<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sur&#039;un Yıkımına Hayır Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/surun-yikimina-hayir-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/surun-yikimina-hayir-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Dec 2018 11:23:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sur&#039;un Yıkımına Hayır Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/surun-yikimina-hayir-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2018 07:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Cizrelioğlu Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Hasankeyf]]></category>
		<category><![CDATA[küresel eylemler]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da bir araya gelen çevre örgütleri, 28 Nisan gününü “Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü” ilan ederek o gün 20 farklı ülkede düzenlenecek etkinliklere katılma çağrısında bulundular.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/">Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır’da bir araya gelen beş çevre örgütü, 28 Nisan gününü Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü ilan ettiklerini duyurdular. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, İstanbul Sur’la Dayanışma Platformu, Hasankeyf İnisiyatifi, Munzur Özgür Aksın Girişimi imzalı ortak bildiriyi basınla paylaşan Sur’un Yıkımına Hayır Platformu’ndan Talat Çetinkaya, yaptığı açıklamada, “Bu kentler insanlığın ortak mirasıdır, herkese aittir. Dolayısıyla herkesi ilgilendirir. Bu nedenle bu kentlerin yıkımının, taşınmasının ve satışının durdurulması için herkesi sorumluluk almaya, bütün duyarlı çevreleri ve halklarımızı bulundukları yerlerde etkinliklere katılmaya, Dicle Nehrinin kıyısında bin yıllardır insanlığa ev sahipliği yapmış olan Sur ve Hasankeyf antik kentlerini sahiplenmeye davet ediyoruz.” çağrısında bulundu.</p>
<p>Diyarbakır’da yapılacak etkinlikler hakkında bilgi veren Çetinkaya, 28 Nisan günü Sur’da Ulu Camii önünde saat 12.00’da basın açıklaması ile başlayacaklarını ve açıklamadan sonra il dışından gelen sanatçılar ve heyetlerle birlikte kentsel dönüşümün hala devam ettiği Ali Paşa ve Lale Bey Mahallelerinde bir takım incelemeler yapacaklarını, akşam saatlerinde ise Sur ile ilgili şiir-müzik dinletisi ve belgesel gösterimi olacağını aktardı.</p>
<p>Sivil Sayfalar olarak, 28 Nisan “Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü” ile ilgili Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğlu Sadak ile görüştük…</p>
<p><strong>Büşra Hanım Merhaba, 28 Nisan gününün özel bir anlamı var mı, Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü ilanının nihai hedefi nedir?</strong></p>
<p>28 Nisan gününün bizim açımızdan uluslararası ilgiyi ve dikkati Sur ve Hasankeyf’e çekme bağlamında bir önemi var. Çünkü 28 Nisan sonrası uluslararası kuruluşların birçok yerde toplantıları olacak. Bizler de toplantılar öncesinde insanlığın ortak mirası olan bu iki kentin korunması, taşınmasının ve satışının durdurulması için demokratik bir kamuoyu oluşturma çabası içindeyiz. Eğer bunu hep birlikte başaramazsak yıkım, taşınma ve satış işlemleri daha da büyüyüp içinden çıkılamaz hale gelecektir.</p>
<p>Bizim asıl hedefimiz Bu iki kent üzerinde dönen politik, ekonomik ve kültürel sömürünün bir an önce durdurulmasıdır. Hasankeyf’in 12 bin yıllık tarihi var. 60 yıl ömrü olan barajlar için Hasankeyf yıkılıyor, dinamitlerle tarih yok ediliyor. Tarih taşınmaz korunur diyoruz biz. Bu insani ve ahlaki bir ilkedir. Bize göre Tarih burada taşınmayacak, yok edilecek, makyajlanacak ve bir süre sonra kendi kendine yok olacak. Tarihi köklerinden kopardınız mı ne anlamı kalır ki zaten. Yine Sur Antik kentinde de benzer durum var. Yıkımların çok büyük bir çoğunluğu çatışmalı süreç bittikten sonra yapılmış. Sur insansızlaştırılmak istenmektedir. Sur’daki tarihin temel karakteri tarih ile birlikte kesintisiz yaşamın asırlarca korunmasıdır. Yine biz bu iki kentin ortak özelliği Dicle Nehri’nin kıyısında kurulmuş ve asırlarca birçok uygarlığa beşiklik etmiş olmasıdır. Sur ve Hasankeyf’in Dicle Nehri ile olan hikâyesi dillere destan olmuş, şarkılara, türkülere ve büyük aşklara ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla insanlığın buradaki hatırası derindir, konjonktürel çıkarlara, hırslara kurban edilmemelidir. Bu yüzden asıl hedefimiz bu hafızanın yok edilmesinin önüne geçebilmek ve onu koruyabilmektir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin diğer şehirleri ve dünyanın başka yerlerinde neler yapılması planlanıyor? </strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Her coğrafyanın kaderi belki de kronikleşmiş kavgalar ve sorunlardır. Yaşadığımız coğrafyada da Mezhep savaşlarından tutalım etnik ve politik savaşlara kadar çok geniş yelpazede aslında bir kavga dövüş coğrafyasının kaderini yaşamaktayız maalesef. Ortak kültürel mirasımız da bu savaşlara kurban edilmektedir. Özellikle milenyum diye tarif edilen 2000’li yıllardan sonra başlayan savaşlar adeta kültürü ve tarihi yok etme üzerine kuruludur. Afganistan savaşı ile başlayan süreçte bir zamanlar dünyanın merkezi sayılan,3 büyük dinde adı geçen 72 dilin konuşulduğu antik kent Babil’in yani Bağdat’ın Irak’ın ne hale geldiğini gördük. Yakın zamanda Halep ve Şam şehirleri. Şimdi de Sur ve Hasankeyf. Bizler bu ortak tarih ve Ortak Miras bilincine sahip herkesin katılacağı, içeriğini oranın kendisine bırakmak koşulu ile birçok yerde bu ortaklığı ve bu çığlığı duyurmaya çalışacağız. Yani genel hatları ile bu şehirlerde eylem ve etkinlikleri sınırlandırmak istemedik ama her yerde ortak talepler dillendirilecek. Bu taleplerimiz 28 Nisan da daha açık bir dille haykıracağız. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Tüm yetkilileri, duyarlı kurum ve kişileri bu sese ortak olmaya sorumluluk almaya davet edeceğiz.</p>
<p><strong>Bir ekoloji hareketi gönüllüsü olarak Sur ve Hasankeyf’in son durumu sizi nasıl etkiliyor, sürekli geriletilen kazanımlar karşısında mücadele motivasyonunuz nedir?</strong></p>
<p>Aslında bizler sadece ekoloji gönüllüsü değiliz, kendimizi sosyolojik olarak ta bu kentlerin bir parçası ve sorumluluk hisseden yurttaşları olarak ta tanımlıyoruz. Tabi ki bu yıkımlar ve kötü politikalar karlısında çok çok üzülüyoruz, morallerimiz de bozuluyor ister istemez, çünkü gözümüzün önünde tarihi ve kültürel değerlerimiz yıkılıyor, bunu seyredemeyiz tabi ki. Bu ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur zaten. Ama bizler tarih gözümüzün önünde yok edilirken tarihe yine bir not düşmekte kararlıyız. Bu kentleri yıkmak, satmak, taşımak bize göre insanlık suçudur. Bizler hiçbir şey yapmasak bile bu hikâyenin bu kötü politikaların teşhir edilmesi ve gelecek kuşaklara bu kötülüğün aktörlerini tarihe not düşme gibi bir görevle karşı karşıyayız. Yalnız değiliz biliyoruz. En büyük destek Hasankeyf ve Sur da yaşayan insanlardan geliyor. Hiçbirisinin rızası dâhilinde yapılmıyor bu yıkımlar. Buna çok tanık olduk bu süreçte. Çok net söyleyeyim her şey gücün oranına ve şiddetine göre yapılıyor. Yurttaşlar korkudan haklarını bile savunamıyor. Evimi korumaya çalışırken bir de cezaevine düşmek var işin içinde. Onun için insanlar devasa sorunlarına rağmen susmayı tercih ediyorlar. Ve bu da geçer diyorlar ama asla unutmayacaklarını her defasında bize söylüyorlar.</p>
<p><strong>Çevre örgütlerinin bu geri düşüşten kurtulması için neler yapması gerekiyor?</strong></p>
<p>Şimdi bir yerde insanların can güvenliği yoksa tarih kültür ve doğanın korunması doğal olarak ikinci plana itiliyor. Çevre örgütlerinin ortak bir akılla hiçbir etnik, dini, mezhepsel politik tuzağa düşmeden nerede bir yıkım varsa oradaki hafızaya sahip çıkmalıdır. Bize göre çevre örgütleri hareket alanı daraltıyor, bu konuda ülkelerin, politik hareketlerin ve konjonktürel dalgalanmaların hegemonyasına kapılıyor. Bu hareketler için böylesi bir durum intihardan başka bir şey değildir. Bakın bir Sur’da çatışmalı süreç devam ederken bile defalarca tarih doğa kültür yıkımdan bahsettik. Ama maalesef kan akarken, kimse bu sese pek kulak asmıyor. Şimdi ki mücadelemiz de de zorlanıyoruz. Talepler çok fazla. Bölgenin baskın bir sorunu var. Kürt Sorunu. Taleplerimiz bir şekilde çakışıyor, diğer taraftan devletin politikaları var. Sürekli kaşımıza çıkıyor. Bize soruşturmalar açılıyor. Mücadelemiz kriminalize edilmeye çalışılıyor. Ama tarih, kültür ve doğa üzerindeki talan ve yıkım sürece asla bu mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Sur ve Hasankeyf’in bir suçu yok. Yıkamazsınız, satamazsınız, taşıyamazsınız demeye devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Sur ve Hasankeyf’in ruhuna el fatiha okumalı mıyız, yoksa ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Tarih yok edilemez, kültür ortadan kaldırılamaz, doğayı bitiremezsiniz. Bunlar varlığımızın sebebidirler. Ama darp edebilirsiniz, yaralayabilirsiniz, çirkinleştirebilirsiniz. Şu an yapılan budur maalesef. Ama ona rağmen güzellikler yaşatılabilir. Biz bunun mücadelesini vereceğiz. Fatiha’yı, politik hareketlere, siyasi partilere okuyabilirsiniz ama tarih, kültür, toplum ve doğa farklı bir şeydir. Ne yaparsanız yapın yok edemezsiniz. Tüm kötülüklere rağmen günümüze kadar gelmiş insanlığın ortak mirası dediğimiz binlerce değer var. Biz insana, topluma, doğaya ve tarihe inanıyoruz. Her şeye rağmen umudumuz diridir. Bu kötülüklerin bir gün biteceğinden emin olmasak zaten evimize giderdik değil mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/">Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 13:04:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükçü Hukukçular Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.</h3>
<p>İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler sıralandı.</p>
<p><strong>Sur ile dayanışma;</strong></p>
<h4>HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ</h4>
<p>“2000 yılına kadar yalnızca 5 örneği olan ‘acele kamulaştırma’ uygulaması bugün itibari ile 300 sınırını geçti. Acele kamulaştırma saldırısının son örneği ise Mezopotamya coğrafyasının tarihsel çekirdeği olarak da kabul edilen Diyarbakır Sur…</p>
<p>Ötesi, Türkiye’nin dört bir yanında yıkıma neden olan kentsel dönüşüm, müştereklerin yağmalanması ve mülksüzleştirme siyasetinde siyasi iktidar açısından yeni bir eşik, kent merkezlerinin talanının önünü de açacak yeni bir proje (!) olarak Sur …</p>
<p>Dünden bugüne Sur’da “kentsel dönüşüm”,  acele kamulaştırma tarihi ve kültürel varlıkların eşi benzeri görülmemiş bir biçimde tahribi niteliğinde olduğu kadar sosyal dokunun da tümü ile bozulması, çoğu savaş göçü olan yoksulların kentin tarihsel merkezinden sürgün edilmesi amacını da taşıyor. Ötesi, coğrafyamızın pek çok örneğine tanık olduğu bir “iskan politikası”, demografik yapının değiştirilmesi siyaseti ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Forumumuzda, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu başlıklara ilişkin olarak yaptıklarımızın, yapamadıklarımızın ve belki de en önemlisi yapacaklarımıza, yapılması gerekenlere ilişkin bir muhasebe yapabilmek istiyoruz.</p>
<p>Çatışmalardan etkilenen mahallelerin nerede ise tümü ile yıkılmasından tam bir yıl sonra bu sefer Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde yaşayan yurttaşların elektrikleri kesilerek, susuz bırakılarak zorla tahliye edilmeye çalışılmalarına karşı acil bir hukuksal ve toplumsal eylem planına ulaşabilir miyiz?</p>
<p>Sur’da “riskli alan” mazeretinin ve acele kamulaştırmanın mülksüzleştirme kadar yoksulların kent merkezinden sürgününe ilişkin özünü, sınıfsal niteliği kadar demografik yapının değiştirilmesi, asimilasyon amacını taşıyan yeni bir “iskan politikası” oluşunu da konuşmamız; tüm bu başlıkları bir bütünsellik içinde ele almamız zorunludur.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle;</p>
<p>1 ve 2 Temmuz 2017’de Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve Sosyal Haklar Derneği’nin çağrısı ile buluşan bizler Türkiye’nin tümünde kültürel varlıkların korunması, kentsel müştereklerin savunulması ya da yalnızca elverişli bir konuta erişim hakkından yana olan tüm yurttaşları öncelikle Sur ile; ve daha da öncelikle Alipaşa ve Lalebey mahallesi halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz…</p>
<p>Bu dayanışma, Sur’da yaşanan kent kırımına uzaktan bakıp yazıklanma yahut tarihe not düşme ile sınırlı olmamalıdır.</p>
<p>Bu dayanışma, 5000 yıllık bir insan yerleşiminin tüm özelliklerinin tahribine karşı çıkarken barınma hakkının ve kentsel müştereklerin korunmasının yanında yer almanın aslında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de kent hakkına; Artvin’de, Uşak’ta Antalya’da doğal varlıklarına sahip çıkmak isteyenlerin kendi davalarına sahip çıkmaları olacaktır.</p>
<p>Bugün Sur’da yaşanan ahir zaman iskan politikasına en alttakiler, en yoksullar ile birlikte kent hakkı zaviyesinden gösterilecek direnç eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşleşmenin aşağıdan yukarıya kazanılması umudu olacaktır.</p>
<p>Anayasasız bir devlet düzeni, yurttaşların haklarından değil ancak yükümlülüklerinden söz edilen bir hukuk düzeninin en vahşi örneği Fırat’ın öte yanında ve özelde de Sur’da yaşandı.</p>
<p>Haklarına sahip çıkmak isteyen herkes bu nedenle Sur’un yıkımına ve zorla tahliye/göçe karşı çıkanlarla dayanışmayı bir başkasının değil kendi hak mücadelesi, davası olarak görmesi gerekir.</p>
<p>Ve talep ediyoruz;</p>
<p>Öncelikle ve ivedilikle Sur’da yaşayan mülk sahibi yahut kiracı tüm yurttaşların evlerine ve işyerlerine dönmesine engel olan  güvenlik gerekçesi ile yapılanlar dahil olmak üzere tüm idari işlem ve eylemlere derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Alipaşa ve Lalebey başta olmak üzere tüm Sur halkının elinden alınan kamusal hizmetlere erişimin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Başta temiz suya erişilememesi olmak üzere salgın hastalık riskini ortaya çıkaran tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Sur 5000 yıldır halkındır yani kamunundur ve bu nedenle kamulaştırılamaz.</p>
<p>Sur ile ilgili artık hiç bir dayanağı kalmadığına kuşku bulunmayan başta acele kamulaştırma kararları olmak üzere kentsel müşterekleri ve elverişli bir konuta erişim hakkını ihlal eden tüm uygulamalar geri alınmalıdır.</p>
<p>Zorla yerinden edilenlerin geri dönmesi için tüm koşulların kamu idaresi tarafından gerçekleştirilmesini, hali hazırda zorla tahliye uygulamalarının durdurulmasını ve kentsel bir sit alanı olan Sur’un bir bütün olarak korunması için yıkım işlemlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Yurttaşların evleri ile ilgili yapılması planlanan ve yapılan tüm tasarruflarla ilgili kendilerine ivedilikle bilgi verilmeli, etkili hukuki yollara erişim hakkı güvence altına alınmalı; her bir yurttaşın kendi evini onarabilmesi ya da yeniden inşa edebilmesi için gerekli tüm koşulların sağlanmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur’a ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükselteceğiz.</p>
<p>Sur ile dayanışma kendi haklarımıza da sahip çıkma mücadelesidir.</p>
<h6>Kaynak: sosyalhaklardernegi.org</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Bombalar patlarken evimi bırakmadım kepçe gelse de bırakmam”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/08/bombalar-patlarken-evimi-birakmadim-kepce-gelse-de-birakmam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Jun 2017 11:48:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Acele Kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İNİSİYATİFİ]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[TOKİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15630</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bakanlar Kurulu’nun ‘acele kamulaştırma’ kararı ile yıkımların sürdüğü Diyarbakır’ın tarihi ilçesi Sur’da yaşayan vatandaşlardan Abdusselam T., “Bombalar patlarken evimi bırakmadım, kepçe gelse de bırakmam” diyor. 2015 yılının yaz aylarında başlayan çatışmalarının ardından 2016 yılında “acele kamulaştırma” kararı ile kamulaştırılan Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde 2010 yılında başlayıp 2013 yılında durdurulan kentsel dönüşüm çalışmaları yeniden başladı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/08/bombalar-patlarken-evimi-birakmadim-kepce-gelse-de-birakmam/">‘Bombalar patlarken evimi bırakmadım kepçe gelse de bırakmam”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bakanlar Kurulu’nun ‘acele kamulaştırma’ kararı ile yıkımların sürdüğü Diyarbakır’ın tarihi ilçesi Sur’da yaşayan vatandaşlardan Abdusselam T., “Bombalar patlarken evimi bırakmadım, kepçe gelse de bırakmam” diyor.</strong></p>
<p>2015 yılının yaz aylarında başlayan çatışmalarının ardından 2016 yılında “acele kamulaştırma” kararı ile kamulaştırılan Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde 2010 yılında başlayıp 2013 yılında durdurulan kentsel dönüşüm çalışmaları yeniden başladı. 23 Mayıs’ta iş makineleriyle polis eşliğinde başlatılan yıkıma karşı ailelerin bazıları karara direnerek evlerini boşaltmıyorlar. Yıkımların başlamasıyla birlikte şehirdeki sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, kanaat önderlerinin bir araya gelerek kurdukları  “Sur&#8217;un Yıkımına Hayır Platformu” Ramazan ayı boyunca “acele kamulaştırma” ve kentsel dönüşüm mağduru mahallelilerle dayanışmak üzere sokak iftarları düzenliyor.</p>
<p><span id="more-15630"></span></p>
<figure id="attachment_15633" aria-describedby="caption-attachment-15633" style="width: 348px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-15633" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/IMG_20170607_021306.jpg" alt="" width="348" height="196" /><figcaption id="caption-attachment-15633" class="wp-caption-text">@Sertaç Kayar</figcaption></figure>
<p>Yeryüzü İftarı öncesinde mahalle sakinleriyle görüşen HAK İnisiyatifi temsilcilerine konuşan 47 yaşındaki mahalle sakini Abdusselam T. &#8220;<em> Ben işsizim, sosyal güvencem yok. Devlet bu evimi yıkacaki beni kendisine ne kadar borçlandıracak bilmiyorum. Yarın gelip şu kadar borcun var dese nasıl vereceğim, o evi gene elimden alırlar. Üzerimizde psikolojik baskı oluşturmak için elektriklerimizi, sularımızı kesiyorlar. Ellerinden gelse havayı da kesecekler. Ben evimi bombalar &#8216;pat pat&#8217; patlarken bırakmadım, kepçe gelip benimle birlikte yıksın, gene de bırakmam. Partiden, sivil toplumdan insanlar geldi diye elektriği suyu bir gün bıraktılar, ertesi gün yine kestiler. Hepimiz Müslüman insanlarız, Ramazan ayında bunu kimse kimseye yapmaz&#8221; </em>diyor.</p>
<p>Sur sakinlerinden Cemal Bey de mahkeme sürecinin devam ettiğini hatırlatırken dönemin büyükşehir belediyesinin 2010’daki kararının bugünlerin yaşanmasına sebep olan sürecin başlangıcı olduğunu belirtiyor.  &#8220;<em>Devletle belediye anlaştılar, yıkıma başladılar, sonra durdular. Şimdi devlet bize ‘biz belediyenin projesini devam ettiriyoruz’ diyor, bizi mağdur edenler bize sahip çıkmadılar&#8221;</em> diyerek üzüntüsünü paylaşan Cemal Bey şöyle devam ediyor: &#8220;<em>Evimiz tapulu, iki katlı, on odalı evde dört aile, 20 nüfus yaşıyoruz. 60, 70, 80 metrekare bir TOKİ dairesine 20 nüfus nasıl sığacağız. Verdikleri para bir TOKİ dairesine ya yetiyor ya yetmiyor. Biz diyoruz ki üç beş ay değil, mahkeme neticeleninceye kadar kiramızı ödesin ya da o zaman kadar evlerimizi yıkmasın. Elektriklerimizi direklerden söküyorlar, başka direklere bağlıyoruz. Sularımızı kesiyorlar. Aziz mübarek gün camilerde bile su yok. Sahurumuzu mumla yapıyoruz. Dünyanın her tarafına elini uzatan devlet bu vatandaşlarını niye bu kadar mağdur ediyor, koskoca bir devlete yakışıyor mu bunu yapmak?’</em></p>
<figure id="attachment_15632" aria-describedby="caption-attachment-15632" style="width: 491px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-15632" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/18837014_1881804362086387_3847655898992101563_o.jpg" alt="" width="491" height="327" /><figcaption id="caption-attachment-15632" class="wp-caption-text">@Sertaç Kayar</figcaption></figure>
<p>Ali Paşa ve Lalebey mahallelerinde her gün şehrin sivil toplum kuruluşlarının desteği ile kurulan sokak sofralarında iftar yapılarak mahalleli ile dayanışma gösteriliyor. Yeryüzü İftarı olarak isimlendirilen iftara katılan HAK İnisiyatifi üyeleri Sivil Sayfalar için şu açıklamada bulundu: “<em>Kentsel dönüşüm meselesinin kendisi başlı başına bir mağduriyet iken 2010 yılında başlayan projenin ortaklarından birinin Büyükşehir Belediyesi olması halkta tepkiyi azaltan bir faktör olmuştu. Ancak bu projenin insanları mağdur edeceği aşikârdı. Nitekim belediye 2013 yılında yıkımları durdurdu ancak hâlihazırda Alipaşa ve Lalebey’de yürütülen yıkım çalışmaları o projenin devamı. Çatışmaların sona ermesinden sonra keşfedilen “acele kamulaştırma” itiraz ve mahkeme sürecini halkın aleyhine etkilemekte ve insanlar mağdur edilmektedir. İnsanların elektrik, su gibi temel ihtiyaçlarının kesintiye uğratılması beslenme, temizlik gibi temel hakların ihlaline sebep olmaktadır. Suriçi ailelerinin çoğu daha önce zorunlu göç sonucu buralara yerleşmiş ve Sur’da yaşanan çatışmaların da doğrudan ya da dolaylı mağduru olmuşlardır. Çatışma sonrasında bir kere daha mağdur edilmeleri insanlarda ayrımcılığa uğradıklarına dair duyguyu güçlendirmiştir. Proje sorumlusu olarak kamu erkinin insaniliği gözetmesini, insanların tatmin olacağı alternatif önerilerle uzlaşma yoluna gitmesini ve bu süreçte elektrik, su kesintileri ile bezdirme yöntemini terk etmesini bekliyoruz.&#8221;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/08/bombalar-patlarken-evimi-birakmadim-kepce-gelse-de-birakmam/">‘Bombalar patlarken evimi bırakmadım kepçe gelse de bırakmam”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
