<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tiyatro arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/tiyatro/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tiyatro/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Nov 2025 09:52:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>tiyatro arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tiyatro/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Tiyatro Hazinemizden&#8221; Sergisi 27 Kasım&#8217;da Açılıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/21/tiyatro-hazinemizden-sergisi-27-kasimda-aciliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Nov 2025 09:52:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tiyatro Hazinemizden, bir bölümü ilk kez gün yüzüne çıkacak belgelerle tiyatronun belleğini harekete geçirerek, geçmişten günümüze uzanan tiyatro yaşantısını ve ruhunu bugünün seyircisine aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/21/tiyatro-hazinemizden-sergisi-27-kasimda-aciliyor/">&#8220;Tiyatro Hazinemizden&#8221; Sergisi 27 Kasım&#8217;da Açılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye Tiyatro Vakfı (TTV)</strong>, tiyatro tarihimizin izlerini süren özel bir sergiyle izleyicileri buluşturuyor. TTV öncülüğünde Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Türkiye Mozaik Foundation katkılarıyla hayata geçirilen arşiv sergisi <em><strong>Tiyatro Hazinemizden</strong></em> 27 Kasım 2025 &#8211; 31 Ocak 2026 tarihleri arasında Depo’da ziyaret edilebilecek. Küratörlüğünü vakfın kurucu başkanı <strong>Esen Çamurdan</strong>’ın, yardımcı küratörlüğünü <strong>Aylin Erkan</strong> ve <strong>Ceren Uyan</strong>’ın, tasarımını <strong>Sera Dink</strong>’in üstlendiği sergi, tiyatronun sadece sahnede değil; anılarda, belgelerde ve geçmişten bugüne taşınan anlatılarda da yaşayabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Türkiye Tiyatro Vakfı’nın arşivinden özenle seçilen eserler; sicil defterlerinden kişisel notlara, maaş bordrolarından kurum içi yazışmalara, mektuplardan fotoğraflara, kitaplardan dergilere, sahne tasarımlarından afişlere ve karikatürlere, oyun metinlerinden çalışma notlarına kadar uzanan zengin bir çeşitlilik sunuyor. Aralarında <strong>Genco Erkal</strong>, <strong>Ergun Köknar</strong>, <strong>Behzat Butak</strong>, <strong>Ümit Denizer</strong> gibi tiyatrocuların; <strong>Genç Oyuncular</strong>, <strong>AÇOK</strong> gibi toplulukların ve dönemlerine damga vurmuş oyunların çeşitli belgeleriyle birlikte yer aldığı sergide ziyaretçileri nice öykü, sürpriz belge ve görsel bekliyor. Ayrıca Türkiye’nin tiyatro belleğini boyutlandıran görüşmelerden oluşan <em>Sözlü Tarih</em> ve TTV’nin özel bir uygulaması olan <em>Konuşan Fotoğraflar</em> bölümleri görsel-işitsel öğelerle yaşayan bir arşiv deneyimi sunuyor.</p>
<p>Sergiye, tarihleri yakında duyurulacak ve tiyatro belleğimize farklı pencereler açacak beş söyleşi eşlik edecek: Uzun yıllar Genco Erkal ile aynı sahneyi paylaşmış sanatçıların deneyimlerini aktaracakları <em>Genco ile Oynamak Bir Ayrıcalıktır</em>; koleksiyoncuların tiyatronun kalıcılığını tartışacağı <em>Tiyatroyu Biriktirmek</em>; artık TTV’nin sloganına dönüşmüş olan <em>Bize Bir Tiyatro Müzesi Gerek</em>; Saitali Köknar’ın annesi Suna Pekuysal ve babası Ergun Köknar’la paylaştıklarını anlatacağı <em>İnsanın Annesi Suna Pekuysal, Babası Ergun Köknar Olunca…</em> ve tiyatronun olmazsa olmazı turnelerden anılarla sergiyi taçlandıracak <em>Bir Gün Biz Turnedeyken…</em></p>
<p><em><strong>Tiyatro Hazinemizden</strong></em>, bir bölümü ilk kez gün yüzüne çıkacak belgelerle tiyatronun belleğini harekete geçirerek, geçmişten günümüze uzanan tiyatro yaşantısını ve ruhunu bugünün seyircisine aktarmayı amaçlıyor. Tiyatromuzun değerli mirasını koruyamazsak neleri kaybedeceğimizi ziyaretçilere yeniden hatırlatmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>27 Kasım 2025 &#8211; 31 Ocak 2026</strong></p>
<p>Açılış: <strong>27 Kasım Perşembe, 18:30</strong></p>
<p><strong>Daha fazla bilgi için:</strong></p>
<p><a href="https://anadolukultur.us22.list-manage.com/track/click?u=8e112824cf2b305a3eb755d61&amp;id=d19f2f2d6e&amp;e=5088e08125" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://anadolukultur.us22.list-manage.com/track/click?u%3D8e112824cf2b305a3eb755d61%26id%3Dd19f2f2d6e%26e%3D5088e08125&amp;source=gmail&amp;ust=1763796387288000&amp;usg=AOvVaw3dVpu212xDZSe6iLn7Z9QM">Tiyatro Hazinemizden</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/11/21/tiyatro-hazinemizden-sergisi-27-kasimda-aciliyor/">&#8220;Tiyatro Hazinemizden&#8221; Sergisi 27 Kasım&#8217;da Açılıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2022 09:08:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[armağan ekonomisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Kabare Tiyatro Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78582</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Başka bir dünyanın, başka bir ilişkilenmenin, başka bir ekonominin mümkün olduğu 'deneyimine' ihtiyacımız var.' Kara Kabare Tiyatro Topluluğu, 'armağan ekonomisi' yöntemiyle sürdürdükleri bağımsız tiyatrolarında 10. yaşlarını kutluyor. Topluluktan yönetmen/oyun yazarı Şirvan Akan, oyuncular Gamze Dar ve Tuba Karabey ile sürdürdükleri bağımsız ve biletsiz modelin detaylarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/">&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kara Kabare kültür sanat dünyasında örneği çok nadir olan armağan ekonomisi modeliyle bilet satmadan, seyircilerin verdiği armağanlarla çalışmalarını sürdürüyor. Topluluktan Şirvan Akan, “sevdiğin işten para kazan” ilkesini uygulamaktansa başka işlerden para kazanıp sevdiği işi bir armağan olarak insanlara sunmayı tercih ettiklerini söylüyor. 10. yıllarını kutlayan topluluk, ilk başlarda kültür sanat dünyasından ve seyirciden önyargılı yaklaşanlar olsa da hep birlikte dönüştüklerini söylüyor: “Başlarda, armağan ekonomisiyle oyuna gelen seyirciler oyundan büyük bir şaşkınlık içinde çıkıyor, para vermeden gelme ihtimali yüzünden bizim iyi bir oyun çıkaramayacağımıza dair bir önyargı taşıdıklarını itiraf ediyorlardı. Para ile prestijin birbirine bu denli yapışık olmasının, Kara Kabare’nin ilk kırdığı yargılardan biri olduğunu söyleyebilirim; ne kalitede bir işle karşılaşacağını bilen bir izleyici kitlemiz oluştu.”</span></p>
<p><b>İlk olarak Kara Kabare’yi sizlerin sözleriyle kısaca tanımak istiyoruz. Nasıl bir topluluksunuz, neler yapıyorsunuz? Oyunlarınızda öne çıkan belirli temalar, teknikler var mı? </b></p>
<p><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-78604 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1-640x719.jpg" alt="kara kabare" width="316" height="355" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1-640x719.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Şirvan Akan:</b><span style="font-weight: 400;"> Benim için en önemli özelliğimiz, dağılmadan, bölünmeden, farklılıklarımızı görmezden gelmeden, hatta alan açıp farklılıklarımızı kutlayarak bir arada durmayı başaran bir topluluk oluşumuz. Bunu kişisel dönüşümle toplumsal dönüşümü bir arada ele alarak sağlıyoruz. Hiyerarşi yerine, hizmet ruhu taşıyan bir liderlik anlayışı geliştirmeye çalışıyoruz. Üstünde yaşadığımız topraklara verdiğimiz armağan ise tiyatroya kökleniyor. Hiyerarşisizlik, şiddetsizlik ve kapsayıcılık ilkelerini kendi içimizde hayata geçirme yöntemimiz olan “Çember Adabı”, oyunlarımızın da temelini oluşturuyor. Kara Kabare’nin her oyunu, çember adabının ve topluluk ilkelerinin sahne üstüne uyarlanmasıyla ilgili bir önerme taşıyor. </span></p>
<p><b>Gamze Dar: </b><span style="font-weight: 400;">Kara Kabare, herkesin “merkeze” eşit uzaklıkta olduğu, herkesin her konuyu getirebildiği, çember adabını hayata geçiren bir topluluk. Günümüzde hızla akan hayat aslında çok komplike; bazen yaşarken kaçırdığımız noktalar oluyor. Topluluk bunları birlikte görmeye, anlamaya çalıştığımız, birbirimizi derinden dinlediğimiz, kalpten konuştuğumuz bir alan. Herkesin bir &#8220;nişi&#8221; olduğu, yani topluluktaki her bireyin son derece kendine has, biricik ve çok kıymetli bir armağanı olduğu ilkesine inanıyoruz. Koşulsuzca kalpten armağanlar verip aldığımız, araştırmacı bir topluluk Kara Kabare. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;"> Armağan ekonomisinin üzerine kurulduğu ilkelerden biri bu: Hakiki bir şükran. </span></p></blockquote>
<p><b>Sahnelediğiniz oyunun seyirciyle buluşma yolunu mesele eden, üretim/tüketim arasındaki ilişki üzerine düşünen bir topluluksunuz. Bu düşünceler sizi armağan ekonomisi denilen sisteme götürmüş. Öncelikle armağan ekonomisinin ne olduğunu ve işleyişini anlatabilir misiniz?</b></p>
<p><b>Şirvan: </b><span style="font-weight: 400;">Bizim uyguladığımız şekliyle armağan ekonomisi, benim yazdığım, sahnelediğim oyunları bir ürün olarak değil, bu topraklara koşulsuzca verdiğim bir armağan olarak görmemle başlıyor. Bana hayat armağanı verilmiş; bu armağan karşılığında benden hiçbir şey istenmemiş. Üstüne bir de bu toprakların denizi, güneşi, şarkısı, türküsüyle serpilmişim. İçimde muazzam bir şükran var; oyunlarımı armağan etmek bu şükranın bir ifadesi. Armağan ekonomisinin üzerine kurulduğu ilkelerden biri bu: Hakiki bir şükran. Bir diğer ilke de güven: “Ben karşılık beklemeden armağanımı verirsem, ihtiyaçlarım karşılanacak, aç ve açıkta kalmayacağım.” Başka bir dille söylersek: Hayalini kurduğumuz dünya, hemen bugün, şimdi!</span></p>
<p><b>Oyundan önceye (armağan listeleri, seçimleri, seyircinin hazırlığı) ve sonraya (armağanların tiyatro topluluğunca paylaşılması/tüketilmesi, bazı armağanların niteliği gereği seyirciyle yeniden buluşmalar) yayılan süreç, Kara Kabare’nin kimliğiyle, misyonuyla ilgili neler söylüyor? </b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-78605 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sirvan-akan.jpg" alt="şirvan akan" width="298" height="447" />Şirvan: </b><span style="font-weight: 400;">Evet, en önemli noktalardan birine parmak bastınız: Bizim sürecimiz oyundan önceye ve sonraya yayılıyor. Armağan ekonomisiyle çalışınca, oyuncu için “oyunumu oynadım, bitti gittim”, seyirci için de “oyunu izledim, bitti, kendi dünyama döndüm” hallerinin ötesine yayılan bir ilişki kuruluyor. Bunu çok önemli buluyorum çünkü bizden, derin kültürümüzden çalınan, sonra da bize geri satılmaya çalışılan şey bu: Topluluk bağları. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Büyük anlatıların (Komünizm, din…) yıkıldığı, bizi bir arada tutan hiçbir merkezin kalmadığı bu dönemde, bir “birleşme noktası” olarak tiyatroyu kurgulayabilir miyiz? İnsanların bir araya gelmesi, birlikte yaşamı kutlaması için tiyatro alan açabilir mi? Benim son dönemde üstüne düşündüğüm sorular bunlar. Tiyatrocu olarak kendime çok büyük bir sorumluluk yüklüyorum, bu sorumluluğu hürmetle eğilerek can-ı gönülden kabul ediyor, elimden geldiğince taşımaya çalışıyorum: Toplumsal barış, toplumsal bütünlük için köprüler kurmak, alanlar açmak. Armağan ekonomisi yöntemlerinin seyirciyi de böylesi bir sorumluluğa davet ettiğini gözlemliyorum. En basitinden, bizim oyunlara bilet alırken düşünmek zorunda bırakıyor: “Aldığım armağanla nasıl ilişkileniyorum? Yoksunluk korkusu yaşıyor muyum? Verdiğim armağan oyuncuların emeğini dengeledi mi? Ben dengede hissediyor muyum?” Bunlar çok dönüştürücü sorular. ZBAM!’ı izlemeye gelen bir grup genç öğrencinin ertesi gün oyunla ilgili hocalarıyla söyleşmek için buluştuklarında konuyu “ben bu hayattan ne istiyorum?” diye açtıklarını öğrendik. Bizim de armağan etmek istediğimiz buydu: Cevaplar değil, dönüştürücü sorular.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">İlk başladığımızda karşılaştığımız meydan okumalardan biri de pahalı biletlerimiz olmadığı için ciddiye alınmamak konusunda oldu.</span></p></blockquote>
<p><b>Topluluk olarak 10. Yılınıza girdiniz. Bağımsız, hatta bilet satışsız tiyatro yapmak nasıl mümkün oluyor? Bu mucizeyi mümkün kılan şeyler size göre neler oldu? Bununla birlikte bu 10 yılda sizi en çok zorlayan şeyler nelerdi? </b></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: Ben “nasıl mümkün oldu” sorusuna bir soruyla cevap veriyorum hep: “Hem sevdiğin işi yap, hem para kazan” ilkesi, hangi anlatının ilkesi? Başka bir çağda yaşasaydık, misal bir kabilede olsaydık, ben akşam ateş başında çok güzel davul çalıp harika dans ettiğim diye, ertesi gün kabilenin tohum toplama ve sepet örme işlerinden muaf tutulacak mıydım? Bu bağlamda modernizmle uyuşmayan bir yaklaşımım olduğu söylenebilir: Hayatımı sürdürmek için tiyatro yapmıyorum. Armağanım, tutkum, ekolojik olarak doldurduğum yer bu olduğu için tiyatro yapıyorum. Yaşamımı sürdürmek için de başka işler yapıyorum. Topluluğumuzdaki herkes için bunun geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Başka topluluklarda oynayarak, ders vererek, çeviri yaparak yaşamımızı sürdürüyoruz, 10 yıldır armağan ekonomisiyle işleyen topluluğumuz bu şekilde ayakta kaldı. Bana kalsa toprak ekip biçmek gibi yaşamın üretilmesine daha doğrudan bir katkım olsun isterdim, ama mümkün olamıyor. Pandemi hayatımıza girdiğinde, neden atıl kalan tiyatro binalarının çatısına minik permakültür bahçeleri kurmadık? Bu soruya henüz tatmin edici bir yanıt bulamadım. Hayır, tiyatronun bir lüks olduğunu düşünmüyorum. Sadece kapitalist üretim-tüketim ilişkilerinin içimize fazla işlediğini, o yüzden de bir kavram karmaşası yaşadığımızı, tiyatronun işlevinin eğlence sektörünün işleviyle karıştığını düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim anlamlar ve deneyimler dünyamda, böyle bir iş yapmakta ve 10 yıl sürdürmekte karşılaştığım manevi zorluklardan biri tükenmemek, dirençli, dayanıklı kalabilmek. Topluluğumuzda kurduğumuz kalpten, samimi bağlantı bu açıdan da çok kıymetli. Birbirimizden güç alıyor, birbirimizden öğreniyoruz. İlk başladığımızda karşılaştığımız meydan okumalardan biri de pahalı biletlerimiz olmadığı için ciddiye alınmamak konusunda oldu. Başlarda, armağan ekonomisiyle oyuna gelen seyirciler oyundan büyük bir şaşkınlık içinde çıkıyor, para vermeden gelme ihtimali yüzünden bizim iyi bir oyun çıkaramayacağımıza dair bir önyargı taşıdıklarını itiraf ediyorlardı. Para ile prestijin birbirine bu denli yapışık olmasının, Kara Kabare’nin ilk kırdığı yargılardan biri olduğunu söyleyebilirim; ne kalitede bir işle karşılaşacağını bilen bir izleyici kitlemiz oluştu. Her zaman kendi alanında çok parlak olan oyuncularla çalışma fırsatı bulduk; topluluğumuza, yolumuza, işlerimize kalpten inanan insanlar bulabildiğim için şükran doluyum. Hatta yeni oyunumuzda bestelerimizi Global Music Awards ödüllü Nazım Çınar yapıyor; topluluğumuz kıymetli insanların katılımıyla büyümeye ve zenginleşmeye devam ediyor.</span></p>
<p><b>Web sitenizde armağan ekonomisini açıklarken “ne zaman geleceği belli olmayan bir toplumsal dönüşümü beklemek istemedik” diyorsunuz. Kara Kabare’nin farklı ve cesur adımlarının diğer bağımsız tiyatrolarda bir yankı oluşturduğunu düşünüyor musunuz? </b></p>
<p><b><img decoding="async" class=" wp-image-78603 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kara-kabare.jpg" alt="kara kabare" width="351" height="263" />Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: İkinci oyunumuz “Kamamber” döneminde armağan ekonomisiyle çalışmak isteyen bir dansçı bizimle iletişime geçmiş ve bizde bir şenlik havası yaratmıştı. Tiyatro alanında olmasa da bu yöntemin giderek yayıldığını gözlemliyoruz. Yeni oyunumuz “Zenhar” seyirlik bir tiyatro gibi değil seyircinin katılımcı olabileceği bir tören olarak tasarlandı. O yüzden başından beri bir tiyatro sahnesinde değil, yoga stüdyosu gibi bir yerde sahnelemeyi hayal ediyor, bir yandan da bu ekonomik kriz ortamında bizim yöntemimizi kabul edecek bir müessese bulmakta zorlanacağımızı düşünüyordum. Derken mucizevi bir şey oldu: Bomonti’de oldukça şık, kocaman bir yoga stüdyosu olan Oasis ile bir görüşme ayarladık. Meğerse onlar da Freemium üyelik diye bir kavram yaratmışlar ve armağan ekonomisiyle çalışıyorlarmış! Bizim için böyle yol arkadaşları bulmak o kadar kıymetli ki! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da eklemeliyim; sahne açıp tiyatroyu ayakta tutan, akıl almaz KDV’ler, vergiler, faturalarla uğraşarak ülkemizde tiyatro alanının canlı kalmasını sağlayan meslektaşlarıma dair içimde büyük bir takdir var; bizim yöntemimiz bu anlayışa asla karşı değil; modern dünyanın kurallarına göre oynayabilen ve ayakta kalmayı başarabilen bu tiyatrocular da olmasa halimiz nice olurdu! Bununla birlikte, bizim yaptığımıza da ihtiyaç var. Başka bir dünyanın, başka bir ilişkilenmenin, başka bir ekonominin mümkün olduğu “deneyimine” ihtiyacımız var. Biz de tam o köşeyi tutuyoruz işte. Eğer bu konuyu kişisel dönüşümle birlikte ele almasaydık, devam ettirebileceğimizi sanmıyorum; yani misal ben yaptığımız şey için meslektaşlarımdan takdir bekliyor olsaydım, büyük hayal kırıklığı yaşardım. Bazen yalnız hissetsem de, şükran duygumla bağlantıya geçtiğimde, topluluğumun desteğini aldığımda kendime gelip toparlanabiliyorum.     </span></p>
<p><b>Seyircilerin biletsiz tiyatroya yaklaşımı nasıl? Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? </b></p>
<p><b>Tuba Karabey:</b><span style="font-weight: 400;"> Kamamber’i izlediğimde armağan ekonomisiyle bir seyirci olarak tanışmıştım. Hediyeleşmeyi seven biri olarak beni çok heyecanlandırmıştı, ilginç gelmişti. Kamamber’den sonraki oyun ZBAM!’da da oyuncu olarak armağan ekonomisiyle tüm ihtiyaçlarımın karşılandığını söyleyebilirim. Ama en önemlisi, burada bu sistemle hiç tanımadığın insanlarla bağ kurmak. Mesela yoga dersi armağanımı veren birkaç yoga eğitmeni ile beraber buluşup ders yaptık, sohbet ettik. Hatta bir yoga eğitmeni oynadığım başka oyunları da seyrettiğini söyleyince üzerine konuştuk, heyecanlandık, mutlu olduk. Sonra başka anım; bir oyun öncesi armağanlarımızı alırken hediye paketi ile kaplanmış bir kitap geldi, üzerinde şu yazıyor: “Bir çocuğu ya da sevdiğin birini dizlerine yatır ve oku.” Kimin armağanı olduğunu bilmediğim için gözlerim dolu dolu salona öylece baktım, gülümsedim, huzur doldu içim. İşte bu benim için paradan daha kıymetli.</span></p>
<p><b>Armağan listenizde neler var? Listeyi nasıl hazırlıyorsunuz? Öne çıkan, yoğunlaşılan armağanlar oluyor mu? Erkeklerin nakit para vermeyi tercih ettiklerini söylüyorsunuz mesela. </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78606 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey-640x799.jpeg" alt="Tuba karabey" width="319" height="398" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey-640x799.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/tuba-karabey.jpeg 960w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Tuba</b><span style="font-weight: 400;">: Armağan listemizde atalık tohumdan yoga dersine kadar her şey var. Ayrıca nakit para armağanı da var. Kendi ihtiyaç listemi paylaşayım: Yoga dersi, dans dersi, kitap, kahve, tuvalet kağıdı, çiçek, ceviz, mum, istediğimiz başka bir tiyatro oyununa bilet, şarap, nakit para, çamaşır deterjanı gibi :)) Her oyun öncesi armağan listemize ekleme çıkarma yaparak güncelliyoruz. </span></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: Son zamanlara doğru sahne kiralarını karşılayabilmek için armağan yelpazesi yöntemine geçiş yaptık. Bu yöntemde seyircinin iki seçeneği var: “Gönlümden kopan nakit para armağanını oyunu izledikten sonra vereceğim” ya da “Gönlümden kopan başka bir armağan var.” Nakit para armağanı için belirli bir miktar da verilebilir: “50 &#8211; 300 lira arasında bir armağan bizi dengelenmiş hissettirir” denebilir mesela. </span></p>
<p><b>Pandemi, zaten yeterli desteği hiçbir zaman göremeyen kültür sanat dünyasını daha da çözümsüz noktalara taşıdı. Bu süreçte neler yaşadınız  ve yaşıyorsunuz? Bağımsız tiyatrolara yönelik destek politikaları hakkında düşünceleriniz ve önerileriniz neler? </b></p>
<p><b>Şirvan</b><span style="font-weight: 400;">: İçimde pandemide işsiz kalan dostlara, hayatına son veren müzisyenlere dair büyük bir yas var. Kültür sanat alanındaki meslektaşlarımın ayakta kalmak için seçtiği her yolu kutlamak ve onurlandırmak isterim. Bununla birlikte, ben kendi seyircimiz dışında kimseden destek beklemek istemiyorum. Yeni oyunumuz için, yine bir çeşit armağan ekonomisi yöntemi olan kitlesel fonlamayı seçtik; Fongogo sitesinde dileyen herkesin katkıda bulunabileceği bir kumbara açtık. Bize verilen armağanlar karşılığında biz de bir sürü sürprizli armağan veriyoruz; oyuna davetiye, oyunculuk dersi, kendi törenini yapma atölyesi, başka topluluklarla söyleşiler ve tabii ki çemberler! (Kumbaraya katkıda bulunup ekiple yolculuğa çıkmak isteyenler <a href="https://fongogo.com/Project/Sub/kara-kabare-armagan-sepeti" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıyı</a></span><span style="font-weight: 400;"> ziyaret edebilir.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yinelemek istiyorum; tiyatro alanının sektörleşmesi, emekçilerin haklarının gözetilmesi için uğraş veren, iş güvenliği, sigortalama gibi konularda yaşanan büyük haksızlıklarla mücadele eden, devletle bağlar geliştirip alanın desteklenmesi için çaba harcayan tiyatro aktivisti dostlarımın çabalarını çok kıymetli buluyorum. Fakat başka bir yol da var; bunu söylemeye ve hayata geçirmeye devam edeceğim. Kara Kabare pandemide para sıkıntısı çekmedi, çünkü elinde para tutmuyor, mülksüz ve kâr amacı gütmüyor. Hayalini kurduğum dünyada, ben tiyatrocu olarak akşam ateş başında dans edip hikaye anlatıyorum; ertesi sabah da hep birlikte permakültür bahçelerimizde atalık tohumlarımızı ekip biçiyoruz; ateş başında hikaye anlatmamı destekleyen ayrı bir yapı düşünemiyorum, sığmıyor hayalime. Sizin hayaliniz nasıl?   </span></p>
<p><b>Şu an mutfağınızda seyirciyle buluşmayı bekleyen neler var? Oyunlar dışında yine armağan ekonomisi gibi dönüştürücü, farkındalık yaratacak yaklaşımlarınız olacak mı? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-78607 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-640x624.jpg" alt="gamze dar" width="281" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-640x624.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar-1024x999.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/gamze-dar.jpg 1096w" sizes="auto, (max-width: 281px) 100vw, 281px" />Gamze</b><span style="font-weight: 400;">: Şu an mutfağımızda  pandemi döneminde bize oyun armağanıyla gelen sevgili yönetmenimiz Şirvan Akan&#8217;ın &#8220;Zenhar&#8221; isimli oyununun provaları var. Antroposen çağında bizi bir arada tutabilecek bir &#8220;anlatının&#8221; araştırmasını, seyircinin katılımıyla ve hep birlikte erginlenerek deneyimlemek üzere bir yolculuğa çıktık. Bu yolculuğu oyunun replikleriyle tarif edersek &#8220;Adım attıkça yolumuza taşların serildiği&#8221; bir yolculuk. Gerisi merak unsuru olsun; seyircimizi heyecanımıza ortak olmaya, kendi yolculuklarına çıkmaya, kendi çemberlerini kurmaya davet ediyoruz.</span></p>
<p><b>Şirvan:</b><span style="font-weight: 400;"> Gamze’nin uyandırdığı gizeme ben de şunları ekleyerek sözlerimi bitireyim: Tek bir oyun “izleyince”, tek bir kitap okuyunca dünya değişiyor mu? İnteraktif değil, “katılımcı”, tek bir oyun değil, doğanın döngülerini takip ederek tüm yıla yayılan bir yolculuk! Yeni dünyaya!  Aşk olsun, barış olsun.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/14/tiyatromuz-bir-urun-degil-insanlara-sundugumuz-bir-armagan/">&#8216;Tiyatromuz Bir Ürün Değil, İnsanlara Sunduğumuz Bir Armağan&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Tiyatroları Bu Dönemi Nasıl Geçirdi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/dunya-tiyatrolari-bu-donemi-nasil-gecirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 May 2021 07:31:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[dünya tiyatroları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanata bakış]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Kooperatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70598</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada özel tiyatroların ve serbest, güvencesiz çalışanların bu krizle daha sert karşılaştığı aşikâr. Yine de kültür sanatın bir toplumda ve politikada nasıl bir yerinin olduğu süreçteki asimetrik etkilerin önemli sebeplerinden. Seyircinin sanata bakışı ve şehir ve ülke yönetimlerinin kültür sanata bakışının yansımaları da farklı oluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/dunya-tiyatrolari-bu-donemi-nasil-gecirdi/">Dünya Tiyatroları Bu Dönemi Nasıl Geçirdi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/17/farkli-ulkelerin-tiyatrolari-bu-donemde-ne-tur-destekler-aldilar/" target="_blank" rel="noopener">Bir önceki yazımda</a> İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa ve Amerika’daki bazı tiyatroların pandemi dönemini nasıl geçirdikleri ve nasıl bir destek sistemi içinde bulunduklarını yazmıştım. Türkiye’de tiyatroların durumunu anlamak için ise Tiyatro Kooperatifi ve Bilgi Üniversitesi Kültür Politikaları ve Yönetimi Araştırma Merkezi’nin araştırması bazı veriler sunuyor. Bu süreçte ek destek alamama durumunda özel tiyatroların %50sinin kapanmak durumunda kalacağı öngörülüyor. Sahne emekçilerinin işlerini yapamadıkları için farklı sektörlerde çalışmak durumunda kaldığı ifade ediliyor. Bu dönemde özel sektörden destek alabilen özel tiyatroların oranının yalnızca %10 olduğu, özel tiyatroların %63’ünün tüm bilet gelirinin 500 liranın altına düştüğü paylaşılıyor. Bu süreçte özel tiyatroların %60’ının borçlandığı, geliri olmaksızın %87’sinin kira ödemeye devam etmek durumunda olduğu da bilgiler arasında yer alıyor. Devletten alınan proje desteği ise kısıtlı kalmış görünüyor. Serbest çalışanlar, sektörün ortak çalıştığı diğer iş kolları, örneğin set kurulumundan sorumlu olanlar ya da örneğin bir sanat eseri sergilendiğinde oluşan hareketliliğin getirdiği kazanımlar konuya dahil bile değil.</p>
<p>Dünyada özel tiyatroların ve serbest, güvencesiz çalışanların bu krizle daha sert karşılaştığı aşikâr. Yine de kültür sanatın bir toplumda ve politikada nasıl bir yerinin olduğu süreçteki asimetrik etkilerin önemli sebeplerinden. Seyircinin sanata bakışı ve şehir ve ülke yönetimlerinin kültür sanata bakışının yansımaları da farklı oluyor.</p>
<p>Buradaki tiyatrolar bu dönemde çeşitli kampanyalarla ve çevrimiçi oyunlarla gelir sağlamaya ve varlıklarını sürdürmeye gayret ediyor. Bu çabalar çoğunlukla dönemi atlatmak için yara bandı görevi görüyor. Seyircinin desteği de elbette çok önem taşıyor.</p>
<p>Dijitalleşme, dünya tiyatrolarında farklı şekillerde karşımıza çıkıyor, benimseniyor ya da çokça eleştiriliyor. Örneğin Schaubühne Tiyatrosu sanat yönetmeni Thomas Ostermeier, bu konuda oldukça eleştirel yorumlar yapıyor. Gözlemlerine göre, bağımsız tiyatroların dijital ortamda performansı yeniden keşfedebilen bir örneği olmadığını, ayrıca internet üzerinden oyun sahnelediğimiz ve izlediğimiz zaman, üç boyutlu olan bir sanatı iki boyuta indirgediğimizi ifade ediyor. Bu gösterimlerin de sinema geleneğiyle rekabet eder hale geldiğini ve Netflix, Amazon Prime ve benzer platformların karşısında yer aldığını söylüyor. Ostermeier, tiyatroyu eşsiz kılanın anda sanat üretme kabiliyeti olduğunu söylüyor. Seyirci gerçek zamanlı bir eser üretimine tanıklık ediyor, o tanıklık aynı kişiler arasında bile olsa birebir tekrarlanamıyor. Büyüsünün gizli olduğu kısım da tam buralara denk geliyor. Dijital çağda, dış dünyayla aramıza bir ekran girdiği için insanların bu aracısız temasa gittikçe daha fazla özlem duyduğu fikrini aktarıyor.</p>
<p>Ostermeier’in dediği gibi tiyatro temelinde, özünde aynı mekanı paylaşan insanlarca deneyimlenen, ‘üç boyutlu’ bir sanat. Seyircinin ya da deneyimleyenin sanatçıyla olan ilişkisi de çok özel ve o ana ait. Fakat özellikle de fonlarla ilgili sıkıntılar nedeniyle kurumların ve sanatçıların oyunda kalmayı sürdürebilmesinin de yollarından biri çevrimiçi gösterimler. Ayrıca dijitalin ne şekillerde sahneye yansıyacağı ya da farklı sahneleme yollarının keşfi ve araştırması son aylarda arttığı gibi önümüzdeki dönemde de devam edeceğini ön görebiliriz.</p>
<p>Röportajda, Heiner Müller’in (dramaturg, yazar, yönetmen) 1990lardan bir sözünü hatırlatıyor. Aktardığına göre, Müller, tiyatroların, tiyatro yapanlar para almaya devam edeceği şekilde bir yıl kapanması gerektiğini söylüyor. Bu şekilde tiyatroların neden gerekli olduğunu idrak edeceğimizi anlatan bu söz üzerine, içerisinde bulunduğumuz dönemin düşünmeye fırsat yarattığını ifade ediyor. Tabii bu sözdeki para almaya devam etme şartının altını kalın kalın çizmek gerekiyor. Elbette piramidin tabanındaki ihtiyaçları karşılayabildiğimizde değeri çok daha net anlaşılabilirdi.</p>
<p>Amsterdam Uluslararası Tiyatrosu (ITA), ITALive üzerinden seyirciyle buluşmaya oldukça aktif bir şekilde devam etse de, sanat yönetmeni Ivo van Hove canlı, yüz yüze tiyatronun insanlarla beraber olma ve beraber harekete geçen duygulanma halini özlediğini ifade ediyor. Bir de performans bittikten sonra yeni fikirler bulmanın, bir topluluk halinde sanat üretmenin değerini hatırlatıyor. ITA, dijitalden oyun yayınlamaya sıcak bakarak, çekimlerini rock konserleri kaydetmeye alışkın bir TV ekibi ve yönetmeniyle hazırlayıp gerçekleştirmiş. İnternetten yayınlanan oyunlara dünyanın farklı yerlerinden çok güzel tepkiler geliyor. ITAlive yayınlarını takip eden seyircilerin %60ı onları daha önce izlememiş olan insanlardan oluşuyor. Ivo van Hove, süreci daha iyi yöneten ülkelere örnek olarak Fransa ve Almanya’yı gösteriyor. Bu ülkelerdeki desteklerin bir kısmına bir önceki yazıda yer vermiştim.</p>
<p>Fransa’ya baktığımızda, sahnelemeyi seçtikleri oyunların dönemle ilişkilendiğini görüyoruz. Odeon Tiyatrosu Eylül’de Racine’in Iphigénie oyununu sahnelemiş. Oyunda Yunan ordusu Truva’yı yok etmeye gidecekken rüzgar dindiği için denize açılamıyorlar. Oyunun temel sorusu, tekrar harekete geçebilmek için neyi feda edersin? Sanat yönetmeni Stéphane Braunschweig, bugün de ekonomiyi mi insan hayatını mı feda edeceğimiz şeklinde ikileminde kaldığımızı anlatıyor. Dönemin olumlu bir yansıması olarak ise kendi çeperi içinde hareket eden tiyatro gruplarının, sanatçılar, yönetmenler ve tiyatroların dayanışma hissini yeniden bulabildiğini ifade ediyor. Diğer sanat yönetmenlerine benzer şekilde, tiyatronun yokluğunun ne kadar gerekli olduğunu, dünyanın önemli bir ihtiyacı olduğunu ortaya çıkardığını ifade ediyor.</p>
<p>New York Halk Tiyatrosu’nun direktörleri Saheem Ali ve Shanta Thake, tiyatrodan değil ama sahneden uzak kaldıkları bu dönemde işlerinin esasının ne olduklarını düşündüklerini ve seyircinin kim olduğuna ve ne istediklerine kafa yorduklarını anlatıyorlar. Amerika, tiyatro alanında da diğer ülkelerden ayrılıyor gibi görünüyor. Sorunlar benzer ve ortak olsa da gündemdeki sosyal hareketler tartışmalara ağırlığını koyduğu için değerlendirmeler de bu çerçeveden etkileniyor. Bu röportajda, birçok kurumun sistemik ırkçılık konularını düşündüğünü söylüyorlar. Nasıl daha iyi vatandaşlar, insanlar ve sanatçılar olabiliriz diye düşünüyorlar. Sanatı insanların iyileşmesine ve yeni umutlar bulmasına yardım etmede çok merkezi buluyorlar. Güvenli şekillerde bir araya gelerek buna devam edebilmeyi umuyorlar. Ülkelerdeki gündem sanatla iç içe geçiyor ve sanat gündemden oldukça etkileniyor.</p>
<p>Önceki yazıda, İsveç’te sanata önem veren bir anlayışla performanslara katılmanın bir hak olarak görüldüğü notu bulunuyordu. Helsingborg Şehir Tiyatrosu, Şubat’ta Zoom’da bir oyun prömiyeri yaptığında çok ilgi gördüğünü paylaşıyor. Her gösteriyi 1000 kişi izlemiş olsa da, sanat yönetmeni Kajsa Giertz, canlı tiyatronun ritüelini, insanlarla beraber oyuna gitmek, arada dışarı çıkıp biraz konuşmak ve geri girmek gibi bir aradalıkları özlediğini aktarıyor. Ve o özel tiyatro büyüsü, olan her şeyin o an olduğu, yalnız bizim için olduğu ve tekrar olmayacağı durumu.</p>
<p>Yaşadıkları sıkıntıların dereceleri farklı olsa da dünyanın farklı yerlerinde tiyatroların benzer meselelerle karşılaştığı görülüyor. Bunun yanı sıra, tiyatroyla ilgili özlemlerimiz de oldukça örtüşüyor. Bu dönem yine farklı şekillerde olsa da sanatın gerekliliğini hatırlatmış olsa gerek.</p>
<p>Yukarıda alıntıladığım röportajlar, Philip Oltermann, Sarah Crompton ve Lisa O’Kelly’nin gerçekleştirdiği ve The Guardian’da yayınlanan röportajların kesitleridir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/28/dunya-tiyatrolari-bu-donemi-nasil-gecirdi/">Dünya Tiyatroları Bu Dönemi Nasıl Geçirdi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Farklı Ülkelerin Tiyatroları Bu Dönemde Ne Tür Destekler Aldılar?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/17/farkli-ulkelerin-tiyatrolari-bu-donemde-ne-tur-destekler-aldilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 May 2021 08:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl sezonun ortasında kapanan, bu yıl sezon bile açamayan tiyatrolar, salonlarda bir araya gelmenin alternatiflerini üretmeye devam ediyor. Bu süreçte ekonomik zorluklarla baş edemediği için varlığını sürdüremeyen tiyatrolar her geçen gün artıyor. Peki, dünyanın önde gelen bazı tiyatroları bu dönemi nasıl geçiriyor? İngiltere, Almanya, Fransa, İsveç ve Hollanda’da nasıl yaklaşımlar var?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/17/farkli-ulkelerin-tiyatrolari-bu-donemde-ne-tur-destekler-aldilar/">Farklı Ülkelerin Tiyatroları Bu Dönemde Ne Tür Destekler Aldılar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere kademeli açılma planı içerisinde sinema, müze ve tiyatroların açılacağı tarihi 17 Mayıs olarak duyurdu. Kültür sanat iyileşme fonuna 300 milyon paund ekleneceği de daha önce açıklanmıştı. Önemli kurumların devamı için destek gelmiş olsa da oyuncu, tasarımcı, sahne amiri, müzisyen gibi pek çok aktörün sıkıntıları devam ediyor. Hükümet destekli sigorta, vergi indirimindeki oranın yükseltilmesi devam eden talepler arasında. Sistem dışında kalan ve serbest çalışanlar ayrı bir sorun olarak dünyanın hemen her yerinde yardım paketlerinin de dışındalar. Bu kesimin sektörün oldukça önemli bir yüzdesine tekabül ettiği ve birtakım iyileştirmeler yapılmış olsa da binlerce kişinin yardım alma kriterlerine uymadığı bir durumdan söz ediyoruz.</p>
<p>Avrupa’nın en önemli tiyatrolarından Berlin’in Schaubühne Tiyatrosu sanat yönetmeni Thomas Ostermeier Philip Oltermann’la röportajında, tiyatronun, pandeminin ilk kapanma döneminden (2020 Mart) Ekim başına kadar kapalı kaldığını aktarıyor. Bu süreçte hava filtrelerini değiştirip yeniden açılma için gerekli şartları oluşturuyorlar. 2020 yazında çalışmaya birkaç oyunun provasıyla başlıyorlar. Açılışından bir sonraki kapanmaya kadar ancak iki buçuk hafta açık kalabiliyorlar. Tiyatronun 240 sürekli ve kayıtlı çalışanı, Alman izin sistemine dahil. İlk kapanmada Alman sosyal sigorta sistemi maaşlarının %60&#8217;ını ödüyor. Tiyatro bu oranı %92/%94’e tamamlıyor. İkinci kapanmada sigorta gelirlerinin %80&#8217;ini karşılıyor, tiyatro üzerine % 18 ekliyor. Bu çalışanların ödeneği devlete gelirlerinden aktardıklarıyla oluşan sigortadan gelse de yapılmasına itiraz eden sesler olmuş. Schabühne, hem devlet ödeneği alan bir kurum hem de dört ortaklı bir özel şirket. İki gün içinde sendikayla bir anlaşmaya varabilmişler. Devlet tiyatroları ise ilk 10 ay oyuncularını bu sisteme dahil edememişler. Ostermeier’in aktardığına göre, birçok Amerikan ve İngiliz tiyatrosunda durum daha kötü, çünkü ancak tüm salonu açabilir ve bilet satabilirlerse hayatta kalabiliyorlar.</p>
<p>Gelelim Hollanda’ya. Amsterdam Uluslararası Tiyatrosu (ITA) sanat yönetmeni Ivo van Hove, Sarah Crompton’la röportajında pandemi sürecinde tiyatroda bir şekilde çalışmaya devam ettiklerini söylüyor. Mart 2020’de her şey kapanınca, Boccaccio’nun Decameron’unun okumalarını 100 bölüm olarak kaydetmişler. Tiyatroların açıldığı dönemde sosyal mesafeli seyircilerle üç yapım sahnelemişler. Haziran’da Hollanda Festivali’nde tekrar açılmayı umuyorlar. ITA’yı merkezi hükümet ve Amsterdam şehri destekliyor. Bu dönemde kaybettikleri bir gelir kaynağı uluslararası turlar. Hükümet ayakta kalmalarına yarayacak iki fon verdiği için personele, teknik ekibe ve tam zamanlı oyunculara (kadronun %70i) kapanma boyunca ödeme yapabilmişler. Serbest çalışanlarına da ödeme yapıp yeni yapımlarda görevlendirmeye devam etmişler. Hollanda hükümeti desteği çok hızlı ulaştırmış, fakat basın açıklamalarında tiyatronun adının geçmesi çok zaman almış. ITALive üzerinden farklı oyunları da seyirciyle dijital ortamda buluşturdular.</p>
<p>New York Halk Tiyatrosu’nun direktörleri Saheem Ali ve Shanta Thake, Sarah Crompton’la röportajlarında, pandemi döneminde üç oyun yönettiklerini, dijital işlerle yoğun bir program hazırladıklarını ve ufak bir mekandan da internette eş zamanlı oyun yayınladıklarını anlatıyorlar. New York devleti limitli kapasiteyle ve güvenlik önlemleriyle tiyatroların açılabileceğini duyurdu. Bu tiyatro ülkenin diğer tiyatrolarından farklı bir sistemle yönetiliyor. Bilet satışlarına çok bağlı değiller. New York Kültürel Kurumlar Grubu’nun bir parçası olarak şehirden fon alıyorlar. New York siyasetinde de temsilcilerin söylemlerinde de kültürün önemi farkında olunan bir gerçek. Yine de bağışçı tabanlarına bağımlılar. Altyapıyı ve personeli desteklemek ve ücretsiz sundukları dijital programı fonlamak için bağış toplamışlar. Serbest çalışan sanatçı inisiyatifi oluşturarak geliri olmayan ve federal yardım alamayanlar için 1000 dolarlık hibeler dağıtmışlar. Ülkede kültür sanattan sorumlu bir hükümet görevlisi bulunmuyor. Sanata desteği artırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Fransa’nın beş ulusal tiyatrosundan biri olan Paris’teki Odean Tiyatrosu’nun sanat yönetmeni Stéphane Braunschweig, Lisa O’Kelly ile röportajında diğer ülkelerdeki gibi Mart 2020’de kapandıklarını, sonrasında da Eylül’de açıp Ekim sonu tekrar kapandıklarını anlatıyor. Odeon Tiyatrosu 2021 Mart ayında da kültürel etkinliklerin durdurulmasına tepkiyle işgal edilmişti. Protestolar, işsiz kalan 10 çalışanın 6&#8217;sının destek alamadığını ifade ediyor ve hükümetlerini göreve çağırıyorlardı. 2020 Mart’ında başlayan süreçte tiyatro yalnızca iki yapım sahneleyebilmiş, 14&#8217;ünü iptal etmek ya da ertelemek durumunda kalmış. Ne zaman açılacakları da net değil. Ulusal bir tiyatro oldukları için fonların %62&#8217;si yıllık devlet ödeneği olan 12.3 milyon avrodan geliyor. Fransa’da tiyatro, sinema ve televizyonda çalışanlar için bulunan işsizlik sistemi, çalışmadıkları dönemde maaş almaları ve profesyonel kimliklerini sürdürmeleri için katkı sağlıyor. Bu ödenek, tiyatronun devamını sağlıyor, fakat yapımlar, bağımsız sanatçılar ve teknisyenlerin maaşları için bilet satışına ve tur gelirlerine ihtiyaçları var. Bunların üzerine de sponsor gerekiyor.</p>
<p>İsveç’in Helsingborg Şehir Tiyatrosu sanat yönetmeni Kajsa Giertz, Lisa O’Kelly ile röportajında 22 Mart 2020’de kapandıklarını, sosyal mesafeli olarak yaz sonrası tekrar açılıp Kasım’da kapandıklarını söylüyor. Sağlık riski yaratmamak için monolog provalarıyla çalışmaya devam ediyorlar. Ağustos’ta açık hava tiyatrosu yapmayı düşünüyorlar. Belediyeden %70, devletten %20 fon alıyorlar. Bilet gelirleri normalde %10 gelir sağlasa da bu dönemde büyük oranda kaybediliyor. İsveç’te hükümet tiyatronun herkes için olması gerektiğine inandığı ve demokrasinin bir parçası olarak kabul ettiği için insanların maddi gücü yetmediği için tiyatroya gidememesi ihtimalini istemiyor. Tiyatro biletleri bu nedenle bir sinema biletinden çok pahalıya satılmıyor. Sanata o kadar önem veriliyor ki politikalarını herkesin görme imkanına sahip olacağı şekilde düzenliyorlar. Bilet geliri düşüşünü kapsayan destek de almışlar. Fakat özel tiyatrolar ve bağımsız çalışanlar yine sistemin dışında. Destek için başvurabilseler de, Giertz süreçlerin yavaş olduğunu aktarıyor ve bu kadar uzun zaman işsiz kalmanın yaratacağı güvensizlik hissinden dolayı başka bir iş yapmaya karar vermelerinden korktuğunu dile getiriyor. Sahne tasarımcıları, yönetmenler, ışıkçılar için bir şeyler kurmaya, gelecek için bir imkan oluşturmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Konunun devamı, bir sonraki yazımda.</p>
<p>Yukarıda alıntıladığım röportajlar, Philip Oltermann, Sarah Crompton ve Lisa O’Kelly’nin gerçekleştirdiği ve The Guardian’da yayınlanan röportajların kesitleridir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/17/farkli-ulkelerin-tiyatrolari-bu-donemde-ne-tur-destekler-aldilar/">Farklı Ülkelerin Tiyatroları Bu Dönemde Ne Tür Destekler Aldılar?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İyi Hikayeleri Harika Hikayelerden Ne Ayırıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/28/iyi-hikayeleri-harika-hikayelerden-ne-ayiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2021 12:41:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hikaye anlatıcılığı]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64702</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir hikayeyi anlatırken, neden onu paylaşmak istediğin, dikkati nasıl çekeceğin ve insanların önem vermesini nasıl sağlayacağın etkili oluyor. Çok iyi bir hikaye, duyguları, motivasyonları, insanları anlamaktan geçiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/28/iyi-hikayeleri-harika-hikayelerden-ne-ayiriyor/">İyi Hikayeleri Harika Hikayelerden Ne Ayırıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu aralar tiyatroyla ancak ekran aracılığıyla buluşabiliyoruz. Daha önce sahnede oynanmış oyunların kayıtları bir süredir paylaşılıyordu. Son aylarda Moda Sahnesi ve DasDas gibi platformlar sahneden canlı oyunlar da yayınlamaya başladı. Çevrimiçi platformlarda izlediğimiz oyunlar farklı deneyimler sunuyor. Bazıları interaktif kurgulanmışken bazıları teknolojiden daha fazla yararlanıyor. Gördüğümüz oyunların sahnede oynanmak için yazılmış olanları olduğu gibi, son dönemin şartları göz önüne alınarak yazılanlar da var. Farklı biçimlerin denenmesi, tiyatronun dönüşümü üzerine tartışmaları da açıyor. Örneğin, kameranın sağladığı imkanları kullanan oyunlar tiyatro mu yoksa sinemaya mı yaklaşıyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bu dönemsel karmaşa devam ederken, daha önce de dijital teknolojileri sahnede kullanan oyunların yapıldığını düşünürsek, uzun vadede seyirci için bir oyunu etkileyici kılan ve içine çeken unsurlar neler? Kamera ve ses kullanımı, görsel efektler seyircinin deneyimini etkiliyor. Geçtiğimiz yılın en ilgi gören oyunlarından Dünyada Karşılaşmış Gibi, aynı anda iki ayrı sahneden başlıyordu. Seyirci, bulunduğu yere göre, bir videoyla da başlayabiliyordu, canlı performansla da. Bu iki grubun deneyimleri de böylece farklılaştı. Bir oyun, seyirciyi ne kadar içine katabiliyor? Bunun için ne gerekiyor?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ashley Fell isimli bir iletişimci yaşadığımız dönemi ‘the great screen age’, büyük ekran çağı olarak adlandırıyor. Dikkat aralığımızın kısaldığı, günümüzü ekranlar ve cihazlarla geçirdiğimiz zamanlar. Herhangi bir bilgi, görselleştirilmiş olduğunda daha rahat algılandığı gibi, anlamlandırılan bilgi, ilham veren, yalnız zihinle değil kalple de hissettiğimiz konuşmalar izleyiciye daha kolay ulaşıyor. Hikayeler de tam bu anlattığı şeyleri yapıyor, öncelikle, olayları birbirine bağlıyor. Bir diğer iletişimci Jon Westenberg, hikaye anlatımının insanların bulduğu en önemli teknoloji olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2015 yılında gösterime giren The Encounter oyunu, teknolojinin ve hikaye anlatıcılığının birleştiği çok iyi ve çok başarılı bir örnek. Complicite Tiyatro’nun kurucusu ve sanat direktörü Simon McBurney’nin yazdığı ve oynadığı The Encounter, yani karşılaşma, geçtiğimiz Mayıs’ta çevrimiçi olarak da seyirciyle buluştu. Tek kişilik bu oyun, çok az dekorla, izleyiciyi Amazon Ormanları’nda gezdiriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunu başarmasında kullandığı yenilikçi işitsel teknoloji önemli bir rol oynuyor. Farklı zamanları iç içe geçiren, mekanla ilişkimizi seslerin yardımıyla değiştiren, farklı karakterleri izliyor hissi yaratırken izleyiciyi içine çeken oyun, atmosferiyle sarıp sarmalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The Encounter, Brezilya’nın Javari Vadisi’nde National Geographic fotoğrafçısı Loren McIntyre’ın 1969’da yaşadıklarını konu alıyor. McIntyre, Mayoruna kabilesiyle iletişime girmek istiyor. Kabileyle karşılaştıktan sonra onlarla beraber yağmur ormanının derinliklerine ulaşıyor, hatta o döneme kadar bilinmeyen, Amazon nehrinin kaynağını buluyor. Sonrasında dönüş yolunu kaybediyor ve onu bırakan pilotun kendisini tekrar bulamayacağından korkmaya başlıyor. Kabileyle geçirdiği iki ay, birbirlerinin dilini konuşmadan anlaşmanın yollarını buluyorlar. Topraklarına girenlerden korunmak için kaçmaya uğraşan kabileyle, anlattığına göre başka bir dille iletişim kuruyorlar. Tüm sahip olduklarını yok edip zamanın başına, medeniyetin topraklarına girdiği zamanın öncesine dönmek isteyen kabilenin içerisinde kalan fotoğrafçı, bir gün kendini nehirden aşağı bırakarak oradan çıkabiliyor. Yaşadıklarını yıllar sonra Petru Popescu’ya anlatıyor. Popescu, Amazon Beaming isimli kitabını 1991 yılında yazıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oyun da, bu kitap üzerine kurulu. McBurney, sahnelemeden önce detaylı araştırmalar ve görüşmeler yapıyor. 2016’da yayınlanan Josh Ferri röportajında, nörologlarla bilinç, kelimeleri kullanmadan iletişim, çevrecilerle Amazon havzasında neler olduğu, yerli hakları çalışan organizasyonlarla dünyanın her yerinde kabilelere uygulanan şiddet, fizikçilerle zamanın doğası ve yazarlarla hikaye anlatıcılığı ve kurgu üzerine konuştuğunu aktarıyor. En çok Amazon havzasının derinliklerinde yaşayan Marajai’nin Mayoruna, Xingu’nun Yawalapiti kabilelerle görüşmelerinin ilham verici olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">McBurney’nin oyunuyla, izleyici, mantığa sığmayabilecek şeyleri, karşısında görmediği anları yaşıyor. Kitabın isminde de geçen beaming kelimesi, McIntyre’ın Mayoruna kabilesinin lideriyle kurduğu iletişimin, başka bir dil, bir çeşit sinyalle, zihinsel telepatiyle gerçekleştiğini anlatıyor. Zamanın başlangıcına giden, teknolojiden uzak bu kabileyle ve yaşanan yolculukla, son teknolojilerin kullanıldığı, bir o kadar da sade bir oyunla karşılaşıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oyunun başardığı daha önemli bir şey var, o da hikaye anlatımı. İki saat takip ettiğimiz bu performans, bu çok sesli hikaye, insanı kelime kelime içine çekiyor. Birçok duyguyla, farklı gerçeklikleri mümkün kılıyor. Oyunun içinde olmamızı sağlayan sesler, ekran başında da olsak etkiyi hafifletmiyor, fakat oyunun içine bizi çeken, McBurney’nin hikaye anlatımının gücü. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda esin kaynağı, Spalding Gray’in 1987 yapımı Swimming to Cambodia, Kamboçya’ya yüzerken isimli işi. Youtube üzerinden kısa bir videosunu izleyince, McBurney’nin hipnotik olarak ifade ettiği anlatıcılık karşımıza çıkıyor. Gray, Killing Fields filminin oyuncularından. Kamboçya’da geçirdiği dönemi aslında bir monologla anlatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki bir hikayeyi güçlü yapan nedir? Yazar Mark Whitaker, öyküleştirmeyi zengin kılan unsurların, dinleyicinin önemsediği karakterler oluşturmak, çevrenin nasıl olduğu ve karakter üzerine etkisi ve kimin sesiyle anlatıldığı olduğunu söylüyor. Bu oyunda pek çok ses duyuyoruz, anlatıcının zihninde geçenler bizi ona yaklaştırıyor. Kabilenin ne yapmaya çalıştığını anladığımızda onları önemsemeye başlıyoruz. McBurney’nin metni yeniden kurgulaması, canlandırması, tonlamaları, hızlanarak ve yavaşlayarak aktardığı kısımlar, anlatma ritmi, detaylandırması, bu iyi hikayeyi harika bir hikayeye, bizi içine çeken bir hikayeye dönüştürüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir sosyal psikolog ve Stanford Üniversitesi hocası Jennifer Aaker, hikayelerin paylaşılan salt bilgilere göre 22 kat daha etkili olduğunu ifade ediyor. Bir hikaye, olayları birbirine bağlama şekliyle dinleyiciyi ikna edebiliyor, harekete geçirebiliyor. Save The Children yardım kurumunun kampanyasında bir çocuğun hikayesini dinleyen katılımcılar, yoksullukla ilgili bilgilerin paylaşıldığı tanıtımı izleyenlere kıyasla iki kat daha fazla yardım yapıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir hikayeyi anlatırken, neden onu paylaşmak istediğin, dikkati nasıl çekeceğin ve insanların önem vermesini nasıl sağlayacağın etkili oluyor. Çok iyi bir hikaye, duyguları, motivasyonları, insanları anlamaktan geçiyor. Bu hikayeler, dilden, kültürden de ayrı bir boyut kazanıyor ve evrensel nitelik taşıyor. Pixar yönetmeni Pete Docter, ‘Bir hikaye anlatırken yapmaya çalıştığın şey, hayatında seni belirli bir şekilde hissetirmiş olan bir olayı anlatmak. Ulaşmaya çalıştığın, izleyicinin de aynı duyguyu hissetmesi,’ diyor. Yani yine, kendini iyi anlamak ve farkındalık geliştirmek, hikaye anlatımının çok iyi bir hale gelmesinin kökünde yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hikaye anlatımının kurallarını Kurt Vonnegut listelemişti. Okuyucunun destekleyeceği bir karakter anlatmak bunlar arasında. Tutkuyla anlattığın bir hikayede, karakterin yolculuğuna eşlik ettiğin, duygularına karşılık gelen hikayeler, içine çekiyor. Hikaye biçimlerini anlatırken de, bir başyapıt olarak değerlendirdiği Hamlet’i çözümleyen Vonnegut, başarısının, doğruları söylemesinde yattığını söylüyor. ‘Hayat hakkında neyin iyi neyin kötü haber olduğunu anlayacak kadar çok şey bilmiyoruz. Biliyor gibi yapıyoruz.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hikaye anlatıcı Lani Peterson’a göre, hikayelerin ilgi çekme, etkileme, öğretme, ilham verme gücü var. Leo Widrich, bir hikayeyi dinlerken, anlatılanları dinlerken, olayları deneyimlediğimizde kullanacağımız beyin kısımlarının da harekete geçtiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zengin detayları olan, metafor kullanan, karakteri iyi ifade eden bir hikaye dinleyince kendimizi onun durumunda hayal ediyoruz. Hikayelerle anlam oluşturuyoruz. Yeni bakış açıları kazanıyoruz ve dünyayı daha iyi anlıyoruz. Başkalarının dünyayı nasıl algıladığını görüyoruz. Birbirimizin hikayelerini dinledikçe, birden fazla hikayenin olduğunu görerek o anlamda gerçeğe yaklaşıyoruz.</span></p>
<p>Kapak görseli: <em>Luisa Rivera </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/28/iyi-hikayeleri-harika-hikayelerden-ne-ayiriyor/">İyi Hikayeleri Harika Hikayelerden Ne Ayırıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2020 06:28:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[korona günlerinde sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57294</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zor zamanlardan geçiyoruz. Peki bu dönemde sanat dünyasında neler oluyor? Kolektif deneyimimiz bizi ne kadar geri dönülemez şekilde değiştirecek?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zor zamanlardan geçiyoruz. Sanatı konuşmak bazı açılardan bakınca elbette lükse giriyor. Bir yandan da, örneğin, savaşın delik deşik ettiği binaların üzerindeki murallerde, yıkıntıların önünde arka planına huzurlu bir fon yerleştirip fotoğrafını çektiren kadında, dünya savaşı zamanında yıkık şehirler arasında bale öğrenenlerde, pandemilerin, zorlukların, krizlerin ortasında sanata sığınan, sanattan vaz geçemeyen insanların deneyimlerinde, hayatın tam ortasında yer almaya devam ediyor sanat.</p>
<p>C.S. Lewis’in çok güzel bir sözü var. ‘Arkadaşlık gereksizdir, felsefe gibi, sanat gibi, evrenin kendisi gibi. Hayatta kalmak için bir değer sunmaz. Daha ziyade, var oluşa, hayatta kalmaya değer katan şeyler arasındadır.’ Alain de Botton ve John Armstrong da, Art as Therapy, Terapi Olarak Sanat kitabında sanatın yedi işlevinden söz ediyor: hatırlamak, umut, keder, tekrar dengelenme, kendini anlama, büyüme ve kıymet bilme.</p>
<p>Pek çok işlevinden, yüzünden, yönünden söz etmek mümkün. James Baldwin’e göre, sanatçı olmak, bir çeşit duygusal ya da manevi tarihçi olmak. Georgia O’Keeffe’ye göre, sanat, bilinmeyeni bilinir kılıyor, bilinmeyeni de göz önünde. Albert Camus için, sanatçı, cesaretle yaratan. E. E. Cummings’e göre, kendisi olma cesaretine sahip.</p>
<p>Yaşadığımız döneme baktığımızda, kendimiz olmanın cesaretine, merkeze gelme hissiyatına, dengelenmeye ve söz ettikleri pek çok farklı yönüne çok ihtiyaç duymuyor muyuz? Tiyatroya, bir deneyim sunan sanatlardan. Çoğunlukla, gerçekleştiği anda, bir arada olmayı gerektiriyor. Nasıl bir seyirci topluluğuyla izlediğiniz bile bir oyunla ilgili deneyiminizi etkileyebiliyor.</p>
<p>Ülkemize baktığımızda, son yıllarda tiyatro salonlarında, oyunlarda bir artış görünüyor. Teknolojik dönüşümler, hayat tarzımızdan tiyatroyu çıkarmadı, tam tersine hayatımıza yeniden kazandırdı. TÜİK verilerine göre, 2018/19 sezonunda 766 tiyatro salonu sayısı bulunuyordu. Tiyatro seyirci sayısı 7.9 milyon. 2016-17 sezonunda 7,6bin yerli eser oynanırken 1,3bin yabancı eser oynanmış. Oynanan toplam tiyatro eseri sayısı 9bin 796. Opera ve bale seyirci sayısı 322bin. Bunlar, salon kısıtının olduğu bir dönemin rakamları.</p>
<p><strong>Pandemide Sanatın Dönüşümü</strong></p>
<p>Peki bu dönem, sanatta karşımıza neler çıkardı? Ve bu dönemin etkilerini ne şekillerde göreceğiz?</p>
<p>Bu dönem, iş yapış şekillerimizi, kendimizi, dünyayı gözden geçirmemize fırsat yarattı. Belki de daha doğrusu, yeniden düşünmeye mecbur etti. Örneğin, esnek çalışmanın iyi çözümler yaratabildiği, ofisin gerekliliği, toplantılar, yurtdışı seyahatleri adapte etmek zorunda kaldığımız alanlar oldu. Seyirciyle buluşmanın farklı yolları, sanatseverlere yeni alanlar açmak, dijitalleşme gibi konular gündeme geldi.</p>
<p>Dönemin ekonomik zorluklarını aşmak için dünyanın farklı yerlerinde birtakım önlemler alındı, yardım paketleri açıklandı. Türkiye’deki bazı dayanışma çağrılarına bakarsak, 81 ilden 2 bin tiyatro emekçisi bir araya gelip tiyatronun yaşaması için bir imza kampanyası açtı. Vergilerle ilgili düzenlemeler, faturalar, salon kirası, personellerin maaş ve SGK primleri, borçların ödenmesi gibi taleplerini dile getirdi. ‘Tüm tiyatro emekçilerinin asgari yaşamsal koşullarının sağlanması’, tiyatro yasasının çıkarılması, tiyatroların ticarethane kimliğinin kamusal hizmet üreten kuruma değiştirilmesi öne çıkan talepler arasında. Bu kampanya, 18 Ağustos itibariyle 32721 imzaya ulaştı.</p>
<p>Dayanışmanın 100’ü Şiir Platformu, özel tiyatroların karşı karşıya olduğu krize dikkat çekmek ve emekçilere yanlarında olduklarını göstermek için özel 101 şiir videosu hazırladı. Platform metninden bir alıntı şöyle: ‘Tiyatromuz tüm ekonomik, politik, toplumsal zorluklara inat; oyunlarıyla bize umudu, itiraz etmeyi, gülmeyi, sormayı, hatırlamayı, durup düşünmeyi, hayal kurmayı anımsatıyor. İnsanın bedeniyle, aklı ve hayal gücüyle yapabileceklerinin sınırı olmadığını, dişlerini tırnaklarına takarak gösteriyorlar.’ Şiirleri usta tiyatrocuların harika yorumlarıyla hazırlanmış kısa videolar, dinleyicilere iyi gelen bir etkinlik oldu. Bir diğer girişim, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/ozel-tiyatrolarin-ayakta-kalmasi-icin-el-birligi-ile-calismak-gerekiyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Tiyatro Kooperatifi’nin başlattığı Bizde Yerin Ayrı</a>. Sahnelerde buluşacağımız günlere kadar olan süreyi geçirebilmek için, bazı oyunlar için önden bilet satışlarını açtılar.</p>
<p><strong>Tiyatro Sosyal Medyada&#8230;</strong></p>
<p>Bu dönemde, Bam İstanbul, BGST, Monologlar, Two Two Productions, , Kumbaracı 50, Pangar, B Planı, Galataperform, Dostlar Tiyatrosu ve Tiyatro Bereze gibi pek çok tiyatro, instagram ve youtube üzerinden oyunlarını paylaştı, bazıları canlı oyun okumaları yaptı, bazıları oyun canlandırdı, bazıları da eski oyunlarını belli süreler için seyirciyle paylaştı. Farklı yazarların yazdığı tek hikayeden çıkarılan oyun, karşılıklı iki oyuncunun canlandırdığı oyun, monologlar, projelendirilmiş oyunlar paylaşıldı. Ortaoyuncular bir podcaste başladı. Gazete Müstehak, Kumbaracı 50 düzenli canlı yayınlar yaptı. Tiyatrolar oluşumu bir TV kurdu ve bazı oyunların ditijal kopyalarını makul ücretlerle seyirciyle buluşturmaya başladı.</p>
<p>Yaz, pandemiyi ortadan kaldıramasa da, açık alanlarda var olma imkanı sağladı. Açık havada tiyatro, bu dönem bir araya gelip canlı oyun izlemenin tek yolu oldu. Müzede sanat, sanat parkta, bahçe tiyatrosu, teras sahneler, eski yoğunluğu ve rahatlığı olmasa da seyirciye ve tiyatro ekiplerine bir alternatif yarattı. Devlet tiyatroları yaz oyunları oynadı. Aynı ihtimal, havalar soğuyunca maalesef olmayacak.</p>
<p>Bu elbette farklı bir deneyim. Günümüzün açıkhavası bile herhangi bir zamandan farklı. Sanat Parkta festivalinde bir oyuna bu deneyimi  görmek için gittiğimde seyircinin aynı ilgiyle oyunlara geldiğini gördüm. Amfi tiyatro, klasik bir sahnede oynanan oyun, birbiriyle en az ikişer koltuk aralıklı oturan maskeli seyirciler. Sahne seyirciden uzak ve yüksekte. Açıkçası, insanlarla görece yakın olmak ama tam da görmemek, geçişmek ama güvenli mesafede kalmak, bir arada olmak ama birbirinden çekinmek, maskeli bir seyirci kitlesi olmak oldukça ilginç biraz da distopik bir deneyim. İçeri girerken de ateş kontrolü yapılıyor örneğin ve bu önlemler insanın güvende hissetmesi için kesinlikle faydalı.</p>
<p>Tiyatro, kendini her zaman, her dönem, yaşantıların ötesinde ve tam göbeğinde, var eden ve dönüşebilen, esnek bir sanat. Hepimizden ayrı bir var oluşu var ve bu devam da edecek. Tek tipleşmeyi kaldırmıyor, hatta yenililkleri, farklı düşünme şekillerini, farklı temsilleri, yeni anlatım biçimlerini, melez stilleri, teknolojiyi, fiziksel ve dijitali değerlendirerek kendine yeni alanlar açacak. Gönlümüzdeki yeri malum, bu dönemi geçirmek için birbirimize destek olarak, sahnelerde yine bir araya geleceğiz.</p>
<p>Güzel, güvenli ve huzurlu günlerde buluşmak dileğiyle.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/27/zor-zamanlarda-sanat-dunyasinda-neler-oluyor/">Zor Zamanlarda Sanat Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Risus Sanat HÜLLECİ ile Perdelerini Açıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/risus-sanat-hulleci-ile-perdelerini-aciyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2018 06:38:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[RİSUS Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Karahisar Gençlik Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Renkli İmgeler Saati Uygulama Sahnesi]]></category>
		<category><![CDATA[Risus Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24871</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afyonkarahisar'ın yerleşik ve düzenli olarak tiyatro oyunları sahneleyen, sivil bir kuruluş olarak kurulduğu günden bugüne geçen kısa süre içinde sahnelediği oyun ve ulaştığı seyirci ile rekora ulaşan Risus Sanat, dördüncü sezonunda altıncı oyunu HÜLLECİ ile tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/risus-sanat-hulleci-ile-perdelerini-aciyor/">Risus Sanat HÜLLECİ ile Perdelerini Açıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 6px 0px; font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; color: #1d2129;">Risus Sanat ve Karahisar Gençlik Merkezinin ortak çalışması olan HÜLLECİ&#8217;de, Risus Sanat&#8217;ın alt kadro olarak yetiştirdiği Risus Sanat G<span class="text_exposed_show" style="font-family: inherit;">ençlik Ekibi ve Karahisar Gençlik Merkezi gönüllü gençleri aynı sahneyi paylaşacak. Hülleci oyunu Afyonkarahisar Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü işbirliği ile seyirciye sunulacak.</span></p>
<div class="text_exposed_show" style="font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; color: #1d2129;">
<p style="margin: 0px 0px 6px; font-family: inherit;">Türk Edebiyatının önde gelen isimlerinden Reşat Nuri Güntekin&#8217;in yazdığı, yönetmenliğini ise Seyhun Sertan&#8217;ın yaptığı oyunda Onur Yalçın, Özlem Özgen, Sermet Genay, Aslı Bostancı, Mehmet Yetere, İrem Nur Karapınar, Özgür Emre Ensarioğlu, İsmail Özgen, Orhan Bayrakçeken, Erkan Çetinçakmak, Yusuf Tür, S.Alperen Temel, Melis Karagöz, Burak Güvendik, Faruk Kılınç, Mehmet Çolak, Şadi Yücekaş ve Yusuf Bayın&#8217;dan oluşan kalabalık bir oyuncu kadrosu yer alıyor. Oyunun yönetmen yardımcılığını Onur Yalçın, reji asistanlığını Fulya Coşgun yaparken, ışık ve ses kumandada ise M.Akif Atasoy görev alıyor.</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;">10 Mart 2018 Cumartesi günü prömiyer yapacak olan oyun, 17 Mart, 25 Mart ve 27 Mart tarihlerinde saat 20:00&#8217;da Hattat Ahmet Karahisari Kültür ve Sanat Merkezinde yine sahnede olacak.</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/ss1-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="attachment-thumbnail size-thumbnail alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/ss1-1-160x160.jpg" alt="Seyhun Sertan" width="160" height="160" /></a>Karahisar Gençlik Merkezi Müdürü Gökhan Gürbüz ve Yönetmen Seyhun Sertan ücretsiz olarak sahnelenecek olan oyuna tüm halkımız davetlidir dedi.</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;">Oyunun Künyesi</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;">HÜLLECİ<br />
2 Perde &#8211; Komedi</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;">RİSUS SANAT ve KARAHİSAR GENÇLİK MERKEZİ sunar&#8230;<br />
İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ işbirliği ile&#8230;</p>
<p style="margin: 6px 0px; font-family: inherit;">Yazan: Reşat Nuri Güntekin<br />
Yöneten: Seyhun Sertan<br />
Yönetmen Yrd: Onur Yalçın<br />
Sahne Amiri: Mehmet Yetere<br />
Reji Asistanı: Fulya Coşgun<br />
Işık Kumanda: Mehmet Akif Atasoy<br />
Oyuncular: Onur Yalçın, Özlem Özgen, Sermet Genay, Aslı Bostancı, Mehmet Yetere, İrem Nur Karapınar, Özgür Emre Ensarioğlu, İsmail Özgen, Orhan Bayrakçeken, Erkan Çetinçakmak, Yusuf Tür, S.Alperen Temel, Melis Karagöz, Burak Güvendik, Faruk Kılınç, Mehmet Çolak, Volkan Şadi Yücekaş, Yusuf Bayın</p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/02/risus-sanat-hulleci-ile-perdelerini-aciyor/">Risus Sanat HÜLLECİ ile Perdelerini Açıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadıköy’de Tiyatro zamanı: Festival 4 Ağustos’ta Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/kadikoyde-tiyatro-zamani-festival-4-agustosta-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2017 13:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Caddebostan Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kozyatağı Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Selamiçeşme Özgürlük Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Operası]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17372</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali 4 Ağustos’ta başlıyor. Bu yıl 15&#8217;incisi düzenlenecek festival süresince pek çok oyun ücretsiz izlenebilecek. Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali bu yıl 4 – 18 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu yıl 15.’si düzenlenecek olan festivalde yer alan oyunlar ücretsiz olarak izlenebilecek. Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da izlenebilecek oyunların davetiyeleri oyun günü 14.00-19.00 saatleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/kadikoyde-tiyatro-zamani-festival-4-agustosta-basliyor/">Kadıköy’de Tiyatro zamanı: Festival 4 Ağustos’ta Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali 4 Ağustos’ta başlıyor. Bu yıl 15&#8217;incisi düzenlenecek festival süresince pek çok oyun ücretsiz izlenebilecek.</strong></p>
<p>Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali bu yıl 4 – 18 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bu yıl 15.’si düzenlenecek olan festivalde yer alan oyunlar ücretsiz olarak izlenebilecek. Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatro’da izlenebilecek oyunların davetiyeleri oyun günü 14.00-19.00 saatleri arasında Caddebostan Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi, Barış Manço Kültür Merkezi ve Süreyya Operası gişelerinden alınabilecek.</p>
<p>Festival programı ise şöyle:</p>
<p><span id="more-17372"></span></p>
<blockquote><p>4 Ağustos Cuma 21.00 / Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin<br />
5 Ağustos Cumartesi 21.00 / 1000’de 1 Gece Diyalogları<br />
6 Ağustos Pazar 21.00 / Ebedi Barış<br />
7 Ağustos Pazartesi 21.00 / Üç Kız Kardeş<br />
8 Ağustos Salı 21.00 / Bütün Çılgınlar Sever Beni<br />
9 Ağustos Çarşamba 21.00 / Şatonun Altında<br />
10 Ağustos Perşembe 21.00 / Cimri<br />
11 Ağustos Cuma 21.00 / Kıyıya Oturmanın Böylesi<br />
12 Ağustos Cumartesi 21.00 / Ahududu<br />
13 Ağustos Pazar 21.00 / Öküz<br />
14 Ağustos Pazartesi / 21.00 / Joko’nun Doğum Günü<br />
15 Ağustos Salı 21.00 / Sevmekten Öldü Desinler<br />
16 Ağustos Çarşamba 21.00 / Usta ve Çırak<br />
17 Ağustos Perşembe 21.00 / Akidezadeler – Bir Tatlı Huzur<br />
18 Ağustos Cuma 21.00 / Yaşamaya Dair</p>
<p>Kaynak:<a href="http://gazetekarinca.com/2017/08/kadikoyde-tiyatro-zamani-festival-4-agustosta-basliyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Gazete Karınca</a></p></blockquote>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/02/kadikoyde-tiyatro-zamani-festival-4-agustosta-basliyor/">Kadıköy’de Tiyatro zamanı: Festival 4 Ağustos’ta Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>16. Kadıköy Belediyesi Çocuk Tiyatro Festivali 7 Temmuz’da başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/16-kadikoy-belediyesi-cocuk-tiyatro-festivali-7-temmuzda-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 23:04:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16452</guid>

					<description><![CDATA[<p>16. Kadıköy Belediyesi Çocuk tiyatro festivali, 15 gün boyunca çocukları tiyatroyla tanıştırıp açık havada oyun seyretme keyfini yaşatacak.  7- 21 temmuz tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Selami Çeşme Özgürlük Parkı Amfi  Tiyatro’da düzenlenecek festivalde  her akşam saat 21.00’ de  farklı bir çocuk oyunu ücretsiz olarak izlenebilecek. Uzun kuyruklar oluşmaması için davetiye sistemine geçilen festivalde, izleyiciler davetiyelerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/16-kadikoy-belediyesi-cocuk-tiyatro-festivali-7-temmuzda-basliyor/">16. Kadıköy Belediyesi Çocuk Tiyatro Festivali 7 Temmuz’da başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">16. Kadıköy Belediyesi Çocuk tiyatro festivali, 15 gün boyunca çocukları tiyatroyla tanıştırıp açık havada oyun seyretme keyfini yaşatacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span>7- 21 temmuz tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Selami Çeşme Özgürlük Parkı Amfi  Tiyatro’da düzenlenecek festivalde  her akşam saat 21.00’ de  farklı bir çocuk oyunu ücretsiz olarak izlenebilecek.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun kuyruklar oluşmaması için davetiye sistemine geçilen festivalde, izleyiciler davetiyelerini </span><span style="font-weight: 400;"> Özgürlük Parkı’ nda bulunan Açık Hava Tiyatro gişesinden ve Kadıköy Belediyesi Kültür Merkezleri’nden temin edebilecek.</span></p>
<p><strong>16. Kadıköy Belediyesi Çocuk Tiyatro Festivali programı şöyle:</strong></p>
<p>7 Temmuz Cuma &#8220;Bir Okyanus Masalı Denizkızı Müzikali- Altınok Tiyatrosu (3+)</p>
<p><span style="font-weight: 400;">8 Temmuz Cumartesi &#8220;Grimm Kardeşler&#8221;- Moda Sahnesi (6+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">9 Temmuz Pazar &#8221; Karlar Kraliçesi Müzikali&#8221; &#8211; Fabrika Sanat (3+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">10 Temmuz Pazartesi &#8220;Oturan Boğa&#8221; Tiyatro Kumpanyası (4+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">11 Temmuz Salı &#8220;Leonardo Da Vinci ile Müzede Bir Gün&#8221;- Tiyatro 34 (5+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">12 Temmuz Çarşamba &#8220;Fısıltı Odası&#8221;- Mimbaz Tiyatro (7+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">13 Temmuz Perşembe &#8220;Alaaddin ve Bez Bebek&#8221; &#8211; Atacan Sanat Tiyatrosu (4+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Temmuz Cuma &#8220;Bilge Aşçı ve Çınar&#8217;ın Hikayesi&#8221;-Tiyatro Pan (4+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">15 Temmuz Cumartesi &#8220;Bal Arısı&#8221;-Tiyatro Alkış (4+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">16 Temmuz Pazar &#8220;İnci Krallığı Müzikali&#8221;- Boğaziçi Oyuncuları (2+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">17 Temmuz Pazartesi &#8220;Mikrop ile Köpük&#8221;-Birdir Bir Çocuk Tiyatrosu (3+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">18 Temmuz Salı &#8220;Hansel ve Gretel Kara Ormanda&#8221;- Tiyatro Minerva (3+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">19 Temmuz Çarşamba &#8220;Oyunbazlar İstanbul&#8217;da&#8221;-Tiyatro Berika (4+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Temmuz Perşembe &#8220;Rapunzel ile Beyaz Atlı Prensi&#8221;- Sarıyer Sanat Çocuk Tiyatrosu (3+)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">21 Temmuz Cuma &#8220;Işıklı Ayakkabılar&#8221; Öykü Sahne (4+)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://gazetekarinca.com/2017/07/%F0%9F%8E%AD-16-kadikoy-belediyesi-cocuk-tiyatro-festivali-7-temmuzda-basliyor/">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/05/16-kadikoy-belediyesi-cocuk-tiyatro-festivali-7-temmuzda-basliyor/">16. Kadıköy Belediyesi Çocuk Tiyatro Festivali 7 Temmuz’da başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
