<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>şeyhmus diken arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/seyhmus-diken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seyhmus-diken/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:10:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>şeyhmus diken arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/seyhmus-diken/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 07:15:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Mimarlar Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Nevin Soyukaya]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhmus diken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39242</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Surları'ndaki Ben Û Sen Burcu'nun bir kısmı bakımsızlıktan çöktü. Diyarbakır’daki STK’lar ve bu konuda çalışmalar yürüten ilgililer Sur bölgesindeki tarihi dokunun ve Diyarbakır Surları’nın korunması için UNESCO ve yetkililere çağrıda bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/">STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Şehir hafızası üzerine çalışmalar yapan araştırmacı-yazar Şeyhmus Diken, Diyarbekir denilince akla Sur ve Sur içindeki bölgenin geldiğini, kentin tüm kültürel izlerinin korunması gerektiğini belirtti.  Sur&#8217;un dünya mirasına sahip çıkan, ortaklaşan herkesin olduğunu belirten Diken, &#8221; 40 yıldır bu mesele konuşuluyor ama biz 40 yıldır kimsenin komplike olarak bu surlara sahip çıktığını görmedik. Surlar kendini içindekine değil dışındakine gösterir. Sur&#8217;un muazzamlığını dışından burçlarıyla, kapılarıyla daha güzel görürsünüz. Kenarından köşesinden bir taraf onarılırken diğer taraf yine yıkılmaya mahkum ediliyor. UNESCO da bu konuda çok yetersiz kaldı. Kültürel miras olarak addettiği yerin sorumluluğunu da almalıydı. Ayrıca Diyarbekir&#8217;de hızlıca yapılan onarım işlerine de karşıyız. Bunun bilinçli ve katılımcı bir anlayışla kentin bütün dinamiklerinin söz sahibi olduğu bir yöntemle yapılması gerekiyor. Birileri bir şeyler yapıyor ama halk istiyor mu sormak lazım. Kentin her bir parçasının bu politikaya müdahil olması gerekir.’’ dedi.</span></p>
<p><b>“Sur Ana Gündemimiz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Mimarlar Odası Başkanı Şerefhan Aydın, surların bakımsızlıktan çöktüğünü, çatışma süreçlerinde ağır iş makinalarının ve beton blokların yarattığı titreşimlerinin de bunda etkili olabileceğini söyleyerek, özellikle bu yıl artan yağışın orada kümelenmiş toprağı harekete geçirdiğini ve yıkılma sürecini hızlandırdığını belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şerefhan Aydın, göreve geldiği günden beri Sur’un ana gündemleri olduğunu vurgulayarak, &#8220;Çünkü her defasında yeni bir kırımla karşı karşıya kalıyoruz. Tankların, topların girmesiyle zaten bir tahribat süreci oluştu. Orada yaşam bu kadar hiçleşmişken orada mekânı korumak kenti korumak ne kadar doğru hislerine de kapıldık. &#8216;Yaşam yoksa mekânı ne yapacağız&#8217; hissi de geliyordu. Ve tabii yaşamın sürekliliği durumu bir şekilde direnmemize sebep oluyordu. Savaşla birlikte ciddi tahribatlar oluştu. Sur’un UNESCO kapsamına da alınan tarihi tescilli mekânları var. Devlet bu hassasiyetle yaklaşmadı. Normalde sit alanlarına bir çivi bile çakılırken uzun bir prosedürden geçmesi gerekir. Savaş atmosferinde kurul istediği her şeyi bir şekilde  kendi istediği şekilde karar verdirdi. O dönemde bilim, teknik, vicdan hiçbir şey kalmamıştı.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sur’a ağır iş makineleri girmemesi gerektiğini ve bunun etkilerinin ileride ortaya çıkacağını belirten Aydın, “Çatışma dönemi itibariyle kurul Surların akibetini iş makinası operatörlerinin insafına bıraktı. 250 yapı tescillenmemiş, 87 tane de tarihi tescilli yapı kurulun onayıyla yıkıldı. Biz de o dönemde teşhir etme çalıştık, davalar açtık hiç birinden olumlu sonuç alamadık. Sadece Dengbej Evi davasını kazandık. Dengbej Evi mimarlar odasının mülküydü, belediyeye protokolle vermiştik. Sur’un tamamı için acele kamulaştırma kanunu çıkınca Dengbej Evi’ni de bizden almaya çalıştılar. İptal edildi mülkü bizde kaldı.&#8221; şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şehircilik Bakanlığı’nın projesi olan ve yapımına başlanan millet bahçesi projesinin de yönteme uygun yapılmadığına ve orayı kullanacak kişilerin yine kentin tüm sakinleri olduğuna işaret eden Şerefhan Aydın, sivil toplum kurullarına ve iş dünyasına da ortaklaşma çağrıda bulundu. Kentsel sit alanında yapılacak çalışmalar öncesinde arkelogların tarihi kalıntı olup olmadığını araştırması gerektiğini kaydeden Aydın, &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Bu nettir ki Sur’da taşlar düşmüştür ve oraya gömülmüştür. Hevsel’i görmek isteyen de vatandaşlar var. Dicle nehri kenarından yürümek ister ama bunu yaparken bilimi, tarihselliğini kaybetmeden yapmak lazım. Gelin meslek örgütleri, hak örgütleri toplanıp halkın arzını alalım. Kırklar Dağı ve Ongözlü Köprü’de de aynısı oldu. Halı saha, kafeterya filan yapıldı. Düşünün Ongözlü Köprü’nün iki gözünü kapatmışlardı. Mahkeme birkaç ay önce iptal ettirdi. Diyoruz ki ondan ders çıkaralım doğru bir yöntemle yapalım. İş dünyası, iş sendikaları bu meselede bizi yalnız bırakıyor. Daha fazla sorumluluk almaları gerekir. Ben Û Sen burcunda kısmi bir yıkım gerçekleşti. Şu ana kadar onarılmaması başlı başına bir sorun. UNESCO’nun listesine girmiş olması insanları bir rehavete sürükledi. Sanki her şeyi o yapacakmış algısı vardı. Hükümet de hassasiyet göstermedi. Yerel yönetimler de aynı şekilde sorumluydu. Biz bunun için de çağrı yapıyoruz, toplumun tüm kesimlerini işin içine katarak bir refleks oluşturmak gerekiyor. Çok ciddi bir bütçe gerekiyor ama belediyelerin her ne olursa olsun bütçe ayarlayıp yapması lazım.&#8221; dedi.</span></p>
<p><b>Baro’dan Surlar İçin Kampanya</b></p>
<p>Diyarbakır Surları&#8217;nın restorasyonu için <a href="https://www.change.org/p/tarihe-de%C4%9Fil-ilgisizli%C4%9Fe-yenik-d%C3%BC%C5%9Fen-surlar-surlarasahip%C3%A7%C4%B1k%C4%B1n-tckulturturizm?use_react=false" target="_blank" rel="noopener">kampanya</a> başlatan <span style="font-weight: 400;">Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu&#8217;ndan Özgür Cantürk ise acil ve etkili bir çözüm bulunması gerektiğini söyledi. Valilikten gelen katkı payı ve alınacak hibelerle Sur&#8217;un restorasyonunun mümkün olduğunu savunan Cantürk, </span><span style="font-weight: 400;">&#8220;Tüm dünya ülkelerinin hayranlığını çeken çok zengin tarihî ve kültürel değerlere sahip olmakla birlikte başta tarihi Diyarbakır Surlarımız olmak üzere ilimizdeki bu tarihi ve kültürel varlıklarımız adeta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. İlimizde bulunan ve Dünyadaki nadir tarihsel varlıklardan biri olan Diyarbakır Surlarının korunması ve geliştirilmesi yerine, bu kültürel ve tarihsel varlıkların adeta yok olmasına göz yumulmasının yasal, vicdani ve tarihsel bir sorumluluk doğuracağı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Devlet ve tüm kamu kurumları, bu durum karşısında, tarihi Diyarbakır Surlarımızı koruma konusunda acil, etkili, objektif ve ciddî önlemler almak zorundadır. Surlar çevresinde beton yapılaşması ve surların bakımsızlıktan dolayı yıkılacak noktaya gelmesi sonucu komisyon olarak bu duruma engel olmak ve surların tarihi değerine yakışacak şekilde restorasyon yapılması için çalışmalara başladık.“ dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Surların bakım, onarım ve restorasyon işlemlerinin acilen yapılması gerektiğini vurgulayan Cantürk, “Bu süreçte Diyarbakır’ın akademisyenleri, mimarları, mühendisleri, gazetecileri, avukatları, doktorları, kadınları, işçileri, çocukları pek çok farklı alanlarda uzmanlıkları olan veya olmayan kent sorunları konusunda hassasiyet gösteren bütün kişi ve çevrelere bu vesileyle çağrıda bulunuyoruz. Temel bir hak olan temiz çevrede yaşama hakkını ve tarihi değerlerimize sahip çıkmayı tüm kentlilerle Diyarbakır ortak paydasında buluşarak beraber sağlayalım.&#8221; şeklinde konuştu. </span></p>
<p><b>&#8220;82 Kuş Türü Tespit Edilmişti&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Arkeolog Nevin Soylukaya da, &#8220;Kentimizi, toplumsal hafızamızı yok eden bu durum karşısında tabii ki kent aktörleri olarak STK&#8217;lar, meslek odaları, bilim insanları ve kentliler olarak demokratik itiraz hakkımızı kullanmalı, ulusal ve uluslararası düzeyde ilgili ve yetkililere görevlerini hatırlatacak girişimlerde bulunmalıyız.&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ulusal ve uluslararası mevzuata göre Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı&#8217;nın tampon bölgeleriyle birlikte korunmasından sorumlu ve yetkili kurumun Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın olduğunu belirten Soylukaya, “Ancak dünya miras alanı ve tampon bölgelerine baktığımızda 2015 den beri surlar ve Hevsel Bahçelerinin de içinde bulunduğu Dicle Vadisi ile Suriçi’nde tarihinde olmadığı kadar büyük tahribatlar, yıkım, yok etme faaliyetleri oldu ve hala devam etmektedir. Çatışmalar ve ardından yürütülen planlı, sistematik yıkım ile kültürel dokuya uygun olmayan yeniden inşa faaliyetleri , dünya miras alanının bütünlüklü yapısı, otantikliği ve özgünlüğüne büyük darbe vuruyor. Tabii Ben Û Sen Burcu&#8217;ndaki yıkımı da bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor. Her ne kadar yıkımı aşırı yağışa bağlanmış olsa da, zamanında bakım ve gerekli konservasyon çalışmaları yapılmadığı, doğanın tahribine terkedildiği için Ben Û Sen Burcu&#8217;nda yıkım yaşanmıştır. Aynı tehlike surların birçok noktası için söz konusudur ne yazık ki.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dicle Vadisinde İçkale&#8217;den başlayıp Yeni Kapıya kadar surların tam dibinden devam eden millet bahçesi projesi kapsamında sur diplerine beton dökülmesi de tam bir facia olarak değerlendirmek gerektiğini belirten Soylukaya, “Zira Surlar özellikle de uygulamanın yapıldığı surların doğu kesimi yer yer 100 metre yüksekliğinde bazalt tabakanın hemen sınırına inşa edilmiştir ve bazalt tabaka, surları tamamlayan bir fonksiyona sahiptir.  Surların bu bölümüne, topografik yapı nedeniyle özgün yapısında olmayan yürüme yolları yapıldığına tanık oluyoruz ne yazık ki. Bu yolları yapabilmek için keçi Burcu ve çevresi ile devamında iş makineleriyle alan düzeltilmiş ve beton dökülmüştür. Bu arada özellikle Keçi Burcu ve çevresinde, surun altından geçiş sağlayarak değirmenlere suyu akıtan su kanalları ile 3. dış sur duvarı bulunduğunu da hatırlatmak gerekir. Yapılan yürüme yolu ile söz konusu surun altındaki su geçiş noktası ve onunla bağlantılı su kanalı ile değirmenlerin bağlantısı kesilmiş, doğal ve özgün topografya değiştirilmiştir. Ayrıca Keçi Burcunun tam dibine beton dökülmüş olması da ayrı bir sorun yaratmıştır. Yine Dicle Vadi Projesi ve Millet Bahçesi uygulamaları ile Dicle Vadisinin bütünlüklü yapısı, otantikliği ve özgünlüğü bozulmuş, binlerce yıldır bu alanda yaşam bulan ve UNESCO dünya mirası olmasındaki en önemli argüman olan kırsal peyzaj ne yazık ki bozulmuş, yaratılan rekreasyon alanı ile kentsel peyzaj alanına dönüştürülmüştür.“ diye konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Soylukaya, peyzajın özgün dokusu bozulduğu gibi, Dicle Vadisinde ve nehrin içinde var olan ekosisteme de büyük zarar verilmekte olduğunu belirterek, “Flora ve Faunanın yaşam alanları yok edilmektedir. Nehir ıslahı bahanesiyle, nehrin iki yakasına çekilen setler ile nehrin kıyısıyla bağı koparılmış, bu alanda ki bataklık ve sazlıklar yok edilerek canlıların yaşam alanı imha edilmiştir. Oysa ki Dicle – Fırat Kaplumbağası tam da bu alanda yaşamakta ve üremekte idi, yine bu alanda 82 kuş türü tespit edilmişti.” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/31/stklardan-surlarin-ve-tarihi-dokunun-korunmasi-cagrisi/">STK&#8217;lardan Surların ve Tarihi Dokunun Korunması Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahabad’a bir milyon kitap gelmiş, içerde bayram havası!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/mahabada-bir-milyon-kitap-gelmis-icerde-bayram-havasi-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2017 12:38:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Aras Yayıncılık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhmus diken]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<category><![CDATA[Yayın Ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Serdar Esen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=22621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’ın kafe ve lokantalarla dolu Mahabad Bulvarı’na “Diyarbakır’dan çıkan kitap evi zinciri” olmayı amaçlayan bir kitabevi açıldı. On gün süren imza şöleniyle açılışını yapan kitabevinin, bayram havasında geçen son etkinliklerinden birini Sivil Sayfalar için izledik. Diyarbakır’ın Mahabad Bulvarı, daha çok 75 metrelik yol ismiyle bilinir. Kentin bu “yeni” ve “modern” bölgesinden geçerken Diyarbakır’da olduğunuzu anımsatacak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/mahabada-bir-milyon-kitap-gelmis-icerde-bayram-havasi-2/">Mahabad’a bir milyon kitap gelmiş, içerde bayram havası!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır’ın kafe ve lokantalarla dolu Mahabad Bulvarı’na “Diyarbakır’dan çıkan kitap evi zinciri” olmayı amaçlayan bir kitabevi açıldı. On gün süren imza şöleniyle açılışını yapan kitabevinin, bayram havasında geçen son etkinliklerinden birini Sivil Sayfalar için izledik.</strong></p>
<p>Diyarbakır’ın Mahabad Bulvarı, daha çok 75 metrelik yol ismiyle bilinir. Kentin bu “yeni” ve “modern” bölgesinden geçerken Diyarbakır’da olduğunuzu anımsatacak tek şey, bir kavşağın ortasına konulmuş olan çatal batırılmış bir karpuz dilimidir. Bu bulvarda açılan pahalı kafe ve restoranlar önce pek rağbet görmez, kısa zaman içinde kapanırdı. Ancak Suriçi’nde şehir çatışmalarının başlaması sosyal hayatı buradan Diclekent ve Mahabad Bulvarı’na kaydırdı ve buralar böylelikle hareketlendi. Hemen hepsi yeme içme üzerine hizmet veren ve çoğu birbirinin aynısı olan bu mekânlarda fiyatların yüksekliğinden şikayet edilse de insanlar havanın kararmasından sonra Suriçi’nde değil buralarda vakit geçirmeyi tercih ediyor.</p>
<p>Geçen günlerde Mahabad Bulvarı’na Yayın Ağacı isminde bir kitabevi açıldı. Mahabad’a açılan ilk kitabevi olması, kendine özgü ve ilgi çekici bir konsepte sahip olması ve Diyarbakır’dan çıkarak yaygınlaşmayı amaçlayan bir proje olması hasebiyle dikkat çeken bu mekan, üst üste on gün imza günleri düzenleyerek şimdiden kendini duyurmayı başardı. Bu etkinliklerin en ilginç olanı Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken’in imza günüydü.</p>
<p>Canlı müzik eşliğinde gerçekleştirilen imza şöleninde 1992 yılında ABD’ye göç etmiş ve 21 yıl sonra 2013 yılında memleketi Diyarbakır’a kesin dönüş yapmış olan Ermeni sanatçı Yervant Bostancı da uduyla katıldı. Şarkıların ve sohbetin bol olduğu,  yaklaşık beş saat süren imza gününde siyasetçisinden sivil toplum gönüllülerine, yirmili yaşlardan yetmişli yaşlara dört yüz civarında insan katıldı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-22622 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2018/01/MRT0009-610x407.jpg" alt="" width="381" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/MRT0009-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/MRT0009-610x407-320x214.jpg 320w" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" /></p>
<p>Aras Yayınları’nın 20’nci yılında kendisinin de 20’nci kitabı olan “Ahım Var Diyarbakır”ı imza etkinliğinde okuyucular için imzalayan Şeyhmus Diken, etkinliğe olan ilgiden oldukça memnundu. Duygularını <em>“Bugünkü atmosfer de mükemmel, bu kadar ilgi açıkçası beni şaşırttı. Çünkü kitap daha bir hafta önce çıktı. Dün akşam Aras Yayınları, kitabın birinci baskısının ilk haftada tükendiği mesajını gönderdi” </em>sözleriyle aktaran Diken, Yayın Ağacı için de şunları söyledi: “Mahabad Bulvarı dediğimiz, sonradan yapılan ve kentin akıllı binalarıyla donatılan bu caddesi son iki yıl içinde kelimenin tam anlamıyla bir kafeler mezarlığına dönüştü. Bu mezarlık, kentin ruhuyla ve dinamikleriyle akraba olmayan bir yapı arz etmeye başladı. Bu bölgede fiyatların yüksekliği, yaşam standardının kentin dokusuyla uyuşmaması sebebiyle birçok insan burada oluşan yapıya soğuk bakmaya başladı. Bu mevcut yapıya, bu hikâyeye ilk kez, karşıt ama kendi alternatifini de kendi içinde yaratan bir kültürel iklim Yayın Ağacı sayesinde eklendi. Uzun yıllardır yayın dünyasının içinde olan bir arkadaşımız bütün birikimini kültürel yatırıma aktardı. Bize de bu kültür mekanına destek olmak düşüyor. Umarım bu mekân kendi alternatiflerini de yaratır ve bu kafeler mezarlığı bir süre sonra kültürel bir caddeye dönüştürür.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şeyhmus Diken’in “bütün birikimini kültürel yatırıma aktardığını” söylediği Yusuf Serdar Esen’i o kalabalıkta yakalayınca böyle bir zamanda böyle bir güzergâha böyle bir yatırımla girmiş olmanın hikayesini Sivil Sayfalar için kendisinden dinledik…</p>
<p><strong>Yusuf Bey, öncelikle hayırlı olsun. Mahabad Bulvarı daha çok kafe ve lokantalarla dolu. Burası için kitapçı, çok beklendik bir yatırım değil. Ama anladığım kadarıyla siz daha uzun soluklu ve daha geniş bir projeksiyonla işe koyuldunuz. O yüzden hikâyenizi dinlemek istiyorum, nereden çıktı bu fikir, ne yapmak istiyorsunuz?</strong></p>
<p>Güzel temennileriniz için teşekkür ederim. Yayın veya kitap pazarlamasına uzak biri değilim, 15 yıldır yayıncılık yapıyorum. Hukuk fakültesini bitirmeden önce eğitim fakültesini okumuştum. Uzun bir süre öğretmenlik de yaptım, yayıncılarla o süreçlerde tanıştım. İstifa ettikten sonra yayın pazarlama şirketi kurdum. Yüzlerce kitabevine yayınevlerinden yıllarca yayın tedariki sağladım. Kitabevlerine bu hizmeti verirken sektörün sorunlarını ve ilerlemesiyle ilgili tecrübeler edindim. Son zamanlarda müfredat değişiklikleri, hazırlık yayınları alanında riski artırdı. Kültür alanına da geçerek hem yayıncı kimliğimizi korumak istedik hem de memlekete bir katkımız olsun istedik. Çünkü Diyarbakır önemli bizim için. Çocukluğumuz burada geçti, Biz burada yaşayacağız, çocuklarımız burada yaşayacak. Dolayısıyla hem manevi hem ticari bir noktadan çıkarak kitap evi ile kültür alanına girmeye karar verdik. Tabii, açacağımız kitabevinin eskilerden farklı olması gerekiyordu. Biz de bu noktadan yola çıkarak bir kavram geliştirdik. Bu konseptin zamanla kabul göreceğine eğine inanıyoruz. İlk mağazamızın açılışını da on gün önce yaptık. Ama biliyorsunuz bizim bölgede taziyeler de düğünler de uzun sürer, açılışlar da uzun sürer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çıkış noktamızı söyledim, biz bu işten zarar edeceğimize inanmıyoruz. Kaliteli bir işin her zaman karşılığı olacağına inanıyoruz. Eğer siz insanlara boş zamanlarında daha verimli zaman geçirecekleri bir ortam sunarsanız bunun karşılığını mutlaka alırsınız. Bir de okuma bulaşıcıdır, siz insanlara okumayı hatırlattıkça bu yaygınlaşır diye düşünüyorum. Bizden sonra bu caddede belki dört-beş tane kitabevi açılacak, bu kitabevlerinin sunduğu kalite en az bizimki kadar olacak. Çünkü bu bir trend ve Türkiye okuma trendine girdi, bunu ‘ar-ge’lerden görebiliyoruz. Ve bu okuma trendi yükselecektir. Biz bu ışığı da gördük, dolayısıyla kültüre, kültür kitaplarına yatırımın akıllıca olduğuna da inanıyoruz.</p>
<p><strong>Diyarbakır hem bölgede hem de Türkiye ortalamasına göre okuma oranı fena olmayan bir şehir. Hem okumanın artması hem de bu ihtiyacın sizin kitabeviniz üzerinden karşılanması için bir şeyler yapıyorsunuz, on gündür imza günleri düzenliyorsunuz mesela. Bundan sonra neler yapmayı planlıyorsunuz?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-22623 alignright" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2018/01/MRT0246-610x407.jpg" alt="" width="384" height="256" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/MRT0246-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/MRT0246-610x407-320x214.jpg 320w" sizes="(max-width: 384px) 100vw, 384px" /></p>
<p>Yayın Ağacı, Diyarbakır’da bir renk oldu, kısa bir süre önce açılış yapmamıza rağmen çok teveccüh aldık. Bu bize, doğru yolda olduğumuzu gösteren moral kaynaklarından biri. On günlük imza programı bir lansmandı ama bundan sonra aylık programlarımızı yapıyoruz, tanınan, sevilen yazarların imza günleri olacak. Kitabevlerinin okuma oranını artırabileceğini Diyarbakır’da göstermek istiyoruz. Diyarbakır’a çok güzel sürprizlerimiz de olacak, bunları şimdi açmak istemiyorum, sürpriz olarak kalsın istiyorum. Bir şeyler daha eklemek isterim bu konuya; Çağımız bilgi çağı, bilgiye erişim çok kolaylaştı. Ama matbu bir kitaba dokunmanın insan vücudunda yaratacağı tesir muazzam bir şey. Bir kitaba dokunduğunuz zaman bilgi eksikliğinizi hissedebiliyorsunuz. Bu öyle bir şey ki, ikinci kitaba da dokunmak istiyorsunuz, üçüncüye de dördüncüye de… ve burada zaman geçirmek istiyorsunuz. Hangi çağda olursak olalım, matbu kitaba dokunmanın insanda yaratacağı tesirin yerini hiçbir şeyin dolduramayacağına inanıyoruz. O anlamda kitabevleri çok önem arz ediyor. Kitabevlerinin insan üzerinde bir rehabilitasyon etkisi yarattığına inanıyorum. Bu etkiyi artıracak dekorlar oluşturmaya çalıştık. Dekorlarımızda sadece bir mühendisten faydalanmadık. Psikolojik danışmanlardan, edebiyat öğretmenlerinden, çocuk gelişim uzmanlarından faydalandık. Şu amaca ulaşmayı planladık; okur burada kendini özel hissetmeli, bir kere geldiğinde ikinci üçüncü defa da gelebilmeli, burayı serbest vaktini değerlendirebilecek mekânlar arasında düşünmeli.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/mahabada-bir-milyon-kitap-gelmis-icerde-bayram-havasi-2/">Mahabad’a bir milyon kitap gelmiş, içerde bayram havası!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sur’un tarihini silen düzenleme</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2017 11:57:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Acele Kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[afet yasası]]></category>
		<category><![CDATA[Danıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Dört Ayaklı Minare]]></category>
		<category><![CDATA[kamulaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Kurşunlu Camii]]></category>
		<category><![CDATA[şeyhmus diken]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Suriçi]]></category>
		<category><![CDATA[TOKİ]]></category>
		<category><![CDATA[urp Giragos Kilisesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14297</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yıl “afet yasası” kapsamında kamulaştırılan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde &#8220;acele kamulaştırma kararına&#8221; istinaden çatışmalardan fiziksel olarak etkilenmeyen Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde de yıkım işlemleri başlıyor. Geçen hafta cami hoparlörlerinden yapılan anonslarda mahalle sakinlerinin 1 Mayıs Pazartesi gününe kadar evlerini boşaltmaları istenirken, mahalle sakinlerinden bazıları evlerini boşaltmayarak karara direniyor.  2010’da Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerini de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/">Sur’un tarihini silen düzenleme</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Geçen yıl “afet yasası” kapsamında kamulaştırılan Diyarbakır’ın Sur ilçesinde &#8220;acele kamulaştırma kararına&#8221; istinaden çatışmalardan fiziksel olarak etkilenmeyen Alipaşa ve Lalebey mahallelerinde de yıkım işlemleri başlıyor. Geçen hafta cami hoparlörlerinden yapılan anonslarda mahalle sakinlerinin 1 Mayıs Pazartesi gününe kadar evlerini boşaltmaları istenirken, mahalle sakinlerinden bazıları evlerini boşaltmayarak karara direniyor.</strong></h3>
<p><strong> </strong>2010’da Sur’un Alipaşa ve Lalebey mahallelerini de kapsayan kentsel dönüşüm Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile TOKİ ve Çevre Bakanlığı iş birliği ile başlamış, 850 civarında ev bu proje kapsamında yıkılırken mahallelinin tepkisini çeken yıkımlar belediye tarafından 2013’ün sonuna doğru durdurulmuştu. Ancak şehrin tarihi mahallelerinde yaşanan çatışmaların ardından, Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” ile kamulaştırıldı. 50 bin kişiyi etkileyen 6642 parsellik bu kamulaştırmak kararına ilçe sakinleri ile sivil toplum örgütleri tepki gösterirken Diyarbakır Barosu kamulaştırma kararına karşı Danıştay’a yürütülmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açtı. Ancak bugüne kadar yapılan hukuki başvuruların hepsi sonuçsuz kaldı.</p>
<h4><strong>“Bu yıkımı anlatacak gücüm yok, mahv-û perişan oldum, hayal gücüm bunu anlatacak genişlikte değil”</strong></h4>
<p>1 Mayıs tarihine kadar evlerin boşaltılması için yapılan anonslar karşısında tepki gösteren bazı mahalleliler, &#8220;Evlerimize 20-30 bin verip TOKİ binaları için 100 milyar istiyorlar. Bizim nakliye paramız bile yok, biz bu parayı nasıl ödeyelim&#8221; diyerek boşaltmayacaklarını söylüyor ve karara direniyorlar. Ancak evlerini terk etmeyenler ise ‘elektrik ve suyun kesileceği’ tehdidiyle boşaltmaya zorlanıyorlar.</p>
<p>Öte yandan Suriçi’nde bir sokağa ismi de verilmiş olan ve geçtiğimiz hafta Diyarbakır’a geldiğinde ‘Gâvur Mahallesi’ diye bilinen mahallesinin yıkılmış fotoğraflarına bakınca “Suriçi’ni köşe bucak bilirim, neresinde ne var hepsini bilirdim ama buralarda kaybolurum” diyen Margosyan, duygularını “bu yıkımı anlatacak gücüm yok, mahv-û perişan oldum, hayal gücüm bunu anlatacak genişlikte değil” diyerek dile getiriyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe&#8221;</strong></h4>
<figure id="attachment_14302" aria-describedby="caption-attachment-14302" style="width: 391px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-14302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic.jpg" alt="Çatışmalarında ardından Suriçi'nden geriye kalan yapılar." width="391" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic.jpg 736w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/sur-ic-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-14302" class="wp-caption-text">Çatışmalarında ardından Suriçi&#8217;nden geriye kalan yapılar.</figcaption></figure>
<p>Suriçi’nde 27 sahabe kabristanıyla birlikte, ismini Diyarbekir’in İslam ordusu tarafından alınmasını komuta etmiş Süleyman bin Halid bin Velid’den alan Hz. Süleyman Camii’nin etrafı, çatışmalardan önce kentsel dönüşüm projesi kapsamında boşaltılmıştı. Bu alan şimdi bir rekreasyon alanı yapılmak üzere düzenlenmiş, yeşillendirilmiş. Suriçi’nin bu bölgesinde surlar iki farklı dünyayı birbirinden ayırıyor. Surların üzerine çıktığınızda bir yanınızda yeşillendirilmiş, süslenmiş, görenlerin beğeneceği bir manzara var, öbür yanınızda Kızlar Burcu’na kadar neredeyse tamamen yıkılmış bir alan.</p>
<p>Kurşunlu Camii, Arap Şeyh Camii’nin küçük bir kısmı, küçük yeşil-beyaz bir ziyaret, yerden iki metre kadar yükseklikte küçük eski bir mezarlık ve çatışmanın izlerini taşıyan Süleyman Nazif Okulu dışında Surp Giragos Kilisesi ve Dört Ayaklı Minare’ye doğru neredeyse tamamen yıkılmış. Sırtını viraneye verip güzelliği en geniş açıyla çekmek isteyen birini göstererek &#8220;<em>Bu güzel manzarayı çekmek için sırtınızı bir yıkıma dönmeniz gerek’&#8221;</em>diyor bir genç.</p>
<figure id="attachment_14301" aria-describedby="caption-attachment-14301" style="width: 800px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14301 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1.jpg" alt="" width="800" height="445" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1.jpg 800w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-640x356.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-610x339.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/gazetesujin-1-1-320x178.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /><figcaption id="caption-attachment-14301" class="wp-caption-text">Kaynak: Gazete Sujin</figcaption></figure>
<p>Az ileride yıkıma bakan beş kişi var. Solda yere çökmüş anne ile kız, başlarında baba: &#8220;<em>Şu mezarlığın az ilerisi, ziyaretin az arkası, Arap Şeyh Camii’ni gördün mü, hah onun yıkılmış tarafı.&#8221; </em>Evlerinin yerini öğrenmeye çalışıyorlar, en az elli yıl geçirdikleri mahalle bir moloz tarlası şimdi. Anne bu yıkımı ilk kez görmüş, &#8220;<em>47 yaşındayım, çocukluğum bu mahallede geçti&#8221;</em> dedikten sonra uzun bir iç çekip susuyor. &#8220;<em>Bu tarafa bakıyoruz ağlıyoruz, arka tarafa bakıyoruz gülüyoruz, bilmiyorum gülelim mi ağlayalım mı halimize&#8221;</em> diyor, yüzünü yıkılmış taraftan ayıramayan evin babası.</p>
<p>Sağımdaki iki gençten biri &#8220;<em>Burada hep iç içe yaşıyorduk, güvercin besliyorduk, ikindi oldu mu çayımızı alıp surun gölgesinde oturuyorduk. Akşamları damda üç dört, ev gece yarısına kadar sohbet muhabbet ediyorduk. Şimdi hepsi yıkıldı gitti. Bu tarafa bakıyorum herkesin keyfi yerinde, çimlere uzanmışlar, rahatına bakıyorlar, ne kadar neşeliler. Sur’un öbür tarafına bakıyorum yıkılmış, bu surların taşlarında kim bilir kaç insanın kan izi var, evlerimiz dümdüz edilmiş. İnsan bakınca kahroluyor.&#8221;</em></p>
<p>Kurşunlu Camii ve Paşa Hamamı restore ediliyor. Surlardan Dabaoğlu Mahallesi’ne doğru ilerledikçe tek tük evler görülüyor, yıkımın sınırı Dabanoğlu’nun da birazını içine alıyor. Solda, surların dibinde bütün boşluklar beton perdelerle kapatılmış, az ileride yeni bir inşaatın kabası görülüyor. Suriçi’nin yeni projesinde yer alacak olan konutların bir örneği olduğunu görünüyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Düzenleme Şehrin Hikayesini Taşımıyor&#8221;</strong></h4>
<figure id="attachment_14305" aria-describedby="caption-attachment-14305" style="width: 364px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14305" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3.jpg" alt="" width="364" height="204" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/seyhmusdiken-3-320x179.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 364px) 100vw, 364px" /><figcaption id="caption-attachment-14305" class="wp-caption-text">Şeyhmus Diken.</figcaption></figure>
<p>Konu ile ilgili görüşlerine başvurduğumuz yazar Şeyhmus Diken, 20 kadar mekânın ihalesinin tamamlanıp firmalara teslim edildiğini ve bir ‘model konut’ yapıldığını da doğruluyor: &#8220;<em>İki katlı, her katında ikişer daire olan ve dört dairenin ortak kullanacağı kare avlulu evler inşa ediliyor ve bu evler bazı ailelere gösterilerek teklif edilmiş. Ailelere kendi evlerinin tutarı kadarı düşülerek geri kalanı için borçlanacakları bir teklif yapılmış. Aileler hem ödeme hem de evlerin şekli sebebiyle teklifi kabul etmemişler. Eskiden ‘mazgana’ evler vardı. Tek bir avluya bakan yan yana on tane oda olurdu ve her bir odada bir aile kalırdı. Avlu hepsinin ortak kullanım alanı idi. Avluda biri yemek pişirse bütün evlere koku girer, çamaşır yıkansa herkes görürdü. Bu önerilen evler bir çeşit modern mazgana evler. Öyle yapıldığı için de insanlar kabul etmiyorlar.&#8221;</em></p>
<figure id="attachment_14304" aria-describedby="caption-attachment-14304" style="width: 716px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-14304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1.jpg" alt="" width="716" height="348" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/500-243-1-320x156.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 716px) 100vw, 716px" /><figcaption id="caption-attachment-14304" class="wp-caption-text">Sur&#8217;da yapılan &#8220;model konutlar&#8221;.</figcaption></figure>
<p>Hz. Süleyman Camii etrafının düzenlemesi ile yıkımdan sonrasının nasıl olması gerektiğini de anlatan Şeyhmus Diken şöyle devam ediyor: &#8220;<em>O mekanların düzenlenmesi güzel ama kentin sosyal, simgesel alanlarını parka dönüştürmek olmaz. Örneğin Suriçi’nin tarihini, hikâyesini taşıyan Küpeli ve Dıngılava havuzlarını park yapıp parkın içine iki tane anlamsız havuz yapmak doğru değil. Orada şehrin hikayesini taşıyan birkaç mekânın korunarak öyle düzenleme yapılması lazım. Bu haliyle dümdüz, yeşil alan olmuş, hikayeyi taşımıyor. Savaş benmerkezci yürütülebilir, kimseyi dinlemeyebilirsiniz ama bittikten sonra şehri imar edecekseniz bunu kentle barışacak bir usulle yapmanız lazım. Suriçi’nde hayat nasıldı, bunu bizler biliriz ama devlet bilmez. Halkın, sivil toplumun, kanaat önderlerinin düşüncesini almadan doğru bildiğini yapıyor ve mağdurlardan, halktan buna onay vermesini istiyor. Bu son derece yanlış bir mantık&#8221;</em></p>
<h6><strong>Ana görsel Gazete Sujin&#8217;e aittir.</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/04/surun-tarihini-silen-duzenleme/">Sur’un tarihini silen düzenleme</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
