<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sığınma evi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/siginma-evi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/siginma-evi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jan 2020 12:29:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sığınma evi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/siginma-evi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sığınmaevleri Kadınları Nasıl Güçlendirebilir?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/siginmaevleri-kadinlari-nasil-guclendirebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2018 06:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mor Çatı]]></category>
		<category><![CDATA[sığınma evi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25509</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hilal Tok, Mor Çatı gönüllüleriyle sığınmaevi deneyimlerini ve Türkiye'deki mevcut uygulamanın sorunlarını konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/siginmaevleri-kadinlari-nasil-guclendirebilir/">Sığınmaevleri Kadınları Nasıl Güçlendirebilir?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadına yönelik şiddetle mücadelede sığınmaevlerinin yeri oldukça önemli. Sığınmaevleri, ‘şiddetten uzak, güvenlikli ve şiddete maruz kalan kadınların yeniden şiddete dönmek zorunda kalmayacakları çözümler üretilene kadar geçici olarak barındıkları yerler’ olarak tarif ediliyor. Ayrıca kadınların güçlerini kazanmaları, fiziksel, ruhsal, sosyal anlamda iyileşmesi için bu doğrultuda hizmetler sunması gereken yerler. Yani yalnızca kadının barınma sorunlarına çözüm bulan değil aynı zamanda onları her yönden güçlendiren bir yapıda da olmalı ki kadın şiddet gördüğü yere çaresizlik yaşayarak tekrar dönmesin ve hayatını kurabilsin. Dün paylaştığımız sığınmaevi deneyimleri ne yazık ki devlet sığınmaevlerinin bu işlevi görmediğini ortaya koydu. Ama böyle olmayabilir…</p>
<p>Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Gönüllüleri Aslı Elif Sakallı ve Avukat Perihan Meşeli Mor Çatı deneyimini ve “olması gerekeni” anlatıyor.</p>
<blockquote>
<h3>‘KADINLAR YENİ BİR HAYAT KURAMAYINCA ŞİDDETE GERİ DÖNÜYOR’</h3>
</blockquote>
<figure class="image">
<p><figure style="width: 270px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/102134.jpg" alt="Aslı Elif Sakallı" width="270" height="180" /><figcaption class="wp-caption-text">Aslı Elif Sakallı &#8211; Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı Gönüllüsü</figcaption></figure><figcaption></figcaption></figure>
<p><em><strong>Geçtiğimiz yıl öldürülen kimi kadınların çocuklarıyla beraber kısa süreli de olsa sığınmaevlerinde kaldığı, ancak eve geri döndüğü çokça örnek vardı. Kadınlar sığınmaevlerinde ne yaşıyor da şiddete geri dönüyor?</strong></em></p>
<p>Aslı Elif Sakallı (Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı Gönüllüsü): Sığınmaevlerine, şiddetin karşısında bir set olsun, kadınları şiddetten uzaklaştırsın diye bakılmıyor. Zaten kalma süresi de kısıtlı, o süreç boyunca güçlenemeyince, şiddet gördüğü eve geri dönüyorlar. Başka kaynakları olsa zaten sığınağa gelmezler.</p>
<p>Duyuyoruz; üç ay kalmış sığınmaevinde, bir sosyal çalışmacıyla ancak çıkarken görüşüyor. Kötü muamele kadınları çok etkiliyor. Örneğin sosyal çalışmacılar dışındaki görevliler de kadınlara incitici laflar söyleyebiliyor. Görüşme yaptığımız birçok kadın, “Bize ‘birbirinizi yiyin, ne haliniz varsa görün’ diyorlardı” diye anlatıyor sığınmaevlerindeki görevlilerin tutumunu. Toplu yaşam alanları çatışmayı barındırabilen yerler; o çatışmaları iyi yönetmek lazım. Bizim sığınağımızda da çatışmalar oluyor; ‘Kim, neyi, neden yapıyor? Kimin neye ihtiyacı var?’ diye oradaki diyalogu başka bir şeye dönüştürmek gerekiyor. Bazı sığınaklarda çalışmaların iyi olduğunu, kadınların buralardan destek alıp güçlenip ayrıldığını da gördük.</p>
<p><em><strong>Peki, sığınaklarda yapılan çalışmalar, uygulamalar arasında bu kadar fark neden var?</strong></em></p>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı sığınaklarda kadın odağa koyulmuyor. Bu da kadınlara yaklaşımı etkiliyor. Bazı belediyelere bağlı sığınakların iyi olmasının sebebi ise kadına iyi yaklaşımları. Ama genel yaklaşım şu: “Biz kadınları korumalıyız, zaten kadınlar aslında ailelerinde kalmalılar.” Aksine kadının birey olduğunu, mutlu olma, var olma ihtiyacı olduğunu düşünmek gerek. Saygın birey yaklaşımı onları güçlendiriyor. Acıyan gözle bakmak, kollamak, korumak, kızmak, tercihlerini sorgulamak, yargılamak kadınları daha çok yaralıyor. ‘Ah ah, vah vah, sen çok çekmişsin’ler de işe yaramıyor, öfkelenmek de&#8230; Aslında kadının gücüne inanmak gerekiyor, iyileştiren nokta o.</p>
<h3>BİR SOSYAL ÇALIŞMACI YOK AMA VAİZELER DEVREDE!</h3>
<p><em><strong>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sığınmaevleriyle sürekli olarak övünüyor oysa ki sayı da yetersiz. Bakanlığın sığınmaevlerinde neler oluyor?</strong></em></p>
<p>Bireyler üzerinden değil sistem üzerinden bakmak lazım. Evet, sığınaklar çok kalabalık ve o kadar kalabalıkta çok iyi işler yapılamayabiliyor. Kaynakları doğru yönetmek gerek, ama kaynakların nitelikli sosyal çalışmaya ayrılmadığını görüyoruz. Bazı sığınaklara Diyanetle yapılan protokoller doğrultusunda haftada iki kez vaizelerin gittiğini duyuyoruz. Bunlar rehabilitasyon olarak geçiyor ancak birçok kadının bir uzman psikologla uzun soluklu terapi ihtiyacı olduğunu ve bu ihtiyacın karşılanmasıyla birlikte kadınların güçlendiğini biliyoruz. Kaynaklar kadınların asıl ihtiyaçları ve hayata tutunması için kullanılmalı. Temel ihtiyaç da değerli olduklarının hatırlatılması. Bu da öyle ya da böyle aile kurumunu ayakta tutalım derken yapılabilecek bir şey değil. Kadınların duygularını ortaya çıkarma ve aralarındaki ilişkilerin krize dönmemesi için grup çalışması da yapılması gerekiyor.</p>
<h3>SIĞINAKLAR CEZAEVİ GİBİ OLMAMALI</h3>
<p><em><strong>Mevcut sığınaklar güvenli mi kadınlar için?</strong></em></p>
<p>Güvenlik zor bir mesele. Güvenlik endişesinin fazla olması çok baskıcı politikalara da sebep oluyor. Yarı açık cezaevi gibi olan sığınaklar var; telefonlara el konulan, sigaraya karışılan&#8230; Sürekli kapalı alanda kalmak da iyi gelmiyor kadınlara.</p>
<p>Oysa kadının özgürlüğünü kısıtlamayacak ama güvenliğini de sağlayacak bir denge sağlanmalı. Kadınların sosyalleşmesi, iş bulması, dışarı çıkması, destek alabilmesi gerekiyor. O yüzden güvenlik meselesine daha dikkatli yaklaşmak lazım.</p>
<p>Mesela yaşamdan uzak yerlere kurulmamalı sığınaklar. Böyle bir tecride gerek yok. Kadının yaşamla bağları kopartılmamalı. Bir yandan riskleri ona hatırlatmak, onu bilgilendirmek de gerekiyor. Her kadın için ayrı bireysel plan yapmak gerekiyor. Bir kadın için sığınak dışı güvensiz ise o kadın için belli güvenlik tedbirleri alınır, tüm kadınları sığınaktan çıkarmamak doğru değil.</p>
<h3>MOR ÇATI’DA SADECE İKİ KURAL VAR: ŞİDDETSİZLİK VE GİZLİLİK</h3>
<p><em><strong>Mor Çatı’da düzen nasıl peki? Kadınları güçlendirmek için neler yapıyorsunuz?</strong></em></p>
<p>Bir kadın “Biz burada istediğimiz zaman yemek yiyor muyuz?” diye sormuştu. Çünkü daha önce kaldığı sığınaklarda her şey saatliymiş. Bizde öyle değil, kadınlar evinde gibi. Bizim sadece iki kuralımız var; şiddetsizlik ve gizlilik.</p>
<p>Gündelik yaşamı düzenleyecek, mutfağın hijyeninden ortak alan kullanımına kadar her şeyi konuştuğumuz ‘sığınak toplantıları’ yapıyoruz. Burada temel faktör kolaylaştırıcılık. Şunu yapın, bunu yapın demek yerine çözümü hep birlikte bulmalarını sağlıyoruz.</p>
<p>Kadınlar sığınakta güçlenirse, hayata adımlarını atacak planlar yapması mümkün oluyor. Bazen sığınaklarda kurdukları dayanışmalarla, birlikte eve de çıkabiliyor.</p>
<p>Saygın bir birey olarak yaklaşılan her yerde kadınlar inanılmaz serpiliyor. Bunu görmek çok keyifli. Kadınlara güvendikçe onlar da kendilerine güvenmeyi hatırlıyorlar. ‘Ne yapacağım’ kaygısıyla gelen bir kadının ‘Ben çok güçlüyüm, hiçbir şeyden korkmuyorum’ halini görmek inanılmaz.</p>
<figure class="image">
<p><figure style="width: 329px" class="wp-caption alignnone"><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.evrensel.net/upload/dosya/102135.jpg" alt="Av. Perihan Meşeli" width="329" height="219" /><figcaption class="wp-caption-text">Av. Perihan Meşeli &#8211; Mor Çatı Gönüllüsü</figcaption></figure><figcaption></figcaption></figure>
<h3>KADINLA ERKEK ARASINDA ARABULUCULUK YAPAN SIĞINMAEVİ!</h3>
<p>Sığınmaevinde kalırken, koruma kararına rağmen şiddet görmeye, tehdit almaya devam eden hatta öldürülen kadınlar oldu. Peki, devlet neden koruyamıyor kadınları?</p>
<p>Mor Çatı Gönüllüsü Avukat Perihan Meşeli, kanunda yazılı tedbirlerin ciddiyetle uygulanması halinde birçok kadının hayatını kurtarabileceğini önemle vurguluyor. Ancak uygulamada etkili tedbirlerin verilmemesi veya verilen tedbirin etkili uygulanmaması nedeniyle kağıt üstünde kaldığını belirtiyor. “Örneğin Çağlayan Adliyesinde öldürülen Hanime Aslan’ın yanında 2 koruma polisi vardı. Eski kocası tarafından ölüm tehdidi alıyordu ve o gün duruşmaları vardı. Çıkışta polisler adliyenin ana kapısından onu çıkarırlarken, oğlu tarafından öldürüldü. Çok basit güvenlik tedbirleri alınsaydı bugün Hanime hayatta olabilirdi” diye anlatan Meşeli, uygulamalardaki yetersizliklerin kadınların ve çocukların hayatına mal olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>“Peki, tek sorumluluk uygulayıcılarda mı? Onların denetlenmesi, takip edilmesi, eğitilmesi, yaptırımlar ne durumda?” sorumuza şöyle yanıt veriyor Av. Meşeli:<br />
“En önemli sorun kadına yönelik erkek şiddetine bakışta. Herkesin içine işlemiş erkek egemen bakışın, verili toplumsal cinsiyet kalıplarının en azından sorgulanabilir ve nihayetinde yıkılabilir hale gelmesi lazım. O zaman daha pratik, sistemli bir çözüm de yaratılmış olur. Örneğin, kanun diyor ki ‘Kadın sığınakta kalabilir, adresini gizleyebilir, geçici maddi yardım vs. alabilir.’ Kadın bulunduğu ilden başka bir ile taşınıyor, diyelim. İkameti gizlilik nedeniyle eski ilde göründüğü için gittiği ilde ona ‘Siz geçici maddi yardım alamazsınız ikametgahınız burada değil’ deniyor. Bu çok abes. Mesela Avusturya’da tek kapı sistemi var. Kadın il de değiştirse, sığınak da değiştirse böyle sorunlarla karşılaşmıyor, bir faks çekerek iş halloluyor, kısacası devlet daireleri arasında koordinasyon var. Bizde tek kapı sistemi, koordinasyon ya da alt yapı oluşturmada ciddi sıkıntılar var. Dolayısıyla kadınlar bazı tedbirlerin uygulanması için oldukça enerji sarf ediyorlar. Kanun 2012 yılında yürürlüğe girdi, hala ‘alt yapı çalışmaları devam ediyor’ deniyor. Ve maalesef etkili bir denetim mekanizması da yok. Ancak kişiler şikayet ederse, belki bir soruşturma açılabilir. Devletin re’sen bir soruşturma açtığını ben henüz duymadım.”</p>
<h3>SIĞINAKLARDA KALAN KADINLAR DEVLETİN SORUMLULUĞUNDA</h3>
<p>Av. Perihan Meşeli, devlet sığınaklarında uygulamada yaşanan sorunlarla ilgili de şu bilgileri veriyor:<br />
“Devlet sığınakları için ilk önce bir ilk adım merkezine yerleştiriliyor kadınlar, sonra sığınağa gönderiliyor. 100 bin nüfus ve üzerindeki yerlerde sığınak açılması zorunluluğu var ama sayı olması gerekenin çok altında. O sığınakların kurulması ve kadın bakış açısına ve toplumsal cinsiyet duyarlılığına sahip kişilerin çalışması gerekiyor. Sığınaklarda kalan kadınların başlarına herhangi bir şey gelmemesi devletin sorumluluğunda. Örneğin daha önce sığınaklarda kalan kadınlar ile kaçtıkları erkekler arasında arabuluculuk yapıldığını/yapılmaya çalışıldığını duyuyorduk. Erkek mesela mektup yolluyor, görüşmek istediğini yazıyor, onlar ona iletiyorlar gibi, bunların yapılmaması gerekiyor. Görevlilerin de, kadınların da adreslerini söylememesi gerekiyor. Gizliliği net bir şekilde sağlamak zorundalar.</p>
<h3>OHAL’DE 12 SAAT KARAKOLDA BEKLETİLEN KADINLAR OLDU</h3>
<p>Kadın polise gidip ‘Ben sığınakta kalmak istiyorum’ dediğinde polis onu sorgusuz sualsiz sığınağa yerleştirmek zorunda. Bu çok önemli bir bilgi aslında. Bazı polisler bunu bilmiyor ya da yetersiz personel nedeniyle sığınağa yerleştiremeyeceklerini söylüyorlar, kadının bu noktada ısrar etmesi lazım. OHAL zamanında araçların olmadığı söylenerek kadınların karakolda 12 saat bekletildiğini de gördük; Mor Çatı’ya gelip ‘kadını alın’ diyen, ne yapacağını bilmeyen polisler de gördük&#8230;”</p>
<h3>İKTİDAR ŞİDDETE ÇANAK TUTUYOR</h3>
<p>Meşeli, İstanbul Sözleşmesi’ni hatırlatıyor:<br />
“Sözleşme devlet yetkililerine ‘siz toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini büyütecek söylemlerde bulunamazsınız’ diyor. Oysa iktidar söylemleriyle şiddeti üretiyor ve var olan şiddeti de harlıyor, çanak tutuyor. Mesela şort giyen kadına tekme atıyor adam, Başbakan tepkisini ‘mırıldanabilirsin’ diye gösteriyor&#8230; ‘Kadın erkek eşit değildir’ demek zaten şiddetin önünü açmaktır. Devletin yüzyıllardır alışılagelen aile yapısındaki şiddeti, kadınların bedenlerine ve emeklerine yönelik sömürüyü açıkça görmesi ve buna yönelik etkili mekanizmalar yaratması gerekiyor. En başta toplumsal cinsiyet rollerinin yıkılması gerekiyor.”</p>
<h3>YASALAR ETKİLİ UYGULANSA KADINLARIN HAYATI KURTULABİLİR</h3>
<p>Son dönemde kadınların kazanılmış haklarına yönelik pek çok saldırıyla birlikte birtakım gazetelerin 6284 sayılı Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası ve Mor Çatı “yuva yıkan” olarak hedefe koyduğunu da gördük. Meşeli, kadınların bu yasayı sahiplenmesi gerektiğini söylüyor:<br />
“Yasanın en önemli özelliği kadının delil sunmak zorunda olmaması, çünkü kadınlar bazen gerçekten korkudan darp raporu alamıyor. Giderek, delil sunulamadığında tedbir sürelerinin çok kısaldığını görüyoruz. Tekrar tekrar ek süre istemek zorunda kalıyoruz. 6284 sayılı Kanun yazıldığı gibi etkili bir şekilde uygulandığında kadınların hayatlarını kurtarıyor. Kocasından sıklıkla fiziksel şiddete maruz kalıp ölüm tehditleri alan bir kadın bu kanunla kocasını evden uzaklaştırdığında o yuvaya ‘yıkıldı’ gözüyle bakanlar erkek şiddetini meşru görenlerdir. Böyle ‘yuva’ olmaz olsun, keşke yasayla yıkılabilse o ‘yuva’ diyorum ben de&#8230;”</p>
<p>Mor Çatı’nın devletten bağımsız ve feminist yöntemlerle işleyen bir kurum olduğunu belirten Meşeli, “Burada kadın dayanışması esas alınıyor. Kadınlara yargılayıcı olmayan, kadına değer veren, her türlü şiddete karşı bir yer olduğu için çok önemli. Sığınaklarda kadınların hayatlarını kuracak mekanizmaları sağlamak, psikolojik desteklerde bulunmak, yargılayıcı olmamak, ihtiyaçlarını doğru bir şekilde anlamak için etkili mekanizmalar geliştirmek gerekir. Kadınlar ikinci bir travma yaşamamalı, onları psikolojik olarak güçlendirecek mekanizmalar kurulmalı” diye konuşuyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.evrensel.net/haber/344846/siginmaevleri-kadinlari-nasil-guclendirebilir">Evrensel</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/27/siginmaevleri-kadinlari-nasil-guclendirebilir/">Sığınmaevleri Kadınları Nasıl Güçlendirebilir?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Jul 2017 10:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[kayyum]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Rojin Kadın Yaşam Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[sığınma evi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Van]]></category>
		<category><![CDATA[van büyükşehir belediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16387</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kayyum atanan belediyelerde gerçekleşen değişimlerin başında kadın kurumlarının kapatılması geliyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasının üzerinden de çok geçmeden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin faaliyetlerine son verildi. Bölgedeki kadın kurumlarının misyonuna önemli bir örnek teşkil eden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin hikâyesi ise şöyle: 2013 yılı sonlarında Van Belediyesi kadınlara hizmet etmesi amacı ile temelden bina yaptı. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/">Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Kayyum atanan belediyelerde gerçekleşen değişimlerin başında kadın kurumlarının kapatılması geliyor. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasının üzerinden de çok geçmeden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin faaliyetlerine son verildi. </strong></h3>
<p><span style="font-weight: 400;">Bölgedeki kadın kurumlarının misyonuna önemli bir örnek teşkil eden Rojin Kadın Yaşam Merkezi’nin hikâyesi ise şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2013 yılı sonlarında Van Belediyesi kadınlara hizmet etmesi amacı ile temelden bina yaptı. 03.01.2014 yılında ise Van Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde Rojin Kadın Yaşam Merkezi’ni aktifleştirdi. İlk etapta 30 personel istihdam ediyordu. Alanların büyütülmesi ve ihtiyaç olması doğrultusunda (yeni atölyelerin ve sığınma evinin kurulması ile birlikte) son olarak 50 personel istihdam ediliyordu. Rojin Kadın Yaşam Merkezi 3 müdürlük bünyesinde faaliyet sürdürüyordu. Bu müdürlükler Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü, Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü’ydü. 2014 yerel seçimlerinden sonra Van Belediyesinin Büyükşehir statüsü kazanmasıyla birlikte ise Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı kuruldu. Bu durumdan sonra Rojin Kadın Yaşam Merkezi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdürdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu merkezde, Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü’ ne bağlı tekstil, kilim dokuma, el sanatları, seramik, gümüş işlemeciliği gibi üretim esaslı meslek edindirmeye yönelik çalışmalar yürüten atölyeler bulunuyordu. Tekstil atölyesinde bulunan 42 adet dikiş makinesi yurt dışıyla ortaklaşa yapılan bir proje sonucu hibe olarak alınmıştı. Tekstil atölyesi kursiyerleri için İŞKUR ile ortaklaşa çalışılmış, kursiyerlerin sigortalı çalışmaları ve belirli bir ücret almaları İŞKUR tarafından sağlanmış, kullanılan malzemeler (kumaş, iplik, iğne vb.) ise belediye tarafından temin edilmişti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-16389 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1.jpg" alt="" width="468" height="312" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1.jpg 468w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/rojin-kadin-1-320x213.jpg 320w" sizes="(max-width: 468px) 100vw, 468px" />Tekstil atölyesi kursları 4 ay sürüyor ve kursiyerler dördüncü ayın sonunda sertifika alıyordu. Sertifika verildikten birkaç gün sonra yeni kursiyerler alınarak yeni bir dört aylık kurs süreci başlıyordu. Sonrasında, çözüm sürecinin sekteye uğramasıyla belediyeler de olumsuz yönde etkilendi ve 07.12.2015 tarihinden itibaren İŞKUR belediye ile olan ortaklaşa çalışma sözleşmesini bozdu. Sözleşmenin bozulması sonucu kursiyerlerin iş sigortası yapılamadı ve ücret verilemedi. Buna rağmen kadınlar kurslara gelmeye devam etti. Tekstil atölyesinde Van’da belediyeye ait konteynerlerde yaşayan Kobanili ailelerin çocuklarına da bayram sebebiyle kültürel değerlerine uygun kıyafetler dikildi. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü’ne bağlı bulunan bütün atölyelerin malzemeleri belediye bütçesi ile alınıyordu. Kurum turizm ve ticaret fuarlarına katılarak atölyelerde üretilen ürünleri satıyor, bu satışlardan elde edilen gelirlerin malzeme bedeli alındıktan sonra (tekrar malzeme almak amaçlı) kalan ücret kursiyerlere veriliyordu. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü atölyeler dışında KOSGEB ile ortaklaşarak kadınların Girişimcilik eğitimi almasını ve eğitimler sonucu sertifika alarak gerekli hibe desteklerinden yararlanmalarını sağladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü’ne bağlı Eğitim Birimi ise belirli aralıklarla Van ilinde ve tüm ilçelerde “Toplumsal Cinsiyet Rolleri”, “Kadın Erkek Eşitliği”, “Kadının İnsan Hakları ve Üreme Sağlığı” konuları üzerine özgün ve karma olmak üzere eğitim programları düzenliyordu. Aynı zamanda neredeyse bütün büyükşehir belediyesi personellerine de toplumsal cinsiyet rolleri üzerine eğitimler verildi. Birim tarafından 8 Mart, 25 Kasım gibi anlamlı günlerde çeşitli paneller ve programlar düzenleniyordu. Atölyelere gelen kursiyerlere de Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Kadının İnsan Hakları ve Üreme Sağlığı üzerine eğitim programları da düzenleniyordu. Birimde kadınlara okuma-yazma kursu da veriliyor, toplumsal cinsiyet alanında farkındalık yaratmak amaçlı belirli aralıklarla film gösterimi ve söyleşi programları da yapılıyordu. Yapılan eğitimler basında yankı bulduğu için Van’daki yarı açık cezaevi yöneticileri Eğitim ve Araştırma Birimi’ni arayarak erkek mahkûmlara toplumsal cinsiyet rolleri üzerine eğitim talebinde bulundu. Talep doğrultusunda Cezaevindeki erkek mahkûmlara farkındalık yaratma amaçlı bir günlük eğitim verildi. Kurumun içinde Eğitim ve Araştırma Birimi’ne bağlı çocuk oyun alanı, kütüphane, spor salonu, resim atölyesi ve konferans salonu bulunuyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı olarak ise Danışma Merkezi ile Sığınma Evi bulunuyordu. Kayyum atanmadan önce müdürlük bünyesinde Van merkezinde, Geçiş İstasyonu ile Erciş ilçesinde danışmanlık merkezleri kurulum aşamasındaydı. Kayyum atandıktan sonra iki yerde aktifleştirilmeden kapatıldı. Müdürlük bünyesindeki Danışma Merkezi’nde psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanı gibi meslek elemanları çalışıyordu. Başvuruculara (şiddet ve istismar üzerine) yasal hakları ve sunulabilecek destekler belirtildikten sonra, talepleri doğrultusunda çalışılıyordu. Temel ilke olarak gizlilik esaslı olma belirlenmişti ve kadının can güvenliğini riske atmadan hareket edilmekteydi. Acil durumlarda şiddete maruz kalan kadın ve kız çocuklarına mesai dışında da hizmet veriliyordu. Hafta sonları, geceleri ve resmi tatillerde de danışma merkezi nöbetleşe şekilde çalışıyordu. Danışma Merkezi başvuruculara hukuki, barınma, ekonomik, psikolojik, sağlık ve sosyal alanda destekler sunuyordu. Başvuru alma dışında ildeki şiddet durumunu ve kadınların beklentilerini tespit amaçlı il genelinde anket çalışmaları yapıyordu. 25 Kasım, 8 Mart gibi önemli günlerde Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü ile ortaklaşarak panel, tiyatro gösterimi, yürüyüş gibi etkinlikler de yapıyordu. 2015 yılında Van ilinde kadın ve kız çocuğu intihar vakalarının yoğun bir şekilde olması üzerine intihar eden kişilerin aileleriyle derinlemesine görüşmeler yapılmış, adli tıp uzmanlarından otopsi raporu alınarak intihar olup olmadığı araştırılmış, görüşmeler sonucu genel bir rapor elde edilmişti. Rapordan sonra intihar vakalarının önüne geçebilmek için çeşitli kampanya ve eğitimler yapıldı. Aynı zamanda ilde katledilen kadınların dava durumları takip ediliyordu</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h4><b>Kayyum sonrası süreç</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeye atanan kayyumun ilk icraatı eski yönetimin belirlemiş olduğu daire başkanları ile müdürleri değiştirmek oldu. Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı’na erkek bir daire başkanı getirildi. Kadın Ekonomisini Geliştirme Şube Müdürlüğü ile Eğitim ve Araştırma Şube Müdürlüğü’ne ise 15 yılı aşkındır belediyede çalışan memurlar getirildi. Erkek daire başkanı kurum personeli ile yaptığı ilk toplantıda Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Şube Müdürlüğü görevini ‘</span><b>alanın zor olduğu gerekçesi!</b><span style="font-weight: 400;">’ ile -hiçbir memur bu gerekçeyi kabul etmese de- sonlandırdı. Sığınma evinin ise yapının uygun olmadığı gerekçesi ile kapatıldığını aktardı. Oysa ki sığınma evi Valilik ile ASPB İl Müdürlüğü’ nün izni ve denetimi çerçevesinde açılmıştı. Bir yılı aşkındır aktif olan ve 44 kadın ile beraberindeki 39 çocuğu barındıran binanın uygun olmadığının farkına yeni varıldı! Şiddetle Mücadele birimi ile sığınma evi kapatıldıktan sonra bu alanlarda çalışan yirmiye yakın personele erkek Daire Başkanı ‘sabah akşam gidip gelin kuruma, sadece yoklama kâğıdına imza atın, maaşınızı almaya bakın’ dedi. Oysaki bu 20 personelin çoğunluğu meslek elemanıydı. (sosyolog, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişim uzmanı vb.) bu alandaki personeller başka alana geçerek aktif şekilde çalışmak istediklerini defalarca Daire Başkanına aktarmalarına rağmen ‘ yerinizde oturun, kime ne olacağı belli değil’ cevabı ile karşılaştılar. Üç aya yakın bir süre zarfında Şiddetle Mücadele Birimi personelleri çalışabilecekleri alana yönlendirilmeyerek, her an işten çıkarılacakmış hissi ile psikolojik şiddete maruz bırakıldılar. Bu psikolojik şiddet yalnızca bu birim personellerine değil tüm belediye personellerine yaşatıldı. Belediye bütçesi inceleniyor bahanesi ile belediyenin tüm işleyişi durduruldu. Bu durumdan en çok Rojin Kadın Yaşam Merkezi kursiyerleri etkilendi. İnceleme gerekçesi ile atölye malzemeleri alımları durduruldu. Kursa gelenler malzeme olmadığı için tekrar eve dönmek zorunda kalıyordu. Malzemelerin olmamasından kaynaklı kursiyerler gelmemeye başlayınca Rojin Kadın Yaşam Merkezi hayalet bir alana dönüştü. Oysa ki Rojin Kadın Yaşam Merkezi yoğun göç alan ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantaja sahip olan bir mahallede bilinçli bir şekilde kurulmuş, üç yılı aşkın bir sürede binlerce kadının evden çıkarak sosyalleşmesine, ailesine ekonomik katkıda bulunmasına ve toplumsal alanda yer edinmesine katıda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rojin Kadın Yaşam Merkezi personellerinin bağlı bulunduğu ihale “</span><b>Şiddetle Mücadele Birimi’nin yeterli hizmet sunmadığı, sığınma evinin yapısının uygun olmadığı, diğer atölyelerde de kursiyer olmadığı yapılan gözlemler sonucu tespit edilerek kurumun beklenilen hizmeti sunmadığı, belediyeye ciddi külfet olduğu”</b><span style="font-weight: 400;">, sebebiyle feshedilerek kurumun kapatılması kararı alındı. Rojin Kadın Yaşam Merkezi personelleri 3 yıllık süre zarfında 3 ihale süreci yaşamış, ilk ihale personeller iş başı yaptıktan 6 ay sonra yapılmış, ilk ihale ile ikinci ihale arasında 3 ay, ikinci ihale ile üçüncü ihale arasında da bir aylık bir boşluk oluştu. Rojin Kadın Yaşam Merkezi personelleri bu boşluk süreçlerinde( toplam 10 ay) halka sunulan hizmetin aksamaması için gönüllülük esaslı (hiçbir ücret almadan) çalışmaya devam etti. İşlerine bu kadar bağlı olup da özveriyle çalışan personellerin hiçbir iş yapmadığı gerekçesi ile işten çıkarılması çok daha yıkıcı oldu. 10.03.2017 tarihinde Rojin Kadın Yaşam Merkezi kapatılıp, 50 personel hiçbir açıklama yapılmadan işten çıkarıldı. Kurumun kapatılması üzerine Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı da kaldırıldı. Birkaç gün sonra kurum Halk Eğitim Merkezine devredildi. Atölyeler için Halk Eğitim Merkezi’nden hocalar getirildi. Kayyumdan önceki dönemlerde Belediyenin farklı alanlarında yaptığı birçok proje valilik tarafından onaylanmamıştı. Ancak kayyum atandıktan sonra eski yönetime ait projeler onaylanarak faaliyete geçirilmeye başlandı. Kayyumlar şu an halkta eski belediye yönetiminin çalışmadığı izlenimi yaratmaya çalışarak meşruluk kazanma arayışındalar.</span></p>
<ol>
<li>
<h6><em>Şiddetle Mücadele biriminin dosyalama sistemi vardı. 3 yıl içinde sadece bu birimin aldığı başvurucu sayısı 500’ ün üzerindeydi. Tekstil atölyesi 40 kişilik kapasitede kurs açıyordu. 4 dönem kurs sonucunda 160 kursiyeri vardı. Kilim atölyesi kapasitesi bir kursta 25 kişiydi. Yaklaşık 4 ya da 5 dönem kurs verdi.  Bütün kursiyerlere ait resmi başvuru ve kayıt formları vardı, ancak yeni atanan kayyum hepsini imha ettiği için sayıyı tam olarak bilmek mümkün değil. Yine de yaklaşık olarak 500 kişiden fazla kursiyer, 500 başvuru şiddet birimine toplam 1000 kişiden fazla kişiye doğrudan hizmet sunulduğu söylenebilir. Eğitim araştırma birimi ise her eğitimde en az elli kişiye ulaşıyordu ve yüzlerce eğitim verdiler. O birim de 1000’den fazla kişiye ulaşmıştır. Kurumun kişi sayısı ile derdi olmadığı için net bir sayı elde yok. Sadece kaliteli bir hizmet sunma hedefli çalışıldığı söylenebilir.</em></h6>
</li>
</ol>
<p>Yazar: Gülten Ceylan</p>
<p><i>Bu yazı Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında yazılmış ve yayına alınmıştır. </i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/02/van-buyuksehir-belediyesi-rojin-kadin-yasam-merkezi-kapatildi/">Van Büyükşehir Belediyesi Rojin Kadın Yaşam Merkezi Neden Kapatıldı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
