<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>suudi arabistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suudi-arabistan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suudi-arabistan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 Feb 2019 08:29:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>suudi arabistan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suudi-arabistan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sınır Tanımayan Doktorlar&#8217;dan &#8216;Yemen Raporu&#8217;na Tepki</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/sinir-tanimayan-doktorlardan-yemen-raporuna-tepki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Feb 2019 21:27:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MSF]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[JIAT]]></category>
		<category><![CDATA[Kolera Tedavi Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sınır tanımayan doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[Teresa Sancristoval]]></category>
		<category><![CDATA[yemen]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen Raporu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34966</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sınır Tanımayan Doktorlar Yemen’de faaliyet gösteren sağlık tesisinin bombalanmasının ardından Suudi ve BAE soruşturmasının sonuçlarından rahatsızlık duyduklarını açıkladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/sinir-tanimayan-doktorlardan-yemen-raporuna-tepki/">Sınır Tanımayan Doktorlar&#8217;dan &#8216;Yemen Raporu&#8217;na Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Yemen’in Abs şehrindeki Kolera Tedavi Merkezi’nin 11 Haziran 2018 tarihinde bombalanmasını konu alan soruşturmanın bazı sonuçlarından rahatsızlık duyduklarını açıkladı.</p>
<p>MSF, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) öncülüğündeki koaliasyon tarafından başlatılan soruşturmanın sonuçlarının yeniden gözden geçirilmesini ve MSF’ye yönelik asılsız iddiaların geri çekilmesini istedi.</p>
<p>Koalisyon tarafından soruşturmayı yürütmekle görevlendirilen Ortak Olaylar Değerlendirme Ekibi (JIAT), herhangi bir bildirimde bulunmaksızın 16 Ocak 2019 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, MSF’yi suçlayan ve kendi içinde tutarsızlık barındıran iddialarda bulundu. MSF’nin ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdiği bu iddialar MSF’yi, bombalama olayının mağduru olarak değil, bombalamadan sorumlu olan kuruluş olarak lanse etti.</p>
<p><strong>MSF: Sağlık Tesisinin Yeri En Az 12 Kez Bildirilmişti</strong></p>
<p>Rapor, koalisyon güçlerini bombalama olayından kısmen sorumlu tutsa da, Yemen’de yürütülen tıbbi ve insani yardım faaliyetlerine yönelik saldırılardan biri olan bu vahim olaya tam anlamıyla açıklık getirmiyor; net sorumluluklar ortaya koymuyor. Bunun yerine, sorumluluğu koalisyon güçlerinden alıp MSF’ye yüklüyor ve MSF’nin bombalama olayını önleme konusunda gerekli tedbirleri almadığını iddia ediyor.</p>
<p>Örneğin rapor, bombalanan sağlık tesisinin çatısına MSF’nin belirgin bir amblem koymadığını ve tesisi ‘vurulmayacaklar listesine’ eklemek için net bir talepte bulunmadığını iddia ediyor. Oysa bombalanan Kolera Tedavi Merkezi binasında belirgin ve ayırt edici üç farklı logo yer alıyordu. Aynı zamanda MSF, binanın lokasyonunu ilgili koalisyon yetkililerine en az 12 kez yazılı olarak bildirmişti.</p>
<p><strong>Mesuliyet Ve İspat Zorunluluğu Sivillere Yüklenmemelidir Uyarısı</strong></p>
<p>Konuyla ilgili açıklama yapan MSF Program Direktörü Teresa Sancristoval, “Uluslararası insancıl hukuk bağlamında sağlık tesisleri korunması gereken alanlardır. Üzerlerinde belirgin işaretler olmasa ve yerleri savaşan taraflara bildirilmese bile, sağlık tesisleri meşru olarak çatışmalarda hedef olarak kullanılamaz. Sağlık tesislerinin zarar görmemesi için gerekli tüm önlemleri almak, yalnızca çatışmayı sürdüren tarafların sorumluluğundadır. Mesuliyet ve ispat zorunluluğu sivillere ve sağlık çalışanlarına yüklenmemelidir,” dedi.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen bombalama sırasında yaralanan hasta veya sağlık çalışanı olmamasına rağmen, kolera tedavisi için yeni inşa edilmiş olan tesis işlevsiz hale geldi. Bombalama, aynı zamanda bölgede tıbbi destek bekleyen 1 milyon kişinin sağlık hizmetlerine erişimemesine neden oldu.</p>
<p>Yemen’deki MSF tesisleri, Mart 2015’ten bu yana koalisyon güçleri tarafından yürütülen hava saldırılarında beş kez vuruldu. Halihazırda Yemen’deki sağlık tesislerinin yalnızca yarısı hizmet verebiliyor. Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin verilerine göre ise, 11 milyondan fazla Yemenli akut düzeyde insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle MSF’nin bölgedeki sağlık tesislerinin faaliyette olması, kolera gibi kolaylıkla önlenebilen hastalıkların salgına dönüşmesini engellemek açısından hayati öneme sahip.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/06/sinir-tanimayan-doktorlardan-yemen-raporuna-tepki/">Sınır Tanımayan Doktorlar&#8217;dan &#8216;Yemen Raporu&#8217;na Tepki</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suudi kadınlardan radyo kanalı: Feminizm FM</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/suudi-kadinlardan-radyo-kanali-feminizm-fm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2018 08:51:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizm FM]]></category>
		<category><![CDATA[Nsawya FM]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suudi Arabistan’daki kadın haklarını savunma amacıyla internette yeni bir radyo kanalı kuruldu. Nsawya FM (Feminizm FM) adlı radyo kanalının sunucusu Mezopotamya mitolojisinde aşk ve savaş tanrıçası olarak bilinen İştar takma adını kullanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/suudi-kadinlardan-radyo-kanali-feminizm-fm/">Suudi kadınlardan radyo kanalı: Feminizm FM</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>BBC’ye konuşan İştar, Nsawya FM üç hafta önce bir Twitter hesabı açtı ve “sessiz çoğunluğun sesi olmak” için haftalık programlar yayınlayacaklarını duyurdu. Radyo kanalı ayrıca, yapım sürecine dahil olmak veya katkıda bulunmak isteyen gönüllülere de çağrıda bulundu. İnternette yayın yapan radyo kanalı, son iki haftada, yalnızca bir mikrofon, bir dizüstü bilgisayar, ses montaj programı ve bir canlı yayın sistemi kullanarak birer saatlik iki program yayınladı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29883" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/Nsawya-FM.jpg" alt="" width="620" height="417" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/Nsawya-FM.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/Nsawya-FM-610x410.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/Nsawya-FM-320x215.jpg 320w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></p>
<p>Ses kalitesinin zayıflığı ve genel olarak prodüksiyon süreci, projenin ne kadar amatör olduğunu gösteriyor. İştar, başlangıçta çok büyük bir dinleyici kitlesi beklemediklerini, programa olan ilginin yavaş yavaş artabileceğini düşündüklerini söyledi. Suudi Arabistan dışında yaşamasına rağmen güvenlik kaygıları nedeniyle kendi kimliği hakkında hiçbir ayrıntı vermek istemeyen İştar, projeyi neden başlattıklarını şu şekilde anlattı:</p>
<blockquote><p>“Bu projeyi, tarihin bu dönemini kayda geçirmek için başlattık. İnsanların bizim gerçek olduğumuzu bilmeleri, var olduğumuzu görmeleri için. Suudi yetkililer Twitter’ı her an yasaklayabilir ve düşünce arşivimizi kaybedebiliriz. Ama radyo, programlarımızı kaydetme ve diğer platformlarda yayınlama fırsatı tanıyor.” Nsawya FM’in 2 sunucusu ve 9 yapımcısı var. İki kadın hariç hepsi Suudi vatandaşı, bazıları hala Suudi Arabistan’da yaşıyor. Farklı zaman dilimlerinde yaşadıkları ve bazılarının eğitimi, işi olduğu için kendi aralarında iletişimin zor olduğunu söylüyorlar.</p></blockquote>
<h2><strong>“Anaerkil Çağ”a özlem</strong></h2>
<p>İştar, İslam öncesi dönemde kadınların aşiret liderleri olduğu Arap dünyasına atıfta bulunup ‘Anaerkil Çağ’a özlem duyduğunu söylüyor ve ekliyor: “Kadınların erkeklerden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Kadınlar, özellikle yargı gibi bazı kurumlarda gücü yeniden ele geçirirse, dünya çok daha güzel bir yer olur.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/08/27/suudi-kadinlardan-radyo-kanali-feminizm-fm/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Haber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/27/suudi-kadinlardan-radyo-kanali-feminizm-fm/">Suudi kadınlardan radyo kanalı: Feminizm FM</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suudi Arabistan&#8217;ın Sınır Tanımayan Kadınları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/suudi-arabistanin-sinir-tanimayan-kadinlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Aug 2018 14:15:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Global Biking Iniative]]></category>
		<category><![CDATA[Spokes Hub]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suudi Arabistan’da kadınların bisiklet sürmesi her ne kadar yasaklarla kısıtlanırsa kısıtlansın, bisiklet tutkunu 70 Suudi Arabistanlı kadın, her yıl dünyanın farklı yerlerinde gerçekleştirilen uluslararası bisiklet turu etkinliği olan Global Biking Iniative’e katılarak yirmi beş farklı ülkeden kadın sporcu ile ülkelerin sınırlarını aştılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/suudi-arabistanin-sinir-tanimayan-kadinlari/">Suudi Arabistan&#8217;ın Sınır Tanımayan Kadınları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu senenin Haziran ayında, kadınların araba kullanmasına ilişkin dünyada bir başka eşi benzeri bulunmayan yasağın büyük mücadeleler sonunda kaldırıldığı Suudi Arabistan’da kadınlar resmi sürücü belgelerine kavuşmuşlardı. Fakat zaten Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanmalarını doğrudan yasaklayan bir yasa bulunmuyordu. Daha çok kadınların araba kullanma niteliklerinin bulunmadığı düşünülmekteydi. Yine toplumun seksist değerlerine göre, bir kadının araba kullanması durumunda kadının ailesinden bir erkeğin sorumlu kuruma giderek kadının bir daha araba kullanmayı denemeyeceği hakkında beyanda bulunması bekleniyordu. Zira ülkenin aşırı tutucu kesimleri kadınların kazandığı bu hakkın karşısında durarak araba kullanma hakkını “ahlaksızlık” olarak tanımlamakta ve ilerleyen süreçte kadınların araba kullanmalarının tacize davetiye çıkaracağını da ileri sürmekteydiler. Suudi Arabistan’da yasağın kaldırılması için mücadele etmiş olan ve daha önce araba kullandıkları için birçok kez “terörist” yaftalanması ile tutuklanmış olan aktivistlerin bu hakkın kazanılmasındaki sınır tanımayan çabalarının gözden kaçırılmaması çok önemli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların araba kullanmasına karşı toplumda oluşan tutumlar aynı şekilde bisiklet kullanmaları karşısında da takınılıyor, bisiklet süren kadının tüm vücudunu sergilediğinin düşünüldüğü ve bunun “haram” olarak görüldüğü toplumun kadınları bile eğer ki bir kadın bisiklet sürmek istiyorsa bunu kamusal alanda değil de yalnızken kendi kendine, “limitleri aşmadan” ve “erkeklerin görmediği yerlerde” sürmesi gerektiğini savunuyor. 2013’te Suudi otoritelerin sosyal değişimin bir parçası olarak gerçekleştirdikleri kadınların kamusal alanda bisiklet sürmesine dair yaptıkları açıklamalarda, kadınların sadece parklarda ve/veya kumsallarda vücut hatlarını göstermeyecek kıyafetler giyinerek ve yanlarında erkek bir gözetmenle bisiklet sürülmesine izin verildiği belirtiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmaların ve kısıtlamaların ardından, Nisan ayında Suudi Arabistan’ın Jeddah şehrinde 47 kadın bisiklet sürücüsünün katıldığı (sayı çok daha fazla olsa da federasyon tarafından ancak bu sayıya izin verilmişti) bisiklet yarışında kadınların bu limitleri aşmaya hazır olduklarının çağrısı yapılmıştı. Ayrıca, Suudi Arabistan’ın toplumsal cinsiyetler arası ayrımı yıkarak kadın sporcular için krallığın ilk ve tek bisiklet dükkanı olup çeşitli workshoplar düzenleyen kurucusu bisiklet tutkunu Baraah Luhaid’in büyük çabalarla ayakta tuttuğu Spokes Hub sınırları aşan bir başka kuruluş. Bisiklet sürerken zincirlere takılan ve kadın bisiklet sürücülerini oldukça zorlayan geleneksel giysileri eleştiren 2016’da kurulmuş olan Spokes Hub’ın kurucusu Luhaid, mezuniyetinden sonra bir bisiklet dükkanında çalışmak istediğini ancak kadın kimliğinden dolayı kimsenin onu işe almadığını söylüyor ve sözlerine Suudi kadın bisiklet tutkunlarının gördüğü toplumsal baskıya dair örnekler sunarak devam ediyor. Bisiklet sürerken insanların pencerelerini açıp ona hakaretler ettiğini, polis tarafından da bisiklet sürerken çevresindeki insanları gücendirmesi gerekçe gösterilerek sık sık durdurulduğunu belirtiyor. Bisiklet dükkanlarında kadın kimliğinden dolayı çalıştırılmayan ve ardından kendi dükkanını kurarak hayallerini gerçekleştiren Luhaid, kurucusu olduğu Spokes Hub’ın destek görmesi ve içinde bulunduğu toplumda varlığını sürdürebilmesi için kuruluşun yaptığı işleri erkek kardeşinin temsil etmek zorunda olduğunu vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırları sadece ülke içinde değil uluslararası boyutta zorlayan bir başka Suudi kadın bisiklet tutkunu Fatimah Al Bloushi ve kızkardeşi Yasa Al Bloushi, kendileri gibi bisiklet tutkunu olan arkadaşları Dina Al Nasser ve Anoud Aljuraid ile 2008’den beri her yıl düzenenlenen ve kilometrelerce yol aşılan, dünyadaki tüm sporları desteklemek için fon sağlayan Global Biking Iniative’e katılarak, İşveç Göteborg’dan yola çıkıp Danimarka üzerinden Almanya’nın Hamburg şehrine kadar kilometrelerce yol kattetiler. Toplamda 70 Suudi kadın bisiklet sürücüsünün katıldığı etkinlik Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarından birçok kadın bisiklet tutkununun buluşma noktası oldu ve Suudi kadın bisiklet sürücüleri etkinliğe katılan diğer ülkeler arasında %16’lık bir oranı temsil etti.</span></p>
<p><a href="https://www.instagram.com/p/Bk84NaenUkJ/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=embed_loading_state_control" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29333" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1822.png" alt="" width="399" height="525" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1822.png 399w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/2018-08-01_1822-320x421.png 320w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" /></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">GBI etkinliklerine geçen sene de katılım göstererek Suudi Arabistan’ı temsil eden tek kadın olan Fatimah Al Bloushi, ülkesindeki limitleri aşarak Suudi Bisiklet Federasyonu’nun ilk kadın sürücü üyesi olmuş. Burada bisiklet sürmeye yeni başlayanlar için başlangıç dersleri vermesinin yanı sıra, haftada iki kez Alkhobar sahilinde kadın bisiklet sürücülerinin katıldığı bisiklet turları düzenliyor ve sınır tanımayan kadınlar için örnek olmaya devam ediyor.</span></p>
<p>Kaynaklar: <a href="https://www.bbc.com/news/blogs-trending-43740203" target="_blank" rel="noopener">1</a>, <a href="https://www.theguardian.com/lifeandstyle/2017/sep/11/cycling-womens-rights-saudi-arabia-spokes-hub-gender-inclusive-community" target="_blank" rel="noopener">2</a>,<a href="https://kawa-news.com/en/womens-power/these-saudi-women-crossed-europe-by-bicycle-to-raise-awareness/" target="_blank" rel="noopener"> 3</a>, <a href="https://www.instagram.com/herridesaudi/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=embed_loading_state_control" target="_blank" rel="noopener">4</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/suudi-arabistanin-sinir-tanimayan-kadinlari/">Suudi Arabistan&#8217;ın Sınır Tanımayan Kadınları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak mı Hile mi?: Suudi Arabistan&#8217;ın Dünyada Benzeri Bulunmayan Yasağı İmhası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/hak-mi-hile-mi-suudi-arabistanin-dunyada-benzeri-bulunmayan-yasagi-imhasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jun 2018 10:19:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ılımlı islam]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27754</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen hafta başında Esraa Albuti’nin elinde Suudi Arabistan Krallığı ehliyeti ile kameralara verdiği pozuyla dünyada artık bir benzeri bulunmayan ve neredeyse on yıldır sürdürülen bir yasağın geçersizliğini gözler önüne serişi büyük bir mücadelenin ardından gelen zaferi temsil ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/hak-mi-hile-mi-suudi-arabistanin-dunyada-benzeri-bulunmayan-yasagi-imhasi/">Hak mı Hile mi?: Suudi Arabistan&#8217;ın Dünyada Benzeri Bulunmayan Yasağı İmhası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada kadınların araç sürmesinin yasak olduğu tek ülke olan Suudi Arabistan’da, daha önce kadınların araç sürmesini “haram” olarak değerlendiren fetvadan dolayı konu hakkında herhangi bir yasal değişiklik yapma olanağı bulunmadığı öne sürülürken, Üst Düzey Alimler Kurulu’nun üyelerinin oy çokluğu ile geçtiğimiz yıl 26 Eylül’de bir kararname yayımlanmış ve kadınların da araç kullanmalarının birçok fayda sağlayacağına vurgu yapılmıştı; ancak dini konularda herhangi bir “aksaklık” yaşanmaması için de “gerekli önlemlerin” alınacağı belirtilmişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kararnameden neredeyse on ay sonra, 4 Haziran’da başvuran binlerce kadın arasından seçilen 10 kadın, 10 yıllık yasağın ardından resmi sürücü belgelerini alabildiler. 24 Haziran’dan itibaren de ülkedeki her kadın bu hakka erişebilecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınlar daha önceden yurt dışından aldıkları onaylanmış uluslararası sürücü belgelerini, bir sağlık testi ve direksiyon başındaki kısa bir test ardından Suudi Arabistan ehliyeti ile değiştirebilecekler. Ehliyeti bulunmayan kadınlar için ise beş Suudi üniversite bünyesinde sürücü kursları açılıyor. Bu üniversitelerden ilki ise dünyada kadınlar için açılmış en büyük üniversite olma ünvanını taşıyan Prenses Nora Bint Abdulrahman Üniversitesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların sürücü belgesine yasal olarak sahip olmalarının önemi ise, Suudi Arabistan’ın bünyesinde kısıtlı ulaşım araçları barındıran bir ülke olmasında yatıyor: Hayatta aktif rol almak isteyen kadınların daha önce alternatif olarak yalnızca taksi ile gidebileceği yerlere erişimleri kolaylaşacak, kamusal alanda aktif bir yer edinebilme olanağı bulacaklar ve kendi yolculuklarından sorumlu olabilecekler&#8230; Yeni yasa, şimdilik her ne kadar maddi durumu güçlü olan üst sınıfın yararına olacakmış gibi gözükse de, özgürleşme adına atılmış oldukça önemli bir karar niteliğinde. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suudi Arabistan’da daha önce kadınların araba kullanmalarını doğrudan yasaklayan bir yasa bulunmamasına rağmen, kadınların araba kullanma niteliklerinin bulunmadığı düşünülmekteydi. Öyle ki eğer bir kadın araba kullanırsa, daha sonra kadının ailesinden bir erkeğin sorumlu kuruma giderek kadının bir daha araba kullanmayı denemeyeceği hakkında beyanda bulunması bekleniyordu. Zira ülkenin aşırı tutucu kesimleri kadınların kazandığı bu hakkı ahlaksızlık olarak değerlendirdikleri içindir ki hala yasağın kaldırılması konusunda oldukça tepkili olmakla kalmayıp ilerleyen süreçte kadınların araba kullanmalarının tacize davetiye çıkaracağını da ileri sürmekteler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kararın arkasındaki güç olarak her ne kadar 32 yaşındaki “Ilımlı İslam” yanlısı ve kendisini reformcu olarak tanımlayan Prens Selman olarak görülse de, ilki 1990’da düzenlenen ve kadınların araç sürmesi için yasalarda düzenleme yapılmasına dair kampanyalar düzenleyen insan hakları savunucularının emeği kesinlikle arkaplanda bırakılmamalı.</span></p>
<figure id="attachment_27756" aria-describedby="caption-attachment-27756" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-medium wp-image-27756" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/indir.jpg 2048w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-27756" class="wp-caption-text">Loujain al-Hathloul for the FT Weekend</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Zira Suudi Arabistan tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olarak yasağın kaldırılmasının, aralarında daha önce araba kullanmaktan dolayı tutuklanmış aktivist Loujain al-Hathloul’un da olduğu, yıllardır kadınların araç kullanması yasağına karşı mücadele eden en öncü isimlerin “terörist” yaftalaması ile tutuklanmış olmasının hemen ardından gerçekleşmesi verilen reformcu kararın karanlık yüzüne çağrı yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riyad’daki savcılık ofisinin sunduğu belgeye göre tutuklanan ve ardından sorgulanan 17 kişiden 5’i kadın ve 3’ü erkek olmak üzere toplam 8 kişinin soruşturma bitene kadar geçici beraatine karar verildiği, 5’i erkek ve 4’ü kadın olmak üzere toplam 9 kişinin suçlarını “itiraf etmeleri” ve bu kişilere karşı sunulmuş kanıtların varlığından dolayı hala tutuklu bulundukları bildirilmiş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suudi Basın Ajansı’nın hazırladığı habere göre, krallığa tehdit oluşturabilecek kişi ve kurumlarla iş birliği yaptıklarını “itiraf eden” ve Suudi ulusal güvenliğine zarar verebilecek önemli bilgi ve resmi dökümanları ele geçirmek için hükümetin hassas kurumları içinde kendi elemanlarını toplamaktan ve yurt dışındaki düşman unsurlara maddi ve manevi destek sağlamaktan suçlanan tutukluların temel hakları göz önünde bulundurularak muamele yapılmaktaymış. Örneğin, ailelerini görmelerine izin verildiği ve uygun konaklama imkanlarının taraflarına sağlandığı, sağlık ve sosyal bakımlarının da garanti altına alındığı bildirilmiş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak savunucusu gruplar, geçen ay çoğunluğunu kadınların araç kullanma hakkı ve İslami bir ülkedeki tutucu eril tavrın sona erdirilmesi amacıyla mücadele veren kadın aktivistlerin oluşturduğu en az 11 kişinin tutuklandığının altını çiziyor. Hükümet yanlısı medya tarafından “terörist” ve “dış mihrakların ajanları” olarak tanımlanan insan hakları savunucularının şartsız tahliyesine istinaden, Avrupa Parlamentosu bir çözüm önerisi sundu ve Avrupa Birliği’ne konuya ilişkin olarak daha çok tepki oluşturması için çağrıda bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Amnesty Uluslararası Af Örgütü’nün Orta Doğu baş koordinatörü Samah Hadid, Suudi Arabistanlı otoritelerin kadın hakları aktivistlerine karşı tutumlarındaki sonsuz hak ihlallerinin hiçbir aklanabilir tarafı olmadığının altını çizerken, dünyanın Suudi Arabistan’daki insan hakları savunucularına uygulanan baskıcı muameleye karşı sessiz kalmamaları gerektiğini belirtti. Bunların yanı sıra, Suudi Arabistan’ın birçok alanda müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri’nin, Birleşik Krallık’ın ve Fransa’nın insan hakları savunucularına karşı baskıyı sona erdirmesi için ülkeye harekete geçirici uyarılarda bulunmaları gerektiğini vurguladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suudi Arabistan’da hakimiyetini sürdürmekte olan sistem hala kadınları, evlilik ve seyahat hakları da dahil olmak üzere, hayati kararları vermede ailedeki bir erkek akrabanın insiyatifine tabi tutmakta. Kral Selman’nın 2017’de bazı uygulamaların esnetilmesi emrini verdiğini de ekleyelim.</span></p>
<p>Kaynak:<a href="https://www.theguardian.com/world/2018/jun/05/saudi-arabia-issues-first-drivers-licences-to-women" target="_blank" rel="noopener"> 1</a> <a href="https://www.i24news.tv/en/news/international/176304-180603-saudi-arabia-says-17-arrested-in-crackdown-as-europe-us-mum" target="_blank" rel="noopener">2</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/12/hak-mi-hile-mi-suudi-arabistanin-dunyada-benzeri-bulunmayan-yasagi-imhasi/">Hak mı Hile mi?: Suudi Arabistan&#8217;ın Dünyada Benzeri Bulunmayan Yasağı İmhası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 13:41:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[HAKAN GÜNEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMANEY]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İRAN DEVRİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[İSYAN]]></category>
		<category><![CDATA[protesto]]></category>
		<category><![CDATA[RUHANİ]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[TAHRAN]]></category>
		<category><![CDATA[TUDEH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=23199</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doç. Dr. Hakan Güneş: İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz! İran’ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017’de ekonomik sıkıntıları [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/">İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Doç. Dr. Hakan Güneş: İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz!</strong></p>
<p>İran’ın Meşhed kentinde 28 Aralık 2017’de ekonomik sıkıntıları protesto etmek üzere başlayan eylemler kısa sürede farklı kentlere de yayılarak, rejim karşıtı gösterilere dönüştü. Süre giden eylemlerde en az 30 kişi yaşamını yitirirken, İran Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Ali Caferi, ülkesinde bir hafta süren ‘rejim karşıtı’ gösterilerin bastırıldığı ilan etti. Türkiye’de de ekranlarda  boy gösteren ‘derin analizciler’, ‘stratejistler’ ve ‘terörle mücadele uzmanları’, İran’daki toplumsal öfkeyi, yumurta fiyatlarındaki ‘vurguna’,  başta ABD, İsrail ve Suudi Arabistan olmak üzere ‘dış güçlerin oyununa’, İran rejiminin toplumda biriken ‘gazı almasına’ vb. nedenlerle açıkladı.</p>
<p>Bu ‘açıklayıcı’ zihin fırtınası ortamında, Sivil Sayfalar adına İran’daki  protestoları, sosyoloji ve sivil toplum temelinde konuşmak için mikrofonumuzu İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş’e uzattık. Hakan Hoca, İran’daki protestolarda hiçbir etnik söylemin gün yüzüne çıkmadığını belirterek ‘dış güçlerin oyunu’ açıklamalarının temelsizliğine işaret ederken, kuluçka döneminde olan yeni bir halk hareketinin kesintisiz olarak devam edeceğinin altını çiziyor.  Ve ekliyor: Ne İran rejimi ne de ‘düşmanları’, İran halkının müştereklerinde buluşmasını istemiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İran’da ne oluyor sorusuyla başlayalım…</strong></p>
<p>Birden fazla faktörün bir arada olduğu bir toplumsal itirazla karşı karşıyayız. Buna henüz tam bir ayaklanma diyemeyiz ama büyük bir toplumsal protesto ve itiraz olarak nitelendirebiliriz.</p>
<h4>“… KİMİSİNİN ETNİK NEDENLERLE, KİMİLERİNİN SOSYAL VE SİYASAL NEDENLERLE, BÜYÜKÇE BİR KISMININ DA EKONOMİK NEDENLERLE YAPTIĞI BU İTİRAZIN ORTAK NOKTASI, DİKTATÖRLÜĞÜN SON BULMASI YA DA EN AZINDAN KAPSAMLI BİR REFORMA GİDİLMESİ.”</h4>
<p><strong>Neye itiraz ediliyor?</strong></p>
<p>Birden fazla başlık söz konusu. İran sıkışmış bir toplum. Ekonomik rahatsızlıkların tetiklediği ama farklı türden çok fazla toplumsal, ekonomik ve siyasal itirazın ortaya döküldüğü bir patlama anı bu.</p>
<p><strong>Bu ‘patlamanın/öfkenin’ temelleri nedir?</strong></p>
<p>Tek bir temeli yok, onu söyleyelim. Belli bir ölçeğin üzerindeki toplumsal olaylar aslında herkesin kendi meşrebince katıldığı bir süreçtir. Dolayısıyla, ortak olan tek şey, bunun sebebi olan rejim. Yani İran’daki teokratik diktatörya. Dolayısıyla kimisinin etnik nedenlerle, kimilerinin sosyal ve siyasal nedenlerle, büyükçe bir kısmının da ekonomik nedenlerle yaptığı bu itirazın ortak noktası, diktatörlüğün son bulması ya da en azından kapsamlı bir reforma gidilmesi.</p>
<p><strong>1979’daki İran Devrimi’den farklı olarak güncel eylemlerde bir liderlik görülmüyor, bir de 1979 Devrim’inde esnaflara yönelik baskıların devrim sürecini tetiklediği gibi bir sav söz konusuydu…</strong></p>
<div id="attachment_21322" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-21322     lazyloaded" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg 557w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28-300x167.jpeg 300w" alt="" width="311" height="173" data-lazy-src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg" data-lazy-srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28.jpeg 557w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/WhatsApp-Image-2018-01-08-at-17.38.28-300x167.jpeg 300w" data-lazy-sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" /></p>
<p class="wp-caption-text">İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş.</p>
</div>
<p>1979’a ilişkin bu tespite katılmam. 1979 neredeyse kesintisiz beş-altı yıllık protestolar zincirinin bir sonudur. Ve özellikle onun son bir yılı kesintisiz olarak devam etmiştir. Burada bir şeye dikkat çekeyim, bu çok önemli; bugün bu isyanın bitmiş olacağı söyleniyor, olabilir, bitebilir ama 40 gün sonra tekrar çıkmayacağını kimse söyleyemez. Zaten İran tarihinde büyük protesto zincirlerine bakarsanız, Tahrir gibi tek bir meydana belirli bir süre için dolan toplumsal bir hareket değil, sürekli kendini yeniden ve yeniden ortaya çıkaran eylemler zinciri olduğunu görürsünüz. Dolayısıyla yakın bir zamanda, çok daha güçlü bir hareket başlarsa hiç şaşırtıcı olmaz!</p>
<p>İkincisi, burada da 1979’da da tek bir toplumsal kesim yok. O meşhur literatürden söz ediyorsunuz, bu Bazarilerin ve esnafın rolü konusu…O biraz da Türkçe’ye çevrilen kitapların kabahati, tabii ki çok önemli ama şüphesiz tek faktör değil. Bazariler özellikle İslami hareketin gücünü devşirdiği bir kesim. Bu çok önemli. Yoksa, öğrenci hareketinin, sosyalist hareketinin, işçi hareketinin, kadın hareketinin, Kürt-Türk etnik hareketlerinin değil. Ama haklısınız 1979’dan ve hatta 2009’dan farklılıklarını konuşalım.</p>
<h4>“AKTİVİSTLER REFORMCULARDAN DA UMUDUNU KESTİ.”</h4>
<p><strong>O halde İran’daki güncel protestoların, 1979 İran Devrimi’nden ve 2009’daki ayaklanmadan farkı ne?</strong></p>
<p>1979’da farklı siyasal liderlikler vardı. Dinci hareketin bir liderliği vardı, solcu-dinci akımın (Mücahidin-i Halk) liderliği vardı, ki bu çok önemli ikinci grup, Fedaiin ve TUDEH olmaz üzere sosyalist iki akımın liderliği vardı ve bunların arasında pek çok grup vardı. Bunların hepsi örgütlü güçlerdi ve karar aldıklarında bunları uygulayabilecek belirli bir mekanizmaya sahiptiler. İran’da gerek 2009’da gerekse şu anda tanık olduğumuz 2017-2018’deki eylemlerde kitleler örgütlü değiller. Fakat 2009’dakinin hiç değilse sözcüleri vardı yani o zamanki seçimle ilgiliydi ve seçimdeki Musavi ve Kerrubi gibi reformcu adaylar bir tür sözcülük yapıyorlardı. Dikkat edin orada da lider değillerdi. Yani İran’da örgütlenme hürriyeti olmadığı için insanlar çok yatay ve küçük gruplar halinde temas ediyorlar ve ortada birkaç yüz kişiyi geçebilecek bir örgütlenme olanağı zaten yok. Kuzey Kore gibi olmasa da İran’da çok çok baskıcı bir rejim ve insanlar bir araya kesinlikle getirilmiyorlar. Ama şu kadarına izin veriliyor: Mesela tiyatro grupları; ben size hiçbir yerde bulunmayan bir bilgi vereyim, sadece Tahran’dan 3 bin tane yeraltı tiyatrosu var. Bu şu demek: İran’da on yıllardır insanların ancak sanatla, şiirle ve tiyatroyla kendilerini ifade etme veya politika yapmalarına izin verilen bir denklem oluştu. Dolaysıyla insanlar ancak bu yatay sahalarda yaşam buluyorlardı. Şimdi her kentte faklı dinamikler söz konusu ama Tahran’ı konuşacak olursak, Tahran’daki gençlerin büyük ölçüde isyanının nedeni elektrik faturası, yumurta fiyatları değil. Ama Meşhed’de öyle başladı, İsfahan da kısmen öyle ve tabii ki Kermanşah. Kermenşah çok önemli Şii şehridir. Kermenşah’da da yine bütün basının atladığı bir bilgiyi söyleyeyim size, hepimizin gözleri önünde oldu: Daha çok kısa bir süre önce Mahmud Ahmedinejad döneminde yapılan “TOKİ”ler yıkıldı ve yüzlerce insan öldü. Dolayısıyla Kermanşah’a hiç şaşırmamak gerekiyor.  Depremde evi yıkılan, İslami rejim tarafından aldatılan, haklarını kullanamayan, gençler vs. bütün bunlar bir araya geldi. Not edelim İran’da genç işsizlik oranı çok yüksek. Şimdi bütün bunlar bir araya geldi ve toplumsal patlama oldu. Bu toplumsal patlama bugün/yarın bastırılabilir çünkü 2009’daki kadar kitlesel değil. Tekrar ediyorum İran’daki toplumsal hareketler tarihini bilmeyenler bunu fark edemez ama ben 40 gün sonra tekrar ortaya çıkmasına hiç şaşırmam.  Her eylem sürecinden bir ders çıkarılmalıdır. Ve evet, örgütsüz oldukları için galiba bu gençlerin bu kez çıkaracağı en önemli ders hızlı bir şekilde örgütlenmektir. Çünkü herkes değil ama bu eylemi yapan aktivist gençler, “Kahrolsun Hamaney” ve “Kahrolsun Ruhani” diyorlar. Yani reformculardan da umudu kestiler, bu en önemli fark. Bu şekilde yapılan eylemden çıkarılacak ders ise bunu örgütlü yapmak olacaktır. Dolayısıyla 2017-2018 eylemleri bitse dahi buradan çıkan en önemli sonuç başta gençler olmak İran’daki geniş toplumsal kesimler örgütlenmeye daha fazla ağırlık vereceklerdir.</p>
<p><strong>Diasporadaki İranlılardan da birtakım açıklamalar/yorumlar geliyor…</strong></p>
<p>Yurtdışında açıklama yapan gerek sol gerekse diğer örgütlerin İran içerisinde de bir etkisi olmadığını da rahatlıkla söyleyebiliriz. Onlar daha çok basından izleyip ne olması gerektiği konusunda fikir yürütüyorlar ve çok zayıflar. Belki bundan sonra etki gösterebilirler ama Türkiye’de de insanlar özellikle sol kesim, olan biteni bu örgütlerin yayınladığı bildirilerden okumaya çalıştı fakat İran’da bu bildiriler okunmuyor, varlığı da bilinmiyor. Ama tabii ki, İran’daki hareket bir tür sekülerizm, liberalizm ve sol kültürün karışımıdır. Bunları, onların siyasal eylem kültüründe görmek mümkün.</p>
<h4>“SOKAĞA ÇIKAN VE İTİRAZ EDENLER ASLINDAN BİRBİRİNDEN FARKLI SLOGANLARLA ÇIKSALAR BİLE GERÇEKTEN ÇOK ÖNEMLİ BİR ORTAK PAYDALARI VAR: ‘ÜLKENİN KAYNAKLARINI NE DIŞARIDA SAVAŞI FİNANSE ETMEK NE DE MOLLALAR SINIFINI ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN DEĞİL ÜLKE HALKI İÇİN KULLANIN’ DİYORLAR.”</h4>
<p><strong>Bir çeşit karışım olarak nitelendirdiniz İran’daki siyasal eylem kültürünü. O halde İran’daki farklı toplum kesimlerin talepleri bir alanda, müştereklerin de buluşabilir mi?</strong></p>
<p>Mevcut rejimin hem ekonomi hem de siyasal ve toplumsal politikalarından rahatsızlar. Ne demek bu! Dünyanın en güçlü petrol kaynaklarına sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Bu gelirlerin yurtdışındaki savaşları finanse etmek için kullanıldığı, İran halkına aktarılmadığını ve söz konusu paranın mollaların lüks harcamaları için kullanıldığını söylüyorlar. Dolayısıyla ‘Bu zenginlikleri içeride kullanın’ diyorlar, ikincisi bu bir diktatörlüğe dönüşmüş durumda ve hiç kimse kendisini ifade edemiyor. Yönetim ‘Baskıcı bir dini diktatörlük haline gelmiştir, buna son verilmelidir’ diyorlar. Bunun yerine ne geleceğini söylemiyorlar, herkes farklı bir şeyi dile getiriyor. Şimdi bu ikinci bölüm içerisinde tabii ki siyasal özgürlüklerin yanında toplumsal özgürlüklerde var yani kadınların zorla kapatılması gibi kuralların kaldırılması…Şöyle söyleyelim karmaşık bir şey yok. İran’da insanların çok büyük bir çoğunluğunun ne istediği çok belli. Yani sokağa çıkan ve itiraz edenler aslından birbirinden farklı sloganlarla çıksalar bile gerçekten çok önemli bir ortak paydaları var: ‘Ülkenin kaynaklarını ne dışarıda savaşı finanse etmek ne de mollalar sınıfını zenginleştirmek için değil ülke halkı için kullanın’ diyorlar. İkinci olarak da ‘Özgürlüklerimizi artırın yani siyasal hayatın kısıtlanması, farklı örgütlenme ve partilerin oluşturulmasının önündeki engelleri kaldırın, ifade hürriyeti istiyoruz’ diyorlar. Burada bütün İran halkı birleşiyor.</p>
<h4>“…İRAN HALKI SÜREKLİ BİR UZLAŞMA YÖNÜNDE OY KULLANIYOR, EYLEM VE GÖSTERİLERDE BULUNUYOR. İRAN HALKININ ÇOK BÜYÜK BİR KISMI İNSANİ VE BARIŞÇIL EYLEMLER YAPIYORLAR, TALEPLERİ DE UZLAŞMA YÖNÜNDE FAKAT REJİM SERTLİK ÜZERİNE KURULMUŞ. YANİ ABD BAŞKANI TRUMP VE HAMANEY BİRBİRLERİNE MUHTAÇ İKİ FİGÜR.”</h4>
<p><strong>Peki bu ayaklanmanın İslami kültürel bir geri planı var mı?</strong></p>
<p>Hem 2009’da hem de bu eylemlere katılanların tamamının radikal bir sekülarizm peşinde olduklarını ben ileri süremem. Belki bazı öne çıkan radikal seküler fikirler görebilirsiniz ama büyük bir kısmı aslında yolsuzluğa bulaşmış ve dini, kişisel zenginlikleri için kullanan rejime karşılar. Yoksa dinin toplumsal hayattan tümüyle silinmesine taraftar olduklarını kesinlikle söyleyemeyiz. Reformcular tam da burada varlar, şimdi dolayısıyla 2009’da daha fazla ama bu eylemlerde de belli ölçülerde, her ne kadar “Kahrolsun Ruhani” sloganları atılsa bile, önemli ölçüde reformcuda sokaklarda. Dolayısıyla sokaklarda reformcular da var ve elbette Şii toplumsal kültürünün burada bir etkisi var.</p>
<p>Anladığım kadarıyla siz İran’ı bilen birisisiniz, şöyle bir konu var, İran zaten Türkiye’den de diğer İslam ülkelerinden de çok farklı. 1979 ‘daki kompozisyon zaten çok ilginç, orada İslamcı örgütler, solcu-İslamcı örgütler, İslami temaları olan solcu örgütler ve solcu örgütler olmak üzere enteresan bir skala var. Yani, sol, Şiizm, İslamizm oldukça karışıktır bu coğrafyada. Fakat artık şunu rahat bir şekilde söyleyebilirim artık İran’da da büyük bir kesim Türkiye’deki gibi yorulmuş durumda. Bütün bu söylediğim uçları, solu ve İslam’ı, ikisini de çok ılımı düzeyde sahipleniyorlar. Yani dinlerine ve kültürlerine ılımı bir şekilde sahip çıktıkları gibi sol siyaseti de bir tür Sovyet solu olarak algılamıyorlar daha çok sosyal demokrasi, özgürlük ve adalet olarak algılıyorlar. Bu temalar İran halkında yaşıyor ama hepsi daha ılımlı bir biçimde yaşıyor ve bir tür aslında uzlaşma arayışı içerisinde.</p>
<p><strong>Farklı kesimler arasında bir uzlaşma arayışının filizlendiğine mi işaret ediyorsunuz?</strong></p>
<p>Evet. Fakat ne tuhaf tıpkı bundan öncekiler gibi ne uluslararası güçler ne de mollalar rejimi (Hamaney) bu uzlaşmaya olanak vermiyor. İran halkı sürekli bir uzlaşma yönünde oy kullanıyor, eylem ve gösterilerde bulunuyor. İran halkının çok büyük bir kısmı insani ve barışçıl eylemler yapıyorlar, talepleri de uzlaşma yönünde fakat rejim sertlik üzerine kurulmuş. Yani ABD Başkanı Trump ve Hamaney birbirlerine muhtaç iki figür. Dolayısıyla İsrail, Suudi Arabistan, Hamaney ve Trump, bunlar birbirlerini besleyen rejimler. İran halkı öbür tarafı oluşturuyor.  İran halkı bütün halklar gibi sabah çocuğunu okula göndermek, geçim ve güvenlik kaygısı duymamak istiyor. Ve bunu da bence oldukça güzel bir şekilde söylemine yansıtabilen bir halk.</p>
<h4>“..TAHRAN’DAKİ GENÇ AKTİVİSTLER RUHANİ’Yİ DE HAMANEY’İ DE İYİ POLİS KÖTÜ POLİS OLARAK ALGILIYORLAR. FAKAT BU DAHA UZUN BİR SÜREÇ ALIR ÇÜNKÜ BUNUN BİR LİDERİ, ÖRGÜTÜ, SÖZCÜSÜ VE YÖNLENDİREN BİR MEKANİZMASI YOK. AMA BUNA KARŞILIK ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ VAR.”</h4>
<p><strong>Gençlerin muhalif örgütleri yeterli bulmadığını söylemiştiniz.  Muhalif parti ve örgütler temsiliyetlerini yerine getiremiyor mu, yoksa gençler farklı bir şekilde mi  temsil edilmek istiyor? Biraz idealize edersek İran’da olup-bitenler sanki bu yönüyle Gezi sürecindeki kitle hareketini andırıyor</strong>…</p>
<p>Zaten tam anlamıyla bir muhalefet partisi yok. Sadece rejimin müsaade ettiği ılımlı, reformcu eğilimler var biliyorsunuz. Ruhani onlardan birisi, cumhurbaşkanı ama cumhurun başı olarak aslında İran’daki sistemde ikinci konumdaki kişi. Birinci konumdaki kişi anayasal olarak tanımlanmış dini lider, rehber yani. Şimdi dolayısıyla pek çok anayasal kurumun da başında cumhurbaşkanı değil, dini lider, Ali Hamaney var.</p>
<p>Şimdi gençler derken şunu kastediyorum: 2009’da aslında 80’li kuşak sokaktaydı bu sefer ise 90’lı kuşak sokakta. Bunlar bir kere farklı. Bu kez işsizlik daha fazla. Daha önce iş bulma umudu olan ve iş bulabilen bir kesim varken, şimdi iş tecrübesi olmayan ve iş bulma umudu da çok yüksek olmayan bir kesim var sokaklarda. Sokaklardaki gençler açısından söyleyecek olursak öncelikle yeni bir kuşak şu anda sahne almaya başlamış durumda. İkinci olarak da, Tahranlı gençler, tıpkı İstanbullu gençler gibi, ülkenin siyasal gidişatına diğer kentlerden daha farklı ve daha fazla yön verebilen kesim. Tahranlı üniversiteli gençlik diğerlerinden daha radikal fikirlere sahip ve daha öncü konumda. Şimdi bu kesimler şuna inanıyor: Sistem, geride bıraktığımız yaklaşık 40 yıl içerisinde sıkıştığı zaman bir reformcuyu öne çıkardı, toplumsal tepkinin gazını aldı, onları biraz rahatlattı/ pasifize etti ve tekrar yeni bir radikal adayı getirdi. Dolayısıyla bu rejim, derin İran saray entrikalarının devamıdır diye düşünüyorlar. Dolayısıyla da, özellikle Tahran’daki genç aktivistler Ruhani’yi de Hamaney’i de iyi polis kötü polis olarak algılıyorlar. Fakat bu daha uzun bir süreç alır çünkü bunun bir lideri, örgütü, sözcüsü ve yönlendiren bir mekanizması yok. Ama buna karşılık çok büyük bir tepki var. İran halkı oldukça iyi eğitimlidir. İslami rejimin yadsınamayacak iyi özelliklerinden birisi de kadınları için olağan üstü yüksek bir eğitim imkânı sağlamış olmasıdır. Ve bu eğitimli kesim şimdi çok güçlü bir şekilde, 1979’dan daha fazla üstelik kadının içinde olduğu bir toplumsal yapı halini, rejimin toplumun sosyal siyasal varlığını sorguluyor.</p>
<h4>“…EĞER ABD VE İSRAİL, İRAN’I KARIŞTIRACAK OLSAYDI, ETNİK KARTI OYNAYACAKTI FAKAT GÖRDÜĞÜNÜZ GİBİ ETNİK KART MASADA DEĞİL. DOLAYSIYLA SÖZÜ EDİLEN YABANCI GÜÇLERİN EN ÇOK YATIRIM YAPTIĞI KARTLAR DEVREDE OLMADIĞI İÇİN, BENCE O SÖZÜ EDİLEN YABANCI ODAKLAR HENÜZ OLAYI ANLAYABİLMİŞ DEĞİLLER SÖYLENDİĞİNİN AKSİNE.”</h4>
<p><strong>İran’daki sivil toplumu ne bekliyor, toplum kendi içine mi kapanacak yeni hareketlere mi gebe yoksa şimdiki hareket yeni bir lider doğurur mu?</strong></p>
<p>Size şunu söyleyeyim, Türkiye’deki özellikle televizyon ve yaygın basındaki en önemli hata nedeni sosyolojiden bihaber olmalarıdır. Yani başında güvenlik uzmanı, terör uzmanı, stratejist veya benzeri unvanlar taşıyanların en önemli eksikliği hiç sosyoloji okumamış olmalarıdır. Bu vesilesiyle söylemiş olalım, sosyolojiye bakma lazım. Yani bu tolumda belirli bir eğitim seviyesi var, aç-sefil değiller zira çok aç-sefil olsalar o zaman da hareket çıkmıyor. Belirli bir ekonomik refah varsa ve sorunlar da varsa, işte bu toplumsal hareket bitmeyecek. Kesinlikle ve kesinlikle İran’da tekrar çıkacak çünkü kabına sığmıyor bu toplum, olmuyor bu çok basit. Yakın zamanda da, uzun zamanda da olmayacak. Yani şunu gördük bu rejimin son 40 yılda çok başarılı taktik/manevraları var, gerçekte reformlar yapabiliyor, kendisini farklı şekilde bir devinime sokabiliyor. Fakat öte yandan İran halkının en az yüzde 50’sinide hiçbir şekilde memnun edemiyor. Aslında rahatsızlık kümesi yüzde 50’den daha da fazla çünkü seçimler adil değil. Yüzde 60’a varan desteği var rejim karşıtı muhalefetin. Dolayısıyla bu kendini yeniden ve yeniden gösterecek.</p>
<p><strong>Son olarak İran’daki protestolar için ‘Dış mihrakların İran’ı karıştırmak çabası’ deniliyor. Siz ne dersiniz, İran “oyuna mı geliyor”?</strong></p>
<p>İran’daki protestolarda Kürt Beluci ve Azeriler çok ön olanda değil farkındaysanız. Dolayısıyla tam da bu nedenle eğer ABD ve İsrail, İran’ı karıştıracak olsaydı, etnik kartı oynayacaktı fakat gördüğünüz gibi etnik kart masada değil. Dolaysıyla sözü edilen yabancı güçlerin en çok yatırım yaptığı kartlar devrede olmadığı için, bence o sözü edilen yabancı odaklar henüz olayı anlayabilmiş değiller söylendiğinin aksine.</p>
<p>*Ana Görsel: STR/AFP/GETTY IMAGES/ Tahran Üniversitesi’nde, eylemi bastırmak için güvenlik güçlerinin attığı göz yaşartıcı gaz dumanının ortasında İranlı bir kadın yumruğunu kaldırıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/iranli-yeni-genc-kusak-mucadeleyi-birakmayacak/">İranlı yeni genç kuşak mücadeleyi bırakmayacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Körfez monarşileri arasındaki kriz İsviçre&#8217;deki sivil toplum kuruluşuna ulaştı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/korfez-monarsileri-arasindaki-kriz-isvicredeki-sivil-toplum-kurulusuna-ulasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jun 2017 15:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Alkarama Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15722</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Suudi Arabistan ve müttefiklerinin sorunu, bizim bu ülkelerdeki belgelenmiş zorla kayıp ve işkenceler üzerine çalışmamız ve Birleşmiş Milletler’e bildirmemiz. Bu da, onlar tarafından ‘terörist’ olarak tanımlanmamıza yetiyor” Körfez ülkelerindeki petrol monarşileri arasındaki diplomatik kavga Ortadoğu’yu aşarak İsviçre’ye ulaştı. Suudi Arabistan ve müttefikleri geçen perşembeyi cumaya bağlayan gece Katar tarafından desteklendiğini iddia ettikleri “terörist listesini” dünya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/korfez-monarsileri-arasindaki-kriz-isvicredeki-sivil-toplum-kurulusuna-ulasti/">Körfez monarşileri arasındaki kriz İsviçre&#8217;deki sivil toplum kuruluşuna ulaştı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Suudi Arabistan ve müttefiklerinin sorunu, bizim bu ülkelerdeki belgelenmiş zorla kayıp ve işkenceler üzerine çalışmamız ve Birleşmiş Milletler’e bildirmemiz. Bu da, onlar tarafından ‘terörist’ olarak tanımlanmamıza yetiyor</strong>”</p>
<p>Körfez ülkelerindeki petrol monarşileri arasındaki diplomatik kavga Ortadoğu’yu aşarak İsviçre’ye ulaştı. Suudi Arabistan ve müttefikleri geçen perşembeyi cumaya bağlayan gece Katar tarafından desteklendiğini iddia ettikleri “terörist listesini” dünya kamuoyuyla paylaşmıştı. &#8220;Katar Devleti ve Katar’ın politik ajandasının hizmetinde&#8221; olduğundan şüphelenilen listede 59 kişi ve 12 kuruluş yer alıyordu. Söz konusu isimler arasında İsviçre’nin Cenevre kentindeki insan hakları savunuculuğu yapan Alkarama Vakfı’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Kurucu Üyesi iki Katarlı bulunuyor. Söz konusu kurucu üye, 2013 yılında Amerikan Hazinesi tarafından El Kaide’nin Suriye kolunu finanse ettiği suçlamalarının merkezindeydi ve emekliye ayrılmıştı.</p>
<figure id="attachment_15723" aria-describedby="caption-attachment-15723" style="width: 249px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15723" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/d7e22d632941f33949d3f8c96a5069a6.jpg" alt="" width="249" height="352" /><figcaption id="caption-attachment-15723" class="wp-caption-text">Alkarama Vakfı’na ait senelik raporun kapak resmi: &#8220;Suudi Arabistan nasıl en eleştirel sesleri kesiyor.&#8221;</figcaption></figure>
<p>İsviçre medyasında<a href="https://www.rts.ch/info/suisse/8690874-visee-pour-terrorisme-par-l-arabie-saoudite-une-ong-suisse-se-defend.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> RTS’</a>nin sorularını yanıtlayan Alkarama Vakfı ise Körfez monarşileri arasındaki mevcut çatışma ortamında Suudi Arabistan’ın ve müttefiklerinin iddialarını reddetti. Vakfın yöneticisi Murat Dhina “Bunlar ciddiye alınamayacak saygınlığını yitirmiş ülkeler” derken, “Bizim için kayda değer değiller” ifadelerini kullandı. Dhina “Onların sorunu, bizim bu ülkelerdeki belgelenmiş zorla kayıp ve işkenceler üzerine çalışmamız ve Birleşmiş Milletler’e bildirmemiz. Bu da onlar tarafından ‘terörist’ olarak tanımlanmamıza yetiyor” diye konuştu.</p>
<p>Suudi Arabistan tarafından yayımlanan belge sonrası Katar yönetimi suçlamaların “dayanaksız” olduğunu duyurmuş, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Al-Thani ise “Söz konusu listede adı geçenlerin Katar’la hiçbir bağı bulunmadığını, hiçbir zaman Katar’da yaşamadıklarını ve de bulunmadıklarını” açıklamıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çeviren: Erdal Aktaş</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/12/korfez-monarsileri-arasindaki-kriz-isvicredeki-sivil-toplum-kurulusuna-ulasti/">Körfez monarşileri arasındaki kriz İsviçre&#8217;deki sivil toplum kuruluşuna ulaştı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu Üyesi Oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/suudi-arabistan-birlesmis-milletler-kadinin-statusu-komisyonu-uyesi-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Apr 2017 16:39:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[suudi arabistan]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından “yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğinin gelişmesi ve kadınların güçlenmesi için çalışmalar yapmak üzere kurulmuş asli, küresel, hükümetler arası organ”[1] olarak tanımlanan Kadının Statüsü Komisyonu[2]’na Suudi Arabistan’ın seçilmesi büyük tepki uyandırdı[3]. UN Women tarafından desteklenen komisyon, çalışmaları kapsamında yayınladığı yıllık planlardan 2017 planındaki önceliğini “değişen iş dünyasında kadının ekonomik güçlenmesi” olarak belirlediğini ifade ediyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/suudi-arabistan-birlesmis-milletler-kadinin-statusu-komisyonu-uyesi-oldu/">Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu Üyesi Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler tarafından “yalnızca toplumsal cinsiyet eşitliğinin gelişmesi ve kadınların güçlenmesi için çalışmalar yapmak üzere kurulmuş asli, küresel, hükümetler arası organ”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> olarak tanımlanan Kadının Statüsü Komisyonu<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>’na Suudi Arabistan’ın seçilmesi büyük tepki uyandırdı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>.</p>
<p>UN Women tarafından desteklenen komisyon, çalışmaları kapsamında yayınladığı yıllık planlardan 2017 planındaki önceliğini “değişen iş dünyasında kadının ekonomik güçlenmesi” olarak belirlediğini ifade ediyor. Buna rağmen adının iş gücüne katılım oranı konusunda %20’yle Afganistan, Gazze, Cezayir, İran<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a>, Irak, Ürdün ve Suriye’den sonra dünyada sondan 8. Sırada olan (Dünya ortalaması %52)<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a> Suudi Arabistan’ın bu komisyona dahiliyeti dikkat çekiyor.</p>
<p>Cenevre merkezli insan hakları kuruluşu UN Watch’ın “dünyanın en misojinist rejimi” olarak tanımladığı Suudi Arabistan’ın kadınların araç kullanmasına yönelik kısmi izni 2015 yılında vermiş olması ses getirmişti. Aynı zamanda 2015’teki seçimlerde kadınların ilk kez oy kullandıkları Suudi Arabistan’da geçtiğimiz Mart ayında kurulan Kadınlar Konseyi’nin tanıtım fotoğraflarında kadınların yer almaması da gündeme gelmişti<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a>.</p>
<p>Suudi Arabistan’ın BM’in Kadının Statüsü Komisyonuna seçimi gizli bir oylama ile olmuş olsa da iddialara göre bu seçimin gerçekleşmiş olması için aşağıdaki ülkelerden en az 15’inin olumlu oy vermiş olması gerekiyor<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a>:</p>
<ul>
<li>Arjantin</li>
<li>Avustralya</li>
<li>Belçika</li>
<li>Brezilya</li>
<li>Şili</li>
<li>Çek Cumhuriyeti</li>
<li>Estonya</li>
<li>Finlandiya</li>
<li>Fransa</li>
<li>Almanya</li>
<li>Yunanistan</li>
<li>Hindistan</li>
<li>İrlanda</li>
<li>İtalya</li>
<li>Japonya</li>
<li>Portekiz</li>
<li>Güney Kore</li>
<li>Güney Afrika</li>
<li>İsveç</li>
<li>İngiltere</li>
<li></li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> http://www.unwomen.org/en/csw</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Kadının Statüsü komisyonu 21 Haziran 1946’da (II) sayılı Konsey Kararı’yla kurulmuştur ve her yıl Mart ayında iki haftalık oturumlar gerçekleştiren komisyonun toplantılarına BM üyesi devletler, sivil toplum örgütleri ve BM kuruluşlarının temsilcileri katılmaktadır.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> https://www.unwatch.org/no-joke-u-n-elects-saudi-arabia-womens-rights-commission/</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> İran da halihazırda Kadının Statüsü Komisyonu’nun bir üyesidir. 2010 yılında gerçekleşen bu üyelik de tartışmalara neden olmuştur. http://www.foxnews.com/world/2010/04/29/elects-iran-commission-womens-rights.html</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Dünya Bankası verileri, http://data.worldbank.org/indicator/SL.TLF.CACT.FE.ZS?year_high_desc=true</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-39266574</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> https://www.unwatch.org/no-joke-u-n-elects-saudi-arabia-womens-rights-commission/</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/23/suudi-arabistan-birlesmis-milletler-kadinin-statusu-komisyonu-uyesi-oldu/">Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu Üyesi Oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
