<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>societas civilis arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/societas-civilis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/societas-civilis/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Oct 2019 08:03:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>societas civilis arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/societas-civilis/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplumun Fazileti&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/31/sivil-toplumun-fazileti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Oct 2019 08:03:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aristoteles]]></category>
		<category><![CDATA[politik oturum]]></category>
		<category><![CDATA[politike koinonia]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[societas civilis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Politik toplumdan sivil toplum fikrine doğru ilerlerken ortaya çıkan cumhuriyet düşüncesinin tarihsel gelişimi, politik canlı olan insandan politik özne olan gerçek kişiye doğru ilerledi. Aslında bu aşama, erdemli kişinin ortaya çıktığı asgari düzeyi gösterir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/31/sivil-toplumun-fazileti/">Sivil Toplumun Fazileti&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Aristoteles ile başlatılabilecek </span><i><span style="font-weight: 400;">politike koinonia</span></i><span style="font-weight: 400;"> (politik toplum) tartışmasının </span><i><span style="font-weight: 400;">societas civilis</span></i><span style="font-weight: 400;"> (sivil toplum) haline dönüşmesi, iki kavramsal birimin uzun bir tarihsel sürecin içerisinde ve sürekli-yeniden tanımlanmalarıyla gerçekleşti. Bunlardan ilki, felsefenin konusu olan </span><span style="font-weight: 400;">insan </span><span style="font-weight: 400;">kavramından sosyolojinin konusu olan </span><span style="font-weight: 400;">zoon politikon</span><span style="font-weight: 400;"> (politik canlı/varlık) kavramına geçiştir. İnsan türünün diğer türlerden farklı olarak siyaset yapabilen tür olması, onun doğa ve kültür ile ilişkisini biçimlendirdi ve diğer canlılarda var olmayan özelliklerinin gelişmesini ve açığa çıkmasını sağladı. Politik varlık olarak insanın yönetim ilişkileri içerisinde yer almasının bir diğer sonucu ise etiktir. Politik alan, hiçbir zaman salt-politik kurulmaz. Her zaman etik-politik eylemlerin ve önermelerin bileşkesinde düzenlenir. Bunun bir adım sonrası ise hukuktur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kavramına geçiş sürecinin bir diğer uğrağı ise </span><span style="font-weight: 400;">polis</span><span style="font-weight: 400;"> (şehir) ve mekândır. Politik toplumun ortaya çıkabilmesi için toplumun </span><i><span style="font-weight: 400;">polis </span></i><span style="font-weight: 400;">koinonia </span><span style="font-weight: 400;">(kent toplumu) haline gelmesi gereklidir. Politik olanın gerçekleşmesi için şehir kadar şehirlinin de var olması gerekir. Şehir, şehrin mekân olmasını sağlayan tümel yeniden üretim düzenlemeleri sayesinde bütün sosyal alanların (ailenin, dinin, eğitimin, ekonominin, siyasetin vb.) yeniden üretilmesini sağlar. Bu nedenle şehir, politik toplumdan sivil topluma ve politik canlıdan şehirliye geçişin mekânıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aristoteles devlet ile toplum arasında bir ayrım gözetmediği ve devlet ile toplumu birbirinin tümleyeni olarak değerlendiği için haneyi toplumun, toplumu devletin ortak öze sahip farklı formları olarak değerlendiriyordu. Sosyalliğin merkezine yerleştirdiği </span><span style="font-weight: 400;">oikos</span><span style="font-weight: 400;"> (hane) </span><span style="font-weight: 400;">polis</span><span style="font-weight: 400;"> sayesinde dayanışma, birliktelik ve etkileşim içerisinde bulunabiliyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumların karmaşıklığını açıklamak için yeterli olmayan bu analizlerin erken dönem eleştirileri Roma’da ortaya çıktı. Bunun nedenlerinden biri kent devletlerine özgü analizlerin imparatorluk rejimlerini açıklamak için yetersiz olmasıydı. S</span><i><span style="font-weight: 400;">ocietas civilis</span></i><span style="font-weight: 400;"> (sivil toplum) kavramının politik toplum kavramı yerine kullanılması ve zamanla </span><i><span style="font-weight: 400;">res publica</span></i><span style="font-weight: 400;"> (devlet/cumhuriyet) kavramından bağımsızlaşarak evrilmesi, sosyo-politik mücadelelerin gelişimiyle doğru orantılıdır. </span><i><span style="font-weight: 400;">Res publica</span></i><span style="font-weight: 400;"> bir bilinç uğrağıdır, politik canlının tarihsel-toplumsal gelişiminde bir evreyi, özel ile kamu arasında fark gözetmeyi başarabildiği aşamayı betimler. Cumhuriyet, bu farkın siyasal temsilidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet, erken dönem siyaset düşüncesi açısından devlet anlamına gelir. Roma’nın res publica’sı efendilerin, kralların, imparatorların egemenliğinin halkın egemenliği olarak tanımlandığı bir cumhuriyetti. Özel alanın ya da özel alanla bağlantılı olduğu varsayılan her şeyin kamusal alandan ayrılmasının, ilkesel olarak devlet ile kişi arasındaki ayrımın siyasal rejime dönüşmesidir. Bu özel-kamusal ayrımı sayesinde Aydınlanma düşüncesi cumhuriyeti yeniden ele alır ve egemenliğin yönünü değiştirir. Halkın egemenliği biricik hale gelirken efendilerin egemenleri halkın egemenliğine bağlanır. Bu nedenle cumhuriyet düşünen insanların rejimidir. Düşünen insan, özgürlük fikrine sahip olan insandır. Özgürlük fikri, düşünen insanın siyasal egemenlik tarafından tanınmasını dayatır. Öyleyse cumhuriyet fikri, her şeyden önce düşünen insanın özgürlüğü fikrinin bir ifadesidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Politik toplumdan sivil toplum fikrine doğru ilerlerken ortaya çıkan cumhuriyet düşüncesinin tarihsel gelişimi, politik canlı olan insandan politik özne olan gerçek kişiye doğru ilerledi. Aslında bu aşama, erdemli kişinin ortaya çıktığı asgari düzeyi gösterir. Kendi doğrularını, kendi değerlerini, kendi sesini ve sözünü yaratan insan. Belki de cumhuriyet bu nedenle fazilet ya da erdem olarak kabul edilebilir, kendisi olarak insan fikrini gerektiğinde devlete rağmen taşıdığı için. Bu fikir, bir süredir saldırı altında olsa da siyasal düşüncelerin ve tartışmaların, analizlerin ve fikirlerin içerisinde hala gücünü korumaya devam ediyor. Tıpkı erdemli insanın mümkün olduğu fikri gibi devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Az şey midir?</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/31/sivil-toplumun-fazileti/">Sivil Toplumun Fazileti&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
