<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şerif Barış arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/serif-baris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/serif-baris/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Aug 2019 09:15:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Şerif Barış arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/serif-baris/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 09:37:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37593</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’da 2020 yılında dek 7,5 ve üzeri deprem ihtimalinin istatistiksel olarak yüzde 45 olduğunu söyleyen, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış, “Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksektir. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir” uyarısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/">‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış ile bu alandaki uygulamaları, neler yapılması gerektiğini ve olası bir depreme ne kadar hazır olduğumuzu konuştuk.</p>
<p><b>Türkiye yıllardır kentsel dönüşüm sürecinde. Özellikle büyükşehirler ve İstanbul&#8217;da süreç nispeten daha hızlı. Bugüne dek yapılan çalışmaları genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adı kentsel dönüşüm olarak kamuoyunca kabul edilen yasa ve yapılan işlemler, bir kentsel dönüşüm değildir. Kentsel dönüşüm, belirli bir plan ve düzen içerisinde, büyük alanların bir arada değerlendirilerek yeşil alan, spor alanı, okul, cami, park ve benzeri tüm sosyal donatıların planlanarak hayata geçirildiği projelere denmektedir. Şu an yapılan ve kanunda adı olan çalışma</span><b>, </b>‘riskli yapı ve riskli alanların dönüştürülmesi’dir. <span style="font-weight: 400;">Bu nedenle en baştan bu tanımın gereği olan kentsel dönüşümün hayata geçirilmesi önemlidir. </span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-37594  alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Şerif-Barış1-640x447.jpg" alt="" width="339" height="237" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu işlem için de öncelikle, kentsel dönüşümün yapılacağı bölgelerin şehirlerde depreme en dayanıksız bölümlerinden veya olası bir depremde en fazla hasar alacak bölgelerinden başlanması gerekir. Bu tür bir hasar dağılımını belirlemek için il ve ilçelerde yapılacak ve 1 yılda bitecek deprem senaryoları çalışmaları ile o şehrin en fazla hasar gören bölgeleri belirlenerek kentsel dönüşümün bu alanlardan öncelikli olarak başlaması önemlidir. Bu sayede olacak bir depremde meydana gelecek can kayıplarını en aza indirmek mümkün olabilir. Hali hazırda yapılan riskli yapı ve riskli alan yenilemeleri depreme dayanıklı yapı üretme açısından olumlu bir çalışmadır. Ancak, özellikle riskli alanlarda yapılan konutlar ile yapı şirketleri arasında oluşan sorunlar, yarım kalan konutlar, yeni mağdurlar yaratmıştır. Bu çalışmalarda konut sahiplerine ve inşaat firmalarına mutlaka bir koruma güvencesi sağlanması veya devletin bir finans çözümüne ihtiyaç duyulmuştur. Yapılan yeni binalar özellikle olası bir deprem düşünülerek hazır beton, nervürlü demir ve oldukça dayanıklı radye temeller kullanılarak yapılmakta ve genellikle yeni şartnameye uygun statik hesaplamalar kullanılmaktadır. Daha da önemlisi tüm bu yapılar inşa edilirken eskiye nazaran çok daha sıkı denetimlerden geçmektedir. Özellikle 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra yapılan binaların çok büyük bir kısmı, deprem endişesiyle oldukça güvenli sınırlar içerisinde kalınarak yapılmaktadır. Nitekim bu binaların zemin etütleri daha dikkatle yapılmış, mimari ve statik projelere dikkat edilmiş ve kullanılan malzeme ile işçilik daha özenli hale gelmiştir. </span><span style="font-weight: 400;">1 Ocak 2019 tarihinde yenilenen yeni yapı yönetmeliğine göre, özellikle yüksek katlı yapılar için yeni şartlar getirilmiş ve tüm diğer binalar için de benzer standartlar yükseltilmiştir. Bundan sonraki inşa edilecek yapılarda zemin sınıfının ve özelliklerinin mutlaka jeofizik yöntemlerle çok daha iyi belirlenmesi gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fikirtepe, Yenisahra veya Zeytinburnu gibi büyük alanların da riskli alan olarak ilan edilmesi yeterli değildir. Bu gibi büyük ölçekli alanların mutlaka kentsel dönüşüm mantığıyla ele alınarak, küçük ve orta ölçekli alanların birleştirilerek, gerekirse inşaat firmalarının tıpkı çok büyük havaalanı, otoyol, köprü inşaatlarında olduğu gibi konsorsiyum kurması ve her türlü sosyal donatının da yer aldığı, ulaşım ve yeşil alanının da planlandığı kentsel dönüşüm yapılmasının daha doğru ve gelecek için daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da yasal düzenlemelerin yapılarak küçük alanlardaki dönüşümün yavaşlatılması ve devam eden asıl deprem riski yüksek olan bölgelerdeki büyük alanların kentsel dönüşümüne başlanması gerekir.</span></p>
<p><b>‘Riskli Alan Analizi Yapılmıyor’</b></p>
<p><b>Riskli bina ne demek? Tespiti nasıl gerçekleşiyor? Riskli bölge nedir? Bu bölgelerde yapılması gereken çalışmalar nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli bina, olası büyük bir depremde ağır hasar görecek veya yıkılarak can ve mal kaybı yaratacak şekilde depreme dayanıksız yapı demektir. Riskli bina için ilgili binada çeşitli geoteknik ölçüm, beton karot numunesi alarak beton dayanım testi ve zemin etüdü gibi farklı ölçümlerin yapılması ve bir uzman grubunun raporu gerekmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanlar ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından farklı yöntemlerle belirlenmiş alanlardır ve bu alanların genellikle depreme dayanıksız yapılardan oluştuğu, olası büyük bir depremde can ve mal kaybı yaşanacak bölge olarak nitelendirilmiştir. Riskli alan tespiti yapılırken, özellikle senaryo depremlerle tüm bina envanteri ve bu alanlara ait düzgün zemin bilgilerinin bir arada değerlendirip en yoğun hasarın olduğu alanların tespit edilerek belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, şu an bu tür bir analiz yapılmadan diğer yöntemlerle bu alanlar belirlenmekte ve zaman zaman bu alanların belirlenmesi başka nedenlerle yapılmaktadır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Afet yönetim sistemleri nelerdir? Olası bir afet durumunda bu sistemleri uygulamaya hazır mıyız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet yönetim sistemi aslında bir yönetim modelidir ve olası bir afetten sonra müdahale, iyileştirme, zarar azaltma ve hazırlık aşamalarından oluşmaktadır. Bu yönetim modeli Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülmektedir. AFAD, Ulusal Afet Müdahale planını hazırlayıp her ile göndererek illerin de bu plana uygun kendi müdahale planlarını oluşturmalarını istemektedir. AFAD, hali hazırda iyileştirme aşamaları için çeşitli önlemler ve çalışmalar yapmıştır. Afetler için zarar azaltma ve hazırlık planları ve çalışmaları sürdürülmektedir. Afet yönetim sistemi ulusal, bölgesel ve yerel olarak hazırlanıp uygulanması gereken bir sistemdir ve tüm birey, kurum ve kuruluşların da paydaş olarak görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Tüm paydaşların gerekli çalışmaları yapmasıyla bu yönetim sistemi başarıya ulaşabilir. Dolayısıyla afetlerin zararlarını en aza indirmenin yöntemi tüm kişi, kurum ve devlet kurumlarının görev ve sorumluluklarını yerine getirmesiyle mümkün olabilecektir. Dünyada mükemmel bir afet yönetim sistemi yoktur.</span></p>
<p><b>İstanbul ve Bursa’da Erken Uyarı Sistemi var</b></p>
<p><b>Erken uyarı sistemleri nedir? Nasıl çalışır? Maliyeti nedir? Şu anda kullanım oranı ne düzeydedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erken uyarı sistemi, zarar verici bir deprem sırasında kaydedilen ilk dalgalardan (P dalgası) yararlanır. Böylece depremin yerinin ve büyüklüğünün hızlıca belirlenmesi, zarar verici ve yıkıcı dalgalar olan ikincil dalgaların (S dalgası) şehre ulaşmadan önce elektrik, doğal gaz gibi sistemleri kapatarak, hareketli cihaz ve ulaşım araçlarını durdurarak veya yavaşlatarak olası yangın, kaza ve hasarların önüne geçmeyi amaçlar. Bu sistem aynı zamanda, deprem olduktan sonra o şehirdeki hasar dağılımını ayrıntılı belirleyerek, en ağır hasarın olduğu bölge, mahalle ve sokakları göstererek yıkılmış köprü, üstgeçit gibi ulaşım hasarlarını haritalar ve afetzedelere çok daha hızlı arama kurtarma, ilkyardım ve itfaiye ekiplerini ulaştırılması imkânını sunar. Bu şekilde can kayıplarını ve ekonomik zararları en aza indirgeme olanağı sağlayacak sistemlerdir. Bu ikili sisteme ise Acil Müdahale sistemi denmektedir. Bir şehirde kurulacak erken uyarı sistemi şehrin büyüklüğüne, yerleşim yerlerinin yaygınlığına bağlı olarak değişmektedir. İstanbul’da kurulu bulunan bu sistem yaklaşık 110 istasyondan oluşmaktadır. Tüm bu sistemin maliyeti 1,5-2 milyon dolar civarındadır. İşletme, bakım-onarım ve benzeri maliyeti ise yılda yaklaşık 200 bin dolar kadardır. Ülkemizde ikinci erken uyarı sistemi ise Bursa ve civarında, benim yürütücülüğümde, AFAD ve Bursagaz ortaklığıyla yapılmaktadır. Sistem Ocak 2019 ayında kurulmaya başlanmış olup 2 yıllık bir süre içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Belediye Başkanları Deprem Konusunda Eğitim Almalı’</b></p>
<p><b>Sizce Türkiye, depreme hazır mı? Ya da hangi yönlerden hazır, hangilerinden değil? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye depreme hazır değildir. Ülkenin depreme hazır olması için hem devletin, hem devleti temsil eden kurum ve kişilerin, hem de yerel yöneticilerin, özel sektör ve firmalar ile ailelerin ve kişilerin yapmaları gereken çalışmalar ve alması gereken önlemler bulunmaktadır. Tüm bu önlemler alınmadıkça, gerekli eğitimler alınıp hayata geçirilmedikçe, ülkemizin depreme hazır hale gelmesi mümkün olmayacaktır. Yasal olarak bazı düzenlemeler yapılmış olmasına karşın henüz tüm alanlarda bakanlıkların üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği görülmektedir. Yerel yönetimlerin de bu konuda oldukça eksik olduğunu söylemek mümkündür. Eğitim alanında, ilkokulda müfredatta bazı iyileştirme yapılmış olmasına karşın okullarda verilen eğitimlerin tatbikatlara, bilgi ve beceriye dönüşmediği görülmektedir. Özel sektörün ise bu konuda hemen hemen hiçbir hazırlık yapmadığı görülmekte, kişilerin ise depremlere dönük evlerinde yeterli önlemleri almadığı bilinmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizin bir deprem ülkesi olması nedeniyle, öncelikle belediye başkanlarının bu konuda eğitim almaları mutlaka şarttır. Yine benzer şekilde tüm üniversitelerde, e-ders olarak depreme ve diğer afetlere hazırlık derslerinin konması gerekmektedir. Orduda askerlik hizmeti alan tüm er ve erbaşlara, polis koleji, hemşirelik okulu gibi tüm eğitim kurumlarına benzer bir eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Yanı sıra ev kadınları, engelli bireyler ve özellikle ülkemize farklı ülkelerden gelen göçmenlere de benzer eğitimlerin verilerek hazırlanılması gerekmektedir.</span></p>
<p><b>Riskli alanların dönüşümünün deprem/afet odaklı olduğunu düşünüyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanların dönüşümünün bazen deprem odaklı, bazen de başka amaçlar için yapıldığı düşüncesindeyim. Riskli yapıda ise bu dönüşümün genellikle depreme dayanıksız yapıların deprem korkusuyla yenilenmesi şeklinde gerçekleştiğine inanıyorum. </span></p>
<p><b>‘İstanbul’da Deprem İhtimali Yüzde 45’</b></p>
<p><b>Geçtiğimiz günlerde katıldığınız  &#8216;Türkiye&#8217;nin Depreminde 20. Yıl: Bellek, Yapılanma, Gelecek Çalıştayı’nda, &#8220;</b><b>2020 yılına kadar İstanbul&#8217;da bir deprem olma olasılığı yüzde 30. Doğa kaynaklı tehlikeler için temel kural, geçmişte meydana gelmişse bir gün mutlaka tekrarlayacak&#8221; şeklinde bir açıklamanız oldu. Türkiye geneli için sorarsak, deprem ihtimalinin yüzdesi kaçtır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul için söylediğim 7,5 ve daha üzeri bir büyüklük için hesaplanmış bir olasılık olup gerçek istatiksel oran şu an için yüzde 45 civarındadır. 1999 depreminden sonra yapılan bilimsel çalışmalarda yüzde 65 olarak insanlara aktarılan değer ise 30 yıllık bir dönem için belirlenmiş ve depremden hemen sonra Kocaeli depremi nedeniyle artan bir olasılıktır. Aradan geçen 20 yıl içinde bu risk yavaş yavaş azalarak şu an yüzde 55-60 aralığında görülmektedir. Ancak, 2004 yılında aynı araştırmacıların yaptığı güncellenmiş risk hesabına göre İstanbul&#8217;da önümüzdeki 80-100 yıl içinde 7’den büyük bir depremin olma olasılığı yüzde 60 tan az olarak belirlenmiştir. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksektir. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</span></p>
<p><b>‘Yerel Yönetimler Halkı Eğitmeli’</b></p>
<p><b></b><b>Yerel yönetimlerin bugünden itibaren afet yönetimi konusunda adım atması gereken konular nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerin ilk hedefi öncelikle tüm vatandaşları için afet eğitimlerini yaygınlaştırmak, farklı yaş grupları ve eğitim seviyesindeki insanlar için eğitim malzemeleri geliştirmek ve dağıtmak, il ve ilçelerde afet eğitim merkezleri açarak insanların bu eğitimlerde uygulamalı olarak öğrenmelerini sağlamak olmalıdır. Bütün bunları yapabilmeleri için öncelikle tüm belediyelerin şu adımları atması gerekmektedir: Birer bütünleşik afet ve acil durum planlarının hazırlanması, belediye çalışanlarından oluşturulacak bir afet ve acil planlama gurubunun kurulması, belediyede çalışan tüm personelin afete hazırlık ve güvenli yaşam eğitimlerinden geçirilmesi. Bu eğitimlere mutlaka belediye başkanlarının da katılması gerekir. Bütün bu planlar hazırlanıp, eğitimler tamamlandıktan sonra gerek haberli, gerekse habersiz tatbikatların yapılması ve planda aksayan yönlerin belirlenerek bir sonraki tatbikata kadar eğitim ve hazırlıkla düzeltilmesi gerekir. Bu konuda araştırma merkezimizce oluşturulmuş ve ülkemizin farklı üniversitelerinin değerli bilim insanlarından oluşturulan Afet Çalışma Grubu olarak, gerek afet ve acil durum planlarının güncellenmesi, gerekse afet ve acil durumlarda güvenli yaşam ve iş sürekliliği eğitimleri planlamakta ve gerçekleştirmekteyiz. </span></p>
<p><b>‘Riski Azaltmanın Yolu Depreme Hazırlanmak’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığımızda, 99 yılındaki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? O dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü arasında fark var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem riski, her yıl geçtikçe, geçmişte olmuş deprem bölgelerinde artmaktadır. Riski azaltmanın tek yolu, toplum olarak hazırlık ve eğitimler ile alınacak önlemlerle mümkündür. Buna toplumsal kapasite denir ve hazırlık için yapılması gereken budur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde depreme dayanıksız yapı stokunda 1999 yılına nazaran azalma vardır. Ancak 1999 yılı nüfus ve yapılaşma oranı ile ekonomik değerler, yani afet maruziyeti aynı değildir. Artan nüfus, ekonomik değerler, gelişen ekonomi, altyapı ve büyüyen şehirler nedeniyle, yaşanacak ekonomik zararlar artacaktır. Can kaybını azaltmak için sadece depreme dayanıklı bina üretmek yeterli değildir. Depreme dayanıklı yapılarda depremler sırasında sarsılacaktır. Ev ve işyerlerindeki eşyalar, yapısal olmayan unsurlar bu sarsıntı ile savrulabilecek, devrilebilecek ve yaralanma veya ölümler olacaktır. O nedenle deprem riskini azaltmak için her insanın evinde ve işyerinde mobilyaları, cihazları sabitleme çalışmasını yapmaları, bir sarsıntı sırasında ise güvenli bir eşyanın yanına veya altına girerek hedef küçültmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Bu alanda tüm sanayi kuruluşları, firmalar ve vatandaşlar için Afet Çalışma Grubumuz tarafından gerek uzaktan, gerekse yüz yüze yöntemlerle her ilimiz ve ilçemiz için eğitimler verilmektedir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/">‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirtepe]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Leke Fikirtepe Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, Türkiye’de her an büyük bir deprem olabileceği, İstanbul’da ise yakın zamanda deprem olma olasılığının yüzde 45 olduğu konusunu sıkça gündeme getirerek, kentsel dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla düzenlenmesi ve hızlandırılması gerektiği uyarısında bulunuyor.  “Deprem ve Kentsel Dönüşüm” dosyamızda akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle, kentsel dönüşümde atılması gereken adımları merceğe alıyoruz… </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Deprem Ve Kentsel Dönüşüm&#8221; dosyamız kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış yaklaşan depremi, afet yönetimi konusunda kamu ve sivil toplum nezdinde yapılması gereken çalışmaları anlattı.</p>
<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı ve inşaat mühendisi Sinan Türkkan ise, kentsel dönüşümün hızlandırılması için güçlendirme seçeneğinin nasıl ele alınması gerektiğini paylaştı.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da vatandaşların afet yönetimi konusunda eğitilmesinin önemini, nasıl eğitileceğini ve mevzuatta afet yönetimiyle ilgili belediyelerin yürütmekle görevli olduğu konuları aktardı.</p>
<p>Kentsel dönüşümün sorunlu bölgelerinden İstanbul Fikirtepe’deki süreci, Leke Fikirtepe Platformu sözcüsü Engin Adıgüzel’den öğrendik.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi, Kocaeli-Gölcük merkezli olmak üzere Richter ölçeğine göre 7,5 şiddetindeydi. Tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara ve İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 17 Ağustos depreminde resmi verilere göre 18 bin 373, resmi olmayan verilere göre 50 bin kişi hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı felakette, 505 kişi de sakat kaldı. 133 bin 683 binanın çökmesiyle, 600 bin kişi evinden oldu. Bugün İstanbul’da 400 bin riskli binadan bahsediliyor ve kentte 2020 yılına kadar 7,5 ve üzeri deprem olasılığı istatistiksel olarak yüzde 45. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksek. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</p>
<p>17 Ağustos depreminde bu yana gündemimizde olan ve yıllardır süregelen kentsel dönüşüm çalışmaları, Türkiye’nin en önemli konularının başında geliyor. Ancak kentsel dönüşüm, işleyişi bakımından yıllardır sorunlarıyla birlikte yürütülmekte. İstanbul’da metrekare değeri yüksek bölgelerde, bina bazında gerçekleşen dönüşüm afet ve özellikle deprem konusunda önlem almaktan çok, evlerin küçültülerek yenilenmesi şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Yeni yapılar depreme dayanıklı inşa edilse de, mahalle ve ilçe bazında bütünleşik bir kentsel dönüşüm çalışmasının benimsenmemesi,  olası bir depremde meydana gelecek felaketleri önlemeye yetmiyor. Bununla birlikte, mülk sahiplerinin müteahhit firmalarla anlaşması üzerinden ilerleyen sistem, kentsel dönüşümü afet değil, rant odaklı hale getiriyor.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm İçin 20 Yılımız Olmayabilir</strong></p>
<p>Uzmanlar, kentsel dönüşümün bina bazında değil, ada bazında yapılarak bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunurken, tüm binaları yıkıp yeniden yapmanın 20 yıl süreceğini, bu kadar vaktimiz olmadığını söylüyor. Uygun olan binaların güçlendirilmesiyle hem zaman, hem de maliyet açısından avantaj yaşanabilir. Böylece, kentsel dönüşümün müteahhitlerin insafına bırakılmasının da önüne geçecek bir adım atılabilir. Kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem özelinde gerçekleşmesi de sıkıntı yaratıyor. Fırtına, sel, yangın gibi afetlerin de kentsel dönüşüm çalışmalarına dâhil edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, belediyelerin afet yönetimi konusunda daha aktif rol alması gerektiğin ifade ederek, halkın yoğun olarak bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Her Belediye, Kendi Kentsel Dönüşüm Planını Hazırlayacak</strong></p>
<p>İstanbul Kartal’da 6 Şubat günü çöken ve 21 kişinin hayatını kaybettiği Yeşilyurt Apartmanı, kentsel dönüşüm sürecine ve riskli binalara bir kez daha dikkat çekmişti.  Olay sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yayınladığı strateji belgesi kapsamında 81 ilin valiliğine bir genelge yollayarak, illerdeki en riskli yapıların sayısının belirlenmesini istemişti.  Genelgeye ilk yanıt İstanbul Valiliği’nden gelmiş, Valilik tarafından bir süre önce büyükşehir ve 39 ilçe belediyesine gönderilen yazıyla, en riskli yapıların tespitlerinin yapılması istenmişti. 3 ay içerisinde binaların tespit edilmesi ve daha önceki çalışmaların aksine, her belediyenin kendi kentsel dönüşüm planını hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunması planlanıyor. Bakanlığın onayı ve çeşitli finansman desteklerinin de devreye alınmasıyla çalışmalara başlanacak. 20 Mayıs’tan sonra her kent, kendine özgü kentsel dönüşüm planlamasını yaptığı bir Strateji Belgesini hazırlayarak Bakanlığın onayına sunacak. Kentsel dönüşümle ilgili yeni hedefler kapsamında müteahhitlerden yapım bedelinin yüzde 10&#8217;unu teminat olarak göstermeleri zorunlu tutulacak. İnşaatın ilerleme seviyesine göre bakanlık tarafından satışlara izin verilecek.</p>
<p><strong>400 Bin Riskli Binanın 30 Bini Olası İstanbul Depreminde Yıkılabilir</strong></p>
<p>Valiliğin belediyelere gönderdiği yazı ile yeni kentsel dönüşüm sürecinin başlatıldığı İstanbul&#8217;da, 400 bin bina riskli bina olduğu belirtiliyor. Bu rakam, Türkiye genelinde dönüşmesi gereken 6,7 milyon konutun yaklaşık yüzde 10&#8217;una denk geliyor. 2035&#8217;e kadar beklenen olası bir İstanbul depreminde ise bu yapılarının 30 binin yıkılabileceği tahmin ediliyor. İstanbul genelinde yıkım tehlikesi bulunan riskli yapıların tespiti, bunların yıkılması ve yeniden yapılması amacıyla 2012&#8217;de çıkarılan kentsel dönüşüm yasası kapsamında, bugüne dek kentte 66 bin binanın risk tespiti yapıldı ve 325 bin hane evlerini kentsel dönüşüme dâhil etti.</p>
<p><strong>Fikirtepe’de Kentsel Dönüşüm Çilesi</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün uygulanması noktasında sıkıntıları ise, bölgelere göre farklılık gösteriyor. Müteahhit firmaların kâr edememesi nedeniyle, hak sahiplerine kira yardımında bulunmaması, dönüşüm sürecinin bitmemesi, kamu tarafında da kentsel dönüşüm çalışmalarının henüz oturmamış olması nedeniyle, Fikirtepe’de 65 bin hak sahibi mağdur.  Kentsel dönüşümün kördüğüme döndüğü Fikirtepe bölgesinde ise, bu yılın başında ‘Leke Fikirtepe’ kampanyasını hayata geçiren mağdurlar, ‘Sessizliği bozmak için çivi çak ve paylaş!’ sloganı ile hazırladıkları enstalasyon üzerine,  bölgedeki mağdur 65 bin kişiyi temsilen, enstalasyon üzerine 65 bin çivi çakmayı hedefliyor Kentsel dönüşümde 2005 yılında pilot bölge seçilen Fikirtepe’de evi yıkılan ve kira ödeyecek geliri olmayan vatandaşlar akrabalarının yanında, sokakta ve çadırda kalıyor. Bölgede faaliyet gösteren inşaat şirketleri iflas etti. Change.org üzerinden de sorunlarının çözümü için bir kampanya yürüten ve çözümün adresi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı gören Fikirtepeli mağdurlar, çözüm bekliyor.  Fikirtepe’de toplam proje alanı 916 bin 381, kamuya terk edilen alan ise 302 bin 406 metrekare. Tüm projelerin tamamlanması halinde, Fikirtepe’den kentsel dönüşümle ilgili kamunun elde edebileceği kar ise 16 milyar 230 milyon 19 bin 956 lira. Bölgede 15 proje bitti. 3’ünde iskan var, diğerlerinde tapu sorunu sürüyor. 5 yapı adasında firmalar işleri tamamen bıraktı. Toplam sorunlu yapı adası sayısı ise 41. Bunların kiminde yıkım yıllar önce yapıldı ama inşaat başlamadı. Kiminde ağır ilerliyor, kiminde birden fazla firma işin içinde diye süreç kilitlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
