 13 günün sonunda söndürülen yangında büyük bir alan yok oldu. </span></p>
<h5><strong>Yayladere’de Orman Yangını</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer orman yangını ise Bingöl’ün Yayladere ilçesindeki ormanlık alanda meydana geldi. </span><span style="font-weight: 400;">Yangına destek çalışmalarına Adana Büyükşehir Belediyesi ve Elazığ’a bağlı Karakoçan Belediyesi&#8217;nin katkı sunduğu görüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">HDP Bingöl İl Eşbaşkanı Hasan Soysal</span><b>,</b><span style="font-weight: 400;"> yangın bölgesinde yaptığı açıklamada, itfaiye ve iş makinelerinin yolda beklediğini ancak yangına müdahale etmediklerini ileri sürdü. Soysal, Bingöl Belediyesi yetkililerine “Alevler hızlanmamışken neden müdahale etmiyorsunuz?” diye sorduklarında “suyumuz yok” yanıtını aldıklarını söyledi.</span></p>
<h5><strong>Bitlis’te Ormanlar Kendiliğinden Söndü</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bitlis‘e bağlı Buzlupınar mevkiinde çıkan yangın da dördüncü gününde kontrol altına alındı. Bölgenin sarp ve kayalık olması karadan müdahaleyi  zorlaştırırken, yangın sonucu bölgedeki büyük bir ormanlık alan yok oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tunceli&#8217;nin Hozat ve Ovacık ilçeleri arasında bulunan Koçeri ve Taşbaşı mevkiinde çıkan ve geniş bir alana yayılan orman yangını, bir diğer kontrol bekleyen alandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangını söndürmek için bölgeye gitmek istediklerini belirten Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, kaymakamlık tarafından yollarının kesildiğini ve tehdit edildiklerini, yangın konusunda bilgi almalarının engellenmek istendiğini dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim, Bingöl ve Bitlis’te yangınların çıktığı alanların sarp kayalık olması karadan müdahaleyi zorlaştıran en önemli etken. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Munzur doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, Tunceli’nin Hozat ilçesi kırsalında çıkan yangına ilgili birimlerce müdahale edilmediği gibi, halkın da müdahale etmesine izin verilmediğini söyledi. Çetinkaya, Tunceli Valiliği’nin sivil halkın müdahalesine izin vermemesine “güvenlik riski”ni öne sürdüğünü kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, orman yangınına müdahalenin başladığını ancak bu müdahalenin yetersiz olduğunu söyledi. Havadan helikopter ve yangın söndürme uçakları ile yapılan müdahale ve halkın karadan yaptığı müdahalelerle birkaç gün sonra yangının kontrol altına alındığını ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, “Coğrafi konumdan kaynaklı yangın bölgelerine iş makineleri giremiyor. Ancak ilk defa uçak ve helikopterlerle yangınlara müdahale edildiğini de gördüm. Uçak ve helikopterler daha kısa sürede gönderilebilirdi ve yangınlar kısa sürede kontrol altına alınabilirdi” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çetinkaya, yangınların ihmal, kasıt sonucu çıktığı iddialarına da değindi ve neden çıktığını kendilerinin de bilmediğini söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan orman yangınları ile birlikte sadece orman ağaçları yanmış değil. Birçok canlı türü de çıkan yangınlar sonucunda ya yaşamını yitirdi ya da yaşam alanını terk etti. Çetinkaya, yangınların oluşturduğu tahribatın oldukça büyük olduğunu ifade ederek, “Ağaçlar dışında bir de yaban hayatı var. Bu yaban hayatı da etkileniyor. Büyük bir tahribat yaşandığını söyleyebilirim.&#8221; dedi.</span></p>
<h5><strong>Türkiye’nin En Büyük Milli Parklarından</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin en büyük milli parkları arasında yer alan Munzur Vadisi Milli Parkı&#8217;nın yanı sıra Pülümür, Tağar, Mercan ve Havaçor vadilerinin bulunduğu Tunceli, kışın beyaz yazın ise yemyeşil görüntüsüyle insanların ilgisini çekiyor. Milli parkta, kayıtlara göre 1518 bitki türü bulunuyor ve bu bitkilerden 227&#8217;si endemik türler arasında yer alıyor. Yine kayıtlara göre 121 kelebek türünün de yaşadığı bir kent. Kentteki yaban hayatı oldukça çeşitlilik arz ediyor. Yaz ve kış aylarında yerli ve yabancı avcıların sık sık uğradığı bir coğrafya Tunceli. Yaşanan yangınlardan bu yaban hayatının da etkilendiğini söylemek mümkün.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaban Hayatı Ekoloğu ve Doğa Derneği Biyoçeşitlilik Araştırma Koordinatörü Şafak Arslan, Tunceli’deki orman yangınlarının doğaya ve yaban hayatına etkisini, </span><span style="font-weight: 400;">Tunceli ormanlarının ekolojik özelliklerini ve önemi değerlendirirken,</span><span style="font-weight: 400;"> bulunduğu konumun ve barındırdığı coğrafik özelliklerin çok özel habitatları bünyesinde barındırdığını ifade etti. Hem orman, hem alpin çayırlıklar hem de sarp kayalıkların bu bölge içerisinde yer aldığına değinen Arslan, &#8220;Bu sayede çok farklı bitki örtüsünü meydana getiren bitki türlerini aynı anda içeriyor. Yüksek dağ çayırları, kalıntı sarıçam toplulukları, farklı meşe türleri, akçaağaç, ceviz ve huş ağaçlarının bulunduğu galeri ormanları bulunuyor. Ayrıca birden fazla endemik bitki bu alanda yaşıyor” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı coğrafik özellikler ve farklı habitat tiplerinin beraberinde zengin yaban hayatını da getirdiğine dikkat çeken Arslan, “Tunceli&#8217;de, Türkiye&#8217;de yaşayan dört akbaba türünün tamamı görülüyor. Yüksek dağ kuşağının kuşu olan urkeklik de bölgede yaşıyor. Ayrıca yaban keçisi, çengelboynuzlu dağ keçisi, kurt, vaşak, çakal, porsuk vb büyük memeli yaban hayvanlarını da alanda görmek mümkün. Bu canlıların çoğu kış aylarında besin bulmak için orman içlerine inerken yaz aylarında yüksek rakımlara çıkıyor” ifadelerini kullandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylesi bir bölgenin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini kaydeden Arslan, biyoçeşitlilik açısından bu kadar zengin bir alanda meydana gelen orman yangınlarının alanı ve içerisindeki canlıları olumsuz etkilediğini vurguladı. Yangınların yaban hayvan türlerinin yaşam alanlarının yok olmasına neden olduğunu belirten Arslan, “Bazı canlılar özellikle kuşlar ve hızlı hareket edebilen diğer türler yangın alanını terk edebiliyor olsa da yavaş hareket eden canlılar maalesef alanda kalıyor ve yaşamlarını kaybediyor” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangın kontrol altına alındıktan sonra yanan alanların yavaş yavaş kendini yenilemeye başlayacağına dikkat çeken Arslan, “Bu yenileme sırasında alana büyük memeli türler ve kuşlar beslenmek için gelecektir. Takviyelerin gerektiği durumlarda ilgili kurumlar ve uzmanlar gerekli ihtiyaçları karşılayacak. Bölgedeki mevcut yaban hayatının, yanan alanlarda kısa sürede yaşanabilir hale dönmesi, her geçen gün yaşam alanları azalan yaban hayvanları için kritik” değerlendirmesinde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yangın kuşağında yer aldığını ve bu nedenle her bölgenin ihtiyacına göre yangın sonrası yaban hayatı yönetim planlarının hazırlanması ve uzmanlar tarafından yanan alanların araştırılması gerektiğini belirten Arslan, “Bölgesel yangınlar sonrası yaban hayatı planlarımız hazır olmalı. Kullanacağımız yöntemler önceden belirlenmiş olmalı. Bu sayede geriye dönüş hızlanacaktır. Aksi halde yaban hayvanlarının ve yaşam alanlarının yok oluşu hızlanacaktır” uyarısında bulundu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/06/yaban-hayati-planlarimiz-hazir-olmali/">&#8216;Yaban Hayatı Planlarımız Hazır Olmalı&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 Belediye İklim Krizi İçin Harekete Geçti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/05/24-belediye-iklim-krizi-icin-harekete-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2019 17:06:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı Zeydan Karalar]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma ve Uygulamalar Derneği (YERELIZ)]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bolu]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altısı Büyükşehir Belediyesi olmak üzere 24 yerel yönetim, bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde bir araya gelerek İklim İçin Biz Varız deklarasyonunu imzaladıklarını ve Paris İklim Anlaşması’nın küresel ısınmayı 1.5°C sınırında tutma hedefine yönelik çalışmalarda bulunacaklarını taahhüt etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/05/24-belediye-iklim-krizi-icin-harekete-gecti/">24 Belediye İklim Krizi İçin Harekete Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İklim krizinin kentlerde yaşanan en büyük sorunlardan biri olduğu gerekçesi ile 24 belediye, İstanbul’da İklim İçin Kentler Çalıştayı’nda 3 Aralık’ta bir araya geldi. Boğaziçi Üniversitesi UN SDSN Türkiye, 350 Türkiye ve Yerel İzleme Araştırma ve Uygulamalar Derneği ortak girişimi ile gerçekteştirilen organizasyon, 5 Aralık’ta açıklanan ortak deklarasyon ile sona erdi.</p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Binası’nda gerçekleşen deklarasyona çalıştaya katılan belediye temsilcilerinin yanı sıra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar katıldı. Çalıştayın açılışına ise Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü ile Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Türkiye Belediyeler Başkanı Fatma Şahin de katıldı. Fatma Şahin yaptığı konuşmada, “En büyük sorunun uygulamada olduğunu, zihinlerin buna hazır olmadığını görüyoruz. Bu konuların hızlı bir şekilde çözüme ulaşmasına ihtiyacımız var.” dedi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-45343 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/admin-ajax.jpg" alt="" width="400" height="225" /> <strong>“İklim İçin Biz Varız”</strong></p>
<p>İklim İçin Kentler deklarasyonunu, deklarasyon imzacıları adına “İklim İçin Biz Varız” diyerek okuyan Adana Büyükşehir Belediyesi Zeydan Karalar, kentlerin iklim krizindeki rolüne de dikkat çekti. Karalar, Küresel ölçekte doğal kaynak tüketiminin %75’inden, karbondioksit salımlarının %70’inden sorumlu olan kentlerin iklim değişikliğinin faili olduğunun altı çizilen deklarasyonda, adil, eşitlikçi ve yaşanabilir bir gelecek için iklim krizine karşı herkesin somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.  Karalar: “Madrid’te yapılan toplantıyı ilgiyle izliyoruz. Oradaki sonuçlara göre de biz kendi alanımızda yetkimize giren ne varsa yapılabilecek onun tedbirlerini alacağız.” dedi.</p>
<p><strong>Paris Anlaşması’nın 1.5°C Hedefi Taahüd Edildi</strong></p>
<p>Basın toplantısında hazırlanan deklarasyon kamuoyu ile paylaşıldı ve imzacı 24 belediye, Paris Anlaşması’nın 1.5°C hedefinin gerçekleşebilmesi için belediyeler olarak üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getireceklerini ve somut adımlar atacaklarını taahhüt ettiler. Deklarasyonda ortaya konulan diğer taahhütler ise şöyle ifade edildi:</p>
<p>Bilimsel veriler ışığında, uluslararası standartlara uygun veri toplama yöntemleri kullanarak karbon salımlarını azaltmak ve krize karşı uyum politikalarını hayata geçirmek için İklim Değişikliği Eylem Planlarını hazırlayacaklar,</p>
<p>Yaşanabilir bir gelecek için kentlerde sürdürülebilir ulaşım, yenilenebilir enerji ve ekolojik tarım uygulamalarına öncelik verecekler,</p>
<p>İklim değişikliği ile mücadele eden yerel, ulusal ve uluslararası kurumları, girişimcileri, kooperatifleri ve sivil toplum örgütleri desteklenerek işbirliklerine dahil olunacak,</p>
<p>Hem kentlerde risk altında bulunan yurttaşlara hem de kentlerin altyapısını korumak için imar planlama süreçlerinde iklim krizi ve etkilerini önlemeyi önceliklendirecekler,</p>
<p>Paris Anlaşması’nın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde, 2030 yılına kadar küresel ısınmayı 1.5°C sınırında tutmak için, adil, eşitlikçi, yaşanabilir kentler için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirecekler.</p>
<p>Madrid’te devam eden BM İklim Değişikliği Zirvesi (COP25) sırasında açıklanan deklarasyon, Türkiye’deki belediyelerin de dünyanın geri kalanında olduğu gibi iklim acil durumuna kayıtsız kalamadıklarını gösteren ilk taahhüt belgesi olduğu için tarihi önem taşıyor. İklim krizi Türkiye’nin yüzde 61’ini endişelendiriyor, kentlerde önemli çevresel, ekonomik ve sosyal sorunları derinleştiriyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="size-full wp-image-45345 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/admin-ajax-1.jpg" alt="" width="400" height="232" />İklim Krizi İçin İmza Atan Belediyeler Şunlar</strong></p>
<p>Adana Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Aydın Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Erzurum Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi</p>
<p>Bolu Belediyesi</p>
<p>Edirne Belediyesi</p>
<p>Rize Belediyesi</p>
<p>Tunceli Belediyesi</p>
<p>Acıpayam Belediyesi (Denizli)</p>
<p>Tepebaşı Belediyesi (Eskişehir)</p>
<p>Avcılar Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Bağcılar Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Beşiktaş Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Kadıköy Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Sarıyer Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Sultanbeyli Belediyesi (İstanbul)</p>
<p>Bornova Belediyesi (İzmir)</p>
<p>Çiğli Belediyesi (İzmir)</p>
<p>Karşıyaka Belediyesi (İzmir)</p>
<p>Fethiye Belediyesi (Muğla)</p>
<p>Bodrum Belediyesi (Muğla)</p>
<p>Çerkezköy Belediyesi (Tekirdağ)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/05/24-belediye-iklim-krizi-icin-harekete-gecti/">24 Belediye İklim Krizi İçin Harekete Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Munzur Dağlarında Maden Aramak Bir Çevre Felaketidir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/09/munzur-daglarinda-maden-aramak-bir-cevre-felaketidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Oct 2019 11:58:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[DAM]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim Araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[maden sahası]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksel Örgün Tutay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43103</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), 12 Ekim 2019 Cumartesi günü İstanbul Taxim Hill Oteli toplantı salonunda, "Munzur Dağları madenlerle yok edilmek isteniyor" başlıklı bir konferans düzenliyor. DAM Başkanı Salman Yeşilgöz, Kaz Dağları için gösterilen duyarlılığın Munzur için de gösterilmesini istediklerini  belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/09/munzur-daglarinda-maden-aramak-bir-cevre-felaketidir/">&#8216;Munzur Dağlarında Maden Aramak Bir Çevre Felaketidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz Temmuz ayında, Dersim&#8217;de (Tunceli) bulunan Munzur dağlarının tamamının &#8220;maden sahası&#8221; ilan edildiği ortaya çıkmıştı. Uzmanlar, bunun bölgede ciddi ekolojik, demografik ve kültürel bir yıkıma neden olacağını savunurken Dersim kuruluşları da tepki gösterdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43106 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/KonferansAfiş-640x853.jpg" alt="" width="301" height="401" />Yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasındaki Dersim&#8217;de, 145 maden projesi bulunuyor. 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları&#8217;nın tamamen &#8220;maden sahası&#8221; ilan edilmesinin, bölgedeki su kaynakları, endemik bitki örtüsü ve florayı tahrip edeceği belirtiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul&#8217;da çalışmalarını sürdüren Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM), 12 Ekim 2019 Cumartesi günü İstanbul Taxim Hill Oteli toplantı salonunda, konuyla ilgili bir konferans düzenliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Munzur Dağları madenlerle yok edilmek isteniyor&#8221; başlığıyla duyurulan konferansta, Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Yüksel Örgün Tutay, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası YK Başkanı Hüseyin Alan ve Avukat Murat Cano konuşmacı olarak yer alacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim Araştırmaları Merkezi Başkanı Salman Yeşilgöz, &#8220;Kaz dağlarında maden arama çalışmalarıyla ilgili önemli bir duyarlılık oluştu. Bu, tabii ki olumlu ve sevindirici bir şey. Aynı duyarlılığın Dersim ve Munzur konusunda da sergilenmesini istiyoruz, bekliyoruz.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Maden arama çalışmaları, bölgedeki endemik bitki örtüsünü tahrip edecek. Su kaynaklarını yok edecek. Bölgenin demografik yapısı olumsuz yönde etkilenecek&#8221; görüşünü savunan Yeşilgöz, &#8220;Amacımız bu çevre felaketine dikkat çekmek&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyla ilgili uzmanlardan alınan görüşlerle bilimsel raporlar hazırlamakta olduklarını belirten Yeşilgöz, &#8220;Bu yanlıştan dönülmesi için çaba gösterdiklerini&#8221; kaydetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Munzur Dağları madenlerle yok edilmek isteniyor&#8221; başlığıyla duyurulan konferans, 12 Ekim 2019 cumartesi günü saat 15.00&#8217;te Taxim Hill Oteli toplantı salonunda yapılacak.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/09/munzur-daglarinda-maden-aramak-bir-cevre-felaketidir/">&#8216;Munzur Dağlarında Maden Aramak Bir Çevre Felaketidir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 07:22:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ardahan]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[Batman]]></category>
		<category><![CDATA[Bedia Özgekçe Ertan]]></category>
		<category><![CDATA[Bingöl]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Denizli]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[kayyım]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Mızraklı]]></category>
		<category><![CDATA[Siirt]]></category>
		<category><![CDATA[Şırnak]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41572</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyım atanmasına sivil toplum kuruluşları ve barolardan tepkiler geldi. Barış Vakfı açıklamasında, ‘Kayyımla yönetilen memlekete barış gelmez’ derken HAK İnisiyatifi de ‘gayrı meşru’ olarak tanımladığı kararların geri alınmasını istedi. 28 baro da ortak açıklama yaparak, karara tepki gösterdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/">Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Barış Vakfı açıklamasında, yerel seçimlerin üzerinden beş ay geçmeden Diyarbakır seçmenin yüzde 63 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı, Mardin seçmenin yüzde 56 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van seçmenin yüzde 53 oyunu alan Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan&#8217;ın İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındığını, çok sayıda belediye meclisi üyesi ve çalışanın da gözaltına alındığını belirterek, “Seçilmiş üç belediye başkanın yerine İçişleri Bakanlığı tarafında o ilin valisinin kayyım atanması kabul edilemez.” denildi. 2016 yılındaki kayyım kararlarının ülkeye ve siyasete çok zarar verdiği hatırlatılan açıklamada, “Şimdi geçerli, makul ve kabul edilebilir hiçbir gerekçe veya delil ortaya koymadan aynı politikada ısrar etmek, seçmen iradesine, seçimlere, seçimlerin kural ve yasalara uygun yapılmasını sağlamakla görevli başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere devlet kurumlarının yerine siyasal iradeyi geçirmektir. Bu demokratik ve hukuk devleti olmak iddiasıyla bağdaşır bir tutum değildir. Bu tutum,  toplumun geniş kesimlerinde son birkaç aydır yaşanan gelişmeler nedeniyle yeniden yeşermeye yüz tutan barış umudunu solduruyor.” denildi. Seçilmişler yerine kayyım atama siyasetinin barışı imkansızlaştırdığı da belirtilen açıklamada, “Bu politikalara bir an önce son verilmeli, barışın önüne yeni engeller çıkarılmamalıdır” çağrısında bulunuldu.</p>
<p><strong>“Kayyım Kararları Derhal Geri Alınmalıdır”</strong></p>
<p>HAK İnisiyatifi de açıklamasında, başkanların görevden alınmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Demokratik siyasete darbe vuran, halkın temsiliyet hakkını gaspeden bu uygulama Türkiye’nin en önemli meselesi olan Kürt sorununun meşru siyaset alanı içinde çözümüne dair umutları da kırmaktadır. Seçilmiş başkanlar yerine kayyım atanması seçme ve seçilme hakkının açık ihlalidir. Bu karar belediye başkanlıkları ile beraber seçilen Belediye Meclislerini de işlevsizleştirmektedir. Şehirlerinin yönetimine hiçbir şekilde katılım gösteremeyecek şekilde seçme hakları ellerinden alınan Diyarbakır, Van ve Mardin halkının tercihlerine saygı duymak merkezi yönetimin vazgeçilemez yükümlülüğüdür. HAK İnisiyatifi olarak, seçme ve seçilme hakkını hedef alan, demokratik siyaset alanını yok eden bu kararı kınıyoruz! Hukuka aykırı bu keyfi kararın derhal geri alınmasını ve meşru başkanlara unvanlarının, belediye meclislerine yetkilerinin iadesini acilen talep ediyoruz. “ çağrısında bulundu. Açıklamada, Kürt sorununun ancak barışçıl yollarla ve meşru siyaset alanının dinamiklerini güçlendirerek çözülebileceğinin altı çizilerek, “Hükümeti halkın tercihlerine ve hukuka saygılı olamaya davet ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;nin Demokrasisine Bir Yarar Sağlamayacak&#8221;</strong></p>
<p>Adana, Adıyaman, Ağrı, Ankara, Antalya, Artvin, Batman, Bingöl, Bitlis, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, Hakkari, Hatay, İstanbul, İzmir, Kars-Ardahan, Mardin, Mersin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van ve Yalova baroları da yaptıkları ortak açıklamayla kayyım kararına tepki gösterdi. Kararın ‘darbe’ olarak nitelendirildiği açıklamada bunun Türkiye’nin demokrasisine yarar sağlamayacağı vurgulandı. İstanbul ve Ankara ve başka illerde belediyelerde uygulandığı üzere; görevden alınan belediye başkanlarının yerine, belediye meclis üyelerinden birinin başkan vekili olarak seçimine olanak vermeden doğrudan kayyum atanmasının çifte standart bir uygulama olduğu da belirtilen açıklamada, “Bizler;  barış içinde bir arada yaşama fikrini, demokratik hukuk devleti idealine olan inancı da tümden ortadan kaldıran bu hukuk dışı uygulamayı kabul etmiyoruz. OHAL uygulamalarının devamı olan bu hukuksuz uygulamadan vazgeçilerek, görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının derhal görevlerine iadesini talep ediyoruz. “ çağrısında bulunuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/20/kayyim-kararlarina-tepkiler-suruyor/">Kayyım Kararlarına Tepkiler Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2019 08:05:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anka Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp Hanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dersim'de bir grup yurttaş "Anka Dersim" adı altında başlattığı sivil girişimle geleneksel üretimi teşvik eden çalışmalar yürütüyor. Anka Dersim girişimi gönüllülerinden Eyüp Hanoğlu, başlattıkları girişim ve çalışmalarıyla ilgili 'neden' sorusunun yanıtını 'Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için.' olarak veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/">&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.facebook.com/ankadersim/" target="_blank" rel="noopener">Anka Dersim</a> gönüllülerinin yürüttükleri araştırmalar sonucu bulunan ve en az 150 yıllık bir geçmişi olduğu belirtilen &#8220;Karakılçık Buğdayı&#8221; tohumları bir çiftçinin bahçesinde ekilerek çoğaltılması sağlandı. Anka Dersim gönüllülerinin 15 Ağustos günü düzenlediği etkinlikle ekim sonucu elde edilen tohumlar bölgede çiftçilik yapan yurttaşlara dağıtıldı. </span></p>
<p><b>Neden &#8216;Anka Dersim&#8217;?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41544 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Ey%C3%BCpHano%C4%9Flu-640x480.jpg" alt="" width="407" height="305" />Doğaya, insana ve doğayı birlikte bölüştüğümüz tüm canlılara saygıyı esas alan geleneksel üretimle bağımızı yeniden canlandırmayı amaçladığımız için. Dersim toplumunun kendi kökleri, dilleri, kültürleri ve değerleri üzerinden yeniden varolmasına katkı koymak istediğimiz için.</span></p>
<p><b>Dersim&#8217;in doğal gıda açısından ifade ettiği önem nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya doğal gıdaya ulaşmak için ciddi para ve kaynak harcıyorken biz bu kaynağın başında oturuyoruz. Kentlerde insanlar huzursuz ve mutsuz! En önemlisi de kentlerde 10 insandan 5&#8217;i hastalanırken, kırsalda 10 insandan sadece 1&#8217;i hastalanıyor. Parayla bulamayacağımız çoğu şey bu topraklarda kendiliğinden var. Türkiye&#8217;nin ve Avrupa&#8217;nın en büyük endemik alanı Dersim coğrafyasıdır. Yine en güçlü su toplama havzası Fırat&#8217;tır ve temeli Dersim coğrafyasındadır. </span></p>
<p><b>Dersim en çok göç veren illerimizden aynı zamanda? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Dersim&#8217;in kendi ürünleri ve çeşitleriyle burada büyümeyi ve bu sayede insanlarımızın yerinde, yurdunda yaşamasını sağlayarak göç vermekten kurtulabiliriz. Çünkü bu kültür ancak bu topraklarda bir yaşam seçeneği oluşturarak ayakta tutulabilir! Bunun olanaklarının yaratılmasını elzem görüyor, bunun için uğraş veriyoruz.</span> <span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><b>Geleneksel olmaya önem vermenizin nedeni nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41557 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/afi%C5%9F-1-640x781.jpg" alt="" width="349" height="426" />Biz, doğal gıda ve temiz çevrenin yanı sıra, Dersim için ayrıca kendi tarihine, kültürüne, değerlerine ve ana dillerine dönüşü de önemsiyoruz. Örneğin eskiden 3-4 yıl çift sürmüş bir öküz, yaşlandığında hemen satılmazdı. Evin emektarı sayılır ve ona saygı duyulurdu. Birkaç yıl bakılır sonra satılırdı ve satılırken de rızalığı istenirdi. Bunca kötüleşen dünya üzerinde, bu tarz değerlerimizin bugün yaratılacak üretim kültürü içinde yaşam bulmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamayı önemsiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fazla ürün almak için bir açgözlülük emaresi olan ve hem insanı hem doğayı ve üzerindeki canlı yaşamı zehirleyen her türlü kimyasal katkıdan uzak; hibrit / yapay tohumlar kullanmadan etik üretim, etik bölüşüm felsefesiyle çıktığımız bu yolda, Anka Dersim olarak geleneksel değerlerimizle hareket ediyoruz. Toprağın rızkı neyse onu olduğu gibi kabul eden, aldığı ürünü hakça bölüşen, her adımında rızalık alıp veren Alevi-Kızılbaş değerleriyle yaşamış atalarımızın geleneğini, bugünün modern dünyasının olanakları içinde varetmeye çabalıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıdan Anka Dersim, önceliğini kendi iç terbiyesine veren, doğanın yarattıklarına saygı ve onu koruma duygusuyla boy veren, bizimle aynı doğayı paylaşan hiçbir canlıya zarar vermeden var olmak isteyen bir üretim anlayışı ve bunun somut uygulamalarıdır. Yanı sıra kendimizin yemediği hiçbir ürünü, başkasına da yedirmeme ahlakını önemsiyoruz.</span></p>
<p><b>Şimdiye kadar neler yaptınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk işimiz buğdaya eğilmek oldu, çünkü sağlığımıza en büyük tehdidi yüksek gluten ve bromür oranlarıyla günlük kullandığımız ekmekler oluşturuyor. Geleneksel tohumların giderek tedavülden kaldırılmış olması ve verim artışı gerekçesiyle kimyasallarla zehirlenmiş tarım alanlarının çokluğu bu tehdidi sürekli diri tutuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de bu akıntıya karşı kürek çekebilmek için, atalık tohumları çoğaltıp köylere yaygınlaştırarak, daha geniş alanlara ekim yapmayı hedefliyoruz. Şu ana kadar dört yerel buğday türünün ekimini gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41546 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Ey%C3%BCpHano%C4%9Flu1-640x563.jpg" alt="" width="316" height="278" />Bunlardan biri olan Karakılçık, serin ve görece daha yüksek rakımlarda yetişmekte ve yakın geçmişe kadar Dersim&#8217;de yaygın olarak ekilmiş ancak yabancı hibrid tohumlar karşısında giderek yok olmaya yüz tutmuş siyah başaklı bir buğday türüdür. Gluten oranı yüzde 1&#8217;in altında olup lezzet ve besin değerleri bakımından çok özeldir. Hem potasyum ve fosfor açısından çok zengin hem de A, E, K, C vitaminleri, demir, lif ve protein oranı oldukça yüksek. Dersim coğrafyasında bu buğday iklim, mevsim koşulları ve rakım itibarıyla en iyi Pülümür ve Erzincan tarafında yetişiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz de Anka Dersim olarak bir ton karakılçık tohumunu bu bölgede kimyasal zehirlere maruz kalmamış topraklarla buluşturduk. İlk ekimimizi Pülümür Armağan köyünde Ali Budak&#8217;la birlikte, toprağın ve buğdayın rızalığını isteyerek gerçekleştirdik. Devamla Pülümür&#8217;ün Yarbaşı ve Pancılas köyleri ile Erzincan&#8217;a bağlı Karacalar köyünde de Karakılçık buğdayını toprakla hemhal ettik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci atalık tohumumuz olan Aşure buğdayı, Dersim’in en az beş asırlık yerel buğdayıdır. Sonbaharda ekilir, merkezi ilçelerde yaygın üretimi susuz tarımla yapılır, koyu renklidir. Geçmişi M.Ö. 1000’li yıllara kadar uzanan ekmeklik bir buğday çeşididir. Tohum kaynağına eriştiğimiz Mazgirt ilçemizin Kavaktepe ve Sörek (Karabulut) köylerinde geniş bir alanda arkadaşlarımızla beraber bu buğdayın ekimini ve hasadını gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü atalık tohumumuz ise Dersim’in yazlık buğdaylarından Bare’dir. Zazaca konuşulan yerlerde “Usare” diye adlandırılır. Açık, renkli ve sindirimi rahat bir buğdaydır. Bu buğday türünü tohum çoğaltmak amacıyla Dersim merkez ve Pertek’te ekmeye devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son buğday türümüz ise Anadolu’nun modern buğdaylarından Gerek-79. Beyaz taneli, kırmızı başaklı, kışa ve kurağa dayanıklıdır. Modern çeşitler içinde ayrıca ele alınması gereken en önemli ikinci ekmeklik buğdaydır. Ekmeğinin kalitesi yüzünden üretimini sürdürmekteyiz. Pertek, Dere nahiyesi Çay köyünde sonbahar ekimi buğday tarlalarımızın hasadını da bir etkinlikle gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elde ettiğimiz buğdayların önemli bir kısmını tohum olarak değerlendirip kalanı da su değirmeninde öğütüyoruz. Bu amaçla Anka Dersim ekibi olarak köylülerle birlikte Dere nahiyesinde asırlık bir su değirmenine tekrar hayat kazandırdık. Amacımız bu değirmenlerin ve atalık tohumlarla ekolojik üretim kültürünün Dersim’de daha da yaygınlaşması.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanı sıra Ovacık’ın Karayonca (Pardi) ve Isıtma (Heniye Sıti) köylerinde yerli atalık üç ayrı Çalı fasulyesi tohumunu toprakla buluşturduk. Çalı fasulyesi, zahmeti bol ve yetişme süresi uzun olduğu için artık giderek tercih edilmiyor. Çünkü Ovacık&#8217;a son yıllarda getirilen ve hızlı yetişip zahmeti az olan Konya tohumuyla rekabet edemez hale getirildi. Oysa çalı, beyaz küçük taneleri, yüksek besin değerleri doyuruculuğu ile hem bünyeyi güçlendiren hem de kilo sorunu yaratmayan şaheser bir fasulyedir.</span></p>
<p><b>Belediyelerle ilişkileriniz var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41547 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/Karak%C4%B1l%C3%A7%C4%B1kBu%C4%9Fday-640x640.jpg" alt="" width="349" height="349" />Pülümür, Ovacık ve Pertek’te belediyelerle birlikte çalışıyoruz. İlçelerde farklı alanlarda yeni projelerin hayata geçirilmesine destekler sunuyoruz. Kültür ve sanat cephesini olanaklarımız ölçüsünde desteklemeye gayret ediyoruz. Dersim’in şifa geleneğinin ayağa kaldırılması, bu alanın geliştirilmesi, arıcılık faaliyetlerinin canlandırılması noktasında da henüz emekleme aşamasındayız. Öte yandan özellikle kadınlarımızın üretim sürecine katılması amacıyla atölye çalışmalarını teşvik ediyoruz. Pülümür Halk Eğitim Merkeziyle başladığımız bir çalışmada Dersim’de üretilen ürünlerin ekolojik torba dikimlerini kadın arkadaşlarımız yapmaktadır.</span></p>
<p><b>Çalışmalarınızda karşılaştığınız zorluklar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle insanlarımızda bir inanma sorunu var. Dersim, uzun yıllar boyu çok kimsesiz kaldığı ve insanlarımız genelde olumsuzluklar yaşadığı için, yeni şeylere karşı iyimserlik beklentisi az ya da hiç yok! Yanı sıra etrafımız yarım kalmış ya da gerçekleştirilmemiş projeler çöplüğüne dönüşmüş durumda. İnsanlarımızın inanç ve güveni çok fazla suiistimal edilmiş durumda. Bu nedenle önce somut olarak göstermeniz gerekiyor. Bu da bir dezavantaj olmakla birlikte, Anka Dersim’in yaklaşımında bir avantaja dönüşüyor. Çünkü var olma nedenimiz tam da fikirlerimizi realize etmek! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci sıkıntımız, bol su kaynakları içinde olmamıza rağmen sulu arazilerin azlığı. Bu durum üreticileri çok zorluyor ve tarım alanlarının çoğunun atıl kalmasına neden oluyor. Yanı sıra tarımsal üretim koşullarının çok geri olması, makine ve teknik ekipman yetersizliği de bir diğer olumsuz faktör.</span></p>
<p><b>Kısa- orta- uzun vadede hedefleriniz neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41548 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/08/topluresim-640x400.jpg" alt="" width="405" height="253" />Henüz yolun başında olmamıza rağmen, ciddi bir bilgi ve deneyim biriktirdik. Sahada geniş bir alanda, farklı iklim ve toprak özelliklerinde, farklı tohum çeşitleriyle çalışmak çok geliştirici oldu. Bu günlerde bu deneyimlerimizden öğrendiklerimizle, gelecek dönemin üretim planlamasını yapmaktayız. Bu sene tohumlarımızı biraz daha çoğaltma fırsatını bulduk. Tohumlar çoğaldıkça, hangi bölgeye hangi türler uygunsa, ilgili tohumu köylülere dağıtmak suretiyle Dersim’de hibrit tohumların yerini giderek atalık tohumların almasını sağlamaya gayret ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Faaliyete başlarken Dersim’in şifa değeri yüksek bitkilerini açığa çıkarmak ve bunlar üzerinde akademik alanı da dahil ederek çalışmak amacımız vardı. Devamla talep çokluğundan nesli tükenmek üzere olan sarımsak, ışkın ve benzeri türleri kültüre almak istiyoruz. Bu amaçla kimi bitkiler üzerinde başlayan denemelerimizi yaygın ekime dönüştürmek niyetindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sarımsağın atası sayılan Ovacık dağ sarımsağını farklı alanlarda kültüre almaya başlamıştık. Bu çalışmalar sonucunda, en efektif şeklini bularak Ovacık’ta sarımsak ekimi yapmayı planlıyoruz. Ayrıca katma değeri yüksek olup coğrafyamızda yetişmeyen bitkileri de arkadaşlarımızla birlikte Dersim toprağında test ediyoruz. Bu amaçla Ovacık’ta lavanta, yine Ovacık ve Pertek’te safran bitkisi denemeleri başlamıştı. Koşullar el verirse bu tarz denemeleri geliştirmek ve teşvik etmek istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlgilendiğimiz bir diğer alan ise arıcılık. Bal, propolis, polen ve arı sütünün geliştirilmesi ve bu alanda sağlıklı, katkısız üretimlerin yapılmasını teşvik ediyoruz ve destekliyoruz. Aynı zamanda Anka Dersim ürün kalemlerinin içinde de bal ürünleri yer almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dersim’in nesli giderek tükenen salatalık, domates, mısır, biber, patlıcan, kavun ve kabak gibi bostan bitkilerinin de yerli tohumları ile bahçeler kurmak da gelecek dönem hedeflerimiz içindedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine Dersim’in geleneksel el sanatlarının (astır, cacım, heybe, el işi örmeleri gibi), özellikle kadın emeğiyle üretime geçebilmesi orta vadede yapmak istediklerimizden biridir. Hem bu geleneksel ürünlerimizin kaybolmaması hem de kadınlarımızın üretim sürecine katılıp kendi geçimlerini sağlamaları açısından çok önemli görüyoruz bunu..</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, Anka Dersim felsefesini, yaklaşımını, gelenekle ve üretimle bağını ortaya koyabileceğimiz bir mekan arayışı içindeyiz. Bunu da realize etmeye çabalıyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/19/tohumdan-topraga-topraktan-sofraya-temiz-gida-ekolojik-yasam/">&#8216;Tohumdan Toprağa, Topraktan Sofraya Temiz Gıda, Ekolojik Yaşam&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Munzur&#8217;un Artık &#8216;Arama-Kurtarma&#8217; Derneği Var: MUDAK</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/munzurun-artik-arama-kurtarma-dernegi-var-mudak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 09:50:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimcilik]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Bidav]]></category>
		<category><![CDATA[MUDAK]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41464</guid>

					<description><![CDATA[<p>Engin Eroğlu'nun otobüs çarpması sonucu Munzur suyuna düşerek hayatını kaybetmesi, Dersimli doğaseverleri harekete geçirdi ve MUDAK adında bir arama-kurtarma derneği kuruldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/munzurun-artik-arama-kurtarma-dernegi-var-mudak/">Munzur&#8217;un Artık &#8216;Arama-Kurtarma&#8217; Derneği Var: MUDAK</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41466 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/mehmet-bidav-640x480.jpg" alt="" width="371" height="278" />Geçtiğimiz Haziran ayında otobüs çarpması sonucu Munzur ırmağına düşen ve cansız bedenine 18 gün süren arama çalışmaları sonucu ulaşılan Engin Eroğlu olayı, Dersim&#8217;de (Tunceli) bu tür olaylara müdahale için gerekli kamu kurumu ve sivil oluşumların yetersiz olduğunu açığa çıkarmıştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olayın harekete geçirdiği Dersimli doğaseverler bir dernek çatısı altında bir araya gelmeye karar verdi. Kuruluş toplantıları esnasında Dersim dağlarında yaşayan boynuzlu keçinin adından esinlenerek &#8220;Şamuadak&#8221; adı üzerinde duran dernek girişimcileri, &#8220;Munzur Doğa Sporları ve Arama Kurtarma Derneği&#8221; (MUDAK) adında karar kılarak derneğin resmi kuruluşunu gerçekleştirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MUDAK Geçici Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bidav, &#8220;Şehirde AFAD var. AFAD’ın teknik yeterliliği iyi olmasına karşın, sayısal anlamda yetersiz. Dolayısıyla kentte arama-kurtarma çalışması gerektiren olaylara müdahalede sivil desteğin varlığı çok önemli. Özellikle yangınlar, dağda mahsur kalma, su üstü arama-kurtarma, deprem, çığ, trafik kazaları gibi elim olaylarda biz de AFAD’la birlikte çalışmalara katılmayı, giderek ulusal ve uluslararası alanda etkin olmak istiyoruz.&#8221; diyor. Bidav, çalışmalarında en büyük desteği AFAD&#8217;dan alacaklarını vurgulayarak, AFAD&#8217;ın özellikle eğitim yeri ve eğitim çalışmalarında kendilerine yardımcı olacağını kaydetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyenin henüz bu alanda uzman bir ekibi olmadığını ancak oluşturmayı hedeflediğini belirten Bidav, &#8220;Kısa zamanda arama-kurtarma olaylarında acil ve yeterli müdahale yeteneğine kavuşmamız gerekli&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mehmet Bidav, derneğin kısa sürede bölgede yaşanan doğa ile ilgili kazalara, yaz aylarında baş gösteren orman yangınlarına, yabani hayvan saldırıları ile bu hayvanların yaralandığı olaylara müdahale edecek duruma gelmesi için çaba gösterdiklerini ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">50 dolayında girişimci ile resmi kuruluşunu gerçekleştiren MUDAK, bölgedeki doğasever, çevreci gençler tarafından ilgi ile karşılandı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/munzurun-artik-arama-kurtarma-dernegi-var-mudak/">Munzur&#8217;un Artık &#8216;Arama-Kurtarma&#8217; Derneği Var: MUDAK</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>WWF’den ‘Munzura Dokunma’ Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/wwfden-munzura-dokunma-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 12:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[WWF]]></category>
		<category><![CDATA[#MunzuraDokunma]]></category>
		<category><![CDATA[Doğal Hayatı Koruma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Munzur]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[WWF Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41402</guid>

					<description><![CDATA[<p>WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), Munzur Vadisi ve çevresindeki maden projelerine dikkat çekmek amacıyla #MunzuraDokunma paylaşımı yaptı. </p>
<p>WWF Türkiye’nin sosyal medya hesaplarından #MunzuraDokunma etiketi ile yapılan paylaşımlarda, Kaz Dağları gibi, Munzur’daki ekolojik sistemlerin de madencilik faaliyetleri nedeniyle tehdit altında olduğu belirtildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/wwfden-munzura-dokunma-cagrisi/">WWF’den ‘Munzura Dokunma’ Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Munzur’da yapılacak herhangi bir madencilik faaliyeti, buradaki ekolojik sistemleri parçalayabileceğine ve geri dönüşü olmayan zararlar verebileceğine dikkat çekilen paylaşımlarda şu ifadelere yer verildi: </span></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">“Kaz Dağları gibi, Munzur’daki ekolojik sistemler de madencilik faaliyetleri nedeniyle tehdit altında! </span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">Munzur, ‘Önemli Doğa Alanı’ statüsünde bir bölge ve şimdiye kadar doğallığını büyük ölçüde korumuş bir alan.</span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">17’si sadece Munzur Vadisi’nde bulunan 109 bitki türüne ev sahipliği yapıyor, </span><span style="font-weight: 400;">11 kelebek türü için uluslararası öneme sahip.</span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">Munzur aynı zamanda Güneydoğu Anadolu ile Doğu Karadeniz arasındaki önemli bir geçiş alanı, yaban hayatı için bir ekolojik koridor niteliğinde. </span><span style="font-weight: 400;">Yıllar sonra Tunceli’de görülen Kafkasya leoparı ve hassas bir tür olan kaya yediuyuru ile dağ engerekleri için önemli bir yaşam alanı. </span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">Munzur, kızıl akbabaların, yaban keçilerinin de yuvası. </span><span style="font-weight: 400;">Munzur’da yapılacak herhangi bir madencilik faaliyeti, buradaki ekolojik sistemleri parçalayabilir ve geri dönüşü olmayan zararlar verebilir. </span></em></p>
<p><em><span style="font-weight: 400;">Kaz Dağları’ndan Munzur’a, yaşamı savunmaya devam etmeliyiz.”</span></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/wwfden-munzura-dokunma-cagrisi/">WWF’den ‘Munzura Dokunma’ Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tunceli Emek Gazetesi: Kadınların Kurduğu Gazetede Sadece Kadınlar Çalışıyor </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/tunceli-emek-gazetesi-kadinlarin-kurdugu-gazetede-sadece-kadinlar-calisiyor/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/tunceli-emek-gazetesi-kadinlarin-kurdugu-gazetede-sadece-kadinlar-calisiyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jul 2019 21:24:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli Emek gazetesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41005</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tunceli EMEK Gazetesi, Tunceli’de yalnızca kadınların kurduğu, haber yazımından matbaasına kadar kadınların çalıştığı bir yerel gazete. 16 yıldır yayın yapan gazetenin İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüsniye Karakoyun ile Tunceli EMEK’in hikayesini konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/tunceli-emek-gazetesi-kadinlarin-kurdugu-gazetede-sadece-kadinlar-calisiyor/">Tunceli Emek Gazetesi: Kadınların Kurduğu Gazetede Sadece Kadınlar Çalışıyor </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yalnızca kadınların çalıştığı bir gazete fikri nasıl ortaya çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazete yayın hayatına başladığında ilk olarak 2 kız kardeş, 1 kız yeğen birlikte başladık. Aile gazetesiydi bir nevi. Çünkü zaten ekonomik olarak birini çalıştırabilme imkanı yoktu. Taksitle alınmış bir bilgisayar, tahta ve eski bir sandalye, arkadaş hibesi bir masayla başladı EMEK’imizin serüveni. Sonraki dönemde 2 erkek personel çalıştırdık matbaa kısmında kısa süreli ancak kent küçük, çalıştırdıklarımızda ‘Kadın patron’ kompleksi gözlemledik. Verimli çalışma olmadı. Sonra tamamen kadın çalıştırmaya başladık. Matbaa makinelerini önce kendim öğrendim sonra kural koydum, işe başlattığım her kızımıza kendinden önceki takım arkadaşımız matbaa makinelerinde baskı yapmayı, sayfa grafiğini öğretecek diye. Sistem oturdu gibi. Gerçi, işletme olarak kendim evlenmemiş olsam da baht açan bir tarafımız da var. Yetişen her personel kısa süre sonra evleniyor. Bu nedenle EMEK’imizin çatısı altına girip gelin olarak işten ayrılan çok kızımız oldu. (Gülüyor)</span></p>
<p><b>Yayına başladığınızda kabul edilme süreciniz zor olmadı mı? Yani ilk yayın hayatınıza başladığınız günden bugüne halkın Emek’i bilme, okuma, görme sürecinde neler değişti? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41008 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/tuncelı-emek2-640x360.jpg" alt="" width="411" height="231" />Bu gazetenin adı EMEK değil de başka bir şey olsaydı, mesela Munzur gibi, emin olun daha çabuk kabul görürdü. Ancak adımızın EMEK olması bürokrasi ve asker-polis cephesinde ilk dikkatleri bize yöneltiyor. Bizi marjinal sol bir yayın organı gibi düşündüklerinden yakın takibe almaya başlıyorlar. Öte yandan başındaki Tunceli kelimesi de Dersim diyen diğer kısımda antipati yaratıyor. Yüzlerce defa aynı soruya maruz kalmışızdır ‘Niye Dersim EMEK değil?’ diye.  Aslında bu gazetenin adı sadece EMEK olacaktı. Ancak savcılığa beyanname vermek üzere gittiğimizde EMEK adıyla bir başka gazete olduğu için savcı beyannamemizi kabul etmeyince başına ve sonuna bir şey getirmemiz gerekiyordu. Öylece adı Tunceli EMEK oldu.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EMEK meşakkatli yollar kat etti yayın süresince. Geçmişte, 11 defa resmi ilan hakkı düşürüldü haksız şekilde. Üstelik bunun için çaba harcayan ve bu yaptırımlara neden olan da yine bir kadındı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EMEK’imiz yayın hayatına başladığında üzerine bahse girilirdi, 3-5 sayı çıkar kapanır diye. Gerçekten de akıl işi değil. Sırtımızı bir siyasi parti, kurum, kuruluş, örgüte dayamadan batının taşra kasabası nüfusuna denk bir ilinde gazete çıkarmaya kalkıştık. Akıl karı değil. İnsanlar reklamı gereksiz görüyor. ‘Yazar camıma asarım. Reklama ne gerek var’ denilen bir ortamda, zengin baba yok. Koca yok. Çık bu koşullarda gazete çıkar? Gözü karayım da düşününce bu da tam bu özelliğimin en net yansıması olmuş. Başlarda vatandaşın konuşmaktan çekindiği, siyasi bir yayın organı sandığı bu gazete, bugün kentte gündem belirleyen, insanların haberlerinin doğruluğundan şüphe duymadığı, EMEK yazdıysa doğrudur denilen bir yayın organına dönüştü. EMEK şu ana kadar 4000’in üzerinde günlük sayısıyla okuruna ulaşmış. Demem o ki bu; azmin, kararlılığın ve verilen EMEK’e inancın ürünü bir yolculuk.</span></p>
<p><b>Yayın hayatınıza 2004’te başladınız. Bu 15 yılda hem ekonomik olarak hem politik olarak çok değişti. Bu süreçte zorlandığınız “Ya artık olmuyor” dediğiniz hiç olmadı mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41009 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/tunceli-emek-5-640x360.jpg" alt="" width="441" height="248" />Tutkulu sevmişim ben bu gazeteyi. ‘Ya artık olmuyor’ hiç demedim. Ekonomik anlamda çok zorlandığımız zamanlarımız oldu. Ama bu gazetenin para biriktirmek gibi bir derdi yok ki. Bu nedenle gözü kara haberler yapar. Kimseyle kafa kol ilişkisine girmeden, vali, belediye başkanı, hatırlı adamlara sırt dayama çabasına hiç girmeden. Derdiniz para olmayınca, kaybetme korkunuz da olmuyor. İşte bu nedenle yaptığımız haberlerde bizi susturmak için resmi ilan hakkımızı düşürenler, baktı ki sonuç değişmiyor, biz daha cesurlaşıyoruz, onlar vazgeçti bundan, biz değil. Her sabah yaptığımız yazı işleri toplantısının belki de sıklıkla tekrarlanan cümlesidir ‘Bir gün bir tek insan para verdim bu gazete haber yaptı der ve bu da doğru çıkarsa, gazeteyi kapatırım’. Takım arkadaşlarımız artık öğrendi bu konudaki kararlılığımızı.  EMEK, muhtemelen ben var olduğum sürece olacak. Sonrasında da belki benim gibi EMEK’i yüreğine ve beynine kazıyan başka kadınlar çıkar, bu serüveni sürdürür. Ya artık olmuyor dediğim hiç olmadı ama biri çıkıp gelse de kolumdan tutuk ‘Biraz dinlen. Kontrol bende’ dese ne iyi olur dediğim oluyor. </span></p>
<p><b>Son ekonomik krizde bazı gazeteler kağıt baskıdan vazgeçti. Bazıları sayfa sayısını düşürdü. Bu krizden siz nasıl etkilendiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41010 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/tunceli-emek1-640x360.jpg" alt="" width="382" height="215" />Bu durumun ekonomik boyutunu aşsa dahi gazeteler, kâğıt stokları kısıtlı olan, hammaddesi konusunda dışa bağımlılığımızdan çıkaramaz hale gelenler olmuştur. Çünkü paranız olsa dahi kağıt alamayabiliyorsunuz. Öte yandan, kâğıt fiyatları çok yükseldi. Birçok gazete personel işten çıkarma yoluna gitti, baskı sayısını düşürdü, gazetesini kapatanlar oldu. İnternet ortamındaki yayın zaten gazetelerin basılı nüshalarında ciddi tiraj kaybına neden oldu. Biz de tirajı düşürdük. Çünkü; www.tunceliemek.com.tr adlı bir internet sayfamız var. Onu anlık güncelliyoruz. İnsanlar oradan okuyunca, ikinci gün okudukları habere rağbet göstermez oldular. Ayrıca sosyal medya sayfalarımızı da aktif kullanıyoruz. Bu da baskı sayısını düşüren etkenlerden. Zaten toplum olarak çok okumayı sevdiğimiz de söylenemez. Twitter’ın yazılanları 140 karakterle sınırlı tutması aslında insanları doğru okuduklarının göstergesi. Başlık ve giriş spotunu okumakla yetinen bir ruh halinde, sosyal medyadaki 3-5 cümlelik haberler birçok kişiye yetiyor. Tunceli’nin ulaşımdaki zorluğu da kağıt fiyatlarındaki maliyetler kadar bizi zorluyor. Geçiş noktasında olmayınca kargo fiyatları çok pahalı. Ancak çok yakınmanın sonuca etkisi olmayacaktır. </span></p>
<p><b>Aynı zamanda Alevi nüfusunun yoğun olduğu bir kentte yayıncılık yapıyorsunuz. Bu size Alevilerin sesi misyonunu da yüklüyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayır. Biz aslında bu kentin sesi olmaya çalışıyoruz. Özellikle Aleviliği yazalım diye bir çabamız yok. Muharremde 12 İmam Orucunu yazdığımız, Cemevi dedesiyle röportaj yaptığımız gibi, Ramazan öncesinde de kentin müftüsüyle söyleşi yapabiliyoruz.  Bize en sık sorulan sorulardan biridir ‘Feminist bir gazete misiniz?’ diye. Feminizmi hümanizm gibi algılıyorsanız elbette diyoruz. Yani bu gazete hümanist bir gazete. Tek taraflı, tek cepheden bakan, belli kalıpların içine hapsolmuş bir yayın organı değil. </span></p>
<p><b>Peki, bundan sonra Tunceli Emek’in yol haritasında ne var, bu haliyle devam edecek mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizler batının taşra kasabası nüfusuna denk gelen bir kente gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. Gazete 16 yıldır imkansıza rağmen kendisini var etmeye çalışıyor. Ve bugün geldiği konum itibariyle de hem güvenirliği hem de tanınırlık açısından önemli bir konumda. Bu bizim için çok keyfili ancak yeni yol arkadaşları aramıza katılsın istiyoruz. Gazetenin bulunduğu yerden daha ileriye taşınmasını sağlayacak ortaklıklar düşünüyoruz. Bu anlamda ilde ya da il dışında yaşayan yazma tutkusu, gazetecilik merakı olan Dersimlilerin ortaklıklarına açığız. Sadece maddi ortaklık tekliflerini düşünmüyoruz. Medyanın saygınlığını korumayı düşünenlerin, sorunların dile getirilmesinde inisiyatif almak isteyenlerle ortaklık yapmayı düşünüyoruz.  Blöf, şantaj, birileri üzerinde medya baskısı kurmak isteyenlerin ortaklık tekliflerini kabul etmiyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/tunceli-emek-gazetesi-kadinlarin-kurdugu-gazetede-sadece-kadinlar-calisiyor/">Tunceli Emek Gazetesi: Kadınların Kurduğu Gazetede Sadece Kadınlar Çalışıyor </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/25/tunceli-emek-gazetesi-kadinlarin-kurdugu-gazetede-sadece-kadinlar-calisiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dersim’de Arama-Kurtarma Derneği Kuruluyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/22/dersimde-arama-kurtarma-dernegi-kuruluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jul 2019 08:31:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[arama kurtarma derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Bidav]]></category>
		<category><![CDATA[tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40833</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dersimli doğaseverler bölgede yaşanan ve bazısı can kaybı ile sonuçlanan olaylara müdahale edecek bir arama-kurtarma derneği kurmak için çalışmalara başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/22/dersimde-arama-kurtarma-dernegi-kuruluyor/">Dersim’de Arama-Kurtarma Derneği Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40834 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/MehmetBidav1-640x480.jpg" alt="" width="319" height="239" />Geçtiğimiz günlerde bir kaza sonucu Munzur ırmağına düşerek hayatını kaybeden Engin Eroğlu olayı Dersimli gençleri ve doğaseverleri harekete geçirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engin Eroğlu, bir otobüsün açılan bagaj kapağının çarpması sonucu Munzur’a düşmüş ve cesedine 17 gün süren arama-kurtarma çalışmaları sonucu güçlükle ulaşılmıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Engin Eroğlu’nu arama çalışmaları Dersim’de özellikle akarsu altında ve üstünde arama-kurtarma çalışmaları konusunda büyük bir eksiklik yaşandığını ortaya çıkardı. Ülkemizdeki akış hızı en yüksek sulardan olan Munzur’a ev sahipliği yapmasına rağmen bölgede bu alanda uzman ekiplerin olmaması, Dersimli doğaseverlerin harekete geçmesine neden oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz günlerde bu alanda faaliyet yürütmek amacıyla bir araya gelen bir grup Dersimli doğasever, ŞAMUADAK Arama Kurtarma Derneği adıyla bir dernek kurmaya karar verdi. Dernek kurucularından Mehmet Bidav, “Şehirde 10 kişilik bir AFAD ekibi var ama olaylara müdahale etmek konusunda çok yetersiz kalıyorlar. Belediyenin de uzman bir ekibi yok. Bölgede bu alanda yaşanan olaylara müdahale edecek profesyonel ekiplere ciddi şekilde ihtiyaç var. Bunu Engin Eroğlu arkadaşımızı kaybettiğimiz olayda acı bir şekilde tekrar gördük ve artık harekete geçmek için daha fazla geç kalamayacağımızı anladık” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-40835 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/07/munzur-640x853.jpg" alt="" width="353" height="470" />Mehmet Bidav, kısa sürede sürekli ve gönüllü katılım kriterlerine göre sayılarının 50 kişiye ulaştığını kaydederek dernek kuruluşu için resmi başvurularını yaptıklarını ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bidav, derneğin yürüteceği çalışmalar hakkında, “Biliyorsunuz bölgede sadece akarsu ile ilgili kazalar yaşanmıyor, özellikle yaz aylarında baş gösteren orman yangınları var, kurt ve ayı başta olmak üzere yabani hayvan saldırıları oluyor. Veya bu hayvanların yaralandığı olaylar yaşanıyor. Şehirdeki AFAD bu olaylara müdahale etmede çok yetersiz kalıyor. Kurucularımız arasında bu olaylarla ilgili profesyonel, uzman arkadaşlarımız var. Hızla eğitimlere başlayıp gerek ilimizde gerekse de çevre illerde yaşanacak olaylara müdahale edecek duruma gelmek istiyoruz” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arama Kurtarma Derneği’ne isimini veren “Şamoa” Dersim dağlarında yaşayan boynuzlu bir keçi türüne verilen isim. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/22/dersimde-arama-kurtarma-dernegi-kuruluyor/">Dersim’de Arama-Kurtarma Derneği Kuruluyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
