<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süheyla Doğan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/suheyla-dogan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suheyla-dogan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Feb 2022 12:19:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Süheyla Doğan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/suheyla-dogan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kazdağı Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan&#8217;a 51 Bin İdari Para Cezası Kesildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kazdagi-koruma-dernegi-baskani-suheyla-dogana-51-bin-idari-para-cezasi-kesildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Feb 2022 11:12:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dernek Denetimi]]></category>
		<category><![CDATA[idari para cezası]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78213</guid>

					<description><![CDATA[<p>Edremit Kaymakamlığı'nın Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nde yürüttüğü denetimler kapsamında, derneğin bazı yükümlülüklerini eksik yerine getirdiği gerekçesiyle, Başkan Süheyla Doğan şahsında 51.730 TL idari para cezası kesildi. Dernek, astronomik seviyedeki cezanın sebebini 'durdurmayı başardıkları pek çok ekokırım projesi nedeniyle bazı odakların hedefi haline gelmek' olarak açıkladı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kazdagi-koruma-dernegi-baskani-suheyla-dogana-51-bin-idari-para-cezasi-kesildi/">Kazdağı Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan&#8217;a 51 Bin İdari Para Cezası Kesildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Edremit Kaymakamlığı tarafından yapılan denetim sonucu verilen idari para cezasına Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.</p>
<p>Derneğin konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:</p>
<p><em>&#8220;&#8230;</em>Denetim elbette olmalı. Hiçbir itirazımız yok. Veremeyecek hiçbir hesabımız da yok. Tüm faaliyetlerimiz ve kayıtlarımız şeffaf. Ancak denetimin amacı mutlaka bir hata bulmak ve cezalandırmak olunca uyarı ile ihtar ile düzeltilebilecek ufak tefek işlemler ne yazık ki astromik cezalara ve savcılığa yapılan suç duyurularına kadar geldi. Alındı belgelerinin bazılarında TCK NO’ların yazılmasının unutulması, karar defterinde karar no’larının her sene 1’den başlatılmış olması, online sistemden beyan edilmesi gereken bir meblağın geç beyan edilmesi gibi nedenlerle dernek başkanımız Süheyla Doğan’a 51.730 TL idari para cezası kesildi.&#8221;</p>
<h5><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-78216 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kazdagi-koruma-dernegi-baskani-suheyla-dogana-51-bin-idari-para-cezasi-1.jpg" alt="" width="625" height="351" /></h5>
<h5>&#8216;Birçok Ekokırım Projesini Durdurmayı Başardık. Bu Nedenle Bazı Odakların Hedefi Haline Geldik!&#8217;</h5>
<p>Derneğe kesine cezanın &#8220;astronomik&#8221; düzeyde olmasının gerekçelerine dair ise şu tespitler öne çıktı:</p>
<p>&#8220;Bazı lobilerin yazdırdığı aşikar olan, derneğimizin, dernek başkanımızın ve üyelerimizin itibarını sarsıcı ve kişilik haklarına saldırı niteliğindeki mesnetsiz yalan haberlerin ardından, açık bulmak amacıyla yapılan denetim sonrası kesilen bu astronomik cezalar ve suç duyuruları kesinlikle kabul edilemez. İdari para cezaları için Sulh Ceza Hakimliği’ne gereken itirazımızı yaptık. Adli ceza için ifademizi verdik. Ayrıca uğradığımız haksızlık ve itibarsızlaştırma için tazminat davası hakkımız saklı olmak üzere yalan haber için noter aracılığıyla tekzip metni gönderdik. Ancak halen yayınlanmayan tekzip metnimizin mahkeme aracılığı ile yayınlanması için de dava açacağız.</p>
<p>2012 yılından bu yana aralıksız bir şekilde ekoloji mücadelesi veren derneğimiz, hem bölgemiz hem de ülke çapında saygın bir sivil toplum örgütüdür. Hem alanlarda hem de hukuksal olarak verdiğimiz mücadele ile başta altın madenciliği ve termik santraller olmak üzere bir sürü ekokırım projesini durdurmayı başardık. Bu nedenle de bazı odakların hedefi haline geldik.&#8221;</p>
<p>Buna ek olarak, Dernek Başkanı Süheyla Doğan,  Edremit Kaymakamlığı tarafından Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan suç duyurusu nedeniyle ifadesi alınmak üzere Küçükkuyu Karakolu’na çağrıldı. İfadeye çağrılma gerekçesi ise şu:</p>
<p>&#8220;Derneğimiz Ayvacık’ta meydana gelen deprem sonrası doğal afetlerin etkisini incelemek ve dayanışmak üzere köy ziyaretleri gerçekleştirmişti. Tanıştığımız köylü kadınlardan birisinin çocuklarının ayaklarının donduğunu ve kışlık bot ihtiyaçları olduğunu söylemesi ve destek istemesi üzerine derneğimiz yönetim kurulu kararı ile dernek bütçesinden 100’ün üzerinde çocuğun bot ihtiyacını karşılamıştı. Son derece insani olan ve bir kez yapılan bu destek, görevlilerce ‘Derneğin tüzüğüne aykırı faaliyet olarak’ altın bulmuş gibi bir sevinçle ayrı bir ceza gerekçesi olarak Cumhuriyet Savcılığı’na suç olarak bildirildi. Cezası da 50 günden az olmamak üzere adli para cezası… Karakolda ifademizi verdik.<em>&#8221; </em></p>
<p>Derneğin açıklamasının detaylarına <a href="https://twitter.com/kazdagikoruma/status/1488524566527938567?s=20&amp;t=njB_CZDIshNpfAe4eySRcg" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/02/kazdagi-koruma-dernegi-baskani-suheyla-dogana-51-bin-idari-para-cezasi-kesildi/">Kazdağı Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan&#8217;a 51 Bin İdari Para Cezası Kesildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/kadinlar-istanbul-sozlesmesini-yasatmakta-kararli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 08:53:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Poyraz]]></category>
		<category><![CDATA[HDP Kadın Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesinden Vzgeçmiyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[Maltepe Mitingi]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan Moroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi Uçan Çubukçu]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<category><![CDATA[Tüm-Bel-Sen]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Süpürge Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71695</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir gece imzaladığı bir kararla İstanbul Sözleşmesi’nden çekileceğini duyuralı üç ay oldu. Hükümet gelen toplumsal talepleri duymazdan gelmeye devam ederse, karar 1 Temmuz’da resmen yürürlüğe girecek. Kadınlar Sözleşme’den vazgeçmeyeceklerini duyurmak ve hükümet dirense bile uygulamada ısrarcı olacaklarını hatırlatmak üzere sokaktaydı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/kadinlar-istanbul-sozlesmesini-yasatmakta-kararli/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hayata geçeceği 1 Temmuz öncesinde, Türkiye’nin pek çok yerinden kadın ve LGBTİ+ örgütleri İstanbul Maltepe’de bir araya geldi. Miting, Sözleşme’nin geniş toplum kesimleri tarafından içselleştirildiğini ve Sözleşme’den çıkılsa bile uygulamada kalması için kadınların mücadelelerini sürdürmekte kararlı olduklarını göstermek için düzenlendi.</p>
<p>19 Haziran 2021’de Maltepe’de “İstanbul Sözleşmesinden Vazgeçmiyoruz” mitingi düzenleyen kadın ve LGBTİ+ örgüt temsilcilerine, neden alanda yer aldıklarını ve çekilme kararının hayata geçirileceği 1 Temmuz sonrası için ne yapmayı planladıklarını sorduk.</p>
<p>Miting alanında pek çok katılımcının elinde, 17 Mayıs Perşembe günü İzmir’de HDP il binasına yapılan silahlı saldırıda hayatını kaybeden Deniz Poyraz’ın fotoğrafının olması dikkat çekti.</p>
<p><strong> HDP İstanbul Kadın Meclisi Sözcüsü Beser Çelik</strong>:</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71706 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/hdpli-kadinlar-640x296.jpg" alt="Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı" width="354" height="164" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/hdpli-kadinlar-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/hdpli-kadinlar-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/hdpli-kadinlar-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" />“Burada biz İstanbul Sözleşmesi’nin bir kişi tarafından kaldırılması kararına karşı çıkıyoruz. Biz, kazanımlarımızdan vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi gündemdeyken, yine HDP’nin hedef gösterilmesi sonucu bir kadın arkadaşımızın katledilmesi nedeniyle de, bir kadın arkadaşımız daha katledilmesin diye de Sözleşme’den vazgeçmiyoruz.”</p>
<h5><strong>“Biz bu Sözleşme’nin her hükmünü Türkiye’de uygulatacağız!” </strong></h5>
<p><strong>İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Nazan Moroğlu:</strong></p>
<p>“Bir kanunla onaylayan bir insan hakları sözleşmesi olarak İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Cumhurbaşkanlığı kararı ile alınmasının hukuksuz olduğunu Danıştay’ın tespit etmesini beliyoruz. İstanbul Barosu olarak ayrıca, bu kararın Anayasa önünde ‘yok’ hükmünde olduğunun tespitini istedik. Danıştay çekilme kararını iptal etmese dahi, kadın hareketi olarak o kadar kararlıyız ki, biz bu Sözleşme’nin her hükmünü Türkiye’de uygulatacağız.</p>
<p>Türkiye’de çok şey gelişti; çekilme kararı bize sadece vakit kaybettiriyor.  Bu ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinin hızlı yerleşmesini önlüyor; kadına yönelik şiddeti biraz da olsa körüklüyor. Ancak artık geriye de dönülemez. Bu bir eşitlik ve demokrasi mücadelesi. Kadınlar demokrasi ve demokratik bir Türkiye istiyor.</p>
<p>Her şerde vardır bir hayır: İstanbul Sözlemesi’ni sadece kadın hareketi içinde olanlar bilirken, şimdi bu artık halka mâl oldu. İnsanlar bilinçlendikçe, haklarımızdan vaz geçmeyeceğiz diyorlar. Demokratikleşme böyle bir sancılı yol zaten.”</p>
<blockquote><p><strong>İstanbul Sözleşmesi, toplumsal alana mal oldu ve içselleşti.</strong></p></blockquote>
<p><strong>Doç. Dr. Sevgi Uçan Çubukçu: </strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71708 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/asil-640x296.jpg" alt="" width="399" height="185" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/asil-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/asil-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/asil-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" />“Bugün burada sadece kadınlar ve LGBTİ+’lar değil, aslında burada bulunmayan (ama bizi destekleyen) erkekler de var. Bu toplumsal destekle biz, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ diyoruz.  Biz eşitlik talebimizi iletmek için buradayız.</p>
<p>1 Temmuz’dan sonra ne olacağını bilemiyoruz. İktidarın vazgeçmek için zamanı var. Bunun için Danıştay sürecini kullanabilir ve toplumun taleplerine kulak verebilir. Umarım ki bu karardan vazgeçirilir.</p>
<p>Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmaması için kadın ve LGBTİ+ örgütleri olarak, çok şey yaptık, yapıyoruz [ve] yapmaya devam edeceğiz. Çıkılsa bile, aslında Sözleşme’nin toplumsal alana mal olduğunu ve içselleştiğini görüyoruz.  Bazı belediyeler ve sermaye örgütleri sözleşmeye uyacaklarını deklare ediyor. Ben umutluyum. Kısa vadede ne olacağını bilemiyoruz ama aslolan toplumsal alandaki ısrar ve hak talepleridir.”</p>
<blockquote><p>HDP ve onun içindeki kadın hareketi Türkiye’de feminist hareketin önemli bir damarıdır. Biz birbirimizi tamamlayan gruplarız.</p></blockquote>
<p><strong>SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Gülseren Onanç: </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-71710 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sosyalist-kadin-hareketi-640x296.jpg" alt="Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı" width="338" height="156" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sosyalist-kadin-hareketi-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sosyalist-kadin-hareketi-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/sosyalist-kadin-hareketi-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 338px) 100vw, 338px" />“Karşı karşıya olduğumuz partiarkal bir otoriter sistem. Bu sistemle mücadele ederken kadınların mücadelesi çok önemli. Biz kadınlar, yıllardır bu sisteme kafa tutuyoruz. Sözleşme’den çekilme kararına karşı çıkmak, ‘Sözleşme’den vazgeçmiyoruz’ demek bile çok önemli bir başkaldırı ve mesaj. Bu sistemi yeniden yıkmak ve yeniden yeni sistem kurma zamanı.</p>
<p>Buradaki kalabalığa bakınca çok önemli bir dayanışma görüyoruz. HDP ve onun içindeki kadın hareketi Türkiye’de feminist hareketin önemli bir damarıdır. Biz birbirimizi tamamlayan gruplarız. HDP’li kadınlarla dayanışmamız var, Türkiye’de barışı kadınlar olarak birlikte tesis edebileceğimize inanıyoruz.</p>
<p>1 Temmuz’da Sözleşme’den [Türkiye] çıksa bile bu önemli değil; şu dinamizmi koruduğumuz ölçüde, öyle ya da böyle 6284 sayılı yasanın da, İstanbul Sözleşmesi’nin de yeniden bu ülkede uygulanır hale gelmesini sağlayacağız. 1 Temmuz bir milat olmayacak, sadece bir ara noktası olacak. Direnmeye devam…”</p>
<p><strong>Ekoloji Birliği EşSözcüsü ve Kazdağları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan: </strong></p>
<p>“Türkiye’nin her yerinden gelen katılımcılarla burada biz, ‘İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağız’ diyoruz.   1 Temmuz’dan sonra, durum bugünkünden daha kötü olmaz çünkü biz her halükârda bunu uygulatacağız. Sözleşme’den çıkılmaması için kadın ve LGBTİ+ örgütleri yeterinden fazla ve olağanüstü çalışıyor. Umutluyuz.”</p>
<p><strong>Gazete Duvar Yazarı Avukat Tuba Torun: </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71711 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/5-640x1385.jpg" alt="Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı" width="222" height="481" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/5-640x1385.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/5-1280x2771.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/5-1024x2217.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/5-scaled.jpg 1183w" sizes="auto, (max-width: 222px) 100vw, 222px" />“İstanbul Sözleşmesi’ne yapılan saldırı da, HDP’ye yapılan saldırı da, LGBTİ+’lara yapılan saldırılar da aynı erkek sistemden besleniyor. Dolayısıyla sistematik olarak hedefimiz, bu eril bu baskıcı sistemi ortadan kaldırmaktır. Ancak o zaman güçlenerek eşit olabiliriz.</p>
<p>HDP İzmir binasına yapılan saldırı, baskıcı, erkek, beyaz, hatta Sünni, kapitalist, sömürücü erkek düzenin yansıması aslında; bu demokrasi adına yaşadığımız çöküşle de ilgili.</p>
<p>Biz burada Sözleşmeyi korumaya devam edeceğimizi, 1 Temmuz 2021 sonrasında da farklı formlarıyla, fiilen ve hukuken tekrar elimize alacağımızı haykırıyoruz. 1 Temmuz’da resmi olarak Sözleşme’den çekilme kararından dönülmemesi, bizi yalnızca daha çok öfkelendirir. Ve öfke, kadın ve insan hakları mücadelesi için ciddi itici bir kuvvettir. Bizi daha fazla öfkelendirmemeleri ülke adına, demokratik manada, lehe olur.”</p>
<p><strong>Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan Gülfem Karataş:</strong></p>
<p>“Toplumun tüm kesimlerinde ayrışma var; kadınlar arasında da ayrışmaya neden olmaya çalışıyorlar.  Kadınlar olarak, öncelikle savunmamız gereken kendi hayatlarımız. Biz cinskırıma maruz kalıyoruz. Buna karşı mücadele geliştirmemiz ve birlik oluşturmamız gerekiyor.</p>
<p>Aslında tam bir birlik olamadığımız için bugün İstanbul Sözleşmesi’nin çekilme kararına itiraz etmek zorunda kalıyor; hala kadın cinayetlerinin haberlere nasıl yansıtılacağın bilemiyoruz.  Aslında biz birliği kadınlar olarak da toplum olarak da sağlarsak, kadın cinayetlerini önleyebiliriz. 1 Temmuz sonrası, bugünden farklı olmayacak. Biz mücadeleyi bırakmayacağız. Yüzyıllardır devam eden kadın mücadelesi bundan sonra da devam edecek; biz de bunun parçası olmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Nurşen İnal: </strong></p>
<p>“İstanbul sözleşmesi uygulansın diye mücadele ederken, kadınlara sorulmadan çekilme kararı alınmasın diye de karşı sesimizi yükseltmek için bugün buradayız. Tüm kadın kuruluşları ile beraber, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Sözleşme tüm kadınları koruyor. Bu nedenle biz [hükümete] ‘Anayasa’yı, yasayı ve Sözleşmeyi uygula,’ diyoruz.”</p>
<p><strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden Zelal Yalçın: </strong></p>
<p>“Türkiye’nin pek çok yerinden kadınlarla buradayız. Toplumsal muhalefete yapılan saldırılara rağmen, Sözleşme ’ye sahip çıkıldığını burada görüyoruz. Buradaki kararlılığı tüm yetkililerin anlaması ve bu talebe kulaklarını tıkamaması gerekiyor.”</p>
<p><strong>Uçan Süpürge Vakfı’ndan Ceren Kurt ve İlayda Önal: </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71712 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/engelli-kadin-640x296.jpg" alt="Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı" width="389" height="180" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/engelli-kadin-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/engelli-kadin-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/engelli-kadin-1024x473.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 389px) 100vw, 389px" />“Sözleşme’nin yürürlükte olmasına rağmen uygulanması mümkün olmuyor.</p>
<p>1996 yılından bu yana Uçan Süpürge olarak kadın örgütleri arasında iletişimi kuvvetlendirmeye çalışıyoruz.  Burada da Türkiye’nin her yerinden tüm diğer kadınlarla birlikte, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.”</p>
<p><strong>Mardin Tüm-Bel-Sen’den (Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası) Gülizar İpek: </strong></p>
<p>“Sözleşme’den vazgeçmediğimizi Mardin’den buraya kadar haykırıyoruz.  Bizim tırnaklarımızla kazandığımız haklarımız, Sözleşme bizim ve vazgeçmiyoruz. Çekilmemek için her şeyi yapacağız. Tek kişinin aldığı kararı tanımıyoruz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/kadinlar-istanbul-sozlesmesini-yasatmakta-kararli/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’ni Yaşatmakta Kararlı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2021 09:49:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyamıza Kazdağları ile devam ediyoruz. Kazdağlarında yereli aşan örnek ekoloji mücadelesini, bu alanda ilk isimlerden biri olan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü Süheyla Doğan ile konuştuk. Doğan, ekoloji mücadelesinin daha görünür olduğunu ancak kamu kurumlarının bakışının da sertleştiğini vurgulayarak, "Romantik çevreciler suçlamalarının yerini “vandallar” gibi terimler alıyor." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/">Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &lt;br&gt;&#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağları Türkiye’de ekoloji mücadelesinde ilk akla gelen yerlerden biri. 2007 yılında altın madeni projesine karşı örgütlenerek Kazdağı Koruma Girişimi Grubu’nu kuran çevreciler, madencilik ve enerji projelerinin Kazdağının her yanına yayılması karşısında bütünlüklü bir çaba için 2012 yılında <a href="https://twitter.com/kazdagikoruma">Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ni</a> oluşturdu. Derneğin çalışmalarına hem yerel hem ulusal düzeyde katkı sağlayan pek çok aktör var. Bunlar arasında  <a href="https://twitter.com/kazdaglariist">Kazdağı İstanbul Dayanışması</a> da yer alıyor.</p>
<p>Öte yandan Çanakkale’nin Yenice ilçesinde yapılması planlanan &#8220;Çırpılar Kömürlü Termik Santrali&#8221; hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilen &#8220;Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu&#8221; kararı, TEMA Vakfı ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından açılan davada iptal edilmişti. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/04/danistay-onadi-canakkale-cirpilar-koyune-komurlu-termik-santral-kurulamayacak/">Kararı Danıştay 6. Dairesi onayladı.</a>  Böylece daha önce yöre halkının çabalarıyla daha önce yapımı üç kez durdurulan Çırpılar Kömürlü Termik Santrali hakkında nihai karar verilmiş oldu. Tabii Kazdağları ve çevresinde verilen mücadele, bu dava ile sınırlı değil; dağa talanına karşı çabalar pek çok alanda yerel ekoloji hareketleri ve yöre halkının destekleri ile sürüyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65024 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-640x775.jpg" alt="Süheyla Doğan Türkiye'de Yerel Çevre Hareketleri" width="192" height="232" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-640x775.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri.jpg 720w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" />Başından bu yana Kazdağları’nın ve pek çok ekoloji mücadelesin içinde yer alan <a href="https://twitter.com/ekolojibirligi">Ekoloji Birliği’nin</a> de eş sözcüsü olan Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan, Kazdağları özelinde ve genel olarak Türkiye’de verilen çevre mücadelesinde güncel durumu, “yasaklayıcı kararlar ve düzenlemeler nedeniyle demokratik hakların kullanılamadığı bir ortamda ve pandemi koşullarında yeni yöntemler geliştirmeye çalışmak” olarak özetliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de çevre hareketi nasıl ve ne zaman başladı?</strong></p>
<p>Türkiye’de esas olarak daha önce çeşitli mücadeleler olsa da 1990’lı yıllarda Bergama Mücadelesi ile başladı diyebiliriz. Hem yerelde hem de ulusal anlamda destek buldu. Ancak iktidar bu mücadeleyi bastırmak için her yolu denedi. Hukuk kararları çiğnendi. Özel kararlar çıkartıldı. Hukuki süreçlerin arkasından dolanıldı. Tüm yasal ve alanda kazanımlara rağmen, hukuksuz bir şekilde altın madeni açıldı. Yerelimizde de 2000’li yılların başında altın madenciliği ve termik santrallara karşı başladı.</p>
<h5><strong>“Mücadele Alanımız ve Konular Çeşitlendi:</strong><strong> </strong><strong>Her Yolu Deniyoruz</strong><strong>” </strong></h5>
<p><strong>Kazdağları’nda neden bir ekoloji mücadelesi içinde yer alıyorsunuz? </strong></p>
<p>Yaşadığım bölgeye sahip çıkmak istiyorum. Yaşadığım yerin kirlenmesini, tahrip olmasını, zehirlenmesini istemiyorum. Yaşadığım bölgenin zarar görmesi hem benim sağlığıma, hem yakınlarımın ve komşularımın sağlığına zarar verecek, yaşadığım bölgenin ekosistemi etkilenecek. Amacım yaşadığım bölgenin temiz kalması ve tüm canlıların sağlıklı bir ortamda yaşamını sürdürmesine katkıda bulunmak.</p>
<p><strong>Kazdağları’nda neler yaptınız? Hangi yol ve yöntemleri kullanıyorsunuz? Hukuki süreç ve diğer yolları denediniz mi? </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65025 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari.jpg" alt="Kazdağları " width="303" height="225" />2007 yılında Kazdağı Koruma Girişimi Grubu olarak bölgemizdeki bir altın madeni projesine karşı bir araya geldik. Yöredeki halkı, köylüleri bilgilendirdik. Köy toplantıları, paneller, söyleşiler, mitingler düzenledik. İmza standları açtık. Lobi faaliyeti sürdürdük. Projenin daha sondaj aşamasındayken durdurulmasını sağladık. Madencilik ve enerji projelerinin Kazdağı&#8217;nın her tarafında olduğunu görünce bütünlüklü bir mücadele için dernekleşme kararı aldık ve 2012 yılında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’ni kurduk.</p>
<p>Mücadele alanımız ve konular çeşitlendi. Altın madenciliğinden termik santrallara, barajlara, JES’lere, uygun olmayan yerlere yapılan RES’lere kadar çeşitli mücadeleler veriyoruz. Hem alanda, yerelde köylerde çalışıyoruz, hem lobi yapıyoruz, hem sosyal medya eylemleri yapıyoruz, hem de ÇED süreçlerini takip edip hukuki olarak da mücadele ediyoruz. Her yolu deniyoruz.</p>
<p>Ekolojik yıkıma yol açan enerji ve madencilik projeleri ile mücadele dışında, ekolojik bir yaşamın inşasına katkıda bulunmak için ekolojik yaşam pratikleri hakkında söyleşiler, atölyeler, şenlikler düzenliyoruz.</p>
<p><strong>Size destek olan STK’lar, siyasiler ya da başka kurumlar var mı? </strong></p>
<p>Esas olarak ekoloji örgütleri ile dayanışma içindeyiz ancak emek ve demokrasi örgütleri ile de birlikte oluyoruz. Siyasi partilerden (muhalefet partilerinden) de destek aldığımız oluyor.</p>
<p><strong>Medyada yer almak için bir çaba gösteriyor musunuz? Size yerel ve ulusal medyada yer veriliyor mu?</strong></p>
<p>Uzunca bir süredir ana akım medya bizim etkinliklerimize yer vermiyor. Daha çok çevreye duyarlı muhalif basın bizim etkinliklerimize yer veriyor. Görünür olmak için çok çaba göstermemiz gerekiyor. Yerel basının bir kısmında yer alabiliyoruz.</p>
<h5><strong>“Herkes Çevreci (!) Oldu&#8221;</strong></h5>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65029 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-640x320.jpg" alt="Kazdağlarında Kazanılan Dava Şubat 2021" width="362" height="181" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-640x320.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava-1000x500.jpg 1000w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-turkiyede-yerel-cevre-hareketleri-kazanilan-dava.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" /></strong><strong>Süreç nasıl ilerliyor? Yıllar içinde bir değişim gözlemlediniz mi?</strong></p>
<p>İklim krizinin etkilerinin daha fazla hissedilir olması ile ekoloji mücadelesi artık daha fazla paydaş bulmaya başladı. Mücadele daha çok görünür oldu. Yıllar içinde hem bizim deneyimlerimiz arttı hem de artık daha fazla kişi ve kurumla temas halindeyiz. Herkes çevreci (!) oldu.</p>
<p><strong>Kamu kurumlarının ve kolluk kuvvetlerinin yerel çevre hareketlerine karşı tutumları nasıl? Bu tutumlar sizi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>Kamu kurumlarının ve kolluk kuvvetlerinin tutumları giderek daha kötüye gidiyor. Şiddetin dozu artıyor. Cezalar veriliyor. Romantik çevreciler suçlamalarının yerini “Vandallar” gibi terimler alıyor. Kurumsal iş birliklerinin zemini ortadan kaldırılıyor. Taleplerimiz dikkate alınmıyor ve dinlenilmiyor.  Bu tutumlar bizi yorsa da haklı mücadelemizden vazgeçirmiyor.</p>
<p><strong>Kendi yereliniz dışında, ulusal düzeyde sesinizi duyurabiliyor ve destek alabiliyor musunuz?</strong></p>
<p>Ulusal düzeyde örgütlendik. Ekoloji Birliği’ni kurduk ve mücadelemizi birleştiriyoruz. Birbirimize destek oluyoruz. Sesimizi hep birlikte duyurmaya çalışıyoruz.  En büyük desteği birbirimizden alıyoruz.</p>
<blockquote><p>Sürekli saldırı hali olduğu için bizler de daha çok savunma durumundayız. Kendi gündemlerimizi taleplerimizi oluşturmakta güçlük çekiyoruz.</p></blockquote>
<p><strong><em><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65027 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA-640x460.jpeg" alt="Kazdağları Maden Projesi" width="302" height="217" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA-640x460.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdagi-maden-projeleri-TEMA.jpeg 680w" sizes="auto, (max-width: 302px) 100vw, 302px" /></em></strong><strong>Talepleriniz nasıl karşılık buluyor? Olumlu yanıt bulan talebiniz var mı?  </strong></p>
<p>Taleplerimiz çok da karşılık bulmuyor. Mücadelenin etki gücüne bağlı olarak zaman zaman geri adım attırabiliyoruz ve bazı düzenlemeleri iptal ettirebiliyoruz. Bu durum talebin olumlu yanıt bulması şeklinde değil, geri adım atılması çeklinde oluyor. Sürekli saldırı hali olduğu için bizler de daha çok savunma durumundayız. Kendi gündemlerimizi taleplerimizi oluşturmakta güçlük çekiyoruz.</p>
<blockquote><p>Ekoloji mücadelesine yeni yollarla ile devam edeceğiz ; pandemiye uygun yeni yöntemler geliştirmeye çalışacağız.</p></blockquote>
<p><strong>Siyasi konjonktür, siyasilerin tutumları, sizi nasıl etkiliyor? Siyasi partilerin yaklaşımı ve desteği ne seviyede? </strong></p>
<p>Siyasi konjonktür ve iktidar yanlısı siyasilerin tutumları bizleri doğrudan etkiliyor. Faaliyet alanlarımız ve şeklimiz etkileniyor. Yasaklayıcı kararlar ve düzenlemeler nedeniyle demokratik haklarımızı kullanamıyoruz. Yerel ve ulusal düzeyde daha çok muhalefet partileri ile ilişkimiz oluyor. Eylemlerimize katılıp destek oluyorlar. Mecliste soru önergeleri vererek destek sağlıyorlar. Siyasi partiler artık ekoloji birimlerini kuruyorlar ve daha ilgililer.</p>
<blockquote><p>Çevre hareketinde ve örgütlerde gençler pek yer almıyor. Mücadelede kadınlar önde iken çevre hareketi-örgütleri içinde, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı az. Yaratıcılık ve yeni yöntemler zayıf kalıyor.  Bilgi ve deneyim eksikliği var.</p></blockquote>
<p><strong> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65028 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-640x427.jpg" alt="Kazdağları Maden Talanı" width="319" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/kazdaglari-maden-talani.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" /></strong><strong>Eleştirel bir değerlendirme yaparsanız, Türkiye’de genel olarak çevre hareketini ve siz kendi yerel çevre hareketinizi nasıl değerlendirirsiniz? Hangi konuda kendinizi başarılı ve hangi konuda başarısız görüyorsunuz? </strong></p>
<p>Çevre hareketinde ve örgütlerde gençler pek yer almıyor. Mücadelede kadınlar önde iken çevre hareketi-örgütleri içinde, karar alma mekanizmalarında kadınların sayısı az. Yaratıcılık ve yeni yöntemler zayıf kalıyor.  Bilgi ve deneyim eksikliği var. Bizim bölgemizde çevre hareketi oldukça güçlü. Kendimizi her konuda başarılı sayıyorum. Örnek örgütlerden birisiyiz.</p>
<p><strong>Pandemi süreci sizi nasıl etkiledi?</strong></p>
<p>Derneklere getirilen yasaklama nedeniyle dernek merkezimizde gerçekleştirdiğimiz tüm toplantılı etkinlikleri iptal etmek zorunda kaldık. Alanda yapmakta olduğumuz açık hava toplantıları, basın açıklamaları, mitingleri pandemi nedeniyle getirilen yasaklamalar nedeniyle yapamaz hale geldik. Aidat ve bağış toplamada sıkıntıya düştük ve gelirlerimiz azaldı ancak ofis masraflarımız devam etti. Üyelerimizi bir araya getiremez olduk. Açık alan dahi olsa eylemlere katılımda sayılar çok düştü. Ancak bu dönemde online toplantılar yöntemini keşfettik ve bir şekilde ilişkilerimizi sürdürdük. Sosyal medya eylemlerine ağırlık verdik.</p>
<p><strong>Bundan sonrası için ne yapmayı planlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Ekoloji mücadelesine yeni yol ve yöntemlerle devam edeceğiz. Online ortamlarda söyleşiler, atölyelere devam edeceğiz. Sosyal mesafeye dikkat ederek alanlarda olmaya çalışacağız. Sosyal medya eylemlerini sürdüreceğiz. Pandemiye uygun yeni ve yaratıcı yöntemler geliştirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-65030 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi-640x388.jpg" alt="Süheyla Doğan Kazdağları" width="336" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi-640x388.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/suheyla-dogan-ekoloji-birligi.jpg 825w" sizes="auto, (max-width: 336px) 100vw, 336px" />Ne olmasını öngörüyorsunuz? Umutlu musunuz? </strong></p>
<p>Pandemi koşullarının biraz daha süreceğini öngörüyoruz. Ancak siyasi konjonktürün de daha fazla bu şekilde süremeyeceğini düşünüyoruz. İktidarın tüm baskısına karşı mücadelenin başarılı olacağına inanıyoruz. Gelecekten umutluyuz çünkü haklıyız.</p>
<p><strong>Sizce, ne yapılırsa başarılı bir sonuç alınır, bu bağlamda neye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz? </strong></p>
<p>Toplumun her kesiminin, gençlerin ve kadınların daha fazla katıldığı birleşik bir mücadele ile başarılı bir sonuç alabiliriz. Yaratıcı fikirlere ihtiyaç var. Ekolojik sisteme önem veren, ekolojik yıkım projelerine izin vermeyen bir yönetim anlayışının iktidara gelmesiyle daha rahat sonuç alabiliriz.</p>
<p>Türkiye’de Yerel Çevre Hareketleri adlı dosyanın diğer haberlerine<a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/turkiyede-yerel-cevre-hareketleri/" target="_blank" rel="noopener"> buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/05/kazdaglarinda-ekoloji-mucadelesi-romantik-cevreciler-suclamalarinin-yerini-vandallar-gibi-terimler-aldi/">Kazdağları&#8217;nda Ekoloji Mücadelesi: &lt;br&gt;&#8220;Romantik Çevreciler Suçlamalarının Yerini “Vandallar” Gibi Terimler Aldı&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kirazlıyayla Mücadelesi: Halk ve Doğa Sermayeye Karşı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/23/kirazliyayla-mucadelesi-halk-ve-doga-sermayeye-karsi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 May 2020 08:50:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Kirazlıyayla]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54209</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekoloji Birliği Eş Sözcüsü, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan ile ÇED süreçlerindeki sorunları, Kirazlıyayla'da ve diğer bölgelerde yapılmak istenen doğa tahribatlarını ve pandemi sonrası dünyayı konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/23/kirazliyayla-mucadelesi-halk-ve-doga-sermayeye-karsi/">Kirazlıyayla Mücadelesi: Halk ve Doğa Sermayeye Karşı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bursa&#8217;nın doğal güzellikleriyle öne çıkan köylerinden Kirazlıyayla&#8217;ya maden tesisi kurulması için başlatılan çalışmalar, bölgenin ekosistemine ve insan sağlığına zarar vereceği gerekçesiyle ekoloji STK&#8217;ları ve yerel halk tarafından protesto ediliyor. Sosyal medyada #Bursayiterket hashtag&#8217;iyle kamuoyu yaratılırken Ekoloji Birliği gibi STK&#8217;lar da halkla el ele vererek hukuki yollarla Kirazlıyayla&#8217;daki doğa talanını durdurmanın yollarını arıyor. </span></p>
<p><b>Kirazlıyayla&#8217;da Meyra Madencilik tarafından başlatılan çalışmalara karşı yerel halkla birlikte bir mücadele yürütüyorsunuz. Yapılacak tesisin verdiği zarar bir yana, çalışmaların başlatılmasında, ÇED raporunda vb. usulsüzlükler göze çarpıyor. Öncelikle ÇED raporlarının inanılırlığı hakkında neler söylersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54211 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/suheyla1-640x425.jpeg" alt="Süheyla Doğan" width="330" height="219" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/suheyla1-640x425.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/suheyla1-350x231.jpeg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/suheyla1.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" />ÇED süreçleri başlı başına bir halkı kandırmaca sürecine dönüşmüştür. Firmalar en kısa sürede alana yerleşmek amacıyla ÇED Yönetmeliğinin eki olan EK-1 ve EK-2 listelerindeki alan büyüklüğü ve kapasite sınırlarını aşabilmek için ruhsat alanları büyük olduğu halde 25 hektar altında ÇED izni başvurusu yaparak, “ÇED Gerekli Değildir” kararı almaktadırlar. Bu durumda halkın katılımı toplantıları vb yapılmadığından halk bilgilenememekte ve projeden haberi olmamaktadır. Firmalar bu küçük alan için çalışma izinlerini alarak alana yerleşmektedirler. Daha sonra kapasite artışı projesi hazırlayarak gerçek amaçları doğrultusunda daha büyük bir alan için ÇED Başvurusu yapmaktadır. Bu süreçte de kahvehanelerden birine asılan bir duyuru ile (muhtar yeterli özeni göstermişse) halkı bilgilendirme toplantıları yapılmakta, bu toplantılarda da oldukça teknik bilgilendirmeler yapıldığından halk projelerş yeterince anlayamamaktadır. Kadınlar kahvehaneye gitmediklerinden ve ayrıca birkaç kahvehane varsa yalnız birine asıldığından kadınların ve halkın tümünün bilgisi olmamaktadır. Daha sonra e-CED üzerinden duyurulan ÇED Raporu’na ve Ankara’da gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Komisyonu köylülerin erişimi ve takibi de mümkün olamamaktadır.  Firmalar yine zenginleştirme ve atık havuzları gibi tesisleri de çoğunlukla başlangıçtaki ÇED başvurularında göstermemekte, bunun için de bir üçüncü aşamayı tercih etmekteler. Bunun nedeni, ÇED formatlarının biraz daha karmaşık oluşu ve bu süreçten mümkün olduğunca kaçma istekleridir. Çevre ve Çehircilik Bakanlığı bu süreçlere bilerek ve isteyerek alet olmakta ve ruhsat alanlarının büyük olduğu bilinmesine rağmen küçük ÇED alanları için yapılan başvurularını kabul etmektedir. Bizler bu şekilde verilmiş ÇED Gerekli Değildir kararlarını takip edebildiğimiz ölçüde dava ettik ve çoğunlukla “ruhsat alanı büyüklüğü” gerekçesi ile de kazandık. </span></p>
<p><b>Kirazlıyayla&#8217;da ÇED süreci nasıl ilerledi? Bölgede yapılan hukuksuzluklar hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlıyayla’da da benzer bir süreci gözlemliyoruz. Meyra Madencilik firması 2013 yılında 24.89 hektarlık alan için ÇED başvurusu yapıyor. 25 ha altında kaldığı için ÇED gerekli değildir belgesi alıyor. Firma  2015 yılında ise kapasite artışına giderek alanı 273 hektara çıkarıyor.  2015 de sunduğu ÇED Raporunda zenginleştirme yapmayacağını, flotasyon işlemini başka bir yerde yapacağını söylüyor. Ancak 2019 a gelindiğinde tekrar bir kapasite artışı ve 2015 yılında yapmayacağız dedikleri flotasyon tesisi ve atık havuzunu projeye ekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Firmanın verdiği son ÇED raporuna göre alan ormanlık alan ve tarım alanlarından oluşmaktadır.  Tarım alanları için “tarım dışı kullanım izni” alınmak zorundadır. Firmanın başvurusu üçüncü kez uygun bulunmamıştır. Firma buna rağmen ağaç kesimlerini gerçekleştirmektedir. Ayrıca yeni ÇED alanında işe başlayabilmesi için 1. Sınıf Gayri Sıhhi Müessese Ruhsatı  almış olması gerekir. Bursa Valiliğine yapılan yazılı başvuruda GSM ruhsatının olup olmadığı sorulmuştu ve henüz almadığı bilgisine ulaşılmıştı. En son yapılan başvuruya ise Valilik henüz yanıt vermemiştir.  Firmanın GSM Ruhsatı olmaksızın çalışması yasal değildir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel örgütler tarafından yürütmeyi durdurma talebi ile dava açılmıştır. Hukuki süreç devam etmektedir. </span></p>
<p><b>Yapılması planlanan maden zenginleştirme tesisi ve atık barajı bölgenin ekosistemi ve insan sağlığı için ne gibi riskler taşıyor? Bölge halkıyla da iletişim halinde olan bir STK olarak orada yaşayanların temel şikayetleri neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre ve Şehircilik Bakanlığı cevher zenginleştirme tesislerinin çevresel etkisini şöyle sıralıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çevresel Etkiler:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cevher Zenginleştirme Tesislerinin çevreye olabilecek önemli etkileri şöyle sıralanabilir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54212 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/ekoloji1.jpg" alt="Ekoloji" width="341" height="174" />Toz,  vibrasyon, gürültü,  kimyasal atıklar oluşacaktır.  Sulu sistem zenginleştirme sonucu ortaya çıkan sıvı atıklar ise sedimentasyon havuzlarına ihtiyaç gösterirler ve bu nedenle pasa barajlarında toplanırlar. Sıvı atıkların depolanması çoğu zaman su ilişkileri ve tuzlanmada etkili olurlar ve tarımsal zehirli metallerin veya maden cevherini işlemede kullanılan kimyasal atıkları bulundurabilirler. Aşırı dolu sedimentasyon havuzları oldukça zararlı ve tehlikelidir. Bunların etkileri ile hidrostatik basınç artar ve atık baraj duvarlarının çökmesi veya sızıntı olması durumunda çevrede doğrudan büyük tehlike oluşturabilirler.  Genellikle yüksek düzeyde tuzun ve bitki örtüsü için zararlı diğer metallerin bulunması, atık barajındaki drenajla ilgili güçlükler nedeniyle, sulu pasa çamurunun iyileştirilmesi işleri oldukça sorunlu bir durum meydana getirebilir. Zenginleştirme tesislerinden çıkan atık çamurların, atık barajı kullanılmadan ve analiz yaptırılmadan düzensiz olarak gelişigüzel depolanması, siklonlardan oluşan çamurların ve mermer peledyenlerinin düzenli depolama alanlarında depolanmaması, yığın özütlemesi alanındaki HCN ölçümlerinde, cihaz arızalarına tedbir olarak yedek cihazların bulundurulmaması, yığın özütlemesi alanı kuşaklama kanallarının uygun yapılmaması, siyanür depolama alanlarının standartlara uygun yapılmaması, endüstriyel atık suyun çökeltme siklonlarından geçirilmeden tesis içerisinde devir daim yaptırılması, zenginleştirme tesislerinde kullanılan suyun çöktürme havuzlarından geçirilmeden devir daim yaptırılması gibi durumlarda da bu tesisler çevreye ve insan sağlığına oldukça olumsuz etkilerde bulunacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Henüz zenginleştirme tesisi ve atık havuzları yapılmadığından halk yukarıdaki gerekçelerle endişe duymakta ve itiraz etmektedir.</span></p>
<p><b>Olimpos&#8217;un SİT alanı derecesinin düşürülmesi, Hasankeyf&#8217;in yok oluşu, Salda Gölü&#8217;ne iş makinelerinin girmesi. Kaz Dağları&#8217;nın talan edilmeye çalışılması ve daha saymakla bitmeyecek bir çok vaka gündemimizden düşmüyor. Ekoloji Birliği olarak genel tabloya baktığınızda Türkiye&#8217;nin ekoloji politikasındaki en öncelikli sorunları neler? İvedilikle hangi somut adımlar atılmalı, siz çözümü nerede görüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde mevcut kalkınma anlayışı ve politikası kar ve talan odaklıdır ve sermayeden yanadır. Doğanın hakları ve halkın çıkarları gözetilmemektedir. Her ne pahasına olursa olsun sermayeden yana bir politika izlenmekte ve bu da büyük doğa yıkım ve talanına yol açmakta, çevre ve insan sağlığı hiçe sayılmaktadır. Maden Yasası ve yönetmelikleri ile ve daha birçok yasada yapılan değişikliklerle doğal ve kültürel tüm varlıkların sömürüsü için  gerekli yasal düzenlemelerle sadece rant düşünen yatırımcılar için dikensiz gül bahçeleri yaratılmıştır. Hukuk sistemi dönüştürülmüştür. Hukuki süreçle elde edilen bazı kazanımlar bile Bakanlar Kurulu kararları veya Valilikler aracılığıyla arkadan dolanılarak uygulanmaz hale getirilmiştir. Yerel halka ve sivil toplum örgütlerine baskı ve şiddet uygulanmaktadır. Mafyatik ilişkilerle de Ali Ulvi &amp; Aysin Büyüknohutçu gibi bazı yaşam savunucuları öldürülmektedir. Hem alandaki mücadelenin, hem de hukuk mücadelesinin birlikte gerçekleştirilmesi ve bu süreçte ulusal ve uluslararası boyutta dayanışma sağlanması önemlidir. Bir yandan da  talan ve sömürü yasalarının değişmesi ve hukuk sisteminin  özerkliğinin korunması için çaba gösterilmelidir. Yerellerdeki mücadeleleri ortaklaştıracak ve dayanışma zeminini yaratacak olan Ekoloji Birliği bu anlamda oldukça önemlidir. Çözüm tabii ki esas olarak halktan ve doğadan yana bir düzenin tesisi ile mümkündür ancak mevcut düzende mücadelemizi yükselterek bu düzen içerisinde de gedikler açmaya devam edeceğiz. </span></p>
<p><b>Sosyal medya üzerinden de bir kamuoyu yaratma gayreti içerisindesiniz, En son Kirazlıyayla için #Bursayiterket hasthag&#8217;iyle bir görünürlük de yarattınız. Ekoloji Birliği zaten yapı olarak da bir arada çalışmayı, işbirliğinin gücünü öne çıkarıyor. Ekoloji mücadelelerinde toplumun her kesimine, özellikle de bölge halklarına ulaşmada, kamuoyu yaratmada izlediğiniz metotlar neler, zorluk yaşıyor musunuz? Medya organlarıyla, diğer STK&#8217;larla ve devletin ilgili kurumlarıyla iletişiminiz, işbirliğiniz nasıl ilerliyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-54213 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/05/ekoloji2.jpg" alt="Ekoloji" width="405" height="270" />Ekoloji Birliği’nin halihazırda ülkenin her yanından 63 bileşeni vardır. Her bölgedeki sorunlar Birliğimizin üye olduğu  haberleşme kanallarımızla veya telefonlarla bize ulaşmaktadır. Ayrıca bileşenlerimiz dışında basına, kamuoyuna ve sosyal medyaya yansıyan diğer sorunlar, mücadeleler de takip edilmekte ve raporlanmaktadır. Sosyal medya hesapları  takip edilmektedir. Yerellere ulaşılarak iletişim bilgileri alınmakta  ve görüşmeler yapılmaktadır. Yerelin ihtiyaç duyduğu yol haritası oluşturma, teknik ve hukuki bilgi desteği verilmekte, bileşen olmayanlar da bileşenliğe davet edilmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birliğimiz, sosyal medya hesapları ve web sitesi üzerinden ve basına yolladığı mektuplarla faaliyetlerini ve açıklamalarını duyurmaktadır. Yerellere ziyaretler gerçekleştirmekte, bölge toplantıları yapmaktadır. Medya organları ile düzenli bir ilişkimiz vardır ancak çok az sayıda medya sesimizi duymakta, ana akım medya ise görmezden gelmektedir. Diğer STK’larla iletişimimiz iyidir. Yerellerde işbirliği yaptığımız gibi merkezi düzeyde de temaslarımız olmaktadır. Miting izni başvurusu vb. dışında merkezi olarak devlet kurumlarıyla doğrudan ilişkimiz yok denecek kadar azdır. Ancak yerellerde bileşenlerimiz devlet kurumlarıyla mücadele alanlarında çokça karşı karşıya gelmektedir. </span></p>
<p><b>Koronavirüsün kötü etkilerinin yanında doğaya, hava kirliliğine, karbon ayak izinin azaldığı bir dönem de yaşıyor dünyamız. Siz pandemi sonrası nasıl bir dünya öngörüyorsunuz? Daha duyarlı, daha az tüketen ve doğaya daha az veren bir insanlığın ortaya çıkması mümkün mü yoksa fazla mı iyimseriz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kovid-19 sürecinde insanların evlerde kalmaları, daha az araç kullanımı, daha az ekonomik faaliyet, daha az tüketim nedeniyle doğa biraz olsun nefes almış, hava kirliliği azalmış, kuşlar ve diğer hayvanlar daha fazla görülür olmuş, bitkiler canlanmıştır. Bilim insanlarınca Kovid-19 salgını ile ormansızlaşma ilişkisi ortaya konulmuş, hava kirliliğinin Kovid-19 etkisini daha fazla artırdığına ilişkin araştırma raporlarının da ortaya çıkması ile doğaya müdahalenin sonuçlarının ne kadar yıkıcı olabileceği gözler önüne serilmiştir. Bu süreç sorgulamalara yol açmıştır. Umarız bu sorgulamalar kovid sonrası bir dünyanın yeniden inşaasında alınacak tedbir ve önlemlere ve politikalara ışık tutar. Daha duyarlı, daha az tüketen ve doğaya daha az zarar veren bir insanlık mümkündür, iyimser olmakta ve bunu başarmak için bıkmadan usanmadan dayanışma içinde  çalışmakta yarar vardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu da eklemek isterim; Kovid-19 sürecinde katmerleşmiş bir şekilde zarar gören ve etkilenen kadınlar, çocuklar, yoksullar, göçmenler gibi kesimlerin mevcut durumlarının araştırılması ve özel önlem paketleri için mücadele edilmesi gerekir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/05/23/kirazliyayla-mucadelesi-halk-ve-doga-sermayeye-karsi/">Kirazlıyayla Mücadelesi: Halk ve Doğa Sermayeye Karşı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekofest&#8217;in Bu Yıl Konusu Gıda: &#8220;Ne Yersek Oyuz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/29/ekofestin-bu-yil-konusu-gida-ne-yersek-oyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 15:40:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Derne Koryürek]]></category>
		<category><![CDATA[Ekofest]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41745</guid>

					<description><![CDATA[<p>Balıkesir’in Edremit ilçesinde bu yıl 5.si düzenlenen Ekofest 16-20 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşti. “Ne yersek oyuz” sloganıyla yola çıkan Ekofest Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından düzenleniyor. Ekofest’in Bilimsel Danışma Kurulu’nda ise Defne Koryürek, Bülent Şık, Mustafa Alper Ülgen ve Esenay Hacıosmanoğlu yer alıyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/29/ekofestin-bu-yil-konusu-gida-ne-yersek-oyuz/">Ekofest&#8217;in Bu Yıl Konusu Gıda: &#8220;Ne Yersek Oyuz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekofest 2019’a, Kazdağı ve yöresinde ve Türkiye&#8217;nin diğer bölgelerinde yaşayan ekoloji aktivistleri, sivil toplum örgütleri temsilci ve üyeleri, yerel yönetimler ve çocuklar katıldı. Festival bu yıl Altınoluk yakınlarındaki Narlı Köyü&#8217;nün 13 km yakınındaki Darıdere Tabiat Parkı&#8217;nda gerçekleşti.</p>
<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan, Ekofest’a ilişkin Sivil Sayfalar’a yaptığı açıklamada festivalin başlangıcına ve konularına dair şöyle konuştu:</p>
<p>“2014’te başladık. Üst üste 3 yıl yaptık. 2016’da darbe nedeniyle yapamadık. İlk sene konumuz suydu. Bu konuyu seçmemizin nedeni, eğer baraj yapılırsa içerisinde bulunduğumuz alan su altında kalacak. Buna dikkatleri çekmek için özelikle bu konuyu seçtik. ‘Dereler özgür aksın’ sloganıyla yaptık. Daha sonra ‘Orman gibi kardeşçesine’ sloganıyla ormanın önemine dikkat çekmek için ikinci festivalimizi gerçekleştirdik. Bir başka festivalimizin konusu toprakla ilgiliydi.  ‘Hayat topraktan doğar’ sloganıyla yapmıştık. Dördüncü sene de enerji konusunu seçmiştik. O seneki sloganımız ise ‘Güneş bize yeter’di. Bu sene ise konumuz gıda. ‘Ne yersek oyuz’ diyoruz. Gıdayı enine boyuna ele alıp tartışıyoruz. Gıda egemenliği, gıda güvenliği, gıda toplulukları, gıda krizi, gıda ve toplum sağlığı başlıklarında Türkiye’nin her yanından bilim insanlarıyla, aktivistlerle konuşuyoruz.”</p>
<p><strong>Ekofest Kazdağları’na İthaf Edildi </strong></p>
<p>Öte yandan Kazdağları’nda yaşananlar nedeniyle Kirazlı’daki nöbetlere katıldıklarını söyleyen Doğan, “Ekofestival hazırlık döneminde bir yandan da Kirazlı’daki Kaz Dağları nöbetine katıldık, basın açıklamasına katıldık. Körfez’in güneyinde her akşam bir yerde imza kampanyası açtık. Basın açıklamaları yaptık. Her yer Kaz Dağları diyerek mücadele alanlarını büyüttük. Ekofestivali de Kazdağları’na ithaf ettik ve başlarken Kazdağları ile video ile bu direnişi anlatmaya çalıştık” diye konuştu.</p>
<p>Doğan  ayrıca, bu yıl Ekofest’in menüsünde hayvanların sömürülmesine dikkat çekmek amacıyla vejetaryenden vegan menüye çevirdiklerini söyledi.</p>
<p><strong>“Katılımcı Profili Gençleşiyor”</strong></p>
<p>Ekofest’in katılımcıların hemen her yaştan olduğunu ifade eden Doğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Her sene hem genç hem de çocuk katılımcı sayısı artıyor. Bu sene de çok fazla genç ve çocuklu aile katıldı. Her geçen yıl katılımcı profili gençleşiyor. İlk yıllarda çocuk katılımını öngörmediğimiz için çocuk atölyeleri düzenlememiştik. Ama daha sonra kendiliğinden gelişti. Ondan sonraki yıllarda çocuklara yönelik seramik, resim gibi atölyeleri de ekledik.”</p>
<p>Doğan son olarak Ekofest’e Çanakkale Belediyesi, Edremit ve Küçükkuyu belediyelerinin de destek verdiğini, bölgedeki sivil toplum örgütlerinin de katılım gösterdiğini söyledi.</p>
<p><strong>&#8216;Ekoloji Hareketinin Yükseldiğini Görüyoruz&#8217;</strong></p>
<p>Ekofest’in Bilimsel Kurulu’nda yer alan Defne Koryürek Ekofest’e pogramı oluşturma sürecine dahil olduğunu belirterek “Elimizden geldiğince isimler seçmeye çalıştık, o isimleri nasıl başlıklar altında bir araya getirebileceğimiz üstünde çalıştık” dedi. Koryürek Ekofest’e hemen her yaş grubundan insanların katıldığını vurgulayarak, “Türkiye’deki ekoloji hareketinin ne kadar yükseldiğini, ne kadar bilinçlendiğini görüyoruz. Annesiyle gelen 6 yaşındaki katılımcımız da var, 70 yaşında da 22 yaşında da… Bu durum yaşlar ötesi bir durum. Bu tür bir aradalıklar birbirini duymak, birbirinin yüzüne, gözüne bakmak ve söylediklerinin karşılığını birbirinde bulmak olarak bir rüzgara dönüşüyor. Ekofest’in bu anlamda büyük bir katkısı var” diye konuştu.</p>
<p><strong> “Ekofest’e Daha Çok Araştırmacı Katılmalı”</strong></p>
<p>Ekofest’e daha çok araştırmacının katılması gerektiğini söyleyen Koryürek bunun nedenini iste şöyle açıklıyor:  “Böyle bir ortama daha fazla araştırmacı davet edilmeli. Konuşmak için değil bin kişinin bir arada olduğu bir yerde araştırma yapılabilir. Anket gibi, sözlü tarih çalışması gibi. Hazır ekoloji ile bağlantılı bin kişinin arasında 50 kişiyle yüz yüze yapılan görüşmelerde çok fazla hikaye çıkarılabilir. “</p>
<p>Ekofest’in vegan menüsünün ise bazı pratikleri hayata geçirmek adına önemli bir adım olduğunu ifade eden Koryürek, “Katmanları çok çeşitli olan bir festivalin 4 gününü birlikte geçirecek bin kişinin yemeklerini vegan yediğinde aç kalmayacağını görmesinin onun ufkunda bir ışık olabileceğini düşündüm. Ben ekolojiyle ilgili her yerde bitki bazlı bir disiplinin paralelinde korunmasını düşünüyorum. Vegan olmayabilirsiniz, vejetaryen de olmayabilirsiniz ama bugünkü rakamlar bize diyor ki yarattığımız düzeninin karşılığı olarak yıkımı yaşıyoruz. Bu sömürüyü bir sürü katmanda konuşabiliriz. Bu katmanın en üstünde ‘beyaz erkek’ oturuyor. Beyaz kadından başlayarak ırklar arası kendi türümüzü de sömürüyoruz. Onun arkasından hayvanlar bir noktada ağaçlar, ormanlar, adını dahi anmadığımız on binlerce mikroorganizmayı sömürüyoruz. Kazdağları’nda 95 bin ağaçtan bahsediyoruz. Sömürü piramidi çok geniş bir alan ama sömürüyü konuşabilmek, yüzleşebilmek için günlük pratiğimize koymamız lazım. Nasıl yapacağız mesela plastik bardak almamak gibi, ya da plastik çatal kaşık kullanmamak gibi mesela. Sömürünün gıdadaki versiyonlarına bakıp nerede durduğumuza ne kadar ulaşabildiğimize de bağlı. Ekofest’te vegan mutfaktan ziyade bizim önerdiğimiz bu sömürüye duyarlı olmayı hızlandıracak bir pratiği benimsemekti. Bunu omuzlayan arkadaşlarımız vegan arkadaşlarımızdı” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ekofest’te Neler Konuşuldu?</strong></p>
<p>16-20 Ağustos arasında gerçekleşen Ekofest’te Dr. Cenay Bozkuş “Sağlıklı Beslenme”, Özer Akdemir ve Süheyla Doğan “Ekoloji Mücadelesi” ve Defne Koryürek “İklim Diyeti”, Dr. Günnur Başar “Sağlıklı Yaşam” başlıklı konularda konuştu. Ayrıca Ahmet Uhri ile Aslıhan Demirtaş, “Bir Kültürel Miras Olarak Gıda”, Umut Kocagöz, Dr. Kadir Dadan ile Candan Türkkan “Gıda Egemenliği, Gıda Krizi ve Gıda Güvenliği”, Mehmet Gürmen, Ceyhan Temürcü, Nurgül Bulut “Gıda Toplulukları ve Gıda Kooperatifleri”, Merve Ucgun,Turgay Özçelik, Prof. Ali Osman Karababa “Gıda ve Toplum Sağlığı”, Cumhur Dokur ile Mevlüt Aşar “Edremit&#8217;in Kültür İnsanları” başlıklarında konuştu. Son olarak “Ciftçiler Gıdayı Konuşuyor”, “STK&#8217;lar Gıdayı Konuşuyor”, “Belediye Başkanları Gıda&#8217;yı Konuşuyor” başlıklı forumlarda ise gıda konusu üreticiler, STK&#8217;lar ve yerel yöneticiler gözüyle konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/29/ekofestin-bu-yil-konusu-gida-ne-yersek-oyuz/">Ekofest&#8217;in Bu Yıl Konusu Gıda: &#8220;Ne Yersek Oyuz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sisifos&#8217;un İmkanları </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Aug 2019 08:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Madencilik Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Artvin]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Etki Değerlendirme]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kazdağları]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla Doğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41435</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Umut ve gelecek yoksunluğu, insanın her şeye açık oluşunda bir artış anlamına gelir".*  Ceza olarak aşağı yuvarlanan kayayı hep yeniden tepeye çıkarabilmek, buyruğu verenlere başkaldırmanın yegane yoludur aslında...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları&#8217;nın bağrına bıçak saplayıp yüz doksan sekiz bin ağacı katleden, altın çıkarmak için bitki örtüsünün içine zehir akıtıp doğal yaşamın kaybına yol açacak olan Alamos Madencilik Şirketi&#8217;nin Ceo&#8217;su işletecekleri madende yabancı işçi istihdam etmeyeceklerini &#8220;Türkler taş taşımakta çok iyi&#8221; diyerek açıklıyordu. Haksız değil. Özellikle son 5 yıldır neoliberal ekonomi politkasının rüzgarının çılgınlık derecesine varan hızla aşağı yuvarladığı taşları yukarı çıkarmakla uğraşıyoruz. Fatsa, Hasankeyf, Artvin&#8230; nereye bakarsanız bir kıyım, arkasında bekleyen bir yenisi&#8230; Yine Kütahya, Balıkesir, İznik ve Munzur altını üstüne getirmek için katli vacip görülen yerlerden. Sadece Kazdağları&#8217;nda 40 ayrı şirket  ruhsatlandırılmış şekilde altın çıkarmak için sırasını bekliyor. Bu kıyıma zemin hazırlayan 17 yıldır yasa ve kanun maddeleri üzerinde her türlü tasarrufa sahip olan kurduğu ittifakla gücüne güç katarak torbaya atılan teklifleri toptan TBMM&#8217;den geçiren siyasi iktidardan başkası değil. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5177 Sayılı Yeni Maden Yasası&#8217;nda yapılan değişikliklerin 2004 yılı itibariyle yürürlüğe girmesini izleyen süreçte yabancı şirketlerin maden ruhsatı almak üzere başvurması madencilik sektöründe  sömürgecilik döneminin başladığına işaret eder gibi. Zira Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın internet sitesinde bu zemin üzerinde yükselen yatırımların 2018 Eylül ayı itibariyle 136&#8217;sı yabancı firmaya ait 657 maden ruhsatına ulaştığını görüyoruz. Bakanlık tarafından yabancı yatırımcılar için ingilizce olarak hazırlanmış </span><a href="https://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Yabanci-Yatirimcilara-Yonelik-Turkiyede-Maden-Sektoru-icin-Yatirim-Rehberi"><span style="font-weight: 400;">Maden Yatırım Rehberi </span></a><span style="font-weight: 400;">ise bu artışın nedenlerine ışık tutan türden: taş, mermer, çinko, altın, gümüş, kurşun, krom her şeyi çıkarmaya davet ediliyor yatırımcılar. Sadece altın yatırımı ile ilgili kısımda Türkiye&#8217;de 6500 ton altın rezervi olduğu ve çoğunun yer altından çıkarılmayı beklediği belirtiliyor. Vaatler arasında %50 ucuz arazi tahsisi ve orman satışından %50 pay verilmesi de dikkat çekici. Aşağıda hiç de profesyonel olmayan altın haritası görselinde solmuş yıldızlar halihazırda operasyondaki madenleri, sarı parlak olanlarsa açılmayı bekleyen madenleri temsil ediyor. Rehberde açılacak her tür altın madeni işletmesi için azaltılmış bürokrasi ve çeşitli vergi indirimi uygulamaları da taahhüt ediliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/altın-map-yatırım-640x334.jpg" alt="" width="372" height="194" />Yatırımlar, modern dönemde iktidarlar tarafından ilerlemeci  anlayışın bir ürünü olarak kalkınma ve gelişme saikleriyle birlikte anılır, çoğu kez populist söylemlerde de yer bulur. Yıllardır nükleer santral gibi ülkenin hiç de menfaatine olmayan bir projenin dahi gerçeklerin tam aksi söylenerek  temiz, ucuz, güvenli şeklinde tanıtıldığı malum. Ne var ki, Kazdağları&#8217;nda altın çıkarmak için davete icabet eden Alamos&#8217;un işletme ruhsatını almış olduğunu duymamız 10 yıl kadar sürdü. Bölgede 2007&#8217;den beri bir direniş olmasına rağmen hükümetin bu projeyi istihdam ya da başka sözlerle gündeme getirdiğini hiç duyduk mu? Belki de Türkiye&#8217;nin akciğeri sayılan bir coğrafyayı siyanüre boğmanın açıklanabilir bir tarafı yoktur? Esasen işler arka planda öyle gizli yürütülmüş ki Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nden Süheyla Doğan iki yıl önce bu maden şirketlerinin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) başvuru sürecinde tepki çekmemek için altın çıkarma faaliyetini başvuru dosyasına &#8220;kuartz çıkarma&#8221; şeklinde yazdırarak izin aldığı yönündeki tespitlerini paylaşmıştı. Ne yazık ki devlet kurumlarının ve şirketlerin gerek mega projelerde gerekse kirletici tesislerin yatırımlarında sergilediği işbirliğini şimdi de  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Alamos&#8217;un yatırım faaliyetini savunan, Alamos&#8217;un iştirakı Doğu Biga Madenciliğin açıklarını kapatan sözlerinde hatta, ÇED imzalarındaki usulsüzlüklerde görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Usulsüzlüklerin olduğu hangi projede  facialar yaşanmaz ki ? Altın madeninden devam edersek misal 2000 yılında Romanya&#8217;da Baire Mare Aurul altın madenine ait siyanür havuzunun çökmesi  Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya olmak üzere üç ülkenin topraklarının zehirlenmesine yol açmıştı. Çalışanlar, Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;ni hatırlatırcasına sınır ötesi kirliliğe örnek teşkil eden bu facianın oluşma nedenlerini inşaat sürecindeki usulsüzlüklere bağlamıştı. Bir altın madeni işletmesinin kaza olmasa da doğa ve doğal varlıkları tarumar ettiğini ise Kanada menşeili Goldcorp&#8217;un Guetemala, Meksika, Honduras&#8217;taki faaliyetleri nedeniyle yurttaşlar ve  bilim insanları tarafından yargılandığı yurttaş mahkemesinde suç teşkil etiği ilan edilen gerekçelerde görebiliriz (</span><a href="https://healthtribunal.org/"><span style="font-weight: 400;">Health tribunal 2012</span></a><span style="font-weight: 400;">). Buna göre Goldcorp  su varlıklarının kirlenmesinden, bitki örtüsünün geri dönüşü olmayan şekilde kaybedilmesinden, zehirli siyanür tozlarının havaya saçılmasından, ağır metallerin açığa çıkmasından, evcil ve vahşi hayvanların, insanların hastalanmasından ve ölmesinden sorumlu tutulmuştur. Mahkemede konuşan tanıklıklar ise siyanür uygulaması nedeniyle çevrelerinde ve kendi bedenlerinde meydana gelen değişimi şöyle tanımlamışlardır: Deri ve göz hastalıkları, saç dökülmesi, bebek düşükleri, ölü doğumlar, yeni doğan bebek ölümleri, sinir sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, çocuklarda kronik hastalıklar&#8230;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savaşlarla uğruna kan dökülen toprakların ve üzerinde yaşayanların idasine talip olan siyasi iktidarlar, önayak oldukları ticari ve endüstriyel faaliyetlerle işte bu şekilde hastalığa ve ölüme bizzat kapı aralayabilmekte. Bilim, teknoloji ve kültür etkileşimi üzerine eserleri bulunan Lewis Mumford&#8217;un da tespit ettiği gibi madencilik çevreye getirdiği yıkım ve insan hayatının karşı karşıya olduğu tehlikelere kayıtsızlığıyla savaşa benzer. </span><span style="font-weight: 400;"> Savaşın kendisi yeterince anlamsızken benzerine niye tahammül edelim ki? Savaşta ölmemenin yani yaşamda kalmanın koşulu direnmekse şayet, Hasankeyf&#8217;te, Salda&#8217;da, Fatsa&#8217;da, Uşak&#8217;ta, Artvin&#8217;de, Sinop&#8217;ta, Honduras&#8217;ta, Meksika&#8217;da iradesinin dışına taşan idare karşısında Sisifos&#8217;un imkanlarıyla sınırlı olan yurttaşlar taşın tekrar aşağı yuvarlanacağını bile bile onu yukarı taşımadan; sağlığına, geleceğine, kurdun, kuşun, ormanın hakkına sahip çıkmadan yaşamaya başka nasıl devam edebilir ki? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İki yıl önce yaşam alanlarına kurulmak istenen mermer ocağına karşı çıktıkları için hedef haline getirilerek mücadele yolunda öldürülen Ali Ulvi ve Ayşin Büyüknohutçu çiftine saygıyla.</span></p>
<p>*<span style="font-weight: 400;">Camus A., Sisifos söyleni, 95</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/">Sisifos&#8217;un İmkanları </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
