<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sema genel karaosmanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sema-genel-karaosmanoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sema-genel-karaosmanoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Aug 2021 09:39:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sema genel karaosmanoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sema-genel-karaosmanoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 09:39:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Afgan kadın ve kız çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sema genel karaosmanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek Direktörü Sema Genel Karaosmanoğlu, Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da bugün yaşananlara, 20 yıl önceki Afganistan deneyiminin merceğinden bakıyor. Ülkelerinde mucizeler yaratan genç Afganlarla birlikte 2002’de kurdukları, yüzlerce kadın ve kız çocuğunun yararlandığı toplum merkezi ‘Bahar’dan da bu toplum merkezinden sorumlu dostu Nilla’dan da bugün maalesef haber alınamıyor. Sema, Taliban şiddetinden kaçmış olanların insancıl bir yaşam sürme hakkını savunmanın önemini hatırlatıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/">Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><a href="https://www.hayatadestek.org/blog/insani-yardim/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/" target="_blank" rel="noopener">Bu yazı</a>, Hayata Destek Derneği&#8217;nin web sitesinde 22 Ağustos 2021 tarihinde yayınlanmıştır.  </em></p>
<p>Pazar sabahı, Taliban’ın Kabil şehrini dört bir yandan çevrelediği haberine uyandık. Taliban’ın ülke içinde hızlı ilerleyişini endişeyle takip ediyorduk. Ancak o sabah gelişmeleri okurken gözüme çarpan bir haber içimi parçaladı. Afganistan’da durumun ne kadar vahim olduğu o anda çarptı beni. Taliban’ın Kabil’e girdiği o sabah, öğretmenlerin kız çocukları ile vedalaştıklarını yazıyordu haber. Gözyaşlarımı tutamadım, uzunca bir süre kendime gelemedim.</p>
<p>Bu haberin beni bu kadar derinden etkilemesinin başlıca sebebi, benim o kadın ve genç kızlarla paylaştığım anılar. Yıllar önce, ben kendim de genç bir kadınken, birlikte hayaller kurmuş; sonra da hepsini bir bir gerçeğe dönüştürmüştük. Büyük sevinç, mutluluk ve gurur yaşamıştık hep birlikte.</p>
<h5><strong>Yeni Devrin Heyecanı</strong></h5>
<p>2002 yılında, 28 yaşında genç bir insani yardım çalışanı olarak gittiğim Kabil’de umutlu insanlarla karşılaştım. Kabil’e ayak bastığımda Afganistan’da bir devir kapanmıştı; herkeste eşiğinde durduğumuz yeni bir devrin heyecanı vardı. Ben de katkı sağlayabilecek olmanın heyecanı ile doluydum. İlk defa bu kadar büyük bir insani yardım operasyonu sorumluluğunun altına giriyordum.</p>
<p>Zorlu bir yerdi Afganistan. Bir taraftan dikkatle yaktığım sobaya sokularak geçirdiğim soğuk Kabil geceleri, diğer yandan tam uykuya dalmışken şehre atılan roket seslerine uyanmanın getirdiği tedirginlik…Taliban’ın kaybolan gücünü tekrar ele geçirmek için yaptığı çelimsiz hamlelerdi bunlar. Biliyorduk ki bu hamleler Afgan halkını yıldıramayacaktı. Afganistan’da yaşadığım süre boyunca tanıştığım değerli insanlar, yaptığımız işler, yarattığımız güzel etkiler hayatıma damga vurdu.</p>
<h5><strong>Önceliğimiz Kadın ve Kız Çocukları</strong></h5>
<p>Kabil’den sonra Afganistan’ın pek çok vilayetini ziyaret ettim. Taliban hükümdarlığı altında uzun yıllar eğitimden uzak kalmış kız çocukları ve kadınlar önceliğimizdi.Eşitsizliğin bu kadar keskin yaşandığı bir ülkede zaten başka öncelik olamazdı.</p>
<p>Savaş ve çatışma yaşamış bölgelerde sıkça kullanılan bir yöntemle, hızlandırılmış eğitim programlarıyla ilk defa Afganistan’da tanıştım. Uzun süre eğitimden uzak kalmış kız çocuklarını okula kazandırmak için en etkili yaklaşımdı bu. Ayrıca okul çağını tamamlamış, sivil hayata katılmaya ve iş hayatına atılmaya can atan kadınlara fırsatlar yaratmak da önemli bir öncelikti.</p>
<h5><strong>Diasporadan Dönüş</strong></h5>
<p>Bu hayalleri gerçekleştirmek için çalışmaların lokomotifi olacak Afgan bir ekip oluşturmak ilk adımımız oldu. 11 Eylül 2001 olaylarını takiben Afganistan’ın Pakistan ve İran sınırlarında oluşan mülteci kamplarında daha önce katıldığım insani yardım çalışmalarında bize yardımcı olan Afgan ekip arkadaşlarım vardı. Taliban şiddetinden kaçmış, diaspora Afganlardı onlar. Kadınlı erkekli, genç ve dinamik bir ekiple mülteci kamplarında temel ihtiyaçları karşıladık; hayati işler çıkardık. Kabil’e girilecek kadar güvenli bir ortam oluştuğunda ise yine bu arkadaşlar bizimle birlikte örgütlendi. Kendileri de yıllarca ülkelerinden uzak kalmış mülteciler olarak onlarda da geri dönme heyecanı vardı; hep birlikte ülkeyi ayağa kaldırma ve Afganistan’ı özgürlük içinde, daha yaşanır bir yere dönüştürme heyecanı…</p>
<p>O heyecan ve şevkle genç Afganlar ülkelerinde mucizeler yarattı. Afganistan’a çok miktarda gelen insani yardım hibeleri sayesinde, orada olduğum süreçte binlerce kız çocuğunun eğitime dâhil edilmesine, psikososyal destek almasına, meslek edinmesine tanıklık ettim. Dünyadan ve Türkiye’den giden yardımlarla altyapı çalışmaları tamamlandı, pek çok yere su ulaştırıldı, sosyal ve ekonomik hareketlilik geldi.</p>
<h5><strong>‘Bahar’ Geldi</strong></h5>
<p>Bizim kadınlara yönelik kurduğumuz toplum merkezimizdeki hizmetlerden yüzlerce kadın ve genç kız fayda sağladı. İkinci evleri gibi gördükleri bu merkeze ‘Bahar’ adını verdiler. Kendi elleriyle inşa etmişlerdi, onlar için bu merkez yeni bir başlangıcı ve hayatı temsil ediyordu.</p>
<p>Başka ülkelerde yaşamış olan ve memleketine dönmeyi seçmiş pek çok Afgan kadın ve genç kıza da Bahar’da imkanlar yarattık. Sonuçta tabandan ülkeyi kaldıracak olan onlardı. Nitekim yeni Afganistan’ı onlar kurdu. Eğitimleri yaygınlaştırdılar, iş gücüne dahil oldular, mevki sahibi oldular, başka kadınları güçlendirdiler…</p>
<p>Tüm bu gelişmeler Afgan kadınların kendi azimleri ve girişimleri sayesinde oldu. Bizler sadece var olan kapasiteyi ortaya çıkardık, imkan sağladık. Katılımcı kadınlarımızın sahiplendiği bu mekan daha sonra bir sosyal işletmeye dönüştü. Bu şekilde sürdürülebilir hâle gelmesine yine onlar karar verdi. Bir gün Afganistan’a gelen hibelerin kesileceğinin farkında olarak, ortaya çıkan yapının kendi kendini döndürebilmesini mümkün kılacak güçlü bir kadro oluşturmuştuk Bahar’da. Gözümüz arkada kalmayacaktı. Oradan ayrılırken Bahar’ı emin ellere bıraktığımı biliyordum. Kadınlarla öpüştük, kucaklaştık, ayrıldık; sonrasında yıllarca irtibatımız kopmadı.</p>
<p>Bahar’daki ve Kabil’deki gelişmelerden beni her zaman haberdar eden sevgili arkadaşım Nilla’ya bugün ulaşamıyorum. Bahar’daki liderliği sonrası kadının insan hakları konusunda daha da geniş çaplı işlere girdi ve başarılar elde etti. Bugün ise nerede olduğunu, nasıl olduğunu bilmiyorum…</p>
<p>24 yıllık insani yardım tecrübemde Afganistan’ın yeri apayrıdır benim için. Ufacık da olsa değişime bir katkı sunabilmek hayaliyle ailemi ve arkadaşlarımı bırakıp Afganistan’a gittiğim için orada beni hep el üstünde tuttular, evlerine aldılar, evlattan daha yakın sahip çıktılar bana. Afganistan’ı ikinci evim yaptılar. O yaşta benim için de kolay olmayan bir tecrübeyi dünyanın en güzel tecrübesine dönüştürdü çok değer verdiğim Afgan arkadaşlarım. Minnettarım hepsine.</p>
<h5><strong>Şiddetten Kurtulmanın Tek Yolu</strong></h5>
<p>20 yıl sonra bugün, Taliban şiddetinden kaçarak Türkiye’ye gelmiş ve burada onurlu, insancıl bir yaşam sürdürmek isteyenlerin hakları için çalışıyor olmaktan gururluyum. Dayanışmanın gücü ve hazzını Afganistan’da tatmış biri olarak şiddet ve zorluklardan kurtulmanın tek formülünün bu dayanışma olduğunu biliyorum.</p>
<p>Hayata Destek olarak, Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği gibi pek çok Afgan ve diğer milletlerin mülteci derneklerine destek veriyoruz. Türkiye’de Afganlar da dahil farklı mülteciler tarafından kurulmuş olan bu dernekler savaş ve şiddet yaşamış kişilerin buradaki temel ihtiyaçlarını, hak ve hizmetlere erişimini, işgücüne katılımını ve genel olarak sosyal uyumu mümkün kılan oluşumlar.</p>
<p>Afganistan’da birlikte bir bahar yeşertmiştik. Şimdi Afganistan’ın kısıtlanan özgürlüklerinden kaçıp Türkiye’ye sığınmış olanlarla da benzer çalışmaları yapıyor olmak bana, bize güç veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/23/afganistana-bahar-geri-gelir-mi/">Afganistan’a ‘Bahar’ Geri Gelir Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Daralan ve Kutuplaşan Sivil Alanda Güçlü Liderlere İhtiyacımız Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/12/daralan-ve-kutuplasan-sivil-alanda-guclu-liderlere-ihtiyacimiz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Aug 2020 08:21:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sema genel karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplumun Öncüleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=56764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Toplumun Öncüleri dosyamıza Hayata Destek Derneği Direktörü Sema Genel Karaosmanoğlu ile devam ediyoruz. Sema Genel Karaosmanoğlu, sivil toplumun sistemli, daha örgütlü, daha dayanışma içinde hareket ederek bölgesel ve özellikle küresel düzeyde daha aktif olması gerektiğini hatırlatıyor. Bunu gerçekleştirmek için, daralan ve kutuplaşan sivil alana rağmen STK’ları mobilize edecek, bir araya getirecek, ortak bir amaca yönlendirecek ve ortak hareket etme kültürü oluşturacak güçlü liderlere ihtiyacımız olduğunu vurgulayan Karaosmanoğlu’na göre, sivil alanda yerel liderlerin güçlendiği bir döneme giriyoruz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/12/daralan-ve-kutuplasan-sivil-alanda-guclu-liderlere-ihtiyacimiz-var/">“Daralan ve Kutuplaşan Sivil Alanda Güçlü Liderlere İhtiyacımız Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Yerel kalkınma ve insani yardım alanında 25 yılı aşan bir deneyime sahip olan Karaosmanoğlu, Hindistan, Afganistan, İran ve Pakistan gibi pek çok ülkede saha çalışanı ve yönetici olarak çalışmanın yanı sıra eğitim de vermeyi sürdürüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karaosmanoğlu, siyasi iklim nedeniyle sivil toplumun arzu edilen etkiyi yaratamamasına karşın, daralan sivil alanda pek çok ülkeye kıyasla Türkiye’de sivil toplumun başarılı olduğuna dikkat çekiyor. Pandemi süreciyle birlikte, Hayata Destek Derneği’nde kurdukları destek hatları ile pandemi öncesi dönemden çok daha fazla sayıda mülteciye ulaştıklarını; yenilikçi teknolojilerle faaliyet gösterdikleri 8 ilin ötesinde mültecilere ulaşma şansı yakaladıklarını belirtiyor. </span></p>
<p><b>Sivil Alanda Kaynakları Faydaya Dönüştürme Çabası </b></p>
<p><b>Sivil alanda yer almayı neden tercih ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-56765 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel.jpg" alt="Sema Genel Karaosmanoğlu" width="316" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel.jpg 541w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 316px) 100vw, 316px" />Küçüklüğümden beri sivil alanda olmak istediğimi biliyordum. Benim insani yardıma ilgim 1980’lerin başında başladı. 1984’te Bob Geldof’un Band Aid’i kurması ve sonrasında “We are the World” ile Doğu Afrika’daki açlık için düzenlenen yardım konserleri o küçük yaşımda beni çok etkiledi, bu alana çekti. “Afrika’ya gidip açlıktan ve sıtmadan ölen bu çocukları beslemek istiyorum” dedim kendi kendime. Sonunda Afrika’ya gidemedim ama Hindistan, Afganistan, İran, Pakistan, Türkiye ve şimdi Suriye’deki felaketlerden etkilenmiş çokça insana ulaşabildim; ulaşmaya da devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alanda çalışmak çok tatmin edici bir duygu. Dünyanın kaynaklarını tüketme odaklı değil, kaynakları doğru yere kanalize etme, daha efektif ve optimize kullanma, kaynakları geliştirme ve faydaya dönüştürme işine çaba sarf ediyor olmak beni çok mutlu ediyor.  Yolumu bugün tekrar çiziyor olsaydım aynı kararı verirdim; sivil alanda çalışırdım.</span></p>
<blockquote><p>…Bu 26 yıl içerisinde sivil alanın ne kadar kırılgan olduğunu; yarattığımız faydanın ötesinde sivil toplum alanını genişletmek ve güçlendirmenin ne kadar önemli olduğuna şahit oldum.</p></blockquote>
<p><b>Kendinize bir misyon atfediyor musunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu işe başlama motivasyonumdan dolayı kendime kesinlikle bir misyon atfediyorum. Sonra zaman içinde, bu işte derinleştikçe farklı farklı misyonlar da atfettim kendime. Hindistan’daki ilk tecrübemde fakir insanların devletten gelecek yardımı beklemeden kendi aralarında örgütlenmeleri ve kendileri için bir şeyler yapabilme kabiliyeti beni çok etkiledi. Hindistan’da bu kadar yokluk içinde bu kadar etkili dayanışma ve örgütlenmeler oluyorsa bu dünyanın her yerinde olabilmeli diye düşündüm.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O zamandan beri insani yardım alanında yaptığım her işte toplumsal dayanışma ve katılımcılık benim kutup yıldızım oldu hep. Nitekim, yaptığımız her insani yardım çalışmasında afet ve savaştan etkilenmiş birey ve toplulukların kendileri için bir şeyler yapabileceklerini onlara gösteriyoruz, dayanışma ve örgütlenmeyi teşvik ediyoruz, bunun için imkanlar ve fırsatlar yaratıyoruz. İnsan kapasitesine olan bu inancımız yürüttüğümüz çalışmaların başarısındaki sır…</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsani yardımı önce gönüllü sonra profesyonel yaptığım bu 26 yıl içerisinde sivil alanın ne kadar kırılgan olduğunu; yarattığımız faydanın ötesinde sivil toplum alanını genişletmek ve güçlendirmenin ne kadar önemli olduğuna şahit oldum.  Bu da şimdilerde kendime atfettiğim diğer bir misyon.  Sivil alanda güçlü liderlere ihtiyacımız var – diğer STK’ları mobilize edecek, bir araya getirecek, ortak bir amaca yönlendirecek ve ortak hareket etme kültürü oluşturacak bir güce ihtiyacımız var.  Elimden geldiğince o boşluğu doldurmaya çalışıyorum.</span></p>
<p><b>Doğal Afet, Savaş ve Kalkınma Alanlarında  Sivil Toplum Çalışmaları&#8230; </b></p>
<p><b>Sivil toplumda ne tür faaliyetlerde bulundunuz? Şu an neler yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üniversiteye başladığım 1991 yılından itibaren sivil alanda çok çeşitli faaliyetlerde bulundum.  Öğrencilik yıllarımda gönüllülük yaptığım STK’lar aracılığıyla kıtlık ve savaştan kaynaklı yoksulluk sorunlarını öğrenci gruplarına anlattım, farkındalık çalışmaları yaptım. Tez çalışmam için gittiğim Hindistan ilk saha tecrübemdi.  Kadın güçlenmesi ve yerel kalkınma alanında faaliyet gösteren Hindistan merkezli bir STK’da alan çalışmaları yaptım, beni çok zenginleştiren ve bana vizyon katan çok çeşitli faaliyette bulundum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonra 1997’de profesyonel hayata adım attığımda yerel kalkınma ve insani yardım alanında Ankara’da faaliyet gösteren bir vakıfta çalıştım uzun yıllar</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">1999’daki Marmara depremi sonrası yürüttüğümüz operasyon benim ciddi anlamdaki ilk insani yardım tecrübem oldu. Bu kadar büyük bir yardım operasyonunun içinde yer almak ve ciddi sorumluluk almak beni bu alana hazırladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de uzunca bir süre çalıştıktan sonra 11 Eylül olaylarını takiben Amerika’nın Afganistan’ı bombalamasıyla birlikte İran ve Pakistan sınırlarında kurulan Afgan mülteci kamplarında çalıştım. O süre zarfında Kabil’de yaşadım; Taliban’ın hala hüküm sürdüğü Afganistan’ın farklı eyaletlerine seyahat ettim. Ekibimle beraber ihtiyaçları tespit ettik, yerel halkla projeler tasarladık, kaynak mobilize ettik ve yardım çalışmaları yürüttük. 2003’deki Bem depremi sonrası İran’a geçtim, orada acil yardım ve psiko-sosyal destek çalışmaları başlattım ve yönettim. 2005’teki Keşmir depremi sonrası Pakistan’a geçtim ve oradaki insani yardım operasyonunu başlattım.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an ise Mülteci Destek programımız çerçevesinde Suriye’deki savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınmış olan mültecilerle uzun yıllardır çok çeşitli projeler uyguluyoruz.  Savaş travması yaşamış birey ve ailelerle ilk defa bu kadar kapsamlı insani yardım ve koruma çalışmaları yürütüyoruz. Sınırı geçen Suriyelilere 2012 yazında ayni yardımlarla başladık; kısa bir süre sonra nakit yardımlarına geçtik ve 4 yıl boyunca binlerce mülteci aileye düzenli aylık nakit yardımları yaptık. Bugün ise mültecilere Hayata Destek Evlerimizde psiko-sosyal destek ve koruma hizmetleri vermeye devam ediyoruz; geçim kaynaklarını geliştirmeye ve sosyal uyumu güçlendirmeye çalışıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saha çalışanı ve yönetici olarak yer aldığım pek çok çalışmanın dışında bu alanda eğitimler de verdim.  Dünyanın pek çok ülkesine eğitim vermek, konuşma yapmak, tecrübe paylaşmak, savunuculuk yapmak için de gittim. Sonuç olarak, doğal afetten savaşa ve kalkınmaya, geniş bir yelpazede ve çeşitli coğrafyalarda sivil toplum çalışmalarına dahil oldum; olmaya devam ediyorum.</span></p>
<p><b>İnsani Yardımda Kalıcı Etki, Yaşam Standartlarının Yükseltilmesiyle Mümkün </b></p>
<p><b>Hayata Destek Derneği’nin kurucularındansınız ve yöneticisiniz. Neden insani yardım alanında bir dernek kurma ihtiyacı hissettiniz? Hayata Destek Derneği’ni alanda çalışan diğer STK’lardan farklı kılan nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56767 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-2-640x480.jpg" alt="Sema Genel Karaosmanoğlu" width="423" height="317" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-2-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-2.jpg 1280w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" />İnsani yardım zaman içinde profesyonelleşmiş bir sivil alan.  Özellikle 1994’teki Ruanda soykırımı insani yardım açısından bir dönüm noktası oldu. Yüz binlerce kişinin öldürüldüğü ve milyonlarca kişinin yerinden edildiği; mülteci olduğu krizlerde yardım işlerine “iyilik” götürmek olarak bakamıyoruz. Bu işin belirli standartlarda ve profesyonelce yapılması gerekiyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ruanda felaketi yardım camiasına bunu çok net gösterdi. Ruanda soykırımı bağlamında bölgede yapılan insani yardım çalışmalarının eleştirilmesi, çok kilit insani yardım ilkeleri, davranış kuralları ve standartların çıkışına sebebiyet verdi. Tüm bunlar da benim öğrencilik yıllarıma denk geldi. Bu işin okulunu okumuş birisi olarak, bu ilkelere ve standartlara uygun hareket eden bir insani yardım STK’sı kurma fikri doğru bir hareket gibi geldi.  Uzun yıllar insani yardım alanında yaptığım çeşitli çalışmalar sonrası 2005’te Hayata Destek’i kurduk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu ilkeli duruşumuz, standartlara uygun çalışma modelimiz ve insan kapasitesine olan inancımız, Hayata Destek olarak bizi diğer STK’lardan farklı kılan özellikler. Belki de en önemli özelliğimiz ve başarımızın sırrı, derneğin kurulmasının arkasındaki tutku, vizyon, inanç ve birikim.</span></p>
<p><b>İnsani Yardım ve Kalkınma Alanlarında “Yerelleşme”</b></p>
<p><b>İnsani yardım ve kalkınma alanında profesyonel bir çalışan ve akademik sıfatı olan bir kadın yönetici olarak, Türkiye’de bu alanda çalışan kuruluşlar ile uluslararası kuruluşlar arasında bir kıyaslama yaparsanız, ne söylersiniz?    </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biraz önce de dediğim gibi, insani yardım ve kalkınma adı altında yapılan işler gitgide belirli prensipler ve standartlar çerçevesinde yapılıyor. Bu iş hayır işi olarak yapıldığı zaman etkisi anlık ve çok düşük oluyor. Kalıcı etki yaratmak ve gerçekten yaşam standartlarını yükseltmek için bu işe profesyonel yaklaşmak gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim, dünyanın en yoksul bölgelerinde afet yaşamış ya da gelişmişlik göstergelerinin en altında kalmış topluluklar için devletler ve uluslararası kuruluşlar fon kaynağı sağlıyorlar.  İnsani yardım ve kalkınma çalışmaları için ciddi anlamda kurumsal hibeler dağıtılıyor. Bu hibelere erişimi olan biz STK’lar için kalite odaklı bir program yönetimi, hesap verebilirlik ilkelerine uygun iç işleyiş ve yaratılan etkinin ölçüldüğü izleme değerlendirme mekanizmaları olmadan bu hibelere erişmek zor. Bununla birlikte insan haklarını referans alıyor olmak, bu hibelere erişimde çok kilit rol oynuyor.</span></p>
<blockquote><p>İnsani yardım zaman içinde profesyonelleşmiş bir sivil alan; belirli standartlarda ve profesyonelce yapılması gerekiyor.</p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye merkezli STK’lar olarak biz genellikle bu hibelere direkt erişemiyoruz ve ancak Birleşmiş Milletler ajansları ya da uluslararası STK’larla işbirliği neticesinde bu hibelere erişebiliyoruz. Ancak uluslararası camia artık kabul ediyor ki bir ülkenin afetten toparlanması ve kalkınabilmesi için dışarıdan gelen müdahaleler kalıcı etki yaratamıyor. Hatta çoğu zaman uluslararası STK’lar yardım alan ülkede operasyonel olduklarında oradaki sivil alanı daraltıyor; faydadan çok zarar verebiliyorlar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun en çarpıcı örneği, yerel STK’ların yetişmiş insan kaynağını daha yüksek maaşlara çalıştırarak ya da koordinasyon ve karar mekanizmalarını devralarak o ülkenin sivil toplumunu zayıflatıyor olmaları. Bunun üzücü örneklerini pek çok ülkede görüyoruz. Burada asıl olan, yerel kapasitenin harekete geçmesi, güçlenmesi ve yerel/ulusal STK’ların o ülkenin politika ve pratiklerini etkileyebilecek konuma gelmesi.  Buradan yola çıkarak, birkaç yıldır insani yardım ve kalkınma alanlarında “yerelleşme” tartışmaları güçlenerek devam ediyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye baktığımızda da işin ideali, ilkeli ve hak temelli duruşu olan Türkiye merkezli STK’ların afet risk yönetimi, kriz yönetimi, koruma ve kalkınma alanlarındaki çalışmalara öncülük etmesi, karar mekanizmalarının içine dahil olması, çalışmalarını belli standartta ve profesyonellikte yapması ve dayanışma içinde örgütlü hareket edebilmesi.</span></p>
<blockquote><p>Türkiye’deki STK’lar insani yardım ve koruma çalışmalarında yüksek kapasitesiyle ve güçlü etki alanıyla güzel bir örnek oluşturmuş oldu.</p></blockquote>
<p><b>İnsani yardım ve kalkınma alanında çalışan STK’ların çalışmaları ve iyi uygulamalarını küresel ölçekte değerlendirebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-56769 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-karaosmanoglu-640x353.jpg" alt="Sema Genel Karaosmanoğlu" width="388" height="214" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-karaosmanoglu-640x353.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-karaosmanoglu.jpg 1024w" sizes="(max-width: 388px) 100vw, 388px" />Çeşitli krizlerden etkilenmiş ülkelerde insani yardım ve kalkınma çalışmaları yapılabilmesi için her yıl devletler ve uluslararası kuruluşlar hibe programları açıyor. Suriye krizinin patlak vermesiyle Suriye içinde ve çevre ülkelerde acil yardım ve koruma çalışmaları için bolca kaynak aktarıldı. Dolaylı da olsa bu hibelere Türkiye merkezli STK’lar olarak bizler de erişebildik. Suriye krizinin devam ettiği 9 yıl boyunca çok çeşitli insani yardım ve koruma çalışmaları yapıldı, pek çok ihtiyaç karşılandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki STK’lar bu çalışmaları yaparken ciddi anlamda bilgi ve deneyim biriktirdiler, çokça kaynak geliştirdiler, iyi uygulamalar yürüttüler, bunları küresel düzeyde paylaştılar. Türkiye’ye gelen hibelerle beraber Türkiye’deki STK’lar mülteci alanında örnek çalışmalar yaptılar, yerel yönetim ve hizmet sağlayıcılarla iş birliği pratiklerini geliştirdiler ve sivil toplumun yarattığı faydayı göstermiş oldular.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsani yardım alanı uluslararası aktörlerin çeşitli ve güçlü olduğu bir alan. Türkiye’nin kendi STK’larının bu kadar başarılı çalışmalar yürütmüş ve güzel etkiler yaratmış olması da bu işin yerel aktörler tarafından da yapılabileceğini; hatta daha iyi yapıldığını gösterdi.  İnsani yardım ve kalkınmada ‘yerelleşme’ tartışmalarının gündemde olduğu bu dönemde, yüksek kapasitesiyle ve güçlü etki alanıyla Türkiye’deki STK’lar güzel bir örnek oluşturmuş oldu. </span></p>
<p><b>Türkiye’nin Mülteci Politikasındaki Değişkenlikler&#8230;</b></p>
<p><b>Türkiye’nin mülteci politikası ve küresel düzeyde insani yardım alanına ilişkin değerlendirmenizi paylaşır mısınız?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her yıl milyonlarca kişinin yerinden edildiği bir dünyada göçü yönetmek, mültecilere ev sahipliği yaparken adil davranmak ve buna kaynak bulmak kolay iş değil. Bunu yönetmek için uluslararası camianın taahhütleri ve bu iş için ayırdığı insani yardım ve resmi kalkınma fonları var.  Ancak bu kaynaklar dünyanın bütün dertlerini çözemiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de patlak veren krizle beraber Türkiye en çok mülteci barındıran ülke haline geldi. Biraz önce bahsettiğim bu insani yardım fonlarından Türkiye’ye de epey bir pay düştü. Özellikle Avrupa Birliği üzerinden Türkiye’ye kayda değer yardımlar aktarılmış olmasına rağmen mültecilerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak kaynağa erişilemedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye sığınan mültecilere devlet bir taraftan ciddi öz kaynak aktarırken, diğer yandan dünyanın bu yükü paylaşması için etkili söylem üretmeye çalışıyor. Bu bazen değişken politikalar olarak gündemimize yansıyor, bazen de politikayla uyumlu olmayan pratikler olarak yansıyor. Bu da mülteci alanında çalışan biz STK’lar için yönetmesi zor bir süreç haline geliyor.  Bu sıkışmışlık içerisinde maalesef bunun bedelini en çok mülteciler ödüyor…</span></p>
<blockquote><p>Mülteci alanında çalışan biz STK’lar için yönetmesi zor bir süreç haline geliyor. Bu sıkışmışlık içerisinde maalesef bunun bedelini en çok mülteciler ödüyor.</p></blockquote>
<p><b>Pandemi sivil alanı ve Hayata Destek Derneği’ni nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi ile beraber değişen pratiklerimiz oldu – hem yürüttüğümüz çalışmalarda hem de iş yapış şeklimizde.  Tüm STK’lar bunu yaşadı sanıyorum. Bazıları merkez ofislerini kapatma kararı aldı; artık uzaktan bağlanarak da birçok işimizi yürütebildiğimizi gördük. Hatta bazı işlerimizi daha da efektif yürütebiliyoruz bu sayede.  Daha az seyahat ediyoruz; toplantılarımızı oturduğumuz yerden yapabiliyoruz. Tüm bunlar daha yeşil bir ofise ve ekibe dönüşmemizi sağladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerle direkt temas eden bir ekip olarak tüm aktivitelerimizi dijitale taşımak mümkün olmadı ama diğer taraftan kurduğumuz destek hatları ile eskiden ulaştığımızdan çok daha fazla sayıda mülteciye ulaşabildik.  Coğrafi kısıtımız olmayınca ve yenilikçi teknolojiler kullanınca faaliyet gösterdiğimiz 8 ilin ötesinde mültecilere ulaşma şansı yakaladık.  Bu da pandeminin beklenmedik diğer bir olumlu çıktısı oldu.  </span></p>
<p><b>Toplumsal cinsiyet eşitliğine yaklaşımınız ne? İnsani yardım çalışmalarınızda nereye oturuyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayata Destek’te her zaman erkekten çok kadın çalışan ve gönüllümüz oldu. Beş kadının kurduğu bir dernek olarak toplumsal cinsiyet dengesine ve eşitliğine her zaman duyarlı olduk. Bizim Hayata Destek olarak işyerinde toplumsal cinsiyet eşitliği politika ve prosedürlerimiz var, onları uyguluyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaptığımız iş itibariyle de mülteciler arasında toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin önlenmesi ve azaltılması çalışmalarımızda olduğu gibi yürüttüğümüz programlarda toplumsal cinsiyet eşitliği özelinde tasarladığımız projelerimiz var.  Bunun yanı sıra toplumsal cinsiyet eşitliği ana akımlaştırma stratejimiz var. Proje döngüsünde ihtiyaç tespitinden proje tasarımına, uygulamadan izleme ve etki değerlendirmeye kadar tüm fazlarda kadın, erkek, çocuk, LGBTİ duyarlı veri toplayıp onların özel ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapmaya özen gösteriyoruz.</span></p>
<p><b>Sivil Toplumun Dünyanın Daha Adil, Daha Yeşil ve Daha Yaşanabilir Bir Yer Olmasına Katkısı </b></p>
<p><b>Sivil toplum Türkiye’de ve dünyada ne-neleri başardı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan ile birlikte tüm canlıları merkezine alan bakış açısı sayesinde sivil toplum girişimleri eşit haklar için mücadele etti, politikaları etkiledi; dünyamızın daha adil, daha yeşil, daha yaşanabilir bir yer olmasına katkı sağladı. Bunun yansımalarını Türkiye’de de görüyoruz – bugün kadına şiddetin bu kadar konuşuluyor olması; çocuk işçiliği ve istismarının bu kadar gündemde olması, ayrımcılığa karşı bir akımın başlamış olması, LGBTİ haklarının savunulabiliyor olması, mültecilerin içinde yaşadıkları zor şartları konuşabiliyor olmamız hep sivil toplumun bu önemli toplumsal konuları gündeme taşımasıyla mümkün oluyor.</span></p>
<p><b>Türkiye’de siyasi iklim, kutuplaşma ve ayrışma var mı? Bu, sivil topluma yansıdı mı? Siz kendinizi bunlar arasında nerede konumluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki kutuplaşma ve ayrışmadan sivil toplum da nasibi aldı maalesef. Sivil alana hak temelli bakan kesimle inanç temelli bakan kesimler arasında uçurum var.  Çok ayrışmış oldukları için de sivil toplumda kilit öneme sahip olan bilgi paylaşımı, koordinasyon ve kolektif hareket neredeyse hiç mümkün olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek çok inanç temelli dernek ve vakıfın hükumete yakın duruyor olması onların gerçek anlamda sivil toplum kimliğine de gölge getiriyor. Devlet destekli ve imtiyazlı STK’lar aslında sivil alanın periferisinde yer aldığı için de böyle bir uçurum söz konusu. İngilizcede GONGO denilen government NGOs, yani devlet destekli STK’lar, bizim Türkiye’nin de bir gerçeği. Bu tarz STK’larla hak temelli STK’lar arasında iş, duruş ve söylem farklılıkları olduğu için kutuplaşmayı ve ayrışmayı daha da tetikleyen bir durum haline geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz Hayata Destek olarak hak temelli çalışan bir STK’yız, ancak özellikle insani yardım alanında faaliyet gösteren çokça İslami vakıf ve dernek var.  Üstelik pek çoğu uluslararası operasyonlar da yürütüyor; ağırlıklı olarak Afrika’ya yardımlar yapıyorlar.  Bir afet veya savaş sonrası insani yardımların etkili dağıtılabilmesi ve mükerrer olmaması için bizim alanda koordinasyonun sağlanması çok kritik.  Özellikle Türkiye dışında yürüttüğümüz insani yardım operasyonlarında birbirimizle koordineli çalışmamız önemli.  Bunları anlık, o anda ihtiyacı karşılayacak şekilde yapabiliyoruz ama sistemli bir iletişim ve etkileşimimiz maalesef yok.</span></p>
<blockquote><p>Sivil alana hak temelli bakan kesimle inanç temelli bakan kesimler arasında uçurum var.  Çok ayrışmış oldukları için de sivil toplumda kilit öneme sahip olan bilgi paylaşımı, koordinasyon ve kolektif hareket neredeyse hiç mümkün olmuyor.</p></blockquote>
<p><b>Türkiye’de sivil toplum ne kadar etkili? Eleştirel bir yaklaşımla Türkiye’de sivil topluma ve STK’lara ilişkin nasıl bir değerlendirme yaparsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brüksel’de üniversite okuduğum yıllarda Avrupa’daki sivil hareketliliğe ve çeşitliliğe bakıp Türkiye’de sivil toplumu daha sessiz ve zayıf bulurdum. Sonra dünyanın farklı coğrafyalarında çalışmaya başladığımda pek çok ülkeye kıyasla Türkiye’de sivil toplumun gayet başarılı olduğunu görmeye başladım.  Genel olarak tecrübelerim bana gösterdi ki bir ülkede devlet ne kadar güçlüyse sivil alan o kadar baskılanıyor ve kenara itiliyor. Nitekim, Türkiye’nin tarihine baktığımızda güçlü devlet geleneği sivil toplumun yeşermesine pek de izin vermemiş.  Bugünkü siyasi iklimin hala baskıcı ve kontrolcü olması sebebiyle sivil toplum arzu edilen etkiyi yaratamıyor ama buna rağmen kısıtlı olan o sivil alanda pek çok ülkeye kıyasla bir zenginliğimiz olduğunu düşünüyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsani yardım alanında 1999 Marmara depremi Türkiye sivil toplumu için dönüm noktası olmuştur.  Orada afete karşı kurulan güçlü sivil koordinasyonun yansımalarını bugün dahi hissediyoruz.  Bu yılın başındaki Elazığ/Malatya depremi, ardından Edirne’ye gelen mülteci/göçmen akımı ve şimdi Covid-19 salgını, bunlar sivil toplumun tekrar hareketlenmesine, birlikte güzel işler başarmasına ve birbirine kenetlenmesine sebep oldu.</span></p>
<p><b>Sivil Toplum-Özel Sektör İş Birliği ve Dayanışması Açısından Belirleyici Bir Yıl</b></p>
<p><b>Türkiye’de sivil toplumun 2020 yılında durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2020 yılının Ocak ayından başlayarak peş peşe afetler yaşadık. İlk önce Elazığ ve Malatya depremleri, ardından Edirne Pazarkule’deki mülteci/göçmen akını, en son da Covid-19 pandemisi. Bu süreçlerin hepsinde sivil toplum çok faaldi. Hem depremzedelere hem mülteci ve göçmenlere hem de pandemiden etkilenen ailelere çok ciddi yardımlar yaptılar. 2020’nin ilk yarısında inanılmaz bir dayanışma vardı sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler arasında. Hatta kriz dönemlerinde beraber hareket edeceğimiz ve koordineli çalışacağımız bir STK afet koordinasyon platformunu da yeniden aktive ettik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dayanışma içerisinde özel sektörün de önemli bir rol aldığını gördük. Fabrikalar maske ve dezenfektan üretimine geçti. Bazı özel sektör vakıfları bunları ücretsiz olarak sağlık çalışanlarına ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı; bazıları nakit yardımlar bile sağladı. Sivil toplum-özel sektör işbirliği ve dayanışması açısından belirleyici bir yıl oldu 2020. Özel sektör kuruluşlarının kendi kurdukları vakıflar üzerinden yaptıkları çalışmalar ve şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk adı altında STK’larla işbirliği içerisinde yaptıkları çalışmalar sayesinde hem yaratılan toplumsal etki artmış oluyor hem de sivil alan genişlemiş ve güçlenmiş oluyor. Özel sektörün sivil alanla etkileşim haline girmesi anlamında 2020 önemli bir yıl oldu Türkiye için… </span></p>
<p><b>Sivil Alanda Yerel Liderlerin Güçlendiği Bir Dönem </b></p>
<p><b>Sivil topluma dair umutlu musunuz? Küresel ve ulusal ölçekte, sivil alanda bizi hangi gelişmeler bekliyor? Öngörüde bulunabilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-56768 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-konferans-640x640.jpg" alt="Sema Genel Karaosmanoğlu" width="376" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-konferans-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-konferans-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-konferans-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/sema-genel-konferans.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 376px) 100vw, 376px" />Sivil toplumun kalitesi açısından çok parlak bir dönemde değiliz. Kutuplaştıran siyaset ve popülist liderler Türkiye’ye özel değil. Evrensel haklar ve çok kültürlülük için mücadele vermek yerine belirli grupların üstünlüğünü ve imtiyazları savunan bir sivil toplumla karşı karşıyayız. Aşırı sağ siyasetin doğurduğu sivil hareket beni hiç de mutlu etmiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak bu umutlu olmamak için bir sebep değil. Her şeye rağmen birleştirici gücün içimizde olduğuna ve tekrar güçleneceğine inanıyorum. Bunu mümkün kılacak sivil toplum liderlerinin de aramızda olduğuna inanıyorum.  Yerelin kendisini keşfettiği, kendi kapasitesine güvendiği, sivil alanda yerel liderlerin güçlendiği bir dönem bekliyor bizi.</span></p>
<p><b>Sivil alanda hangi faaliyetleri yürütmeyi planlıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum olarak da sistemli, daha örgütlü, daha dayanışma içinde hareket etmemiz gerekiyor. Tek seferlik yaptığımız bir çalışma ya da tek seferlik söylediğimiz bir söz ile sivil alanı genişletmemiz, güçlendirmemiz mümkün değil. Türkiye’deki sivil toplumun bölgesel ve özellikle küresel düzeyde daha aktif olması gerektiğine inanıyorum. Bunun için de güçlü liderliğe ihtiyaç var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayata Destek olarak sadece afetten, savaştan etkilenmiş birey ve toplulukların ihtiyaçlarını karşılamak değil, bunu yaparken sivil alanı ne kadar güçlendirdiğimize de önem veriyoruz. Sadece Hayata Destek için değil, tüm sivil toplum girişimlerinin Türkiye’de daha güçlü konuşabildiği, daha büyük etkiler bırakabildiği bir ortam için çalışmaya devam edeceğiz. Hayata Destek olarak sivil alanın korunması ve güçlenmesi için öncü rol oynamaya devam edeceğiz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/12/daralan-ve-kutuplasan-sivil-alanda-guclu-liderlere-ihtiyacimiz-var/">“Daralan ve Kutuplaşan Sivil Alanda Güçlü Liderlere İhtiyacımız Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil toplum kuruluşlarının Dünya İnsani Yardım Günü mesajları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/sivil-toplum-kuruluslarinin-dunya-insani-yardim-gunu-mesajlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 13:04:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya İnsani Yardım Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ihh insani yardım vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[sema genel karaosmanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[yeryüzü doktorları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10069</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya İnsani Yardım ve Çalışanları Günü’nde İHH İnsani Yardım Vakfı, Yeryüzü Doktorları ve Hayata Destek Derneği’yle konuştuk. Sivil toplum kuruluşları bugünün önemini belirtirken bazı temennilerde ve çağrılarda bulundular. İnsani yardım çalışanları bir ailedir; diğerlerinin din, ırk, mezhebine bakılmaksızın birbirini kollamalı ve korumalıdır İHH: Yardıma muhtaç insanlara elini uzatan ve bu uğurda yaşamını kaybeden tüm gönüllüleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/sivil-toplum-kuruluslarinin-dunya-insani-yardim-gunu-mesajlari/">Sivil toplum kuruluşlarının Dünya İnsani Yardım Günü mesajları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünya İnsani Yardım ve Çalışanları Günü’nde İHH İnsani Yardım Vakfı, Yeryüzü Doktorları ve Hayata Destek Derneği’yle konuştuk. Sivil toplum kuruluşları bugünün önemini belirtirken bazı temennilerde ve çağrılarda bulundular.</strong><span id="more-10069"></span></p>
<h4><strong>İnsani yardım çalışanları bir ailedir; diğerlerinin din, ırk, mezhebine bakılmaksızın birbirini kollamalı ve korumalıdır</strong></h4>
<p><strong><em>İHH:</em></strong> Yardıma muhtaç insanlara elini uzatan ve bu uğurda yaşamını kaybeden tüm gönüllüleri şükran, dua ve minnetle anıyoruz. Yardım kuruluşu çalışanları da başta savaş bölgeleri olmak üzere tüm doğal afet ve insani kriz bölgelerinde acil yardım ulaştırmak için canlarını ortaya koymaktadır. BM verilerine göre son 10 yılda 900&#8217;dan fazla insani yardım çalışanı, görev sırasında yaşamını yitirdi.</p>
<p>1992 yılından bu yana dünyanın birçok ülkesinde yardım faaliyetleri yürüten İnsan Hakları ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Afganistan, Nepal, Bosna Hersek, Çeçenistan, Suriye ve Özgürlük Filosu’nda çalışan ve gönüllülerini görev başında şehit vermiş, bu durumdan en çok muzdarip olan kuruluşlardan biridir.</p>
<p>İHH olarak bu anlamlı gün dolayısıyla hayatını kaybeden çalışanları bir kez daha şükranla anarken, bir daha bu tür kayıplar yaşanmaması için bir takım hususlara dikkat çekmek istiyoruz;</p>
<ul>
<li>İnsani yardım çalışanlarının çalışma kolaylığı sağlanması için basın kartı benzeri bir kart çıkarılmalı.</li>
<li>İnsani yardım çalışanlarına yönelik tehdit ve saldırılarda bulunan kişi ve ya kişiler ulusal ve uluslararası mahkemelerde yargılanmalı.</li>
<li>İnsani yardım çalışanları bir ailedir; diğerlerinin din, ırk, mezhebine bakılmaksızın birbirini kollamalı ve korumalıdır.</li>
<li>Yardım çalışanlarına yönelik medya organlarında bilinçlendirici yayınlara sıkça yer verilmeli.</li>
</ul>
<p>Mazlumlara umut olmak için gittiğimiz tüm coğrafyalarda hayatlarını tüm insanlığın mutluluğuna, hidayetine ve selametine adayan başta Mavi Marmara şehitleri olmak üzere ve tüm şehitlerimize Allah&#8217;tan rahmet yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.</p>
<h4><strong>İnsani yardım çalışanı olmak dünyadaki en zor ama en anlamlı mesleklerden biri</strong></h4>
<p><strong><em>Ali Doğan (Yeryüzü Doktorları Genel Müdürü):</em></strong> Fakirlik, kuraklık, savaş ve afetler gibi doğal ve insan kaynaklı felaketler devam ettiği müddetçe dünya insani yardım çalışmalarına ve çalışanlarına ihtiyaç duymaya devam edecek. Yeryüzünün bu zor manzaralarıyla sürekli yüzleşmek, zaman zaman çok büyük riskler altında çalışmak, ama insana dokunmak, ona en zayıf anında hiçbir karşılık beklemeden gönderilen bir emaneti ulaştırmak, yani insani yardım çalışanı olmak, belki dünyadaki en zor ama en anlamlı mesleklerden biri.</p>
<p>Biz Yeryüzü Doktorları olarak 2000 yılından bu yana yeryüzünde sağlık alanında yardıma muhtaç 40&#8217;tan fazla ülkede insani yardım çalışmaları yürütüyoruz. 169 çalışanımız ve 14 bin gönüllümüzle Yeryüzünde iyilik ve sağlık yolunda yürümeye zor koşullarda ve her şartta devam ediyoruz.</p>
<p>Bundan üç yıl önce Somali&#8217;de bir çalışanımız olan Dr. Osman Figi&#8217;yi silahlı bir saldırıda kaybetmiş bir sivil toplum kuruluşu olarak insani yardım çalışanlarının güvenliğinin sağlanmasının çok önemli olduğunu hatırlatmak isteriz.</p>
<h4><strong>Gelin “tek insanlık” için bugün dayanışma içinde olalım</strong></h4>
<p><strong><em>Sema Genel Karaosmanoğlu (Hayata Destek Derneği Direktörü):</em> </strong>İnsani yardım işine gönül vermiş, evrensel değerler çerçevesinde “insan&#8221; adına özveriyle çabalayan herkesin Dünya İnsani Yardım Günü’nü kutluyoruz!</p>
<p>Afet yaşamış, savaş görmüş tek bir insanın bile hayatına dokunabilmenin hazzını sürekli yaşayanlar olarak biz, Hayata Destek’te sizleri de bu işe gönül vermeye, bize katılmaya çağırıyoruz.  Ülkemizde ve bölgede bu kadar şiddettin ve mağduriyetin yaşandığı bir dönemde insani yardım çalışanlarına hiç bu kadar ihtiyaç olmamıştı.  Gelin “tek insanlık” için bugün dayanışma içinde olalım!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/sivil-toplum-kuruluslarinin-dunya-insani-yardim-gunu-mesajlari/">Sivil toplum kuruluşlarının Dünya İnsani Yardım Günü mesajları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
