<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SENARİSTBİR arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/senaristbir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/senaristbir/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2020 13:20:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>SENARİSTBİR arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/senaristbir/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Erk’ek İttifakının Afişe Edilmesi Çok Önemli”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/erkek-ittifakinin-afise-edilmesi-cok-onemli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jul 2020 13:13:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[SENARİSTBİR]]></category>
		<category><![CDATA[Susma Bitsin Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55877</guid>

					<description><![CDATA[<p>SenaristBir çatısı altında faaliyet gösteren Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, Deniz Bulutsuz’un Ozan Güven’den şiddet gördüğünü açıklamasının ardından 103 senaristin imzasını taşıyan bir bildiri yayınladı. Sinema televizyon sektöründe kadına yönelik her türlü ayrımcılık, taciz ve şiddete karşı çalışan Susma Bitsin Platformu’ndan Senem Aytaç ile senaristlerin bildirisini, sektördeki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutlarını ve buna karşı verilen mücadeleyi konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/erkek-ittifakinin-afise-edilmesi-cok-onemli/">“Erk’ek İttifakının Afişe Edilmesi Çok Önemli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dijital medya uzmanı Deniz Bulutsuz’un oyuncu Ozan Güven’den şiddet gördüğünü açıklayıp davacı olmasının ardından hem sinema-tv sektöründen hem de kadın örgütlerinden kadına şiddeti kınayan tepkiler geldi. SenaristBir üyesi 103 senarist ise yapımcıları, menajerleri, yayıncıları ve tüm ilgili kuruluşları tavır almaya davet eden bir bildiri yayınladılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bildiri metninde, “</span><span style="font-weight: 400;">Sektörümüzden erkeklerin faili oldukları ya da sektörün kadın çalışanlarını hedef alan şiddet, taciz ve istismar olaylarında, kadın beyanı esasına uygun biçimde tavır almayı, meslek etiğinin bir parçası sayıyoruz” deniyor ve yapımcısından yayıncısına ilgili her kuruluşun şiddete karşı tarafta yerini alması isteniyor. Altyazı Sinema Dergisi Proje Koordinatörü ve Susma Bitsin Platformu katılımcılarından Senem Aytaç da metindeki talepleri makul bulduğunu ve kadın şiddetine karşı olduğunu söyleyen herkesin bu yönde aktif sorumluluk alması gerektiğini söylüyor. </span></p>
<p><b>Deniz Bulutsuz vakasının ardından 103 senaristin bir araya gelerek yayınladıkları bildiri metnini, dile getirdikleri taleplerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu sayıda senaristin bir araya gelmesi ve şiddete, tacize karşı ses çıkarması sektör için bir değişimin başlangıcı olabilir mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-55879 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Senem_Aytac-640x579.jpg" alt="Senem Aytaç" width="370" height="335" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Senem_Aytac-640x579.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Senem_Aytac-1024x926.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Senem_Aytac.jpg 1280w" sizes="(max-width: 370px) 100vw, 370px" />SenaristBir çatısı altında ama aynı zamanda özerk bir oluşum olarak hareket eden ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu’nun kurulmuş olması öncelikle çok kıymetli ve önemli. Her alandaki meslek birliklerinin, sendika ve örgütlerin cinsiyet eşitliği konusunda benzer komisyonlar kurması ve bu konuyu aciliyetle gündemlerine taşımaları elzem.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Metindeki talepler de fazlasıyla makul. Bu tür emsal teşkil edebilecek vakalardan elde edilecek kazanımların mücadelenin güçlenmesi adına önemli. Herkesin sorumlu davranması; ‘kadın şiddetine karşıyım’ diyorlar ise bu yönde aktif sorumluluk alması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ozan Güven vakasında, imzalar açıklandıktan sonra tacizci olduğu ifşa edilen bir erkeğin listeden isminin çıkarılmasının da bu sürecin çok önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. ‘Kadına şiddete karşıyım’ diyerek listelere imzalarını ekleyenlerin göstermelik hareketlerinin ifşa edilmesi, erkeklerin suçu üzerlerinden atma çabalarının bertaraf edilmesi de bu süreç adına çok önemli. Ayni şekilde 8 Mart’ta kadına karşı şiddet reklamları çekip, açıklamalar yapıp, gerçekten eyleme geçmek gerektiğinde çekimser kalınması da kabul edilemez.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her tür kişi ve kurum üzerinde kamusal baskı oluşturması, yasaların çıkmadığı, çıksa bile uygulanmadığı bir sistemde özellikle bir mecburiyet. Aynı şekilde görünmez ‘erkek dayanışması’nın ifşası, şiddet uygulayanların hiç de öyle toplumdışı canavarlar olmadığının görünür kılınması, erk’ek ittifakının afişe edilmesi çok önemli. Umarım bu talepler karşılık bulur ve somut kazanımlar elde edilir.</span></p>
<p><b>Bir taraftan da senaristler, dizi ve film senaryolarındaki aciz, erkeğe bağımlı kadın karakterlerin çokluğu, şiddet ve taciz sahnelerinin sıradanlaştırılması gibi sebeplerle eleştiriliyorlar. Bu konudaki fikirleriniz neler? Senaristlerin sergilenen şiddetten sorumlu davranıp bir tavır almaları gerekir mi? Sizce senaryolardaki toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayan dili değiştirmek için adımlar atılıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dışarıdan takip edebildiğim kadarıyla senaristlerin kurduğu bu komisyon temel olarak aslında bu meseleleri konuşmak, tartışmak için bir araya geldiler zaten. Herhangi bir yapımda emekçi olarak çalışan bir kadının tek başına söz hakkının, yaptırımının olması oldukça güç. Bu anlamda ortaklaşmış, örgütlenmiş bir mücadele şart. Televizyon dizilerinde, reklamlarda, sinema filmlerinde cinselliğin, cinsiyetin, cinsel şiddetin temsil biçimlerinin daha kapsamlı ve derinlikli bir biçimde tartışılması da gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurmaca toplumsal gerçeklikten tamamen bağımsız bir alan değil, bu ikisi arasında girift ilişkinin farklı veçhelerini tartışmaya hepimizin ihtiyacı var. Hem toplumsalda hem de temsil alanında söylemin değiştirilmesi, dönüştürülmesi konusunda hepimizin aktif rol alması ve bu tartışmayı tüm çelişkileriyle birlikte yürütmemiz gerektiğini düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Sinema-tv sektörü genelde çok zor ve güvencesiz çalışma şartlarıyla bilinir. Bir de hep konuşulsa da sesini metoo hareketiyle yükselten bir taciz, şiddet gerçeği var. Sektördeki bu zararlı ve çarpık &#8220;erkek dünyası&#8221; algısını yıkmak için neler yapılıyor ve daha neler yapılabilir? Sektör STK&#8217;ları yeterli ve etkin çalışmalar yürütüyor mu? Medyanın desteği, görünürlük, insanlara ulaşmada kullanılan kaynaklar yeterli mi? Varsa sorunlar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-55880 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/feminist-grup.jpg" alt="" width="400" height="225" />Gerek sivil toplum kuruluşları gerekse meslek birlikleri son dönemde bu konuda hassasiyet gösteriyorlar aslında. Bu hassasiyetler ne kadar somut koşullar yaratabiliyor, ne kadar somut sonuçlar alınabiliyor kısmı tartışmalı da olsa, sadece sektörde çalışan kadınların değil tüm örgütlü örgütsüz unsurlarıyla kadın mücadelesinin ‘artık yeter’ noktasında olduğu da aşikâr. Bu, bir hayatta kalma mücadelesi ve giderek seslerini yükselten, dayanıştıkça birbirinden güç alan bir hareket var. Karantina döneminde bile kadınların sokak eylemlerine devam etmeleri bunun bir ölüm kalım savaşı olduğunun birebir kanıtı. Anaakım medyada yer alamasa dahi, özellikle sosyal medyada yükselen seslerle birlikte, ‘kendisinden başka kurtarıcı beklemeyen’ bir kadın mücadelesinin gücünden söz edebiliriz en çok. Halen kazanımları yeterince güçlü değil belki, fakat bunu sebebi de çok sistematik bir siyasi, kültürel, ekonomik baskının ve şiddetin yoğunluğu. </span></p>
<p><b>SusmaBitsin, sinema ve dizi sektöründe kadına yönelik şiddet, taciz vakaları üzerine çalışıyor. Güncel bir değerlendirme yaparsanız, sektörün set önü ve arkasındaki tüm kadın çalışanları için nasıl bir tablodan söz ediyoruz? Bu bağlamda Deniz Bulutsuz davası ve benzeri vakalara karşı verilen tepkilerin, kınayıcı açıklamaların, oluşan dayanışma ortamının sektördeki kadınlar için önemi nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların deneyimlerini birbirleriyle paylaşmaları, açık ya da kapalı ifşalar, birbirinden güç bulmak, bunca yıldır feminist hareketin biriktirdiği deneyimlerden beslenen ve bu deneyimlere yeni bir soluk da getiren bu oluşumlar çok önemli. Sektörün durumunun vahameti ortada. Kadınlar bir araya gelip birbirleriyle deneyimlerini paylaştıkça bunca yıldır devam eden sistematik baskı, şiddet, taciz ve tecavüz daha da görünür ve bütünlüklü hâle geliyor. Birbirinden güçlenmek, yaralarını sarmak, birbirini iyileştirmek, birbirinin öfkesini paylaşmak, birbirine yaslanarak ayağa kalkmak, tek başına bunlar dahi kısa ve uzun vadede bir fark mutlaka yaratacaktır ve hâlihazırda yaratıyor da zaten.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/10/erkek-ittifakinin-afise-edilmesi-cok-onemli/">“Erk’ek İttifakının Afişe Edilmesi Çok Önemli”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yayıncılar Gelirlerinden Eser Sahipleri Adına Feragat Etmek İstemiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/yayincilar-gelirlerinden-eser-sahipleri-adina-feragat-etmek-istemiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2020 09:17:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[#telifertelenemez]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Sonyürek]]></category>
		<category><![CDATA[SENARİSTBİR]]></category>
		<category><![CDATA[Telif yasası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47137</guid>

					<description><![CDATA[<p>SENARİSTBİR Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Sonyürek ile telif yasasında nelerin değişeceğini ve teliflerin ertelenmesine yönelik değişikliğe verdikleri tepkileri konuştuk. Sonyürek, TV'deki eserlerden telif toplamanın 1 veya 3 yıl süreyle devre dışı bırakılmak istenmesine karşı çıktıklarını anlatıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/yayincilar-gelirlerinden-eser-sahipleri-adina-feragat-etmek-istemiyor/">“Yayıncılar Gelirlerinden Eser Sahipleri Adına Feragat Etmek İstemiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında telif hakları üzerine yapılacak değişiklikler bir süredir sosyal medyanın gündem başlıklarından biri. Bunda SENARİSTBİR’in açtığı “telifertelenemez” Twitter hesabı ve buradan Yeşilçam sanatçılarıyla yürütülen çalışmanın katkısı büyük.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültür ve Turizm Bakanlığı,</span><span style="font-weight: 400;"> 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu&#8217;nda değişikliğe gitmek için çalışmalarını sürdürüyor. Planlanan değişiklikte telif haklarıyla ilgili de bir bölüm bulunuyor. Sanatçıların telif almada sıkıntılar yaşadığı, genellikle de telif haklarını elde edemedikleri, kültür sanat dünyasında her zaman konuşulan ama bir türlü çözülemeyen sorunlardan biri. Yasada yapılacak yeni düzenlemelerle bunun önüne geçilmesi planlanıyor. </span><span style="font-weight: 400;">SENARİSTBİR</span> <span style="font-weight: 400;">Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Sonyürek, düzenlemeyi genel olarak çok olumlu bulduklarını söylese de TV&#8217;deki eserlerden telif toplamanın 1 veya 3 yıl süreyle devre dışı bırakılmak istenmesine karşı çıktıklarını anlatıyor.</span></p>
<p><b>Üzerinde çalışılan telif yasası, beraberinde birtakım tartışmaları da gündeme taşıdı. Öncelikle siz yeni yasa çalışmalarını genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? İyi ve yetersiz (ya da kötü) bulduğunuz noktalar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47139 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Y%C3%B6netmen-Ayhan-Sony%C3%BCrek.jpg" alt="" width="290" height="254" />Yeni yasa çalışması genel anlamıyla çok olumlu. Çıkarılması düşünülen yasada ve bağlantılı hak sahipleri adına yeni haklar tanımlanıyor. En önemlisi de bu hakların sözleşmeyle devredilemeyecek olması. Böylece yapımcı ve yayıncıların kötüye kullanımlarının önüne geçilebilecek. Bu anlamıyla yasa telif toplamanın önündeki engelleri kaldıracak. </span></p>
<p><b>Yasada eserin alenileşmesinden hemen sonra başlayan telif hakkının 1 ila 3 yıl arasında ertelenmesi düşünülüyor. Sizin en çok karşı çıktığınız nokta da burası, #telifertelenemez hasthag’iyle bir kamuoyu da yarattınız. Teliflerin ertelenmesi hangi gerekçelere bağlı tutularak isteniyor? Siz hangi sebeplerle karşı çıkıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yasayla telifler toplanacak derken karşımıza yasayı etrafından dolanarak işlevsiz kılacak bir madde ekleme teşebbüsü geliyor; TV&#8217;deki eserlerden telif toplama 1 veya 3 yıl süreyle devre dışı bırakılmak isteniyor. TV&#8217;deki işler ticari ömrünü hızla tükettiği için herhangi bir süreyle telifin ertelenmesi demek fiili olarak telif toplanamaması ya da komik oranlarda toplanması demek. Bunu yayıncılar ve yayıncı ortağı olan yapımcılar istiyor. Gelirlerinden eser sahipleri adına feragat etmek istemiyorlar. Vahşi kapitalizmin refleksi diye tanımlayabiliriz; daha çok kar, daha çok kar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Telifin baştan peşin olarak ödendiği savları var. Ancak Avrupa Birliği normlarında böyle bir uygulama yok. Kıta Avrupa&#8217;sında eser alenileştikten, ilk gösterimi yapıldıktan sonra telif devreye giriyor. Hatta bazı ülkeler ilk gösterimi de telif kapsamına sokuyor.</span></p>
<p><b>Türkiye, ABD ve Avrupa’nın aksine telif konusunda belli bir standart oturtamamış bir ülke. Bunun nedenlerini neye bağlıyorsunuz? Sendikalaşma eksikliği mi devletin ilgili kurumlarının ilgisizliği mi telif hakkının işlemesini engelliyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47140 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/telif4-640x506.jpg" alt="" width="331" height="262" />Kısaca geri kalmış bir ülke olduğumuz için diyebiliriz. Ülkemizde çıkartılan telif yasaları ne eser sahiplerinin mücadelesiyle ne de yasaları çıkaranların duyarlılıklarından kaynaklanmadı. Hep Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesindeki çalışmalarla oluşturuldu. Telifin bir hak olduğu bilinci genel bir kanı olmadığı için de yasalar delinerek bu haklar engellendi. Telif yasası 1995 yılında çıktığında son anda yasaya bir madde eklendi ve 1995 yılından önce üretilmiş eserler telif hakları kapsamının dışında bırakıldı. Binlerce eser yeniden yeniden gösterilirken tek bir lira telif ödenmedi. Yasa var ama telif yok. Sonra da bu haklar sözleşmeyle belirlenir denilerek yine bir suistimalden önü açıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Var olan telif yasamız aslında teorik olarak hakları tanımlıyor ama uygulamada bütün bu haklar yapımcı ve yayıncılar tarafından baştan devralındığı için fiili olarak telifler toplanamaz hale geliyor. Yaşarken ve öldükten sonra 70 yıl kadar olan haklar bir imzayla devre dışı bırakılıyor. Yine telif yasası var ama toplanan telif yok. Eser ve bağlantılı hak sahipleri yeterli mücadeleyi göstermediği için de bir sonuç alınamıyor. Yayıncı ve yapımcıların bu hakları gönül rızasıyla vereceğini düşünmek hayli saflık olur. Genlerindeki daha fazla kar elde etme motivasyonu olduğu sürece bu hakları vermeyecekler. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Ancak sesimizi yükselterek, bunca yıldır yapılan haksızlıkları ifşa ederek, birlik olarak bu hakları kazanabileceğiz.</span></p></blockquote>
<p><b>SenaristBir olarak yayınladığınız açıklamada geriye dönük olarak da telif hakkı ödenmemiş kişilerin mağduriyetinin giderilmesine vurgu yapıyorsunuz. Telif hakkının başlama süresinin yanında kapsadığı alanla ilgili de talepleriniz var. Yeşilçam sanatçılarıyla da bir araya gelerek videolar çektiniz. Sürecin nasıl devam edeceğini umut ediyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47141 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/telif1-640x429.png" alt="" width="318" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/telif1-640x429.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/telif1-1024x686.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/01/telif1.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 318px) 100vw, 318px" />Her gün TV&#8217;lerde evimizin içine giren Kemal Sunal yaşadığı müddetçe tek bir lira telif almadı. Ne de vefatından sonra varisleri. Benzer durumda yüzlerce eser ve bağlantılı hak sahipleri var. Bu eserlerden yayıncı ve yapımcılar para kazanırlarken yönetmen, senarist ve oyuncuları hiçbir zaman telif alamadılar. Yeni yasada bu konuda düzeltme yapılmasını talep ediyoruz. Ayrıca 25 yıldır gasp edilen haklarının da tazmin edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Devlet çok uzun yıllardır kopyalama cihazları ve malzemelerinden bir vergi topluyor. Bu para uzun yıllardır toplandığı halde eser ve bağlantılı hak sahiplerine ödenmemektedir. Yeni yasada bu paranın bir kısmına bakanlık el koyacak. İşte bu el konulan paralardan hakları yenmiş kişilere ödemeler yapılarak 1995 yılındaki yapılan yasanın yarattığı tahribat bir nebze de olsa giderilebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampanyamızın daha başındayız. Yasa meclise sunulacağı zaman bombardıman şeklinde videolarımız, haberlerimiz insanlara ulaşacak. Gerekirse Ankara&#8217;ya yürüyeceğiz. Gerekirse mecliste kamp kuracağız.  Yasanın güçlüler tarafından yine delinerek işlevsiz hale getirilmesini engellemeye çabalayacağız. </span></p>
<p><b>Açıklamanız ve sosyal medyadaki çağrılarınıza Kültür Bakanlığı’ndan bir yanıt geldi mi? Sektöre yönelik çalışan diğer dernek, meslek birlikleri ve STK’larla işbirliğiniz ne ölçüde var? Telif haklarının iyileştirilmesi için bundan sonraki adımlarınız neler olacak? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sektör bileşenlerinin birçoğu bu mücadelede bizimle hem fikir. Birkaç meslek birliğini saymazsak karşımızda olan bir STK yok. Zamanı geldiğinde sektörün gür sesini duyacaksınız.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültür ve Turizm Bakanlığı yasanın çıkarılmasında sektörün bazı bileşenlerinden daha ileri seviyede. Çünkü onlar Avrupa ve dünya örneklerini inceledikleri için telif meselesinde ne kadar geride olduğumuzu görüyorlar. Hatta biz meslek birliklerini bu konularda atıl buluyorlar ki sonuna kadar haklılar. Biz daha çok kendi içimizde savaşıyoruz. Yasanın çıkmasını engellemeye çalışan bazı sektör bileşenlerinin bakanlık nezdinde, siyasi alanda lobi yapma güçleri de bulunmakta. Biz de eser ve bağlantılı hak sahiplerinin seslerini olabildiğince yükselterek güçlülerin seslerini bastırmaya çalışacağız. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/21/yayincilar-gelirlerinden-eser-sahipleri-adina-feragat-etmek-istemiyor/">“Yayıncılar Gelirlerinden Eser Sahipleri Adına Feragat Etmek İstemiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
