<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>toplumsal kutuplaşma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-kutuplasma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-kutuplasma/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Jun 2021 13:39:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>toplumsal kutuplaşma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/toplumsal-kutuplasma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2021 10:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[pınar uyan semerci]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[TurkuazLab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70936</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.” Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci ile sık karşılaşmaya başlanılan kavramlardan 'toplumsal kutuplaşmayı' ve hayata geçirdikleri TurkuazLab projesini konuştuk. Proje, Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacı taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2013 yılında yaşanan Gezi Parkı eylemlerinden itibaren sık karşılaşmaya başladığımız nosyonlardan biri olan toplumsal kutuplaşma nedir?</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71149 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg" alt="Pınar Uyan Semerci" width="318" height="212" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci.jpg 700w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />Uzun zamandır gerek akademide gerek siyasette ve medyada tartışılan kutuplaşma kavramını açıklamadan önce kutuplaşmayla ilgili de bir kutuplaşmanın olduğunu söyleyebiliriz. Belirtilmesi gerekir ki kutuplaşma sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere özellikle siyasal elitler, siyasal partiler arasındaki kutuplaşma ele alınıyor. Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan bu siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.</p>
<p>Bizim çalışmamızda da özellikle üzerinde durduğumuz bu bireysel kutuplaşma ise duygusal kutuplaşma olarak tanımlanıyor. Siyasi parti taraftarlığı kimliklere dönüşerek, farklı siyasal parti taraftarlarının bir arada olmak istememesi veya ‘kendilerine’ hak olarak gördüklerini kendilerine uzak gördükleri parti taraftarlarına hak olarak görmemeleriyle sonuçlanabiliyor. Ayrıca kendi grubumuza olumlu sıfatları atfederken, uzak gördüğümüz parti taraftarlarına negatif sıfatlar söylenebiliyor. Bu da toplumsal olarak farklılıklarla beraber yaşamayı zorlaştırıp, diyaloğu, ortak akılla sorunlara çözüm üretmeyi engelliyor. Örneğin, çok farklı grupların bir araya gelmesi açısından kapsayıcı bir ortaklık deneyimi olan Gezi, aynı zamanda toplumun kutuplaştığı bir konu olarak da karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p><strong>2013 yılından itibaren Türkiye’de kutuplaşmanın bu kadar yaygınlaşmasının temel sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Türkiye’de kutuplaşmanın yaygınlaşmasına dair tek bir tarih vermek çok kolay değil. <span style="font-weight: 400;">Aslında daha önce yazdığımız Fanus’ta Diyaloglar kitabında da ele aldığımız gibi Türkiye’de </span><span style="font-weight: 400;">çevre-merkez, Türk-Kürt, sağ-sol, laik-dindar ayrışmaları gibi kadim bölünmeler var</span><span style="font-weight: 400;">. </span> Geçmiş dönemlere ait temsili veri yok ve bu bağlamda da kutuplaşma şu oranda arttı gibi kıyaslamalar yapmak mümkün değil. Ayrıca başta sosyal medya olmak üzere içinde olduğumuz dönemin koşulları başka dönemlerle karşılaştırılmayacak bir ortam yaratıyor.</p>
<p>Yaptığımız çalışmalarda Türkiye’deki siyasal iklimi anlamak açısından kutuplaşmanın oldukça önemli bir kavram olduğunu ve birçok başlıkta oldukça derin kutuplaşmaların olduğunu tespit ettik. Bunun nedenlerini sıralamaya, anlamaya çalıştığımızda ise yapısal faktörleri mutlaka belirtmemiz gerekiyor. Daha açık şekilde söylemek gerekirse, siyasal sistemler – başkanlık sistemi, seçim sistemleri, medya sistemleri, küreselleşme, demografik değişim – bu açıdan önemli bir role sahip. Bunlarla birlikte, siyasetçilerin rolü ve söylemleri de mutlaka eklenmeli. “Biz ve onlar” vurgusunu yineleyen popülist söylemin kapsayıcı bir dil kurmaktan ziyade grupları birbirinden uzaklaştıran, daha çok kutuplaştıran bir etkisi var. <span style="font-weight: 400;">Parti taraftarlığının kimliğe dönüşmesi, sosyal medya başta olmak üzere medyanın partizan bir dille gerçekliği yeniden inşa etmesi ve ülkede oluşmuş olan bu  kutuplaşmış ortam ile neredeyse her konunun bu çerçeveden değerlendirilmesine yol açmakta.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><strong>Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacıyla proje ekibinde yer aldığınız TurkuazLab projesi fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne gibi faaliyetler yürütülecek?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71150 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg" alt="Turkuazlab" width="242" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab.jpg 768w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" />TurkuazLab’ın açılımı, Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi. Amacımız Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratarak, Türkiye’de insan hakları, sosyal uyum ve ötekine saygının hâkim olduğu yeni bir ekosisteme katkı sağlamak için sivil toplum, akademi, medya ve siyasi partileri kutuplaşmayı azaltacak stratejiler ve araçlar ile donatmak.</p>
<p>Kutuplaşma konusunda Türkiye’den ve dünyadan uzmanlarla birlikte uzman görüş anketi gerçekleştirdik. Dört aşamadan oluşan ankette, uluslararası uzmanlardan kutuplaşmanın temel nedenleri ve çözüm önerileri çerçevesinde görüş bildirmeleri ve görüşlerini bir önem sıralamasına koymaları talep edildi. Son aşamada ise, katılımcılar kutuplaşmanın azaltılmasına yönelik çözüm önerilerinin uygulanabilirliklerini derecelendirdi. Türkiye’deki kutuplaşmanın daha net bir resmini oluşturmak amacıyla Türkiye’nin yetişkin nüfusunu temsil eden 4.000 kişiyle anket gerçekleştirdik. Anketin <u>sonuçlarına</u> <a href="https://www.turkuazlab.org/ilgili-projelerimiz/turkiyede-kutuplasmanin-boyutlari-2020/" target="_blank" rel="noopener">internet sitesinden ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>Önümüzdeki dönemde il çalıştayları gerçekleştireceğiz. İl çalıştaylarının amacı sivil toplum örgütleri üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, siyasi partilerin il teşkilatları ve diğer yerel aktörlerin katılımıyla kutuplaşma konusunda farkındalık yaratmak; yereldeki aktörlerle beraber Türkiye’de kutuplaşmayı azaltacak strateji ve araçları tartışmak ve buna dair adım atmak. Ayrıca ilkini gençlerle yapacağımız çevrimiçi  buluşma serileri de gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Farkındalığın oluşturulması ve kutuplaşma sorununu çözümleriyle birlikte gündemde tutmak için uzman kişilerle podcast ve webcast’ler düzenliyoruz. Bu serilerde kutuplaşmayla ilişkili popülizm, demokrasi, geleneksel ve sosyal medya tartışılarak çözümün neler olabileceğine dair fikirler de paylaşılıyor.</p>
<p><strong>Sivil toplum kuruluşları TurkuazLab  projesi kapsamında nasıl bir rol oynayabilir ve  toplumsal kutuplaşma ile mücadele kapsamında neler yapmalı?</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşları farklı alanlarda toplumun ihtiyaçlarının seslendirilmesi için çok önemli bir role sahip. Çeşitli grupların farklı ihtiyaç ve taleplerini gözeterek, ortak çözümler geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. <span style="font-weight: 400;">Farklılıkların birbirleriyle temas edebilecekleri alanlar yaratmak ve işbirliği yapabilmelerine olanak sağlayacak güven ortamının sağlanması çok önemli.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Sosyalizasyon sürecinde önyargılarımız, kalıp yargılarımız, dışlayıcı tutum ve davranışlarımız oluşabiliyor. Bütün bunların diğerleri için ne gibi olumsuz koşullar yarattığının farkına varılması gerekmekte. Bunun için kendimizle yüzleşmeli ve diğerleriyle bir araya gelmeli, temas etmeliyiz. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşları yürüttükleri aktivitelerde daha kapsayıcı bir şekilde ortak amaçlarla bir arada olmayı gerçekleştirebilir. İl çalıştaylarımızda yereldeki aktörlerle konuşmayı ve birlikte çözüm üretmeyi istiyoruz. Yine farklı temalar çerçevesinde, sivil toplumdan aktörlerle düzenleyeceğimiz buluşmalarda da mümkün olduğunca buna yönelik metotlar geliştirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong>Toplumsal kutuplaşma ile mücadelede medya nasıl bir yol haritası izlemeli?</strong></p>
<p>Bahsettiğimiz önyargıların oluşmasında ve ötekileştirme süreçlerinde başta sosyal medya olmak üzere medyanın etkisi büyük. Bu nedenle de objektif, ayrımcı olmayan bir dilin kullanılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Okuyucuların veya dinleyicilerin birbirinden farklı değerlerine ve yaşam tarzlarına saygı, tarafsız habercilik çok değerli.</p>
<p>İnsanlar birçok konuda bilgi edinmek için medyadan yararlanıyor. Bu yüzden bilginin doğruluğu, kullanılan dil çok önemli.  Yanlış bilgi ve provokatif bir dilin kullanılması belirli grupları düşmanlaştırabiliyor veya günah keçisi ilan edebiliyor. Özellikle sosyal medyada kendi yankı odalarımıza hapsolabiliyoruz. Geliştirdiğimiz <a href="http://turkuazlabsaha.org/game/faunus">fanus oyunu</a> da bu konuda farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. Medyada bu yönde bir farkındalığın olmasının ve ciddi bir çaba gösterilmesinin toplumsal kutuplaşma ile mücadelede önemli bir katkı sunacağı kanısındayız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal Kopuş Arasında Çocuk Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/toplumsal-kopus-arasinda-cocuk-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Jul 2017 09:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17154</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir öğrencim köydeki bu gruplaşmalara barışçıl bir yöntem bulmak konusundaki ısrarıma cevap olarak &#8216;Hocam o kadar da ayrı değiliz, sadece birbirimizin düğününe gitmiyoruz, taziyesine gidiyoruz&#8217; demişti&#8230;Hâlbuki barış mutlulukları da paylaşmadan gelebilecek bir şey değil sanıyorum.&#8221; Şiddetin sesinin hâkim olduğu bir yerde çocukların bu “dili” öğrenmeden, kullanmadan çatışmalarına çözüm bulmalarını bekleyemezsiniz.* Hele ki bombaların sesleri eşliğinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/toplumsal-kopus-arasinda-cocuk-olmak/">Toplumsal Kopuş Arasında Çocuk Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Bir öğrencim köydeki bu gruplaşmalara barışçıl bir yöntem bulmak konusundaki ısrarıma cevap olarak &#8216;Hocam o kadar da ayrı değiliz, sadece birbirimizin düğününe gitmiyoruz, taziyesine gidiyoruz&#8217; demişti&#8230;Hâlbuki barış mutlulukları da paylaşmadan gelebilecek bir şey değil sanıyorum.&#8221;</strong></p>
<p>Şiddetin sesinin hâkim olduğu bir yerde çocukların bu “dili” öğrenmeden, kullanmadan çatışmalarına çözüm bulmalarını bekleyemezsiniz.* Hele ki bombaların sesleri eşliğinde ders işlemeye çalışıyorsanız bunu dilemek bile fazla naif kalıyor. Diyarbekir’de öğretmen olmak tüm bu gerçekliklere gözünü kapamadan bunlarla mücadele etmek, sözün değerini yükseltmeye çalışmak demek. Türkiye barışını sağlamaya gücüm yetmese bile kendi küçük sınıfımda belki barışı sağlayabilirim diye çabalıyorum, mücadele veriyorum.</p>
<p><span id="more-17154"></span></p>
<p><strong>“O zaman hocam biz az kişiyiz diye hep onların dediği olacak?”</strong></p>
<p>Bu mücadele kolay değil tabii, başta hepsine karşı adil olma zorunluluğum var. Adil davranmak da yetmez bunu onlara hissettirme meselesi de var. Bunları da yavaş yavaş aslında onlardan öğreniyorum. Öğrencilerimden biri bir gün “hocam siz hep onların tarafını tutuyorsunuz, hep onların dedikleri oluyor” demesiyle fena çarpıldım. Genelde elimden geldiğince adil olmaya çalışıyorum. Sınıfta gönüllük esasıyla karar veremeyeceğimiz bir mesele olursa demokratik bir şekilde oylama yaparak karar veriyoruz, çöp kutusunun yerine kadar. Yine böyle bir olayda bir öğrencimin itirazına cevap olarak “oylamayla aldık bu kararı” demem üzerine “o zaman hocam biz az kişiyiz diye hep onların dediği olacak?” diye itiraz etmişti. Kafamda şimşekler çakmıştı, demokrasinin az olanı görmeyen bir sistem olmaması gerektiğini, çoğulcu demokrasinin gerekliliğini tekrar tekrar düşündüm bu sayede.</p>
<p><strong>“Ama o da ‘bizim şarkımızda’ kulağını kapıyor”</strong></p>
<p>Sınıftaki ayrışma küçücük bir olaydan patlak verebiliyor, sonuçta uzun yılların bilenmişlikleri sinmiş çocukların üzerine. Müzik dersinde şarkı söylerken bir öğrencim şarkısını yarıda kesip arkadaşını göstererek onu dinlemediğini söylüyor öfkeyle, arkadaşı ise “ama o da ‘bizim şarkımızda’ kulağını kapıyor” diye kendini savunuyor. Şarkılarımız, türkülerimiz bir anda ayrışma sebebi oluyor. Sınıfta iki kişi arasında olan küçük bir kavga bir anda grupların ortaya çıkmasına, birbirleri için kavga etmeye kadar varıyor. Siyasetçilerin çokça kullandıkları nefret söylemleri havada uçuşmuş oluyor bir anda. Bize de bu söylemlerle mücadele etme konusunda sonu olmayan bir iş düşüyor.</p>
<p><strong>“Seninle konuşmayacağım Allah görüyor”</strong></p>
<p>Kutlu Doğum Haftası&#8217;nda öğrencilerim arasından bir grup daha hevesli oluyor bir şeyler yapmak için. Hatta kendilerinin bu işe önderlik etmeleri gerektiği motivasyonuyla süslüyorlar sınıfımızdaki panoyu. Sınıfta o hafta bazı öğrencilerimin derste dudaklarının kımıl kımıl oynadığını, içlerinden salâvat çektiklerini gözlemliyorum.  Sonra yine bir tartışma çıkıyor aralarında.  İki öğrencim tartışmışlar, başörtülü olmayan öğrencim “seninle konuşmayacağım Allah görüyor” diyor, sonra da  panoda peygamberimizle ilgili olan yazıları göstererek gözlerinde onun için çok büyük olan öfkeyle “hocam kaldırın şu kâğıtları, ben görmek istemiyorum onları sınıfta”  diyor. Gözlerindeki o öfke beni ümitsizliğe düşürüyor olsa da yeniden konuşma ortamını sağlayabilmek için tüm gücümü kullanıyorum.</p>
<p>Bazen çocuklar da şekilci davranabiliyorlar, diyorum ya çok şey öğreniyorlar bizden.  Başında örtüsü olan öğrencim başında örtüsü olmayan öğrencimin “cehenneme gideceğini, şeytan olduğunu” kendinden emin bir şekilde söylüyor laf arasında. Diğer taraftaki öğrencim de başı örtülü olan öğrencimi “IŞİDçi” olmakla suçluyor. Bunca suçlama ve etiketlemenin arasında onlara din özgürlüğünü, dinlere ve inançlara saygıyı nasıl anlatırım, ne derim bilemiyorum. Senelerdir başörtüsü için verdiğim mücadele ve burada başörtülü olma-olmama durumumun çocuklardaki ayrıştırıcı etkisi arasındaki bağlantıyı kurmanın ağırlığı yine birlikte yaşayabilme hukukunun toplum içerisinde yaygınlaşmasına olan ihtiyacı bir kez daha en yakıcı şekilde hissettiriyor.</p>
<p><strong>Doğrunun kimden geldiğinin bir önemi yok</strong></p>
<p>Çocuklar politik gündemden bağımsız büyümediklerinden suçlama dilleri de farklı olmuyor. Farkında olmadan birbirlerinin hayatlarını fazlaca zorlaştırıyorlar.  Sınıfta bir gün sınıfın oturma düzenini değiştirmeyi düşündüğümü, bu konu hakkında ne düşündüklerini sordum. Sınıfın geneli oturma düzenini değiştirmemizi kabul etmişti, iki öğrencim hariç. Bir sonraki derse geldiğimde bütün sıralar değişmiş bir sıra ortada öylece kalmıştı. Büyük bir ısrarla değiştirmek istemediklerini söylediler. Çok üzerilerine gitmedim o zaman, sınıftaki arkadaşlarının öfkesini kazanmamaları için. Zil çalıp teneffüs olduğunda yanıma geldiler ve utanarak itiraf ettiler; “Hocam biz sizin teklif ettiğinizi anlamadık diğerleri ilk söylediler sandık. Yoksa biz de bu şekilde oturma düzenini çok beğendik” dediler. Doğrunun kimden geldiğinin bir önemi yoktur aslında ama Türkiye’de yapılacak işler, teklif edilen öneriler sadece söyleyenin kimliğine bakılarak reddedilebiliyor. Neyse ki öğrencilerim bu konuda dürüstler, kolayca geri adım atabiliyorlar.</p>
<p><strong>“Hocam o kadar da ayrı değiliz, sadece birbirimizin düğününe gitmiyoruz, taziyesine gidiyoruz”</strong></p>
<p>Çocukların da ebeveynler gibi kalıp yargıları var. Aileler, çevre,  politik söylemler çocukların tabularının oluşmasına sebebiyet veriyor. Kendisinden olmayanın yaşamasının gereksiz olduğuna, gerekirse onları öldürmeleri gerektiğine inanan ama biraz soru sorunca söylediği şeyin ağırlığını fark edip başını eğen, haklısınız/haklı olabilirsiniz diyen öğrencilerim var. Kendinden başkasının yaşam hakkı vermeyen, kendisiyle öteki arasında tercih yapmaya zorlayan söylemlerin çocuklar üzerindeki yansıması bu sadece. Bir öğrencim köydeki bu gruplaşmalara barışçıl bir yöntem bulmak konusundaki ısrarıma cevap olarak “Hocam o kadar da ayrı değiliz, sadece birbirimizin düğününe gitmiyoruz, taziyesine gidiyoruz” demişti. Köylerde insanların bir araya gelmesine vesile olan en önemli iki olaydır düğünler ve taziyeler. Köydekiler birbirlerinin mutluluklarında değil mutsuzluklarında yanında olmayı tercih ediyorlar. Hâlbuki barış mutlulukları da paylaşmadan gelebilecek bir şey değil sanıyorum.</p>
<p>Velhasıl;  politikleşmiş, büyüklerinin acılarının, kavgalarının ağırlığıyla büyüyen çocuklar var Diyarbekir’de.  Toplumsal barışın yıkımının çocuklara etkisinin birkaç örneği bu sadece. Yıkımın kolay ancak inşasının zor olduğu; sabır, emek isteyen bir şey barış ve demokrasi.  Toplumsal barış ancak yüzleşmelerle, karşılaşmalarla, dokunmalarla, bir arada yaşamaya inanmamızla mümkün. Çocukları da nefretimize, kinimize ortak etmektense barışı ve demokrasinin herkesi kapsayan bir halini hayal etmeye çağırsak, onlarla birlikte biz de hayal etsek umudumuzu yükselteceğimize inanıyorum.</p>
<p>*Yazarın talebi uyarınca ismi saklı tutulmuştur.</p>
<p>**Ana görsel <a href="http://www.bismilhaber.com/ilkokul-birinci-siniflar-3-yeni-ders-3499h.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bismilhaber</a>&#8216;in sitesinden alınmıştır.</p>
<p><strong>***</strong>Bu yazı Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında yazılmış ve yayına alınmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/28/toplumsal-kopus-arasinda-cocuk-olmak/">Toplumsal Kopuş Arasında Çocuk Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 19:33:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-demokratik Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Diltemiz Mol]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış paneli]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[temel hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12707</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.  1 Nisan&#8216;da düzenlenecek ve  Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle: Olağanüstü dönemler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.<strong>  1 Nisan</strong>&#8216;da düzenlenecek ve  <strong>Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun </strong>konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle<strong>:</strong></p>
<p><strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış </strong></p>
<p>15 Temmuz akşamı Türkiye’de darbe girişimi, halkın sokağa çıkması ve direnmesiyle engellendi. Bundan böyle bu tür girişimlere kimsenin tahammülünün olmadığı kitleler tarafından ortaya kondu.</p>
<p><strong>Ancak 15 Temmuz sonrası içine girilen olağanüstü dönem ve Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamaları hukuk devleti sınırlarını zorlayan bir şekle büründü.</strong></p>
<p><strong>Bugün OHAL rejiminde insanlar, </strong>herhangi bir yargı süreci olmaksızın, savunmasını bile yapamadan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) aracılığıyla görevlerinden uzaklaştırılıyorlar. OHAL düzenlemeleri, kişilerin <strong>temel hak ve özgürlüklerinin özünü zedeleyecek</strong> tasarruflara dönüşmüş durumda.</p>
<p>Türkiye’de şimdiye kadar toplumsal barışın iki önemli fay hattı vardı: Kürt meselesi, dindar-seküler tartışması. Şimdi bu konulara bir yenisi daha eklendi: Yerli-milli olanlar ve  olmayanlar.</p>
<p>OHAL koşulları toplumsal barışımızı zayıflatıyor, fay hatlarımızı kırılganlaştırıyor, kutuplaşmayı artırıyor. Toplumsal kırılganlıklarımız ise otoriter, anti demokratik, OHAL benzeri yönetimlerin yaşamımızda daha kolay yer almasına yol açıyor.</p>
<p>Bütün bu konuları konuşacağımız &#8216;<strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış&#8217; </strong>paneline önceliği hak, adalet ve barış olan herkesi davet ediyoruz.</p>
<p>Konuşmacılar  :<strong> Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol, Ömer Faruk Gergerlioğlu</strong></p>
<p>Tarih               : 1 Nisan Cumartesi, saat 14.00-16.00,</p>
<p>Yer                  : Taksim Hill otel, İstanbul</p>
<p><em><strong>Adalet Zemini</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
