<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SES arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ses/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ses/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Jan 2022 14:00:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>SES arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ses/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>2021&#8217;in SES Getiren Kadınları İlham Verdi!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/2021in-ses-getiren-kadinlari-ilham-verdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Jan 2022 14:00:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[2021 Yılın Kadınları]]></category>
		<category><![CDATA[Gülseren Onanç]]></category>
		<category><![CDATA[Hacer Foggo]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77885</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmak üzere, eşitlik ve dayanışma değerlerini savunan SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği, 2021 yılında kadınlara ve kadın mücadelesine ilham veren 21 kadını ödüllendirdi. Aralarında EŞİK Platformu adına Hülya Gülbahar, Hacer Foggo, İkizdere direnişinin öncüsü kadınlardan Ayşe Albayrak ile Taliban’a karşı direnen tüm Afgan kadınların bulunduğu 21 kadın 2021'de kadınlara ilham ve cesaret verdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/2021in-ses-getiren-kadinlari-ilham-verdi/">2021&#8217;in SES Getiren Kadınları İlham Verdi!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20 Ocak 2022&#8217;de Pera Müzesi&#8217;nde yapılan ödül töreninde, 2021 yılında dünyadaki kadın hakları mücadelesinde veya cinsiyet eşitliği çabasında öncü, eşitlikçi ve feminist duruşuyla örnek olan, başarılarıyla kadınlara ilham veren veya sistematik baskılara direnerek dayanışmaya katkı sunan Türkiye ve dünyadan 21 kadın, kadın örgütleri tarafından seçildi.</p>
<p>SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Gülseren Onanç hem SES&#8217;in hem Eşitlik Adalet Kadın Platformu&#8217;nun hikayesini paylaştı:</p>
<p>&#8220;Bizim dünyayı daha iyi yere çevirecek olan kadın hikayelerini herkesle paylaşacağımız bir platform kurmalıyız dedik ve kadın haberciliği platformu kurduk, Eşitlik Adalet Kadın Platformu’nu 2018’de kurduk. Biz bu habercilikle aslında umut yolculuğuna çıkıyoruz. Kadınların sesini yükseltmek ve geleceğe yönelik direnişi örgütlemek, bizim için çok değerli. Biz SES’te bunu yapıyoruz. Ancak böyle geleceğe umutla bakabiliyoruz. Bugün 21 hikayede aslında bu karanlık dünyayı aydınlatacak yıldızları topluyoruz.&#8221;</p>
<h5>SES Yılın Kadınları: 21. Yüzyıla İlham Veren 21 Kadın</h5>
<ul>
<li>İkizdere direnişinin öncüsü kadınlar adına <strong>Ayşe Albayrak</strong>,</li>
<li>Taliban’a karşı direnen <strong>tüm Afgan kadınlar</strong>,</li>
<li>Paris’in ilk kadın belediye başkanı seçilen <strong>Anne Hidalgo</strong>,</li>
<li>BioNTech’in kurucularından <strong>Dr. Özlem Türeci</strong>,</li>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı adına<strong> Eda Erdem,</strong></li>
<li>2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları şampiyonu <strong>Busenaz Sürmeneli</strong>,</li>
<li>Deneyimli gazeteci <strong>Çiğdem Toker</strong>,</li>
<li>Diyarbakır’ın tek kadın muhtarı <strong>Dilek Demir</strong>,</li>
<li>Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına <strong>Hülya Gülbahar, </strong></li>
<li>Boğaziçi direnişi adına<strong> Boğaziçili kadın öğrenciler,</strong></li>
<li>“Burada aşk var, umut var” diye haykırarak polislerin önünde yürümesiyle geçen yılın simge isimlerinden biri hâline gelen Alman şarkıcı ve söz yazarı <strong>Liana Georgi</strong>,</li>
<li>Şanlıurfa Konuklu İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi 13 yaşındaki hentbol oyuncusu <strong>Merve Akpınar</strong>,</li>
<li>2021 yılında Dünya Ticaret Örgütü’nün tarihindeki ilk kadın ve Afrikalı genel direktörü olan <strong>Ngozi Okonjo-Iweala</strong>,</li>
<li>Uzun yıllar kent yoksulluğu ve insan hakları alanında yaptığı saha araştırmalarıyla gazetecilik faaliyeti yürüten <strong>Hacer Foggo</strong>,</li>
<li>Kadın cinayetlerine karşı sesiyle sanat dünyasında önemli bir farkındalık yaratan <strong>Ezgi Mola</strong>,</li>
<li>Beyaz Çarşamba Hareketi adına<strong> Masih Alinejad,</strong></li>
<li>Urfa Adliyesi önünde başlattığı &#8220;Adalet Nöbeti&#8221;ni aylardır devam ettiren <strong>Emine Şenyaşar, </strong></li>
<li>Jeff Bezos’la boşanmasının ardından aldığı tazminatla dünyanın en zengin kadınlarından biri olan <strong>MacKenzie Scott</strong>,</li>
<li>Şili’de feminist anayasa mücadelesi veren kadınlar adına <strong>Elisa Loncón Antileo, </strong></li>
<li>Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi <strong>Prof. Dr. Elif Vatanoğlu Lutz</strong></li>
<li>Polonya kadın hareketi adına <strong>Women&#8217;s Rights Center.</strong></li>
</ul>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77889 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021in-ses-getiren-kadinlari-ilham-verdi-1.jpg" alt="" width="675" height="450" /></p>
<p><strong>Ayşe Albayrak: </strong>“İkizdere sadece İkizderelilerin değildir, tüm Türkiye’nindir. Bu yüzden herkesin destek vermesini istiyoruz. Bizim doğamızı, yaşam alanımızı, nefes alacak alanımızı bizden almasınlar.”</p>
<p><strong>Çiğdem Toker</strong>: “İktidarın ve sermayenin karşısında eğilmeden icra edilen gazetecilik, kaçınılmaz olarak özgürlük, eşitlik, çoğulculuk ve toplumsal barışın yanında konumlanır.”</p>
<p><strong>Hülya Gülbahar</strong>: “EŞİK olarak sadece Türkiye siyasetini değil, Türkiye’yi dönüştürmek istiyoruz. Yeni bir siyaset ortamı yaratılıncaya, yeni Türkiye’nin yeni anayasası yazılıncaya kadar EŞİK Platformu’nda birlikte olmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>Emine Şenyaşar:</strong> “Adalet yok, zulüm devam ediyor. Adalet için her yere gittim. Bize yapılan zulüm görülmüyor. Herkes bu zulme dur desin artık.”</p>
<p><strong>Hacer Foggo</strong>: &#8220;Onların boyunlarında  yoksulluk halkasını çıkaracaklar&#8230; Lütfen bulunduğunuz her yerde dayanışmayı çoğaltın. Dayanışma yaşatır! Umut var!&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/21/2021in-ses-getiren-kadinlari-ilham-verdi/">2021&#8217;in SES Getiren Kadınları İlham Verdi!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Dec 2018 08:01:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ambulanslar engellenmeseydi]]></category>
		<category><![CDATA[Cizre]]></category>
		<category><![CDATA[Hessen Barış Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Şebnem Korur Fincancı]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[TTB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=33699</guid>

					<description><![CDATA[<p>2015’te yaşanan Cizre olaylarını ve Cizre raporunu odağına alan ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’da yapıldı. Panelde “Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz” diyen insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı, “Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) ortak olarak düzenlediği ‘Ambulanslar Engellenmeseydi!’ paneli Diyarbakır’da yapıldı. Kolaylaştırıcılığını Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir’in yaptığı, ambulans gönüllülerinden Hemş. Yekta Yıldız ve Dr. Onur Naci Karahancı ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın konuşmacı olarak yer aldığı panelde; Eylül 2015’te Şırnak’ta yaşanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle, sağlık personellerinin Cizre’de yaşadığı zorlayıcı durumlar, sağlık koridoru açma çabası ve hak örgütlerinin yazdığı &#8216;Cizre raporları&#8217; sonrası yargılanma süreçleri konuşuldu.</span></p>
<p><b>“14 Gönüllü sağlıkçı yola çıktık”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panelin ilk konuşmasını yapan Diyarbakır Tabip Odası Mehmet Şerif Demir, toplum değerlerinin ve hakikatlerin ters yüz edildiği bir dönemden geçtiklerini vurgulayarak yaşanan bu durumun sonuçları ve süreç hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hakikatleri dile getirenlerin cezalandırıldığı faillerin ise cezasız bırakıldığı bir dönemde olunduğunu belirten Demir konu ile ilgili öyle konuştu: “Bildiğiniz üzere Ocak 2016’da Cizre’de yazılı ve görsel basına yansıyan ve sosyal medyada günlerce duyurusu yapılan; sivil insanların bodrum diye tarif edilen mekanlarda uzun süredir mahsur kaldıları bilgisi yayıldı. İçlerinde çocukların ve durumu ağır yaralıların olduğu yönünde bilgiler ulaşıyordu. Yine aynı dönemde bu yaralılara güvenlik gerekçesi ile ambulans ve sağlık personelinin gidemediği ifade ediliyordu. Bunun üzerine ‘yaşam  koridoru’ açmak, yaralıların hastaneye ulaştırıp kurtarmak amacıyla 14 gönüllü sağlıkçı yola çıktı. Ama ne yazık ki Cizre’ye girmelerine izin verilmedi. Daha sonrasında da gönüllü sağlıkçılara dava açıldı. Yine Cizre bodrumlarında yaşananları raporlaştıranlardan birisi olan Şebnem Hoca‘ya davalar açıldı ve ceza verildi. Yıllarca barış, insan hakları mücadelesi ve işkenceye karşı mücadelesinden kaynaklı Hessen Barış ödülünü alırken kendi ülkesinde ise tüm bunlardan kaynaklı cezalandırılıyor.”</span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p><b>“Kamu spotları Cizre için geçerli değildi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasağının yaşandığı Cizre’de, gönüllü ambulans ekibinden olan Yekta Yıldız ise kendilerine açılan davayı önce kişisel bir durum olarak algılamış ama ilerleyen süreçlerde bu davayı aslında toplumun vicdanına ve cesaretine açılmış bir dava olarak gördüğünü söyledi. Yıldız, o dönemde Cizre’ye girebilmek için verdikleri mücadeleyi ve sonrasında yaşadıkları yargılanma süreçlerini şöyle özetledi: “Televizyonlarda sürekli kamu spotu olarak, ambulansın geçiş önceliği spotları veriliyordu. İşte o spotlar Cizre için geçerli değildi. Sağlık bakanlığının ‘Yaşama Yol Ver’ kampanyaları Cizre için devre dışı kaldı biz bunu fiili olarak görmedik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de operasyonlar sürerken gönüllü ambulans ekibi olarak beyaz eylemler içerisinde olduklarını belirten Yıldız, “Yaşam hakkını korumayı kendimize prensip edinmiş beyaz yakalılar olarak gönüllü bir ekip oluşturup girmeye çalıştık. Araçlar tek yönlü çıkabiliyordu. Hiç bir şekilde girişe izin verilmiyordu. Bize de “Ambulansları bırakın ancak yaya gidebilirsiniz” dediler. Çabalarımız sonuçsuz kaldı. Cenevre’yi, Uluslararası Sözleşmeleri hatırlatınca emir komuta zincirini aşan olaylar olduğunu fark ettik.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre ambulans davası suç değildir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cizre’de yalnızca dört tane ambulans hizmetiyle onca yaralıya yetişmenin mümkün olmadığına vurgu yapan Yıldız, “Arkadaşlarımız yaralılara müdahale edilirken öldürüldüler. Yaşam hakkını canhıraş bir şekilde savunurken yaşam hakları ihlal edildi. Biz beyaz yakalılar olarak yaşamı savunan vicdani etik ve ahlaki değerleri korumak için bir umutsuzluğu yok etmeye çalıştık. Aslında izin vermemeleri ‘Yaşama yol vermiyorum’ demekti. Verdikleri mesaj ‘Ben senin bütün değerlerini yerle bir edebilirim’ demekti. Oysa Cizre ambulans davası suç değildir. Bugün olsa yine çıkardık. Biz bu suçu Hipokrat’tan beri işliyoruz. Unutmadık unutmayacağız mutlaka başaracağız.”</span><strong><br />
</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 sağlık emekçisi ile birlikte aslında zihinlerinde ve vicdanlarında başka bir alternatif olmadığını düşündükleri için yola çıktıklarını ambulans gönüllülerinden Dr. Onur Naci Karahancı “Cizre ambulans davasının aslında bir yok sayma ve engelleme davasıydı. Biz bu bu hakikati sahiplendik ve pişman değiliz, kaybettiğimiz yoldaşlarımıza barış sözümüz olsun.” dedi. </span></p>
<p><b>“Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokağa çıkma yasakları kalktıktan sonra tanıklık ve taziye ziyaretinde bulunmak için, İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı Öztürk Türkdoğan ile birlikte Cizre’ye giden insan hakları savunucusu Şebnem Korur Fincancı ise dehşete düştükleri ziyareti şöyle anlattı: “Çok ağır bir süreci birlikte yaşadık en ağırı da tanıklık etmekti. Panelimizin adı; Ambulanslar Engellenmeseydi. Ben kendime şunu soruyorum; Ambulanslar neden engellendi? 16 Şubatta yasak kalkmasına rağmen 2 Mart’a kadar ilçeye girişe neden izin verilmedi? Örtbas edilmek istenen neydi? Bodrumlara gittiğimizde erimiş insan kemikleri gördük. 2000 derecede eriyebilecek kadar neye maruz kalmışlardı? Devletin görevi orada her ne olduysa en etkili şekilde soruşturmayı sürdürmesidir. Benim devlete vergi vermemin amacı budur.  80’leri gördük, 90’ları gördük sürekli sokağa çıkma yasağı oluyordu ama böylesini hiç görmemiştik, bu çok ağır oldu.Vaktiyle devletin anarşisti olduk, komünisti olduk, şimdi de teröristi olduk.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası sözleşmelerde sağlık personellerinin korunması hükmü olduğunu vurgulayan Fincancı, “Biz korunmadık. 1984’ten beri süren savaşta ilk defa bu kadar çok sivil kaybedildi. Cizre hakikatini ortaya koymadan ilerleyemeyeceğiz. Gerçek bir yüzleşme olmadan kendimizi temize çekemeyeceğiz. Cizre’yi açıklığa kavuşturmak boynumuzun borcudur.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Panele katılımcıların soru ve katkıları ile sona erdi. Katılımcılar ise Cizre ambulans davasında yargılananlarla gurur duyduklarını, onlara ceza değil ödül verilmesi gerektiğini, Ceza verilecekse yaşatmak için çabalayanlara değil buna engel olanlara verilmesi gerektiğini ifade ettiler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/27/hipokrattan-beri-bu-sucu-isliyoruz/">&#8221;Hipokrat&#8217;tan Beri Bu Suçu İşliyoruz&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Apr 2017 15:26:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adıyaman]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ekin Ceren Kadın Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[işten çıkarılma]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık emekçileri sendikası]]></category>
		<category><![CDATA[SES]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13286</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi…  Diyarbakır’da 500 kadar kamu çalışanı, 1500’ü belediye personeli olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi Olağanüstü Hal (OHAL) nedeniyle işinden edildi. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) veya sözleşmelerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/">KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İhraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi</strong>…</p>
<p><strong> </strong>Diyarbakır’da 500 kadar kamu çalışanı, 1500’ü belediye personeli olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi Olağanüstü Hal (OHAL) nedeniyle işinden edildi. Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) veya sözleşmelerin iptaliyle işsiz kalan 2 bin kişinin çoğu, çevrelerinden gördükleri destek, sendikaların düzenlediği dayanışma fonları ile asgari ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Ancak ihraç psikolojisinin yerini bir şeyler yapma arayışına bıraktığı son zamanlarda, ‘KHK mağduru esnaf’ kimliği giderek görünür olmaya başladı. Reha Ruhavioğlu, Diyarbakır’ın yeni esnaflarının hikâyelerini Sivil Sayfalar için mekanlarında dinledi…</p>
<h4><strong>Hemşire, İstatistikçi ve Zabıta Mezze’de Buluştu</strong></h4>
<p>İlk ziyaretim, KHK mağduru üç memurun açtığı Mezze’ye oluyor. Mekâna girdiğimde Selma Hanım önlüğüyle oturmuş, ortaklardan biri ve ihraç edilmeden önce belediyede beş yıllık zabıta memuru olan Haluk Bey ile hesap yapıyordu. Biri hemşire diğeri istatikçi, üçüncüsü de zabıta memuru olan üç memuru buluşturan aslında kendi deyimleriyle ‘siyasal görüşleri’. Onları ihraç eden ve ortak yapan şeyin, düşüncelerinin benzerliği olduğunu dile getiriyorlar.</p>
<p>Selma Atabey, sivil toplum camiasına aşina bir yüz. Yirmi iki yıllık bol ödüllü bir hemşire ve yakın zamana kadar Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı’ydı. Şimdi SES Genel Merkez Yönetim Kurulu adayı. Hakkında beş tanesi idari diğerleri adli olmak üzere otuz civarı soruşturma açılmış ve devam eden üç davası var. Soruşturma ve davaların hepsi 7 Haziran 2015 genel seçimlerinden sonra açılmış. ‘Çözüm süreci’nin yerini çatışmaya bırakmasıyla birlikte yaptığı sivil toplum ve gönüllü sağlık çalışmaları birer birer soruşturma konusu olmaya başlamış. <em>‘Bingöl, İstanbul, Van depremlerinde bir sağlıkçının olması gereken hemen her yerde bulundum’ </em>diye söze başlıyor Selma Hanım. İhraç gerekçesini bilmiyor ama <em>‘bir gerekçe aranacaksa Cizre ve Sur’daki çatışmalar esnasında halkın sağlık erişimine ulaşamaması hakkında röportajlar veren, gönüllü sağlık hizmeti vermek için uğraşan biri olmama bağlıyorum’ </em>ifadelerini kullanıyor. Cizre’deki çatışma ve operasyonların sona ermesinden sonra hazırladıkları ortak rapor sebebiyle de soruşturma geçiren Selma Hanım, Diyarbakır’a döndükten sonra düzenlenen protesto yürüyüşünün tertip komitesinde yer alması ve Sur’daki çatışmalar esnasında ‘içerde mahsur kalmış sivillere sağlık erişimi için’ Büyükşehir Belediyesi önünde düzenledikleri 51 günlük oturma eylemleri nedeniyle de hakkında başka soruşturmalar açılmış. Bütün bunları konuşurken Cizre raporlarının geçen yıl tam da bugünlerde yayınlandığını hatırlıyoruz.</p>
<h4><strong>“MUTFAK ÖNLÜĞÜ BENİM YENİ KİMLİĞİM”</strong></h4>
<p><strong> ‘</strong><em>Alternatif bir üretim ve dayanışma mekânı kuralım istedik, mesela mantı ve mantarı ihraç edilmiş başka arkadaşlarımızdan alıyoruz. Sur çatışmalarının mağduru bir kadın geldi mesela bulaşıkçı lazım mı diye, çatışmalardan dolayı beş çocuğuyla evini terk ettikten sonra gidecek yeri olmadığından bir hafta hastanede kalmış. Biz henüz yeniyiz, kendimizi geçindiremiyoruz ama onu da aldık, yarın gelip başlayacak’</em> diyor Selma Hanım. Selma Hanım çalıştığı birim sebebiyle hastalarıyla çok iyi tanışıyor, onu ziyarete gelen hastaları olduğunu anlatıyor: <em>Önlüğümü zorla çıkarmaya çalışıyorlar, onlara çay getireceğim zaman kolumdan tutup kalkmama izin vermiyorlar ama ben alıştım, bu önlük benim yeni kimliğim<strong>.</strong></em></p>
<figure id="attachment_13296" aria-describedby="caption-attachment-13296" style="width: 1000px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-13296 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1024x576.jpg" alt="Serap Kılıç ve Selma Atayabey" width="1000" height="563" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170408_153122.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption id="caption-attachment-13296" class="wp-caption-text">Serap Kılıç ve Selma Atayabey</figcaption></figure>
<h4><strong>‘Gitmedim çünkü Diyarbakır, ihraç psikolojisi ile baş edebileceğim tek yer’</strong></h4>
<p>Serap Kılıç, sekiz yıllık memuriyetinin ardından yine Ekim 2016’da ihraç edilmiş. İhraç edildiğinde henüz bir yılını yeni doldurmuş Diyarbakır’da. 2016’nın Aralık ayında ihraç edilmiş kamu emekçileri için bir dayanışma konseri hazırlığında Selma Hanım’la tanışmış. Bugün açtıkları Mezze’de ortak olarak çalışıyorlar. Aslen Bayburtlu ama İstanbul’da büyümüş Serap Hanım, Edirne Türkiye İstatistik Kurumu Müdürlüğü’nde (TÜİK) çalışırken çıkarılan zorunlu rotasyonla  ‘sendikalı ve muhalif’ olanları ‘Doğu’ya  gönderdiklerini ama kendisinin gönüllü ve tercih ederek geldiğini anlatıyor:</p>
<p><em>‘Temmuz 2015’te geldim ve gelir gelmez de çatışmalar başladı. Binamız Sur’daydı, bütün çatışma ve bomba seslerini dinledik, o yıkımın hepsini yaşadık. Her sabah valiliğin sitesine bakıyorduk, ofisimizin olduğu yerde yasak var mı diye, her gün üstümüz başımız aranarak geçiyorduk. Üst katta olduğumuz için yıkılan yerlerin bazıları görünüyordu, biz de perdeleri hep kapalı tutuyorduk, hedef olmayalım diye. Belki bizi vururlar ve kim vurduya gideriz, bizi öldürenler de cezasız kalırlar diye perdeleri kapatıp çalışıyorduk. Ayın son gününde analizini bitirip göndermem gereken bir anket vardı ve patlama sesleri dayanılmaz haldeydi. Ankara’yı arayıp o gün, söz konusu çalışmayı yetiştiremeyeceğimi söyledim. Arkadaşlar da sağ olsunlar anlayışla karşılamışlardı. Yani bizim o ortamda çalışıyor olabilmemiz çok akla ziyan bir şeydi ki, bizim hemen karşımızda bir evde bir kadın öğretmen gözünden vuruldu ve uzun süre yoğun bakımda kaldı. Diyarbakır’da pek aktif değildim, daha yeni gelmiştim. Ama geldiğim yerde Büro Emekçileri Sendikası’nın yönetimindeydim. İsmimin listeye oradaki kurumun başındakiler tarafından eklendiğini düşünüyorum. </em>Darbe, muhalifleri tasfiye için bahane edildi ve biz de KHK ile ihraç edildik ki, ‘terör ilişkisi’ dedikleri şey hayatımızın her alanında karşımıza çıksın<em>.’</em></p>
<p>İhraç edildikten sonra ilk iki hafta uykusuzluk, moral bozukluğu yaşadığını söyleyen Serap Kılıç<strong>, </strong>ailesinin yanına dönmeme gerekçesini “Diyarbakır, ihraç psikolojisi ile baş edebileceğim tek yer’ diyerek şöyle açıklıyor: <em>İstanbul’da KHK ile ihraç edilmiş olarak bir iş bulsam bile hemen her yerde ihraç edilmiş olmam karşıma çıkacak ve yaftalanacağım. Burada öyle değil, herkes birbirine sahip çıkıyor, bir dayanışma duygusu var.</em></p>
<p>Çalışma hayatında manipüle edilerek kullanılan istatistikler, çalışma barışının olmayışı gibi gerekçelerle bunaldığını söyleyen Serap Hanım, şimdiki hayatında daha çok çalışarak eski gelirinin dörtte biri kadarını kazandığını fakat daha mutlu olduğunu belirterek şunları dile getiriyor: <em>Burada parayla olan ilişkimi de sorguladım. Eskiden gelen parayla krediyi, kredi kartını ödüyordum. Elimde hiçbir şey kalmıyordu, sahip olduğum şeyleri ödeyebilmek için yaşıyordum. Tek başıma yaşıyordum mesela ama şimdi ev arkadaşlarım var ve daha paylaşımcı oldum. Eskiden ben konforuma düşkünmüşüm, bunun farkına vardım. Hayatıma yeni bir pencere açıldı, bu bitiş yeni bir başlangıç oldu. Eskiden sinemaya, tiyatroya gidiyordum, kendim gibi arkadaşlarla görüşüyordum ve kendimi özgürce ifade ettiğimi sanıyordum ama öyle değilmiş. Buraya her görüşten insan geliyor. Onlarla görüşüp konuşuyorsun, tahammül etmeyi, onu anlamayı dinlemeyi öğreniyorsun. Özlük haklarımız için mücadele edeceğiz elbette, emeklilik gibi haklarımızı alacağız da. Ama davaları kazansak dahi şu anda geri dönmeyi düşünmüyorum.</em></p>
<h4><em> </em><strong>Kadın Çalışmalarından Kadın Dayanışmasına: BÊJING</strong></h4>
<p>Ebru, Dilek ve Ayten, Kayapınar Belediyesi’ne bağlı Ekin Ceren Kadın Merkezi’nin çalışanlarıydı. Sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve kadın çalışmaları sorumlusu üç arkadaş, hizmet alım personeli olmalarına rağmen sözleşmelerinin feshedilmesi yerine şubat ayında KHK ile ihraç edilmişler. Onlar da Serap Hanım gibi, ‘her yerde karşılarına çıkması ve böylece sürekli bir cezalandırma olması için’ KHK ile ihraç edildiklerini düşünüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ebru, belediye bünyesinde ‘kadının toplumsal rolünün iyileşmesi, eşitsizliğin giderilmesi’ için  çalıştıklarını, dolayısıyla<em> ‘ihraç edilmiş olarak öncülük edip bir model oluşturmalarının, eski çalışmalarının anlamına da uygun olacağını düşündüklerini’</em> söylüyor. Köy yerinde kadınların sosyalleşme imkânı olan işlerden teşî (yünden iplik yapımı), tevn (yün ipliklerden çul yapımı), bêjing (buğday eleme) gibi isimler arasında ‘Bêjing’ ismini tercih ettiklerini, burada da önceliklerinin kadınlar olduğunu ve bir şekilde kadınlarla temaslarının sürmesini istediklerini anlatıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-13311 size-large" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/bbbb-576x1024.jpg" alt="" width="576" height="1024" /></p>
<p>Bêjing henüz iki haftalık bir mekân. İçli köfte, güveç, Hatay’ın biberli ekmeği, nohut dürüm gibi ev yapımı yiyecekler bulunuyor. İş yerinin kurulmasında arkadaş ve çevre esnafından çok destek aldıklarını anlatan Ebru, <em>‘Örneğin raflarımızı yapan arkadaş çok cüzi bir para aldı, camekândaki yazıları bir arkadaşımız peçetelerle hazırladı, bir arkadaş duvar süslemelerini yaptı, yan taraftaki erkek kuaförü müşterilerini yemek için bize yönlendiriyor’ diyor.</em></p>
<h4><strong>‘Alternatiflerin eksikliğini daha iyi anladık, onları inşa ediyoruz’</strong></h4>
<p>Dilek ise sosyolog. Çalışma hayatının birinci yılında ihraç edilmiş. Ekin Ceren Kadın Merkezi’nde işe girdiğinde çatışmaların zaten başladığını söylüyor. Sur’dan çıkan kadın ve çocuklarla çeşitli etkinlikler düzenlediklerini anlatıyor. Sur’daki çatışma mağduru çocuklar için sürdürdükleri psiko-sosyal destek çalışmaları var, bunlara bir yandan devam ediyorlar. Kendisi cumartesi, Ebru pazar günleri katılıyor çalışmalara. Bu şekilde <em>‘sivil toplum çalışmalarından ayrılmadıklarını, ekmekle terbiye edilme politikasına karşı yenilmediklerini göstermek için de çalıştıklarını ve bu şekilde çevrelerine moral motivasyon vermek istediklerini’ </em>anlatıyor.</p>
<p>Dilek kendi yaşıtlarının hala sınavlara hazırlanmasını, atanmak dışında bir yol olduğunu düşünmediklerini hatırlatarak böyle bir tecrübe yaşamış olmanın arkadaşlarına göre onun ufkunu genişlettiğini, sınava girmeyi düşünmediğini anlatıyor. İhraçların başlaması ve kayyımların atanmasıyla birlikte öncelikle soysal ve kültürel alanda bir tasfiye yaşandığını dile getiren Dilek, <strong><em>‘</em></strong><em>Bütün bunlar bize şunu gösteriyor, biz sistemle aynı anlayışta olmasak da bir yerde onun gibi çalışıyoruz. Bütün bu çalışmaları bir siyasal imkân sayesinde yapıyoruz. Bütün bunlar yok olduğunda alternatiflerin eksikliğini görüyoruz. Ama sonrasında, tiyatrocu arkadaşların alternatif yer açması, kreşteki arkadaşların alternatiflere yönelmesi, bizim bu girişimlerimiz zamanında yapılmayan alternatiflerin eksikliğini hem öğretiyor hem de o boşluğu dolduruyor. Sistem sizi sindirmeye çalışıyor ve kabuğunuza çekilmenizi istiyor ama kendi kabuğumuza çekilmemek, toparlanabilmek, bunların yapılabilmesi bana güç veriyor.</em> <em>Yarın bizler işlerimize dönsek bile buraya başka arkadaşlar devam edecek, burada oluşan alternatiflerin bir ağa dönüşeceğini ve ileride bambaşka bir alternatif oluşturacağına inanıyorum. Bu bambaşka bir kanal açıyor ve devam edecek’ diyor.</em></p>
<h4><strong>‘Sermayesi en az olan iş olduğundan nohutlu pilavcı oldum’</strong></h4>
<p>Bêjing’den ayrılıp Sanat Sokağı’na doğru giderken nohutlu pilav satan arabaya uğradık, taburede oturmuş nohutlu pilav yerken bulduk Mehtap Hoca’yı. Mevzuya hızlı girince, önce Diyarbakır’ın meşhur <em>‘ya medyasın ya emniyetdesin’</em> bakışıyla karşıladı bizi Mehtap Hoca. Sonra kendisi biraz ‘ifademizi alınca’, nohutlu pilavına kaşık sallayıp sohbete başladık. Mehtap Yörük, Adıyamanlı. Hazro’nun bir köyünde başladığı öğretmenliğinin birinci yıldönümünde ihraç edilmiş. Adıyaman’a dönmemiş çünkü <em>‘zaten döneceğim, neden git gel yapayım?’</em> diyor.</p>
<figure id="attachment_13301" aria-describedby="caption-attachment-13301" style="width: 679px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13301" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294.jpg" alt="Mehtap Yörük" width="679" height="1207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294.jpg 1152w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-640x1138.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-1024x1820.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-610x1084.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/20170409_154821-e1492004789294-320x569.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 679px) 100vw, 679px" /><figcaption id="caption-attachment-13301" class="wp-caption-text">Mehtap Yörük</figcaption></figure>
<p>İhracını öğrenme hikayesi çok ilginç Mehtap Hoca’nın. Gece açıklanan KHK’dan haberi yok, interneti de yok. Sabah hazırlanmış, arkadaşları da onun bilmediğini tahmin etmiş olacak ki, her sabah olduğu gibi onu almaya gelmişler. En son alacakları arkadaşın evinin önünde durup hasta olduğunu söyleyerek yukarı çıkıp bakmayı teklif etmişler. Yukarı çıkınca ona <em>‘Hasta kimse yok, hepimiz sağlıklıyız ama sen ihraç edildin’</em> demişler. Mehtap Hoca’nın ağzından çıkan ilk söz <em>‘ben anneme babama ne diyeceğim’</em> olmuş ama söylediğine göre şoku on dakika sürmüş.</p>
<p>Okul Öncesi Öğretmeni olan Mehtap Hanım, ertesi gün okula vedalaşmaya gitmiş. Ailelerle hala telefonla görüştüğünü, bir keresinde toplanıp onu ziyarete geldiklerini anlatıyor. Ama o gün şehir dışında olduğundan görüşememişler. İhraç edilmiş bir nohut pilavcısının arabasının camında ihraç edilmiş başka arkadaşların açtığı yerin reklam broşürü var; Mezze. Mehtap Hoca bir gün onları arayıp <em>‘Her gün nohutlu pilav yemekten içim dışım pilav oldu, bana yiyecek bir şeyler gönderin ben de pilav gönderiyorum’</em> demiş.</p>
<p>Önceleri bir tencere satabildiğinde mutlu olduğunu söyleyen Mehtap Hoca, şimdi yetiştiremediği için eşi çalışamayan, ihtiyaç sahibi bir teyzeyle ortak olmuş. Biz sohbet ederken teyze haşlanmış tavuk takviyesine gelip eksiği gediği sordu. <em>‘Ulusal ve uluslararası basında haber oldum, bu kadar ilgi beklemiyordum’ </em>diyen Mehtap Hoca nohut pilav işini şöyle açıklıyor: <em>Düşündüğüm işler içinde sermayesi en az olan iş buydu, ben de nohutlu pilav işine girdim. Arabayı 1300 liraya İstanbul’dan getirttim, diğerleri de günlük alınıyor zaten.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/12/khklara-direnme-bicimi-olarak-esnaf-lokantalari/">KHK’lara direnme biçimi olarak esnaf lokantaları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
