<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Soma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/soma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/soma/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jul 2021 09:53:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Soma arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/soma/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Soma Maden Faciası Davası: Aranan Adalete Erişilemiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-maden-faciasi-davasi-aranan-adalete-erisilemiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2021 08:34:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[maden faciası]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Soma Davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71584</guid>

					<description><![CDATA[<p>Maden faciasında hayatını kaybedenlerin aileleri yağmur, çamur, sıcak demeden her duruşmada “adalet” istediler. Babalarının madende öldüğünden habersiz çocuklar, mahkeme koridorlarında büyüdü. Bir tek şey istemişlerdi: Mahkeme heyetinin hemen arkalarındaki duvarda koca harflerle yazan “Adalet mülkün temelidir”e sırtlarını dönmemeleri. Olmadı!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-maden-faciasi-davasi-aranan-adalete-erisilemiyor/">Soma Maden Faciası Davası: Aranan Adalete Erişilemiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te yaşanan ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği maden faciasının üzerinden tam yedi yıl geçti. Facianın yedinci yılını geride bıraktığımız bu günlerde faillerin yargılandığı davada yeniden karar verildi. Facianın sorumlularının yargılandığı dava yıllardır kamuoyu nezdinde isçi güvenliği ve hakları ile adalet duygusunun gerçekleşmesi anlamında sembol haline geldi. Ancak, Soma’da aranan adalet yine gelmedi.</p>
<p>Mahkemenin kararı, avukatlar ve Soma maden faciasında yaşamını yitirenlerin yakınları tarafından protesto edildi. Aileler, duruşma salonunu terk etmezken, bazı aileler kararı açıklayan heyete, ayakkabılarını fırlattı. Ailelerin birlikte söylediği ise “Adaletiniz batsın,” “Tarih sizi yargılayacak” oldu.</p>
<p>Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde 301 madencinin ölümünde sorumluluğu olduğu düşünülen Soma Kömürleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Yönetim Kurulu üyesi Haluk Evinç ile Türkiye Kömür İşletmeleri baş kontrolörleri Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt yeniden yargılama kapsamında hakim karşısındaydı.</p>
<p>Kararını 16 Haziran’da açıklayan mahkeme heyeti, Can Gürkan’a “bilinçli taksir” suçlamasıyla 15 yıl hapis cezası verdi. Gürkan’ın “mesleki formasyon ve saha bilgisine dair subjektif durumu”nu göz önünde bulunduran heyet, cezayı 20 yıla çıkardı.</p>
<p>Önceki yargılama sırasında beş yıl cezaevinde kalan Gürkan, verilen karar Yargıtay tarafından onanırsa, geçtiğimiz yıl yapılan ceza infaz düzenlemesiyle birlikte yaklaşık iki yıl kadar daha cezaevinde kalacak.</p>
<p>Mahkeme, Haluk Evinç’in ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma<strong>” </strong>suçundan beraatine karar verdi. Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’a da <strong>“bilinçli taksir” </strong>suçundan 12 yıl 6&#8217;şar ay hapis cezası verildi.</p>
<p>Peki, ailelerin ve avukatlarının tepkisi sadece bu karara mıydı? Tabi ki hayır. 301 maden işçisinin ailesi tam yedi yıldır hukuk mücadelesi veriyordu. Yağmur, çamur, sıcak demeden her duruşmada “adalet” istediler, bugün yağan yağmura rağmen “adalet” haykırdıkları gibi. Babalarının maden ocağında hayatını kaybettiğinden habersiz olan çocuklar, mahkeme koridorlarında büyüdü.</p>
<p>Bir tek şey istemişti aileler. O da mahkeme salonunda, mahkeme heyetinin hemen arkasındaki duvarda koca harflerle yazan “Adalet mülkün temelidir”e sırtlarını dönmemeleriydi.</p>
<p>Davada bugüne kadar tam 26 duruşma görüldü. Yargıtay’ın bozma ilamından önce 23, sonrasında ise 3 duruşma. Yargıtay, 8 Ocak 2021&#8217;de yerel mahkemenin vermiş olduğu kararı bozdu ve “bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma” suçundan ceza verilmesini istedi.</p>
<p>Ancak aynı Ceza Dairesi, sadece dört ay önce verdiği kararında Can Gürkan, Haluk Evinç, Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt’un “olası kastla 301 kez öldürme ve 162 kez yaralama” suçundan yargılanmasını istemişti.</p>
<h5><strong>“Olası Kast” mı, “Bilinçli Taksir” mi?</strong></h5>
<p>Daire’nin ilk kararında yargılanmalarını istediği “Olası kast” ve ikinci kararında istediği “Bilinçli taksir” ne anlama geliyordu? Gerek “olası kast”, gerekse “bilinçli taksir”de netice fail tarafından öngörülmekte. Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ümit edilse de olası kastta bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmekte.</p>
<p>Olası kast ile işlenen fiillerde fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden başlayarak yarısına kadar indirilebilir.</p>
<p>Bilinçli taksirli suçlarda ise taksirli suç için belirtilmiş ceza üçte birden yarıya kadar artırılabilir.</p>
<h5><strong>Hakim Heyetine Soma Müdahalesi </strong></h5>
<p>Oysa Soma Davası’nda Yargıtay Cumhuriyet Savcısı, daha itirazını daireye sunmadan heyette değişiklikler olmaya başladı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi&#8217;nin 5 üyesinden 3&#8217;ü değiştirildi. Sanıkların 301 kez “olası kast”la öldürme ve 162 kez yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğine yönelik karara imza atan üç üyenin yerine, eski Adalet Bakanı ve Müsteşarı Kenan İpek, eski Hakim ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Sekreteri Fuzuli Aydoğdu ve eski Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Mustafa Yapıcı getirildi.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın itirazı, üç üyenin oylarıyla kabul edildi ve Can Gürkan&#8217;ın da aralarında bulunduğu 4 sanığın “bilinçli taksirle ölüme sebep olma” suçundan yeniden yargılanmasına karar verildi. Yargıtay 12. Ceza Dairesi&#8217;ne yeni atanan üyelerin hepsi de bu yönde görüş bildirmişti.</p>
<p>30 Eylül 2020&#8217;de verilen karara imza atan heyetin Başkanı Ahmet Er ve üye hakim Nadir Güngündeş ise karara muhalefet şerhi koydu.</p>
<p>Kenan İpek’in ismi ilk defa mı dosyada geçiyordu? Hayır. Dosyanın ilk hâkimi Aytaç Ballı’nın İzmir’e görevlendirilip, yerine Elbistan hakimi Salih Pehlivanoğlu’nun atanmasına karar verilen HSK kararnamesinde de imzası vardı.</p>
<p>Yargılama sürecindeki bu müdahaleler, <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/">24 Temmuz 2018’de Seçil Türkan&#8217;ın Sivil Sayfalar için yazdığı analizde de anlattığı gibi</a>, ailelerin de kamuoyunun da adalet duygusunu yaralayan bu kararın işaretiydi.</p>
<h5><strong>Soma’nın Tek Tutuklusu Mağdurların Avukatı</strong></h5>
<p>Yargılamalarının devam ettiği süreçte davanın avukatlarından bir kısmı tutuklandı. Avukatlar içerisinde avukat Selçuk Kozağaçlı da bulunuyordu. Kozağaçlı’nın suçlandığı bir faaliyette Soma davasıydı. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Kozağaçlı ve 18 ÇHD’li avukat gerekçeli kararında Soma davası da yer aldı. Kozağaçlı’nın facia sonrası gittiği Soma’da “mağdurları direnişe yönlendirdiği”ne yer verildi.</p>
<h5><strong>Yerel Mahkeme “Basit Taksir”den Karar Vermişti</strong></h5>
<p>Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin heyetini değiştiren Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararında ne vardı? 13 Nisan 2015’te başlayan yargılama, 11 Temmuz 2018 tarihinde sonuçlandı. Davanın sonunda yargılanan 37 kişi beraat etti. Beraat edenler arasında Soma Holding’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan da vardı. 14 sanık da “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak”tan ceza aldı. Gürkan’a ise “basit taksir”den 15 yıl hapis cezası verildi.</p>
<p>“Basit taksir” ise failin öngörülebilir bir neticeyi “öngörmeyerek” dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir hareketle fiili işlemesine deniyordu.</p>
<p>Gürkan, istinaf mahkemesi tarafından kararın onanması ile 19 Nisan 2019’da tahliye edildi.</p>
<p>Ailelerin tepkisi sadece bu kararla da sınırlı kalmıyordu.</p>
<h5><strong>“Fıtrat” Bu Defa Soma’yı Bulmuştu</strong></h5>
<p>Soma katliamının ardından arama kurtarma çalışmaları devam ederken, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Soma’ya gitti. Erdoğan, Soma’da yaptığı açıklamada Soma’da yaşanan faciayı “olağan” olarak yorumladı ve “iş kazası” diye nitelendirdi. Erdoğan, “Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında, fıtratında bunlar var” ifadelerini kullandı. Erdoğan’ı yaralayan şey ise yaşanan facianın “boyutunun büyüklüğü” olmuştu.</p>
<h5><strong>Tekmelenen Değil, Tekmeyi Atana “İş Göremez” Raporu</strong></h5>
<p>Erdoğan’ın bu sözleri, Soma’da maden ocağında yaşamını yitirenler tarafından tepki ile karşılandı. Erdoğan’ın sözleri Soma’da protesto edildi. Hafızalardan silinmeyen bir fotoğraf karesi var: Askerlerin yere yatırdığı işçiye takım elbiselinin attığı tekme. O fotoğraf karesi işte bu protestolardandı. Yerdeki tekmeye maruz kalan madenci Erdal Kocabıyık’tı, tekmeyi tüm şiddetiyle savuran da Başbakanlık Özel Kalem Müdür Yardımcısı Yusuf Yerkel’di. Attığı tekme sonucunda Yerkel’in ayağı incinmiş ve yedi gün “iş göremez” raporu aldı.</p>
<p>Yerkel, herhangi bir ceza almazken, Erdoğan’ın zırhlı Mercedes koruma aracına tekme attığı iddiasıyla maden işçisi Erdal Kocabıyık hakkında “kamu malına zarar vermek”ten dava açıldı. Soma Asliye Ceza Mahkemesi, Kocabıyık’a zararı karşılanması için 543 TL para cezası verdi. Bununla da kalmadı, Kocabıyık 10 ay hapisle cezalandırıldı.</p>
<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) maden faciasına gerekçe olarak <strong>“</strong>trafo patlaması”nı gösterirken<strong>, </strong>soruşturmayı yürüten Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı, AFAD’ın aksine böyle düşünmüyordu. Savcılık, sorgu aşamasında şüphelilere, “maden ocağı içindeki ısı değerlerinin yüksek olduğu, buna karşın üretimin neden durdurulmadığı” yönünde de sorular sormuştu.</p>
<p>Faciadan yedi ay önce, Ekim 2013’te, CHP, MHP ve BDP tarafından Soma’daki maden ocaklarında meydana gelen kazaların araştırılması için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını önerildi. Üç partinin bu önerisi Soma faciasından sadece iki hafta önce AK Parti’nin oylarıyla reddedildi.</p>
<h5><strong>Bir Bakan Açılışta, Bir Bakan Soruşturmaya İzin Vermiyor</strong></h5>
<p>Faciadan iki ay önce iş sağlığı ve güvenliği açısından inceleme yapan iki müfettiş, olumlu rapor vermişti. Ancak, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Faruk Çelik, müfettişler Emin Gümüş ve Ersin Bulut dahil 12 müfettiş ve İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Kasım Özer hakkında soruşturma izni vermemişti.</p>
<p>301 madencinin hayatını kaybettiği madenin yeni ocaklarından birinin açılışı da dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanı Taner Yıldız tarafından yapılmıştı. Faciadan dokuz ay önceki açılışta Yıldız, “Güvenlikle ilgili sistemlere para harcadıkça, işçi kardeşimizin veriminin arttığını gördük” sözleri ile işletmeden övgüyle söz etmişti.</p>
<p>Birçok yargılamada tanık olduğumuz heyet ve savcı değişikleri Soma davasında da yaşandı. Daha davanın ikinci duruşması görülmeden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), yaz kararnamesiyle soruşturmayı yürüten Akhisar Başsavcısı Bekir Şahiner’i, Bilecik Başsavcılığı’na atadı.</p>
<h5><strong>Heyet Değişikliğinden Nasibini Almaz mı?</strong></h5>
<p>Yargılamayı başından beri yürüten Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Aytaç Ballı’nın görev yeri değiştirildi. 4 Temmuz 2017 tarihli HSK kararnamesiyle mahkeme başkanı Ballı İzmir’e, heyetin kıdemli üyesi Esra Dokur da Aydın’a atandı. HSK’nın yaz kararnamesi ile Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Salih Pehlivanoğlu, görev yeri Denizli’ye atandı. Bu değişiklik yeniden yargılamanın ikinci duruşmasının görüldüğü 24 Mayıs’tan iki gün sonra alındı. Pehlivanoğlu&#8217;nun yerine Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Serkan Erdoğan&#8217;ın atandı. Ancak 14 Haziran’da görülen duruşmada Pehlivanoğlu görev yaptı.</p>
<h5><strong>5 Dakikalık Süre, Bir Buçuk Yılı Buldu</strong></h5>
<p>Davanın 20 Şubat 2017’de görülen 15’inci duruşmasında, savcı esas hakkındaki mütalaasını açıklayacağını açıklamıştı. Ancak savcı mütalaayı okumadan önce beş dakika mola isteyip, salondan çıktı. Geri geldiğinde bu defa mütalaa için süre istedi. Sonraki duruşmanın görüldüğü 18 Nisan 2017’de de mütalaasını açıklamayan savcı, yürütülen başka bir soruşturmanın tamamlanmasını istedi. Savcının, esas hakkındaki mütalaası tam bir buçuk yıl sürdü. 19 Haziran 2018 tarihli mütalaada Can Gürkan dahil sekiz sanık için <strong>“</strong><strong>olası kastla öldürme”</strong> suçundan 301 kez 20 ile 25 yıl, <strong>“</strong><strong>neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama”</strong> suçundan ise 162 kez iki ile altı yıl hapis cezası istendi.</p>
<p>Yedi yıl sonunda verilen bu karar ile dava sonlandı. Ama ailelerin ve avukatların mücadelesi bitmedi. Bir kez daha tüm itirazlar yapılacak, hukuki yollar zorlanacak. Belki yarın değil ama elbet bir gün bu karar da bozulacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-maden-faciasi-davasi-aranan-adalete-erisilemiyor/">Soma Maden Faciası Davası: Aranan Adalete Erişilemiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma Mine Disaster Trial: Justice Nowhere in Sight</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-mine-disaster-trial-justice-nowhere-in-sight/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2021 07:07:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72167</guid>

					<description><![CDATA[<p>The families of the miners killed in the mine disaster have demanded "justice" at every hearing, braving rain, mud and heat. Unaware that their fathers had died in the mine, children have grown up in courthouse corridors. They all had but a single demand: that the judges do not turn their back on the phrase, "Justice is the foundation of the state", written in large letters on the wall right behind them. This demand was not met!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-mine-disaster-trial-justice-nowhere-in-sight/">Soma Mine Disaster Trial: Justice Nowhere in Sight</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seven years have passed since the mine disaster which took place in Manisa&#8217;s Soma district on May 13, 2014, killing 301 miners. As we mark the seventh anniversary of the disaster, a new ruling was announced in the trial against the perpetrators. <strong>The trial against those responsible for the disaster has become a symbolic event in the eyes of the general public, in terms of workers&#8217; safety and rights, and for justice to prevail. However, justice has not prevailed in the Soma disaster trial.</strong></p>
<p>The court&#8217;s ruling was protested by the lawyers, and the relatives of those killed in the Soma mine disaster. The families refused to abandon the courtroom, while some family members threw their shoes at the panel of judges announcing their ruling. The family members cried, &#8220;To hell with your justice,&#8221; and &#8220;History shall judge you&#8221;.</p>
<p>In the retrial held at Akhisar High Criminal Court, the suspects considered responsible for the deaths of 301 miners appeared before the judges: Soma Coal Inc. Chairman Can Gürkan and Board Member Haluk Evinç, as well as Turkish Coal Enterprise chief inspectors Adem Ormanoğlu and Efkan Kurt.</p>
<p>Announcing its decision on June 16, the panel of judges sentenced Can Gürkan to 15 years in prison for &#8220;conscious negligence&#8221;. Considering Gürkan&#8217;s &#8220;professional training and subjective position due to his knowledge of the field&#8221;, the judges increased the sentence to 20 years.</p>
<p><strong>Meanwhile, the only detainee related to this trial is the lawyer of the families himself. </strong></p>
<p>In case the ruling is upheld by the Court of Cassation, having spent five years behind bars during the initial trial, Gürkan will remain in prison for only about two more years due to the criminal enforcement reform introduced last year. <strong>The same criminal enforcement reform that remanded numerous journalists and “political prisoners” in pre-trial detention at high security prisons. Another huge scar in the nation’s feeling of justice.</strong></p>
<p>The court acquitted Haluk Evinç from the charge of &#8220;causing the death of multiple individuals by negligence&#8221;, and sentenced Adem Ormanoğlu and Efkan Kurt to 12 years and 6 months in prison for &#8220;conscious negligence&#8221;.</p>
<p><strong>Was the reaction of the families and lawyers limited to this ruling? Of course not. The families of the 301 miners killed have been waging a legal struggle for seven years.</strong> They have demanded &#8220;justice&#8221; at every hearing, braving rain, mud or heat; and today they shouted &#8220;justice&#8221; under the pouring rain. Unaware that their fathers had died in the mine, children have grown up in courthouse corridors.</p>
<p><strong>They all had but a single demand: that the judges do not turn their back on the phrase &#8220;Justice is the foundation of the state&#8221;, written in large letters on the wall right behind them. This demand was not met! </strong></p>
<p>Until date, there have been 26 hearings under this trial: 23 of these hearings were held before and 3 hearings after the Court of Cassation&#8217;s decision to overturn the district court&#8217;s ruling. The Court of Cassation overturned the said ruling on January 8th, 2021, demanding that the latter sentence the defendants for &#8220;causing death or injury by conscious negligence&#8221;.</p>
<p>However, the same Criminal Chamber of the Court of Cassation had requested, in a decision issued only four months ago, that Can Gürkan, Haluk Evinç, Adem Ormanoğlu and Efkan Kurt be tried for &#8220;leading to 301 deaths and 162 injuries with eventual intent.&#8221;</p>
<p><strong>“</strong><strong>Eventual Intent” or</strong><strong> “</strong><strong>Conscious Negligence”</strong><strong>?</strong></p>
<p>As such, the Criminal Chamber demanded that the defendants be tried for &#8220;eventual intent&#8221; in its first decision and for “conscious negligence” in its second decision. What do these concepts mean? Both &#8220;eventual intent&#8221; and &#8220;conscious negligence&#8221; suggest that the perpetrators in fact anticipated the results of their actions. In conscious negligence, the perpetrators hope that these anticipated results will not materialize, whereas in eventual intent, the perpetrators take into account and accept the possible results.</p>
<p>In offenses arising from eventual intent, the perpetrator is condemned to a life sentence for an offense which normally requires an aggravated life sentence, and to 20 to 25 years in prison for an offense which normally requires a life sentence. In other offenses, the basic sentence may be reduced by one third to one half.</p>
<p>In cases of conscious negligence, the sentence designated for negligence may be aggravated by one third to one half.</p>
<p><strong>Panel of Judges Reshuffled</strong></p>
<p>However, in the Soma Case, there was a reshuffle in the judges of the Chamber, even before the Court of Cassation&#8217;s Public Prosecutor presented his objection. 3 of the 5 members of the Court of Cassation&#8217;s 12. Criminal Chamber were changed. Former Minister and Undersecretary of Justice Kenan İpek, former Secretary General of the Council of Judges and Prosecutors (HSK) Fuzuli <strong>Aydoğdu, and former General Director of Prisons and Detention Houses Mustafa Yapıcı replaced the three members, who had signed the ruling demanding that the defendants be sentenced for &#8220;eventual intent&#8221; causing 301 deaths and 162 injuries.</strong></p>
<p>Then the Court of Cassation&#8217;s Public Prosecutor submitted his objection, which was accepted with the votes of three members, and it was decided that the four defendants including Can Gürkan be tried for the charge of &#8220;causing death by conscious negligence&#8221;. <strong>All the newly appointed members of the 12. Criminal Chamber were in favour of this decision.</strong></p>
<p>The president of the Chamber Ahmet Er and the judge Nadir Güngündeş, who had signed the previous decision dated September 30th, 2020, objected to this second decision, and expressed a dissenting opinion.</p>
<p><strong>Was Kenan İpek involved in this case for the first time</strong><strong>? </strong><strong>No. He had previously signed the HSK communiqué which appointed the first judge of the trial Aytaç Ballı to İzmir, replacing him with Salih Pehlivanoğlu from Elbistan.</strong></p>
<p>These interventions in the judiciary process, as explained by Seçil Türkan&#8217;s article dated July 24, 2018 on Civil Pages, was a harbinger of the latest ruling which has damaged the sense of justice among the families and the society at large.</p>
<p><strong>The Only Detainee in the Soma Trial: The Victims&#8217; Lawyer </strong></p>
<p>As the proceedings continued, some of the defense lawyers in the case were arrested. Attorney Selçuk Kozağaçlı was among them. The Soma trial was among the cases for which he stood trial. Kozağaçlı and 18 other members of the Progressive Lawyers&#8217; Association (ÇHD) were sentenced to 11 years, 3 months in prison by Istanbul 37. High Criminal Court, which mentioned the Soma trial in its justified decision. The court argued that Kozağaçlı went to Soma after the disaster, and &#8220;incited the victims to stage a resistance&#8221;.</p>
<p><strong>District Court Had Determined</strong><strong> “</strong><strong>Inadvertent Negligence”</strong></p>
<p>Why had the ruling by Akhisar High Criminal Court prompted a reshuffle in the 12<sup>th</sup> Criminal Chamber of the Court of Cassation? The trial began on April 13rd, 2015 and ended on July 11th, 2018 with the acquittal of 37 people. Among those acquitted was Alp Gürkan, the founder and Chairman of Soma Holding. 14 defendants were sentenced for &#8220;leading to death or injury by negligence&#8221;. Gürkan was sentenced to 15 years in prison for &#8220;inadvertent negligence&#8221;.</p>
<p>In “inadvertent negligence”, the perpetrator fails to &#8220;predict&#8221; a predictable result and thus acts in violation of his responsibility of attention and meticulousness.</p>
<p>Gürkan was released on April 19th, 2019 after this decision was upheld by the court of appeal.</p>
<p>The reaction of the families was not limited to this decision either.</p>
<p><strong>‘Nature’ at Play in Soma</strong></p>
<p>Right after the Soma massacre, even as the research and rescue operations continued, the then Prime Minister Recep Tayyip Erdoğan visited Soma. <strong>In a speech in Soma, Erdoğan described the disaster of Soma as an </strong><strong>“</strong><strong>ordinary” incident and as a </strong><strong>“</strong><strong>work accident”, saying </strong><strong>“</strong><strong>These are ordinary things. There is something called a work accident in the literature. These are inherent in the structure, the nature of this job.”</strong> Erdoğan stated that he was deeply moved, however, upon seeing the &#8220;immense scale&#8221; of the disaster.</p>
<p><strong>‘Temporary Incapacity’ Report Not for the Worker Kicked, but for He </strong><strong>Who Kicked Him</strong></p>
<p>These words by Erdoğan created an uproar among the families of those who lost their lives in the Soma mine. There were protests against Erdoğan&#8217;s words. <strong>There is especially one photo indelible from the mind: Two soldiers push a worker to the ground, while a man in a business suit kicks him. That photo was taken during one of those protests. The one who received the kick was the miner Erdal Kocabıyık, and the one who kicked him with all his force was Yusuf Yerkel, the the Prime Minister Erdogan&#8217;s Deputy Chief of Staff. </strong>As a result of this kick, Yerkel was granted a &#8220;temporary incapacity&#8221; report for seven days, as allegedly he hurt his foot while kicking the miner.</p>
<p><strong>While Yerkel did not receive any sanction, a lawsuit was brought against the miner Erdal Kocabıyık for &#8220;damaging public property&#8221; for allegedly kicking Erdoğan&#8217;s armored Mercedes.</strong> Soma Criminal Court of First Instance fined Kocabıyık to 543 TL to cover the damages. Furthermore, Kocabıyık was handed down a prison sentence of 10 months.</p>
<p>The Disaster and Emergency Management Presidency (AFAD) stated that the mine disaster was due to an &#8220;explosion in the main transformer&#8221;; however, Akhisar Chief Public Prosecutor&#8217;s Office, in charge of the investigation, thought otherwise. During the interrogation, the prosecutor&#8217;s office asked the suspects questions about why the mine operations had not been stopped although the temperature inside was so high.</p>
<p>Only seven months before the disaster, in October 2013, the political parties CHP, MHP and BDP had proposed the creation of a parliamentary investigation committee to examine the mine accidents in Soma. This proposal by the three parties was rejected by AKP MPs&#8217; votes -only two weeks before the Soma disaster.</p>
<p><strong>One Minister Inaugurates a Quarry, Another </strong><strong>Blocks the Investigation</strong></p>
<p>Only two months prior to the disaster, two work inspectors had examined the occupational health and safety conditions of the mine and issued a favorable report. After the disaster, Faruk Çelik, the then Minister of Labor and Social Security, did not allow for an investigation to be launched against these two inspectors, namely Emin Gümüş and Ersin Bulut, as well as 10 other inspectors and Kasım Özer, the Director of Occupational Health and Safety.</p>
<p>Nine months before the disaster, Taner Yıldız, the then Minister of Energy and Natural Resources had inaugurated one of the new quarries of the mine, where 301 miners would later be killed. At the inaugural ceremony Yıldız had praised the company saying, “We see that the more money is spent on safety systems, the more efficient our workers become”.</p>
<p>As is the case in numerous trials, the panel of judges and the prosecutors were changed in the Soma trial. Before the second hearing, in a decree issued during the summer, the High Council of Judges and Prosecutors (HSYK) appointed Akhisar Chief Prosecutor Bekir Şahiner, in charge of the investigation, to the Bilecik Chief Prosecutor&#8217;s Office.</p>
<p><strong>Changes to </strong><strong>the Panel of Judges </strong></p>
<p>The Akhisar High Criminal Court&#8217;s President Aytaç Ballı, in charge of the trial since the beginning, was appointed to another city. Upon an HSK decree dated July 4th, 2017, Ballı was sent to İzmir, and a senior member of the panel of judges, Esra Dokur, was appointed to Aydın. The next president of Akhisar High Criminal Court, Salih Pehlivanoğlu was appointed to Denizli in a summer decree by HSK. This change came two days after the second hearing of the retrial on May 24th. This time, Diyarbakır High Criminal Court&#8217;s President Serkan Erdoğan was appointed to replace Pehlivanoğlu. However, it was Pehlivanoğlu who presided over the court at the hearing on June 14th.</p>
<p><strong>The </strong><strong>5-Minute Break Lasting One and a Half Years</strong></p>
<p>The prosecutor had announced that he would submit his judicial opinion as to the accusations at the 15th hearing on February 20th, 2017. However, before submitting his judicial opinion, the prosecutor asked for a five-minute break and left the courtroom. When he came back, he asked for more time. The prosecutor did not submit his judicial opinion at the next hearing held on April 18th, 2017, and asked to wait for the completion of another investigation. The prosecutor submitted his judicial opinion one and a half years later, on June 19th, 2018, demanding that eight defendants including Can Gürkan be sentenced to 301 counts of 20 to 25 years of imprisonment for &#8220;causing death with eventual intent&#8221; and to 162 counts of two to six years of imprisonment for &#8220;causing aggravated injury&#8221;.</p>
<p>The trial has ended for now with the recent ruling announced after seven years. Yet the struggle of the families and lawyers is not over. Once again, they will file objections and seek all the legal remedies. This ruling will also be overturned – maybe not tomorrow, but certainly one day.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/soma-mine-disaster-trial-justice-nowhere-in-sight/">Soma Mine Disaster Trial: Justice Nowhere in Sight</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Özsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Nov 2019 13:35:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İSİG]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Tuba Torun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20284</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Kasım Dünya Çocuk Hakları dolayısıyla bir araya geldiğimiz Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun, Sivil Sayfalar için çocuk hak ihlalleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Torun, çocuk dostu bir anayasanın şart olduğuna dikkat çekerek çocukların anlayacağı formatta hazırlanan anayasanın başta çocuklar olmak üzere herkesin erişimine açılmasının gerekliliğine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği (SHD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Çocuk Hak İhlalleri Koordinatörü Avukat Tuba Torun’un ifadesiyle SHD, devletin sosyal olma yükümlülüğünü harekete geçirmeye çalışıyor. Bunu, Aladağ ve Soma gibi sosyal &#8220;cinayet&#8221; olarak nitelediği davalara bakarak yapıyor. Kadın, çocuk, kent, hayvan, eğitim, sağlık şeklinde hak atölyeleri var; paneller, sergiler, film gösterimleri düzenliyorlar. Soma ve Aladağlı çocuklar için yaz okulları organize ediyorlar. Sosyal Hukuk Grubu da ‘Sosyal Hukuk’ adlı dergi çıkarıyor ve ülkenin sosyal sorunlarını hukukî açıdan yorumluyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de temel hak ve özgürlükler kağıt üstünde mi kalıyor?</strong></p>
<p>Türkiye bir sürü sözleşmeye imza atmış, sözleşmeler bizi bağlıyor ancak dünyanın en mükemmel kanunlarına da sahip olsanız uygulamadığınız sürece anlamı yok. Hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama, gelişim ve sağlık hakkından bahseder. Ancak mevcut uygulamalar bu sözleşmelerin ve hakların tepelendiğini gösteriyor. Bir şeyin uygulanması için kanun olmasına da gerek yok; insan hakları bilincinin yerleşmiş olması yeterli.</p>
<p><strong>Anayasada çocuk, kendi haklarını kullanma kapasitesi gelişen hukuki bir kişi olarak tanımlanmıyor…</strong></p>
<p>Anayasa çocukları korumak üzerine kurulmuş. Evet, özel olarak çocuğun haklarından bahsetmiyor. Çocuk “birey” olarak tanımlansa daha iyi olur.</p>
<p><strong>Bunun ideali nedir? </strong></p>
<p>Anayasa hazırlanırken çocukların hakları da yer almalı. Akademisyen, pedagog ve çeşitli uzmanlarla birlikte çocukların da görüşü alınmalı. Çocuk dostu bir anayasa şart. Anayasanın çocukların anlayacağı dilde bir forma sokularak çocukların olduğu her yerde dağıtılması gerekiyor.</p>
<h4><strong>“Çocuklar Çıraklık Adı Altında Sömürülüyor&#8221; </strong></h4>
<p><strong>Çalışma yaptığınız bir diğer alan çocuk işçiler… </strong></p>
<p>Sanıyor muyuz ki, hayatlarının en heyecanlı döneminde soğuk inşaatlarda, yakıcı sıcağın altında tarlada ya da boğucu sanayilerde çalışmaya can atıyorlar? Çoğu, eve ekmek götürmeye çalışan, bir şekilde buna zorlanan, erken yaşta gereğinden fazla olgunlaşmış çocuklar.</p>
<p><strong>Artan çocuk işçi ölümlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>DİSK &#8211; Genel-İş Sendikası’nın “Türkiye’de Çocuk İşçi Olmak” başlıklı bir raporunda çalışma hayatında iki milyona yakın çocuk işçi bulunduğu ve çocuk işçilerin yaklaşık yüzde 80’inin kayıt dışı çalıştığı belirtiliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre sadece 2017 ağustos ayında 16 çocuk işçi yaşamını yitirdi. Daha doğrusu sosyal cinayete kurban gitti. 2016 yılında 56 çocuk işçi yaşamını yitirmişti ve bu zamana kadar en çok çocuk işçi ölümlerinin yaşandığı yıl olmuştu. İnsan hayatını rakamlarla ifade etmek her zaman zor ve çirkin. Her biri en az benim en az sizin kadar can. Henüz hayata dair bir fikir dahi edinemeden, yeterince göremeden, gülemeden ve de sevemeden gidiyorlar.</p>
<p><strong>“Çırak” olarak çalışmalarını nasıl yorumlamak gerek?</strong></p>
<p>“Çıraklık” kavramının düzenlendiği 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Yasası var. Bu yasa, 2016 sonunda yapılan değişiklikle revize edildi ve aday çıraklık yaşının 11’e kadar düşmesiyle oldukça tepki aldı. Yasaya baktığınızda, “çıraklık sözleşmesi esaslarına göre çırak, bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” şeklinde tanımlanıyor. Yani çırak mesleki eğitim amaçlı çalışma hayatına katılan öğrenci statüsündeki kişiler olarak ele alınmış ve yaş sınırı var. Çırak olabilmek için en azından ortaokul mezunu olmak, yani 13 yaşını doldurmuş olmak gerekiyor. 14 yaşından küçükler ise kısa süreli olarak “aday çırak” olabiliyor. 19 yaşından gün alana dek çırak olarak çalışabiliyorlar. Üstelik çıraklar, 4857 Sayılı İş Kanunu’na tabi değiller ve zaten yasanın 71’inci maddesine göre 15 yaşından küçük işçi çalıştırmak yasak. Yani, çırakların İş Kanunu’ndan kaynaklanan hiçbir hakları yok. Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde bir çocuğun çırak olabilmesi için mutlak surette işverenle arasında çıraklık sözleşmesi imzalanmış olması gerekiyor. Aksi halde, işveren çocuk işçi çalıştırdığı gerekçesiyle cezalandırılır.</p>
<p><strong>Çocuklar bu yolla sömürüye açık hale mi getiriliyor?</strong></p>
<p>Evet. Çocukların “çırak” adı altında ne derece kolay sömürülebilecekleri rahatça anlaşılıyor. Sömürülüyorlar da. Zira çocuk işçi yahut çırak demek ucuz iş gücü demek.</p>
<p><strong>“Çocuklar meslek öğreniyor” yaklaşımı da var…</strong></p>
<p>Bu çocukların neredeyse tamamı geçimini sağlamak için çalışıyor. Asgari ücretin, adı üzerinde, geçinmek için gereken en asgari rakam olduğu kabul edildiğinde, emek veren çocuklara bu rakamın üçte biri veriliyor!</p>
<p>E, meslek öğreniyorlar diyeceksiniz de bu geçerli bir gerekçe değil. Çünkü çıraklık fiiliyatta eskiden olduğu gibi değil artık. Eskiden çırak ustasıyla yan yana olurmuş, onunla düşünür onunla üretirmiş. Şimdiki çıraklık sistemine baktığınızda tamamen kapitalizmin donuk resmini görüyorsunuz. Çıraklara daha ziyade beden gücüne dayalı işler yaptırılıyor, meslek öğretme odaklı bir tavır söz konusu değil. Kaldı ki, mesleği öğrenseler bile maddi imkanı olmayan bu çocukların ileride herhangi bir girişimde bulunmaları pek mümkün değil. En iyi ihtimalle, çıraklık dönemi bittiğinde aynı pozisyonda yahut bir üstünde İş Kanunu’na tabi işçi olarak devam ediyorlar çalıştıkları yerde.</p>
<p><strong>Bir hukukçu olarak çözüm öneriniz var mı peki?</strong></p>
<p>Elbette. Türkiye, ILO’nun 138 No’lu “Asgari Yaş Sözleşmesi” ve 182 No’lu “En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” başta olmak üzere çocuk işçiliğine ilişkin düzenlemelerin hüküm altına alındığı çok sayıda uluslararası sözleşmenin altına imza atmış durumda. Bu sözleşmelerin doğru şekilde uygulandığını denetleyen bir mekanizma kurulması ve işletilmesi, var olan mekanizmaların çalışır hale getirilmesi şart. Bunun yanı sıra, çıraklık yaşının 18’e yükseltilmesi de zaruri. O çocukların okuması gerekiyor ve mevcut sistemde sömürüldükleri gayet açık. Kaldı ki, 18 yaşın altındaki bir çocuktan sağlıklı bir meslek seçimi yapması da beklenemez. Esas mesele ise, ailelerin ekonomik geçim düzeyinin artırılması ki, çocukları iş hayatına yönlendirmektense buna ilişkin politikalar üretilmesi daha sağlam sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte 4+4+4 sistemi ile fiilen zorunlu eğitimin 13 yaşına indirilmiş olduğu da bir gerçek. En başından beri karşı çıktığımız bu sistemin de yeniden düzenlenmesi ve eğitimin kontrollü hale getirilmesi gerekiyor. Çocuk işçilerin çoğu mevsimlik işçi olarak çalıştıkları tarım sektöründe sosyal cinayete kurban gidiyor ve neredeyse tamamı kayıt dışı çalışıyor. Çocukların kayıt dışı çalışmasının kati surette yasaklanması ve bu durumun ciddi şekilde denetlenmesi de iş güvenliği ve sağlığı açısından bir zorunluluk.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuk Mahpuslara Yetişkin Muamelesi Yapılıyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Hakları ihlal edilen bir diğer kesim de çocuk mahpuslar…</strong></p>
<p>Evet, öyle. CMK avukatlığı da yapıyorum, davaların yüzde 90’ı çocuklarla ilgili. Suça sürüklenen bir çocuğa ilk kez müdafi atandığım bir dosyada, çocukla hakim karşısına çıkarılmadan önce konuşmak istedim. Dosyaya ilişkin biraz konuştuktan sonra, bana “Abla benim bunun gibi bir sürü dosyam ve cezam var zaten. Sen kendini boşuna yoruyorsun, biz alışkınız” dedi. Bir süre ne diyeceğimiz bilemedim. “Böyle düşünme, şu andan itibaren herhangi bir suça bulaşmasan, cezan da elbet biter ve daha düzgün devam edebilirsin yaşamına” dedim. Müstehzi yarım bir gülüş attı. Yanımızdaki polise baktım, aynı gülüşü o da attı. Nasıl aptal gibi hissettiğimi anlatamam. O gün bugündür de suça karışmış çocuklarla konuşurken eziliyorum.</p>
<p><strong>Kanun bu çocuklarla ilgili ne diyor?</strong></p>
<p>Çocukların haklarını gözetmek üzere ayrıca düzenlenmiş bir Çocuk Koruma Kanunu’muz var. Bu kanunda çocukların tutukluluğuna ilişkin tek düzenleme 21. Maddede geçen tutuklama yasağı. Bu hükme göre, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerinden dolayı tutuklama kararı verilemez. Bu hüküm doğal olarak yetersiz; çünkü tutuklu çocuklara ilişkin özel bir usul yahut uygulamadan bahsetmiyor. Dolayısıyla, tutuklu çocuklara ilişkin yetişkinlere uygulanan Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. vd. maddeleri uygulanıyor. Yani, çocuklar da yetişkinler gibi sulh ceza hakimlikleri tarafından tutuklanıyorlar. Halbuki çocuk sorgusunun, tıpkı yargılamada olduğu gibi çocuklar bakımından uzman ve çocuklara ilişkin özel tedbir alabilecek ayrı bir merci tarafından yapılması gerekiyor. Bununla birlikte CMK Madde 102’de yer alan tutukluluk süresi bakımından çocuklar için ayrı bir hüküm bulunmuyor. Bu süresinin olabildiğince kısa tutulmasını öngören bir emredici hüküm şart. Kaldı ki; Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde “çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması”nı öngören temel bir ilke var.</p>
<p><strong>Anneleriyle birlikte içeride kalan yüzlerce bebek için durum değişkenlik gösteriyor mu?</strong></p>
<p>5275 nolu Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16. Maddesinin 4. Fıkrasında diyor ki; “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş̧ veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.”</p>
<p>Bu şu demek; 6 aydan küçük bebeği olan kadınlar ve hamile kadınlar cezaevinde tutulamazlar. Ama bugün baktığımızda yaklaşık 700 bebek içeride. Mevcut durumda, belirttiğimiz yasa hükümlerinin uygulanmadığı son derece açık. Kaldı ki, hangi sözleşmeye bakarsanız bakın, çocukların oyun oynama hakkından, gelişim hakkından, sağlık hakkından bahseder. Mevcut uygulamayla bu sözleşmelerin topyekun tepelendiği de aşikâr.</p>
<h4><strong>“SHD, Çocuklara Hak Bilincini Vermeye Çalışıyor”</strong></h4>
<p><strong>Çocuklar için neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Sosyal Haklar Derneği, her türlü bürokratik, fiziksel ve de psikolojik zorluğa rağmen kutsal diyebileceğimiz bir çalışmaya imza attı. Üç yıldır Soma’da yaptığı gibi, Aladağ’daki Kışlak ve Köprücek köylerinde çocuklar için bir yaz kampı organize etti. Çocuklarla oyunlar oynadık, öğrendik, eğlendik ve dayanışmanın o tarifsiz güzelliğini hissettik. Yaz okullarında yaptığımız hak atölyeleri özellikle önemli. Burada hak bilincini vermeye çalışıyoruz; ağacında hakkı var, kuşunda hakkı var… Anlatıyoruz.</p>
<p><strong>SHD bu anlamda bir şeyleri değiştirdi mi?</strong></p>
<p>Bence değiştirdi. Bir önceki yıla göre fark var. Soma’da yaz kampımıza ortalama 200 çocuk katıldı. İlk gittiğimizde siyah resimler yapıyorlardı, şimdi o resimler çiçeğe böceğe dönüşmeye başladı. Bu kamplarda başka bir dünyanın olduğunu göstermek istiyoruz. Çünkü sosyo-ekonomik anlamda travmatik bir çevrede yetişiyorlar. Babası madenden geliyor, tarlada çapa yapıyor, bir yandan hayvanlarına bakıyor. Sürekli bir ekmek derdi var. Çocuğun anne babasıyla vakit geçirme hakkı var ama bu bile ne kadar mümkün? Çocuk gibi büyümüyorlar ve ne yazık ki ‘Doktor mu öğretmen mi olayım?’ diye düşünmek yerine madende çalışıp/çalışmayacağına kafa yoruyor.</p>
<p><strong>Aladağ’daki çocuklar için de bu durum geçerli mi?</strong></p>
<p>Aladağ’da Soma’ya göre çok daha değişik bir ortam var. Yerleşim bölgeleri dağlık yerlere serpilmiş. Ev yok, yol yok, tarım-hayvancılık yok, araçlar köylere çıkmıyor. Köy, okulların bulunduğu merkeze çok uzak. Mecburen çocuklarını okulun yakınındaki cemaat yurduna vermişler. Denetimsiz yurtlarda çocuklar göz göre göre can vermiş.</p>
<p><strong>Ailelere güven telkin etmek zor olmadı mı?</strong></p>
<p>Oraya ilk giden SHD idi. Dava süreciyle birlikte bir güven ilişkisi gelişti. Aileler kamptayken bize yemek getirdiler, evlerini açtılar. Bende çocuklara haklarından bahsetmek için oradaydım; fakat ben onlardan daha çok şey öğrendim. Hepsinin “Haksızlık deyince akıllarına ne geldiği” sorusuna verecek bir cevabı var mesela; kimi çat diye “Adalet!” deyiveriyor ama kimi de “Karıncaları öldürmektir” gibi naif bir cümleyi bırakıveriyor önünüze. “Barış deyince aklınıza ne geliyor?” diye sorduğunuzda; “Hava almak” cevabı kalbinize saplanıyor ya da “Kelebek” diyen çocuğu pamuklara saramadığınız için utanıyorsunuz.</p>
<p><strong>Bir diğer hak ihlali çeşidi de cinsel istismar…</strong></p>
<p>Çocuklarla alakalı en çok karşılaştığımız hak ihlali çeşidi cinsel istismar ve her geçen gün artarak devam ediyor. Bu konuda siyasilerin tutumları çok önemli, örnek verecek olursa Diyanet İşleri Başkanı’nın “Dokuz yaşında bir çocuğa şehvet duyulması” gibi açıklamaları ya da kanundaki açıklar bu vakaların artmasına sebep oluyor. Ayrıca “tecavüz yasası” dediğimiz erken yaşta evliliğin önünü açan yasa gibi öneriler her ne kadar biz bunu engellemiş olsak da insanların zihninde bir meşruiyet zemini oluşturuyor. Ülkemizdeki “ayıp” olgusu da bu durumun üstünü örtmekte, yaşanan on olaydan ancak birini öğrenebiliyoruz biz. Bütün bunların sonucunda yaptırımların yeterli olmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>OHAL ilanıyla beraber kapatılan STK’larla ilgili değerlendirmeniz nedir?</strong></p>
<p>Dernek kurmak, hem uluslararası sözleşmelerde hem anayasada yer alan temel bir hak. Temel olan hakkı, bir kararnameyle ortadan kaldırıyorsunuz. Ancak kararname, uluslararası sözleşmeyle tanınan haktan daha üstün olamaz. Kaldı ki çocuklar kanuni temsilcileriyle yani velileriyle haklarını kullanabiliyorlar Bu, çocukların korunmaya muhtaç bireyler olduğu anlamını da taşıyor. O dernekleri kapatarak çocukların korunma hakkını elinden alıyorsunuz.</p>
<p><strong>Boşluk oluştu mu?</strong></p>
<p>Hem de nasıl. Bugün Türkiye’de çok önemli işler başarmış Gündem Çocuk gibi birçok dernek ortadan kaldırıldı. Mücadele veren derneklerin ortadan kaldırılması dolaylı yoldan çocuk haklarının ihlalidir.</p>
<p><strong>Çocuk hak ihlallerinin önüne geçme konusunda STK’lar ne yapabilir?</strong></p>
<p>Hak mücadelesi tek bir ayaktan oluşmaz. Siyasi, hukuki ve STK ayağı var. Birinin eksik olsa sistemin çökmesi anlamına gelir. STK’lar ne kadar işler hale gelirse hak güvencesi o kadar sağlanmış olur. STK’ların ilk görevi farkındalık oluşturarak ihlallere dikkat çekmek ve her mecrada bunu dile getirmek. Diğer görevi siyaseti harekete geçirmek, meclise önergeler taşınmasını sağlamak, yeni kanun oluşturma konusunda itici güç olmak.</p>
<p><strong>Partiler STK’larla güçlü bir ilişki içerisinde mi?</strong></p>
<p>Tabii ki değil. Mevcut sistemde çoğunluğa dayalı bir yasa yapma silsilesinden bahsediyoruz. En iyi yasa yapma yöntemi; çoğunlukçu değil çoğulcu yöntemin benimsenmesidir. LGBTİ’den tutun etnik kimliklere varana kadar her kesimle bol müzakere edilerek yasa yapılmasıdır. Partiler, barolarla ya da hak mücadelesi veren akademisyenlerle de iş birliği içerisinde değiller. İletişim içindeyse bile muktedir düşünce çerçevesinde iletişimdeler. Bu da tek tipleşmeye dönüşüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/19/cocuk-dostu-anayasa-sart/">&#8221;Çocuk Dostu Anayasa Şart&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 May 2019 15:08:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Soma Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38637</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te yaşanan maden faciasında 301 işçinin hayatını kaybetmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Katliamın 5. yılında sendikalar, insan hakları ve meslek örgütleri 301 işçiyi anıyor. Birçok kentte anma töreni ve açıklamalar düzenlenirken Sosyal Haklar Derneği (SHD) ile Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) saat 21.00’de İstanbul Kadıköy Altıyol’a, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ise saat 18.30’da Kadıköy Beşiktaş İskelesi’ne anma çağrısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dava süreci boyunca Somalılar&#8217;la birlikte adalet mücadelesi yürüten Sosyal Haklar Derneği’nden konuya ilişkin yapılan çağrıda, “Bugün Cumhuriyet tarihinin en büyük iş cinayeti olan Soma Maden Katliamı’nın 5. yıl dönümü. Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen ve 301 emekçinin yaşamdan, sevdiklerinden koparılmasına neden olan kimilerinin ‘basit bir kaza’ olarak gördüğü katliamın asıl sorumlularının yargılanması için 5 yıldır mücadele ediyoruz. Sosyal Haklar Derneği ve Şehit Madenci Aileleri; adalet için her ayın 13’ünde olduğu gibi bugün de yine sokağa çıkarak adalet talebini haykıracak. Katliamın 5. yıl dönümünde ‘Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, hesap soracağız, adalet istiyoruz!’  diyen herkesle bu akşam saat 21.00’da Kadıköy Altıyol’da olacağız.” denildi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-38639" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg" alt="" width="254" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n-640x906.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/59759804_2236009039811991_3291735232838893568_n.jpg 678w" sizes="(max-width: 254px) 100vw, 254px" />Çağrı metninde davaya ilişkin bilgiler de veren Sosyal Haklar Derneği, “Soma Davası sürecinde ilk günden itibaren yaşananları hatırlayalım: Acılı ailelere uygulanan şiddeti, tekmeleri, yargının patronlar tarafından açıkça tehdit edilmesini, aile avukatlarının açıkça tehdit edilmesini ve mahkeme heyetinin sürekli değiştirilmesini… Geçtiğimiz yıl dava, hak yerini bulmasa da, iyi kötü bir karara bağlanmıştı. Kötüsü şuydu: Bu fiil bir olası kasıttı, ancak bilinçli taksir olduğu kararı çıktı. İyisi ise, buna kast edenlerin bir daha böyle bir ekonomik faaliyet içerisine giremeyecek olması gibi önemli bir referans vermesi idi. Oysa Türkiye gündemine bomba gibi düşen bir İstinaf Mahkemesi kararı, Soma Kömürleri A.Ş’nin patronu Alp Gürkan’ı beraat ettirmiş; işin başında olan oğlu Can Gürkan’ı, böyle bir vakada ceza diyemeyeceğimiz şekilde ’taksir’ ile ödüllendirerek tahliye etmiş, bununla da yetinmeyip ‘ruhsat sahibi ve rödovansçı olarak maden ocağı işletme icrasından yasaklanmasına’ dair kararı kaldırmıştır. Bunun anlamı şudur: Bozuk gaz maskeleriyle, havalandırmasız, yaşam odasız maden işletmeciliğine devam edilecektir. ‘Hadi hadi’ denerek nice işçiler yalnızca ekmek parası için ölümüne üretim yapmayı sürdürmeye zorlanacaktır. İktidar ise işçilerin yaşamlarını hiçe saymak pahasına bu ‘Kasıt’ şirketleriyle suç ortaklığını sürdürmeye kararlı görünmektedir” ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Melda Onur: &#8220;Geçmişten Ders Alarak Bundan Sonrasını Konuşalım&#8221;</strong></p>
<p>Bugünkü anmaların yanı sıra dün Sosyal Haklar Derneği tarafından Manisa’nın Soma ilçesinde&#8221;Soma Nereye&#8221; başlıklı bir panel düzenlendi. Bağımsız Maden İş Sendikası’nda düzenlenen panele konuşmacı olarak Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur, Soma davası avukatı Can Atalay, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Emin Kara katıldı.</p>
<p>Melda Onur, panelde yaptığı konuşmada, “Soma’da geçmişi unutmadan, geleceğinde neler yapacağımızı konuşmalıyız.&#8221; dedi. Paneli bundan sonrasını konuşmak için düzenlediklerini vurgulayan Onur, &#8220;Soma’da neler olduğunu, dava süreçlerini, ailelerin durumunu konuştuk hep şimdiye kadar. Bu kadar ağır geçen 5 yılın ardından geriye dönüp bakmak yerine biraz da önümüze dönüp bundan sonrasını konuşmak istedik. Geçmişten ders alınarak bu acılar bir daha nasıl yaşanmaz, bu bölge yaşam koşulları nasıl iyileştirilebilir, iş güvencesi koşullarına nasıl sahip olabilir, neler yapılabilir alternatif olarak tüm bunları biraz konuşalım istedik. Bu yüzden de ‘Soma Nereye’ dedik panele.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Özgür Özel: &#8220;Son 5 Yılda Bir Soma Daha Yaşandı&#8221;</strong></p>
<p>Soma Katliamı’ndan bu yana geçen zamanda 299 maden işçisinin daha benzer facialarda hayatını kaybettiğine dikkat çeken Özgür Özel ise bunun nedenini şöyle açıkladı: &#8220;Türkiye&#8217;de Soma faciasının ardından geçen 5 yılda bir Soma faciası daha yaşandı. Bunun sebebi de Soma Meclis Araştırma Komisyonu raporuna uyulmaması. Gerekli tedbirlerin alınmaması ve örgütsel sendikalaşma olmaması var. Soma&#8217;nın ardından 5 yılın muhasebesini yapmalıyız. Herkesin bunda payı var, çözülemeyen bir sorun var ve bunda bizim de herkesin de payı var.&#8221;</p>
<p><strong>“13 Mayıs, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilsin”</strong></p>
<p>Bu arada, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Soma katliamının 5. yılında TBMM’ye 13 Mayıs’ın, ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi için kanun teklifi sundu. Tanrıkulu, teklif gerekçesinde şu ifadeleri kullandı: “13 Mayıs 2014 günü Soma&#8217;da yaşanan ve tüm Türkiye&#8217;yi derin bir elem ve yasa boğan maden felaketi dolayısıyla maden işçilerimizin çalışma güvenlikleri ve dolayısıyla can güvenliklerinin vurgulanması artık madencilerimizin hayatlarını kaybetmemeleri için 13 Mayıs gününün ‘Maden İşçisinin Can Güvenliği Günü’ ilan edilmesi sembolik bir önem arz etmektedir.”</p>
<p><strong>Soma Davasında Neler Yaşandı?</strong></p>
<p>Soma’da 301 işçinin hayatını kaybetmesinden 1 yıl sonra ilk dava 13 Nisan 2015’te Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan&#8217;a &#8220;taksirle insan öldürmekten&#8221; 15 yıl hapis cezası ve madencilik işinden 3 yıl süreyle men verdi. Tutuklu sanıklardan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik ve Maden Mühendisi Ertan Ersoy hakkında ise 15 ile 22 yıl 6 ay arasında hapis cezasına hükmedildi. Mahkeme tutuklu beş sanığın da tutukluluklarının devamına karar verdi. Tutuksuz sanıklardan dokuz kişi için de hapis cezası kararı veren heyet, şirket sahibi Alp Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 37 kişi hakkında ise beraat kararı verdi.</p>
<p>Mahkemenin verdiği karar sanık avukatları tarafından İstinaf’a taşındı. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, davada 5 tutuklu sanığa verilen 15 ila 22 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezalarını yerinde buldu. 19 Nisan 2019’da ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın ise “toplam infaz süresini aşacak şekilde tutuklu kalacağı anlaşıldığından” yurtdışı çıkış yasağı konularak tahliye edilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>Kamu Çalışanları Yargılanmadı</strong></p>
<p>Öte yandan dava sürecinde alınan bilirkişi raporlarında “madendeki her şeyin kusurlu olduğunu” ve “yaşanan olayın faciaya dönüşmesinin önlenebileceğini” ifade edilmesine rağmen dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Soma&#8217;daki madeni inceleyip olumlu rapor veren 2 müfettiş ile kamu çalışanlarına soruşturma izni vermedi.</p>
<p><strong>Davanın avukatlarından Selçuk Kozağaçlı tutuklu </strong></p>
<p>Soma davasının avukatlarından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, 13 Kasım 2017’de İstanbul’da tutuklandı. Hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası kararı verilen Kozağaçlı’ya yöneltilen suçlamalardan biri de Soma katliamında hayatını kaybedenlerin ailelerinin avukatlığını yapmış olması.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/13/soma-katliaminin-5-yilinda-adalet-talebi-yinelendi/">Soma Katliamının 5. Yılında Adalet Talebi Yinelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma’da Ölen 301 Maden İşçisini Anlatan Tiyatro Oyununa Yasaklama Kararı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/13/somada-olen-301-maden-iscisini-anlatan-tiyatro-oyununa-yasaklama-karari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Dec 2018 10:33:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[maden işçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Manisa Soma’da 301 maden işçisinin hayatını kaybettiği 13 Mayıs 2014’ten sonra kurulan Soma Mekansızlar Tiyatrosu “Parayla satılmaz” oyununu yazdı ve sahnelemeye başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/13/somada-olen-301-maden-iscisini-anlatan-tiyatro-oyununa-yasaklama-karari/">Soma’da Ölen 301 Maden İşçisini Anlatan Tiyatro Oyununa Yasaklama Kararı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aralarında maden işçilerinin ve amatör oyuncuların da yer aldığı tiyatro oyunu İstanbul, İzmir ve Manisa’nın birçok ilçesinde defalarca gösterildi. Yoğun ilgiden kaynaklı oyunu bir kez daha Soma’da oynanmak için izin başvurularını yapan ekip, Soma Kaymakamlığı’nın yasaklama kararı ile karşılaştı.</p>
<p>15 Aralık’ta oynanması planlanan oyunun yasaklanma kararına tepki gösteren Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, “Biz oyunun 301 kişiyi ve maden ocaklarını temsil ettiğini düşünüyoruz. Bu yüzden de oyunda yer alanlar iyi ki varlar ve maden şartlarını anlatıyorlar. Biz bu oyunun birilerine dokunduğunu düşünüyoruz çünkü defalarca oynandı ve bugüne kadar hiçbir engelle karşılaşmadı” dedi.</p>
<p>Soma Mekansızlar Tiyatrosu eğitmenlerinden Mehmet Ocak ise ekibin 2014 yılında işçi ve öğrenciler tarafından kurulduğunu belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>Bu ekiple güzel projelere imza attık. Kendim ve 3 arkadaşım ile madende çalışıyoruz. Tiyatro gerçeğin aynasıdır. Oyunumuza bir engel konuldu ve ‘Bu oyunu oynayamazsınız’ denildi. 2559 sayılı kanunun ek bir maddesi gereğince argo ve oyunun sivri olduğu bildirildi. Öncelikle sanatta küfür ve methiye vardır ama bir ölçüde ve estetik olması gerekir. Yıldız Kenter, Ali Poyrazoğlu gibi pek çok tiyatro emekçisinin argonun kullanımına dair birçok sözü vardır. Ayrıca ‘Para ile satılamaz’ oyunu Soma’da birkaç kez oynandı. Yeniden Soma’da oynanmak istendiğinde salon için tarih aldık ve misafirlerimizi davet ettik ama oyuna izin verilmedi. Oyunumuzu bekleyen tüm dostlardan özür diliyoruz talep olursa oyunumuzu Türkiye’nin her yerinde oynamaya devam edeceğiz.</p>
<p>Kaynak:<a href="http://guvenlicalisma.org/19773-soma-da-olen-301-maden-iscisini-anlatan-tiyatro-oyununa-yasaklama-karari" target="_blank" rel="noopener"> Güvenli Çalışma</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/13/somada-olen-301-maden-iscisini-anlatan-tiyatro-oyununa-yasaklama-karari/">Soma’da Ölen 301 Maden İşçisini Anlatan Tiyatro Oyununa Yasaklama Kararı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Soma&#8217;da Tersine Adalet: 301 Kişinin Ölümünün Cezası 103 Sayfada Toplandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seçil Türkkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 13:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Maden İşçileri]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Pehlivanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Soma Davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29040</guid>

					<description><![CDATA[<p>Soma’nın büyük ölçekli bir kütüphane olabilecek dava dosyalarını ezbere bilen hakimi Aytaç Ballı’nın, 2017 yazında bir kararnameyle İzmir’e “terfi edilmesi” bugün elimizde tuttuğumuz sonucun sadece başlangıcıydı. Ya da başlangıç madenci Erdal Kocabıyık’ Yusuf Yerkel’in attığı tekmede mi gizli? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/">Soma&#8217;da Tersine Adalet: 301 Kişinin Ölümünün Cezası 103 Sayfada Toplandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Ailelerin dava açma sürecinden, ilçenin bir enerji üretim sahası haline dönüştürülmesine, duruşmanın adım adım seyrinden, yeni bir sendika örgütlenmesi olan Bağımsız Maden İşçileri’ne, duruşmanın işveren destekleyicisi son hakimi Salih Pehlivanoğlu’nun muhtemel terfi mekanlarına dek Soma Davasında bugün geldiğimiz noktaya yazılı bir seyir haritası çıkardık. </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Manisa Akhisar’da 9 Temmuz’da yapılan ve 11 Temmuz’a ertelenen karar duruşması nihayetinde ailelerde ve kamuoyunda bir tür infiale yol açtı demek abartılı olmayacak. Tutuklu 5 sanığa aile avukatlarının olası kastla istediği cezaya karşılık, taksirle toplamda 15-22 yıl arasında değişen cezalar verildi. 38 tutuksuz sanık beraat etti, 8 kişi ise 1 yıl 6 ay civarı cezalar aldı. Bir de eksik bilgi vermemek adına ekleyelim, tutuklanan sanıklar 3 yıl, tutuksuz yargılananlar ise 1 yıl mesleklerini yapamayacaklar. Beraat edenlerin içinde Soma Kömür Üretim A.Ş’nin patronu Alp Gürkan da var. </span></p>
<p><b>Esas işaretlere doğru yürürken</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">9 Temmuz’daki duruşmanın olası bir Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci turu tarihinin ertesi gününe ‘denk’ gelmesi ve mahkeme heyetinden Tuğşat Buğra Kayık’ın raporlu olması gerekçesiyle aileler ile avukatların geldiği, kamuoyunun mahkemeden çıkacak nihai kararı beklediği duruşmayı 11 Temmuz’a atması dikkat çekti. 10 Temmuz akşamı açıklanan kabine belki de Soma Davası’ndan adaletli bir karar çıkmayacağının son göstergeleriydi fakat işaretler bununla sınırlı değil ya da bunlar zaten işaret bile değil. Esas işaretlere doğru ilerleyelim.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29042" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042-640x480.jpeg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042-610x458.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3042-320x240.jpeg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Devlet ‘babanın’ eli ailelerin üzerinde </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biraz geriye sararsak, dikkatleri 2014 yılına, katliamın yaşandığı zamanda ailelerin tepkisinin nasıl örgütlendiğine çekmek isteriz. Katliamdan sonra Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in attığı tekme ve bugünün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkilerden kaçmak için bir markete sığınıp, bir çalışanı darp ettiği iddiaları bize bazı veriler sunabilir. Soma işçi katliamına toplum ilgisinin nasıl ve neden düştüğü de merak ettiğimiz alanlardan biriydi. Yıllardır katliamda yakınlarını kaybedenlerle birlikte çalışan Sosyal Haklar Derneği kurucularından Kamil Kartal, ilk günden beri ‘devlet babanın’ elini ailelerin üzerinden çekmediğini anlatıyor;</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“İlk günlerde dini alet eden politikaların etkisiyle birlikte evlere kapanan ailelerin dışarıya çıkışı 6 ay sonra gelen işçi ayaklanmasıyla oldu. Zira maden işçileri işten atılmışlardı. 2014’te gerçekleşen katliamdan sonra 2015’in ilk aylarında aileler dava açmaya razı oldular. Bu süreçteki hareketlenme ise AFAD üzerinden toplanan yardım paralarının ailelere kısım kısım aktarımı, kurban bayramlarında aileleri 2’şer kurban parası ödenmesine, kritik davalardan önce yapılan ev dağıtım kuralarına kadar geniş bir skalada ilerledi, olası daha büyük tepkilerin önüne geçildi”</span></i></p>
<p><b>Bağımsız Maden İşçileri Sendikası geliyor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hızlıca özetlediği bu süreç aslında 4 yıla yayılıyor. Ailelerin davaya olan ilgisi yer yer düştükçe, kamuoyu da ilgisini başka bir odağa çeviriyor. Burada sendikalara iş düşüyor ve sınavda sınıfta kaldıklarını söylemek yanlış olmayacak. Duruşmalara destek vermeyen sendikalar hatta yer yer yeni örgütlenme modellerini de engellemiş. Maden İşçileri Meclisi bunlardan biri. Fakat Soma’da bugün yepyeni bir çabanın günyüzüne çıkacağının haberini vermek bu ortamda çok sevindirici; Tarihinde ilk kez Ankara ve İstabul dışına çıkacak, merkezi Soma’da olan bir Bağımsız Maden İşçileri Sendikası kurulacak, önümüzdeki aylardan itibaren ilk yasal faaliyetlerine başlayacaklar. Merakla izleyeceğiz. </span></p>
<p><b>Solun bitmeyen sevdası: Megafon derdi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karar duruşmasından sonra da sürecin önündeki diğer önemli engel maalesef yine işçi örgütleri, bazı toplumsal hareketler ve sendikalar. Bahçeye forum yapmak için çağırılan duruşma izleyicileri ve başta ailelerin bir araya gelişinden sonra henüz olayın şoku atlatılamamışken mikrafon elden ele dolaşmaya başlayıp ‘sürecin takipçisi olacakları’ müjdelendi. 3 buçuk yıl devam etmiş bir duruşma sürecinin sonunda bu cümleleri duymak herkes için biraz zor. Neyse ki avukatların yerinde müdahalesi ile bu bir tür gövde gösterisi sona erdi, aileler ne yapacaklarına birlikte karar vermek için konuşmaya başladılar. </span></p>
<p><b>Özelleştirmenin bir adım ötesi: Postözelleştirme?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soma için örgütlenmek ya da yeni bir tür mücadele biçimi oluşturmak önümüzdeki dönemlerde çok daha kritik olacak. Zira bir enerji üretim sahası ilan edilen 108 bin 213 nüfuslu Soma’da neredeyse tüm kömür havzaları özelleştirilmiş durumda. Kamil Kartal bu yaşananın artık özelleştirmeden öte bir durumu işaret ettiği görüşünde. Özelleştirmenin temelinde yatan, bölgeyi önce devletin bir süre işletmiş olması gerçeği burada tamamen çöpe atılıyor. TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın maden sahaları için önerdiği Bütüncül Havza Yönetimi tamamen kulak ardı ediliyor ve maden sahaları farklı işletmelere 22 yıllığına henüz kimse kullanmamışken kiralanıyor. Birbirinden farklı değerlendirilen ama gel gör ki temelde aynı yapıyı barındıran kömür havzalarında bütüncül bir üretim yapmamak yeni katliamlara davetiye çıkarıyor, işe risk yüklüyor. Akhisarlı bir avukat bölgeden bu özelleştirmelere karşı dava açacak bir avukat bulamadıklarını belirtiyor. Konu avukatlara da biraz devasa geliyor. </span></p>
<p><b>İşçi profili değişecek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sahalarda kuşkuşuz ilkel bir teknolojinin kullanılacağından bahsetmiyoruz, hatta makineleşmiş teknoloji var olacak. Bu da artık kirli enerjiyi terketmeye başlayan ‘gelişmiş’ ülkelerden onların kullanmadıkları devasa maden cevheri çıkarma araçlarını ikinci el olarak satın almamız anlamına geliyor. Örneğin Koç Holding’e ait Demir Export bu makineleşmiş araçları kullanan ileri teknoloji madenlerden biri. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum öte yandan işçi profilini de değiştirecek. İşçilerle uzun yıllar çalışan Kartal’a göre, madenlerde bundan sonraki süreçte biraz daha el becerisine yatkın çalışanlar, Meslek Lisesi, Sanat Lisesi mezunları çalışmaya başlar hale gelecek. Böyle bir durumda yeni bir sendika ihtiyacı daha belirgin bir biçime ortaya çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soma’nın Enerji Üretim Havzası demiştik ve bu özelleştirmeler Kolin, Limak, Demir Export, Polyak gibi dev holdinglerle yapılıyor. Fakat konu elbette sadece kömür üretim sahası ile sınırlı kalmıyor. </span></p>
<p><b>Dört bir yana yeni santrallar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgede ciddi sağlık ve hava kirliliği sorunları yaratan, 1976 yılında yapılmış ve yaklaşık 10 yıl önce özelleştirilerek Torku’ya satılan Soma Termik Santralı (999 Mw), yanısıra Yırca’da zeytinliklerin katledildiği alana yapılmak istenen ama kamulaştırma sürecinde hem kamuoyu hem de geç bir Danıştay tepkisi ile karşılaşan Kolin’in Kayrakaltı Köyü’ne yaptığı Termik Santral var. Yırca’dan çok da uzağa gitmeyen, kuşuçuşu 45. Km öteye yapılan termik santral henüz bir ÇED Raporuna bile sahip değil. Kolin Yırca’da uyguladığı taktiği ise Kayrakaltı’nda yürütmedi. Arazileri kamulaştırma gibi ‘hukuki’ bir sürece bulaşmayıp bir fiyat biçti ve bütün köylüden topraklarını satın aldı. Kayrakaltı, Kozluöen köylerini etkileyen proje tahıl arazilerinin üzerine yapıldı ve şimdiden bölgedeki çiftçiliği bitirdi. Alanda ise bir sene içinde ikinci bir türbinin yapılacağı konuşuluyor çünkü teknik raporlarda gözükenden çok daha büyük bir alanı işgal ediyorlar. (560 Mw) Bunun yanısıra geçtiğimiz aylarda köyden ve çevre ilçelerden çalışmak için işe alınan 2 bin kişiyi işten çıkardılar. Bir diğer yeni habere göre, Kozluören’e bin 500 kadar Çin’li istihdam edilecek. Tütün-Sen Genel Başkanı Ali Bülent Erdem “Soma’ya bir tek Çinililer gelememişti çalışmak için” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elmadere Köyüne Polyak’ın yaptığı santralın inşaası da başladı bile. (1200 Mw), Demir Export Eynez’de yeni bir santralın hazırlığında. Bunların yanısıra Soma’da tarım arazileri üzerine yapılan Organize Sanayi bölgesi ve İzmir Otobanı Projesi var.</span></p>
<p><b>Enerji havzası planında yaşamaya çalışmak </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir enerji üretim havzası içinde yaşamak, 301 kişinin hayatını kaybettiği bir kasabada yaşamak da demek. Ailelerle geçirdiğimiz iki günlük nöbet içinde hepsinin çok yaşlı ve yorgun gözüktükleri daha da derinlemesine incelenebiliyor. Dursunbey Köyü’nden Bayram Şahin (60) ve Kırkağaç’tan Bayram Uçkun (61) yaşlarındalar ve  olduklarından çok daha ilerde gözüküyor o yaşlar. Katliamdan sonra emekli olmuşlar. Aynı durum kadınlar için de geçerli, 60’tan büyük gözüken kadınlar 40 civarı çıkıyor yaşlarını sorunca. Bu yorgunluğun karşısına 2014’ten beri en çok tekrarlanan sözü koymak gerek; adalet arayışı. Ailelerden bazıları bu sürecin sonunda Ankara’ya yürüme kararı aldılar. Belki hali olanlar da diyebiliriz onlar için.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-29043" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123-640x479.jpeg" alt="" width="640" height="479" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123-1024x767.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123-610x457.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/IMG_3123-320x240.jpeg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><b>Akhisar’da su mücadelesi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma gününe tekrar bir bakarsak, mahkeme başkanı Salih Pehlivanoğlu kararı okumaya Soma Kömür Üretim A.Ş’nin genç yöneticisi Can Gürkan’dan başladı. Onun cezasının 15 yıla düşmesi, diğerleri hakkında da bir fikir verdi. Tutuklu sanıkların kararlarını dinleyen aile avukatlarından oluşan heyet, Pehlivanoğlu’na devamının beraat olup olmadığını sordu. “Evet” yanıtını alınca ise  avukatlara ayrılan alanı terkedip ailelerin yanına geçtiler. Duruşma bir süre kilitlendi, aileler durum karşısında güçlükle sakinleşti. İnanılmaz ama girişte isimleri tek tek yoklamayla alınan salona kimse su bile sokamamıştı. Su mücadelesi, bir süre sonra avukatların İl Emniyet Müdürü ile bağlantı kurması ile çözülebildi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ise, son duruşmada yalnız kaldı. Yalnız kalmasının sebebini şu durum özetleyebilir; aileleri fotoğraf çekmek üzere dışarı çağırması.</span></p>
<p><b>Can Gürkan haklı: Keser ve sap ailelere döndü </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma tarihini sadece karar günüyle sınırlı tutmak yanlış olur, zira ailelerin avukatları 2016 yılındaki duruşmalarda, bir FETÖ Sabotajı iddiası ile uğraşmak zorunda kaldı. Belki spesifik olarak o zamanlara tarihlenen süreç, duruşmanın dosyaya son derece iyi bilen hakimi Aytaç Ballı’nın Akhisar’dan İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne ‘atanmasıyla’ sonuçlandı. Can Gürkan’ın, televizyoncu Müge Anlı’nın programında dile getirilen bir iddiaya dayandırdığı bilgiye göre, aslında “Ülkemiz üzerinde oyunlar oynanırken, bu katliamı FETÖ de yapmış olabilirdi” argümanı, sanık avukatlarınca olabildiğince dillendirildi. Hatta Aytaç Ballı hakkında bu iddiayı gözardı ettiği gerekçesiyle bir soruşturma açılmasını bile istediler. Uzun bir süre gizli saklı yürüyen, mahkeme sürecini uzatan ve hakkında kimsenin yanıt alamadığı bu soruşturma sürecinde, yine Can Gürkan bir duruşmada “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” sözleriyle aileleri ve avukatları tehdit edebildi. Bu yüksek özgüvenin bir diğer sebebi de salonda duruşmayı izleyen kalabalığın gün geçtikçe azalması. </span></p>
<p><b>Terfi her zaman iyi midir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dosyayı elinde bulunduran ilk hakim Aytaç Ballı’nın yaklaşımı aileleri ve kamuoyunu da umutlandırdı çünkü bütün tanıkların tek tek dinlenmesinde ve bütün ihmallerin açığa çıkmasında katkısı büyük oldu. Katliamın hemen ardından hazırlanan bilirkişi raporunu yetersiz bulup bağımsız bir heyetten yeni bir rapor yazmalarını istedi. Ailelerin avukatlarının aktardığına göre, dosyayı yer yer avukatlardan daha iyi bildiği bile söylenebilirdi. Durum böyle olunca FETÖ’nün sabotajı iddiaları da elbette ki boş çıktı. Bilirkişi raporu ise, bütün ihmalleri sıraladı. Bunlar arasında havalandırma boşluklarının olmamasından, aşırı üretim yapılmasına pek çok madde yer alıyor. </span></p>
<p><b>Tarihin en uzun tuvalet molası </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savcının Aralık 2016’da mütalasını açıklamaya karar verdiği sırada verdiği tuvalet molası, tarihin en uzun süren tuvalet molası olarak anılabilir. Hazır olduğu iddia edilen mütalaa 14 ay sonra ancak mahkeme huzuruna gelebildi. </span></p>
<p><b>Pehlivanoğlu’nun ‘terfisi’ ne zamana gelir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Araya giren zaman, haklarında açılan ve gizli yürütülen soruşturmayla değişmeyen mahkeme heyeti 2017 yılında bir HSYK yaz kararnamesi ile değiştirildi, Ballı İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne işte böyle ‘terfi etti’. Yerine Afşin-Elbistan B santralı, Çüllolar Kömür Ocağında 11 işçinin hayatını kaybettiği ve hala 9 işçinin cesedinin çıkarılamadığı olayın davasında sanıklara para cezası veren hakim Salih Pehlivanoğlu atandı. Bu yaz kararnamesinde kendisinin atamasının nereye yapılacağını büyük bir dikkatle izleyeceğiz, zira bir sonraki durağının herhangi bir Ağır Ceza Mahkemesi’nden daha üst bir mevki olması ihtimali var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karar duruşmasında ailelerden biri “Elbistan’dan belliydi ne karar vereceğin senin” dedi Pehlivanoğlu’na. Haksız sayılmadığını 103 sayfalık karar gösteriyor. 301 kişinin ölümünün karşılığında, içinde bir takım cezaların yazdığı, 103 sayfalık bir kağıt toğluluğu çıkışta elimize tutuşturuluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet Soma’da tersine işliyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/">Soma&#8217;da Tersine Adalet: 301 Kişinin Ölümünün Cezası 103 Sayfada Toplandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/24/somada-tersine-adalet-301-kisinin-olumunun-cezasi-103-sayfada-toplandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Nov 2017 11:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bizim Mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Bir Komşu Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[sergi]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği bu yıl Soma’da üçüncüsünü yaptığı, Aladağ’da da ilk kez yapılan yaz okullarında çocukların yaptığı işleri “Bizim Mahalle” adlı sergide Beyoğlu Mis Sokak’ta 26 Kasım ile 10 Aralık tarihleri arasında sergileyecek. Sosyal Haklar Derneği&#8217;nin duyurusu şöyle: Her yıl yaz okulu sonrası yapılan serginin odağında bu yıl çocukların çizdiği iki mahalle var; “Cennet Mahalle” ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği bu yıl Soma’da üçüncüsünü yaptığı, Aladağ’da da ilk kez yapılan yaz okullarında çocukların yaptığı işleri “Bizim Mahalle” adlı sergide Beyoğlu Mis Sokak’ta <strong>26 Kasım ile 10 Aralık</strong> tarihleri arasında sergileyecek. Sosyal Haklar Derneği&#8217;nin duyurusu şöyle:</p>
<p>Her yıl yaz okulu sonrası yapılan serginin odağında bu yıl çocukların çizdiği iki mahalle var; “Cennet Mahalle” ile “Arkadaşlık Mahallesi”. Bu iki mahalle ve ilişkileri adeta son dönem kültürel alanda sorulan “İyi bir komşu kimdir” sorusunun yanıtını arayacak, katılımcıları ile.</p>
<p>Bu yaz okul sergisinde Aladağlı ve Somalı çocuklar, distopik bir gerçekliğin küçük insanları, ütopik olmasa da ideal mahalleler kurdular ve çizdiler; Cennet Mahalle ile Arkadaşlık Mahallesi… Mahalle sadece coğrafi bir alanı ifade etmez, aynı zamanda o mahallede oturan insanlar da demektir. Bizim mahalleler ise sadece orada oturan insanları değil, kedileri (karakedi ile karakediyi), köpekleri, kuşları, tavşanları, nehirdeki balıkları, ağaçları, hatta mahallenin sınırında başlayan ormanı ve o ormandaki geyikleri, zürafaları, da ifade ediyor. Mahalle halkının insan olmayan canlılarla da “komşuluğu” samimi buralarda, onları da görecek sergimize gelenler. Birinde “saray” gibi bir hastane var mahallemizin, diğerinde müze, ikisi de ikisinindir de ama. Evleri boncukludur, parkı zıpzıplı, kitap, kalem, bir sürü çiçek ve sokakları “bolca” aydınlatan “ev” lambaları ile doludur … “O” ağacın altındaki çardak herkesindir ve güneş gözlüklüdür güneş! Acılara rağmen mutludur insanlar, güler yüzler…</p>
<p>İki mahallenin tam ortasında dernek binasının hemen yanında, mahallenin çocuklarının dileklerini fısıldadığı zeytin ağacının, dilek ağacının altında, çoluk çocuk, kadın erkek, kedi köpek hepsinin bir arada olduğu kafede çaya bekliyoruz sizi de, gelin siz de fısıldayın dileklerinizi, buluşsun dileklerimiz, gelin mahallemizde ağırlayalım sizi de&#8230; 26 Kasım Pazar saat 17:00’dan sonra söz vermeyin kimseye…</p>
<p>Adres: <strong>Birkimhane</strong> &#8211; <strong>İstiklal Caddesi Mis Sokak No:19-1 Beyoğlu/İstanbul</strong></p>
<p>Program Açılış: <strong>26 Kasım Pazar saat 17:00</strong></p>
<p>Söyleşi: <strong>26 Kasım Pazar saat 18:00</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20323" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/birikim.png" alt="" width="807" height="524" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/24/sosyal-haklar-dernegiden-mahalle-sergisi/">Sosyal Haklar Derneği&#8217;den “Bizim Mahalle” sergisi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyal Haklar Derneği’nden Soma ve Aladağ’daki Çocuklar İçin Yaz Okulu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/sosyal-haklar-derneginden-soma-aladagdaki-cocuklar-icin-yaz-okulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Jun 2017 07:13:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[SHD]]></category>
		<category><![CDATA[Aladağ]]></category>
		<category><![CDATA[Manisa]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yaz Okulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Haklar Derneği, 2016’da Soma’da gerçekleştirdiği yaz okulunu bu sene hem Soma hem de Aladağ’da düzenleyecek. Çocukların yaz dönemindeki olanaklarını çoğaltmayı ve gelişimlerine hem sosyal hem de kültürel katkı sağlamayı hedefleyen yaz okulunda her şey gönüllü emeği ve dayanışma ile organize edilecek. Yaz okulunda gönüllü olmak ve detaylı bilgilere ulaşmak için burayı tıklayabilirsiniz. Sosyal Haklar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/sosyal-haklar-derneginden-soma-aladagdaki-cocuklar-icin-yaz-okulu/">Sosyal Haklar Derneği’nden Soma ve Aladağ’daki Çocuklar İçin Yaz Okulu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sosyalhaklardernegi.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sosyal Haklar Derneği</a>, 2016’da Soma’da gerçekleştirdiği yaz okulunu bu sene hem Soma hem de Aladağ’da düzenleyecek. Çocukların yaz dönemindeki olanaklarını çoğaltmayı ve gelişimlerine hem sosyal hem de kültürel katkı sağlamayı hedefleyen yaz okulunda her şey gönüllü emeği ve dayanışma ile organize edilecek. Yaz okulunda gönüllü olmak ve detaylı bilgilere ulaşmak için <a href="http://sosyalhaklardernegi.org/shd-yaz-okullarina-destek-cagrisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">burayı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<div id="jp-relatedposts" class="jp-relatedposts"><strong>Sosyal Haklar Derneği Yaz Okulu</strong><br />
<strong>Soma</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 10 – 29 Temmuz 2017<strong>Aladağ</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 13 – 16 Temmuz 2017<a href="http://siviltoplum.la/cevre-ve-ekoloji/sosyal-haklar-derneginden-soma-ve-aladagdaki-cocuklar-icin-yaz-okulu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<div class="jp-relatedposts-items jp-relatedposts-items-minimal jp-relatedposts-grid "></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/29/sosyal-haklar-derneginden-soma-aladagdaki-cocuklar-icin-yaz-okulu/">Sosyal Haklar Derneği’nden Soma ve Aladağ’daki Çocuklar İçin Yaz Okulu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jun 2017 08:52:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyaz Yakalı]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[işçi]]></category>
		<category><![CDATA[işçi hakları]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Plaza Eylem Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Soma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15335</guid>

					<description><![CDATA[<p>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor. &#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221; -İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Plaza Eylem Platformu çeşitli emek örgütleri arasında beyaz yakalı dayanışmasını örgütlemeyi hedeflediğini söyleyen bir platform. Hakkında daha fazlasını öğrenmek için sohbet ettiğimiz Plaza Eylem Platformu üyeleri &#8220;Sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar&#8221; diyor.</strong><span id="more-15335"></span></p>
<p><strong>&#8220;Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme&#8221;</strong></p>
<p><b>-İlk olarak bize Plaza Eylem Platformu&#8217;nun hikayesini anlatır mısınız? Kimsiniz ve neden bir araya geldiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Plaza Eylem Platformu beyaz yakalılar arasında dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalışan emek temelli bir örgütlenme. 2008 yılında IBM’deki sendikalaşma döneminde bir araya geldik. İsmimizi o dönem yapılan eylemlerden aldık. Yani bu ismi tarihsel bir referansla taşıyoruz. Zamanla bir beyaz yakalı örgütlenmesinin önemli bir ihtiyaç olduğunu anlayıp düzenli toplanmaya başladık. Sadece “plazada” çalışanlara hitap etmiyoruz elbette, freelance çalışanlar, STK çalışanları, finans, araştırma, basın yayın, iletişim gibi sektörlerde çalışanlar, çağrı merkezi çalışanları, çeşitli profesyoneller ve ofis çalışanlarıyla birlikte “beyaz yakalı işsizler” de kapsama alanımıza giriyor.</span></p>
<p><b>-Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Düzenli toplantılara ilk başladığımız zamanlarda gündemde neler oluyor bunu konuşuyorduk. Sonrasında iş yerinde yaşadıklarımızı. Sonrasında yaşadıklarımızı düzenli bir şekilde paylaşacağımız toplantılar yapmaya karar verdik. Sonuçta beyaz yakalıların gizlilik, iş görüşmesi, performans gibi belirli başlıklarda deneyimlerini birbirine aktardıkları, ardından da işimize yarayacak kavramlar üretmek için raporlarını hazırladığımız “Deneyim Paylaşımı Atölyeleri” gerçekleştirdik.</span></p>
<p>Çok önem verdiğimiz işlerden birisi de <a href="https://istenatildim.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">istenatildim.org</a> sitesinde yürüttüğümüz faaliyet. İşten atılan insanlar çoğu zaman panikle ne yapacağını bilemiyor, işverenin yanlış yönlendirmesi ve kurnazlığı yüzünden haklarından mahrum kalıyor; bu panik halini iyi biliyoruz. Bu site işten atılanlara hukuki destek sağlama işini görüyor. Ama aslında psikolojik destek tarafı daha güçlü. İşten atılan kişi bunun sadece kendisinin başına geldiğini, bu dünyada yapayalnız kaldığını düşünüyor. Biz de bu site aracılığıyla onlara yazarak yalnız olmadıklarını gösteriyoruz. Ayrıca, işten atılma konusunda önemli miktarda veri de toplamış oluyoruz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sitemizde kişisel veya kolektif yazılmış yazılarımızı yayınlıyoruz. Gündelik sorunlarımızı, halihazırda karşımızda bir tehdit olarak beliren ve bizi etkileyen meselelere dair görüşlerimizi, basın açıklamalarımızı ya da sokakta dağıttığımız bildirileri kolektif olarak yazıyoruz. Beyaz yakalıları ilgilendiren yazıları da el birliğiyle çeviriyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bizi Maslak, Gayrettepe gibi iş merkezlerinin olduğu yerlerde, sabahın erken saatlerinde bildiri dağıtırken de görebilirsiniz.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-15421" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-bildiri-dagitimi.jpg" alt="" width="836" height="627" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yıl üçüncüsünü yapacağımız bir kamp etkinliğimiz de var. Önceden yapacağımız okumaları belirleyip beyaz yakalı politikasına dair fikir üretebileceğimiz birkaç günlük bir tartışma ortamı bu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalıları ilgilendiren veya emek alanında önemli bulduğumuz konularda basın açıklamaları yapıyoruz. Soma’daki facia yaşandıktan hemen sonra Soma Holding’in önüne çağrıda bulunmuştuk. Ardından holdingin sokağında bir nöbet başladı, holding taşınana kadar insanlar sokağın başını tuttu, geceleri de forumlar düzenleyerek çeşitli konuları tartıştık. En son Akbank’ta grev engellendiğinde banka önünde basın açıklaması gerçekleştirdik.</span></p>
<figure id="attachment_15344" aria-describedby="caption-attachment-15344" style="width: 720px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15344 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pep-akbank-eylemi.jpg" alt="" width="720" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15344" class="wp-caption-text">Plaza Eylem Platformu Akbank grevinde</figcaption></figure>
<h4>&#8220;Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor&#8221;</h4>
<p><b>-Bir beyaz yakalının iş dünyasında karşılaştığı hak ihlalleri nelerdir?</b></p>
<p>Beyaz yakalıların çalışma koşulları ve üzerlerinde hissettikleri baskı, henüz tanımlanmamış hakları da gündeme getiriyor. Tüm dünyada beyaz yakalıların maruz kaldıkları aşırı çalışma ve psikolojik gerilim, fiziksel ve ruhsal sorunlar yaratabiliyor, hatta intiharlara ve ölümlere yol açabiliyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son zamanlarda işle aşırı duygusal bir ilişki kuruluyor. Çünkü iş sizden tüm hayatınızı istiyor. Gece, hafta sonu demeden iş mailleri ya da telefonlar gelebiliyor, hatta sizden şirketinizin müşterisi olan markanın rakibinin ürünlerini alırken görünmemeniz istenebiliyor. Fazla mesai sıradan, ücreti ödenmeyebiliyor veya yasal sınırların üzerinde fazla mesai yapmanız isteniyor. Turnikeden kartını basıp çıkmış gibi yapıp geri içeri girip çalışmak zorunda bırakılanlarımız var. Mutluluk anketlerine mutlu olduğunu yazma baskısı görenler de var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel olarak kadınlar iş yerinde türlü ayrımcılıklara uğruyorlar. Son zamanlarda iş yerlerinde ayrımcılık veya mobbinge karşı etik kurullar oluşturuldu, ancak bunlar da hakkınızı savunmanızı engellemek ve cezasızlık için kullanılabiliyor. Mesela kadrolu bir erkek tarafından tacize uğrayan taşeron konusunda bu kuruldaki yöneticiler erkek tarafında durabiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Performans baskısı altındasınız, gerçekleştirilmesi mümkün olmayan hedefler karşısında iş arkadaşınızla rekabete zorlanıyorsunuz. Performans yasa dışı bir şekilde tazminatsız işten çıkartma için kullanılıyor. İşten haksız çıkartıldığınızda dava açarsanız İK birimlerinin arasında dolaşan “kara liste”lere girip sektörde çalışmanız engellenebiliyor. Çalışma öyle bir noktaya gelmiş ki, sadece size yönelik, kişiliğinize özel ayrımcılık türleri geliştirebiliyorlar. Sizi kişisel olarak dikkate alma vaadi, pek seyrek lehinize olan bir durum yaratıyor, razı görünmeniz yetmiyor, razı “olmanız” bekleniyor.</span></p>
<h4>&#8220;1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar orta sınıf erbabı olarak görülüyor ve bu sebeple işçi mücadelesi dediğimiz zeminde beyaz yakalılara pek rastlamadık. Siz bu zemine nasıl dahil oluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalı tanımı Türkiye’de akademik alanın dışında çok yeni kullanılmaya başlandı. Bazen tüketim alışkanlıkları vurgulandı, bazen de işçileşmekte olan orta sınıf olarak görüldü beyaz yakalılar. Aslında işçi mücadelesinde görünmediği de doğru değil. Örneğin 1980 öncesi banka çalışanları önemli bir işçi hareketinin yürütücüsüydü ve çok güçlü sendikalara sahipti. Tüm işçi sınıfının güçsüzleşmesi söz konusu. Hep ayrıcalıklarını kaybetmekle karakterize ediliriz ama korporatist dönemin “ayrıcalık” kaybını beyaz yakalılar maden iş kolundan daha ağır yaşamadı. Bazı sendikalar da 1980 sonrası faaliyetlerine devam etti. 1980 sonrası çalışmanın düzenlenmesinde yapılan ağır değişikliklere uygun bir sendika ve işçi mücadelesinin hala ortaya çıktığı söylenemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beyaz yakalılar, yeni “çalışma düzenine” sendikalardan daha hızlı uyum sağladı, bu yüzden de aslında yeni tarz işçi örgütlenmelerini oluşturmaya daha yakınlar. Ama yeni çalışma düzeninde disipline tabi olan işçi görüntüsünden bir karikatür beyaz yakalı figürü yaratıldı. Sınıfın bu “okumuş” kesiminden herhalde “aydın” tavrı göstermesi bekleniyor, ama biraz daha özgün tarzlarda da olsa sınıfsal sömürüden beyaz yakalılar da üzerlerine düşeni alıyorlar. Başka bir yanılgı, beyaz yakalıların CEO’larla veya oldukça üst düzey yöneticilerle karıştırılması. Beyaz yakalıların önündeki kariyer basamakları sınırlıdır, bunlar da mesela kadınlara ve erkeklere bile eşit dağılmaz. Beyaz yakalılar bunun farkındadır, kimse kendini CEO falan zannediyor değil. Oysa sendikalar bile beyaz yakalı çalışanların toplu iş sözleşmelerinde “kapsam dışı” bırakılmasına ses çıkartmıyorlar.</span></p>
<figure id="attachment_15345" aria-describedby="caption-attachment-15345" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-15345 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/1-mayis-pep.png" alt="" width="900" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-15345" class="wp-caption-text">Kaynak: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2000’lerin sonundan itibaren Türkiye’de beyaz yakalılar işçi mücadelesinde yerlerini alıyorlar. Beyaz yakalı örgütlenmelerinin önünde kazanılmış hakların savunulması veya kaybedilenlerin geri alınması değil, işçi sınıfı ve kendileri için yeni haklar üretmek, yeni örgütlenme tarzları oluşturmak var.</span></p>
<h4>&#8220;Tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var&#8221;</h4>
<p><b>-Beyaz yakalılar üzerinde baskı oluşturan çalışma şartlarıyla mücadelede sunduğunuz çözüm önerileri nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşçi sınıfının üzerinde bugün uygulanan disiplin tarzı özellikle beyaz yakalılarda kristalleşiyor, mükemmelleşiyor. Öncelikle sınıfın ve örgütlerinin bu çalışma düzenini iyi anlaması gerekiyor. Bugünün çalışma düzeni, her işçiyi ve hatta her vatandaşı teker teker yönetme, ücretlerini ve tüketimini kişiye özel olarak düzenleme iddiasında. Bunu da büyük oranda beceriyor, en azından hepimizi buna inandırıyor. Buna verilecek kolektif cevabın sadece ajitasyon ve propaganda gücüyle sağlanabileceğini, mesela beyaz yakalıların “sendikalaşmasıyla” veya “işçi olduklarının bilincine varmalarıyla” mücadelenin yükselebileceğini düşünmek saflık olur. Bireysel düzeyi gören, ruhsal hayatı bir sınıf mücadelesi alanı olarak tasarlayabilen, duygusal “çıkarlar” da tanımlayabilen bir mücadele hattı yaratılmak zorunda. Bizim Soma faciasından sonra kullandığımız sloganlarımızdan biri “ben direnirsem herkes yaşar” şeklindeydi. Bunun anlamı, Soma için yapılacak en iyi şeyin mağdurlar için vicdan azabı duymak değil, kendi çalışma hayatımızdaki sorunlarla uğraşmak olduğuydu. Eğer yasal sınırların bile üzerindeki fazla mesaiyle mücadele edilmezse madenlerde ölümlere yol açan </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi</span></i><span style="font-weight: 400;"> daha da güçlenir, ve madenlerde </span><i><span style="font-weight: 400;">hadi hadi sistemi </span></i><span style="font-weight: 400;">sürdükçe bize düşen fazla mesai daha da ağırlaşır.</span></p>
<p>Bu zor bir mücadele hattıdır. Her işçinin kendi deneyiminden bildiği, ancak akademinin, sendika danışmanının, akıl vericilerin öğrenmeye direndiği gerçek şudur: patronlar bizi saf görüp kandırmıyor; düşük ücretlere, performans sistemine veya Soma’da ölümüne çalışmaya kendimiz razı oluyoruz. Yeni işçi mücadelesinin performans veya iş güvenliği olmadan çalışma gibi patronlardan gelen önerilerin nasıl kabul edildiğini hesaba katması zorunluluktur. Bu sistem çok büyük oranda bireysel düzeyde işliyor olsa da, hatta daha çok bu yüzden, beyaz yakalıların kolektif mücadele yollarını keşfetmeleri, birbirleriyle dayanışma koşullarını üretmeleri ve birlikte güçlenmeleri gerekiyor. Bunun için meslek örgütü niteliğinde olmayan, ortaklaşma ilkelerini işçilerin kendilerinin belirleyeceği çeşitli büyüklüklerde gruplar halinde olan, ama tüm beyaz yakalıların çıkarlarını ve yeni haklarını tanımlamaya çalışan dayanışma temelli emek örgütlerine ihtiyaç var. Plaza Eylem Platformu bunlardan biridir.</p>
<p>Ana görsel: <a href="https://plazaeylem.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">plazaeylem.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/07/plaza-eylem-platformu-beyaz-yakalilarin-birbirleriyle-dayanisma-kosullarini-uretmeleri-gerekiyor/">Beyaz Yakalıların Birbirleriyle Dayanışma Koşullarını Üretmeleri Gerekiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
