<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sokak hayvanları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sokak-hayvanlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sokak-hayvanlari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jul 2024 13:12:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sokak hayvanları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sokak-hayvanlari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çocuk Hakları Savunucuları: Çocukları Araçsallaştırmayın!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/cocuk-haklari-savunuculari-cocuklari-aracsallastirmayin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2024 11:47:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<category><![CDATA[Sokaktayım yanındayım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk Hakları Savunucuları, çocukların araçsallaştırılmaması çağrısıyla imza kampanyası başlattı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/cocuk-haklari-savunuculari-cocuklari-aracsallastirmayin/">Çocuk Hakları Savunucuları: Çocukları Araçsallaştırmayın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sokak hayvanlarının öldürülmesine yönelik yasa tasarısının 17.07.2024&#8217;te gerçekleşen görüşmelerine hayvanların saldırısına uğrayan çocukların da getirilmesi çocuk hakları savunucularının tepkisine yol açtı. Çocuk hakları savunucuları bunun üzerine bir imza kampanyası başlattı.</p>
<p>Kampanya hem kişisel hem de kurumsal imzaları bekliyor: <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSc3mwGA7mdSqdixdmt3UgdjYnMY1tzh-lh5A-rqHU0YrDUFzQ/viewform">Kampanyaya imza için link</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/07/19/cocuk-haklari-savunuculari-cocuklari-aracsallastirmayin/">Çocuk Hakları Savunucuları: Çocukları Araçsallaştırmayın!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Biltekin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 12:46:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Geçici Kısırlaştırma Üniteleri]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77010</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan hakları savunucularının 2011 yılından beri hayvanlar lehine değişmesi için mücadele ettiği Hayvanları Koruma Kanunu 14 Temmuz 2021’de değiştirildi. Maalesef yasa hak savunucularının talepleri dikkate alınmadan hazırlandı. Şimdi ise yasanın uygulama yönetmeliği üzerinde çalışılıyor. HAYKURDER’in ulaştığı ve kamuoyu ile paylaştığı yönetmelik taslağı ise Artık Yeter! dedirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasa hazırlanma sürecinde Özlem Zengin’in evlerde maksimum 3 köpek olacağını söylediği açıklaması çok fazla tepkiye sebep olmuştu, tepkiler sonucu yasaya bu madde eklenmedi. Ancak yeni yasanın 3. maddesindeki “&#8230;sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” cümlesi evdeki hayvan sayısına sınırlama getirilebileceğinin sinyalini vermişti. Yasa çıktığında hak savunucuları olarak bu tehlikeden bahsetmiştik ve korktuğumuz başımıza geldi. Uygulama yönetmeliği taslağına “Apartman ve site konutlarında yavrulama ve emzirme dönemleri haricinde azami üç köpek ve/veya beş kedi bulundurulabilir.” bendi eklendi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu açıkça hayvanlara ve hayvan korumacılarına yönelik bir saldırı. Bize (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) en çok gelen ihbarlardan biri evinde birlikte yaşadığı hayvanın komşular tarafından istenmemesi, bu yüzden de kişilerin tehdit ve tacize maruz kalmaları ile ilgili. Sokaktaki küçücük bir köşeyi hayvana çok gören zihniyet insanların evlerinde baktıkları hayvanlara bile tahammül edemiyor ve bakanlık hayvanları koruyanları değil hayvan düşmanlarını sevindirecek düzenlemeler yapıyor. Bunu yaparken de dillerinden düşürmedikleri istifçilikten bahsediyorlar. Evinde onlarca hayvan ile yaşamanın ne kadar zor olabileceği ve bu kişilerin bunu neden yaptıkları düşünülmüyor. Sokakta yaşayan hayvanlara bakma görevi yerel yönetimlere ait ancak bizler yıllardır hayvanları belediyelerden korumaya çalışıyoruz. Belediyeler sorumluluklarını yerine getirmediği için insanlar evlerine bu kadar hayvan almak zorunda kalıyor. Belediye bakımevleri ile deneyimi olan hayvanseverler hayvanları bu yerlere göndermek istemiyor çünkü bu yerler resmen işkencehanelere dönüşmüş durumda. Bu maddenin nasıl uygulanacağı ise muğlak. Gerçekten bakanlık insanların ölümden döndürdüğü, sokakta ölmesin diye evinde gözü gibi baktığı hayvanları teslim edeceğini mi düşünüyor? İstifçilikten bahseden bürokratlara ve yasa koyuculara gerçek istifçilik görmek istiyorlarsa mezbahalara, süt-yumurta-kürk çiftliklerine yani insan menfaati için sömürülen hayvanların tutulduğu tesislere bakmalarını öneriyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taslaktaki bir başka problem ise Geçici Kısırlaştırma Üniteleri. Eski yasada bulunan mobil kısırlaştırma uygulaması çok tepki çekiyordu çünkü mobil kısırlaştırma araçlarında ameliyat edilen hayvanlar iyileşmeden sokağa bırakılıyor  bu da ölümlere sebep oluyordu, tepkiler yüzünden bu uygulamanın kaldırılacağı söylenmişti. Ancak bu uygulama yerine geçici kısırlaştırma ünitelerini koymuşlar gibi görünüyor. Ünitelerin hareket etmiyor oluşu mobil kısırlaştırmadan daha iyi sonuçlar doğuracağı anlamına gelmiyor. Bugüne kadar alanda yaşadığımız sorunlar yüzünden de bu ünitelerin hayvanlar için iyi olabileceğini düşünmüyorum. Mevcut geçici bakımevlerinde bile ameliyatlar düzgün bir şekilde yapılmazken bu ünitelerde yapılan ameliyatlar sokakta yaşayan hayvanlar için kıyım anlamına gelebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mobil kısırlaştırmanın yasaklanacağının, evde hayvan sayısına sınırlama getirilmeyeceğinin sözünü defalarca veren yasa koyucular ve bürokratlar hak savunucularını aptal yerine koymaya devam ediyor. Yunus parkları kapatılmadı, hayvanat bahçeleri yasaklanmadı, kürk üretimi devam ediyor, belediyeler korunuyor, petshoplarda hayvan satışı bitmedi … ve daha pek çok konuda verilen sözler tutulmadı. Sözler tutulmazken hayvanlar üzerinden gelir elde edenler, hayvan düşmanları ödüllendirildi, hayvanlar cezalandırıldı. Geçtiğimiz hafta yayınlanan bir genelge ile tehlikeli olduğu düşünülen ve yuvalanmaları yasak olan bu yüzden bakımevlerinde ömür boyu hapse mahkum edilen hayvanlara yeni türler eklendi;  yine geçtiğimiz hafta yapılan bir yönetmelik değişikliği ile “cana zarar veren” yabanda yaşayan hayvanlar, koruma altında bile olsalar, öldürülebilecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelik taslağı hak savunucularının eline geçmeseydi bir sabah uyandığımızda yürürlüğe girmiş olacaktı ancak şu an tepkiler sonucu bu maddeleri geri çekme ihtimalleri var ve bunun için baskı yapmaya devam edeceğiz. Hayvanların ve bizlerin hayatlarını bu kadar etkileyebilecek kararların kimseye kulak asmadan bir gecede alınmasından bıktık! Bu sadece hayvan hakkı savunucularının değil tüm vatandaşların yaşadığı bir sorun. Doğayı, hayvanı umursamayan, halkına vatandaş muamelesi yapmayan bu yönetim anlayışı değişmek zorunda. Çünkü artık nefes alamıyoruz, bugün ne olacak korkusu ile uyanıyoruz. Ancak tabi ki hayvanlar için adalet arayışımız devam ediyor, edecek çünkü hayvanların bizlerden başka kimsesi yok. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/20/evde-bakilan-hayvan-sayisi-sinirlanmaya-calisiliyor/">&#8216;Evde Bakılan Hayvan Sayısı Sınırlanmaya Çalışılıyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 08:44:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hayvana şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76145</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bahsettiğimiz dönem 2010’dan günümüze kadar uzanan zaman dilimi. Hayvanları Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılması için birçok kanun teklifinin gündeme geldiği, tartışıldığı ve nihayetinde hepsinin kadük kaldığı bir dönem. 2021 yılında yeni kanunun çıkmasıyla bu sürecin sonuna gelmiş olduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği tekliflerinin ve yeni kanunun içeriğine, bunları hazırlayan milletvekillerinin argümanlarına baktığımızda, hayvanlar için iyi bir şey yapmalarını umduğumuz insanların mevzuya ilişkin cahilliği ve bilgisizliği üzücü ve umut kırıcı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemin gelişini anlamak için biraz 2004 öncesi ve 2004-2010 arası yani Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilk yürürlük dönemine değinmemiz gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 öncesi dönem belediyelerin sokaklarda tüfeklerle, zehirli kıymalarla köpekleri öldürdüğü ve bunun yasal olduğu dönem. O yüzden 2004 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu köpeklerin yaşamı açısından çok önemli bir adımdı. Belediyelerin köpekleri öldürmesi yasaklanmıştı. Belediyeler artık köpekleri koruyacak, besleyecek, onlar için geçici bakımevi inşa edecek, kısaca daha önce yaptığının tam zıddını yapacak, onları yaşatacaktı. Bunun uygulaması tabii ki yazıldığı kadar kolay olmadı. Belediyeler kendilerine verilen görevleri, yükümlülükleri, sorumlulukları kötüye kullanmanın bir yolunu buldu. Kısırlaştırma, tedavi, aşı bahanesiyle topladığı köpekleri; ormanlara attı, bakımevine kapattı, gönüllülerin girmesine izin vermediği bakımevlerinde kapalı kapılar ardında öldürdü. Kanunun köpekler için bir hastane olarak kurguladığı geçici hayvan bakımevini ölüm kampına çevirdi. Bunu bu kadar rahat bir şekilde, çekinmeden yapabilmelerinin en önemli sebebi cezasızlıktı, yani kanunun bu fiilleri suç olarak tanımlamamış olmasıydı. Diğer yandan bu cezasızlık ortamı nedeniyle bireysel şiddet de artarak devam ediyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hikâyenin öbür tarafında da belediyeler, kendilerine yüklenen yükümlülüklerden mutlu değildi, hem köpekleri yaşatma fikrine alışamamıştı hem de hiçbir işlerine yaramayan bu hayvanlar için maddi kaynak ayırma fikri cazip gelmiyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uygulamanın her cephesinin kanundan kendince bir rahatsızlığı olunca, bu süreç bizi değişiklikler dönemine götürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Değişiklikler dönemini, detaylarda boğulmadan şu ifadelerle özetleyebiliriz:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvana şiddet suç olsun dedik; onlar, köpekleri toplayacağız dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, belediyelere yaptırım uygulansın dedik; onlar köpekleri öldürelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, av yasaklansın dedik; onlar köpekleri yok edelim dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz, hayvanat bahçeleri kapatılsın dedik; onlar sokakta köpek olmaz dediler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Argümanlar bu şekilde uzayıp gider. Nihayetinde biz kanun değişikliği tartışmasının kapsamını genişletmeye çalıştıkça, onlar konuyu köpeklere, köpekleri yok etmeye sıkıştırdılar. Çünkü diğer taleplerimiz onlara para kazandıran alanlardı, köpekler ise onlar için sadece maddi yüktü. Bu seviyede bir tartışma ortamından tabii ki bir kanun değişikliği sonucu çıkmadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çözümsüzlük hâli, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komsiyonu’nun kurulmasına vesile oldu. TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu, mecliste grubu olan beş partinin milletvekillerinin katılımıyla toplam 12 kişiden oluşuyordu. Kurulma amacı Türkiye genelinde hayvan hakları ihlallerini araştırmak ve çözüm önerilerinde bulunmaktı. Hayvan hakları mücadelesi için daha önce örneği olmayan, önemli bir adımdı. Beş partinin ortak iradesiyle oluşacak bir öneri raporunun olası bir kanun değişikliği için vazgeçilmez olacağını düşünüyorduk. O yüzden bu komisyonun oluşturacağı içerik çok önemliydi. Uzun süren ve birçok ilklerin yaşandığı komisyon görüşmeleri sonucunda, tüm isteklerimizi tam olarak karşılamayan ama yine de o güne kadar oluşturulmuş en iyi metin ortaya çıktı. Görüşmelerin yapıldığı süreçte; milletvekillerinden gelen “peki yediğimiz hayvanlar ne olacak?” sorusu, hayvan sömürüsü içermeyen ikramlar, mezbaha görüntülerinin izlenmesi, komisyonda yer alan milletvekillerinin hayatlarında ilk kez geçici hayvan bakımevi ziyareti yapması, fayton zulmünü yerinde incelemesi gibi ilkler yaşandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda özetle, isteklerimizi karşılayan, hayvana şiddet fiilleri için nitelikli, caydırıcı, faillerin fiilen cezaevine girmelerini sağlayacak hapis cezası yaptırımı; yunus parklarının iki sene içinde tamamen kapatılması; belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması; sokak hayvanlarının sokakta yaşamalarını güvence altına alan 6. maddeye dokunulmaması; yasaklı-tehlikeli köpek tanımının ortadan kalkması ve bu şekilde tanımlanan tüm köpeklerin yuvalanmalarının önünün açılması gibi öneriler vardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu rapor sayesinde kanun değişikliği için umutlanmıştık. Beş partinin bizzat kendi milletvekilleri aracılığıyla oluşturduğu bir rapordaki önerilerin çıkarılacak kanunda mutlaka yer alacağına inanıyorduk. Ancak; 14.07.2021 tarihinde yürürlüğe giren yeni kanun tam bir hayal kırıklığı oldu. Rapora imza atan milletvekilleri ve temsil ettikleri partiler, birkaç istisna dışında bizzat kendi önerdikleri ve altına imza attıkları önerileri unuttular, bambaşka göstermelik, aslında hiçbir şey değiştirmeyecek bir kanun ortaya çıkardılar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıdaki örneklerden ilerlersek, yeni kanunda; ne caydırıcı hapis cezası ne yunus parklarının kapatılması ne yasaklı-tehlikeli tanımının kaldırılması ve bakımevinde esir tutulan bu köpeklerin özgürlüklerine kavuşması ne de belediyelerin hayvanlarla ilgili görevlerinin net olarak tanımlanması var. Sadece 6. madde mevcut hâliyle duruyor gibi görünüyor ama yaptıkları yönetmelik atıflarıyla o konuyu da yönetmelikle uygulanamaz hâle getireceklerinin sinyalini vermişler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında sadece yaşam, adalet, özgürlük ve bunlara müdahale edenler cezaevine girsin istiyoruz. Oldukça basit, net ve haklı bir istek olmasına rağmen; amaçları yaşam ya da yaşatmak olmadığı için her şeyi olduğu gibi hayvanları da siyasi hesaplarına malzeme yaptılar. Mücadelemiz 2004 öncesinde kanunun olmadığı dönemde başlamıştı, eksikleriyle hayatımıza girip çıkan kanunlarla devam ediyor. Onlar siyasi, maddi hesaplar yapıyor; biz de yaşam, adalet, özgürlük hesabı yapıyoruz. Mutlaka biz kazanacağız.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/hayvan-haklari-mucadelesinin-kanun-degisiklikleri-donemi/">Hayvan Hakları Mücadelesinin Kanun Değişiklikleri Dönemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 07:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün siyasi parti görüşlerin hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları korumayı amaç edinen her çaba, uzun soluklu, çok katmanlı ve epey yorucudur. Bizler de Türkiye’de uzun soluklu, çok zahmetli böyle bir mücadele sonunda hayvanlar için “iyi olabilecek” gerçek bir kanun çıkartılabilmesine bir kez  daha çok yaklaştık. Yıllardır her defasında  son anda yapılan değişiklikler, sebepsiz ertelemeler yüzünden bu noktayı bir türlü aşamıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşamıyoruz, çünkü daha önceleri de benzer deneyimlerden geçerek geldiğimiz bu noktalarda siyasi, ekonomik, sosyal, politik, hatta adli engeller adeta üzerimize yağdırıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin biz yaşam hakkı savunucuları olarak her görüşten, toplumun her katmanından insanlar bir araya geldik ve yıllardır hem sosyal alanda, hem yasa yapım sürecinde Ankara’da TBMM&#8217;de soluksuz bir çalışma sürecine girdik. Her türlü farklılığımızın üzerinde yükselip tek şey istedik; “Hayvanları Korumak”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıkmadan usanmadan yollara düşüp kan ter içinde “hayvanların yaşama hakları” işkenceden, dayaktan, sömürüden kurtarılmaları için diller döktük, tonlarca sayfa belge sunduk. Yorulduk, yıprandık vazgeçmedik. Devlet  sisteminde süreklilik esastır ama, bizim görüştüğümüz insanları ikinci kez görebilme şansımız pek olamıyor. Kurumların başı, görevlendirilen kişiler sürekli değiştiğinden hep en baştan başlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vazgeçmiyoruz, hiç geçmedik, yine de geçmeyiz. Ama artık gerçekten medeni, adaletli, iyi bir hayvan hakları kanunu da çıkartılmak zorunda. Toplumun bu talebi daha ne kadar göz ardı edilebilir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanları ile ilgili olumlu bir aşama kaydederken, katil avcılar Mecliste kulise başlıyor mesela utanmadan. Yunus parklarındaki zulme dikkat çekmeyi başarıyorken, horoz dövüşçüleri kulise geliyor aynı Meclise. Ne kadar trajikomik değil mi? Keşke vekiller, yetkililer bu kişileri hiç dinlemese. Bu, eşitlik ve adalet değil çünkü. Başka konulara benzemiyor. Yaşam hakkından yana olanlarla karşı olanlar arasında ne olabilir ki “uzlaşalım”? Böyle bir uzlaşma yok ki. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde de kaygılarımız, umutlarımız, beklentilerimiz yine birbiriyle yarışıyor. İhlaller, işkenceler de hiç hız kesmeden sürüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve merak ediyoruz; bütün siyasi parti görüşleri hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği  halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarını savunmak siyasetler üstü bir konu olmakla beraber, siyasetin tam orta yerinde öylece bekletilmektedir. Herhangi bir gündem, hayvanları derhal ikinci üçüncü sıraya atabilmektedir. İşte biz bunu kabul etmiyoruz artık. Yaşama hakkı birincil önemdedir ve  aksi mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılın ilk ayının sonuna doğru çıkacağı söylenen Hayvan Hakları Kanunu için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, verilen sözlerin tutulması ve siyasetler üstü dediğimiz bu konuda siyasilerin etik çerçeveden çıkmadan harekete geçmesi gereklidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde bizlerin, çağdaş, adaletli, insanca yaşama haklarımızın da sınırına dayanan “hayvan hakkı ihlalleri”  toplumsal açıdan başka zeminlere de etki etmeye başlayacaktır, hatta başladı bile.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü sebepsizce “cezalandırılmayan” bir sürü tehlikeli katil, seri hayvan öldürücüler, irili ufaklı hayvana kötülükle yaşayıp gidenler var. Yıllardır sürüncemede bırakılan şu minicik yasamız “dev bir soruna dönüştürülüyor” belki de kasıtlı olarak. Uykusuz, manen çökmüş, moralsiz, ekonomik olarak artık yorulmuş pek çok insan da insanca yaşama haklarının örselendiğini yüksek sesle söylemeye başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa istenilen şey net; hayvanlara her türlü işkence, öldürme, tecavüz vb. kötülükleri engellemek devletin görevidir; bu aşağılık suçların failleri hürriyeti bağlayıcı ceza ile karşılanmalı ve sicillerinde bu suçlar hemen görünmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte tam da bunu bekleyen milyonlarca insan; bizler yani artık sınırlardayız. Mazeret üretilmesini değil, adaletli çözüm için adım atılmasını bekliyoruz. Sabırsızca.</span></p>
<p><b>Av. Hülya Yalçın </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları için Dayanışma: 45 Günde 1 Ton Mama </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/21/sokak-hayvanlari-icin-dayanisma-45-gunde-1-ton-mama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2020 08:53:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Gülüm]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52845</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs salgınının bütün Türkiye’ye yayılması sebebiyle sokakta mama ihtiyacının artması üzerine harekete geçen ve sokak hayvanları için “Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” kampanyasıyla, bir dayanışma başlatan profesyonel eğitim koçu Ali Gülüm, 45 günde 1 ton mama sağlamayı hedefliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/21/sokak-hayvanlari-icin-dayanisma-45-gunde-1-ton-mama/">Sokak Hayvanları için Dayanışma: 45 Günde 1 Ton Mama </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">eEvdekal günlerinin başlamasıyla birlikte sokak hayvanlarının mamaya erişimlerinde sıkıntı yaşandığına dikkat çeken Gülüm, “Türkiye’nin her yerinden aç kediler ve köpeklerle, kapalı restoranlar önünde bekleyen hayvanlarla ilgili paylaşımlar görmeye başladık. Biz ve hayvanlar eş zamanlı olarak bir zorluk yaşıyoruz. “Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” hem insanlara hem sokak hayvanlarına aynı anda hizmet edebilen bir fikir olarak ortaya çıktı” diyor. </span></p>
<blockquote><p>Biz ve hayvanlar eş zamanlı olarak bir zorluk yaşıyoruz. Aslında “Ne yapabiliriz?” sorusu böyle ortaya çıktı. Özetle, “Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” hem insanlara hem sokak hayvanlarına aynı anda hizmet edebilen bir fikir olarak ortaya çıktı.</p></blockquote>
<p><b>Ali Gülüm’ü biraz tanıyabilir miyiz? Neler Yapar? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-52846 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ali-gülüm-2-640x853.jpg" alt="Ali Gülüm" width="250" height="333" />Eğitmenim. Profesyonel koçum. İnsanlara ve kurumlara potansiyellerine ulaşmaları konusunda yardım etmek benim işim diyebilirim. Sosyoloji, Sosyal Antropoloji ve Turizm İşletmeciliği okudum. İstanbul Sosyoloji’de yüksek lisansımı yapıyorum, Anadolu Üniversitesi’nde Veteriner Teknikerliği okuyorum, ikisini de bu yıl bitirmeyi umuyorum. Öğrenmeye hem devam ediyorum hem de öğrenmeyi öğrenmek konusunda gönüllü eğitimler veriyorum. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Merkezi’nin bir yıldır sürdürdüğü Daha İyi Atölyeleri’nde gönüllü eğitmen olarak yer alıyorum. Yakın bir arkadaşımla beraber Hayati Mevzular isimli bir podcast kanalını sürdürüyoruz. Eşim Ceylân’la beraber uzun yıllardır sokak hayvanları ile ilgili kendi yaşadığımız çevrede besleme, tedavi ettirme, sahiplendirme gibi faaliyetleri olabildiğince sürdürmeye çalışıyoruz. Tüm bunları yaparken tanıştığımız altı kedimizle de birlikte yaşıyoruz.</span></p>
<p><b>“Biz ve Hayvanlar Eş Zamanlı Olarak Bir Zorluk Yaşıyoruz”</b></p>
<p><b>Sokak hayvanları için “Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” fikri nasıl ortaya çıktı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evdekal günlerinin başlamasıyla beraber benim ve Ceylân’ın, iki ayrı bölgede ilk fark ettiğimiz şey sokakta mama ihtiyacının bir anda artması oldu. Normal akışta sokak hayvanlarının beslenmesi için var olan bazı kaynakların ortadan kalktığını düşündük. Belki başka besleyenler artık bunu yapamıyor, oraya buraya konulan yemek artıkları olmuyor veya çöpler azalıyordu. Biz bunu düşünürken zaten sosyal medyada Türkiye’nin her yerinden aç kediler ve köpeklerle, kapalı restoranlar önünde bekleyen hayvanlarla ilgili paylaşımlar görmeye başladık. Yıllar içinde tanıştığımız ve zaman zaman birbirimize destek olduğumuz gruplardan ve bireylerden özellikle mama konusunda yardım talebi inanılmaz arttı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çektiğimiz <a href="https://www.instagram.com/p/B-9kkGpAJQo/">videoda</a> da</span><span style="font-weight: 400;"> söylediğim gibi biz ve hayvanlar eş zamanlı olarak bir zorluk yaşıyoruz. Aslında “Ne yapabiliriz?” sorusu böyle ortaya çıktı. Profesyonel <a href="http://bit.ly/kocluknedir" target="_blank" rel="noopener noreferrer">koçluk </a></span><span style="font-weight: 400;">bu dönemde insanlara fayda sağlayabilecek önemli bir araç, özellikle kafa karışıklıklarını netleştirme ve harekete geçme anlamında. Özetle, “Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” hem insanlara hem sokak hayvanlarına aynı anda hizmet edebilen bir fikir olarak ortaya çıktı. Kendi tarafımda da ikili bir fayda var, hem kendi sorumluluğum konusunda adım atmış oluyorum hem de koçluk bitmeyen bir yolculuk, yaptığım koçluk görüşmelerinde ben de insanlardan öğrenmeye devam ediyorum. </span></p>
<p><b>Online eğitimleriniz ne üzerine olacak ve nasıl bir yol haritası çizeceksiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52850 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-640x480.jpg" alt="" width="363" height="272" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi.jpg 1280w" sizes="(max-width: 363px) 100vw, 363px" />Videoyu hazırlarken aslında sadece profesyonel koçluk görüşmeleri olarak düşündük. Ancak kendi çalıştığım alanlardaki eğitim talepleri için de dönüştürmek mümkün. Oradaki alanlar; değişim yönetimi, liderlik, kültürel değişim, satış ve öğrenmeyi öğrenmek gibi konular olabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Profesyonel koçlukla ilgili süreci olabildiği kadar basitleştirmeye çalıştık. Bir<a href="http://bit.ly/aligulumtakvim" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> takvim</a> üzerinde</span><span style="font-weight: 400;"> Mayıs sonuna kadar rezervasyon blokları tanımladık. Oraya girmek, uygun rezervasyon saatini tıklayıp isim ve iletişim bilgileri girmek yeterli oluyor. Takvim aynı zamanda otomatik bir Google Hangouts bağlantısı yaratıyor. Görüşmeler bu program üzerinden yapılabiliyor veya alternatif olarak Facetime, Skype, Whatsapp da kullanabiliyoruz. Görüntülü görüşmek istemeyenler için sadece sesli görüşme de yapabiliyoruz, hatta bazen direk normal telefon hattı üzerinden de görüşme yapıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu koçluk görüşmelerindeki konu ise tamamen koçluk alan kişiye, danışana bağlı. Gerçekten bir sınır yok burada. Bu süreçte yaşananlarla baş etme ile ilgili konular olabileceği gibi, çeşitli istek ve kararlarla ilgili adım atmak da gündem olabilir.</span></p>
<p><b>Kampanyanızı başlattıktan nasıl bir dönüş aldınız? Kimler size ulaştı? Sivil toplum tarafında ve belediyeler iş birliği yapmak istedi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çektiğimiz videoyu <a href="https://twitter.com/ali_gulum">benim</a> ve Ceylân’ın yönettiği <a href="https://www.instagram.com/the_gang_of_six_cats/">sosyal medya hesaplarından</a> paylaştık.</span><span style="font-weight: 400;"> Çok sayıda insandan geri bildirim aldık, paylaştılar, bize yazdılar. Bir kısmı doğrudan harekete geçip randevu oluşturdu. Videoyu yayınladıktan üç gün sonra 1 ton mama hedefinin 221 kilogramına ulaşmıştık, bunun 130 kilogramını dağıtmıştık bile. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum tarafında ise İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Projesi Gönüllü Akademisi destek oldu. İletişimde olduğumuz sokak hayvanları ile ilgili çalışan pek çok gönüllü grup ve birey de projenin duyurulması için destek oldu. Belediyelerden de henüz herhangi bir dönüş olmadı. </span></p>
<h4>“Var Olan Seslere Minik Bir Ses Ekliyoruz”</h4>
<p><b>Bu kampanyanın sonunda sokak hayvanlarına nasıl bir katkı sağlayacağınızı düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1 ton mama büyük bir rakam gibi görünse de ihtiyaçla karşılaştırıldığında çok yetersiz. Ancak şu bağlamda anlamlı, yeni çözümler bulunana veya karantina günleri bitene kadar önemli sayıda hayvan için beslenme şansı yaratmayı umuyoruz. Dağıtım yaparken de olabildiğince çok, kişi ve kurumdan yardım alıyoruz, böylece daha çok hayvana ulaşmaya çalışıyoruz. Bu da acil ihtiyaç konusunda biraz zaman kazandırıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu projenin, elbette farkındalığı artırmaya yönelik bir etkisi de olacaktır. Onun dışında “Bir şey yapmak mümkün, çaresiz değiliz.” noktasında da var olan seslere minik bir ses ekliyoruz diye düşünüyorum. </span></p>
<p><b>“Mama Karşılığı Profesyonel Koçluk” kampanyasıyla nasıl bir farkındalık yaratmayı hedefliyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kampanya ile “Bir şey yapmak mümkün” inancını artırmaya çalışıyoruz. Çözüm her zaman mümkün ve her birimiz çözüm konusunda bir şeyler yapabiliriz. Bunu ancak birlikte yaratarak ve birlikte üreterek yapabiliyoruz. Bu fikir belki benim fikrimmiş gibi başladı, sonra Ceylân’la benim projemmiş gibi oldu. Bugün geldiğimiz noktada bu küçük proje on binlerce insanın ortak projesi haline geldi. Projeyi duyurmak için çaba gösterenler, katılanlar, elde edilen mamayı sokak hayvanları ile buluşturanlar, herkes paydaş. Katkıda bulunan herkesin projesinde, biz de artık kendi rolümüzü sürdürüyoruz, benim için o profesyonel koçluk yapmak, Ceylân için duyurmaya devam etmek ve dağıtıma katkıda bulunmak gibi. </span></p>
<p><b>Mamalar size nasıl ulaşacak ve dağıtımını nasıl yapacaksınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52851 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-evi-640x853.jpg" alt="" width="292" height="389" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-evi-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/kedi-evi.jpg 900w" sizes="(max-width: 292px) 100vw, 292px" />Olabildiği kadar hızlı olmak gerektiği için, danışan için mümkün olduğu durumda danışana mama gönderebileceği gönüllülerin adreslerini veriyoruz. Doğrudan o adrese gönderilebiliyor. Bir de kumbara mama sistemleri var, bazı gönüllülere o sistemler üzerinden sipariş vermeye aracı oluyoruz. Bunlar mümkün olamıyorsa son çare mamanın bize gelmesi, bize gelenleri de yakın çevredeki gönüllülere ulaştırıyoruz ve bir kısmını kendimiz dağıtıyoruz. </span></p>
<p><b>Bir hayvan sever olarak, Türkiye&#8217;deki hayvan hakları ve hayvan hak ihlalleri konusunda ne düşünüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca cevaplaması çok ama çok zor bir soru. O kadar çok boyutu var ki. Bir kere sadece sokak hayvanları ile ilgili, kedi ve köpeklerle ilgili bir durum varmış gibi algılanıyor. Hatta böyle söyleyince burada konuştuğumuz proje bile kedi ve köpeklere odaklanmış durumda. Çiftlik hayvanları, yük hayvanları, deney hayvanları, hayvanat bahçeleri, hayvanların inatla ve ısrarla kullanılmaya devam edildiği “gösteri” (neyin gösterisiyse) merkezleri, pet shoplardaki ve tüm o pet üretim ve satış sürecindeki eziyetler, hayvan dövüştürenler ve hatta pet kategorisinde evlerde “beslenen” pek çok hayvanla ilgili ihlal edilen pek çok haktan bahsetmek mümkün maalesef. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak ihlallerinin büyük bir kısmı da az görünen ya da görülmek istenmeyen diğer tarafta oluyor. Bugün yaşanan salgın da dahil olmak üzere, dünyada insanların en sık öldüğü hastalıkların çok büyük bir kısmı, hadi abartılmış diyeyim, abartılmış hayvansal beslenme kaynaklı. Bence böyle bir ihtiyacı hiç yok insanların. Bu abartılmış hayvansal gıda tüketimi, ilk önce tüketene sonra doğaya ve çevreye ve dolayısıyla hepimize büyük zararlar veriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine de farkındalık artıyor, ilgilisine belki çok çok yavaş artıyor ama artıyor. Daha fazla sayıda gönüllü daha fazla alanda çalışma yapıyor. Biz görür müyüz bilemiyorum ancak gelecekte ben hayvan sömürüsünün tamamen biteceğini, hatta dünyanın sürdürülebilirliği için bitmek zorunda olduğunu düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Sokak hayvanlarına karşı yapılan hak ihlallerinin önüne geçilmesi için ne tür önlemler alınmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurumlar tarafında çok ciddi ve çok acil olarak şeffaflık ve hesap verebilirlik ihtiyacı var. Belediyelerin önemli bir kısmı maalesef sadece artan farkındalıktan nemalanmak üzere göstermelik faaliyetler yapıyor. Mesela bir fotoğrafı altındaki “bugün besleme yaptık notuyla paylaşıyorlar. Pek çok insan da “like” ediyor. Oysa aynı belediyenin barınağında hayvanlara kötü davranıldığı olabiliyor, aynı belediye şikayet var diye mevcut yasaya aykırı olarak ve suç işleyerek hayvanları ormana atabiliyor ve bunu saklamaya gerek görmüyor. Ben o kurumun sokak hayvanları için ne kadar bütçe ayırdığını, nasıl bir faaliyet yürüttüğünü bilmek istiyorum. Bununla birlikte ne tür tedavi olanakları olduğunu, kısırlaştırma programlarını ve hayvan haklarına dair ne tür planlama yaptıklarını bilmek istiyorum. Aynı zamanda belediye sorumluluğundaki hak ihlalleriyle ilgili ne gibi tedbir aldıklarını, hangi kurumlarla nasıl işbirliklerine gittiklerini vb şeyleri bilmek istiyorum ve hatta bir vatandaş olarak talep ediyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanları ile ilgili atlanan çok önemli bir nokta ise bu hayvanların önemli bir bölümünün ezelden beri sokakta olmadığı, satın alınıp sonra bin bir türlü bahane ile sokağa atılan hayvanlardan oluştuğu. Üretim ve satışın engellenmesi, en azından sınırlandırılması ve mutlaka çip ile takip edilmesi gerekiyor. Sokağa hayvan atmak ya da barınağa bırakmak bu kadar kolay olmamalı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum tarafında da çok şey var ama bir tanesi kesinlikle çok önemli ve acil. Sokak hayvanları ile ilgili çalışan birey veya kurum herkes için ortak payda olan sokak hayvanlarını merkeze alıp birbirleri ile kavga etmeye son vermenin bir yolunu bulmaları gerekiyor. Bu kavga ve didişmeler o kadar çok enerji kaybına sebep oluyor ki, toplamda ortak amaç zarar görüyor. Mesela buradaki enerji kurumları sosyal olarak takip etmeye ve hesap sormaya odaklansa o kadar hızlı yol alınabilir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/21/sokak-hayvanlari-icin-dayanisma-45-gunde-1-ton-mama/">Sokak Hayvanları için Dayanışma: 45 Günde 1 Ton Mama </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları İçin Yola Çıkan Kitap Koala 2 Yaşında…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/sokak-hayvanlari-icin-yola-cikan-kitap-koala-2-yasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Dec 2019 07:48:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[kitap evi]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap Koala]]></category>
		<category><![CDATA[Selinay Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46017</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci yaşına girmeyen hazırlan Kitap Koala; hayvanları odağına alan sosyal bir girişim. Hem finansmanı hem de yaptıklarıyla fayda sağlayan Kitap Koala’nın çıkış öyküsünü ve çalışma yöntemlerini konuştuğumuz Selinay Şahin, “Amacınız sosyal faydaysa ucu bucağı yok. Biz hayvanları seçtik… Başka bir şirket kurulsun ve başka bir sosyal yaraya fayda sağlasın. Herkes sosyal bir yaranın ucundan tutsun.” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/sokak-hayvanlari-icin-yola-cikan-kitap-koala-2-yasinda/">Sokak Hayvanları İçin Yola Çıkan Kitap Koala 2 Yaşında…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="Sokak Hayvanları İçin Yola Çıkan Kitap Koala 2 Yaşında" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/rTmUWjR5Tjw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><strong>Öncelikle çıkış öykünüzden başlayalım.</strong></p>
<p>Kitap Koala çocukça bir hayalden yola çıkan, sokakta acı çeken hayvanların acılarını dindirmek için kurulan bir şirket… ‘Bu hayvanların yaralarını nasıl sarabiliriz, onlara nasıl yardım edebiliriz ve bunu nasıl sürdürülebilir kılarız’ fikriyle ortaya çıkmış bir kitap satış sitesi. 2018 başında kurulduk, bütün kârımızı tamamen sokak hayvanlarının tedavilerini finanse etmek için kullanıyoruz. Gönüllülerimiz buluyor şimdilik hayvanları. Kitap satışından elde edilen geliri, yaralı hayvanların ya da hasta hayvanların tedavilerini finanse etmek için kullanıyoruz.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kitap Koala ismi nasıl seçildi?</strong></p>
<p>Kurucu kadromuz isim ararken bir hayvan ismi olmasını istemişler. Çünkü kendisini hayvanlara adayan bir şirket bu, hayvan ismi olsun&#8230; Sonrasında bir kelime oyunu ile Kitap Koala, kitap kovalamak gibi bir isim ortaya çıkmış. Koalanın hayvan olarak bizim amacımıza ve felsefemize hizmet eden bir tarafı var. Koala çok sarılan bir hayvan. Sarılmak; doğaya sarılmak, hayvana sarılmak&#8230; Bu temayla beraber Kitap Koala hem bizim hayalimizle örtüşmüş oldu hem de çok tatlı ve güzel bir isim oldu.</p>
<p><strong>Kitap Koala’yı nasıl tanımlarız bir sosyal girişim diyebilir miyiz?</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46018 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/kitapkoala-123-320x240.jpg" alt="" width="320" height="240" /></strong>Yaralı ve hasta hayvanların acılarını dindirmek… Temamız ve çalışma amacımız bu, bütün fikirler de bunun üzerine evriliyor. Bu fikir ortaya çıkıyor fakat bu finansmanı sürdürülebilir kılmamız lazım ve bağış bunun için sürdürülebilir kaynak değil. Bu sene aldığınız bağışı seneye alamayabiliyorsunuz. Dolayısıyla bu kaynağı sürdürülebilir kılmak için aslında sosyal girişim yoluna bir şekilde adadık kendimizi. Bu aslında yurt dışında çokça örneğini gördüğümüz Bicorrk modelinin Türkiye&#8217;deki ilk örneklerinden biri. Kitap satıyoruz, bir hizmet veriyoruz ve gelir elde ediyoruz. Bununla hayalimizi finanse etmiş oluyoruz.</p>
<p><strong>Yola çıkarken belirlediğiniz temel prensipler var mı yani olmazsa olmaz dedikleriniz?</strong></p>
<p>Sosyal girişimde birinci amacımız sürdürülebilirlik. Bu kaynak ne olursa olsun kesilmemeli. Çünkü biz bu hayali bizden sonra da, şimdi kurulan kadrodan sonra da devam etmesini istiyoruz. İlk amacımız sürdürülebilir olmak. İyi hizmet vermek. Hizmet kaliteniz yoksa yoksunuz, hikayeniz ne olursa olsun. Müşterilerimize inanılmaz değer veriyoruz. Bir diğeri de güvenilir olmak, bu da şeffaflıkla oluyor. Biz mali tablolarımızı her ay paylaşıyoruz. Ne geldi ne gitti, ne kadar hayvanın tedavisini finanse ettik. Bunları paylaşıyoruz. 2 projemiz daha var. Askıda kitap ve askıda mama olarak. Hangi okullara askıda kitap gönderdik, hangi barınaklara askıda mama gönderdik gibi şeffaf bir şekilde ilerliyoruz. Bu da bizim için çok önemli. Yani 3 tane kriterimiz var. Sürdürülebilir olmak, şeffaf olmak ve çok iyi hizmet vermek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Askıda mama ve kitap uygulamalarınız nasıl gerçekleşiyor? </strong></p>
<p>Biz bağış kabul etmiyoruz diye yola çıktık çünkü sosyal girişimiz. Hizmet veriyoruz, kârımızı elde ediyoruz, hayalimizi gerçekleştiriyoruz. Fakat ilk zamanlar çok fazla bağış talebi aldık. ‘Kitap almak istemiyorum, şu kadar parayı vermek istiyorum’, ‘hikayeniz çok güzel kabul eder misiniz?’ Hayır etmeyiz. Hatta Umut Bey&#8217;in bir lafı var: &#8220;Aslında bağış kabul etmediğimiz için belki de bize bu kadar güveniyorsunuz&#8221; dedik gönüllülerimize. Sonra ne kadar fazla bağış talebini reddettiğimizi fark ettik. Sonra dedik ki: Evet biz bağış almayalım, bağış kabul etmeyelim ama sizin bağış yapmak istediğiniz parayı bir fonda toplayalım. Bu da aynı fırınlardaki askıda ekmek gibi askıda kitap olsun. Ve okullara çağrı yaptık, kütüphane ihtiyacınız varsa, bize başvurun biz  de askıda kitap adı altında 20 liralık bir ürün oluşturduk. Bunu sepete ekleyebiliyorlar. Kitaplarını alıyorlar bir de askıda kitap ekliyorlar. Onların aldığı askıda kitaplar bakiye olarak birikiyor bizde. Sonra okullardan başvuru alıyoruz, onlara 1000’er liralık, 500’er liralık koliler gönderiyoruz. Bu güne kadar 65 bin lira civarı askıda kitap gönderimi yaptık. Hayvanlar için askıda mama yapalım, Askıda Mama diye bir ürün koyduk ve onun bakiyelerini biriktirmeye başladık. Besleme noktaları, ihtiyacı olan barınaklara mama gönderimi yapıyoruz.</p>
<p><strong>Hedeflerinizde neler var?</strong></p>
<p>Kitap Koala&#8217;nın planı her zaman bütün karını sokak hayvanlarına ayırmak. Büyümek ve sokak hayvanlarına ayırmaya yönelik. Şu an ancak gönüllülerimiz üzerinden hayvan tedavilerini finanse ediyoruz fakat sonraki planlarımız bir klinik açmak, bir barınak açmak. Çünkü büyüyen şirketlere baktığınızda aslında hem büyümenin hem de kârın ucunun bucağının olmadığını görüyorsunuz. Kitap siteleri Türkiye&#8217;de milyonlarca lira kâr ediyorlar ve bu milyonlarca liranın bir sosyal faydaya ayrıldığını düşünürsek inanılmaz bir kaynak. Bu gün sadece veterinerler kanalıyla hayvan dostlarımızı tedavi ettiriyoruz, yarın kendi kliniğimizi kuracağız. Klinikten sonra elimizde kâr kaldığında barınağımızı kuracağız. Protez merkezi açacağız. Kafa böyle faydaya çalışınca sürekli&#8230; Parayı yeter ki faydaya ayırmaya çalışın. Bir şekilde zaten geliyor fikirler.</p>
<p><strong>Bir de kitap kafe çalışması var değil mi?</strong></p>
<p>Bir kitap evi kurmaya verdik, ofisimizin aşağısında bir dükkan boşaldı. 700 metre karelik şahane kitap evi olabilecek bir yer. Ne yapsak, ne etsek burada kitap evi mi açsak derken karar verdik, orayı tuttuk ve şu an tadilatta. Bir iki ay içerisinde, çok yakında Kitap Koala Nişantaşı’nda kitap evini açıyor.</p>
<p><strong>Son olarak Kitap Koala ikinci yılına girerken neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p>Amacınız sosyal faydaysa ucu bucağı yok. Biz hayvanları seçtik.  Ve bunun için Türkiye&#8217;de öncü olacağımıza inanıyoruz. Başka bir şirket kurulsun ve başka bir sosyal yaraya fayda sağlasın. Şiddet gören kadınlar için bir sosyal girişim kurulsun, çocuklar için, mülteciler için sosyal girişimler kurulsun. Biz hayvan dostlarımıza yardım etmeyi seçtik. Ama inanın fayda yaratmak isteyince ucu bucağı yok. Bakın yolculuğumuzda öğrencilerle, çocuklarla bile temas etme, onlara kitap yardımı yapma imkanımız oldu. O yüzden bu bir çağrı gibi olsun. Kâr eden şirketler, başka şirketler kursunlar kendi bünyelerinde ve sonra onları özgür bıraksınlar, onlar kendilerini döndürsünler.  Herkes sosyal bir yaranın ucundan tutsun.</p>
<p><iframe loading="lazy" title="Sokak Hayvanları İçin Yola Çıkan Kitap Koala 2 Yaşında… by Sivil Sayfalar" width="500" height="400" scrolling="no" frameborder="no" src="https://w.soundcloud.com/player/?visual=true&#038;url=https%3A%2F%2Fapi.soundcloud.com%2Ftracks%2F731281594&#038;show_artwork=true&#038;maxheight=750&#038;maxwidth=500"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/20/sokak-hayvanlari-icin-yola-cikan-kitap-koala-2-yasinda/">Sokak Hayvanları İçin Yola Çıkan Kitap Koala 2 Yaşında…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizimkisi Bir Linç Hikâyesi: Türkiye!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/09/bizimkisi-bir-linc-hikayesi-turkiye/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/09/bizimkisi-bir-linc-hikayesi-turkiye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jan 2019 07:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[linç]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34080</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayseri’nin Hacılar ilçesinde bir çocuğun, sokak köpeklerinin saldırısı sonucunda yaşamını yitirdiği iddiası ve bu ölümle ilgili gelişmeler, günlerdir basında geniş yer buluyor. Çocuğun ölüm haberinden bu yana, basında ve sosyal medyada olayın üzerine çokça haber ve yorum yapıldı. Alışık olduğumuz o linç kültürü, hemen yine hortladı. Kayserililer sokak köpeklerini, hayvanseverler Kayserilileri, sonra Kayserililer hayvanseverleri ağızlarıyla, klavyeleriyle linç ettiler. Ben de “Bizimkisi bir aşk hikâyesi” şarkısından yola çıkarak, yazımın başlığını belirledim: Bizimkisi bir linç hikâyesi… Ne de olsa Türkiye linci çok seviyor!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/09/bizimkisi-bir-linc-hikayesi-turkiye/">Bizimkisi Bir Linç Hikâyesi: Türkiye!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">4 Ocak’ta, Kayseri Hacılar’da, lise öğrencisi bir çocuğun cansız bedenine ulaşıldı. Basında çıkan haberlerde, çocuğun sokak köpeklerinin saldırısı neticesinde yaşamını yitirdiği aktarıldı. Haberin yayınlanması ile ardı arkası kesilmeyen nefret söylemleri tüm ülkeye yayıldı. Sosyal medyanın sağladığı o büyük “ifade özgürlüğü”nün rahatlığıyla herkes birbirine nefret kustu, birbirini linç etti. Herkes birer etolog, birer anatomi uzmanı, birer kriminolog oldu; analizlerin ardı arkası kesilmedi. Halbuki bir çocuk yaşamını yitirmiş, Kayseri’de yaşayan tüm sokak köpeklerinin ise hayatları tehlikedeydi. </span></p>
<p><b>Kimler kimleri linç etti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Linç kampanyasını medya başlattı… Medya, çocuğun sokak köpeklerinin saldırısı sonucunda öldüğüne dair haberleri, “sokak köpeği dehşeti”, “kâtil köpekler”, “köpek çetesi, çocuk öldürdü” başlıkları ile verince Kayseri’de ilk olarak sokak köpekleri lince maruz kaldı. Sokak köpekleri, sokaklardan, bahçelerden küreklerle, sopalarla kovalanarak feci şekillerde, işkence ile toplandılar. Nereden sızdırıldığı belli olmayan, çocuğun kanlar içinde, parçalanmış bedeninin fotoğrafı sosyal medyaya düştü. Bunun üzerine binlerce hayvansever, çocuğun köpeklerce o</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">hâle getirilmiş olamayacağını savunarak Kayserililer’i linç etmeye başladılar; kendilerince hakaret olan kelimeleri Kayserililer için sarf ettiler. Çocuğun cenazesinde hayvan hakları, hayvana şefkate değinen bir vaaz veren imam ise yaşamını yitiren çocuğun yakınları tarafından neredeyse linç ediliyordu. Cenaze çıkışında belediye ekipleri, polis eşliğinde Hacılar Hayvan Hakları Derneği’nin koruması altında olan köpekleri toplamaya gitti; maksat belliydi, yöre halkının tansiyonunu düşürmek… Tüm bunlar yetmemiş olacak ki Hacılar halkından galeyana gelen insanlar, Hacılar Hayvan Hakları Derneği’nin başkanı olan kadının evinin önünde toplandılar; dışarıdan intikam naraları yükseliyordu. Can güvenliği kalmayan dernek başkanı kadın, polisler eşliğinde karakola götürüldü. Bunun üzerinden çok geçmedi, dernek başkanı olan kadın ve himayesindeki köpekler, medya tarafından hemen “suçlu” ilân edildi. Hatta aşağıdaki gibi başlıklar atıldı, görseller kullanıldı:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-34081" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/2019-01-09_1021.png" alt="" width="610" height="308" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuğun nasıl öldüğüne tanık olmayan medya, kâtili bulmuştu: Hayvan hakları derneği başkanının baktığı köpek… Medya, linç hikâyelerinde, nefret suçlarında her zaman ana aktörlerden biri oldu Türkiye’de. Tıpkı 1955’te yaşadığımız, Türkiye’nin yakın tarihinde bir utanç lekesi olan, başta Rumlar olmak üzere Türkiye’de Müslüman olmayan kadim topluluklara yönelik tezgahlanan 6-7 Eylül olaylarında olduğu gibi… Medyanın, Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalandığını duyuran haberleri üzerine başlayan İstanbul Pogromu, Türkiye için bir utanç olayı; Müslüman olmayanlar için de bir kâbus, hâlâ atlatılamayan bir travma… </span></p>
<p><b>Sokak hayvanları, linç kültürüne nasıl dâhil edildi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşanan linçleri, organize nefret eylemlerini düşündüğümde, her zaman bir şey dikkatimi çekiyor: Birbirimizi tanımama, tanıyamama, tanışamama ve birbirimizden korkma hâli&#8230; Aynı toplumda yaşıyoruz ama çocukluktan beri belli hikâyeler, şehir efsaneleri duyuyoruz; bu hikâyeler ile yetiştiriliyoruz. Sokak köpekleri de Türkiye toplumunun tanımadığı, aile ve devlet </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">öğretileri nedeniyle tanıyamadığı ve korktuğu gruplardan birisi. Ailenin çocuğa, sokak hayvanları için empoze ettiği “pis”, “mikroplu” sıfatları, Türk sinemasındaki “Kuduz” filmi, kuduz içerikli filmler ve devletin sokak hayvanlarını birer “hastalık odağı” ve “kent zararlısı” olarak halka tanıtması ile sokak hayvanları her devrin istenmeyenleri oldu. Onlar bizimle yaşamaya çok iyi adapte oldular ama biz 500 yıldır birlikte yaşamamıza rağmen, özellikle yakın tarihimizde, sokak hayvanlarıyla yaşamaya bir türlü alışamadık. Bu beceriksizliğimiz, önyargılarımız da her zaman, sokak hayvanlarının başına bela açtı: Toplatıldılar, zehirlendiler, katledildiler, sürgün edildiler, tecrit edildiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kayseri’ye dönecek olursak, yaşanan bu acı olay üzerine, Kayseri’de sokak köpekleri son derece ilkel koşullarda, işkence ile toplatılmaya devam ediyor. Toplatılan köpeklerin çoğu, iki yıl önce yüzlerce köpeğin, kalplerine kimyasal maddeler enjekte edilerek öldürüldüğü Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Molu’daki toplama kampına kapatılıyor&#8230; Çocuklarını kaybeden aile psikolojik olarak çökmüş durumda&#8230; Kayserililerin büyük bir çoğunluğu, yaşanan acı olaydan, çocuğun ölümünden sokak köpeklerini sorumlu tutuyor&#8230; Ve tabii ki sosyal medya, Türkiyeliler bu olay üzerinden birbirine nefret kusmaya, küfretmeye devam ediyor. Yaşadığımız bu elim olaya zemin hazırlayanlar, yani belediye yöneticileri nerede peki? Onlar, her zaman olduğu gibi, beylik cümleler kuruyorlar ve bu elim olayın toplum tarafından unutulmasını bekliyorlar tabii ki.</span></p>
<p><b>Sokak köpekleri oraya gökten zembille inmedi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her zaman olduğu gibi, sokak köpekleri “günah keçisi” ilân edildi. Çocuğun ölümüne sokak köpeklerinin yol açtığı iddiaları üzerinden düşünürsek, o köpeklerin nereden geldikleri, kimler tarafından o bölgeye terk edildikleri, o bölgenin ne zaman ve nasıl âdeta bir köpek yığınağı hâline getirildiğini de sorgulamamız gerekiyor. Sokak köpekleri oraya gökten zembille inmedi! Tüm bunları düşünmemek, yani sokak köpeklerine “katil” demek, onları “günah keçisi” ilân etmek kolaya kaçmanın da ötesinde, canından olan gencecik çocuğa saygısızlık!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu, tam 15 senedir Türkiye’de yürürlükte. Bu kanunda, belediyelerin sokak hayvanlarına ne şekilde muamele ve müdahale edeceği belirtilmiş durumda. Ama belediyelerin neredeyse tamamı, kanunu uygulamıyor. Kayseri Hacılar’da olduğu gibi, belediyeler, kanunun gereklerini uygulamak yerine, sokak hayvanlarını toplayarak diğer belediyelerin sınırları içerisine terk ediyor; terk etmek fiili yetersiz kalır, inşaat molozu gibi yığıp kaçıyor. Terk etmekle kalmıyorlar, topluca öldürüyorlar da! Bunun emrini veren kamu görevlisine ne soruşturma ne de ceza uygulanıyor. Halkı, sokak hayvanlarıyla birlikte yaşam konusunda eğitmekle sorumlu olan kurumlar da belediyeler. Peki, böyle bir şey yapılıyor mu ülkemizde? Bu da yok… Mevzuatta belediyelere verilen görevlerin hiçbirisi yerine getirilmiyor. Böylesine büyük bir görev ihmali varken, sokak köpeklerine faturayı kesmek hiç hakkaniyetli değil, kimse kusura bakmasın!</span></p>
<p><b>Köpekten kâtil olmaz, insandan olur</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğer o gencecik çocuk, köpek saldırısı nedeniyle yaşamını yitirmiş ise bu olayın asıl sorumluları, Hacılar Belediyesi ve Kayseri Büyükşehir Belediyesi’dir. Hacılar’da, Hayvanları Koruma Kanunu’nun belediyelere yüklediği görevler yerine getirilmemiş, ciddi bir görev ihmali yaşanmış ve bir çocuk, bu görev ihmallerinin oluşturduğu koşullar altında hayatını kaybetmiştir. Kimse boşuna uğraşmasın; köpekten kâtil olmaz, insandan kâtil olur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merak ediyorum, köpekleri “günah keçisi” yapıp, kâtil ilan edip direkt cezalandırırken, olayın asıl sorumluları yargılanacak mı, cezalandırılacak mı? Devlet, “olayın bütün sorumluları cezalandırılacak” dese de aynı devlet, olayda sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmasına izin vermeyecektir. Keşke bu olayda devlet, bizi utandırsa ve sorumlu kamu görevlilerinin yargılanması için soruşturma izni verse…</span></p>
<p><b>Geldiğimiz noktadan memnun muyuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle bir noktaya geldik ki sokak köpeklerini kâtil ilân edebiliyoruz, birbirimizin acılarını önemsemiyoruz, her konuda gevrek gevrek konuşup birbirimize ağız dolusu küfürler boca edebiliyoruz. Her duyduğumuza inanıyoruz; duyduğumuzun, gördüğümüzün gerçekliğini teyit etmeden en kirli cümlelerimizle ortalığa dökülüyor, en kanlı silahlarımızla birbirimize saldırıyor, birbirimizi linç ediyoruz. Aslında tüm bunlar cinnet toplumunun karakteristik özellikleri… Bireylerin birbirlerini tanımadığı, tanıyamadığı ve birbirleri ile tanışamadığı toplumlarda her zaman nefret suçları ve cinayetleri artış gösterir. Bunlar Türkiye toplumu açısından bir önem arz etmeyebilir ama yetkililerce “münferit” olarak tanımlanan bu vakalar, belli bir süreden sonra öyle bir cinnet hâli alır ki toplumsal çöküntü ve iç savaşı beraberinde getirir. Ben, yaşadığım ülkede bunların yaşanmasını, bunlara tanık olmak kesinlikle istemiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanları da toplumumuzun unsurlarından bir tanesi. Ve onlara yönelen şiddetin, bize bazı toplumsal bulguları işaret ettiğini düşünüyorum şahsen. Bu toplumsal bulguları analiz etmemeye devam edip önlem almazsak yarın çok geç olabilir. Linç kültürü üzerine düşünmenin ve önlem almanın zamanı geldi de geçiyor bile&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/09/bizimkisi-bir-linc-hikayesi-turkiye/">Bizimkisi Bir Linç Hikâyesi: Türkiye!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/09/bizimkisi-bir-linc-hikayesi-turkiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 10:20:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevim Arkan]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32987</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bartın’da bir hayvan hakları aktivisti, sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek amacıyla 4 gündür açlık grevi yapıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/">Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hayvan hakları savunucusu Sevim Arkan (45), İnkumu tatil beldesi mevkindeki şehir çöplüğünde, hayvan hakları için açlık grevi başlattı.</p>
<p>Sosyal medya hesabından, “Ben her zaman adıma layık yaşadım. Ölmek için değil, yaşatmak için grevdeyim.” paylaşımında bulunan Arkan, gazetecilere yaptığı açıklamada, grevin 4. gününde olduğunu söyledi.</p>
<p>Sokak hayvanlarına yönelik şiddete tepki göstermek ve bazı yasaların çıkarılması için geçen yıl da açlık grevi yaptıklarını hatırlatan Arkan, “Hayvanlara yapılan tecavüze, şiddete ceza gelmesini istedik. Fakat geçen sene verilen sözler maalesef tutulmadı. Bize açlık grevini bıraktırdılar.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bu sefer sonuna kadar gideceğim”</strong></p>
<p>Son zamanlarda hayvanlara yönelik şiddetin arttığını belirten Arkan, şunları kaydetti:</p>
<p>“Şiddete, tecavüze ağır cezalar gelmesini istiyoruz. Şiddet yapan kişilere sadece para cezası verilmesin, hapis cezası da verilsin. Sokakta mağdur olan bir sürü can var. Belediyelerin de bu konuya el atmasını istiyoruz. Gönüllülerle, derneklerle bir olup bu yasanın görüşülmesi gerekir. Yasa çıkacaksa eğer bunu herkesin bilmesi gerekir. Ben burada 400 cana bakıyorum. Sokakta ve çöplerin içinden topladım. Bu sefer sonuna kadar gideceğim. Verilen sözler tutulmuyorsa da bir Sevim gidecek diye düşünüyorum. Duyarlılığa çağırıyorum herkesi. Bu canları rahat yaşatmanın çözümü bulunsun artık, çok yoruldum.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Haber</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/sokak-hayvanlarina-yonelik-siddete-karsi-aclik-grevine-basladi/">Sokak Hayvanlarına Yönelik Şiddete Karşı Açlık Grevine Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sokak Hayvanları İçin Bu Pazar Kadıköy&#8217;e!..</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/23/sokak-hayvanlari-icin-bu-pazar-kadikoye/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/23/sokak-hayvanlari-icin-bu-pazar-kadikoye/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Nov 2018 07:26:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[hayvanları koruma kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[katliam yasa tasarısı]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32657</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvanları Koruma Kanunu'nun değiştirileceği sözü, 2011'de dönemin başbakanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verilmişti. Aradan tam üç yasama dönemi geçti; sanırım bu kez yasa değişikliği konusunda sona geldik. Her yasama döneminde kanunun değiştirileceği söylendi ancak değişmeyen tek niyet vardı: Sokak hayvanlarının toplatılması... Ak Parti, yerel seçimlerden önce, herkesin merak ettiği yasa teklifini kanunlaştıracağını açıkladı. Topun ağzında ise yine sokak hayvanları var! Hayvan hakları savunucuları, yasa değişikliği ile sokak hayvanlarının toplatılmaması için bu Pazar (25 Kasım), herkesi Kadıköy'e çağırıyor!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/23/sokak-hayvanlari-icin-bu-pazar-kadikoye/">Sokak Hayvanları İçin Bu Pazar Kadıköy&#8217;e!..</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2004&#8217;te yasalaşan Hayvanları Koruma Kanunu, 14 senelik bir sürenin sonunda ilk kez değiştirilecek. İlgili bakanlıklarda, Cumhurbaşkanlığı&#8217;nda ve parlamentoda, bu konuda yoğun bir mesai var. Bürokrasi, yasama ve yürütmede olduğu gibi, sivil toplumda da yoğun bir mesai söz konusu&#8230; Bu konudaki yasama sürecini takip etmek için oluşturulan ve bünyesinde 350&#8217;ye yakın STK&#8217;yi  barındıran </span><b>Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu</b><span style="font-weight: 400;">, yakında son hâli verileceği açıklanan yasa teklifinin, STK&#8217;lerin görüşleri doğrultusunda, hayvanların lehine sonuçlanacak şekilde düzenlenmesi için var gücüyle görüşme ve çalışmalarını sürdürüyor.</span></p>
<p><b>Yasa değişikliği süreci nasıl gelişti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ak Parti, mevcut kanunu değiştirmek için 2012 senesinde bir kanun tasarısı hazırlamış ve sokak hayvanlarının “doğal yaşam parkı” adı verilen devasa ormanlık arazilerde toplanmasını öngörmüştü. Söz konusu tasarı, sivil toplum tarafından duyulduktan sonra, çok kuvvetli bir kamuoyu tepkisi oluştu, yaklaşık 30.000 insan sokağa çıkarak, içeriğinde “doğal yaşam parkı” olan tehcir ve tecrit projesine karşı olduğunu gösterdi. Bu tepkilerin üzerine hükûmet de söz konusu tasarının, geri çekildiğini ve revize edilerek parlamentoya tekrar sunulacağını açıklamıştı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32659" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1018.png" alt="" width="422" height="504" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1018.png 422w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1018-320x382.png 320w" sizes="auto, (max-width: 422px) 100vw, 422px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu büyük kamuoyu tepkisinin üstünden iki sene geçtikten sonra, 2014 senesine gelindiğinde ise, revize edilen tasarı tekrar TBMM gündemine geldi. Karşı çıkılan “doğal yaşam parkları”nın yerine, “besleme odakları” gelmişti. Sokak hayvanları, bu kez de adına “besleme odağı” denilen yerlerde toplatılmak isteniyordu ancak bu yerlerin tanımı yapılmamıştı, neresi olduğunu kimse bilmiyordu. </span></p>
<p><b>“Doğal yaşam parkları”, “besleme odakları”, şehir dışına sürme girişimleri&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Parlamentoda, tasarının esas olarak havale edildiği Çevre Komisyonu, toplantılara çok sınırlı sayıda STK&#8217;yi davet etmiş olsa da komisyon toplantıları her defasında sivil toplum kuruluşları ile dolup taştı ve sivil toplum, öyle ya da böyle, kendisini komisyona kabul ettirmeyi başardı. Normalde birbirini yiyen STK&#8217;ler, komisyonda belli başlı konularda hep fikir birliği içerisinde hareket etti. Sivil toplum kuruluşları ve barolar, milletvekilleri ile parlamento ve sahada, tasarının hayvanlar aleyhindeki maddelerinin lehte düzeltilmesi için gece gündüz çalıştı; bazen de komisyon toplantıları bloke edildi. STK&#8217;ler, hayvanların aleyhinde olan tüm maddeler için ciddi bir toplumsal muhalefet sergiledi. Bu muhalefetin sonucunda, sokak hayvanları “besleme odakları”ndan da kurtuldu ama bu sefer de kentin insanlar tarafından yoğun kullanılan yerlerinde yaşayamamaları gündeme geldi. Birkaç ay süren komisyon çalışmaları, sokak eylemlerinin eşliğinde son buldu ve komisyon, tasarıyı düzenleyerek, birçok tartışmalı madde ile TBMM Genel Kurulu&#8217;na havale etti. Ancak araya genel seçimlerin girmesi ile söz konusu tasarı kadük oldu, yani geçersiz kaldı. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32660" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1020.png" alt="" width="636" height="165" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1020.png 636w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1020-610x158.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1020-320x83.png 320w" sizes="auto, (max-width: 636px) 100vw, 636px" /></p>
<p><b>Sokak ortasında öldürme devri bitti ancak&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 yılına kadar sokak hayvanları, yasal bir şekilde sokak ortasında vurularak ya da zehirlenerek, çöplüklere terk edilerek buralarda yavaş bir şekilde öldürülüyordu. Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nun kabul edilmesi ile bu “soykırım” uygulamalarını sokak ortasında göremez olduk. Kanun, sokak hayvanlarının öldürülmesini yasakladı ancak bu kez, kapalı kapılar ardında ya da şehir dışında “köpek havzaları” dediğimiz, orman, çöp depolama sahası, maden ocağı gibi alanlarda hayvanlar “ortadan kaldırılmaya” devam edildi. Yani soykırım gitti, yerine üstü kapalı soykırım, tehcir geldi. Ancak ülkemiz, denetimsizlik diyarı olduğu için, belediyeler kanunu uygulamadı ve bu tehcir uygulamaları, toplu katliamlar devam etti. Kanuna göre, hayvanların öldürülmesi yasak olduğu kadar, onların terk edilmeleri de hâlâ yasak tabii&#8230;</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32661" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021.png" alt="" width="376" height="374" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021.png 376w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021-160x160.png 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021-320x318.png 320w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" /></p>
<p><b>İleriye değil, geriye&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kanun sayesinde, sokak hayvanları sokaklarda yaşamaya devam edebildi fakat şimdi yine bir tasarı taslağı ile karşı karşıyayız. İleri gitmemiz gerekirken, sanki geriye gidiyormuşuz gibi bir his var içimde&#8230; Hâlbuki geriye değil, ileriye gidilir normalde, değil mi? Sokaklarda yaşamaları garanti altına alınan hayvanların yaşamlarının yerel yönetimlerce desteklenmesi filan gerekirdi normalde&#8230; Ama bizde süreç maalesef tersten işliyor sanki!</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32662" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021_001.png" alt="" width="538" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021_001.png 538w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1021_001-320x213.png 320w" sizes="auto, (max-width: 538px) 100vw, 538px" /></p>
<p><b>500 yıl sonra ne değişti?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;ın, “Bu kanun hâlâ neyi bekliyor” diye sormasının ardından, Tarım ve Orman Bakanlığı bir yasa tasarısı hazırladığını duyurunca, benim de içinde olduğum Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, bakanlık bürokratları ile bir araya geldi ve toplantıda, bir bakanlık bürokratı tarafından, sokak hayvanlarının toplatılarak barınaklara gönderileceğini öğrendik. Sanki Türkiye&#8217;de 6 senelik bir “macera”sı olaran yasa tasarıları ile mücadelemiz hiç yaşanmamış, 14 senedir kent hayvanları sokaklarda yasal olarak yaşamıyormuş gibi, 2012&#8217;ye geri döneceğimiz bize söylendi. Ben ister istemez her zaman, her yerde soruyorum: Yüzyıllardır toplumumuz bu hayvanlarla yaşamı, sokakları, mahalleleri paylaşırken birden bire ne oldu da bürokrasinin, devletin tek derdi sokak hayvanları oldu?</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32663" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1022.png" alt="" width="440" height="239" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1022.png 440w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1022-320x174.png 320w" sizes="auto, (max-width: 440px) 100vw, 440px" /></p>
<p><b>1910 Hayırsızada Sokak Köpeği Soykırımı&#8217;ndan günümüze&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugüne dek hiç barınak ziyaret edip etmediğinizi bilemiyorum tabii ki. Ben İstanbul&#8217;da da Anadolu&#8217;da da sayısız barınak ziyaret ettim ve bu tesislere maalesef “barınak” ya da yasada geçtiği gibi “bakımevi” diyemiyorum çünkü resmî törenle, binbir güzelleme ile açılan “beş yıldızlı” bu tesislerin çoğu, çok kısa bir süre içerisinde birer toplama kampına dönüşüyor, dönüştürülüyor. Bu toplama kamplarına sağlıklı giren hayvan ya ölü olarak ya da hasta bir şekilde çıkıyor. Kimi barınaklarda, hayvanların günlerce aç ve susuz bırakıldığını biliyoruz. Mevzuata rağmen, 14 senedir düzeltilemeyen bu toplama kamplarında hayvanları tecrit etmek ya da buralara götürmek üzere hayvanların tamamını, “seferberlik” şeklinde toplamak, onların toplu bir şekilde katledilmesi anlamına geliyor. Ülkenin, sokağın, toplumun, barınakların gerçeklerini bilerek, sayısı yüzbinlerle ifade edilen, bizlerle ve özgür bir şekilde türdeşleri ile sosyalleşmiş bu hayvanları sürgüne, esarete ve ölüme göndermek istemiyoruz. 1910 Hayırsızada Sokak Köpeği Soykırımı&#8217;ndan günümüze, sürekli itilen, kakılan, sistematik şiddete, linçlere maruz bırakılan sokak hayvanlarının, bu şekilde sonlarının getirilmesine razı değiliz, vicdanımız bunu ne pratikte ne de teoride kabul ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her dönem duyduğumuz </span><b>“Hayvana işkenceye hapis cezası geliyor”</b><span style="font-weight: 400;"> müjdelerinin (!) gerçekten uygulunabilir bir şekilde hapis cezası getirilse dahi, o hayvanlar sokaklardan silindikten sonra, hiçbir anlamı kalmayacağını da hatırlatmak istiyorum. Yüzbinlerce hayvanın kaderi, her dönem ne şekilde değiştirileceği dahi belli olmayan, sivil toplumun yasama süreçlerinin dışında bırakılmak istendiği, gizli saklı hazırlanan yasa tasarıları ile değiştirilmek isteniyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32664" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1023.png" alt="" width="363" height="481" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1023.png 363w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-23_1023-320x424.png 320w" sizes="auto, (max-width: 363px) 100vw, 363px" /></p>
<p><b>Sokak hayvanları için eyleme&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu, bu </span><b>Pazar (25 Kasım), saat 14.00&#8217;da, Kadıköy İskele Meydanı&#8217;ndaki Atatürk anıtının önünde,</b><span style="font-weight: 400;"> “Hayvan Hakları Büyük İstanbul Buluşması”nı organize ediyor. Bürokratlar eli ile yazılmak istenen, bu ısmarlama kadere razı ve ortak olmak istemeyen, vicdanlı, adalete inanan, hakları umursayan herkesi, senelerdir gözünü sokak hayvanlarına dikmiş olanlara, katliam yasa tasarısına karşı tepki vermeye çağırıyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanlarının, mahalle sakinlerimizden hiçbir farkı yok. Lütfen siz de orada olun, hayvanların duyulmayan sesini hep birlikte yükseltelim.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/23/sokak-hayvanlari-icin-bu-pazar-kadikoye/">Sokak Hayvanları İçin Bu Pazar Kadıköy&#8217;e!..</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/23/sokak-hayvanlari-icin-bu-pazar-kadikoye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
