<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tecavüz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/tecavuz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tecavuz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Aug 2020 05:40:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>tecavüz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tecavuz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadına ve Doğaya Tecavüz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/20/kadina-ve-dogaya-tecavuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2020 05:40:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz kültürü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57059</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tecavüz kültürünün doğaya ve kadına yansıması ikinci dalga feminizmin 1970’lerde Amerika’daki yükselişiyle Birleşmiş Milletlerin de gündemine taşınarak, "16 yolla tecavüz kültürüne dur denilebilir" bildirgesi yayınlanmıştır.  Elbette zamanla bu durum tüm dünya feministlerinin gündemine oturduysa da neyin cinsel taciz, neyin tecavüz olduğu, ve karşılığının nasıl bir cezai hükme bağlanması gerektiği hala tartışılmakta ve ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/20/kadina-ve-dogaya-tecavuz/">Kadına ve Doğaya Tecavüz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul  Sözleşmesi’nin gündemde olduğu bugünlerde cinsel şiddetle mücadele kapsamında daha çok batı literatüründe sözü  edilen  &#8220;tecavüz kültürü&#8221;nden (Rape Culture) söz etmek istiyorum.  Bu kavramın derinliğini ilk defa 2007 yılında Aotearoa, Yeni Zelanda feministleriyle birlikte çalışırken anlamıştım. Herhangi bir sözlü ya da fiziki cinsel şiddet eylemi, tecavüz kültürü kapsamında enine boyuna masaya yatırılıyordu. Hatta bu konuda lisans üstü akademik çalışmalar yapan arkadaşlarım, hükümetin finanse ettiği tecavüz kültürü merkezlerinde (Rape Culture Centre) çalışıyordu. Her ne kadar liberal hükümetler iktidara geldiğinde bu kurumların fonları kesilse ve sayıları azaltılsa da feministler daima bu konuda uyanık olmakta kararlıydı ve kazanımlarından vazgeçmediler. Yeni Zelanda&#8217;da 1996 yılından bu yana yılda bir hafta tecavüz kültürüne dikkat çekilen, kadınlar ve LGBTİQ + bireylerin yaşadıkları sorunların tecavüz kültürü bağlamında tartışılarak buna karşı mücadele pratiklerinin geliştirildiği, toplumda bilinç yükseltmeyiş hedefleyen bir dizi etkinlik yapmaktalar.</p>
<p><strong>Tecav</strong><strong>ü</strong><strong>z</strong><strong>ü</strong><strong> K</strong><strong>ü</strong><strong>lt</strong><strong>ü</strong><strong>rel Olarak Normalle</strong><strong>ş</strong><strong>tirmek</strong></p>
<p>Tecavüz ve cinsel şiddet biçimlerinin çok yüksek oranda görüldüğü kültürlerde tecavüzün ataerkil normlar ve yanlış inanışlar yoluyla normalleştirilmesi söz konusudur.  Erkeğin doğal suçsuzluğuna olan inanç; erkeklerin hormonlarının, beyinlerinin, cinsel dürtülerinin kontrol edilemez olduğu iddiasını dayatılmakta ve hayatın her alanında bu toplumsal cinsiyet rolleri kabullenilmiş durumda. Hangi vakaların tecavüz kültürü kapsamında ele alınacağı ülkelerin kültürel normlarına göre farklılıklar göstermektedir. Bu normlar çok net olmasa da özgürlükçü ve cinsiyet eşitlikçi bir bakışla çözülebilecek niteliktedir. Tecavüz kültürüne karşı bir bilinç geliştirilmesi ve çeşitli yaptırımlarla bu kültürle mücadele edilmesi kampanyaların etkinliğine bağlıdır. Elbette bu kampanyalar sırasında toplumun normlarını insanlığın özgürleşmesi ve demokratikleşmesi bağlamında ele almak gerekir.  Öyle ki illa cinsel fiziki bir şiddet yaşanmış olması gerekmiyor.  Konuşma dili, bakış, vücut dili, el kol hareketi, rıza olmadan başka bir bedene yönelmiş olan her türlü davranış, hep bu kapsamda ele alınabilir.  İnsanların bedenleri ve cinsellikleri üzerindeki tasarrufunu ele geçirmeye, kısıtlamaya, farklı cinsel deneyimleri, farklı cinsel yönelimleri ötekileştirmeye yönelik her türlü söylem ve eylem bu kapsamda değerlendirilebilir.</p>
<p><strong>Eğitim Kurumlar</strong><strong>ı</strong><strong>nda Cinsel Taciz</strong></p>
<p>Toplumun şekillenmesinde öğretim kurumlarının önemli bir yeri olduğu düşünülürse, okullarda var olan vakaların dikkatle ele alınması ayrı bir önem taşıyor. Örneğin 2019&#8217;da Amerika&#8217;da Trump rejiminin kadınlara bakış açısıyla da yükselen  tecavüzler üzerine yapılan bir araştırma sonucunda, üniversitelerde her 5 kadın öğrenciden birinin tecavüz vakasıyla karşılaştığı belirtiliyor. Türkiye&#8217;de ise elimizde net bir istatistik olmamasına rağmen çeşitli araştırmalar üzerinden kabaca bir sonuca varırsak, her  4 kadından birinin hayatının her hangi bir döneminde tecavüz vakası yaşamış olabileceği ortaya çıkıyor.  Cinsel taciz veya tecavüze uğrayan, cinsel şiddetten hayatta kalan kadınların ve lgbtiq+ bireylerin kıyafetlerinden, davranışlarına, yaşadıkları ilişkilere, yaşam tarzlarına, alışkanlıklarına, gece saat kaçta eve döndüklerine kadar yaşamlarının didik didik edilmesi, muhafazakar toplumsal normların dışında kalan her davranışlarının tecavüze gerekçe o0larak gösterilmesi, içler acısı patriyarkal bir kültürel şekillenmeyi göstermiyor mu? Daha da ileri gidilerek aile içi ensestin üstünün örtülmeye çalışılması travmatik kuşaklardan oluşan bir toplum yaratmıyor mu?</p>
<p><strong>Kad</strong><strong>ı</strong><strong>na ve Do</strong><strong>ğ</strong><strong>aya</strong><strong> Tecav</strong><strong>ü</strong><strong>z</strong></p>
<p>Tecavüz kültürü patriyarkal kapitalist-militarist kültürün tüm canlıları kendi kontrol ve tahakkümüne alması ve hatta zapt etmesine yöneliktir.  Ruh ve beden bütünlüğünün bozulması demektir. Örneğin babasının tecavüzüne uğrayan bir kadının “Hak arayışında bulunsam da 40 yıl kendim paramparça idim ruhum bir yerde” cümleleri belgesel olarak kayda geçmiş durumda. Örneğin savaş dönemlerinde tecavüzün bir yöntem olarak kullanılması bu durumun açık ifadesidir.   Bu konuda yapılan bir araştırmada, “Düşman’ sadece toprağı ele geçirmeye çalışmaz.  Sadece bedenler de bu yolla &#8216;düşman erkeğin&#8217; mülkü edinilmez.  Aynı zamanda kadınlara ve kız çocuklarına, lgbtiq+ bireylere tecavüz edilerek onların döl yataklarında gelecek nesillerin tohumu atılarak ele geçirme amaçlanır.” deniliyor.</p>
<p>Yukarıda okul ve üniversitelere değindik. Şimdi biraz başka birkaç kurumu tecavüz kültürü kapsamında ele alalım. Bildiğimiz gibi toplumun en küçük kurumu ailedir. Aile içi ensest ilişkilerin örtbas edilmesi aile kurumunun ne kadar sağlıklı olduğunun kocaman sorusudur. Ayrıca bu kapsamda dinler de dikkatlice ele alınmalıdır. Örneğin, 16. yy Hıristiyan dininin Şairi Henry Vaughan’ın  <em>Vanity of Spirit</em>  şiirinde doğayı teslim alma hakkında kadın imgesine atfen şöyle seslendiği şiirinden bir bölümle devam edelim:</p>
<p><em>Teslim</em><em> ald</em><em>ı</em><em>m do</em><em>ğ</em><em>ay</em><em>ı</em></p>
<p><em>Y</em><em>ı</em><em>rt</em><em>ı</em><em>p ge</em><em>ç</em><em>tim her yerini</em></p>
<p><em>G</em><em>öğü</em><em>slerini </em><em>rahmini her yerini</em></p>
<p><em>&#8230;</em></p>
<p>Bu durum doğayı kadına benzeterek kadına ve doğaya tecavüz mesajı değil de nedir? Bugün Türkiye&#8217;de binlerce maden ruhsatının alınması,  derelerin suyunun borulara hapsedilerek vadilerin nehir yataklarının kurutulması ve orada yaşayan tüm canlıların yaşam hakkından çalınması bana bu şiiri çağrıştırıyor.</p>
<p>Fatmagül Berktay’ın <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/109523"><em>Tek Tanr</em><em>ı</em><em>l</em><em>ı</em><em> Dinler Kar</em><em>şı</em><em>s</em><em>ı</em><em>nda Kad</em><em>ı</em><em>n</em></a> kitabı bu konuda iyi bir kaynaktır. Kitapta, Hıristiyanlık&#8217;ta ve İslamiyet&#8217;te kadının statüsü üzerine karşılaştırmalı bir yaklaşım olarak kadının nesneleştirilmesi doğal kabul edilerek bunun onun bedeninin denetlenmesinin meşru gerekçesi sayılması her üç tek tanrılı dinin ortak özelliği olduğu belirtilir. Kitap hakkında bir değerlendirmeyi bu linkten okuyabilirsiniz de  Tecavüz kültürünün doğaya ve kadına yansıması ikinci dalga feminizmin 1970’lerde Amerika’daki yükselişiyle Birleşmiş Milletlerin de gündemine taşınarak, <a href="https://www.unwomen.org/en/news/stories/2019/11/compilation-ways-you-can-stand-against-rape-culture">&#8220;16 yolla tecavüz kültürüne dur denilebilir&#8221;</a> (16 ways you can stand against rape culture) bildirgesi yayınlanmıştır.  Elbette zamanla bu durum tüm dünya feministlerinin de gündemine oturduysa da neyin cinsel taciz, neyin tecavüz olduğu, ve karşılığının nasıl bir cezai hükme bağlanması gerektiği hala tartışılmakta ve ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor.</p>
<p>1975 yılında Susan Brownmiller’in yayınladığı <em>Niyetimiz D</em><em>ışı</em><em>nda: Erkekler, Kad</em><em>ı</em><em>nlar ve Tecav</em><em>ü</em><em>z (</em><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Against_Our_Will:_Men,_Women,_and_Rape">Against Our Will: Men, Women, and Rape</a><em>)</em> kitabı büyük ses getirdi.   Kadınların kendi vücut ve ruh bütünlüğüne olan bu saldırının akademide ve halk arasında tahmin edilenden daha yaygın olduğu ortaya çıktı. Bu kitapta tarih, psikanaliz, kriminoloji alanlarında insan hukukunun ilk kurallarından modern zamanlara kadar tarih boyunca tecavüz konusunu incelendi. Kitap, yalnızca toplumun tecavüzü algılayış şeklini biçimlendirmekle kalmayıp aynı zamanda tecavüzle ilgili yasalarda değişiklik yapılması için lobi yapan bir çalışma grubuna katkıda bulunduğu için oldukça etkili oldu. Türkiye de savcılığın toplam şiddet vakalarının yalnızca % 4 ‘ünde devreye girdiği dikkate alınırsa örtülü kalan ne kadar vaka olduğunu artık siz düşünün.</p>
<p>Kökeni “üretmek, yetiştirmek” anlamına gelen ‘kültür’ kavramına Türkçe’de daha çok olumlu bir aidiyete yönelik anlamlar yüklenebiliyor. Kültür aynı zamanda hayatın her alanında toplumsal olarak adaletten yana yeniden inşa edilebilir. Böylece ne  tecavüz ne de patriyarkal kültür ebedi kalabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/20/kadina-ve-dogaya-tecavuz/">Kadına ve Doğaya Tecavüz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddete Ağır Ceza Getirilen Fransa’da Sokakta Laf Atmak Artık Resmen Suç</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/03/cinsel-siddete-agir-ceza-getirilen-fransada-sokakta-laf-atmak-artik-resmen-suc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Aug 2018 12:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29414</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fransa’da uzun süredir tartışılan “cinsel şiddet ve tecavüzün önlenmesine” ilişkin teklif Meclis’in her iki kanadından da geçerek yasalaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/03/cinsel-siddete-agir-ceza-getirilen-fransada-sokakta-laf-atmak-artik-resmen-suc/">Cinsel Şiddete Ağır Ceza Getirilen Fransa’da Sokakta Laf Atmak Artık Resmen Suç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.amerikaninsesi.com/a/cinsel-siddere-agir-ceza-getirilen-fransa-da-sokakra-laf-atmak-artik-suc/4511190.html" target="_blank" rel="noopener">Arzu Çakır’ın VOA’dan çıkan haberine göre</a>, yasadan “15 yaşın altındaki tüm cinsel ilişkilerin tecavüz sayılmasını öngören” önemli değişiklik çıkarıldı ve bu konuda takdir yetkisi hakime bırakıldı.</p>
<p>Ancak yasayla, sokakta laf atma eylemi de suç olarak tanımlandı ve bu yeni suç tanımı için 90 Euro’dan 750 Euro’ya kadar para cezası getirildi.</p>
<p>Meclisin yılın son çalışma gününde kabul ettiği yasa, Senato ile uzlaşmaya vardığı son haliyle kabul edilerek kesinleşti. Meclis Genel Kurulu’nda yapılan son görüşmelerin ardından yapılan oylamada, hiçbir milletvekili yasaya karşı oy kullanmadı ancak oylamaya katılım düşük oldu. Yasanın Genel Kurul’daki son oylamasında 92 milletvekili ‘Evet’ oyu kullandı.</p>
<p>Eylül ayından itibaren yürürlüğe girecek yasayla, çocuğa yönelik tecavüz ve cinsel şiddet suçlarına verilen cezalar ağırlaştırılıyor. Hükümet tasarıda “rıza karinesi” bölümünde “rızaya bağlı ilişkiye 15 yaş sınırı getiren ve bunun altındaki tüm ilişkileri otomatik olarak tecavüz olarak kabul eden” bir düzenlemeye yer vermişti. Ancak tasarının çok tartışılan bu maddesi, anayasaya aykırılık içermesi nedeniyle, yasa metninden çıkarıldı ve kesinleşen son metinde yer almadı.</p>
<p>Yasak yerine 15 yaşından küçükler için, “kısıtlama ve sürpriz kavramları” yasa maddesine eklendi. Buna göre, “15 yaşından küçük tecavüz mağdurlarının, cinsel ilişkiye rıza göstermek için yeterli takdir yetkisine sahip olup olmadığı ve savunmasızlığı hakim tarafından gözönünde bulundurulur” cümlesi kabul edildi. Hakime ayrıca, taraflar arasındaki yaş farkının büyük olması durumunda da kanaatte bulunma yetkisi verildi.</p>
<p>Yasayla tecavüze uğrayan şahısların suç duyurusunda bulunma süresi ergenlik yaşından itibaren 20 yıldan 30 yıla çıkarıldı. Böylece, tecavüze uğrayan bir kişiye, 48 yaşına kadar suç duyurusunda bulunabilme hakkı getirildi.</p>
<h3><strong>Sokakta laf atmak suç oldu</strong></h3>
<p>Yeni düzenlemede, çok tartışılan “sokakta laf atma” suçuna da yaptırım getiriliyor. Hafta başında kendisine laf atan bir şahsa yanıt verdiği için sokak ortasında dayak yiyen genç kadının video görüntüsüyle yeniden gündeme gelen laf atma eylemi, kesinleşen yasa metninde suç olarak tanımlandı. Laf atan kişinin suçüstü yakalanması durumunda, eyleminin ağırlığına bağlı olarak 4 aşamada, 90 euro ila 750 euro arasında para cezası ödemesi öngörülüyor. <strong>Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa</strong>, sonbahardan itibaren göreve başlayacak “yakın mahalle polisleri” aracılığıyla suçüstü cezaları kesileceğini belirtti.</p>
<h3><strong>Uyuşturucu kullanarak tecavüze ağır ceza</strong></h3>
<p>Yeni yasayla ayrıca, ilaç ya da uyuşturucu vererek tecavüz suçuna 5 yıla kadar hapis, 75 bin euro da para cezası getirildi. Tecavüz ya da cinsel ilişki gibi anları filme alanlar hakkında da yeni bir suç tanımı yapılarak, bu suçu işleyenlere 1 yıla kadar hapis ve 15 bin euro para cezası verilmesi kabul edildi.</p>
<h3><strong>15 yaş hayal kırıklığı</strong></h3>
<p>Yasayı savunan Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Bakan Marlene Schiappa, “Cumhurbaşkanının seçim kampanyasında verdiği söz, çok güçlü bir şekilde metinde yer alıyor. Bu yasayla çocuklarımızın cinsel şiddet ve tecavüze karşı korunması yolunda önemli adımlar atılmıştır” dedi.</p>
<p>Fransa’da 11 yaşındaki iki ayrı kız çocuğuyla cinsel ilişkiye giren iki sanığın bırakılması sonucu yaşanan büyük tartışma sonrası getirilen yasayla, ergin olmayan çocuklarla rızaya bağlı cinsel ilişkiye bir sınırlama getirilmesi bekleniyordu. Ancak kadın haklarını savunan dernekler gibi “15 yaş sınırını savunan” muhalefet milletvekilleri de bu maddenin yasada yer almamasından duydukları üzüntüyü dile getirdi. Kendisi de cinsel şiddete uğrayan Başkaldıran Fransa Hareketi (LFI) milletvekili Clementine Autain “Çok önemli bir fırsat kaçırıldı” derken, merkez sağ UDI milletvekili Sophie Auconie de yasanın son hali hakkında “büyük hayal kırıklığı” yorumunu yaptı.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/03/cinsel-siddete-agir-ceza-getirilen-fransada-sokakta-laf-atmak-artik-resmen-suc/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/03/cinsel-siddete-agir-ceza-getirilen-fransada-sokakta-laf-atmak-artik-resmen-suc/">Cinsel Şiddete Ağır Ceza Getirilen Fransa’da Sokakta Laf Atmak Artık Resmen Suç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Oct 2017 10:58:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[gashlighting]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19571</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kiminle ilgili olursa olsun, şiddetten bahsederken; güncel politik dilin kaygısıyla başbaşa kalabiliriz. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin bu kaygılar için bir kavramlar sözlüğü var. “Kurban” sıfatının nelere tekabül ettiğini, rıza ve rıza inşası arasındaki ilişkiyi, son yıllarda tanımlanan bir şiddet biçimi olarak &#8220;gashlighting&#8221;i inceleyen sözlüğe buyrun birlikte bakalım: 1. Hayatta Kalan Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/">Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kiminle ilgili olursa olsun, şiddetten bahsederken; güncel politik dilin kaygısıyla başbaşa kalabiliriz. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin bu kaygılar için bir kavramlar sözlüğü var. “Kurban” sıfatının nelere tekabül ettiğini, rıza ve rıza inşası arasındaki ilişkiyi, son yıllarda tanımlanan bir şiddet biçimi olarak &#8220;gashlighting&#8221;i inceleyen sözlüğe buyrun birlikte bakalım:</p>
<h3><strong>1. Hayatta Kalan</strong></h3>
<p>Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan.</p>
<p>İngilizce’de survivor kelimesinden gelmektedir. Cinsel şiddete maruz bırakılmış bireyler için, “mağdur” ya da “kurban” yerine daha güçlendirici olan “hayatta kalan” kelimesinin kullanılması tercih edilir.</p>
<p>Hayatta kalmak; yaşanılan şiddet ve yarattığı travmanın ölçüsü ne olursa olsun, içimizdeki güçle, kendimize tutunarak ve çevremizden destek alarak şifa bulabileceğimizi, daha tatminkar ve üretken bir hayat yaşayabileceğimizi bize anlatır. Yaşanılan travmanın hayatınızı ele geçirmesine izin vermiyorsanız, bir şekilde bu metne ulaşmış ve okuyorsanız, zaten en kötüsünden kurtulmuşsunuz demektir. Siz kurban değil hayatta kalansınız.</p>
<h3><strong>2. Rıza</strong></h3>
<p>Kişinin belirli bir davranışı özgür iradesiyle, sözlü veya bedensel ifade yoluyla onaylaması.</p>
<p>Cinsellik içinde rıza kavramı cinsel davranışlar çerçevesinde kullanılır. Cinsel davranışın tam olarak başladığı an kişiler için son derece farklı olabilir. Bu nedenle rıza aynı zamanda iletişim, çok soru sorma, birbirini dinleme ve birbirinin sınırlarına saygı gösterme anlamına gelir.</p>
<p>Daha önce rıza gösterilen bir cinsel eylem her tekrarlandığında rıza olacak demek değildir. Eğer herhangi bir noktada rıza geri çekilmiş ya da devam etmek için sürdürülmemişse bu da HAYIR anlamına gelir. Sessizlik rıza göstergesi değildir, hiçbir zaman EVET anlamına gelmez. Sürekli cinsel talebin ya da tehdidin olduğu; baskı içeren koşullarda rızadan bahsedilemez. Hukukta rıza cinsel suçların belirlenmesinde ölçütse de; rıza olmaması “bağırma, yardım isteme, fiziksel direnç gösterme” gibi fiillerle sınırlanarak, failin ve hayatta kalanın koşullarının yok sayıldığı yanlış kararlar verilmektedir.</p>
<p>Rıza kişinin kendini dinlemesi, sınırlarını keşfetmesi ve her zaman kolay olmasa da “hayır” diyebilmesini sağlayan bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir. Rıza kavramı, birbirimizle ilişkilenirken saygılı ve temkinli yollar bulmamız demektir. Rıza hepimiz içindir: cinsiyeti, cinsel yönelimi ve cinsiyet ifadesi ne olursa olsun.</p>
<h3><strong>3. Rıza İnşası</strong></h3>
<p>Kişinin rıza göstermediği herhangi bir cinsel davranıştaki &#8216;hayır’ı &#8216;evet’e çevirmek için kullanılan ve “fiziksel zorlama içermeyen” bütün yöntemler.</p>
<p>Bu yöntemler ısrar (sürekli talep etme), manipülasyon (rahatlatıcı yalan söyleme), duygusal tehditler (rıza verilmezse başkalarına gitme tehdidi), ikna süreçleri (hediyeler, maddi destek ve ikram), duygusal baskı (kişiye kendini suçlu hissettirme), kaygıyı azaltma (birliktelik üzerine verilen güvenceler) vb. olabilir.</p>
<p>Oysa her birey cinsiyetinden bağımsız olarak, cinsel davranışlara rıza göstermeyi veya göstermemeyi seçer. Rızanın inşa edilmesi, bu seçimlerin bulanıklaşmasına ve hayatta kalanın maruz bırakıldığı şiddeti çok sonra fark etmesine sebep olabilir.</p>
<p>Arzu ve rıza birbirine karıştırılmamalıdır. Arzunun varlığı görüldüğünde “rıza da var” önkabulü, birçok dinamiğin yok sayılarak fiziksel zorlamanın olmadığı bir cinsel şiddetin oluşması riskini taşır. “Tecavüz kültürü” denilen toplumdaki eril şiddet yaklaşımını da besler.</p>
<p>Rıza inşasını başkaları üzerinde kurabildiğimiz gibi, kendimiz üzerinde de kurabiliriz. Rıza inşasının sorgulanması; kendimizi ve birbirimizi dinleme, iletişim kurma, bilgilerimizi değil duygularımızı anlama ve ifade etme, sınırlara saygı gösterme üzerine bir güçlenme ve özgürleşme sürecidir.</p>
<h3><strong>4. Tecavüz Kriz Merkezi</strong></h3>
<p>Tecavüz Kriz Merkezi (TKM); İngilizce Rape Crisis Center (RCC) ifadesinden çevirilmiştir. Türkiye’de henüz Tecavüz Kriz Merkezleri olmadığından, bu hizmeti verecek merkezler için de henüz net olarak belirlenmiş bir isim yoktur. Bazı savunucular “Tecavüz Kriz Merkezleri” olarak, bazıları da Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri olarak ifade etmektedir.</p>
<p>Tecavüz Kriz Merkezleri; tecavüz, cinsel istismar ve cinsel şiddete maruz bırakılan kişilere destek hizmeti veren, toplum-temelli işleyen sivil kurumlardır. Verdikleri hizmetler, hayatta kalana ve yakınlarına hukuki-adli süreçte destek sunulması, acil kriz hattı hizmetiyle başvuruların alınması ve takibi, sosyal destek koruyucu-önleyici programları ve topluma yönelik farkındalık arttırıcı eğitim programları olarak kategorilendirilebilir. Amerika’dan Japonya’ya, Avrupa ülkelerinden Kanada, Tayland, Yeni Zellanda, Peru gibi ülkelere kadar, birçok farklı ülkede bulunan TKM’lerin farklı organizasyon ve hizmet modelleri vardır.</p>
<p>TKM’ler her zaman hastane içinde bir birim olarak bulunmazlar. Farklı ülkelerde farklı uygulamaları da bulunabilir. Bir ulusal ağ’a bağlı ülke genelinde çalışabilir ya da yerel hizmet verebilirler. Bağımsız çalışan ve stratejik ortakları olan kurumlar olarak çalışabilirler. Bir sığınma evi veya kadın danışma/dayanışma merkezi içerisinde bir birim olarak çalışabilirler. Bakanlık veya belediyeye bağlı bir merkez olarak hizmet verebilirler. Yurt dışında TKM’lerin Governmental/Non-governmental (Devlete bağlı-Devlete bağlı olmayan) bu tür örnekleri bulunmaktadır.</p>
<h3><strong>5. </strong><strong>Gaslighting</strong></h3>
<p>Birini bilinçli şekilde sürekli manipüle ederek onun gerçekliğinin yerine kendi gerçekliğini koymak. Bir kişiyi kendi algısından ve hafızasından şüphe duyacak hale getirerek delirtme girişimi.</p>
<p>Gaslighting terimi 1944 yapımı Gaslight filmiyle ortaya çıktı ve daha sonra psikolojide “gaslighting kavramı” olarak kullanılmaya başlandı. Aslında spesifik olarak o filmdeki mağdura yaşatılan bir psikolojik şiddet türünü tarifliyor. Ancak bugün flört ve aile gibi yakın ilişkilenmelerde yaşanan duygusal şiddet biçimlerinin birçok türü de “gaslighting” olarak ifade edilmeye başlandı. Böylece duygusal şiddetin sadece bir biçimi olan manipülasyon ve manipülasyonun sadece bir türünü ifade eden gaslighting, şemsiye bir kavram gibi algılanır oldu. Duygusal bir şiddete maruz bırakıldığını hisseden ama ne olduğunu tanımlayamayan birçok insan “evet ben de bunu yaşadım!” diyerek bu kavrama tutunuyor.</p>
<p>Gaslighting’de; failin bilinçli hareket etmesi ve bir duygusal/maddi çıkar elde etmeyi amaçlaması ölçüttür. Gaslighting için sabit olan, failin uyguladığı yöntemden çok –çünkü farklılaşabiliyor- maruz bırakılanın yaşadığı üzerinden “sürekli kendi gerçekliğinden, algı ve hafızasından şüpheye düşmesi” denilebilir.  Ancak suçlu hissettirilme ve yaşadığı sorunu dile getirmek isterken kendini özür dilerken bulma gibi durumlar da, failin bilinçli/bilinçsiz hareket etmesine bakılmadan gaslighting olarak nitelendirilebiliyor.</p>
<h3><strong>6. Tecavüz Kültürü</strong></h3>
<p>Tecavüz ve cinsel şiddet biçimlerinin çok yüksek oranda görüldüğü kültürlerde tecavüzün ataerkil normlar ve yanlış inanışlar yoluyla normalleştirilmesi ya da doğallaştırılması.</p>
<p>Tecavüz kültürü İngilizce’de “Rape Culture” olarak aktif kullanılan çeviri bir kavram. Ancak Türkçe’de yerelleştiği söylenemez. Kökeni “üretmek, yetiştirmek” anlamına gelen “Kültür” kavramına İngilizce’de daha tarafsız, Türkçe’de ise daha çok olumlu ve aidiyete yönelik anlamlar yüklendiğinden, tecavüz kelimesiyle birlikte kullanılması farklı noktalardan ve farklı gerekçelerle sorunsallaştırılıyor. Kavramın tecavüzü meşru kıldığı, normalleştirdiği gerekçesi bunlardan biri, anlam olarak kültür olmadığının söylenmesi de bir başka gerekçe diyebiliriz.</p>
<p>Tecavüz kültürü ifadesi; tecavüz bir kültür olmasa da, yüzyıllar boyunca toplumun derinine işleyip kemikleşen ve erkeğin tecavüzünü normalleştiren ataerkil algıyı örgütleyip beslemesi açısından eleştirel bir yerden kullanılıyor. Bireysel sahiplenmeyi değil, toplumdaki o genel kabul ve yadırgamama üzerinden kodlanıyor. Tecavüzün normal olduğu yaklaşımının (erkektir yapar, kadın kuyruk sallamıştır vb.) kadının güvenilmez olduğu algısının (kadının sözüne güvenilmez, kadın aldatır, şeytandır vb.) erkeğin doğal suçsuzluğuna olan inancın (erkeklerin hormonlarının, beyinlerinin, cinsel dürtülerinin kontrol edilemez olduğu iddiası) hayatın her alanında sosyal olarak inşa edilerek aktarılmasına tecavüz kültürü deniliyor.</p>
<h3><strong>7. Onay Kültürü</strong></h3>
<p>Duygulara ve cinselliğe dayalı tüm ilişkiler ve ilişkilenmelerde rızanın varlığının sorgulandığı ve konuşulduğu bir iletişim biçiminin toplumda normalleşmesi, doğallaşması.</p>
<p>İngilizce’de “consent culture” olarak kullanılan bu kavramı Türkçe‘ye “onay kültürü” olarak çevirmeyi tercih ediyoruz. Rıza kavramı hem Türkçe’de hem de İngilizce’de olumlanan onayı, ya da olumlayarak istemeyi tam olarak karşılamadığından ve daha çok hukukta kullanıldığından bu tercih yapılmaktadır.</p>
<p>Onay kültürü, her zaman ve her koşulda cinsel davranışlara onay verilmesi demek değildir. Aksine; her zaman ve her koşulda, bir cinsel davranışa yönelik olumlanan onayın olup olmadığının sorgulanması ve kişilerin birbirinin sınırlarına saygı duymalarına dayalı bir iletişimin o toplumun kültürüne yerleşmesi demektir.</p>
<p>Onay kültürü; çocukların hayır ya da evet derken kendilerini dinlemeleri ve kendi sınırlarını keşfetmeleri üzerine yetiştirildiği, toplumsal cinsiyet rollerine göre ayrıştırılarak kişilerin arzularını ifade etme veya gizleme üzerinden baskılanmadığı, onayın olmadığı cinsel davranışların teşvik edilmediği ve şiddetin çeşitli gerekçeler ve yanlış inanışlar aktarılarak kişilere öğretilmediği bir kültürü yansıtmaktadır.</p>
<h3><strong>8. Mağdur Suçlayıcılık</strong></h3>
<p>Yaşanılan bir mağduriyette çeşitli gerekçelerle kabahati o mağduriyeti yaşayan kişiye yapıştırarak faili aklayan yaklaşım.</p>
<p>Mağdur suçlayıcılık İngilizce’de “Victim-blaming” olarak kullanılıyor. Cinsel şiddet durumlarında, mağdur olan kişide kusur ya da kabahat bulmaya çalışılarak mağduriyetin kendisinin o kusur üzerinden ortaya çıktığı mesajı verilir. Mağdur suçlayıcılar “hiç kimse cinsel şiddeti hak etmez” yerine “bazı insanlar cinsel şiddeti hak eder” düşüncesinden beslenir. Çoğu zaman açıktan suçlamada bulunmaz, örtük olarak mağdurun şiddeti hak ettiğini telkin ederler. Ancak “şunu yapan tacizi hak eder”, “bunu giyen tecavüzü hak eder” gibi açıktan mağdur suçlayıcılar da bulunmaktadır. Mağdurun cinsel şiddeti hak etmediğini ispata çalışan çeşitli ahlaki-toplumsal gerekçeler sunulması da aynı yaklaşımı (bazıları yaptıklarıyla cinsel şiddeti hak eder) beslediği için dolaylı olarak mağdur suçlayıcılıktır.</p>
<p>Türkiye’de hiç kimsenin kendinden utandırılmadan ve açıktan “ben cinsel şiddete maruz bırakıldım” diyememesinin, yaşadığı şiddeti gizlemek zorunda kalmasının birinci sebebi mağdur suçlayıcılıktır. Cinsel şiddetin sürekli mağdur olan kişi üzerinden konuşulmasına sebep olduğu için; failler yok sayılarak toplumda cinsel şiddetin sebebi belirsiz ve çözümü olmayan bir gerçeklik olarak algılanması sonucunu da doğurmaktadır. Cinsel şiddet üzerine konuşan, yazan, yorum yapan herkesin, kendinde ve diğerlerinin yaklaşımında mağdur suçlayıcılık olup olmadığını sorgulaması ve üzerine farkındalık geliştirilmesi, en az rızanın varlığının sorgulanması kadar önemlidir.</p>
<p>Kavramların görselleştirilmiş hâline <strong><a href="http://cinselsiddetlemucadele.org/kavramlar-sozlugu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=24847" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAOSGL</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/26/siddetten-bahsederken-ne-diyecegini-bilemeyenler-icin-kavramlar-sozlugu/">Şiddetten Bahsederken “Ne Diyeceğini Bilemeyenler” için: Kavramlar Sözlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 12:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[FARE]]></category>
		<category><![CDATA[FEMIFESTO]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Büyüktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şehlem Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13181</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.* -Öncelikle bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;.</strong></p>
<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.*</p>
<p><strong>-Öncelikle bu derneği neden kurdunuz, nasıl bir ihtiyaca yönelik kurdunuz ve şu an ne noktadasınız?</strong></p>
<p><strong>Özge</strong>: Özel olarak bu alana odaklanan bir dernek veya oluşum yoktu. Kadın örgütleri içerisinde, cinsel şiddet önemle üzerinde durulan ve mücadele edilen bir şiddet biçimi. Fakat oralarda kadınlarla sınırlı kaldığını düşündük, çok geniş bir alan aslında. Kadınlarla birlikte, çocuklara, LGBTİ+’lere, göçmenlere, hayvanlara, engellilere yönelik cinsel şiddeti bütünsel olarak, Kuir feminist bir yaklaşımla anti-hiyerarşik bir yerden ele alma ihtiyacımızdan doğdu diyebilirim.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Öncesinde cinsel şiddete karşı kadın platformu vardı. Bazılarımız bu platformun içerisindeydik, oradan da beslenerek bugüne geldik.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: 2012 gibi üzerinde konuşmaya başladık. 2014’e kadar ara ara toplanarak öz-yardım materyalleri, görseller üretmeye başladık. Çeviriler yapmaya başladık. Tecavüz Kriz Merkezleri’nin yurt dışındaki sitelerine baktık. Dernek aslında melez bir dernek ve herkesin cinsel şiddet odaklı kendi motive olduğu gündemlere yönelik üretmek istediği politikalara, savunuculuk ya da materyal sağlamaya odaklanıyor. Bu amaçla bir araya gelip oluşmuş bir derneğiz.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hayvan hakları üzerinde çalışan arkadaşlar var Özge gibi. Mülteciler alanında çalışanlar var, çocuk/gençlik alanında çalışanlar var. Medya alanında çalışıyoruz biz Pınar’la. Özge’yle aynı zamanda görsel materyal üretmeye çalışıyoruz. Görseller üzerinden biraz daha yoğunlaşmaya çalıştık çünkü az kişiyiz ve ilk başta bilinmeyen bir yerden de başlamak istedik. Çünkü cinsel şiddet nedir bilinmiyor.</p>
<p><strong>-Kavram tartışmalarınız oldukça etkileyici. Altı tane gerçekleşmiş gördüğüm kadarıyla. Bu tartışmaların sonuçlarını nasıl özetlersiniz?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: “Bunu Yapabiliriz” diye 2015 Aralık’ta bir kampanya başlattık, 2016 boyunca sürdü. Kampanya kapsamında “Bunu Yapabiliriz” diye bir blog<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> açtık. Oraya kavram tartışmalarının beş tanesinin kısa raporunu koyduk. Örneğin, tecavüz kriz merkezleri üzerine; cinsel şiddet dayanışma merkezi mi danışma merkezi mi tecavüz kriz merkezi mi denilsin tartışması vardı. Hayatta kalan nedir, mağdur nedir, fail nedir? Bunların çıktıları var. Niye sapık demiyoruz niye fail diyoruz gibi. Bunları tartışmaya açmak amacıyla zaten kavram tartışmalarını başlatmıştık.</p>
<h4><strong>“CİNSEL ŞİDDETE KARŞI ANA AKIM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>-Bir de futbol üzerinden yaptığınız kampanyalar var. O kampanyalarla ilgili ne diyebilirsiniz? Nasıl başladınız, nasıl karar verdiniz, nasıl ilerledi sizin için?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Fenerbahçeli bir taraftarın cansız mankene Galatasaray forması giydirip taciz etmesi, sonra da yakması olayı oldu. Olay sosyal medyada çok tepki gördü. Bilgi Üniversitesi’nden bir arkadaş “Biz bu konuda dava açmak istiyoruz, bunu dernek üzerinizden yapabilir miyiz?” diye sordu. Bize gelen bir teklifle başladı yani. Suç duyurusunda bulunuldu, daha sonra da dava açıldı. Davalar dışında kulüplere bir protokol imzalatabilir miyiz dedik, en azından cinsiyetçi küfür ve pankartlara karşı biz bir şeyler yapacağız diye bir protokol imzalasınlar, niyet ortaya koysunlar istiyorduk. Böyle bir şey olamadı ama. Yine de bir talepler listesi oluşturduk<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Kulüpler bu konuyla mücadele etmek istiyorsa önce yönetimlerine kadın kotaları getirsinler, altyapılarında cinsel taciz eğitimleri versinler, sporcuları eşlerine şiddet uygularsa ve buna benzer bir şey yaparsa yaptırımda bulunsunlar, taraftarlarına da Passolig üzerinden caydırıcı yaptırımlar uygulasınlar gibi. Bu süreçte başka tepki çeken bir olay daha oldu, tekrar suç duyurusunda bulunduk. Bir de ilk olaydaki taraftar ceza aldı, olumlu bir şey bu tabii ki. Tüm bu gelişmeler üzerinden futboldaki cinsiyetçi ayrımcılık ve tribün şiddeti üzerine kampanyalarımızı devam ettirelim dedik.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Olaylarla birlikte, yapılanın bir cinsel şiddet türü olduğu en azından görünür oldu. Bunun cezası var, bu bir suç, o yüzden çok iyi oldu dava süreci. Ve suç duyurularında bulunmaya başladık. Mesela Antalyaspor maçlarının birinde, Antalyaspor diğer takıma gol attığı zaman kutlamak için tribünlerde tecavüz marşı dedikleri, Nuri Alço’yla özdeşleşen şarkı çalıyordu. Bunun için suç duyurusunda bulunuldu. Antalya’da bir avukat arkadaşımızla çalışarak, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’yle beraber suç duyurusunda bulunduk.</p>
<p>Bunlar dışında bir de ‘FARE’ diye bir ağ var. Futboldaki ayrımcılığa karşı uluslararası eylemlilikler yapan bir ağ. Futbolda cinsiyetçiliğe son ve futbol herkes içindir hashtagleriyle bir sosyal medya kampanyası ve futbolda cinsiyetçiliğe karşı bir turnuva düzenleyerek bu kampanyaya dahil olduk. Yirmi gün boyunca bir sosyal medyacıyla çalıştık, görseller ve videolar ürettik. Bu konuda bayağı bir görünür olduk, gazetelere çıktık. Türkiye’de bizim dışımızda Ankara’dan Sportif Lezbon homofobi karşıtı bir turnuvayla kampanyaya destek verdi. Türkiye Futbol Federasyonu da futboldaki ayrımcılığa karşı, bir futbolcunun üzerine FARE ağının tişörtünü giydirip bir tane tweet attı.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu’nu (TFF) da biz taraf olarak görüyoruz. Cinsel şiddeti önlemek için ne yapıyorlar, tribünlerde ne gibi önlemler alıyorlar önemli bizim için. Veya bu kültürün kendisini önlemek için yaptırım, uygulama veya koruyucu önleyici bir yaklaşımda bulunuyorlar mı? Biz bunları kendilerinden dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. O yüzden mayıs ayında bir sempozyum düzenleyeceğiz futbol ve cinsel şiddet üzerine. Orada da TFF’den de yetkilileri çağırmayı planlıyoruz. Akademisyenleri de çağırmayı planlıyoruz. Futbol ayağı böyle.</p>
<p>Biraz aslında, mesela biri geliyor, “Benim bu konuda bir derdim var, burada böyle bir şey oldu ve bu cinsel şiddet” diyor. Biz de “Beraber bir şey yapalım” diyoruz. Böyle gelişiyor.</p>
<p><strong>-Bir de medya çalışması var gördüğüm kadarıyla. Hak temelli habercilik broşürü de var. Nasıl karar verdiniz, nasıl işledi süreç?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Kavram tartışmalarıyla beraber oldu aslında bu biraz. Medyada çıkan haberler çok kötü. Ve bizim üstüne konuştuğumuz mitleri yeniden üreten haberler çıkıyor. Biz de dedik ki medyayla ilgili bir şeyler yapmamız lazım. Kavram tartışmalarından sonra medyadaki habercilere “şunu yapın bunu yapmayın” gibi bir yerden yaklaşalım diye konuştuk ve “medya çalışanının kendine notları” üzerine görseller çıkarttık.  Sonra araştırırken Kanada’dan FEMIFESTO diye bir örgütün medyaya yönelik “Use the right words” diye bir kitapçıklarını bulduk. Onlarla bağlantıya geçtik, biz bu kitapçığı çevirmek istiyoruz dedik. Ama süreçte yerlileştirme sorunu da oldu biraz.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Kanada kanunlarıyla ilgili yerleri Türkiye’deki duruma göre yerelleştirmeye çalıştık. Basın manşetlerinde mesela Nevin Yıldırım’la ilgili yapılan başlıkları örnek verdik. Ya da başka cinsel şiddetle ilgili olaylarda Türkiye’de çok kullanılan kötü örnekler, klişeler varsa onları kullandık.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Sonra Hilal bunun dizaynını yaptı ve düzeltmelerini yapıp FEMİFESTO’yla da bir anlaşma imzalayarak iki bölümünü yayınladık. Şimdi yürüttüğümüz medya projesiyle de tüm kitapçığı çevireceğiz.</p>
<p><strong>-Görselleriniz de oldukça öne çıkıyor. O görselleri hazırlarken nasıl bir süreç işlettiniz? Yaygınlaşmaya dair misyonu nedir sizce?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Özge’nin şahane tasarımlarından çıktı 10 madde serisi. İlk 10 madde tamamen Nurgül’ün fikriydi. Gördüğü bir metni yerelleştirerek düzelti yapıp paylaştı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Bu ilginç olabilir dedi. O görsel acayip patladı, basında da yer aldı. Çok insan tarafından paylaşıldı. Basın açıklamaları, uzun uzun metinler artık okunmuyor. Bizim böyle stickerlara, basit sloganlara ve kısa videolara, görsel olan ve o şekilde paylaşılabilecek şeyleri üretmeye daha fazla ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Bir de en başta güçlendirici etkisi olsun istedik görsellerin. Neler yapılmış, neler yapılmamış bunlara baktık.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Dijital medya üzerinden düşündüğümüzde görsellerin yaygınlaştırılmasının kolaylığı da önemli. Örneğin; sosyal medyada küçük bir görseli açıp bir telefondan okumakla uzun bir makaleyi okumak arasında çok büyük fark var. Var olan araçları da birazcık hesaba kattığımızda o zaman tabii ki görseller daha erişebilir oluyor. Orada bir stickerdaki üç kelime daha akılda kalıcı olabiliyor uzun bir metindense. Uzun bir metin okumak isteyenler için de kaynaklar var tabii, yok değil. Ama bence öyle bir etkisi de var.</p>
<h4>“CİNSEL ŞİDDETİN ONLARCA ÇEŞİDİ VAR”</h4>
<p><strong>-Derneğinize dışarıdan gelen tepkiler ne oldu peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Cinsel şiddet görünmez ya da sessiz kalınan bir alan olduğu için, ne gerek var gibi bakılabiliyordu sanki başta. Sonra insanlar seslerini çıkarmaya başladılar son 3-4 yıldır. Biliyorsunuz ve bir sürü olay yaşadık. Özgecan oldu, basın ilgi gösterdi buralara. Ondan sonra biraz daha bizim derneği yoğun bir arama, ilgi ve paylaştıklarımızı takip etme de olabildi. Bir de biraz da alan açmayla ilgili bir şey bu. Biz de bu alanda çıktığımız için biraz daha tepkiler biraz nötrden ya da negatiften daha pozitife gitti sanki diye gözlemliyorum.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Olumsuz anlamda şöyle tepkiler olabiliyor: Mesela Beşiktaş’lı birkaç taraftar grubunun bu kanlı çarşafı temsil eden, Japon bayrağı diye açtıkları flamalar vardı. Gerdek gecesini sembolize ettiğini söylüyorlar. Biz onları paylaştığımız zaman “zaten bunlar kötü, bir de siz mi gösteriyorsunuz, niye reklamını yapıyorsunuz” tepkileri olmuştu. Sanki fail bizmişiz ve yapılanı işaret etmemeliymişiz gibi. Ya da bir şeye dikkat çektiğimiz zaman, örneğin Metro firması otobüsündeki muavinin mastürbasyonu, mağdur olan kişinin üzerine boşalması olayında, o zaman bize diyorlar ki “bunlar çok ayıp neden bunlardan bahsediyorsunuz”. Sanki fiilin kendisi, fiil için kullanılan şeyler ayıp ve suçmuş gibi davranılıyor. Oysa suç olan bunların rıza olmadan ve şiddet, aşağılama amaçlı yapılması. Reglden, kandan, meniden vs.den utanmıyoruz, bunlar suç değil. Bunların kullanılma amacı, biçimi suç ve şiddet. Bu cinsel davranışla cinsel şiddet ayrımı meselesinde insanların kafası bayağı karışık. O kısımlarda çok dikkatli tepki verilmesi gerekiyor. Verdiğimiz röportajlarda, yaptığımız açıklamalarda, neyin aslında yanlış ve suç olduğu, neyin olmadığı gibi konularda konuşmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da insanların kaldıramayacağı, baş edemeyeceği, dehşet içeren içerikler de üretiliyor. Psikolojiyi bozan birçok haberi zaten haber niteliği taşımadığı, dili kötü olduğu ve şiddeti tekrar ürettiği, pazarladığı için paylaşmayı tercih etmiyoruz. Daha güçlendirici şeyler paylaşıyoruz. Web sitemizin rengarenk olmasının sebebi de bu biraz. Bir politikayı dikkatle gütmeye çalışıyoruz orada.</p>
<p>Bir taraftan mitleri de anlatmaya çalışıyoruz. Senin şu yaptığın aslında mağdur suçlayıcılık<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gibi. Tecavüz kitinin ne olduğu bilinmiyor, tecavüz kriz merkezinin ne olduğunu kimse bilmiyor, destek biriminin ne olduğunu, hayatta kalanı bilmiyorlar ve bilinenler de yanlış bilinebiliyor gibi. Çocuk gelin tabiri kullanılıyor mesela istismarda. Zorla evlilik, erken evlilik, rıza inşası, rıza, -rıza yok hayatımızda- ne olduğunu bilmiyorlar. Bilinen şeyler taciz ve tecavüz ama cinsel şiddetin onlarca çeşidi var. Stalking, mobbing, ne bileyim ısrarlı takip, savaş tecavüzleri, bedene müdahale, kürtaj yasası, zorunlu trans geçiş ameliyatları, interseks bebeklere yapılan operasyonlar, sünnet, akran zorbalığı, flört şiddeti&#8230; Bir sürü konu var. Bunları da tartışacağız, tartışmaya açmak istiyoruz ve hiçbir zaman doğrusu bu demiyoruz. Biz bunları bulduk, gelin tartışalım diyoruz.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Kurumsal çalışmalarda derneğin adının da bir dirence yol açtığını biliyoruz bir de. Taciz tecavüz sanki böyle bambaşka bir mefhummuş, cinsel şiddetle hiçbir alakası yokmuş gibi uzaktan bakılıp konuşulabiliyor belki ama cinsel kelimesi bile çoğu insanı rahatsız edebiliyor hatta kurumsal olarak da bazen sıkıntılara yol açabiliyor.  Farklı tali yollar bulmamızı gerektirebiliyor.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Cinsel yazmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hatta e-postalarda ‘spam’ kutusuna düşüyor maillerimiz. Cinsel şiddetle mücadele derneği logosunu da resim olarak yapıştırıyoruz maillerin altına ki, ‘spam’e düşmeyelim.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Mesela bir lisede atölye yapacaktık. Milli Eğitim’den onay almak için, sırf cinsel geçtiği için derneğin ismini gönderemediler. Programda geçmedi derneğin adı.</p>
<p><strong>-O alanda çalışamamak, çalıştırmamak için neler olabilir. Dijital alanın bile karşısında, mail bile karşınızda duruyor yani. Çalışma alanınızın yaygınlaşması için nasıl bir politika güdüyorsunuz peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Çalışma alanımız siyasetler üstü. Feminist politika temelinde bir şeyler yapıyoruz tabii. Ama mesela Ensar Vakfı olayında 45 çocuk tacize uğradıktan sonra o komisyonun kurulmaması, kurulup çalışmaması bizi deli etti. Bu çünkü artık başka bir şey. Partiler üstü bir konu. Neden olmadı?</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Bir de biz bir tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz. Çünkü öteki tarafta “sapığa, canavara daha çok ceza verilsin, idam edilsin, hadım edilsin” denilen ve gündelik hayatlarımızdaki ilişkilenmelere de yerleşmiş koskoca bir cinsel şiddet konusunu, tüm o mağdur yargılamalarını görünmez kılan, mitler üzerinden yürütülen bir algı var. Çok çeşitli, deniz derya bir alan. Çok fazla şey üzerinden konuşulabilir. O yüzden biz daha o kısımlara, konuşulup tartışılması gereken asıl kısımlara girmeye çalışıyoruz. Hukuk davalarına da girdik, müdahil olduk (müdahillik talebinde bulunduk) ama asıl yapmak istediğimiz daha çok materyal, veri üretmek.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/tartismalar</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://cinselsiddetlemucadele.org/2016/06/28/futbol-kuluplerine-yonelik-oneri-ve-talepler/</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Örneğin; Cinsel şiddeti önlemek için 5 dk. İçerisinde yapabileceğimiz 10 şey, Cinsel istismarla mücadelede ebeveyn olarak yapabileceğiniz 10 şey. Link için bkz: http://cinselsiddetlemucadele.org/gorsel-malzeme/</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mağdur suçlayıcılık nedir? https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/image/157902057852</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*<em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HRW Kenya Raporu: Tecavüze uğrayanlara tazminat ödenmeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/17/hrw-kenya-raporu-tecavuze-ugrayanlara-tazminat-odenmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2016 09:00:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadının insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2578</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kenya&#8217;da 2007-2008 yıllarında seçim sonrası patlak veren şiddet olaylarında tecavüze uğrayan kadınlara tazminat ödenmesi çağrısı yaptı. Örgütün &#8220;Öylece Oturdum ve Ölümü Bekledim&#8221; başlıklı raporunda, seçim sonrasındaki şiddet olayları sırasında tecavüze uğrayan yüzlerce kadının fiziksel ve psikolojik sağlık sorunları yaşadığına, yoksulluk ve sosyal dışlanmışlıkla mücadele ettiğine dikkat çekildi. Tecavüze uğrayan 163 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/17/hrw-kenya-raporu-tecavuze-ugrayanlara-tazminat-odenmeli/">HRW Kenya Raporu: Tecavüze uğrayanlara tazminat ödenmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kenya&#8217;da 2007-2008 yıllarında seçim sonrası patlak veren şiddet olaylarında tecavüze uğrayan kadınlara tazminat ödenmesi çağrısı yaptı.</h3>
<p>Örgütün &#8220;Öylece Oturdum ve Ölümü Bekledim&#8221; başlıklı raporunda, seçim sonrasındaki şiddet olayları sırasında tecavüze uğrayan yüzlerce kadının fiziksel ve psikolojik sağlık sorunları yaşadığına, yoksulluk ve sosyal dışlanmışlıkla mücadele ettiğine dikkat çekildi.</p>
<p>Tecavüze uğrayan 163 kadın ve kız çocuğu ile 9 erkek ve görgü tanıklarıyla yapılan görüşmeler çerçevesinde hazırlanan 104 sayfalık raporda, Kenya hükümetinin mağdurlara destek olmada ve durumlarının düzeltilmesini sağlamada yetersiz kaldığına işaret edildi.</p>
<p>Raporda, Kenya hükümetine acil tıbbi yardıma ihtiyacı olanları tespit etmesi ve bu kişilerin ücretsiz ve gönüllü tıbbi ve psikolojik hizmetlere erişimlerini sağlayan politikalar benimsemesi tavsiyesinde bulunuldu.</p>
<p>HRW&#8217;nin Afrika kadın hakları araştırmacısı Agnes Odhiambo, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, çok sayıda tecavüz mağdurunun HIV dahil birçok sağlık sorunuyla karşı karşıya olduğunu ve yoksulluk çektiğini belirterek, hükümet tarafından yardım edilmek yerine bu kadınların yok sayıldığını görmenin kendilerini çok şaşırttığını kaydetti. Odhiambo, hükümetin cinsel şiddet mağdurlarının sorunlarına çare bulmak için dikkatlice plan yapması ve bu kişilere tazminat ödemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kenya&#8217;da 2007 yılındaki tartışmalı seçimlerin ardından patlak veren şiddet olaylarında bin 133 kişi öldürülmüş, 600 bin kişi yerlerinden olmuş, en az 900 kişi cinsel şiddete maruz kalmıştı.</p>
<h6><strong>Kaynak</strong> Time Turk</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/02/17/hrw-kenya-raporu-tecavuze-ugrayanlara-tazminat-odenmeli/">HRW Kenya Raporu: Tecavüze uğrayanlara tazminat ödenmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
