<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>su arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/su/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/su/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 26 Apr 2022 14:35:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>su arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/su/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Su Bedava mı Olmalı, Ücretli mi Olmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/11/su-bedava-mi-olmali-ucretli-mi-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Apr 2022 07:51:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuklardan]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80463</guid>

					<description><![CDATA[<p>Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Derneği desteği ile tamamen çocukların içeriklerinden oluşturularak hazırlanan 'Çocuklardan' sayfasının ilk haberi yayında. Çocuk çalışmaları uzmanı Ceren Suntekin mentörlüğünde hazırlanan içerik, çocukların gözünde suyun ücretli mi ücretsiz mi olması gerektiğine odaklanıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/11/su-bedava-mi-olmali-ucretli-mi-olmali/">Su Bedava mı Olmalı, Ücretli mi Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Asya Sahillioğlu (11)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu toplantımızda, suyun paralı olup olmaması gibi ekonomik şeyler üzerine konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir arkadaşım, “Su bedava olmalı,” demişti. Ben ona katılmadım, çünkü o zaman insanlar suyu bilinçsizce tüketebilirlerdi. Sonra “İnsanları bilinçlendirsek?” dedik ama bence çoğunluk buna uysa da arada birkaç kişi çıkacak ve bize karşı çıkacak diye düşündüm. Sonra bir “çeşme” fikri atıldı ortaya, ama eğer bir çeşme olursa, insanlar “Ah, ucuz,” deyip oraya yığılırlar. Zaten, dünyadaki suyun %3’ü tatlı su ve bunların sadece 0,1’i içme suyu. O nedenle, su yakın sürede tükenebilir.</span><span style="font-weight: 400;"> Benim fikrim ise şu:</span> <span style="font-weight: 400;">Bir suluk tasarlanacak. İçinde kendi filtreleme sistemi olacak. Böylece, her türlü suyu mataramıza doldurduğumuzda, içme suyu olarak bize dönecek. </span><span style="font-weight: 400;">Umarım kendimi anlatabilmişimdir, iyi günler.</span></p>
<p><b>Rüya Kurt (10)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkese merhaba, Ben Rüya. Biz bu toplantımızda iklim krizi, su parası gibi yani bazı insanların yol açtığı kötü şeyleri konuştuk. Bazı arkadaşlarım suyun fiyatsız bir şekilde herkese verilmesini istedi. Ben ilk olarak onlara katıldım ama sonra düşününce katılmadım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü o zaman hiç kimseye para ile satın alınan su kalmazdı. 🙂</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonra bir arkadaşım çeşme yerleştirelim dedi ama ben bu fikre pek yaklaşamadım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Veee en son bu konuyla ilgili bir kampanya  yapmamız gerektiğini düşündüm. Arkadaşlarım bu fikri sevdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte sona geldik tekrar görüşmek üzere iyi günler<img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f44d.png" alt="👍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span></p>
<p><b>Batu Bayraktar (10)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su paralı olmalı çünkü, çok fazla su tüketimini önler. Adillik kalmaz, insanlar birbirlerine su bırakmaz. Bu olayı önlemek için bir teknoloji tasarlarız. Gereğinden fazla su tüketirsek o teknoloji bizi uyarır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suyu bedavaya alanlar suyu verimsiz kullanabilir. Böyle olursa tatlı su kaynakları tükenmeye başlar ve adaletsizlik olur. Suyu rahat alabilen zengin insanlar, diğer insanlara su kalmadığını anlamayabilirler. O yüzden onlara suyu nasıl verimli kullanmaları gerektiğini öğretebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun için bir teknoloji geliştirebiliriz ve su kullanıcılarının önüne koyarız. Böylece o teknoloji “sen çok su kullandın” ya da “gereğinden fazla su kullandın” diye insanları uyarır. “Suyu fazla kullandığın için, bunu alıyorum suyu kullanamayanlara veriyorum” diyebilir. Böyle diyen ve bunu ölçen bir alet üretebiliriz.</span></p>
<p><b>Miran Nergiz (10)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence su paralı olmalı ancak şu anki kadar yüksek fiyatlı değil. Belki bir litre su 10 kuruş olabilir. Ben şunu düşünüyorum ki 1 litrelik su şişeleri veya 5 litrelik su bidonları yerine, sadece 20 litrelik damacanalar olmalı ve bunlar da 2-3 TL olmalı. Şu anda 20 litrelik damacanalar 30 TL. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkesin mahallesindeki çeşmeden bedava veya paralı su alma fikri de olmaz gibi geliyor bana; hem çok kalabalık olur hem her mahalleye çeşme koymak zor olur. Peki, eğer küçük pet şişeler olmazsa nasıl yanımızda su götüreceğiz diye soruyorsanız, cevabı basit: Suluk alabilirsiniz!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herkes bunu yaparsa zor olmaz. Hem bizim için hem de devlet için iyi olur diye düşünüyorum. Bizim için para açısından iyi olur, devlet için ise plastik ve pet atığını durdurup buna para ayırmayacakları için iyi olur. Buradan yapacakları tasarrufu da içme suyu üretim maliyeti için kullanabilirler. Böylece suyu daha ucuza satabilirler. </span></p>
<p><b>Fatih Tuğra Dönmez (12)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Benim şahsi fikrim suyun ücretli olması yönünde&#8230; Para üzerine kurulmuş bir dünya sisteminde yaşıyoruz. Eğer bu düzen olmasaydı ve insanlar açgözlülüğü yenebilseydi suyun bedava olmasını desteklerdim fakat işler ters yönde olduğu için bence ücretlendirilmesi lazım. Çünkü bir yerde bedava su satıldığını farz edin. İnsanlar oraya, et görmüş aslan gibi saldırırlardı. Akın akın insan gelir, arbede yaşanırdı. Kavgalar olurdu. Ayrıca dünyamızın ¾‘ü sularla kaplı olmasına rağmen bunlardan sadece birazı içilebilir sudur. Bu yüzden ileri zamanlarda su kıtlığı yaşanırdı. Biz insanlar maalesef bedava olan şeylerin kıymetini bilmiyoruz. Onları hunharca kullanıyoruz. Suya da aynı muameleyi gösterebilirler. Değerini bilmeyip gereksiz yere su kullanımları ile su israfı değerleri tavan yapardı fakat yine de bütün bu söylediklerim yaşanmayacağının garantisi olursa, neden olmasın?</span></p>
<p><b>Deniz Uygar Sefer (11)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğadan gelen, evde tükettiğimiz fakat içemediğimiz suları parayla satın alıyoruz. Bu bizim temel olan hakkımız ve para vermek çok yanlış. Evde kullandığımız suya parayla değil ama farklı bir kısıtlama getirilse çok su harcamamış oluruz. Mesela dedemin evinde suyu kartla yüklüyorlar ve ihtiyaçları kadar suları oluyor. Küresel ısınma var ve su harcamalarına dikkat etmeliyiz.  Dışarıda okuldayken ve spordayken aldığımız suların paralı olması normal çünkü işlemden geçiyor ve cam şişelerde ve plastik şişelerde bize sunuluyor fakat temel ihtiyaç olduğu için su ucuz satılmalı.</span></p>
<p><b>Uygar Ergenç (12)</b></p>
<p><b><i>TEMİZ SUYA ERİŞİM HAKKI PROJESİ: </i></b><i><span style="font-weight: 400;">Temiz </span></i><b><i>suya erişim</i></b><i><span style="font-weight: 400;">, bugünden itibaren temel insan hakları arasında yer alacak. Birleşmiş Milletler&#8217; in aldığı kararla yeryüzünde yaşayan her insanın temiz içme suyuna </span></i><b><i>erişim hakkı</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> resmen tanınmış oldu.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıdaki bildiri 29 Temmuz 2010 tarihinde Birleşmiş Milletlerin yayınladığı bir metinden alıntıdır. Yani bu tarihten itibaren her insan temiz suya bedava bir şekilde erişebilecek oldu (Birleşmiş Milletler’e üye olan ülkelerde ). Ancak hem halk hem de öğrenciler, fiyatlar yüzünden suya erişim konusunda çok zorluk çekiyor. Sayısal verilerden yararlanalım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okul kantinlerinde 0.5 litrelik su fiyatları yıllara göre şu şekildedir(2022 fiyatı Ankara Kantinciler Odası’ndan, diğer yıllara ait fiyatlar ise arkadaşlarım ile görüşmelerimden):</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2016,su 25 krş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2017,su 50 krş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2018,su 1tl</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2019,su 1tl</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2020,su 1,5tl</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2021, (su satılmadı virüs dolayısıyla okullar kapalıydı.).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\01\2022 su 2tl</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1\02\2022 su 2,5t</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüldüğü gibi hem artış hızı hem de fiyatlar bir öğrenci için yüksek. Tam olarak 6 yılda 10 katlık artış söz konusu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir öğrenci düşünelim 4. Sınıfa gidiyor, velisi ona haftalık 50 lira veriyor(ki bu fazla bile olabilir). Her gün 1 litre su içse şu anda parasının yarısı suya gidiyor. Bununla ilgili yapılan toplantıda birkaç fikir atıldı:</span></p>
<p><b><i>FİKİR ALFA: Her okul veya mahalleye, içinden devlet sayesinde sonsuz miktarda su olan kuyular açılması.</i></b></p>
<p><b><i>FİKİR BETA: Mataraların ucuna müthiş güçlü bir filtre takılacak ve bu deniz suyunu bile temiz suya çevirecek.</i></b></p>
<p><b><i>FİKİR TETA: Mevcut suya değişiklik yapılmayacak ancak aynı su ücretsiz olacak</i></b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi Fikirleri Çürütelim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FİKİR ALFA NEDEN OLMAZ?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü bir noktada ücretsiz bir şey çıkarsa bütün çevre oraya toplanır. Orada belli salgınlar başlar. Orayı hunharca kullanan olur, orayı almak isteyen olur, orası bedava olmaz diye insanlar şüphelenilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FİKİR BETA NEDEN OLMAZ?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarz şeylerin bu derece olmasa da çıkmaya başladığını görüyoruz; ancak bunun hem maliyeti çok fazla olur hem üretimi artar hem de bu filtrelerin değiştirilmesi gerektiği için fiyatlar karşılanamaz(fiyatlar 4-5k dan başlıyor her 2 ayda değiştirilir dersek…).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">FİKİR TETA EDEN OLMAZ?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu en saçma bulduğum fikir. Su ücretsiz olursa zaten %1 olan içilebilir su anında biter. İnsanlar stoklamaya çalışır, birbirine saldırabilir. Bu durum, suya geç ulaşacak olanlara su kalmadığında çok ciddi nicelikte ölümlere neden olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BENİM FİKRİM: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevcut suda hiçbir değişiklik yapılmasa bile suyun üretiminde değişiklik yapılabilir. Yani tatlı sular korunabilir, uzay ve yeraltı suları gibi alternatif su kaynakları bulunabilir. Bunların dağıtımındaki mali değerler tarımda yağmur suyu kullanılması gibi su israf edilmezse ve daha iyi planlanırsa suyun da fiyatı düşmüş olur.</span> <span style="font-weight: 400;">Neden mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altın neden pahalıdır? Bor deseydik bir hammadde olduğu için derdik; kömür desek yakıt olduğu için derdik, ancak neden altın? Çünkü çok az bulunuyor ve az bulunan şey değerlidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su konusuna gelecek olursak, fiyatların artma sebebi hem ülkemizin çökmesi (ancak bu konuyla alakalı değil) hem de suyun her geçen gün tükendiği için azalması. Eğer su miktarı artar ve ihtiyacı azalırsa; suyun fiyatı bırakın artmayı azalmaya bile başlar ve bir gün,</span><b> fikir Teta</b><span style="font-weight: 400;">’da ki gibi suyun tamamı kullanılabilirse bir bakarsınız su kendiliğinden bedava olur…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">SONUÇ OLARAK: Arkadaşlarımın önerdiği fikirlerin hiçbirine katılmıyorum en mantıklısının kendi fikrim olduğunu düşünüyorum.</span></p>
<p>İllüstrasyon: Ceren Suntekin</p>
<h6 dir="ltr"><em><b>Çocuklardan sayfası, Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Derneği desteği ile hazırlanmaktadır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içeriklerden sadece Sivil Sayfalar sorumludur. </b></em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Sivil Sayfalar- Çocuklardan sayfası, yetişkinlerin gündeminden bıkan ve kendi gündemini duyurmak isteyen, yaşamı, yaşanılanları kendi bakış açısından anlatmayı dileyen, sesini duyurmak için alana ihtiyaç duyan yazar, çizer, danışman 21 çocuk haberciden oluşmaktadır. </em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Dört farklı yaş grubu gönüllü çocukla çevrimiçi olarak hafta içi toplantılar yapıldıktan sonra, çocukların kararları ve fikirleri ile haberler hazırlanmaktadır. Toplantılar<a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/medyada-cocuk-haklari/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/medyada-cocuk-haklari/&amp;source=gmail&amp;ust=1649751796081000&amp;usg=AOvVaw37HSSdo7pi5F7hUdeGSZ07">  “Çocuk Haklarına Duyarlı Habercilik Politika Metni”</a> ilkeleri çerçevesinde yapılmakta; sayfa içerikleri çocukların beyanı esasında, hak temelli olarak, bu ilkeler uyarınca hazırlanmaktadır. </em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>“Çocuklardan” sayfası, çocukların seslerini duyurabilmesi için katılım haklarını ve güvenliğini öncelikleyen bir alan olarak kurgulanmıştır.</em></h6>
<h6 dir="ltr"><em>Çalışmalar, çocukların onayı ve gönüllüğü ardından bakım verenlerinin onayı ve desteği ile<a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.sivilsayfalar.org/author/ceren-suntekin/&amp;source=gmail&amp;ust=1649751796081000&amp;usg=AOvVaw3Smq-mUP6UhNTFixlmQlZg"> Ceren Suntekin</a> eşliğinde yürütülmektedir.</em></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/11/su-bedava-mi-olmali-ucretli-mi-olmali/">Su Bedava mı Olmalı, Ücretli mi Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Su Politiktir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Jan 2021 07:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[küresel su politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64538</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekosistemde her canlının geleceği birbirine bağlı olduğuna göre yerel ve küresel su politikaları da birbirine bağlıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/">&#8220;Su Politiktir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşan Sevgililer Günü&#8217;nde elinizdeki gülle susuzluğu düşünün!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni yılın ilk günlerinde susuzluk haberlerini ciddiye almamız gerektiğini anladık. Türkiye’nin en büyük buzullarından Hakkari Cilo dağlarında bulunan 2 milyon yıllık buzul da küresel ısınmadan nasibini almaya başladı.  NASA iklim verileri, Türkiye’nin bu yaz ciddi bir kuraklıkla yüz yüze olduğu <a href="https://earthobservatory.nasa.gov/images/147811/turkey-experiences-intense-drought?fbclid=IwAR1qPXFdo5TqsFKwL9F2pqr-BwzxMaz-JxsSRX394bY8Jm1PE-3EvgM_ujM" target="_blank" rel="noopener">haberini veriyor.</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyu yerel olduğu kadar küresel gerçeklikle de ele almamız gerekiyor. Geçenlerde<a href="https://www.publitory.com/e_books/2599-baska-bir-dunya-mumkun-mu-kanli?fbclid=IwAR2szrQDjOcKSsxX9DR-4BXZasZB2bKzZEQYwsPTaHtogMPzyC6t3B14sFI" target="_blank" rel="noopener"> Serap Çakalır’ın  </a></span><a href="https://www.publitory.com/e_books/2599-baska-bir-dunya-mumkun-mu-kanli?fbclid=IwAR2szrQDjOcKSsxX9DR-4BXZasZB2bKzZEQYwsPTaHtogMPzyC6t3B14sFI"><i><span style="font-weight: 400;">Başka Dünya Mümkün Mü?</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> kitabındaki Kenya’da yetiştirilen gül ve yaklaşan Sevgililer Günü metaforlarını birleştirmek istedim. Sevgililer günü  küresel düzeyde ticari günlerden biri. Ancak  sevginin ifadesi olarak görülen gülün değişik anlamları mevcut. Sapının uzun ya da kısa olması, rengi ve sunuş biçimi vb anlamları kültürden kültüre değişebiliyor. Örneğin Ek</span><i><span style="font-weight: 400;">mek ve Gül</span></i><span style="font-weight: 400;"> emeği ve işçi sınıfı odaklı bir mücadeleyi çağrıştırırken, dikenli kırmızı gül fransız devrimini anımsatıyor. Şimdi biz gülümüzün suyu nereden geliyor derdindeyiz. </span></p>
<h5><b>Kenya’nın Gülü ve Suyu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenya’dan Türkiye’ye çiçek  ithalatı olduğunu biliyor muydunuz? Kenya tarımsal ürün olarak bahçe bitkileri üretimine önem vermiş. Bu bitkilerin sulanması özellikle yazın ülkenin en önemli içme suyu ihtiyacı karşılanan bir gölden sağlanıyormuş. Kısacası sevgilinizin size aldığı gülün nereden geldiğini ve nasıl yetiştirildiğini soruverin bakalım. Burada yalnızca eril kişiye değil sorum, hepimize.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Başka Dünya Mümkün Mü?&#8217; kitabının girişinden bir alıntıyla devam edersek, Süs Bitkileri İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, Türkiye’deki çiçek üretimini Kenya’nınkiyle karşılaştırarak, “Türkiye’nin çiçek ihracatında rakibi Kenya ile beş yıl önce aynı seviyede idik. Kenya’nın şimdi 1 milyar dolarlık çiçek ihracatı var. Kenya devleti gerekli teşvikleri vermiş. Süs bitkileri sektörü az yatırımla çok işçi çalıştırabiliyor.” diyor. Bu demektir ki bize göre daha uzuz iş gücü ve hammadde kaynağı olan Kenya’ya gitmeyi tercih etmiş hükümetimiz. Oysa o gülün kokusunu içimize çekerken ve estetiğini seyrederken Kenyalı kaç kişinin  içme suyunu çalmalarına alet olduğumuzu fark ediyor muyuz? Kısacası bir mamul maddenin/ bitkinin elimize ulaşana kadarki çabanın (ki buna gömülü enerji diyoruz) etiği, ekolojik ayak izinde en önemli noktayı teşkil etmelidir. Ekolojik ayak izi genel anlamıyla belirli bir nüfusun üretim ve tüketim faaliyetleri sonucu doğa üzerinde bıraktığı yükü hesaplamak ve ekosisteme ne kadar geri kazandırması gerektiğini belirleyebilmek için geliştirilmiş bir yöntemdir. Ancak yukarıda belirttiğimiz Kenyalı çocuğun içme suyunu neden çaldığımızı sorgulatmaz. Her şey bir enerji ve su mamülü olduğuna göre kullandıklarımızı ve yediğimiz içtiğimizin etik olması yurttaşlık bilinci gereği sorumluluğumuzdur. </span></p>
<h5><b>Suyu Kullanmak Varlığımızın Yansıması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Su konusu 20 yılı aşan ekolojik uğraşlarımın odak noktasını oluşturuyor diyebilirim. Yaşadığım başka ülkelerde de özellikle yapılı alanlara su gözüyle bakmaya çalıştım. Kurak alan bitki ve ağaçlarına tutkum olduğu kadar, arazi bazlı su tutma ve yağmur suyu hasadı uygulamalarına da tutkuluyum. Çünkü suyu nasıl kullandığımız ona nasıl davrandığımız varlığımızın yansımasıdır… Suyun hafızası olduğuna inanıyorum. O hafıza da insanların yaşadığı alanlara yansıyor zaten&#8230; Bu gidişle dünyada öngördüğümüz ‘su savaşları’ çok daha erken başlayabilir. Sizi yeraltı su tabakasının akiferi nasıl besleyebileceğimizi olabildiğince detaylı kafa yormaya davet ediyorum. Çünkü hayat orada.  </span></p>
<h5><b>Akiferi Beslemek</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">NASA’nın uzaydan aldığı verilere göre, akiferin sadece seviyesinin düşmesi önem taşımıyor. Aynı zamanda yerçekim nedeniyle üstteki tabakaların kuruluğuna da dikkat çekiliyor [</span><a href="https://gracefo.jpl.nasa.gov/"><span style="font-weight: 400;">Gravity Recovery and Climate Experiment Follow On</span></a><span style="font-weight: 400;"> (GRACE-FO)].  2019 yılında Avustralya’da aylarca söndürülemeyen yangınları anımsayalım. O sırada Avustralya’da yangınların ortasında idim diyebilirim. Bir dizi korku hikayeleri duydum ve yaşadım. Ekonomisi madenciliğe dayalı ‘gelişmiş’ bir ülkenin vehametini aylarca yaşadık. İklim değişimine uygun stratejiler geliştirmeyen hükümet politikalarını eleştirdiğim bir yazı da kaleme almıştım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağustos 2020’de yayınlanan bir BBC Türkçe haberine göre, sondaj yaparak yeraltı sularına yönelinmesi sonucu toplam alanı Van Gölü&#8217;nün üç katı büyüklüğünde 60 göl kurutuldu. Diğer kalan göller de kuruma tehlikesi altında. Madencilik ise yeraltı suyunu en fazla çeken endüstri olarak biliniyor. Türkiye’de alınan binlerce ruhsata ek olarak korona dönemindeki şeffaf olmayan yapılar ve belirsizlik döneminde daha kaç yeni madene izin verildi tam olarak biliyor muyuz?  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapılı çevre dediğimiz insan yerleşimlerinin olacağı yerlerde ilk su konusu göz önünde bulundurulmalı. Oysa Türkiye’de karayollarının  geçtiği her yer yapılaşmaya, bir başka deyişle betonlaşmaya açılmış görünüyor.  Betonların suyu çekip akifere ulaştıramadığı ortada. Tam aksine toprağın kirliliği filtre etmesi  sağlanmadığından kimyasal ve zehirleri içeren su denizlere ve okyanuslara ulaşıyor. Bu da denizlerdeki asit oranının artması ve biyoçeşitliliğin katli demek anlamına geliyor. Elbette bu noktada endüstri kirliliği yanında tarım ve hayvancılıkta kullanılan kimyasallar ve zehirleri de göz önünde bulundurmalıyız. İşte Avustralya’da dünyanın sekizinci harikası olarak bilinen </span><i><span style="font-weight: 400;">Great Barrıer Rif</span></i><span style="font-weight: 400;"> böyle can çekişir hale getirildi. Bizde ise Tuz gölü, Beyşehir gölü vb&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın en güzel su depoları dağlardır. Yalnızca ormanlık alanlar olarak yağmuru daha çok çekmesi itibariyle değil. Aynı zamanda biriken kar yavaş yavaş erir. Bitkilerin kökleri vasıtasıyla yerin değişik katmanlarında su depolanır</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Akıllıca yerel  uygulamalarla ekosistemin onarımını sağlamak mümkün. Bunlardan biri beton yüzeyleri olabildiğince azaltıp geçirimli yüzeyler yapmak. ABD’nin bir dizi eyaletinde yağmur suyu hasadı yapana teşvik olduğu gibi kamusal alanlardaki betonlar sökülerek geçirimli yüzeyler yapılmaya 2009’dan itibaren başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişimiyle artan kuraklık ve su kıtlığı nedeniyle dünyanın en kurak çöllerinde dahi çiğ hasadı yapılabilen geleneksel yöntemler var. Biyomimikri dediğimiz doğal canlı yapıların ilmeyiş biçimlerinden esinlenilerek su hasadı yapma ve suyu sistemde birkaç kez döndürmek de mümkün.</span></p>
<h5><b>Yağmur Suyu Hasadı ve Yerel Yönetimler</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yağmur suyu hasadı hakkında Çaycuma ve Ankara belediyelerin ciddi adım attığı haberlerini aldık. Ancak bu durum tarım ve hayvancılıkta ve en önemlisi endüstride ciddi tedbir olarak göz önüne alındığında etkili olabilir. Hatta endüstrinin kirletici ve zehirleriyle toprağın tuzlanmasını da önleyecek yöntemlere hemen başlanmalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olası bir yerleşim yeri planlarken ilk kriterin su gözüyle bakmak olduğunu bir kez daha tekrarlayalım. Çünkü su olmadan hayat olmuyor. Ancak eski uygarlıkların doğa şekillerine göre havza modeliyle su ve gıda gereksinimlerini karşıladıklarını görüyoruz. Kariya, Likya Mezapotamya medeniyetlerini göz önüne alalım&#8230;  100km ötedeki suya göz dikenler oluş mu? O zaman teknoloji bu denli gelişmiş olsaydı yine de göz dikerler miydi orası elbette insan merkezli mantık çerçevesinde tartışılabilir. Ancak şu bir gerçek ki yereli canlandırabildiğimiz sürece var olabileceğiz ortada.  Kaliforniya’nın Santa Kuruz kasabası neredeyse çöl iklimine sahiptir. Ancak su  konusuna kafa yoran ekolojistler yerel yönetimle birlikte çalışarak yağmur suyu hasadıyla suyu alanda emdirip gezdirerek suya doygun hale getiren bir örnek yarattılar. Brad Lancester bu konunun<a href="https://desertharvesters.org/" target="_blank" rel="noopener"> liderlerinden</a>. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hasankeyf ve Nil nehri kenarında kurulan  uygarlıklar o nehrin o dağ ve vadilerin şekline göre şekillendirilmiş&#8230; Kısacası insanı doğaya uydurmaya çalışmışlar. Doğayı insana göre şekillendirmemişler. Ancak günümüzün doğaya nesne gözüyle bakan insan merkezli yaşamı böyle değil. Örneğin Bodrum’daki yarı kurak Akdeniz ikliminde golf sahasının ne işi var?  O golf sahasının yanındaki köyler, yeraltı sularının seviyesinin hızla azalmaya başladığını belirtiyor.  Sonra Datça gibi en kuru bir yarımadada akiferi besleyen dere yatakları, vadiler sulak alanlar gibi su yutaklarının yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemesi lazım. Çünkü oralar aynı zaman da biyoçeşitliliğin habitatlarıdır. Ekolojistler korona virüs gibi hastalıkların en temelde biyoçeşitlilik azaltılmasından kaynaklandığı üzerinde durmakta iken, bu gerçeği görmemek aptallık olacaktır. </span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Temiz suya ulaşma her canlının hakkıdır. Suyu metalaştıran kapitalist sistem neredeyse  havayı da tüplerde satma pazarlarını hazırlamış durumda. Derelere vadilere sulak alanlara yapılan evlerin pazarlanmasıyla manzara değil ekosistem hırsızlığı pazarlanıyor. O ev sahiplerine de yaramayacak bir hırsızlık bu. Oysa su en önemli müşterektir</span><b>.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyleyse konuya yerel olduğu kadar küresel etik çerçevesinde bakmamız gerektiği açıktır. Çünkü küresel iklim değişimi gerçeği aynı gökyüzü  altında olduğumuzu kuraklığıyla, sel baskınlarıyla, kıtlıkla tekrar tekrar anımsatıyor. İnsan merkezli düşünce ve sosyal sistemler, ekosistem yıkımlarının ve dolayısıyla biyoçeşitlilik kaybının sorumlusudur. Ekosistemde her canlının geleceği birbirine bağlı olduğuna göre yerel ve küresel su politikaları da birbirine bağlıdır. Su politiktir!</span> <span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Kapak görseli: Perry Tse</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/26/su-politiktir/">&#8220;Su Politiktir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
