<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TMMOB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/tmmob/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tmmob/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Mar 2023 08:59:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>TMMOB arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tmmob/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2021 11:50:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[KORDER]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Vakıflar Genel Müdürlüğü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ülke genelinde 1014 taşınmaz kültür varlığının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş olmasıyla ilgili tartışmalar sürüyor. İBB, Gezi Parkı ve Galata Kulesi kararıyla ilgili dava açarken TMMOB, KORDER gibi sivil toplum örgütleri, hangi taşınmazların vakıflara devredildiği listesinin şeffaf biçimde açıklanmasını talep ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/">Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Önce Galata Kulesi, ardından Gezi Parkı’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce el konulduğunun duyulması ve ardından gelen açıklamayla ülke genelinde toplamda 1.014 taşınmazla ilgili bu kanunun uygulanmış olduğunun ortaya çıkması; kültürel, mimari ve tarihi taşınmaz varlıkların idaresinin kimin elinde olması gerektiğini tartışmaya açtı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB, Gezi Parkı ve Galata Kulesi kararıyla ilgili dava açarken TMMOB, KORDER gibi sivil toplum örgütleri, hangi taşınmazların vakıflara devredildiği listesinin şeffaf biçimde açıklanmasını talep ediyor. </span></p>
<h5><b>Kanunun 30. Maddesi Sebep Gösteriliyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-68230 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki-640x349.jpg" alt="gezi parkı" width="385" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki-640x349.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/gezi-parki.jpg 1000w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" />2008 yılında yürürlüğe giren Vakıflar Kanunu, temelde tarihi yapıların vakfa devredilerek korunmasını amaçlıyor. Kanun gereği ihtiyaç görüldüğü halde, kültürel ve tarihi değere sahip bir taşınmaz Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilebiliyor. Bu karar genelde cami, medrese gibi yapılar için uygulanmaktaydı. Bu kanunu tartışmalı biçimde kamuoyunun gündemine gelmesi, Mayıs 2019’da Galata Kulesi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin elinden alınıp Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesiyle başladı. Vakıflar Genel Müdürlüğü, Galata Kulesi ile ilgili devir talebini, Vakıflar Kanunu’nun “</span><span style="font-weight: 400;">Vakıf yoluyla meydana gelip de her ne suretle olursa olsun Hazine, belediye, özel idarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş vakıf kültür varlıkları mazbut vakfına devrolunur” ifadesini içeren 30. Maddesi uyarınca yaptığını açıklamıştı.</span><span style="font-weight: 400;"> İBB, kulenin Cenevizlilerce yaptırıldığını ve bu kararın usulsüz olduğunu beyan etti ve açtığı dava dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: &#8220;Bir kültür varlığının vakfına tescil edilebilmesi için öncelikle vakıf yoluyla meydana gelmiş olması şartına bağlanmıştır. İkinci şart ise vakıf kültür varlığı olmasıdır. Bu hüküm incelendiğinde iki şartın da dava konusu tescil işleminde gerçekleşmediği çok açık anlaşılmaktadır.&#8221; </span><span style="font-weight: 400;">İBB tarafından açılan dava halen sürmekte. </span></p>
<h5><b>Toplamda 1.014 Taşınmaz, Vakıflar’a Geçmiş</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Mart 2021 tarihine gelindiğinde ise Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu kez etki alanı ve uyandırdığı yankısı çok daha geniş olan bir karar açıkladı. Buna göre aralarında Gezi Parkı’nın da bulunduğu ülke genelinde 1049 taşınmaz, Vakıflar’a devredildi. Müdürlük yaptığı açıklamada Gezi Parkı ile ilgili </span><span style="font-weight: 400;">“2008’de yapılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. Maddesi gereğince İnönü Meydanı 751 ada 1, 2 ve 3 parsel, Cumhuriyet mevkii 751 ada 4 parselin mülkiyeti, ‘Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na geçti” ifadelerini kullandı. Müdürlüğün açıklamasına göre 2008 yılından bugüne ülke genelinde toplam 1014 taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçişi sağlanmış. Bu taşınmazların arasında Gezi Parkı, Galata Kulesi, Sait Halim Paşa Yalısı, Selimiye Kışlası, Vefa Lisesi, Pera Palas Oteli, Şişli Etfal Hastanesi gibi yerler bulunuyor. </span></p>
<h5><b>İBB Galata Kulesi ve Gezi Parkı Kararlarını Mahkemeye Taşıdı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-68227 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat-640x445.jpeg" alt="Mahir Polat" width="339" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat-640x445.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/mahir-polat.jpeg 700w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" />Özellikle İstanbul’u ve Beyoğlu bölgesini etkileyen bu kararlar sonucunda İBB, itirazlarını yükseltti. İBB’nin Galata Kulesi’nin devrine yönelik açtığı dava sürerken Mart ayı içinde bir dava da Gezi Parkı için açıldı. İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Sözcü Gazetesi’nden Özlem Güvemli’ye yaptığı açıklamada</span><span style="font-weight: 400;"> “Yasa maddesinin işletilebilmesi için vakıf yoluyla kurulması ve vakıf kültür varlığı olması gerekir. Gezi Parkı, Beyazıt döneminde boş arsaydı. 3. Selim döneminde kiralanarak Topçu Kışlası yapıldı. Topçu Kışlası da vakıf tarafından yapılmadı” açıklamasında bulundu. RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programına da katılan Güven; Gezi Parkı’nın devrinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İstanbul Şubesi ve Beyoğlu Tapu Müdürlüğü arasında geçen bir günlük bir yazışma ile olduğunu, eğer kendilerine de söz hakkı tanınsaydı en azından II. Beyazıt’la Gezi Parkı arası 450 sene olduğunu hatırlatabileceklerini söyledi. </span></p>
<h5><b>“Taksim Meydanı Projemize Başlamamız Engellendi”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat, Gezi Parkı kararının yakında başlamayı planladıkları Taksim Projesi’ni engellemek için alındığı görüşünde: 350 bin insanın oylayarak seçtiği Taksim Meydanı projemiz başlayamıyoruz çünkü Gezi Parkı bu projenin içindeydi. Taksim Meydanı tarihi sit alanıdır. Bu alanda yapılacak bütün uygulamalar Koruma Bölge Kurulu’na gider yani Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün de bağlı olduğu Kültür Bakanlığı’nın onayını bekliyorduk. Onayımızı beklerken bu gelişme ile karşı karşıya kaldık”</span></p>
<h5><b>Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi: &#8220;Arka Planda Başka Niyetler Var&#8221;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nin 6 Nisan’da yaptığı yazılı basın açıklamasında; Gezi Parkı’nın Vakıflara devredilmesinin arkasında parka Topçu Kışlası yapma idealinin yeniden gündeme alınması olduğunu söylenirken, 1014 taşınmazın da ivedilikle kamuoyuyla paylaşılması çağrısı yaptı. Şubenin paylaştığı konuşma metninde ayrıca şu ifadelere yer verildi: “13 yıldan beri yürürlükte olan 5737 sayılı yasanın 30. maddesine, son 1-2 yılda yoğun bir şekilde işlerlik kazandırılmasının arka planında başka niyetler olduğu son derece açıktır. Her ne kadar Vakıflar Genel Müdürlüğü, </span><i><span style="font-weight: 400;">“</span></i><span style="font-weight: 400;">kendisine emanet edilen vakıf mallarına sahip çıkmayı, vakıf kurucularının emanet ettiği, her biri bir şaheser olan eserleri koruyup ihya etmeyi ve bu köklü mirası gelecek nesillere aktarmayı</span><i><span style="font-weight: 400;">”</span></i><span style="font-weight: 400;"> amaçladığını bildirse de; özellikle esasen toplumsal kullanışa ayrılmış kamu malı yaşamsal ve toplumsal bir donatı alanı olarak kullanılan ve üzerinde yaşayan kültür varlığı yapı bulunmayan Gezi Parkı’nın da bu devir işlemine konu olması, söz konusu idarenin, kör bir siyasi hesaplaşma ve iktidara güç katma girişimine aracı olarak amacını kötüye kullandığının bir göstergesi olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanmıştı. 26 Mart 2021 tarihinde yayımlanan ve 2005 tarihli yönetmeliğe değişiklikler getiren Kültür ve Turizm Bakanlığı Yönetmeliği’ne (Alan Yönetimi ile Anıt Eser Kurulunun Kuruluş ve Görevleri ile Yönetim Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik) de bakıldığında, bu bakanlığın yetki ve sorumluluklarını ölçüsüzce artırma yönünde bir eğilim olduğu görülmektedir. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2021 genel bütçesinden aldığı payın yalnızca binde 5 olduğu hatırlandığında da, kültür varlıkları için daha da çok endişe duymak kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne “emanet” edilen Galata Kulesi’nde yapılan ve kültür varlığına kalıcı zarar veren yanlış müdahaleler de bu endişemizin haklılığını ortaya koymaktadır.”</span></p>
<h5><b>KORDER: &#8220;Bu Karar Hukuksal Bir Hak Arayışı Sürecine Dönüşecektir&#8221;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-68229 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk-640x400.jpeg" alt="korder" width="405" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk-640x400.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/korder_yk.jpeg 1000w" sizes="(max-width: 405px) 100vw, 405px" />Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) Yönetim Kurulu sözcüleri, taşınmaz kültür varlıklarının Vakıflara devredilmesi kararını değerlendirdi. Her şeyden önce KORDER de hangi 1014 varlığın vakıflara devredildiğini de öğrenmeye çalıştık ancak basında yer alan bilindik yapılar dışında herhangi bir bilgiye ulaşamamış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurul, Gezi Parkı’nın vakıf mülkiyetine geçmesinin öncelikle kentin önemli kamusal açık alanlarından birinin artık topluma açık olmayacağı için büyük bir sorun oluşturduğunu söyleyerek başladıkları sözlerine bu kararın hukuksal hak arayışı sürecine döneceğini söyleyerek devam ediyorlar: “Kamusal alanların özel (vakıf) mülkiyete geçirilmesinin anayasanın hangi maddesine dayanılarak yapıldığını anlayabilmek bizim açımızdan çok zor. Bunun hukuksal bir hak arayış sürecini (kamu davası) de başlatacağı açık gözüküyor. Gezi Parkı’nın sembolik önemi ve Topçu Kışlası’nın rekonstrüksiyonu tartışmaları da göz önüne alındığında önümüzdeki günlerde yalnızca mülkiyet değişimiyle kalınmayacağı ve yeni tartışmaları doğacağını söylemek mümkün. Belediye ve hazinenin elindeki bazı kültür mirası taşınmazların vakıf mülkiyetine geçmesi ise daha çok bu taşınmazların hakim miras pratikleri doğrultusunda yeniden işlevlendirileceği ihtimalini akıllara getiriyor.”</span></p>
<h5><b>“Süreçler Tepeden İnmeci Bir Yaklaşımlar Yönetiliyor”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Taşınmaz varlıkları hem korumak hem de etkin biçimde hayata dahil etmek nasıl mümkün olabilir?” sorusunun 19. yüzyıldan beri koruma disiplininin ana sorularından birisi olduğunu ifade eden KORDER üyeleri, tarihi yapıların günümüzün konfor koşulları ile ihtiyaçlarını karşılamamaları nedeniyle güncel müdahalelere ihtiyaç duyduğunu belirtiyorlar. Ancak KORDER’e göre güncel durum bu ihtiyacı karşılamaktan uzak: “Maalesef günümüz Türkiye&#8217;sinde taşınmaz kültür varlıkları, hem ekonomik fayda hem de hakim miras söyleminin öncelikleri neticesinde nitelikli olmayan müdahaleler görmekte, hatta yok olmaktadırlar. Söz konusu süreçler tepeden inmeci bir yaklaşımla yürütülmekte olup, STK&#8217;ların ve aslında tüm toplumun koruma uygulamalarında söz sahibi olması gerekmektedir. Çünkü tarihi yapılar, sahip oldukları tarihi, anı, eskilik gibi çeşitli değerleri nedeniyle toplumsal bellekte yer edinmişlerdir. Bu nedenle, çağdaş ve evrensel koruma ilkeleri ile örtüşen yeni müdahalelerle, ülkemizde de iyi örneklerini çokça gördüğümüz bir şekilde, tarihi yapıları topluma kazandırmak mümkündür.”</span></p>
<p><em>Kapak fotoğrafı: Selim Çetin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/07/tasinmaz-kultur-varliklarinda-devir-tartismasi-suruyor/">Taşınmaz Kültür Varlıklarında Devir Tartışması Sürüyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Temena]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 08:44:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Aydıntaşbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekçiler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43648</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun girişimiyle  İstanbul’un ilk Büyükşehir Kent Konseyi kuruldu. İstanbul Kent Konseyi Başkanlığı’na ise mimar Tülin Hadi seçildi. Bünyesinde bir çok dernek ve STK olan Kent Konseyi’nin çalışmaları merakla bekleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/">İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var &lt;br&gt;Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi hem de yerel yönetimler ve STK’ların kurulmasını istediği İstanbul Büyükşehir Kent Konseyi geçtiğimiz hafta sonu Olağan Kurul Toplantısını gerçekleştirerek kuruluşunu ilan etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43655 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/tulin1.jpg" alt="" width="247" height="268" />İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim vaatleri arasında yer alan İstanbul Büyükşehir Kent Konseyi’nde, Yönetim Kurul Başkanıyla birlikte 42 asil üye 42 de yedek üye yer alıyor. Başkanı Mimar Tünde Tülin İlhan (Tülin Hadi) olarak belirlenen İstanbul Kent Konseyi’nde, Çiçekçiler Derneği, TMMOB, İstanbul Tabip Odası tarafından yetkilendirilen üyeler de yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabancı Üniversitesi’nde İklim Uyum Politikası çalışanı Dr. Ümit Şahin, gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, oyuncu Mert Fırat ve Demet Evgar, TFF İstanbul İl Temsilcisi Ali Tanrıyaşükür ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü&#8217;nden Öğretim Üyesi Feyza Akınerdem gibi isimler de konseyin çalışmalarına katkıda bulunacak.</span></p>
<p><b>‘STK’lar Katkı Sunmak İçin Heyecanlılar’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir beklenen Kent Konseyi’nin ilanının ardından İstanbullar merakla çalışmaları beklemeye başladılar. ‘İstanbul’u katılımcı bir anlayışla yönetmek’ şiarıyla kurulan Kent Konseyi’nin üyesi Feyza Akınerdem, “Konseyin ilk defa kurulması İstanbul Büyükşehir belediyesinin daha katılımcı bir yönetimi benimseyeceğine dair bir iyi niyet göstergesi olarak oldukça önemli. Benim gözlemlediğim kadarıyla çok sayıda yerel STK bu konseyin bir parçası ve bu konseyin çalışmalarına katkı sunmak konusunda da oldukça heyecanlılar. Mahalle düzeyinde örgütler, kadın dernek ve vakıfları, çocuk, yaşlı, engelli, kent yaşamı gibi bir çok konuda hak temelli çalışan sivil toplum örgütleri ile bunu paylaşmak oldukça heyecan verici.” yorumunda bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43653 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza.jpg" alt="" width="298" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 298px) 100vw, 298px" />Feyza Akınerdem’e ‘katılımcı bir kent yönetimi’ soruyoruz. ‘Uzaktaki kalabalıklar olmak yerine katılımcı olma fikrinin’ hayata geçmesinin kıymetli olduğunun altını çizen Akınerdem, “Ben katılımcı anlayıştan, yöneticilerin kullanıcısı olmadıkları halde kendi önceliklerine göre tasarladıkları kent hizmetlerinin yerini, o hizmetin gerçekten alıcılarının tasarımına katkı sundukları hizmetlerin sunulmasını anlıyorum. Uzaktaki kalabalıklar olmak yerine karar veren katılımcılar olma fikri kent sakinleri için çok kıymetli. Ancak bu sözde kalmamalı, gerçekten icraata geçmeli diye düşünüyorum.” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konsey üyelerinin, İstanbul’un farklı bileşenleriyle nasıl bir çalışma yürüteceği de yakından takip edilecek konular arasında. Birçok STK’nın Kent Konseyi içerisinde yer aldığının alını çizen Akınerdem sözlerini şöyle sonlandırıyor; “Nasıl çalışacağı ise bileşenlerinin benim gözlemlediğim kadarıyla çok sayıda yerel STK bu konseyin bir parçası ve bu konseyin çalışmalarına katkı sunmak konusunda da oldukça heyecanlılar. Mahalle düzeyinde örgütler, kadın dernek ve vakıfları, çocuk, yaşlı, engelli, kent yaşamı gibi bir çok konuda hak temelli çalışan sivil toplum örgütleri ile bunu paylaşmak oldukça heyecan verici.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/">İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var &lt;br&gt;Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Jan 2019 09:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat Mühendisleri Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Profesör İlhan Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[TÜMÖD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34473</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB, TÜMÖD gibi demokratik meslek örgütlerinde çeşitli görevlerde bulunan Yıldız Teknik Üniversitesi inşaat mühendisliği bölümü öğretim üyesi Profesör İlhan Berktay, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/">Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Pazar günü hayata veda eden Yıldız Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği bölümü öğretim üyesi  Profesör İlhan Berktay, Pazartesi düzenlenen cenaze merasimiyle Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>
<p>Berktay&#8217;ın cenaze törenine, çocukları, HDP PM üyesi Ayşe Berktay, Çevirmen Ali Berktay, damadı Recai Hacımirzaoğlu, 1950 kuşağının önemli isimlerinden Hilmi Artan, HDP Milletvekilleri Musa Piroğlu, Züleyha Gülüm, Filiz Kerestecioğlu, HDP İstanbul İl Başkanı Cengiz Çiçek, TTB eski Başkanı Gençay Gürsoy, tiyatro yönetmeni Ayşe Emel Mesci, Yazar Ayşegül Devecioğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.</p>
<p><strong>İlhan Berktay Kimdir?</strong></p>
<p>İlhan Berktay, 1931 yılında İzmir’de doğdu. İzmir İnönü Lisesi’ni bitirdikten sonra İTÜ Makine Fakültesi’ni kazanan Berktay, aynı dönemde İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneği’ne (İYTGD) üye oldu. İki dönem dernek başkanlığı yapan Berktay, “Nâzım Hikmet’i Kurtarınız” kampanyasının ardından 1951 tevkifatında tutuklandı. Aralıklarla yaklaşık üç yıl cezaevinde kalan Berktay, üniversiteyi bitiremedi.</p>
<p>1949’da İYTGD’de tanıştığı Solmaz Görkmen ile 1952’de cezaevinde evlendi. 1962’de Yıldız Teknik Okulu (bugünkü YTÜ) Akşam İnşaat Bölümü’ne girip 1966’da mezun oldu. Aynı üniversitede profesör olan Berktay, Betonarme Anabilim Dalı başkanlığı yaptı, İnşaat Mühendisleri Odası, TMMOB, TÜMÖD gibi demokratik meslek örgütlerinde çeşitli görevlerde bulundu.</p>
<p>Mesleki alanda çeşitli makalelerin yanı sıra “Kırılma Çizgileri Teorisi ve Uygulamaları” (1988); “Plak Teorisi ve Uygulamaları” (1992); “Betonarme 1, Taşıma Gücü ve Kesit Hesapları” (3. baskı 2003) ve “Solmaz Hanım’la Bir Ömür – Aşkta ve Kavgada” (2018) kitaplarını kaleme aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/22/profesor-ilhan-berktay-hayatini-kaybetti/">Profesör İlhan Berktay Hayatını Kaybetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Jan 2019 11:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Körfez Geçişi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33845</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Körfez Geçişi Projesi'ne verilen ÇED olumlu kararının iptali için, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’nin Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP), Doğa Derneği ile 85 İzmirlinin açmış olduğu davalarda karar verildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04,04,2017 tarih ve 4586 sayılı ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu’ kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. İzmir Körfez Geçişi Projesi'ni EGEÇEP ve davacı yurttaşların avukatı Arif Ali Cangı TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol, Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>İzmir</b><b> Körfez Projesi nedir? Ortaya nasıl çıktı? </b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP): </b><span style="font-weight: 400;">Proje, 2014 yılında yerel seçimlerin hemen öncesinde o dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı&#8217;na aday olan Binali Yıldırım&#8217;ın, İzmir için tasarladığı 1414 projeden biri olarak açıklamıştı. Kimi söylemlerinde 35 projeden biriydi. Körfez, üzerinde 12 km otoyol, 16 km raylı sistem olarak öngörülen, kuzeyde 4.2 km ayaklar üzerinde köprü, 800 mt yapay ada ve 1.8 km batırma tüp geçişten oluşuyor. Söz konusu Körfez olunca İzmir’den ayrı düşünülemez, çünkü Körfez İzmir’in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılmaz bir parçası. Kamu kuruluşları akademisyenler ve sivil toplum uzmanlarının 35 yıldır izlediği Gediz deltasında geçtiğimiz sene yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatmış.</span></p>
<figure id="attachment_33848" aria-describedby="caption-attachment-33848" style="width: 365px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-33848" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20180524-WA0008.jpg" alt="" width="365" height="527" /><figcaption id="caption-attachment-33848" class="wp-caption-text">Arif Ali Cangı</figcaption></figure>
<p><b>Köprü yapılması planlanan bölgenin önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanı.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Körfez Geçişi Projesi, kuzeyde yapım aşamasında olan İstanbul otoyolu ile Çiğli’de sulak alanların ve kuş cennetinin olduğu bölgeden güneyde doğal sit statüsü değiştirilen İnciraltı ve Çeşme Yarımadası&#8217;nı birbirine bağlayacak. </span><span style="font-weight: 400;">Körfez Geçişi Projesi ile birlikte ardı ardına gelen yönetmelik, sit derecelerindeki değişiklikler üst ölçek plan kararları ve büyük ölçekli mega projeler İzmir için büyük tehdit oluşturuyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 4 Nisan 2017’de </span><span style="font-weight: 400;">körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karara karşı TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de yürütmeyi durdurma kararı vermişti.</span></p>
<p><b>Yapımı planlanan İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni, </b><b>İzmir 3. İdare Mahkemesi 30.10.2018 tarihli kararı ile hukuka aykırı buldu ve projeyi iptal etti.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği kararda; “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle Körfez Geçişi projesi için verilen ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></p>
<p><b>İzmir</b> <b>Körfez Geçişi Projesi&#8217;ni</b> <b>İzmir&#8217;e karşı işlenecek en büyük suçlardan birisi olarak nitelendiriyor, projeyi iptal eden mahkeme kararını çok önemsiyorum.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir, Anadolu&#8217;nun en batısında, hinterlandında verimli tarım topraklarıyla, yüzyıllar boyunca Anadolu üzerinden gelen Uzak ve Ortadoğu bağlantılı uzun mesafe kervan ticaret yollarının son durağı, bir liman kenti. Liman kenti niteliği körfezi daha önemli kılıyor. Kısaca Körfez, İzmir&#8217;in bugünü ve geleceğine ilişkin hayatının ayrılamaz bir unsuru. İzmir, coğrafyasının verdiği olanaklarla, uygarlık birikimini yaratmış güçlü bir simge kenttir. İzmir&#8217;in simgelerinden olan Körfezi, tünel ve köprü çılgınlığını değil, körfez olarak yararlanmayı bekliyor.</span><span style="font-weight: 400;"> İzmir, dünyada ender bulunan bir delta ile iç içe, Gediz Deltası&#8217;nda yılda yaklaşık 20 bin çift flamingo kuluçkaya yatıyor, yapılmak istenen yolun önemli bir kısmı deltada üreyen flamingoların beslenme alanından geçiyor. Olaya bütüncül baktığımızda, Körfez Geçişi Projesi aynı zamanda İzmir için çizilen senaryonun bir parçası idi. O senaryoda doğal varlıklarını kaybetmiş, birilerine rant sağlamak için betona boğulmuş bir kent var. Tercihimiz; Körfez&#8217;i, Gediz Deltası ve diğer doğal, tarihi, kültürel varlıklarını ve kimliğini koruyan sağlıklı bir İzmir&#8217;den yana olmalı.</span></p>
<p><b>Akıllardaki en önemli soru mahkeme iptal kararını uygulayacak mı?</b></p>
<p><b>Arif Ali Cangı (EGEÇEP)</b> <span style="font-weight: 400;">Hukuk devleti olmanın gereği olarak; bu mahkeme kararı gecikmeksizin, eksiksiz uygulanması Anayasa ve yasaların amir hükmüdür. Ama ne yazık ki bunun kendiliğinden olmayacağını biliyoruz, karara sahip çıkmak gerekiyor. Onun için mahkeme kararına sahip çıkmak hem hukukun üstünlüğü ilkesine sahip çıkmak, hem de İzmir’in kimliğini korumak açısından önemli. Mahkeme kararı, aslında İzmir’e bir anlamda armağan niteliğinde, aynı zamanda sorumlulukta yüklüyor. İzmirliler bu karara sahip çıkmazsa 2009/7 sayılı genelgeye dayanılarak yeni bir ÇED süreci başlatılıp,mahkeme kararının arkasından dolanma girişimi yaşanabilir. İzmir’in doğal ve kültürel varlıkları ile geleceği için herkesi karara sahip çıkmaya davet ediyorum.</span></p>
<p><b>TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı </b><b>Özlem Şenyol:</b><span style="font-weight: 400;"> Bir buçuk yıldan fazladır sürdürdüğümüz hukuki mücadelenin sonunda aldığımız</span><span style="font-weight: 400;"> ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  iptal kararı ile İzmir adına önemli bir kazanım elde edilmiştir.Çevre ve Şehircilik Bakanlığının mahkeme kararı ile iptal edilmiş </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;">  raporlarının birkaç düzeltme ile yeniden sunulması durumunda yeniden onayladığı proje örnekleri ne yazık ki oldukça fazla. Diğer taraftan Karayolları Genel Müdürlüğünün projenin uygulamaya geçmesi adına imar planlarını ve jeolojik etüd raporu için geçtiğimiz aylarda ihaleye çıktığını ve yapım aşamasında olduğunu da biliyoruz. Buradan yola çıkarsak projenin tekrar yeni bir </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporu ile gündeme gelme olasılığı mümkündür. Ancak mahkeme kararının gereği olarak proje ile ilgili tüm devam eden işlemlerin iptal edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla telafisi mümkün olmayacak büyük kamu zararlarının oluşmaması adına ilgili kurumların hukuki ve bilimsel olarak kamu yararı içermediği kanıtlanmış körfez geçiş projesinin bir daha İzmir kamuoyunun karşısına getirilmemek üzere iptal edilmesini umut ediyorum.</span></p>
<figure id="attachment_33849" aria-describedby="caption-attachment-33849" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33849" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/IMG-20190102-WA0001-640x515.jpg" alt="" width="640" height="515" /><figcaption id="caption-attachment-33849" class="wp-caption-text">Özlem Şenyol</figcaption></figure>
<p><b>Körfez Geçiş Projesi yalnızca İzmir Körfezini güney ve kuzeyden bağlayacak bir yol projesi değildir. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk olarak 2014 yerel seçimlerinde bir seçim projesi olarak İzmir’in gündemine gelmiş sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından uygulamaya geçirilmek için işlemler yürütülmeye başlanmıştı. Projenin hedefleri her ne kadar ÇED raporunda yazdığı şekilde kent içi trafiğini rahatlatacak bir ulaşım alt yapısı olarak sunulsa da arka planda Eğer bu proje hayata geçerse İzmir’in kuzey ilçelerinde ve güneyde başta inciraltı ve çeşme yarımadasında toprak rantı arttırılacak ve yeni gelişim alanlarına konu edilecektir. Bu alanların yapılaşması ile birlikte yapılaşma baskısı altında kalacak kuzeyde İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri, doğal sit alanları ve tarım alanları da gözden çıkarılmaktadır. İlgili uzmanlar tarafından bilirkişi raporunda da bu hususlara değinilmiş ve mahkeme projenin </span><span style="font-weight: 400;">ÇED</span><span style="font-weight: 400;"> raporunu iptal etme kararına varmıştır.</span></p>
<p><b>Doğa Derneği avukatı Cem Altıparmak:</b><span style="font-weight: 400;"> Bildiğiniz üzere Doğa Derneği, kurulduğu yıllardan bu yana özellikle kuşlar ve sulak alanlar konusunda önemli çalışmalara sahip  bir sivil toplum örgütü. Gediz Deltası da Doğa Derneği’nin çalışma yürüttüğü bir bölge. Bu bölgeyi yok oluşa götürecek böyle bir proje ortaya çıktığında, Doğa Derneği de doğal olarak bu projenin karşısında oldu. Arif ve Özlem davanın Gediz Deltası ve İzmir için  önemi gayet iyi açıkladılar. Bu yüzden tekrara düşmemek adına ben bu dava deneyiminin İzmir’e ve sivil topluma kazandırdıkları açısından birkaç söz etmek isterim. Bu proje ilk gündeme geldiğinde, her bir yapı kendi penceresinden ayrı bir dava süreci yürütmek için harekete geçti. Farklı disiplinlerde uzmanlaşmış ancak birbirlerinden politik duruş ya da doğa koruma mücadelesi yöntemleri açısından farklılaşmış bu yapılar, çok kısa bir süre sonra, arkasında iktidarın ve yerel politikacıların desteğini almış, böylesine “çılgın” bir projeye karşı işbirliği yapmanın önemini fark ettiler. O noktadan sonra mücadele ve dava süreci ortaklaştırıldı. Davanın takibi, keşiflere hazırlık, sürecin kamuoyuna duyurulması ve desteklenmesi gibi konularda ortak çalıştılar ve kazandılar. Somut olarak dava bazında ortaya çıkan bu ortak mücadele deneyimi, bu dava ile sınırlı kalmadı ve İzmir’deki farklı bileşenlerin de katılmasıyla “İzmir’e Sahip Çık Platformu”na evrildi.</span></p>
<figure id="attachment_33847" aria-describedby="caption-attachment-33847" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-33847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg" alt="" width="640" height="402" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-640x402.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim-1024x642.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/cem-resim.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-33847" class="wp-caption-text">Cem Altıparmak</figcaption></figure>
<p><b>Yani bir davadan yola çıkan mücadele bu davayı da aşarak İzmir’in ekolojik ve kentsel sorunları için mücadele eden yeni bir sivil toplum platformunun doğmasına vesile oldu.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben bu noktayı oldukça önemsiyorum. Tabi bu notaya gelişte, son dönemde yine İzmir’de ortaya çıkan ve İzmir’in en önemli kentsel yeşil alanı olan Kültürpark’ın ne yazık ki yerel yönetimler (İzmir Büyükşehir Belediyesi) eliyle amaç dışı ve kamu yararına aykırı olarak, bazı sermaye gruplarına tahsisine yönelik girişimlerine tepki olarak doğan Kültürpark Platformu deneyiminin, İzmir’deki sivil toplum mücadelesine katkıları da yadsınamaz. Yani bu son dönemde, İzmir’de kent ve ekoloji merkezli sivil toplum mücadelesinin bir hayli hareketli olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sonuç olarak, çevresel konularda halkı karar alma süreçlerine dahil etmeyen bir yönetim anlayışının, hangi politik çizgide olursa olsun, ortak mücadele yöntemleri ile başarısızlığa uğratılabileceğinin değerli örneklerini göstermesi açısından körfez geçişi, İzmir’e Sahip Çık ve Kültürpark Platformu gibi yerel mücadele deneyimlerini önemsiyorum.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/02/izmir-korfez-gecisi-projesi-iptal-karari-izmir-halkina-armagandir/">&#8221;İzmir Körfez Geçişi Projesi İptal Kararı İzmir Halkına Armağandır&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Dec 2018 14:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[izmir körfez geçiş projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ulastırma Denizcilik ve Haberlesme Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan (Otoyol ve Raylı Sistem Dahil) İzmir Körfez Geçişi projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen 04.04.2017 tarih ve 4586 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi. Karar hakkında daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3t9tv-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3t9tv-0-0">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 4 Nisan 2017’de körfezi güney-kuzey yönünde geçmesi planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’nin çevresel etki değerlendirme raporunu onaylamış, bu karar karşısında TMMOB, EGEÇEP, Doğa Derneği ve 85 vatandaş yürütmenin durdurulması ve projenin iptali için dava açmıştı. Açılan davalar sonucunda Ağustos 2018’de verilen yürütmeyi durdurma kararının ardından, geçtiğimiz hafta İzmir 3. İdare Mahkemesi ÇED olumlu kararını iptal ederek tarihi bir karara imza attı.</div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="fmta6-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="fmta6-0-0"><span data-offset-key="fmta6-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="5upb4-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="5upb4-0-0"><span data-offset-key="5upb4-0-0">İzmir’in Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşama alanlarından biri. Türkiye’deki 14 uluslararası öneme sahip Ramsar Alanı’ndan biri olan Gediz Deltası, aynı zamanda Doğal Sit Alanı olarak da korunmakta. Türkiye’nin en büyük yüz ölçümüne sahip kıyı sulak alanlarından biri ve 40 binden çok flamingonun yaşam alanı olan İzmir’in Gediz Deltası, UNESCO’nun Dünya Doğa Mirası ile ilgili dört kriterinin tamamını sağlamaktadır. Bu nedenle alınan karar, dünya doğa koruma içtihadı açısından da tarihi önem taşımaktadır.</span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="3oalj-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="3oalj-0-0"><span data-offset-key="3oalj-0-0"> </span></div>
</div>
<div class="" data-block="true" data-editor="9389d" data-offset-key="cv5eg-0-0">
<div class="_1mf _1mj" data-offset-key="cv5eg-0-0"><span data-offset-key="cv5eg-0-0">İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 30.10.2018’da verdiği tarihi karar şunları içeriyor: “Otoyol ve Raylı Sistem Dahil İzmir Körfez Geçiş projesinin bulunduğu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1.000 ölçekli imar planlarında gerekli değişikliklerin yapılmadığı; il ya da bölge düzeyinde bir İzmir’in çevre düzeni planından ulaşım master planına kadar hiçbir planın stratejisi olarak üretilmemiş olması nedeniyle planlama ilke ve esaslarına uygun olmadığı, projenin kuzey aksının çok önemli bir doğa koruma alanı içerisinden geçtiği, bölgede uluslararası sözleşmelerle koruma altına alınmış alanların ve farklı koruma statülerinin bulunduğu, güzergahın güney bölümünde de tescil altına alınmış koruma statülerinin ve korunacak tarım alanı olarak belirlenmiş bir kent bölgesinin yer aldığı, Ekosistemde su sıcaklığının ve alanın denizle olan su alışverişinin değişeceği, bunun da flamingoların besin zincirinin en önemli halkasını oluşturan artemiaların bölgeden yok olmasına yol açabileceği ve bunun da sonuç olarak birbirine hassas dengelerle bağlı bir ekosistemin proje ile zarar görebileceği, ÇED projesinde verilmiş olan jeolojik bilgilerin çok genel ve küçük ölçekli olduğu, projeye özel yeterli detay haritalama ve zemin etüd çalışmaları içermediği, projenin temelini oluşturan zemin bilgisiyle ilgili net bir bilgi olmadığı, batırma tünel ile geçiş yapılan İnciraltı bölümünün aktif fay hattı zonundan geçmekte olduğu ve bu kısımdaki bağlantı contalarının olası bir depremde beklenen yatay ve düşey deplasmanları tolere edebilecek kapasiteye sahip olup olmadığıyla ilgili raporda detay verilmediği dikkate alındığında, dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.” Mahkeme bu gerekçeyle dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.</span></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0"></div>
<div data-offset-key="cv5eg-0-0">Kaynak: <a href="http://www.dogadernegi.org/izmirkorfezgecisiiptal/?fbclid=IwAR07nwgcJ6baY-qfuCrg-kjuguU0RMvEQK7ZWKgwKgmgZ4h3K1Uu_VBSWrk" target="_blank" rel="noopener">Doğa Derneği</a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/24/flamingolarin-hukuk-zaferi-izmir-korfez-gecisi-projesi-mahkeme-karariyla-iptal-edildi/">Flamingolar&#8217;ın Hukuk Zaferi: İzmir Körfez Geçişi Projesi Mahkeme Kararıyla İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 12:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İklim Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[ÇMO]]></category>
		<category><![CDATA[MUÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Çevre Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı, Çevre Mühendisleri Odası ve Muğla Çevre Platformu ortaklığıyla hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla” araştırmasının bulgularını kamuoyuyla paylaşıldı: Muğla’daki 3 termik santral şimdiye kadar 45 bin erken ölüme neden oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) tarafından, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) ortaklığıyla yapılan &#8220;Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla&#8221; adlı araştırmanın bulguları Yatağan&#8217;da bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Yayınlanan araştırma yıllardır kömürlü termik santrallerin etkilerini birebir yaşayan Muğla halkının ne bedeller ödediğini ve mevcut planlardan vazgeçilmezse ne bedeller daha ödeyeceğini verilerle ortaya koyuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91736/510/330" width="510" height="330" /></p>
<h3>Muğla&#8217;nın kömürü on binlerce ömre bedel mi?</h3>
<p>Araştırmanın bulgularına göre Muğla&#8217;daki Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği 1983-2017 yılları arasında en az 45 bin erken ölüme sebep oldu. Ayrıca yine hava kirliliğine bağlı kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle 46 bin kişinin hastaneye yattığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Toplantıda sunulan araştırma sonuçlarına göre, Yatağan&#8217;da havadaki partikül madde yoğunluğu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün belirlediği yıllık ortalama üst limitin 2015&#8217;te dört, 2016&#8217;da üç buçuk katı olarak gerçekleşti. Yani Yatağan halkı, 2015 ve 2016 yılları boyunca DSÖ&#8217;nün insan sağlığı için aşılmaması gerektiğini belirttiği sınırın kat be kat fazlası zehir soludu.</p>
<h3>Besinlerimiz zehirleniyor</h3>
<p>Çalışma, hava kirliliği ile Muğlalıları hasta eden üç santralin doğayı da yıkıma sürüklediğini ortaya koyuyor. Sonuçlara göre, halihazırda toplamda bu santrallerden 28 bin kg cıva salınmış ve baca gazı arıtma tesisleri devamlı çalışsa dahi yılda 1100 kg cıva salmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu cıvanın yarısı ormanların, tarım alanlarının üzerine ve Akdeniz&#8217;e çöküyor. İnsanlar ve diğer canlılar için toksik bir ağır metal olan cıva toprakta, tatlı su kaynaklarında, denizde ve dolayısıyla bitki ve hayvanların dokularında birikiyor. Bu toksik ağır metal, besin zinciri aracılığı ile insanlara ulaşıyor; özellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için ciddi riskler yaratıyor.</p>
<h3>Beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanı tehdit altında</h3>
<p>Kömür üretimi sebebiyle yıkıma uğrayan orman ve tarım arazilerinin tam boyutu, resmi verinin kamuoyuna açık olmaması nedeniyle bilinmese de, Milas ve Yatağan&#8217;da açık ocak kömür madeni işletme ruhsatı alanları 440 km2&#8217;lik bir alanı kaplıyor.</p>
<p>Henüz işletmeye alınmamış ruhsat alanları da işletmeye alınırsa 185 km2&#8217;lik ormanlık alan daha yok olacak. Bu, beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanının yerini madene bırakması anlamına geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91738/510/330" width="510" height="330" /></p>
<p>CAN Europe&#8217;tan (Avrupa İklim Ağı) Elif Gündüzyeli, &#8220;Kömür başta olmak üzere tüm fosil yakıt kaynakları, aynı iklim değişikliği gibi sınır tanımayan hava kirliliğini de insan sağlığı için ciddi bir küresel tehdit olarak ortaya çıkarıyor&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Atmosferik şartlar nedeniyle hava kirliliği kirletici kaynakların bulunduğu ülke sınırlarının bile dışına çıkıyor. Küresel iklim değişikliğinin de temel kaynaklarından biri olan kömürün, bu araştırmada ortaya koyduğumuz yaşamsal bedellerin önüne geçilebilmesi için bir an önce enerji üretimi planlarından çıkarılması gerekiyor.&#8221;</p>
<h3>Muğla en kötü hava kaliteseni sahip iller arasında</h3>
<p>Yatağan&#8217;ın Türkiye&#8217;de hava kirliliğinin en yoğun yaşanan yerleşimlerinden biri olmasına dikkat çeken Türk Toraks Derneği&#8217;nden Prof. Dr. Sebahat Genç ise 2014 –2015 yılları arasında havadaki aylık ortalama partikül kirliliği açısından en kötü hava kalitesine sahip iller arasında Muğla&#8217;nın 4. sırada yer aldığını tespit ettiklerini söylüyor.</p>
<p>Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Temsilcisi Mustafa Tuncaelli ise bu araştırmayla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Yatağan&#8217;da iki yıldır hava kalitesi ölçümlerini yapmadığının ortaya çıktığını belirtiyor.</p>
<div><iframe loading="lazy" src="https://streamable.com/s/anxtq/lpdopf" width="477" height="100%" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
<h3>&#8220;Ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</h3>
<p>&#8220;Milas&#8217;ta ise bir hava kalitesi ölçüm istasyonu yok. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da, Enerji Bakanlığı da, Muğla&#8217;daki linyit madeni sahalarından kaynaklanan hava kirliliğine dair resmi açıklamada bulunmuyor.</p>
<p>&#8220;Bilgi edinme başvurularımızı cevapsız bırakıyor. Özellikle Yatağan, Milas, Muğla merkezdeki yoğun hava kirliliğinin kaynaklarına dair somut ve resmi bilgiler şeffaf olarak kamuoyuyla paylaşılmıyor. Yatağan&#8217;da ve Milas&#8217;ta ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/cevre/202221-komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>Fotoğraflar: <em>Servet Dilber</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Sep 2018 07:09:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı]]></category>
		<category><![CDATA[3. havaalanı işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Öztutan]]></category>
		<category><![CDATA[İGA]]></category>
		<category><![CDATA[İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[işçi eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[İYİ-SEN]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30567</guid>

					<description><![CDATA[<p>3. havalimanı inşaatı işçileri kötü çalışma ve barınma koşulları yüzünden eylemde. Geçen aylarda iş kazaları sonucu ölümleri gündemleştiren işçiler bu seferki eylemlerinde taleplerini sıraladılar. Şantiyede sendikal faaliyet yürüten İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası (İYİ-SEN) Genel Başkanı Ali Öztutan eylemlerin başlama sebeplerini ve işçilerin taleplerini bizim için değerlendirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/">3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">3. havalimanı inşaatında çalışan işçiler tahta kurusu, pire, yemek sırası, kötü çalışma koşulları sebebiyle dün sabah 06.30 itibariyle eylem başlattı. </span><a href="http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1082328/3._Havalimaninda_eylem_devam_ediyor__Sendika_baskani_alandan_cikarildi.html"><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet gazetesine göre</span></a><span style="font-weight: 400;"> 3.havalimanında çalışan işçi, her gün iki kişinin öldüğünü iddia ederek &#8220;Her gün iki ölü çıkıyor. Her gün yaralı arkadaşlarımız var. Şişli Etfal&#8217;de yatıyor bir tane arkadaşımız. Bize yoğun bakımda olduğu söylendi fakat bilgi alamıyoruz&#8221; dedi.</span></p>
<p>Son gelen bilgiye göre dün gece ilerleyen saatlerde polis ve jandarma tarafından eylem yapan işçilere düzenlenen operasyonda çok sayıda işçi ve İnşaat-İş yöneticisinin gözaltına alındığı aktarıldı. Gözaltı sayısının 400&#8217;ü aştığı söyleniyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet gazetesine konuşan ve şartların son bir yılda insanlık dışı duruma geldiğini belirten başka bir işçi de, &#8220;Çünkü bize ihtiyaçları kalmadı&#8221; dedi. İsmini vermek istemeyen işçinin iddiası şöyle: &#8220;1 sene öncesine kadar şartlar iyiydi. Ama artık inşaatta sona yaklaşıldı ve insan gücüne ihtiyaçları azaldı. İnsanları bezdirmek istiyorlar bırakıp gitsinler diye. Tazminatlar birikti, izinler birikti. Kimseye 7 günden fazla izin kullandırmıyorlar. Herkesin izinleri birikmiş durumda. 60 gün izni olan var. 60 gün izin 30 pazar yapar. 100 gün izni olanlar var. Tazminat ödememek için insanları yıldırmak istiyorlar.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Havalimanı işletmesi açıklama yaptı</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30570" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005.png" alt="" width="632" height="333" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005.png 632w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005-610x321.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/2018-09-15_1005-320x169.png 320w" sizes="auto, (max-width: 632px) 100vw, 632px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer yandan, konuyla ilgili açıklama yapan İGA Havalimanı İşletmesi, İGA’nın İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, eylemin sona erdirilmesi için işçi temsilcileriyle bir araya geldi.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Görüşmede Samsunlu&#8217;nun işçilerin gündelik hayatlarına ilişkin bazı talep ve sorunlarını dinlediği söyleniyor. Samsunlu, yapılan görüşme sonucunda yaşanan sorunların çözümü konusunda çalışmaların başlatılmış olduğunu ve gerekli tedbirlerin en kısa zamanda alınacağını belirtti.</span></p>
<p><b>CHP’den tepki</b></p>
<p><a href="https://www.ntv.com.tr/turkiye/3-havalimaninda-isci-eylemi,KVSk0HOLk0SxmO6I8Va4_g?_ref=infinite"><span style="font-weight: 400;">NTV’nin hazırladığı habere göre</span></a><span style="font-weight: 400;"> yaşananlara CHP&#8217;den bir tepki geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, yaptığı yazılı açıklamada, inşaatı başladığı andan itibaren &#8220;emek sömürüsü, iş cinayetleri ve kötü çalışma koşulları&#8221; ile anılan 3. havalimanında iş bırakan işçilere, jandarmanın biber gazı ve tazyikli su ile müdahale ettiğini belirtti.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Yeni havalimanı inşaatının, iş cinayetlerinin merkezi haline geldiğini ileri süren Ağbaba, şu görüşleri savundu:</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">&#8220;3. havalimanındaki işçilere yapılan müdahale, Türkiye&#8217;deki tüm işçilere yapılmış bir müdahaledir. İşçilerin bugün iş bırakma sebebi dün işçi servisinin kazası sonrası 2 işçinin hayatını kaybedip 20 işçinin yaralanması. İşçiler her gün en az 2 işçinin hayatını kaybettiğini iddia ediyor. Yaralanan işçilerin sayısının bilinmediği belirtiliyor. Bakanlık bile en az 30 işçinin hayatını kaybettiğini açıklamak zorunda kaldı. Tüm Türkiye biliyor ki bu rakam gerçeğin çok altında. İş cinayetlerinin önüne geçilmesi için ortada çalışma yapan kurum da yok. Karşımızda emekten, emekçiden değil, ranttan ve yandaştan yana bir hükümet var.&#8221;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>TMMOB: İnsanca Çalışma Koşulları İçin Direnen 3. Havalimanı İşçilerinin Yanındayız!</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-30571" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg.jpg" alt="" width="563" height="378" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg.jpg 563w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/3-havalimanı-işçiler-eylemde.jpg-320x215.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 563px) 100vw, 563px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul Şube resmi Facebook hesapları üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi;</span></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/tmmobistanbulikk/posts/2161773924045916"><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/tmmobistanbulikk/posts/2161773924045916</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></a><span style="font-weight: 400;">3. Havalimanı inşaatında çalışan işçiler, inşaat sürecinde yaşanan iş cinayetleri ve kötü çalışma koşullarına karşı iş bırakma eylemine gittiler.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Barınma, beslenme gibi temel yaşam ihtiyaçları karşılanmayan, maaşlarını alamayan işçiler, bütün bunların yanında bitiriliş tarihi olarak ilan edilen 29 Ekim’e kadar yetiştirilmesi için daha da ağır koşullarda çalıştırılmaya zorlanıyor.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">“Odalarımız pire, tahta kurusu doldu. Her gün iki tane ölü çıkıyor. Her gün yaralı arkadaşlarımız var.” diyen ve kötü çalışma koşullarına karşı direnişe geçen işçiler güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle karşılaştı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Bilimsel değerlendirmeler ışığında yapılan bütün uyarıları hiçe sayıp, ekolojik bir katliama sebep olan ve kamuyu milyarlarca lira zarara uğratarak, “Türkiye’nin en büyük havalimanını” yapmakla övünenler; yüzlerce emekçiyi insanlık dışı koşullarda çalıştırarak dünyanın en büyük toplama kampını oluşturmuşlardır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Daha çok kar hırsı yüzünden, çalışanları sağlıksız koşullarda çalıştırmak, iş güvenliği almamak, iş kazası değil cinayettir. Bu cinayete sessiz kalmayan emekçilere karşı uygulanan şiddet bir an önce durdurulmalı ve talepler koşulsuz olarak yerine getirilmelidir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu olarak, insanca çalışma koşulları için direnen 3. Havalimanı inşaatı işçilerinin yanında olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><i><span style="font-weight: 400;">Cevahir Efe AKÇELİK</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;">TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri</span></i></p>
<p>Dün gece (14 Eylül) ilerleyen saatlerde polis ve jandarma tarafından eylem yapan işçilere düzenlenen operasyonda çok sayıda işçi ve İnşaat-İş yöneticisinin gözaltına alındığı aktarıldı. Gözaltı sayısının 400&#8217;ü aştığı söyleniyor.</p>
<p><b>Sendika: Bu eylem önemli bir çıkıştır ve bu çıkışın örgütlü bir iradeyle buluşması lazım</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30572" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-640x428.jpg" alt="" width="640" height="428" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-640x428.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-610x408.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem-320x214.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/SABİHAEylem.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçilerin eylemine destek veren İYİ-SEN dün eylem alanında işçilere verdiği destek sebebiyle şantiyeden çıkarıldı. Sendika Genel Başkanı Ali Öztutan 3. havalimanı inşaatı işçilerinin eylemi hakkında Sivil Sayfalar’la konuştu;</span></p>
<p><b>-İnşaatı devam eden 3. Havalimanındaki işçi eylemleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basına yansıyan bilgiler var. 3. Havalimanının inşaatında işçiler çok kötü koşullarda çalışıyor. Beslenme, ücretleri servis ve ulaşıma dair ciddi sıkıntılar var. Birikmiş öfke patlamaya dönüştü işçiler tepkilerini ortaya koydu. Onları bir köle olarak görüyorlar, işçiler de kölelik koşullarına isyan ettiler. İşçilerin en temel ihtiyaçları bir maliyet hesabı olarak görüldü. İşçiler de buna tepki gösterdiler.</span></p>
<p><b>-Şu an havalimanında kaç işçi çalışıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim bildiğim kadarıyla 2-3 ay öncesinin verisi bu; 30 bin kişi çalışıyordu 15 bini kampta yatılı çalışıyordu. Sonra girişler çıkışlar olmuştu  ama ben sayının çok değiştiğini düşünmüyorum yine de elimizde resmi veri yok. Firmanın merkezinde çalışan sendika üyelerimiz var, onların verdiği bilgiler bunlar.  Şöyle ki günlük 200 kişi giriyor 200 kişi çıkarılıyor, öyle de bir durum var. </span></p>
<p><b>-Peki bu kadar işçinin çıkması girmesini nasıl yorumluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taşeron. . 2 aylık iş oluyor, işi bitiyor. Başka bir yere geçiyor taşeron sistemi.</span></p>
<p><b>-İşçilerin yaşama koşullarının artık dayanılmaz olmasıyla işten ayrılmaları arasında bir bağlantı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vallahi çok zor durumda kalmadıkları sürece ya da onlara yeni bir iş olanağı çıkmadığı sürece orada çalışıyorlar. </span></p>
<p><b>-İnşaat sırasında çok sayıda işçinin çalışırken hayatını kaybettiği ama bunun örtbas edildiği söyleniyor. Genel olarak bunlardan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dediğim gibi bunlar iş sağlığı ve iş güvenliğini maliyet hesabı olarak görüyorlar. Hiçbir zaman önlenebilir kazaları gerekli önlemler almadıkları için iş cinayetleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Benim kadarıyla kamuoyuna da yansıyan 30&#8217;un üzerinde bir rakam. Büyük rakamlar da telaffuz ediliyor bunlar da gazetelerde basında çeşitli şekillerde dillendirildi. Çalışan arkadaşlarımız da söylüyor ama elimizde net bir bilgi ve belge olmadığı için kesin rakamla ilgili bir şey söyleyemiyoruz.</span></p>
<figure id="attachment_30573" aria-describedby="caption-attachment-30573" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-30573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-640x368.jpg" alt="" width="640" height="368" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-610x351.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan-320x184.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/ali-oztutan.jpg 660w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-30573" class="wp-caption-text">Ali Öztutan</figcaption></figure>
<p><b>-Elinizde belge olmasını engelleyen şey nedir? Bunlar raporlandırılmıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ali Öztutan: Tabi raporlandırılmıyor. Orası sendikalara, sivil toplum örgütlerine, meslek örgütlerine açık bir yer değil. İşçilerin denetiminde olduğu bir yer değil. Mesela birçok iş kazasıyla karşılaştım ben. Bir arkadaşımız vardı mesela bacağı kırılmıştı. Okmeydanı Hastanesi ambulansı bıraktı, bıraktığı yerde duruyordu. Hiçbir ambulans yetkilisi aramamış. Yetkililer ambulans ücretini bile ödememişler. Böyle birçok olayla karşı karşıya kaldık. Sonuçta orada işçilerin canlarını kar hırsı yüzünden hiçe sayıyorlar. Böyle bir tablo var ve bu tablonun kendisinin biriktirdiği bir öfke var. Yani bugünkü durum bir yalnızlık çaresizlikten oluşan bir durum değil biriken öfkenin patlamasıyla oluşan bir durum var. </span></p>
<p><b>-Bu kazaları ve ölümleri inşaatın en çok hangi kolunda görüyoruz havalimanında?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şöyle söyleyeyim; elektrikte görebilirsiniz. Düşme çok yüksek. Kazalar çok yüksek. Hafriyat kamyonlarının kazaları. Elektrik akımı var. Bunlar en çok görülen nedenler. Her bölümde çalışan inşaat işçileri böyle durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. </span></p>
<p><b>-Şu an havalimanındaki sendikalaşma oranı nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam oranı bilmiyorum. Ancak basına verirsek bu araştırılmaya başlanır. Bir tane arkadaşımız açık kimliğiyle röportaj vermiyor, yani öyle bir durum yok. </span></p>
<p><b>-Eğer bir işçi sırf sendikalı olduğu için işten atılırsa iş mahkemesinde 4-5 maaş tazminatı alabiliyor. Bir yandan da böyle caydırıcı bir durum var. Firma bunu hiçbir şekilde tanımıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yani bununla bir hukuk mücadelesi verebilirsiniz ama bir arkadaşımızın sendikal tazminat alıp 3. Havalimanında çıkmasındansa orada sendikayı anlatıp sendikal faaliyet yürütmesi bizim için daha değerlidir. Tabii ki de röportaj veriyorlar ama fotoğraflarıyla görüntülerini vermiyoruz. </span></p>
<p><b>-Havalimanında şu an hangi sendikalar var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim bildiğim kadarıyla İnşaat ve Yapı İşleri Sendikası var. Onun dışındaki sendikaları bilmiyorum ne kadar üyelikleri var ya da varlar mı? Mesela ben bugün eylemden dönüyorum birkaç sendikanın geldiğini firmayla da görüştüğünü biliyorum ama üyelerinin olup olmadığını bilmiyorum. </span></p>
<p><b>-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Sizce bu süreç nasıl sonlanacak? Düzgün sonlanması için neler yapılmalı ve sivil toplum nasıl dahil olmalı bu sürece?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnşaat işçileri haklarını alabilmek için örgütlülüklerini güçlendirmeleri gerekir. İşçiler örgütlülükleriyle güçlü olur ve gasp edilen haklarını o şekilde alabilirler. Bu eylem önemli bir çıkıştır ve bu çıkışın örgütlü bir iradeyle buluşması lazım. Buluşmadığı sürece ileriye doğru bir adım atamayız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/15/3-havalimaninda-isci-eylemi-iscilerin-en-temel-ihtiyaclari-bir-maliyet-hesabi-olarak-goruldu/">3. Havalimanında İşçi Eylemi: “İşçilerin En Temel İhtiyaçları Bir Maliyet Hesabı Olarak Görüldü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bakanlığın Tren Kazası Açıklaması İtiraf Niteliğinde&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/10/bakanligin-tren-kazasi-aciklamasi-itiraf-niteliginde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jul 2018 08:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[çorlu]]></category>
		<category><![CDATA[TCDD]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[tren kazası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Jeoloji Mühendisleri Odası Çorlu Tren Kazası’nın “Pekala öngörülebilir ve önlenebilir nedenlerle meydana geldi”ğinin altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/10/bakanligin-tren-kazasi-aciklamasi-itiraf-niteliginde/">&#8220;Bakanlığın Tren Kazası Açıklaması İtiraf Niteliğinde&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeoloji Mühendisleri Odası Çorlu’da 24 kişinin yaşamını yitirdiği, 338 kişi yaralandığı tren kazasının açıklanan resmi nedeni hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından yapılan açıklamada; “Kazanın aşırı yağmur yağışları nedeniyle menfez ile ray arasındaki toprağın boşalması nedeni ile meydana geldiği tespit edilmiştir” <a href="https://bianet.org/bianet/diger/198972-akdag-tren-kazasinda-olenlerin-sayisi-24-e-cikti" target="_blank" rel="noopener">denildi</a>.</p>
<p>Odadan yapılan açıklamada bu açıklamadan ve kaza yeri görüntülerinden yola çıkılarak nedenin “mühendisliğe önem vermeyen bir yapım hatası” olduğu belirtildi.</p>
<h3>&#8220;Mühendislik parametrelerine uyulmadığı görülüyor&#8221;</h3>
<p>“Bakanlığın açıklaması da adeta bir itiraf niteliğindedir” denilen açıklama şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Yapı yerindeki zeminin jeolojik-jeoteknik özellikleri ile bölgenin meteorolojik özellikleri dikkate alınarak yapılması gereken menfez kesit ve projeleri ile menfez üstü ve çevresinde taşkın sularına karşı yapılması gereken dolgu ve koruyucu duvarların usulüne uygun yapılmadığı görülmektedir.</p>
<p>&#8220;Facianın meydana geldiği bu menfez geçişinde yukarıda belirtilen mühendislik parametrelerinin dikkate alınmaması ve toprak dolgu yapılması kazaya adeta davetiye çıkarmıştır.</p>
<p>“Çok hızlı tren mühendislik hizmetlerinin gerçekleştirildiği 21. Yüzyılda, basit mühendislik hatalarına dayalı ölümcül kazların yaşanması bilime, mühendisliğe önem vermeyen anlayışların bir ayıbı olarak maalesef tekrar tekrar bu ülkede ortaya çıkmaktadır.”</p>
<h3>TCDD&#8217;nin yapısıyla oynandı</h3>
<p>Açıklamada kazaya neden olan  TC Devlet Demiryolları’nın (TCDD) kurumsal yapısında yapılan değişikliklere de dikkat çekildi:</p>
<p>* TCDD Yapım ile TCDD Taşımacılık dairelerinin 14 Haziran 2016  yılında ayrılması sonucunda; yapım ve taşımacılık plan ve hedeflerinin birlikte değerlendirilmediği,</p>
<p>* Yapım aşamasında şartname kriterlerinin müteahhit firmaların insafına bırakıldığı,</p>
<p>* 2013 yılına kadar demiryolu güzergahlarında görevli olan “yol bekçileri”nin maliyet kapsamında işlerine son verilmesi ve rutin günlük kontrollerin yapılmaması …</p>
<p>Açıklama “Bilim ve aklın bu ülkede egemen olması ile kazalara da, facialara da engel olmak mümkündür” sözleriyle bitirildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/diger/198994-bakanligin-tren-kazasi-aciklamasi-itiraf-niteliginde" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/10/bakanligin-tren-kazasi-aciklamasi-itiraf-niteliginde/">&#8220;Bakanlığın Tren Kazası Açıklaması İtiraf Niteliğinde&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jun 2018 07:15:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB Şehir Plancıları Odası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28121</guid>

					<description><![CDATA[<p>TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şube Başkanı Özlem Şenyol Kocaer ile seçim öncesinde yürürlüğe konulan imar barışı uygulamasını konuştuk.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/">&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir özelinde nasıl değerlendiriyorsunuz imar barışı uygulamasını?</strong></p>
<p>1950&#8217;li yıllarla başlayan ve devam eden kırdan kente göçle gelen insanların gelir durumuna uygun barınabileceği konutların devlet tarafından temin edilememesi sonucunda plansız yada imar planlarına uygun olmayan, devlet hizmetinden yoksun, yolu olmayan, toplu ulaşımın dahi gitmediği, sağlıksız, güvensiz alanlarda gerçekleşen gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmanın yarattığı toplumsal ve mekansal sorunlar devlet tarafından hala çözülememiştir. Geldiğimiz noktada geçen 60 yıldan fazla sürede dersler çıkarılması  gerekirken plansız kentleşme ve yanlış kentleşme politikaları devam ettirilmiş  ve en son olarak da bu hatalar yeni bir imar affı ile geleceğe yeni sorunlarla taşınmaktadır. İktidarın ülkeyi üretime değil tamamen tüketime dayalı iktisadi düzenlemelerle ve inşaat sektörüne dayalı ekonomi politikalarıyla yönetmesi sonucu ülkemizde ciddi bir ekonomik kriz yaşanmaktadır. Son bir ayda yükselen dolar seviyesi aslında ekonomik açıdan gelinen vahim durumu göstermiştir. Diğer taraftan imar barışının çıkış tarihine baktığımızda önümüzde bir seçim olması bu düzenlemenin Türkiye&#8217;nin geçmiş siyasi tarihinde de gördüğümüz örneklerinden yola çıkarak affın bir seçim yatırımı olduğu da görülmektedir.  Dolayısıyla imar barışını ekonomik krizden ve seçimden bağımısız düşünmemiz mümkün değildir. Aynı zamanda imar barışının son yıllarda özellikle doğal alanlarımızda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkartılan yeni doğal sit dereceleri ile ilgili düzenlemelerden de bağımsız düşünmek mümkün değil. Doğal sit değişiklikleri ile ilgili tüm ülkede kapsamlı bir çalışma bakanlık tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma sonucunda birçok doğal alanımızın sit statüsü düşürüldü yada sitten çıkarıldı. İzmir&#8217;de bu çalışmadan nasibini alan illerimizin içinde yer almaktadır. Özellikle Çeşme yarımadasında bu değişiklikte büyük oranda derecelerin düşürülmüş olması göze çarpmaktadır. Bu yüzden ciddi yapılaşma baskısı altında olan doğal alanlarımız getirilen imar affı ile birlikte tamamen bir kaosa sürüklenmektedir.</p>
<figure id="attachment_28123" aria-describedby="caption-attachment-28123" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-28123" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-640x420.jpg" alt="" width="360" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-640x420.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-610x400.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109-320x210.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/20180623_190109.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-28123" class="wp-caption-text">Özlem Şenyol Kocaer İzmir Şehir Plancıları Odası Başkanı</figcaption></figure>
<p><strong>İmar barışı hangi alanlara imar affı getiriyor?</strong></p>
<p>Neredeyse yapı ruhsat belgesine karşılık gelen Yapı Kayıt Belgesinin verilmesine ilişkin detayları içeren söz konusu usul ve esaslar incelendiğinde; İstanbul Tarihi Yarımada, Boğaziçi Kanunu ile tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi ve Çanakkale Gelibolu Tarihi Alanı dışında kanunlar ve Uluslar arası sözleşmelerle korunması gerekli diğer alanlardaki kaçak yapılaşmayı yasallaştırmaktadır. Örneğin, Ülkemizin önemli tarihi, kültürel ve doğal değerleri olan ve herkesin eşit kullanmasına açık; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile koruma altına alınmış arkeolojik alanları, doğal sit alanları, tarihi sit alanları ve kentsel sit alanları, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile koruma altına alınmış deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritleri, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile koruma altına alınan Tarım Arazilerinin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ile koruma altına alınan zeytinliklerin anayasaya aykırı şekilde kaçak uygulamaya karşı ağır cezalar verilmesi gerekirken af getirilmekte, ödüllendirilmektedir.</p>
<p><strong>Vatandaş bu konuda yeterli bilgiye sahip mi? Mağduriyetler yaşanmakta mıdır?</strong></p>
<p>Düzenlemeyle ilgili halk kesinlikle yeteri kadar bilgilendirilmemekte gerekli olmadığı halde zaten 2004 yılında çıkarılmış olan kaçak yapılara elektrik ve su affı ile o dönem bu aftan yararlanmış halk imar planı değişmeden tekrar aynı hakları kazanmak için bedel ödemeye sevk edilmektedir. Bunun gibi daha birçok maduriyette ayrıca yaşanmaktadır. Bir nevi uygulamanın kaçak yapının bir şikayet ile ancak kişilere çıkan para cezalarının bir şikayet gerçekleşmeden kendilerini ihbar etmesi ile peşinen ödemesi şeklinde de düşünebiliriz.</p>
<p>Devletin başta planlı kentleşmeyi sağlamaya çalışması gerekirken kişilerin can ve mal güvenliğini de kendi üstlerine yıkarak ancak bu uygulamayla durumu ötelemekte ve bu sayede devlete kaynak yaratmaktadır. Bu açıdan bakıldığında uygulamanın anayasaya aykırı olduğu hatta kişinin temel haklarını gasp ettiği de görülmektedir.</p>
<p><strong>İmar Barışı gerçekten bir barışı getiriyor mu? Ve bu uygulama sonrasında kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilecek mi?</strong></p>
<p>Öncelikle gerçek bir imar barışı devletin; önce çarpık kentleşmiş alanların planlı bir şekilde yerinde dönüştürülmesinin, sonra da herkesimin ulaşabileceği konut imkanı ile vatandaşın kaçak yapmaya ihtiyaç duymayacağının ve barış ilan edildiği tarihten sonra eğer yaparsa da gerekli işlemlerin hızlıca yapılacağının teminatıyla ancak olabilir. Bunun içinde öncelikle geçmişteki hatalarımızın üstünü bir elli yıl daha örtmeden bu hataları çözüme kavuşturarak sağlayabiliriz. Bu da geçmişte yapılan hatalardan ders çıkararak, başta vatandaşın can ve mal güvenliğini temin edecek şekilde ve sonrasında da refah düzeyini yükseltmek için planlı kentleşmeyi sağlamanın araçlarını geliştirmek adına kapsamlı bir çalışma ile ortaya çıkacak yeni düzenlemelerle olabilir. Ancak böyle bir anlayışla tüm bunlar yapıldıktan sonra imar barışı ilan edildiği tarihten sonra denetimsiz, mevzuatlara aykırı kaçak yapılaşmayı tamamen bitiriyoruz iddaasında olunabilir. Aksi taktirde af toplumda adaletsizlik duygusunu derinleştirerek ikili bir durum yaratmaktadır. Geçmiş aflardan edinilen deneyimlede; kıt kanaat geçim imkanı ile borçlanarak konut edinebilmiş yada mevzuata uygun yapısını yapmış bir kesim varken diğer taraftan kaçak yapılaşmanın devlet tarafından affedilmesi kaçak yapılaşmayı daha da teşfik edilmesi sonucunu doğuracaktır.</p>
<p><strong>İmar barışının devletle halk arasında barışı getireceği söyleniyor, kentleşme adına bir barıştan bahsedebilir miyiz?</strong></p>
<p>Kentleşme adına bir barıştan bahsetmemiz mümkün değil. Aksine imara aykırı yapılaşmış tüm yapıları kayıt altına alıp yasallaştırarak; kentlerde artan nüfusun ihtiyacı olan temel altyapılara ilişkin sorunları, trafik sorununu çözümsüzlüğe taşıyacak, yoğun kent dokusu içerisinde nefes alabileceğimiz yeşil alanlar gibi diğer kentlerde temel altyapı ihtiyaçlarının sağlanabilmesinin önünü tıkayarak yaşam kalitesini daha kötüye götürecektir. Dolayısıyla planlı kentleşme artık hayal olacaktır. Sokak silüetleri, kent silüetleri, kıyı silüetleri ruhsatlı dokuya aykırı artık tamamen düzensiz, birbirinden farklı şekilde olması yasallaşacaktır. Düzenlemede hak sahipliliği tamamen kişilerin beyanlarına bırakılmakta ve kayıt altında aldığı yapıya yapacağı gelecekteki eklentilerde önceden aldığı kayıt üstünden yasallaşmaktadır. Bu şekilde tamamen kişinin beyanına dayalı gerçekleştirilen işlemler gelecektede kentlerde imar konusunda kamu denetimini hükümsüz bırakacaktır. Yapıların kullanım fonksiyonlarına kadar imara aykırı olsa dahi kayıt edilecek ve işletme ruhsatı alması sağlanacaktır. Dolayısıyla tüm bu hukuksuzlukların yasallaştırılması kentlerde barışı değil kaos ortamının yaratılmasını getirecektir. Aynı zamanda çok önemli bir konu olası bir afet karşısında kaçak yapılarda yaşayan kişilerin güvenliği tamamen kişilerin beyanları ile kişilerin sorumluluğuna bırakılmıştır. Savaş zamanlarında bile görmeyeceğimiz devletin asli görevlerinden biri vatandaşının can ve mal gvenliğinin korunmasını temin etmesi göz ardı edilmiştir. Güvencesiz kentler yaratılmakta ve kentlerin geleceği tamamen karartılmaktadır. Bu durumda halk ve kentleşme adına bir barıştan bahsedilemez. Ancak bir kaostan bahsedilebilir.Halka düzenlemenin gerçek yüzü anlatılmamaktadır. Affedilen yapılar yalnızca kent içinde imarlı olup kaçak kat çıkmış yada imara aykırı yapılaşmış yerlerde değil imara açılmasının dahi yasalar ve Uluslararası sözleşmelerle imkansız olduğu hatta mülkiyeti devlete ait orman alanı, zeytinlik alanlarda, tarım alanlarında, meralarda, kıyılardaki kaçak otellerin, rezidansları, lüks villaları yasallaştırmakta ve devlet malının satışını bu yolla gerçekleştirilmektedir. Ya da kent içinde imara aykırı yapılmış ve çevresel olarak kente birçok altyapı sorunu getirecek alışveriş merkezleri, yüksek katlı yapılar ve oteller de bu uygulama kapsamında yasallaşmaktadır. Dolayısıyla söz konusu imar barışı devletin halkla barışını değil yine kent topraklarını rant için sömüren sermaye ile büyük barışını sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm açısından imar barışı bir kazanç sağlayacak mı?</strong></p>
<p>Yakın zamanda gerçekleşen Van ve Düzce depremleri çarpık kentleşmenin ne kadar büyük ve yıkıcı sonuçlarının olabileceğini bizlere göstermiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın 2012 yılında bu duruma karşı insanlara bir umut olarak sunduğu kentsel dönüşüm uygulaması ise devlet tarafından iyi yönlendirilebilseydi ve gerekli devlet desteği sağlanabilseydi bugün bu sorunların belki bir kısmı giderilmiş insanlar güvenli ve yaşam kalitesi yüksek yaşam alanlarına kavuşmuş olacaktı. Ancak görülüyor ki kentsel dönüşüm konusunda da devlet çıkarttığı imar affı ile başarısız olduğunu bir anlamda ilan etmiş durumdadır.</p>
<p>Ancak diğer taraftan Bakan Özhaseki Kentsel dönüşüm için imar barışından yararlanmak isteyen vatandaşların başvurularından kaynak yaratılmasının amaçlandığını ve bu sayede kentlerin riskli olmaktan çıkarılmasının planlandığını belirtmektedir. Ancak burada doğru aktarılmayan önemli bir konu var. Vatandaş yapı kayıt belgesi için para verip belgeyi aldıktan sonra öncelikle devlete bir bedel ödemiş olacak ve bunun karşılığnda bir beklentisi oluşacak ve bir elli yıl belki yapısını yıkmayacak. Yapı kayıt belgesi almış kaçak yapıyı vatandaş yıkıp yeniden yapmak istediğinde eğer plana uygun değilse plana uygun olarak ancak yapması zorunlu olacaktır. Yıkana kadar bu yapılar düşünün ki zemininden fay hattı geçen bir alanda yapılmış kaçak bir yapı ise para karşılığı yasallaştırılıyor ve tamamen risk vatandaşa bırakılıyor. Burada Bakan Özhaseki&#8217;ye sormak gerekiyor; elli yılda yada daha kısa sürede bir deprem olmayacağının garantisini kendisi nasıl veriyor? Ya da olası bir depremde yaşanacak bir felaketin vebalini bu şekilde nasıl ödemeyi düşünüyor?</p>
<p><strong>Tarım alanlarının bu düzenleme sonrasında nasıl etkilenceğini düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Bakan Özhaseki tarım alanlarını sit yapacağız ve artık yapılaşmaya açmayacaklarını ve imar barışı sonrası hapis cezasına razı gelinirse ancak kaçak yapılaşma olabileceği şeklinde belirtiyor. Ancak bu af ile şu anda hektarlarca tarım arazisi, üzerinde yapılmış milyonlarca kaçak yapı, hatta çevresel kirliliğe neden olan sanayi yapıları dahil olmak üzere yasallaştırılarak geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde gözden çıkarılmaktadır. Öncelikle Bakanlık ne kadar tarım arazisinin bu durumdan etkileneceğine ilişkin bir çalışma yapmadan nasıl böyle bir değerlendirme yapabiliyor? Diğer taraftan telafisi mümkün olmayan bu kayıp sonrasında tarım alanlarının yapılaşma baskısı altında kalmayacağının garantisini Bakan Özhaseki nasıl veriyor ve ? Aynı zamanda 2015 yılında üç kez üst üste Çevre ve Çehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış 1/100000 İzmir Manisa Çevre Düzeni Planında ihtiyacın ötesinde hektarlarca tarım arazisi yapılaşmaya açılmışken bakanın bu sözleri ne kadar samimi olabilir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/26/kentlesme-adina-baristan-bahsetmemiz-mumkun-degil/">&#8220;Kentleşme adına barıştan bahsetmemiz mümkün değil&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
