<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sehak arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/sehak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sehak/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jan 2020 19:09:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>sehak arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/sehak/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Edirne&#8217;de Hafıza Yürüyüşü ve Eğitimi Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/edirnede-hafiza-yuruyusu-ve-egitimi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Sep 2019 12:31:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[SEHAK]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank House]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[Hafıza Yürüyüşü eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42188</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK), merkezi Amsterdam’da bulunan Anne Frank House (müzesi) iş birliğiyle, Edirne’de Hafıza Yürüyüşü eğitimi gerçekleştiriyor. 3 gün sürecek eğitim için son başvuru tarihi 18 Eylül!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/edirnede-hafiza-yuruyusu-ve-egitimi-basvurulari-basladi/">Edirne&#8217;de Hafıza Yürüyüşü ve Eğitimi Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SEHAK’ın düzenlediği bu çalışma, eğitim odaklı yaratıcı bir video atölyesi olup, özellikle genç katılımcıların yaşam alanları ve bu alanların hafızası üzerine eleştirel bir bakış açısı kazanmalarını amaçlamakta. Hafıza Yürüyüşü eğitimi, mekanlara, olaylara ve tarihe dair farklı yaklaşımlar konusunda farkındalık arttırmanın yanı sıra, bu konudaki farklı yaklaşımlara eleştirel bakabilmeyi de teşvik ediyor.</p>
<p>Hafıza Yürüyüşü eğitiminde, katılımcılar mekân ve hafıza kavramlarına dair kuramsal bilgi ve video çekimine dair teknik bilgiler edinmenin yanı sıra, Hafıza Yürüyüşü eğitiminin metoduna da hâkim hale gelecekler. Üç günden oluşacak eğitim sürecinde katılımcılar bilgi edinmekle kalmayacak, aynı zamanda gruplar halinde yapacakları saha çalışması ile öğrendiklerini pratik olarak uygulama imkanına sahip olurken, günümüz toplumunda mekanların, toplumsal hafıza bağlamında anlamı üzerine düşünecek ve yapacakları saha çalışması ile toplumsal hafızayı yakından araştırma fırsatı elde edecekler.</p>
<p>Gerçekleştirilecek Hafıza Yürüyüşü eğitiminde katılımcılar sadece konuya ilişkin araştırma becerilerini geliştirmekle kalmayıp, aynı zamanda video klip çekme ve sokakta insanlarla toplumsal meseleler üzerine söyleşi yapma yeteneklerini de kazanacaklar. Hafıza Yürüyüşü eğitiminin sonunda katılımcıların, uzmanlar eşliğinde üretecekleri kısa video klipler aracılığıyla mekân ve toplumsal hafızaya dair bir tartışma tetikleyebilmeleri hedeflenmekte.</p>
<h5><strong><span style="font-size: large;">Anne Frank’ın Yaşam Öyküsü Üzerinden Temel </span></strong><strong><span style="font-size: large;">Haklar ve Demokratik Değerler Öğretimi</span></strong></h5>
<p><strong>» Atölye çalışması ve Hafıza Yürüyüşü eğitimine kısa bir bakış:</strong></p>
<p>• Toplam 16 kişi ile bir araya gelecek,</p>
<p>• 3 günlük eğitim boyunca konunun uzmanlarından eğitim alacak,</p>
<p>• Mekân ve hafıza üzerine bilgi dağarcığınızı genişletecek,</p>
<p>• Kısa film çekiminin nasıl yapılacağını öğrenecek (kamera, ses, kurgu, montaj),</p>
<p>• Diğer katılımcılarla bilgi ve düşünceleri paylaşacak ve tartışacak,</p>
<p>• Edirne’deki seçilmiş mekanları ziyaret ederken, kültür mirası konusunda bilgilenecek,</p>
<p>• Saha çalışması sırasında sokak röportajı yapmayı deneyimleyecek,</p>
<p>• …ve eğitimin sonunda kurgusundan, çekim ve montajına varıncaya dek tüm aşamalarına katkı verdiğiniz, belgesel niteliğinde kısa bir film oluşturulması sürecinin parçası olacaksınız.</p>
<p><strong>» Kayıt ve Katılım Koşulları:</strong><br />
• Eğitimden yararlanabilecek kişi sayısı sınırlı olduğundan yapılan değerlendirmelerde, katılımcıların toplumsal konumları ve kimlikleri itibariyle (yaş, toplumsal cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik, vb.) eşit dağılımı gözetilmektedir,</p>
<p>• Katılım için özel yeteneklere sahip olmak gerekli değildir; ancak, video çekimleri, ses ve kurgulama konularında bilgi ve deneyim sahibi iseniz, lütfen bunu başvuru formunda belirtin.</p>
<p><strong>» Katılımcı seçiminde aşağıdaki kıstaslar göz önüne alınmaktadır:</strong><br />
• Başvuru formunu eksiksiz ve açıklayıcı bir şekilde doldurmak,</p>
<p>• Başvurunun, eğitim amaç ve hedefleri (Hafıza Yürüyüşü) ile uyumlu olması,</p>
<p>• Eğitime 3 gün boyunca katılabilecek olmak,</p>
<p>• Kısa video çekimi, yapımı ve kurgulanması gibi konularda meraklı ve istekli olmak (özel bir bilgi gerekmiyor),</p>
<p>• İnsan hakları konusunda duyarlılık sahibi olmak.</p>
<p>Edirne ve çevresindeki illerde ikamet edenler, katılımcıların seçiminde önceliklidir.</p>
<p><strong>» Önemli not: </strong>Edirne dışından başvuranlar, konaklama ve ulaşım masraflarını kendileri karşılayacaktır. Katılım ücretsiz olup, katılımcıların tüm programa katılımları zorunludur. Aksi takdirde başvurular reddedilecektir.</p>
<p><strong>» Hafıza Yürüyüşü Programı:</strong><br />
<strong>• Tarihler:</strong><span style="font-size: small;"> </span>Eğitim, 27-28-29 Eylül 2019, cuma, cumartesi ve pazar günlerini kapsayan üç günden oluşmaktadır. Eğitimin üç gününe de katılmak zorunludur.</p>
<p><strong>• Çalışma saatleri:</strong><span style="font-size: small;"> </span>10.00 – 19.00 arasıdır.</p>
<p><strong>• Yer:</strong><span style="font-size: small;"> </span>Eğitim çalışmaları Edirne’de gerçekleşecek, gerekli ayrıntılar seçilen katılımcılara bildirilecektir.</p>
<p><strong>» Başvuru ve Değerlendirme Süreci Hakkında:</strong><br />
<strong>• Son Başvuru Tarihi:</strong><span style="font-size: small;"> </span>18 Eylül 2019, Çarşamba<br />
<strong>• Sonuçları Açıklanma Tarihi:</strong><span style="font-size: small;"> </span>20 Eylül 2019, Cuma</p>
<p>Etkinliğe katılabilmek için aşağıdaki linkte yer alan başvuru formunu en geç 18 Eylül 2019 tarihine kadar online olarak doldurmak gereklidir. Bu tarihten sonra yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır.</p>
<p><strong>» Önemli not:</strong><span style="font-size: small;"> </span>Programın tümüne katılanlara Katılım Sertifikası verilecektir.<br />
<strong>» Başvuru formu:</strong><span style="font-size: small;">  <a href="http://bit.ly/2zqLdX9" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://bit.ly/2zqLdX9&amp;source=gmail&amp;ust=1568448629576000&amp;usg=AFQjCNGPobn2k-NGJ81AckhITWJ6dq9euw">http://bit.ly/2zqLdX9</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/13/edirnede-hafiza-yuruyusu-ve-egitimi-basvurulari-basladi/">Edirne&#8217;de Hafıza Yürüyüşü ve Eğitimi Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Teoriden Mücadeleye Müşterekler Siyaseti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/teoriden-mucadeleye-musterekler-siyaseti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Dec 2018 07:50:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Müşterekler Siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[su hakkı kampanyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müşterekler son yıllarda toplumsal hareketler içerisinde giderek yaygın olarak tartışılan bir kavram. Türkiye'de de Gezi Direnişi sonrasında daha büyük bir ilgi çektiği görülüyor. 2010 yılından beri Su Hakkı Kampanyası sırasında biriktirilen deneyimlerden yola çıkılarak bu yıl Müşterekler siyaseti üzerinde derleme bir yayın hazırlandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/teoriden-mucadeleye-musterekler-siyaseti/">Teoriden Mücadeleye Müşterekler Siyaseti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yayının Türkiye&#8217;de müşterekler siyasetine ilgi duyanlar için hem toplumsal hareketlere odaklanan bir yayın olması hem de antikapitalist mücadeleyi öne çıkarması açılarından faydalı olması bekleniyor.</p>
<p>Muaf Kadıköy&#8217;de gerçekleştirilecek kitap lansmanında kitapta makaleleri bulunan yazarlardan bazıları konuşmacı olacaklar. Begüm Özden Fırat, Can Irmak Özinanır, Fırat Genç ve Umut Kocagöz&#8217;ün yer alacağı lansmanda kitabı da ücretsiz olarak edinebileceksiniz.</p>
<p>Konuşmacılar: <strong>Begüm Özden Fırat</strong>, <strong>Can Irmak Özinanır</strong>, <strong>Fırat Genç</strong> ve <strong>Umut Kocagöz</strong></p>
<p>Tarih: <strong>9 Aralık 2018, Pazar</strong></p>
<p>Saat: <strong>14:00</strong></p>
<p>Yer ve adres: <strong>Muaf Kadıköy</strong> &#8211; Osmanağa Mahallesi Kırtasiyeci Sokak No:15/A, 34722 İstanbul</p>
<p>Google Haritalar linki: <a href="https://goo.gl/maps/ZX2FeiPdVa62%20%C2%A0" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://goo.gl/maps/ZX2FeiPdVa62%2520%25C2%25A0&amp;source=gmail&amp;ust=1544166997732000&amp;usg=AFQjCNGLOZI1GCLQ99RpEttKCoyiHKznZg" data-saferedirectreason="5">https://goo.gl/maps/<wbr />ZX2FeiPdVa62 </a>.</p>
<p>Facebook etkinlik sayfası: <a href="https://www.facebook.com/events/988729714658275/" target="_blank" rel="noopener noreferrer" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.facebook.com/events/988729714658275/&amp;source=gmail&amp;ust=1544166997732000&amp;usg=AFQjCNEX4mUIjdxYIEFFALttewzVu-c1hw">https://www.facebook.<wbr />com/events/988729714658275/</a></p>
<p>İletişim: 0533 447 9709</p>
<p><strong>Kitabın içeriği:</strong></p>
<p>Bülent Duru &#8211; Müşterekler Nedir? Doğal, Kentsel, Sosyal Müşterekler ve Kentsel Toplumsal Hareketlere Etkileri Üzerine</p>
<p>Aykut Çoban &#8211; Ekolojik Ortaklaşımlar (Müşterekler) Çitleme ve Türkiye&#8217;de Uygulanan Politikaları</p>
<p>Ümit Akçay &#8211; Kapitalizmin Krizi ve Müşterekler</p>
<p>Begüm Özden Fırat &#8211; Küresel Hareket Döngüleri ve Müşterekleştirme Hareketleri</p>
<p>Fırat Genç &#8211; İstanbul&#8217;da Kentsel Muhalefet ve Müşterekler Politikası</p>
<p>Can Irmak Özinanır &#8211; Dayanışma Akademileri Müştereklerin Neresinde Duruyor?</p>
<p>Lülüfer Körükmez &#8211; Göçmen Dayanışma Hareketlerini Müşterekler İçinde Düşünmek</p>
<p>Umut Kocagöz &#8211; Gıdanın Müşterekler Siyaseti</p>
<p>Özdeş Özbay &#8211; Suyun Müşterekler Siyaseti</p>
<p>Luke Stobart &#8211; Barselona&#8217;da Müşterekler Deneyi</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/06/teoriden-mucadeleye-musterekler-siyaseti/">Teoriden Mücadeleye Müşterekler Siyaseti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEHAK Anne Frank İle İzmir&#8217;de</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/23/sehak-anne-frank-ile-izmirde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Oct 2018 11:17:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank]]></category>
		<category><![CDATA[holokost]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[SEÇBİR]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Birimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31769</guid>

					<description><![CDATA[<p>SEHAK, 2017 yılı Ocak ayından bu yana sürdürmekte olduğu “Anne Frank’ın hayat öyküsü üzerinden temel insan hakları ve demokratik değerler öğretimi” projesi kapsamında daha önce İstanbul’da gerçekleştirdiği Anne Frank sergisi ve Holokost eğitimlerini geçtiğimiz hafta İzmir’de gerçekleştirdi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/23/sehak-anne-frank-ile-izmirde/">SEHAK Anne Frank İle İzmir&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">18 Ekim günü, İzmir Kemeraltı’ında bulunan tarihi Portekiz Sinagogu’nda yoğun bir katılımla açılışı yapılan, Anne Frank’ın hayat öyküsünü ve II. Dünya Savaşı yıllarını konu edinen sergi, 28 Ekim tarihine dek ziyaretçilere açık olacaktır. </span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-31770" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/DSC01240-1-320x180.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürdüğü proje dahilinde Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Birimi (SEÇBİR) uzmanları tarafından hazırlanan Holokost’a dair özgün ders modüllerinin eğitimini de vermekte olan SEHAK, 20 Ekim’de eğitmenleri, 21 Ekim’de ise üniversite öğrencilerini ders modülleri ile tanıştırarak Holokost ve insan hakları eğitimlerini bu kez de İzmir’de gerçekleştirdi. Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kenan Çayır, tarih öğretmeni Ayşe Alan, antropolog Işıl Demirel ve SEHAK eğitmenlerinden Özden Dönmez tarafından iki gün boyunca verilen eğitimlerde, seçilen 40 katılımcı proje dahilinde üretilmiş özgün ders modülleri ile tanıştı. Holokost’a dair süreç, arka plan ve zihniyeti anlatmanın yanı sıra tarihe eleştirel bakabilen eğitmen ve öğrenciler yaratmayı hedefleyen ders modülleri, Holokost’a dair Türkiye’de üretilen ilk eğitim malzemesi olması sebebiyle de çok sayıda katılımcıdan talep görmektedir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/23/sehak-anne-frank-ile-izmirde/">SEHAK Anne Frank İle İzmir&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Müşterekler Siyaseti’ Kadıköy’de Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/musterekler-siyaseti-kadikoyde-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Tuba Öcek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Sep 2018 08:35:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Müşterekler Siyaseti]]></category>
		<category><![CDATA[Müşterekler Siyaseti İçin Aktivistler Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[su hakkı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) 15 Eylül’de Kadıköy’de “Müşterekler Siyaseti İçin Aktivistler Buluşması” düzenledi. Açılış konuşmasını ve moderatörlüğünü Su Hakkı’ndan Özdeş Özbay’ın yaptığı toplantıya Kadıköy Kent Konseyi’nden İkbal Polat, Müştereklerimiz aktivisti Fırat Genç, Su Hakkı Kampanyası’ndan Nuran Yüce ve 350.org’dan Efe Baysal katıldı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/musterekler-siyaseti-kadikoyde-bulustu/">‘Müşterekler Siyaseti’ Kadıköy’de Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Üç oturum şeklinde gerçekleşen aktivistler buluşmasında müşterekler siyasetinin tarihsel gelişiminin yanı sıra Türkiye’de ve dünyada müşterekler hareketinin deneyimleri tartışıldı. Ayrıca kentin müşterek olarak nasıl tahayyül edilebileceği, iklim ve su krizinin boyutları, kentsel mücadelelerin önemli parçalarından biri olan su hakkı ve dünya genelinde müşterekler siyasetine kapı aralayan yeni belediyecilik deneyimleri tartışıldı.</span></p>
<p><b>Müşterekler insan türünün varlığını sürdürmesi açısından elzem</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentin bir müşterek olarak kurgulandığı ilk oturumda  yazar ve çevirmen Fırat Genç müşterekler konusunu kavramsal olarak açıkladı. Genç, “Müşterekler İngilizce’deki ‘commons’ kavramının Türkçe’deki karşılığı. Yarıca ortak, ortak alan ve ortak varlıklar demek. Literatürde ise ortak zenginlikler olarak geçiyor. Müşterekler herkese ait olan dolayısıyla hiç kimseye ait olmayan olarak tanımlanıyor. Bu tanım ilk evrede su, göller, nehirler, ormanlar ve hava gibi doğal varlıkları akla getiriyor. Bunlar insan türünün biyolojik varlığını sürdürmesi açısından elzem. Bunlara erişimin kısıtlanmamış olması gerekir ki insan türü olarak biyolojik varlığımızı sürdürebilelim.”  diyerek müştereklerin önemine dikkat çekti.</span></p>
<p><b>Müşterekler doğal varlıklarla sınırlı değil</b></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30710" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08389-320x212.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müşterekler kavramının ilk olarak doğal varlıkları akla getirmesini eksik bir tanımlama olarak değerlendiren Genç, “İşin içerisine doğal varlıklar gibi anında tespit edemeyeceğimiz unsurları da katmak gerekiyor. Bunlara insanlığın kolektif yaratıcılığının maddi ve gayri maddi ürünleri de diyebiliriz. Böyle tanımladığımızda işin içerisine bir park da girer, meydan da girer, kentsel altyapı sistemleri dediğimiz kanalizasyon ve elektrik sistemi gibi şeyler de girer. Müşterek olarak ürettiğimiz sistemler bunlar. Bilginin kendisini de müşterek olarak düşünmek mümkün. Dolayısıyla interneti de. Tarihi ve kültürel miras gibi daha soyut şeyleri müşterek olarak düşünmek mümkün.” diyerek müşterek tanımını genişletti. Genç, “Kentler yaratıcılık, dayanışma, karşılıklılık ve güven gibi birtakım değerler üzerine kurulmuş ve bu kolektif edimler üzerinden varolan alanlardır. Kentleri var eden şey ortak müşterek yaratıcılığımız esasında</span><b>.</b><span style="font-weight: 400;"> Kentlerde parklar ve meydanlar gibi birtakım müştereklerden bahsetmek mümkün. Bazen elle tutamayacağımız birtakım ilişkiler ağı da olabilir. Mesela insanların Emek Sineması etrafında birtakım tarihsel, kültürel hafızamıza sahip çıkmaya çalışması bir müştereğin sahiplenilmesi anlamına geliyor.” dedi.</span></p>
<p><b>Orman olduğu yerde, su durduğu yerde müşterek değil: Piyasa ilişkilerinden özerk kaldığı sürece müşterek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her şeyin müşterek olmadığını ve bazı kısıtlar koymak gerektiğini vurgulayan Müştereklerimiz aktivisti Genç’e göre bir şeyi müşterek yapan nokta piyasa süreçlerinden bağımsız ve özerk olabilmesi. Bunu Marx’ın Odun Hırsızlığı makalesinde verilen Almanya’daki orman alanlarının müşterek olma vasfını kaybetmesi örneğine atıfta bulunarak açıklayan Genç, “Orman alanları Alman köylüsünün gidip yakacağını ve günlük yiyeceğini elde ettiği yerdir. Köylünün piyasa dışında günlük geçimini sağlamasını mümkün kılan unsurlar ormanda olduğu için ormanın kendisi müşterektir. Orman olduğu yerde müşterek değildir. Su durduğu yerde müşterek değildir. Ancak piyasa ilişkilerinden özerk kaldığı, piyasa ilişkileri dışında ilişki ve pratikleri mümkün kıldığı ölçüde müşterek olabilir. ” diye belirtti.</span></p>
<p><b>Türkiye’nin</b> <b>2000’leri müşterek olanların çitlenmesi üzerine kurulmuş bir tarihsel bir dönem</b></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30711" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08393-320x212.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin 2000’lerini değerlendiren Genç şu şekilde konuştu: Çitlemeler ve müşterek meselesi sadece tarihe özgü birşey değil. Sürekliliği olan bir şey. Bu Türkiye açısından çok bariz. Çünkü Türkiye’nin 2000’leri esasında müşterek olanların çitlenmesi üzerine kurulmuş tarihsel bir dönem. 2001 ekonomik krizi sonrasında hayata geçirilen inşaat ve enerji üzerine kurulan ekonomik büyüme modeli birtakım müştereklerin sürekli olarak çitlenmesi üzerinden kendini var eden bir model. Devletin bu dönemde yasal ve idari anlamda kendini yeniden yapılandırması bunu mümkün kılan şey oldu. </span></p>
<p><b>Mahalle de müşterektir</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genç ayrıca 2005-2011 arasında yoksul mahallelerdeki ve gecekondu mahallelerindeki kentsel dönüşüm projelerine karşı ortaya çıkan direnişin önemli bir kentsel muhalefet örneği teşkil ettiğine işaret etti. Buna göre rant baskısı altında olan ama piyasa ilişkilerinin giremediği Ayazma, Başıbüyük ve Sarıyer gibi kent çeperindeki gecekondu mahallelerinin yanı sıra Sulukule, Tarlabaşı, Süleymaniye gibi kent içerisindeki yoksul mahallelerde devletki eksik piyasalaşma, metalaşma süreci kentsel dönüşüm projeleri üzerinden kurgulandı. Bu da mahalle dayanışma dernekleri üzerinden bir direnişe sebep oldu. Temel gayeleri yerinde dönüşümdü. Yani ahali orda kalsın, parkları dursun, yerinden edilmesin. Mahalle mahalle olarak varlığını koruyabilsin. Şöyle bir tür söylemsel bir repertuar kuruldu. “Mahalle hepimizindir. Bizi var eden şey mahalledir. Mahalle müşterektir.” Çünkü bu yoksul halkı -ki esasında İstanbul’un işçi sınıfından bahsediyoruz- İstanbul’da var kılan ilişkiler o mahallede olmaktan kaynaklanmaktadır. </span></p>
<p><b>Gezi bir müşterek siyaset örneği</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30712" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08396-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazar Genç’e göre Gezi bir kentsel müştereğin savunusu ve aynı zamanda bir müşterekleştirme faaliyeti. Genç, “Gezi Parkı dediğimiz şey bir toplumsal ekolojik zenginliğin savunusuydu herşeyden önce. Gezi Parkı’nın kendisi müşterek. Çünkü kentlilerin piyasa dışında kalabilmiş bir alanda birbirleri ile karşılaşmasını mümkün kılan bir yerdi.” dedi. Genç, ayrıca “Yerlerin temizlenmesinden, yiyeceğin örgütlenmesine, kütüphanenin kurulmasına kadar iki hafta boyunca Gezi’de kurulan hayatı da müşterekleştirme faaliyeti olarak düşünebiliriz. Çünkü bugünkü toplumsal ilişkilerden farklı, başka türlü ilişkiler bütünü kurabileceğimizi gördük ve deneyimledik. Paranın dolaşmadığı, karşılıklı güven ilişkisi üzerine kurulmuş, özyönetim anlayışı üzerine kurulmuş bir ilişkiler ağının uygulanabilir olduğunu gördük.” dedi.</span></p>
<p><b>Kent konseylerinin görevi müşterekleri korumak</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kenti bir müşterek olarak kurgulamanın tartışıldığı oturumda Kadıköy Kent Konseyi’nden İkbal Polat, başta kent konseyleri olmak üzere yerel yönetimlerle müşterekler arasındaki ilişkiye değindi. Müşterekler kavramının kent konseylerinin görev alanına girdiğini belirten Polat, “Müşterekler kavramının çıkışı ve gelişimi ile sürdürülebilirlik kavramının çıkışı ve gelişimi çok paralel seyrediyor. Kent konseylerinin çıkışı da sürdürülebilirlik üzerinden şekilleniyor. Yönetmelikte kent konseyinin görevlerine baktığımız zaman orda müşterekleri görüyoruz. Orman ve su alanlarının, su varlıklarının, doğal ve kültürel mirasın korunması gibi temel, ortak ve doğal varlıkların korunması ve bunların güvenceye alınması kent konseylerinin temel görevleri.” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><b>1000 civarında belediye başkanımız görevi ihmal içinde</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30713" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08400-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kent konseylerinin çıkış noktasının 1996’da İstanbul’da gerçekleşen Habitat II Konferansı’nda belirlenen Yerel Gündem 21 Projesi’nin sonucu olduğunu söyleyen Polat, “Belediye Kanunun 76. Maddesi’ne göre tüm yerel yönetimlerin kent konseylerini kurarak, o kentteki sivil toplum başta olmak üzere tüm aktörleri bir araya getirip kentin öncelikli gündemlerini sürdürülebilirlik esası üzerinden bir program oluşturması görevi var. Bu konseyler tarafından orman alanları, kamusal alanlar, sulak alanlar gibi ortak alanların korunması gerekiyor. Bunun yanısıra kentlerde yönetişim ve sivil toplumun güçlenmesi de bu konseylerin görevi.” dedi. Polat ayrıca, “Türkiye’de 1300 belediye var ancak 285 kent konseyi var. 1000 civarı belediye ve belediye başkanımız  görevi ihmal içinde. Hala bu konseyleri kurmayanlar var. Geri kalan 285’inin ise çoğunun kendine ait mekanı yok, bağımsız değil, pek çoğu o belediyenin reklam aracı gibi. Müştereklerin korunması üzerine bir çalışma yapamıyor maalesef.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polat, Kadıköy Kent Konseyi olarak Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın özelleştirilmesine karşı sürdükdükleri mücadeleyi anlattı. Kalamış’taki mahalleli, Kadıköy’de sivil toplum kuruluşları, başta belediye olmak üzere çeşitli kamu kurumları, meslek odaları ve üniversiteler ile birlikte karşı oradaki kamusal alanın kamusal alan olarak kalması için mücadele verdiklerinden bahseden Polat, “Kent konseyleri bu anlamıyla bir kamusal alanın yeniden inşası, oradaki sivil toplumun güçlenmesi, mahallelilik ilişkilerinin gelişmesi,  yerel yönetimlere katılım ve yönetişim süreçlerini işletebileceğimiz önemli zeminlerden bir tanesi.” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><b>İklim değişikliği insanlık tarihi boyunca var </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Fosil yakıtların iklim krizini derinleştirdiğine dikkat çeken Baysal, fosil yakıtlara odaklanmak konuyu kaçırmak olduğunu söyledi. Baysal, “Sadece fosil yakıtlar değil bu sistemik mantık nasıl iklim krizini derinleştiriyor bunu da artışmaya açmak gerekiyor. Bunun izdüşümlerini kent ölçeğinde çok net görebiliyoruz. Kentler büyüdükçe, azmanlandıkça tüketim mabetleri haline geldikçe gerek enerji ihtiyaçlarından gerek doğal kaynak ihtiyaçlarından dolayı iklim krizini derinleştiriyor.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">350.org’dan Efe Baysal iklim değişikliği ve küresel ısınmanın tarihini anlattı. Baysal, “İklim değişikliği dediğimiz mevzu sadece 19. yüzyılda Endüstri Devrimi ile başlayan bir süreç değil. İnsanlık tarihi boyunca hatta ondan önce gezegenimizin belli başlı dönemler içinde iklim değişikliği yaşadığını biliyoruz. İklim değişikliği bütün gezegeni etkileyecek şekilde de olabilir, bölgesel de olabilir.”  dedi. Buna kanıt olarak Nusaybin’de bulunan 4000 yıllık Akad kil tabletini gösteren Baysal, Akad uygarlığının Bereketli hilal denilen su ve doğal kaynakları zengin bir bölgede kurulduğunu biliyoruz. Bu uygarlığın çökme sebeplerinden biri de bölgesel iklim değişikliği. Kil tableti de bunu belirtiyor. Tablette ilk kez koca arazilerden tahıl alınamadığı, sulak arazilerden balık çıkmadığı, bulutlardan yere damla düşmediği,  bir paraya çeyrek şişenin yarısı kadar yağ ya da tahıl alınabildiği, insanların aç olduğu yazıyor.” dedi. Nusaybin’deki kil tabletinin geçmişten gelen bir uyarı olduğunu vurgulayan Baysal, “İklim değişikliği zaman zaman bölgesel ve küresel ölçekte hep insanlık tarihi ile var olmuş. Şayet önlem almazsak, gelecekten belki bir distopyatik diyebileceğimiz bir sahneyi yaşayabiliriz.” dedi.</span></p>
<p><b>Sınır 350</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30714" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08399-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin ana sebebinin atmosferdeki sera gazları olduğunu ifade eden Baysal, 650 bin yıl öncesinden günümüze kadar atmosferdeki karbondioksit miktarlarını açıkladı. Buna göre 1950 yılına kadar atmosferdeki karbondioksit miktarı 300 ppm sınırını geçmiyor. Bu tarihten itibaren hızlı bir şekilde yükselen bu oran Mayıs 2018’de  411’e ulaşıyor. Baysal, “Sera gazları atmosferde yoğunlaştıkça ısınma artıyor, küresel ısınma gerçekleşiyor, azaldıkça buzul çağlarına dönmeye başlıyoruz. Hep bir dalgalanma var. Ancak 1950’de ivme kazanıyor. Bu ivmenin ana sebebi insan faaliyetleri. Endüstri devrimi ile beraber gitgide atmosferde sera gazlarının artması ve yoğunlaşması ile birlikte  milyon parçacıktaki karbondioksit oranının yükseldiğini görüyoruz. Mayıs 2018 itibariyle bizler 411 ppm rakamını görmüş durumdayız. Bilim insanlarına göre insanlık uygarlığını devam ettirebilmek için milyon parçacıktaki karbondioksit oranı maximum 350. 350’nin üzeri bizi tehlikeye sokuyor.” diyerek 350 org. ismiyle bu bilimsel gerçekliğe dikkat çekmeye çalıştıklarını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel ısınma seviyesinden de bahseden Baysal, “Bilim insanlarına göre küresel ısınmayı ekolojik eşiklerin ve iklim eşiklerinin aşılmadığı bir seviyede tutmak istiyorsak bu maksimum 1,5  C düzeyinde olmalı. 2 dereceyi geçtiğinde kontrol edilemeyen noktalara bizi götürebilir. Küresel ısınmayla mücadele etmek için 90’ın üzerinde ülke Paris İklim Anlaşması’nı imzaladı, ancak Türkiye hala imzalamadı.” dedi. Baysal, “Bu anlaşma çerçevesinde imzacı ülkelerin sera gazı salınımlarını nasıl yapacaklarını ve nasıl müdahele edeceklerini gösteren taahhütleri toplayınca çıkan rakam Endüstri Devrimi öncesine göre 3,5 ile 3,7 arasında. Bilim insanlarının bahsettiği seviyeden fazla. Bugünlerde aşağı yukarı 1 derece ısınmış durumdayız. Bugün iklim açısında dünya cehennemi yaşadı. Japonya’yı vuran soğuk hava dalgaları, Avrupa’yı vuran sıcak hava dalgaları, Yunanistan’da kontrol edilemeyen yangınlar, Amerika’da benzer olaylar. İsveç’te bile başlayan yangınlar. Gelişmiş ülkelerden bahsediyoruz bir yandan. Orman canlılarının ve insanların yok olması, bir yanda kentlerin tahribatı var.” diyerek iklim krizinin tüm canlıları nasıl etkilediğini anlattı.</span></p>
<p><b>Doğal afetlerde 30 yılda yüzde 200’den fazla artış var</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği dünyada yaşanan afetleri de etkiliyor. Baysal, “İklim krizi derinleştikçe ‘doğal afetler’de bir artış olduğunu benzer görebiliyoruz. 1971-1980 arası raporlanan afet 743 iken 2001-2010 arasında bu sayı 3496’ya çıkıyor. Yani yüzde 200’den fazla bir artış görüyoruz.” diyerek 2010-20 arası bu sayı ne olacağını merakla beklediklerini dile getirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentleşme pratikleri de iklim krizini derinleştiren unsurlarından biri haline geliyor. Baysal, “Dünya nüfusun yarıdan fazlası yani yüzde 54’ü kentlerde yaşıyor. Kentleşme pratiği 21. yüzyılda çok ciddi bir şekilde artmış durumda. 1950’de 746 milyon kişi kentte yaşarken bugün bu sayı 4 milyara yaklaştı. Küresel ölçekte kentler doğal kaynak tüketiminin yüzde  75’inden, enerji kullanımının yüzde 60 ila 75’inden ve sera gazı salınımlarının yüzde 71’nden sorumlu haldeler. Kentlerin arkasındaki itici güç inşaat sektörü de bütün suyun yüzde 40ı’ndan, orman ürünlerinin yüzde 70’inden, enerjinin yüzde 45’inden sorumlu halde. Kentlerin giderek azmanlaşması, etraflarındaki doğal kaynakları, ormanları, suyu, taşı ve havayı sömürmesi gezegenimize çok iyi gelmiyor. “ dedi. Baysal, “Tüketim mabetleri ve ekonomik büyümenin merkezi olan kentleri besleyebilmek, su kaynaklarına ve enerjiye ulaşmak için kentlerin yayıldığını ve genişlediğini görüyoruz. İstanbul su ihtiyacını kendi sınırlarını aşıp 185 km öteden Melen’den karşılıyorsa kentin su kıtlığı olmakla beraber bir başka alandaki müştereği çekmiş oluyorsunuz.” dedi. </span></p>
<p><b>İklim krizi en fazla su üzerinden oluyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su Hakkı’ndan Nuran Yüce dünyada ve Türkiye’deki su krizi ve mücadelelerinden bahsederek iklim krizinin su ile ilgili olduğuna dikkat çekti. Yüce, “Su bu gezegen içinde yaşamsal öneme sahip. Doğal afetler içinde seller çok fazla. Kasırga fırtınalarının şiddetlenmesinin nedeni okyanus sıcaklığının artmasıdır. Başlı başına kuraklık su ile ilgilidir. İklimin düzenleyicisi su. İklim değişikliğinden en fazla etkilenen ve bizim etkisini en fazla hissettiğimiz mevzu su. Deniz seviyelerinin yükselmesi, yağmurun istenilen dönemlerde değil çok kısa ve şiddetli yağması.” Dedi. </span></p>
<p><b>Su meselesini bir çevre meselesi değil</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-30715" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/09/DSC08414-320x212.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su Hakkı Kampanyası olarak 2010 yılından beri bu alanda mücadele verdiklerini belirten Yüce, “Asla su meselesini çevre meselesi olarak görmüyoruz. Su meselesi diğer çevre meselelerinde olduğu gibi kapitalizmden kaynaklı, neoliberal politikaların derinleştirdiği ve bir mevzu. Su krizinin temel sebebi kapitalizmin temel işleyişi ve kapitalizmin krizine çözüm olarak sunulan neoliberal politikalardır.” dedi.</span></p>
<p><b>Su hakkı mücadelesi geniş bir alan</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su hakkı mücadelesinin kapsamından bahseden Yüce, “Su hakkı mücadelesi dediğimizde oldukça geniş bir kavramdan bahsediyoruz. Kentteki insanların içilebilir nitelikteki suya erişebilmesi, aynı zamanda ekonomik olarak da erişebilmesi su hakkı mücadelesinde yer alıyor. Su varlıkların tükenmesi ve kirlenmesine yol açabilecek her türlü projeler, enerji projeleri, nükleer, termik ve jeotermal santraller, madencilik ve petrol boru hatlarına karşı su hakkını korumak için verilen mücadeleler. Suyun kıt olduğu yerlerde suyun çekilmesine karşı mücadeleler. Suyun yaşam hakkını savunan mücadeleler.” diye belirtti.</span></p>
<p><b>Su hakkı mücadeleleri İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra başladı</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Su hakkı mücadelelerinin tarihini aktaran ve dünyadaki örneklerine değinen Yüce, “Mücadeleler İkinci Dünya Savaşı sonrası kalkınmanın, modernleşmenin ve dünyaya hükmenin aracı olarak ifade edilen barajlar ile başladı. 20. yüzyılın sonunda 140 ülkede 45 bin büyük baraj vardı. Barajlar büyük göç dalgası yarattı. Hindistan Narmada Vadisi ilk baraj karşıtı hareket. 30 büyük baraj, 130 orta ölçekli baraj ve75 bin kilometrelik sulama kanallarını kapsayan Narmada Kalkınma Projesi 1979  yılında planlandı. Buna karşı yerlerinden yurtlarından edilecek insanlar uluslararası bir kampanya düzenledi. Hükümet eylemlerini yasakladı, ciddi bir şekilde bastırdı. Ancak bu Dünya Bankası’nın projeden desteğini çekmesine sebep oldu. Bu o dönemde büyük bir adımdı.” diye konuştu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/20/musterekler-siyaseti-kadikoyde-bulustu/">‘Müşterekler Siyaseti’ Kadıköy’de Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Konuşmak bir isyan başlangıcı değil aslında, suskunluk geleneğinin bir yıkımı!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/18/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/18/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Jul 2017 17:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-semitizm]]></category>
		<category><![CDATA[Avlaremoz]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Işıl Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar Korucu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'deki Yahudiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Işıl Demirel ile üç bölümden oluşan bir röportaj dizisinin sonuna geldik. İlk bölümde Trakya Pogromu&#8217;nu, ikinci bölümde Türkiye&#8217;deki anti-semitizmi konuştuk. Birazdan okuyacağınız son bölümde ise Türkiye&#8217;de anti-semit söyleme karşı mücadele veren &#8216;Avlaremoz&#8217; üzerine sohbet ediyoruz.  &#8216;Avlaremoz&#8217; Yahudi İspanyolcası&#8217;nda &#8216;konuşuyoruz&#8217; anlamına geliyor, yayınlarını ve faaliyetlerini internet üzerinden sürdürüyor. Ama bütün bunların ötesinde &#8216;Avlaremoz&#8217; gerek Yahudi  cemaati  içerisinde gerekse [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/18/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/">&#8216;Konuşmak bir isyan başlangıcı değil aslında, suskunluk geleneğinin bir yıkımı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Işıl Demirel ile üç bölümden oluşan bir röportaj dizisinin sonuna geldik. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/bes-yuz-yillik-misafirlik-turkiye-yahudilerinin-dunu-bugunu-yarini/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İlk bölümde</a> Trakya Pogromu&#8217;nu,<a href="https://www.sivilsayfalar.org/madem-misafirperverdik-500-yil-oncede-mi-kaldi-misafirperverlik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> ikinci bölümde </a>Türkiye&#8217;deki anti-semitizmi konuştuk. Birazdan okuyacağınız son bölümde ise Türkiye&#8217;de anti-semit söyleme karşı mücadele veren &#8216;Avlaremoz&#8217; üzerine sohbet ediyoruz.  &#8216;Avlaremoz&#8217; Yahudi İspanyolcası&#8217;nda &#8216;konuşuyoruz&#8217; anlamına geliyor, yayınlarını ve faaliyetlerini internet üzerinden sürdürüyor. Ama bütün bunların ötesinde &#8216;Avlaremoz&#8217; gerek Yahudi  cemaati  içerisinde gerekse farklı bir inanç topluluğundan olsun toplumdaki bir dönüşüme işaret ediyor: Saklanma ve suskunluk geleneğinin yıkımı. Bu son bölümünde, Avlaremoz&#8217;un ortaya çıkışını, toplumsal ve Yahudi cemaati üzerindeki etkilerini ve geleceğini konuştuk. Şimdi de kaldığımız yerden  devam edelim.<span id="more-16841"></span></p>
<p><strong>Avlaremoz’dan devam edelim, neden, nasıl kurdunuz?  Kaç kişiydiniz?</strong></p>
<figure id="attachment_16852" aria-describedby="caption-attachment-16852" style="width: 242px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16852" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/IMG_3355-e1499177828596-610x813-1.jpg" alt="" width="242" height="323" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG_3355-e1499177828596-610x813-1.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/IMG_3355-e1499177828596-610x813-1-320x426.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 242px) 100vw, 242px" /><figcaption id="caption-attachment-16852" class="wp-caption-text">Işıl Demirel</figcaption></figure>
<p>Avlaremoz tam olarak sivil toplumun eksik bıraktığı, göz ardı ettiği bu mücadele alanını tamamlamak için Ocak 2016’da kuruldu. Peki, bu boşluk neydi? Bir, anti-semitizm bilinir bir kavram değildi. Her şeyden önce bu kavramı bilinir kılmak ve anlatmak; iki, anti-semitizmle mücadele edecek bir alanın var olmayışı. Bu motivasyonla kuruldu Avlaremoz. Bizleri bir araya getiren anti-semitizmle mücadele etmekti. Avlaremoz&#8217;u kuran, bir araya getiren insanların hepsi bu mücadeleye kendilerini adamış, yıllardır farklı mecralarda bireysel olarak anti-semitizm mücadelesi veren gönüllü insanlardı. Bu mücadeleyi veren insanlar bir avuç olunca, birbirimizi de yakından tanıma imkânımız oldu. Süreç içinde aynı şeye inanan, aynı yöntemlerle mücadele edilmesine yönelik fikir birliğine varan bir grup insan olarak bir araya gedik. Hep soruluyor ben sorulmadan cevap vereyim: Hayır, hepimiz Yahudi değildik. Yahudi de var aramızda, yarı Yahudi de, hiç Yahudi olmayan da. Bizi birleştiren tek şey anti-semitizme karşı ortak duruşumuz. Bir şey oluşturmak için &#8220;Ne yapabiliriz?&#8221; diyerek bir araya geldik. Bu toplanma, Yahudi toplumunun problemlerini konuştuğumuz toplantılara dönüştü ve gördük ki aslında toplumun en önemli problemlerinden biri konuşmamak. &#8216;Avlaremoz&#8217; adı da, Yahudi geleneği içinde “Kayades” geleneğine karşı çıkmak üzere ortaya çıktı. “Kayades” ‘sus konuşma’ anlamına gelen Yahudi İspanyolcası bir sözcük ve bir öğretidir. Bu coğrafyada yaşayan her Yahudi bunu öğrenerek büyür. Yahudiler bu coğrafyada yaşayabilmenin ana kuralının susmak, konuşmamak, kendini ifşa etmemek, her şeyi ortalıkta konuşmamak, ana dilini konuşmamak, gerçek adını söylememek olduğunu öğrenmişlerdir<strong>.</strong> Biz &#8216;Avlaremoz&#8217; adını seçerken artık en temelde susmamak, konuşmak gerektiğine inandığımız için yine Yahudi İspanyolcasında “Konuşalım” anlamına gelen ‘Avlaremoz’ ismi seçtik. Çünkü ancak konuşarak ortak bir dil geliştirilebilir. Avlaremoz’u kurarken amacımız her şeyi konuşmaktı. Bugüne kadar konuşulmayanları da, az konuşulanları da. 1934’ü de konuşmak, İsrail’i de konuşmak, eşcinsel Yahudiyi de konuşmak, Yahudi kadını ve erkeğini de konuşmak, cemaat politikasını da konuşmak, anti-semitizmi de konuşmak. ‘Bunlar konuşulmuyor muydu?’ dersen &#8211; evet,  Yahudilerin bir yayını var. O da Şalom Gazetesi. 70 yıldır Türkiye gibi bir ülkede Yahudilere yönelik bir gazete çıkarabilecek kadar da önemli bir oluşum. Türkiye gibi yaygın bir anti-semitizmin var olduğu bir ülkede böyle bir gazete çıkarmak da çok önemli bir çaba. Ancak ‘anti-semitizmle mücadele alanı’ olmak gibi bir misyonu olmamalı Şalom’un. O bir cemaat yayını. Cemaatin ölüm haberini de oradan alabilirsiniz doğum haberini de. Cemaat haberlerini de ülke, dünya gündemini de. Ancak bir geleneği olan yayın anlayışı olan bir gazeteden siyasi bir mecraya dönüşmesini bekleyemezsiniz.</p>
<p><strong>Avlaremoz’un farkı ne?</strong></p>
<p>Avlaremoz her şeyden önce bir gazete değil. İnternet platformu. Bağımsız bir platform. Gönüllülerden oluşuyor. Kimseye hesap vermek zorunda kalmıyor. Dünya gündemini tutmak, ülkeden haber vermek kısacası bir gazeteden beklenenleri yapmak gibi bir zorunluluğu yok. Avlaremoz anti-semitizmle mücadele mecrası dolayısıyla aslında siyasi bir mecra. Düşünen, düşündürmeyi, dönüştürmeyi, öğretmeyi amaçlayan, tartışmaya, yaratmaya çalışan bir mecra. Toplumun susma refleksine meydan okuyan, konuşmaya teşvik eden bir platform. Dolayısıyla köklü bir gazeteyle karşılaştırma yapmak çok da anlamlı değil. Avlaremoz’un yalnızca Şalom’dan değil tüm “azınlık” gazetelerinden farkı aslında özgürlük alanı. Avlaremoz bir web portalı, dolayısıyla bir özgürlük alanı var. Avlaremoz’da yayınlanan yazı yalnızca yazarını bağlar. Hiçbir yerden fon almıyoruz, hiçbir gelirimiz yok, reklam almak gibi bir kaygımız yok çünkü çok sesli ve özgür kalabilmeyi çok önemsiyoruz. Evet, bunu bir sivil topluma dönüştürmek çok anlamlı olabilir, bu şekilde fonlanmayı, arzu ediyoruz, ama ‘Bununla ilgili bir şey yapıyor musunuz?’ dersen henüz değil. İlk amaçlarımızdan biri bir sivil toplum örgütü yolunda ilerlemekti ancak bunun yerine var olan sivil toplum kuruluşlarına katkıda bulunmak bize daha anlamlı geldi. Güç birleştirmeyi, onlara destek vermeyi, bilgiyi ve emeği artırmayı daha önemli bulduk. Bu sebeple şimdilik var olan sivil toplum kuruluşlarına destek olmayı ve ortak çalışmalarla bir şeyler ortaya çıkarmanın şu aşamada daha önemli olduğunu düşündük.</p>
<p><strong>Nasıl bir çalışma hedefliyorsunuz peki?</strong></p>
<p>Avlaremoz, Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK), Anne Frank, Almanya’da faaliyet gösteren ve anti-semitizim üzerine çalışan KİGA gibi proje üreten  pek çok sivil toplum kuruluşunun proje ortağı. Faaliyetleri Almanya’daki Müslüman göçmenlerin anti-semitizm aşılanmasında araç olarak kullanılması olan KİGA, Müslümanlara anti-semitizm öğretiyor, pek kıymetli bir iş yapıyorlar.</p>
<h4>&#8220;Avlaremoz olarak hem Yahudi toplumunu konuşur kılmak hem de anti-semitizmi Yahudi olmayan topluma öğretmek istiyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>Yanılmıyorsam sadece Müslümanlara anti-semitizmi öğreten KİGA, projeleriyle tepki görmüştü Almanya’da?</strong></p>
<p>Normal ama bence çok anlamlı bir iş yapıyorlar, tartışılmaz mı?- Tartışılır. Neden Müslümanlara yönelik olduğu tartışılmalı tabii. Çünkü Avrupa’daki anti-semitizmin ana kaynağı hiçbir zaman Müslümanlar değildi. Bütün Avrupa İslam dünyasından çok daha önce anti-semitizmi keşfetti, kullandı ve anti-semit suçlara imza attı. Müslüman dünyasının anti-semitist suçları tarihsel olarak çok daha yenidir, hatta onların yaptıkları yanında masum bile sayılır. Dolayısıyla o tartışmaya katıldığımı belirtmek isterim. Ama yaptıkları işleri karalama boyutuna giderse orada yokum çünkü yapılan işin kıymetli olduğunu düşünüyorum. Almanya tarihin en anti-semit suçuna sahne olmuş bir ülke olarak bugün hala ülkede var olan, kalıntıları süren anti-semit düşüncenin suçlusu olarak Müslüman göçmenleri işaret ediyor. KİGA da tam olarak bu düşüncenin bir parça altını kazıyor çokça. Hakikaten Müslümanları anti-semitizm konusunda eğitiyor. Bana kalırsa yaptıkları iş bir taşla iki kuş vurmak. Bizim de Avlaremoz olarak yapmaya çalıştığımız çalışma tam olarak bu aslında. Hem Yahudi toplumunu konuşur kılmak hem de anti-semitizmi Yahudi olmayan topluma öğretmek. Yola böyle başladık, böyle de devam edeceğiz.</p>
<h4>&#8220;Bugün ‘misafirsiniz’ lafını yutacak bir halk kitlesi, genç kitlesi yok Yahudi toplumunun. Bugün artık bu misafirlik meselesi aşıldı, ‘Ben de buradayım’ diyen bir kitle var ve bu Avlaremoz’la da pekişti&#8230;&#8221;</h4>
<p><strong>Tepkiler nasıl? Röportajın başında susmaya alışık bir halk demiştiniz?</strong></p>
<p>Avlaremoz neredeyse iki yıldır yayında. Yahudi toplumundan da, akademik ve sivil toplum alanından da çok güzel tepki ve destekler alıyoruz. Yayınlarımız hem Yahudi toplumu tarafından okunuyor hem akademik alana bilgi ve data sağlayan materyaller olarak kabul görüyor hem de sivil toplum alanına bilgi üretimi bağlamında katkı sağlıyor. Susmaya alışık meselesine gelince, aslında öyle varsaymışız, bu gelenek artık değişiyor. Sanki bir kıvılcım lazımmış, o da Avlaremoz belki de.  Demin dediğim gibi, cemaat başkanlarının bile tutumu değişti artık. Bugün yirmi yıl önceki tutumlar yok. Bugün devlet kademesinde biri yanlış bir şey dediği zaman ‘Biz bununla ilgili özür talep ediyoruz’ diyen bir cemaat yönetimi var. Bugün sokakta kimliğini geçmiş kuşaklara nazaran açıkça konuşabilen bir genç kuşak var. Bugün ‘misafirsiniz’ lafını yutacak bir halk kitlesi, genç kitlesi yok Yahudi toplumunun. Bugün artık bu misafirlik meselesi aşıldı, ‘Ben de buradayım’ diyen bir kitle var ve bu Avlaremoz’la da pekişti diye düşünüyorum. Avlaremoz’un böyle bir misyonu oldu. Her ne kadar böylesi bir misyonu üstlenmek için yola çıkmadıysa da yola çıkınca gördük ki aslında bizim gibi konuşmak isteyen çok insan varmış.</p>
<h4>&#8220;Konuşmak bir isyan başlangıcı değil aslında, bir suskunluk geleneğinin bir yıkımı!&#8221;</h4>
<p><strong> Avlaremoz’un gençlerde karşılığı oldu gibi, yaşlılarda da oldu mu?</strong></p>
<p>Genç, yaşlı hemen herkes üzerinde Avlaremoz’un olumlu bir etkisi oldu işin doğrusu. Gençlerde olması zaten olağandı. Bizi şaşırtan en çok da 50 yaş ve üzeri bir kitle tarafından takip edilmek, daha da güzeli beğenilmek oldu. Cemaat başkanlığının ya da hahambaşılığın tavrını soruyorsan, orada da olumlu bir tepki aldığımız kesin.  Hem takip ediyor hem de sık sık beğenilerini dile getiriyorlar. Bağımsız olmamız onların da memnun olduğu bir alan. Aramızda organik ya da inorganik hiçbir bağ yok bunu özellikle belirtmek isterim. Avlaremoz bir Yahudi yayın kuruluşu değil anti-semitizmle mücadeleyi kendine dert edinen bir mecradır. Ama biliyoruz ki bir ihtiyacımız olduğunda  hem okurlarımızdan, hem akademik alandaki dostlarımızdan hem de cemaat yönetiminden o destek gelecektir. Bağımsız olmak, duruşundan taviz vermemekle bu güveni hepsine aşıladığımızı düşünüyorum. Konuşmak bir isyan başlangıcı değil aslında, bir suskunluk geleneğinin bir yıkımı!</p>
<p><strong>Parantez açayım, anti-semitizm Müslümanları da kapsayan sınıflama bir açıdan. O yönde çalışmalarınız var mı? Anti-semitizm ile nefret suçu arasında bir ayrım yapıyor musunuz?</strong></p>
<p>Avlaremoz’un kuruluş amacı anti-semitizm ile mücadele. Nefret suçu da bizim alanımıza giriyor, nefret söylemi de. Üst başlık anti-semitizm olduğu sürece her konuda yayın yapıyoruz. Bugüne dek Yahudilerin başına gelen olaylara dair anti-semitizmi haber yapan ve kendine mesele edinen hiçbir mecra yoktu Avlaremoz’dan önce. Avlaremoz aslında bu ülkenin anti-semitizm güncesini de tutuyor bir anlamda. Twitter’da atılan her ‘tweet’ Avlaremoz’un ağına mutlaka takılıyor.</p>
<p><strong>Nasıl başarıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ciddi bir mesai harcıyoruz. Bu işin en büyük kahramanı Serdar Korucu aslında. Twitter’da tam bir haberci olarak çalışıp, ciddi taramalar yapıyor. En ufak bir anti-semitizm hortlaması yaratacak her konu hemen ağımıza yani Serdar’ın ağına takılıyor. Bir de okuyucularımızdan geliyor tabii. Gördüklerini, yakaladıklarını bize mail atıyorlar. ‘Bakın Twitter’da bunları bunları yakaladık’ diyen, mesaj atan, mail gönderen okuyucularımız var. Bu da ayrıca çok kıymetli.</p>
<p><strong>Sadece sosyal medya üzerinden mi yoksa gündelik gazeteler ve medyadaki programları da mı tarıyorsunuz?</strong></p>
<p>Her şeyi tarıyoruz diyebilirim. Bir gazetede çıkan köşe yazısının anti-semitizmi de haber oluyor Avlaremoz’da. Bunun dışında da Yahudileri ilgilendiren haberlere de kaynak belirterek yer veriyoruz. Dolayısıyla aslında Yahudi toplumuna dair her şeyin içinde olduğu bir dolap oluşturuyoruz.</p>
<h4><strong>&#8220;Anti-semit düşünce sahipleri korksunlar bizden çünkü ifşa ediyoruz&#8221;</strong></h4>
<p><strong>Peki ne çıkıyor Pandora’nın Kutusu’ndan Türkiye’deki anti-semitizme dair?</strong></p>
<p>Bir kere bunun çok yaygın olduğu ortaya çıktı, bir diziyle, bir maçla, bir reklamla, herhangi bir olayla tetiklenebilen çok başlı bir canavarın anatomisini ortaya çıktı en temelde. Bunun dışında ‘Neye fayda sağladı?’ dersen, evet bunların ifşası tekrar yapılmadığı anlamına gelmiyor. İşte Payitaht dizisinde bir şey çıkıyor ve bunun üzerine yüzlerce &#8216;tweet&#8217; atılıyor. İki gün sonra maç oluyor, yine aynı hikâye yaşanıyor. Azaltıyor mu?- Hayır. Engelliyor mu?- Hayır. Ama şuna adım gibi eminim toplumda çok önemli bir kesim bu ifşa ile birlikte anti-semitizmin ne olduğunu ve nasıl yapıldığını öğreniyor. Bu öğrenmenin zaman içinde yapmamaya evrileceğini düşünüyorum. Ya da uyarmaya ya da ‘senin bu yaptığın anti-semitizm’ demeye götürür insanı. Bunun küçük küçük örneklerini görmeye başladık. Twitter’da gerçek ismini bilmediğimiz hesaplar, anti-semitizm konusunda vicdanlı insanlar, ‘bu yaptığınız anti-semitizm’ diyerek tepkilerini ortaya koyuyorlar. Bu tartışmalar da Avlaremoz’da yer buluyor. Bu da çok anlamlı bir yandan. Bu kadar yaygın bir suçun bu kadar yaygın bir zihniyetin bir mecrası yoktu. Evet, artık var. Yola çıkarken de söyledik, her yerde tekrar ediyoruz: Anti-semit düşünce sahipleri korksunlar bizden çünkü ifşa ediyoruz. Kendimi onlar yerine koyuyorum bir grubu tehdit ettiğim, nefret suçu işlediğim ortaya çıkarsa kendi adıma çok kötü hissederim ve rahatsız olurum. Hep de söyledik başından beri, bu ‘tweetleri’ biz yayınlıyoruz ama kendi profilinizden kaldırır, siler ve özür beyan ederseniz, bunu da önemli ve olumlu bir örnek olarak haber yaparız.</p>
<p><strong>Oldu mu peki böyle bir şey?</strong></p>
<p>Henüz olmadı. Ama kişisel olarak yaşadığım tecrübeler var. Yazdığım yazılar üzerinden özellikle Twitter’da benimle, hakaretle başlayan pek çok diyaloğun karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde sonlanmasına çok denk geldim. Eve,t aynı düşünmeyebiliriz. Birbirimizi sevmeyedebiliriz ama saygı göstermek zorundayız. Birbirimizin yaşam hakkına saygı göstermek zorundayız.</p>
<p><strong> </strong><strong>Nasıl başarıyorsunuz? Mesajlaşıyor musunuz?</strong></p>
<p>Bence Avlaremoz’un gücü de burada. Avlaremoz platformu üzerinden değil, direkt kişisel olarak girdiğim tartışmalar bunlar, yazıma istinaden bana küfür kıyamet atılmış mesajlara, diyalog ile cevap verip, hakikaten o diyaloğu uzatıp aynı platforma gelebilmek. Ya da aynı insani duruma gelebilme. Zaten Avlaremoz’un anlamı bu. Hakikaten konuşarak ortak bir diyalog ortak bir dil oluşturmak, bir şeyi çözmekten öte bunu konuşulabilir kılmak. Konuşabiliyor olmak her şeyi mümkün kılar çünkü konuşmanın ve diyaloğun öyle bir gücü var.</p>
<h4>&#8220;Bugün bir asır öncesinin geleneksel Yahudi kadınları olmadığına göre bu geleneksel anlayışı da tartışmak lazım&#8221;</h4>
<p><strong>Hiç tehdit aldınız mı?</strong></p>
<p>Ben bireysel olarak aldım, diğer arkadaşlarım da aldı. ‘Avlaremoz’a bir tehdit geldi mi?’ dersen ‘herkese geldiği kadar’ deyip dramatize etmemeyi tercih ederim.</p>
<p><strong>Türkiye özelinde anti-semitizmden başka Yahudilerin başka sorunları da var onlara da değiniyor musunuz? Avlaremoz’da ne bulabiliriz? Eşcinsel bir Yahudinin sorunları…</strong></p>
<p>Aslında Avlaremoz toplumun birbiri ile konuştuğu, kendine ayna tuttuğu bir yer biraz da. Yahudi toplumu günün sonunda görece ataerkil bir toplum. Hem din hem de toplum tarafından kadına biçilmiş roller var. Bugün bu roller aslında o kadar da geçerli roller değil. Bugün bir asır öncesinin geleneksel Yahudi kadınları olmadığına göre bu geleneksel anlayışı da tartışmak lazım. Yahudi kadınların toplumsal rolleri de değişti, çalışıyorlar, anne oluyorlar, arkadaşları oluyor, dolayısıyla daha fazla toplumla bir araya geliyorlar. Dolayısıyla Avlaremoz bunu da konuşuyor. Evet eşcinsel bir Yahudi’nin röportajını Avlaremoz&#8217;da bulabilirsin, ‘Yahudi gençleri, kadınları kimdir?’ sorularının yanıtını da Avlaremoz’da bulabilirsin.</p>
<p><strong>Ortodoks Yahudiler,  ‘marjlarda’ dolaşan Yahudilere karşı nasıl bir tavır sergiliyor?</strong></p>
<p>Cemaatin içinden hiçbir tepki gelmedi bugüne kadar. Olduysa da bizim kulağımıza gelmedi. Hep çağrı yapıyoruz, hoşunuza gitmeyen bir yazı varsa, bir eleştiriniz varsa, Avlaremoz’un kapıları herkese açık. Buranın editöryal bir kurulu yok, bize gelen her yazı noktası, virgülü düzeltilerek, kimsenin kişilik haklarını zedelemediği sürece yayınlanır. Tekrar ediyorum burada yayınlanan her yazı kendi yazarını bağlıyor. Dolayısıyla bugüne kadar böyle bir rahatsızlıkla karşılaşmadık. Tabii bazen Facebook sayfamızda haber paylaştığımızda, altında çok ciddi tartışmalar döndüğü oluyor. Negatif tartışmalar da yaşanıyor. Yalancılıkla suçlayan da oluyor, haberin içeriğini zevzekçe ve boş bulan da oluyor ama ona da cevabı başka bir okuyucu veriyor. Biz bu yorumlara da pek karışmamaya çalışıyoruz. Ta ki, küfür hakaret içeren yorum gelinceye kadar. Ancak onları siliyoruz ve sildiğimiz yorum sahibine de bilgi veriyoruz neden silindiğine dair. Bize atılan her yorum her mesaj mutlaka okunur. Mutlaka cevaplanır, bu iletişime çok önem veriyoruz çünkü. Yaptığımız işin en iyi kısmı, sahadan karşılık bulmak. Sahadan kastım, okuyucu kitlesinden, Yahudi toplumundan karşılık bulmak.</p>
<p><strong>Karşılık buluyor musunuz peki?</strong></p>
<p>Buluyoruz bunu söyleyebilirim, her yaş grubundan okuyucumuz var bir kere bunu söyleyebilirim. Anneanne, babaanne, dede, büyük amcalar, anneler, babalar, arkadaşlarım içinde var. İşte gelip ‘bugün seninle buluşacağımı söyledim bilmem kim sana selam söyledi, seni çok beğeniyormuş. Okuyormuş’. Ya da sizde ‘bilmem kimi çok beğeniyormuş, ona selam söyleyin’ tarzında çok tatlı kutlama mesajları alıyoruz.</p>
<p><strong>Avlaremoz bir sivil toplum kuruluşuna dönüşür mü?</strong></p>
<p>Böyle bir ihtiyaç olduğu kesin ama henüz içeride böyle bir şey konuşulmadı.  Bir STK demek aynı zamanda yapılaşmak demek, oysa Avlaremoz güçlü bir gönül bağı, kurduğu başka bir şey var. Evet, bunu oraya evriltmek anlamlı ve manidar bir şey ancak dediğim gibi an itibariyle o eforu var olan STK&#8217;lara aktararak güç birleşimine gidiyor. Uzun vadede böyle bir şey olur mu, umarım olur.</p>
<h4>&#8220;İslami/muhafazakar sivil toplum kuruluşları davet ederse gideriz&#8221;</h4>
<p><strong>Başka bir projesi var mı?</strong></p>
<p>Hali hazırda yayınlarına devam ediyor Avlaremoz sadece. Ve bu aslında çok ciddi bir zaman demek. Dediğim gibi hiç para kazanmadan ve bu iş üzerinden kendini var etmeden, buraya emeğini koyan insanlar olarak kendi gündelik hayatımızdan vakit ayırarak buraya emek veriyoruz. Okuyucuyla iletişimi sağlamak, haber takibi yapmak, yazı yazmak, yayınlamak, araştırma yapmak çok önemli bir zaman. Avlaremoz olarak davet edildiğimiz toplantılara gidebilmek için bile, bir zaman ayırmak anlamına geliyor. Her türlü anti-semitizm toplantısına mutlaka Avlaremoz davet ediliyor.</p>
<p><strong>Kimler davet ediyor?</strong></p>
<p>Çoğunlukla sivil toplum örgütleri, sol örgütler, radyolar, televizyonlar ve tabii üniversiteler.</p>
<p><strong>Ya İslamcı ya da muhafazakâr sivil toplum örgütleri…</strong></p>
<p>Hiç davet edilmedik, edilirse her yere gideriz. Bizden hoşlandıklarını düşünmüyorum ama. Yani sol örgütler, bağırlarına taş basıp bizi davet ederken ve bak ‘Bu da anti-semitizmdir, sizin yaptığınız da anti-semitizmdir’ derken, onlar daha boyunlarını eğip bunu karşılarken İslami örgütlerin bunu yapacağını çok düşünmüyorum. Diyorum ya en beklemediğin gruplarda bile anti-semitizmle karşılaşıyorsun sol, aydınlar vs. Sağ düşünceden böyle bir davet geleceğini sanmıyorum.</p>
<p><strong>Sivil toplum örgütleriyle ne yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Şu kesin ki Avlaremoz’un en büyük takipçisi anti-semitizm ve Türkiye’deki Yahudi kültürüyle ilgilenen akademik platform ve sivil toplum örgütleri oldu. Onların bir numaralı danışmanı ve kullanım alanı haline geldik. Bir kere çıkardığımız dokümantasyonla onlara çok önemli bir veri sağlıyoruz. Bunun dışında iş birliği sürdürüyor, danışmanlık yapıyoruz. Yeri geliyor içeriden bilgi veriyoruz. İçeriden bilgiyle kastım şu: Avleramoz biraz cemaatin içinde biraz dışında her yerden bilgi ulaştırabilen bir mecraya dönüştü. Bu çok sesliliği de oralara da taşıyoruz. Bizden kim ne talep ederse, ona yetişmeye ve cevap vermeye çalışıyoruz. Bu aralar en önemli iş birliğimiz ise SEHAK ile.</p>
<p><strong>Ne yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Bu proje dahilinde SEHAK’ın, en önemli verisini Avlaremoz sağlıyor aslında. Güncel anti-semitizm gündemi tutmamız bu projenin en önemli verilerinden birini sağlıyor diyebiliriz. Bunun dışında birlikte yürüttüğümüz toplantılar, projenin gidişatıyla ilgili danışmanlık hizmetleri, eğitim toplantıları ve bunun dışında her türlü ihtiyaçlarına cevap vermek, yani tam bir paydaş ilişkisi yürütüyoruz.</p>
<p><strong>Bu eğitimlerin bir karşılığı var mı?</strong></p>
<p>SEHAK’ın bugüne kadar hedeflediği kitlelere ulaştığı kesin. Bunun dışında Türkiye’de anti-semitizm ve Yahudi toplumu üzerine pek çok proje üretmiş bir akademisyen ve araştırmacı olarak gözlemlerime dayanarak söyleyeceğim şey şudur ki, SEHAK’ın şu anda sağladığı katkı son derece önemli ve kıymetli bir iş çıkartıyor ortaya. Özellikle verdiği eğitimlerle dönüştürücü olduğu kesin.</p>
<p><strong>Kimler katılıyor?</strong></p>
<p>İnsan hakları konusunda duyarlı olan insanlar diye genellemek mümkün. Öğrenciler, STK çalışanları, avukatlar, iletişimciler, öğretmenler&#8230; Öğretmenler özellikle yoğunlukta. Yetiştirdikleri öğrencilere başka bir şey katmayı amaçlayan sağduyulu insanların pek çoğu bu listede var. Gençlerde büyük bir yoğunluk var. 50 kişiye eğitim veriliyor belki ama 300 kişinin içinden seçiliyor bunlar, keşke hepsine verilebilse. Ama yazık ki çıkan fonlar bunlara elverişli değil belki bu da artmalı.</p>
<p><strong>Bu fonlar Avrupa Birliği&#8217;nden mi geliyor?</strong></p>
<p>Çoğunlukla AB fonları ve Avrupa’dan gelen fonlar.</p>
<p><strong>Peki, Avrupa Birliği (AB) niye bu konuyu özellikle ele almıyor?</strong></p>
<p>AB’nin özel olarak anti-semitizmi düşündüğünü sanmıyorum. Burada bir çuvaldız batırayım. İnsan hakları ve demokratikleşme anlamında alt başlık olarak anti-semitizm giriyor, dolayısıyla bakarsınız fon bulmanız, herhangi bir demokratikleşme başlığından daha zor. Dolayısıyla bu fonların kapsamı ve var oldukları alanlar küçük. Tam olarak da bu yüzden aslında o kapalı toplantılar çok önemli. Yani zaten dönüştürücülük gücün onunla sınırlı, çünkü sana bahşedilen güç bu kadar. O yüzden AB’nin durum kapsamını genişletmesi Holokost özelinde, anti-semitizm özelinde fon dağıtan kurumlarında çoğalması gerekiyor. Ama çuvaldızı onlara batırırken iğneyi de Türkiye Cumhuriyeti&#8217; ne batıralım, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde anti-semitizm çalışan kimseye fon verildiği yok, benim öyle bir beklentim de yok.</p>
<p><strong>OHAL devam ediyor. Dernekler kapatılıyor. Sizi ne zaman kapatırlar?</strong></p>
<p>Kapatacaklarını sanmam zira bu toplum için son derece olumlu bir katkısı var Avlaremoz’un. Ama tabii kapatmak isterlerse de buyursunlar. Bugüne kadar gördüğüm kapatılan, yayın yapması engellenen her basın organı daha güçlü bir sesle geri döndü. Basın özgürlüğünü, yayın özgürlüğünü savunmaktan ve inadına devam etmekten başka bir yol yok önümüzde. İnsan hakları savunuculuğu yaptığımız ve nefret suçunu, anti-semitizmi mücadele alanı haline getirdiğimiz için kapatılacaksak yılmayıp devam ederiz. Sonuçta bu mücadele her birimiz için ömürlük bir yolculuk.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/18/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/">&#8216;Konuşmak bir isyan başlangıcı değil aslında, suskunluk geleneğinin bir yıkımı!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/18/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEHAK’dan gönüllüler toplantısı çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/sehakdan-gonulluler-toplantisi-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 May 2017 08:13:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[Anket]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Genç Rehberler Eğiticilerin Eğitimi Seminerleri]]></category>
		<category><![CDATA[gönüllü]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14727</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK), önümüzdeki üç yıllık süre içerisinde gerçekleştireceği etkinlikler için gönüllüler toplantısı çağrısı yaptı. SEHAK’ın çağrısı şöyle: Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği tarafından gerçekleştirilecek olan “Anne Frank’ın yaşam öyküsü üzerinden temel haklar ve demokratik değerler öğretimi” projesi, Türkiye’nin yakın tarihi üzerine farkındalığı artırmak ve tartışmaları teşvik etmeyi hedeflemektedir. SEHAK’ın yürüttüğü bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/sehakdan-gonulluler-toplantisi-cagrisi/">SEHAK’dan gönüllüler toplantısı çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK), önümüzdeki üç yıllık süre içerisinde gerçekleştireceği etkinlikler için gönüllüler toplantısı çağrısı yaptı. SEHAK’ın çağrısı şöyle:</p>
<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği tarafından gerçekleştirilecek olan “Anne Frank’ın yaşam öyküsü üzerinden temel haklar ve demokratik değerler öğretimi” projesi, Türkiye’nin yakın tarihi üzerine farkındalığı artırmak ve tartışmaları teşvik etmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>SEHAK’ın yürüttüğü bu proje kapsamında önümüzdeki üç yıllık süre boyunca beş ayrı ilde aşağıdaki etkinlikleri gerçekleştireceğiz.</p>
<ul>
<li>Hafıza Yürüyüşü Atölyeleri, Videolar…</li>
<li>“Anne Frank &#8211; Günümüz için Bir Tarih” Sergisi</li>
<li>Bölgesel Genç Rehberler Eğiticilerin Eğitimi Seminerleri</li>
<li>Bölgesel Eğitmen Eğitimi Seminerleri</li>
<li>Anketler ve İzleme</li>
<li>Türkiye, Holokost ve Antisemitizm konusunda Uluslararası Konferans</li>
</ul>
<p>Bu etkinlikleri birlikte planlamak, birlikte örgütlemek için gönüllüler arıyoruz.</p>
<p>Toplantımıza katılmak isterseniz, salonun durumunun ayarlanabilmesi için önkayıt yaptırmanızı önemle rica ederiz:</p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfBczxHuxpGuqXAEyTFcbITVHtX4hUNz4VmM1uFMl5vFIV4gA/viewform" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Ön kayıt Formu </strong></a></p>
<p><strong>Etkinlik tarihi</strong>: 27 Mayıs 2017, Cumartesi</p>
<p><strong>Saat</strong>: 14.00 – 18.00</p>
<p><strong>Yer</strong>: SEHAK ofisi</p>
<p><strong>Adres</strong>: Kocatepe Mahallesi, Receppaşa Caddesi, No: 9, Daire: 10, 34435 Beyoğlu &#8211; İstanbul</p>
<p><strong>Bilgi için iletişim:</strong></p>
<p>Özden Dönmez</p>
<p><strong>E-posta</strong>: ozden.donmez@sehak.org</p>
<p><strong>Telefon</strong>: 0536 335 1019</p>
<p>Geniş bilgi için<a href="https://www.sehak.org/2017/05/istanbulda-gonulluler-toplantisi-cagrisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayınız. </a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/16/sehakdan-gonulluler-toplantisi-cagrisi/">SEHAK’dan gönüllüler toplantısı çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçları ve Nefret Söylemi İzleme ve Raporlama Eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/07/nefret-suclari-nefret-soylemi-izleme-raporlama-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Mar 2017 07:12:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank House]]></category>
		<category><![CDATA[Avlaremoz Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımsız Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi ve İletişim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Bilgi Üniversitesi; Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Suçları ve Nefret Söylemi İzleme ve Raporlama Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[SEÇBİR]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[The International Association for Intercultural Education]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12114</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) tarafından gerçekleştirilecek olan “Anne Frank’ın yaşam öyküsü üzerinden temel haklar ve demokratik değerler öğretimi” projesi, Türkiye&#8217;nin yakın tarihi üzerine farkındalığı artırmak ve konuya ilişkin tartışmaları teşvik etmeyi hedeflemektedir. Bu proje kapsamında 36 ay boyunca nefret söylemi izleme aktivitesi de gerçekleştirilecek.  SEHAK ile yerel ve uluslararası paydaşları, tarihi olaylara eleştirel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/07/nefret-suclari-nefret-soylemi-izleme-raporlama-egitimi/">Nefret Suçları ve Nefret Söylemi İzleme ve Raporlama Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) tarafından gerçekleştirilecek olan “<strong>Anne Frank’ın yaşam öyküsü üzerinden temel haklar ve demokratik değerler öğretimi</strong>” projesi, Türkiye&#8217;nin yakın tarihi üzerine farkındalığı artırmak ve konuya ilişkin tartışmaları teşvik etmeyi hedeflemektedir.</p>
<p>Bu proje kapsamında 36 ay boyunca nefret söylemi izleme aktivitesi de gerçekleştirilecek.  SEHAK ile yerel ve uluslararası paydaşları, tarihi olaylara eleştirel bir bakış kazanılmasının yanı sıra, nefret suçları ve nefret söylemine ilişkin bilgileri derlemeyi de hedeflemektedir. Ana akım medya bu izleme faaliyetinin merkezi hedefi olacak ve çalışma kapsamında elde edilecek olan bulgular üzerine raporlar hazırlanacak.</p>
<p>Bu çalışma kapsamında düzenlenecek olan nefret suçlarını ve söylemini izleme eğitimi ile bu konuyu ayrıntıları ile konuşma, tartışma ve birlikte hareket etme fırsatını bulacağımıza inanıyoruz.</p>
<p><strong>Çalışma Programı:</strong></p>
<p><strong>Etkinlik tarihi</strong>: 25 Mart 2017, Cumartesi</p>
<p><strong>Saat</strong>: 13.00 – 17.00 arası</p>
<p><strong>Yer</strong>: Cezayir Toplantı Salonu</p>
<p><strong>Adres</strong>: Hayriye Cad. 12, Galatasaray – İstanbul</p>
<p><strong><em>Başvuru ve Değerlendirme Süreci Hakkında:</em></strong></p>
<p><strong>Son Başvuru Tarihi</strong>: 19 Mart 2017, saat 17.00</p>
<p>Etkinliğe katılabilmek için aşağıdaki linkte yer alan başvuru formunu <strong>en geç 19 Mart 2017, saat 17.00</strong>’ye kadar online olarak doldurmanız gerekiyor. Bu tarihten sonra yapılan başvurular dikkate alınmayacaktır.</p>
<p><strong>Başvuru formu</strong>: <a href="https://goo.gl/qWVzKJ" target="_blank">goo.gl/qWVzKJ</a></p>
<p>Eğitimden yararlanabilecek kişi sayısı sınırlı olduğundan aşağıdaki ölçütler göz önüne alınarak değerlendirme yapılacaktır:</p>
<ul>
<li>Katılımcıların soykırım, Antisemitizm, ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları gibi konulara ilgi duyması,</li>
<li>İnsan hakları konusunda duyarlılık sahibi olmak,</li>
<li>Nefret söylemi konusunda yapılacak çalışmaya gönüllü olarak katkıda bulunmak konusunda istekli olmak,</li>
<li>Başvuru formunu eksiksiz ve açıklayıcı bir şekilde doldurmak,</li>
<li>Başvurunun eğitim amaç ve hedefleri ile uyumlu olması.</li>
</ul>
<p><strong>Katılım ücretsiz olup, katılımcıların tüm programa katılımları beklenmektedir.</strong> İstanbul dışından başvuranlar, konaklama ve ulaşım masraflarını kendileri karşılayacaktır.</p>
<p><strong>Katılımcılara atölye çalışmasının sonunda sertifika verilecektir.</strong></p>
<p><em>Bilgi için iletişim:</em></p>
<p>Özden Dönmez</p>
<p><strong>E-posta</strong>: ozdendonmez@gmail.com</p>
<p><strong>Telefon</strong>: 0536-335 1019</p>
<p><strong>Atölyenin içeriğine ilişkin:</strong></p>
<p><strong>Eğitimin amacı</strong>: Nefret suçları ve söyleminin özelliklerini iyi kavramak, bu suçlara karşı verilecek mücadele açısından son derece önemlidir.</p>
<p>Eğitim, genel olarak nefret suçları ve nefret söylemi nedir, nasıl izlenir, neden izlemek gerekir gibi geniş bir çerçevede gerçekleştirilecek.</p>
<p>Bu eğitimle medya tarama çalışmasının yanı sıra, ayrımcı ve ırkçı söylemle mücadele yolları ve yöntemlerinin neler olabileceğinin tartışılmasına zemin açmak ve medyada insan hakları ve azınlıklara yönelik daha saygılı ve bilinçli bir dil kullanılmasını teşvik etmeyi amaçlıyoruz.</p>
<p><em>Atölyede ele alınacak temel konular:</em></p>
<ul>
<li>Nefret suçları ve nefret söylemi arasındaki fark nedir?</li>
<li>Nefret suçları/söylemi diğer suçlardan niçin farklıdır?</li>
<li>Nefret suçları/söyleminin bireyler ve toplum üzerindeki etkisi nelerdir?</li>
<li>Nefret suçları teriminin ortaya çıkışı</li>
<li>Uluslararası hukukta nefret suçları/söylemi</li>
<li>Nefret söylemi, önyargılar ve medyanın rolü</li>
<li>Nefret suçları ve nefret söylemi üzerine verilerin toplanmasının önemi</li>
<li>Verileri toplarken nelere dikkat etmek gerekiyor.</li>
</ul>
<p><strong>Düzenleyen ve Destekleyen:</strong></p>
<p>Bu etkinlik,  Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği (SEHAK) tarafından düzenlenmekte ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilmektedir.</p>
<p><strong>Paydaşlar:</strong></p>
<p>Anne Frank House (Amsterdam, Hollanda); The International Association for Intercultural Education (Londra, İngiltere); Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (SEÇBİR), İstanbul Bilgi Üniversitesi; Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Ağı (BoMoVu); Bağımsız Araştırma, Bilgi ve İletişim Derneği (Babil); Avlaremoz Platformu.</p>
<p><strong>İletişim:</strong></p>
<p><strong><em>Web sitesi:</em></strong> <a href="http://www.sehak.org/">www.sehak.org</a></p>
<p><strong><em>E-posta adresi:</em></strong> <a href="mailto:bilgi@sehak.org">bilgi@sehak.org</a></p>
<p><strong><em>SEHAK Facebook sayfası:</em></strong> <a href="http://facebook.com/sehak.tr">facebook.com/sehak.tr</a></p>
<p><strong><em>Anne Frank Türkiye Facebook Sayfası:</em></strong> <a href="http://facebook.com/anne.frank.turkiye">facebook.com/anne. frank.turkiye</a></p>
<p><strong><em>Facebook Etkinlik Sayfası:</em></strong> <a href="http://facebook.com/events/1855994991282213/">facebook.com/events/ 18559949912822</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</div>
<div id="x_m_8148113475754446825yui_3_16_0_ym19_1_1488825583422_92071"></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/07/nefret-suclari-nefret-soylemi-izleme-raporlama-egitimi/">Nefret Suçları ve Nefret Söylemi İzleme ve Raporlama Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Anne Frank – Günümüz için bir Tarih” sergisi açılışı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/02/anne-frank-gunumuz-icin-bir-tarih-sergisi-acilisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2017 15:43:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Frank House]]></category>
		<category><![CDATA[holokost]]></category>
		<category><![CDATA[sehak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12022</guid>

					<description><![CDATA[<p>SEHAK (Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği) ve Anne Frank House işbirliğinde düzenlenen &#8220;Anne Frank-Günümüz için bir Tarih&#8221; sergisinin açılışı 3 Mart Cuma günü gerçekleşecek. Sergi, yaşamını bir Nazi toplama kampında yitiren Anne Frank’ın trajik öyküsü ve Nazi rejiminin yükselişi ile Holokost’a yol açan sürece odaklanmaktadır. Bu etkinlik, 2017-2019 yılları arasında Türkiye’de gerçekleştirilecek konuya ilişkin bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/02/anne-frank-gunumuz-icin-bir-tarih-sergisi-acilisi/">“Anne Frank – Günümüz için bir Tarih” sergisi açılışı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>SEHAK (Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği) ve Anne Frank House işbirliğinde düzenlenen &#8220;Anne Frank-Günümüz için bir Tarih&#8221; sergisinin açılışı 3 Mart Cuma günü gerçekleşecek.</h3>
<p>Sergi, yaşamını bir Nazi toplama kampında yitiren Anne Frank’ın trajik öyküsü ve Nazi rejiminin yükselişi ile Holokost’a yol açan sürece odaklanmaktadır.<br />
Bu etkinlik, 2017-2019 yılları arasında Türkiye’de gerçekleştirilecek konuya ilişkin bir dizi faaliyetin açılış etkinliği niteliğinde düzenlenmektedir.</p>
<p>Program<br />
18.00 – SEHAK Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Levent<span class="text_exposed_hide">&#8230;</span><span class="text_exposed_show"> Şensever’in sunumu<br />
18.15 – Bursa Nilüfer Belediyesi yetkilisinin konuşması<br />
18.30 – Kapanış ve kokteyl</p>
<p>Not: Kokteyl süresince arka planda “Anne Frank – Kısa bir Yaşam” adlı belgeselin gösterimi yapılacaktır (İngilizce – Türkçe altyazılı)</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Düzenleyen Kurumlar: Sivil ve Ekolojik Haklar Derneği ve Anne Frank House</span></p>
<p><span class="text_exposed_show">Destekleyen Kurumlar: Etkinlik, Hollanda Ankara Büyükelçiliği ve Bursa, Nilüfer Belediyesi’nin finansal ve teknik desteği ile gerçekleştirilmektedir.</span></p>
<h6><span class="text_exposed_show">Web sitesi: <a href="https://l.facebook.com/l.php?u=http%3A%2F%2Fwww.sehak.org%2F&amp;h=ATPAN1p8sGFe7TzvQz-rMlvAQ9MNMjMSQYjYLfzV0zJUT1RrEDVqOxZMhwhqPrfvUAZ2N4xAycmjDX9hIJZaqeoXlED6SYJWw_jZ8Pmi4BGl4WLSEvISF0RyqXTKU4Ye_oCbSGE&amp;enc=AZNUxDLexsDTbabls4Kwo9hNQ1MJfAUpCi3jbqQmPGIS-A-ZbEyKCU21uTDphOeau4A&amp;s=1" target="_blank" rel="nofollow nofollow">sehak.com</a></span></h6>
<h6><span class="text_exposed_show">Facebook: <a href="http://www.facebook.com/anne.frank.turkiye" target="_blank">Anne Frank Türkiye</a></span></h6>
<h6>Facebook etkinliğine ulaşmak için <a href="https://www.facebook.com/events/157399124774019/" target="_blank">tıklayın</a></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/02/anne-frank-gunumuz-icin-bir-tarih-sergisi-acilisi/">“Anne Frank – Günümüz için bir Tarih” sergisi açılışı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
