<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sosyal Haklar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sosyal-haklar-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sosyal-haklar-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 01 May 2021 10:28:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sosyal Haklar Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sosyal-haklar-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sosyal Haklar Derneği&#8217;nden &#8220;Halk Sağlığı İçin Sosyal Adalet&#8221; Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/29/sosyal-haklar-derneginden-halk-sagligi-icin-sosyal-adalet-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2021 13:38:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[Halk Sağlığı İçin Sosyal Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Tam kapanma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=69300</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği 29 Nisan-17 Mayıs 2021 tarihleri arasında alınan “tam kapanma” kararının sosyal adalet boyutuna dikkat çeken bir acil çağrı yayınladı. Tam kapanmada emekçilere mali destek verilmesi ve tedbir alınması çağrısı yapan Dernek, halkın yaşam hakkının ve sosyal hakların birlikte gözetilmesine dikkat çekiyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/29/sosyal-haklar-derneginden-halk-sagligi-icin-sosyal-adalet-cagrisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;nden &#8220;Halk Sağlığı İçin Sosyal Adalet&#8221; Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği’nin “Halk Sağlığı İçin Sosyal Adalet” başlıklı metninde, tam kapanma sürecinde çalışmak zorunda kalan işçilere, günlük yevmiye ile çalışanlara, esnaflara ilişkin herhangi bir destek paketinden söz etmediğine dikkat çekiliyor.</p>
<p>Mali destek planı açıklanmadan uygulanan tam kapanmanın işsizler, günlük yevmiyeyle geçinenler ve esnaf olmak üzere herkesi açlığa terk ettiği belirtilen açıklamada, “halk sağlığı, halkın refahından bağımsız değildir. Tedbirler, halkın yaşam hakkı ve sosyal hakları birlikte gözetilerek uygulanmalıdır.” deniyor.</p>
<p>Tam kapanma sürecinde sosyal adaletin korunması amacıyla şu öneriler sıralanıyor:</p>
<ul>
<li>Çalışmak zorunda olan işçilere aşı önceliği tanınsın</li>
<li>Bütün borçlar ertelensin</li>
<li>Yurttaşlara mali destek verilsin</li>
<li>Faturalar iptal edilsin</li>
<li>Çocuğu bakım kurumlarına ve okula gidemeyen zorunlu sektör çalışanlarına ücretli ebeveyn izni verilsin</li>
<li>Yurttaşlara dönük olarak tam kapanma sürecini kapsayacak şekilde temel gelir sağlansın.</li>
</ul>
<p>Açıklamanın detaylarına<a href="https://twitter.com/sosyalhaklar/status/1387104904171380741" target="_blank" rel="noopener"><strong> buradan</strong> </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/29/sosyal-haklar-derneginden-halk-sagligi-icin-sosyal-adalet-cagrisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;nden &#8220;Halk Sağlığı İçin Sosyal Adalet&#8221; Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2019 11:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Onur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45525</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde insanca yaşamın temel koşullarından olan sosyal hakları, Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur ve Hak İnisiyatifi kurucusu insan hakları aktivisti Fatma Bostan Ünsal ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/">İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi&#8217;ni kabul etmesinin 71. Yıldönümünde insan hakları alanında ne denli yol aldığımız, hem Türkiye, hem de dünya bazında karnemizin nasıl olduğuna yönelik sorulara cevap vermek pek kolay değil. Sosyal hakların ne olduğu, demokratik haklarla kesişimi, kapsadığı alanı ve önemi, ihlal edilmesi durumunda toplumda nelerin yaşanacağı gibi konular üzerine Melda Onur ve Fatma Bostan Ünsal ile görüştük. </span></p>
<p><b>“Sosyal Haklar Bireyin İnsanca, Onurlu ve Güvenli Yaşamasını Sağlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-45526 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Melda-Onur.jpg" alt="" width="326" height="217" />Sosyal Haklar Derneği Başkanı, gazeteci ve siyasetçi Melda Onur, sosyal hak kavramını açıklayarak başlıyor sözlerine: “Sosyal haklar, toplum hayatında bireyin insanca, onurlu ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlayan haklardır. Tarihçesine bakarsak; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8217;nda 16 Aralık 1966 tarihinde kabul edilen ve 3 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile tanımlanmış ve güvence altına alınmıştır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal hakların kişilere sağladığı avantajları ise şu sözlerle ifade ediyor Onur; sosyal haklar, kişinin doğduğu andan itibaren toplum içerisinde insanca, onurlu, güvenli bir yaşamı sürdürmesi için gerekli temel ürün ve hizmetleri güvence altına alır. Bu hizmetlerden eşit ve adil biçimde yararlanmasını sağlar. Bu haklar hiçbir surette herhangi bir stratejik, ekonomik ya da kamusal adı altındaki gerekçelerle vazgeçilebilecek veya ertelenebilecek haklar değildir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Melda Onur, sosyal haklar karşısında devletin rolünü koruyucu ve anayasal güvence verici olarak tanımlıyor:</span> <span style="font-weight: 400;">“Devlet kişinin sosyal haklarını korur, bunun için Anayasal güvence sağlar. Sosyal hak konusu olan tüm ürün ve hizmetlerinin, eşit ve adil bölüşümünü, kişilere en uygun ve güvenli koşullarda ulaştırılmasını sağlar. Bu ürün ve hizmetlerin piyasalaşarak belirli ellerde toplanmalarına engel olacak yasal düzenlemeleri hayata geçirir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Haklar, ekonomik ve siyasi ortam ne olursa olsun temin edilmesi elzem olan haklardır.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haklardan faydalanan bireylerin din, dil, cinsiyet, etnik köken, yaş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, engellilik hali, hastalık ve benzeri sebeplerden ötürü ayrımcı bir muameleye maruz kalmaması gerekir. Öte yandan çocuklar, hamileler, engelliler, yaşlılar ve toplum içerisinde her türlü pozitif ayrımcılık sağlanması gereken grupların sosyal haklara erişimi için özel koşullar oluşturulmalıdır. Devlet bu koşulları da sağlamak ve güvence altına almakla sorumludur.”</span></p>
<p><b>“Demokratik Haklar Mutlaka Sosyal Haklarla Desteklenmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-45529 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/sosyal-hak.jpg" alt="" width="380" height="214" />Melda Onur, demokratik haklarla sosyal haklar arasındaki kesişme ve ayrımları anlatırken sosyal haklarla desteklenmeyen demokratik hakların doğru işleyemeyeceğini söylüyor: “Demokratik haklar sosyal haklarla desteklendiği sürece yaşam hakkı ihlalleri yaşamayız ya da daha az yaşarız. Sosyal haklar bir çeşit önleyici tıp gibidir. Sağlığınıza iyi bakarsanız hastalanmazsınız. Sosyal hakları doğru uygular, denetler ve ihlal etmezseniz yaşam hakkı ihlali olmaz. Aladağ&#8217;da çocukların eğitim hakları ihlal edilmeseydi, köylerinde bir devlet okulu güvencesi altında okusalardı, cemaat yurdunda hayatlarını kaybetmezlerdi. Benzer nedenlerle ulaşım hakkı ihlali sonucu Çorlu ve benzeri diğer acı olaylar yaşanmıştır.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuki düzenlemelerle desteklenmeyen ya da hukukun işleyiş bağlamında atıl kaldığı, bu nedenle de ihlale uğrayan sosyal haklar mevcut. Melda Onur’a, sosyal hak ihlallerinde sorunların nasıl aşılabileceğini sorduğumuzda Onur,  “Sosyal hak ihlallerinde sorunlar sosyal hak disiplin başlıklarının düzenli denetlenmesi ile olur. Bu konuda vatandaşa ve demokratik toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor. Denetleyen vatandaş olmak gerek. Sosyal hak ihlali gördüğümüz ortamlarda ilgili demokratik toplum kuruluşu ile irtibata geçmek, kamuoyu oluşturmak etkili olabilir ancak tabii tüm bunların devlet tarafından düzenlenerek bu ihmallerin ve bu ihmallere bağlı ihlallerin önlenmesi gerekiyor” sözleriyle düşüncelerini ifade ediyor. </span></p>
<p><b>“Rant İşin İçine Girince Sosyal Hak Kalmıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Haklar Derneği Başkanı, gazeteci ve siyasetçi kimliğiyle sosyal haklar üzerine çokça gözlem yapabilme imkanına sahip olan Onur, sorunların en çok işin içine rant konusunun girdiği alanlarda yoğunlaştığını söylüyor: “Sosyal haklara dair sorunlar Özelleştirme, neoliberalizm, vahşi kapitalizm gibi alanlarda daha çok toplanıyor, etkisi güçleniyor. Tüm bunlar ve bunları besleyen ekonomik ortam, sosyal hakların en büyük düşmanı. Daha çok üretim için güvenli iş hakkı ihlal edilen madenciler Soma&#8217;da ve daha birçok yerde Sosyal Cinayetlere kurban gidiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onur, toplumun sosyal haklarının bir hukuk alanı olarak toplumda yeni yeni yer bulsa da giderek yaygınlaştığını ancak hukuki düzenlemelerin çok da yeterli olmadığını vurguluyor: “Artık herkes eğitim hakkı, sağlık hakkı, çevre hakkı gibi disiplinlerden söz ediyor ama kimi zaman hukuk yetersiz kalıyor. Yani sosyal hakların dava konusu olabilmesi için düzenlemelerin çeşitlenmesi gerekiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Melda Onur,  10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü için ise Sosyal Haklar Derneği olarak daima birlikte çalışmanın gücüne inandıkları vurgusu yapıyor: “Biz daima insanların sosyal haklarıyla var olduğunu savunuyor ve ikisini birbirinden ayırmıyoruz. Çünkü birini ihmal ettiğinizde diğeri zaten ihlal ediliyor. Hakları öncelemeden birlikte çalışılması gerektiğine inanıyorum.”</span></p>
<p><b>“Sosyal Haklar, Devletin Aktif Rol Alması Gereken Bir Alandır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-45527 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/fatma-bostan-%C3%BCnsal-640x360.jpg" alt="" width="336" height="189" />Hak İnisiyatifi kurucusu ve insan hakları aktivisti Fatma Bostan Ünsal, sosyal haklarla birlikte birincil ve ikincil hakların tanımlarını yapıp aradaki farkları açıklıyor: “Sosyal haklar, insan hakları sınıflamasında kullanılan bir kavramdır. İkinci kuşak haklar veya pozitif haklar da denen bu haklar kategorisinde, devletin bu hakların temini için pozitif olarak müdahale etmesini gerektiren haklar kastedilir. Liberal devlet geleneğinde tarihsel olarak önce ilk kuşak haklar veya negatif haklar denilen devletin müdahale etmemesi gereken, mesela özel hayatın gizliliği, ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti gibi haklar söz konusu iken sosyal haklar dediğimiz barınma, eğitim ve çalışma alanında devletin aktif rol alması söz konusudur. 1982 Anayasası 49. Madde mesela çalışma hakkı ile ilgili olarak ‘Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve benzeri koşullar için gerekli önlemleri alır’ ifadesinden de anlayacağımız gibi birinci kuşak haklardan farklı olarak devletin o alana müdahale etmemesi yeterli olmaz, çeşitli şekillerde tedbir alması gerekir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan, sadece birinci insan haklarının tanınmasının sürdürülebilir bir toplumsal yaşamı sağlamadığı için bu sosyal hakların gündeme geldiğini, sosyal hukuk devleti tanımı ile de ifade edilen bazı yükümlülüklerin doğduğunu söylüyor:  “İnsan hakları ile ilgili literatür daha ziyade liberal devlet çerçevesinde ortaya çıkmış özel tanımlar, isimlendirmeler olsalar da haklar ya da devletin yükümlülükleri çok farklı insan toplulukları için söz konusudur. Sermayedarın işçi karşısındaki avantajlı konumu nedeniyle devlet araya girerek asgari ücret, azami çalışma süreleri tayin ederek, çalışamadığı sürede vatandaşını destekleyerek sosyal hakları temin etmeye yönelmiştir. Keza eğitim hakkı da daha ziyade yirminci yüzyılın devleti için söz konusu olan bir haktır. Daha öncesinde eğitim ailelerin uhdesinde, bireysel olarak veya bazı inanç gruplarının temin ettikleri bir etkinlikti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Modern devletin ortaya çıkışı ve devletin eğitim, çalışma ve barınma konularında aktif rol üstlenmesi ile bu tür hakların gündemimize girdiğini ifade ediyor: Devletin bu alanlara karışmamasının çok büyük eşitsizlikler ve sonrasında büyük toplumsal alt üst oluşları beraberinde getiriyordu. Bunun açık bir şekilde tecrübe edilmiş olması da rasyonel ve öğrenen bir varlık olan insanları bu alana devletin müdahale etmesi yönünde ikna etmiş ve böylelikle sosyal haklar ortaya çıkmıştır.” </span></p>
<p><b>“Sosyal Hak İhlalleri Toplumsal huzuru ve Yaşam Kalitesini Düşürür”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan Ünsal’a göre piyasanın veya toplumsal statükonun yeniden ve yeniden ürettiği eşitsizlikler, bir şekilde hafifletilmediğinde hem toplumsal huzuru temin etmek zorlaşır, hem de topluma katkıda bulunacak insan miktarı azalır. Bostan sosyal hakların olmamasının dezavantajlarını anlatmaya devam ediyor: “Aynı şekilde eğitimin sadece toplumun çok küçük bir kısmı için mümkün olduğu bir ortamda çok az sayıda insan bilimsel üretime katılabilir, 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyıl boyunca eğitimin hemen herkes için ücretsiz temin edildiği dönemde ise bilimsel üretime katkıda bulunacakların sayısı neredeyse yüz kat artmıştır. Bu itibarla, sosyal hakların hukuk teminatı altına alınmadığında asgari ihtiyaçları karşılanmayan insanlar büyük zorluklar içine düşecek, zorluklar hafifletilemediği için toplumsal düzen bozulacak ve çok sayıda insanın katkıda bulunacağı ortam da olmayacağı için toplumsal refah da ciddi oranda düşürecektir. Bu durum tüm toplumun huzuru ve refahı için bir tehdit oluşturmaktadır. Finlandiya gibi ülkelerin eğitim politikaları ile ilgili radikal dönüşümleri toplumun refahına çok büyük pozitif etki sağladığını göstermiştir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45530 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/insan-haklar%C4%B1-g%C3%BCn%C3%BC.jpg" alt="" width="386" height="257" />Bostan, sosyal haklara yönelik tüm düzenlemelerin devletin elinde olmasının bazı sıkıntılar doğurabileceğine de değiniyor: “Daha önce örgütlenmiş çeşitli inanç grupları ve sivil inisiyatiflerin yaptığı pek çok iş, bugün büyük ölçüde devletin üstündedir. Bu işler devletin üstünde olduğunda bazı sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Küçük grupların büyük bir adanmışlıkla ve çok büyük maliyet gerektirmeden yaptıkları bu işler devlet eline geçtiğinde maliyetleri arttırmakta, işin kalitesi değişmekte, politikaları ve faydalanıcıları iktidardaki partiye göre ciddi oranda değişebilmektedir. Yakın zamanda kamuoyuna yansıyan, engelli olmadığı halde engelli aylığı alan 60 bin insanın olduğu tespitinde olduğu gibi bazı istismarlara açık hale gelmektedir. İşte faydalanıcıların büyük oranda değişmesinin toplumda yarattığı hoşnutsuzluk birinci kuşak hakların kullanımını da bir süre sonra sıkıntıya sokmaktadır. Kuzey İrlanda’da çatışmaya varan toplumsal sorunların kökeninde de bu vardır. Protestanlara tanınan sosyal haklar aynı oranda Katoliklere tanınmadığında, polis teşkilatı Protestanlardan oluştuğunda, konut hakkı yine Protestanlar için geçerli olduğunda genel rahatsızlık yaratmış, bu taleplerin dile getirilmesine izin verilmemiş, yani ifade özgürlüğü, ki birinci kuşak haktır, engellenmiş, yasaklanmış, direnilince şiddete başvurulmuş ve çatışma ortaya çıkmıştır. Keza devlet okullarının eğitim kalitesi çok düşebilmekte, çok büyük kaynak israfına yol açabilmektedir. Ama bugün modern devletin geldiği seviye, bu hakların devlet eliyle sağlanması noktasında geriye dönüşün mümkün olmadığını gösterdiği için bu aksamaların nasıl giderileceğine yönelik tartışmalar yerinde olacaktır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunları aktaran Bostan, sosyal haklarda söz konusu olabilecek ihlalleri aşmakla ilgili görüşlerini şöyle ifade ediyor: “Sosyal haklar herkes için eşit tanınmadığı zaman bu büyük bir haksızlık duygusuna yol açıyor. Haksızlığın giderilmemesi sorunları ağırlaştıracaktır. Bu döngünün kırılması önemli. Bu yüzden yönetimin şeffaf, hesap verilebilir bir yönetim olması ve asla birinci kuşak haklardan taviz verilmemesi, sosyal haklarla ilgili bir ihlalin çözülme yoluna girilmesinin garantisi olacaktır.”</span></p>
<p><b>“En Önemli Sosyal Hak İhlalleri Eğitimde Yaşanıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En büyük sosyal hak ihlallerinin eğitim alanında yaşandığına dikkat çeken Bostan, “Türkiye geçmişte toplumun el alt gelir kesiminden gelip iyi bir eğitim ile ekonomik ve siyasi olarak en üst makamlara gelebilmeyi temsil eden “Çoban Sülü’den Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e” şeklindeki toplumsal mobilizasyonu eğitim yoluyla sağlayabilmiş bir ülke oldu. Bugünlerde devlet okullarının bir kısmı halen bu başarıyı temsil etse de çok sayıda okul temel becerileri öğrencilere kazandırmaktan uzak. Nitekim PISA anketlerinde Türkiye ortalaması çok düşük, OECD ülkelerinin en sonunda yer alıyor. Genel neo-liberal politikaların etkisi altında kalan Türkiye’de devlet eğitimi eski başarısını gösterememekte, potansiyeli yüksek gençleri bilimsel katkı yapmaya teşvik eder görünmemektedir. Ayrıca eğitimin daha önceki toplumsal mobilizasyonu sağlamaktan uzak oluşu, eğitimli nüfusun yüksek işsizlik oranı, eğitime yönelik özellikle dar gelirli kesimde bir uzaklaşma meydana getirmiş, bir milyondan fazla öğrencinin okulu terk etmesine yol açmıştır. Ayrıca işe alımlarda politik yakınlığın çok yüksek oranda belirleyici olması çok nitelikli nüfusun yurt dışına gitmesini de teşvik ettiği için eğitim alanı ciddi problemli bir alan haline gelmiştir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan’ın sosyal hak ihlalleriyle ilgili öne çıkardığı bir diğer alan ise çalışma hakkı ile ilgili sorunlar: “İşsizlik ödeneği, asgari ücret tespiti, toplu pazarlık yapma usulleri ve grev yasakları, taşeron kadrolaşma ile ilgili sorunlar, artık çok sayıda insanın neredeyse açlık sınırında yaşaması sonucunu getirdi. İş güvencesinden yoksun büyük kitleler için, ‘survival point’teki (ancak hayatını devam ettirebilen denilen nokta) milyonlar için, kendilerini gerçekleştirebilecekleri ortamdan uzak yaşamalarını getirmiştir. Bu itibarla sadece bu durumun etkisi ile değil elbette ama 1970’lerin toplumsal hareketliliğinden daha geride bir çalışan hareketliliğini getirmiştir. Son dönemlerdeki Olağanüstü Hal uygulamaları da bu alandaki hakların uygulanmasını ciddi oranda kısıtlamıştır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan’ın son olarak değindi konu ise barınma hakkı ile ilgili sorunlar… Bostan’a göre Türkiye barınma konusunda hemen hemen en kötü örnek olan ABD ile bu konuda çeşitli çareler üreten Kuzey Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor: “Durumu ABD kadar korkutucu olmasa da belirli birikimi olmayan vatandaşlarının konut edinmesini sağlayacak yeterli konut üretiminde bulunamamaktadır. TOKİ’nin son dönemlerde bu konudaki üretimi genel ihtiyacı giderecek bir kapasiteden olmaktan uzaktır.”</span></p>
<p><b>“İfade Özgürlüğünün Olmaması Hak İhlallerinin Çözümünü Zorlaştırıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu sosyal hak ihlallerinin görünür ve çözülebilir olmasını engelleyen etkenleri de şöyle sıralıyor Bostan: “Birinci kuşak haklardan olan toplanma ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün ciddi alanda kısıtlılığı, sosyal hak alanlarındaki problemleri görmeyi, konuşmayı ve ortak çözüm aramayı da engellemektedir. İnsan Hakları örgütleri ve savunucularının daha ziyade birinci kuşak haklarla ilgili olması da sosyal hak alanındaki sorunları görmeyi zorlaştırıyor. Yıllardır insan hakları alanında çalışan biri olarak mesela ilk defa sosyal haklarla ilgili görüşüme başvurulmasını da bu alakasızlığı gösteren bir örnek olarak belirtmek isterim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan, insan hakları örgütleri ve savunucularının genelde birinci kuşak haklarla meşgul olduğunu, medyanınsa tek yanlı davrandığını ifade ediyor:  “Medyanın tek yanlı ve hükümet destekli sermaye grubunda olması nedeniyle genelde insan hakları, özelde sosyal haklar ile ilgisi zayıf, (hatta çevre hakkı ile ilgili olarak CNN Türk’teki yakın dönemde yapılan yayıncılık, hükümetin termik santralin filtresiz çalıştırılma süresinin uzatılmasını desteklemek üzere, filtresiz çalıştırmanın ekonomik getirisi ile ilgili yayının gösterdiği gibi) medyanın bağımsız bir sosyal haklar perspektifi geliştirmesini imkansız kılıyor. Şu anda iktidarda bulunan sağ parti genelde toplu pazarlık, grev gibi konulara mesafeli olmakta, olağanüstü hal döneminde bu hakları daha da kısıtlamakta pek sorun görmüyor. İktidarının ilk yıllarında dezavantajlı kesimlere yapılan sosyal transferler yaygın olsa da, sosyal hak konseptinden ziyade hayır faaliyetine benzer kodlamalar revaçtaydı. Hak temelli kurumlar dışındaki sivil toplum kuruluşları ise genelde hayır faaliyeti çerçevesinde faaliyet gösterdiği için sosyal hak konusunda devlette ve medyada farkındalık oluşturacak bir çalışma içinde olmaktan uzaktır.</span></p>
<p><b>“Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Şartı’na Uymak Çok Önemlidir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan, 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde hala insan hakları alanındaki sorunlarımızı çözmek için mücadele verdiğimizi söylüyor: “Bir arada yaşamanın asgari şartı, doğuştan getirdiğimiz, insan olmamızla ilgili devredemediğimiz hakların tanındığı bir toplum içinde olmaktır. Toplum adına en çok yetki kullanan siyasi iktidar olduğu için, biz insan hakları savunucuları bu hakların teminat altına alınmasını iktidardan bekler, ihlal olduğunda yüzümüzü onlara dönerek ihlalin sonlandırılmasını, ihlal yapanların cezalandırılmasını talep ederiz. Bütün insanlığı tek bir metin altında birleştiren Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Şartı önemlidir. Çok çeşitli hukuk sistemlerinden faydalandığı açık olan bu evrensel şart insanlık için bir kazanımdır,  referanstır, pek çok kriteri Türkiye dahil pek çok ülkede hala tam uygulanamamaktadır. En evrensel haklardan biri olan seçme ve seçilme hakkını ele alalım; Türkiye’de çok sayıda şehirde vatandaşın seçme ve seçilme hakkı, Olağanüstü Hal döneminde çıkartılan bir kararnameye dayanarak ihlal edilmekte, yerel başkanlar, yerel meclisler hükümsüz kılınmaktadır. Yani 1948 yılında kabul edilse de 2019 yılında halen BM İnsan Hakları Şartını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu Şartın kabul edildiği 10 Aralık Günü hala bizim için bu alandaki eksiklerimizi göreceğimiz ve problemlerimizi çözmek için işbirliği yapacağımız bir zemin olmaya devam etmektedir.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/">İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 13:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20284</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Kasım Dünya Çocuk Hakları dolayısıyla bir araya geldiğimiz Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun, Sivil Sayfalar için çocuk hak ihlalleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Torun, çocuk dostu bir anayasanın şart olduğuna dikkat çekerek çocukların anlayacağı formatta hazırlanan anayasanın başta çocuklar olmak üzere herkesin erişimine açılmasının gerekliliğine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun’un ifadesiyle SHD, devletin sosyal olma yükümlülüğünü harekete geçirmeye çalışıyor. Bunu, Aladağ ve Soma gibi sosyal &#8220;cinayet&#8221; olarak nitelediği davalara bakarak yapıyor. Kadın, çocuk, kent, hayvan, eğitim, sağlık şeklinde hak atölyeleri var; paneller, sergiler, film gösterimleri düzenliyorlar. Soma ve Aladağlı çocuklar için yaz okulları organize ediyorlar. Sosyal Hukuk Grubu da ‘Sosyal Hukuk’ adlı dergi çıkarıyor ve ülkenin sosyal sorunlarını hukukî açıdan yorumluyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de temel hak ve özgürlükler kağıt üstünde mi kalıyor?</strong></p>
<p>Türkiye bir sürü sözleşmeye imza atmış, sözleşmeler bizi bağlıyor ancak dünyanın en mükemmel kanunlarına da sahip olsanız uygulamadığınız sürece anlamı yok. Hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama, gelişim ve sağlık hakkından bahseder. Ancak mevcut uygulamalar bu sözleşmelerin ve hakların tepelendiğini gösteriyor. Bir şeyin uygulanması için kanun olmasına da gerek yok; insan hakları bilincinin yerleşmiş olması yeterli.</p>
<p><strong>Anayasada çocuk, kendi haklarını kullanma kapasitesi gelişen hukuki bir kişi olarak tanımlanmıyor…</strong></p>
<p>Anayasa çocukları korumak üzerine kurulmuş. Evet, özel olarak çocuğun haklarından bahsetmiyor. Çocuk “birey” olarak tanımlansa daha iyi olur.</p>
<p><strong>Bunun ideali nedir? </strong></p>
<p>Anayasa hazırlanırken çocukların hakları da yer almalı. Akademisyen, pedagog ve çeşitli uzmanlarla birlikte çocukların da görüşü alınmalı. Çocuk dostu bir anayasa şart. Anayasanın çocukların anlayacağı dilde bir forma sokularak çocukların olduğu her yerde dağıtılması gerekiyor.</p>
<h4><strong>“Çocuklar Çıraklık Adı Altında Sömürülüyor&#8221; </strong></h4>
<p><strong>Çalışma yaptığınız bir diğer alan çocuk işçiler… </strong></p>
<p>Sanıyor muyuz ki, hayatlarının en heyecanlı döneminde soğuk inşaatlarda, yakıcı sıcağın altında tarlada ya da boğucu sanayilerde çalışmaya can atıyorlar? Çoğu, eve ekmek götürmeye çalışan, bir şekilde buna zorlanan, erken yaşta gereğinden fazla olgunlaşmış çocuklar.</p>
<p><strong>Artan çocuk işçi ölümlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>DİSK &#8211; Genel-İş Sendikası’nın “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak” başlıklı bir raporunda çalışma hayatında iki milyona yakın çocuk işçi bulunduğu ve çocuk işçilerin yaklaşık yüzde 80’inin kayıt dışı çalıştığı belirtiliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre sadece 2017 ağustos ayında 16 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Daha doğrusu sosyal cinayete kurban gitti. 2016 yılında 56 çocuk işçi yaşamını yitirmişti ve bu zamana kadar en çok çocuk işçi ölümlerinin yaşandığı yıl olmuştu. İnsan hayatını rakamlarla ifade etmek her zaman zor ve çirkin. Her biri en az benim en az sizin kadar can. Henüz hayata dair bir fikir dahi edinemeden, yeterince göremeden, gülemeden ve de sevemeden gidiyorlar.</p>
<p><strong>“Çırak” olarak çalışmalarını nasıl yorumlamak gerek?</strong></p>
<p>“Çıraklık” kavramının düzenlendiği 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Yasası var. Bu yasa, 2016 sonunda yapılan değişiklikle revize edildi ve aday çıraklık yaşının 11’e kadar düşmesiyle oldukça tepki aldı. Yasaya baktığınızda, “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre çırak, bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” şeklinde tanımlanıyor. Yani çırak mesleki eğitim amaçlı çalışma hayatına katılan öğrenci statüsündeki kişiler olarak ele alınmış ve yaş sınırı var. Çırak olabilmek için en azından ortaokul mezunu olmak, yani 13 yaşını doldurmuş olmak gerekiyor. 14 yaşından küçükler ise kısa süreli olarak “aday çırak” olabiliyor. 19 yaşından gün alana dek çırak olarak çalışabiliyorlar. Üstelik çıraklar, 4857 Sayılı İş Kanunu’na tabi değiller ve zaten yasanın 71’inci maddesine göre 15 yaşından küçük işçi çalıştırmak yasak. Yani, çırakların İş Kanunu’ndan kaynaklanan hiçbir hakları yok. Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde bir çocuğun çırak olabilmesi için mutlak surette işverenle arasında çıraklık sözleşmesi imzalanmış olması gerekiyor. Aksi halde, işveren çocuk işçi çalıştırdığı gerekçesiyle cezalandırılır.</p>
<p><strong>Çocuklar bu yolla sömürüye açık hale mi getiriliyor?</strong></p>
<p>Evet. Çocukların “çırak” adı altında ne derece kolay sömürülebilecekleri rahatça anlaşılıyor. Sömürülüyorlar da. Zira çocuk işçi yahut çırak demek ucuz iş gücü demek.</p>
<p><strong>“Çocuklar meslek öğreniyor” yaklaşımı da var…</strong></p>
<p>Bu çocukların neredeyse tamamı geçimini sağlamak için çalışıyor. Asgari ücretin, adı üzerinde, geçinmek için gereken en asgari rakam olduğu kabul edildiğinde, emek veren çocuklara bu rakamın üçte biri veriliyor!</p>
<p>E, meslek öğreniyorlar diyeceksiniz de bu geçerli bir gerekçe değil. Çünkü çıraklık fiiliyatta eskiden olduğu gibi değil artık. Eskiden çırak ustasıyla yan yana olurmuş, onunla düşünür onunla üretirmiş. Şimdiki çıraklık sistemine baktığınızda tamamen kapitalizmin donuk resmini görüyorsunuz. Çıraklara daha ziyade beden gücüne dayalı işler yaptırılıyor, meslek öğretme odaklı bir tavır söz konusu değil. Kaldı ki, mesleği öğrenseler bile maddi imkanı olmayan bu çocukların ileride herhangi bir girişimde bulunmaları pek mümkün değil. En iyi ihtimalle, çıraklık dönemi bittiğinde aynı pozisyonda yahut bir üstünde İş Kanunu’na tabi işçi olarak devam ediyorlar çalıştıkları yerde.</p>
<p><strong>Bir hukukçu olarak çözüm öneriniz var mı peki?</strong></p>
<p>Elbette. Türkiye, ILO’nun 138 No’lu “Asgari Yaş Sözleşmesi” ve 182 No’lu “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” başta olmak üzere çocuk işçiliğine ilişkin düzenlemelerin hüküm altına alındığı çok sayıda uluslararası sözleşmenin altına imza atmış durumda. Bu sözleşmelerin doğru şekilde uygulandığını denetleyen bir mekanizma kurulması ve işletilmesi, var olan mekanizmaların çalışır hale getirilmesi şart. Bunun yanı sıra, çıraklık yaşının 18’e yükseltilmesi de zaruri. O çocukların okuması gerekiyor ve mevcut sistemde sömürüldükleri gayet açık. Kaldı ki, 18 yaşın altındaki bir çocuktan sağlıklı bir meslek seçimi yapması da beklenemez. Esas mesele ise, ailelerin ekonomik geçim düzeyinin artırılması ki, çocukları iş hayatına yönlendirmektense buna ilişkin politikalar üretilmesi daha sağlam sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte 4+4+4 sistemi ile fiilen zorunlu eğitimin 13 yaşına indirilmiş olduğu da bir gerçek. En başından beri karşı çıktığımız bu sistemin de yeniden düzenlenmesi ve eğitimin kontrollü hale getirilmesi gerekiyor. Çocuk işçilerin çoğu mevsimlik işçi olarak çalıştıkları tarım sektöründe sosyal cinayete kurban gidiyor ve neredeyse tamamı kayıt dışı çalışıyor. Çocukların kayıt dışı çalışmasının kati surette yasaklanması ve bu durumun ciddi şekilde denetlenmesi de iş güvenliği ve sağlığı açısından bir zorunluluk.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuk Mahpuslara Yetişkin Muamelesi Yapılıyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Hakları ihlal edilen bir diğer kesim de çocuk mahpuslar…</strong></p>
<p>Evet, öyle. CMK avukatlığı da yapıyorum, davaların yüzde 90’ı çocuklarla ilgili. Suça sürüklenen bir çocuğa ilk kez müdafi atandığım bir dosyada, çocukla hakim karşısına çıkarılmadan önce konuşmak istedim. Dosyaya ilişkin biraz konuştuktan sonra, bana “Abla benim bunun gibi bir sürü dosyam ve cezam var zaten. Sen kendini boşuna yoruyorsun, biz alışkınız” dedi. Bir süre ne diyeceğimiz bilemedim. “Böyle düşünme, şu andan itibaren herhangi bir suça bulaşmasan, cezan da elbet biter ve daha düzgün devam edebilirsin yaşamına” dedim. Müstehzi yarım bir gülüş attı. Yanımızdaki polise baktım, aynı gülüşü o da attı. Nasıl aptal gibi hissettiğimi anlatamam. O gün bugündür de suça karışmış çocuklarla konuşurken eziliyorum.</p>
<p><strong>Kanun bu çocuklarla ilgili ne diyor?</strong></p>
<p>Çocukların haklarını gözetmek üzere ayrıca düzenlenmiş bir Çocuk Koruma Kanunu’muz var. Bu kanunda çocukların tutukluluğuna ilişkin tek düzenleme 21. Maddede geçen tutuklama yasağı. Bu hükme göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. Bu hüküm doğal olarak yetersiz; çünkü tutuklu çocuklara ilişkin özel bir usul yahut uygulamadan bahsetmiyor. Dolayısıyla, tutuklu çocuklara ilişkin yetişkinlere uygulanan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. vd. maddeleri uygulanıyor. Yani, çocuklar da yetişkinler gibi sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklanıyorlar. Halbuki çocuk sorgusunun, tıpkı yargılamada olduğu gibi çocuklar bakımından uzman ve çocuklara ilişkin özel tedbir alabilecek ayrı bir merci tarafından yapılması gerekiyor. Bununla birlikte CMK Madde 102’de yer alan tutukluluk süresi bakımından çocuklar için ayrı bir hüküm bulunmuyor. Bu süresinin olabildiğince kısa tutulmasını öngören bir emredici hüküm şart. Kaldı ki; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde “çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması”nı öngören temel bir ilke var.</p>
<p><strong>Anneleriyle birlikte içeride kalan yüzlerce bebek için durum değişkenlik gösteriyor mu?</strong></p>
<p>5275 nolu Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. Maddesinin 4. Fıkrasında diyor ki; “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş̧ veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.”</p>
<p>Bu şu demek; 6 aydan küçük bebeği olan kadınlar ve hamile kadınlar cezaevinde tutulamazlar. Ama bugün baktığımızda yaklaşık 700 bebek içeride. Mevcut durumda, belirttiğimiz yasa hükümlerinin uygulanmadığı son derece açık. Kaldı ki, hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama hakkından, gelişim hakkından, sağlık hakkından bahseder. Mevcut uygulamayla bu sözleşmelerin topyekun tepelendiği de aşikâr.</p>
<h4><strong>“SHD, Çocuklara Hak Bilincini Vermeye Çalışıyor”</strong></h4>
<p><strong>Çocuklar için neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Sosyal Haklar Derneği, her türlü bürokratik, fiziksel ve de psikolojik zorluğa rağmen kutsal diyebileceğimiz bir çalışmaya imza attı. Üç yıldır Soma’da yaptığı gibi, Aladağ’daki Kışlak ve Köprücek köylerinde çocuklar için bir yaz kampı organize etti. Çocuklarla oyunlar oynadık, öğrendik, eğlendik ve dayanışmanın o tarifsiz güzelliğini hissettik. Yaz okullarında yaptığımız hak atölyeleri özellikle önemli. Burada hak bilincini vermeye çalışıyoruz; ağacında hakkı var, kuşunda hakkı var… Anlatıyoruz.</p>
<p><strong>SHD bu anlamda bir şeyleri değiştirdi mi?</strong></p>
<p>Bence değiştirdi. Bir önceki yıla göre fark var. Soma’da yaz kampımıza ortalama 200 çocuk katıldı. İlk gittiğimizde siyah resimler yapıyorlardı, şimdi o resimler çiçeğe böceğe dönüşmeye başladı. Bu kamplarda başka bir dünyanın olduğunu göstermek istiyoruz. Çünkü sosyo-ekonomik anlamda travmatik bir çevrede yetişiyorlar. Babası madenden geliyor, tarlada çapa yapıyor, bir yandan hayvanlarına bakıyor. Sürekli bir ekmek derdi var. Çocuğun anne babasıyla vakit geçirme hakkı var ama bu bile ne kadar mümkün? Çocuk gibi büyümüyorlar ve ne yazık ki ‘Doktor mu öğretmen mi olayım?’ diye düşünmek yerine madende çalışıp/çalışmayacağına kafa yoruyor.</p>
<p><strong>Aladağ’daki çocuklar için de bu durum geçerli mi?</strong></p>
<p>Aladağ’da Soma’ya göre çok daha değişik bir ortam var. Yerleşim bölgeleri dağlık yerlere serpilmiş. Ev yok, yol yok, tarım-hayvancılık yok, araçlar köylere çıkmıyor. Köy, okulların bulunduğu merkeze çok uzak. Mecburen çocuklarını okulun yakınındaki cemaat yurduna vermişler. Denetimsiz yurtlarda çocuklar göz göre göre can vermiş.</p>
<p><strong>Ailelere güven telkin etmek zor olmadı mı?</strong></p>
<p>Oraya ilk giden SHD idi. Dava süreciyle birlikte bir güven ilişkisi gelişti. Aileler kamptayken bize yemek getirdiler, evlerini açtılar. Bende çocuklara haklarından bahsetmek için oradaydım; fakat ben onlardan daha çok şey öğrendim. Hepsinin “Haksızlık deyince akıllarına ne geldiği” sorusuna verecek bir cevabı var mesela; kimi çat diye “Adalet!” deyiveriyor ama kimi de “Karıncaları öldürmektir” gibi naif bir cümleyi bırakıveriyor önünüze. “Barış deyince aklınıza ne geliyor?” diye sorduğunuzda; “Hava almak” cevabı kalbinize saplanıyor ya da “Kelebek” diyen çocuğu pamuklara saramadığınız için utanıyorsunuz.</p>
<p><strong>Bir diğer hak ihlali çeşidi de cinsel istismar…</strong></p>
<p>Çocuklarla alakalı en çok karşılaştığımız hak ihlali çeşidi cinsel istismar ve her geçen gün artarak devam ediyor. Bu konuda siyasilerin tutumları çok önemli, örnek verecek olursa Diyanet İşleri Başkanı’nın “Dokuz yaşında bir çocuğa şehvet duyulması” gibi açıklamaları ya da kanundaki açıklar bu vakaların artmasına sebep oluyor. Ayrıca “tecavüz yasası” dediğimiz erken yaşta evliliğin önünü açan yasa gibi öneriler her ne kadar biz bunu engellemiş olsak da insanların zihninde bir meşruiyet zemini oluşturuyor. Ülkemizdeki “ayıp” olgusu da bu durumun üstünü örtmekte, yaşanan on olaydan ancak birini öğrenebiliyoruz biz. Bütün bunların sonucunda yaptırımların yeterli olmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>OHAL ilanıyla beraber kapatılan STK’larla ilgili değerlendirmeniz nedir?</strong></p>
<p>Dernek kurmak, hem uluslararası sözleşmelerde hem anayasada yer alan temel bir hak. Temel olan hakkı, bir kararnameyle ortadan kaldırıyorsunuz. Ancak kararname, uluslararası sözleşmeyle tanınan haktan daha üstün olamaz. Kaldı ki çocuklar kanuni temsilcileriyle yani velileriyle haklarını kullanabiliyorlar Bu, çocukların korunmaya muhtaç bireyler olduğu anlamını da taşıyor. O dernekleri kapatarak çocukların korunma hakkını elinden alıyorsunuz.</p>
<p><strong>Boşluk oluştu mu?</strong></p>
<p>Hem de nasıl. Bugün Türkiye’de çok önemli işler başarmış Gündem Çocuk gibi birçok dernek ortadan kaldırıldı. Mücadele veren derneklerin ortadan kaldırılması dolaylı yoldan çocuk haklarının ihlalidir.</p>
<p><strong>Çocuk hak ihlallerinin önüne geçme konusunda STK’lar ne yapabilir?</strong></p>
<p>Hak mücadelesi tek bir ayaktan oluşmaz. Siyasi, hukuki ve STK ayağı var. Birinin eksik olsa sistemin çökmesi anlamına gelir. STK’lar ne kadar işler hale gelirse hak güvencesi o kadar sağlanmış olur. STK’ların ilk görevi farkındalık oluşturarak ihlallere dikkat çekmek ve her mecrada bunu dile getirmek. Diğer görevi siyaseti harekete geçirmek, meclise önergeler taşınmasını sağlamak, yeni kanun oluşturma konusunda itici güç olmak.</p>
<p><strong>Partiler STK’larla güçlü bir ilişki içerisinde mi?</strong></p>
<p>Tabii ki değil. Mevcut sistemde çoğunluğa dayalı bir yasa yapma silsilesinden bahsediyoruz. En iyi yasa yapma yöntemi; çoğunlukçu değil çoğulcu yöntemin benimsenmesidir. LGBTİ’den tutun etnik kimliklere varana kadar her kesimle bol müzakere edilerek yasa yapılmasıdır. Partiler, barolarla ya da hak mücadelesi veren akademisyenlerle de iş birliği içerisinde değiller. İletişim içindeyse bile muktedir düşünce çerçevesinde iletişimdeler. Bu da tek tipleşmeye dönüşüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Sahip Çıkıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/kadinlar-istanbul-sozlesmesine-sahip-cikiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2019 06:52:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır İş Kadınları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[KAMER Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kezban Hatemi]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Onur]]></category>
		<category><![CDATA[Nebahat Akkoç]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[TÖRKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Demokrasi Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Alkış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42106</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farklı STK'lardan kadınlar, İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesiyle ilgili kampanyalara ve sözleşmeyi savunan kadınlara karşı sosyal medyada yürütülen linç saldırılarına tepki göstererek; 'ortak mücadele' çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/kadinlar-istanbul-sozlesmesine-sahip-cikiyor/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Kadınlar İstanbul Sözleşmesine Sahip Çıkıyor!" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/GuvKTG9wmPQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>KAMER Vakfı Başkanı Nebahat Akkoç, Türk Demokrasi Platformu&#8217;ndan Avukat Kezban Hatemi, Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, TÖRKAD Kurucu Başkanı Zeynep Alkış ve Diyarbakır İş Kadınları Derneği Başkanı Reyhan Aktar, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin iptaliyle ilgili tartışmaları Sivil Sayfalar için değerlendirdi. Sözleşmenin kadına şiddetin önlenmesi ve faillerin yargılanması, bu konudaki süreçlerin izlenmesi anlamında önemli kazanımlar sağladığının altını çizen kadınlar, sözleşmeye sahip çıkan kadınlara karşı sosyal medyada yürütülen linç kampanyalarına ve sözleşmeye sahip çıkılması konusunda tüm kadınlara çağrıda bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/12/kadinlar-istanbul-sozlesmesine-sahip-cikiyor/">Kadınlar İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Sahip Çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 15:08:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Soma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te yaşanan maden faciasında 301 işçinin hayatını kaybetmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliamın 5. yılında sendikalar, insan hakları ve meslek örgütleri 301 işçiyi anıyor. Birçok kentte anma töreni ve açıklamalar düzenlenirken Sosyal Haklar Derneği (SHD) ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) saat 21.00’de İstanbul Kadıköy Altıyol’a, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ise saat 18.30’da Kadıköy Beşiktaş İskelesi’ne anma çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dava süreci boyunca Somalılar&#8217;la birlikte adalet mücadelesi yürüten Sosyal Haklar Derneği’nden konuya ilişkin yapılan çağrıda, “Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın 5. yıl dönümü. Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301 emekçinin yaşamdan, sevdiklerinden koparılmasına neden olan kimilerinin ‘basit bir kaza’ olarak gördüğü katliamın asıl sorumlularının yargılanması için 5 yıldır mücadele ediyoruz. Sosyal Haklar Derneği ve Şehit Madenci Aileleri; adalet için her ayın 13’ünde olduğu gibi bugün de yine sokağa çıkarak adalet talebini haykıracak. Katliamın 5. yıl dönümünde ‘Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesap soracağız, adalet istiyoruz!’  diyen herkesle bu akşam saat 21.00’da Kadıköy Altıyol’da olacağız.” denildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-38639" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg" alt="" width="254" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n.jpg 678w" sizes="auto, (max-width: 254px) 100vw, 254px" />Çağrı metninde davaya ilişkin bilgiler de veren Sosyal Haklar Derneği, “Soma Davası sürecinde ilk günden itibaren yaşananları hatırlayalım: Acılı ailelere uygulanan şiddeti, tekmeleri, yargının patronlar tarafından açıkça tehdit edilmesini, aile avukatlarının açıkça tehdit edilmesini ve mahkeme heyetinin sürekli değiştirilmesini… Geçtiğimiz yıl dava, hak yerini bulmasa da, iyi kötü bir karara bağlanmıştı. Kötüsü şuydu: Bu fiil bir olası kasıttı, ancak bilinçli taksir olduğu kararı çıktı. İyisi ise, buna kast edenlerin bir daha böyle bir ekonomik faaliyet içerisine giremeyecek olması gibi önemli bir referans vermesi idi. Oysa Türkiye gündemine bomba gibi düşen bir İstinaf Mahkemesi kararı, Soma Kömürleri A.Ş’nin patronu Alp Gürkan’ı beraat ettirmiş; işin başında olan oğlu Can Gürkan’ı, böyle bir vakada ceza diyemeyeceğimiz şekilde ’taksir’ ile ödüllendirerek tahliye etmiş, bununla da yetinmeyip ‘ruhsat sahibi ve rödovansçı olarak maden ocağı işletme icrasından yasaklanmasına’ dair kararı kaldırmıştır. Bunun anlamı şudur: Bozuk gaz maskeleriyle, havalandırmasız, yaşam odasız maden işletmeciliğine devam edilecektir. ‘Hadi hadi’ denerek nice işçiler yalnızca ekmek parası için ölümüne üretim yapmayı sürdürmeye zorlanacaktır. İktidar ise işçilerin yaşamlarını hiçe saymak pahasına bu ‘Kasıt’ şirketleriyle suç ortaklığını sürdürmeye kararlı görünmektedir” ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Melda Onur: &#8220;Geçmişten Ders Alarak Bundan Sonrasını Konuşalım&#8221;</strong></p>
<p>Bugünkü anmaların yanı sıra dün Sosyal Haklar Derneği tarafından Manisa’nın Soma ilçesinde&#8221;Soma Nereye&#8221; başlıklı bir panel düzenlendi. Bağımsız Maden İş Sendikası’nda düzenlenen panele konuşmacı olarak Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, Soma davası avukatı Can Atalay, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Emin Kara katıldı.</p>
<p>Melda Onur, panelde yaptığı konuşmada, “Soma’da geçmişi unutmadan, geleceğinde neler yapacağımızı konuşmalıyız.&#8221; dedi. Paneli bundan sonrasını konuşmak için düzenlediklerini vurgulayan Onur, &#8220;Soma’da neler olduğunu, dava süreçlerini, ailelerin durumunu konuştuk hep şimdiye kadar. Bu kadar ağır geçen 5 yılın ardından geriye dönüp bakmak yerine biraz da önümüze dönüp bundan sonrasını konuşmak istedik. Geçmişten ders alınarak bu acılar bir daha nasıl yaşanmaz, bu bölge yaşam koşulları nasıl iyileştirilebilir, iş güvencesi koşullarına nasıl sahip olabilir, neler yapılabilir alternatif olarak tüm bunları biraz konuşalım istedik. Bu yüzden de ‘Soma Nereye’ dedik panele.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özgür Özel: &#8220;Son 5 Yılda Bir Soma Daha Yaşandı&#8221;</strong></p>
<p>Soma Katliamı’ndan bu yana geçen zamanda 299 maden işçisinin daha benzer facialarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Özgür Özel ise bunun nedenini şöyle açıkladı: &#8220;Türkiye&#8217;de Soma faciasının ardından geçen 5 yılda bir Soma faciası daha yaşandı. Bunun sebebi de Soma Meclis Araştırma Komisyonu raporuna uyulmaması. Gerekli tedbirlerin alınmaması ve örgütsel sendikalaşma olmaması var. Soma&#8217;nın ardından 5 yılın muhasebesini yapmalıyız. Herkesin bunda payı var, çözülemeyen bir sorun var ve bunda bizim de herkesin de payı var.&#8221;</p>
<p><strong>“13 Mayıs, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilsin”</strong></p>
<p>Bu arada, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Soma katliamının 5. yılında TBMM’ye 13 Mayıs’ın, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi için kanun teklifi sundu. Tanrıkulu, teklif gerekçesinde şu ifadeleri kullandı: “13 Mayıs 2014 günü Soma&#8217;da yaşanan ve tüm Türkiye&#8217;yi derin bir elem ve yasa boğan maden felaketi dolayısıyla maden işçilerimizin çalışma güvenlikleri ve dolayısıyla can güvenliklerinin vurgulanması artık madencilerimizin hayatlarını kaybetmemeleri için 13 Mayıs gününün ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi sembolik bir önem arz etmektedir.”</p>
<p><strong>Soma Davasında Neler Yaşandı?</strong></p>
<p>Soma’da 301 işçinin hayatını kaybetmesinden 1 yıl sonra ilk dava 13 Nisan 2015’te Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan&#8217;a &#8220;taksirle insan öldürmekten&#8221; 15 yıl hapis cezası ve madencilik işinden 3 yıl süreyle men verdi. Tutuklu sanıklardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Maden Mühendisi Ertan Ersoy hakkında ise 15 ile 22 yıl 6 ay arasında hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme tutuklu beş sanığın da tutukluluklarının devamına karar verdi. Tutuksuz sanıklardan dokuz kişi için de hapis cezası kararı veren heyet, şirket sahibi Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.</p>
<p>Mahkemenin verdiği karar sanık avukatları tarafından İstinaf’a taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, davada 5 tutuklu sanığa verilen 15 ila 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarını yerinde buldu. 19 Nisan 2019’da ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın ise “toplam infaz süresini aşacak şekilde tutuklu kalacağı anlaşıldığından” yurtdışı çıkış yasağı konularak tahliye edilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>Kamu Çalışanları Yargılanmadı</strong></p>
<p>Öte yandan dava sürecinde alınan bilirkişi raporlarında “madendeki her şeyin kusurlu olduğunu” ve “yaşanan olayın faciaya dönüşmesinin önlenebileceğini” ifade edilmesine rağmen dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma&#8217;daki madeni inceleyip olumlu rapor veren 2 müfettiş ile kamu çalışanlarına soruşturma izni vermedi.</p>
<p><strong>Davanın avukatlarından Selçuk Kozağaçlı tutuklu </strong></p>
<p>Soma davasının avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 13 Kasım 2017’de İstanbul’da tutuklandı. Hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası kararı verilen Kozağaçlı’ya yöneltilen suçlamalardan biri de Soma katliamında hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatlığını yapmış olması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma ve Aladağlı Çocukların Resimleri Kadıköy’de Sergileniyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/soma-ve-aladagli-cocuklarin-resimleri-kadikoyde-sergileniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Jan 2019 15:14:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aynı Göğün Düşleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34206</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği’nin Soma maden faciasından bu yana dört senedir Soma’da düzenlediği ve Aladağ’daki yurt yangında hayatını kaybeden çocukların köylerinde iki senedir düzenlediği yaz okullarında üretilen eserlerin sergisi; Aynı Göğün Düşleri…</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/soma-ve-aladagli-cocuklarin-resimleri-kadikoyde-sergileniyor/">Soma ve Aladağlı Çocukların Resimleri Kadıköy’de Sergileniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği, Soma ve Aladağ davalarının takipçisi olmakla yetinmeyip oradaki çocuklara başka bir dünyanın da mümkün olduğunu gösterebilme niyetiyle her yıl yaz okulları düzenliyor. Gönüllü eğitmenlerin emekleriyle birbirinden çeşitli, çocukların okul müfredatlarında bulamayacağı birçok atölye düzenleniyor. Yaratıcı yazarlıktan yogaya, toplumsal cinsiyetten çocuk hakları atölyelerine kadar geniş bir yelpazeleri var. Çocukların resim atölyelerinde ürettikleri eserleri ise her yaz okulu sonrası İstanbul’da sergileniyor.</p>
<p>Aynı Göğün Düşleri sergisi Cadde Bostan Kültür Merkezi’nde, 10-17 Ocak arasında görülebilir. Gelecek yaz okullarına destek olmak amacıyla yapılacak 150 lira ve üstü bağışlarda, bağışçılara diledikleri resimler hediye ediliyor. Aynı Göğün Altında 2019 ajandalarına da sergi alanından ve Sosyal Haklar Derneği’nden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Haberin tamamı için <a href="https://medyascope.tv/2019/01/11/soma-ve-aladagli-cocuklarin-resimleri-kadikoyde-sergileniyor/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/11/soma-ve-aladagli-cocuklarin-resimleri-kadikoyde-sergileniyor/">Soma ve Aladağlı Çocukların Resimleri Kadıköy’de Sergileniyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>45 Kadın Örgütünden Ortak Açıklama</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/02/45-kadin-orgutunden-ortak-aciklama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2018 09:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[#kadınlarsahneye]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[AKDAM]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kadın Ressamlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Kadın Dayanışma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Kadın Lobisi -Türkiye Koordinasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Bodrum Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Erktolia]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Katre Kadın Oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİTİZ]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İzleme Kadın Grubu]]></category>
		<category><![CDATA[EVKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Fethiye Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Halkevci Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[İlerici Kadınlar Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[imece ev işçileri sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Amargi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Kadın Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Haklarını Koruma Derneği Genel Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarla Dayanışma Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kartal Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kırmızı Biber Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çetele]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nar Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Genç Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[SODA Sosyal Dayanışma Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tevgere Jinen Azad]]></category>
		<category><![CDATA[TKDF]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon Cazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Trabzon Femin&Art Sanat Derneği Genel Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[TÜKD]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kadınlar Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Süpürge Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Demokrat Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniyoldan Kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Feministler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25653</guid>

					<description><![CDATA[<p>Afife Jale’nin tiyatro sahnesine çıktığı 3 Nisan 1919’dan 99 yıl sonra, 29 Mart’ta, TBMM’de düzenlen 18 Mart Çanakkale Anması’nda, ülkemizdeki kadın-erkek eşitliği, demokrasi, insan hakları ve kadının insan hakları adına utanç verici bir olay yaşandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/02/45-kadin-orgutunden-ortak-aciklama/">45 Kadın Örgütünden Ortak Açıklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TBMM’de 18 Mart Çanakkale Anması’nda kadın tiyatro sanatçıların TBMM Başkanlığının talimatıyla sahneye çıkartılmadığı ifade edildi. Sahneye çıkması engellenen tiyatrocu BirGün’e yaptığı açıklamada “Üç gündür prova yapıyorduk. Bir saat kala kadınların sahneye çıkamayacağı söylendi. Gözyaşlarımızı tutamadık” dedi.</p>
<p>BirGün Gazetesi’nde yayınlanan habere göre, Devlet Tiyatroları sanatçılarının 18 Mart Çanakkale Anması’nda sahnelenmek için üç gün süren provalarla hazırlandığı oyunun sahnelenmesine bir saat kala TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın talimatıyla oyuna müdahale edildi. Daha önce de, kadınların erkeklere sarılmaması istenerek; oyundaki vedalaşan asker- anne, eş uğurlaması, cepheye mermi taşıyan kadın bölümleri çıkartılarak içeriğe müdahale edilmiş ve oyundaki slaytlar da çıkartılmıştı. Bu içerik sansürü nedeniyle 12 dakikalık oyun 4 dakikaya düşürüldü. Son olarak da kadınların sahnede yer almaması istendi. Kadın oyuncular, protokol ve katılımcıların görüş mesafesi dışındaki merdivenlerde şiir okumak zorunda bırakıldılar.</p>
<p>Kadın oyuncuların beyanına göre bu değişiklik, İsmail Kahraman tarafından “Kızlarımız arkada duracak değil mi, aferin” denilerek ve eliyle de salonun arka tarafı işaret edilerek kutlandı. Erkek oyuncular “Sizin olmadığınız yerde bizim ne işimiz var” diyerek kadın oyunculara destek vermeye çalıştılarsa da, Devlet Tiyatroları yöneticilerinin devreye girmesi sonucunda, oyun son haliyle sahnelendi. Erkek oyuncular sahnede oyunu sergilerken, kadın oyuncular protokol ve katılımcıların doğrudan görüş mesafesi dışında arkada merdivenlerde tutuldu.</p>
<p>Kamuoyunda infial yaratan bu ayrımcılık ve içerik sansürü üzerine yapılan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü açıklaması da, TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı açıklaması da tatmin edici değildir. Tam tersine, kadın oyuncuların sahneden kopartılıp, “TBMM tören salonunun iki tarafında ve katılımcıların arasında” durmak ve sadece “şiir okuma”ya eşlik etmek zorunda bırakıldığını doğrulamaktadır.</p>
<p>Kadın oyunculara yönelik bu uygulama Anayasaya aykırı olmanın ötesinde, ayrımcılıktır, aşağılamadır, insan onurunu ayaklar altına almaktır.</p>
<p>Kadın oyunculara yönelik bu uygulama Anayasaya aykırı olmanın ötesinde, ayrımcılıktır, aşağılamadır, insan onurunu ayaklar altına almaktır.</p>
<p>Biz kadınlar, kadınlara dönük bu dehşet verici muameleyi kınıyor, “bu oyunda rol alan tüm sorumluların” ortaya çıkarılmasını, Türk Ceza Kanunu açısından suç oluşturan bu ayrımcılık nedeniyle yargılanmalarını; derhal istifa ederek siyaset ve bürokrasi sahnesinde bir daha da yer almamalarını istiyoruz.</p>
<p>AKDAM</p>
<p>Avrupa Kadın Lobisi -Türkiye Koordinasyonu</p>
<p>Ankara Kadın Ressamlar Derneği</p>
<p>Antalya Kadın Dayanışma Merkezi</p>
<p>Ayvalık Bağımsız Kadın İnisiyatifi</p>
<p>Bodrum Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>Erzincan Katre Kadın Oluşumu</p>
<p>erktolia</p>
<p>EŞİTİZ – Eşitlik İzleme Kadın Grubu</p>
<p>EVKAD – Adana</p>
<p>Fethiye Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>Kadınının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği</p>
<p>Kadın Haklarını Koruma Derneği Genel Merkezi</p>
<p>Kadınlarla Dayanışma Vakfı</p>
<p>Kadıköy Kadın Meclisi</p>
<p>Kadın Partisi</p>
<p>Kadın Savunması</p>
<p>Kartal Kadın Dayanışması</p>
<p>KAOS GL</p>
<p>Kırmızı Biber Derneği</p>
<p>Halkevci Kadınları</p>
<p>İlerici Kadınlar Meclisi</p>
<p>İmece Evişçileri Sendikası</p>
<p>İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği</p>
<p>İzmir Amargi</p>
<p>İzmir Bağımsız Kadın İnisiyatifi</p>
<p>İzmir Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>İzmir Kadın Kuruluşları Birliği</p>
<p>Mor Çetele</p>
<p>Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>Nar Kadın Dayanışması</p>
<p>Özgür Genç Kadın</p>
<p>Tevgere Jinen Azad</p>
<p>TÜKD Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Merkezi ve 24 şubesi</p>
<p>Türk Kadınlar Birliği</p>
<p>TKDF Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu</p>
<p>Trabzon Femin&amp;Art Sanat Derneği Genel Merkezi</p>
<p>Karadeniz Kadın Dayanışma Derneği</p>
<p>Trabzon Cazılarını</p>
<p>SODA Sosyal Dayanışma Ağı</p>
<p>Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar</p>
<p>Uçan Süpürge Vakfı</p>
<p>Yeni Demokrat Kadın</p>
<p>Yeniyoldan Kadınlar</p>
<p>Yeşil Feministler</p>
<p>Kaynak: Çatlak Zemin &#8211; <a href="https://catlakzemin.com/45-kadin-orgutunden-ortak-aciklama-99-yil-sonra-kadin-sanatcilara-sahneyi-yasaklayanlar-derhal-istifa-etmelidir/">https://catlakzemin.com/45-kadin-orgutunden-ortak-aciklama-99-yil-sonra-kadin-sanatcilara-sahneyi-yasaklayanlar-derhal-istifa-etmelidir/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/04/02/45-kadin-orgutunden-ortak-aciklama/">45 Kadın Örgütünden Ortak Açıklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 11:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim Mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Bir Komşu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği bu yıl Soma’da üçüncüsünü yaptığı, Aladağ’da da ilk kez yapılan yaz okullarında çocukların yaptığı işleri “Bizim Mahalle” adlı sergide Beyoğlu Mis Sokak’ta 26 Kasım ile 10 Aralık tarihleri arasında sergileyecek. Sosyal Haklar Derneği&#8217;nin duyurusu şöyle: Her yıl yaz okulu sonrası yapılan serginin odağında bu yıl çocukların çizdiği iki mahalle var; “Cennet Mahalle” ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği bu yıl Soma’da üçüncüsünü yaptığı, Aladağ’da da ilk kez yapılan yaz okullarında çocukların yaptığı işleri “Bizim Mahalle” adlı sergide Beyoğlu Mis Sokak’ta <strong>26 Kasım ile 10 Aralık</strong> tarihleri arasında sergileyecek. Sosyal Haklar Derneği&#8217;nin duyurusu şöyle:</p>
<p>Her yıl yaz okulu sonrası yapılan serginin odağında bu yıl çocukların çizdiği iki mahalle var; “Cennet Mahalle” ile “Arkadaşlık Mahallesi”. Bu iki mahalle ve ilişkileri adeta son dönem kültürel alanda sorulan “İyi bir komşu kimdir” sorusunun yanıtını arayacak, katılımcıları ile.</p>
<p>Bu yaz okul sergisinde Aladağlı ve Somalı çocuklar, distopik bir gerçekliğin küçük insanları, ütopik olmasa da ideal mahalleler kurdular ve çizdiler; Cennet Mahalle ile Arkadaşlık Mahallesi… Mahalle sadece coğrafi bir alanı ifade etmez, aynı zamanda o mahallede oturan insanlar da demektir. Bizim mahalleler ise sadece orada oturan insanları değil, kedileri (karakedi ile karakediyi), köpekleri, kuşları, tavşanları, nehirdeki balıkları, ağaçları, hatta mahallenin sınırında başlayan ormanı ve o ormandaki geyikleri, zürafaları, da ifade ediyor. Mahalle halkının insan olmayan canlılarla da “komşuluğu” samimi buralarda, onları da görecek sergimize gelenler. Birinde “saray” gibi bir hastane var mahallemizin, diğerinde müze, ikisi de ikisinindir de ama. Evleri boncukludur, parkı zıpzıplı, kitap, kalem, bir sürü çiçek ve sokakları “bolca” aydınlatan “ev” lambaları ile doludur … “O” ağacın altındaki çardak herkesindir ve güneş gözlüklüdür güneş! Acılara rağmen mutludur insanlar, güler yüzler…</p>
<p>İki mahallenin tam ortasında dernek binasının hemen yanında, mahallenin çocuklarının dileklerini fısıldadığı zeytin ağacının, dilek ağacının altında, çoluk çocuk, kadın erkek, kedi köpek hepsinin bir arada olduğu kafede çaya bekliyoruz sizi de, gelin siz de fısıldayın dileklerinizi, buluşsun dileklerimiz, gelin mahallemizde ağırlayalım sizi de&#8230; 26 Kasım Pazar saat 17:00’dan sonra söz vermeyin kimseye…</p>
<p>Adres: <strong>Birkimhane</strong> &#8211; <strong>İstiklal Caddesi Mis Sokak No:19-1 Beyoğlu/İstanbul</strong></p>
<p>Program Açılış: <strong>26 Kasım Pazar saat 17:00</strong></p>
<p>Söyleşi: <strong>26 Kasım Pazar saat 18:00</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20323" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/birikim.png" alt="" width="807" height="524" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Jul 2017 13:04:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç forumu]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükçü Hukukçular Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Sur'un Yıkımına Hayır Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[zorunlu göç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16428</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı. İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu tarafından 1-2 Temmuz 2017 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen  “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.</h3>
<p>İki gün süren forum ve çalıştayın sonunda “Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükseltme” kararının alındığı açıklandı ve önemli talepler sıralandı.</p>
<p><strong>Sur ile dayanışma;</strong></p>
<h4>HAKLARIMIZ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ</h4>
<p>“2000 yılına kadar yalnızca 5 örneği olan ‘acele kamulaştırma’ uygulaması bugün itibari ile 300 sınırını geçti. Acele kamulaştırma saldırısının son örneği ise Mezopotamya coğrafyasının tarihsel çekirdeği olarak da kabul edilen Diyarbakır Sur…</p>
<p>Ötesi, Türkiye’nin dört bir yanında yıkıma neden olan kentsel dönüşüm, müştereklerin yağmalanması ve mülksüzleştirme siyasetinde siyasi iktidar açısından yeni bir eşik, kent merkezlerinin talanının önünü de açacak yeni bir proje (!) olarak Sur …</p>
<p>Dünden bugüne Sur’da “kentsel dönüşüm”,  acele kamulaştırma tarihi ve kültürel varlıkların eşi benzeri görülmemiş bir biçimde tahribi niteliğinde olduğu kadar sosyal dokunun da tümü ile bozulması, çoğu savaş göçü olan yoksulların kentin tarihsel merkezinden sürgün edilmesi amacını da taşıyor. Ötesi, coğrafyamızın pek çok örneğine tanık olduğu bir “iskan politikası”, demografik yapının değiştirilmesi siyaseti ile karşı karşıyayız.</p>
<p>Forumumuzda, yukarıda özetlemeye çalıştığımız tüm bu başlıklara ilişkin olarak yaptıklarımızın, yapamadıklarımızın ve belki de en önemlisi yapacaklarımıza, yapılması gerekenlere ilişkin bir muhasebe yapabilmek istiyoruz.</p>
<p>Çatışmalardan etkilenen mahallelerin nerede ise tümü ile yıkılmasından tam bir yıl sonra bu sefer Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde yaşayan yurttaşların elektrikleri kesilerek, susuz bırakılarak zorla tahliye edilmeye çalışılmalarına karşı acil bir hukuksal ve toplumsal eylem planına ulaşabilir miyiz?</p>
<p>Sur’da “riskli alan” mazeretinin ve acele kamulaştırmanın mülksüzleştirme kadar yoksulların kent merkezinden sürgününe ilişkin özünü, sınıfsal niteliği kadar demografik yapının değiştirilmesi, asimilasyon amacını taşıyan yeni bir “iskan politikası” oluşunu da konuşmamız; tüm bu başlıkları bir bütünsellik içinde ele almamız zorunludur.</p>
<p>Tüm bu nedenlerle;</p>
<p>1 ve 2 Temmuz 2017’de Özgürlükçü Hukukçular Platformu ve Sosyal Haklar Derneği’nin çağrısı ile buluşan bizler Türkiye’nin tümünde kültürel varlıkların korunması, kentsel müştereklerin savunulması ya da yalnızca elverişli bir konuta erişim hakkından yana olan tüm yurttaşları öncelikle Sur ile; ve daha da öncelikle Alipaşa ve Lalebey mahallesi halkı ile dayanışmaya çağırıyoruz…</p>
<p>Bu dayanışma, Sur’da yaşanan kent kırımına uzaktan bakıp yazıklanma yahut tarihe not düşme ile sınırlı olmamalıdır.</p>
<p>Bu dayanışma, 5000 yıllık bir insan yerleşiminin tüm özelliklerinin tahribine karşı çıkarken barınma hakkının ve kentsel müştereklerin korunmasının yanında yer almanın aslında İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de kent hakkına; Artvin’de, Uşak’ta Antalya’da doğal varlıklarına sahip çıkmak isteyenlerin kendi davalarına sahip çıkmaları olacaktır.</p>
<p>Bugün Sur’da yaşanan ahir zaman iskan politikasına en alttakiler, en yoksullar ile birlikte kent hakkı zaviyesinden gösterilecek direnç eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşleşmenin aşağıdan yukarıya kazanılması umudu olacaktır.</p>
<p>Anayasasız bir devlet düzeni, yurttaşların haklarından değil ancak yükümlülüklerinden söz edilen bir hukuk düzeninin en vahşi örneği Fırat’ın öte yanında ve özelde de Sur’da yaşandı.</p>
<p>Haklarına sahip çıkmak isteyen herkes bu nedenle Sur’un yıkımına ve zorla tahliye/göçe karşı çıkanlarla dayanışmayı bir başkasının değil kendi hak mücadelesi, davası olarak görmesi gerekir.</p>
<p>Ve talep ediyoruz;</p>
<p>Öncelikle ve ivedilikle Sur’da yaşayan mülk sahibi yahut kiracı tüm yurttaşların evlerine ve işyerlerine dönmesine engel olan  güvenlik gerekçesi ile yapılanlar dahil olmak üzere tüm idari işlem ve eylemlere derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Alipaşa ve Lalebey başta olmak üzere tüm Sur halkının elinden alınan kamusal hizmetlere erişimin önündeki tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Başta temiz suya erişilememesi olmak üzere salgın hastalık riskini ortaya çıkaran tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Sur 5000 yıldır halkındır yani kamunundur ve bu nedenle kamulaştırılamaz.</p>
<p>Sur ile ilgili artık hiç bir dayanağı kalmadığına kuşku bulunmayan başta acele kamulaştırma kararları olmak üzere kentsel müşterekleri ve elverişli bir konuta erişim hakkını ihlal eden tüm uygulamalar geri alınmalıdır.</p>
<p>Zorla yerinden edilenlerin geri dönmesi için tüm koşulların kamu idaresi tarafından gerçekleştirilmesini, hali hazırda zorla tahliye uygulamalarının durdurulmasını ve kentsel bir sit alanı olan Sur’un bir bütün olarak korunması için yıkım işlemlerine derhal son verilmesini talep ediyoruz.</p>
<p>Yurttaşların evleri ile ilgili yapılması planlanan ve yapılan tüm tasarruflarla ilgili kendilerine ivedilikle bilgi verilmeli, etkili hukuki yollara erişim hakkı güvence altına alınmalı; her bir yurttaşın kendi evini onarabilmesi ya da yeniden inşa edebilmesi için gerekli tüm koşulların sağlanmasını talep ediyoruz.</p>
<p>Başta Sur’un Yıkımına Hayır Platformu olmak üzere Diyarbakır’da Sur’a ve Sur halkının hak mücadelesi ile dayanışmayı yükselteceğiz.</p>
<p>Sur ile dayanışma kendi haklarımıza da sahip çıkma mücadelesidir.</p>
<h6>Kaynak: sosyalhaklardernegi.org</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/03/surda-mulksuzlestirme-zorunlu-goc-forumu-sonuc-bildirgesi-aciklandi/">Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu Sonuç Bildirgesi açıklandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
