<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sivil Mikrofon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-mikrofon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-mikrofon/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 May 2021 14:19:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Sivil Mikrofon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sivil-mikrofon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“İsrail’in Irkçı, Sömürgeci Politikalarını Değiştirmesi İçin Yalnızlaştırılması Gerekiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/13/israilin-irkci-somurgeci-politikalarini-degistirmesi-icin-yalnizlastirilmasi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 May 2021 14:19:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin için İsrail’e Boykot Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Cerrah]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70054</guid>

					<description><![CDATA[<p>Filistin İçin İsrail'e Boykot Girişimi'nden (BDS Türkiye) Göksel Kılınç, İsrail’in ırkçı, sömürgeci politikalarının engellenmesi için ekonomik, askeri ve kültürel olarak yalnızlaştırılması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/13/israilin-irkci-somurgeci-politikalarini-degistirmesi-icin-yalnizlastirilmasi-gerekiyor/">“İsrail’in Irkçı, Sömürgeci Politikalarını Değiştirmesi İçin Yalnızlaştırılması Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’da BDS Türkiye’den Göksel Kılınç ile İsrail’in Şeyh Cerrah mahallesi ve Mescid-i Aksa’ya yaptığı baskınların ardından yaşananlar konuşuldu. Yaşananların arka planını değerlendirirken üç ana etmenden söz eden Kılınç bunların, İsrail&#8217;in kuruluşundan beri sürdürdüğü yerleşimci sömürge politikası, İsrail’in Arap ülkeleriyle olan sorununun yıllar içinde İsrail’in iç meselesi gibi algılanmasını sağlayan normalleşme adımları ve ABD Eski Başkanı Trump’un Kudüs’ü başkent yapma politikası olduğunu belirtiyor. İsrail’in Mescid-i Aksa ve Şeyh Cerrah mahallesindeki kullandığı tahrik edici ve orantısız gücün tepkilerin toplumsallaşmasını sağladığını belirten Kılınç, İsrail Başkanı Binyamin Netenyahu’nun iç siyasette yaşanan istikrarsızlığını silaha sarılarak çözmeye çalıştığını kaydetti. Netenyahu’nun “Daha çok Filistin toprağına el koyma, yerleşimci kabul etme” vaadlerini hatırlatan Kılınç, sorunun kaynağının bu politikalar olduğunu vurguladı.</p>
<p>Meselenin Arap-Yahudi ya da din sorunu olmadığını, İsrail devletinin ırkçılığının yarattığı bir sorun olduğunu, İsrail’deki birçok hak kuruluşunun Filistinlilerle dayanıştığını ve hak ihlallerine karşı çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Kılınç, kalıcı barışın sağlanması için İsrail’in ırkçı politikalarından vazgeçmesinin gerekliliğine işaret ediyor. BDS hareketinin meselenin çözümü için ‘boykot, yaptırım, tecrit’ uygulamalarını gündemde tuttuğunu hatırlatan Kılınç, geçtiğimiz yıllarda kabul edilen ‘Yahudi olmayanların vatandaşlığa kabul edilmemesi’ kararını hatırlatarak bunun birlikte yaşama iradesinin İsrail devletiyle mümkün olamayacağının göstergesi olduğunu belirtti.</p>
<p>Uluslararası kurumların ve devletlerin meseleye yaklaşırken çifte standart bir bakış içinde olduğunu da vurgulayan Kılınç, Türkiye’nin tutumunun da bu yönde olduğunu, popülist söylemlere rağmen sürdürülen ticari-kültürel çalışmaları hatırlattı. Filistinliler’le dayanışmanın önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını vurgulayan Kılınç, İsrail’in ırkçı ve sömürgeci politikalarının engellenmesi için boykot ve yaptırımlarla ekonomik, askeri, kültürel olarak yalnızlaştırılması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: “İsrail’in Irkçı, Sömürgeci Politikalarını Değiştirmesi İçin Yalnızlaştırılması Gerekiyor”" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/4MtZJ5Z70SrRzQd6sIARZ2?si=76ecc1c0ca264ad8&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/13/israilin-irkci-somurgeci-politikalarini-degistirmesi-icin-yalnizlastirilmasi-gerekiyor/">“İsrail’in Irkçı, Sömürgeci Politikalarını Değiştirmesi İçin Yalnızlaştırılması Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İnsan Hakları Savunucuları Olarak Zor Bir Dönem Yaşıyoruz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/01/insan-haklari-savunuculari-olarak-zor-bir-donem-yasiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2021 10:18:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Eren Keskin]]></category>
		<category><![CDATA[hak savunuculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66322</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’a konuk olan insan hakları aktivisti ve avukat Eren Keskin, insan hakları savunucuları için zor bir dönem yaşandığını belirterek, “30 yıldır insan hakları mücadelesi içindeyim böyle bir süreç hatırlamıyorum. Sivil topluma bu kadar kapalı bir dönem olmamıştı. Çok daha zor zamanlarda bile görüşmeler yapılabilirken şimdi sivil toplumun yok sayıldığı bir süreç yaşıyoruz.” Dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/01/insan-haklari-savunuculari-olarak-zor-bir-donem-yasiyoruz/">“İnsan Hakları Savunucuları Olarak Zor Bir Dönem Yaşıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak savunuculuğunu “kendilerini özgürce ifade edemeyenlerin sesi olmak” olarak tanımlayan Eren Keskin, hakkında son verilen hapis cezasını değerlendirirken, ‘mücadeleye devam etmekten başka bir hayat düşünemediğini’ dile getirdi. “İnandığını savunmak insana kişisel güç veren bir şey” diyen Eren Keskin motivasyonunu ise şöyle ifade ediyor: “İttifaklar kurarak bize baskı uygulayanların daha önce birbirleri hakkında söylediklerini düşündüğümde, gerçekten kendi açımızdan gurur duyuyorum. Çünkü biz hep aynı yerdeyiz. Bu tabi ki kolay bir şey değil. Cezaevine giriyorsunuz, yaşam hakkınız ihlal ediliyor. Benim büyük motivasyon kaynağım bu. Yani olduğun yerde durabilmek. İkincisi de insan hakları alanında çok kayıplar yaşadık, onlara, ölülerimize olan borcumuz. Onlar doğruyu yaptılar büyük haksızlıklar yaşadılar, bedel ödediler. Biz devam ettirmek zorundayız.” Dedi.</p>
<h5>Sivil Toplumun Yok Sayıldığı Bir Süreç</h5>
<p>Geçmiş dönemlerle bugünkü hak savunuculuğu ve sivil toplum çalışmalarını da karşılaştıran Eren Keskin bu dönemde sosyal medyanın insan hakları savunuculuğunu küreselleştirdiğini belirtiyor. İnsan hakları savunucuları açısından zor bir dönem geçirdiğimizi de belirten Eren Keskin, “30 yıldır insan hakları mücadelesi içindeyim böyle bir süreç hatırlamıyorum. Sivil topluma bu kadar kapalı bir dönem olmamıştı. Çok daha zor zamanda görüşmeler yapabilirken şimdi sivil toplumun yok sayıldığı bir süreç yaşıyoruz.” Dedi.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: “İnsan Hakları Savunucuları Olarak Zor Bir Dönem Yaşıyoruz”" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/4RkHnPcdGyfELtfyELShOo?si=SbXFtfbcT6WXVbU5Bs2ACQ&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/01/insan-haklari-savunuculari-olarak-zor-bir-donem-yasiyoruz/">“İnsan Hakları Savunucuları Olarak Zor Bir Dönem Yaşıyoruz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yeşil Politikaların Yaşama Geçirilmesi Bütüncül Bir Siyaset Anlayışıyla Mümkün&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/yesil-politikalarin-yasama-gecirilmesi-butuncul-bir-siyaset-anlayisiyla-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2020 09:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[nil mutluer]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60918</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon'da yeşil politikaları değerlendiren Humboldt Üniversitesi Çeşitlilik ve Toplumsal Çatışma Bölümü Öğretim Görevlisi ve Yeşiller Partisi kurucularından Dr. Nil Mutluer, yeşil politikaların yaşama geçirilmesinin bütüncül bir siyaset anlayışıyla mümkün olabileceğini belirterek, "Gündelik hayattan, yerel ve devlet kurumlarına, bölge, ülke coğrafyalarından küresele bütünlük içinde düşünülmesi gereken çoğulcu, adil dağıtıma dayanan politikaları kapsamalı ve katılımcılığa açık olmalı. Zaten bu tip bir siyaset anlayışı benimsendiğinde değişim için önemli bir adım atılmış olacak." dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/yesil-politikalarin-yasama-gecirilmesi-butuncul-bir-siyaset-anlayisiyla-mumkun/">&#8220;Yeşil Politikaların Yaşama Geçirilmesi Bütüncül Bir Siyaset Anlayışıyla Mümkün&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Seni akademi ve sivil toplum çalışmalarından tanıyoruz. Yeşiller Partisi&#8217;nin kuruculuğuna götüren motivasyonla başlasak&#8230;</strong></p>
<p>En basit haliyle yeşil politikaların bütüncül yaklaşımının, doğanın parçası olan insanların, bizlerin yaşamlarımıza denge, adalet ve huzur getireceğini düşünüyorum. İnsan ve doğayı aynı ekosistemin bir parçası olarak görerek kalkınmacı endüstriyel  politikalar yerine, küçük, yeteri kadar ekonomik faaliyete dayanan, adil ve paylaşımcı düzen, katılımcı, eşitlikçi, çoğulcu, barış yanlısı siyaset ve tüm bunları sadece ülkelerin sınırları içinde değil, sınırlar ötesinde de düşünmenin ve eylemenin istediğim dengeli hayatı sağlayacağına inanıyorum. Yeşil, feminist ve queer politikaların bize bunu sağladığını düşünüyorum. Kısaca, yeni yeşil ekonomik düzen, siyasi çoğulculuk ve haklar&#8230; Hem insanların hem de doğanın hakları&#8230; Ve her ikisinin bir arada huzurla yaşama hakkı. Tüm bunların olduğu bir siyasetin yaşamdan yana olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden de yeşil siyasetin içinde yer almaya karar verdim.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-60923" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904-640x571.jpg" alt="sivil mikrofon nil mutluer yeşiller partisi" width="360" height="321" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904-640x571.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904-1280x1142.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904-1024x913.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904-1536x1370.jpg 1536w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/IMG_2160-e1605289583904.jpg 1546w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />Pandemi yeşil politikaların daha çok gündeme gelmesine alan açtı mı sence</strong><strong>?</strong></p>
<p>Evet ve hayır. Evet çünkü herkes bir anda şehre inen vahşi hayvanları, kirliliğin dağıldığı gökyüzünü gördü ancak, pandeminin sonuçları somut olarak insanların yakınındayken, etkileri bu kadar doğrudan belli olmayan iklim krizinin etkilerinin küresel boyutu hala anlaşılamadı. Şöyle somutlaştıracak olursak, insanlar morglardan taşan ölüleri gördüler ve bunun bir kriz olduğunu fark ettiler ve ona göre tepki verdiler. Ancak, insanların aynı tepkiyi tabanları eriyen buzullarda veya tahrip olan mercan kayalıklarında verdikleri söylenemez. Belki durdurulamayan orman yangınları bir işaret oldu ancak, krizin etkilerinin küresel boyutunun farkına varıldığını ve farklı coğrafyalardaki felaketlerin birbiriyle bağlantılı olduğunun ve bunların gezegenin geleceğini vehamete soktuklarını tam olarak anlattı mı, emin değilim. Bu minvalde, pandemi yeşil politikaların anlaşılmasına bir kapı araladı diyelim. Bu aralanan kapı da önemli çünkü, bize bir şey gösterdi siyasetteki karar mercileri, hükümetler önlem almaya mecbur kaldılar ve kısa bir süre için de olsa sistemi durdurdular. Tabi pandeminin bir özelliği var hegemonik gücü elinde tutanların sistemine küresel, kurumsal ve bireysel düzeyde doğrudan müdahale etti ve sistemin yetersizliklerini ortaya beklenmedik bir anda, hızla çıkardı. Hegemonyayı sıkıştırdı, anlık da olsa durdurdu. Geçen baharda yaşadığımız buydu. Ekonomiden sağlığa başka bir sisteme ihtiyaç olduğunu gösterdi. Ve her ne kadar dünyanın farklı ülkelerinde aralarında özellikle aşırı sağcıların da olduğu kesimlerin bu önlemlere tepki verdiğini görsek de, ciddi bir kesim önlemleri ciddiye aldı. Bu da önemli. Demek ki, ekolojik yıkımın, iklim krizinin hayatlarımıza etkileri anlatılabilirse, duyarlılık artacak&#8230;</p>
<p>Ama, daha yapılacak çok iş var&#8230;</p>
<p><strong>Pandeminin &#8216;herkesi eşitlediği&#8217; klişesinin doğru olmadığını aksine eşitsizliği derinleştirdiğini deneyimliyoruz. Yeşil politikaların dezavantajı gruplara bakışı nasıl, bu konuda ne gibi çalışmaların yapılması önceleniyor?  </strong></p>
<p>Aynı az önce konuştuğumuz pandemide olduğu gibi krizlerin yükünü ve yaşamsal mücadelesini gücü daha az olanlar, dezavantajlı gruplar üstleniyor. Önce durumu tespit edelim. Meselenin sınıfsal, coğrafi, cinsiyete dayalı kesişimsel bir boyutu var. Bu durum kolonyalist, kalkınmacı, büyüme merkezli, militarist ve erkek egemen politikaların sonucu. Nokta&#8230; Bugün yeşil olmayan politikalar, iklim krizleri  doğayı tahrip ederken insanların hayatlarında da ciddi değişikliklere neden oluyor. Mesela bu değişikliklerden biri göç. Ancak, bu durum, yani göçte iklim krizinin, anti yeşil politikalarının etkisi, göç çalışmalarında bile yeni yeni gündeme alınmaya başlandı. Göçü yaşayanlar, göç etmek zorunda kalanlar ya sınıfsal olarak dezavantajlı grupta olanlar ya da yoksullaştırılanlar. Örneğin bir çiftçi ya kuraklıkla mücadele etmek zorunda kalıyor, edemezse göç ediyor ya da dev şirketlerin tohum ve toprak politikalarından toprağından oluyor. Karbon salınımı yüksek şehirlerde, pandemi hastalık koşularında işe gitmek zorunda kalanlar ve bunu dünyanın çoğu ülkesinde rekabet merkezli politikaların sonucunda emeğinin tam karşılığını alamayan işçiler oluşturuyor. Bu işçiler mavi veya beyaz yakalı olabilir. Öte yandan, kırsal, doğa alanlarına da adeta bir tecavüz mevcut. Örneğin, Amazon ormanları sadece orada yaşayan yerel kabileler için değil, hepimiz için önemli. Oysa, fosil yakıt çıkartmak isteyen şirketlerin adete tecavüzü altında. Ormanları korumak iklim için önemli, ve dahası fosil yakıtların çıkmaması iklim krizini engellemek için çok çok önemli! Topraklarını korumak isteyen ve fosil yakıt çıkartan şirketlerin lobilerine direnen yerel halk da ciddi baskı altında. Ya tehdit ediliyorlar ya da öldürülüyorlar. Türkiye’de durum hiç farklı değil. Her gün maden şirketlerine veya hidroelektrik termik santrallere karşı topraklarını, sularını korurken polislerce şiddet gören köylü haberleri ile güne başlar olduk. Nerede yaşanırsa yaşansın hem doğaya hem de gündelik yaşamlarımıza bir grup insanın çıkarı için tahakküm eden bu politikaların cinsiyet boyutu da önemli, hatta çok önemli.  Tüm bunlardan kadınlar, çocuklar, LGBTIQ+ gruplar ve engelliler veya yaşlılar gibi diğer dezavantajlı gruplar daha fazla etkileniyor. Kaynaklarını ve yaşam alanlarını kaybediyorlar, dahası toplumsal sosyal ve ekonomik yaşama katılımları engelleniyor. Doğada veya şehirde yaşasın, gündelik hayatın kurucularından olan kadınların yaşama ait politikaların karar mekanizmalarında sözü söyleme gücü yok denecek kadar az.</p>
<blockquote><p>Yeşil politikaların yaratacağı başka bir düşünce şekli mümkün ve Türkiye’de alışılmış kutuplaşma siyasetinin dışından konuşan, yeni dil yaratan bir siyasete ihtiyaç var. Lakin, yeni yeşil düzenin avantajı olan yeni ekonomi, siyaset ve çoğulcu dil aynı zamanda yeşil siyaseti riske de atıyor zira, Türkiye’de kutuplaşmadan beslenen bir siyaset anlayışı, geleneği köklü bir gelenek.</p></blockquote>
<p><strong>Ekoloji savunuculuğunun siyaset alanına taşınması, yeşil politikaların kurumsallaşması neden önemli?</strong></p>
<p>Tam da tüm bu konuştuğumuz nedenlerden dolayı yeşil politikaların yaşama geçirilmesi, uygulanması gerekiyor. Ve bu da ancak bütüncül bir siyaset anlayışıyla mümkün. Gündelik hayattan, yerel ve devlet kurumlarına, bölge, ülke coğrafyalarından küresele bütünlük içinde düşünülmesi gereken çoğulcu,  adil dağıtıma dayanan politikaları kapsamalı ve katılımcılığa açık olmalı. Zaten bu tip bir siyaset anlayışı benimsendiğinde değişim için önemli bir adım atılmış olacak. Bireysel, bölgesel ve küresel bir yaklaşımla  katılımcı ve çoğulcu bir siyaset. Sokağın, tarlanın da katılacağı. Bu tip bir siyasetin karşısındakileri düşünmek zor değil, endüstriyel kalkınmacı ekonominin çözümsüzlüğüne sıkışmış, gücü ve karar mekanizmalarını elinde tutanlar. Ancak, bilinç yükseltmek, alternatif ekonomik, sosyal ve yaşam politikaları geliştirmek ve iktidarlardan bunları talep etmek ve hatta yapabildiğimiz ölçüde küçük de olsa yaşam alanları yaratmaya başlamak önemli. Mesela, Vandana Shiva’nın başını çektiği Cennet Bahçesi (Garden Eden) projesi, tohumları korumayı ve küçük toprak alanlarında üretim yapıp özellikle dezavantajlı konumda olan kadınların kaynak elde etmesini amaçlıyor. Veya gençlerin başlattıkları Fridays for Future (Gelecek için Cumalar) etkinliği şehirlerde aktivizmini yaparak iklim krizini görünür kılmayı hedefliyor. Bizler de kendi alanlarımız içinde değişimi nasıl yapabileceğimizi düşünebiliriz. Ancak, bundan kastım sadece tüketimsel bir hayat tarzına indirgenmiş ‘doğalcılık’ değil. Bilinç geliştirecek, politika değiştirecek yerlerde olmamızın gücünü küçümsememek ve eylemek önemli. Bu yer mahalleler de olabilir, belediyeler de&#8230;  Zira, bu güç bugün iklim krizine etkisi büyük olan fosil yakıt üretimini ve dolayısıyla iklim krizini körükleyen, insanların yaşam alanlarını ele geçiren dev şirketleri ve onları destekleyen devletlerin militarist ve kontrolsüz  büyümeci politikalarını, yeşilsiz ve nefessiz kaldığımız şehir politikalarını biraz olsun etkileyebilir. Bu tarlalardan veya şehirlerden başlayabilir&#8230; Ve esasında artık çok hızlı davranmamız gerekiyor ekosisteme yönelik tahribatı engellemek için.</p>
<p><strong>Avrupa&#8217;da yeşil politikalara, politikacılara ilgi artıyor. Türkiye&#8217;de durumlar nasıl, ilginin, siyasi bir tavra dönmesi ihtimali var mı?</strong></p>
<p>Görmeye başladı. İnsanlar ihtiyacın farkında. Çünkü mevcut düzen insanların hayatını yaşanması zor bir hale getirdi. Sadece doğal felaketlerin etkileri değil, büyük ekonomi hedeflerinin, insanların yaşam kaynaklarını azaltması, emeklerinin karşılığını alamamaları, üstelik bunların yanında hukuk sisteminin çökmesi, devlet kurumlarının artık liyakata değil, nepotizme ve korporatizme dayanması insanları arayışa sokuyor. Yeşil politikaların yaratacağı başka bir düşünce şekli mümkün ve Türkiye’de alışılmış kutuplaşma siyasetinin dışından konuşan, yeni dil yaratan bir siyasete ihtiyaç var. Lakin, yeni yeşil düzenin avantajı olan yeni ekonomi, siyaset ve çoğulcu dil aynı zamanda yeşil siyaseti riske de atıyor zira, Türkiye’de kutuplaşmadan beslenen bir siyaset anlayışı, geleneği köklü bir gelenek. Yeşil siyaset güçlendikçe, doğa, insan, yaşam  ve barıştan yana siyasetini ortaya koydukça egemenler için bir tehdit de olacaktır ki, barışı, adaleti savunanların bugünün Türkiye’sinde hali hazırda tehdit olarak algılandıklarını bizzat deneyimliyoruz. Siyaset ile söz söyleyen, barış isteyen milletvekilleri veya sivil toplum alanında kültür ve demokrasiyi korumaya yönelik ciddi çalışmaları destekleyen sivil bir yurttaş Osman Kavala temelsiz iddianamelerle hapis tutulabiliyor.  Bu yüzden, gündelik hayattaki hukuksuzluk, işsizlik, cinsiyetçi, etnik, inançsal ayrımcılıklarla mücadele ederken öncelikle insanların kaynaklarını azaltan işsizliğe, hukuksuzluğa veya doğa katliamlarına yönelik politikalar geliştirmeyi de birlikte düşünmek gerekiyor. Gündelik hayatın ekonomik ve sosyal sistemini koruyacak politikalar geliştirip aynı zamanda dayanışmayı örmek önemli.</p>
<p><strong>Yakınlarda üyesi olduğun Yeşil Düşünce Derneği bir konferans düzenledi. Son olarak konferansı ve yeşil politikalarla kadınların kesişimlerini sorayım. </strong></p>
<p>17 Ekim’de Türkiye’deki Yeşil Düşünce Derneği ve Avrupa Yeşiller Vakfı’nın desteği ile uluslararası Harekete Geçen Kadınlar Konferansı düzenlendi. Konferansa Polonya, Ekvador ve Türkiye’den kadınlar katıldı. Amazon ormanları, Kazdağları’nın tahribatı ve Midlli’deki göçmen politikalarının cinsiyetçi boyutu, Polonya, Türkiye ve dünyada  kadına yönelik şiddet, ayrımcılık konularında konuşuldu. Meselelerde coğrafi farklılıklar olsa da, konu küresel ve sistemsel bir ortaklığın parçası: Kolonyalist, cinsiyetçi bir sistemin&#8230; Kadınlar ve doğa özcü nedenlerden değil, tam da tahakküm politikalarından yaşamlarından oluyorlar. Şimdiye kadar  konuştuğumuz meselelerin hepsinde iklim krizinde, doğal felaketlerde kadınların, çocukların ve LGBTI+ bireylerin, yaşlıların dezavantajlı konumda olduklarını biliyoruz. Dahası bu insanlar yaşamları ve yaşam alanlarıyla ilgili karar mekanizmalarının da içinde yer alamıyorlar. Bahsettiğimiz kalkınmacı, endüstriyel, kolonyalist ve erkek egemen siyasetin sonucu bu&#8230; Çözümleri de birlikte feminist-queer bir bakış açısıyla bulup yaşamdan yana bir arada ağlar örerek, çalışarak bulabiliriz&#8230;</p>
<p>Kısaca hepimize iş düşüyor&#8230; Hayatı yaşamdan, haklardan -doğanın ve insanın haklarından, özgürlüklerden, çoğulculuktan, barıştan yana düşünenlerin örgütlenmesi, gündelik hayattan siyasete yeni düzeni örmek önemli&#8230; Tüm bunun için fen bilimleri ve sosyal bilimlerle uğraşanlar bir araya siyaset üretmeli ve bu siyaset de yerellerin ve yurttaşların sözü de olmalı&#8230;</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: &quot;Yeşil Politikaların Yaşama Geçirilmesi Bütüncül Bir Siyaset Anlayışıyla Mümkün&quot;" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/2sdbiw77YDr9P8POnkpTn6?si=Tf3ktbwsR7GP44Dvz8-FcA&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/14/yesil-politikalarin-yasama-gecirilmesi-butuncul-bir-siyaset-anlayisiyla-mumkun/">&#8220;Yeşil Politikaların Yaşama Geçirilmesi Bütüncül Bir Siyaset Anlayışıyla Mümkün&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sivil Toplumun Gündeminin Meclis’e Taşınması Gerekiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/16/sivil-toplumun-gundeminin-meclise-tasinmasi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2020 14:31:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[özge genç]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’da STK’ların yasama süreçlerine etkin katılımı konusunda değerlendirmeler yapan yönetişim uzmanı Özge Genç, sivil toplumun gündeminin Meclis’e taşınması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/16/sivil-toplumun-gundeminin-meclise-tasinmasi-gerekiyor/">“Sivil Toplumun Gündeminin Meclis’e Taşınması Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplumun yasama süreçlerine etkin katılımını dünya örnekleri üzerinden de değerlendiren Özge Genç, geçmiş dönemlerde sivil anayasa yapım süreçlerinde sivil toplumun etkin olduğunu hatırlattı. Sivil toplumun siyaset süreçlerinde ve yasama alanında etkin olabilmesi için kendi uzmanlık alanlarında daha yapıcı ve siyasete etki etmeye yönelik çıktılar üretmesi gerektiğini belirten Genç, kendi siyasi ve ideolojik görüşlerine yakın olmayanlarla temas edebilmenin, etkileme kabiliyetinin önemine vurgu yaptı. Meclis komisyonlarının yapısını, işleyişini değiştirecek çalışmaların önemine de işaret eden Genç, sivil toplumun siyasi partilere bu konuda lobi yapması gerektiğini kaydetti. Genç, sivil toplumun gündeminin Meclis’e taşınmasının önemini ve hem yasa hazırlıklarında hem de yasaların etki analizlerinde etkin olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: “Sivil Toplumun Gündeminin Meclis’e Taşınması Gerekiyor”" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/7jhvlzlH47mWTxbYGe54Xf?si=f83Fuy-kT7uoDCLYP40EKA&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/16/sivil-toplumun-gundeminin-meclise-tasinmasi-gerekiyor/">“Sivil Toplumun Gündeminin Meclis’e Taşınması Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Farklı Olanlarla İlişki Kurmayı Eziklik Gibi Algılamayan Bir Anlayışa İhtiyaç Var&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/09/farkli-olanlarla-iliski-kurmayi-eziklik-gibi-algilamayan-bir-anlayisa-ihtiyac-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2020 17:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Besim Dellaloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon'a konuk olan sosyolog yazar Besim Dellaloğlu, toplumsal kutuplaşmanın giderilmesi için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ikna üzerinden bir kamu genişlemesi yaşanması gerektiğini belirterek, "Tek bir seçeneğin, bir ideolojinin tek başına buradan ülkeyi güzel günlere getirmesi olası değil. Çevreyi daha çok kollayan, uzlaşmacı, farklı olanlarla iletişim kurmayı eziklik gibi görmeyen bir anlayışa ihtiyaç var" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/09/farkli-olanlarla-iliski-kurmayi-eziklik-gibi-algilamayan-bir-anlayisa-ihtiyac-var/">&#8220;Farklı Olanlarla İlişki Kurmayı Eziklik Gibi Algılamayan Bir Anlayışa İhtiyaç Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="gmail_quote">
<div><img decoding="async" class=" wp-image-59270 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/besim-dellaloglu-640x853.jpeg" alt="Besim Dellaloğlu" width="183" height="244" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/besim-dellaloglu-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/besim-dellaloglu.jpeg 900w" sizes="(max-width: 183px) 100vw, 183px" />Emine Uçak Erdoğan&#8217;ın hazırlayıp sunduğu Sivil Mikrofon&#8217;da Besim Dellaloğlu ile pandemi sürecinin sosyolojik yönleri ve toplumsal kutuplaşma konuşuldu. Pandeminin küresel olduğunu ve buna küresel bir bilinçle karşı durulması gerektiğini kaydeden Dellaloğlu, birçok ülkede kamunun sosyal harcamalarının arttığını, pandemiye karşı dezavantajı kesimlerin desteklendiğini hatırlattı.</div>
</div>
<div class="gmail_quote">
<div></div>
<div>Türkiye&#8217;de ideolojik, kültürel, yaşama biçimsel, teolojik alanlarda kutuplaşmanın alt yapısının tarihsel olarak hep var olduğunu belirten Dellaloğlu, iktidarın bunun siyasi rant getirici olduğunu keşfetmesinin, kutuplaşmanın siyasi geri dönüş sağladığı farkındalığının yeni olduğunu vurguladı. Mevcut durumda kutuplaşmanın önlenmesi ve siyasi parti tabanlarının birbirini düşman görmemesi için kolektif bir iktidar dönemine ihtiyaç olduğunu dile getiren Dellaloğlu, &#8220;Tek bir seçeneğin, tek bir ideolojinin tek başına ülkeyi güzel günlere götürmesi olası değil. Çevreyi daha çok kollayan, uzlaşmacı, farklı olanlarla iletişim kurmayı eziklik gibi görmeyen bir anlayışa ihtiyaç var&#8221; dedi.</div>
<div></div>
<div></div>
</div>
<p><iframe title="Spotify Embed: &quot;Farklı Olanlarla İlişki Kurmayı Eziklik Gibi Algılamayan Bir Anlayışa İhtiyaç Var&quot;" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/7aR71wgSr05fB8s18gLtrl?si=Ntx58heSRACTnUUFIxduLw&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/09/farkli-olanlarla-iliski-kurmayi-eziklik-gibi-algilamayan-bir-anlayisa-ihtiyac-var/">&#8220;Farklı Olanlarla İlişki Kurmayı Eziklik Gibi Algılamayan Bir Anlayışa İhtiyaç Var&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarsus&#8217;ta Ortak Akıl ve Sağduyulu Yerel Yönetim Anlayışı&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/06/tarsusta-ortak-akil-ve-sagduyulu-yerel-yonetim-anlayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2020 08:05:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Haluk Bozdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<category><![CDATA[Tarsus Belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59077</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’a konuk olan Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk Bozdoğan, ‘Tarsus’ta sağduyu ve ortak akıl kazanacak” şiarıyla şehri bir kişinin değil halkın kararıyla yönetmeyi amaçladığını dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/06/tarsusta-ortak-akil-ve-sagduyulu-yerel-yonetim-anlayisi/">Tarsus&#8217;ta Ortak Akıl ve Sağduyulu Yerel Yönetim Anlayışı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Tarsus&#039;ta Ortak Akıl ve Sağduyulu Yerel Yönetim Anlayışı..." width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/wf9ILVA5Tnk?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Sivil Mikrofon’da Emine Uçak Erdoğan&#8217;ın sorularını cevaplandırırken, pandemi dönemi olmak üzere yaptıkları çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan Tarsus Belediye Başkanı Dr. Haluk Bozdoğan, vatandaşların süreci sağlıklı olarak geçirebilmesi için, sağlıktan sosyal hizmetlere kadar geniş çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.</p>
<p>“Betona değil insana yatırım yapacağız” sloganıyla seçime girdiklerini hatırlatan Bozdoğan, “Tarsus on bin yıllık bir kent. Burası bir açık hava müzesi. Bu tarihi kentin silüetini bozduğumuzda elimizdekini kaybederiz. Çok katlı binalardan söz edildiğinde bunlara karşı çıktık. Şehrin kuzeyine doğru yüksek katlı yapılaşmalar olabilir ancak kent merkezinin yapısının korunması, eski evlerin restorasyonu, tarihi eserlerin korunmasıyla Tarsus’un birikimini hem Türkiye’nin hem de dünyanın gündemine taşımak istiyoruz. Bu kadar tarihi bir kentte ranta teslim olduğunuzda kaybeden sadece Tarsus olmaz bütün Türkiye olur.” dedi. Bozdoğan, Tarsus’un UNESCO’nun kalıcı tarihi miras listesine girmesi için çalışmalar yaptıklarını da kaydetti.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-59079" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/WhatsApp-Image-2020-10-05-at-23.08.32-640x480.jpeg" alt="Tarsus Belediye Başkanı Haluk Bozdoğan" width="340" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/WhatsApp-Image-2020-10-05-at-23.08.32-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/WhatsApp-Image-2020-10-05-at-23.08.32.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" />“Yolda Yürürken Heyecan Duyuyorum”</strong></p>
<p>Tarsus’ta yürürken heyecan duyduğunu belirten Bozdoğan, “Ayaklarımızın altında büyük bir tarih var. Böyle bir kentin değerini bilmemiz lazım” diye konuştu. 33 yıl hekimlik yaptığı kentte belediye başkanı olmasıyla ilgili soruyu da cevaplandıran Bozdoğan, “Bu insanlar gönül bağım var. Halkı çok iyi tanıyorum. Başkan olunca ilk olarak şunu söyledim. &#8216;Artık rozetim yok, siyaset yok. Halk siyasetin üzerinde ben de halkımın yanındayım.&#8217; Hekimlik yıllarımın avantajı halkın durumunu, ihtiyaçlarını, hayallerini bilmem oldu. 33 yıl süren hizmetimi belediye başkanlığıyla daha geniş bir çıtaya çıkarmaya şansım oldu. Bu yüzden mutluyum.” şeklinde konuştu.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Tarsus&amp;apos;ta Ortak Akıl ve Sağduyulu Yerel Yönetim Anlayışı..." style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/121HuphMxquGAD3lMpWK8R?si=8-Dq-KITT5eSnvkq3GiZUg&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/06/tarsusta-ortak-akil-ve-sagduyulu-yerel-yonetim-anlayisi/">Tarsus&#8217;ta Ortak Akıl ve Sağduyulu Yerel Yönetim Anlayışı&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Dezavantajlı Gruplar İçin Ayrı Bir Pandemi Programı Gerekiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/dezavantajli-gruplar-icin-ayri-bir-pandemi-programi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2020 08:14:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşegül Ateş Tarla]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=58184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’a konuk olan Gaziantep’in ilk kadın Tabipler Odası Başkanı Ayşegül Ateş Tarla, mülteciler başta olmak üzere dezavantajlı gruplar için ayrı bir pandemi politikası olması gerektiğini belirterek, “Eşit hizmet ama farklı yöntemler gerekiyor. Ama böyle bir farkındalık göremiyoruz.“ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/dezavantajli-gruplar-icin-ayri-bir-pandemi-programi-gerekiyor/">&#8220;Dezavantajlı Gruplar İçin Ayrı Bir Pandemi Programı Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe loading="lazy" title="&quot;Dezavantajlı Gruplar İçin Ayrı Bir Pandemi Programı Gerekiyor”" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/5Ha953TxZmg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Emine Uçak Erdoğan&#8217;ın hazırladığı Sivil Mikrofon’un yeni bölümünün konuğu, Gaziantep-Kilis Tabipler Odası Başkanı Ayşegül Ateş Tarla oldu. Tabipler Odası’nın ilk kadın başkanı olan Tarla, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önlenmesi için kadınların meslek odalarında da karar alma mekanizmalarında yer almasının önemini vurguladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-58201 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/aysegul-ates-tarla-640x480.jpg" alt="Ayşegül Ateş Tarla" width="315" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/aysegul-ates-tarla-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/aysegul-ates-tarla-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/09/aysegul-ates-tarla.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 315px) 100vw, 315px" />Göç ve kadın alanında yaptığı gönüllü ve profesyonel çalışmalarıyla bilinen Tarla, meslek odası başkanlığının çalışmalarını daha belirginleştirdiğini belirterek, “Göç, kadın alanında yaptığım çalışmaları etkin kılmak için Tabipler Odası bir araç görevi görüyor. Ama tabi bir meslek odası olmasının getirdiği farklı sorumluluk ve kısıtlamalar da var. Ben sağladığı alanın daha fazla kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Göçmenlerin, dezavantajlı grupların daha çok konuşulur olması ve onların haklarına ulaşması için yüksek sesle dile getirmek için bu durumun bir avantaj olacağını düşünüyorum” dedi.</p>
<p>Gaziantep’teki pandemi süreci hakkında da bilgiler veren Tarla, haziran ve temmuz döneminde artan vakaların son günlerde düşüş eğilimine geçtiğini kaydetti. Pandemi sürecindeki en önemli sorunun bilgilerin şeffaf olarak kamuoyuna ve meslek odalarına açıklanmaması olduğunu, mücadelenin başarıya ulaşması için bilgilerin açıklanması gerektiğinin altını çizen Tarla, pandemiyle mücadelede sağlık okur yazarlığının artmasının önemine işaret etti.</p>
<p>Mülteciler ve dezavantajlı gruplar için bir pandemi politikası olmadığını da vurgulayan Tarla, “Kamu biz mültecileri ayırmıyoruz. Onlar da eşit diyorlar. Eşitler evet ama bazı özellikleri farklı. Eşit hizmet ama farklı yöntemler gerekiyor. Böyle bir farkındalık göremiyoruz” dedi.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: &quot;Dezavantajlı Gruplar İçin Ayrı Bir Pandemi Programı Gerekiyor”" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/4kM2WRK2A3t7dYvw9kzefO?si=6GiaARc2QZOhFExLFh3PZA&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/09/16/dezavantajli-gruplar-icin-ayri-bir-pandemi-programi-gerekiyor/">&#8220;Dezavantajlı Gruplar İçin Ayrı Bir Pandemi Programı Gerekiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Müslümanların Hayatlarında Otantik Olan Tek Şey; Aile ve Kadın”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/13/muslumanlarin-hayatlarinda-otantik-olan-tek-sey-aile-ve-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2020 11:06:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[erkekler yerini bilsin]]></category>
		<category><![CDATA[Hidayet Şefkat Tuksal]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=54821</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’da “Erkekler Yerini Bilsin” kampanyasına katılan kadınlara karşı gösterilen tepkileri değerlendiren ilahiyatçı-yazar Hidayet Şefkatli Tuksal, “Müslümanların hayatlarında otantik olan kalan tek şey aile ve kadın… Onun dışındaki her şey piyasanın kurallarına göre yapılıyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/13/muslumanlarin-hayatlarinda-otantik-olan-tek-sey-aile-ve-kadin/">“Müslümanların Hayatlarında Otantik Olan Tek Şey; Aile ve Kadın”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kampanyanın yıllardır dile getirdiği ‘farklı yöntemler’ arayışına cevap olduğunu belirten Tuksal, kampanyaya katılan kadınlara ayet ve hadisler üzerinden gösterilen tepkinin, hali hazırda yaşanan durumun tezahürü  olduğunu dile getirdi. Din içinden kadın karşıtı rivayetlerin kadınların kamusal hayattan, sorumluluktan dışlanmasına sebep olduğunu belirten Tuksal, “ Biz dindar kadınlar hayatımızda bundan çok muzdaribiz. Erkekler içinse bunlar birer sigorta kendi konumlarını sürdürmek için. Bu tepkiler de sigorta olma özelliğinin devam etmesi için…” diye konuştu.</p>
<p>Şehirleşmeyle gelen değişimin sekülerleşmeyi arttırdığını erkeklerin de bu değişimden etkilendiğini ancak kadınların konumuyla ilgili konuları din içinden değil, adalet, şefkat, merhamet gibi kavramlar üzerinden değerlendirdiklerini kaydeden Tuksal, “Bahsettiğimiz sigorta hali devam etsin diye kadınlarla ilgili konular konuşulmuyor. Bugün ticareti hadis kitaplarındaki gibi yapsak, tüccarlar, sanayiciler ne yapardı?. Müslümanların hayatlarında otantik kalan tek şey aile ve kadın. Onun dışında her şey modernleşti. Siyaset, ticaret hepsi piyasanın kurallarına göre yapılıyor.  “ dedi.</p>
<p>İstanbul Sözleşmesi etrafında yaşanan tartışmaları da değerlendiren Tuksal, sözleşmenin kaldırılmasını isteyenlerin ‘zihniyet değişiminden’ rahatsız olduklarını, ataerkil sistemin kendilerine tanıdığı hakları kaybetmek istemedikleri için bu mücadeleyi yaptıklarını dile getirdi. Tuksal, “İstanbul Sözleşmesi’nden geri adım atılacağını düşünmüyorum. Ama bu pandemi sürecinde şöyle bir geri adım atılmış oldu. Şiddet gören kadınların başvuracağı hatlar, yerler etkin olarak çalıştırılmadı. Bu süreçte şiddetin yüzde 30 arttığı konuşuluyor. Yani sözleşme orada durur ama siz hükümlerini titizlikle yerine getirmezsiniz. ‘Ne şiş yansın ne kebap’ gibi bir durum ortaya çıkabilir.” Diye konuştu.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: “Müslümanların Hayatlarında Otantik Olan Tek Şey; Aile ve Kadın”" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/6MAk7ktyoROBi3z6ky70C6?si=4D6H2iYDQIiML313zIWSlw&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/13/muslumanlarin-hayatlarinda-otantik-olan-tek-sey-aile-ve-kadin/">“Müslümanların Hayatlarında Otantik Olan Tek Şey; Aile ve Kadın”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Mikrofon (9): Sınırdaki Mültecilerle Dayanışma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/25/sivil-mikrofon-9-sinirdaki-multecilerle-dayanisma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2020 12:24:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Mikrofon]]></category>
		<category><![CDATA[Tarlabaşı Dayanışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51207</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Mikrofon’da Tarlabaşı Dayanışma’dan Muhammed Sıddık Yaşar’la, Yunanistan sınırında zor şartlar altında hayatını sürdüren mülteciler için başlatılan kampanya konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/25/sivil-mikrofon-9-sinirdaki-multecilerle-dayanisma/">Sivil Mikrofon (9): Sınırdaki Mültecilerle Dayanışma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-51208" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/muhammed-sidik-yasar-640x621.jpg" alt="Sınırdaki Mültecilerle Dayanışma" width="242" height="235" />Tarlabaşı Dayanışma, Koronavirüs salgınına karşı tüm ülkelerde tedbirlerin alındığı bugünlerde Yunanistan sınırında risk altında bulunan mültecilerle ilgili #evdekalamazsın sloganıyla bir kampanya başlattı. Sivil Mikrofon’da kampanyayı anlatan Muhammed Sıddık Yaşar, Yunanistan sınırındaki mültecilerin çok zor şartlarda olduğunu ve durum böyleyken Koronavirüs kapsamında tedbirlerin gündeme gelemediğini belirtti. Kampanyayı ‘kimseyi geride bırakmadan hep birlikte var olma’ düşüncesinden hareketle başlattıklarını belirten Yaşar, sivil toplum ve kamu kuruluşlarını mültecilerin şartlarının iyileştirilmesi için çözüm bulmaya çağırıyor.</p>
<p><iframe title="Spotify Embed: Sınırdaki Mültecilerle Dayanışma" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/6bpeKB2ZXPX3xsrATBpsFb?si=EcW44dRvTaaZtYZ608cNTg&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/25/sivil-mikrofon-9-sinirdaki-multecilerle-dayanisma/">Sivil Mikrofon (9): Sınırdaki Mültecilerle Dayanışma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
