<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>seçil öznur yakan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/secil-oznur-yakan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/secil-oznur-yakan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 24 Jan 2018 09:31:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>seçil öznur yakan arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/secil-oznur-yakan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2017 13:25:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Pedal]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Büyükkafes]]></category>
		<category><![CDATA[Detta Regan]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Follow the Women]]></category>
		<category><![CDATA[FTW]]></category>
		<category><![CDATA[Jülide Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Kılıçel]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Oktay]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[seçil öznur yakan]]></category>
		<category><![CDATA[Seçil Zor]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyma Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşim Tın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19647</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Follow the Women; “Barış için Pedal”- Ortadoğu’da süregiden savaşa dikkat çekmek, Suriye ve Filistin kamplarında yaşayan insanların sıkıntılarını dile getirmek için bu yıl yedinci kez düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar Lübnan’ın farklı bölgelerini bisikletle dolaştı. 16 ülkeden 120 kadının katıldığı etkinlikte Türkiye’den Seçil Öznur Yakan, Özlem Oktay, Nur Kılıçel, Şeyma Şahin, Seçil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/">Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Follow the Women; “Barış için Pedal”- Ortadoğu’da süregiden savaşa dikkat çekmek, Suriye ve Filistin kamplarında yaşayan insanların sıkıntılarını dile getirmek için bu yıl yedinci kez düzenlendi. Dünyanın dört bir yanından gelen kadınlar Lübnan’ın farklı bölgelerini bisikletle dolaştı. 16 ülkeden 120 kadının katıldığı etkinlikte Türkiye’den Seçil Öznur Yakan, Özlem Oktay, Nur Kılıçel, Şeyma Şahin, Seçil Zor, Jülide Arslan, Burcu Büyükkafes ve Yeşim Tın da yer aldı.</p>
<p>Etkinlik için kısa bir bilgi vermek gerekirse;“Follow The Women” (FTW) farklı ırklardan ve farklı geçmişlerden gelen insanlar arasında iyi ilişkiler geliştirilmesi, eğitimin ilerletilmesi, eşitlik ve çeşitlilik konusunda farkındalığın artırılması için yaptıkları faaliyetleri desteklemek için kuruldu. FTW, 2001&#8217;de  &#8216;Yılın Avrupalı Kadını ve Nobel Barış Ödülü&#8217; adayı Detta Regan’ın fikri eseri olup, ilk kez 2004 yılında Lübnan, Suriye ve Ürdün&#8217;de, bölgedeki şiddetin son bulması ve barış için tüm dünyadan 270 kadının katılımıyla gerçekleştirildi. 2008’de ise FTW İngiltere’de kayıtlı/resmi bir yardım kuruluşu oldu.  Türkiye&#8217;den etkinliğe katılan kadınlara yaşadıkları deneyimleri Sivil Sayfalar&#8217;a anlatmalarını istedik.</p>
<p><strong>&#8220;Kadınlar tek vücut, tek dil olmuştu&#8221;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_19844" aria-describedby="caption-attachment-19844" style="width: 267px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-19844" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/WhatsApp-Image-2017-10-12-at-10.12.35.jpeg" alt="" width="267" height="150" /><figcaption id="caption-attachment-19844" class="wp-caption-text">Özlem Oktay</figcaption></figure>
<p>Özlem Oktay: Yaklaşık iki saat süren uçak yolculuğumuzun ardından Beyrut’a indik. Havaalanında bizi &#8216;Beyrut By Bike&#8217; ekibi ‘hoş geldiniz’ bayraklarıyla ve coşkuyla karşıladı. Otele vardığımızda Beyrut By Bike başkanı Jawad Sbeity ve organizatör Detta Regan ile tanıştık. Turun amaçlarından, geçmiş deneyimlerinden, sponsorlardan ve tur boyunca dolaşacağımız güzergâhlardan bahsedildi.</p>
<p>Tur başlama noktası Trablus’a geçtiğimizde önce Trablus Kalesi’ni, eski Trablus çarşısını, tarihi caddelerini ve hamamlarını dolaştık. Onlarca hamama sabun temin etmek için el yapımı üretim yapan tarihi Khan-Al Saboun fabrikasını ziyaret ettik ve zeytinyağlı sabunları, cilt maskelerini denedik. Ertesi gün geleneksel Trablus yerel dansları ve konuşmaların ardından,  şiddet kurbanları için saygı duruşunda bulunuldu sonrasında ise Byblos’a varmak üzere 60 kilometrelik ilk sürüş için yola çıktık. ABD, İtalya, Fransa, Japonya, İran, Danimarka, İngiltere, Çin, İran, Filistin, Almanya, Polonya, Ürdün, Kuzey Kıbrıs ve Belçika’dan gelen kadınlarla tek vücut, tek dil olmuştuk bile. Sahil kıyısı boyunca güzel köylerden ve yollardan geçerken gördüğümüz bazı manzaralara hayranlıkla, savaş izlerini taşıyan yerlere ise şaşkınlıkla baktık. Evlerin ve otellerin çoğu boştu. Anlatılanlara göre, şu anda Lübnan da yaşayan nüfusun üç katı büyüklükteki bir nüfus başka ülkelerde yaşıyor.</p>
<p>Tur sonralarında diğer ülkelerden gelen kadınlarla sohbet ediyor hem kendi ülkelerimizi hem de Lübnan’ı değerlendiriyorduk. Bir sonraki gün rotamızı Lübnan’ın iç bölgelerinden Mokthara, Jezzine ve Ansar’a doğru çevirdik.</p>
<p>Bekaa Vadisi’ne geldiğimizde kum renginin hâkim olduğu evler, çorak topraklar ve sıra sıra mülteci kampları karşımıza çıkıyordu. Dışarıda &#8220;terör örgütü&#8221; kabul edilen Hizbullah, bu bölgede yaptığı okul ve hastanelerle ve fakirlere bedava sağladığı hizmetlerle biliniyor ve halk tarafından çok seviliyordu. Lübnan’ın güneyindeki Mleeta, dünyada eşi benzeri olmayan bir açık hava müzesine ev sahipliği yapıyor. Hizbullah Direniş Müzesi, Hizbullah’ın İsrail’e karşı devam eden mücadele tarihini ve geride bıraktıklarını, askerlerden kalan kaskları, botları, patlamamış bombaları ve devrilmiş askeri araçları kapsıyordu. Yığının merkezinde ise, namlusuna düğüm atılmış bir İsrail tankı duruyordu. Hizbullah lideri Nasrullah’ın ve direnişin anlatıldığı sunumun ardından oradan ayrılırken, Hizbullah bölgesinde asılı siyah, kırmızı ve yeşil bayraklar ve evlerden yükselen ilahi sesleri dikkatimizi çekti.</p>
<p>Sonraki gün ise mülteci kampı ziyaretine gidildi. Mülteci sorunu Lübnan’da daha vahim bir hal almış durumda. Uzun yıllardır İsrail&#8217;den kaçan 450 bin Filistinli sığınmacıya kapılarını açan Lübnan, şimdi de Suriyeli mülteciler için kamplar kuruyor. Lübnan’da 1 milyon 172 binden fazla Suriyeli sığınmacı bulunuyor. Yani, Lübnan nüfusunun yarısını mülteciler oluşturuyor. Savaş sonrası ekonomi ve turizmde önemli kayıplar veren ülke mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamakta çok zorluk yaşıyor. Filistinli mülteciler, altyapı ve sosyal imkanların çok kısıtlı olduğu kamplarda yaşarken geri kalanlar ise kamp çevresinde ve ülkenin farklı bölgelerinde yaşam mücadelesi veriyor. Altyapısı olmayan kamplarda, en büyük sorunların başında su ve elektrik sıkıntısı var. Kontrolsüz nüfus artışının hızla devam etmesi, eğitim ve sağlık imkanlarının yetersizliği ve istihdam çözülmesi gereken en büyük problemlerin başında yer alıyor.</p>
<figure id="attachment_19845" aria-describedby="caption-attachment-19845" style="width: 193px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-19845" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/WhatsApp-Image-2017-10-12-at-10.09.53.jpeg" alt="" width="193" height="257" /><figcaption id="caption-attachment-19845" class="wp-caption-text">Barış için pedal çeviren kadınlar Lübnan Başbakan&#8217;ı Saad Hariri ile birlikte.</figcaption></figure>
<p>Turun son günü Başbakan Saad Hariri tarafından ofisinde ağırlandık. Kısaca aktarmak gerekirse Hariri konuşmasında &#8220;Lübnan; bir arada yaşama, kültür, tarih ve güzellik ülkesidir ancak bazen kaos, acı ve sıkıntı dönemleri de yaşayabilir. Lübnan&#8217;da olduğunuzda, güzel şehirleri görebilirsiniz ve 18 farklı mezhep bulunmasına rağmen hepimiz birer kişi gibi yaşıyoruz, ancak bazen siyaset bizi bölüyor. Ülkenize döndüğünüzde, arkadaşlarınıza bu ülkenin ne kadar güzel olduğunu söylemelisiniz. Umarım ailelerinizle ve arkadaşlarınızla Lübnan&#8217;a geri dönersiniz” dedi.</p>
<p>“Kadınları Takip Et; Kadınlar Barış için pedal çeviriyor” turunu, her günü ayrı bir şehirde, harika manzaralar, lezzetli yemekler eşliğinde ve cesur kadınlarla tamamladığımız için çok mutluyum. Uğradığımız şehirlerde devlet erkanları ve yerel halk oldukça ilgi gösterdi. Yanımızda daima özel tim ve sağlık ekipleri vardı.</p>
<p>Şu an Lübnan’da kadınların tek başına, güvenli bir şekilde bisikletle dolaşması pek mümkün gözükmese de Beyrut, Byblos, Sidon, Baalbek gibi turistlik açıdan görülmeye değer yerler güvenle ziyaret edilebilir.</p>
<p><strong>&#8220;Dilerim ki, varlıklarımızla, pedal seslerimizle birkaç dakika da olsa bizleri selamlayan Lübnan halkına umut olabilmişizdir&#8221;</strong></p>
<figure id="attachment_19803" aria-describedby="caption-attachment-19803" style="width: 274px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-19803 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/ftw-2-1.jpg" alt="" width="274" height="206" /><figcaption id="caption-attachment-19803" class="wp-caption-text">Seçil Zor</figcaption></figure>
<p><strong>Seçil Zor:</strong>  Ortadoğu’da bisiklet turu fikrinin başlangıçta beni endişelendirdiğini itiraf etmem gerekir. Oysa ki, terörün ve diğer tehlikelerin artık yurdu, şehri olmadığını bizzat kendi ülkemde yaşadığım sıkıntılı süreçleri yeniden değerlendirdiğimde, FTW 2017 için hiç tereddütsüz hazırlık yapmaya karar verdim. Amacımız dünyanın dört bir yanından barış mesajları getirebilmekti. “Peace from Turkey” diyerek selamlaşmak benim için bir merhaba kadar sıradan olmuştu. Yol aldığımız şehirlerde bizleri selamlayan çocuklar için kısa süreli farkındalık yaratabilmiş olmayı umuyorum. Yaşam koşulları sebebiyle hayatında sadece ihtiyaçları dışında başka ihtiyaçlarının da olabileceği ihtimalinden yoksun olduğunu düşündüğüm kadınlar için farkındalık yaratabilmiş olduğumuza yürekten inanıyorum. Ortadoğu’nun her an kıvılcım alıp tutuşabileceğini düşündüğüm coğrafyasına bisikletimle birlikte birkaç gün de olsa özgürlük fikrini getirmiş olabilmeyi istiyorum.</p>
<p>Geçmişte Suriye’ye gidememiş ve sonrasında da görülecek bir Suriye’nin kalmamış olması acısını içimde hep taşıyorum. Bu sebeple FTW 2017, Lübnan’ı görebilmek için tek şansım olabilirdi. Ülkelere bu gözle bakıyor olmaktan dolayı büyük utanç duyuyorum ancak küreselleşen dünyanın politik toplantı masalarında hangi ülkelerin nasıl paylaşıldığını bizler ancak uzaktan izleyerek öğrenebiliyoruz. Dilerim ki varlıklarımızla, pedal seslerimizle birkaç dakika da olsa bizleri selamlayan Lübnan halkına umut olabilmişizdir.</p>
<p><strong>&#8220;Kadınlardır barışı getirecek dünyaya</strong>&#8221;</p>
<figure id="attachment_19804" aria-describedby="caption-attachment-19804" style="width: 187px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-19804" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/IMG_20171001_100818.jpg" alt="" width="187" height="249" /><figcaption id="caption-attachment-19804" class="wp-caption-text">Burcu Büyükkafes</figcaption></figure>
<p><strong>Burcu Büyükkafes:</strong> Tura katılmamdaki en buyuk etken yarış için değil barış için pedallıyor olmamızdı; hem de sadece kadınlarla; ki kadınlardır barışı getirecek dünyaya&#8230;</p>
<p>Lübnan&#8217;da bisiklet sürmek; şehirler değiştikçe yaşamların değişmesi, inançların değişmesi, çöplerin aynı kalması, insanın aynı kalması.. Lübnan&#8217;dan dönerken Beyrut Havaalanına girişte Avrupa ülkelerini batıya, Türkiye&#8217;yi doğuya yönlendirmeleri.. Ve benim yabancı kadın arkadaşlara; &#8220;Yes we are also middle east country&#8221;* deyip el sallamam!</p>
<p>Ve şu an fark ediyorum ki, Lübnan&#8217;da bisiklet sürerken hiç taciz yaşamadık; hatta kadınlarla, erkeklerle ve çocuklarla yollarda hep selamlaştık, kötü bakışlara maruz kalmadan&#8230; Kadın ve bisiklet: özgürlük&#8230;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> &#8220;Bu bir barış sürüşü&#8221;</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19843 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/oznur-yakan-secil.jpg" alt="" width="145" height="182" />Seçil Öznur Yakan</strong>: Turistik bir gezi olarak Lübnan&#8217;a gidebilir ve çok da güzel vakit geçirebilirsiniz. Birkaç kafe, restoran, tarihi noktalar, deniz ve de gece hayatı. Beyrut&#8217;tan herhangi bir tatil anılarıyla dönebilirsiniz. Follow The Women turistik bir gezi değil. Ülkeyi kuzeyden güneye kat etsek, tarihi yerlerini rehberler eşliğinde gezsek de, bu bir barış sürüşü. Bir hafta boyunca dünyanın farklı ülkelerinden kadınlarla beraberdik. Hem Lübnan&#8217;ı, Ortadoğu&#8217;yu tanımaya çalıştık, hem de kadınlar olarak birbirimizi. Aynı masada bir yanımızda ülkesinin işgale uğradığını düşünen biri varken, diğer yanda işgalci ülkeden bir kadın vardı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Evet, ne de olsa biz de bir Ortadoğu ülkesiyiz.</p>
<p>Not: <a href="https://www.sivilsayfalar.org/follow-the-women-2017-lubnan-soylesisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Follow the Women etkinliğine katılan kadınlar  9 günlük tur deneyimlerini paylaşmak amacıyla 8 Kasım’da  Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK) olacak.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/03/turkiyeden-sekiz-kadin-baris-icin-lubnanda-pedal-cevirdi/">Türkiye’den sekiz kadın barış İçin Lübnan’da pedal çevirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Bisiklet Dağıtmak ve Kalitesiz yollar Yapmakla Bisikletli Hayata Geçilemiyor”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/bisiklet-dagitmak-ve-kalitesiz-yollar-yapmakla-bisikletli-hayata-gecilemiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jun 2017 13:27:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletli Kadın İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Bisikletli Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[pınar pinzuti]]></category>
		<category><![CDATA[seçil öznur yakan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16047</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en geniş katılımlı bisiklet buluşması Velo-city 2017, bu yıl Türkiye’den iki kadın bisiklet aktivistini ağırladı. Pınar Pinzuti ve Seçil Öznur Yakan. Türkiye’de bisikletli kadın olmak konusunda konuşma yapan Pınar ve Seçil ile konferans gözlemlerini konuştuk. Velo-city 2017, 13-16 Haziran arasında, Hollanda’nın Nijmegen şehrinde yapıldı. Konferansta 100&#8217;den fazla oturum, 200&#8217;ü aşkın konuşmacı yer aldı. Yaklaşık 40 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/bisiklet-dagitmak-ve-kalitesiz-yollar-yapmakla-bisikletli-hayata-gecilemiyor/">“Bisiklet Dağıtmak ve Kalitesiz yollar Yapmakla Bisikletli Hayata Geçilemiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dünyanın en geniş katılımlı bisiklet buluşması Velo-city 2017, bu yıl Türkiye’den iki kadın bisiklet aktivistini ağırladı. Pınar Pinzuti ve Seçil Öznur Yakan. Türkiye’de bisikletli kadın olmak konusunda konuşma yapan Pınar ve Seçil ile konferans gözlemlerini konuştuk.</strong></p>
<p><span id="more-16047"></span></p>
<p>Velo-city 2017, 13-16 Haziran arasında, Hollanda’nın Nijmegen şehrinde yapıldı. Konferansta 100&#8217;den fazla oturum, 200&#8217;ü aşkın konuşmacı yer aldı. Yaklaşık 40 ülkeden ve tüm kıtalardan gelen konuşmacı ve izleyiciler bisikletin ulaşım, şehrin paylaşımı, dezavantajlıların katılımı, ayrımcılık, toplumsal cinsiyet, teknolojiyle entegrasyon, altyapı, karar vericilerin rolleri ve tutumları gibi pek çok boyutunu tartışma ve birbirlerinin tecrübelerini dinleme fırsatını buldu. Konferans, konusuna da uygun olarak sadece kapalı salon tartışmalarından ibaret olmadı. Hollanda&#8217;nın Amsterdam, Nijmegen, Arnhem, Groesbeek şehirlerine yapılan saha ziyaretleri ile oldukça zengin bir içerik sundu.</p>
<p>Bisiklet dünyası için Hollanda, devrimini tamamlamış ülke olarak görülüyor. &#8220;Hollanda tecrübesi&#8221; olarak adlandırılan bu durumu, yani işe, okula, alışverişe bisikletle gidip gelmeyi nasıl yüzde50&#8217;nin üzerine çıkardıklarını anlamak için derin gözlemler ve analizler yapılıyor. Katılımcılar, konferansın saha gezilerinde hem bu durumu gözlemlediler hem de bisikletin trenler ve metrolar başta olmak üzere toplu taşımaya nasıl başarıyla entegre olduğunu görme fırsatı buldular. Konferans katılımcıları arasında Türkiye’den bisiklet odaklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, İstanbul belediyesinin temsilcileri ve bisiklet aktivistleri vardı. Türkiye&#8217;den katılan Seçil Öznur Yakan ve Pınar Pinzuti &#8220;Bisiklet ve Toplumsal Cinsiyet&#8221; konulu bir oturumda Türkiye&#8217;de bisikletli kadın olma tecrübelerini anlattıkları birer konuşma yaptılar.</p>
<p>Pınar Pinzuti, yazdığı &#8216;Bisikletizm&#8217; blogu binlerce kişi tarafından takip edilen, ayda 30 bin üzerinde okunan yazılar yazan, uzun süre İzmir’de yaşadıktan sonra şimdi hayatını İtalya&#8217;nın Milano kentinde sürdüren bir bisiklet aktivisti ve kanaat önderi. Seçil Öznur Yakan ise Bisikletli Kadın İnisiyatifi’nin kurucularından. Uzun süredir hem bir bisiklet aktivisti olarak konuya katkıda bulunuyor hem de mühendis olarak çalıştığı özel sektörden vazgeçerek bisiklet sektörüne yatırım yapan bir girişimci olarak hayatını sürdürüyor.</p>
<p>Her ikisi de uzun süredir Velo-city konferanslarını izleyen bisiklet aktivistleri. Bu yıl ise yalnızca katılımcı olarak değil konuşmacı olarak da konferansın bir parçası oldular. Konuşmacı oldukları oturumda bisikletli kadınların, ayrımcılıkla mücadelede, kamusal alana eşit yurttaşlar olarak katılmada, kadının güçlenmesinde nasıl bir rol oynadıklarını, bisiklet dünyasının erkek suretini nasıl değiştirdiklerini anlattılar. Konferans tecrübelerini ve Türkiye’de bisikletli kadın olmaya dair yaptıkları konuşmaları kaleme alacakları yazılardan okuyacağız. Biz Pınar ve Seçil ile konferansın neleri tartıştığını ve Türkiye’ye ne mesajlar verdiğini konuştuk.</p>
<p><strong>“Avrupalılar &#8216;bisiklet var mı yok mu&#8217; konusunu geçmiş, bisikletli hayatımızı nasıl daha iyi hala getiririz, onu konuşuyor”</strong></p>
<p><strong>-Ben size konuşmacı olduğunuz oturumun dışındaki gözlemlerinizi sormak istiyorum.  Konferansta hangi tartışmalar öne çıktı ve bunlar önceki konferanslardan hangi açılardan farklılaştı? </strong></p>
<p><strong>Seçil Öznur Yakan</strong>: İki başlık belki. Avrupalılar (Hollanda, Danimarka başta olmak üzere) başka şeyler konuşuyorlar. Bisiklet var mı yok mu konusunu geçip, bisikletli hayatımızı nasıl daha iyi hala getiririz diyorlar. &#8216;E-uygulamalar&#8217;, güneş ışığı ile çalışan yollar, bisiklet otoyolları, park yerleri, turistlerin şehre adaptasyonu gibi.</p>
<figure id="attachment_16170" aria-describedby="caption-attachment-16170" style="width: 303px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16170 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/secil-oznur.jpg" alt="" width="303" height="170" /><figcaption id="caption-attachment-16170" class="wp-caption-text">Kaynak: cevap.tv</figcaption></figure>
<p>Bizim henüz içinde olamadığımız diğer grup ise bisikletin çözüm olacağını görüp bu konuda çalışmaya başlamışlar. Bisiklet yolunu paylaşım sistemleri ile aynı anda yaparak, yolların kullanılır olmasını sağlıyorlar. Biz ise üçüncü gruptayız: şu kadar kilometre yol yaptık diyen grup ama bununla beraber ne bisiklet hakları konusunda halkı eğitmek var  ne de yolun kalitesine/kullanılabilirliğine dikkat etmek.</p>
<p>Diğer başlık ise, bisikletin aslına dönmek&#8230; Şehri daha insan yapmak. Bütün bu altyapı, teknoloji dışında, bisikleti ülkenin kültürü haline getirmek. Bir oturumda şöyle dendi: &#8220;Bisiklet sürmek, Hollandalılar&#8217;ın DNA&#8217;sında yok. Hollanda kültürünün DNA&#8217;sının bir parçası.&#8221; İçten içe hepimiz Hollandalı değil ama bu bisiklet cennetini yaratan bakış açısının bir parçası olmak istiyoruz.</p>
<p><strong>Pınar Pinzuti:</strong> Velo-city, global bisiklet zirvesi olarak kabul ediliyor olsa bile aslında hareketli ulaşım şekillerine yoğunlaşan bir konferans. Bisikletin bir araçtan çok bir erişim şekli olarak görülmesi benim en çok beğendiğim yanlarından birisi. Bisiklet, sadece bir bisiklet değildir söyleminin altı sık sık çizilir. Çünkü bisiklet dendiğinde aslında onu kullanan insandan bahsedilir. Dolayısıyla tüm konuların çıkış noktası insandır.</p>
<p>2013 yılında Velo-city konferansında Münih, Zürih ve Viyana Belediye Başkanları şehirlerindeki bisiklet yolu toplam kilometresi ve bisiklet kullanım oranı ile birbirleri ile yarışırken, bu yıl Velo-city konferansında kamusal alanın demokratik ve eşit paylaşımı konuşuldu.  Bilgisayar başında harita üzerinde yaşam ve ulaşım alanı tasarlamak yerine gözlem ve ölçün teknikleri kullanarak yapılan tasarımların kullanıcı odaklı olduğu, bir çözümün kalıcı olarak kullanılmaya başlamadan önce mutlaka kullanıcı deneyiminin değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Global liderlerin vizyonlarının lokal çözümlerle hayata geçirilmesi ise gezegenin geleceği için yadsınamaz bir zorunluluk.</p>
<p><strong>“Bisikletin değil &#8220;bisiklet kullanıcısının&#8221; ihtiyaçlarını karşılayacak tasarım, yatırım ve iletişim&#8221;</strong></p>
<p><strong>-Bu konferansta ak</strong><strong>ı</strong><strong>ll</strong><strong>ı</strong><strong> teknolojiler, e-bisikletler, paylaşım sistemleri kendini fazlasıyla g</strong><strong>ö</strong><strong>stermiş durumda. Ne dersiniz, bisiklet dünyasında yeni bir dönem mi açılıyor?</strong></p>
<p><strong>Pınar Pinzuti</strong>: Velo-city, aktif ulaşım şekli olan, yaya ve bisiklete odaklı bir konferans. Her geçen gün kalabalıklaşan metropoller, iklim değişikliği ve kısıtlı doğal kaynaklar şehirleri daha akıllı yönetmeyi gerektiriyor. Teknolojik gelişmeler bize inovatif çözümler sunuyor. Kaynakların verimli kullanımı için farklı alternatifler geliştiriliyor.</p>
<figure id="attachment_16171" aria-describedby="caption-attachment-16171" style="width: 900px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16171 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/pinarpinzuti-e1498310579182.jpg" alt="" width="900" height="620" /><figcaption id="caption-attachment-16171" class="wp-caption-text">Kaynak: bisikletizm</figcaption></figure>
<p>Bisikletin değil &#8220;bisiklet kullanıcısının&#8221; ihtiyaçlarını karşılayacak tasarım, yatırım ve iletişimin toplumda davranış değişikliğini beraberinde getireceğini anladık. Şehirlerin hedeflerinin çocukların ve yaşlıların hareket özgürlüğünün olduğu yaşam olarak tasarlanması olduğunu anladık.</p>
<p>&#8216;E-bike&#8217;, kargo bisiklet, katlanır bisikletler farklı ihtiyaçları karşılayacak araçlar olarak sık sık gündeme geldi. Ülkemizde son bir yılda dağıtılan yüz binlerce bedava bisikletin verimli bir hareketlilik çözümü ve teşviki olmadığını konferans sırasında yeniden anladım. Bisiklet paylaşım sistemlerinin akıllı telefon uygulaması ile birleştiğinde hayatı kolaylaştıran bir ulaşım çözümü olduğunu Velo-city Konferansı süresince deneyimledik. Dilediğimiz noktadan aldığımız bisikleti işimiz bittiğinde istasyonlara bağımlı olmadan dilediğimiz yerde bıraktık. Serbest dolaşıma sunulan bisikletler ihtiyacı karşıladı ve bir şeyi kullanmak için ona sahip olmak zorunda olmadığımızı gösterdi.</p>
<p><strong>Seçil Öznur Yakan:</strong> Dünya değişiyor, insanların ihtiyaçları da. Buna bağlı olarak yönetim tarzları da değişmeli. Belediye sadece çöp toplamakla yetinemez artık, çöpü geri dönüştürmeli de. Şehir, artık insanların toplandığı yerler değil. Bir şehir içinde binlercesi var. Belki de her insan kendi içinde bir şehir. Hepsinin ihtiyacı nasıl karşılanacak? İki teker yetmiyor. İki teker yanına bir çocuk koltuğu, römork, kargo aparatı, elektrik, engelli bisikleti vs. gerekiyor. Bisikletlilerin soruları da değişiyor: <em>Hangi bisikletimle güne başlasam, yolum, park yerim, beni yönlendirecek uygulamalar neler vs.</em></p>
<p><strong>“Otomobil odaklı tasarlanmış şehirler insan dostu olamaz, otomobil kullanıcısının sosyalleşme anı ise otopark değnekçisi ile selamlaştığı andan öteye gidemez”</strong></p>
<p><strong>-Kimler buluştu konferansta, hangi profilden ve sekt</strong><strong>ö</strong><strong>rden katılımcılar vardı?</strong></p>
<p><strong>Pınar Pinzuti</strong>: Velo-city konferansında ulaşım üzerine çalışan herkes için bilgi ve deneyim vardı. Belediye başkanları arasında yapılan oturumlar, politikacılar ile düzenlenen tartışmalar, STK&#8217;ların kampanyaları, özel sektörün sunduğu çözümler faydalıydı. Benim en çok beğendiğim oturumlar ise bir politikacının veya belediye başkanının <em>&#8220;bizim pozisyonumuzdaki insanları şu yolları kullanarak bisikletli ulaşıma para ayırmaya ikna edebilirsiniz&#8221;</em> diyerek yol göstermeleriydi. 40 ülkeden gelen sivil toplum gönüllüleri toplum için yaptıkları farkındalık çalışmalarını ve yerel yönetime kendilerini nasıl fark ettirdiklerini aktardılar. Deneyim paylaşımı çok değerliydi.</p>
<p>Şehirler insanların birleştiği yerler sokaklar ise buluşma noktalarıydı. Türkiye&#8217;de şehirlerimiz insanların birbirlerinden uzaklaştıkları yerler haline geliyor. Yüksek apartmanlar, şehrin ortasından geçen üç şeritli yollar, yoldaki bariyerler, kaldırımsız sokaklar, adım başı park etmiş otomobiller insanların bir araya gelmesinin önündeki engeller. Görmediğiniz insanlar bir süre sonra yabancılara dönüşür. Otomobil odaklı tasarlanmış şehirler insan dostu olamaz, otomobil kullanıcısının sosyalleşme anı ise otopark değnekçisi ile selamlaştığı andan öteye gidemez.</p>
<p><strong>“</strong><strong>Türkiye direnmeyi bırakmalı. Bisiklet dağıtmak ve de kalitesiz yollar yapmakla olmuyor, planların içine girmeli ve okullarda öğretilmeye başlanmalı.” </strong></p>
<p><strong>-Peki, Velo-city konferans</strong><strong>ı</strong><strong> T</strong><strong>ü</strong><strong>rkiye&#8217;ye ne mesajlar verdi sizce?</strong></p>
<p><strong>Seçil Öznur Yakan</strong>: Konferans, Türkiye&#8217;ye de dünyaya da şu mesajı verdi bence: “Bisikletli yaşam, çevre ve sağlık yanında ekonomidir de” Bundan kaçış yok. Türkiye de direnmeyi bırakmalı artık. Bisiklet dağıtmak ve de kalitesiz yollar yapmakla olmuyor bu. Planların içine girmeli ve okullarda öğretilmeye başlanmalı.</p>
<p><strong>Pınar Pinzuti</strong>: Bisiklet, şehirlerimizin en önemli sorunlarının çözümü. Sadece bir ulaşım şekli değil, aynı zamanda sağlıklı olmanın ve kaynak tasarrufunun da bir yolu. Ülkemizde bir an önce insan odaklı şehir ve ulaşım planlanmalı. Bisiklete binen herkes bisiklet üstünde kendisini özgür hissettiğini söyler. Ancak ne yazık ki ülkemizde herkes bisiklete binme özgürlüğüne sahip değil.</p>
<p>Velo-city 2018 yılında Rio&#8217;da yapılacak. Güney Amerika ülkeleri deneyimlerini paylaşacaklar. Umarım Türkiye&#8217;den politikacılarımızı, yerel yönetim temsilcilerimizi orada görebiliriz.</p>
<p>Ana görsel: Terminal2</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/bisiklet-dagitmak-ve-kalitesiz-yollar-yapmakla-bisikletli-hayata-gecilemiyor/">“Bisiklet Dağıtmak ve Kalitesiz yollar Yapmakla Bisikletli Hayata Geçilemiyor”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
