<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tarim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 22 Oct 2024 14:47:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/tarim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2024 14:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! &#x1f30d; İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor. &#160; Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f30d.png" alt="🌍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir fırsat sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f33e.png" alt="🌾" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Sen de çözümün bir parçası ol! Gıda ve tarım alanında bir girişim fikrin varsa, geleceğe etki etmek için şimdi harekete geç! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı ile müşteri odaklı problem belirleme, değer önerisi oluşturma, pazar araştırması ve rekabet analizi yapma gibi becerilerini geliştireceksin. Aynı zamanda mentorluk desteği ve sunum deneyimiyle, girişimcilik dünyasına sağlam bir temelle giriş yapacaksın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2728.png" alt="✨" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Fikrini gerçeğe dönüştür, dünyaya etki et! Başvurular başladı, ekibinle birlikte katılmayı unutma!  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4e2.png" alt="📢" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Son başvuru tarihi: 30 Ekim 2024, 18:00</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4c6.png" alt="📆" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Program tarihleri: 7-8 Kasım 2024, Çevrimiçi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Detaylı bilgiye ve başvuru formuna profilimizdeki bağlantıdan ulaşabilirsin: </span><a href="https://www.gidadaetki.com/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gidadaetki.com/</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">#GıdadaEtki #GirişimcilikKampı #Sürdürülebilirlik #GıdaVeTarım #GençGirişimciler  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Sep 2024 10:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hatay]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87009</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesinin ilk dönemine katılarak eğitimlerini tamamlayan çiftçilerin bazıları hasatlarını tamamlarken, bazılarının üretim süreçleri devam ediyor. Çiftçilerin hasat ettiği ürünler bölgedeki kadın kooperatifleri tarafından işlenerek satışa sunuluyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/">Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Hatay’da yürüttüğü Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi’ne katılan çiftçilerin sayısı artıyor. Toprağı onarmayı,  biyoçeşitliliği korumayı, ekolojik ve ekonomik anlamda dirençli örnekler oluşturmayı amaçlayan projeye katılan çiftçi sayısı 120’ye ulaştı.</p>
<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, sürdürülebilir tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, çiftçilerin refahını artırmak, sağlıklı gıdaya aracısız erişimin temellerini atmak üzere Hatay’da başlattığı “Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm Projesi”nin ikinci dönemi, yeni başvuran çiftçilere yönelik bilgilendirme toplantısıyla başladı.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği, Ocak 2024’ten bu yana, bir yandan Hatay’ın farklı ilçelerindeki çiftçilere agroekoloji ve onarıcı tarım yöntemleriyle ilgili eğitim ve danışmanlık veriyor, diğer yandan da doğa dostu üretime geçiş dönemindeki çiftçilerin ürünlerini pazarlamalarına destek oluyor.</p>
<p dir="ltr">Projeye yeni katılan çiftçilere yönelik Hatay Güneş Koleji Toplantı Salonu’nda düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Buğday Derneği Strateji Kurulu üyesi Oya Ayman, sürdürülebilir üretime niyet eden çiftçilerle birlikte, Hatay’da tarladan sofraya uzanan zincirin bütün halkalarında onarıcı bir dönüşümü hedeflediklerini söyledi.</p>
<p dir="ltr">Proje Koordinatörü Karel Büyükgazel de projeye ilk dönemde katılan öncü çiftçilerle beraber hem insan ve çevre sağlığına zarar vermeyen sağlıklı ürünler yetiştirme hem de ürettikleri ürünlerin tüketiciye ulaşması konusunda ciddi bir yol kattetiklerini belirtti. Büyükgazel, önümüzdeki dönemde bir yandan yeni katılan çiftçilere eğitimler ve malzeme desteği verirken, diğer yandan da katılımcı tüm çiftçilere üretim süreçlerinde rehberlik etmeye, danışmanlık ve pazarlama desteği sunmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>
<p dir="ltr">Ocak 2024’ten bu yana onarıcı tarım eğitimlerine katılarak agroekolojik üretime geçiş yapan çiftçilerden Gökmen Ekiz, “Şartlarımız, verim, mevsimler o kadar değişti ki artık bildiklerimiz bile bize yetmiyor” diyerek, şöyle devam etti: “30 yıldır çiftçilik yapıyorum. Projeye katıldığım günden bu yana çok değerli bilgiler edindim.  Bu bilgileri uygulayarak bu yıl hiç tarım zehiri ve suni gübre kullanmadığım için giderlerim çok azaldı, en önemlisi toprağımı 15-20 yıl önceki canlılığına nasıl kavuşturacağımı öğrendim.”</p>
<p dir="ltr">Proje danışmanlarından Dr. Gülay Beşirli ise agroekolojinin bir yaşam felsefesi oluğunu belirtek “Bu felsefeyi benimsediğinizde sadece toprağınızı, suyunuzu, biyolojik çeşitliliğinizi korumakla ve zararlıları kontrol altına almakla kalmayacak aynı zamanda birlik olarak hem üretimde hem de pazarlamada kuracağınız dayanışmayla daha güçlü olacaksınız.” dedi.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği yetkilileri ve ilk dönemin öncü çiftçileri, projenin ilk yılında yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdikleri toplantıda yeni katılımcı çiftçilerin sorularını da yanıtladılar. Toplantıya Hatay İl Tarım Müdürlüğü, ziraat odaları, kooperatif temsilcileriyle birlikte projenin eğitim ve tarımsal üretim sponsoru Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı temsilcileri de katıldı.</p>
<p dir="ltr">Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesinin ilk dönemine katılarak eğitimlerini tamamlayan çiftçilerin bazıları hasatlarını tamamlarken, bazılarının üretim süreçleri devam ediyor. Çiftçilerin hasat ettiği ürünler bölgedeki kadın kooperatifleri tarafından işlenerek satışa sunuluyor.</p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği, proje kapsamında üretilen ürünlere pazarlama desteği de veriyor. Agroekolojik üretime geçiş dönemindeki çiftçilerin ürünlerine ve üreticilerin hikâyelerine <a href="http://hatayicinbirlikte.org/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://hatayicinbirlikte.org&amp;source=gmail&amp;ust=1727518514965000&amp;usg=AOvVaw2iaKVphsv3C7ZhjUHX9WSq">hatayicinbirlikte.org</a> web sitesinden ulaşılabiliyor.</p>
<p dir="ltr"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-87010" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2024/09/1727274443_hatay___r__nler_be__inci.png" alt="" width="597" height="435" /></p>
<p dir="ltr">Karakılçık buğdayından biber salçasına…</p>
<p dir="ltr">
Proje, Hatay’ın tarımsal üretiminde ve mutfak kültüründe öne çıkan ürünlere odaklanıyor: Karakılçık bulguru ve unu, biber ve domates salçası, domates kurusu, nar ekşisi, narenciye, tıbbi ve aromatik bitkiler. Uzmanların, bu ürünleri yetiştiren çiftçilere vereceği eğitimler, 4 Ekim’de başlayacak. Samandağ ve Antakya olmak üzere iki bölgede gerçekleştirilecek eğitimler agroekoloji, toprak onarımı, su yönetimi, yetiştiricilik, hastalık ve zararlılarla mücadele, sağlıklı gıdaya aracısız erişim, topluluk destekli tarım, finans yönetimi ve dijital pazarlama konularını kapsayacak. Proje kapsamında verilecek eğitimlerin yanı sıra örnek uygulama alanlarına geziler düzenlenerek, çiftçiden çiftçiye deneyim aktarımı yapılacak.</p>
<p dir="ltr">
Agroekolojik üretimin Türkiye’de yaygınlaşması için çaba gösteren Buğday Derneği, Hatay’da Tarımsal Üretimde Onarıcı Dönüşüm projesiyle, depremin ardından yaşamını ve üretimini yeniden kurgulamaya çabalayan bölge çiftçisinin refahını ve üretiminin sürekliliğini hedeflerken, tarımsal üretim ve gıda tedarik sistemlerinde Türkiye’nin diğer bölgelerinde de uygulanabilecek ekonomik ve ekolojik anlamda dirençli bir model oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p dir="ltr">Aralık 2025’e kadar devam edecek projede çiftçi eğitimleri ve tarımsal üretim faaliyetleri<br />
Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından destekleniyor. Buğday Derneği üyesi İzel Levi Coşkun ile<br />
BÜNSA Döküm A.Ş.’nin de desteklediği proje ekibinin ulaşım sponsorluğunu ise ALD Automotive üstleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/27/hatay-ciftcisi-topragina-sahip-cikiyor/">Hatay Çiftçisi Toprağına Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 07:06:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[change.org]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Kampanyacılık Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[kampanyacılık]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Change.org Türkiye, çevre alanında artan mücadeleye dijital alanın gücünü katarak destek olmak için sivil toplum örgütlerine yönelik Dijital Kampanyacılık Eğitimi düzenliyor. Bu eğitimde 'Tarım-Gıda' alanlarında başlatılan kampanyalar tüm yönleriyle ele alınarak birlikte neler yapılabileceği konuşulacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/">Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu eğitimde değinilecek konulardan bazıları şunlar: </span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Etkili bir kampanya nasıl başlatılır?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Kampanya ve iletişim stratejisi nedir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Karar vericilere nasıl ulaşabiliriz?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Başarılı kampanyaların sırrı nedir?</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Tarım-Gıda konusunda ortak kampanyalar başlatılabilir mi?</span></li>
</ul>
<h5><b>Program</b></h5>
<p><b>17 ve 22 Ekim </b><span style="font-weight: 400;">tarihlerinde ve 1,5 saat sürecek bu eğitimde tarım-gıda alanlarında etkili kampanya yürüten </span><b>kampanyacıların katılımı ile deneyim paylaşımı </b><span style="font-weight: 400;">yapılacak ve kampanya başlatan/başlatmak isteyenler için danışmanlık desteği sağlanacak.</span></p>
<h5><b>17 Ekim 2022, Pazartesi saat: 20:00-21:30 </b></h5>
<p><b>20.00-20.10</b> <span style="font-weight: 400;">Tanışma</span></p>
<p><b>20.10-20.50</b> <span style="font-weight: 400;">Savunuculuk ve Kampanyacılık</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Etkili Kampanyacılık İpuçları  </span></p>
<p><b>20.50-21.00</b><span style="font-weight: 400;">  Soru-Cevap</span></p>
<p><b>21.00-21.20  </b><span style="font-weight: 400;">Deneyim Paylaşımı</span></p>
<p><b>21.20-21.30  </b><span style="font-weight: 400;">Soru-Cevap</span></p>
<h5><b>22 Ekim 2022, Cumartesi saat: 11:00-12:30 </b></h5>
<p><b>11.00-12.30</b> <span style="font-weight: 400;">Başlatılan kampanyalara geri bildirim ve danışmanlık</span></p>
<h5><b>Kimler Katılabilir? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel hareketler ile yerel ve ulusal sivil toplum kuruluşlarından “tarım-gıda” alanlarında kampanya başlatmak isteyen ve/veya mevcut kampanyalarını güçlendirmek isteyen herkes katılabilir. Eğitime tek başınıza veya ekip olarak (en fazla 3 kişi) başvurabilirsiniz. </span></p>
<h5><b>Nasıl Kayıt Olacağım?</b></h5>
<p><b>15 Ekim 2022 Cumartesi 23.00’a</b> kadar <a href="https://docs.google.com/forms/u/0/d/1GICJX1vtYTDKZJKhARBRBZXGtdW1QCHAj3od6dObjM8/viewform?edit_requested=true" target="_blank" rel="noopener">buradaki başvuru formun</a>u doldurarak kaydınızı yaptırabilirsiniz.<span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/09/30/cevre-mucadelesinde-dijital-kampanyacilik-egitimi-basliyor-2/">Çevre Mücadelesinde Dijital Kampanyacılık Eğitimi Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2021 08:33:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Olhan]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69205</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enflasyon ve döviz kurlarındaki değişimin girdi fiyatlarını yükseltmesi tarım sektöründeki en önemli sorun olarak göze çarparken, emtia fiyatlarında yaşanan artış da sektör için belirsizliği arttırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/">Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde tarımsal üretimden pazarlamaya kadar giden safhada iklim, maliyet ve pazar riski oldukça ön plana çıktı. Zaten var olan kronik sorunların üstüne bir de pandemi dönemi ve küresel iklim değişikliği etkileri de eklenince tarım alanında ezberlerin bozulduğu bir dönem yaşanmaya başladı. Bunlarla beraber dünyadaki ve ülkemizdeki emtia fiyatlarında yaşanan artış girdi maliyetlerini yükseltince çiftçi ve tarım dünyası için sisli bir atmosfer ortaya çıktı. Bu belirsizlik ortamında çiftçi ürettiğini satabileceğinden veya üretim maliyetinde bir standart yakalayabileceğinden habersiz şekilde sektöre tutunmaya çalışıyor. En önemli girdilerden gübrenin fiyatı 4,250 TL olarak dikkat çekiyor ve iklimsel değişimlerden dolayı su ihtiyacı da oldukça artış gösteriyor. Tarım dünyasında daha organize ve koordine şekilde analizlere dayalı verimli bir çalışma ve destek ortamının eksikliği oldukça fazla hissedilir vaziyette. Bu doğrultuda hükümetin tarım dünyasıyla olan ilişkisi oldukça kritik bir öneme sahip. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-69208 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/emine-olhan.jpg" alt="Emine Olhan" width="290" height="193" />Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden tarım ekonomisi uzmanı Prof. Dr. Emine Olhan, tarımsal üreticilerin en önemli sorununun girdi fiyatlarının artması olduğunu belirterek, “Türkiye’de girdi fiyatlarının artmasında önemli noktalardan birisi genel fiyatların artışına neden olan enflasyon bir diğeri ise döviz kurlarındaki değişim olarak göze çarpıyor. Girdi fiyatları enflasyondan doğrudan etkileniyor. Aynı zamanda mazot ve gübre gibi en önemli girdilerin ithal olması nedeniyle döviz kurundaki artışlar da bu girdilerin fiyatlarını doğrudan etkileyerek önemli düzeyde yükselmesine neden oluyor. Girdi fiyatlarındaki artışın aslında tek başına düşünülmesi yetersiz kalıyor. Üreticilerin belirttiği noktalardan birisi de girdi fiyatları artışı ile ürün fiyatları artışının benzer düzeyde olmaması durumu. Tarımsal ürün fiyatlarındaki artış, girdi fiyatlarındaki artışın gerisinde kalıyor. Bu durum girdi fiyatları ve ürün fiyatları arasındaki makasın giderek açılmasına ve böylelikle üreticinin yeterli düzeyde gelir elde edememesine neden oluyor.” dedi.</span></p>
<h5><b>“İklim Değişikliğinin Potansiyel Etkileri Açısından Riskli Bölgedeyiz”</b></h5>
<p>Türkiye’nin <span style="font-weight: 400;">iklim değişikliğinin potansiyel etkileri açısından riskli ülkeler arasında yer aldığını vurgulayan Olhan, “Maliyetler açısından vurgulanması gereken noktalardan birisi, iklim değişikliğine bağlı olarak biyolojik döngünün sadece bitkiler için değil, aynı zamanda bu bitkilere zarar verecek organizmalar için de değişmesi durumu. Örneğin iklim değişikliği ile bitki zararları sayıları ve görülme sıklıkları artıyor ve bu durumun üretim üzerindeki etkisini azaltmak için daha fazla ilaç, gübre vb. girdi kullanılması gerekiyor. Yani iklim değişikliği ile tarımsal üretimde verim kaybı ve girdi kullanımdaki artış ile doğrudan üretici maliyetlerini artırabiliyor. Özellikle 1990’lardan sonra ülkemizde ortalama sıcaklık yaklaşık 1,5 derece arttı. Ortalama sıcaklıklardaki artış da ürünlerin su ihtiyacını artırıp ürünlerin yetiştirme dönemlerini değiştiriyor. Örneğin mart ve mayıs aylarında yetiştirilen bir bitkinin, sıcaklık artışına bağlı olarak üretim dönemi şubat ve nisan dönemine kayabiliyor. Ayrıca ortalama sıcaklık ve yağışlardaki değişim daha fazla kuraklık veya don olayının yaşanmasını tetiklemekte. Böylece iklimde ekstrem değerlerin daha sık görülmesi doğa koşullarında yapılan tarımsal üretime zarar veriyor ve ciddi verim kayıplarına hatta hiç ürün alamama gibi sonuçları beraberinde getiriyor.” Şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>“Devlet Politikayı Belirlerken Ülkenin Gerçeklerini Dikkate Almalı”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçi ve devlet arasında bir koordinasyon kopukluğu olduğunu düşünmeyen Olhan devletin tarım politikalarının niteliğine ve metoduna dikkat çekiyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Devlet politikayı belirlerken ülkenin gerçeklerini dikkate almalı ve kısa dönem sık değişiklikler yerine uzun dönemi hedef almalı. Bir politika belirlendiğinde bunun amacı net olarak belirlenmeli, sonuçları görülmeli ve başarılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeler ışığında yeni politikalar uygulanmaya konulabilir.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan hükümetin tarımsal destek uygulamalarına dair politikaların etkisinin ölçülmesinin oldukça önemli olduğunu vurguluyor: </span><span style="font-weight: 400;">“Örneğin üretim politikası olarak ifade edilen bir politikanın değerlendirilmesi için bu politikanın etkisinin ölçülmesi ve gerçekten üretim amacının gerçekleştirip gerçekleştirmediği değerlendirilmeli. Türkiye&#8217;de Tarım Bakanlığı tarafından düzenli bir şekilde etki ölçümünün önemi vurgulanıyor. Ancak destekleme politikalarının etkilerinin yeterli düzeyde ölçüldüğünü söylemek mümkün değil. Bu yetersizliğin temel nedeni ise mevcut verilerin kullanılması konusunda belirli bir protokolün olmaması veya yeterli düzeyde verinin bulunmaması. Bu yüzden destekleme politikalarının değerlendirilmesi için öncelikli olarak Bakanlık, araştırma kurumları ve araştırmacılar arasında veri paylaşımı ve analizinin nasıl gerçekleştirileceğine dair bir yol haritasının oluşturulması gerekiyor. Desteklerin etkisinin ölçülmesinin uluslararası standartlara uygun bir şekilde yapılması hem politika yapıcılara hem de araştırmacılara büyük katkı sağlayarak gelecek dönem destekleme politikalarının belirlenmesinde kullanışlı bilgiler sunacaktır.”</span></p>
<h5><b>“Tarımsal Desteklerin Zamanı ve Miktarı Önemli”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan hükümetin tarıma ayırdığı kaynağın hiç olmazsa enflasyon ile orantılı olması gerektiğini savunuyor. Verilen desteğin doğru nitelikte ve doğru zamanda sağlanmasının oldukça mühim olduğunu belirten Olhan; analiz ve etkilerin takibi hususunun önemine değiniyor: </span><span style="font-weight: 400;">“2021 yılı için açıklanan tarımsal destekler 2020 yılına göre hiç artırılmadan 22 Milyar TL düzeyinde kaldı.Tarımsal desteklerin miktarı kadar nasıl ve ne zaman verildiği de çok önemli. Doğru destekleme araçları doğru zamanda verilirse, amaçlanan üretim maliyetlerinin düşürülmesi, rekabet gücünün artırılması ve üretim planlaması için desteklemeler önemli bir araç olacaktır. Yukarıda bahsettiğimiz analiz eksikliği sonucu, tarımsal desteklemeler üretim planlaması için bir araç olmaktan çok bütçeye konulan paranın üreticiye (sanki bir sosyal yardım gibi) dağıtılan bir kaynak haline gelmesine yol açıyor. Verilen destekler ile üretim ne kadar arttı, kalitede bir artış oldu mu (amacımız neyse) sorusunun cevabı için düzenli olarak desteklerin etkisi analiz edilmeli.  Aksi taktirde bu anlayış ile üretim odaklı amaçların gerçekleştirilmesi imkansız gözüküyor. “ dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olhan desteklerin miktarı kadar zamanında ödenmesinin de önemli olduğunu vurgulayarak, “Yani destekleme miktarını artırmadan da tarımsal desteklerin doğru araçlarla doğru zamanda verilmesi etkili olacaktır. “ dedi.</span></p>
<p>Mart ayında açıklanan reform paketinin sektörün sorunlarını çözme noktasında yetersiz olduğunu da kaydeden Olhan, “<span style="font-weight: 400;">Üreticilerin en önemli sorunları olan girdi maliyetlerinin fazlalığı, ithalata bağımlılık, borçların yapılandırılması gibi acil çözüm bekleyen konulara ilişkin pakette bir önlemin olmaması karamsarlığı artırıyor. Tarım sektörünün her ülke için en önemli sektör olduğunu söylemeye gerek duymuyorum. Gıda güvencesini sağlayamayan bir ülkenin bağımsızlı bile tartışılır. Bu nedenle üreticilerin sorunlarına yönelik önlemlerin alınması gerekiyor.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/27/tarim-sektorunde-sisli-gunler-neler-oluyor/">Tarım Sektöründe Sisli Günler: Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarım Sektörünün Pandemik Yansıması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/tarim-sektorunun-pandemik-yansimasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilan Karacan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2020 08:15:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dr. Öğ. Üy. H. Zafer Can ile tarım sektörünün pandemi dönemini nasıl geçirdiğini ve bu sürecin tarım sektörü adına yarattığı çıkarımları konuştuk. Can, pandeminin başından beri konuşulan kıtlık ihtimaliyle ilgili, yakın süreçte Türkiye'de önemli bir kıtlık yaşanmayacağını düşündüğünü ancak bütün sektörü muhtemelen etkileyebilecek en önemli sorun olarak da insan gücü sıkıntısını gördüğünü söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/tarim-sektorunun-pandemik-yansimasi/">Tarım Sektörünün Pandemik Yansıması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Tarım sektörünün pandemi sürecinde toplumsal önemi adına neler söyleyebilirsiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinin çok ciddi olumsuz etkilerini özellikle tarım sektöründe yaşayabileceğimizi de kesinlikle göz ardı etmemeliyiz. Unutmamak gerekir, tarımda yaşanabilecek olumsuzluklar, etkilerini özellikle yakın gelecekte gösterirler. Ülkemizde ilk pozitif vakanın duyurulduğu mart ayını şöyle bir hatırlayacak olursak; birkaç günde market rafları boşaldı, gıdaya ve kolonyaya ulaşabilmek ciddi bir çabayı gerektirdi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">S</span><span style="font-weight: 400;">adece bu yaşananlar bile öncelikle bizlere tarım ve gıda sektörünün ne derece önemli olduğunu ve pandemi gibi birçok küresel sorunun bizleri çok kısa bir süre içinde nerelere kadar götürebileceğini gösterme açısından çok önemli. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz süreçte boşalan raflara yeni ürünler bol miktarda yeniden kondu ve sorun atlatıldı çünkü o ürünler zaten üretilmişlerdi ve depolarda duruyorlardı yani tedarik zincirinde yaşanan doğal bir sorun idi ya da o esnada üretimleri devam etmekteydi ama bu süreç yaşanmaya devam ettiğinde, acaba o ürünler yeniden raflara rahatlıkla konabilecek mi? Sektörde yaşanan sorunlar etkisini gösterecek mi?</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Tarım sektörünü ve bu sektörden beslenen gıda sektörünü hatta tekstili de ilave ederek düşünmemiz gerek -ki şöyle bir tepeden bakıldığında, tarım ve tarıma dayalı sektörlerin pandemi sürecinde aslında yükselen değerler olduğunu görmek zor değil. Yani pandemi ve benzeri küresel sorunlar, daha doğrusu hayati sorunlar gündeme geldiğinde, bu sektörlerin önemi ciddi biçimde ortaya çıkıyor ve ekonomik anlamda sektör bazında bakıldığında parlayan yıldızlar bile demek mümkün. Az önce belirttiğim gibi; hayati sorunlar yaşandığında, 2 kg’lık makarna, 10 adet yumurta ya da 500 ml&#8217;lik kolonya yükselen değer oluyor bir anda ve iyi marka bir telefon ya da iyi bir tatil planı akla bile gelmeyebiliyor.</span><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><b><i><br />
</i></b><b>Pandeminin tarım sektörüne olumsuz etkileri ne oldu? Durumu hangi açıdan değerlendirmeliyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandeminin tarım sektörüne olumsuz etkileri dendiğinde, direkt olarak küçük üreticinin ve ekmeğini tarımsal faaliyetlerden kazanan tarım işçilerinin durumunun düşünülmesi gerekmektedir. Çünkü vaktinde ve usulüne uygun ekim dikim yapılamadığında, budama, çapalama, mücadele ve hasat işlemleri gerçekleştirilemediğinde bizim şık bir pizza tüketebilmemiz mümkün olamayacaktır. Bu süreçte üzerinde durulması gereken en önemli konu insana saygı ve insan sağlığının korunması zorunluluğudur. Örneğin; hasat işlemi esnasında çalışacak onlarca, hatta çoğu zaman yüzlerce tarım işçisinin sağlığının en üst seviyede titizlikle korunması gerekmektedir. Mevsimlik tarım işçilerinin sezona bağlı olarak bölgeden bölgeye sürekli taşınıyor olmaları ve sürekli kalabalık bir şekilde hasat, budama, çapalama ve benzeri uygulamaları birlikte yapıyor olmaları hatta tarla ve bahçelerde bir arada mola verip, yemek yemeleri gibi her gün yaşanan durumlar nedeniyle; sağlıklarının üst seviyede korunması zorunludur. Çoğu zaman göçer nitelikte bölgeden bölgeye taşındıkları için, ailece yani çocuklarla birlikte bu faaliyet yapılmaktadır. Diğer yandan bu kesim maalesef hakkını arayabilen bir kesim de değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi koşullarında bu insanların sağlıklarının titizlikle korunması, seyahatlerinde ve çalışmaları esnasında gerekli korunma mesafesine uyulması, kendilerine günde en az 4 ya da 5 maskenin temin edilmesi –ki sıcak havalarda bu sayı kat kat artacaktır- ve hijyenik koşulların sağlanması gerekmektedir. Mevsimlik işçi yanında; doğal olarak tarım sektöründe sahada çalışan mühendisten veterinere, teknikere ve işçiye kadar tüm bu insani önlemlerin alınması hayati derecede büyük önem taşımaktadır. Özellikle mevsimlik işçilerin yaşadığı ortam bu konuda en çok dikkat edilmesi gereken ortamdır çünkü sağlıklı gıda, temiz su, hijyenik tuvalet vb gibi gereksinimlerin normal koşullarda da sağlanması zorunludur ki pandemi sürecinde bu zorunluluğun boyutları artmıştır. Sağlık hizmetlerinin de buna eklenmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle küçük tarım üreticisi pandemi sürecinde ekonomik anlamda zorlanmaktadır. Sektöre yukarıdan bir bütün olarak baktığımızda, bu kesimin ekonomik anlamda hak ettiği geliri elde edemediğini rahatça görebiliriz. Daha doğrusu; çoğu üründe, tüketicinin ürüne ödediği paranın en az dilimi üreticiye gitmektedir. Bu durumda olan üreticiye ek olarak pandemi kaynaklı giderlerin de eklenmesi, üreticiyi ciddi anlamda zora sokmuştur ya da sokacaktır. Bir noktadan sonra üretici faaliyetlerini azaltma, değiştirme ya da durdurma aşamasına da gelebilecektir. Bu sebeple kendilerine gereken desteğin verilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında; küçük ve orta ölçekli tarım üreticisi de birlikte hareket etmek zorunda olduğunu artık görmek zorundadır.</span><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><b>İnsanların ekosisteme verdiği zararın pandemi sürecinin oluşumunda etkisi var mı?</b><b><i><br />
</i></b><b><i><br />
</i></b><span style="font-weight: 400;">Günümüzde yaygın olan modern ya da diğer adı ile konvansiyonel tarım, çok daha ciddi sorunların kaynağını oluşturuyor ve ne yazık ki gerçek tarım unutulmuş durumda. Gerçek sürdürülebilir tarıma alternatif tarım gözü ile bakılırken, sadece yaklaşık 60 yıllık bir geçmişi olan tarım sistemi sanki vazgeçilmez doğruymuş gibi kabul ediliyor. Bu apayrı bir konu ama küresel sorunlara direnç gösterebilmenin yolu, sürdürülebilir gerçek tarımı yeniden devreye sokmakta yatıyor. Bunu başarabilmek kolay mı? Hayır çok zor tabii ama kolaya alışan bir nesiliz maalesef. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ekosisteme zarar vermeyen, hatta ekosistemi zenginleştiren bir tarım sistemi yeniden yaygınlaşmadığı sürece, tarımın kendisi covid19’dan çok daha büyük sorunların sebebi ve sahibi olmaya devam edecektir.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşamakta olduğumuz pandemi, kesinlikle bir süre sonra unutulup gidecek tıpkı Avustralya yangınları gibi ancak diğer sorunlarla baş başa kalacağız. Pandeminin tarım ve diğer sektörlere direkt etkileri de aslında çözümleri çok basit olan olumsuzluklar ama kutuplardaki erimenin çözümü basit değil. Bugün basit değil diyoruz ama gelecekte artık mümkün değil diyeceğiz. Bu erimeye bağlı olarak yaşanması muhtemel senaryolar şaka olmadığı gibi, buzulların erimesi sonucunda ortaya çıkabilecek yeni ve daha korkunç pandemiler de kesinlikle uydurma değil. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Özellikle modern hayvancılık uygulamalarının da yeni pandemilere yol açabileceği de bir gerçek. Yapılan hatalı uygulamalar ekosisteme ciddi zararlar vermektedir ve küresel iklim değişiminin de etkisiyle önlenmesi çok daha güç hastalıkların yaşanması ya da eski hastalıkların yeniden gündeme gelmesi hiç de olmayacak tahminler değildir.</span></p></blockquote>
<p><b>Yakın gelecekte tarımsal anlamda bir kıtlık yaşanır mı? Yaşanan bu süreç tarım sektörü adına nelerin değişmesine öncü olabilir?</b><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><i><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></i><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinde tüm sektörlerde ve insan yaşamında kendisini net biçimde gösteren sorunlar, bize gelecekte nelerin yaşanabileceğini de göstermektedir çünkü şu bir gerçek ki; her sektör bir şekilde kendi sorununu çözüme kavuşturmak durumundadır. İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinde, tarımsal ürünler de hayati öneme sahip oldular ve çok kısa süreli mini bir kriz büyük şehirlerle sınırlı kalarak atlatıldı. Önümüzdeki yakın süreçte de ülkemizde önemli bir kıtlık yaşanmayacağını düşünüyorum ancak bütün sektörü muhtemelen etkileyebilecek en önemli sorun olarak da insan gücü sıkıntısını görüyorum. Tarımın kırılma noktası budur. Bu da bize sektörün en kısa sürede insana bağımlılıktan mümkün olduğunca kurtulmaya çalışacağını ve bu yönde gelişmeler yaşanacağını göstermelidir. Küresel anlamda genel gidişat da maalesef o yöndedir. Son olarak şunu bir kez daha yinelemek istiyorum, konu olarak sektörün, genel olarak ise dünyanın yakın gelecekte aşılması artık mümkün olmayacak çok büyük sorunları bulunmaktadır, tek başına covid19 pandemisi aşılması çok basit bir sorundur, günümüz yeryüzü koşulları daha ciddi pandemilere de yol açabilecektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/08/tarim-sektorunun-pandemik-yansimasi/">Tarım Sektörünün Pandemik Yansıması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Mar 2020 07:06:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah Aysu]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51450</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüsün tehdit ettiği üretim alanları arasında tarım ve hayvancılık da bulunuyor. Virüsün tarım alanına etkilerini değerlendiren Çiftçi Sen eski kurucu Genel Başkanı, Tarım Uzmanı Abdullah Aysu, köylerin izolasyon avantajının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, endüstriyel tarımdan vazgeçilmesi gerektiğini kaydediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/">&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Şu durumda tarım ve hayvancılık alanlarında sağlıklı besinlere ulaşmak nasıl mümkün olacak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-51452 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/Abdullah_aysu-640x1033.jpg" alt="Abdullah Aysu" width="156" height="252" />Tarım ve hayvancılık ayrı şeyler değildir. Tarım bitkisel üretim ile hayvan yetiştiriciliğinin bir arada yapıldığı işin adıdır. ‘Bilge köylü tarım sisteminde’ özgür mera hayvancılığı yapılır. Meralarda beslenen hayvanların ürünleri bağışıklık sistemini güçlü kılan omega-3 bakımından zengindir. Bu tür yapılan hayvancılığa hayvan yetiştiriciliği denir. Bir de merada değil kapalı alanlarda önlerine yem boca edilerek beslenen hareketsiz kılınan hayvanlar vardır. Bu hayvanlar imal edilir. Bu tarz hayvancılığa, ‘hayvan yetiştiriciliği’ değil ‘hayvan imalatı’ denir. İmal edilen hayvanlardan elde edilen ürünler besin değeri bakımından yoksul, bağışıklık sistemini güçlendiren değil zayıflatan ürünlerdir. Kullanılan yeme, antibiyotiğe ve hayvanların hareketsizliğine bağlı olarak sağlık sorunları oluşturma potansiyeline sahiptir. Bağışıklık sistemini güçlendirme konusu tartışmalıdır.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sağlıklı gıdaya bugünkü üretim modeli ve tedarik zinciri içerisinde ulaşmak mümkün değil. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçilerin kimyasallı üretim modelini bırakmaları, kimyasalsız üretim modeline geçmelerini hükümet desteklemiyor. Bu konuda ne yazık ki merkezi bir devlet politikası yok. Dolayısıyla yerel yönetimler ve kentlilerin kuracağı kooperatiflerle üreticiyle doğrudan aracısız biçimde buluşmalı. Kafa kafaya verip kimyasalsız üretime geçişlerde tüketiciler tercihlerini ortaya koymalı üreticilerle dayanışma içine girmeli. Üreticilerin kooperatif kurmalarına destek sunmalı. Diğer yandan üreticiler ve tüketiciler birlikte ortak bir mücadeleyi örerek merkezi devletin sağlıklı ürün politikaları belirleyip uygulaması için çalışmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Koronavirüs musibetinden ders çıkarması için kamuoyu oluşturmalı. Virüs sonrası başka bir üretim modeli ile sağlıklı gıda üretip tüketme sistemi için düğmeye basılmalı. Corona öncesi ve sonrası olmak üzere olacak olan dünyada, sonraki dünyayı doğru temellerde üretilmek için elbirliği yapmalıyız.</span></p>
<p><b>Bilge Köylü Tarıma-Agroekolojik Tarım Modeline Geçmek Gerekiyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım modeli sonucunda elde edilen ürünler karın doyurucu ancak besleyici değil. Söz konusu ürünlerin vitamin ve mineraller bakımından yoksul, zayıf ürünler, kullanılan kimyasal gübreler ürünü normal hasat zamanından önce olgunlaştırıyor ve bu erken olgunlaşan ürün normal zaman sürecinde güneşten ve topraktan alması gereken vitamin ve mineralleri alamıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle de ürünün besin değeri düşük oluyor, üstelik bu ürünlerde kalan zehir-ilaç kalıntısı nedeniyle sağlıklı bünyeleri de zaman içinde olumsuz etkileyebiliyor, vücut direncinin düşük kalmasına neden olabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Virüs ortaya çıktığından bu yana iklim değişikliği virüs ilişkisi de çokça konuşuluyor, sözünü ettiğim endüstriyel üretim modeli ve gıdanın imalatı ve dağıtımının iklim krizinin üzerinde yüzde 47 ila 54 oranında olumsuz etkisi olduğu başka bir gerçeklik olarak orta yerde duruyor.</span></p>
<p><b>Gıda krizi denilince aklımıza hemen açlık ve kıtlık  geliyor. Siz ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım gıda krizini besleyen iklim krizini büyüten bir yolda ilerliyor. Bunlar elbette önemli, ama tek başına gıda krizinden bu anlaşılmamalı, bağışıklık sisteminden açığa çıkardığı virüsler ve diğer salgın hastalıklara kadar birlikte bir kriz olarak düşünmeliyiz. Endüstriyel tarım ekolojik, iklim ve gıda krizlerinin nedeni, temel yapı taşlarıdır. Yani ekolojik, iklim ve gıda krizinin bileşkesi corona virüstür. Buradan ders çıkarılmaz ve endüstriyel tarımdan dönülmezse, vazgeçilmezse corona virüsten kurtulduk diye sevinmeyelim. Sevincimiz kursağımızda kalır. Bu sevincimiz buruk bir sevinç olur. Endüstriyel tarım konusunu önemseyelim, bu melanetten çıkışın yolunu bulalım. Bu dünyada başkaca da bir selamet yoktur. Bunu böyle bilelim.</span></p>
<p><b>Çiftçiler bu koşullarda ne gibi zorluklar yaşıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler endüstriyel üretim modelinin üretim sürecinde kimyasalı toprağa ve bitkiye veren olarak önce kendisi zarar görüyor. Kimyasallı ürettiği ürünle karnını doyurduğu için ikinci kez zarar görüyor. Bağışıklık sitemini kaybediyor. Dolayısıyla bağışıklık sistemi en zayıf kesimini çiftçiler oluşturuyor. Bu durum köylerin karantinaya alınmasını ve giriş çıkışların kontrol altında olmasını zorunlu kılıyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler üretmek zorunda. Çünkü üretemezse geçimini sağlayamaz. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçilerin bir de toplumun karnını doyurmak gibi bir toplumsal sorumluluğu var. Her ne kadar kentliler bunu böyle değerlendirmezse ve aldırmasa da hükümetler çiftçiye üvey evlat muamelesi çekse de gerçeklik böyle. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir başka neden çiftçi üretemezse kıtlık oluşur. Oluşacak kıtlık virüsü aratır raddeye gelebilir. Çiftçinin tarlasına, bağına bahçesine gitmesine kısıt getirilmemeli. Aksine üretim koşullarını sağlıklı yapacakları bir çalışmayı hükümet görev bilmeli, yürütmelidir. Çiftçi en önemli risk grubunda. Çiftçiyi görmeyen, sağlıklı üretimine güvenli ortam sunmayan bir hükümet baltayı kendi ayağına vurur. Medeniyetlerin yok oluşuna bakalım, inceleyelim yok olan medeniyetlerin nedenin kıtlık olduğu kolaylıkla görebiliriz.</span></p>
<p><b>Covid-19 kapsamında kırsalda sağlıklı üretim yapılabilmesi için ne gibi tedbirler alındı veya alınıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu soruyu biz de araştırıyor ve hükümete soruyoruz. Maalesef bir yanıt ne almış ne bulmuş değiliz. Hükümetin çiftçiyi yok sayma yaklaşımı virüs ile birlikte uyguladığı yasaklarla çiftçilik daha da çekilmez hal alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kıştan bahara geçiyoruz. Üretim sezonuna girdik. Gecikmeler hepimize pahalıya mal olabilir. Önerimiz çiftçilerin üretebileceği koşullar oluşturulsun, bu konuda zemin hazırlansın. Önlemler en üst düzeyde alınsın. Köyler dağınık yerleşim alanlarıdır. İzoledirler. Bu avantajı değerlendirip, önlemli biçimde üretimin önü açılsın. Melanetin en önemli ayağı olan endüstriyel tarımın yerine bilgiye, bulguya, bilgi paylaşımı ve dayanışmaya dayalı kimyasalsız tarım tarzı olan Bilge Köylü Tarıma-Agroekolojik Tarıma dönülmesi için çalışmalar ertelenmeden, ötelenmeden başlatılmalı.</span></p>
<p><b>Çiftçiler bu dönemde devletten nasıl bir destek bekliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiftçiler aslında devletten destek değil köstek olmamasını bekliyor. Şöyle ki; bir çiftçiler topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmek istiyor. Bunun için devletin gasp ettiği parasal desteklerin verilmesini, destekleri zamanında vermediği ve tamamını vermeyip gasp ettiği için üretmelerine bankaların vurduğu prangaların çözümünü bekliyor. İkinci olarak üretme haklarına hükümetlerden saygı bekliyor. İthalatı değil üretime destek verecek olan politikaların belirlenmesi ve uygulanmasını bekliyor. Üçüncü olarak da bankalardan ve endüstriyel tarım girdisi olan kimyasallardan kurtarılmayı, doğal tarıma; Bilge Köylü Tarımına geçiş için gerekli ekonomik ve eğitim desteğinin verilmesini bekliyor. Dördüncü olarak ise hükümetlerden küçük köylü tarımını ortadan kaldırmaya, şirket tarımını yerleştirmeye yönelik olan yanlış politikalardan vazgeçmesini bekliyor. Beşinci olarak önceki dört talebin bütünü olan gıda egemenliğinin üretici ve tüketicilerce belirleme hakkının verilmesini istiyor!  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/27/endustriyel-tarimdan-vazgecmek-gerekiyor/">&#8221;Endüstriyel Tarımdan Vazgeçmek Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklimce Tarım ve Gıda Dasdas’ta!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/iklimce-tarim-ve-gida-dasdasta/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2019 10:05:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İklimce Sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[UNDP Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42998</guid>

					<description><![CDATA[<p>UNDP Türkiye tarafından desteklenen ve iklim krizi ile mücadelede ortak bir dil kurulmasını hedefleyen İklimce Sohbetler, Tarım ve Gıda başlığı ile devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/iklimce-tarim-ve-gida-dasdasta/">İklimce Tarım ve Gıda Dasdas’ta!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UNDP Türkiye&#8217;nin, iklim krizi ile mücadelede, toplumun çok farklı katmanlarını kapsayacak bir ortak dil arayışı ile başlattığı İklimce Sohbetler&#8217;in ikinci toplantısı Tarım ve Gıda üzerine yapılacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43000 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/1570435642_TarimVeGidaProgramAkis.06.10.19-640x964.png" alt="" width="271" height="408" />İklimce Sohbetler’in Tarım ve Gıda buluşması 8 Ekim Salı günü, UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi Mert Fırat’ın ev sahipliğinde İstanbul Ataşehir’deki DasDas’ta yapılacak. Toplantıda, iklim krizi ile mücadele eden tarafların deneyimlerini paylaşması, ortak bir dil üretilmesi ve mücadelenin bütüncül anlayışla ele alınması planlanıyor.</p>
<p>İklim krizi ile karşı karşıya olan çeşitli toplumsal katmanların ve meslek gruplarının deneyimlerini ortak bir dilde buluşturmayı amaçlayan toplantıda, Anadolu Meraları Eş-Kurucusu Durukan Dudu, Doğa Koruma Merkezi Toprak ve Su Koruma Programı Koordinatörü Melike Kuş ve Fazla Gıda CEO’su Olcay Silahlı konuşmacı olarak yer alacak. Etkinliğin moderatörlüğünü Mert Fırat yapacak.</p>
<p>İklimce Sohbetler, 15 Ekim Salı günü yapılacak “Afetler” buluşmasıyla devam edecek ve 5 Kasım Salı günü “Şehir Yaşamı” oturumuyla sona erecek.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi ve etkinlik kaydı için<a href="http://iklimce.org" target="_blank" rel="noopener"> web sitesi</a> üzerinden iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/07/iklimce-tarim-ve-gida-dasdasta/">İklimce Tarım ve Gıda Dasdas’ta!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 10:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ÇİTTA]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ekololojikfilmlerfestivali]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Gaiafuturefood]]></category>
		<category><![CDATA[HeinrichBöllStiftung]]></category>
		<category><![CDATA[Kilis]]></category>
		<category><![CDATA[korhanözkan]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[melikeselindurmazekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[mersinbüyükşehirbelediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebiliryaşam]]></category>
		<category><![CDATA[SYFF]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çukurova İnsan, Tohum Toprak Atölyeleri (ÇİTTA) tarafından düzenlenen “ÇİTTA Ekolojik Filmler Festivali” 25 – 26 Mayıs tarihlerinde Mersin Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/">ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Festivalin ana destekçileri Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği iken, yerel destekçiler de Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Yenişehir Belediyesi, Mersin Kent Konseyi, Kültürhane ve Gaia Future Food idi. SYFF 2018 seçkisinden 17 ekoloji odaklı belgesel Mersinli izleyicilerle buluştu.</p>
<p>SYFF’den kordinatör Barbara Yazırlıoğlu Mersin’deki gösterimlerde yer aldı. Yazırlıoğlu festival sürecine ilişkin en büyük sıkıntılarının büyük kitlelere ulaşamamak olduğunu belirterek, &#8220;Ne kadar çok duyuru yapsak da küçük bir kitleye ulaşabiliyoruz. Daha fazla insan çekemiyoruz. Sanırım isimden de kaynaklı; ekolojik olması insanları biraz düşündürüyor da olabilir. İlgi çekici bulmuyorlar sanırım. Çünkü şu anki nüfus popüler kültüre daha yakın, konunun önemini yeterince kavramamışlar. Bu filmlerin neye dair olduklarını bilmiyorlar ama öğrenmek de istemeyen bir kitle var. Biz bu kitleyi yakalamaya çalışıyoruz&#8221; dedi.  Bu yüzden çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yazırlıoğlu, &#8220;Ne kadar çok insana yayılırsa o kadar çok farkındalık artar, farkındalık arttıkça da insanlar tükettiği yiyecekleri, havayı, doğayı daha bilinçli tüketirler. Türkiye’nin pek çok yerinde SYFF’nin düzenlediği gösterimlerde yer aldım. Her şehrin dinamiği farklı elbette, Mersin’de ise aslında bu sene daha geniş bir kitleye ulaşabildik. Daha iyiye gidiyoruz. Kâğıt basmak yerine sosyal medyadan sesimizi duyurduk. Böylece hem daha ekolojik hem de daha etkili oldu.” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Doğayı Her Yerde Koruyucağız&#8221;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-39131 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Barbara-2-640x427.jpg" alt="" width="474" height="316" />Festivalde filmlerin yanı sıra, filmlerde ele alınan konularla ilgili yerelden uzman konukların katılımıyla sohbetler de gerçekleştirildi. 25 Mayıs Cumartesi günü ODTÜ Erdemli Kampüsü Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Korhan Özkan izleyiciyle bir araya geldi. Bir doğa bilimcisi olan, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında, Kuzey Kutbu’nda ve pek çok yerde araştırma imkânı olduğunu belirten Özkan, “Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu belgesellerde gördüğümüz o doğanın muhteşem anlarının pek çoğuna tanıklık etme imkanlarım oldu. Kutuplarda sudan sıçrayan balinaları görmek veya Kuzey Denizi’nde deniz papağanlarını görmek benim için çok etkileyici olmuştu. Ama doğa her yerde, Vamizi belgeselinde çok güzel bir bitiş cümlesi vardı: ‘Doğa her yerde. Her yerde koruyacak, bu savaşı her yerde vereceğiz.’ İnanın bu filmde gördüğünüz her şey elinizin uzanacağı uzaklıkta. Marmaris’te haziran ayında Boncuk Koyu’na giderseniz sabah erken saatlerde kum köpekbalıklarıyla birlikte yüzebilirsiniz, son derece zararsız hayvanlardır. Deniz kaplumbağaları şu anda Mersin’in tüm kumullarında bizim kampüste de görebilirsiniz. Her akşam binlerce deniz kaplumbağası kıyılarımıza çıkıyor. Bütün bunlar el atabileceğiniz uzaklıkta, tanık olmak mümkün.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Dünyada üretilen enerjinin, maddenin yüzde 50’si doğrudan ya da dolaylı olarak insan tarafından kullanıldığını hatırlatan Özkan, &#8220;Oysa biz bir türüz sadece, bizimle birlikte adlandırabildiğimiz 2,5 milyon tür daha canlı var. Bu dramatik bir durum. Ancak ben umutsuz olduğumuzu düşünmüyorum, Vamizi örneği çok güzel kanıtı. Bunun nasıl olacağı önemli. Bir yaşam stili değişikliği yapmak zorundayız. Eskiden milli parklarda tutardık canlıları, ancak milli parklarla doğayı korumak mümkün değil. Yeni bir yol bulup kentte hem insanı hem doğayı bir arada var edecek çözümler bulmamız gerekiyor. Örneğin Mezitli’de (Mersin) deniz kaplumbağalarının yeniden üremesi için kumsal ve deniz lazım, bunlar zaten var. Üremesi için tek yapmamız gereken insan etkilerini kontrol edebilmek. Akdeniz fokları yeniden Mersin Limanı’na çıkabilir, deniz kaplumbağaları yeniden kumsallarımızda olabilir, başarıp ulaşabileceğimiz şeyler bunlar. Kent olarak, ülke olarak, insanlık olarak bir karar aşamasındayız; doğanın bizimle birlikte var olmasına izin verecek miyiz yoksa hep beraber yok mu olacağız?” dedi.</p>
<p><strong>Gıda Krizine Bir Çözüm Olarak Kent Bostanları</strong></p>
<p>26 Mayıs Pazar günü de Mersin Üniversitesi’nden Melike Selin Durmaz Ekenler ve Çitta Gıda Topluluğu üyeleri yereldeki deneyimleri üzerinden bilgi paylaşımında bulundu. Ekenler, kentlerde yereldeki sorunları çözmeye yönelik çok çeşitli bahçe ve bostan uygulamalarının önemine değinerek insanların buralarda hem bir araya geldiklerini hem de küçük de olsa temiz gıda üretildiğini belirtti: “Bahçe ve kent bostanları, kentte betonlaşan, kamusal alanın giderek daraldığı yerde bir araya gelerek topluluk inşasının gerçekleştiği alanlardan biri. Kadın kooperatifleri, gıda kooperatifleri de birer bostan örneği aslında. Çünkü yaparak bir araya geliyorlar. Yedikule Bostanları’nda bu filmlerde ve yereldeki bahçe bostan örneklerinde ‘gıda egemenliği’ ve bunun krizi üzerine neler yapılabileceğini görüyoruz. Bazı eylemlerin kentten başlaması gerekiyor zaten. Çünkü esas tüketim alanları kentler. Yine topraktan, insan ilişkilerimizden bağın da giderek uzaklaşıldığı yerler de kentler. Burkina Faso Bereketi filminin sonunda da dediği gibi çocuklar çok önemli. Ben yerelde okullarda da çok çalıştım. Orada çoğu çocuk ve yetişkinler de aslında kimi meyve ve sebzelerin nerede yetiştiğini bilmiyor. Ve gıdanın yolculuğunu farkında değiliz, neye ne kadar sabretmemiz gerektiğini farkında değiliz. Kent bahçeleri bu nedenle önemli; yaparak gösteriyor.”</p>
<p>ÇİTTA Ekolojik Filmler Festivali’nde yer alan filmlerin konuları şu şekilde:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-39133 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/zz2-160x160.jpg" alt="" width="274" height="274" />Festivalde Barcelona’da bir tahliye protestosu sonrası şehrin belediye başkanlığı için kolları sıvayan ve bunu başararak kentin ilk kadın belediye başkanı seçilen Ada Colau’nun hikayesi <strong>Aday Ada</strong>, 30 farklı ülkede mikro krediler ile yenilenebilir enerjileri herkesle buluşturan Angaza Platformu’nun öyküsü Angaza, para için değilde gezegenin faydası için emeklerini ortaya koyanlara ışık tutan <strong>Gerçek Değer</strong>, Hindistan’ın yoksul mahallelerinde kendilerini dünyaya bağlayan internet laboratuvarlarının kapatılması riskine karşı harekete geçen genç kadınları perdeye yansıtan <strong>Açık Pencere</strong>, Mozambik’e bağlı Quirimbas Adatakımı’nın en büyük adası Vamizi’ndeki eşsiz doğa güzelliklerin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri gözlemleyebileceğimiz <strong>Vamizi: Mercan Beşiği</strong>, büyükbabasına bahçesinde yardım ederken kendi köklerini yeniden keşfeden genç bir erkeğin hikayesini aktaran <strong>Büyükbabamın Bahçesi</strong>, koşulsuz vatandaşlık geliri konusunda çalışmalar yürütenlere tanık olacağımız <strong>Bedava Öğle Yemeği Cemiyeti</strong>, sütün sağlıklı doğal ve zengin besleyici değerler içerdiği algısı ne derece doğru sorusunun peşine düşen <strong>Süt Sistemi</strong>, Filistinli ve İsrailli çevrecileri bir araya getiren EcoPeace kurucularından Gidon Bromberg’i anlatan <strong>Ecopeace Orta Doğu</strong>, Kosta Rika’da yoğun turizmin tehdit ettiği <strong>%2,5 Osa Yarımadası</strong>, giysileriniz nasıl üretiliyorun arka planını ortaya çıkaran <strong>Adil Ticaret: İlk Adım</strong>, Afrika’nın kuzeyinde sapa bir köyde insanların terk etmek yerine kalıp arazilerini onararak dönüştürmeye karar verdiğinde nelerin mümkün olduğunu gösteren <strong>Etiyopya Yükseliyor</strong>, Yedikule Bostanları’nın yaşayan en eski bostancısı Recep Eraslan’ın hikayesini aktaran <strong>Yedikule Bostanları</strong>, Batı Afrika’da bulunan küçük bir ülke olan Burkina Faso’daki tarımsal direnişin ve gıda egemenliği mücadelesini anlatan <strong>Burkina Faso Bereketi</strong>, sıfır müşteri ve 17.000 çalışan ile bir başarı hikayesini ortaya çıkaran New York Park Slope Gıda Kooperatifinin 40 yılı aşkın başarısının sırrına şahit olacağımız <strong>Gıda Koop</strong>, kornea ve organ naklinin hayati önemini gözler önüne seren <strong>Kornea İkilisi</strong>ve bir avuç sıra dışı genç doktor ve aktivistten oluşan bir ekibin “herkes için sağlık hakkı” için verdikleri küresel mücadeleyi gözler önüne seren <strong>Yörüngeyi Değiştirenler </strong>filmleri yer aldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-39129 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Alper-emre-2-640x480.jpg" alt="" width="508" height="381" />ÇİTTA’dan Alper Tolga Akkuş ve Emre Murat Varlık’la temelde üretici ve tüketiciyi bir araya getirmeyi hedefledikleri bu kolektif topluluk ve festivalle ilgili konuştuk:</p>
<p><strong>Temel olarak üreticiyle tüketiciyi bir araya getiriyorsunuz, bu ihtiyaç neyden kaynaklanıyor? </strong></p>
<p><strong>A.T.A: </strong>Bu ihtiyaç çağımızda gıdanın sağlıksız olmasından kaynaklanıyor. Hazır gıda çok sıkıntılı, ambalajlı ürünler de öyle. Endüstriyel üretimde ilaç kullanımı çok fazla.</p>
<p><strong>E.M.V: </strong>İnsanları bir araya getiren en büyük ihtiyaç, temiz gıdaya ulaşım ihtiyacı elbette. Çukurova Bölgesi her ne kadar çok büyük tarımın yapıldığı bir yer olsa da kullanılan ilaç miktarı o kadar yüksek miktarlara ulaştı ki taban altı sularımızda bile kirlilikler görülmeye başlandı. Öncelikle insanlar bu amaçlarla, temiz gıdaya nasıl ulaşabiliriz düşüncesiyle hareket ediyor. Bunu yapmanın tek yolu da ya kendiniz üreteceksiniz ya da bulamıyorsanız üreticiyi bulacaksınız, onu da bulamıyorsanız organik pazarların yolunu tutacaksınız.</p>
<p><strong>Öyleyse ilk hedefiniz üretmek.</strong></p>
<p><strong>E.M.V: </strong>Evet, ilk hedefimiz üretmek. En küçük kapasitede bile olsa, balkonumuzda küçük bir şeylerde de olsa üretmek. Kendi ihtiyacımızın ya da çevremizdekilerin ihtiyacının bir kısmını da olsa karşılayabilecek kapasiteye ulaşmak. Kendimiz üretmediğimiz sürece doğru yapıldığından emin olma şansımız çok yok.</p>
<p><strong>ÇİTTA’da süreç nasıl ilerliyor?</strong></p>
<ol>
<li><strong> M. V: </strong>Biz üreticiyi buluyoruz, onunla bir anlaşma yapıyoruz. “Biz sana tohumu da vereceğiz, toprağın da güzel, organik ilaç nasıl yapılır, onu da gösteririz, bizim istediğimiz gibi yap. Kimyasal gübre ve ilaç kullanma, ürünün kalitesine razıyız, normalde toptancıya/hale/markete çok düşük fiyatlara satmak yerine biz daha iyi fiyatla alalım” diyoruz. Aracıları ortadan kaldırıyoruz. Onlara 50 kuruş, 1 TL gibi fiyatlara satarken örneğin organik pazarda fiyatı 6 TL olan ürün aracıyı da ortadan kaldırdığımız için 5 TL gibi bir fiyata alıyoruz. Hem satıcının alım garantisi oluyor hem de tüketici temiz olduğunu bildiğimiz gıdaya erişim sağlayabiliyor.</li>
</ol>
<p><strong>A.T.A:</strong>Üretici eskisinden satabildiği fiyattan çok daha iyisine satabiliyor, daha karlı. Çünkü öncesinde o parayı aracı kazanıyordu. Sizin pazarda 6 TL’ye aldığınız domatesi aracılar tarladan 40-50 kuruşa alıyorlar. Bunun içine hal komisyonu vs de giriyor. Her bir aracı yüzde yirmi ekleye ekleye size gelene kadar 6 lirayı buluyor. Ben direk üreticiden alıyorum, 5 liraya alıyorum, kazanacaksa üreticim kazansın. Ayrıca sağlıklı gıdaya da ulaşmış oluyoruz.</p>
<p><strong>E.M.V: </strong>Arada ziyaretlere giderek üreticinin takibini de yapıyoruz. Şu anda piyasada herhangi bir ürüne 8-10 kere ilaç atılıyor. Bazı ürünlere ise daha çabuk olgunlaşsın diye hasattan önce 3-4 kere ilaç atılıyor. Sevkiyat zincirinde korumak ve raf ömrünü uzatmak için de tekrardan ilaçlar kullanılıyor.</p>
<p><strong>Peki siz ne kadar miktarda ilaç kullandırtıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>E.M.V:</strong>Hayır. Yok. Biz mümkün olduğu kadar hiç kullandırtmıyoruz. Aslında her dakika üreticimizin başında olmadığımız için bilemeyiz ama mesela bizim üreticilerimizden Ali abi (Ali Çelik) bu konularda çok bilgili ve duyarlı. Tahtacı Türkmen köyü’nde (Adana Karaisalı) tepenin üzerinde bir yerde yaşıyorlar, burası 30 yıldır hiç tarımın yapılmadığı bir yer. Zaten orman toprağı, tertemiz, 30 yıldır hiç tarım yapılmadığından ilaç da yok toprakta. Barajın olduğu, şehrin içme suyunun geçtiği bir yer burası. Yapılaşma da yasak, ilaç kullanımı da yasak bölgede. Çukurova’da böyle bir üretici bulmak çok büyük bir şans. Çünkü o kadar çok ilaç attık ki ovada temiz bir yer olduğunu iddia etmek çok zor. Nispeten yukarılar ovaya göre daha temiz. Trafik yoğun olmadığı için şehre göre egzoz gazı da çok daha az. Diğer yandan gıda topluluğuna katılıp sonradan üretici olan arkadaşlarımız da oldu. Her gün daha da çoğalıyoruz. Artık pek çok yerde şehir bostanları kuruluyor. Bunlar da temiz gıdaya ulaşmak için iyi örnekler.</p>
<blockquote><p>“Yemek yemenin birazcık düşünülerek yapılması gerekiyor, artık mevsimsel döngülere bile bakmadan her an her şeye ulaşabildiğimiz, bolluk bereket ülkesinde yaşadığımız bir şımarıklık söz konusu”</p></blockquote>
<p><strong>Üretilen ürünlerin dağıtımı nasıl sağlanıyor?</strong></p>
<p><strong>A.T.A: </strong>Bir WhatsApp grubumuz var. Orada üreticilerimiz mesela Ali Bey ya da Ebru Hanım her hafta liste gönderiyor; her üründen ellerinde ne kadar olduğunu paylaşıyorlar. Her hafta o işin takibini yapan bir gönüllümüz oluyor. Herkes hangi üründen ne kadar almak istediğini yazıyor. Gönüllümüz Mersin’de tüketiciyle buluşturuyor.</p>
<p><strong>E.M.V:</strong>Burada başka bir market olarak görmekten ziyade emek vermenin önemi var. Hayatımızda en önemli aktivite olan yemek yemenin birazcık düşünülerek yapılması gerekiyor. Bugün herkesin kahvaltısında 3 çeşit peynir var, çünkü ulaşımı çok kolay. Artık mevsimsel döngülere bile bakmadan her an her şeye ulaşabildiğimiz ve bolluk bereket ülkesinde yaşadığımız için bir şımarıklık söz konusu. Birazcık daha gıdayla ilgili düşünmeye itmek adına da sorumluluk almak adına da insanların bu zamanını harcayıp çok yoğun tempolarından 2-3 saat zaman ayırıp dağıtımıyla ilgilenmesi veya konuyla ilgili belgesellerin izlenmesi, ekolojik atölye çalışmalarına katılmaları önemli. Kültürhane’de tavukçuluk üzerine bir eğitim düzenledik, 80-90 kişi sığamadık, 5-6 saat süren uzun bir eğitimdi. İnsanlar da kendilerini çaresiz hissediyorlar. Alternatifi yok zannediyorlar. Tarımla uğraşan insanlarda da aynı düşünce var; insanlar başka türlü bir tarımın mümkün olduğunu bilmiyorlar bile. Gübresiz-ilaçsız nasıl olacak diyorlar, çok da güzel olabiliyor. Beslenme çok kompleks bir şey. Doğada ne yiyeceğini bilmeyen tek canlı biziz. Bu konularda doktorlarımız da eğitim hayatı boyunca sadece 6 saat gibi kısa bir eğitim alıyorlar tek ders alıyorlar yani, ziraatçilerimiz tamamen kimyasal ve mekanik bir sistem üzerine eğitiliyorlar. Oysa binlerce yıldan beri süre gelen Çin tıbbından, Hint tıbbından, bizde de İbn-i Sina’dan biliyoruz ki ne yersen osun, yediğin ilacındır aynı zamanda. Şimdiki sistem içerisinde ise ölü bir toprakta ölü bir tarım yapılıyor, bunun sonucu da ağır oluyor, kronik pek çokhastalığın sebebi de bu.</p>
<p><strong>Festivaldeki bu film gösterimleri ile ilgili ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p><strong>M. V:</strong>İnsanların bu filmlerde anlatılan iyi örnekleri bilmesi adına önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendi yoğun zamanlarında araştırabilecekleri, peşine düşüp öğrenebilecekleri şeyler değil. İnsanların davranış değiştirmeleri yani üretim ve tüketim sürecine daha iyi katılabilmeleri için güzel örneklere ihtiyaçları var. Festivalin amacı da bu. Sadece tarıma indirgemek de yanlış, her türlü üretimin bir bedeli var. Biz bu bedeli burada ödemiyor bile olabiliriz, giydiğimiz bir t-shirt bile eğer 35 bin km yol yapıyor ve Hindistan’da bir nehri yok ediyorsa bunda bizim de sorumluluğumuz var. Başka türlü bir üretim, başka türlü bir tarım, başka türlü bir şehir, başka türlü bir yaşam mümkün.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/">ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/17/iklim-degisikligi-cevre-gida-guvencesi-sempozyumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2017 12:47:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kalkınma Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[gıda güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16808</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Kalkınma Ajansı tarafından sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi çalışmaları kapsamında 26-27 Temmuz 2017 tarihlerinde İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu düzenlenecek. Çevre, tarım, gıda güvenliği gibi konularda olumsuz etkileri görülen iklim değişikliği, özellikle son yarım yüzyılda bütün dünyayı tehdit eden bir olgu olmaya başlamıştır. 26-27 Temmuz 2017 tarihlerinde Başkent Öğretmen Evi&#8217;nde düzenlenecek İklim Değişikliği, Çevre [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/17/iklim-degisikligi-cevre-gida-guvencesi-sempozyumu/">İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div id="mainbodyContainer">
<div id="bodyLeftTwoContainer">
<div id="bodyMiddleContainer">
<div id="contentTextContainer">
<p>Ankara Kalkınma Ajansı tarafından sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi çalışmaları kapsamında 26-27 Temmuz 2017 tarihlerinde İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu düzenlenecek.</p>
<p>Çevre, tarım, gıda güvenliği gibi konularda olumsuz etkileri görülen iklim değişikliği, özellikle son yarım yüzyılda bütün dünyayı tehdit eden bir olgu olmaya başlamıştır. 26-27 Temmuz 2017 tarihlerinde Başkent Öğretmen Evi&#8217;nde düzenlenecek İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu&#8217;nda konunun dört oturum ile ayrıntılı bir şekilde ele alınması hedefleniyor.</p>
<p><span id="more-16808"></span></p>
<p>İki gün sürecek olan sempozyumun ilk gününde  iklim değişikliği ve çevre ile Ankara ilinde iklim değişikliğinin etkileri tartışılacak. Sempozyumun ikinci gününde ise enerji ve konu ile ilgili stratejik eğilimler ele alınacak.</p>
<p>Sempozyum; üniversiteler, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı gibi ilgili bakanlıklardan temsilcilerin katılımıyla gerçekleşecek.</p>
<p>Etkinlik herkesin katılımına açık olup, katılmak isteyen kişilerin <strong>24.07.2017</strong> tarihine kadar <a href="mailto:bilgi@ankaraka.org.tr">bilgi@ankaraka.org.tr</a> adresine katılım durumlarını bildirmeleri gerekmektedir.</p>
<h2>Sempozyum Programı</h2>
<h3><strong>1.Gün</strong></h3>
<p>09:00-09:30 Kayıt ve Çay- Kahve</p>
<p>9:30-10:00  Açılış Konuşmaları</p>
<p>10:00-12:30 Panel 1: İklim Değişikliği</p>
<ul>
<li>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı &#8211; İklim Değişikliği Daire Başkanlığı</li>
<li>Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı -Sanayinin İklim Değişikliğine Etkisi</li>
<li>BM 2030 hedefleri: 13. Hedef: İklim Değişikliğini Önlemek – UNDP</li>
<li>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi-İklim Değişikliği Stratejisi</li>
<li>Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı -İklim Değişikliğinin Tarım Üzerine Etkisi</li>
<li>Soru-Cevap</li>
</ul>
<p>12:30-13:30 Öğle Arası</p>
<p>13:30-14.00 Çay-Kahve</p>
<p>14:00-16:30 Panel 2: Ankara İlinde İklim Değişikliğinin Etkileri</p>
<ul>
<li>DSİ -İklim Değişikliği, Yer Altı Suları ve Kuraklık</li>
<li>Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü/9. Orman Bölge Müdürlüğü &#8211; İklim Değişikliğinin Ormanlar ve Ekosistem Üzerindeki Etkisi</li>
<li>Meteoroloji Bölge Müdürlüğü- Ankara Yağış Rejimi ve Çevreye Etkisi</li>
<li>Ankara, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü</li>
<li>Soru-Cevap</li>
</ul>
<h3> <strong>2.Gün</strong></h3>
<p>9:30-10:00 Çay-Kahve</p>
<p>10:00-12:30 Panel 3: İklim Değişikliği ve Enerji</p>
<ul>
<li>Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü</li>
<li>REC, İklim Değişikliği Farkındalığının Artırılmasına Yönelik Neler Yapabiliriz?</li>
<li>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı -İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji</li>
<li>Boğaziçi Üniversitesi, Enerji Verimliliği ve İklim Değişikliğinde Neredeyiz</li>
<li>Soru-Cevap</li>
</ul>
<p>12:30-13:30 Öğle Arası</p>
<p>13:30-14.00 Çay-Kahve</p>
<p>14:00-16:30 Panel 4: İklim Değişikliği ve Stratejik Eğilimler</p>
<ul>
<li>Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı – Tüketim Alışkanlıkları ve Gıda Zinciri</li>
<li>Hidropolitik Akademi- İklim Değişikliği ve Su Kaynakları</li>
<li>TÜÇEV</li>
<li>Tarım Ekonomisi Araştırma Enstitüsü</li>
<li>Soru-Cevap</li>
</ul>
<p>16.30-17.00 Kapanış</p>
</div>
</div>
<div id="bodyLeftContainer" class="conceptPress"></div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/17/iklim-degisikligi-cevre-gida-guvencesi-sempozyumu/">İklim Değişikliği, Çevre ve Gıda Güvencesi Sempozyumu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
