<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>transgender arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/transgender/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/transgender/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 03 Dec 2018 13:34:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>transgender arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/transgender/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İslamabad&#8217;da İlk Kez Bir Transgender Vatandaş Adına Sürücü Belgesi Düzenlendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/islamabadda-ilk-kez-bir-transgender-vatandas-adina-surucu-belgesi-duzenlendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Nov 2018 07:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[islamabad]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[transgender]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Express News’ten gelen haberlere göre, İslamabad’da bu haftanın başında ilk kez resmi olarak Federal Bölge’de yaşayan transgender bir vatandaş adına üzerinde toplumsal cinsiyeti açıkça “X” olarak belirtilen sürücü belgesi düzenlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/islamabadda-ilk-kez-bir-transgender-vatandas-adina-surucu-belgesi-duzenlendi/">İslamabad&#8217;da İlk Kez Bir Transgender Vatandaş Adına Sürücü Belgesi Düzenlendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Laila Ali, kendisine ehliyetini teslim eden İslamabad Polis Teşkilatı Başkomiseri Muhammed Emir Zülfikar Kan’ı kamusal alanda transgender bir bireyin karşılaşmak durumunda bırakıldığı zorluklar hakkında bilgilendirerek, tüm bunların yanı sıra bir de ehliyetsiz sürücü olmanın yarattığı sıkıntıları dile getirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun ardından başkomiser, polis memurlarını transgender vatandaşların insan haklarından maruz bırakılmalarının önüne geçmek ve onlara öncelik verildiğinden emin olmak amacıyla görevlendirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Laila, İslamabad Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğü’ne yönlendirilip, evraklarına gerekli özen gösterildikten sonra kendi adına düzenlenmiş olan ehliyetini aldı.</span></p>
<p><b>Pakistan’da Transgender Olmak</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yüksek Mahkeme’nin kararına ve parlamentodan geçen yasaya rağmen, Pakistan’daki transgender vatandaşlar marjinalleştiştirilmeye devam ediliyor. Kağıt üzerinde kaydedilen gelişmeler pratiğe döküldüğünde sonuçlar beklendiği gibi olmuyor. Transgender vatandaşlar çok uzun bir süre boyunca İslamabad toplumu tarafından dışlanmışlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık’tan 1947’de ayrılmadan önce transgender vatandaşlar toplum içerisinde genellikle toplumun ahlakı için bir tehdit olarak görülüyor ve “hicras” adıyla anılıyorlardı. O zamanlar “hicras” ismiyle anılan bu insanlar toplum tarafından seks işçisi, dansçı veya dilenci olarak çalıştırılıyorlardı, ki dilenmeleri de bir suç olarak kabul ediliyordu. Bu sebepten dolayı, yine toplum tarafından 1871’de “suçlular sınıfı” olarak kategorize ediliyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık’tan bağımsızlıklarını kazanmalarının ardından geçen on yıllar içerisinde, Pakistan’da başarı elde eden hükümet cinsel azınlıkları yasal olarak korumaya ve onların haklarını garanti altına almaya çalıştı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2009’da Yüksek Mahkeme’nin verdiği karar sayesinde transgender vatandaşlar, kadın-erkek toplumsal cinsiyet ikiliğine maruz bırakılmaktan kendilerini kurtararak ayrı bir kategoride kendilerini ifade etme hakkına resmi olarak sahip oldular ve şimdi ülkede üçüncü “X” toplumsal cinsiyeti komşu ülkeler Hindistan, Bangladeş ve Napel’de olduğu gibi Pakistan’da da resmi olarak tanınıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2011 yılında transgender vatandaşlar oy kullanma hakkına eriştiler ve bir yıl sonra da hükümet miras hakkı ve kanun önünde diğer vatandaşlarla eşit muamele sözü verdi. Geçen sene gerçekleştirilen nüfus sayımında transgender vatandaşların toplumsal cinsiyetleri resmi olarak üçüncü toplumsal cinsiyet olarak kabul edilen “X” kategorisi içerisinde sayıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Transgender topluluklarla birlikte çalışan Peshawar’da bulunan Blue Veins isimli örgütün program koordinatörü Qamar Naseem, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Transgenderlar için asıl endişe oluşturan şey hizmetlere erişim,</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor. Transgender toplulukların sistematikleşmiş şiddete maruz bırakılarak, sağlık hizmetlerine, ekonomik barınma olanaklarına, ulaşım ve alternatif yaşama seçeneklerine erişimlerinde ayrımcılıkla mücadele ettiklerini de sözlerine ekledi.</span></p>
<figure id="attachment_32811" aria-describedby="caption-attachment-32811" style="width: 599px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-32811" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1029.png" alt="" width="599" height="454" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1029.png 599w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1029-320x243.png 320w" sizes="(max-width: 599px) 100vw, 599px" /><figcaption id="caption-attachment-32811" class="wp-caption-text">Transgender vatandaşlar ülkedeki sistematikleşmiş şiddet, sağlık hizmetlerine erişim, barınma ve ulaşım sıkıntıları ile mücadele ediyor / Fotoğraf: AFP/FILE</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz Ocak ayında Peshawar’da bir transgender birey, bir suç çetesinin toplu tecavüzüne uğramıştı. Benzeri bir başka vaka da, 2016 yılında yine aynı bölgede Alisha isimli bir transgender kadının vurulmasıyla gerçeklemiş ve vaka, Alisha’nın kaldırıldığı hastanedeki görevlilerin onu kadın hastalarla mı yoksa erkek hastalarla mı birlikte hastaneye kabul edecekleri konusunda bir karara varamadıkları için hayatını kaybetmesiyle sonuçlanmıştı. Fakat yine de transgender aktivistler yasal korumanın bir fark yaratabileceğini düşünüyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Al Jazeera’dan gelen haberlerde, 20’li yaşlarındaki transgender kadın Jannat Ali sahnede herhangi bir aile baskısı görmeden klasik Bollywood dans performansı sergilemekte özgür hissettiği bildiriliyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Dans benim en iyi arkadaşım. En azından kendim olabileceğim bir platform var,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyen Ali, diğer transgender bireylerle dayanışmaya başlamasının ardındaki sebebi, olur da bir gün ailesi tarafından reddedilirse başka seçeneklerinin de bulunması olarak aktarıyor; yarı şaka yaparak “</span><i><span style="font-weight: 400;">Başka bir ailem daha olacak,</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor. Fakat şimdilik kendisi ve ailesi arasında bir problem de olmadığını ekliyor. Durumu </span><i><span style="font-weight: 400;">“Tolerans gösteriyorlar &#8211; belki de onlara baktığım içindir,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> olarak açıklıyor. Ali ailesinin desteğini alan ender transgenderlar arasında olmasına rağmen, durumun her zaman böyle olmadığını ifade ediyor. Kardeşinin onu ailenin adını lekelemekle ve </span><span style="font-weight: 400;">aslında ailenin ana para kaynağı yine kendisi olmasına rağmen aileye hiçbir katkı sunmamakla suçladığı zamanların da olduğunu ekliyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">“7 yıldır kendi paramı kazanıyorum,” </span></i><span style="font-weight: 400;">diye ailesine hatırlattıktan sonra sözlerine ekliyor: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Kendime bu paradan bir gıdım bile almadım.”</span></i></p>
<p><b>Üçüncü Toplumsal Cinsiyet “X” ve Pakistan’da Transgender Vatandaşların Sürücü Belgelerine Erişimleri</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakistan; Punjab, Khyber Pakhtunkhwa (K-P), Sindh ve Balochistan olmak üzere 4 eyaletten; iki otonom bölgeden ve bir federal bölgeden oluşmakta. Dolayısıyla kimi bölgede tanınan haklar diğer bölgelerde tanınmamış veya çoktan tanınmış olabiliyor. Bunun en iyi örneği ise, geçtiğimiz Mart ayında 4 eyaletten biri olan Khyber Pakhtunkhwa’da transgender vatandaşlara üçüncü toplumsal cinsiyet “X” ile resmi sürücü belgelerinin verilmeye başlanmış olması. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mart ayında The Express Tribune’ün haberine göre, Khyber Pakhtunkhwa’daki Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğü, sürücü dersleri vermese de 30 transgender vatandaşa ehliyet vermişti. Bu adımın tamamiyle eşit haklara erişim yolunda yalnızca bir başlangıç olduğunu da unutmadan, 30 transgender vatandaş kendilerine sonunda rahat hareket etme olanağı sunan bu değişimi memnuniyetle karşılamışlardı.</span></p>
<figure id="attachment_32812" aria-describedby="caption-attachment-32812" style="width: 610px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-32812" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1030.png" alt="" width="610" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1030.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-30_1030-320x225.png 320w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /><figcaption id="caption-attachment-32812" class="wp-caption-text">Peshawar’da ehliyet başvurusu için sırada bekleyen transgender vatandaşlar / Fotoğraf: EXPRESS</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Ehliyetler, Khyber Pakhtunkhwa (K-P) Trafik Denetleme ve Şube Müdürlüğü’nde vatandaşların kendileri tarafından atanan toplumsal cinsiyetlerine ve zaten yürürlükte olan kimlik kartlarına duyulan saygıyı koruyarak gerçekleştirilen törende sahiplerine teslim edilmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TransAction pankartı altında trans hakları için aktif olarak mücadele veren transgender aktivist Farzana Jan yeni sürücü ehliyetini ilk alan kişiler arasındaydı. Ehliyetlerin teslim edildiği tören sırasında Jan duygularını </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bugün, translar ve K-P’deki insan hakları için bir başka zafer günü,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyerek aktarmıştı. Ulusal Veri Tabanı Kayıt Merkezi tarafından verilen yeni “X” kategorili kimlik kartını ve yine ilk “X” kategorili pasaportu alan Jan sözlerine şunları da eklemişti: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bu vermekte olduğumuz savaşın sonu değil, bu yalnızca bir başlangıç.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Törende, TransAction Alliance’ın genel sekreteri transgender Arzu Khan, hükümetten ve toplumdan talep ettikleri eşit haklara erişim sürecinde kendilerine her daim arka çıkan yoldaşlara ve destekçilere minnettar olduğunu söylemişti; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bir ehliyet almak benim için bir hayaldi ve bu hayal gerçekleştiği için mutluyum.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Blue Veins’in program koordinatörü ve Transgender Hakları Özel Başbakanlık Komitesi’nin bir üyesi olan Qamar Naseem elde edilen bu tarihi başarıyı selamlarken, </span><i><span style="font-weight: 400;">“İnsanların kağıt üzerindeki toplumsal cinsiyet kategorilerini güncellemelerine izin veren ve diledikleri toplumsal cinsiyet ile kimliklerini onlara vererek, fiziksel görünüşleri kimliklerindeki toplumsal cinsiyet ile örtüşmediğinde yaşadıkları taciz vakaları ve deneyimledikleri ayrımcılığı azaltıyorlar,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peace Justice and Youth Örgütü’nün koordinatörlerinden biri olan Taimur Kamal transgender bireylerin ehliyetleri üzerindeki isimlerini ve toplumsal cinsiyetlerini değiştirmek istediklerinde Avrupa gibi trans hakları konusunda gelişmiş ülkelerin bulunduğu bir kıtada bile çizgiyi aşan hatta zaman zaman aşağılayıcı olabilecek tıbbi prosedürlere maruz kalabildiklerini belirtmişti. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Dünya ‘özel yaşama saygı hakkı’nı gayet ilerici bir bakışa sahip olan K-P’den öğrenmeli,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyerek sözlerini sürdürmüştü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlçe yönetimlerine de transgender dostu toplu taşıma erişimini garantiye almaları için çağrıda bulunan K-P hükümeti güncel olarak transgender koruma politikalarını bir sonuca bağlama sürecinde. Ayrıca, eyalet hukuku transgender bireylerin veya toplumdaki diğer korunmaya ihtiyaç duyan toplulukların toplu taşımaya erişimleri önünde engel oluşturan yaklaşımları kesinlikle yasaklıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu esnada, trafik polisleri transgender bireylerden veya toplumdaki diğer korunmaya ihtiyaç duyan topluluklardan hizmet karşılığında ekstra ücret talep eden, saldıran veya hizmet vermeyi reddeden toplu taşıma araçlarına karşı harekete geçeceklerine dair söz veriyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peshawer Trafik Amiri Yasir Afridi de transgender vatandaşların eşit ölçüde ülke vatandaşı olduğunu kabul etti. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Biz transgender bireylerin kimliklerine ve kendilerini ifade biçimlerine saygı duyuyoruz,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Sözlerine eyalet hükümetinin kalbini bir kez daha transgender vatandaşlar için açmakta öncü olmasından dolayı memnuniyet duyduğunu da ekledi; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Dünyada transgender olarak seyahat etmek yeterince zor. En azından, sizin ehliyetlerinize erişiminizi olduğundan daha da zor hale getirmemeyi garanti altına alabilmek için gayret gösterebiliriz.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Transgender vatandaşların toplumdaki hareketliliğini arttırmak için trafik polisleri, Peshawar Cantt Emniyet Müdürlüğü Sürücü Kursu’nda transgender vatandaşlar için ayrı bir sürücü kursu organize etmeye karar verdiklerini açıkladılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynaklar: </span><a href="https://tribune.com.pk/story/1855153/1/?fbclid=IwAR29-G7v5VKw6cqOvzJerGlWOVcGbuvKxsEzzF6dETmww2nQUFXdRerad4Y" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">1- </span></a><a href="https://tribune.com.pk/story/1652659/1-transgenders-still-feel-secluded-despite-key-decisions-legislation/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">2- </span></a><a href="https://tribune.com.pk/story/1651978/1-another-first-k-p-30-transgender-persons-get-driving-licences/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">3</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/30/islamabadda-ilk-kez-bir-transgender-vatandas-adina-surucu-belgesi-duzenlendi/">İslamabad&#8217;da İlk Kez Bir Transgender Vatandaş Adına Sürücü Belgesi Düzenlendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pakistan&#8217;da Genel Seçim Atmosferi, Kadın Ve Transgender Hakları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/pakistanda-genel-secim-atmosferi-kadin-ve-transgender-haklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Aug 2018 12:49:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[transgender]]></category>
		<category><![CDATA[transgender hakları savunucusu derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29308</guid>

					<description><![CDATA[<p>1947’de bağımsızlığını kazanan Pakistan’da seçim kampanyalarında yaşanan şiddetin yanı sıra kadınlar ve transgenderlar seçim merkezlerine alınmadı. O halde, seçim sonuçlarına göre yeni kurulacak hükümetin başbakanı seçilen İmran Han’ın “şimdiye kadar Pakistan tarihindeki en adil seçim” olarak adlandırdığı 25 Temmuz’da gerçekleşen seçim aslında ne kadar adildi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/pakistanda-genel-secim-atmosferi-kadin-ve-transgender-haklari/">Pakistan&#8217;da Genel Seçim Atmosferi, Kadın Ve Transgender Hakları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Pakistan resmi kimlik, pasaport ve ehliyetlerde üçüncü toplumsal cinsiyeti tanıyan bir ülke. Fakat toplumun bu temel haklara karşı tutumu seçimin kaderini etkileyen sonuçlar doğurdu. Seçim kampanyaları başladığından beri giderek dozu artan terör ve şiddet, hukuksal olarak ilerlemenin kaydedilmeye çalışılmasının karşısında geleneklerin körleştirilmiş tarafları bu durumun maalesef ki somut kanıtlarını oluşturuyor. Elbette ki bu kaotik ortamı hazırlayan tarihi geçmişin de izleri büyük yıkımlara sebep olmayı sürdüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz Mayıs ayında Pakistan parlamentosu transgender bireylerin temel haklarına ilişkin olarak hazırladıkları yasal güvenceleri içeren dosyayı oylamış ve oy çoğunluğu ile transgender bireylerin temel korunma hakları yasası onaylanmıştı. Bunun sonucu olarak da toplumda ileri derecede olan ayrımcılığın önüne geçilmesi planlanıyordu. Özellikle iş yerlerinde işverenler tarafından uygulanan herhangi bir istismarı yasaklayan yasada, evde veya kamusal alanda sürdürülen istismarlara ilişkin de yaptırımlar bulunmakta idi. Yani yasanın onaylanması ile birlikte her bireye kendisini kadın/erkek olarak tanımlamanın dışında üçüncü bir toplumsal cinsiyet olarak sunulan X olarak tanımlama hakkı verilmekte. Pakistan’daki transgender hakları savunucusu derneğin (Trans Action Pakistan) başkanı olan aktivist Farzana Riaz üçüncü toplumsal cinsiyet belirleme hakkı veren pasaporta sahip ilk vatandaştı ve şunları söylemişti: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Erkeklere ve kadınlara kendi kimlikleri veriliyordu, fakat biz bu haktan alıkonulmuştuk. Kendi kimliklerimizi almamız gerektiği konusunda giderek artan farkındalıktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Ülkenin dışındaki dünyanın nasıl olduğunu biz de görmek istiyoruz. Şimdiye kadar her zaman seyahat belgelerimiz konusunda birçok problemle karşı karşıya kalmak zorunda bırakılıyorduk, fakat Allah’a şükür bu problem çözüldü.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Sözlerine asıl mücadele edilenin içinde yaşadıkları toplum olduğuna dikkat çekmişti: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bizim için ana mücadele toplumun tutumunu değiştirmek, bizler toplumda tacizin, şiddetin, ve alayın hedefi olduğumuz için evlerimizin dört duvarı arasına hapsedildik.”</span></i></p>
<figure id="attachment_29309" aria-describedby="caption-attachment-29309" style="width: 612px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-29309" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1525.png" alt="" width="612" height="341" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1525.png 612w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1525-610x340.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1525-320x178.png 320w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /><figcaption id="caption-attachment-29309" class="wp-caption-text">(Üçüncü toplumsal cinsiyet X, Pakistan’da resmi olarak tanınmıştı / 28 Haziran 2017 &#8211; Fotoğraf: AFP)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşların pasaportlarında veya ehliyetlerinde de erişimleri bulunan bu hak maalesef ki gündelik hayatta transgender bireylerin uğradığı ayrımcılığı engellemekte yetersiz kalıyor. Saldırı, istismar, hakaret, taciz ve tecavüz olaylarının sıkça görüldüğü toplumsal düzende, yeni yasa transgender bireylerin barınabileceği güvenli evler inşa etme, tıbbi yardım ve psikolojik danışmanlık yardımı vaadi veriyordu. Bunun yanı sıra 2016’da yapılan nüfus sayımında da transgender bireyler ilk kez resmi olarak nüfus sayımına katılabilmişti ve sonuçlara göre üçüncü toplumsal cinsiyet tanınırken eşcinselliğin yasak olduğu Pakistan’da 10.418 transgender vatandaş olduğu sonucuna varılmıştı. Nitekim buna tepkiler gecikmemiş ve yardım kuruluşu Trans Action Pakistan toplam nüfusu 200 milyonu aşan Pakistan’ın yarım milyondan fazla transgender vatandaşa sahip olduğunu, dolayısıyla gösterilen sonuçlarda kasıtlı olarak görünürlüğün engellendiğine dikkat çekmişti. Daha öncesinde de 2016’da Pakistan Şeriat Kurulu Pakistan’ın transgender vatandaşlarının uğradığı ayrımcılığın günah olduğunu belirterek çeşitli temel haklarının korunması gerektiğini vurgulayan bir fetva yayınlamıştı. Ülkenin halkının ve devlet kurumlarının birbiriyle sürekli olarak çatışma halinde olmasının yanı sıra, halkın da kendi içerisinde konuyla ilgili devamlılığı olan sıkıntılar yaşadığını gerek son genel seçimlerde gerekse daha öncesinde yaşanan olaylardan çıkarmak zor değil. 2018’in başında Pakistan’ın ilk transgender haber spikeri olan 21 yaşındaki Marvia Malik ilk kez ekranda görünürlük sağlamasıyla büyük destek kazanmışken, ailesi tarafından reddedilmişti. Aynı şekilde 25 Temmuz’da gerçekleştirilen genel seçimlerde 13 transgender birey seçimlerde aday olmuş, ancak 8’i yeterli bütçe sağlanamadığı gerekçesiyle adaylığını geri çekmek durumunda bırakılmış. Bu sebeple de sadece 2’si Pakistan Tahrik-i İnsaf Partisi’nden (Pakistan Adelet Hareketi / PTI) diğer üçü de bağımsız olarak seçimlere katılan toplamda 5 transgender adaylığını koruyabilmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nayyab Ali, Nadeem Kashish, Lubna Lal, Alamgir (nam-ı diğer Maria) ve Zahid Khan (nam-ı diğer Resham)’ın aday olduğu 25 Temmuz seçim kampanyaları sırasında, Nayyab Ali BBC ile yaptığı röportajda, 13 yaşındayken akrabaları tarafından cinsel tacize uğradığını ve bu sebeple evi terk etmek zorunda kaldığını, ardından da erkek arkadaşının kendisine asitle saldırdığını ve hayatta kalmayı başardığını söyleyerek transgender olarak Pakistan toplumunda hayatta kalmanın zorluklarına değinmişti. Time Magazine ile röportajında, insan haklarının ülkesindeki savunucusu olmak istediğini belirten 26 yaşındaki Ali,</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Biz sadece transgender topluluğunun sesi değiliz, aynı zamanda kadınların ve diğer tüm azınlıkların da sesiyiz. Eğer gerçek bir değişim istiyorsanız, bizlere oy verin.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyordu.</span></p>
<figure id="attachment_29310" aria-describedby="caption-attachment-29310" style="width: 627px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-29310" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1527.png" alt="" width="627" height="467" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1527.png 627w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1527-610x454.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1527-320x238.png 320w" sizes="auto, (max-width: 627px) 100vw, 627px" /><figcaption id="caption-attachment-29310" class="wp-caption-text">(Pakistanlı transgender Bubbly Shakeela transgender hayatını kutlamak için düzenlediği partisi için hazırlanırken / Fotoğraf: Reuters)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakistan’daki genel seçimlerin ne kadar fırsat eşitliğine olanak verdiğini tartabilmek için, ülkenin seçim kampanyaları süresince ve seçim döneminde yaşadıklarını gözden geçirelim. Özellikle seçim kampanyaları süresince meydana gelen terör olaylarında 5’i seçimlerde aday olan yaklaşık 200 kişi öldürüldü ve binlerce kişi yaralandı. Sokaklardan sosyal medyaya kadar neredeyse her yerde karşılaşılan şiddet, Pakistan’ın üç büyük partisi Pakistan Tahrik-i İnsaf Partisi’nin (PTI) başkanı İmran Han’ın, Pakistan Müslüman Ligi- Navaz Partisi’nin (PML-N) başkanı Navaz Şerif’in ve Pakistan Halk Partisi’nin (PPP) başkanı Bilavel Butto Zerdari’nin de seçmenlerini kışkırtmaları üzerine daha da alevlenmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temmuz aynının ortalarında seçim kampanyaları sırasında, üç yıldan fazla bir süredir Pakistan’da gerçekleşen en ölümcül olay olarak görülen Balochistan’da bir intihar bombacısının gerçekleştirdiği 149 kişinin ölümüne ve 400 kişinin de yaralanmasına sebep olan saldırının ardından, yine geçtiğimiz hafta seçim kampanyaları sırasında Mastung’da gerçekleştirilen saldırıda bir aday öldürüldü. Bannu’daki saldırıda ise dört aday daha terör kurbanı oldu. Quetta’da yapılan bir başka saldırıda ise 31 kişi hayatını kaybetti. Terör olaylarında yararlananlara destek için Quetta’nın merkezinde bulunan bir hastanede kan bağışı kampanyasına özellikle üniversite öğrencilerinin destek verdiği bildirildi. Destekçilerden biri olan 18 yaşındaki öğrenci Ali Ahmed, </span><i><span style="font-weight: 400;">“Mastung’da yaşananlar büyük bir trajediydi, çok üzgünüm. Eğer kanımla bir kişinin yaşamını kurtarabileceksem, burada onlar için kanamaya hazırım.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Quetta’nın sokaklarını titreten ve trajediyi lanetleyen protestolarda ise </span><i><span style="font-weight: 400;">“İnsanları öldürmeyi bırakın”</span></i><span style="font-weight: 400;">,</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Terörizm ve teröristler demir ellerle zaptedilmelidir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sloganları atılmaktaydı.</span></p>
<figure id="attachment_29311" aria-describedby="caption-attachment-29311" style="width: 604px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-29311" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1529.png" alt="" width="604" height="387" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1529.png 604w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1529-320x205.png 320w" sizes="auto, (max-width: 604px) 100vw, 604px" /><figcaption id="caption-attachment-29311" class="wp-caption-text">(Seçim kampanyaları sırasında yaralananlar için kan bağışı kampanyası başlatıldı / Fotoğraf: EPA)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu olayların ülkenin eski başbakanı Navaz Şerif’in kızı Meryem ile Londra’dan ülkeye gelmeden evvel gerçekleşmesi şüphe uyandırıcıydı, çünkü Şerif ülkeye döner dönmez yolsuzluk suçlamaları ile 10 yıllık hapis cezası ile yargılanarak tutuklandı, kızı Meryem ise yine aynı suçlamalardan 7 yıllık hapis cezasına çarptırıldı. 14 Temmuz’da başkent İslamabad’ın dışındaki cezaevine yerleştirilen Şerif partisi PML-N’nin destekçilerine seslenerek seçimde oy kullanmalarını söyledi. Hüküm giydiği yolsuzluk suçlamasının yanı sıra iki farklı yolsuzluk suçlamasıyla da yargılanan Şerif’in başkanlığını yaptığı PML-N’nin medya koordinatörü Muhammed Mandi ise partinin çığır açacak bir seçime hazır olduğunu ve herhangi bir şike olayına müsamaha gösterilmeyeceğini söylerken, bir yandan da Şerif’in seçimlere büyük saygısı olduğunu ve ülkenin yüzde %60 nüfusununun yaşadığı (yaklaşık 110 milyon kişi) Punjab’da desteklendiğini bu sebeple de seçimde onları kimsenin durduramayacağını belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan Pakistan Tahrik-i İnsaf Partisi’nin başkanı eski kriket şampiyonu İmran Han, PML-N başkanı aynı zamanda eski başbakan Şerif’in Londra’da lüks mülkleri olması sebebiyle hapiste olduğunu söyleyerek, ülkeye değişim getireceğini vadettiği kendi partisinin (PTI) yozlaşma karşıtı bir parti olduğunu vurguladı. Tutucu ve militarist kesim tarafından da desteklenen Han’a karşılık olarak Şerif ise, ülkenin güçlü generallerini seçimi PTI’nin lehine olacak şekilde şike yapmakla suçladı ve 10 yıllık hapis cezasına çarptırılmasında da onların parmağı olduğunu söyledi. Görüldüğü üzere ordu ülkenin politikası üzerinde ciddi bir etkiye sahip, Pakistan 1947’de özgürlüğünü kazanmış olsa da geçen 71 yılın yarısında askeri diktatörlük sistemiyle yönetilmiş bir ülke. Bu sebeple de ordu çoğunlukla politikaya kaşırıyor, sürdürülmeye çalışılan demokratik sistemi ihlal ediyor, aşırı dinci gruplarla iş birliği yapıyor. Dolayısıyla adaylar ne kadar reformcu olursa olsun ordu ile uzlaşmak için yollar aramak zorunda bırakılıyor, mücadele etmeyi seçenler ise bulundukları konumları terk etmeyi göze almak durumunda kalıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pakistan’ın bu iki ana akım siyasal partisinin yanı sıra üçüncü büyük siyasal parti olarak görülen Pakistan Halk Partisi’nin (PPP) de geçmişi şiddet ve karmaşa ile dolu. Partinin kurucusu ve ülkenin eski başbakanı Zülfikar Ali Butto darbe sırasında General Ziya ül Hak tarafından koltuğundan indirilmiş ve sonrasında da Pakistan Yüksek Mahkemesi tarafından idam edilmişti. Kendisinden sonra kızı da partiye başkanlık etmiş ve nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğu demokratik bir ülkede ilk kez bir kadın olarak başbakanlık görevini üstlenen Benazir Butto, iki kez Pakistan’ın başbakanı olmuş, ancak 2007’de yaptığı seçim mitinginin ardından yapılan suikast sonrasında hayatını kaybetmişti. Bu sene Benazir Butto’nun oğlu 29 yaşındaki Bilavel Butto Zerdari PPP’nin başkanlığını yürüttü ve başbakanlık için aday oldu. Butto Zerdari seçim kampanyalarında, yüzleştiği şiddete rağmen, partinin gücünü yeniden toparlaması ve gücünü yeniden kazanabilmesi için çalışmalar yaptı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">PTI’nin şike suçlamalarına karşılık olarak “temelsiz ve saçma” yorumunda bulunmasının ardından, ön seçim değerlendirmesi yapan Pakistan Yasal Kalkınma ve Şeffaflık Enstitüsü (Pildat), şikeye dair şüpheleri olduklarını açıkladı. Pildat başkanı Ahmed Bilal Mehboob Pakistan’ın tarihinde henüz özgür ve adil denilebilecek bir seçime şimdiye kadar tanık olmadıklarını belirtti; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Korkarım ki hiçbir ana akım siyasal parti seçim sonuçlarını kabul etmeyecek.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi ve öyle de oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim günü sokaklarda düzeni sağlamak için 800.000 görevli geniş çaplı güvenlik önlemleri aldı. 11.000 aday içerisinden parlamento için 272 üye seçildi. 121 kadının ve 5 transgenderın aday ile seçimlerde, toplumun marjinalleştirilen kimlikleri tarafından ilk kez bu derece büyük oranda bir görünürlük kazanılabilmişti. Pakistan Seçim Komitesi’nin 27 Temmuz’da yayınladığı sonuçlara göre, 342 koltuktan yalnızca 272’sinin direkt seçimler yoluyla belirlenebilmiş, PTI 116, PML-N 64, PPP 43 ve diğer partiler ile bağımsızlar ise 49 koltuk almıştı. Pakistan parlamentosunda kadınlara ve gayrimüslimlere ayrılan koltuk oranı ise %4 (transgender adaylar için özellikle bir yer ayrılmıyor). Bu seçimin kuralı olarak her partinin aday listesinde en az %5 oranında kadın aday göstermesi istenmekle birlikte, göstermemekte direten partilerin seçime katılamayacakları da durdurulmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak seçim günü gelen haberlere göre Lahore ve Peshawar şehrinde transgender seçmenler, yeni kimlik kartları olsa bile, ve kadın seçmenler seçim merkezlerine gerekçe gösterilmeksizin alınmadılar. Aynı şekilde Khyber Pakhtunkhwa bölgesindeki birçok transgender vatandaş oylarını kullanmaktan alıkonuldu. Bunun yanı sıra seçim komitesi tarafından ilk kez seçimlerde gözetmenlik yapmak için resmi olarak görevlendirilen transgender seçmenler seçim merkezlerine alınmadılar. Seçim sonuçlarına göre, beş transgender aday da hedefledikleri koltukları kazanamadılar. Pakistan’daki seçim ağında bulunan transgenderlar yaşananlardan, bir eşi daha olmayan engelleri anlayamadıkları için, seçim komitesini suçladı; fakat komite suçlamalar karşısında sessiz kaldı. Seçimlerde gözetmen olarak görevli olan 25 kişilik grup içindeki Trans Action Pakistan’ın başkanı Farzana Riaz, Thomson Reuters Foundation’a yaptığı açıklamada</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Gözlemciler olarak biz seçim komitesinin kendisi tarafından kimlik kartlarımız verilmesine rağmen içeri girmemize izin verilmedi.” </span></i><span style="font-weight: 400;">dedi. </span></p>
<figure id="attachment_29312" aria-describedby="caption-attachment-29312" style="width: 585px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-29312" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1530.png" alt="" width="585" height="391" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1530.png 585w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1530-320x214.png 320w" sizes="auto, (max-width: 585px) 100vw, 585px" /><figcaption id="caption-attachment-29312" class="wp-caption-text">(Farzana Riaz / Fotoğraf: Abdul Majeed &#8211; AFP)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, İnsan Hakları Komitesi de seçimler sırasında bazı kadınların oy kullanmasının engellendiğini bildirdi. Her partinin %5 oranında kadın aday göstermesi kuralı ise siyasal partiler, kadınlara sadece kaybedeceklerinden emin oldukları koltukları sunarak seçim kuralını “sözde” gizli olarak ihlal ettiler. Bunun yanı sıra, Pakistan’da nüfus kağıdı bile bulunmayan kadınların zaten oy kullanma haklarının en baştan yasal olmayan şekillerle alındığı rapor edildi. Pakistan’ın Afganistan sınırına yakın bölgesindeki, bir zamanlar Taliban’ın kontrolü altında olan, aşırı tutucu ve kadınların oy haklarını geleneklerine aykırı olduğu için yasaklayan Dir ilçesinde 1970’ten sonra ilk kez kadınların oy kullanması engel kaldırıldı; fakat Lahore’de polis kadın seçmenleri durdurup oy kullanma yerlerini karıştırdıklarını söyleyerek onları seçim yerlerine almadı. Afgan sınırının 50 km yakınlarındaki Peshawar bölgesindeki Achini’de yaşayanlar, kadınların oy kullanmasının geleneklerine aykırı olduğunu söyleyerek eşlerinin oy kullanmasına izin vermeyeceklerini söylediler. Seçimden önce Pakistan Seçim Komitesi, kadınların oy kullanacağı seçim yerlerinde yalnızca kadın gözetmenlerin bulunacağını söylemişti. Fakat seçim merkezini yönetecek yeterli kadın bulunamaması durumunda, kadınların oy hakları yine yasayla değil de aldatma yolu olarak alınmış bulunuyordu. Ayrıca, tüm önlemlere rağmen seçim günü sabahı seçim merkezine girmeye çalışan ve polislerin müdahalesi sırada taşıdığı bombayı patlatan intihar bombacısı, oy kullanmaya giden vatandaşlardan binlerce kişinin yaralanmasına ve en az 31 kişi hayatını kaybetmesine sebep oldu. Yine aynı şekilde 85.000 seçim merkezinden 582’sini ziyaret eden AB Seçim Gözlem Misyonu Şefi Michael Gahler seçimlerde hile olmadığını ancak fırsat eşitsizliğiyle karşılaşıldığını söyledi. Sonuçların açıklanmasının ardından da PML-N ve PPP sonuçları kendi partilerinin gözlemcilerinin seçim merkezlerinde dışarı atılarak resmi sonuçlara erişimlerinin engellendiği ve sonuçlar yerine ellerine elle yazılmış güvenilir olmayan sonuçların tutuşturulduğu gerekçesiyle itiraz ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İmran Han’ın tek başına hükümet kurabilmek için yeterli koltuk sayısına ulaşamasa da (172 koltuğa ihtiyacı vardı) başbakanlık koltuğunu devraldığı seçimi “Pakistan tarihinin en adil seçimi” olarak tanımlamasına biraz daha yakından bakıldığında, terör, şiddet ve politik manipülasyonların şekillendirdiği atmosferde sonuçların hiç de adil olmadığını görmek zor değil. Öyle ki, çeşitli gerekçelendirmelerle bir vatandaşın temel haklarından biri olan seçme ve seçilme hakkından alıkonulduğu bir seçimde “adalet” kelimesi anlamını kaybederek sadece bazı vatandaşların erişimine açık kılınmış ve marjinalleştirdiği her vatandaşı tamamen görünmezleştirme çabasında olan bir maskeye dönüştürülüyor. Pakistan’da kağıt üzerinde sunulan temel haklara erişim eşitliğinin pratiğe dökülememiş olduğunu deneyimlemek eminim ki mücadeleyi daha da alevlendirecektir.</span></p>
<p>Kaynaklar:<a href="https://www.independent.co.uk/news/world/asia/pakistan-election-2018-who-win-preview-imran-khan-voting-exit-polls-nawaz-sharif-pml-pti-a8461796.html" target="_blank" rel="noopener"> 1</a>, <a href="https://www.independent.co.uk/news/world/asia/pakistan-bombing-latest-news-hospital-killed-injured-blood-donations-university-a8447231.html" target="_blank" rel="noopener">2</a>, <a href="https://www.independent.co.uk/voices/editorials/imran-khan-pakistan-election-prime-minister-muslim-league-army-macron-en-marche-zac-goldsmith-a8460436.html" target="_blank" rel="noopener">3</a>, <a href="https://www.independent.co.uk/news/world/asia/pakistan-election-2018-imran-khan-win-results-official-victory-pti-a8465741.html" target="_blank" rel="noopener">4</a>,<a href="https://www.theguardian.com/world/live/2018/jul/25/pakistan-elections-2018-millions-head-to-vote-as-polls-open-live" target="_blank" rel="noopener"> 5,</a><a href="https://www.theguardian.com/world/live/2018/jul/25/pakistan-elections-2018-millions-head-to-vote-as-polls-open-live" target="_blank" rel="noopener"> 6</a>, <a href="https://www.theguardian.com/world/2018/jul/26/imran-khan-claims-victory-in-pakistan-elections" target="_blank" rel="noopener">7</a>, <a href="https://www.standard.co.uk/news/world/pakistan-general-election-2018-who-is-imran-khan-the-excricketer-poised-to-win-the-vote-and-why-does-a3896686.html" target="_blank" rel="noopener">8</a>, <a href="https://www.independent.co.uk/news/world/asia/pakistan-transgender-rights-lgbt-national-assembly-law-drivers-license-passport-a8343321.html" target="_blank" rel="noopener">9</a>, <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/07/23/pakistan-general-election-transgender-candidates/" target="_blank" rel="noopener">10</a>, <a href="https://www.facebook.com/TransActionPak/" target="_blank" rel="noopener">11</a>, <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/07/26/transgender-people-barred-from-voting-in-pakistan-election/" target="_blank" rel="noopener">12,</a> <a href="https://www.reuters.com/article/us-pakistan-lgbt-transgender/pakistans-transgender-community-says-faced-pushback-at-general-election-idUSKBN1KG2OT" target="_blank" rel="noopener">13,</a> <a href="https://economictimes.indiatimes.com/news/international/world-news/transgenders-not-allowed-to-vote-observers-barred-in-pakistan/articleshow/65134513.cms" target="_blank" rel="noopener">14</a>, <a href="https://www.theguardian.com/world/2018/jul/27/pakistan-election-imran-khan-official-results-win-coalition" target="_blank" rel="noopener">15</a>, <a href="https://www.theguardian.com/global-development/2018/jul/24/female-candidates-pakistan-elections" target="_blank" rel="noopener">16</a>, <a href="https://www.express.co.uk/news/world/994047/Pakistan-election-2018-update-Upper-Dir-women-ban-video-Imran-Khan-Nawaz-Sharif-latest" target="_blank" rel="noopener">17</a>, <a href="https://www.hindustantimes.com/world-news/pakistan-issues-landmark-passport-with-transgender-category-to-activist-farzana-jan/story-q4pM0rLrEoDjeoS1v4jL6M.html" target="_blank" rel="noopener">18</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/pakistanda-genel-secim-atmosferi-kadin-ve-transgender-haklari/">Pakistan&#8217;da Genel Seçim Atmosferi, Kadın Ve Transgender Hakları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Perdede Temsil Ve Görünürlük Tartışmaları Üzerine: Scarlett Johansson Ve Rub &#038; Tug</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/perdede-temsil-ve-gorunurluk-tartismalari-uzerine-scarlett-johansson-ve-rub-tug/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2018 08:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Rub & Tug]]></category>
		<category><![CDATA[Rupert Sanders]]></category>
		<category><![CDATA[scarlett johansson]]></category>
		<category><![CDATA[transgender]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29183</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda özellikle sinemada LGBTQ görünürlüğü üzerine Scarlett Johansson’ın yönetmenliğini Rupert Sanders’ın üstlendiği biyografik film Rub &#038; Tug’daki transgender karakter Dante ‘Tex’ Gill rolünü önce kabul etmesi ve ardından gelen tepkilerden kaynaklı olarak rolden vazgeçmesi üzerine geniş tartışmalar doğdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/perdede-temsil-ve-gorunurluk-tartismalari-uzerine-scarlett-johansson-ve-rub-tug/">Perdede Temsil Ve Görünürlük Tartışmaları Üzerine: Scarlett Johansson Ve Rub &#038; Tug</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Marvel’ın </span><i><span style="font-weight: 400;">Avengers</span></i><span style="font-weight: 400;">’ı ile ününe ün katan ve Hollywood’un parlayan yıldızı haline gelen cisgender kadın aktrist Scarlett Johansson’ın 1970-80’lerin ün salmış güçlü gangsteri transgender Dante ‘Tex’ Gill’in biyografisi temel alınarak çekilmesi planlanan </span><i><span style="font-weight: 400;">Rub &amp; Tug</span></i><span style="font-weight: 400;">’da rol alma kararı neden televizyon ve sinema dünyasının özellikle transgender oyuncuları tarafından büyük tepkiler almıştı? Johansson’ın ilk gelen tepkilere yaptığı açıklamalarda </span><i><span style="font-weight: 400;">Dallas Buyers Club</span></i><span style="font-weight: 400;">’daki transgender bir karakteri canlandırması ile Oscar kazanan cisgender Jared Leto, </span><i><span style="font-weight: 400;">Transparent</span></i><span style="font-weight: 400;">’taki transgender bir başka rol ile 2015’te Golden Globe kazanmış olan ve daha sonra taciz ve istismar suçlamaları ile dizi kadrosundan çıkarılan cisgender Jeffrey Tambor ve yine 2005’te </span><i><span style="font-weight: 400;">Transamerica</span></i><span style="font-weight: 400;">’daki transgender bir karakteri canlandırması ile bir Golden Globe kazanıp Oscar adaylığı elde eden Felicity Huffmann’ı örnek göstermesinin ardından filmden komple çekilme kararı almasının sebebi neydi? Filmden çekilme kararı yine kamuoyunda ve oyuncular arasında nasıl tepkiler toplamış ve nasıl tartışmalar çıkarmıştı? Tüm bu tartışmaların ana konusu olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Rub &amp; Tug</span></i><span style="font-weight: 400;">’ın başrol oyuncusunu kaybetmesi ile akıbeti nasıl değişmişti? Peki çıkan tartışmalar gerçekten bir farkındalık yaratabilmiş miydi? Amerika’nın televizyon ve sinema dünyasında LGBTQ görünürlüğüne dair 20 yılı aşkın süredir farkındalık yaratma amacıyla raporlamaları yürüten sivil toplum örgütü GLAAD tam da bu noktada temsil hakkında nasıl ipuçları veriyordu?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her gün konu hakkında yeni bir haber çıkıyor ve takip ettikçe temsil problemleri etrafında şekillenen tartışmalar daha da zenginleşerek büyüyor. Hepimizin senelerdir tanık olduğu cisgender oyuncuların transgender rollerinde yer alarak ünlerine ve başarılarına büyük katkılar ekledikleri filmleri oyuncuları ile birlikte hatırlayarak başlayalım ve sonra ardından şu soruyu soralım: Transgender oyuncuların “kendilerinden çok farklı bir karakterleri canlandırarak” ünlerine ve başarılarına büyük katkılar sağladıkları filmler nerede? Üç oyuncuyu ve filmi Johansson benim yerime söylemiş, ben de hafızaları esnetmek için birkaç örnek daha ekleyeyim; fakat biliyoruz ki bu öyle saymakla bitecek bir şey değil. </span><i><span style="font-weight: 400;">Boys Don’t Cry</span></i><span style="font-weight: 400;">’daki rolüyle 2000’de En İyi Kadın Oyuncu Oscarı’nı alan Hilary Swank; </span><i><span style="font-weight: 400;">The Danish Girl</span></i><span style="font-weight: 400;">’deki rolüyle 2016’da En İyi Erkek Oyuncu Oscarı için aday olan Eddie Redmayne (yine de Oscar kazanan bir film oldu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscarı Alicia Vikander’ın olmuştu); </span><i><span style="font-weight: 400;">Breakfast On Pluto</span></i><span style="font-weight: 400;">’daki rolüyle 2006’da En İyi Erkek Oyuncu olarak Golden Globe’a aday gösterilen Cillian Murphy; </span><i><span style="font-weight: 400;">Albert Nobbs</span></i><span style="font-weight: 400;">’taki rolüyle 2012’de En İyi Kadın Oyuncu Oscarı’na ve Golden Globa’a aday olan Glenn Close; </span><i><span style="font-weight: 400;">Milk</span></i><span style="font-weight: 400;">’teki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu Oscarı kazanan ve aynı rolüyle bir Golden Globe adaylığı bulunan Sean Penn; </span><i><span style="font-weight: 400;">Zoolander 2</span></i><span style="font-weight: 400;">’deki rolüyle Benedict Cumberbatch; </span><i><span style="font-weight: 400;">The Amazing Spider-Man 2</span></i><span style="font-weight: 400;">’deki rolüyle Andrew Garfield; </span><i><span style="font-weight: 400;">3 Generations</span></i><span style="font-weight: 400;">’taki rolüyle Elle Fanning… Oyunculuğun gücüne her birimiz inanıyor olsak da istatistikler üzerinden konuşulduğunda çarkların ardında oturanların sanata bakışının hiç de saf sanat odaklı olmadığı, özellikle #MeToo kampanyasından sonra daha da iyi su yüzüne çıktı. Oynadıkları transgender karakterlerin gücüyle aldıkları “en iyi erkek” ve “en iyi kadın” başlıkları altında verilen ödüller bile ikilileştirilerek bölünen günümüz dünyasının bir başka sorunu. Tüm bu örneklerin yanı sıra bir cisgender karakteri oynamayı bırakın, transgender karakterleri oynama şanslarının bile (yukarıdaki örnekler takip edilerek anlaşılabilir) pek mümkün olmadığı ana akım sinema ve televizyon dünyasında, elbette Scarlett Johansson’ın rolü kabulü üzerine birçok tartışma çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Scarlett Johansson, oyunculuk yeteneklerini gösterebileceği “kendisinden çok farklı” bir karakteri, doğal olarak işini ne kadar iyi yaptığını gösterebilmek için kabul etmişti (ki filmin Akademi Ödülleri’nde kendisine Oscar kazandırma olasılığı çok yüksekti). Neden “kendisinden çok farklı”ydı? O halde biraz Dante ‘Tex’ Gill’i tanıyalım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bay Gill (Mr. Gill) (kendisine bu şekilde seslenilmesini istermiş) kendini oldukça zor koşullarda var etmeyi başarmış biri. 1970’lerin Pittsburgh Pennsylvania’sında suç imparatorluğunun kontrolünü ele geçirmeden önce, 1950’lerin sonuna kadar Pittsburgh’da nalbant olarak çalışmış ve çevresi tarafından “erkek olarak yaşayan bir lezbiyen” olarak tanımlanmış. Cynthia Bruno ile ciddi bir ilişkileri olmuş. Masaj salonlarında çalışarak kanser olan annesine yardım etmiş; fakat annesini 1973 yılında kaybetmiş. Bebek mobilyaları satan bir mağazada çalışmış, ardından donmuş yiyecekler satan bir dükkanda çalışırken dükkanın önünde çalışan seks işçilerinin dünyasını tanıma fırsatı bulmuş. Yeraltı dünyasının gey topluluklarının da yardımıyla kurduğu imparatorluk hızlıca büyümüş. Her yıl binlerce dolar elde eden Bay Gill yeniden cinsiyet atama operasyonu için sürece başlamış ve bir yandan da dünyayı dolaşarak en ünlü restaurantlarda yemek yiyip en nadir hayvanları sahiplenmiş. Genelevlerinde çalışmakta olan en favori seks işçilerini nadir taş ve mücevherlerle donatmış. Fakat çalışanlarından biri herhangi bir konuda yalan söylüyorsa da onları yalan makinesi testinden geçirirmiş. </span></p>
<figure id="attachment_29184" aria-describedby="caption-attachment-29184" style="width: 326px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-29184" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1038.png" alt="" width="326" height="415" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1038.png 326w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1038-320x407.png 320w" sizes="auto, (max-width: 326px) 100vw, 326px" /><figcaption id="caption-attachment-29184" class="wp-caption-text">(Dante ‘Tex’ Gill ve Miami’de evlendiği eşi Cnythia Bruno Gill)</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">The Pittsburgh Post-Gazette’ye röportaj veren Bay Gill’in avukatı Carl Janavitz onun hakkında iş dünyasında çok başarılı bir insan olduğunu söylerken, kişisel hayatında çok farklı bir yaşam tarzı benimsemiş olduğunu da sözlerine ekliyor;</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Çok başarılı bir insandı. Çok eğlenceliydi. Çok içerdi. Çok partilerdi. Özellikle de İrlanda edebiyatının şiirlerinden çokça alıntılar yapardı.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Bay Gill’in imparatorluğu büyümeye devam ederken, futbol takımı The Pittsburgh Steelers’a ve hala dünya tarafından takip edilmekte olan Super Bowl şampiyonalarına ciddi maddi yardımlarda bulunmuş. Bay Gill’in kuzeni Barry Paris ondan bahsederken her zaman ona seslenmede sorun yaşadıklarını (İngilizce’nin kişi zamirlerindeki cinsiyetlendirmeden kaynaklı olarak “he” veya “she” zamir ayrımı dilin kullanıcılarında hala süren tartışmalara kaynaklık etmekte), Gill’in her zaman takım elbise giyen ve genelevlerini demir yumruğu ile işleten bir yapısı olmasına rağmen günlük hayatında oldukça nazik ve şiddetten uzak birisi olduğunu vurguluyor. Gill’in suç dünyası ile ilişkisini açıklarken, zaten çürümüş bir dünyada hayatta kalmanın ancak yine içinde yaşadığı toplum gibi bir dünya inşa ederek mümkün olabileceğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1970’lerin The Pittsburgh Press’i tarafından “Yılın En Tekinsiz Adamı” olarak tanımlanıp listelere alınırken, yine aynı gazete tarafından “Yılın En Tekinsiz Kadını” olarak da etiketlenmiş. İkili cinsiyet sisteminin çarklarını kıran Bay Gill 1978’de polis yine onun işlettiği Spartacus’e baskın yaptığında, polislere pasta fırlatmış. 1984’te vergi kaçakçılığı sebebiyle yine bir başka güçlü gansgter Al Capone’u da yakalayan ABD’nin maliye bakanlığı memuru George E. Q. Johnson tarafından yakalanarak 13 yıl hapis cezasına çarptırılmasından evvel, yıllık geliri minimum 60.000 doları bulmaktaymış. Salonlarda çalışan kadınların kazançlarına göre bu miktar 500.000 dolara kadar çıkabiliyormuş. Dante ‘Tex’ Gill hayatının kalan son 7 yılını hapishanede geçirerek verilen cezayı tamamlayamadan 2003’te 72 yaşında hayatını kaybetmiş. Bay Gill’in avukatı sözlerine şunları da ekliyor: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Sadece dünyaya gülüyordu.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Perdede buna benzer temsil sorunları yaşandığı vakitlerde, aklıma Shakespeare’in </span><i><span style="font-weight: 400;">On İkinci</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">Gece</span></i><span style="font-weight: 400;">’si geliyor. Hatırlarsanız, oyunun konusu bir gemi kazası sonrası ikiz kardeşi Sebastian ile yolları ayrılmak zorunda kalan Viola’nın Cesario rolüne girip kıyafet değiştirmesi ile Dük Orsino’nun emri altında çalışmaya başladığı süreci ve bu süreçte gelişen “komedi” unsurları ile dolu olduğu düşünülen olaylar çevresinde şekillenmekteydi. Tüm bu süreç boyunca ikiz kardeşi Sebastian’ın gemi kazasında ölmüş olduğuna inanan Viola nam-ı diğer Cesario, emrinde çalıştığı süre içerisinde Dük Orsino’ya aşık olur; fakat Dük Viola’yı Cesario sandığı için, yani kısacası performe ettiği kimlikten dolayı, ona giden tüm ihtimalleri bloke eder ve Kontes Olivia’ya aşkını göstermesi için sürekli olarak Viola/Cesario’yu kullanır. Çabalar başarıya ulaşmış olsa gerek ki, yine performe ettiği kimlikten dolayı, Olivia Orsino’ya değil de Viola/Cesario’ya aşık olur. Bu aşk üçgeninin içine bir de kazadan geminin kaptanı Antonio tarafından kurtarılan ikiz kardeş Sebastian karışır. Olivia sırılsıklam aşık olduğu Viola/Cesario’ya birebir benzeyen Sebastian’a evlilik teklif eder ve ikili bir kilisede gizlice evlenirler. Olayların gelişmesi ile bir şekilde Orsino ve Olivia’nın karşısında kalan ikizler hem karakterlerin hem de izleyicilerin aklına türlü sorular taşırlar. Viola/Cesario kimliğini açıklar ve Orsino ile evlenir ve böylece izleyici tehlikeli sulara yüzmekte olan ilişki “karmaşasından” çıkarılarak bir katharsis ile ödüllendirilir ve der ki “gerçek hayatta yoktur”. Hollywood sektörünün de izleyici üzerinde tam olarak aynı katharisisi amaçladığını düşünüyorum. Transgender karakterleri oynayan cisgender oyuncular “en iyi kadın” ve “en iyi erkek” ile ödüllendirilerek alkışlanıyor ve geride kalan her şey bir film yapımının parçası haline getirilerek dönüştürülüyor, heteroseksist dünya derin bir nefes alarak uykusuna devam ediyor. Fakat Orsino sadece aslında kadın olduğu için birdenbire Viola’ya karşı aşk besliyor olamaz, suçluluk hissederek Olivia’ya yönlendirdiği duyguları olması çok muhtemel. Ki sözde aşık olduğu kadın için bile kendisi bir çaba içine girmez, uşağını yollar. Bu noktada aslında performe edilenlerin ötesinde bir insana duyulan aşkın gizli ihtimallerini görmek mümkün. Fakat yine de düşünülmesi istenilen bir kadın ve bir erkeğin evlenerek idealleştirilen mutlu sona ulaşmış olmaları. Tıpkı Hollywood’da temsillerini göremediğimiz transgender oyuncular tarafından canlandırılan cisgender karakterler gibi, bu roller için transgender oyunculara kapılarını dahi açmayan büyük stüdyoların peşinde olduğu heteroseksist katharisis ancak cisgender oyuncuların filmlerinin yaptığı sükselerden sonra kırmızı halıda kollarında eşleri ile yürüyüp oynadıkları rollerin başarısının sonucu olarak Oscar almaları ile sağlanabilir. Burada sözü edilen oyuncunun ne kadar yetenekli olduğu değil, toplumun marjinalleştirilmiş kimliklerinin perdedeki temsilinin kasıtlı görünmezleştirilmesidir. Ben şahsen bu hikayeyi Viola kendine ne olarak tanıtırsa tanıtsın, aşk varsa hep oradadır zaten ve aşk aşktır diye yorumlamak istiyorum. Sevmek için çerçevelere bu derece ihtiyaç duyulmamalı… Öte yandan görünüşü sebebiyle Sebastian’a evlenme teklifi eden Olivia ise katharsisi en çok güçlendiren karakter. Herhangi bir sebep olmaksızın cinsiyetlendirilmiş bir illüzyonla evlenmek olarak tanımlanabilir. Oyunu bu kadar fazla tartışmamın sebebi </span><i><span style="font-weight: 400;">“Scarlett Johansson bir transgender adamı canlandıracağı filmde rolü kabul ederek işini yaptığı için haksız bir şekilde eleştirildi.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye başlık atan haber sitesi Business Insider’da köşe yazarı olan Daniella Greenbaum’un açtığı tartışmaya daha fazla soru ekleyebilmek. Greenbaum yazısında </span><i><span style="font-weight: 400;">“Scarlett Johansson sosyal adalet savaşçıları çetesinin son hedefi oldu. Aktrist oyunculuk yaptığı için azarlandı.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyerek LGBTQ topluluğunu “adalet savaşçıları çetesi” olarak tanımlayarak hakaret etmiş ve duyarlılıktan uzak yorumları ile temeldeki soruna yaklaşamamış. Özellikle son kullandığı cümlede feminist bir çıkış yaparmış gibi gözükse de, eleştirilenin ve topa tutulanın bir aktristin işini yapması değil de Hollywood sektörünün heteroseksist organları olduğunu görememiş. Tartışmaların alevlenmesi ile Business Insider kendi editoryal standartları ile uyuşmadığı için yazıyı sayfalarından kaldırdıklarını açıkladılar. Bunun üzerine Greenbaum ise Twitter hesabı üzerinden yayınladığı açık istifa mektubu ile işinden istifa ettiğini açıkladı. Sosyal sınıflandırması yüksek kişilerin fakir karakterleri veya ebeveynleri hayatta olanların yetim karakterleri canlandırabileceklerini söyleyerek fikirlerini savunan Greenbaum,</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Benim fikrimce bir kadın bir erkeği veya trans bir erkeği oynayabilir.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedi. Film kadrolarında herkese eşit şartlar sunulduğu durumlarda elbette ki herkes herkesi canlandırabilmelidir, ki zaten uğruna mücadele edilen de tam olarak bu. Bundan çok kısa bir zaman öncesine kadar, hatta yukarıda sözünü ettiğim </span><i><span style="font-weight: 400;">On İkinci Gece</span></i><span style="font-weight: 400;">’yi de kapsayarak konuşmak gerekirse (1600’lü yıllar, ki çok daha öncesi ve sonrası da var), tüm kadın karakterlerini erkeklerin oynadığı bir tiyatro tarihini de unutmamak lazım. Şu an neden cisgender bir kadın karakteri yine cisgender bir erkek oyuncu canlandırmıyor da, kadınlar hem kadın karakterleri hem de diledikleri her karakteri canlandırabiliyorlar? İşte bu feminist mücadelenin başarısıdır ve mücadele herkesi eşit bir şekilde kapsayıncaya kadar sürdürülmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tartışmayı zenginleştirip güçlendiren özellikle transgender oyunculardan gelen tepkiler de tam bu noktaya değinen tepkilerdi. </span><i><span style="font-weight: 400;">Transparent</span></i><span style="font-weight: 400;">’ isimli dizinin kadrosunun transgender oyuncularından Trace Lysette Twitter hesabı üzerinden oldukça güçlü bir soru soruyor:</span><i><span style="font-weight: 400;"> “Yani siz bizi canlandırmaya devam ederken, biz sizi canlandıramıyoruz?”</span></i></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="tr">
<p dir="ltr" lang="en">And not only do you play us and steal our narrative and our opportunity but you pat yourselves on the back with trophies and accolades for mimicking what we have lived&#8230; so twisted. I’m so done&#8230;</p>
<p>— Trace Lysette (@tracelysette) <a href="https://twitter.com/tracelysette/status/1014316884844396548?ref_src=twsrc%5Etfw">4 Temmuz 2018</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Lysette sözlerine şunları da ekliyor; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Hollywood bitmiş. Eğer ki cis roller için Jennifer Lawrence ve Scarlett ile aynı odaya giriyor olsaydım, bu derece üzülmezdim, fakat hepimiz biliyoruz ki asıl olay bu değil. Rezillik! Sadece bizi canlandırıp hikayelerimizi ve fırsatlarımızı çalmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda da yaşamakta olduğumuz şeyleri canlandırdığınız için övgüler ve ödüllerle kendi sırtınızı okşuyorsunuz. Çok saptırılmış. Çok bıktım.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Lysette konuya ilişkin fikrini belirttiği tweetlerinden sonra ölüm tehditleri aldığını yazdı:</span></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="tr">
<p dir="ltr" lang="en">Death threats for being trans and speaking my mind&#8230; nothing new</p>
<p>— Trace Lysette (@tracelysette) <a href="https://twitter.com/tracelysette/status/1014583853363572736?ref_src=twsrc%5Etfw">4 Temmuz 2018</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oyunculuğun ne olduğunun tartışılmasının ötesinde aslında çok da gizli olmayan nefret söylemi gazeteler tarafından da sürdürülmekte, daha önce aktivistleri trans* sorunları hakkında hatalı raporlama yapmakla da suçlayan Avustralyalı gazete The Sunday Telegraph’ın haber başlığı bu söylemin aslında en iyi örneği: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Scarlett travesti film rolünü ortada bıraktı”</span></i><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29185" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1040.png" alt="" width="283" height="283" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1040.png 283w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1040-160x160.png 160w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" /><br />
Sense8’teki rolü ile hafızalarda yer edinen transgender oyuncu Jamie Clayton da Twitter hesabı üzerinden tartışmanın derininde yatan soruna işaret etti: “Trans aktörler kesinlikle hiçbir zaman TRANS KARAKTER ROLLERİN DIŞINDA HERHANGİ BİR ROL İÇİN OYUNCU SEÇMELERİNE BİLE KATILAMIYORLAR. BU GERÇEK BİR SORUN.TRANS OLAN aktörlere TRANS OLMAYAN KARAKTERLER olarak rol verin. HAYDİ YAPIN BAKALIM.”</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="tr">
<p dir="ltr" lang="en">Actors who are trans never even get to audition FOR ANYTHING OTHER THAN ROLES OF TRANS CHARACTERS. THATS THE REAL ISSUE. WE CANT EVEN GET IN THE ROOM. Cast actors WHO ARE TRANS as NON TRANS CHARACTERS. I DARE YOU <a href="https://twitter.com/hashtag/RupertSanders?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#RupertSanders</a> <a href="https://twitter.com/NewRegency?ref_src=twsrc%5Etfw">@NewRegency</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/ScarlettJohansson?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw">#ScarlettJohansson</a> <a href="https://t.co/RkrW8MeGcG">https://t.co/RkrW8MeGcG</a></p>
<p>— Jamie Clayton (@MsJamieClayton) <a href="https://twitter.com/MsJamieClayton/status/1014355850159259649?ref_src=twsrc%5Etfw">4 Temmuz 2018</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmaların ve ilk yaptığı açıklamanın ardından Scarlett Johansson 13 Temmuz’da rolü bıraktığını Out dergisine yaptığı açıklamada duyurdu; fakat bu tartışmaların daha da güçlenmesini sağladı. </span></p>
<blockquote><p><i><span style="font-weight: 400;">“Benim Dante ‘Tex’ Gill rolünü kabul etmemin ardından sorulan son etik soruların ışığında, projeden çekilme kararı aldım. Transgender bireyleri kültürel boyutta anlama çabalarımız hala gelişme kaydetmekte ve ben üstlenmeyi kabul ettiğim rolle ilgili yaptığım ilk açıklamadan beri topluluktan çok şey öğrendim ve rolü kabul etmemin duyarsızca olduğunu fark ettim. Trans topluluğu için büyük bir hayranlık ve sevgi besliyorum; ve Hollywood’daki kapsayıcılığa dair alevlenen tartışmaların sürdürülmesinden de memnunum. Dante’nin hikayesine ve dönüşümüne can verme fırsatını kaçırmak istemesem de, neden birçok kişinin Dante’yi bir transgender bireyin canlandırması gerektiğini hissettiklerini anlıyorum ve tartışmalara, tüm anlaşmazlıklara rağmen, çeşitlilik ve filmlerde temsil hakkında daha büyük bir tartışma yarattığı için de minnettarım. Bütün sanatçılara eşit ve adil bir şekilde muamele edilmesi gerektiğine inanıyorum. Bünyesinde bulunduğum yapım şirketi These Pictures aktif olarak hem eğlendiren hem de sınırları zorlayan projeler yürütmekte. Bu dokunaklı ve önemli hikayeleri izleyicilerin dünyasına taşımak için her toplulukla çalışmayı istekle bekliyoruz.”</span></i></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştığı yapım şirketinin adını aklama çabasına girişmesi ilginç olsa da tartışmaların sebebine dair yapıcı yaklaşım elbette ki önemli bir gelişme. Bir yapımcı ve sanatçı olan Zackary Drucker ise şunları söylüyor: </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bizim söylediğimiz şey herhangi bir rolü oynama konusunda aktörlerin sanatsal özgürlüğe sahip olması gerektiği. Söylemek istediğimiz şey bu karakterleri canlandıramazsın demek değil. Söylemekte olduğumuz şey sadece her çeşit rolü canlandırma konusunda aynı fırsatlara sahip olmak. Sizin elinizin altında olanlara biz de davet edilmek istiyoruz.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Yas Necati de Independent’ta yayınlanan yazısında bir rolü canlandırmakla özellikle marjinalleştirilen bir kimliği canlandırmak arasında fark olduğunu vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim bu konuda daha da nicel örneklerin sunulması adına 1985’te ABD’de kurulan ve yirmi yılı aşkın süredir televizyon ekranlarındaki LGBTQ görünürlüğüne dair raporlamalar sunan GLAAD’nin özellikle ana akım televizyon kanallarındaki temsillere dair yaptığı raporlamaları incelemek önemli.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29186" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1042.png" alt="" width="308" height="500" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">GLAAD’nin 1 Haziran 2017 ve 31 Mayıs 2018 tarihlerini kapsayacak şekilde yaptığı raporlamada ABD’nin ana akım televizyon kanallarında LGBTQ temsili %6.4. Bu %6.4’lük orana (sadece ana akım televizyon programları üzerinden) daha yakından ve detaylı bakıldığında ise sonuçlar şu şekilde:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043-640x430.png" alt="" width="640" height="430" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043-640x430.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043-610x410.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043-320x215.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043.png 652w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABC, CBS, The CW, FOX ve NBS gibi ana akım televizyon kanalları üzerinden yapılan raporlamada 901 programdan yalnızca 58’inde görünürlük sağlanabilmiş, ki bu oran geçtiğimiz sene 895 program arasından 43’ünde görünürlük kazanılması ile %4.8 idi. Bu da 20 yılı aşkın süredir yapılmakta olan raporlamalarda bu sene en yüksek yüzdeye ulaşıldığına işaret ediyor. Gey karakter temsili %47 ile geçen seneden %2 oranda daha düşük. Lezbiyen karakterlerin sayısı ise %24 ile geçen seneden %7 oranında daha büyük. Fakat bundan iki yıl öncesiyle kıyaslandığında %33 gibi bir oranla karşılaşılıyor ve aslında büyük olan yüzdenin o kadar yüksek olmadığı görülüyor. %26 olan biseksüel karakterlerin temsilinde de geçen seneye oranla %4’lük bir düşüş gözlemlenmekte. Ki bu noktada diğer bir sorun da göze çarpıyor, biseksüel karakterlerden 16’sı kadınken yalnızca 6’sı erkek. Heteroseksist yapı içerisinde bu biseksüel erkeklerin kasıtlı olarak görünmezleştirilmesi olarak düşünülebilir. Transgender karakterlerin görünürlüğü ise yalnızca %5 oranında temsil edilmekte, ki bu yüzdeyi oluşturan 4 karakterden 1’i trans kadın karakter, 2’si trans erkek karakter ve bu sene ilk kez temsili görülen non-binary karakter. Bu sene ilk kez raporlamada görünürlük kazanan non-binary ve aseksüel karakterler (aseksüel karakter temsili kablolu televizyon kanalında ve Amazon, Hulu ve Netflix gibi platformlarda bulunabilmekte) daha önce de oynadıkları dizide bulunsalar da onlara verilen vakit oldukça yetersizdi ve izleyicinin bu karakterlerin yaşamlarına dair herhangi bir bilgi edinmesi mümkün değildi. Bu hikayelerin dizilere yerleşmeye başlaması değişmekte olan dünyanın televizyon dünyasına yansımaya başlaması olarak düşünülebilir. GLAAD ayrıca ADB’nin 18-34 yaş arası nüfusunun %20’sinin, 35-51 yaş arası nüfusun %12’sinin LGBTQ bireylerden oluştuğunu da rapora ekliyor, bu açıdan bakıldığında temsillerdeki yetersizliğin yüksek oranda olduğu dikkatten kaçmamalı. Raporlara göre 1996-97 sezonunda ilk kez açık lezbiyen kimliği ile televizyonda rol alan Ellen DeGeneres’in ardından her geçen yıl daha çok gelişme görülse de Hollywood temsilleri hala çok geride ve bu gelişmemişliğe dikkat çekilmesi bu anlamda da çok önemli. GLAAD raporlamaları hazırlarken özellikle kimin hikayeleri anlattığına, LGBTQ karakterlerin bir dizi kadrosunda nasıl konumlandırıldığına, hangi dizi türlerinde LGBTQ karakterlere yer verildiğine veya hangilerinde özellikle dışarda bırakıldıklarına dikkat ediyor. Bu sene başrolü bir queer oyuncunun üstlendiği diziler ise NBC’nin </span><i><span style="font-weight: 400;">Will &amp; Grace</span></i><span style="font-weight: 400;">’si, ABC’nin </span><i><span style="font-weight: 400;">How to Get Away With Murder</span></i><span style="font-weight: 400;">’ı ve CBS’in </span><i><span style="font-weight: 400;">Instinct</span></i><span style="font-weight: 400;">’i olarak raporlanmış. Bunun yanı sıra, GLAAD dizinin gidişatı kötü gidince kolayca kadrodan çıkarılabilecek olan tek bir queer karakterdense, dizilerin kadrolarında birçok farklı pozisyonda daha çeşitli ve daha çok sayıda LGBTQ karakterlere yer verilmesinin asıl hedeflenen olduğunu vurguluyor. Özellikle çok uzun zamandır temsili olmayan (siyahi queer karakterler, çeşitli engelliklerle yaşayan karakterler, lezbiyen ve biseksüel kadınların hikayeleri, trans karakterler, çeşitli dini inançlara sahip insanların hikayeleri, marjinalleştirilmiş birçok kimlik altında baskılanarak şekillendirilmiş karakterler) karakterlerin de televizyon dünyasında görünürlük kazanarak izleyiciye ulaştırılmasını hedefliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine GLAAD’nin 2012 yılından beri sürdürdüğü beyaz perdede LGBTQ temsili ve görünürlüğüne dair son raporlamada ADB’deki yedi büyük stüdyonun (20th Century Fox, Lionsgate, Paramount, Sony, Universal, Walt Disney, Warner Brothers), 1 Ocak &#8211; 31 Aralık 2017 tarihleri arasındaki süreci kapsayacak şekilde, 109 film içinden yalnızca 14 filmin (%12.8’nin) LGBTQ temsiline yer verdiği sonucuna ulaşıldı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29188" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1043_001.png" alt="" width="306" height="310" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTQ temsiline yer verilen filmlere daha ayrıntılı bakıldığında ise %64’lük oranla en fazla temsil edilen topluluk gey erkekler oldu, ki bu patriarkal sistemin sürdürülmesi anlamında en az tehlikeli görülen topluluk. Lezbiyen temsili ise %36 olarak tespit edildi, geçen seneye göre hafif bir artışla temsil edilen topluluk ise %16’lık oranla biseksüel karakterler oldu. 2017 yılında ise yukarıda da defalarca vurgulandığı gibi hiç transgender karakter temsili olan film bulunmamakta.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29189" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1044.png" alt="" width="210" height="300" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2017 yılındaki analizlere göre LGBTQ temsili ve görünürlüğü göz önünde bulundurulduğunda tür olarak komedi artık yalnız değil, çeşitli türlerde filmlerin eklenmesi ile birlikte LGBTQ temsiline dair sürdürülen “gülünüp geçilecek hikayeler ve gerçek hayatta olmaz” algısını kırmaya dair adım atıldığı söylenebilir. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29190" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1045.png" alt="" width="303" height="249" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Filmlerin raporlamasında kullanılan Vito Russo Testi’ne göre incelenen filmlerin lezbiyen, gey, biseksüel, transgender ve/veya queer karakterlere sahip olması gerekiyor. Bunun yanı sıra, karakterlerin cinsel yönelimlerinin ve toplumsal cinsiyetlerinin büyük bir çoğunlukla tanımlanmış olması gerekiyor. Ayrıca karakterler filmlerin olay örgüsünden çıkarıldıklarında yoklukları fark edilecek şekilde olay örgüsünde yer almış olmaları gerekiyor. Vito Russo Testi’ne göre 2012’den 2018’e kadar LBGTQ temsilleri ise şu şekilde:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29191" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1045_001.png" alt="" width="351" height="390" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1045_001.png 351w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1045_001-320x356.png 320w" sizes="auto, (max-width: 351px) 100vw, 351px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekrar genel olarak yedi büyük stüdyonun 2017 yılındaki LGBTQ karakterlere yer verdikleri oranlar şu şekilde: 20th Century Fox piyasaya sürdüğü toplam 14 filmden yalnızca 2’sinde LGBTQ görünürlüğünü temsil edebilmiş; Lionstage ise toplam 19 film içerisinden yalnızca 2’sinde; Paramount da toplam 11 film içerisinden 2’sinde; Sony toplam 25 film içerisinden yalnızca 1’inde; Universal ise toplam 14 filmden 4’ünde; Walt Disney toplam 8 filmden 1’inde; Warner Brothers ise toplam 18 filmden yalnızca 2’sinde LGBTQ karakterlerin temsilini sağlayabilmiş.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29192" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1046.png" alt="" width="552" height="422" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1046.png 552w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1046-320x245.png 320w" sizes="auto, (max-width: 552px) 100vw, 552px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun sonucunda ulaşılan veride 2017&#8217;de sadece 7 büyük stüdyonun piyasaya sürdüğü filmlerde LGBTQ karakterlere yer verilmiş, ki bu da sadece filmlerin yüzde 12.8&#8217;ini oluşturuyor. LGBTQ karakterleri 2016&#8217;da yayınlanan büyük film yapımlarının yüzde 18.4&#8217;ünü oluşturduğundan mütevellit, bu veri bir yıl içerisinde gerçekleşen yüzde 5.6&#8217;lık bir düşüş anlamına gelmekte. GLAAD 2017&#8217;de piyasaya sürülen büyük yapımlarda sadece 28 LGBT karakterin açıkça temsil edildiğini rapora eklerken ve 2016&#8217;daki 70 karakter ile 2015&#8217;teki 47 karaktere kıyasla geçtiğimiz yılda gerçekleşen temsillerdeki düşüşü gözler önüne seriyor. Bu da demek oluyor ki 2012&#8217;de GLAAD LGBTQ temsillerinin izini sürmeye başladığından beri, 2017&#8217;nin filmleri diğer yıllara kıyasla LGBTQ içeriklli filmlerde en düşük rakama ulaşarak LGBTQ ile bağı en zayıf halkayı temsil etmekte. GLAAD değerlendirmeye aldığı yedi büyük film stüdyosuna 2021’e kadar LGBTQ karakter temsilini %20’ye, 2024’e kadar ise %50 oranına yükseltmeleri konusunda çağrıda bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmaların ardından The Wrap’in anketine katılan katılımcılar yapım aşamasına bile geçmemiş olan </span><i><span style="font-weight: 400;">Rub &amp; Tug</span></i><span style="font-weight: 400;">’a artık olumlu bir gözle bakmıyorlar ve bu sebeple de film projesinin Scarlett Johansson’ın yerine bir transgender karakterle anlaşmaya gitmek yerine tamamen iptal edilme olasılığından söz ediliyor. Bu durum tartışmaları daha da kızıştıracağa benziyor ve sonunda Hollywood’da bir dönüm noktası mı bizleri bekliyor yoksa kasıtlı görünmezleştirme sürdürülecek mi henüz bilinmiyor; fakat tartışmaların şimdiye kadar süregelen düzende ciddi çatlaklar açmayı başardığı da bir gerçek. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/perdede-temsil-ve-gorunurluk-tartismalari-uzerine-scarlett-johansson-ve-rub-tug/">Perdede Temsil Ve Görünürlük Tartışmaları Üzerine: Scarlett Johansson Ve Rub &#038; Tug</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
