<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Suriye arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriye/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2020 06:01:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Suriye arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suriye/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çatışma Bölgelerinde Covid-19 Salgını: Suriye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/catisma-bolgelerinde-covid-19-salgini-suriye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Özüyağlı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Aug 2020 06:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Bölgelerinde Covid 19 Salgını]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birçok çatışma bölgesinde olduğu gibi Suriye'de de Covid-19 salgınının etkileri hakkında doğru bilgilere ulaşılamıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/catisma-bolgelerinde-covid-19-salgini-suriye/">Çatışma Bölgelerinde Covid-19 Salgını: Suriye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arap Baharıyla birlikte Orta Doğu’da değişen daha doğrusu değişmek isteyen ülkelerden biri de Suriye idi. Baas Rejimine karşı başlayan barışçıl protestolar Beşar Esad hükümetinin emriyle kanlı bir biçimde bastırıldı. Protestoların silahla bastırılması ve karşılığında sivillerin de silahlanması sonucunda Suriye’de iç savaş çıktı. Bu savaşın aktörleri çok çeşitli taleplere ve dolayısıyla farklı bakış açılarına sahipti. Bölgede kalıcı bir hale gelmeye çalışan IŞİD, bileşenlerinin kimler olduğu konusunda bile birçok tartışma olan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), kuzeydeki Kürt Hareketi (YPG) ve son olarak da rejim. Suriye’de çatışmalar başlayalı neredeyse 10 yıl oluyor ve çatışmalar duracak gibi değil.</p>
<p>Hayatlarının çoğunu birlikte geçiren insanların kısacık bir süre içinde kendilerini bir savaşın düşman taraflarında bulmaları, Suriye’nin yaşamaya devam edemeyecekleri bir noktaya varan durumu; binlerce insanın Suriye’den kaçarak iltica etmesine sebep oldu. Çatışmalar bugün de devam ediyor ve birçok çatışma bölgesinde olduğu gibi Covid-19 salgınının Suriye’de ne gibi etkilere sahip olduğuyla ilgili sağlıklı ve doğru bilgilere ulaşamıyoruz. Suriye Haber Ajansı&#8217;nın rakamlarına göre  ülkede sadece 999 vaka ve 48 Covid-19 sebepli ölüm var. Ancak bu sayıları ülkenin nüfusuna oranlayıp diğer ülkelerdeki vaka sayılarıyla karşılaştırdığımızda; rakamların, mesela Türkiye’deki vaka ve ölüm oranına göre, çok düşük olduğunu görüyoruz. Peki salgın başladığından beri Suriye’de neler oluyor?</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-57217" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/8e04ceff1a684a8bb55ba27ae1a4cab0_18-640x360.jpg" alt="çatışma bölgelerinde korona krizi suriye" width="360" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/8e04ceff1a684a8bb55ba27ae1a4cab0_18-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/8e04ceff1a684a8bb55ba27ae1a4cab0_18.jpg 800w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Suriye’de Salgının Seyri  </strong></p>
<p>Suriye hükümetinin ısrarlı inkarına rağmen virüsün Suriye’ye girdiğine dair yayınlanan raporlar vardı. Al Jazeera’de yer alan bir habere göre, 10 Mart&#8217;ta Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (Syrian Observatory for Human Rights) bir rapor yayınladı. Yayınlanan bu rapora göre Tarsus, Şam, Humus ve Lazkiye’de Covid-19 vakaları vardı. Ancak İngiltere merkezli kaynaklara göre, sağlık personelinin konuyu tartışmasını yasaklamak için hükümet tarafından yasak getirildi.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamaya göre, o tarihte Suriye’de vaka olmasa bile hükümetin bir salgınla başa konusunda yapabilecekleri, dokuz yıllık savaştan &#8220;ağır bir şekilde” etkilenmişti. Ve devlet hastanelerinin sadece yüzde 50&#8217;si tam kapasite çalışabilmekteydi. 16 Mart Pazartesi günü Suriyeli hükümet yetkilileri tarafından yapılan çeşitli açıklamalara göre, önlem amacıyla, Suriye’de eğitime ara verildi ve Cuma namazları askıya alındı. 19 Mart’ta ise Kürtlerin bulunduğu kuzey Suriye’de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 22 Mart’ta ise Suriye Sağlık Bakanı tarafından ülkedeki ilk vaka açıklandı. 24 Mart’ta Suriye genelinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.</p>
<p>20 Mayıs’ta Suriye’de yaklaşık 20 gündür hiç yeni vaka görülmediği ve yeni vakaların tamamının ülke dışından dönen vatandaşlar olduğu açıklandı. Ancak bu açıklamalar gelene kadar zaten Suriye’de insanlar karantina koşullarının hükümet tarafından Baas rejimi lehine kullanıldığını söyleyip protesto etmeye başlamışlardı. Bu protestolara karşılık hükümet yetkilileri de protestolara katılan kişilerin salgın konusunda sorumsuz davrandığı yönünde açıklamalarda bulundu. Devletin medya organı olan Syrian Arab News Agency’de yer alan haberlere göre Suriye’de 1 Haziran’da yeni bir vaka görüldü.</p>
<p>26 Haziran’da BM bünyesindeki Dünya Gıda Programı (WFP) sözcülerinden Elisabeth Byrs’in yaptığı açıklamalara göre, Suriye benzeri görülmemiş bir gıda kriziyle karşı karşıya. Yapılan açıklamaya göre yalnızca 2020’nin ilk altı ayında Suriye’de gıdaya ulaşma imkanını yitiren insanların sayısı 1,4 milyonu buluyor. Bu açıklamaya göre Suriye genelinde toplam 9,3 milyon kişinin gıda güvensizliği yaşıyor. Anadolu Ajansı’nın haberine göre uluslararası karışıklıklar yüzünden gıda fiyatlarının çok fazla arttığı Suriye’de haziran ayı itibariyle 9 milyon kişi gıda sıkıntısı çekiyor. Byrs, ailelerin öğünlerini azalttıklarını, mallarını sattıklarını ve borca girdiklerini belirtti. Bu durumun düzeltilmesi için acilen dünya geneli bir kampanya ile 200 milyon dolar toplanması gerektiğini açıkladı WFP&#8217;nin Suriye&#8217;de yıl sonuna kadar gıda yardımlarını devam ettirebilmesi için 200 milyon dolara ihtiyaç duyduklarına işaret eden Byrs, ağustosa kadar gerekli fonu sağlayamamaları durumunda ülkedeki gıda yardımlarını büyük ölçüde durdurmak zorunda kalacakları uyarısında bulundu. Ancak The New York Times’da yer alan habere göre bu meblağ toplanamadı. Temmuz sonunda ancak 7,7 milyon dolar toparlanabilmişti ki bu da gerekli miktarın yirmide biri dahi değil.</p>
<p><strong>Şu Anda Neler Oluyor? </strong></p>
<p>Independent Türkçe ve Al Monitor gibi kaynaklara göre, Suriye’de içinde bulunduğumuz ağustos ayının sonuna kadar 2 milyon insanın Covid-19 kapma ihtimali büyük. Gerekli önlemlerin alınmaması halinde koronavirüsün yol açacağı yıkımın daha da büyümesinden korkuluyor. Al Monitor’de yer alan haberde, bölgedeki doktorlar ve sağlık görevlileri gerçek rakamları bildirme konusunda isteksiz olduğu kaydediliyor. Ayrıca bazı yetkililerin ve tanınmış kişilerin ülkede durumun kontrol edilmez halde olduğuna dair yorumları yer alıyor. Covid-19 teşhisi konduktan sonra bir devlet hastanesinde tedavi gören Suriyeli ünlü aktör Ahmed Rafi’nin 9 Ağustos’ta verdiği röportajda, virüsle bağlantılı olarak günde 60 can kaybının yaşandığını söylediği aktarılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/26/catisma-bolgelerinde-covid-19-salgini-suriye/">Çatışma Bölgelerinde Covid-19 Salgını: Suriye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Suriyeli Mülteciler Bayramlaşmaya Değil Geride Bıraktıklarını Kontrole Gidiyor’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/25/suriyeli-multeciler-bayramlasmaya-degil-geride-biraktiklarini-kontrole-gidiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 May 2019 11:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Geçmez]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali Salih]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ-DER]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeli mültecilerin bayram için Suriye’ye gitmesi ile birlikte sosyal medyada yeniden artan nefret söylemleri ile ilgili konuştuğumuz mülteci dernekleri, Suriye’ye geri dönüşün koşullarının oluşmadığını ve Suriyeli mültecilerin bayramlaşmaya değil, Suriye’de geride bıraktıklarını kontrole gittiklerini dile getirdi.  Suriyelilerin bayramda gidişlerinin bir diğer sebebi de; giriş çıkış hakkının sadece bu dönemde olması...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/25/suriyeli-multeciler-bayramlasmaya-degil-geride-biraktiklarini-kontrole-gidiyor/">‘Suriyeli Mülteciler Bayramlaşmaya Değil Geride Bıraktıklarını Kontrole Gidiyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi bazı Suriyeli mülteciler bayramı ülkelerindeki geçirebilmek için Kilis Öncüpınar Sınır Kapısı’ndaki işlemlerin ardından Suriye’ye geçmeye başladı. 24 Mayıs sabahı itibari ile geçiş yapan Suriyeli sayısı 6 bin 500 civarında.</p>
<p>Geçişin başlamasıyla ilgili yayınlanan haberlerle birlikte sosyal medyada Suriyelilere yönelik nefret söylemleri yeniden kendini göstermeye başladı. Hakarete varan paylaşımların yanı pek çok kişi de ‘Bayrama gidebiliyorlarsa neden geri dönüyorlar’ sorusunu sordu.</p>
<p>Geri dönüşün ne derece mümkün olduğu göçe sebebiyet veren durumların ortadan kalkması, bir diğer deyişle güvenli dönüş ortamının sağlanmasına bağlı. Sekizinci yılını dolduran savaşın yarattığı ortam aksini göstermekle beraber, devam eden çatışmalar her geçen gün yeni kişilerin yerinden edilmesine ya da komşu ülkelere sığınmasına yol açıyor.</p>
<p>ABD’nin IŞİD’in yenilgiye uğratıldığına ve Suriye’de savaşın sona erdiğine yönelik yaklaşımların aksine İdlib’teki güncel durum göz önüne alındığında, göç hareketinin devam etmesi bekleniyor. Suriye’de kalıcı bir barış ortamı sağlanana kadar gönüllü geri dönüşün gündeme gelmesi mümkün değil. Suriyelilerin bayramda ülkelerine gitmelerinin temel sebepleri arasında; açık kapı uygulamasının artık olmadığı, yani gittiklerinde geri gelme şansı bulamadıkları için bayram süresince verilen serbest geçiş hakkını kullanmak istemeleri&#8230; Böylece hem geride kalmış yakınlarına ulaşma hem de memleketlerindeki son durumu görme imkanı buluyorlar.</p>
<p><strong>‘Savaş Ortamı Sonlanmadı’</strong></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-39109 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/muhammed_salih-640x427.jpg" alt="" width="331" height="221" /></p>
<p>Suriyeli mültecilerin kurduğu Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Ali Salih, Suriye’deki savaş ortamının sonlanmadığının altını çizerek, “Bazı bölgelerde bombalamalar devam ediyor, savaş uçakları hala kalkıyor. Çatışmanın olmadığı yerlerde de gerginlik devam ediyor, güven ortamı oluşmuş da değil. Hırsızlık ve intikam eylemleri de sürüyor. Yine alt yapı sorunu var. Gidenler, ziyaret veya seyahat amacıyla değil geride bıraktıklarını kontrol amacıyla gidiyorlar, evleri hala yerinde mi, yaşanabilir bir ortam var mı öğrenmek amacıyla gidiyorlar. Eğer ki bu ziyaretinde ortada bir güvenli ve yaşanabilir bir ortam görürse belki de ailesini yanına alarak geri dönecek” dedi.</p>
<p><strong>‘Siyasi İttifak Ortamı Olmazsa Dönüşler Başlamaz’</strong></p>
<p>Hala güvenli geri dönüşün koşullarının oluşmuş olmadığının de belirten Salih, “İdlip’in durumunu ele alırsak değil geri dönüş yeni mültecilerin Türkiye’ye doğru yol alması mümkün. Eğer başta rejim, muhalif gruplar ve uluslararası kurumlar siyasi bir ittifak ortamı oluşturmazsa geri dönüş de olmaz bunun için uzun yıllar gerekiyor. Ortada bir barış ortamını sağlayacak güç de yok. Çatışmalar bugün bile bitse ortada dönüşe uygun ekonomik bir ortam yok, tarımcılık ve hayvancılık bile mümkün değil. Sosyal medyada tepki gösterenler maalesef düşünmüyorlar, bu şartların hüküm sürdüğü bir ülkeye geri dönüş nasıl olsun. Acaba Türkiye’ye bu hale gelirse nereye kaçacaklar, elbette ki komşularına. Haksız yere suçlamadan önce bizi dinlemelerini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong> </strong><strong>‘İzin belgesi yerine geri dönüş belgesi imzalatıldığı oldu’</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-39116 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/IMG-20190525-WA0008-640x480.jpg" alt="" width="386" height="290" />Mülteci Der Başkanı Av. İrem Geçmez, Suriyelilere verilen bayram izninin sınırlı olduğunu bilgisini vererek,  “Bütün Suriyelilere verilen bir izin değil. Yaklaşık 20 bin civarı Suriyeliye ve özellikle orada bağlantısı bulunanlara verilen ve gidiş dönüş yol süreleri de hesaplanarak bayram süresi için verilen bir izin bu. Her ne kadar çeşitli nefret söylemleri bulunsa da aslında bu durum mülteci olarak ülkemize gelen Suriyelilerin ülkesi ile bağlantısının devam etmesi ve koşullar düzelince geri dönme ihtimalinin artmasını sağlamaktadır. Ancak burada değinilmesi gereken önemli bir husus da şu, her ne kadar bayram izni idari olarak verilmiş bir izin ve mültecilik statüsünü kanunen engelleyen bir durum olmasa da Göç İdaresi tarafından Türkçe okuma yazma bilmeyen kişilere izin belgesi yerine gönüllü geri dönüş formu imzalatılabilmektedir. Geçmişte bu uygulamanın örneği bulunmakta olup, bu durum Suriyelilerin ülkemizde sahip olduğu geçici koruma statüsünü kaybetmelerine neden olmaktadır” dedi.</p>
<p>Sosyal medyada yer alan nefret söylemleri genel olarak siyasetçilere hizmet ettiğini ifade eden Geçmez şunları söyledi, “Ülkede meydana gelen her türlü sosyal, ekonomik, siyasi sıkıntının sebebi olarak mülteciler gösterilmektedir ve bu noktada nefret söylemleri bunun hem nedeni hem de sonucu olmaktadır. Mültecilere yönelik söylemler, siyasi tavırların sonucu olarak ortaya çıkmakta ve toplumdaki algı bu söylemlerle şekillenmektedir. Örneğin, Suriyeli mültecilerin Müslüman kimlikleri ön plana çıkarıldığında ve söylemler buna yönelik olduğunda tavırlar farklı, mültecilere yapılan destek ya da sağlanan ekonomik yardım ve bu yardımların ülkede oluşturduğu yük vurgulandığında farklı olmaktadır”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/25/suriyeli-multeciler-bayramlasmaya-degil-geride-biraktiklarini-kontrole-gidiyor/">‘Suriyeli Mülteciler Bayramlaşmaya Değil Geride Bıraktıklarını Kontrole Gidiyor’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mülteciler Ekonomiye Yük Değil Aksine Katkı Sağlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/16/multeciler-ekonomiye-yuk-degil-aksine-katki-sagliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Jul 2018 10:22:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Bekir Berat Özipek]]></category>
		<category><![CDATA[Halid Babilli]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[SIAD]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Turgay Aldemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28728</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Teknoloji Ekonomi Ve Sosyal Araştırma Vakfı (UTESAV) tarafından hazırlanan Suriyeli Sığınmacılar ve Türkiye Ekonomisi raporunda, mültecilerin ‘ekonomiye yük’ olduklarıyla ilgili yanlış bilgilerin aksine ülke ekonomisine son yıllarda büyük katkı sundukları ortaya konuluyor. Raporu kaleme alan Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, ekonominin  durağan, birilerinin gelmesiyle pastanın paylaşılacağını ifade eden statik bir süreç olmadığını belirterek, “Tam tersine ekonomi yeni gelenlerle beraber iktisadi pastanın da büyümesi anlamına gelir. Dinamik bir süreçtir. Bu dinamik sürecin gereklerine uygun tutumlar alınmalıdır. Yasa oluşturucular bu konuda üstlerine düşeni yapmalıdır. Bu da ekonomik hayatın önündeki engellerin kaldırılmasıdır.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/16/multeciler-ekonomiye-yuk-degil-aksine-katki-sagliyor/">&#8220;Mülteciler Ekonomiye Yük Değil Aksine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçişleri Bakanlığı&#8217;nın açıkladığı son verilere göre, Türkiye&#8217;ye gelen Suriyeli mülteci sayısı Haziran 2018 itibariyle 3 milyon 570 bin 352 oldu. Aynı verilere göre, 216 bin 890 kişi kamplarda yaşarken, 3 milyon 353 bin 462 kişi ise kamp dışında il ve ilçelerde yaşıyor. Suriyeli sığınmacıların ekonomiye katkılarını ve bu alanda yaşanan sıkıntıları ortaya koyan <a href="http://www.utesav.org.tr/dosyalar/web_dosya/Suriyeli-Siginmacilar-ve-Turkiye-Ekonomisi-Raporu.pdf">UTESAV’ın “Suriyeli Sığınmacılar ve Türkiye Ekonomisi -Evrensel tecrübe ışığında bir etkiyi konuşmak-” raporu,</a> geçtiğimiz nisan ayında düzenlenen Sığınmacılar ve Ekonomi Çalıştayı’na katılan alanında uzman kişiler ile akademisyenlerin bireysel ifade ve beyanlarından derlenerek hazırlanmış. Prof. Dr Berat Özipek tarafından kaleme hazırlanan rapor, sığınmacılara yönelik ön yargıyı kırmak, gündelik tartışmaların ötesine geçerek, konuyu temel insani değerler çerçevesinde ele almayı ve yanlış anlamalarla, ekonomik alandaki olumsuz propagandaların giderilmesi amacıyla hazırlanmış.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-28730" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/Ekran-Alıntısıq-640x239.png" alt="" width="360" height="155" /></p>
<p>Göçmenlerin ve sığınmacıların, geldikleri ülkeye olan katkıların bir boyutunun da ekonomi alanındaki katkılar olduğu belirtilen raporda, “Onları basitçe “ekonomiye yük” olarak algılayan yaklaşımların aksine, ekonomik dinamizmi artıran, üretici ve tüketici olarak ekonomiye katkı yapan ve özellikle nüfusun yaşlandığı ülkelerde, sosyal güvenlik başta olmak üzere, sistemin çarklarını döndüren taze bir güç olarak bakmak mümkündür. Bu çerçevede Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacılar da emekleri, meslekleri, sahip oldukları maddi değerler ve diğer nitelikleriyle ekonomiye çok boyutlu katkı yapmaktadırlar. Bazı sektörlerde kısa vadede yaşanan iş kayıpları, makro ölçekte bu katkının değerini azaltmaz. Suriyeli sığınmacıların yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde gözle görülür bir ekonomik canlanma ve  bu canlanmanın ölçülebilir olduğu durumlar vardır.” deniliyor.</p>
<p>Raporda görüşlerine yer verilen SIAD Başkanı İşadamı Halid Babilli, Suriyeliler olarak kendi imkânlarıyla, kendi sermayeleriyle iş kurduklarını belirterek, “2014 yılında 4.500 işadamı, Suriyeli işadamı 1.22 milyar liralık bir iş yatırımı yaptılar. 2015’te yabancı yatırımcılar arasında Suriyeliler ilk sırada geliyordu, Almanlardan sonra, yüzde 25.21 yabancı sığınmacı yatırımcılar. Şimdi 6.000 Suriyeli şirket var 3.5 milyar dolar yatırımla. Yeni bir çalışmaya göre Suriyelilerin yüzde 90’ı kendi imkânlarıyla çalışıyor ve hayatlarına devam ediyor. “ diye anlatıyor.</p>
<p>Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir de, ““Hayırseverliği ve konukseverliği “hukukseverliğe”, kalıcı hukuki normlara ve güvencelere dönüştürmemiz gerek” uyarısında bulunuyor.   Gaziantep Ticaret Odasına (GTO) kayıtlı Suriyeli firma sayısı 1200’ü aştığı belirtilen raporda, ekonomik yatırım yapmak isteyen Suriyeli iş adamlarının bankacılık ve iş kanunu prosedürlerinde sorun yaşadıklarına da vurgu yapılıyor.</p>
<p>Raporu yayına hazırlayan Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, ekonominin durağan  bir süreç olmadığını vurgulayarak, “Ekonomi sıfır toplamlı bir oyun değildir. Tam tersine ekonomi yeni gelenlerle beraber iktisadi pastanın da büyümesi anlamına gelir. Dinamik bir süreçtir. Bu dinamik sürecin gereklerine uygun tutumlar alınmalıdır. Yasa oluşturucular bu konuda üstlerine düşeni yapmalıdır. Bu da ekonomik hayatın önündeki engellerin kaldırılmasıdır. Mesela, Türkiye&#8217;de şirketler yüzde 10 Suriyeli yüzde 90 Türk işçi çalıştırıyor. Bu ekonomik hayatın doğal akışına aykırı. Ya da onların banka, kredi faaliyetlerinin zorlaştırılması bunu Türkiye&#8217;de ortaklar üzerinden yapmak zorunda kalmaları ekonomik üretkenliklerini azaltıyor.  Türk ve Suriyeli iş insanlarının söyledikleri şuydu, &#8216;Eğer bu konudaki mevzuat değişir, kısıtlamalar kaldırılırsa şu andaki ekonomik katkılarımızdan çok daha fazlası yapacak durumdayız&#8217;. Bunun önünü açmak gerekir.&#8221; diye belirtiyor.</p>
<p><strong>Kalıcı Çözümler Şart</strong></p>
<p>Raporun sonuç bölümünde, Suriye’deki siyasi durumun ne yöne evrileceğinin ve geri dönüş için ihtiyaç duyulan normalleşme sürecinin ne zaman başlayabileceğinin öngörülemediği belirtilerek, sığınmacıların kalıcı oldukları gerçeğinden hareket ederek kalıcı çözümler ve buna uygun siyaset üretilmesinin önemine işaret ediliyor.  Tarihi tecrübenin engeller kaldırılıp fırsat verildiğinde, göçmenlerin ekonomik üretkenliğine olağanüstü başarılı katkı sunabileceklerinin görüldüğünün hatırlatıldığı raporda, aynı tecrübenin göçmenlerin meşru yollardan çalışma, üretme ve teşebbüs özgürlükleri tanınmadığında, bunun ciddi olumsuz sonuçları olabileceği vurgulanıyor ve “Misafirperverliğin kalıcı hukuk normlarına dönüştürülmesi” önerisine dikkat çekiliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-28729" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6-640x425.jpg" alt="" width="360" height="239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/6-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 360px) 100vw, 360px" />Raporda ekonomi alanında yapılan önerilerden bazıları şöyle:</p>
<p>Suriyeli sığınmacıların entegrasyonunun öncelikle ekonomik entegrasyonun önündeki engellerin kaldırılmasından geçtiği gerçeğinden hareketle, onların iktisadi faaliyetlerini kısıtlayan düzenlemeler kaldırılmalı ve ekonomiye katkı yapmaları kolaylaştırılmalıdır. Daha somut olarak, çalışma izni almaları, iş kurmaları, personel istihdam etmeleri, bankacılık, kredi, ihracat ve ithalat gibi alanlarda diğer ekonomik aktörlerle eşit şartlarda faaliyette bulunmaları sağlanmalıdır.</p>
<p>Ekonominin yeni girişlere daha açık hale getirilmesi ve Suriyeli iş insanlarının ekonomik sisteme daha fazla dahil edilmesi, onların iş yapma kapasitesinin arttırılmasını sağlayacak bir dizi kolaylığa ihtiyaç göstermektedir. Prosedürleri azaltmak, iş ve ticaret ile ilgili olanlar başta olmak üzere ilgili mevzuatı Arapça&#8217;ya çevirmek, Arapça bilen memurlar istihdam etmek, Suriyeli iş insanlarına rehberlik edecek faaliyetler, mevzuat ve vergi düzenlemeleri ile Çin’in kullandığı serbest bölgeler türü düzenlemeler yapılabilir.</p>
<p>Sığınmacıların iktisadi aktivitelerini güçleştiren mevzuat hükümleri (Geçici koruma kimlik belgesi hangi ilde verildiyse o ilde çalışma zorunluluğu veya seyahat kısıtlamaları gibi) kaldırılmalı; sözleşme serbestisini kısıtlayan hükümler azaltılmalı ve ekonomik akışkanlık ve esnek çalışma kolaylaştırılmalıdır.</p>
<p>İşletmelerin eleman istihdamında en fazla yüzde on sığınmacı çalıştırabileceklerine ilişkin kısıtlamalara son verilmelidir. Bu kısıtlama iktisadi hayatın gerekleriyle bağdaşmamakta, özellikle sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı sınır bölgelerinde herkes için hayatı zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Suriyeli iş insanları tarafından kurulan şirketlerin de tıpkı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bireylerce kurulan şirketler gibi serbest ve eşit koşullarda faaliyet göstermelerinin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Üretim desteği, teşvik ve kredilerle ortak iş yapma ve para transferi konularındaki kısıtlamalar kaldırılmalı; bütün bu konularda sadece ekonomik kriterler esas alınmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/16/multeciler-ekonomiye-yuk-degil-aksine-katki-sagliyor/">&#8220;Mülteciler Ekonomiye Yük Değil Aksine Katkı Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2017 13:25:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Pedal]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Büyükkafes]]></category>
		<category><![CDATA[Detta Regan]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Follow the Women]]></category>
		<category><![CDATA[FTW]]></category>
		<category><![CDATA[Jülide Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Kılıçel]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Oktay]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[seçil öznur yakan]]></category>
		<category><![CDATA[Seçil Zor]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyma Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Tın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19647</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Follow the Women; “Barış için Pedal”- Ortadoğu’da süregiden savaşa dikkat çekmek, Suriye ve Filistin kamplarında yaşayan insanların sıkıntılarını dile getirmek için bu yıl yedinci kez düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar Lübnan’ın farklı bölgelerini bisikletle dolaştı. 16 ülkeden 120 kadının katıldığı etkinlikte Türkiye’den Seçil Öznur Yakan, Özlem Oktay, Nur Kılıçel, Şeyma Şahin, Seçil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/">Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Follow the Women; “Barış için Pedal”- Ortadoğu’da süregiden savaşa dikkat çekmek, Suriye ve Filistin kamplarında yaşayan insanların sıkıntılarını dile getirmek için bu yıl yedinci kez düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar Lübnan’ın farklı bölgelerini bisikletle dolaştı. 16 ülkeden 120 kadının katıldığı etkinlikte Türkiye’den Seçil Öznur Yakan, Özlem Oktay, Nur Kılıçel, Şeyma Şahin, Seçil Zor, Jülide Arslan, Burcu Büyükkafes ve Yeşim Tın da yer aldı.</p>
<p>Etkinlik için kısa bir bilgi vermek gerekirse;“Follow The Women” (FTW) farklı ırklardan ve farklı geçmişlerden gelen insanlar arasında iyi ilişkiler geliştirilmesi, eğitimin ilerletilmesi, eşitlik ve çeşitlilik konusunda farkındalığın artırılması için yaptıkları faaliyetleri desteklemek için kuruldu. FTW, 2001&#8217;de  &#8216;Yılın Avrupalı Kadını ve Nobel Barış Ödülü&#8217; adayı Detta Regan’ın fikri eseri olup, ilk kez 2004 yılında Lübnan, Suriye ve Ürdün&#8217;de, bölgedeki şiddetin son bulması ve barış için tüm dünyadan 270 kadının katılımıyla gerçekleştirildi. 2008’de ise FTW İngiltere’de kayıtlı/resmi bir yardım kuruluşu oldu.  Türkiye&#8217;den etkinliğe katılan kadınlara yaşadıkları deneyimleri Sivil Sayfalar&#8217;a anlatmalarını istedik.</p>
<p><strong>&#8220;Kadınlar tek vücut, tek dil olmuştu&#8221;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_19844" aria-describedby="caption-attachment-19844" style="width: 267px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19844" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/WhatsApp-Image-2017-10-12-at-10.12.35.jpeg" alt="" width="267" height="150" /><figcaption id="caption-attachment-19844" class="wp-caption-text">Özlem Oktay</figcaption></figure>
<p>Özlem Oktay: Yaklaşık iki saat süren uçak yolculuğumuzun ardından Beyrut’a indik. Havaalanında bizi &#8216;Beyrut By Bike&#8217; ekibi ‘hoş geldiniz’ bayraklarıyla ve coşkuyla karşıladı. Otele vardığımızda Beyrut By Bike başkanı Jawad Sbeity ve organizatör Detta Regan ile tanıştık. Turun amaçlarından, geçmiş deneyimlerinden, sponsorlardan ve tur boyunca dolaşacağımız güzergâhlardan bahsedildi.</p>
<p>Tur başlama noktası Trablus’a geçtiğimizde önce Trablus Kalesi’ni, eski Trablus çarşısını, tarihi caddelerini ve hamamlarını dolaştık. Onlarca hamama sabun temin etmek için el yapımı üretim yapan tarihi Khan-Al Saboun fabrikasını ziyaret ettik ve zeytinyağlı sabunları, cilt maskelerini denedik. Ertesi gün geleneksel Trablus yerel dansları ve konuşmaların ardından,  şiddet kurbanları için saygı duruşunda bulunuldu sonrasında ise Byblos’a varmak üzere 60 kilometrelik ilk sürüş için yola çıktık. ABD, İtalya, Fransa, Japonya, İran, Danimarka, İngiltere, Çin, İran, Filistin, Almanya, Polonya, Ürdün, Kuzey Kıbrıs ve Belçika’dan gelen kadınlarla tek vücut, tek dil olmuştuk bile. Sahil kıyısı boyunca güzel köylerden ve yollardan geçerken gördüğümüz bazı manzaralara hayranlıkla, savaş izlerini taşıyan yerlere ise şaşkınlıkla baktık. Evlerin ve otellerin çoğu boştu. Anlatılanlara göre, şu anda Lübnan da yaşayan nüfusun üç katı büyüklükteki bir nüfus başka ülkelerde yaşıyor.</p>
<p>Tur sonralarında diğer ülkelerden gelen kadınlarla sohbet ediyor hem kendi ülkelerimizi hem de Lübnan’ı değerlendiriyorduk. Bir sonraki gün rotamızı Lübnan’ın iç bölgelerinden Mokthara, Jezzine ve Ansar’a doğru çevirdik.</p>
<p>Bekaa Vadisi’ne geldiğimizde kum renginin hâkim olduğu evler, çorak topraklar ve sıra sıra mülteci kampları karşımıza çıkıyordu. Dışarıda &#8220;terör örgütü&#8221; kabul edilen Hizbullah, bu bölgede yaptığı okul ve hastanelerle ve fakirlere bedava sağladığı hizmetlerle biliniyor ve halk tarafından çok seviliyordu. Lübnan’ın güneyindeki Mleeta, dünyada eşi benzeri olmayan bir açık hava müzesine ev sahipliği yapıyor. Hizbullah Direniş Müzesi, Hizbullah’ın İsrail’e karşı devam eden mücadele tarihini ve geride bıraktıklarını, askerlerden kalan kaskları, botları, patlamamış bombaları ve devrilmiş askeri araçları kapsıyordu. Yığının merkezinde ise, namlusuna düğüm atılmış bir İsrail tankı duruyordu. Hizbullah lideri Nasrullah’ın ve direnişin anlatıldığı sunumun ardından oradan ayrılırken, Hizbullah bölgesinde asılı siyah, kırmızı ve yeşil bayraklar ve evlerden yükselen ilahi sesleri dikkatimizi çekti.</p>
<p>Sonraki gün ise mülteci kampı ziyaretine gidildi. Mülteci sorunu Lübnan’da daha vahim bir hal almış durumda. Uzun yıllardır İsrail&#8217;den kaçan 450 bin Filistinli sığınmacıya kapılarını açan Lübnan, şimdi de Suriyeli mülteciler için kamplar kuruyor. Lübnan’da 1 milyon 172 binden fazla Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Yani, Lübnan nüfusunun yarısını mülteciler oluşturuyor. Savaş sonrası ekonomi ve turizmde önemli kayıplar veren ülke mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamakta çok zorluk yaşıyor. Filistinli mülteciler, altyapı ve sosyal imkanların çok kısıtlı olduğu kamplarda yaşarken geri kalanlar ise kamp çevresinde ve ülkenin farklı bölgelerinde yaşam mücadelesi veriyor. Altyapısı olmayan kamplarda, en büyük sorunların başında su ve elektrik sıkıntısı var. Kontrolsüz nüfus artışının hızla devam etmesi, eğitim ve sağlık imkanlarının yetersizliği ve istihdam çözülmesi gereken en büyük problemlerin başında yer alıyor.</p>
<figure id="attachment_19845" aria-describedby="caption-attachment-19845" style="width: 193px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19845" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/WhatsApp-Image-2017-10-12-at-10.09.53.jpeg" alt="" width="193" height="257" /><figcaption id="caption-attachment-19845" class="wp-caption-text">Barış için pedal çeviren kadınlar Lübnan Başbakan&#8217;ı Saad Hariri ile birlikte.</figcaption></figure>
<p>Turun son günü Başbakan Saad Hariri tarafından ofisinde ağırlandık. Kısaca aktarmak gerekirse Hariri konuşmasında &#8220;Lübnan; bir arada yaşama, kültür, tarih ve güzellik ülkesidir ancak bazen kaos, acı ve sıkıntı dönemleri de yaşayabilir. Lübnan&#8217;da olduğunuzda, güzel şehirleri görebilirsiniz ve 18 farklı mezhep bulunmasına rağmen hepimiz birer kişi gibi yaşıyoruz, ancak bazen siyaset bizi bölüyor. Ülkenize döndüğünüzde, arkadaşlarınıza bu ülkenin ne kadar güzel olduğunu söylemelisiniz. Umarım ailelerinizle ve arkadaşlarınızla Lübnan&#8217;a geri dönersiniz” dedi.</p>
<p>“Kadınları Takip Et; Kadınlar Barış için pedal çeviriyor” turunu, her günü ayrı bir şehirde, harika manzaralar, lezzetli yemekler eşliğinde ve cesur kadınlarla tamamladığımız için çok mutluyum. Uğradığımız şehirlerde devlet erkanları ve yerel halk oldukça ilgi gösterdi. Yanımızda daima özel tim ve sağlık ekipleri vardı.</p>
<p>Şu an Lübnan’da kadınların tek başına, güvenli bir şekilde bisikletle dolaşması pek mümkün gözükmese de Beyrut, Byblos, Sidon, Baalbek gibi turistlik açıdan görülmeye değer yerler güvenle ziyaret edilebilir.</p>
<p><strong>&#8220;Dilerim ki, varlıklarımızla, pedal seslerimizle birkaç dakika da olsa bizleri selamlayan Lübnan halkına umut olabilmişizdir&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_19803" aria-describedby="caption-attachment-19803" style="width: 274px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19803 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/ftw-2-1.jpg" alt="" width="274" height="206" /><figcaption id="caption-attachment-19803" class="wp-caption-text">Seçil Zor</figcaption></figure>
<p><strong>Seçil Zor:</strong>  Ortadoğu’da bisiklet turu fikrinin başlangıçta beni endişelendirdiğini itiraf etmem gerekir. Oysa ki, terörün ve diğer tehlikelerin artık yurdu, şehri olmadığını bizzat kendi ülkemde yaşadığım sıkıntılı süreçleri yeniden değerlendirdiğimde, FTW 2017 için hiç tereddütsüz hazırlık yapmaya karar verdim. Amacımız dünyanın dört bir yanından barış mesajları getirebilmekti. “Peace from Turkey” diyerek selamlaşmak benim için bir merhaba kadar sıradan olmuştu. Yol aldığımız şehirlerde bizleri selamlayan çocuklar için kısa süreli farkındalık yaratabilmiş olmayı umuyorum. Yaşam koşulları sebebiyle hayatında sadece ihtiyaçları dışında başka ihtiyaçlarının da olabileceği ihtimalinden yoksun olduğunu düşündüğüm kadınlar için farkındalık yaratabilmiş olduğumuza yürekten inanıyorum. Ortadoğu’nun her an kıvılcım alıp tutuşabileceğini düşündüğüm coğrafyasına bisikletimle birlikte birkaç gün de olsa özgürlük fikrini getirmiş olabilmeyi istiyorum.</p>
<p>Geçmişte Suriye’ye gidememiş ve sonrasında da görülecek bir Suriye’nin kalmamış olması acısını içimde hep taşıyorum. Bu sebeple FTW 2017, Lübnan’ı görebilmek için tek şansım olabilirdi. Ülkelere bu gözle bakıyor olmaktan dolayı büyük utanç duyuyorum ancak küreselleşen dünyanın politik toplantı masalarında hangi ülkelerin nasıl paylaşıldığını bizler ancak uzaktan izleyerek öğrenebiliyoruz. Dilerim ki varlıklarımızla, pedal seslerimizle birkaç dakika da olsa bizleri selamlayan Lübnan halkına umut olabilmişizdir.</p>
<p><strong>&#8220;Kadınlardır barışı getirecek dünyaya</strong>&#8221;</p>
<figure id="attachment_19804" aria-describedby="caption-attachment-19804" style="width: 187px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19804" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG_20171001_100818.jpg" alt="" width="187" height="249" /><figcaption id="caption-attachment-19804" class="wp-caption-text">Burcu Büyükkafes</figcaption></figure>
<p><strong>Burcu Büyükkafes:</strong> Tura katılmamdaki en buyuk etken yarış için değil barış için pedallıyor olmamızdı; hem de sadece kadınlarla; ki kadınlardır barışı getirecek dünyaya&#8230;</p>
<p>Lübnan&#8217;da bisiklet sürmek; şehirler değiştikçe yaşamların değişmesi, inançların değişmesi, çöplerin aynı kalması, insanın aynı kalması.. Lübnan&#8217;dan dönerken Beyrut Havaalanına girişte Avrupa ülkelerini batıya, Türkiye&#8217;yi doğuya yönlendirmeleri.. Ve benim yabancı kadın arkadaşlara; &#8220;Yes we are also middle east country&#8221;* deyip el sallamam!</p>
<p>Ve şu an fark ediyorum ki, Lübnan&#8217;da bisiklet sürerken hiç taciz yaşamadık; hatta kadınlarla, erkeklerle ve çocuklarla yollarda hep selamlaştık, kötü bakışlara maruz kalmadan&#8230; Kadın ve bisiklet: özgürlük&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> &#8220;Bu bir barış sürüşü&#8221;</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19843 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/oznur-yakan-secil.jpg" alt="" width="145" height="182" />Seçil Öznur Yakan</strong>: Turistik bir gezi olarak Lübnan&#8217;a gidebilir ve çok da güzel vakit geçirebilirsiniz. Birkaç kafe, restoran, tarihi noktalar, deniz ve de gece hayatı. Beyrut&#8217;tan herhangi bir tatil anılarıyla dönebilirsiniz. Follow The Women turistik bir gezi değil. Ülkeyi kuzeyden güneye kat etsek, tarihi yerlerini rehberler eşliğinde gezsek de, bu bir barış sürüşü. Bir hafta boyunca dünyanın farklı ülkelerinden kadınlarla beraberdik. Hem Lübnan&#8217;ı, Ortadoğu&#8217;yu tanımaya çalıştık, hem de kadınlar olarak birbirimizi. Aynı masada bir yanımızda ülkesinin işgale uğradığını düşünen biri varken, diğer yanda işgalci ülkeden bir kadın vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Evet, ne de olsa biz de bir Ortadoğu ülkesiyiz.</p>
<p>Not: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/follow-the-women-2017-lubnan-soylesisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Follow the Women etkinliğine katılan kadınlar  9 günlük tur deneyimlerini paylaşmak amacıyla 8 Kasım’da  Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK) olacak.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/">Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 May 2017 13:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Esad]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyet Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14995</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeliler ve Türkler arasında yaşanan şiddet olayları yanında birçok dayanışma hikayesi de duymak mümkün. Onlardan biri de Şam’dan Konya’ya göç etmek zorunda kalmış Suriyeli Faten Tacoğlu’nun Suriyeli ve Türk kadınları eğitim için aynı çatı altında buluşturması. Zor süreçlerden geçerek Konya’da yeni bir yaşam kurmasına rağmen Faten Hoca ümitsizlik ve savaşın acılarını devam ettirmek yerine, kadınlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/">Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Suriyeliler ve Türkler arasında yaşanan şiddet olayları yanında birçok dayanışma hikayesi de duymak mümkün. Onlardan biri de Şam’dan Konya’ya göç etmek zorunda kalmış Suriyeli Faten Tacoğlu’nun Suriyeli ve Türk kadınları eğitim için aynı çatı altında buluşturması. Zor süreçlerden geçerek Konya’da yeni bir yaşam kurmasına rağmen Faten Hoca ümitsizlik ve savaşın acılarını devam ettirmek yerine, kadınlar ve çocuklar için manevi bir iyileştirme imkânı ortaya koymuş. </strong></h3>
<p><strong> </strong>Türklere gönüllü olarak Arapça eğitimi veren Faten Hoca&#8217;yla Suriye’den gelişini, buradaki yaşamını konuştuk.<strong>*</strong></p>
<p><strong> &#8211;</strong><strong>Kaç yıldır Konya&#8217;da yaşıyorsunuz? Buraya geliş ve yerleşme hikayenizi anlatır mısınız ?</strong></p>
<figure id="attachment_14997" aria-describedby="caption-attachment-14997" style="width: 292px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14997" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/IMG_20170520_131831.jpg" alt="" width="292" height="219" /><figcaption id="caption-attachment-14997" class="wp-caption-text">Sağda Faten Tacoğlu<strong>**</strong></figcaption></figure>
<p>Beş yıldır Konya’dayız, yaklaşık 40 senedir eşimin Türk öğrencilerle ilişkisi vardı. Kimisi Suriye’nin başkenti Şam şehrine geliyordu ve eşim orada Arapça, ilahiyat ve Kur’an eğitiminde onlara öğretmenlik yaptı. Bu öğrenciler mezun oldukları zaman da hoca-öğrenci ilişkisi kopmadan devam etti. Bazen de Türkiye’den kadın öğrenciler Arapça ve Kur’an öğrenmek için Suriye’ye geldiler ve benim onlarla tanışmama, yardımlaşma nasibim oldu. Fakat Suriye’de olaylar başladıktan sonra; özelikle 2012’de eşim Esad istihbaratı tarafından tutuklandı ve işkenceye uğradı. Ülkemizi terk etmek zorunda kaldık. Türkiye’yi sevdiğimiz ve tanıdığımız çokça Türk arkadaşımız olduğu için buraya gelmeyi tercih ettik. Konya’ya, bu güzel şehre geldiğimizde, bizim önceden tanıştığımız dostlarımız, ev kiralamak için yardıma koştular ve yuvamızı kurduk.</p>
<p>Biz Emevi devletinin başkentinden Şam’dan geldik ve bizim köklerimiz orada. Orada da ticaret ile uğraşıyorduk ve şimdi de burada Konya’da ticaretimizi devam ettiriyoruz. Bununla birlikte gönüllü olarak hem Suriyelilere, hem de Türk kardeşlerimize Yüce Rabbimin verdiği imkânlar ile Arapça, Kuran ve İslami ilimler eğitimi veriyoruz.</p>
<p><strong>-Yaşadığınız bölgedeki insanlarla ve komşularınızla ilişkileriniz nasıl? Şehre ve ülkeye alışma sürecinde zorluklarla mı yoksa dayanışmayla mı daha çok karşılaştınız?</strong></p>
<p>Daha önce dediğim gibi dostlarımızın yardımı ile Konya’da yerleştik ve onların komşusu olduk ve bugüne kadar aile gibi olduk ve bize yabancı gibi değil tam tersi sevgi, şefkat, hassasiyetle yaklaştılar, esnaflar da aynı şekil. Tabii ki bazı insanlar ve esnaftan aynı muameleyi görmedik, davranışları bize karşı kötüydü ama yine de sayısı azdı bu tür insanların. Ben bunu normal görüyorum çünkü insanlık hali, kimisi iyi kimisi kötü.</p>
<p>Bizim yolculuğumuza gelince ailemizi, vatanımızı, memleketimizi, arkadaşımızı, dostlarımızı, evimizi, mülkümüzü, tüm işlerimizi, bütün varlığımızı, aziz Şam’ımızı bırakarak çıktık. Zulümden, kahırdan kaçarak arabayla Şam’dan Lübnan’a, gemi ile Türkiye’ye, Mersin’e geldik ve oradan da Konya’ya devam ederek yolculuğumuz tamamlandı. Öyle harap olmuş bir psikoloji ile geldik ki, anlatılamaz. Konya’ya vardığımızda Türk kardeşlerimiz bize kucak açtı ve altında ezildiğimiz yükü kaldırdılar sağ olsunlar.</p>
<p><strong> -Haberlerde ve sosyal medyada zaman zaman Suriyeli &#8211; Türk çatışması, sözlü sataşmalar,  öldürmeye varan kavgalara şahit oluyoruz. Buna dair neler hissediyorsunuz? </strong></p>
<p>Suriyeliler ve Türkler arasındaki gerçekleşen kavgalar kesinlikle kabul edilemez Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: &#8221; فأصلحوا بين اخويكم واتقوا الله لعلكم ترحمون أنما المؤمنون إخوةBütün mü&#8217;minler kardeştir.&#8221;  O halde her ne zaman araları açılırsa, kardeşlerinizin arasını düzeltin ve yolunuzu yordamınızı Allah&#8217;ın kitabıyla bulmaya çalışın ki, O&#8217;nun rahmetine erebilesiniz.&#8221; Bu uyuşmazlıklar, kavgalar dünyanın farklı yerlerinde de var ve Suriyelilerle Türkler arasındaki kavgalar doğal sınırlarda resmi açıklamalara göre.</p>
<p><strong>-Konya Medeniyet Vakfı&#8217;nde Türk ve Suriyeli kadınlara dersler veriyorsunuz, aynı çatı altında ne tür ortak çalışmalar yapıyorsunuz? </strong></p>
<p>Kendimce &#8216;bize yapılan iyiliğe karşılık olarak bir şeyler yapmalıyım&#8217; dedim.  Türk dostlarımızın yardımlarından faydalanarak Suriyelilere ve Türklere eğitim vermek için izin aldım. Ondan sonra benim önüm açılmaya başladı ve birkaç vakıfta kendi alanımda eğitim vermeye başladım, Medeniyet Vakfı da onlardan biri.</p>
<p>Medeniyet Vakfı, Suriyeli ve Türk kadınları bir araya getirmek ve Arapça’yı, Kur’an’ı öğretmek için bir vesile oldu. Gönüllü olarak vakfa gidip gelen ev hanımlarına Arapça ve Kur’an dersleri veriyoruz.  Sadece kadınlar da değil, okul dışındaki zamanlarında, Suriyeli ve Türk çocuklar da aynı sınıfta, omuz omuza  eğitim alıyorlar. Çocuklar geleceğin ümidi. Yetiştirilmesine dikkat etmek lazım, bu zor, fesat ve fitne dolu zamanımızda İslam’ı, Allah’ı, Hz. Peygamber’in sevgisini kalplerine yerleştirmek lazım.</p>
<p>Kadınlar ise bir ata sözünde dendiği gibi: Onlar toplumun yarısıdır. Biz vakıfta bir araya gelip birbirimizden güç alıyoruz. Bize çalışmalarımız için alan açan Medeniyet Vakfı’na da her zaman teşekkür ediyoruz.</p>
<p><strong>-Suriyeli sığınmacı kadınların güncel sorunları ve beklentileri üzerine neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Biliyorsunuz bazı Suriyeli kadınlar kimsesiz tek başına yaşıyorlar burada. Bunlar aileleri için hem baba hem anne, hem kardeş hem de arkadaş görevi yapmakta ve bu çok zor bir durum. Bu yüzden psikolog, maddi ve manevi destek lazım, hem savaşın izleri silmek hem de topluma alışmak için. Bir elin nesi var iki elin sesi var.</p>
<p>Ayrıca biz çalışmalarımız için de sayımıza göre yeterli alan bulamıyoruz, belki bu röportaj sayesinde daha büyük bir çalışma alanı da bulabiliriz. Çünkü burada kadınların birlikte çalışması bize güç kuvvet veriyor.</p>
<p><strong>*</strong> Faten Hoca&#8217;yla yaptığımız görüşmeleri Türkçe&#8217;den Arapça&#8217;ya ve Arapçadan Türkçeye çeviren oğlu Bilal beye de teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>**</strong>Ailesi hala Suriye’de Esad bölgesinde yaşadığı  için yüzünün göründüğü bir fotoğraf paylaşılmamıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/24/siddetin-ortasinda-bir-dayanisma-hikayesi-suriyeli-faten-hoca/">Şiddetin ortasında bir dayanışma hikayesi: Suriyeli Faten Hoca</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2017 07:41:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adanalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesler]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Islahiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Mezitli]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tarım işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Gültekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13990</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor. “Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<h4><strong>“Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar, topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong> </strong>MAYA Derneği, geçen haftalarda Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mültecilerle mahalle sakinleri arasında yaşanan olaylarla ilgili hazırladığı raporda mültecilerin sorunlarına yönelik kalıcı çözümünün önemine vurgu yapıyor. Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan derneğin yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, mültecilerin yaşadıkları koşullar ve bölge halkının endişeleri hakkında uzun süredir gündem oluşturmaya çalıştıklarını ancak yetkililerin gerekli ilgiyi göstermediğini belirtiyor. Mülteci meselesinin ancak gerginlik yaşandığı zamanlarda gündeme geldiğini belirten Gültekin, Torbalı ve Adanalıoğlu olaylarında yaşandığı gibi Suriyelilerin bölgeden uzaklaştırılmasının çözüm değil aslında çözümsüzlük olduğunu ifade ediyor.</p>
<figure id="attachment_13992" aria-describedby="caption-attachment-13992" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13992 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/volkan.jpg" alt="Mersin Arapları Dayanışma Derneği (MAYA) yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin" width="300" height="169" /><figcaption id="caption-attachment-13992" class="wp-caption-text">MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin. Görsel Pir Haber Ajansı&#8217;ndan alınmıştır.</figcaption></figure>
<p>Suriyelilerin tahliyesinin sorunu başka bir bölgeye havale etmek anlamına geldiğine işaret eden Gültekin, “Burada yaşamlarını tarımsal işçilikle yeni yeni oturtmaya başlamışlardı. Buraya alışmışlardı, ekmeklerini kazanabiliyorlardı. Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerinde yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Kalıcı bir çözüm projesi olmadığı için sorun hep aynı kalıyor. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar ve topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor. Ve ne yazık ki bizimle temas halinde olan Suriyeli çocuklarımız da Islahiye’ye gönderildi. Bir adım sonrasında Türkiye&#8217;deki bir okula kayıt yapıp, entegrasyon süreçlerini tamamlayabileceklerdi. Ama ne yazık ki bunları gerçekleştiremeden yaşadığımız bu olay çerçevesinde, çözüm adı altında çözümsüzlükle başka bir yere nakledildiler” diyor.</p>
<figure id="attachment_13996" aria-describedby="caption-attachment-13996" style="width: 960px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13996 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg" alt=" Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler." width="960" height="540" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-13996" class="wp-caption-text">Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler.</figcaption></figure>
<p>MAYA Derneği olarak Suriyeli çocuklara yönelik eğitim projeleri gerçekleştirdiklerini belirten Volkan Gültekin, Suriyelilerin büyük kısmının burada kalıcı olacağından hareketle çalışmalar yürüttüklerini dile getiriyor. Mülteci meselesinin çözümünde istihdam, eğitim, sağlık gibi ana konuların yanı sıra kültürel kaynaşmanın da önemli olduğunu vurgulayan Gültekin, “Türkiye’de yaşayan halklar bu insanlarla temasa geçip birbirini anlamadığı sürece bu nefret hiçbir zaman bitmeyecek. Kürtler, Romanlar, Çerkesler, Aleviler ve diğer etnik-dini gruplara yönelik tepkilerin kaynağında da temas halinde olamayışımız var. Biz sadece Adanalıoğlu’nda zor şartlarda yaşayan Suriyelilere yönelik çalışmalar yapmıyoruz. Mezitli’deki orta-üst sınıf Suriyelilerle de kültürel kaynaşmayı ve teması artıracak planları yapıyoruz&#8221; ifadelerini kullanıyor. “Kapı Komşum” adında bir proje başlatmaya çalıştıklarından da bahseden Gültekin,  &#8220;Birbirimizden faydalanabileceğimiz, etkilenebileceğimiz belli insanlar ve gruplar mevcut. Temas artırıcı ve kültürel kaynaşmayı sağlayacak çalışmalar ile ön yargıyı azaltmayı ve halkların birbirine temasını sağlamaya çalışıyoruz” diyerek taraflar arasındaki iletişimin  rolünün altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halkların Köprüsü Derneği’nden Torbalı’da saldırıya uğrayan Suriyelilere destek kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/halklarin-koprusu-derneginden-torbalida-saldiriya-ugrayan-suriyelilere-destek-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Apr 2017 08:22:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cem Terzi]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Dayıbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[halkların köprüsü derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Jandarma Genel Komutanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Pamukyazı]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<category><![CDATA[Torbalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13339</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Siz sorunu tüm gerçekliğiyle topluma aktarmayıp, Suriyeliler için bugün gidecekler, yarın gidecekler, misafirler öyküsü üzerinden yaşama dokunan, elle tutulur, sonuçları ölçülebilir, sistematik bir program geliştirmezseniz sonuç yaşananlar gibi olur&#8221;. İzmir&#8217;in Torbalı ilçesinde, bir çocuğu dövdüğü iddia edilen Suriyeli gruba, mahalle sakinleri sopa ve tırpanlarla saldırmıştı. Biri ağır 30 kişinin yaralandığı olay sonrası kentteki yaklaşık 500 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/halklarin-koprusu-derneginden-torbalida-saldiriya-ugrayan-suriyelilere-destek-kampanyasi/">Halkların Köprüsü Derneği’nden Torbalı’da saldırıya uğrayan Suriyelilere destek kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Siz sorunu tüm gerçekliğiyle topluma aktarmayıp, Suriyeliler için bugün gidecekler, yarın gidecekler, misafirler öyküsü üzerinden yaşama dokunan, elle tutulur, sonuçları ölçülebilir, sistematik bir program geliştirmezseniz sonuç yaşananlar gibi olur&#8221;.</strong></p>
<p>İzmir&#8217;in Torbalı ilçesinde, bir çocuğu dövdüğü iddia edilen Suriyeli gruba, mahalle sakinleri sopa ve tırpanlarla saldırmıştı. Biri ağır 30 kişinin yaralandığı olay sonrası kentteki yaklaşık 500 kişilik Suriyeli grup mahalleyi terk etmişti. Torbalı&#8217;da yaşanan olayların ardından bölgede incelemeler yapan Halkların Köprüsü Derneği, Suriyelilere yeni çadırların alınması için kampanya başlattı. Torbalı’da idari yöneticilerinin yanı sıra Suriyeli mevsimlik işçileri de ziyaret eden Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi’yle Torbalı’daki durumu ve genel olarak faaliyetlerini konuştuk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dernek olarak Torbalı’da incelemelerde bulundunuz, gözlemlerinizi bizimle paylaşır mısınız?</strong></p>
<figure id="attachment_13340" aria-describedby="caption-attachment-13340" style="width: 162px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13340" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2578.jpg" alt="Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi" width="162" height="241" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2578.jpg 860w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2578-640x953.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2578-610x908.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2578-320x476.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 162px) 100vw, 162px" /><figcaption id="caption-attachment-13340" class="wp-caption-text">Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Prof. Dr. Cem Terzi</figcaption></figure>
<p>Geçen cumartesi yaşanan olayı duyduğumuz anda yereldeki arkadaşlarımız ve Jandarma Komutanlığı’yla telefon teması kurduk.  Pazartesi sabahı da durumu yerinde görmek üzere yaklaşık 15 kişi dernekte buluştuk, daha sonra bir takım erzak ve ihtiyaçlarla beraber yola çıktık. Torbalı’da önce yerel muhabirlerle görüşmeler yaptık ardından işçileri getiren dayıbaşıyla Pamukyazı’nda görüştük. Genelde erkek olur bu kişiler ama bu sefer söz konusu kişi kadındı. 35 yıldır bu işi yaptığını söyledi. Son 5-6 yıldır Suriyelileri mevsimlik işçi için bölgeye getirdiğini anlattı ve olayların çocuk dövme meselesiyle başladığını söyledi. Suriyelilerin bir kısmı olayların ardından Aydın’ın bir köyüne gitmiş. Bir kısmı da Pamukyazı’nın 30 kilometre uzaklığındaki bir bölgede derme çatma bir ortamda kalıyorlardı. Yoldan çadırlar görünmesin diye çarşaf germişlerdi. Bazılarının çadırlarının olmadığını gördük. Gerçekten çok zor durumdalar. Ardından Torbalı Kaymakamı’nı ziyaret edip, izlenimlerimizi aktardık. Tarım mevsiminin başladığını, bu tip olayların önüne geçilmesi için Suriyelilerle yerel halkın iletişimi ve kaynaşması için çalışmalar yapılmasının gerekliliğini anlattık. Ayrıca bölgeden ayrılan Suriyelilerin mevcut durumuyla ilgili bilgiler verdik. Kaymakamlık bünyesinde bölgeye getirilen işçilerin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili çalışmalar başlatıldığı bilgisini aldık. Olaylarda yaralananları da ziyaret edeceğiz. Ayrıca özellikle çadır ihtiyacını gidermek için de bir yardım kampanyası başlattık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13341" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2577.jpg" alt="" width="774" height="1032" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2577.jpg 774w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2577-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2577-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2577-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 774px) 100vw, 774px" /></p>
<p><strong>Çocuk kavgası görünür sebep olsa da, size göre bu tip olayların kökeninde ne var ?</strong></p>
<p>Bu meselenin kökeninde emek sömürüsü vardır. Bu konuda görüştüğümüz idari yetkililerle hemfikiriz. Bu insanları ucuz emek olarak kullanan tarla, arazi sahiplerinin ve komisyon alan dayıbaşları sorun. Ve bu Türkiye’nin halledemediği bir sistem sorunu. Bunun çocuk kavgası değil beş yıllık bir birikimin ve yanlış algının sonucu olduğunu düşünüyoruz. Şöyle; misafir gözüyle bakılan insanların giderek aslında kalıcı oldukları ve o yaşamın bir parçası oldukları ama orada onların bu şekilde varoluş biçimleriyle de kendi hayatlarının olumsuz etkilendiğini düşünen bir insan kitlesi var. Onlara göre Suriyelilere ayrıcalıkklı davranılıyor. Oysa Suriyeliler açısından bırakın avantajı, hayatta kalma mücadelesi verdiklerini görüyoruz. Yarın o kaldıkları evlerden atılıp atılmayacakları bile belli değil ve onlar da bir ekmek mücadelesi içindeler. Haklarını, hukuklarını bilmiyorlar. Eğer mülteci meselesine en başta statü olarak çözüm bulunmaz ve bu çözümler halka doğru bilgilendirme yaparak devlet tarafından paylaşılmazsa, bu tür gerilimler kaçınılmaz olur. Bugün Torbalı’ da çocuk kavgasında çıkan yarın komşu kavgasından çıkar. Bunun çözümü topluma Suriyelilerin misafir olmadığını artık büyük bir kısmının kalıcı olduğunu anlatmak. Bu insanlara statü verirsiniz ve dönüp topluma bu onların uluslararası hakkıdır dersiniz. Bu meseleyi doğru bir şekilde yansıtmak önemli. Yangına körükle gitmeden, başka husumetlere yol açmadan ya da şu anda kendini mağdur hisseden insanların mağduriyetlerini artırmadan yeni bir çatışmalı duruma yol açmadan yaklaşmak lazım yerele. Öte yandan mültecilerin yalnız olmadığını onların hakkını hukukunu takip eden, onları destekleyen insanlar olduğunu hissettirmek, onları hem dayıbaşlarından korumak hem de yerelde uğrayabilecekleri saldırılardan korumak üzere orada olduğumuzu ilan etmek önemliydi. Biz de bunu yapmaya çalıştık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13343" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2575.jpg" alt="" width="774" height="1032" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2575.jpg 774w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2575-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2575-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2575-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 774px) 100vw, 774px" /></p>
<p><strong>Derneğinizin mültecilerle ilgili çalışmaları nasıl başladı?</strong></p>
<p>Dernek, yaklaşık üç buçuk yıl önce kuruldu. Kamusal dostluk diye bir amaç uğruna kurduk derneği. Türkiye toplumunu oluşturan halklar arasında ötekileştirmeyi, ön yargıları, kötü dili önlemek üzere en alttan, en sivilden bir inisiyatif geliştirmeye çalıştık. Hatta o dönem barış görüşmeleri yapılıyordu ve meclisteydi. Barışa dair çabalara biz de İzmir’ den Türkiye barışına nasıl katkı sunabiliriz diye yola çıktık. Ama kuruluşumuzdan çok kısa bir süre sonra İzmir’ de bu göç olgusu ve mülteci olgusuyla karşılaştık. O gün bugündür işimizin yüzde 99&#8217;unu mülteciler oluşturuyor.</p>
<p><strong>Mültecilere yönelik faaliyetleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?</strong></p>
<p>En çok sağlık alanında çalışmalar yapıyoruz çünkü bizim derneğimizde yaklaşık yüz kadar doktor, hemşire, gönüllü psikolog ve eczacı var. Şimdiye kadar hep sağlık taramaları yapıp mültecilerin acil sağlık sorunlarını tespit edip onları yerinde giderdik. Her yaptığımız saha ve sağlık çalışmasını raporlayıp yetkililere sunduk. Yapılması gerekenleri listeledik bunun dışında da acil ihtiyaç giderme; barınma, hukuki ihtiyaçlar ve beslenme var. Bir yandan da mültecilerin hak temelli mücadele etmesine aracılık etmeye çalışıyoruz. Onların kendi meselelerine sahip çıkabilmelerini, seslerini yükseltebilmelerini, statü sahibi olabilmelerini, buna yönelik toplumun bilgilendirilmesi vs. bir çeşit kanaat önderliği yapılması. Mültecilik hakkının, vatandaşlık hakkının savunulması, onları yalnız bırakmadığımızı, sırtımızı dönmediğimizi, hayırseverlikten ziyade hak temelli mücadelenin içinde olmaları için bir ortam sağlamada görevimiz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13348" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2576.jpg" alt="" width="774" height="1032" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2576.jpg 774w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2576-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2576-610x813.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/IMG_2576-320x427.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 774px) 100vw, 774px" /></p>
<p><strong>İzmir’de mülteci karşıtlığının daha yoğun olduğu yönündeki tartışmalarla ilgili yorumunuz nedir?</strong></p>
<p>Ben İzmir’e yönelik, İzmir’e özel bir mülteci karşıtlığı olduğunu düşünmüyorum. Burada da Türkiye’nin genel ortalamasıyla karşı karşıyayız. İstanbul’da daha az görünür, daha merdiven altı, İzmir’de çok göz önünde olmalarıyla alakalı olabilir. Torbalı’daki olaylar gibi benzer olaylar birçok yerde olabilir belki ama haberimiz yoktur bunlardan.  Burada olanlardan da yerel bir gazetecinin çabasıyla haberdar olundu. Bu nefret söylemi ile mücadele etmeliyiz, bunun yolu toplumun doğru bilgilendirilmesinden geçiyor. Topluma sorunu bütün gerçekliğiyle anlatırsanız sorunun çözümünün bir parçası olmak gibi bir sorumluluk kendiliğinden doğuyor toplumda. Ama siz sorunu topluma aktarmayıp bu insanlar için bugün gidecekler, yarın gidecekler, misafirler öyküsü üzerinden yaşama dokunan, elle tutulur, sonuçları ölçülebilir, sistematik bir program geliştirmezseniz durum böyle olur. Nefret suçuyla da baş edemezsiniz, onedenle iğneyi kendimize ama çuvaldızı yöneticilere batırmak zorundayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/13/halklarin-koprusu-derneginden-torbalida-saldiriya-ugrayan-suriyelilere-destek-kampanyasi/">Halkların Köprüsü Derneği’nden Torbalı’da saldırıya uğrayan Suriyelilere destek kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapatılmak İstenen Antep Genelevi&#8217;nden Leyla Anlatıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/kapatilmak-istenen-antep-genelevinden-leyla-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2017 12:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Antep]]></category>
		<category><![CDATA[Antep Büyükşehir Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Antep Genelevi]]></category>
		<category><![CDATA[Antep Valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçek Tahaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[seks işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[seks işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13073</guid>

					<description><![CDATA[<p>Antep’teki genelev, “Antep’e yakışmadığı” gerekçesiyle kapatılmak isteniyor. Kadınlar, &#8220;Biz yolumuzu seçmişiz. Onlar bizim neyimizi koruyor? Koruyorsa erken emekli etsin, tamam baş tacı diyelim&#8221; diyor. Antep’teki genelev, “Antep’e yakışmadığı” gerekçesiyle kapatılmak isteniyor. Genelevdeki mülk sahiplerine “mülklerini sorunsuz bir şekilde devretmezlerse diğer yollarla genelev arazisini değerlendirmek zorunda kalacaklarını” söyleyen Antep Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi, hafriyat araçlarıyla genelev [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/kapatilmak-istenen-antep-genelevinden-leyla-anlatiyor/">Kapatılmak İstenen Antep Genelevi&#8217;nden Leyla Anlatıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Antep’teki genelev, “Antep’e yakışmadığı” gerekçesiyle kapatılmak isteniyor. Kadınlar, &#8220;Biz yolumuzu seçmişiz. Onlar bizim neyimizi koruyor? Koruyorsa erken emekli etsin, tamam baş tacı diyelim&#8221; diyor.</strong></p>
<div class="post_container">
<div class="article">
<p>Antep’teki genelev, “Antep’e yakışmadığı” gerekçesiyle kapatılmak isteniyor.</p>
<p>Genelevdeki mülk sahiplerine “mülklerini sorunsuz bir şekilde devretmezlerse diğer yollarla genelev arazisini değerlendirmek zorunda kalacaklarını” söyleyen Antep Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi, hafriyat araçlarıyla genelev kapısına giden yola kum döküyor.</p>
<p>Genelevde çalışan kadınlar, müşterilerin giriş-çıkışını zorlaştırmak için yapılan bu işlemin bir tür taciz olduğunu söylerken, “Burada kalp hastaları, kanser hastaları da var. Acil bir durum olsa ambülans giremez” diyor.</p>
<p>Ama kadınların en büyük sorunu genelev kapatılırsa ne yapacakları.</p>
<p>Bianet’e konuşan Leyla, “Perişanız” diyor. Leyla, genelevde çalışıyor ve orada yaşıyor, başka ilde üniversitede okuyan iki çocuğu var:</p>
<p>“Burası kapatılırsa borçlarımızı nasıl ödeyeceğiz? Çocuklarımın kirasını nasıl ödeyeceğim? Annemin tedavi masraflarını nasıl karşılayacağım? Bizi dikkate almıyorlar, daha doğrusu insan olarak görmüyorlar. Biz burada esir değiliz, köle değiliz. Vergimizi de veriyoruz. Bizim çocuklarımızı okutmaya, rahat bir hayat yaşamaya hakkımız yok mu? Biz yolumuzu seçmişiz. Onlar bizim neyimizi koruyor? Koruyorsa bize ev alsın, erken emekli etsin, tamam baş tacı diyelim. Kendilerinin tuzu kuru, parayla oynuyorlar çünkü paraya ihtiyaçları yok. Bizim hiç mi hakkımız yok? Biz insan değil miyiz?&#8221;</p>
<p>Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Suriye’deki iç savaşın ardından göç etmek zorunda kalan birçok Suriyeli kadının seks işçiliği yapmak zorunda kaldığını hatırlatırken, Valilik ve Belediye’nin kayıtdışı alanda yaşanan bu büyümeyi görmezden gelirken, yasal yollarla kurulmuş olan, denetimleri düzenli aralıklarla yapılan ve sağlık koşulları açısından değerli olan bir çalışma mekanı olan genelevi kapatmak istediğini vurguluyor.</p>
<h2>“Burası doktor kontrolünde, dışarıda çalışanların sağlık kontrolü yok”</h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/80570/500/375" width="500" height="375" /></p>
<p>Antep’te şehir merkezinde bulunmayan genelevde 12 ev var ve 60’a yakın kadın çalışıyor. Genelevin seks işçileri dışında çalışanları da var; kantin, kuaförler, temizlik işçileri. Yani seks işçileri dışında da 100’e yakın çalışan var.</p>
<p>Leyla, Antep’te zaten 19 yıldır kimseye vesika verilmediğini, geneleve yeni girişlerin olmadığını anlatıyor. “Şimdi de bizi sokağa atıyorlar” diyor, “O kadar kadın çalışıyor burada. Bir de diğer işçiler var. Bu kadar insanın ailelerini düşünün.”</p>
<p>Leyla da genelevlerin kayıtlı ve denetim altında, hem kadınlar hem müşteriler açısından güvenli mekanlar olduğuna dikkat çekiyor, “Burası büyük bir şehir. Dışarılarda fuhuş aldı başını gidiyor, dışarıdaki kadınların sağlık kontrolü de yapılmıyor. Sen fuhuşu kökten bitirmek istiyorsan, önce dışarılardan başla. Buralar doktor kontrolü altında.”</p>
<h2>“Camlara film çektiler, gün ışığı görmüyoruz”</h2>
<p>Geneleve yönelik tek fiziksel baskı, yola kamyonlarla kum dökülmesi değil. Mart ayında Ahlak Büro ekipleri geneleve büyük bir operasyon düzenledi. Kadınların aktarımına göre, evlerin hepsine tutanak tutuldu.</p>
<p>Bir genelev hakkında üç kere tutanak tutulunca ruhsatı iptal ediliyor.</p>
<p>Leyla “Bizi camda görünce tutanak tutuyorlar” diyor. Bu süreçte camlara koyu renk film çekilmesi de zorunlu tutulmuş. Kadınlar “Bunalıyoruz” diyor. Gün ışığı göremediklerini, giderek cezaevi koşulları yaratıldığını söylüyorlar.</p>
<h2>“Antep halkı geneleve gidiyor, yetkililer &#8216;şehre yakışmaz&#8217; diyor”</h2>
<p>Kırmızı Şemsiye Derneği Başkanı Kemal Ördek, konuyla ilgili yetkililere ulaşmaya çalıştıklarını ancak randevu taleplerinin net bir şekilde reddedildiğini söylüyor.</p>
<p>“Geneleve talep var ve talep var iken arzın olması da doğal. Üstelik bu arz, ilgili mevzuatça yasal bir biçimde gerçekleştiriliyor” diyen Ördek, genelevin ahlaki gerekçelerle kapatılmasının ikiyüzlülük olduğunu söylüyor.</p>
<p>“Gaziantep halkı geneleve gidiyor, bu halkın seçtiği yetkililer ise genelevin şehre yakışmadığını iddia ediyor.&#8221;</p>
<h2>&#8220;Genelev yasal bir mekan, kapatılması kayıt dışı alanı büyütür&#8221;</h2>
<p>Ördek şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Anlamamız gereken şey şu: Bu kadınların çalışma hakları var ve bu hak kapsamında istediği yerde çalışmak için gerekli yasal başvurularını yaparak burada çalışmaya devam ediyorlar. Genelevin kapatılması demek, kayıt dışı alanın büyütülmesi demek. Bu da denetimsiz, sağlıksız ve güvenliksiz alanlarda seks işçiliği yapılması demek oluyor. Gaziantep’e asıl yakışmayan şey budur.</p>
<p>“Yetkililer bir yandan sokaklarda, caddelerde seks işçiliği yapılmasın diye işlem yapıyorlar, diğer yandan ise seks işçiliğinin kayıt altında, sağlık koşulları açısından güvenli ve şiddete karşı korunaklı yapıldığı genelevi kapatıyorlar. Bunu yaparken de, kadınların içinde oldukları borçları ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yaşayacakları olumsuzlukları düşünmüyorlar.”</p>
<p>Kırmızı Şemsiye, genelev kapatıldığı takdirde cevaplanması gereken birçok soru olduğunu vurguluyor: “Yıllardır bu işi yapan ve bunu meslek eden kadınlar geçimlerini nasıl sağlayacak? Kadınlara tazminat ödenecek mi? Emeklilikleri ne olacak? Bu koşulların hepsi bir arada sağlanırsa, belki sektörü bırakmak isteyecek birkaç kişi çıkacaktır.” (ÇT)</p>
</div>
</div>
<div class="author-bio">
<h3 class="hr"><a href="https://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/185146-kapatilmak-istenen-antep-genelevinden-leyla-anlatiyor?utm_content=buffer61167&amp;utm_medium=social&amp;utm_source=twitter.com&amp;utm_campaign=buffer" target="_blank" rel="noopener">Kaynak</a></h3>
<h3 class="hr">Çiçek Tahaoğlu</h3>
<div class="text">
<p>Université Marc Bloch’da sosyoloji bölümünden mezun oldu. 2009’dan 2011’e kadar AFP’de fixer ve çevirmen olarak çalıştı. Gazeteci Burcu Karakaş ile Açık Radyo’da Cadı Postası programını yaptı. 2015 Müşerref Hekimoğlu Başarı Ödülü&#8217;nü aldı. 2011’den beri Bianet’te kadın ve LGBTİ haberleri editörü olarak çalışıyor.</p>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/kapatilmak-istenen-antep-genelevinden-leyla-anlatiyor/">Kapatılmak İstenen Antep Genelevi&#8217;nden Leyla Anlatıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2017 12:43:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Culinary Backstreets]]></category>
		<category><![CDATA[Dalia Mortada]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel Mutfak]]></category>
		<category><![CDATA[Kök Projekt]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak kültürleri]]></category>
		<category><![CDATA[SALT]]></category>
		<category><![CDATA[Savoring Syria]]></category>
		<category><![CDATA[Şehrin Gıdası]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12877</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kök Projekt&#8216;in SALT iş birliğiyle başlattığı Şehrin Gıdası konuşma programı, İstanbul&#8217;un son 30 yılda aldığı iç ve dış göçlerin yemek ve mutfak kültürüne etkilerini irdeleyecek. Özellikle, Suriye&#8217;deki savaşı takiben İstanbul&#8217;da yerleşik hayata geçen göçmenlerin üretimlerine odaklanacak olan program, çeşitli mutfak kültürleri arasında diyalog inşasını amaçlıyor. Savoring Syria projesinin yürütücüsü Dalia Mortada&#8217;nın katılımıyla gerçekleştirilecek ilk konuşmada, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/">Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.projektkok.com/" target="_blank">Kök Projekt</a>&#8216;in SALT iş birliğiyle başlattığı Şehrin Gıdası konuşma programı, İstanbul&#8217;un son 30 yılda aldığı iç ve dış göçlerin yemek ve mutfak kültürüne etkilerini irdeleyecek. Özellikle, Suriye&#8217;deki savaşı takiben İstanbul&#8217;da yerleşik hayata geçen göçmenlerin üretimlerine odaklanacak olan program, çeşitli mutfak kültürleri arasında diyalog inşasını amaçlıyor.</p>
<p><a href="http://savoringsyria.com/" target="_blank">Savoring Syria </a>projesinin yürütücüsü Dalia Mortada&#8217;nın katılımıyla gerçekleştirilecek ilk konuşmada, İstanbul&#8217;daki Suriyeli toplulukların beraberinde getirdiği yemek kültürü ile şehrin dönüşen mutfak manzaraları ele alınacak.</p>
<p>Suriyeli-Amerikalı gazeteci yazar Mortada, 2011&#8217;den bu yana İstanbul&#8217;da yaşıyor ve<a href="http://culinarybackstreets.com/" target="_blank"> Culinary Backstreets</a> ekibinde yer alıyor. Mortada&#8217;nın son projesi Savoring Syria, evrensel mutfak ve sofra deneyimleri üzerinden, Suriye ve Suriyeliler hakkında hikâyeler anlatıyor.</p>
<p>Şehrin Gıdası konuşmaları herkesin katılımına açıktır.</p>
<p>Etkinlik 8 Nisan 2017, saat 15:00&#8217;da Salt Galata&#8217;da gerçekleştirilecektir.</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için<a href="http://saltonline.org/tr/1604/sehrin-gidasi?home" target="_blank"> tıklayınız</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/29/sehrin-gidasi-etkinligine-davetlisiniz/">Şehrin Gıdası etkinliğine davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
