<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Selim Ölçer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/selim-olcer/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/selim-olcer/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 09:58:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Selim Ölçer arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/selim-olcer/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2018 11:32:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Akın Birdal]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Balıkçı]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[İHD Diyarbakır Şubesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Özer]]></category>
		<category><![CDATA[Necdet İpekyüz]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Osman İşçi]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Ölçer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25328</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır Sivil toplumu yaklaşık iki yıldır OHAL atmosferinde yaşamaya, bu sıkışmışlığı aşmaya çalışıyor. Bu bağlamda çeşitli toplantılar düzenleyen sivil toplum kuruluşları geçmiş deneyimleri hatırlayarak hafızayı tazeliyor, nitelikli birlikteliğin imkanlarını tartışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/">Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi sivil toplum ve seçilmiş siyasi iradenin birlikte karşı çıkışı sayesinde akim kaldı. Sivil toplumun neredeyse tek ses halinde darbe karşıtı bir tutum alması üzerine kamuoyundaki beklenti daha sivil ve daha çoğulcu bir demokratikleşme yoluna girilmesi oldu ancak beklentinin aksine hükümet merkezileşmeyi tercih etti ve darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen OHAL ortamında darbe girişimi ile alakası olmadığı aşikâr olan yüzlerce sivil toplum örgütü de kapatıldı. Darbe girişiminin ilk hedefleri Ankara ve İstanbul olmasına rağmen sonrasındaki tedbirlerden en çok etkilenen şehirlerin başında Diyarbakır geliyor. OHAL’in ilan edildiği tarihten bu yana onlarca sivil toplum örgütü KHK ile kapatıldı, sivil toplum örgütlerinin sokakta eylem yapmaları yasaklandı.</p>
<p>Birçok kuruluşun kapatılması ve sokağın yasak olması sebebiyle mücadeleyi azalarak ve salonlarda yürütüyor. Ancak dinamizmi salonlara sığmayan Diyarbakır sivil toplumu, sıkışmışlıktan çıkışın yollarını arıyor. Bu vesilelerle zaman zaman bir araya gelen Diyarbakır’ın önemli sivil toplum kuruluşları, geçtiğimiz günlerde Samer’in çağrısı ve İHD Diyarbakır Şubesi’nin ev sahipliğinde “Deneyimi Hatırlamak” başlığı altında bir araya geldi.</p>
<p>Çalıştayda sözü ilk alan hak savunucusu Osman İşçi, OHAL süreçlerinde sivil toplum mücadelesinden bahsetti. Sivil toplumun hareketli ve dinamik bir dünya olduğunu, gönülden destekleyeni çok olsa bile aktivizmin az katılımcısı olduğunu, siyasi iklimin aktivizme olan ilgiyi de etkilediğini anlatan İşçi, OHAL süreçlerinde raporlama ve belgeleme çalışmalarının sürmesi gerektiğini vurguladı. OHAL’in sıkıntılarından en önemlilerini sıralayan İşçi şunları söyledi: “Birincisi, öngörülemiyor. Kişinin başına ne geleceği kestirilemiyor. İkincisi, orantılı değil. Üçüncüsü, şeffaf değil. Kişiye göre muamele ediliyor.” Bu daralmışlıktan ancak ve ancak bir araya gelerek, konuşarak, deneyim paylaşarak çıkılabileceğini paylaşan İşçi, uluslararası mekanizmaları en iyi şekilde kullanmak gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p>İşçi’den Sonra İHD eski Genel Başkanı Akın Birdal ile gazeteci Faruk Balıkçı 80’li ve 90’lı yıllarının ortamında sivil toplumu ve o döneme tanıklığı konuştular. Akın Birdal, meseleyi konuştuğumuz andaki tabloyu göstermek istediğini söyleyerek çalıştayın yapıldığı gün Selahattin Demirtaş ve gazeteci Akın Atalay’ın yargılandığı davaları hatırlattı. İHD ve DİSK’in kuruluş dönemindeki şartlardan bahseden Birdal, Vedat Aydın’ın İHD Genel Kongresi’nde Kürtçe konuşmasının salonda büyük tepkiye sebep olduğunu, katılımcıların yaklaşık yarısının salonu boşalttığını ve dernekten birçok istifanın yaşandığını hatırlatarak dünden bugüne Kürtçeye karşı tahammülsüzlük örneklerinden bahsetti ve bugünkü OHAL ortamında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: Yüzleşme, örgütlenme, uzlaşma, sivil itaatsizlik eylemlerinde bulunma…</p>
<p>Birdal’dan sonra konuşan gazeteci Faruk Balıkçı, 90’lı yıllardan bugüne gazetecilik tecrübeleri ve tanıklıklarından söz etti. 92 yılındaki Newroz’u izlemek üzere Cizre’ye gittiklerinde, otelden beyaz bayrakla çıkmış olmalarına rağmen üzerlerine ateş açıldığını ve dönemin Sabah Gazetesi muhabirinin vurularak öldürüldüğünü aktaran Balıkçı, dosyanın da mermi çekirdeği bulunmadığı bahanesiyle kapatıldığını söyledi. Balıkçı,  o zamanki gazetecilerin şimdikinden daha tehlikeli denebilecek haberler yaptığını ancak gazetelerin susturulmadığını, bugün haber yapmasa dahi kapatıldıklarını vurgulayarak sözlerini bitirdi.</p>
<p>Çalıştayın ikinci oturumunda Mustafa Özer, Selim Ölçer, Emin Aktar ve Necdet İpekyüz kişisel ve kurumsal faaliyetleri çerçevesinde geçmişten bugüne değerlendirmelerde bulundular. Geçmiş tecrübelerin bugünkü durumdan hiçbir fark olmadığını belirten Necdet İpekyüz, “sürecin en kötü yanı sistematik oluşudur. Eskiden sansür vardı şimdi ise tekelleşme mevcut” dedi. Selim Ölçer, OHAL’in keyfilik hali olduğunu vurgulayarak bu süreçten ancak dayanışma, inanç ve umut ile çıkılabileceğini belirtti.</p>
<p>Çalıştaya Hak İnisiyatifi adına katılan Şeyhmus Özbekli, Sivil Sayfalar için şu açıklamada bulundu: &#8220;Toplantının en genç üyesi olarak bundan önceki OHAL dönemlerini yaşamadım ama dinlediklerim ve bugün maruz kaldığım OHAL ile dinlediklerimi kıyaslayınca jenerasyon farkı kapanmış diyorum. OHAL sürecinin bize öğrettiği şeyler var. Evet, bir hak mücadelesi yürütüyoruz. Bu anlamda elbette yaptıklarımız suç teşkil etmiyor ve hak savunucularına baskı hukuki değil bir zulümdür. Ama öbür yandan zulüm dalgası karşısında tek tek durmak o rüzgarın sizi fazla etkilemesi demektir. O yüzden bu gibi toplantılar vesilesiyle zor zamanlarda insan hakları savunucularının birlikteliğinin ne derece değerli ve anlamlı olduğunu tekrar tecrübe ediyoruz. Bir aradayken aslında ne kadar güçlü olduğumuzu görme şansımız oluyor. Bizler farklılıklarımızla, aynılaşmadan da bir arada bulunup ortak hareket edebiliriz, etmeliyiz de. Hak savunuculuğunun dinamik bir alan olduğunu, aktarılan örnekleri bir daha hatırlayarak zor bir alan olduğunu ve bizim bu zorluk karşısında yeni stratejiler üretmek zorunda olduğumuzu bir kere daha hissettim. Umarım gücünü haktan alan hak mücadelesi zulmün karşısında hak ettiği sonucu elde eder. Bunun için bir araya gelmeye ve çabalamaya devam etmeliyiz…&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/22/diyarbakir-sivil-toplumu-cikis-ariyor/">Diyarbakır Sivil Toplumu Çıkış Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jul 2017 10:22:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Yargılanma Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Görmüş]]></category>
		<category><![CDATA[Dezenformasyon]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları savunucuları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Ölçer]]></category>
		<category><![CDATA[tutuklama]]></category>
		<category><![CDATA[Vahap Coşkun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16962</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan hakları savunucularının daha güvenli ve etkin çalışması için Büyükada’da toplanan farklı insan hakları kuruluşları temsilcilerinin tutuklanmasıyla ilgili devam eden süreç, geçmişte örneklerini sık sık yaşadığımız medyanın ‘operasyonel’ tutumunu sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Vahap Coşkun’un ‘hem savcı hem yargıç gibi davrandı” olarak özetlediği durumu, Alper Görmüş de, “İktidarlar değişiyor, medya yöneticileri değişiyor ama zihniyetler değişmiyor” olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/">Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan hakları savunucularının daha güvenli ve etkin çalışması için Büyükada’da toplanan farklı insan hakları kuruluşları temsilcilerinin tutuklanmasıyla ilgili devam eden süreç, geçmişte örneklerini sık sık yaşadığımız medyanın ‘operasyonel’ tutumunu sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Vahap Coşkun’un ‘hem savcı hem yargıç gibi davrandı” olarak özetlediği durumu, Alper Görmüş de, “İktidarlar değişiyor, medya yöneticileri değişiyor ama zihniyetler değişmiyor” olarak değerlendiriyor.</strong></p>
<p><span id="more-16962"></span></p>
<p>Büyükada’da insan hakları savunucularının altısının tutuklanmasıyla devam eden süreç; operasyonel medyanın yargı üzerindeki etkisinin geçmişten günümüze değişmediğinin bir örneği olarak kendini gösteriyor. Medyanın gizlilik kararı verilmiş bir davada bilgileri manipüle ederek yayınlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Gazeteci-Yazar Alper Görmüş,  &#8220;her şeyin zıvanadan çıktığı koşullarda&#8221; standartlar, kurallar, genel kabul görmüş uygulamaları ölçü olarak alıp, bunun  üzerinden eleştiride bulmanın aslında boş bir çaba olduğunu hatırlatarak,  “Şimdi ben kalkıp ciddi ciddi, üzerinde gizlilik kararı bulunan bir dosyanın unsurlarının medyada çarşaf çarşaf yayımlanmasının hiçbir standarta uymadığını söylesem ne olacak? Birileri de kalkıp, ‘Biliyoruz kardeşim fakat biz onları takmıyoruz, anlasanıza artık’ dediğinde, benim eleştirimin bir anlamı kalacak mı? Yine de söyleyeyim: Böyle bir pratik ortadayken, bu işlerin daha medeni bir biçimde yürüdüğü ülkelerde kimse böyle bir yargıya da, böyle bir medyaya da zerre kadar saygı duymaz. Söyledim ama bu da anlamsız: Şimdi de aynı kişiler kalkıp, &#8216;Biliyoruz kardeşim, biliyoruz ama onu da takmıyoruz&#8217; dediğinde benim eleştirim yine boşa düşmüş olacak” diye konuşuyor.</p>
<p>Gazeteciliğin en güzel tariflerinden birinin de, bu mesleğin temas ve mesafe mesleği olduğunun vurgulandığını belirten Görmüş, “Mesafe deyince de öncelikle sesi gür çıkanlara, başta da devlete karşı mesafe anlaşılır. Türkiye’de çok uzun bir süredir iktidarı destekleyen medya ile iktidar arasında herhangi bir mesafe kalmadı. Bugün, Cumhurbaşkanı herhangi bir alanda düşüncelerini radikal bir biçimde değiştirdiğini ilan etse, ertesi gün iktidarı destekleyen medya bir gün önce söylediklerinin tamamını unutup bu yeni politikanın savunucusu haline gelir. Bunun sayısız örneklerini yaşadık zaten. Kendi bakış açısı olmayan, her konuda iktidarın ne dediğine bakıp pozisyon alan bir medyadan söz ediyoruz. Dolayısıyla, somut örnek üzerinden gidersek: İktidarın daha baştan “Türkiye’ye tuzak kuran hainler” diye sunduğu bir olayda, bu damgayı seyreltebilecek herhangi bir bilginin medyaya “sızmasını” beklemek hayalcilik olur. Türkiye’de savaş koşullarının yaşandığı düşünülüyor. Medya, savaş koşullarında “düşmanın” savunmalarının kamuoyuna mal olmasına aracılık etmez!” diyor.</p>
<h4><strong> &#8220;</strong><strong>Türkiye’de medyanın antenleri de iktidardan gelecek sinyallere sonuna kadar açık ve sonuçta oradan da bir itiraz ya da eleştiri hâsıl olamıyor. Bütün bunlar sonuçta kilitlenmiş bir otoriter yapı doğuruyor”</strong></h4>
<figure id="attachment_16963" aria-describedby="caption-attachment-16963" style="width: 236px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-16963" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus.jpg" alt="" width="236" height="236" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus.jpg 1042w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-180x180.jpg 180w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-300x300.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-600x600.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/alper_gormus-320x320.jpg 320w" sizes="(max-width: 236px) 100vw, 236px" /><figcaption id="caption-attachment-16963" class="wp-caption-text">Gazeteci-Yazar Alper Görmüş</figcaption></figure>
<p>Cumhurbaşkanı’nın Almanya dönüşü konuyla ilgili açıklamalarının adalet mekanizması üzerindeki etkisini, “ Ülkenin cumhurbaşkanı böyle konuşunca, ülkenin savcılarının ve hâkimlerinin bağımsız karar verebileceklerini düşünmek zorlaşıyor” şeklinde yorumlayan Görmüş, “Yargı, bilhassa iddia makamına bakan yanıyla devletin bir parçası, Türkiye’de ise malum nedenlerle yargıçlar da kâh zorla kâh rızayla benzer bir pozisyonu paylaşıyorlar. Dolayısıyla onların, devletin başının gösterdiği istikametin dışına çıkmaları zor. Medya ise tanımı gereği devletin değerlendirmelerinden yargı gibi etkilenmemesi gereken bir kurum. Yargı devlete, medya topluma ait bir kurum ne de olsa&#8230; Fakat yukarıda anlatmaya çalıştığım nedenlerle Türkiye’de medyanın antenleri de iktidardan gelecek sinyallere sonuna kadar açık ve sonuçta oradan da bir itiraz ya da eleştiri hâsıl olamıyor. Bütün bunlar sonuçta kilitlenmiş bir otoriter yapı doğuruyor” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p>Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Vahap Coşkun da, dava avukatlarının <em>“Tutuklama kararından sonra anladık ki, zaten en başından verilmiş bir kararı biz gözaltısıyla, savcılığıyla, mahkemesiyle yaşamış olduk. Dolayısıyla hukuki bir süreçle de karşı karşıya değiliz”</em> şeklindeki açıklamalarını değerlendirirken, “Büyükada hadisesinin medyadan takip ettim. Bu olayda, ilk andan itibaren, hukuki olarak ikna edici hiçbir iddia göremedim. Komplolara dayanan, kendi içinde birçok çelişki barındıran ve neresinden tutsanız dökülen iddialarla hak savunucuları hedef alındı. Mesela, toplantının gizli olduğu, ajanlık/casusluk faaliyetleri içerdiği, yeni toplumsal kalkışmaları planlamak için düzenlendiği gibi absürt birtakım ithamlar dile getirildi. Ancak avukatların beyanatlarından anlıyoruz ki, emniyet ve yargı güçleri bu toplantıya ilişkin tek bir soru bile sormamışlar. Başka bazı konuları (İstanbul &#8216;Hayır&#8217; Meclislerindeki çalışmalar gibi) gündeme getirmişler, onlar üzerinden suçlamalarda bulunmuşlar. Hukuken temelsiz bir süreç yürütülüyor. Gaye, hak savunucularını sindirmek ve muhalif seslerin çıkmasını engellemektir” şeklinde konuştu.</p>
<h4><strong>&#8220;Evrensel hukuki teminatların silikleşmesi ya da devre dışı bırakılması, hak alanlarını daraltır ve herkesin özgürlüğünü küçümsenmeyecek bir tehlikenin içine atar”</strong></h4>
<figure id="attachment_16965" aria-describedby="caption-attachment-16965" style="width: 460px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-16965 size-full" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg" alt="" width="460" height="286" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1.jpg 460w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/273153Image1-320x199.jpg 320w" sizes="(max-width: 460px) 100vw, 460px" /><figcaption id="caption-attachment-16965" class="wp-caption-text">Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun</figcaption></figure>
<p>Davanın masumiyet karinesinin yerini “suçluluk karinesi” almaya başlamasının bir örneği olduğunu belirten Coşkun, “Suçu kesin bir mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğunu kabul eden ilke burada tersinden işletiliyor. Herhangi bir sebeple gözaltına alınan kişi önceden mahkum ilan ediliyor ve böylece tutuklanması meşrulaştırılıyor. ‘Ne olacak canım? İçeride kalsın biraz, suçu yoksa zaten bir süre sonra bırakılır’ denilerek, bireyin hiç yoktan özgürlüğünün elinden alınması meşrulaştırılıyor. Böylece hem masumiyet karinesi ve hem de tutuklamanın istisna olduğu ilkelerinin çanına ot tıkanıyor. Evrensel hukuki teminatların silikleşmesi ya da devre dışı bırakılması, hak alanlarını daraltır ve herkesin özgürlüğünü küçümsenmeyecek bir tehlikenin içine atar” uyarısında bulunuyor. Medyanın ve siyasetin davayla ilgili tutumlarından dolayı ‘adil bir yargılamadan’ söz edilemeyeceğini de vurgulayan Vahap Coşkun, davanın sivil toplum ve insan hakları savunuculuğu açısından da olumsuz sonuçları olacağını şöyle dile getiriyor: “Medya ve iktidar temsilcileri, Büyükada’da gözaltına alınan hak savunucularını peşinen suçladılar, akıl almaz suçlamalarda bulundular. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıyı yeni bir darbe girişimi ile ilişkilendirdi. İktidar medyasını ise, bu toz duman ortadan kalktıktan sonra sahiplerini utandırması kesin, bir sürü asılsız ve provokatif bilgi, iddia ve itham kapladı. Medya hem savcı, hem de yargıç gibi davrandı. Hem suçladı, hem cezasını kesti. İbretlik bir durum bu! İktidarı ve medyasıyla henüz bir yargılama yapılmadan insanların sırtlarını “suçlu” damgasını yapıştırmanın ve bunu bir kampanya olarak yürütmenin başlıca üç sonucu olur:</p>
<p>Bir, burada artık adil bir yargılanmadan söz edilemez.</p>
<p>İki, çarşaf çarşaf yapılan “ajan”, “casus”, “hain”, vb. haberler insan hakları savunucularının kişilik haklarına ve toplumsal saygınlıklarına yönelik büyük bir saldırıdır. Bir müddet sonra haklarındaki suçlamalar düşse bile, bu tahribatı gidermek çok güç olacaktır.</p>
<p>Üç, son dönemlerde hak savunucularına dönük bu tür operasyonların çoğalmasındaki murat, insan haklarına dair çabaları kriminalize etmektir. Hak ve özgürlükler üzerindeki baskılar artırılarak, bu alandaki çalışmaların azaltılması ve sivil toplum örgütlerinin kendi kabuğuna çekilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Mezopotamya Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selim Ölçer de, gidişatın insanları ürküten bir duruma geldiğini belirterek, “İnsan haklarını savunanların töhmet altında kaldığı, tutuklandığı günleri gördük, yaşadık geçmişte. Bunları geride bıraktığımızı düşünürken bugün, yine aynı şeyler yaşanıyor.  Yıllar önce birbirinden farklı bir çok insan,  demokrasi, çatışmasızlık, vicdan ve adalet eksenli bir toplum için bir araya geldi. Bugün insan hakları savunucularına saldırılar oluyorken, bazılarının hiç ses çıkarmayışı insanı hayrete düşürüyor. Ne oldu o vicdan meselesine? Adalet duygusuna ne oldu? Yıllardır bu mücadeleyi yapanlar olarak bu günlerin de eskidekiler gibi geride kalacağına inanıyorum. Ama bunun toplum üzerindeki tahribatı nasıl engellenecek? Asıl bunun üzerinde düşünmek gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/22/medyada-operasyon-gazeteciligine-devam/">Medyada &#8216;Operasyon Gazeteciliğine&#8217; Devam</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
