<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sivil toplum örgütleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-orgutleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-orgutleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Mar 2023 13:07:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sivil toplum örgütleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-toplum-orgutleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>STGM Örgütsel Koçluk Programı için Başvuruları Almaya Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/stgm-orgutsel-kocluk-programi-icin-basvurulari-almaya-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2023 13:07:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[örgütsel koçluk programı]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[STGM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplum Geliştirme Merkezi (STGM) Avrupa Birliği tarafından desteklenen Sivil Toplum Kapasite Güçlendirme Merkezi Projesi kapsamında sivil toplum örgütlerinin ihtiyaç duydukları başlıklarda örgütleri desteklemek için yapılandırılmış ve orta-vadeli mentorluk desteği sunduğu Örgütsel Koçluk Programı’na başvuruları almaya başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/stgm-orgutsel-kocluk-programi-icin-basvurulari-almaya-basladi/">STGM Örgütsel Koçluk Programı için Başvuruları Almaya Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Örgütlerin ihtiyaçları doğrultusunda planlı ve yapılandırılmış buluşmalar aracılığıyla özelleştirilmiş bir destek olarak sunulan Örgütsel Koçluk Programı kapsamında 60 STÖ ile birebir çalışma yürütülecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STÖ’ler program kapsamında katılım ve örgütlenme, örgütsel gelişim, hak temelli yaklaşım yerleştirme ve örgütsel öz bakım olmak üzere 4 başlıkta kendi belirledikleri ihtiyaca yönelik destek alabilecekler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STÖ’ler ilk olarak </span><a href="https://www.stgm.org.tr/bilgi-merkezi-nedir-nasil-calisir" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">STGM Bilgi Merkezi</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından sağlanacak uzman ile birlikte alacakları desteğin içeriğini, biçimini ve takvimini oluşturacak, sonrasında ise destek almak istedikleri konuda, uzmanla birlikte yüz yüze ve/veya çevrim içi olarak birlikte çalışacak. </span></p>
<h5><b>Programa Nasıl Başvuru Yapabilirsiniz?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Örgütsel Koçluk Programına başvurmadan önce -örgütsel öz bakım başlığı haricinde-  </span><a href="https://www.stgm.org.tr/rota-orgutsel-kapasite-oz-degerlendirme-araci" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">ROTA Örgütsel Kapasite Öz Değerlendirme Aracı</span></a><span style="font-weight: 400;"> ile örgütün değerlendirilmesi gerekiyor. Bu değerlendirme sonrasında ise gelen öz değerlendirme raporu ile programa başvuru yapılabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ROTA Örgütsel Kapasite Öz Değerlendirme Aracı, STÖ’lerin çeşitli sorular aracılığıyla yönetişim, katılım, kaynak geliştirme, iletişim gibi pek çok başlıkta kendilerini değerlendirebilmesi ve örgütlerinin güçlü yönlerini veya gelişmeye açık yönlerini görebilmesi için tasarladığımız ücretsiz bir araç. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programla ilgili detaylı bilgi almak için </span><a href="https://www.stgm.org.tr/sites/default/files/2023-03/orgutsel-kocluk-basvuru-rehberi_1.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">başvuru rehberini</span></a><span style="font-weight: 400;"> inceleyebilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programa başvurmak için </span><a href="https://www.stgm.org.tr/orgutsel-kocluk-0" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">tıklayınız. </span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/28/stgm-orgutsel-kocluk-programi-icin-basvurulari-almaya-basladi/">STGM Örgütsel Koçluk Programı için Başvuruları Almaya Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STGM&#8217;nin Öğrenme Platformu STOK Yeni Bölümleriyle Yayında</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/stgmnin-ogrenme-platformu-stok-yeni-bolumleriyle-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 08:40:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenme platformu]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[STGM]]></category>
		<category><![CDATA[STOK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82220</guid>

					<description><![CDATA[<p>STGM'nin geçtiğimiz yıl 'Madem ki değişim istiyoruz, daha güçlü olmalıyız' mottosuyla hayata geçirdiği ve beş bölümden oluşan STOK’un 400 ve 500'leri yayında. Türkiye’de sivil toplum örgütleri için geliştirilen öğrenme platformu STOK'un son iki bölümü 400 -Büyüyen Örgütler ve 500 - Savunucu Örgütler başlığını taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/stgmnin-ogrenme-platformu-stok-yeni-bolumleriyle-yayinda/">STGM&#8217;nin Öğrenme Platformu STOK Yeni Bölümleriyle Yayında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Birliği tarafından desteklenen Sivil Toplum Kapasite Güçlendirme Merkezi Projesi kapsamında hayata geçirilen öğrenme platformunda ilk olarak 100 &#8211; Herkese Lazım Dersler, 200 &#8211; Herkes Plan Sever ve 300 &#8211; Herkes Dijital Sever yayınlanmıştı.</p>
<h5><strong>Büyüyen Örgütler</strong></h5>
<p>Kurumsal kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşımak, örgütü içinde yeni ve sürdürülebilir mekanizmalar kurmak isteyen örgütler için tasarlanan 400 &#8211; Büyüyen Örgütler başlığı 4 ayrı eğitimden oluşuyor.</p>
<p>401 &#8211; Gönüllülerle İlişkiler<br />
402 &#8211; Adım Adım Kişisel Verilerin Korunması Kanunu<br />
403 &#8211; Kaynak Geliştirme<br />
404 &#8211; Savunuculuk</p>
<p>Büyüyen Örgütler başlığındaki eğitimler, kurumsal ve sürdürülebilir sistemler kurmayı amaç edinmiş, kurumsallaşma süreçlerine ilgi duyan örgütler ve aktivistler için tasarlandı.</p>
<p><a href="https://www.stgm.org.tr/sivil-toplum-okulu-stok/buyuyen-orgutler" target="_blank" rel="noopener">Eğitimleri izlemek için tıklayınız.</a></p>
<h5><strong>Savunucu Örgütler</strong></h5>
<p>Kesişimsellik yaklaşımı temelinde tasarlanan ve farklı hak alanlarını kesişimsellik yaklaşımıyla yürüttüğü hak temelli çalışmalara ve örgüt yapısına yerleştirmek isteyen sivil toplum örgütleri için tasarlanan 500 &#8211; Savunucu Örgütler eğitimlerini sivil toplum aktivistleri, gönüllüler ve çalışanlar izleyebilir.</p>
<p>4 başlıktan oluşan Savunucu Örgütler&#8217;de dersler şöyle;</p>
<p>501 &#8211; Sürdürülebilir Kalkınma ve Küresel Amaçlar<br />
502 &#8211; Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ana Akımlaştırma<br />
503 &#8211; Çocuk Hakları ve Ana Akımlaştırma<br />
504 &#8211; Mülteci Hakları ve Ana Akımlaştırma</p>
<p><a href="https://www.stgm.org.tr/sivil-toplum-okulu-stok/savunucu-orgutler" target="_blank" rel="noopener">Eğitimleri izlemek için tıklayınız.</a></p>
<p><strong>STOK Öğrenme Platformu Nedir?</strong></p>
<p>STOK Türkiye’de sivil toplum örgütleri için geliştirilen ve kendi kendine öğrenme yöntemine dayalı çevrim içi öğrenme platformu..</p>
<p>STOK’ta yer alan eğitimler sivil toplum örgütü üyelerinin, çalışanlarının, gönüllülerinin, destekçilerinin, takipçilerinin, aktivistlerinin aslında tüm meraklıların kendilerini geliştirmeleri için bir tasarlandı.</p>
<p>STOK’taki derslerde sivil toplumun ülkemizde ve dünyadaki tarihsel gelişiminden, örgütlenmenin temellerine, planlamadan uygulamaya, savunuculuktan aktif katılıma kadar birçok konuda hazırlanmış eğitim materyalleri yer alıyor.</p>
<p>Her bir eğitim birbirini takip eden 4 bölümden oluşuyor. Size en uygun olduğunu düşündüğünüz konuyu seçip kolayca kayıt yapabiliyorsunuz.<br />
<a href="https://egitim.stgm.org.tr/" target="_blank" rel="noopener">STOK Dijital Öğrenme Platformu&#8217;na buradan kaydolabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/14/stgmnin-ogrenme-platformu-stok-yeni-bolumleriyle-yayinda/">STGM&#8217;nin Öğrenme Platformu STOK Yeni Bölümleriyle Yayında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/08/bilgi-sosyal-kulucka-merkezi-2022-donemi-basvurulari-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Apr 2022 06:54:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[kapasite gelişim programı]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80377</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi, hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerini (tüzel kişiliği olan veya olmayan) desteklemek için yeni dönem başvurularını almaya başladı!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/08/bilgi-sosyal-kulucka-merkezi-2022-donemi-basvurulari-acildi/">Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu desteği ile Türkiye’de bulunan sivil toplum örgütlerinin (dernek, vakıf, kooperatif veya tüzel kişiliği olmayan sivil inisiyatifler, vb.) örgütsel yapılarını geliştirmeye destek olmak amacıyla yeni bir çevrimiçi kapasite gelişim programına başlıyor. Program, Türkiye’deki bütün illerden başvuruya açık ve </span><b>Mayıs – Aralık 2022</b><span style="font-weight: 400;"> döneminde gerçekleşecektir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Programda, hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin (dernek, vakıf, kooperatif veya tüzel kişiliğe sahip olmayan sivil inisiyatifler, vb.) örgütsel kapasitesinin geliştirilmesi amaçlanmakta. </span><i><span style="font-weight: 400;">Program dahilinde, </span></i><b><i>gençlik ve/veya çevre koruma</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> alanında çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin başvuruları önceliklendirilecek.</span></i><span style="font-weight: 400;"> 2022 Kuluçka Dönemi dijital araçlar kullanılarak </span>çevrimiçi<span style="font-weight: 400;"> bir program olarak gerçekleşecek.</span></p>
<p><b>Son başvuru tarihi: </b><span style="font-weight: 400;">18 Nisan 2022 / Saat: 23.59</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru sonuçları </span><b>9 Mayıs 2022</b><span style="font-weight: 400;"> tarihinde açıklanacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru formuna ulaşmak için </span><a href="https://form.jotform.com/STCM/2022KuluckaDonemi?utm_source=sendfox&amp;utm_medium=email&amp;utm_campaign=bilgi-sosyal-kulucka-merkezi-2022-donemi-basvuru-cagrisi-acildi"><span style="font-weight: 400;">tıklayın.</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Program hakkında detaylı bilgi almak ve başvuru yapmak için </span><a href="https://sendfox.com/trk/click/ejdvrq4w/j06nle"><span style="font-weight: 400;">www.sosyalkulucka.bilgi.edu.tr</span></a><span style="font-weight: 400;"> adresini ziyaret edebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorularınız ve bilgi almak için: </span><a href="mailto:sosyalkulucka@bilgi.edu.tr"><span style="font-weight: 400;">sosyalkulucka@bilgi.edu.tr</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/04/08/bilgi-sosyal-kulucka-merkezi-2022-donemi-basvurulari-acildi/">Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi 2022 Dönemi Başvuruları Açıldı!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kadri İnce]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2022 14:20:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[haksız tahrik]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[iyi hal indirimi]]></category>
		<category><![CDATA[kadına karşı şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet ayrımcılığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79819</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadına karşı şiddet ve sağlıkta şiddetle mücadele kapsamında yapılması öngörülen değişiklikleri içeren kanun teklifi 16 Mart 2022’de TBMM’ye sunuldu. Teklif akademiden sivil topluma pek çok kesim tarafından farklı gerekçelerle eleştirildi. İktidar kanadı ise bu değişikliklerin kadına ve sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçların önlenmesinde ve faillerin cezalandırılmasında son derece etkili olacağı kanaatinde.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/">Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sunulan teklifi özellikle kadına yönelik şiddet perspektifinden irdelemeye çalışacağız.</span></p>
<h5><b>İyi Hal İndirimi Muamması</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM&#8217;ye sunulan teklife göre TCK m. 62&#8217;de yani halk arasında ‘iyi hal indirimi’ olarak bilinen maddede değişiklik yapılması öngörülmektedir. Buna göre kanun metnine koyu yazılan kısımlar ekleniyor: “…yargılama sürecindeki </span><b>pişmanlığını gösteren</b><span style="font-weight: 400;"> davranışları veya</span> <span style="font-weight: 400;">cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilir. </span><b>Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmaz. </b><span style="font-weight: 400;">Takdiri indirim nedenleri kararda </span><b>gerekçeleriyle</b><span style="font-weight: 400;"> gösterilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Kravat indirimi kalkıyor’ şeklinde oluşan algıya karşı açık bir şekilde söylemek gerekir ki bu hüküm pratikte bir sonuç doğurmayacaktır. Çünkü kamuoyundaki algının aksine failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları zaten takdiri bir indirim nedeni değildi. İyi hal indirimiyle ilgili yaşanan sorun mahkemelerin genelde sanık hakkındaki gerçek indirim gerekçelerini değerlendirip yazmak yerine, şablon olarak hazırladıkları indirim gerekçelerini karara kopyalayıp yapıştırmasının bir sonucu. Genelde iyi hal indirimine değinilen şablon kararlarda “sanığın duruşmalardaki saygılı tutumu” şeklinde bir ibare yer alır. Mahkemeler kararının haklılığını ortaya koyabilmek için onlarca gerekçe sayarlar. Duruşmalardaki saygılı tutum olayı da aslında bu gereksiz gerekçe yazımından kaynaklanıyor. Ayrıca bu durum aslında tüm suç tiplerinde karşımıza çıkıyor. Yani aslında sorun kanun metninden çok uygulayıcı konumundaki mahkemelerde. Değişiklik salt kadına karşı şiddet suçlarında değil, tüm suçlar yönünden getirildiği unutulmamalıdır. Bu bağlamda yapılacak değişikliğin gereksiz yere hakimin takdir hakkını kısıtlayacağını da söylemek gerekir. Konuyla ilgili çözüm mevzuat değişikliğinden ziyade Yargıtay’ın kadına karşı şiddet içeren eylemlerde takdiri indirim konusunu içtihatlarıyla somutlaştırmasında yatıyor. Bu madde bağlamında ortaya çıkan uygulama hatalarını düzeltmek yerine, yerinde olan kanuni düzenleme hatalı hale dönüşüyor. Sorunun çözümü yanlış yerde aranıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca belirtmek gerekir ki özellikle toplum vicdanını yaralayan, katillerin düşük ceza almasına sebep olan en önemli husus iyi hal indiriminden daha çok ‘haksız tahrik’ indirimidir. Bu hususun gözden kaçtığını vurgulamak gerekir. Şöyle örnekleyecek olursak;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kasten adam öldürme suçunu işleyen bir sanık, bunu eş veya boşandığı eşe karşı işlediğinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılıyor. İyi hal indirimi uygulandığında ise bir dilim altı yani müebbet hapis cezası ile cezalandırılıyor. Sanık suçu sanık ‘haksız tahrik’ altında işlemişse müebbet yerine 12-18 yıl arası hapis ile cezalandırılıyor. Diğer suçlarda ise iyi hal indirimi 1/6 oranına kadar yapılabilirken, haksız tahrik indiriminde dilim 1/4 ila 3/4 arasında değişiyor. Yargıtay’ın ‘eşlik görevini yerine getirmemesi’, ‘aldatması’, ‘giyimi’ gibi gerekçelerle katiller hakkında haksız tahrik indirimi uygulaması vicdanları yaralayan esas sorun. [1] Sorunun çözümü de yine mevzuatta değil içtihatta yani Yargıtay’da yatıyor. Çünkü her somut olayın oluş biçimi farklı olması nedeniyle olayı yorumlamak ve nitelendirmek hakimin takdirindedir ve olmalıdır ancak vicdanları yaralayan bu kararlar yönünden yargının daha özenle inceleme yapması ve içtihatlarını bu doğrultuda oluşturması elzemdir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TCK’nın 62. Maddesinde yapılması öngörülen değişikliğe göre takdiri indirim nedenlerinin kararda </span><b>gerekçeleriyle</b><span style="font-weight: 400;"> gösterilmesi gerekiyor. Bu durum malumun ilanıdır. Zaten Anayasa’nın 141. Maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği tüm kararlar gerekçeli olmak durumundadır. Temel cezanın belirlenmesi, artırım ve indirim gerekçeleri, tutuklama, tahliye kararları gibi aklımıza gelecek tüm kararlar açısından bu geçerli. Ne yazık ki bu hükmün pratiğe hiçbir faydası yoktur.</span></p>
<h5><b>Israrlı Takip Suçu Düzenleniyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM’ye getirilen teklife göre ısrarlı takip, “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma” suçundan (TCK madde 123) sonra gelmek üzere, ayrı bir suç olarak düzenlenecek. GREVIO 2018 tarihli raporunda, Türkiye’ye tek taraflı ısrarlı takibi ve dijital ortamdaki olası yansımalarını da göz önünde bulundurarak ayrı bir suç olarak tanımaya, etkili ve caydırıcı bir ceza ile cezalandırmaya ısrarla teşvik etmişti. [2] Bu tavsiyenin dikkate alındığını görmek ve pek çok suç unsurunu barındırmasına karşın ceza yargılamasına konu edilmeyen ısrarlı takip suçunun yasal zemine kavuşması sevindiricidir [3] ancak suçun ‘kişilerin huzur ve sükûnunu bozma’ gibi daha basit mahiyetteki bir suçun alt başlığında düzenlenmesi ve öngörülen ceza süreleri suçun niteliği ve sosyal etkileri açısından doğru olmamıştır. Çünkü bir kısım kadın örgütlerinin de belirttiği üzere ısrarlı takip suçu huzur ve sükunun bozulmasının, hürriyetin kısıtlanmasının da ötesinde ciddi can güvenliği endişeleri yaratan, kalıcı psikolojik travmalara neden olan ve bazen de cinayet ile sonuçlanan sistematik ve ağır bir suçtur. [4] </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre bir fiilin ısrarlı takip suçu sayılabilmesi için &#8220;ısrarlı şekilde fiziken takip etmek, haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak&#8221; fiillerinin,</span> <span style="font-weight: 400;">&#8220;mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması&#8221; gerekmektedir. Ayrıca ısrarlı takip suçunun çocuğa, ayrılık kararı alınan ya da boşanılan eşe karşı işlenmesi, mağdurun okulunu, işini, konutunu bırakmasına neden olması, tedbir kararı bulunan fail tarafından işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Nitelikli halde dahi öngörülen ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Yani bu cezanın da fiilen infaz edilmeyeceği, cezasızlıkla sonuçlanacağı açıktır.</span></p>
<h5><b>Bazı Suçların Kadına Karşı İşlenmesi Nitelikli Hal Sayılıyor, Alt Sınırlar Artıyor</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre TCK’da yer alan kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence, eziyet gibi çeşitli suçların ’kadına karşı işlenmesi’ cezayı ağırlaştıran nitelikli hal olacaktır ancak düzenleme kendi içinde sorunlar barındırmaktadır. Kadınları erkek şiddetinden koruduğu iddia edilen bir düzenleme aslında kadınları kadınlardan da koruyor(!). Ceza artırımı için herhangi bir değerlendirme koşulu getirmiyor. Mağdurun salt kadın olması yeterli görülüyor. Yani bir kadın kadına karşı yaralama, tehdit gibi bir suç işlediğinde de aynı cezalar geçerli olacak. Bu durumun Anayasa m.10 eşitlik ilkesine uyarlı olup olmayacağı da tartışmalıdır. Çünkü bu düzenlemeye göre erkek şiddetine maruz kalan kadınlardan ziyade tüm kadınlara yönelik bir lehe hüküm doğuruyor. Esasında 6284 Sayılı Kanun’da kadına karşı şiddet kavramının net tanımı yapılarak bu kapsamda gerçekleşen kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence, eziyet vb. suçlarında belli bir oranda artırım öngörmek daha sağlıklı olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suç işlendikten sonra failin etkili bir ceza yaptırımıyla karşılaşması caydırıcılık açısından tabii ki önemlidir ancak mevcut uygulamalarla kadına karşı şiddet eylemleri cezasızlıkla sonuçlanıyor, bu nedenle cezaların sembolik miktarlarda artması pratikte bir etki doğurmayacaktır. Çünkü hükmün açıklanmasının geri bırakılması, infaz indirimleri, ceza ertelemeleri gibi uygulamalar, gerçekte faillerin cezaevine gitmesinin önüne geçiyor, sadece adli sicilde bir hatıra mahiyetinde kalıyor. Özellikle pandemi süreciyle birlikte yapılan infaz kanunu değişikliği nedeniyle (aslında üstü kapalı bir af) 6 yıla kadar olan suçlarda fiili anlamda cezaevinin yolu kapandı. 10 yıl ceza alan bir hükümlü aslında 1 yıl kapalı cezaevinde yatıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erkek şiddetinin önüne geçebilmek için bu cezaların artırılmasından ziyade öncelikle kadınların güvenliğinin tesis edildiği bir ortam yaratmak ve bunun sürekliliğini sağlamak gereklidir. İşte İstanbul Sözleşmesi’nin önemi de burada yatıyor. İstanbul Sözleşmesi kadına karşı şiddetin önüne geçmek amacıyla devletlere pek çok yükümlülük yüklüyor, mekanizmalar öneriyor ve sivil katılımla sürecin takipçisi oluyordu. Eğer kadına karşı şiddetle etkili mücadele edilmek isteniyor ve bu konuda samimi olduğu gösterilmek isteniyorsa İstanbul Sözleşmesi’ne acilen dönülmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teklife göre kadına karşı işlenen kasten yaralama suçunun katalog suçlar kapsamına alınması yani tutuklama sebebi sayılması öngörülüyor. Dönüp dolaşıp konu aynı yere geliyor: Cezasızlık. Bu düzenleme ile hakimlere tutuklama için yetki verildiği ve teşvik edildiği iddia edilecek ancak kanunda öngörülen cezalara göre fiili olarak infazı yapılmayacak bir suç için tutuklama yapılması pek mantıklı değil. Çünkü tutuklama ‘istisnai’ nitelikte bir tedbirdir. Son çare olarak başvurulabilir. Bu nedenle düzenlemenin ölçülülük ilkesinden uzak olduğunu söylemek gerekir.</span></p>
<h5><b>Sivil Katılımın Önü Açılmalı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanun değişikliği süreciyle ilgili getirilmesi gereken bir konu da hazırlık sürecine sivil toplum örgütlerinin dahil edilmemesidir. Türkiye’nin kadın hakları alanında önde gelen STÖ’leri bu teklif sürecinde görüşlerinin alınmadığını ve davet edilmediklerini ifade ettiler. [5] Oysa yasama ve yargı süreçlerine sivil katılım demokrasinin gerçekten uygulanması açısından önemlidir. Kadına ve çocuklara karşı şiddet davalarına, toplumsal cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan şiddet davalarına sivil toplum örgütlerinin müdahillik talepleri mahkemeler tarafından kabul edilmiyor, aksine bu süreçler zorlaştırılıyor. Getirilen kanun teklifinde bu konunun da ele alınması yararlı olurdu.</span></p>
<p><b>Sonuç olarak</b><span style="font-weight: 400;"> düzenlemenin pratikte çok yarar sağlamayacaktır, teknik anlamda bazı eksiklikleri de vardır. Bununla beraber ısrarlı takip suçunun düzenlenmesi olumlu, ancak ceza miktarı yeterli değil. Sorun kanunda değil cezasızlıktadır, kanunun etkili uygulanmaması, devletin şiddetin önüne geçememesidir. Çözüm İstanbul Sözleşmesi ve öngördüğü denetim mekanizmalarındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[1] Bazı örnekler: “…sanığın anne ve babasının anlatımına göre Sezen Alkan&#8217;ın eşine sürekli sinkaflı sözler sarf etmesi ve sanığın maktulün kendisini aldattığına yönelik kendi iç dünyasındaki kurgusunun bu sinkaflı sözlerin tesiriyle birleşmesi neticesinde sanığın maktule yönelik eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından haksız tahrik uygulanması…” </span><a href="https://www.evrensel.net/haber/393155/hamile-esini-olduren-erkek-icin-erkek-mahkeme-baskani-haksiz-tahrik-indirimi-istedi"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/393155/hamile-esini-olduren-erkek-icin-erkek-mahkeme-baskani-haksiz-tahrik-indirimi-istedi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“…sanığın, evlilik birliği devam ederken ve boşanma sürecinde, maktulün kendisine karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair anlatımlarda bulunduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi: “Sanığın savunması karşısında, boşanma davası dosyasına yansıyan ve maktul tarafından fiilen kullanılan cep telefonuna ait HTS raporunun incelenmesinde, sanığın beyanını doğrulayacak şekilde maktulün sadakat yükümlülüğüne aykırı olacak şekilde, bahsi geçen erkek şahısla evlilik birliğinin devam ettiği süreçte ve boşanma aşamasında çok sayıda karşılıklı arama kaydının ve mesajlaşmasının bulunduğu, bu iletişimlerin gece geç saatlerde yoğunlaştığı dikkate alındığında, sanığın eylemini haksız tahrik altında işlediği yönündeki beyanına itibar edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir…” </span><a href="https://www.cnnturk.com/turkiye/skandal-mutalaa-esini-satirla-olduren-katile-tahrik-indirimi-istendi"><span style="font-weight: 400;">https://www.cnnturk.com/turkiye/skandal-mutalaa-esini-satirla-olduren-katile-tahrik-indirimi-istendi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[2] GREVIO Baseline Evaluation Report Turkey, s.76.  </span><a href="https://rm.coe.int/eng-grevio-report-turquie/16808e5283"><span style="font-weight: 400;">https://rm.coe.int/eng-grevio-report-turquie/16808e5283</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[3] GREVIO’ya göre ısrarlı takipte (stalking) suçu şu iki unsuru içerir: </span></p>
<ol>
<li><span style="font-weight: 400;">a) failin, mağdurda güvenliğine yönelik korku duygusu aşılama yönündeki niyeti ve buna eşlik eden </span></li>
<li><span style="font-weight: 400;">b) tekrarlayan tehdit edici bir davranış aracılığıyla bu korkuyu aşılamanın etkisi.</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">[4] </span><a href="https://esikplatform.net/kategori/ceza-yasasi-raporlar-arastirmalar/73813/yasalara-dokunma-uygula/"><span style="font-weight: 400;">https://esikplatform.net/kategori/ceza-yasasi-raporlar-arastirmalar/73813/yasalara-dokunma-uygula/</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[5] Mor Çatı, EŞİK, Kadının İnsan Hakları &#8211; Yeni Çözümler Derneği gibi pek çok kurum kanun teklifinin sivil katılım olmaksızın hazırlandığını ifade ettiler. </span><a href="https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/kadina-karsi-siddet-ve-saglikta-siddetle-mucadele-kapsaminda-yapilmasi-ongorulen-degisiklikler-hakkinda-kanun-teklifine-dair-mor-cati-bilgi-notu/"><span style="font-weight: 400;">https://morcati.org.tr/basin-aciklamalari/kadina-karsi-siddet-ve-saglikta-siddetle-mucadele-kapsaminda-yapilmasi-ongorulen-degisiklikler-hakkinda-kanun-teklifine-dair-mor-cati-bilgi-notu/</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/29/kadina-karsi-siddetle-mucadele-yasasi-yenilik-getiriyor-mu/">Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Yasası Yenilik Getiriyor mu?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2019 09:51:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[SPoD]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİlerEşitlikİstiyor]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[yerel yönetim]]></category>
		<category><![CDATA[YereldeLGBTİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36585</guid>

					<description><![CDATA[<p>LGBTİ+ sivil toplum örgütleri, 31 Mart yerel seçimleri öncesinde sosyal medya kampanyası düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/">LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+&#8217;ların yerel yönetim hizmetlerine eşit erişimini odağına alan “LGBTİler Yerelde Eşitlik İstiyor.” kampanyası 20 Mart Çarşamba (bugün) saat 17:00<strong>&#8216;</strong>de başlıyor.</p>
<p>Belediye başkan adaylarına LGBTİ+ hakları için yapacakları çalışmalar ile ilgili sorular sormayı ve eşitlik taleplerinin dile getirilmesini hedefleyen kampanya ile adaylara “LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokol Metni”ne imzacı olması çağrısı da yapılacak.</p>
<p><strong>#LGBTİlerEşitlikİstiyor</strong>  ve <strong>#YereldeLGBTİ </strong>hashtag&#8217;lerinin kullanılacağı kampanya yerel seçimlerin gerçekleşeceği gün olan 31 Mart Pazar gününe kadar sürecek.</p>
<p>Belediye başkan adaylarının, kentlerinde LGBTİ+ kapsayıcı eşit hizmet sözü vermeleri için yürütülecek kampanyada LGBTİ+&#8217;ların hak ve taleplerinin görünür kılınması amaçlanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/20/lgbti-sivil-toplum-orgutlerinden-sosyal-medya-kampanyasi/">LGBTİ+ Sivil Toplum Örgütlerinden Sosyal Medya Kampanyası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vopool: Sivil Toplum Örgütlerini ve Gönüllülerini Bir Araya Getirten Uygulama</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/22/vopool-sivil-toplum-orgutlerini-ve-gonullulerini-bir-araya-getirten-uygulama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Jun 2018 08:18:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[Vopool]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gençlik Çalışmaları Derneği'nin ücretsiz bir sosyal medya aracı vopool, gönüllüler ve sivil toplum örgütlerini ve sivil toplum alanında çalışma yapan kuruluşları biraraya getiriyor. Uygulamada gönüllüler ve sivil toplum kuruluşları araç aracılığıyla kolayca eşleşebiliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/22/vopool-sivil-toplum-orgutlerini-ve-gonullulerini-bir-araya-getirten-uygulama/">Vopool: Sivil Toplum Örgütlerini ve Gönüllülerini Bir Araya Getirten Uygulama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Peki, vopool nasıl çalışıyor?</strong></p>
<p>Gönüllüler, vopool’da gönüllü profili oluşturabiliyor. Gönüllü olarak araca kayıt olmak isteyenler sisteme tüm bilgi ve becerilerinizi ekleyebildiği gibi CV, sunu gibi dosyaları ve iletişim bilgilerinizi ekleyebiliyor.</p>
<p>Sivil toplum alanında çalışan örgütler ve kuruluşlar da temsilcisi olarak Vopool’a üye olabiliyor. Bu sayfada logo, iletişim kişisi bilgileri, kuruluş adresi ve diğer iletişim araçları, faaliyetler ve tüm projeler listelenebiliyor. Kuruluşlar ve örgütler bu araçta yine gönüllü ilanına çıkabiliyor ve projelerine online başvuru kabul edebiliyorlar. Bununla birlikte gönüllü veri tabanı da örgüt ve kuruluşlara açık olarak aramaya imkan sağlıyor. Yine projelerde ya da etkinliklerde görevlendirmek üzere alanda çalışma yapan eğitmen, eğitmen yardımcısı ve kolaylaştırıcılara ulaşabiliyor.</p>
<p>Sivil alanda eğitmenlik yapan bir profesyonel ya da gönüllüler de araçta eğitmen profili oluşturabiliyor. Eğitmen profiline çalışma yaptığınız alanlar hakkında bilgi eklemek ve kendi tasarımınız olan eğitim simülasyonları, eğitim notları, yazılarınızı ve bloglarınızı yayınlamak mümkün.</p>
<p>Sivil toplum alanında işbirlikleri önemli yer tutarken araç aracılığıyla ortak arama sayfasında ulusal ya da uluslararası ortaklara ulaşabiliyor.</p>
<p>Aracı detaylı incelemek için lütfen <a href="http://vopool.net/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız. </a></p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.stgm.org.tr/tr/manset/detay/vopool-sivil-toplum-orgutlerini-ve-gonullulerini-bir-araya-getirten-uygulama" target="_blank" rel="noopener">STGM</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/22/vopool-sivil-toplum-orgutlerini-ve-gonullulerini-bir-araya-getirten-uygulama/">Vopool: Sivil Toplum Örgütlerini ve Gönüllülerini Bir Araya Getirten Uygulama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplumdan Aktif Siyasete Geçiş: Vekil Adaylığı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/sivil-toplumdan-aktif-siyasete-gecis-vekil-adayligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2018 12:47:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27599</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaklaşan 24 Haziran seçimlerinde farklı partilerden vekil adayı olarak gösterilen sivil toplum aktörlerinin sayısının artması sivil toplum siyaset ilişkisi açısından olumlu bir etkileşim olarak değerlendirilirken, ‘toplumsal yararın gözetilmesi, bağımsız ve çoğulcu yapıdan uzaklaşma’ gibi handikaplara da dikkat çekiliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/sivil-toplumdan-aktif-siyasete-gecis-vekil-adayligi/">Sivil Toplumdan Aktif Siyasete Geçiş: Vekil Adaylığı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuyla ilgili Sivil Sayfalar’a değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ferhat Kentel, aday sayısının artmasını ‘ toplumsal ve kültürel kesimlerin demokrasinin güçlenmesine duydukları bir ihtiyacın sonucu’  olarak yorumlarken Nesrin Nas’a göre başka bir neden ise, kamuoyunun yeni kadro baskısı ve yenilenme isteği. Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş, bu konuda kritik noktanın, &#8216;adayın seçildikten sonra temsil ettiği alanın çıkarları için yasama süreçlerinde etkin çaba gösterip göstermeyecek olması’ olduğunu dile getiriyor.   Mehmet Ali Çalışkan’a göre<strong>, </strong>aktif siyasette kendi gündemlerine yer açmak yerine siyasetin gündemine teslim olabiliyor. Bundan kaçınmanın yolu ise, aktörlerin siyasete katılım kararlarını ve gündeme taşıyacağı konuları sivil toplum paydaşları ile ‘danışma, istişare, müzakere’ içinde  yürütebilmesi…</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_27600" aria-describedby="caption-attachment-27600" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-27600" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/265976.jpg" alt="" width="360" height="202" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/265976.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/265976-320x179.jpg 320w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-27600" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Ferhat Kentel İstanbul Şehir Üniversitesi</figcaption></figure>
<blockquote><p><strong>“Son zamanlarda Türkiye’de sivil toplumdan siyasete yönelik hareketlenmeyi, siyasetin “iyi para kazanılacak” bir meslek olarak görülmesinden ziyade, toplumsal ve kültürel kesimlerin demokrasinin güçlenmesine duydukları bir ihtiyacın sonucu olarak okumak daha doğrudur.”</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Siyaset sadece “reel” siyaset yani sadece siyasal partiler düzeyinde, parlamentoda yapılan bir faaliyet değildir. Hayatın her alanının mikro düzeyde siyaset içerdiğini düşünürsek, sivil toplum alanı da siyasetin elle tutulabilir olduğu bir alan olarak ele alabiliriz. Sivil toplum, reel siyaset ve gündelik hayata arasında toplumsal aktörlerin, toplumsal hareketlerin şekillendiği bir ara katmandır. Dolayısıyla gündelik yaşam alanları, ekolojik ve kültürel çevre, kimlikler gibi alanlarda vücut bulan sivil toplum aktörlerinin reel siyasete ilgi duymaları ve dahil olmaları, yaşadıkları sorun ve çözüm yollarını toplumun geneline taşımaları eşyanın tabiatına ya da “teoriye” uygundur. Ancak bu ilişki her zaman “aşağının”, gündelik hayatın “yukarıya” taşınması anlamına gelmeyebilir. Sivil toplum alanı aynı zamanda demokratik ilişki mekanizmalarının yeterli olmadığı durumlarda, çeşitli toplumsal aktörlerin güç inşa etme, kişisel çıkarları için güvenli ortam hazırlama alanları olarak da tezahür edebilir. Bu durumda, sivil toplumda sağlanan statü, prestij ve çevre siyasi partilere adım atmak için bir tür pazarlık konusu olabilir. Böylelikle “yükselen” aktör siyasi partiden çıkar sağlarken, siyasi parti de aktörden oy potansiyeli olarak çıkar sağlar. Ama sanıyorum son zamanlarda Türkiye’de sivil toplumdan siyasete yönelik hareketlenmeyi, siyasetin “iyi para kazanılacak” bir meslek olarak görülmesinden ziyade, toplumsal ve kültürel kesimlerin demokrasinin güçlenmesine duydukları bir ihtiyacın sonucu &#8220;olarak okumak daha doğrudur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_27601" aria-describedby="caption-attachment-27601" style="width: 360px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-27601" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/690x390cc-ist-16-04-2018-nesrin-nas-640x362.jpg" alt="" width="360" height="203" /><figcaption id="caption-attachment-27601" class="wp-caption-text">Dr. Nesrin Nas Anavatan Partisi Eski Başkanı</figcaption></figure>
<blockquote><p><strong>&#8220;Türkiye’de demokrasinin kurumsal yapısını güçlendirmeden sivil toplumun güçlenmeyeceği ortadadır. Bu açıdan sivil toplum aktörlerinin siyasete katılımı, geçici olmak kaydıyla, bu aşamada uzun vadede sivil toplumu güçlendirecek kurumsal demokrasinin restorasyonunun mecburi bir adımıdır.&#8221;</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sivil toplum örgütlenmesi sosyal gelişmişliğin ve demokrasinin göstergelerinden birisidir. Güçlü ve oldukça geniş bir yelpazeye yayıldıkları ve örgütlendikleri ölçüde siyasetin denetleyicisi ve dengeleyicisi olurlar. Clientele siyasetin dışladığı denge ve denetleme işlevi, eksik aksak da olsa sivil toplum kuruluşlarının en önemli işlevlerinden biridir. Bizim gibi aşırı merkezi ve siyasetin clientele ilişkiler ağına dayandığı ülkelerde sivil toplum kuruluşları toplumun gözü, kulağı ve çoğu kez vicdanı rolünü üstlenirler. Hatta son birkaç seçimdir seçmen oylarının bekçiliğinden seçim güvenliğine kadar aslında bir hukuk devletinin yapması gereken bir çok iş de sivil toplumun sırtında. Dolayısıyla, ilke olarak siyasetin dışında kalarak siyasi karar alma mekanizmalarını etkileme amaçlı sivil toplum kuruluşları , bizim  gibi  iktidarın aşırı baskısı altında sesi giderek kısılan toplumlarda siyasetle iç içe  geçiyor. Bazen muhalefetle yan yana mücadele etmek zorunda kalıyor.</p>
<p>Temel hak ve özgürlüklerin ağır baskı olduğu dönemlerde bu konuda çalışan sivil toplum örgütleri ile bu konuya duyarlı siyasi partilerin yan yana çalışması ve ilkesel birlikteliği çoğu zaman kaçınılmazdır. Ancak bu birliktelik kalıcı hale geldiğinde, sivil toplumun daha örgütlü siyasi partiler içinde edilgen olması kaçınılmazdır. Bu da ilgili sivil toplum kuruluşunun dönüştürücü ve denetleyici  işlevini hatta kapsayıcılığını yok eder.</p>
<p>Doğası gereği siyasi partiler ve sivil toplum insiyatiflerinin örgütsel yapıları farklıdır. Siyasi partilerin amacı iktidar olmak, güç elde etmektir. Dikey bir örgütsel yapıları vardır. Politika öncelikleri ve araçları bellidir. Sivil insiyatifler ise yatay örgütlerdir. Çoğulculuğu esastır. Güç odaklı değildir. Sorun odaklıdır, önerileri vardır. Politikaları değil. Özellikle iktidarın örgütlü sivil toplumu terörize ettiği ortamlarda, sivil toplum aktörlerinin siyasete akması birçok ülkede sıklıkla yaşanıyor. Türkiye’de de son yıllarda yaşanan bu.</p>
<p>Bu ilişki tek taraflı değil kuşkusuz. Oldukça kapalı örgütler olan Türkiyeli siyasi partilerin kendilerini yenileyebilmeleri ne yazık ki pek mümkün değil. Partilerin katı örgütsel yapıları nedeniyle tavan tabanı bastırıyor ve partilerin temsil kadrolarını kendi içlerinden yetiştirmesine engel oluyor. Bu da, yerel ve genel seçimlerde partileri kamuoyunun “yeni kadro” baskısı karşısında sivil toplum aktörlerine yönlendiriyor. Kuşkusuz bu durum, sivil toplumu kısa vadede siyasette etkili bir aktör gibi gösterse de, uzun vadede sivil toplumu siyasetin destekleyici yan kuruluşları haline getirme tehlikesini barındırıyor. Çok sancılı geçiş dönemlerinde bir dereceye kadar anlayışla karşılanacak bu ilişki, ne yazık ki bir çok yerde kalıcı bir eğilime dönüşme yolunda. Geçici olması gereken bu eğilimin kalıcılaşarak geleneksel bir sivil toplum-siyasi parti ilişkisine dönüşmesi halinde sivil toplum kuruluşlarının bazı siyasi partilerin yan örgütü ya da parti okulu gibi algılanması, sivil toplumun renkli, bağımsız ve çoğulcu yapısına zarar verir. Yine de bu dönemi her şeyiyle olağandışı bir dönem olduğunu düşünmek zorundayız.</p>
<p>Öncelikle güçlü sivil toplum ancak güçlü ve kurumsal demokrasilerde mümkündür. Türkiye’de demokrasinin kurumsal yapısını güçlendirmeden sivil toplumun güçlenmeyeceği ortadadır. Bu açıdan sivil toplum aktörlerinin siyasete katılımı, geçici olmak kaydıyla, bu aşamada uzun vadede sivil toplumu güçlendirecek kurumsal demokrasinin restorasyonunun mecburi bir adımıdır. İlaveten, bu dönemde, sivil aktörlerin adaylığını rejim ve sistem değişikliğine karşı toplumda varolan bir direncin ve beklentinin sonucu olarak görmek gerekir. Mevcut katı yapılarıyla toplumun her kesimine seslenme zorluğu yaşayan siyasi partiler, en azından sivil toplum aktörlerinin milletvekili adaylığıyla bu zorluğu aşma çabasındadır. İdeolojik olarak birbirinden oldukça uzak olan siyasi partilerin tavan ve tabanlarının yan yana durmasında da etkili bir rol oynayan sivil toplum aktörleri, adaylıklarıyla da  farklılıkların birlikteliğinin yapıştırıcısı olacaklardır.</p>
<figure id="attachment_27602" aria-describedby="caption-attachment-27602" style="width: 317px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-27602" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/prof-dr-nihat-erdogmus-e1528338625583-640x427.jpg" alt="" width="317" height="211" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/prof-dr-nihat-erdogmus-e1528338625583.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/prof-dr-nihat-erdogmus-e1528338625583-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/prof-dr-nihat-erdogmus-e1528338625583-320x214.jpg 320w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /><figcaption id="caption-attachment-27602" class="wp-caption-text">Prof. Dr Nihat Erdoğmuş İlke İlim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi</figcaption></figure>
<blockquote><p><strong>“Sivil toplum aktörü bu alanı milletvekilliğine ulaşmanın bir basamağı olarak kullanmadıkça sorun oluşturmaz. Ancak bu süreçte kişisel amaçlar ile sivil topluma katkı amacını ayırabilmek çok da kolay değildir. Burada kritik husus, adayın seçildikten sonra temsil ettiği alanın çıkarları için yasama süreçlerinde etkin çaba gösterip göstermeyecek olmasıdır.”</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil toplum aktörlerinin milletvekili adaylığı seçilme yeterliliğine sahip herkes gibi en doğal haklarıdır. Hatta sivil toplum alanının mecliste temsili bakımından oldukça önemlidir. Milletvekilliği öncelikle kişisel amaçlar yerine, temsil ettiği sivil alanın amaçlarına hizmet etmek için olacaksa faydalı olacaktır. Sivil toplum aktörü bu alanı milletvekilliğine ulaşmanın bir basamağı olarak kullanmadıkça sorun oluşturmaz. Ancak bu süreçte kişisel amaçlar ile sivil topluma katkı amacını ayırabilmek çok da kolay değildir. Burada kritik husus, adayın seçildikten sonra temsil ettiği alanın çıkarları için yasama süreçlerinde etkin çaba gösterip göstermeyecek olmasıdır.</p>
<p>Sivil toplum aktörünün milletvekilliğine aday olması ve siyasete katılımı iki yönlü ele alınmalıdır. Birincisi sivil alan genellikle kişilere fazla bağımlı ve kurumsal yapılar zayıf olduğu için sivil aktör ayrıldıktan sonra boşluk oluşup oluşmayacağı hususu. İkinci yön ise adaylık sürecinde siyaset ile kurulacak ilişkinin nasıl şekilleneceği hususu. Adayın faaliyet gösterdiği sivil organizasyon görece olarak yapılanmışsa ilgili kişinin ayrılması faaliyetleri fazla aksatmayacaktır. Aksi halde, yani kişiye bağımlılık yüksekse, sivil alana olumsuz yansıması olacaktır. Şimdiye kadarki gözlemlerimiz sivil toplum örgütlerinde genellikle güçlü ve etkili konumda olan aktörlerin milletvekilliğine başvurduğunu göstermektedir. Bu kişilerin ayrılacak olması yüzünden sivil alanın olumsuz etkilenmesi ihtimali artmaktadır.  Milletvekilliği için başvuran adayın kendini kabul ettirmek ve seçilebilmek adına siyasetle ilişkisinde tavizkar davranması da sivil toplum siyaset ilişkisinde sivil alanı zayıflatan bir durumun ortaya çıkmasına sebep olacaktır.</p>
<p>Sivil toplum siyaset ile kaçınılmaz olarak ilişki içinde olacaktır. Bu ilişkinin biçimi milletvekilliği örneğinde olduğu gibi yasama süreçlerine katılmak şeklinde olabileceği gibi; talep, öneri ve şikâyetlerin politika yapıcılara ulaştırılması yönüyle de olabilir. Bu süreçlerde sivil toplum örgütlerinin ve aktörlerinin sadece talep eden değil, daha fazla öneri sunan ve hesap soran konumda kalabilmesi önemli. Siyasetin gücü ve cazibesi karşısında sivil alanın sorumlu ve özerk davranabilmesi bu ilişkiyi şekillendirecektir. Sivil aktörlerin meclise girerek mi? ya da sivil alanda kalarak mı siyaseti ve yasama süreçlerini daha fazla etkileme gücü olduğu ayrıca tartışılmalıdır. Sanki sivil alanda kalabilen güçlü ve yetkin sivil kurum ve aktörler daha fazla etki oluşturmaktadır.</p>
<figure id="attachment_2223" aria-describedby="caption-attachment-2223" style="width: 187px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-2223" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkiyede-oyun-oynayan-yetiskin-olmadigi-icin-oyun-oynayan-cocuk-yok.-Mehmet-Ali-Caliskan-Aktif-Yasa-e1455662344608.jpg" alt="" width="187" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkiyede-oyun-oynayan-yetiskin-olmadigi-icin-oyun-oynayan-cocuk-yok.-Mehmet-Ali-Caliskan-Aktif-Yasa-e1455662344608.jpg 491w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/02/Turkiyede-oyun-oynayan-yetiskin-olmadigi-icin-oyun-oynayan-cocuk-yok.-Mehmet-Ali-Caliskan-Aktif-Yasa-e1455662344608-320x417.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 187px) 100vw, 187px" /><figcaption id="caption-attachment-2223" class="wp-caption-text">Mehmet Ali Çalışkan Yaşama Dair Vakıf</figcaption></figure>
<blockquote><p><strong>“STK temsilcileri siyasete geçiş süreçlerini sivil toplum camiaları ile danışma, istişare ve müzakere içinde yönetse, siyasetin gündemine taşıyacağı konuları sivil toplum ile birlikte tartışarak önceliklendirse yalnızlaşmaz ve yükü daha taşınabilir hale getirir.”</strong></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil toplum aktörlerinin aktif siyasete katılımı dünyada da sıkça tartışılan bir konu. Geçtiğimiz ay Senegal&#8217;de bu konuda yapılan bir toplantıya katıldım. Avrupa, Afrika ve Latin Amerika&#8217;dan sivil toplum ve siyaset dünyasından temsilciler katıldığı bir oturumdu bu ve tartışmayı açan iki kısa sunum yapıldı. Sunum yapanlar sivil toplumdan, daha çok insan hakları hareketinden siyasete bakan olarak geçmiş isimlerdi. Birisi 2 yıl sonunda istifa edip tekrar sivil toplum alanına dönmüş. Tartışmanın ana konusu sivil toplumdan siyasete geçişin bir yozlaşmaya yol açma riski ile sivil toplumun gündemini siyasete ve karar süreçlerine ne kadar taşıma fırsatı oluşturduğuyla ilgiliydi. Bu konularda şu tespitlerin altı çizildi.</p>
<p>İki dünya arasındaki ilişkinin belli bir düzeyde gerilimli olmasının normal ve önemli. Bu gerilimin arka planında sivil toplumun siyasetin gündemini ve hükümetlerin kararlarını etkileme çabası, siyasetin ise kararları alan yer olması gibi iki farklı misyonun olması yer alıyor.</p>
<p>&#8211; Sivil toplumdan siyasete geçenlerin tutunamama hikayelerinde genellikle etik alandan pragmatik alana geçişte düşünce ve davranış kodlarını değiştirme zorunlukları göze çarpıyor.</p>
<p>&#8211; Geçiş kararları genellikle bireysel olarak alınıyor ve bu da STK temsilcisinin siyasi alanda yalnızlaşmasına yol açabiliyor. Gözlemleyebildiğim kadarıyla STK&#8217;cılar siyasete geçince kendi gündemine yer açan değil, siyasetin gündemine teslim olan bir kader yaşıyor.</p>
<p>&#8211; STK temsilcileri siyasete geçiş süreçlerini sivil toplum camiaları ile danışma, istişare ve müzakere içinde yönetse, siyasetin gündemine taşıyacağı konuları sivil toplum ile birlikte tartışarak önceliklendirse yalnızlaşmaz ve yükü daha taşınabilir hale getirir.</p>
<p>&#8211; Önümüzdeki dönem meclis içinden hükümet çıkarmayacak. Bu durumda meclisteki siyasi partiler, potansiyel alternatif hükümet rolünden çıkıp, Saray’da kurulan hükümeti etkilemeye çalışan bir rol üstlenecekler. Siyasi partilerin STK’lara benzer misyon üstlendiği bir döneme geçiyor olabiliriz. Böylece meclis karar alan bir mecra olmaktan kararları etkilemeye çalışanların buluştuğu bir mecraya dönüşecek gibi görünüyor. Bu da hükümet–sivil toplum ilişkileri zayıflarken, meclis/siyaset-sivil toplum ilişkilerinin güçlenmesine yol açabilir. Bu nedenle de mecliste yer alacak sivil toplum temsilcilerini önemli bir köprü görevi bekliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/07/sivil-toplumdan-aktif-siyasete-gecis-vekil-adayligi/">Sivil Toplumdan Aktif Siyasete Geçiş: Vekil Adaylığı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sibirya’da Şor Türkleri Kömür Talebi Yüzünden Acı çekiyor; Türkiye Büyük Müşteri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/04/sibiryada-sor-turkleri-komur-talebi-yuzunden-aci-cekiyor-turkiye-buyuk-musteri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 May 2018 09:38:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26379</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Sibirya’da Yavaş Ölüm” isimli yeni rapor, Sibirya’nın Kuzbass bölgesinde kömür madenciliğinin orman ve köylere kalıcı tahribatı ile halka uygulanan baskıyı ortaya koyuyor. - Sibirya Türklerinden Şorlar kömür talebi yüzünden ciddi hak ihlaline maruz kalırken, kömürün dördüncü büyük müşterisi ise Türkiye. - Artan baskılar ve tehditler yüzünden kömür karşıtı aktivistler bölgeden kaçmak zorunda kalıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/04/sibiryada-sor-turkleri-komur-talebi-yuzunden-aci-cekiyor-turkiye-buyuk-musteri/">Sibirya’da Şor Türkleri Kömür Talebi Yüzünden Acı çekiyor; Türkiye Büyük Müşteri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ormanlar ve temel haklar üzerine çalışan Avrupalı Sivil Toplum Örgütü<a href="http://fern.org/">Fern</a> ile Kömür Eylem Ağı (<a href="https://www.coalaction.org.uk/">Coal Action Network</a>) tarafından bugün yayımlanan rapor, Güney Sibirya’nın Kuzbass bölgesindeki kömür madeni genişlemesinin bölgedeki Türk topluluklarından olan yerli Şorların yaşam alanları üzerindeki tahribatını ortaya koyuyor.</p>
<p>2017 yılında Kuzbass’taki kömür üretimi, bir önceki yıla göre yüzde 6.2 artış gösterdi. Kuzbass’tan kömür ithal eden 21 ülkenin 11’ini Avrupa Birliği ülkeleri oluştururken, <b>en çok kömür ithalatı yapan dördüncü ülke ise Türkiye oldu.</b></p>
<figure id="attachment_26380" aria-describedby="caption-attachment-26380" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26380" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/black-snow-from-coal-in-Kuzbass.jpg 1040w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-26380" class="wp-caption-text">Kuzbass’ta kışın kar erimeye başladığında, kömür tozunun biriktiği siyah tabaka açığa çıkıyor. Sülfür alaşımları, nitrit, nitrat, klorür, potasyum ve manganez bölgedeki karın içinde bulundu.</figcaption></figure>
<p><i>“</i><a href="http://fern.org/SlowDeathSiberia"><i>Sibirya’da Yavaş Ölüm</i></a><i>” </i>raporu, kömür madenciliğinin ormanları nasıl tahrip ettiğini, Kuzbass’ın havasını, suyunu ve toprağını nasıl kirlettiğini ortaya koyarken madenlerin yakınında yaşayan topluluklarda ortaya çıkan hastalıklar ile sağlık sorunlarındaki artışları gösteren kanıtları da içeriyor. Kanser türleri, verem, kalp ve damar hastalıklarını kapsayan sağlık sorunları, yerel halkın beklenen yaşam süresinde azalmaya yol açıyor.</p>
<p>İnanış ve yaşam biçimleri doğrudan bulundukları çevreye göre şekillendiği halde genişleyen madencilik aktiviteleri yüzünden, kendi deyimlerine göre topraklarında yavaş bir ölüme teslim edilen yerli Şor Türkleri’nin tanıklıkları ve gerçek hikayeleri raporun merkezini oluşturuyor. <b>Yapılan hesaplara göre bölgedeki Şor nüfusu, son 7 yılda yaklaşık yüzde elli azalma gösterdi.</b>Önceden ormanlık olan pek çok Şor köyü maden yüzünden bugün yok edilmiş durumda.</p>
<figure id="attachment_26381" aria-describedby="caption-attachment-26381" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26381" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_001-e1525335538815-640x960.jpg" alt="" width="640" height="960" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_001-e1525335538815-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_001-e1525335538815-610x915.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_001-e1525335538815-320x480.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_001-e1525335538815.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-26381" class="wp-caption-text">Şorlar topraklarıyla uyumlu yaşayan doğanın çocuklarıdır. Ormanların, nehirlerin, dağların, bitkilerin ve toprağın ruhunun olduğuna inanırız. Ama madencilik hepsini yok ediyor, kültürümüzü yok ediyor… Valentina Boriskina – emekli öğretmen</figcaption></figure>
<p><b>Türkiye: Kuzbass’ın en büyük dördüncü kömür ithalatçısı</b></p>
<figure id="attachment_26382" aria-describedby="caption-attachment-26382" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26382" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/mining-in-Kuzbass-2-1024x680-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/mining-in-Kuzbass-2-1024x680-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/mining-in-Kuzbass-2-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/mining-in-Kuzbass-2-1024x680-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/mining-in-Kuzbass-2-1024x680-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-26382" class="wp-caption-text">Türkiye Kuzbass’tan en çok ihraç yapan dördüncü ülke. Türkiye’nin ithal ettiği her 3 ton kömürün 1 tonu Şor halkının yaşadığı ve baskı gördüğü bu bölgeden geliyor. Foto: Kuzbass’ta bulunan maden sahası</figcaption></figure>
<p>Sibirya Gümrük İdaresi’ne göre 2016 yılında Kuzbass kömürünün en büyük ithalatçıları sırasıyla şu ülkelerdi: Güney Kore, Japonya, İngiltere ve <b>Türkiye</b>.</p>
<p>Her ne kadar küresel ölçekte kömür üretimi düşüşte olsa da 2016 yılında Rusya’nın kömür üretimi, bir önceki yıla göre yüzde üç artış gösterdi. Ülke, halihazırda dünyanın üçüncü en büyük kömür ihracatçısı[<a href="http://archive.premier.gov.ru/eng/events/news/17848/">1</a>]. Kuzbass bölgesi, Rusya’nın toplam kömür üretiminin yüzde elli dokuzunu sağlıyor ve Rusya’nın kömür ihracatının yüzde yetmiş altısı bu bölgeden geliyor.</p>
<p><b>Yalnızca Türkiye 2016 yılında Kuzbass bölgesinden toplamda 10.4 milyon ton kömür ithal etti. Ayrıca Rusya merkezli farklı resmi kaynaklara göre aynı yıl Türkiye’nin Rusya’dan kömür ithalatı toplamda 11.5 milyon ton oldu.</b></p>
<p>Raporun yazarlarından olan Fern’den Daria Andreeva, “Kuzbass’ta gözlemlediğimiz tam anlamıyla insan eliyle yapılmış bir facia. Öyle ki düşük karbonlu ekonomiye geçmediğimiz  için her birimizin sorumlu olduğu bir facia” dedi.</p>
<p>Raporun diğer yazarı Kömür Eylem Ağı (Coal Action Network)’den Anne Harris ise, “Kuzbass’tan kalkan kömür tozunun bir parçası kömür kaynaklı elektriği tüketen ev ve işyerlerinin üzerinde kara bir leke oluşturuyor. Bu leke içinde nefes alamayan Shor halkını, boğulan nehirleri, yer değiştirmek zorunda kalan vahşi hayatı ve bizi Shor topraklarına götüren, boydan boya zehirlenmiş alanın izlerini de içeriyor.”</p>
<figure id="attachment_26383" aria-describedby="caption-attachment-26383" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-26383" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Village-of-Chuvashka-683x1024-640x960.jpg" alt="" width="640" height="960" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Village-of-Chuvashka-683x1024-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Village-of-Chuvashka-683x1024-610x915.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Village-of-Chuvashka-683x1024-320x480.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Village-of-Chuvashka-683x1024.jpg 683w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-26383" class="wp-caption-text">Madencilik ve kömür için patlatmalardan doğanın ruhlarının bizi terk ettiğini düşünüyorm. [Madenlerden] patlamaları duydukça ruhumun da parçalandığını hissediyorum. Larissa Myzhakova</figcaption></figure>
<figure id="attachment_26384" aria-describedby="caption-attachment-26384" style="width: 533px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26384" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_013-533x800.jpg" alt="" width="533" height="800" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_013-533x800.jpg 533w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Valentina_013-533x800-320x480.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 533px) 100vw, 533px" /><figcaption id="caption-attachment-26384" class="wp-caption-text">Valentina Boriskina</figcaption></figure>
<p>Kaynak:<a href="https://350turkiye.org/sibiryada-sor-turkleri-komur-talebi-yuzunden-aci-cekiyor-turkiye-buyuk-musteri/" target="_blank" rel="noopener"> 360Türkiye</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/04/sibiryada-sor-turkleri-komur-talebi-yuzunden-aci-cekiyor-turkiye-buyuk-musteri/">Sibirya’da Şor Türkleri Kömür Talebi Yüzünden Acı çekiyor; Türkiye Büyük Müşteri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Irak’taki referandum krizinin sivil toplum örgütlerine etkileri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/iraktaki-referandum-krizinin-sivil-toplum-orgutlerine-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Oct 2017 08:16:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Mesud Barzani]]></category>
		<category><![CDATA[Musul]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[sınır tanımayan doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum örgütleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yük taşımacılığına getirilen yasaklar, kontrol noktalarında artan gerilim… Sivil toplum örgütleri, Musul&#8217;un düşüşünden bu yana -zaten insani anlamda gergin olan bir bağlamda, Irak Kürdistan’ındaki bağımsızlık referandumu sonrası ortaya çıkan krizin ilk etkilerine maruz kalmaya başladı. Havaalanlarının kapatılması ilaç, teçhizat ve lojistik ekipman tedariki konusunda sıkıntılar yaratıyor Geçen cuma öğleden sonrası itibariyle yurtdışına sefer yapan uçaklar Kürdistan’ın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/iraktaki-referandum-krizinin-sivil-toplum-orgutlerine-etkileri/">Irak’taki referandum krizinin sivil toplum örgütlerine etkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yük taşımacılığına getirilen yasaklar, kontrol noktalarında artan gerilim… Sivil toplum örgütleri, Musul&#8217;un düşüşünden bu yana -zaten insani anlamda gergin olan bir bağlamda, Irak Kürdistan’ındaki bağımsızlık referandumu sonrası ortaya çıkan krizin ilk etkilerine maruz kalmaya başladı.</p>
<h4><strong>Havaalanlarının kapatılması ilaç, teçhizat ve lojistik ekipman tedariki konusunda sıkıntılar yaratıyor</strong></h4>
<p>Geçen cuma öğleden sonrası itibariyle yurtdışına sefer yapan uçaklar Kürdistan’ın başkenti Erbil ve Süleymaniye’yi terk etti. Bağdat, halkın ezici bir çoğunluğunun ‘evet’ dediği referandumu geçersiz kılmak için hava sahasını kapatmaya yönelik yaptırımlarda bulundu. Erbil havaalanı yönetimine göre yasaklar, insani, askeri ve diplomatik uçuşlara uygulanmasa dahi, bölgeye gelmek için ticari uçuşları kullanan STK çalışanlarını ciddi bir şekilde etkiledi.</p>
<p>Fransız Haber Ajansı’na (AFP) konuşan Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Kuzey Irak Sorumlusu Malika Saïm, “Çalışanların (bölgeden) ne gelebildiklerine ne de çıkabildiklerine” dikkat çekiyor. Saïm, ayrıca “Bağdat-Erbil arasında insani yardım uçuklarını kullanmanın da zorlaştığını” sözlerine ekliyor. Saïm hava sahasının kapatılmasıyla geçen cuma, Bağdat üzerinden Erbil’e gelen kargoların iptal edildiğini üzüntüyle söylerken bunun ilaç, teçhizat ve lojistik ekipman tedariki konusunda sıkıntılar yarattığını vurguluyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Irak Ordusu askerleri ve bazı milisler kontrol noktalarında hem sivil Kürtlere hem de insani yardım çalışanlarına hakaretlerde bulunuyor&#8221;</strong></h4>
<p>Action Contre la Faim’in (ACF) Ortadoğu Müdür Yardımcısı Eric de Guerpe ise, Irak Ordusu askerleri ve bazı milislerin kontrol noktalarında hem sivil Kürtlere hem de insani yardım çalışanlarına hakaretlerde bulunduğunu aktarıyor. Birçok insani yardım örgütü gibi ACF de, Kürdistanı, Kuzey Irak’taki faaliyetlerinin lojistik merkezi olarak kullanıyordu. De Guerpe, referandumdan önce Kürdistan üzerinden Musul’daki programa erişimin zorluğuna dikkat çekerek, bundan sonra işlerin nasıl yürüyeceği konusunda endişeli olduklarını dile getiriyor.</p>
<p>Yeryüzü Doktorları (Médecins du Monde- MDM) acil operasyonlar sorumlusu Marius Musca da, iki-üç günden bu yana Kürdistan ile Musul bölgesi arasındaki çalışanların etkinliklerini iptal etme kararı aldıklarını açıklıyor.</p>
<p><strong>‘Akut’ ihtiyaçlar</strong></p>
<p>MDM acil operasyonlar sorumlusu Musca “Kontrol noktalarında sorunları bekliyorduk ve yer değiştirmedik” derken, kliniklerin maksimum düzeyde olmasa da, yüzde 60-70 civarında açık kaldığını belirtiyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre insani ihtiyaçlar akut durumda. OCHA’nın rakamlarına göre sekiz ay süren mücadeleden sonra temmuz ayında kurtarılan Musul’da 700.000 kişi yerlerinden edildi. Ağustos ayında Musul’un istikrarı (BM henüz altyapının yeniden yapılandırılması, konut, eğitim sistemi, polis  vs. üstesinden gelmiş değil ) için en büyük meydan okuma nitelendirmesinde bulunan BM insani yardım koordinatörü Lisa Grande ise IŞİD’e karşı gerçekleşen operasyonlarda hâlâ on binlerce kişinin etkilediğine işaret ediyor</p>
<h4>&#8220;Kritik eşiğe yaklaşılıyor&#8221;</h4>
<p>OCHA güncel olarak ise &#8220;tüm tarafları sorumluluklarını üstlenmeye ve ihtiyaç sahiplerini engellenmeden insani yardım sağlamaya&#8221; çağırıyor.</p>
<p>MSF’den Malika Saïm sorunlarla şimdilik başedilebildiklerini fakat kısıtlı zaman sorunu olduklarını, kendi yapısal sorunlarının iki hafta içerisinde halledilememesi halinde kritik eşiğe yaklaşılacağının altını çiziyor. Sınır Tanımayan Doktorlar ise sorunsuz bir şekilde hizmetlerini üç ay süresince sürdürebilecekleri miktarda stoklara sahip olduklarını belirtirken, Marius Musca bu sürecin ötesine geçildiği takdirde, söz konusu örgütün faaliyetleri ve nihai olarak nüfus üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıyor.</p>
<h4>&#8220;Bağdat blöf yapıyor&#8221;</h4>
<p>Handicap International’in Irak program sorumlusu Thomas Hugonnier ise şimdilik bir kestirimde bulunmaktan uzakta. Hugonnier “Kuşkusuz bir risk var ama an itibariyle bu doğrulanmadı” derken yardım örgütünün sahada çalışmaya devam ettiğine işaret ediyor.</p>
<p>İsmini vermek istemeyen bir başka insani yardım görevlisi ise söz konusu ablukanın Bağdat yönetiminin bir blöfü olduğunu söylerken “İdari kısıtlamalar, faaliyet gösterilen tüm ülkelerde bulunabilir. Ve biz çok fazla sorun olmadan Musul krizini yaşadık halbuki durum Güney Sudan&#8217;da, Orta Afrika Cumhuriyeti&#8217;nde veya Yemen&#8217;de çok daha karışık” diyerek, yaşanan krizin aşılabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Söz konusu yazı Fransız <a href="http://www.lepoint.fr/monde/crise-au-kurdistan-irakien-premiers-impacts-pour-les-ong-30-09-2017-2160992_24.php#" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Le Point Dergisi</a>’nin internet edisyonundan çevrilmiştir.</p>
<p>Çeviren:<a href="https://www.sivilsayfalar.org/author/erdal/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Erdal Aktaş</a></p>
<p>Ana görsel: © SAFIN HAMED AFP</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/10/iraktaki-referandum-krizinin-sivil-toplum-orgutlerine-etkileri/">Irak’taki referandum krizinin sivil toplum örgütlerine etkileri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
