<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TTB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ttb/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ttb/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Jan 2020 13:54:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>TTB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ttb/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>TTB’den Sağlık Sorunlarına Mercek…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ttbden-saglik-sorunlarina-mercek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2020 13:54:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[21. Yüzyılın Üçüncü On Yılına Başlarken Türkiye'nin Sağlığı-2019]]></category>
		<category><![CDATA[Akreditasyon Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk Tabipleri Birliği (TTB) Türkiye’nin sağlık alanındaki durumunu, "21. Yüzyılın Üçüncü On Yılına Başlarken Türkiye'nin Sağlığı-2019" başlığıyla;  toplumun sağlık düzeyi, bulaşıcı hastalıklar, sağlıkta şiddet, şehir hastaneleri, hekim göçü, sağlık güvencesi gibi konular üzerinden raporlaştırdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ttbden-saglik-sorunlarina-mercek/">TTB’den Sağlık Sorunlarına Mercek…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TTB’de düzenlenen toplantıda konuşan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, Sağlık Bakanlığı Türkiye İstatistik Kurumu, Sosyal Güvenlik Kurumu, Dünya Sağlık Örgütü, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) ve Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği tarafından yayınlanan verilerin değerlendirilerek raporun hazırlandığını ifade etti.</p>
<p>“Türkiye’de Toplumsal Sağlık Düzeyi ve Sağlıkta Eşitsizlikler”, Türkiye’de Tıp Fakülteleri, Tıp Eğitimi ve Hekim Göçü”, “Sağlık Güvencesi Kapsamı ve Sağlık Sigortası Primi”, Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı”, “Bulaşıcı Hastalıklar”, “Çalışma Koşulları ve Özlük Hakları”, “Sağlıkta Şiddet”, “Şehir Hastaneleri” ve “Sağlık Bakanlığı” başlıklarına yer verilen rapora ulaşmak için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/turk-tabipleri-birligi-21-yuzyilin-ucuncu-on-yilina-baslarken-turkiyenin-sagligi-2019/">tıklayınız</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ttbden-saglik-sorunlarina-mercek/">TTB’den Sağlık Sorunlarına Mercek…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2018 08:01:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ambulanslar engellenmeseydi]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[Hessen Barış Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Şebnem Korur Fincancı]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33699</guid>

					<description><![CDATA[<p>2015’te yaşanan Cizre olaylarını ve Cizre raporunu odağına alan ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yapıldı. Panelde “Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz” diyen insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı, “Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) ortak olarak düzenlediği ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli Diyarbakır’da yapıldı. Kolaylaştırıcılığını Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir’in yaptığı, ambulans gönüllülerinden Hemş. Yekta Yıldız ve Dr. Onur Naci Karahancı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın konuşmacı olarak yer aldığı panelde; Eylül 2015’te Şırnak’ta yaşanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle, sağlık personellerinin Cizre’de yaşadığı zorlayıcı durumlar, sağlık koridoru açma çabası ve hak örgütlerinin yazdığı &#8216;Cizre raporları&#8217; sonrası yargılanma süreçleri konuşuldu.</span></p>
<p><b>“14 Gönüllü sağlıkçı yola çıktık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panelin ilk konuşmasını yapan Diyarbakır Tabip Odası Mehmet Şerif Demir, toplum değerlerinin ve hakikatlerin ters yüz edildiği bir dönemden geçtiklerini vurgulayarak yaşanan bu durumun sonuçları ve süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hakikatleri dile getirenlerin cezalandırıldığı faillerin ise cezasız bırakıldığı bir dönemde olunduğunu belirten Demir konu ile ilgili öyle konuştu: “Bildiğiniz üzere Ocak 2016’da Cizre’de yazılı ve görsel basına yansıyan ve sosyal medyada günlerce duyurusu yapılan; sivil insanların bodrum diye tarif edilen mekanlarda uzun süredir mahsur kaldıları bilgisi yayıldı. İçlerinde çocukların ve durumu ağır yaralıların olduğu yönünde bilgiler ulaşıyordu. Yine aynı dönemde bu yaralılara güvenlik gerekçesi ile ambulans ve sağlık personelinin gidemediği ifade ediliyordu. Bunun üzerine ‘yaşam  koridoru’ açmak, yaralıların hastaneye ulaştırıp kurtarmak amacıyla 14 gönüllü sağlıkçı yola çıktı. Ama ne yazık ki Cizre’ye girmelerine izin verilmedi. Daha sonrasında da gönüllü sağlıkçılara dava açıldı. Yine Cizre bodrumlarında yaşananları raporlaştıranlardan birisi olan Şebnem Hoca‘ya davalar açıldı ve ceza verildi. Yıllarca barış, insan hakları mücadelesi ve işkenceye karşı mücadelesinden kaynaklı Hessen Barış ödülünü alırken kendi ülkesinde ise tüm bunlardan kaynaklı cezalandırılıyor.”</span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p><b>“Kamu spotları Cizre için geçerli değildi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasağının yaşandığı Cizre’de, gönüllü ambulans ekibinden olan Yekta Yıldız ise kendilerine açılan davayı önce kişisel bir durum olarak algılamış ama ilerleyen süreçlerde bu davayı aslında toplumun vicdanına ve cesaretine açılmış bir dava olarak gördüğünü söyledi. Yıldız, o dönemde Cizre’ye girebilmek için verdikleri mücadeleyi ve sonrasında yaşadıkları yargılanma süreçlerini şöyle özetledi: “Televizyonlarda sürekli kamu spotu olarak, ambulansın geçiş önceliği spotları veriliyordu. İşte o spotlar Cizre için geçerli değildi. Sağlık bakanlığının ‘Yaşama Yol Ver’ kampanyaları Cizre için devre dışı kaldı biz bunu fiili olarak görmedik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de operasyonlar sürerken gönüllü ambulans ekibi olarak beyaz eylemler içerisinde olduklarını belirten Yıldız, “Yaşam hakkını korumayı kendimize prensip edinmiş beyaz yakalılar olarak gönüllü bir ekip oluşturup girmeye çalıştık. Araçlar tek yönlü çıkabiliyordu. Hiç bir şekilde girişe izin verilmiyordu. Bize de “Ambulansları bırakın ancak yaya gidebilirsiniz” dediler. Çabalarımız sonuçsuz kaldı. Cenevre’yi, Uluslararası Sözleşmeleri hatırlatınca emir komuta zincirini aşan olaylar olduğunu fark ettik.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre ambulans davası suç değildir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de yalnızca dört tane ambulans hizmetiyle onca yaralıya yetişmenin mümkün olmadığına vurgu yapan Yıldız, “Arkadaşlarımız yaralılara müdahale edilirken öldürüldüler. Yaşam hakkını canhıraş bir şekilde savunurken yaşam hakları ihlal edildi. Biz beyaz yakalılar olarak yaşamı savunan vicdani etik ve ahlaki değerleri korumak için bir umutsuzluğu yok etmeye çalıştık. Aslında izin vermemeleri ‘Yaşama yol vermiyorum’ demekti. Verdikleri mesaj ‘Ben senin bütün değerlerini yerle bir edebilirim’ demekti. Oysa Cizre ambulans davası suç değildir. Bugün olsa yine çıkardık. Biz bu suçu Hipokrat’tan beri işliyoruz. Unutmadık unutmayacağız mutlaka başaracağız.”</span><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 sağlık emekçisi ile birlikte aslında zihinlerinde ve vicdanlarında başka bir alternatif olmadığını düşündükleri için yola çıktıklarını ambulans gönüllülerinden Dr. Onur Naci Karahancı “Cizre ambulans davasının aslında bir yok sayma ve engelleme davasıydı. Biz bu bu hakikati sahiplendik ve pişman değiliz, kaybettiğimiz yoldaşlarımıza barış sözümüz olsun.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Kadınların Sağlığını Tehdit Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/goc-kadinlarin-sagligini-tehdit-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Sep 2018 09:48:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30675</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplum ve Hekim Dergisi son sayısında "göç" olgusuna odaklanırken, göç sorunu  toplumsal cinsiyet ve sağlık ilişkisi üzerinden de değerlendirildi. Türk Tabipleri Birliği (TTB)'nin yayını olan dergide “Toplumsal Cinsiyet, Göç ve Sağlık”  başlığıyla yer alan Dr. Zeynep Sedef Varol, yazısında göçün kadınların yaşamlarına nasıl yansıdığını yazdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/goc-kadinlarin-sagligini-tehdit-ediyor/">Göç Kadınların Sağlığını Tehdit Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varol,<strong> </strong>göçün kadınların yaşamına “zorla fuhuş, damgalanma korkusu, tecavüz, istismar, taciz, fiziksel, cinsel ya da psikolojik şiddet, üreme sağlığı ile ilgili hizmetlere erişememe, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelik riski” olarak yansıdığını aktarırken, yazısında güncel istatistiklere de yer verdi.</p>
<p><a href="http://www.un.org/en/development/desa/population/migration/publications/migrationreport/docs/MigrationReport2017.pdf" target="_blank" rel="noopener">Uluslararası Göç Örgütü’nün 2018 Göç Raporu</a> verilerinden yararlanan Varol, rapora göre göç sırasında tacize uğrama oranının yüzde 1-44 arasında olduğunu kaydetti. Rapora göre 2014 yılında kayıtlara geçen insan kaçakçılığı kurbanlarının yüzde 71’inin kız çocukları ve kadınlardan oluştuğu ve bunların yüzde 72’sinin fuhuşa zorlandığını da aktaran Varol, sistematik tecavüz olmak üzere birçok çatışmada cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet savaş silahı olarak kullanıldığını da hatırlattı.</p>
<p>Göç sorununu sağlık ve toplumsal cinsiyet odağında değerlendiren Varol, göçlerle birlikte travma yaşayan mültecilerin sorunlarının başında üreme sağlığı risklerinin geldiğini de vurgularken, göç süreci sonrasında genellikle kadınların bağışıklama hizmetlerine erişimlerinin düşük ve planlanmamış gebelik oranının yüksek olduğunu aktardı. Varol,  göçmen kadınların sağlık hizmetine erişimin önündeki engelleri ise dil bilmemek, bilgi eksikliği, erkek sağlık çalışanından kaçınma, sosyokültürel baskılar, geleneksel uygulamalar, kadınların karar mekanizmalarının dışında olması olarak sıraladı.</p>
<p>Yazısında göç sürecinin cinsel yolla bulaşan hastalıkların riskini de yükselttiğini vurgulayan Varol, zorunlu göç gündelik hayatın kesintiye uğraması ile beraber riskli cinsel davranışları beraberinde getirdiğini söyledi.  Cinsel şiddetin yanı sıra partnerlerinden ayrılan mültecilerin ve göçmenlerin çok eşli yaşamaya başlamaları CYBH riskini artırdığını ifade eden Varol, göç sonrası sağlık ve sosyal hizmetlere erişimde sorunların, ayrımcılığın, dil ve kültür farklılıklarından dolayı dışlanmanın da cinsel yolla bulaşan hastalıkların  tanı ve tedavisini geciktirdiğini ve kronik komplikasyonlara neden olduğunu belirtti.</p>
<p>Mülteci ve göçmen kadınların toplumsal cinsiyet ve düşük sosyo-ekonomik durumları nedeniyle göç ve yeniden yerleşim sürecinde sosyal dışlanma, ayrımcılık, dil bariyeri gibi stres faktörlerinen daha çok etkilendiğini söyleyen Varol, bunların depresyona yatkınlığı artırdığını vurguladı. Göçmen ve mülteci kadınların pek çoğunun depresyon, kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu gibi sorunlar yaşadığını söyleyen Varol, kadınların sağlık hizmetlerine de yeterli ölçüde ulaşamadığını belirtti.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/goc-kadinlarin-sagligini-tehdit-ediyor" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/19/goc-kadinlarin-sagligini-tehdit-ediyor/">Göç Kadınların Sağlığını Tehdit Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TTB Sağlıkta Şiddete Hapis Cezası İstedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/ttb-saglikta-siddete-hapis-cezasi-istedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Jul 2018 12:35:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28925</guid>

					<description><![CDATA[<p>TTB, sağlıkta şiddete hapis cezası istedi: Her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmakta.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/ttb-saglikta-siddete-hapis-cezasi-istedi/">TTB Sağlıkta Şiddete Hapis Cezası İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipler Birliği, 17 Temmuz’da Şanlıurfa Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde görev yapan doktor Bahattin Ahmet Yalçın’ın bir hasta yakını tarafından şiddete uğramasıyla ilgili basın açıklaması yaptı. İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Rukiye Eker Ömeroğlu yaptığı açıklamada “Türk Tabipler Birliği’nin defalarca dile getirdiği sağlıkta şiddeti önleme yasasının bir an önce çıkarılarak şiddet uygulayanlara hapis cezasının yasalaşmasını bir kez daha talep ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>‘HER GÜN ORTALAMA 30 ŞİDDET VAKASI YAŞANMAKTADIR’</strong></p>
<p>Türkiye genelindeki hastanelerde saat 12:30’da eş zamanlı olarak yapılan basın açıklamasını İstanbul Tıp Fakültesi Temel Bilimler Binası önünde İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Rukiye Eker Ömeroğlu okudu. Ömeroğlu, “Bütün çabalarımıza rağmen Dr. Esin Aslan, Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdelen’in öldürülmeleri ve nice sağlıkta şiddet olayı ile siyasal iktidarın sağlıkta hiçbir adım atmadığını üzülerek görüyoruz. Gelinen aşamada sağlıkta şiddet, sağlık hizmet sunumunun hemen tüm aşamalarında yaygın ve ciddi bir sorun haline dönüşmüştür. Sağlık kuruluşlarında her gün ortalama 30 şiddet vakası yaşanmaktadır” diyerek özellikle hastanelerin acil servislerinde bu şiddettin daha da yaygınlaştığını söyledi: “Özellikle acil servisler şiddetin kol gezdiği, sağlık çalışanlarının kendilerini emniyette hissedemedikleri, sağlık hizmetini güvenli ortamlarda veremedikleri yerler haline gelmiştir” dedi. Rukiye Eker Ömeroğlu, sağlıkta şiddetin toplumsal etkenlerin de olduğunu belirterek, ” Bunlar giderilmedikçe sağlık kuruluşlarını tam olarak güvenli ve huzurlu yerler haline getirmek olanaklı değildir. Kuşkusuz, her yıl nüfusumuzdan fazla sayıda acil servis başvurusu olmasının ve bu kışkırtılmış acil sağlık talebinin eldeki hizmet olanaklarıyla tam olarak karşılanamamasının, yurttaşların sağlık hizmet beklentisinin yapay biçimde yükseltilmesinin gelinen tabloda katkısı büyüktür.”</p>
<p><strong>‘SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI BİR AN ÖNCE ÇIKARTILMALI’</strong></p>
<p>Ömeroğlu, sağlıkta şiddet yasasın bir an önce çıkartılması gerektiğini vurgulayarak son olarak şöyle devam etti: “Türk Tabipler Birliği’nin defalarca dile getirdiği sağlıkta şiddeti önleme yasasının bir an önce çıkarılarak şiddet uygulayanlara hapis cezasının yasalaşmasını bir kez daha talep ediyoruz. Bu öneri Türk Ceza Kanunu’na bir ek maddeyi kapsamaktadır. Bu ek madde ile, “Kamunun sağlığına karşı suçlar; sağlık hizmetini engelleme, sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık personeline karşı sağlık hizmeti sunumu esnasında verilen sağlık hizmetinden kaynaklanan nedenlerle, cebir, şiddet veya tehdit kullanan kişi, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiiller sonucu sağlık hizmeti kesintiye uğramış ise yukarıda belirlenen fıkraya göre ceza, yarı oranda artırılır. Sağlık kuruluşlarında meslektaşlarımızın güvenliğinin sağlanması için caydırıcı ve önleyici gerçekçi önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/07/20/ttb-her-gun-30-siddet-vakasi-yasaniyor/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/20/ttb-saglikta-siddete-hapis-cezasi-istedi/">TTB Sağlıkta Şiddete Hapis Cezası İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tabipler Birliği’ne Diyarbakır’dan Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/tabipler-birligine-diyarbakirdan-baris-dostluk-demokrasi-odulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2018 09:37:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Fevziye Sümer]]></category>
		<category><![CDATA[İmhotep]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nur Ulus]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Şerif Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Raşit Tükel]]></category>
		<category><![CDATA[Şenay Koç]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Biçer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25390</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Tabip Odası'nın her yıl verdiği "Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü" bu yıl, Afrin'e yapılan askeri müdahaleye karşı açıklamada bulunan ve gözaltına alınan Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi’ne verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/tabipler-birligine-diyarbakirdan-baris-dostluk-demokrasi-odulu/">Tabipler Birliği’ne Diyarbakır’dan Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi, geçtiğimiz Ocak ayında Afrin’e başlatılan askerî harekâta karşı <a href="http://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=28de85da-00e5-11e8-a05f-429c499923e4">&#8220;Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur</a>&#8221; başlıklı bir bildiri yayımlamış ve Merkez Konseyi üyeleri bu bildiri sebebiyle gözaltına alınmışlardı. Diyarbakır Tabip Odası’nın, 1996 yılından beri verilen Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü, TTB’nin Türkiye ve dünya kamuoyunda ses getiren Afrin Bildirisi sebebiyle, bu yılki jürinin kararıyla Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi üyelerine verildi.</p>
<p>Ödül Töreni’nden önce Dr. Selim Ölçer’in moderatörlüğü, TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel ve TİHV Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ümit Biçer’in katılımı ile &#8220;Bir Meslek Örgütü olarak Yaşam Hakkını Savunmak” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde ilk sözü alan Tükel, “Sağlığın Sosyal Belirleyicileri Yaklaşımı”ndan bahsederek, bireyin kontrolü altında olmayan; ekonomik, sosyal, çevresel etmenler nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarının ‘iyi olma hali’ni etkileyen faktörler olduğunu ve bunların sağlık alanının bir parçası olduğunu vurguladı. Bu koşulların hastalığın doğrudan sebepleri değil, hastalık nedenlerinin nedenleri olduğunu aktaran Tükel, Dünya Tabipler Birliği’nin (WMA) 2017 yılında çıkardığı Tıp Etiği El Kitabı’nda “Tıbbın bugün, her zamankinden daha fazla oranda toplumsal bir etkinlik olduğu” ibaresinin yer aldığını hatırlatarak “yine aynı kitapta toplum ve fiziksel çevrenin hastaların sağlığı için önemli etmenlerden olduğu, hekimlik mesleğinin toplum sağlığında, sağlık eğitiminde, çevrenin korunmasında önemli bir rol üstlendiği belirtiliyor.” ifadelerini kullandı. WMA’nın “Sağlığın Geliştirilmesi Üzerine” açıklamasını da dinleyicilerle paylaşan Tükel, açıklamada geçen “Tıp mesleğini uygulayanlar ve onların meslek birlikleri her zaman hastaları için en iyisini eylemekle ilgili ahlaki göreve ve mesleği bir yükümlülüğe sahiptir.” ibaresinin altını çizdi. Bu çerçevede, kendilerine yönelik yapılan “amaç dışı faaliyet” gibi eleştirilerin yersiz ve haksız olduğunu söyleyen Tükel, hekimliğin klinik bir meslek değil, toplumun iyi olma hali ile yakından ilgilenen bir meslek olduğunu ve söz konusu bildiriyi yayımlamanın mesleki bir sorumluluk olduğunu vurguladı.</p>
<p>Tükel’den sonra konuşan Ümit Biçer, hekimliğin tarihinin İmhotep ile başladığını anımsatarak onun mısırlı rahip, avukat, mimar ve hekim olduğunu söyledi. İmhotep’in daha çok yaptığı işlerler ilgilenildiğini, adına odaklanılmadığını vurgulayan Biçer, onun bütün bu meslekleri şahsında toplamış olmasının başka bir anlamı da olduğunu paylaştı: İmhotep, barışla gelen demektir. Bütün bu mesleklerin temeli de barışla geliyor, barış bu mesleklerin olmazsa olmazıdır.  Ümit Biçer sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün her türlü baskıya, barış sesini kısma girişimlerine karşı birlikte olduğumuz ve barışı ısrarla söylemeye devam ettiğimiz için bu umudu bizden sonraki nesillere taşımamız gerekir. Çünkü şair Bertold Brecht der ki <em>‘İnsanlar karanlık zamanlar geçtikten sonra şairlere soracaklar, niye karanlık zamanların şiirlerini söylemediniz?’</em> Bugün hepimiz bu dönemin tanıklığını yapmak zorundayız.” Sağlığın salt fiziksel değil mutlaka toplumsal bir çerçevede ele alınması gerektiğini kaynaklara atıfla aktaran Biçer, ‘sağlığın fiziksel rahatsızlıkları gidermekle çözülemeyeceğini, eğer sosyal anlamda herhangi bir müdahale yapılmazsa sağlıktan söz edilemeyeceğini” vurguladıktan sonra TTB Merkez Konseyi’nin bu bağlamda “iyi hekimlik” sorumluluğunu yerine getirdiğinin altını çizdi.</p>
<p>Panelin ardından TTB Merkez Konseyi üyelerine birer plaket veren Diyarbakır Tabip Odası Eşbaşkanları, 2018 yılı Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü’nü üyeler adına Konsey Başkanı Raşit Tükel’e takdim etti.</p>
<p>…</p>
<p>Not: Bu haber yayına hazırlandığı esnada Diyarbakır’da, Türkiye’nin Afrin’e dönük askeri operasyonuna karşı bir protesto metni yayınlayan ve Birleşmiş Milletler’in talep ettiği ateşkes doğrultusunda operasyonun durdurulması çağrısında bulunan 48 parti ve STK temsilcisi arasında yer alan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir gözaltına alındı. Gözaltına alınan diğer isimler; SES Diyarbakır Eş Başkanı Recep Oruç, SES Şube Sekreteri Mehmet Nur Ulus, Eğitim Sen Diyarbakır Şube Yöneticisi Şenay Koç, DBP üyesi Tevfik Kaçar ve Dicle Amed Kadın Platformu’ndan Fevziye Sümer.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/tabipler-birligine-diyarbakirdan-baris-dostluk-demokrasi-odulu/">Tabipler Birliği’ne Diyarbakır’dan Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TTB’den trans kadını muayene etmeyen jinekoloğa uyarı cezası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/05/ttbden-trans-kadini-muayene-etmeyen-jinekologa-uyari-cezasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2016 15:49:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[trans hakları]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipler Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jinekolog doktor F.H.’nin, bir hastasını trans olması nedeniyle muayene etmeyi reddetmesi üzerine Türk Tabipler Birliği doktor hakkında inceleme yaptı ve 90 liralık uyarı cezası verdi. Hasta H.Ç.’nin, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ile birlikte yaptığı şikayeti inceleyen ve doktorun ifadesini alan TTB, &#8216;doktorun hastaları reddetme hakkının sonsuz olmadığına&#8217; karar verdi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/05/ttbden-trans-kadini-muayene-etmeyen-jinekologa-uyari-cezasi/">TTB’den trans kadını muayene etmeyen jinekoloğa uyarı cezası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Jinekolog doktor F.H.’nin, bir hastasını trans olması nedeniyle muayene etmeyi reddetmesi üzerine Türk Tabipler Birliği doktor hakkında inceleme yaptı ve 90 liralık uyarı cezası verdi. Hasta H.Ç.’nin, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) ile birlikte yaptığı şikayeti inceleyen ve doktorun ifadesini alan TTB, &#8216;doktorun hastaları reddetme hakkının sonsuz olmadığına&#8217; karar verdi.</h3>
<p>Agos’un haberine göre, trans geçiş sürecini tamamladıktan sonra 2014 Haziran’ında süreciyle ilgili bir ilacı yazdırmak ve muayene olmak için gittiği Beyoğlu Prof. Dr. Reşat Belger Göz Eğitim Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Ünitesi’nde H.Ç., jinekolog F.H. tarafından reddedilmişti. “Ben sizi muayene etmem. Siz erkeksiniz, ben sizin durumunuzu tasvip etmiyorum” denerek geri çevrilen H.Ç.’nin, plastik cerrahi bölümüne gitmesi söylendi.</p>
<h4><strong>KUSURLU HEKİMLİK OLDUĞUNA KARAR VERİLDİ</strong></h4>
<p>TTB verdiği uyarı cezası kararında “Reddetme makul ve anlaşılabilir bir nedene dayanmalı, suç kabul edilen bir nedene dayanmamalıdır” diyerek jinekoloğun disiplin yönetmeliğine uymadığının altını çizdi. Hastanın kullanması gereken ilacın kadın hastalıkları ve doğum hekimleri tarafından yazılmasının uygun olduğunu belirten Tabipler Birliği, doktorun geri çevirmesinin kusurlu hekimlik olduğuna karar verdi.</p>
<p>SPoD hukuk koordinatörü Avukat Ezgi Şeref’e göre bu tür kararlar özellikle ayrımcılığa uğrayan gruplar açısından hayati önem taşıyor, çünkü yargı mercilerinin kararları, doktorların hastaları reddetme hakkının sınırlarını büyük ölçüde belirliyor.</p>
<p>H.Ç. geçtiğimiz sene yaşadığı olaydan sonra doktor hakkında dava açmış, fakat Valilik soruşturma açılmasına izin vermemişti. Sağlığa erişim hakkının engellenmesi ve cinsiyet kimliği üzerinden ayrımcılık yapılması nedeniyle açılan dava, Savcılık tarafından da soruşturmaya gerek görülmemiş; dava son olarak SPoD avukatı Rozerin Seda Kip tarafından geçtiğimiz ay Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştı. Davayla ilgili Agos&#8217;a konuşan avukat Kip, “Söz konusu davada ayrımcı tavırda bulunmadığını ispatlaması gereken kişi doktor F.H. olmasına rağmen, hakkında soruşturma açılmaması başlı başına cezasızlığa yol açmaktadır” dedi.</p>
<h4><strong>AYRIMCILIK KORKUSUNDAN TEDAVİ OLMUYORLAR</strong></h4>
<p>Eşcinsel ve translar için ayrımcılığa uğrama endişesi kimi zaman tedavi olmama ve tedaviyi geciktirmeye kadar giden bir baskı yaratabiliyor. 2014 yılında SPoD ve Boğaziçi Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırmanın sonuçları, katılımcıların bir kısmının ayrımcılığa uğrama kaygısıyla doktora başvurmaktan çekindiğini ortaya koymuştu. Araştırmaya göre LGBTİ’lerin yaklaşık yüzde 8’i ayrımcılığa uğrayacağı korkusu ile tedavi olmuyor ya da tedavisini geciktiriyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.agos.com.tr/tr/yazi/14266/tabipler-birligi-transfobik-doktora-ceza-verdi">Agos</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/05/ttbden-trans-kadini-muayene-etmeyen-jinekologa-uyari-cezasi/">TTB’den trans kadını muayene etmeyen jinekoloğa uyarı cezası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
