<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sur arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sur/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Jul 2021 07:26:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sur arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sur/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Jul 2021 07:26:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çekdar Taşkıran]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Şehir Plancıları Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Selma Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2016 yılında yaşanan çatışmalardan beri kapalı olan 6 mahalle, kentsel dönüşüm ve restorasyon süreçleri yapılarak açıldı. Yeni yapılan evlerin ‘cezaevi yerleşkesine’ benzemesi kamuoyunda tepkiyle karşılandı. İnşa edilen evlerin Diyarbakır mimarisiyle ilgisi olmadığını belirten STK temsilcileri, sivil toplumun ve meslek odalarının inşa süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/">&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Mimarlar Odası Eş Başkanı Selma Aslan, sürecin başından bu yana her bakımdan tarihe, kültüre, sanata ve mimari eserlere karşı tarihi hatalar barındıran uygulamalar içerdiğini belirtti. Aslan hafriyatın kaldırılması, yıkımdan çıkarılan taşların satılması gibi sorunlu yaklaşımları hatırlattı. Malzeme seçimi ve mimarinin Suriçi evlerindeki yaşam biçimini yansıtmaktan uzak olduğunu belirten Aslan, inşa sürecinde vatandaşların mağdur edildiğini, kültürel ve tarihi dokuya zarar verildiğini vurguladı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72747 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/selma-aslan.jpeg" alt="STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli" width="244" height="241" />2016 yılında yasaklı alan ilan edilen bölgede, evlerin yıkılmasından inşaatların bitimine kadar gizlilik içinde yürütülen çalışmaların sona ermesiyle ortaya çıkan tablonun vatandaşın tepkisine sebep olduğunu belirten Aslan, Sur’daki evlerin yapısını şöyle anlattı: “Tarih ve kültür kokan bu geleneksel evlerden oluşan yapıların avluları evin merkezi konumundadır ve mekanlar arasında bağlayıcı özelliktedir. Ve yine iklim etkisi düşünülerek bitişik, avlulu yapılardır. Bu da aynı zamanda organik bir sokak dokusunu oluşturmuştur. Evlerin etrafında mahremiyet nedeniyle, sokak cephelerinde yüksek duvarlar kullanılmıştır. Böylece dışarıdan evin içi görülmemektedir. Kullanılan malzemenin bazalt taş özgünlüğü ile de hem sokaklara estetik katmıştır hem mevsimsel duruma göre yaşamı kolaylaştırmıştır.”</p>
<p>Yeni inşa edilen evlerin bu özellikleri hiç yansıtmadığı gibi cezaevi yerleşkelerini andıran, özgünlükten uzak ve ticari kaygılarla oluşturulduğunu savunan Aslan, “Geniş yollar yapılmış ve sokak olgusu tamamen göz ardı edilmiş. Yine dış cephelerde malzeme olarak kaplama taş kullanılmış. Eski ile yeninin karşılaştırması yapıldığında ortaya çıkan tablo vatandaşın tepkilerine neden olmuştur ‘’ dedi.</p>
<p>Suriçi Bölgesinde çok sayıda tescile değer yapı ve tescilli yapı bulunduğunu da hatırlatan Aslan, “Tescilli yapıların cephesel özelliklerinin ön plana çıkarılmadığı, yeni yapıların bitişik nizam olarak konumlandırıldığı ve sokak dokusunun kent belleğinde yer etmeyeceği kentsel tasarım projeleri ve bölgeye uydurulmak istenilen yeni bir koruma amaçlı imar planı sahneye çıkmıştır. <strong>Bu aşamaların hemen hiçbirinde bölgede yerinden ettirilen halk katılımcı aktörlerden biri olmamıştır</strong>. Somut ve somut olmayan kültürel miras ögelerinin kötü taklitleri yapılarak betonarme yapılardan oluşan güvenlik yolları boyunca devam eden yapılar oluşturulmuştur.  Kimi yapılar da konumlandırılma biçimi olarak adeta bir cezaevini andıran yapılaşma koşullarıyla oluşturulmuştur. ‘’ dedi.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72748 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--640x536.jpeg" alt="STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli" width="269" height="225" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--640x536.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran--1024x858.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/cekdar-taskiran-.jpeg 1162w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" />Diyarbakır Şehir Plancıları Odası Eş Başkanı Çekdar Taşkıran ise Diyarbakır evlerinin kendine has mimari özellikleriyle kent belleğinde önemli bir yere sahip olduğunu, yeni inşa edilen yapıların başka bir ülkenin dokusundan örnek içerdiğini, bunun kimliği hiçe sayan bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>STK’lar Sürece Dahil Edilmedi&#8230;</strong></p>
<p>Sürece mimarlar odası veya alanda çalışan STK’ların dahil edilmediğini hatırlatan Selma Aslan, devam eden uygulamalarda bu yaklaşımın değişmesi gerektiğini kaydetti. Sur’da farklı gerekçelerle devam eden yıkımların durdurulması gerektiğini de ifade eden Aslan, “ticari kaygılardan, ranttan uzak yaklaşımlarla Sur içinde restoraston ve restitüsyon çalışmaları olmalıdır. Diğer bir önerimiz de yapılan çalışmalarda alan kullanıcılarının mağdur edilmemesi, ekonomik olarak desteklenerek sürece dahil edilmeleridir. ‘Bu kent hepimizin, sahip çıkalım’ diyoruz” dedi.</p>
<p>Çekdar Taşkıran da benzer şekilde süreçlere bugüne kadar dahil edilmeyen STK’lerin ve bölge halkının tüm aşamalara katılması gerektiğini ifade ederek, “Kentin tarihi ve kültürel dokusuna müdahale edilirken özellikle TMMOB bileşenleri dahil birçok katılımcı aktörün yer alması gerektiğini ve bölgede yaşayan halkın kendi yaşam alanlarında söz sahibi olmasının gerektiğini düşünüyorum. ‘’ dedi.</p>
<p><strong>Bundan sonraki uygulamalarda yıkmaktansa onarım ve restorasyonu öncelenmesi gerektiğini</strong> kaydeden Taşkıran, “Özellikle kentsel Sit alanı bölgelerinde yapılan uygulamaların geri dönüşleri çok zor. Bu süreçlere toplumun da dahil edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. Bizler kentin böyle bir öneme sahip olan bölgesiyle ilgili her türlü çalışmaya ortak olmak isteriz. Şehir Plancılar Odası olarak kentin tarihi ve kültürel miras alanı bölgesinde yapılan çalışmalara dahil edilmesek de sürecin takipçisi olacağımızı ve yapılan yanlış uygulamaların karşısında duracağımızı söylemek isterim.’’ şeklinde konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/14/stklar-surdaki-yenilenme-surecine-dahil-edilmeli/">&#8216;STK’lar Sur’daki Yenilenme Sürecine Dahil Edilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahir Elçi’siz 4 yıl</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/28/tahir-elcisiz-4-yil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rabia Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Nov 2019 09:47:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Gar Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Baro Başkanı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[tahir elçi]]></category>
		<category><![CDATA[Tahir Elçi Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Sur’daki çatışmalardan zarar gören Dört Ayaklı Minare için 28 Kasım 2015’te Suriçi'nde basın açıklaması yaparken öldürüldü. Elçi’nin ölümünün üzerinden 4 yıl geçerken failleri hâlâ bulunamadı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/28/tahir-elcisiz-4-yil/">Tahir Elçi’siz 4 yıl</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Tahir Elçi 10 Ekim 2015’te 103 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Gar Katliamı sonrasında IŞİD’i ve güncel gelişmeleri konuşmak üzere 15 Ekim 2015’te CNN Türk’te Tarafsız Bölge programına katılmıştı. Bu programda “PKK terör örgütü değildir” diyen Tahir Elçi sosyal medyada hedef gösterilmiş ardından da “Örgüt propagandası” gerekçesiyle 19 Ekim 2015’te hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Barodaki makam odasında bekleyen Elçi gözaltına alınarak İstanbul’a getirilmişti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklama talebiyle adliyeye sevk edilen Elçi o gün duruşmada yaptığı savunmada şunları söylemişti: “Dürüst bir yargı sistemi arıyoruz. Ben baro başkanı olarak çok uzun yıllardır Türkiye’deki bir sorunun çözümü için insancıl yollarla çözümler getirmek için uğraş verdim. Kimseden korkumuz yoktur, vicdani kanaatimi tv kanalında açıkladım. Uç milliyetçi bir partinin milletvekili konuşmasına cevaben bu sözleri söyledim. Gözaltına alınmam siyasi nedenlere dayanıyor. Kürt sorunun özgürce çözülmesi kanaatindeyim. Kader bizleri birlikte yaşamaya mahkum etmiştir. Vereceğiniz kararı takdirinize bırakıyorum.”  Ardından Tahir Elçi yurt dışına çıkış yasağı alarak serbest bırakılmıştı. </span></p>
<p><b>“Silah, Çatışma, Operasyon İstemiyoruz…”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tahir Elçi 20 Ekim’de serbest bırakıldıktan 38 gün sonra 38 gün sonra 28 Kasım 2015’te Diyarbakır’ın Suriçi ilçesinde Dört Ayaklı Minare’nin ve tarihi kültürel mirasın zarar görmemesi için basın açıklaması yapmıştı. Elçi basın açıklamasında çatışmaların tarihi mekanlardan uzak tutulması çağrısında bulunarak şunları söylemişti: “Biz bu tarihi bölgede birçok medeniyete beşiklik etmiş ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” </span></p>
<p><b>“Elçi’nin Hangi Noktadan Öldürüldüğüne İlişkin Seçenekler Azaltıldı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıklamadan kısa bir süre sonra Dört Ayaklı Minare sokağında çıkan çatışmada Tahir Elçi öldürüldü. Tahir Elçi’nin ölümünün üzerinden geçen 4 yılda Diyarbakır’da 2 başsavcı, 3 savcı, 4 müfettiş görevlendirildiği halde Elçi’nin katileri hâlâ bulunamadı. Olay yeri incelemesi, olaydan 111 gün sonra 17 Mart 2016&#8217;da yapıldı.  Olay yeri incelemesinin ardından yayımlanan Bilirkişi raporunda, Elçi’yi vuran atışın “tıbben ve fiziken tespit edilemeyeceği” yer aldı. Ayrıca Elçi’nin öldürüldüğü gün orada bulunan basın mensuplarının ve polislerin kameralarındaki görüntüler incelemeye alındı. Ancak cinayet gününe ait 13 saniyelik görüntülerin kayıp olduğu ortaya çıktı. </span></p>
<p><b>Londra Üniversitesi Şüpheli Sayısını Belirledi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu ise geçtiğimiz yıl Elçi cinayetine ilişkin görüntüleri İngiltere’deki Londra Üniversitesi Adli Mimari Bölümü’ne gönderdi. Üniversite, Elçi cinayetinde olay gününe ait görüntülere ilişkin yaptığı incelemede, hangi noktadaki atışların ölüme yol açmış olabileceğine ilişkin seçenekler çok aza indirildi. Ancak savcılık, belirlenen isimlerin ifadesini &#8220;şüpheli&#8221; sıfatıyla almadı. Dosyayı yeniden Adli Tıp Kurumu’na gönderdi.</span></p>
<p><b>“Deliller Karartıldı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Adli Tıp Kurumu’nda çalışan Mehtap Altuğ’un, Ekim 2019’da verdiği İstanbul’da ‘tanık’ sıfatıyla verdiği ifadede Tahir Elçi cinayeti ile ilgili delilin UYAP’tan silindiğini söylemişti. Altuğ ifadesinde Elçi cinayetinde bazı delillerin karartıldığını açıkladı. </span></p>
<p><b>Hayatı Kitap ve Belgesel Oldu, Adına Vakıf Açıldı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tahir Elçi’nin hayatı 2017’de‘Kırık Saat/Saeta Şikestî’ ismiyle belgesel olarak çekildi. Belgeselde eşi Türkan Elçi, ağabeyi Ömer Elçi, teyzesi Mevlüde Elçi ve mesai arkadaşları Tahir Elçi’nin yaşamından kesitler anlattı.  Ayrıca Diyarbakır Barosu’ndan avukat-yazar Muharrem Erbey de mesai arkadaşı Tahir Elçi’nin hayatını ‘Tahir Elçi Hikâyesi’ ismiyle kitaplaştırdı. Erbey kitaba dair şu ifadeleri kullandı: “Bu proje avukat, insan hakları savunucusu, arkadaş, dost, eş olan sevgili Tahir Elçi’nin biyografisidir. Tahir’i, yaşadığı o acılı coğrafyayı sevenlerine göstermek istedim. Tahir ile birlikte sevdiklerinin çektiklerini, neler yaşadıklarını sizlere göstermek istedim…”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak eşi Türkan Elçi’nin başkanlığında Diyarbakır merkezli <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/14/tahir-elci-vakfi-diyarbakirda-acildi/">Tahir Elçi Vakfı geçtiğimiz aylarda faaliyetlerine başladı.</a></span></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/28/vakfimizin-oncelikli-amaci-tahir-elci-ismini-yasatmak/">“Vakfımızın Öncelikli Amacı ‘Tahir Elçi’ İsmini Yaşatmak”</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/28/tahir-elcisiz-4-yil/">Tahir Elçi’siz 4 yıl</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Ressamlar Sur Sokaklarını Çizimleriyle Canlandırdı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/kadin-ressamlar-sur-sokaklarini-cizimleriyle-canlandirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Nov 2019 07:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ressamlar]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44229</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır'da 4 kadın ressam, toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapmak buna dair bir farkındalık oluşturmak için Sur sokaklarını boyuyor. Ressam Neşe Toprak, çıkış noktalarının duvarlardaki ‘cinsiyetçi küfürler’ olduğunu, çalışmaları projelendirip yerel yönetimlerle iletişime geçerek başladıklarını belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/kadin-ressamlar-sur-sokaklarini-cizimleriyle-canlandirdi/">Kadın Ressamlar Sur Sokaklarını Çizimleriyle Canlandırdı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44232 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/IMG-20191108-WA0004-640x853.jpg" alt="" width="218" height="291" />Sur Belediyesi ile yaptıkları çalışmayı tamamladıklarını Yenişehir Belediyesi ile faaliyetlere hala devam ettiklerini belirten Toprak,  yerel yönetimlerle çalışma saiklerini şöyle anlatıyor; ‘’Kamusal alanda çalışmanın belirli zorlukları vardı. Bunları aşmak için yerel yönetimlerle ortaklaşmamızın iyi olacağını düşündük. Belediyelerimize projelerimizi sunduğumuzda eş başkanlarımız bu fikri benimsediler. Çalışma prensibi ve yaklaşımımızı sanat ve kültür ile nasıl harmanlayacağımızı anlattığımız zaman ise bütçe konusunda bize destek olacaklarını ifade ettiler.’’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Sanatçılar, kamusal alanda sanat yapma fikrinin hem kendileri için cezbedici olduğunu hem de şehrin sokaklarını sanatsal ve estetik bir hale dönüştürmenin artılarının kendileri için anlamlı olduğunu belirterek, temaları ile ilgili; doğa, kadın, çocuk gibi temaları estetik ve özgün tasarımlarla çizip sokakları da daha adil bir dünya için mesaj verilecek mekanlara çevirmek istediklerini söylüyorlar. </span></p>
<p><b>“Dengbêjlik ve Kadın Dengbêjler Bölge için Önemli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44231 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/IMG-20191108-WA0001-640x425.jpg" alt="" width="489" height="325" />Toplumsal cinsiyet meselesini odaklarına aldıklarını belirten ressamlar, soğuk duvarları tekdüze renklerden kurtarıp daha canlı ve anlamlı resimlerle doldurarak kendiliğinden bir farkındalık sürecine köprü olmak istediklerini ifade ediyorlar. Şehrin kültürel kodları üzerinden hareket ettiklerini de belirten ressamlar bunu şöyle örneklendiriyor:  &#8220;Sur’da tahrip olmuş bir Şahmaran figürü vardı. Onu tasarlayıp yeniden yaptık. Çünkü ‘Şahmaran’ Bölge&#8217;de ciddiyetle dinlenen ve önemsenen bir efsane. Onun dışında ‘Dengbêjliğin’ ve kadın dengbêjlerin bölge için ne kadar kutsal olduğunu biliyoruz. Bunlarla ilgili çalışmalar yaptık. Dengbêj Fatma Îsa’yı Bölge&#8217;de herkes bilir. Bilmeyen için de güzel bir tanıtıcı faaliyet oldu.’’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projeyle ilgili olumlu dönüşler aldıklarını belirten ressamlardan Neşe Toprak, &#8220;Biz çalışırken sokaklardan yüzlerce insan geçti ve çoğu tebessümle bizi izledi. Ben o tebessümleri gördüğümde kadın, erkek, yaşlı, genç insanların bu işi önemsediğini ve bir nevi terapi görevi gördüğünü farkettim. Sanatın iyileştirici yönü benim nezdimde bir kez daha anlam kazandı. Sur’daki insanların travmalarını iyileştirmede bir nebze bile olsa katkı sağlayacaksa sanatçılar olarak üzerimize düşeni yapmalı, bunun sorumluluğunu almalıyız diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">*Dengbêj: deng ‘ses’, bêj ‘söyle’dir. Bu kelime, sözün ahenkle icra edilmesini sağlayan kişi anlamında kullanılmıştır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/09/kadin-ressamlar-sur-sokaklarini-cizimleriyle-canlandirdi/">Kadın Ressamlar Sur Sokaklarını Çizimleriyle Canlandırdı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur Çocuk Ve Kadın Dostu Ortam Projesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/14/sur-cocuk-ve-kadin-dostu-ortam-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Nov 2018 09:38:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Lotus]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Lotus genç Alan Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32370</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lotus Genç Alan Derneği çatışma süreçlerinde travmaya maruz kalan çocuklara psiko-sosyal destek projesi yapmıştı. 2017 Mayıs ayında kadın ve çocuklarla çalışmaya başlayan Lotus; etkinliklerini nasıl yapıldığını detaylı bir şekilde yazdı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/14/sur-cocuk-ve-kadin-dostu-ortam-projesi/">Sur Çocuk Ve Kadın Dostu Ortam Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazımı Murat Burtakuçin’e ait olan projenin çıktısı ve modülleri ile sonraki projelere örnek teşkil ediyor. Çatışmalı süreç ve sonrasında 600 çocuğun faydalandığı projenin detayları ile ilgili olarak Seyhan ALU şunları söyledi:</p>
<p>Diyarbakır’ın merkez ilçesi olan Sur’da 2015 yılında başlayıp ve yaklaşık bir yıl süren çatışmalı süreç/sokağa çıkma yasaklarına tanıklık eden çocuklarda travma meydana geldi. Lotus Genç Alan Derneği, çocuk çalışmacı, sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve psikolog gibi ruh sağlığı çalışanlarından bir ağ oluşturdu. Sur ilçesindeki tarihi bir konak, travması olan çocuklarla grup çalışması ve çocukların “artık zamanını” geçireceği, çocuk evi olarak düzenledi. Bu çocuk evinden 4-18 yaş arası 600 çocuk yararlandı. Çocuk evinde bir yıl boyunca hafta sonları, psiko-sosyal çalışma ve atölyeler yapıldı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32373" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/lotus-resim-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/lotus-resim-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/lotus-resim-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/lotus-resim-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/lotus-resim.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Sur’da yaşayan kadınlara yönelik ise Cinsel Sağlık, Toplumsal Cinsiyet, Medeni Hukuk kapsamında kadın, İhmal ve İstismar atölyeleri yapıldı.</p>
<p>Tabi bunları yaptığımız ortam rijit bir ortamdı. Ama kazanımları gördükçe iyi ki bu işe girişmişiz diyoruz Projeyi yaparken mekân değiştirmek zorunda kaldık, çocuklarla ve kadınlarla güven ortamını oluşturma süreçlerini çok meşakkatli atlattık yüzde yüz olmasa da hedeflerimizin birçoğuna ulaştığımızı düşünüyorum. Zaten raporda da süreci detaylı bir şekilde anlattık.  Raporu okumak isteyen arkadaşlar sayfamıza girip okuyabilirler:</p>
<p><a href="https://www.lotusgencalandernegi.org/projeler/sur-cocuk-ve-kadin-dostu-ortam/"><span style="font-weight: 400;">https://www.lotusgencalandernegi.org/projeler/sur-cocuk-ve-kadin-dostu-ortam/</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/14/sur-cocuk-ve-kadin-dostu-ortam-projesi/">Sur Çocuk Ve Kadın Dostu Ortam Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2018 07:44:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Büşra Cizrelioğlu Sadak]]></category>
		<category><![CDATA[Hasankeyf]]></category>
		<category><![CDATA[küresel eylemler]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da bir araya gelen çevre örgütleri, 28 Nisan gününü “Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü” ilan ederek o gün 20 farklı ülkede düzenlenecek etkinliklere katılma çağrısında bulundular.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/">Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır’da bir araya gelen beş çevre örgütü, 28 Nisan gününü Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü ilan ettiklerini duyurdular. Sur’un Yıkımına Hayır Platformu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, İstanbul Sur’la Dayanışma Platformu, Hasankeyf İnisiyatifi, Munzur Özgür Aksın Girişimi imzalı ortak bildiriyi basınla paylaşan Sur’un Yıkımına Hayır Platformu’ndan Talat Çetinkaya, yaptığı açıklamada, “Bu kentler insanlığın ortak mirasıdır, herkese aittir. Dolayısıyla herkesi ilgilendirir. Bu nedenle bu kentlerin yıkımının, taşınmasının ve satışının durdurulması için herkesi sorumluluk almaya, bütün duyarlı çevreleri ve halklarımızı bulundukları yerlerde etkinliklere katılmaya, Dicle Nehrinin kıyısında bin yıllardır insanlığa ev sahipliği yapmış olan Sur ve Hasankeyf antik kentlerini sahiplenmeye davet ediyoruz.” çağrısında bulundu.</p>
<p>Diyarbakır’da yapılacak etkinlikler hakkında bilgi veren Çetinkaya, 28 Nisan günü Sur’da Ulu Camii önünde saat 12.00’da basın açıklaması ile başlayacaklarını ve açıklamadan sonra il dışından gelen sanatçılar ve heyetlerle birlikte kentsel dönüşümün hala devam ettiği Ali Paşa ve Lale Bey Mahallelerinde bir takım incelemeler yapacaklarını, akşam saatlerinde ise Sur ile ilgili şiir-müzik dinletisi ve belgesel gösterimi olacağını aktardı.</p>
<p>Sivil Sayfalar olarak, 28 Nisan “Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü” ile ilgili Sur’un Yıkımına Hayır Platformu Eş Sözcüsü Büşra Cizrelioğlu Sadak ile görüştük…</p>
<p><strong>Büşra Hanım Merhaba, 28 Nisan gününün özel bir anlamı var mı, Sur ve Hasankeyf için Küresel Eylem Günü ilanının nihai hedefi nedir?</strong></p>
<p>28 Nisan gününün bizim açımızdan uluslararası ilgiyi ve dikkati Sur ve Hasankeyf’e çekme bağlamında bir önemi var. Çünkü 28 Nisan sonrası uluslararası kuruluşların birçok yerde toplantıları olacak. Bizler de toplantılar öncesinde insanlığın ortak mirası olan bu iki kentin korunması, taşınmasının ve satışının durdurulması için demokratik bir kamuoyu oluşturma çabası içindeyiz. Eğer bunu hep birlikte başaramazsak yıkım, taşınma ve satış işlemleri daha da büyüyüp içinden çıkılamaz hale gelecektir.</p>
<p>Bizim asıl hedefimiz Bu iki kent üzerinde dönen politik, ekonomik ve kültürel sömürünün bir an önce durdurulmasıdır. Hasankeyf’in 12 bin yıllık tarihi var. 60 yıl ömrü olan barajlar için Hasankeyf yıkılıyor, dinamitlerle tarih yok ediliyor. Tarih taşınmaz korunur diyoruz biz. Bu insani ve ahlaki bir ilkedir. Bize göre Tarih burada taşınmayacak, yok edilecek, makyajlanacak ve bir süre sonra kendi kendine yok olacak. Tarihi köklerinden kopardınız mı ne anlamı kalır ki zaten. Yine Sur Antik kentinde de benzer durum var. Yıkımların çok büyük bir çoğunluğu çatışmalı süreç bittikten sonra yapılmış. Sur insansızlaştırılmak istenmektedir. Sur’daki tarihin temel karakteri tarih ile birlikte kesintisiz yaşamın asırlarca korunmasıdır. Yine biz bu iki kentin ortak özelliği Dicle Nehri’nin kıyısında kurulmuş ve asırlarca birçok uygarlığa beşiklik etmiş olmasıdır. Sur ve Hasankeyf’in Dicle Nehri ile olan hikâyesi dillere destan olmuş, şarkılara, türkülere ve büyük aşklara ev sahipliği yapmıştır. Dolayısıyla insanlığın buradaki hatırası derindir, konjonktürel çıkarlara, hırslara kurban edilmemelidir. Bu yüzden asıl hedefimiz bu hafızanın yok edilmesinin önüne geçebilmek ve onu koruyabilmektir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin diğer şehirleri ve dünyanın başka yerlerinde neler yapılması planlanıyor? </strong></p>
<p>Şimdi biliyorsunuz Her coğrafyanın kaderi belki de kronikleşmiş kavgalar ve sorunlardır. Yaşadığımız coğrafyada da Mezhep savaşlarından tutalım etnik ve politik savaşlara kadar çok geniş yelpazede aslında bir kavga dövüş coğrafyasının kaderini yaşamaktayız maalesef. Ortak kültürel mirasımız da bu savaşlara kurban edilmektedir. Özellikle milenyum diye tarif edilen 2000’li yıllardan sonra başlayan savaşlar adeta kültürü ve tarihi yok etme üzerine kuruludur. Afganistan savaşı ile başlayan süreçte bir zamanlar dünyanın merkezi sayılan,3 büyük dinde adı geçen 72 dilin konuşulduğu antik kent Babil’in yani Bağdat’ın Irak’ın ne hale geldiğini gördük. Yakın zamanda Halep ve Şam şehirleri. Şimdi de Sur ve Hasankeyf. Bizler bu ortak tarih ve Ortak Miras bilincine sahip herkesin katılacağı, içeriğini oranın kendisine bırakmak koşulu ile birçok yerde bu ortaklığı ve bu çığlığı duyurmaya çalışacağız. Yani genel hatları ile bu şehirlerde eylem ve etkinlikleri sınırlandırmak istemedik ama her yerde ortak talepler dillendirilecek. Bu taleplerimiz 28 Nisan da daha açık bir dille haykıracağız. Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Tüm yetkilileri, duyarlı kurum ve kişileri bu sese ortak olmaya sorumluluk almaya davet edeceğiz.</p>
<p><strong>Bir ekoloji hareketi gönüllüsü olarak Sur ve Hasankeyf’in son durumu sizi nasıl etkiliyor, sürekli geriletilen kazanımlar karşısında mücadele motivasyonunuz nedir?</strong></p>
<p>Aslında bizler sadece ekoloji gönüllüsü değiliz, kendimizi sosyolojik olarak ta bu kentlerin bir parçası ve sorumluluk hisseden yurttaşları olarak ta tanımlıyoruz. Tabi ki bu yıkımlar ve kötü politikalar karlısında çok çok üzülüyoruz, morallerimiz de bozuluyor ister istemez, çünkü gözümüzün önünde tarihi ve kültürel değerlerimiz yıkılıyor, bunu seyredemeyiz tabi ki. Bu ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur zaten. Ama bizler tarih gözümüzün önünde yok edilirken tarihe yine bir not düşmekte kararlıyız. Bu kentleri yıkmak, satmak, taşımak bize göre insanlık suçudur. Bizler hiçbir şey yapmasak bile bu hikâyenin bu kötü politikaların teşhir edilmesi ve gelecek kuşaklara bu kötülüğün aktörlerini tarihe not düşme gibi bir görevle karşı karşıyayız. Yalnız değiliz biliyoruz. En büyük destek Hasankeyf ve Sur da yaşayan insanlardan geliyor. Hiçbirisinin rızası dâhilinde yapılmıyor bu yıkımlar. Buna çok tanık olduk bu süreçte. Çok net söyleyeyim her şey gücün oranına ve şiddetine göre yapılıyor. Yurttaşlar korkudan haklarını bile savunamıyor. Evimi korumaya çalışırken bir de cezaevine düşmek var işin içinde. Onun için insanlar devasa sorunlarına rağmen susmayı tercih ediyorlar. Ve bu da geçer diyorlar ama asla unutmayacaklarını her defasında bize söylüyorlar.</p>
<p><strong>Çevre örgütlerinin bu geri düşüşten kurtulması için neler yapması gerekiyor?</strong></p>
<p>Şimdi bir yerde insanların can güvenliği yoksa tarih kültür ve doğanın korunması doğal olarak ikinci plana itiliyor. Çevre örgütlerinin ortak bir akılla hiçbir etnik, dini, mezhepsel politik tuzağa düşmeden nerede bir yıkım varsa oradaki hafızaya sahip çıkmalıdır. Bize göre çevre örgütleri hareket alanı daraltıyor, bu konuda ülkelerin, politik hareketlerin ve konjonktürel dalgalanmaların hegemonyasına kapılıyor. Bu hareketler için böylesi bir durum intihardan başka bir şey değildir. Bakın bir Sur’da çatışmalı süreç devam ederken bile defalarca tarih doğa kültür yıkımdan bahsettik. Ama maalesef kan akarken, kimse bu sese pek kulak asmıyor. Şimdi ki mücadelemiz de de zorlanıyoruz. Talepler çok fazla. Bölgenin baskın bir sorunu var. Kürt Sorunu. Taleplerimiz bir şekilde çakışıyor, diğer taraftan devletin politikaları var. Sürekli kaşımıza çıkıyor. Bize soruşturmalar açılıyor. Mücadelemiz kriminalize edilmeye çalışılıyor. Ama tarih, kültür ve doğa üzerindeki talan ve yıkım sürece asla bu mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü Sur ve Hasankeyf’in bir suçu yok. Yıkamazsınız, satamazsınız, taşıyamazsınız demeye devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Sur ve Hasankeyf’in ruhuna el fatiha okumalı mıyız, yoksa ne yapmalıyız?</strong></p>
<p>Tarih yok edilemez, kültür ortadan kaldırılamaz, doğayı bitiremezsiniz. Bunlar varlığımızın sebebidirler. Ama darp edebilirsiniz, yaralayabilirsiniz, çirkinleştirebilirsiniz. Şu an yapılan budur maalesef. Ama ona rağmen güzellikler yaşatılabilir. Biz bunun mücadelesini vereceğiz. Fatiha’yı, politik hareketlere, siyasi partilere okuyabilirsiniz ama tarih, kültür, toplum ve doğa farklı bir şeydir. Ne yaparsanız yapın yok edemezsiniz. Tüm kötülüklere rağmen günümüze kadar gelmiş insanlığın ortak mirası dediğimiz binlerce değer var. Biz insana, topluma, doğaya ve tarihe inanıyoruz. Her şeye rağmen umudumuz diridir. Bu kötülüklerin bir gün biteceğinden emin olmasak zaten evimize giderdik değil mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/23/sur-hasankeyf-icin-28-nisanda-20-ulkede-eylem-var/">Sur ve Hasankeyf için 28 Nisan’da 20 Ülkede Eylem Var!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aileler Sur&#8217;a Dönmek İstiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/19/aileler-sura-donmek-istiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Feb 2018 11:38:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİTAM]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır İli Sur İlçesi’nde Yerinden Edilen Ailelerin Temel Haklara ve Kamu Hizmetlerine Erişimi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24556</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİTAM’ın Sur mağduru 500 aile ile görüşerek hazırladığı rapor; ailelerin barınma, eğitim, sağlık gibi haklarının büyük ölçüde ihlal edildiğini ortaya koyuyor. Ancak aileler bütün bu yaşananlara rağmen Sur’a dönmek ve orada yaşamak istiyorlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/19/aileler-sura-donmek-istiyor/">Aileler Sur&#8217;a Dönmek İstiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), geçtiğimiz Eylül ayında bir <a href="http://sivilsayfalar.org/2017/09/11/ditam-sur-magduru-ailelerin-hak-ve-hizmetlere-erisimine-odaklanacak/">basın toplantısı ile duyurduğu</a>, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki çatışmanın mağduru olan ailelerin sorunlarına odaklandığı projeyi tamamladı. Araştırmanın bulgularını Diyarbakır sivil toplum camiası, mahalle muhtarları ve basın mensupları ile paylaşan DİTAM, yaklaşık 500 aileyi duydukları ihtiyaçlara göre ilgili sivil toplum ve kamu kuruluşlarına yönlendirdiğini açıkladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-24557 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1-640x480.jpg" alt="" width="357" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/ditamSur1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" />Sur’daki çatışma ve operasyonlar sebebiyle yerinden edilmiş en az 6 bin aile olduğunu açıklayan DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır İli Sur İlçesi’nde Yerinden Edilen Ailelerin Temel Haklara ve Kamu Hizmetlerine Erişimi Projesi kapsamında bu ailelerin 500&#8217;ü ile yüz yüze görüşmeler yapıldığını ve ortaya çıkan sonuçların Sur mağduru aileler hakkında genel bir tablo sunmaya elverişli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bu projeye başlama gerekçelerini açıklayan Mehmet Kaya, Kürt meselesi sebebiyle yaşanan zorla yerinden edilmelerin ilk kez yaşanmadığını ancak yaşandığı dönemde yeterli ve sağlıklı raporlama yapılmadığı için meselenin yanlış okunup yorumlandığını, bu proje ile sorunun çözümüne yardımcı olacak nesnel sonuçlar ortaya çıkarmaya çalıştıklarını paylaştı. Ortaya çıkan sonuçların bir rapor halinde ilgili sivil toplum ve kamu kuruluşları ile paylaşacaklarının altını çizen Kaya, şunları söyledi: “Devletin 6 bin ailenin tamamına yardım ve kamu hizmetlerine erişimle ilgili bilgilendirme için ulaşması lazım. Ancak burada sivil toplum kuruluşlarına daha önemli bir görev düşüyor. Ulaşılacak aile sayısını attırmak, özellikle eğitim sağlık sosyo-ekonomik eksiklikleri doğru tespit etmek ve ailelerin yaşadıkları mağduriyetleri hükümetle paylaşarak çözüm için müdahale sağlamak gerekiyor.”</p>
<p>Mehmet Kaya’nın açıklamalarından sonra proje ekibinden Dilan Kaya, yaptığı sunumda çarpıcı bulguları aktardı. Araştırmanın bulgularından bazıları şunlar;</p>
<p><strong>Sosyo ekonomik durum: </strong>500 aile içinde %65 oranında yeşil kartlı veya herhangi bir sağlık güvencesi bulunmuyor. Görüşülen erkekler %52, kadınlar %96 oranında çalışmıyor. 500 aileden 62’sinin düzenli bir geliri bulunmamakta ve sadece 100 aile ayda 2.000 TL ve üzeri gelire sahip. Görüşülen ailelerin yaklaşık yarısı aylık gelirlerinin 1.000-2.000 TL arasında olduğunu ifade ediyorlar ki bu orandaki yoğunlaşma ailelerin aldıkları kira yardımlarından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Eğitim:</strong> Görüşülen 500 aile temsilcisi içinde yaklaşık 300 kişi okuryazar bile değil, yalnızca 11 kişi lise mezunu. Çatışmalı dönemde bu ailelerde yaşayan çocukların tamamının eğitimi uzun süre aksadı. 500 aile içinde çatışmalı dönemden sonra okulu tamamen bırakan 43 öğrenci var.</p>
<p><strong>Sağlık: </strong>Çatışma döneminde tedavisi devam eden hasta ve engelliler tedavilerini yarıda bırakmak zorunda kalmış, sokağa çıkma yasaklarından ötürü ilaç temininde zorluklar yaşamışlar. Çatışma döneminde hamile olduğunu söyleyen kadınlar, yoğun stres ve sağlık hizmetlerine erişim konusunda yaşadıkları zorluklardan dolayı düşük yapma riski yaşadıklarını, bazı kadınlar ise düşük yaptıklarını ifade ediyorlar. Yine sütten kesilme, akut stres bozukluğu, depresyon, uyku bozukluğu, öfke kontrol problemi, içe kapanma, ölüm ve gelecek korkusu, güvensizlik gibi durumların yaşandığı sıkça dile getiriliyor. Özellikle çocukların ruh sağlıklarında çatışmalardan dolayı bozulmalar meydana geldiği tespit edildi. Bu bulgular, çocukların çatışma döneminde yaşadıkları korku sebebiyle dışarı çıkmak istememe, içlerine kapanma, yeni gidilen çevreye adaptasyon sağlayamama, şiddete eğilim, iştahsızlık, konuşma yetisiniz zayıflaması ya da kaybı sese aşırı duyarlılık ve akut stres bozukluğu olarak sayılıyor.</p>
<p><strong>Mülkiyet Hakkı: </strong>Görüşülen ailelerin 279’u çatışmalarından önce kendilerine ait bir evde yaşadıklarını söylerken çatışma sonrası bu sayı 74’e düşmüş. Çatışma ve operasyonların her 4 aileden 3’ünü evsiz bıraktığı anlaşılıyor. 279 aileden yalnızca 34’ü ev konusunda devletle uzlaşmış. %88’i hala uzlaşmamıştır. Eşya tazminatıyla ilgili olarak uzlaşma oranı %60 olarak tespit edilmiş, ailelerin %40’ı eşya tazminatı konusunda da uzlaşmamışlardır. Aileler evlerine biçilen değerin çok düşük olduğunu, bu sebeple devletin önerilerinin hepsinin ailelere aşırı borç yükü getirdiğini ifade ediyor ve bunun onları Sur’a geri dönmekten alıkoyma politikası olduğunu düşünüyorlar. Ailelerin hemen hepsi kendilerini Sur&#8217;da daha güvende hissettiklerini, oraya dönmek istediklerini ancak yetkililerin Sur’a dair kesin bilgi vermediğini beyan ediyorlar. Bu durum da yaşanan sıkıntılı sürecin etkilerini daha fazla derinleştirerek insanlardaki güven problemini büyütüyor.</p>
<p>Projenin iki ayaklı olduğunu; ilk önce durum tespiti ve ihtiyaçların belirlendiğini ikinci adımda da bu ihtiyaçlara göre ilgili kuruluşlara yönlendirmeler yapıldığını aktaran Dilan Kaya ailelerin hangi kurumlara yönlendirildiği ile ilgili detaylı veriler paylaştı. Buna göre; hukuki süreçlerin yürütülmesi için Diyarbakır Barosu ve travma süreci devam edenlerin tedavisi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) başta olmak üzere aileler 16 farklı sivil ve resmi kuruluşa yönlendirildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/19/aileler-sura-donmek-istiyor/">Aileler Sur&#8217;a Dönmek İstiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİTAM, Sur Mağduru Ailelerin Hak ve Hizmetlere Erişimine Odaklanacak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/ditam-sur-magduru-ailelerin-hak-ve-hizmetlere-erisimine-odaklanacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Sep 2017 21:36:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DİTAM]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Barış Ağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Sur’dan göç etmek zorunda kalan yaklaşık 6 bin ailenin temel haklar ve kamu hizmetlerine erişimine yönelik bir proje başlatıyor. 2015 yılından bu yana sekiz farklı şehirde “barışın imkanları” üzerine düzenledikleri çalıştaylarla yaklaşık 70 sivil toplum kuruluşunu (STK) Toplumsal Barış Ağı’na dahil eden Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), Sur mağduru ailelerin sorunlarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/ditam-sur-magduru-ailelerin-hak-ve-hizmetlere-erisimine-odaklanacak/">DİTAM, Sur Mağduru Ailelerin Hak ve Hizmetlere Erişimine Odaklanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi, Sur’dan göç etmek zorunda kalan yaklaşık 6 bin ailenin temel haklar ve kamu hizmetlerine erişimine yönelik bir proje başlatıyor.</strong></p>
<p>2015 yılından bu yana sekiz farklı şehirde “barışın imkanları” üzerine düzenledikleri çalıştaylarla yaklaşık 70 sivil toplum kuruluşunu (STK) Toplumsal Barış Ağı’na dahil eden Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), Sur mağduru ailelerin sorunlarına odaklanmayı hedefleyen yeni projesini düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. Diyarbakır İli Sur İlçesi&#8217;nde Yerinden Edilen Ailelerin Temel Haklara ve Kamu Hizmetlerine Erişimi başlıklı projenin tanıtımını Diyarbakır’daki STK temsilcileri ve mahalle muhtarları ile yapan DİTAM, önümüzdeki altı aylık süreçte Sur’daki yaşam alanından edilmiş ailelerin göç sebepleri, çocuklarının eğitim durumları ve bugünkü yaşam kalitelerini gözlemleyecek.<span id="more-19007"></span></p>
<p>Diyarbakır barosu, İHD, TİHV, DESOB, DİSİAD ve Hak İnisiyatifi gibi STK’ların temsilcileri ile İskenderpaşa, Ziya Gökalp, Abdal Dede mahalle muhtarlarının katıldığı toplantıda konuşan DİTAM Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet  Kaya, Sur&#8217;da yaşanan yoğun çatışmalar nedeniyle kültürel miras ile tarihi mekanların tahrip olduğunu, bölge genelinde bir çok insanın yaşamını yitirdiğini hatırlatarak proje hakkında şunları aktardı:</p>
<p>&#8220;Biz o çatışmalı süreci burada canlı olarak yaşadık, 6 bine yakın aile Sur’dan göç etmek zorunda kaldı. Yerinden edilen ailelerin barınma, sağlık, eğitim gibi temel insan haklarına erişimi konusunda çok ciddi eksiklikler meydana geldi. Bu 6 bin ailenin halen barındıkları yerde yaşamlarıyla ilgili doğrusu ne kamuoyu ne sivil toplum kuruluşları yeterince bilgi sahibi değil, ne durumda olduklarıyla ilgili kamuoyuna da yansıyan genel mağduriyetler olmakla birlikte çocukların eğitim durumu ve ailelerin genel yaşamlarıyla ilgili çok bilgi sahibi değiliz. DİTAM olarak bu projede temel amacımız 6 bin aileden yaklaşık 500 aileye ulaşarak, durumlarını tespit edip bunların analizleriniz yapmak. Göç sebepleri, mevcut durumlarının ne olduğu nerede yaşadıkları çocuklarının eğitim durumları, yaşam kaliteleri&#8230; bunların genel analizini yapmak. İkinci aşamada eğitim, yaşam sağlık, iletişim, ulaşım gibi sorunlarının çözümleriyle ilgili gerek STK gerek kamu kurumlarıyla ilişkilerini sağlamak ve yol gösterici olmak. Aynı zamanda bu süreci sürekli takip etmek. Burada yaklaşık 500 aileye ulaşıldı, veriler toplandı, bu ailelerin ihtiyaçları belirlendi, mevcut durumları tespit edildi ve bunların ihtiyaçları doğrultusunda başvurmaları gereken kamu kurumları eğer bir hak ihlali yaşamışsa, baro ve İHD gibi STK’lara başvurma yöntemlerini kendilerine anlatıldı. Ailelerin mevcut durumunu tespit etmekle kalmayıp mağdur ailelerin temel haklara erişimleri konusunda yönlendirici ve bilgilendirici rehberlik hizmetlerini de yapıyoruz. Ailelerle bu ilişki devam edecek ve proje kapsamında elde edilen sonuçları detaylı bir şekilde yeniden paylaşacağız.&#8221;</p>
<p>Toplantıda söz alan mahalle muhtarları; Sur’dan taşınan ailelere kira yardımı sözü verildiğini ancak bu sözün üç aydır yerine getirilmediğini vurguladılar. Aksayan kira yardımı için valiliğin randevu bile vermediğini anlatan mahalle muhtarları, kaymakamlığın da ‘Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ödenek gelmiyor’ diyerek ailelere yardımcı olmadığını aktardı. Söz alan muhtarlardan biri “Ailelerin maddi durumu zaten kötü, kira yardımı alabilmek için ikametgahlarını değiştiremiyorlar. İkametlerini taşıdıklarında kira yardımı kesiliyor, taşımadıklarında da çocuklarının başka okullara naklinde sorun yaşıyorlar” diyerek STK’ların bu soruna çözüm bulmak için girişimde bulunmalarını talep etti.</p>
<p>Toplantıda, Toplumsal Barış Ağı Geliştirme Projesi isimli bir çalışmaya da başladıklarını da haber veren Toplumsal Barış Ağı Projesi koordinatörü Lezgin Yalçın, bu kapsamda Van, İzmir, Mersin ve Diyarbakır’da yapılacak çalıştaylarla STK’ları bir araya getirerek Barış Ağı’nı Türkiye geneline yaymak ve bu yolla oluşabilecek çözüm ihtimallerini destekleyip güçlendirmek istediklerini aktardı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/11/ditam-sur-magduru-ailelerin-hak-ve-hizmetlere-erisimine-odaklanacak/">DİTAM, Sur Mağduru Ailelerin Hak ve Hizmetlere Erişimine Odaklanacak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arafta Kalmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dilek Akkuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Aug 2017 09:25:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[katliam]]></category>
		<category><![CDATA[Kevork Fikri Çalış]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17571</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu&#8230;&#8221; Tarihler 1915’i gösterdiğinde, bu topraklarda dünyanın tanık olduğu en büyük trajedilerinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/">Arafta Kalmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu&#8230;&#8221;</strong></p>
<p>Tarihler 1915’i gösterdiğinde, bu topraklarda dünyanın tanık olduğu en büyük trajedilerinden katliamlardan biri yaşanıyordu. Bir milyonu aşkın Ermeni, ölüm yolculuklarına ve sürgünlere çıkarıldılar. Sürgüne gönderilen yüzbinlerce Ermeni daha kamplara ulaşamadan açlık, susuzluk ve hastalık nedeniyle yollarda öldüler.</p>
<p><span id="more-17823"></span></p>
<p><strong> &#8221;bizi kamyona doldurdular.<br />
tüfekli iki erin nezaretinde.<br />
sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular.<br />
günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar</strong>. &#8221;</p>
<p>Cemal Sureya</p>
<p>Bu ölüm yolculuklarının, sürgünlerinin yaşandığı yerlerden biri de Diyarbekir Vilayeti idi. Ermeni Halkı tarihte, zanaatkârlıkları ile bilinir ve tanınırlar. Diyarbekirli  Ermeniler de, taş ustalıkları ile ünlenmişlerdi. Bugün bile tarihi Sur ilçesinde gezerken, yaşanan onca yıkıma rağmen Ermenilerin ustalığını evlerde, camilerde, hanlarda görebilirsiniz. Zaman bu topraklarda yaşamış olan Ermenilerin izlerini silemiyordu. Tarihin bu manada insanlardan daha vicdanlı olduğu kesindi. Diyarbekir ve diğer vilayetlerdeki Ermeniler, yaşanan sürgünler ve bölgedeki çatışmalı durumdan kaynaklı yaşadıkları toprakları terk edip dünyanın birçok ülkesine dağılmak zorunda kaldılar. Öğrendiğimiz kadarı ile Diyarbakır&#8217;da sayıları 250-300’e yakın Müslümanlaştırılmış Ermeni aile var.</p>
<p>Tarihler bu kez 2012 yılını gösterdiğinde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve diasporada yaşayan Ermeni cemaatlerinin büyük katkıları ile restorasyonu yapılan ve Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde bulunan, Ortadoğu’nun en büyük kilisesi, Surp Giragos Ermeni Kilisesi tekrar çanlarını çalmaya başladı. Diasporada yaşayan Ermeniler tekrar buluşmuştu. Maalesef son dönem yaşanan çatışmalar kilisede hasara neden oldu. Kilise sayesinde yeniden bir araya gelmiş  olan Ermeniler bu bağlarını tekrar kaybettiler.</p>
<p>İşte o kilisede yıllar sonra yeniden o çanı çalan 26 yaşında Ermeni olduğunu babasının öldüğü gün öğrenen Armen Demirciyan’dı.</p>
<p>Armen, babasının mezarı başında fark ediyor ki imamın mezar başında verdiği talkında (ölü gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüyü tanıtması) dedesinin veya nenesinin adı verilmiyor. Bir süre sonra durumu dayılarına soruyor. Dayısı ona gerçeği yıllar sonra anlatıyor. Babasının katliamda sağ kurtulan bir Ermeni olduğunu, Müslüman bir aile tarafından ahırda büyütüldüğünü, sonradan kendi kızları ile evlendirdiğini. Babası yaşadığı sürece susmuştu sessiz kalmıştı. Kimliğinden bahsetmemişti çocuklarına ve bu sırla sessizce ölmüştü…</p>
<p>Kilisenin çanının çalan Ermeni Armen’le , Diyarbakır’ın tek sahafı olan Don Kişot Sahaf’ta buluşuyoruz. Şimdilerde Don Kişot, Sahaf Armen’e bir sığınak olmuş adeta.</p>
<p>Pariluys (günaydın ) Dilekcan diye karşılıyor.</p>
<figure id="attachment_17573" aria-describedby="caption-attachment-17573" style="width: 199px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-17573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/Armen-1.jpeg" alt="" width="199" height="265" /><figcaption id="caption-attachment-17573" class="wp-caption-text">Armen</figcaption></figure>
<p>Eski kitaplar arasında geçmişin izlerini arıyor gibi. Ermeni Vakfı’nın görevlendirdiği dil hocası Kevork Fikri Çalış sayesinde altı ay gibi bir sürede anadilini Ermenice’yi öğreniyor. Kiliseyi ziyarete gelen Ermeniler sayesinde dilini geliştiriyor. Sahafta Ermeni bir rahip olan ve Ermeni müzik dehası Komitas çalıyor. Ses ince… derin… kederli… Şarkının arasına girerek arada tercüme yapıyor Armen. Yüzüne yerleşmiş derin çizgiler var. Geçmişte atalarının çıkarıldığı ölüm yolculuklarındaki uzun yolları gösterir gibi. Anlatırken kaşları arada çatıyor. Sarp uçurumlar beliriyor o an yüzünde. Gözleri arada dalıp gidiyor. Daldığı yerden tekrar çıkıyor</p>
<p>&#8220;<strong>Hrant arkadaşımdı. Bu toprakları seviyorum tıpkı onun gibi. Tabii ki burada kalıp kendi topraklarımda yaşamak istiyorum ama burada sizin de bildiğiniz gibi şartlar çok zor. Bundan dolayı Ermenistan’a gidip orada yaşamak istiyorum.&#8221;</strong></p>
<p>Konuşacak, yüzleşecek ne çok şey var. Ve dilenecek ne çok özür.…</p>
<p>Bir insanın vicdanı, geçmişi ile kurduğu bağdır. Geçmişle olan bağı o ayrı, ben ayrı kuruyorduk. Benim için Ermeniler demek annemdi, annemin yaptığı yemeklerdi. Ermeni komşularından öğrendiği yemekleri yapardı annem ona da annesi öğretmişti. Evet, geçmişle bağımdı. Yıllarca düğünlerimizde oynadığımız  &#8216;<strong>yarkusta&#8217; </strong>oyununu yediğimiz &#8216;<strong>havidz&#8217; </strong>ve &#8216;<strong>helise&#8217;</strong> yemeklerinin Ermeni komşularından öğrendiğini anlatmıştı annem. Ama ölümlerine verilen fermanda bizzat rol oynadıklarını söylememişti..! Bu topraklarda Gayrimüslimler için hakaret olarak kullanılan fılle komşularımızdı onlar.</p>
<p>Sessizlik oldu&#8230;Sahafta Komitas çalıyordu &#8216;<strong>Grunk&#8217;</strong> (turna )  şarkısını söylüyordu. Armen yeniden tercüme etti şarkıyı:</p>
<p>Grunk usti gukas / Dzarayem tsaynit / Grunk mer ashkhare khabrig mı chunis</p>
<p>(Turnam nereden geliyorsun /Sesine ölürüm / Söyle bizim memleketten haber var  mı?)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/11/arafta-kalmak/">Arafta Kalmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 13:04:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükçü Hukukçular Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.</h3>
<p>İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler sıralandı.</p>
<p><strong>Sur ile dayanışma;</strong></p>
<h4>HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ</h4>
<p>“2000 yılına kadar yalnızca 5 örneği olan ‘acele kamulaştırma’ uygulaması bugün itibari ile 300 sınırını geçti. Acele kamulaştırma saldırısının son örneği ise Mezopotamya coğrafyasının tarihsel çekirdeği olarak da kabul edilen Diyarbakır Sur…</p>
<p>Ötesi, Türkiye’nin dört bir yanında yıkıma neden olan kentsel dönüşüm, müştereklerin yağmalanması ve mülksüzleştirme siyasetinde siyasi iktidar açısından yeni bir eşik, kent merkezlerinin talanının önünü de açacak yeni bir proje (!) olarak Sur …</p>
<p>Dünden bugüne Sur’da “kentsel dönüşüm”,  acele kamulaştırma tarihi ve kültürel varlıkların eşi benzeri görülmemiş bir biçimde tahribi niteliğinde olduğu kadar sosyal dokunun da tümü ile bozulması, çoğu savaş göçü olan yoksulların kentin tarihsel merkezinden sürgün edilmesi amacını da taşıyor. Ötesi, coğrafyamızın pek çok örneğine tanık olduğu bir “iskan politikası”, demografik yapının değiştirilmesi siyaseti ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Forumumuzda, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu başlıklara ilişkin olarak yaptıklarımızın, yapamadıklarımızın ve belki de en önemlisi yapacaklarımıza, yapılması gerekenlere ilişkin bir muhasebe yapabilmek istiyoruz.</p>
<p>Çatışmalardan etkilenen mahallelerin nerede ise tümü ile yıkılmasından tam bir yıl sonra bu sefer Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde yaşayan yurttaşların elektrikleri kesilerek, susuz bırakılarak zorla tahliye edilmeye çalışılmalarına karşı acil bir hukuksal ve toplumsal eylem planına ulaşabilir miyiz?</p>
<p>Sur’da “riskli alan” mazeretinin ve acele kamulaştırmanın mülksüzleştirme kadar yoksulların kent merkezinden sürgününe ilişkin özünü, sınıfsal niteliği kadar demografik yapının değiştirilmesi, asimilasyon amacını taşıyan yeni bir “iskan politikası” oluşunu da konuşmamız; tüm bu başlıkları bir bütünsellik içinde ele almamız zorunludur.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle;</p>
<p>1 ve 2 Temmuz 2017’de Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve Sosyal Haklar Derneği’nin çağrısı ile buluşan bizler Türkiye’nin tümünde kültürel varlıkların korunması, kentsel müştereklerin savunulması ya da yalnızca elverişli bir konuta erişim hakkından yana olan tüm yurttaşları öncelikle Sur ile; ve daha da öncelikle Alipaşa ve Lalebey mahallesi halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz…</p>
<p>Bu dayanışma, Sur’da yaşanan kent kırımına uzaktan bakıp yazıklanma yahut tarihe not düşme ile sınırlı olmamalıdır.</p>
<p>Bu dayanışma, 5000 yıllık bir insan yerleşiminin tüm özelliklerinin tahribine karşı çıkarken barınma hakkının ve kentsel müştereklerin korunmasının yanında yer almanın aslında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de kent hakkına; Artvin’de, Uşak’ta Antalya’da doğal varlıklarına sahip çıkmak isteyenlerin kendi davalarına sahip çıkmaları olacaktır.</p>
<p>Bugün Sur’da yaşanan ahir zaman iskan politikasına en alttakiler, en yoksullar ile birlikte kent hakkı zaviyesinden gösterilecek direnç eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşleşmenin aşağıdan yukarıya kazanılması umudu olacaktır.</p>
<p>Anayasasız bir devlet düzeni, yurttaşların haklarından değil ancak yükümlülüklerinden söz edilen bir hukuk düzeninin en vahşi örneği Fırat’ın öte yanında ve özelde de Sur’da yaşandı.</p>
<p>Haklarına sahip çıkmak isteyen herkes bu nedenle Sur’un yıkımına ve zorla tahliye/göçe karşı çıkanlarla dayanışmayı bir başkasının değil kendi hak mücadelesi, davası olarak görmesi gerekir.</p>
<p>Ve talep ediyoruz;</p>
<p>Öncelikle ve ivedilikle Sur’da yaşayan mülk sahibi yahut kiracı tüm yurttaşların evlerine ve işyerlerine dönmesine engel olan  güvenlik gerekçesi ile yapılanlar dahil olmak üzere tüm idari işlem ve eylemlere derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Alipaşa ve Lalebey başta olmak üzere tüm Sur halkının elinden alınan kamusal hizmetlere erişimin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Başta temiz suya erişilememesi olmak üzere salgın hastalık riskini ortaya çıkaran tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Sur 5000 yıldır halkındır yani kamunundur ve bu nedenle kamulaştırılamaz.</p>
<p>Sur ile ilgili artık hiç bir dayanağı kalmadığına kuşku bulunmayan başta acele kamulaştırma kararları olmak üzere kentsel müşterekleri ve elverişli bir konuta erişim hakkını ihlal eden tüm uygulamalar geri alınmalıdır.</p>
<p>Zorla yerinden edilenlerin geri dönmesi için tüm koşulların kamu idaresi tarafından gerçekleştirilmesini, hali hazırda zorla tahliye uygulamalarının durdurulmasını ve kentsel bir sit alanı olan Sur’un bir bütün olarak korunması için yıkım işlemlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Yurttaşların evleri ile ilgili yapılması planlanan ve yapılan tüm tasarruflarla ilgili kendilerine ivedilikle bilgi verilmeli, etkili hukuki yollara erişim hakkı güvence altına alınmalı; her bir yurttaşın kendi evini onarabilmesi ya da yeniden inşa edebilmesi için gerekli tüm koşulların sağlanmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur’a ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükselteceğiz.</p>
<p>Sur ile dayanışma kendi haklarımıza da sahip çıkma mücadelesidir.</p>
<h6>Kaynak: sosyalhaklardernegi.org</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
